Bugün Vehbi Koç hakkında, bazı saçma iddialara denk geldim. Yapılan sözde espiri üzerinden, adam ve ailesi hakkında/*"Yahudiydi"*/ askerlik bile yapmadı. Ondan zengin oldu. Gibi iddialar gördüm! Vehbi Koç askerliğini, İstiklal harbi dönemi, 1921 de yapmıştır. Askerlik yeri de, Ankara muhafız alayı olup. Fotoğraf da gördüğünüz askerlerden, en soldaki. Ayakta duran genç, bizzat kendisidir. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Benim zaman içerisinde guruplarda yayınlamış olduğum epostalardan bir demet bulacaksınız
23 Haziran 2026 Salı
Casusluk davasının anatomisi
Casusluk davasının anatomisi
2026-05-19T02:00:00.000+00:00
Silivri’de geçen hafta (11 Mayıs) başlayan ve üç gün boyunca devam eden ‘’casusluk’’ kumpası davası, daha ilk celsede çöktü. Siyasal İslamcı iktidarın 24 yıllık kazanımlarını kalıcılaştırmak ve ömrünü uzatmak için kalkıştığı 19 Mart darbesinin ikinci etabı olan ‘’casusluk’’ davasında, onlar bizi değil, biz onları yargıladık.
Emperyalizm ile kirli bir işbirliği içinde olan halk düşmanlarının yurtseverleri casuslukla yargılayamayacağını ilan ettik. Ben bir ‘’karşı iddianame’’ olarak duruşmada açıkça tanımladığım savunmamda, bu tavrı netlikle ortaya koydum. Ekrem İmamoğlu siyasal bir savunma yaparak, hesap sorulacağını ve darbeciliğin zaman aşımı olmayacağını belirtti. Necati Özkan’da benzer bir savunma yaptı. Davada inisiyatif bizdeydi.
DEVLETE ÇALIŞMIŞ
Davanın sürprizi Hüseyin Gün oldu. Gün itirafçı olmadığını belirterek, kimseye ‘’casusluk iftirası’’ atmadığını söyledi. Etkin pişmanlık başvurusu yapmadığını, savcının bu konuda kendisini yönlendirmeye çalıştığını ifade etti. Davası 2014-17 arasında Türkiye adına yurtdışında lobi faaliyeti yürüttüğünü, bu konuda Fuat Oktay imzalı bir yetki belgesi bulundurduğunu da açıkladı. Daha önce başkanlık müsteşarı olan Fuat Oktay, bilindiği gibi 2023 yılı Mayıs ayına kadar Cumhurbaşkanı yardımcılığı yapmıştı. Halen AKP’den Milletvekili. Gün ayrıca FETÖ’ye karşı mücadelede de görev aldığını belirtiyor ve kendisini Jön Türk felsefesine inanan bir Atatürkçü olarak tanımlıyor.
Hüseyin Gün, savcılığın ‘’etkin pişmanlık’’ diye nitelendirdiği ifadesinde ise (ikinci ifade) ne kendisinin casus olduğunu kabul ediyor ne de bizi suçluyor. Bu tutumunu mahkemede de sürdürdü.
Yani hiç birimiz gerçek anlamda tanımadığı bir iş insanı olan ve teknoloji yatırımcılığı yapan Gün, deyim uygunsa ‘’devletin adamı’’ çıktı. Ancak bir dönem hizmet ettiği bu devlet onu harcamıştı! Gün bunun nedenini anlamaya çalışıyordu. İngiltere’de yetişmiş felsefi ve ideolojik bakımdan AKP’li olmayan seküler milliyetçi bir profil çiziyordu.
AMAÇ TELE1’İN SATILMASIDIR
Dolayısıyla biz (özellikle ben) onu değil daha çok Tele1 izleyicisi ve destekçisi olan manevi annem dediği, Atatürkçü (laiklik hassasiyeti yüksek) yaşlı bir kadın olan ve 2022’de yaşamını yitiren Seher Alaçam’ı tanıyorduk. Gün’ü Seher Alaçam aracılığıyla ile tanımış denk geldikçe ayaküstü 5-6 kez gündeme ilişkin sohbet etmiştim, o kadar. Zaten kendisi de farklı bir şey söylemiyor ifadesinde.
Duruşmanın ayrıntılarına girmeyeceğim, çokça haber yapıldı, hakkında yazılar yazıldı, yorumlar yapıldı, televizyon programlarında tartışıldı. Ancak iddianameyi neredeyse satır satır çürüterek paramparça ettiğimizi söyleyebilirim. Özellikle avukatlarımız da- ki avukatlarımız iyi hazırlanmıştı- davanın seyrini belirledi. Buna karşın, mahkeme iktidar korkusu ile tahliye kararı vermeye cesaret edemedi. Duruşmayı 6 Temmuz’a erteledi.
Bu kumpasın asıl amacı Tele1’i susturmak olduğu için, onun satışı tamamlanmadan bir karar verilemedi. Tele 1, 17 Haziran’da ihale yoluyla satışa çıkarılıyor. İlk hedef Tele1’e el koyup beni ve arkadaşlarımı susturmaktı. İkinci amaç ise 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek İmamoğlu için yedek bir imha davası oluşturmaktı. Mahkeme ara karar için (tahliyeler vb.) Tele1’in satılmasını bekliyor. Hadise budur.
İFTİRA ATMAYA ZORLANMIŞ
Hüseyin Gün, ağır bir tecrit altında tutuluyor. İfadelerinde ve mahkeme savunmasının satır aralarından anladığım kadarıyla, bize karşı ifade vermesi için savcılar tarafından hayli zorlanmış. O bunu savunmasında ‘’ben kimseye casusluk iftirası atmadım’’ diye belirtti. Yaklaşık bir yıldır neredeyse kimseyle görüştürülmemiş. Aynı cezaevinde olmamıza karşın, hiç karşılaşmadık, hiç haberleşmedik. Ziyaretler, avukat görüşmeleri ve benzeri cezaevi hareketlilikleri sırasında denk gelmedik. Kendisini duruşma başladıktan sonra ilk kez duruşma salonunda gördük. Duruşmaya ayrı ayrı getirildiğimiz gibi, salonda da ayrı oturtulduk. Ben, İmamoğlu, Özkan yan yana oturduğumuz ve duruşmada rahatça konuşabildiğimiz halde Hüseyin Gün bir arka sırada ve ayrı bir güvenlik önlemi alınarak oturtuldu. Dolayısıyla duruşma salonunda da konuşamadık. Sadece selamlaştık.
HUKUKSUZ ZORLAMA SÜRÜYOR MU?
Bu tablo, Hüseyin Gün’e bizim aleyhimize ifade vermesi, yani iftira atması için baskı yapılmaya devam edildiğini gösteriyor. Türkiye hukuk düzenini pek tanımayan ve uzun süre yurt dışında yaşadığı için ülke içinde yakınları ve pek arkadaşı olmayan Gün’ün savcılar tarafından yanıltıldığı da ortaya çıktı. Zengin bir iş insanı olduğu anlaşılan Gün’ün tek avukat ile temsil edilmesi de dikkat çekiyor. Avukatının yaptığı tek dikkat çekici iş, hükümettin verdiği (devletin de diyebiliriz) yetki belgesini mahkemeye sunmak oldu. Belge Fuat Oktay tarafından yalanlanmadı bu arada. (En azından 16 Mayıs 2026 itibarıyla yalanlanmış değil)
Anlaşıldığı kadarıyla daha önce iftira atması için baskı yapılan ve yönlendirmeye çalışılan Hüseyin Gün üzerindeki bu baskı devam ediyor. Duruşmada da söyledim, buradan da tekrar etmek istiyorum; ortaya çıkacak (örneğin tahliye vaadiyle alınacak) yeni bir ifadenin hukuken hiçbir değeri olmayacaktır. Bunları Hüseyin Gün ile konuşamadık, durumu tam olarak bilmiyoruz. Ama tablo ve olgular olayı açıkça ortaya koyuyor. Ahlak ve hukuk dışı bir darbe davası yürütmeye çalışıyorlar. Sonuç olarak; ‘’casusluk’’ davası, Amerikancı-İslamcı iktidarın tükenişidir. Bu kumpas ‘’bir suçüstü’’ halidir.
Belli ki, baskıyı artıracaklar. Ancak zorbalığa ne biz ne de bu halk boyun eğmeyecek. İktidar önce halkın önderlerini, aydınlarını, siyasetçilerini ve örgütlerini etkisizleştirerek yaratacağı korku iklimi ve baskıyla siyasal ömrünü uzatmaya çalışıyor. Fakat olmayacak, başaramayacaklar.
TOPYEKÛN MÜCADELE
CHP’ye Yönelik saldırıların bütün ahlak normlarını zorlayarak sürdürülmesi de iktidarın kontrolü kaybettiğini gösteriyor. Ancak bu durum, iktidarın çılgınca işler yapacağının da işareti olabilir. CHP’ye operasyonlar ve belediyelere yönelik soruşturmalar belli ki devam edecek. Butlan davası yeniden harekete geçirilerek CHP’de bir iç çatışma ve siyasal parçalanma kışkırtılıyor. Ancak bu yolla sonuç almak artık zor. CHP’de böyle bir dinamik yok, bitti o iş!
Ancak bu saldırılara karşı topyekûn bir mücadele ve karşı hamle gerekiyor. Birleşik bir muhalefet bloku ve birleşik bir mücadele hattı oluşturmak yaşamsal önem taşıyor. Mücadeleyi yükseltmek ve toplumu bu mücadeleye dâhil etmek şart. CHP bugüne kadar elinde geleni yaptı. İktidarın ezberini bozan, onu kontrolsüz bir saldırıya yönelten de budur. Dolayısıyla CHP durduğun an kaybeder, ülke de kaybeder. Sol bu mücadeleye bütün gücüyle girmelidir. CHP’nin taşıyamayacağı bir yüke dönüşebilir saldırılar. Geniş bir demokratik- cumhuriyetçi cephe oluşturulmalıdır. Yeni döneme hazırlanmak lazım.
GÜÇ VERDİNİZ, VAR OLUN
Silivri’de yargılama sırasında üç gün boyunca bizi/beni yalnız bırakmayan, başta basın meslek örgütlerimize, siyasi partilere (CHP ve sol- sosyalist partilerimize), sendikalara, demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerine, gazeteci arkadaşlarıma, dostlarıma, yakınlarıma çok teşekkür ediyorum. Hepsini gördüm. Salon doluydu, ama tek tek selamlaşmaya, el sallamaya çalıştım. Dayanışma en büyük gücümüz. Nazmi Abi (Bilgin) o yaşında Ankara’dan kalkıp gelmiş, mahcup oldum.
Önce Tele1’i şimdi de Tele2’yi var eden arkadaşlarımı, gazetem BirGün’ü, her zaman destek veren Cumhuriyet, Evrensel, Sözcü gibi gazetelerimizi, yoldaşlarımızı ve sevdiklerimi mahkeme salonunda da olsa görmek benim için mutluluktu. Hukukçu dostlarımız avukat sıralarını doldurduğu gibi, Çorum Barosu’ndan bile gelen arkadaşlarımız vardı. Güç verdiniz, hepinize sevgilerimi sunuyorum, kalbim sizinle.
O güzel atlarımıza binip enginleri fethetme mücadelesine yine katılacağız. Ancak, benim ‘Rosinante’ sabırsızlansa da bu kez biraz bekleyecek gibi görünüyor. Bekleriz!
Güncel
https:// www.birgun.net/makale/casusluk-davasinin-anatomisi-713426
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Tarihte Bugün – 15 Ocak - İstanbul kaos içinde
*Tarihte Bugün – 15 Ocak - İstanbul kaos içinde* Mütareke döneminde, Osmanlı hükümeti ateşkes hükümlerine aykırı işler ve taşkınlık yapan azınlıkları, İtilaf Devletleri’nin İstanbul’da bulunan temsilcilerine bildiriyordu. Yine kendisine böyle bir şikâyet iletilen, İngilizlerin İstanbul’da bulunan temsilcisi, o zamanki unvanıyla İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe, 15-Ocak-1919’da Osmanlı Hükümeti’ne verdiği cevapta,/*“Savaşta yenildiniz. Ateşkes antlaşmasına göre yükümlülüğünüzün her bir zerresini yerine getirmedikçe, bize olan şikâyet yazılarınız kabul edilmeyecektir,”*/ dedi. Calthorpe, İngiliz Akdeniz Filosu Komutanı sıfatıyla 30-Ekim-1918’de Mondros Mütarekesi’ni imzalarken Türk muhatabı Rauf Bey’i (Orbay) öylesine kandırmıştı ki Orbay İstanbul’a dönüşünde,/*“Çok sevinçli bir dönem. Mondros Mütarekesi bir başarıdır. Devletimizin bağımsızlığı, milletimizin onuru tamamıyla kurtarılmıştır. Sizi temin ederim ki İstanbulumuza tek bir düşman askeri çıkmayacaktır,”*/ diyebilmişti. Oysa ki Calthorpe’un böyle bir garanti vermeye ne yetkisi ne de izni vardı. Sadece kelime oyunlarıyla saf rakibini avlayan Calthorpe’un, azınlıkların tacizkâr davranışlarını el altından kışkırtarak ve onların yaptıklarına göz yumarak İngiliz hesaplarına ne kadar hizmet ettiği ise, büyük bir soru işareti olarak sonraki yıllarda daha iyi anlaşılacaktı. Tarihte Bugün – 15 Ocak - İstanbul kaos içinde - https://www.ismetinonu.org.tr/tarihte-bugun-15-ocak/ Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------
22 Haziran 2026 Pazartesi
Varsayalım. Samsun'un Terme ilçesinin ex AK Partili belediye meclis üyesi Rümeysa Eker: şunları yazmış olsaydı..
Bir düşünün, hayal edin.
Bu Hafifmeşrep kadın şöyle konuşsaydı.
Ben genel ifadeler kullandım.
Bundan herkesin alınması gereksizdi.
Falan deseydi olur muydu?
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
--------------
Samsun'un Terme ilçesinin ex AK Partili belediye meclis üyesi Rümeysa Eker: şunları yazdı:
"Çok enteresandır; bu ülkede tefeciler Dincilerdir, emperyalistleri destekler; bu ülkede banka patronları Dincilerdir, emperyalistleri destekler; bu ülkede sex shop işletenler Dincilerdir, emperyalistleri destekler.
Bu ülkede sanatçıların (sözde) geneli Dincilerdir, emperyalistleri destekler; bu ülkede bar, pavyon, alkollü restoran, ocakbaşı vb. işletenler Dincilerdir, emperyalistleri destekler. Bu ülkede tüm aykırı tipler Dincilerdir, emperyalistleri destekler; bu ülkede 'elletirim, belletirim' diyenler Dincilerdir, emperyalistleri destekler; bu ülkede LGBT adı altında her türlü ibnelik yapanlar Dincilerdir, emperyalistleri destekler.
Bu ülkede dizi filmlerle toplumu türlü ahlaksızlıklarla manipüle edenler Dincilerdir, emperyalistleri destekler; bu ülkede kadını özgürlük naraları altında türlü pespaye pazarlarda reklam vb. altında pazara çıkaranlar Dincilerdir, emperyalistleri destekler. Bu ülkede p....kler Dincilerdir, emperyalistleri destekler; bu ülkede uyuşturucu tacirleri Dincilerdir, emperyalistleri destekler; bu ülkede yapılan her güzel işe takoz olanlar Dincilerdir, emperyalistleri destekler. Bu ülkede sadece İslam'a düşman, diğer bütün inanışlara saygı duyanlar Dincilerdir, emperyalistleri destekler.
Bu ülkede 100 yıl boyunca partisine ya hain ya da hırsız lider seçenler ve zıp zıp zıplayarak ülkenin kurtulacağını zannedenler Dincilerdir, emperyalistleri destekler. Bu ülkede seçimle gelemeyeceğini bilen ve her defasında İngiltere'ye ve Amerikalı abilerine koşanlar Dincilerdir ve emperyalistleri destekler.
Bu ülkede 'Muhammed olmasaydı Yorgo olurdunuz' diyenler ve en çok Yorgo'ya benzeyen, benzemek için kırk takla atanlar Dincilerdir ve emperyalistleri destekler. Bu ülkede zanaatın sadece heykelden ibaret olduğunu ve onu da yabancılara yaptırıp sanat diye satanlar Dincilerdir, emperyalistleri destekler.
Bu ülkede milletvekili olabilmek için karısını parti liderinin yatağına yollayan ve bu konu ayyuka çıkınca da onları cansiperane savunanlar Dincilerdir ve emperyalistleri destekler; bu ülkede tescilli hırsız için miting düzenleyen ve onu kurtarıcı olarak görenler Dincilerdir ve emperyalistleri destekler."
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Müyesser Yıldız: CHP operasyonunun hedefi: Anayasa değişikliği ve‘Orta Doğu Birleşik Devletleri’!..
Müyesser Yıldız: CHP operasyonunun hedefi: Anayasa değişikliği ve‘Orta Doğu Birleşik Devletleri’!..
25.05.2026
CHP’nin tepesine atılan güdümlü “mutlak butlan” füzesinin ilk sonuçlarından birisi, genel merkezin polis ablukasına alınması oldu. Şükür ki, askeri devreye sokmadılar!..
Bunlar yaşanırken bir açıklama yapan CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, “Saldırı altındayız. Suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Suçumuz AK Parti’yi yenmek.” dedi.
Kusura bakmasın, hiç de öyle değil. Ya “menzile” vardırılmak üzere olan büyük projeleri görmüyor ya da hâlâ emperyalistleri gücendirmemek için gerçekleri dillendirmiyor.
Atatürk’ün, “İki büyük eserim” dediği ne, biliyoruz: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve CHP.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hâli ortada. Son olarak hukuk ve demokrasi tabutuna, “baltanın sapı” misali, KK çivisi çakıldı!..
Cumhuriyeti kuran, Atatürk’ün partisinin bir önceki genel başkanı için bizzat partililerin “hain” sloganı atması, partinin kapısına polis gönderilmesi görülmüş, duyulmuş şeyler miydi? Bundan sonra hiçbir şey olmasa bile bunlar yeter de artar!..
LOZAN- ULUS DEVLETE KARŞI MEŞRUİYET VE MONARŞİ
Ama besbelli daha epey olacak var. Çünkü Bay Kemal’in, değil “feragat” edip tansiyonu düşürmesi, yangına büyük bir kin ve öfkeyle benzin taşıyacağı anlaşılıyor.
Bunun olası sonuçlarından evvel, gelinen noktanın sebepleri; özellikle birbirinin tamamlayanı olan PKK açılımı, Anayasa değişikliği, Erdoğan-Trump ilişkisi ile İsrail-ABD’nin bölgemize ilişkin projeleri üzerinde düşünmek gerekiyor. Tabii bir de Trump’ın Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO zirvesine katılmak için birtakım taleplerde bulunduğu ve bunun pazarlıklarının sürdüğü iddiası var.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “adeta yalvararak” alındığını ifade ettiği, geçtiğimiz Eylül’deki Beyaz Saray görüşmesini hatırlayalım. Trump, Erdoğan’ı kast ederek, “Onun bazı şeylere ihtiyacı var, bizim de bazı şeylere ihtiyacımız var. Ve bir sonuca varacağız.” dedi. İlk isteği, Rusya’dan petrol ve doğal gaz alımını durdurmamız oldu ve “Ben istersem yapacaktır.” iddiasında bulundu. F-35’ler konusunda ise anlaşma yapmadan önce “Erdoğan’ın da kendileri için bir şeyler yapacağını” söyledi.
HAMAS’a ateşkesi kabul ettirme sürecinde yine Trump’ın Erdoğan’a, “Ben senin için çok şey yaptım. Şimdi de senin bunu yapmana ihtiyacım var.” dediği duyuruldu.
Trump’ın, Erdoğan’a övgülerini sıralamaya gerek yok; ama şunu özellikle kaydedelim:
“NATO’nun ne zaman kendisiyle bir meselesi olsa beni arıyorlar ve‘Bize bir iyilik yapar mısın, Erdoğan’la konuşabilir misin?’ diyorlar. Ben de konuşuyorum ve kendisi bizi hiç yarı yolda bırakmıyor. Asla bırakmıyor.”
Trump’ın, “Bir şeyleri halletmek ve sonuç almak” üzere bölgemize gönderdiği sömürge valisi Tom Barrack’ı unutmak olmaz; çünkü kendisi tüm planları gözümüze soka soka faş ediyor.
“Kürt sorununun” kaynağının Lozan olduğunu öne sürdü... Osmanlı millet sistemini savundu... 1919’dan beri ulus devletler tarafından engellenmekten yakındı... Suriye PKK’sını Türkiye’ye hazmettirdi... İsrail’in Müslüman dünyayla birleşmesi için yeni bir yol açılmasının anahtarının Türkiye’de olduğunu söyledi... Hazar’dan Akdeniz’e; Türkiye, İsrail, Körfez, Suriye, Lübnan, Irak, Ürdün, Azerbaycan ve Ermenistan’ı birleştiren haritalar çizdi... Kıbrıs’ı, “sağlıklı bir vücudun ortasındaki apseye” benzetti...
Bitmedi.
Trump’ın Erdoğan’a, “meşruiyet vermek istediğini” açıkladı...
Ve Ortadoğu’da en iyi işleyen yönetim modelinin “hayırsever monarşi” olduğunu vurguladı...
SON İKİ TELEFON... ABD'NİN “BUTLAN” SESSİZLİĞİ... HARİTA
Erdoğan-Trump ilişkisine dönersek; Çarşamba gecesi telefonla görüştüler. Ankara cenahı, bölgedeki meselelerin ve NATO zirvesi hazırlıklarının konuşulduğunu duyururken Trump şunları söyledi:
“Başkan Erdoğan’la çok iyi bir görüşme yaptım. Çok iyi bir ilişkimiz var. Bazı çok çetin insanlarla ilişkilerim olması çok güzel değil mi? O çetin bir adam, ama onunla hiç kimsenin sahip olmadığı bir ilişkim var. O çok iyi bir müttefik. Bazı insanlar bunu sorgulayabilir, ama bence o harika bir müttefik ve halkı ona büyük saygı duyuyor.”
Ertesi gün de Ankara’ya “mutlak butlan” bombası düştü!..
Avrupa’dan gelen göstermelik tepkiler bir yana, bu konuda ABD’den tek bir ses çıkmamasına ne demeli?
Trump, önceki gece ilginç bir paylaşım daha yaptı; Erdoğan’ın kendisi için, “Başkan Trump, dünyanın asırlardır beklediği lider. Sadece güçten bahsetmiyor, o gücün bizzat kendisi.” dediğini iddia etti... Sonra da bu paylaşımını sildi... Vur-kaç gibi!..
Daha garip olan şu: en ufak şeyde anında ayağa kalkan İletişim Başkanlığı veya Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin gıkı çıkmazken, kimi “kaynaklar”, medyamıza, söz konusu ifadelerin Erdoğan’a ait olmadığını, bu durumun muhataplarına iletilmesinden sonra da Trump’ın paylaşımını sildiğini bildirdi.
Niye kimse adıyla, sanıyla resmi açıklama yapamadı ve böyle bir yalan söylediği için Trump’a tepki gösteremedi acaba?!
Trump son olarak yine önceki gün üzerinde “Orta Doğu Birleşik Devletleri?” yazılı, Türkiye, İran, Suriye, Irak ve Suudi Arabistan’ı kapsayan bir harita paylaştı. İran üzerindeki ABD bayrağının yıldızlarının tam da Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemize uzandığını görünce; aklıma Erdoğan’ın 2004’teki “Amerika’nın da hani düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya Genişletilmiş Ortadoğu... Yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir... Bunu başarmamız lazım.” sözleri ile “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı kitabı yazan eski CIA Türkiye İstasyon Şefi Graham Fuller’in, “Kuzey Irak’ta kurulacak muhtemel bir bağımsız Kürt devleti Türkiye’ye entegre olur, bu entegrasyonun başkenti ise Diyarbakır olur.” şeklindeki öngörüsü (!) geldi!..
YENİ ANAYASA VE ALEVİ CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI
CHP’nin başına gelenlere dönersek;
Hayır, “CHP tüm bu projelere engel olacağı için parçalanıyor” demiyorum.
Maalesef 1 Mart tezkeresinden sonra CHP’nin ciddi bir anti-emperyalist duruş sergilemediğinin, sömürge valisi Tom Barrack’ın “istenmeyen adam” ilân edilmesini istemek dışında olan bitenlere karşı ciddi bir tavır geliştirmediğinin, hâlâ da Türkiye’nin demokrasisi ve hukuku AB-ABD’nin umurundaymış gibi davrandığının farkındayım.
Herkesi korkutan CHP değil; Kuvay-ı Milliye ruhunun dipdiri ayakta olması, CHP yönetimi o projelere destek vermek istese bile, bu ruhun engelleyeceğinin bilinmesi.
İmralı’daki teröristbaşının ayağına milletvekili gönderilmemesini, yeni parti programına “Türk Milleti” ifadesinin konmasını sağlayan da bu değil miydi?!
Şimdi ise tam bir kaos, hatta iç savaş hali yaşanıyor.
Baksanıza, Özgür Özel’in yaptığı grup toplantısına 100 civarında milletvekili katıldı. 30 civarında milletvekili de Bay Kemal’in yanında yer alıyor.
Peki Cumhur İttifakı’nın gündeminde -özellikle PKK açılımıyla depreşen- ne var; “herkesi kucaklayan, askeri vesayetten arınmış sivil bir anayasa”.
Bunu Meclis’ten referandumsuz çıkarmak için ihtiyaç duyulan oy sayısı da son hesaplamalara göre, 16.
Özgür Özel cenahından hiç fire olmasa bile, ister misiniz, Kılıçdaroğlu’nun vekilleri anayasa değişikliğini desteklesin!..
Hatta hatta; ister misiniz, Bahçeli’nin, “Kürt ve Alevi Cumhurbaşkanı yardımcılığı” projesi hayata geçirildiğinde, Bay Kemal o koltuğa oturtulsun!..
Şu yaşananlardan sonra CHP yönetimi hedefin Türkiye olduğunun farkına varır, kuruluş ayarlarına döner ve bu mücadelenin gereğini yapar mı, bilemem; ama herkes şundan emin olsun:
Türk Milleti Trump’tan büyüktür ve mutlaka ya yeni bir yol bulacak veya yeni bir yol açacaktır!..
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Malezya basını | DSA
Malezya basını | *DSA* Bağımsız kaynaklarca doğrulandığı takdirde, Rafale uçağının *AKINCI'*dan ateşlenen füzeyle düşürüldüğü senaryosu Sudan’ın çok ötesine uzanan derin sonuçlar doğuracaktır. Dassault Rafale savaş uçağı, üst düzey çok amaçlı muharebe kabiliyeti arayan ülkeler arasında savunma planlamasının odağında yer almayı sürdürüyor. Rafale uçaklarını satın alan ülkeler sadece savaş uçaklarına değil, aynı zamanda beka kabiliyeti ve caydırıcılığa ilişkin varsayımlara da yatırım yaparlar. *120*milyon dolar değerindeki uçağın *35*kilogramlık *ROKETSAN**EREN'*le düşürülmesi, Rafale kullanıcıları açısından durumu karmaşık hale getirecektir. Ortaya çıkan stratejik etki, Afrika’nın çok ötesine uzanan küresel kuvvet geliştirme önceliklerini yeniden şekillendirebilir. *BAYKAR*-*ROKETSAN*ekosistemi, hava savaşlarının geleceği stratejisi tartışmalarında giderek daha merkezî bir rol oynuyor. Sudan’ın geniş coğrafyası, gelecekteki hava savaşı konseptlerinin daha büyük devletlerarası çatışmalarda ortaya çıkmadan önce test edildiği, daha geniş jeopolitik rekabetin sıkıştırılmış bir versiyonuna giderek daha çok benziyor. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir işgal devleti mi?
Lütfen şimdi birileri çıkıp da, dünyanın her yerinde polis ceza yazar, polis görevini yapmış demesin. Lütfen. Namuslu insanları bu kadar köşeye sıkıştırmak doğru değil. Devlet bir işgal devleti değil. Devletin gelir temini için bu kadar acımasız olması doğru değil. Saygılar Oraj POYRAZ L2fSIJNoA0xfSNxA -------------- Nevşehir’de haber alınamayan tır şoförü, aracında asılı halde ölü bulundu. Tego muayenesi bitmişti trafik çevirmede Kendisine *225 bin*ceza yazıyor. Adamda bu parayı ödeyemem deyip isyan ederek canına kıymış https://www.instagram.com/reels/DYgmpyyRD3S/ https://www.saraymedya.com/haber/kapadokya-da-yurek-burkan-olay-tir-soforu-aracinda-olu-bulundu_263568/ - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Dün CHP binası önüne getirilen ‘mafyatik tipleri’ kimlerin topladığı ortaya çıktı
*Dün CHP binası önüne getirilen/‘mafyatik tipleri’ /kimlerin topladığı ortaya çıktı* Özgür Özel dün *CHP* Genel Merkez binası önüne Kılıçdaroğlu’na yakın vekillerlele gelen bazı isimlerin mafyatik tipler olduğunu dile getirmişti. Bu isimlerin başında kimlerin bulunduğu ve geçmiş siyasi bağlantıları belli oldu. *25.05.2026* Dün *CHP* Genel Merkezi’ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dahilinde gelen bir grup milletvekili, yanlarındaki isimlerle dikkat çekmişti. Özgür Özel, bu isimlerin mafyatik tipler olduğunu ve barlardan toplandığını dile getirmişti. Bu açıklamanın ardından bu isimlerin kim olduğu, parti bağı bulunup bulunmadığı merak konusu oldu. Halktv’den İsmail Saymaz, /*“CHP lideri Özel’in*//*‘Mafyatik tipler’ *//*dediği unsurlar gerçekten sokaktan toplandı”*/ dedi. Kılıçdaroğlu döneminde/*‘eski ülkücü’ */diye danışman yapılarak, genel merkezde oda verilen _*Ramazan Kubat*_’ın bir gün önce yakın çevresini arayarak, CHP önüne yürümek üzere adam topladığını aktaran Saymaz, /*“Telefon açtığı veya görüşmeye çağırdığı kişilere ‘Yarın sabah CHP’ye giriyoruz. Sağlam gitmemiz lazım. Ekip lazım. Adam getirir misin’ diye teklifte bulunmuş. Görüşmeler sırasında Kubat’ın yanında kurultay ve İBB davaları iftiracısı Tolgahan Erdoğan da yer alıyormuş”*/ ifadesini kullandı. Kubat dışında /*“adam toplayan”*/ diğer kişinin,/*‘Kuşçu Veli’ */diye bilinen _*Veli Reşat Kayalı*_ olduğunu belirten Saymaz, /*“Keçiören’de kuşçulukla meşgul olduğu bilinen Kayalı, İyi Parti’ye yakın bir isim. Üçüncüsü ise Zahir Gökalp. Gökalp, sahibi olduğu mekanın bodyguardlarıyla CHP Genel Merkezi önündeydi. Gökalp’in Erdoğan’ı destekleyen, Kılıçdaroğlu’na hakaret eden paylaşımları ortalığa saçılıverdi”*/ dedi. *https://haber.sol.org.tr/haber/dun-chp-binasi-onune-getirilen-mafyatik-tipleri-kimlerin-topladigi-ortaya-cikti-409913* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
26 Ağustos sabahı Anadolu’ya 30 bin kişilik orduyla giren Yunan 3. Kolordusu, haftalar sonra geriye dönüp bakabildiğinde elinde yalnızca 6 bin asker kalmıştı.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net)
L2fSIJNoA0xfSNxA
- - - - - - - - - - - - - - - -
Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 264. - 389 ]
İnsan yiyeceksiz, giyeceksiz edemez:
Bunlar için didinmene bir şey denmez.
Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış:
Bu güzelim ömrünü satmaya değmez.
- - - - - - - - - - - - - - - -
"Kesinlik arayışından daha önemlisi açıklık arayışıdır."
~Francois Gautier~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Tanrı öldü: insana acımasından öldü tanrı.
(Böyle Buyurdu Zerdüşt, Merhamet Edenler Hakkında)
~Friedrich Wilhelm Nietzsche
(d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900)
Ahlâk ve değerler sisteminin kuruluşuna yönelik bir temel çerçevesinde
çağının kültür, din ve felsefe görüşlerini eleştiren nihilist Alman düşünür, filolog.~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Karnin acken asla yiyecek-icecek alisverisine cikma!
~Anonim Nasihat~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Turgay Yildiz : BİZ Mİ DEDİK FETÖ’YE GEL BİTSİN BU HASRET DİYE…
https://www.youtube.com/watch?v=qMOpJWSUQAM
- - - - - - - - - - - - - - - -
Docendo discitur
Ogreten ogrenir.
~Latince Atasozleri~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Kendime Öğüt
Uslanma hiç hep deli kal
Büyüme sakın çocuk kal
Es deli deli böyle kal
Son harmanında sevdanın
Tüken toz toz savrula kal
Suçüstü bulmalı ölüm
Ölürken de sevdalı kal …
~Aziz Nesin~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Amor omnia vincit
* * *
Ask her guclugu yener.
~Latin Atasozu~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Korku, en beşeri duygudur.
Benim iktidarlara başkaldırışımı görenlerden kimi beni korkusuz insan sandılar.
Oysa ben korkarım.
Ne var ki, bende, başkalarına yararlı olacaksa, doğru bildiğimi, inandığımı söylemek, açıklamak duygusu, korku duygusuna her zaman üstün gelmiştir.
Korkarım, yine söylerim.
~Aziz Nesin( 1915 - 1995 )~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Insanlar,kotuluk karsisinda kararsiz kalmak hakkina sahip degildirler.
~Maday~
- - - - - - -
- - - - - - -
ELS_3.pdf
Stage_1-Jennifer_Bassett-The_Phantom_of_the_Opera.pdf
Ozdemir_Nutku-Dram_Sanati_Tiyatroya_Giris_.pdf
Dirilis-Leo_Tolstoy.epub
Insanligin_Yildizinin_Parladigi_Anlar-Stefan_Zweig-Stefan_Zweig.pdf
Arthur_Conan_Doyle-Kizil_Sorusturma.epub
Arkadi_Boris_Strugatski-Uzayda_Piknik.epub
Ebul-Hasen_en-Nedvi-Rahmet_Peygamberi.epub
John_Rector-Paranoya.epub
Turgenyev-Bozkirda_Bir_Kral_Lear.mobi
August_Strindberg-Matmazel_Julie.pdf
A_Murder_Is_Announced-Agatha_Christie.epub
Syllabus-Orgutsel_Davranis-Fatih_CETIN.pdf
Dean_Koontz-Hicbir_Seyden_Korkma.epub
Stephen_Hawking-Kara_Delikler_ve_Bebek_Evrenler.epub
Ahmet_Yasar_Ocak-Osmanli_Toplumunda_Zindiklar_ve_Mulhidler.pdf
Kelimebaz-Sevan_Nisanyan.mobi
Osho-Cocuk-Kendin_Olma_Ozgurlugu.epub
Deniz_Kiyisinda_Kosan_Ala_Kopek-Cengiz_Aytmatov.mobi
Mark_Twain-Tom_Sawyer.pdf
Oscar_Wilde-Lady_Windermere_in_Yelpazesi.pdf
Cografi_Bolgelerimiz.pdf
Ayse_Kulin-Kardelenler.epub
Johannes_Schiltberger-Turkler_ve_Tatarlar_Arasinda_1394-1427_.epub
David_Eagleman-Incognito_Beynin_Gizli_Hayati.epub
Sabri_Kalic-Tarihimizdeki_Garip_Olaylar.epub
Zulal_Kalkandelen_Can_Baskent-Veganizm_Ahlaki_Siyaseti_ve_Mucadelesi.epub
Odysseus_un_Dunyasi-Moses_I_Finley-1.mobi
Dario_Fo-JAPON_KUKLASI.pdf
Arthur_Conan_Doyle-Sherlock_Holmes_Suc_Detayda_Saklidir.epub
- - - - - - -
"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim. Videolar, resimler, makaleler falan. |
: |
http://insulaelibertatis.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc HvLWPtIjJR8X@protonmail.com 0PjukdvspdUh@mail2tor.com |
| Tor ağı üzerindeki web siteleri Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız. |
: |
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/ http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/ |
Murat Bardakçı’ının Atatürk iftirasına Araştırmacı Yazar Cengiz Özakıncı’dan belge ve olgular ile red!
Murat Bardakçı’ının Atatürk iftirasına Araştırmacı Yazar Cengiz Özakıncı’dan belge ve olgular ile red! Murat Bardakçı' ya tarihçi diye güvenenler, inanlar alın size Bardakçı’nın gerçek yüzü. Murat Bardakçı, Mustafa Kemal’in /*“Vahdettin kaçarsa linç edilsin”*/ talimatı verdiği yazılı belgeye ulaştığını açıklamıştı. Fakat belgeyi anlatırken, belgeyi gerçek içeriğinden saptırarak ve insanları yanıltarak açıkladı. Araştırmacı Yazar Cengiz Özakıncı, Murat Bardakçı’nın iddiasının yalan olduğunu belirtti ve açıklamalarını şöyle sürdürdü; *İDDİA*: M.Kemal 4.11.1922’de Refet Paşa’ya Vahdettin’in linç edilmesi talimatını gönderdi. *GERÇEK*: M.Kemal ve Fevzi Paşa imzalarıyla Refet Paşa’ya gönderilen 4.11.1922 günlü talimatta *VAHDETTİN*’e *LİNÇ* sözü yok; talimat İstanbul yönetimi’ne *TBMM* adına elkonulmasından ibaret. *İDDİA*: 4.11.1922’de M.Kemal *VAHDETTİN*’in kaçacağından bahisle *LİNÇ* talimatı verdi. *GERÇEK*: Refet Paşa, Ankara’ya gönderdiği 4.11.1922 tarihli yazısında *VAHDETTİN*’*İN* *KAÇACAĞINI* değil *YARIN* *İSTİFA* *EDECEĞİ* (yani Saltanat’ın Vahdettin’in istifasıyla son bulacağı) *DUYUMUNU* bildiriyor. *İDDİA*: M.Kemal 4.11.1922’de *VAHDETTİN* kaçacak olursa *LİNÇ* edilmesi talimatını verdi. *GERÇEK*: *TBMM*’nin 30-10-1922 günlü oturumunda Reis Mustafa Kemal önergeleri oya koydu; *VAHDETTİN*’E *KANUNİ* *MUAMELE* *YAPILMASINA* *KARAR* *VERİLDİĞİNİ* açıkladı. *SONUÇ*: Linç iddiası, olgularla çelişiyor. Görüldüğü gibi Atatürk’ün, Vahdettin’i linç ettirmek gibi bir düşüncesi kesinlikle olmamıştır. Bardakçı, belge gösterir fakat iş anlatmaya geldi mi ya tamamını anlatmaz ya da böyle belgeleri işine geldiği gibi anlatır. Bu şekilde tarihçilik olmaz, bu düpe düz insanları yanıltmaya, aldatmaya girer. *KAYNAK: * Araştırmacı Yazar Cengiz *ÖZAKINCI* Murat Bardakçı’nın /*“Vahdettin kaçarsa linç edilsin”*/ talimatı verdiğini iddia ettiği Osmanlı arşiv belgesi. M.Kemal ve Fevzi Paşa imzalarıyla Refet Paşa’ya gönderilen 4.11.1922 günlü talimatın belgesi Refet Paşa’nın, Ankara’ya gönderdiği 4.11.1922 tarihli yazının belgesi *TBMM*’nin 30-10-1922 günlü kabul edilen meclis önergesi Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------
21 Haziran 2026 Pazar
Güncel karikatürler 2605241617
- - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
ABD uçak gemisindeki hasar açıklananın ötesinde
*ABD uçak gemisindeki hasar açıklananın ötesinde* *USS* Gerald *R.* Ford uçak gemisinde Mart ayında çıkan yangın *30* saat sürmüş, *600* denizciyi yerinden ederken operasyonları iki gün süreyle durdurmuştu. *CNN* tarafından yayınlanan yeni görüntüler hasarın boyutunu gösteriyor. Murat Ali Oral *06* Haziran *2026* *<https://image.dunya.com/rcman/Cw1280h720q95gc/storage/files/images/2026/06/06/abd-ucak-gemisindeki-hasar-aciklana-f6kn_cover.jpg>* *CNN'*in elde ettiği yeni görüntüler, *USS* Gerald *R.* Ford uçak gemisinde Mart ayında çıkan yangının neden olduğu hasarın Pentagon’un açıkladığından çok daha ağır olduğunu ortaya koydu. Yangın, dünyanın en büyük uçak gemisinde yaklaşık *30* saat süren müdahalenin ardından tamamen söndürüldü. Gemide görevli *600* denizci yangın nedeniyle yatakhanelerinden oldu ve standart yaşam alanlarına erişimini kaybetti. Yangın ayrıca İran’a karşı yürütülen muharebe operasyonlarını iki gün boyunca tamamen durdurdu. *Yangının şiddeti ve fiziki hasar* *<https://image.dunya.com/rcman/Cw820h459q95gm/storage/files/images/2026/06/06/yanginin-siddeti-ve-fiziki-hasar-gqhb.jpg>* Görüntülerde uçak gemisinin yatakhane bölümlerinin tamamen kullanılamaz hale geldiği görülüyor. Denizcilerin ranzaları kömürleşmiş ve bükülmüş metal yığınlarına dönüştü. Yatakhanelerin üzerindeki tavan yangın nedeniyle tamamen çökmüş durumda. Açıkta kalan elektrik kabloları tavandan sarkarken, zemin kalın bir kül tabakasıyla kaplandı. Gemide görev yapan bir denizci ve görgü tanığı *CNN'*e yaptığı açıklamada,/*"Gemiyi kaybedeceğimizi ciddi şekilde düşündüm. Ya savaşacaksın ya da öleceksin"*/ ifadelerini kullandı. Yangının küçük bir bölmede çıkan lokal bir yangın olmadığı, geminin tamamını tehdit eden büyük bir acil durum olduğu anlaşılıyor. *Pentagon’un açıklamaları ve İran’ın iddiası* Olay Mart ayında, İran’ın *ABD* donanma gemilerini doğrudan vurduğunu iddia ettiği bir dönemde meydana geldi. Pentagon yetkilileri krizi sürekli olarak küçümsedi ve yangının geminin çamaşırhanesinde kazara çıktığını öne sürdü. Yangının kesin nedeni hâlâ bilinmiyor. Tahran yönetimi, amiral gemisi *ABD* uçak gemisini başarıyla hedef aldığını iddia ederek olayın sorumluluğunu üstlendi. Pentagon’un daha önce önemli askeri teçhizatın ateş altında kaldığı diğer olayları da küçümsediği biliniyor. Bu durum, İran anlatısının doğru olabileceği yönündeki spekülasyonları güçlendiriyor. Yangın, *USS* Gerald *R.* Ford’un İran misyonunu rayından çıkardı. Gemi, Ortadoğu bölgesel sularından ayrılmak ve Hırvatistan’da bir limanda kapsamlı onarımlar geçirmek zorunda kaldı. Donanma operasyonları başkanı Amiral Daryl Caudle, iki ay önce yaptığı açıklamada,/*"Mürettebat yangınla mücadele etti, söndürdü ve iki gün sonra sorti uçuşlarına başladı. Bu mürettebatla gurur duyuyorum"*/ dedi. *https://www.dunya.com/dunya/abd-ucak-gemisindeki-hasar-aciklananin-otesinde-haberi-827568* https://www.cnnturk.com/video/embed/?vid=3427389 <https://www.cnnturk.com/video/embed/?vid=3427389> Your browser does not support the video tag. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
İsrail Yüksek Adalet Mahkemesi, iki buçuk yılı aşkın süredir ailelerinden ve dış dünyadan haber alınamayan Filistinli esirlerin İsrail hapishanelerinde Kızılhaç tarafından ziyaret edilmesine izin verdi.
İsrail Yüksek Adalet Mahkemesi, iki buçuk yılı aşkın süredir ailelerinden ve dış dünyadan haber alınamayan Filistinli esirlerin İsrail hapishanelerinde Kızılhaç tarafından ziyaret edilmesine izin verdi.
https://www.facebook.com/reel/959499440416317
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
İran’a ait Shahed-136 tipi İHA’nın Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nı vurduğu anlara ait görüntüler ortaya çıktı.
İran’a ait Shahed-136 tipi İHA’nın Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nı vurduğu anlara ait görüntüler ortaya çıktı.
Petersburg Ekonomi Forumu’nda sunulan “Rusya 2050” raporunda, savaşın geleceğine ilişkin üç farklı senaryo yer aldı.
*Petersburg Ekonomi Forumu’nda sunulan “Rusya 2050” raporunda, savaşın geleceğine ilişkin üç farklı senaryo yer aldı.* Raporda /*“iyi senaryo”*/ olarak sunulan başlıkta bile nükleer saldırı ve Avrupa Birliği’nin dağılması ihtimali yer aldı. ** **
Japon araştırmacılar, farelerin yürüme hareketini iyileştirmek için hafif bir robotik dış iskelet geliştirdi.
=======================
Japon araştırmacılar, farelerin yürüme hareketini iyileştirmek için hafif bir robotik dış iskelet geliştirdi.
Sistem, kablo ve makaralarla farenin eklemlerini hareket ettiriyor.
Araştırmacılar, bu teknolojinin omurilik yaralanmaları ve felç sonrası hareket kabiliyetinin yeniden kazanılmasına yönelik çalışmalara katkı sağlayabileceğini belirtiyor.
https://www.facebook.com/reel/993845500200996
Abdulhamidin ekibi komple Ermeni ama fesligiller sadece buna düşman
**Abdulhamidin ekibi komple Ermeni ama fesligiller sadece buna düşman** Atatürk Agop’u la ta Birinci Dünya Savaşı günlerinde tanışmıştı. Nasıl mı? Hadi, önce Agop’u Atatürk’ün karşısına çıkaran süreci kısaca anımsayalım: *O,* Kayserili bir Ermeni ailenin çocuğu olarak *1895* yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul’a göç etmiş ailesi ona en sevdikleri adı koydular: ► Agop... Ailenin soyadı Martanyan’dı... Böylece aileye Agop Martanya da katılmış oldu. Anadili Ermenice’ydi... Grammatik ve Lehçe Uzmanı kendisi. “/*Dilaçar”*/ adını ona Atatürk vermişti. İstanbul’da doğup büyüdüğü için Türkçe’yi ve Rumca’yı da öğrendi. Türk, Rum, Ermeni iç içe yaşıyor; yollar, sokaklar, sokakta oynanan oyunlar ister istemez bu dili de öğretiyordu. Küçük Agop İstanbul’u içinden kavrayarak yaşıyor; onu derinden içinde duyuyordu. Azıcık palazlanınca belki de sokaktan gelen ses, Türkçe olarak onu oyun oynamaya çağırıyordu. Okula başladığında, İngilizce öğrenmeye başladı. Ardından buna İspanyolca da eklendi. Sonra Amerikan Kolejine gitti. Burada edindiği arkadaşlarından ve derslerinde aldığı dil eğitiminden Almanca, Yunanca, Rusça ve Bulgarca da öğrendi... Zehir gibi zeka, cin gibi beyni vardı. Merak duygusu tam; çalışma azmi büyük; sabrı engin ve disiplini tamdı. Derken lise eğitimi sırasında ünlü devrimci Türk şairi Tevfik Fikret’in öğrencisi oldu... “/*Yiyin efendiler yiyin;*/ /*Bu hanı yağma sizin;*/ /*Doyuncaya, tıksırıncaya;*/ /*Patlayıncaya kadar yiyin!”*/ İşte bu denli düzeni eleştiren Tevfik Fikret onu çok etkilemişti. Agop, çalışkanlığı ve başarısı nedeniyle *1915* yılında Newyork Bilim Ödülü’nü aldı. Okulu bitirdiği yıl, Osmanlı Devleti en zorlu günlerini yaşıyordu. Birinci Dünya Savaşı’nda çok yerde çarpışıyor; savaş ve yokluk ülkeyi ve insanları büyük sıkıntı ve yokluklarla karşı karşıya bırakıyordu. Agop askere gitti, Ermeni isyancılara katılmadı. Yedek subay olmuştu. Önce Diyarbakır’a, oradan da Kafkas cephesine gitti... Ruslar’a karşı savaşırken yaralandı. Devlet onu, üstün özverisinden dolayı madalya ile ödüllendirdi. Askerde, Türk subayların yanı sıra Alman subaylar da vardı. Bunlar Türkçe öğrenmek istediklerinde Agop’tan yardım alıyorlardı. O da canı kadar tutkun olduğu Türkçe’yi öğretmek için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Bunun karşılığında da o subaylardan Almanca yazılmış gramer kitapları ediniyor ve dillerin teknik yönleri üzerine okumalar yapıyordu. O yıllarda gerek genel dil ve gerekse Türkoloji çalışmalarında Almanlar oldukça yetkindi. *1917* yılında orduda görev yapan Ermeni subayların firar olayları artmıştı. Bunun nedeni; pek çok Ermeni ailenin/*"Tehcir"*/ kapsamında göç ettirilmesiydi. Bu nedenle Ermeni kökenli subaylar, daha güvenli görülen Güney Cephesi’ne gönderildiler. Onlardan biri de Agop Martanyan’dı... Yanına bir kaç Ermeni kökenli asker verilmiş ve Halep’e 7. Ordu Komutanlığı’nda görevlerine devam etmek üzere gönderilmişlerdi. Ancak Şam’a geldiklerinde, yanındaki askerler kaşla göz arasında ortalıktan kayboldular. Agop buna çok şaşırdı. Ancak hayır; bu kural tanımazlık onun kişiliğinde yoktu. Tek başına ordu karargahına gitti ve yeni görev yerine başvurdu. Elinde tabancası, ilmühaberi ve bir kitabı vardı. Onu karşılayan ordudaki subaylar; öteki askerlerin kaçma öyküsünü dinleyince ondan kuşkulandılar. Pek çok dil bilen bu garip adamın bir casus olabileceğinden kuşku duyuluyordu. Komutan’a durum haber verildiğinde, *O,* bu kişinin yanına getirilmesi buyruğunu verdi. Bir kaç asker, silahlarının süngülerini Agop’un sırtına dayamış bir durumda Agop Ordu komutanının karşısına çıkarıldı. ve Ordu Komutanı kimdi dersiniz? Çanakkale Kahramanı, Mustafa Kemal Paşa... Mustafa Kemal Paşa kendisine cin gibi bakan Agop’un öyküsünü denledikten sonra sordu: ► “/*Sen niye kaçmadın?”*/ Agop, bu soruya fena halde sinirlendi: ► “/*Niçin kaçayım? Ben bu vatan için kan döktüm. Madalyam var... Kafkas Cephesinden kaçmadım ki; Şam sokaklarından kaçayım! İzin verin şu süngüleri çıkarsınlar...”*/ Bu tepki Mustafa Kemal Paşa’yı etkiledi. Paşa’nın bir işaretiyle süngüler geri çekildi. Agop, üzerinde bulunan eşyalarını bir masanın üzerine koydu. Kemal Paşa’nın masaya konulan kitap ilgisini çekti. Kitap Latin harfleriyle yazılmıştı ve Türkçe’den söz ediyordu. Türkçe anlatılırken, Türkçe cümle ve tümceler Latin harfleriyle yazılmıştı. Âlman subaylar için hazırlanmış bir Türkçe idi Çok ilginç ve hoş bir şeydi bu: Daha bir yıl önce, Enver Paşa Osmanlıca 'da sözüm ona bir devrim yapmış; yazıya sesliler eklemiş; bu kez zaten okuması zor olan Osmanlıca hiç okunamaz bir duruma gelmişti. Kaş yapılırken göz çıkarılmıştı... Ve şimdi Mustafa Kemal Paşa; bu gencin yanındaki kitapta, Latin harfleriyle yazılmış Türkçeyle karşılaşıyordu. Zaten okumaya çok düşkün olan Paşa, pek çok dili ve dil özelliklerini ayrıntılı biçimde bilen Agop’la uzun uzadıya dil konularını tartıştı. Derken savaş bitti. Agop, savaştan sonra Sofya Üniversitesi’nden bir davet aldı. O arada evlendiği Meline Hanım’la Sofya’ya gitti... Aradan yıllar geçti. Agop hala Türkçe üzerine ilginç yazılar yazıyor ve İstanbul’daki gazetelere gönderiyordu. Derken Türkiye bir ulusal savaşa girmiş; bu savaşı kazanmış ve ardından cumhuriyet ilan edilmişti. Ülkede köklü devrimler yapılıyordu. Atatürk, dil ve tarih konularında da okuma ve araştırmalar yapıyor; dil ve yazı sorununa el atılması gerektiğini düşünüyordu. Derken *1928* yılında yazı devrimi gerçekleştirildi. Bu sıralarda çevresindekiler Gazi’yi Agop Martaryan’ın İstanbul’da yayınlanan bir gazetede çıkan yazılarından haberdar ettiler. Gazi bu zengin ve ilginç araştırma yazılarını okudu. Son derece etkilenmişti. Agop’un yazılarını okudukça belleği onu alıyor; ta yirmi yıl öncesine götürüyor; sanki bu kişiyi tanıyormuş gib bir duygu içine giriyordu. Sonunda anımsadı. Evet Gazi; Agop’u tanıyordu. O arada Birinci Türk Dil Kurultayı için hazırlıklar yapılıyordu. Derhal bir emir vererek, Agop’un kongre için çağrılmasını istedi. Türkiye’ye gelen Agop Gazi’yle yeniden karşılaştı. Kongrede son derece etkileyici bir bildiri sundu. Gazi ondan İstanbul’da kalmasını ve Türk Dil Kurumu aracılığıyla yürütülen Türkçe gramer çalışmalarına katılmasını istedi. Agop derhal bu isteği kabul etti. Artık *O,* Türk Dil Kurumu’nun *200* uzmanından biriydi. *1934* yılında Ankara’ya taşındı. O yıl Soyadı Devrimi yapıldı. Atatürk pek çok kişiye onun yaşamını anlamlı kılan ve o kişiyi anımsatacak bir soyadı veriyordu. Agop’a da yeni soyadını verdi: ► “/*Dilaçar”*/... Agop Martanyan artık Agop Dilaçar’dı. Çevresindekilere sık sık şunu söylüyordu: ► “/*Yaşamım burada, Türk Dil Kurumu’ndaki masamda bitsin isterim”*/. Ancak böyle olmadı: *1979* yılında dinlenmek için gittiği İstanbul’da *84* yaşında öldü... *O,* Türk Dilinin gelişmesine bütün bir ömrünü adamıştı. Evet; Agop tam bir yurtseverdi... Çünkü yurdunun ortak dilinin gücüne inanıyor, ve geliştirmeyi bir görev biliyordu. Osmanlının hér önemli görevinde 1 Ermeni var ve dinciler ses etmez ama Agop a düşmanlar. Neden? Dil tartışmaları başladığında adı hemen gündeme getirilenlerden biri de Agop Dilaçar’dır. Türk dilleri üzerine uzmanlaşmış Ermeni asıllı dilbilimcidir. Türk dilinin eski dönemleri ile ilgili yaptığı çalışmalarından ötürü *1934* yılında Atatürk tarafından kendisine/*"Dilaçar"*/ soyadı verildi. Adı milliyetçiye çıkmış birçok kişi Türk dili üzerinde Arapça, Farsçanın işgalini savunurken Dilaçar/*"Dilde özleşmeyi" */savundu. Necip Fazıl gibi Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları Dilaçar’ın Ermeniliği üzerinden Türk Dil Kurumu önerilerine karşı tavır aldılar. Bu koca karı dedikoduları en çok da cahil ülkücüler ve siyasal ümmetçiler arasında yayıldı. Birçok kişi A. Dilaçar’ı *TDK* başkanlığı yaptığını sanır; hayır yapmadı, Türk Dili uzmanı olarak kurumda görev yaptı. Türkçe’nin yabancı diller boyunduruğundan kurtulmasına ömrünü adadı. Dilaçar/*"Kutadgu Bilig İncelemesi"*/ kitabını yazarken milliyetçi dilciler/*"yanıt, tanık, sanık"*/ gibi Kutadgu Bilig’te geçen sözcüklere/*"uydurukça"*/ diye karşı çıkıyor, Arapça ve Farsça sözcükleri Estergon Kalesi’ni savunur gibi savunuyorlardı. Çok acı değil mi?.. * * *Dilaçar’ın yayınlanan kitapları:* Les bases Bio-Psychologiques de la Théorie Güneş Dil (Güneş Dil Teorisi’nin Biyopsikolojik Kökenleri) (*1936*) Azeri Türkçesi (*1950*) Batı Türkçesi (*1953*) Lehçelerin Yazılma Tarzı Türk Dil ve Lehçelerinin Tasnifi Meselesi (*1954*) Devlet Dili Olarak Türkçe (*1962*) Wilhelm Thomsen ve Orhon Yazıtlarının Çözülüşü (*1963*) Türk Diline Genel Bir Bakış (*1964*) Türkiye’de Dil Özleşmesi (*1965*) Dil, Diller ve Dilcilik (*1968*) Kutadgu Bilig İncelemesi (*1972*) Anadili İlkeleri ve Türkiye Dışındaki Uygulamalar (*1978*) - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Olcay Uyar: Çıkış Yolu
Olcay Uyar: Çıkış Yolu
Mesele CHP Genel Başkanlığının kim olduğudur. Kurulla gelen benim derken, diğeri mahkeme kararı ile en son gelen de benim diyorsa, bu durumda ne yapılabilir?
Partiye üyeler 81 ilde bellidir. Bunlar veya varsa başkaları da adayım der. Her ildeki İl/İlçe Başkanlıklarına SANDIK ve üye listeleri konur. Fransa’da daha önce bu demokrasi örneği yapılmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın güncel verilerine göre, 2026 yılı itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) resmi üye sayısı 1.922.757’dir. Bunlar yani o partinin esas tapu sahipleri olan üyeleri adaylara oylarını atar ve Genel Başkanını seçer ve bu iş biter. Anlaşılacak esas seçenek budur.
K.K. işte bunu kabul etmezse, Genel Merkez önünde hiç istenmeyen durum polis, TOMA, gaz, kargaşa ve zorla durum ile kaos yaşanır. Böyle oturulan KOLTUK ise kimseye fayda sağlamaz. Yoksa K.K. olur KAKA...
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Savaşın muhasebesi
Savaşın muhasebesini yapanlara yönelik tepkili, yandaş, trol açıklamaları var.
Beka meselesi, diyerek bu konuların konuşulmasını önlemek, hatta vatana ihanete varan suçlamalar rahatsız edici.
Devletin ve milletin kıt kaynaklarının kullanımı sırasında, maliyet-etkinlik analizler, seçenekler arasında kıyaslamalar yapmak bir zorunluluk iken, savunma sanayiini tartışılamaz, hesap sorulamaz hale sokmak bir millî felaketin yolunu açar.
Hitlerin yenilgisinde, SSCB'nin yıkılmasında savaşın, ya da savunmanın gider muhasebesinin gözardı edilmesi önemli bir faktör olmuştur.
Her şeyin muhasebesi olur, hatta olmak zorundadır diyebiliriz.
Yaşayan her canlı varlık da, doğasında olan bir muhasebenin sonuçlarına göre yaşayabilir, ya da ölebilir.
Muhasebenin dört temel unsuru vardır.
İlk planda tıpkı bir terazi gibi, gelir-gider dengesi vardır.
İlk dengeyle paralel ve etkileşimli olarak da ikincil varlıklar-taahütler dengesi vardır.
Gelir-gider dengesi pozitifse, varlıklar artar, taahütler (borçlar)azalır.
Bu finansal varlığın büyümesini anlatır bize.
Tam tersine gelir-gider dengesi bozulursa.
Bu durumda varlıklar azalır, taahütler artar.
Bu finansal varlık küçülüyor demektir.
Dönemsel zararları varlıkları azaltarak, ya da ek taahütlerle karşılamak mümkündür.
Ancak, hiç bir finansal varlık sürekli olarak zarar etmeye dayanamaz.
Sürekli zarar sonunda varlıkları sıfırlar, taahütleri zirveye çıkarır.
Eğer bir gün, bu finansal varlığın gelirleri yalnızca borçlarının faizini ödeyebiliyorsa,
Ve sürekli olarak borçlarını yeniden yapılandırarak, yeni faiz yüklerine giriyorsa,
Ve varlıklarının, borçlarına olan oranı negatifse,
Bu FİNANSAL İFLAS demektir.
Bir FİNANSAL İFLAS borç çevirerek bir süre için gizlenebilir.
Ancak, bir gün alacaklılardan yalnızca birinin ödemesi geciktiğinde ve icra takibi başladığında, bu bir çığ etkisi yaratır.
Bu noktadan sonra FİNANSAL İFLAS, FİİLİ İFLAS haline dönüşür.
Peki muhasebenin savaş, silahlanmayla ne ilgisi var.
Evet, askeri birlikler kar etmez, sürekli gider üretir.
Bu dengesizliğin yarattığı açığın devlet tarafından sürekli olarak kapatılması gerekir.
Bu durumda tek tek her askeri varlığın en azından bir GİDER MUHASEBESİNE tabii olması mümkündür ve gereklidir.
Ölen her askerin yerine konması gereken bir kaynak olduğunu,
atılan her merminin, her mühimmatın,
zırhlı araçları, gemileri vb. yürütmek için harcanan yakıtın, yedek parçanın,
silah endüstrisinin ihtiyaç duyduğu bütün hammadde kalemlerinin,
MUHASEBESİ OLMAK ZORUNDADIR.
Bu millî kaynakların en verimli şekilde kullanılması için kaçınılmazdır.
Bir komando tugayının yıllık maliyetini devlet adamları bilmek zorundadır.
Sınır ötesi bir harekatın günlük, aylık maliyetini planlayıcılar bilmek zorundadır.
Harcanan her unsurun birim maliyetlerini bilmek zorunludur.
Tarihten örnek verirsek.
Hitlerin mega silah takıntısı, sahadaki komutanların mükemmeliyet beklentileri ile devletin kaynakları arasındaki denge sürdürülemez olmuştur.
NAZİ Almanyasının her yerinde günümüzde MEGA diyebileceğimiz ölçeklerde yatırımlar yapılmıştır.
Denizaltı sığınakları, dağların içine gömülmüş fabrikalar, gövde gösterisinden başka etkisi olmayan devasa toplar, arazide yürüyemeyen 1000 tonluk tanklar vb.
Bütün bunları üretmek için harcanmış milyon tonluk beton, demir vb.
Oysa Amerika Fordizmi keşfetmenin rahatlığıyla üretim bantları,
Modüler üretim.
Basitlik.
Yüksek kaliteli el işçiliği yerine modüler, standart üretim teknikleri.
Kullanılan ham maddenin olabildiğince az, verimli şekilde harcanması.
Sivil endüstrinin yöntemlerinin, en kısa sürede savaş endüstrisine adapte edilmesiyle nihai sonuçta çok etkili olmuştur.
ABD genel olarak gider ve maliyet muhasebesinde düşmanına göre daha çok başarılı olmuştur.
Durum şimdi de aynı.
Ucuz bir İHA ya da SİHA'yı on misli, yüz misli daha pahallı önleyici füzelerle durdurabiliyorsanız, siz savaş muhasebesinde sınıfta kalmışsınız demektir.
Uçak gemileriniz bile toplu olarak kullanılan karışık füze, iha çeşitleriyle düşük maliyetle batırılabiliyorsa ki, bu henüz olmadı, ama eli kulağında diye düşünüyorum, yine çıkmaza girmişsiniz demektir.
ABD'nin İrana karşı kullandığı akıllı mühimmat miktarının olağan üstü fazla oluşu nedeniyle ortaya çıkan tüketim, üretim kapasitesinin de üzerindedir.
Bu noktada yalnızca maliyet muhasebesi değil, üretim muhasebesi sıkıntıda demektir.
Özetle, savaşlar hesaplanır, kurmayların, karargah subaylarının görevi budur.
Karargahlarda her seviyede kendine göre bir ölçekte muhasebe yapılır.
Elbette tugay ve tümenlerin kontrol ettiği muhasebe, ile orduların, MSB'nin, Genel Kurmayın takip ettiği muhasebeler farklıdır.
Silahlı kuvvetlerde her kalemde giderlerin, tüketimlerin, harcamaların muhasebesini yapmak zorunludur.
Yapılmazsa da SSCB'nin yıkılmasına benzer şekilde, ya da NAZİ'lerin yenilmesine benzer şekilde sürdürülemez, tükenir ve teslim olursunuz.
Bu nedenle üretilen silahların maliyet-etkinlik araştırması, bunların alternatifleriyle kıyaslanması boş bir iş değildir.
Örneğin, Türkiye'nin uçak gemisi yapması ya da onun yerine daha çok muhrip yapması arasındaki etki ve maliyet analizi ciddi alınması gereken bir iştir.
DOĞRUSU, BENİM BU KONUDA ÇOK ENDİŞEM VARDIR.
Kısa vadeli politik kazanımlar için, yandaş iş adamlarının kazanmasını sağlama güdüsü, savunma harcamalarının denetlenemez, soruşturulamaz doğası nedeniyle MEGA silahlar tuzağına düştümüzü düşünüyorum.
Ülkenin kıt gelirlerinin verimsiz şekilde, akraba/yandaş zengin etme kastıyla, seçimlerde psikolojik üstünlük sağlamak amacıyla kullanıldığını düşünüyorum.
Devletin var olan SSM'lığı şirketleri dururken, yandaş/akraba şirketlerine ihaleler vermek,
onların ürünlerini satın alsın diye alıcı ülkelere hibeler yapmak,
SSM şirketlerinin know-how'ını yandaş/akraba şirketine aktarmak,
SSM şirketlerinin ürettiği özel mühimmat ve aksamları SSM şirketlerinin ürünlerinden çok daha önce yandaş/akraba iş adamının şirketine adapte etmek,
SSM müsteşarlığı şirketlerini, devletin bütün kurumlarını, bu şirketlerin reklamı, pazarlaması için kullanmak,
ortaya çıkan başarı öyküsünü sorgulamamı gerektiriyor.
Açıkçası bu devran bitip yeni dönem başladığında devr-i sabıkların YÜCE DİVANDA yargılanması, rüşvet, irtikap, zimmet, haksız zenginleşme, nüfuz suistimali, yolsuzluk, usulsüzlük ve benzeri suçlarından yargılamasını umutla bekliyorum.
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
--------------
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |