20 Kasım 2017 Pazartesi

RİPPLE NASIL HOCAM? BANKALARLA ANLAŞMASI FİLAN VARMIŞ?

 


RİPPLE NASIL HOCAM? BANKALARLA ANLAŞMASI FİLAN VARMIŞ?

20 Kasım 2017 Pazartesi

Ripple ve Stellarium bunlar özellikle SEPA, SWIFT gibi uluslar arası bankacılık ve bankerlik sisteminde çok paralı, online ve otomatik olarak para transferi yapılması amacıyla kapalı kodlu, sahipli, kodu sahipleri tarafından kontrol edilen blok zincir yapılarıdır.
Özellikle Ripple 'in günlük işlem hacminin çok yüksek olmasının sebebi bankaları muhabirlik ilişkisi olmayan hedeflere para transferinde kullanmalarından kaynaklanmaktadır.
Bankalar transfer işlem ücretlerini karşılamak üzere bir miktar Ripple bulundurmak zorundadır.
Ancak, bankalar asla Ripple'ı ya da diğer bir dijital parayı bir yatırım aracı olarak görmez ve kullanmazlar.

Biz hızlı değer artışları nedeniyle spekülatif olarak dijital paraları değer biriktirme ve yatırım aracı olarak kullanıyoruz.
Ancak, unutulmaması gereken şey paraya değer katan şey gerçek kullanıcıların gündelik ticari faaliyetleri de parayı değişim aracı olarak kullanmalarıdır.
Bu nedenle dijital paralarda üzerinde işlem yaptığımız paranın ardında yatan teknolojiler, üretici ve kodlayıcı guruplardan çok paranı dünya borsalarındaki günlük ve toplam işlem hacimleridir.

Halen en yüksek pazar payı olan Bitcoin toplam pastanın rahatça %55-60'ını almaktadır.
Buna rağmen, elinde fiyat para bulunduran küresel para babalarının, gündelik tabirler balinaların yaptığı manipülasyonlar nedeniyle oldukça volatil bir paradır.

Doğal olarak dijital paralarda genel olarak önerim, ilk on para dışındaki para üzerinde yapılan işlemler ciddi şekilde kumardır.
Nasıl ki, büyük kumarlarda büyük karlar sağlanabilirse, büyük zararlar da olabilir.

Dijital paralarda ilk on içinde kalan paralarda, kaynak kodu, üreticileri açık olan paraları tercih etmek gerekir.
Piyasa geçmişi çok az, bir seneden az olan paralar oturmamıştır, çok hızlı ve uzun süreli düşüme dönemleri beklenmelidir.

Smart Contract gibi özelliklere kafanızı takmayın, kimsenin tam olarak talep etmediği, sektörün ah keşke olsa da kullansak dediği ahım şahım bir özellik değildir.

Dijital paraların en zayıf noktası dayandıkları Public Key Infrastructure'dir.
PKI gizli ve açık anahtar çifti teknolojisidir.
Bu teknoloji asal sayı çiftleri üzerinde yapılan modal işlemlerle birbiriyle bağlantılı bir gizli, bir de açık anahtar üreten ve aslında çözümü çok zor olan bir matematik problemidir.
Bu güne kadar açık anahtara bakarak gizli anahtarı hesaplamak, eldeki makinaların işlem gücünün çok ama çok ötesinde kaldığında bu teknoloji çok güvenilir sayılmıştır:
Bu teknolojiye dayalı olarak şu anda kullanmakta olduğunuz dijital imzalar, belge şifreleme teknolojileri bu altyapıyı kullanılmaktadır.

Bu gün eğer bir şekilde açık anahtara bakarak gizli anahtarı hesaplama yeteneğine sahip olan bir kurum ya da kuruluş olsaydı, bu durumda bütün blok zincirlerinde saklanmış dijital paraları boşaltmak, saklanmış olan verileri değiştirmek, PKI teknolojisi kullanan bütün dijital imzaları taklit etmek, bu şekilde şifrelenmiş olan bütün verileri çözümlemek mümkün olurdu.

Bu teknolojinin(PKI) zehiri Kuantum Bilgi İşlem makinalarıdır
Bu teknolojinin on ila yirmi yıl sonra yaygın ve popüler olması beklenirken süreç hızlanmıştır:
Bu son gönlerde küresel basında yapılan pek çok haberde Google ve IBM'in 20, 40 ve 60 kubitlik birkaç yüz mili saniye kadar kuantum dolanıklık durumunu koruyabilen makinaların duyurusunun yapıldığını bildirmek isterim.

Birkaç yüz mili saniye yetersiz gözükse de, bu süre makinanın bir kuantum algoritminin yüklenmesi, çözümlenmesi ve sonucunun alınması için yeterlidir.

Şu ana kadar Bitcoin ve Eterium da birkaç fork ve update yapıldı.
Bunlar ağırlıklı olarak işlem hızı artırmak, işlem ücreti azaltmak, madencilik gelirini artırmak, madencilik için gereken makina gereksinimlerini azaltmak kaygısıyla yapıldı.

Ancak, bundan sonraki forklar ve updatelerin kesinlikle Kuantum Dirençli Algoritmler için yapılması şart olmuştur.
Halen üç yüz kadar dijital para içerisinde yalnızca Nexus ve Quantum Resistant Ledger kuantum dirençlidir.
Bunlardan yalnızca Nexus'a ait Windows cüzdanını kullandım, ve para yatırdım:
QRL ise bana çok güven telkin etmedi, hem kendine ait cüzdanı yok, Etherium cüzdanı kullanıyor.
Hem de, emisyonu çok yeni olmuştur.
Ve bu güne kadar dijital paralarda yaşadığım en büyük zararı da yaptığım Nexus yatırımı yaratmıştır.
Bu yatırımı tamamıyla diğer blok zincirlere yönelik olarak yapılacak bir kuantum bilgi işlem saldırısı edişesiyle yapmıştım.
Ancak, piyasanın henüz paylaşmadığı bu endişe şimdilik ölü ve zarar hanesine yazılmış bir yatırım olarak kaldı.
En başta da dediğim gibi, esas olan piyasadır.
Esen rüzgarların zıddına yapılan hareketler yalnızca zarar üretecektir.
Ve bu şekilde piyasanın ilk on dışında kalmış paralarına yatırım yapmanın cezasını da böylece çekmiş oldum.

Bitcoin sanal para aleminin en büyük okyanusudur, diğer paralar da işlem hacimlerine göre bağlantılı daha küçük denizlerdir.
Emisyondaki 252nci para ise suyun en hızlı çekildiği, ya da birden sel basan bir hendek gibidir.

Önerim, ilk ondan şaşmayın, sürekli alın, kompozisyonunuzu piyasa şartlarına göre ara sıra değiştirin.
Panik alım, panik satım yapmayın.
Sentetik, ponzi(kapalı, sahipli, kurmaca) paralardan uzak durun.

Ammmaaan, haaa aman...
ICO'lar bataklıktır.
ICO Initial Coin Offer yani erken para teklifi henüz blok zinciri ve kodu yazılmamış ve emisyona sürülmemiş paranın Etherium cüzdanlarla uyumlu tokenlarının erken satışı demektir.
Bu İslamcı ya da cemaat dernek ve vakıflarının makbuz ya da hiçbir resmi belge karşılığı olmadan, yalnızca sözel ilişkilere dayalı olarak, yani hiç birşey karşılığı sizin gerçek paranızı toplaması gibidir.
Ben bu tuzağa düştüm, 500 TL kadar para kaybettim.


Saygılar

Oraj POYRAZ ( 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA        
a45UyF587661-171120150250 Oraj Poyraz At Alpinaasia oraj_poyraz@alpinaasia.com
2017/11/20  16:04 1  39  3-ekim-dernegi@googlegroups.com


 

Satranc tahtasinda yalan ve iki yuzluluk cok fazla yasayamaz.

Em. Lasker

Haluk Gumustabak : DORT HALIFENIN HADIS NAKLIYLE MUCADELESI:

hg--58@hotmail.com

HZ. EBU BEKIR IN ALDIGI ONLEMLER

Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatindan sonra Muslumanlari toplayarak soyle demisti: Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtilafa dusuyorsunuz. Sizden sonrakiler ise daha fazla ihtilaf edecektir. Peygamberden hicbir sey tahdis etmeyin. Size bir soru soran olursa, Bilgimizle sizin aranizda Allah in kitabi var deyin ve onun helal kildigini helal, haram kildigini haram kilin [Zehebi, Teskiretu l Huffaz, I, 2-3]

Hz. Ebu Bekir vefat ettigi gece bir hayli huzursuz olmus ve uyuyamamis, bunun sebebini soran kizi Hz. Aise ye sebebinin hadisler oldugunu soylemis, sabah olunca da evde mevcut olan butun yazili hadisleri getirtip yaktirmis. [Zehebi, I, 5]

HZ. OMER IN ALDIGI ONLEMLER

Hz. Omer diger sehirlerdeki sahabelere mektuplar yazarak ellerinde yazili bulunan hadis mecmualarini yok etmelerini istedi. [Ibn Abdilberr, 108]

Hadisler Omer doneminde cogalmisti. Omer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarini getirmelerini istedi. Sonra bunlarin yakilmasini emrederek sunu soyledi: Kitap Ehli nin Misna si gibi Muslumanlarin Misnasi dir bunlar. [Ibn Sad/Tabakat 5/140]

Hz. Omer Irak a yolcuga giden arkadaslarina soyle demisti: Siz oyle bir ulkeye gidiyorsunuz ki halki ari ugultusu gibi Kur-an okur. Hadislerle onlari mesgul etmeyiniz ve yollarini saptirmayiniz. [Hanbel, Kitabul Ilel 1/62-63]

Hz. Omer soyle der. Ancak sizden onceki kavimleri hatirladim, onlar da kitaplar yazmislardi ve Allah in Kitabi ni birakarak onlara sarilmislardi. Allah in Kitabi ni asla baska bir seyle degistirmem baska bir rivayette Ben yemin ederim ki, Allah in Kitab ni hicbir seyle golgelemem. [El Hatip, Takyidull Ilm Sayfa 50; Ibn Sad, Tabakat, 3/206]

Hz. OSMAN IN ALDIGI ONLEMLER;

Hz. Osman cok hadis nakletmelerinden oturu Ebu Hureyre yi Devs daglarina gondermekle, Kab i Kirede daglarina gondermekle tehdit etmistir. [Tahzirul Havas 10b. ]

HZ. ALI NIN ALDIGI ONLEMLER;

Bir gun Hz. Ali ye gelirler ve Halk hadislere dalmis. derler. Hz. Ali sorar: Gercekten oyle mi? Evet derler. Peygamber den isittim ki gelecekte vuku bulabilecek bir fitneden soz ediyordu. O fitneden kurtulus nedir, nasildir? diye sordum. Resullullah dedi ki:

Kurtulus Kuran dadir. Cunku sizden oncekilerin haberleri de, sizden sonrakilerin haberleri de, aranizdakilerin hukmu de ondadir. O gercek ile yalani birbirinden ayiran kesin bir hukumdur, saka ve bos soz degildir. O nu terk eden her zorbanin Allah boynunu kirar. Hidayeti, dogru yolu O ndan baskasinda arayani Allah sapkinliga dusurur.

O, Allah in en saglam urganidir. O, hikmetle dolu Kuran dir. O en dogru yoldur. O, bos arzularin haktan saptiramayacagi, dillerin, karistirip belirsiz edemeyecegi, ilim adamlarinin doyamayacagi, cok tekrarlanilmasindan bikilmayan, ilginc ozellikleri bitip tukenmeyen bir kitaptir. Sunen-i Tirmizi/Darimi

Hz. Ali den rivayet edildigine gore o yaninda yazili sahifeler bulunan kimseleri, bunlara muracaat etmekten sakindirmis ve Sizden onceki insanlar, Rabb lerinin Kitabini terk ederek alimlerinin sozlerine uyduklari icin helak olmuslardir demistir. [Ibn Abdilberr, 108]

Hz. Ali minberden su hutbeyi veriyordu: Yaninda hadis sayfalari bulunanlar gidip onlari yoketsinler. Zira halki helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kuran i terk etmeleridir.

Ibn Abdulberr, Camiul Beyanil Ilm

HADIS RIVAYET EDEN SAHABELERIN BUNDAN VAZGECMELERI

Seddad, Ibni Abbas a Hz. Peygamber bir sey birakti mi? diye sordu. O da Sadece Kuran in iki kapagi arasinda olanlari birakti cevabini verdi. [Buhari, K. Fezailul Kur-an 16; Muslim K. Fezailus Sahabe 30, 31; Ebu Davud K. Fiten 1, Tirmizi K. Fiten 43]

Ibn Mesud elinde bir hadis sayfasiyla geldi. Sonra su isteyerek sayfalari sildi, sayfanin yakilmasini emretti ve sunu soyledi: Allah kime bir hadis sayfasinin yerini bildirirse ve o da beni bundan haberdar etmezse Allah a yemin ederim ki, Hindistan da dahi olsa onu arar bulur ve yok ederim.

[Ebu Reyye, Muhammedi Sunnetin Aydinlatilmasi, s. 27]

OLUSTURULAN NOTLARIN YAKILMASI/IMHA EDILMESINE DAIR;

Ebu Musa el Esari nin bir taraftari, tesvik uzerine hocasinin hadislerini yazmis; ancak o bunu ogrenince hepsini imha ettirmis. [Ibn Sad, IV, 112]

Ubeyde b. Kays, kitaplarinin yakilmasina veya baska turlu imha edilmesine, vasiyetinde yer vermisti. [Ibn Hanble, Ilel, I. 104]

Omer, Sam a geldiginde Zeyd b. Sabit in diyete dair sahifesini sorup getirtti ve onu parcaladi. [Ibn Hanbel, Ilel, I, 206]

4 Halife nin disinda Peygamberimiz i goren bircok degerli sahabe, gerek 4 Halife doneminde, gerekse 4 Halifeden sonra arkadaslarinin hadislere karsi takindiklari tavri benimsemislerdir. Bu konuda Ibni Abbas ve Abdullah bin Mesud adli meshur sahabeleri gorelim:

Seddad, Ibni Abbas a Hz. Peygamber bir sey birakti mi? diye sordu. O da Sadece Kuran in iki kapagi arasinda olanlari birakti. cevabini verdi.

Buhari K. Fezailul Kuran 16; Muslim K. Fezailus Sahabe 30,31 Ebu Davud K. Fiten 1, Tirmizi K. Fiten 43

Ibni Abbas hadis yazmayi yasaklar ve soyle derdi: Sizden onceki ummetlerin sapmalari bu sekilde kitaplar vucuda getirmek yuzunden olmustur.

Ibn Abdul Berr, Camiul Beyanil ilm 1/63-68

http://halukgta.blogcu.com/http://hakyolkuran.com/menudetay.php?id=360

Haluk Gumustabak : DORT HALIFENIN HADIS NAKLIYLE MUCADELESI:

HZ. EBU BEKIR IN ALDIGI ONLEMLER

Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatindan sonra Muslumanlari toplayarak soyle demisti: Sizler, Peygamberden hadis rivayet ediyorsunuz ve bu hadislerde ihtilafa dusuyorsunuz. Sizden sonrakiler ise daha fazla ihtilaf edecektir. Peygamberden hicbir sey tahdis etmeyin. Size bir soru soran olursa, Bilgimizle sizin aranizda Allah in kitabi var deyin ve onun helal kildigini helal, haram kildigini haram kilin [Zehebi, Teskiretu l Huffaz, I, 2-3]

Hz. Ebu Bekir vefat ettigi gece bir hayli huzursuz olmus ve uyuyamamis, bunun sebebini soran kizi Hz. Aise ye sebebinin hadisler oldugunu soylemis, sabah olunca da evde mevcut olan butun yazili hadisleri getirtip yaktirmis. [Zehebi, I, 5]

HZ. OMER IN ALDIGI ONLEMLER

Hz. Omer diger sehirlerdeki sahabelere mektuplar yazarak ellerinde yazili bulunan hadis mecmualarini yok etmelerini istedi. [Ibn Abdilberr, 108]

Hadisler Omer doneminde cogalmisti. Omer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarini getirmelerini istedi. Sonra bunlarin yakilmasini emrederek sunu soyledi: Kitap Ehli nin Misna si gibi Muslumanlarin Misnasi dir bunlar. [Ibn Sad/Tabakat 5/140]

Hz. Omer Irak a yolcuga giden arkadaslarina soyle demisti: Siz oyle bir ulkeye gidiyorsunuz ki halki ari ugultusu gibi Kur-an okur. Hadislerle onlari mesgul etmeyiniz ve yollarini saptirmayiniz. [Hanbel, Kitabul Ilel 1/62-63]

Hz. Omer soyle der. Ancak sizden onceki kavimleri hatirladim, onlar da kitaplar yazmislardi ve Allah in Kitabi ni birakarak onlara sarilmislardi. Allah in Kitabi ni asla baska bir seyle degistirmem baska bir rivayette Ben yemin ederim ki, Allah in Kitab ni hicbir seyle golgelemem. [El Hatip, Takyidull Ilm Sayfa 50; Ibn Sad, Tabakat, 3/206]

Hz. OSMAN IN ALDIGI ONLEMLER;

Hz. Osman cok hadis nakletmelerinden oturu Ebu Hureyre yi Devs daglarina gondermekle, Kab i Kirede daglarina gondermekle tehdit etmistir. [Tahzirul Havas 10b. ]

HZ. ALI NIN ALDIGI ONLEMLER;

Bir gun Hz. Ali ye gelirler ve Halk hadislere dalmis. derler. Hz. Ali sorar: Gercekten oyle mi? Evet derler. Peygamber den isittim ki gelecekte vuku bulabilecek bir fitneden soz ediyordu. O fitneden kurtulus nedir, nasildir? diye sordum. Resullullah dedi ki:

Kurtulus Kuran dadir. Cunku sizden oncekilerin haberleri de, sizden sonrakilerin haberleri de, aranizdakilerin hukmu de ondadir. O gercek ile yalani birbirinden ayiran kesin bir hukumdur, saka ve bos soz degildir. O nu terk eden her zorbanin Allah boynunu kirar. Hidayeti, dogru yolu O ndan baskasinda arayani Allah sapkinliga dusurur.

O, Allah in en saglam urganidir. O, hikmetle dolu Kuran dir. O en dogru yoldur. O, bos arzularin haktan saptiramayacagi, dillerin, karistirip belirsiz edemeyecegi, ilim adamlarinin doyamayacagi, cok tekrarlanilmasindan bikilmayan, ilginc ozellikleri bitip tukenmeyen bir kitaptir. Sunen-i Tirmizi/Darimi

Hz. Ali den rivayet edildigine gore o yaninda yazili sahifeler bulunan kimseleri, bunlara muracaat etmekten sakindirmis ve Sizden onceki insanlar, Rabb lerinin Kitabini terk ederek alimlerinin sozlerine uyduklari icin helak olmuslardir demistir. [Ibn Abdilberr, 108]

Hz. Ali minberden su hutbeyi veriyordu: Yaninda hadis sayfalari bulunanlar gidip onlari yoketsinler. Zira halki helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kuran i terk etmeleridir.

Ibn Abdulberr, Camiul Beyanil Ilm

HADIS RIVAYET EDEN SAHABELERIN BUNDAN VAZGECMELERI

Seddad, Ibni Abbas a Hz. Peygamber bir sey birakti mi? diye sordu. O da Sadece Kuran in iki kapagi arasinda olanlari birakti cevabini verdi. [Buhari, K. Fezailul Kur-an 16; Muslim K. Fezailus Sahabe 30, 31; Ebu Davud K. Fiten 1, Tirmizi K. Fiten 43]

Ibn Mesud elinde bir hadis sayfasiyla geldi. Sonra su isteyerek sayfalari sildi, sayfanin yakilmasini emretti ve sunu soyledi: Allah kime bir hadis sayfasinin yerini bildirirse ve o da beni bundan haberdar etmezse Allah a yemin ederim ki, Hindistan da dahi olsa onu arar bulur ve yok ederim.

[Ebu Reyye, Muhammedi Sunnetin Aydinlatilmasi, s. 27]

OLUSTURULAN NOTLARIN YAKILMASI/IMHA EDILMESINE DAIR;

Ebu Musa el Esari nin bir taraftari, tesvik uzerine hocasinin hadislerini yazmis; ancak o bunu ogrenince hepsini imha ettirmis. [Ibn Sad, IV, 112]

Ubeyde b. Kays, kitaplarinin yakilmasina veya baska turlu imha edilmesine, vasiyetinde yer vermisti. [Ibn Hanble, Ilel, I. 104]

Omer, Sam a geldiginde Zeyd b. Sabit in diyete dair sahifesini sorup getirtti ve onu parcaladi. [Ibn Hanbel, Ilel, I, 206]

4 Halife nin disinda Peygamberimiz i goren bircok degerli sahabe, gerek 4 Halife doneminde, gerekse 4 Halifeden sonra arkadaslarinin hadislere karsi takindiklari tavri benimsemislerdir. Bu konuda Ibni Abbas ve Abdullah bin Mesud adli meshur sahabeleri gorelim:

Seddad, Ibni Abbas a Hz. Peygamber bir sey birakti mi? diye sordu. O da Sadece Kuran in iki kapagi arasinda olanlari birakti. cevabini verdi.

Buhari K. Fezailul Kuran 16; Muslim K. Fezailus Sahabe 30,31 Ebu Davud K. Fiten 1, Tirmizi K. Fiten 43

Ibni Abbas hadis yazmayi yasaklar ve soyle derdi: Sizden onceki ummetlerin sapmalari bu sekilde kitaplar vucuda getirmek yuzunden olmustur.

Ibn Abdul Berr, Camiul Beyanil ilm 1/63-68

http://halukgta.blogcu.com/http://hakyolkuran.com/menudetay.php?id=360


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






"İncirlik üssü kapatılsın"

 


"İncirlik üssü kapatılsın"

"Vatan Partisi, İncirlik Üssü Kapatılsın eylemlerini sürdürüyor. Adana'da parti üyeleri üssün kapatılması için imza masası açtı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği kampanyada dakikalar içinde bin imza toplandı."

04 Haziran 2017 Pazar

Vatan Partisi, Adana ve Denizli'de "İncirlik Üssü kapatılsın" eylemlerini sürdürüyor.

Parti üyeleri Ceyhan'da imza masası açtı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği kampanyada dakikalar içinde bin imza toplandı.

Vatan Partisi Denizli üyeleride üssün kapatılması için alanlardaydı.

Gazi Bulvarı, Doktorlar Caddesi, Bayramyeri ve bölgedeki semt pazarlarını gezen parti üyeleri vatandaşlara bildiri dağıttı.

https://youtu.be/k_WUPTXEu8Q

http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/incirlik-ussu-kapatilsin-h162253.html

 
a45UyF587661-170605134837 Oraj Poyraz At 0raj.p0yraz@neomailbox.net 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2017/06/05  14:18 2  65  alelma@yahoogroups.com


 
--

Kucuk kararlari akil ile, buyuk kararlari ise kalp ile almak gerekir.

H.JACKSON BROWN

Ebu Hureyre ( Radiyallahu Anh) soyle dedi : Rasulullah ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem ) :
Kafirin disi yahut kopek disi Uhud dagi gibidir. Derisinin kalinligi da uc gunluk mesafedir buyurdu.

( Muslim - Tirmizi - Ibni Mace )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.

DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -10-

Simdi cift yarik deneyinin dalgalarla yapilan versiyonuna geldik. Sahilde, bir su dalgasini gozlemlediginizi dusunun, neler gorursunuz? Dalganin belli bir hizi vardir, dalganin tepesinin belli bir yuksekligi bulunur ve dalganin bir seferde katettigi bir mesafe bulunmaktadir. TV ve radyo teknolojilerinde, uzay arastirmalarinda kullanilan elektromanyetik dalgalar da benzer ozellikler tasirlar. Tek fark sudur ki, su dalgasinin kendi seviyesinden asagi dogru bir hareketi yokken elektromanyetik dalganin veya elektrik dalgalarinin arti ve eksi degerler alabilen tepe ve cukur salinimlari bulunur. Buna sinuzoidal dalga salinimi denir.

Ust resimde iki dalganin tepeleri veya cukur dipleri arasindaki mesafe dalga boyu olarak adlandirilir ve lamda ? sembolu ile gosterilir. Dalga yuksekligi dalganin tepeye veya dibe kadar alabildigi maksimum mesafedir. Dalga gucu veya dalga genligi de denir. Dalganin 0 seviyesinden baslayip yeniden ayni seviyeye gelmesi bir tam devirdir ve bunun saniyedeki hizi dalga frekansini verir. Frekans (Hertz) birimi ile ve Hz kisaltmasi ile ifade edilir. Dalga frekansi aslinda gundelik hayattan da asina oldugunuz bir kavramdir. Bir radyo kanali size hangi frekanstan yayin yaptigini soyluyorsa kendi yayininin saniyedeki devir sayisini soyluyor demektir. Dalga frekanslari ELF (Extremely low frequency) seviyesinden baslarlar. Saniyede 3 Hz ile 30 Hz arasinda titresirler. EHF, (Extremely high frequency) seviyesinde frekanslari saniyede 30 Ghz ile 300 Ghz (milyar Hertz) arasinda degisir. Radyo ve TV yayinlarinda duydugunuz VHF (Very high frequency) saniyede 30 Mhz ile 300 Mhz (30 milyon-300 milyon Hertz) ile titresirken, UHF (Ultra high frequency) ise saniyede 300 Mhz - 3 Ghz arasinda titresir. Bunlarin dalga tepeleri arasindaki mesafe de (yani dalga boylari da) degismektedir. VHF dalgalarin dalga boylari 1 m ile 10 m arasinda iken UHF dalgalarin dalga boylari 10 cm ile 100 cm arasinda degisir.

Yuksek frekansli seste dalga tepeleri arasindaki mesafe birbirine yakinken, alcak frekansli seste ise uzaktir. Frekans, dalga analizinde onemli bir kavramdir. Mesela muzikte akort yapmak icin verilen la notasi 440 Hz frekansa sahip bir titresimdir ve ULF (Ultra low frequency) grubuna girer. Insan kulagi ise 20-20,000 Hz araligindaki titresimleri duyabilir.

Birbiri ile karsilasan dalgalar iki tur etki gosterirler. Iki dalganin tepesi veya dibi birbiri ustune biniyorsa daha buyuk bir dalga olusur ve ortaya bir dalga girisimi cikar. Eger birinin dalga tepesi oburunun cukuruna denk geliyorsa bu sefer dalga siddetleri birbirlerini gotururler ve dalga yok olur. Aslinda her sey bu kadar basit degil. Ses dalgalari, elektrik dalgalari ve elektromanyetik dalga kuramlarinda daha pek cok kavram ve faktor bulunmaktadir ve hepsi baslibasina muhendislik alanlaridir. Bu on bilgilerden sonra, cift yarik deneyinin su dalgalari ile gerceklesen versiyonuna gecebiliriz.

Resimde, iki yariktan gecen su dalgalari bir girisim olustururlar ve gozlem ekraninda bir oruntu meydana gelir. Dalgalarin cakistigi noktalarda aydinlik bir bant olusurken cakisma olmayan dalgalar karanlik bir bant olustururlar. Iste Thomas Young un i$ikla yaptigi deneyde de ortaya cikan boyle bir tablodur, bu yuzden isigin da bir dalga gibi hareket ettigi sonucuna ulasilmistir. Fakat bunun matematigi biraz daha degi$iktir.

Yariklardan birini kapayip tekini acik tuttugumuzda farkli dalga tepe boylari elde ederiz. Bu sistemdeki toplam dalga enerjisi, yariklardan tek tek gelen dalgalarin enerjilerinin toplamina esit degildir, bundan daha buyuktur. Bir nolu yariktan gelen dalganin genligine h1 diyelim, iki nolu yariktan gelen ise h2 olsun. Her iki yarik acikken, toplam dalga genligi h1+h2 olacaktir. Simdi dalga enerjisini I ile gosterelim. Birinci yariktan tek basina gelen dalganin enerjisi dalga genliginin dagiliminin karesidir.

I1= h12

Ayni sekilde, ikinci yariktan tek basina gelen dalganin enerjisi de onun genliginin dagiliminin karesi olacaktir.

I2= h22

Toplam dalga enerjisine I12¨ diyelim. Toplam enerjinin hesaplanmasi soyle bir yol izler. I12 enerjisi, I1 ve I2 enerjilerinin toplaminin karesi olacaktir.

I12= (h1+h2)2

Burdan yola cikarak;

I12= (h1+h2)(h1+h2) veya

I12= h12 + h22 + 2h1h2

sekline gelir. Bu ise I1 ve I2 nin toplamindan buyuktur. Yani;

I12 > I1+I2

sonucuna varilir.

Su dalgalari ile yapilan cift yarik deneyinin kabaca sonuclari bunlar. Bu deneyde dikkat edilmesi gereken en onemli nokta sudur. Herhangi bir yarik tek basina acikken elde edilen desen, her iki yarik birlikte acikken elde edilen desenden farklidir. Oysa elektronlar ve fotonlarla (i$ik kuantumlari ile veya i$ik enerji paketcikleriyle) cift yarik deneyi gerceklestirildiginde farkli sonuclara ulasilmistir. Su ana kadar bir kutlesi olan toplarla ve su dalgalari ile cift yarik deneyi gerceklestirildi. Simdi fotonlarin ve elektronlarin dunyasina girelim.

Eger i$ik, kucuk topcuklar gibi parcaciklar halinde gelseydi, ust sol resimdeki gibi bir desen elde edecektik. Yariklardan gecen i$ik, iki ayri bolgede aydinlik bir cizgi olusturacakti. Oysa perdedeki manzara bundan farklidir. I$ik bir koyu bir acik seklinde bant deseni olusturmustur. Bu, tipik bir dalga ozelligidir. Dalgalar birbirleri ile carpisirlarken bazi yerlerde dalga tepeleri cakisir ve dalgalar guclenir, bazi yerlerde ise bir dalganin tepesi ile cukuru cakisir ve dalgalar birbirini yok eder. Bu yuzden ekranda koyu ve acik bantlar olusur. Buraya kadar i$ik dalgalari ile su dalgalari sanki benzer mantikla hareket ederler. Fakat simdi bu mantiktan ayriliyoruz. Peki, i$ik fotonlarini (enerji paketciklerini) bir i$ik kaynagindan birlikte gondermez de tek tek gonderirsek ne olur? Ortaya cikan sonuc cok sasirticidir. Bir tek foton dahi ortaya dalgaciklarin cikardigi girisim oruntusunu cikarmaktadir. Sanki bir tek foton, ayni anda her iki yariktan da geciyor gibidir. Bu nasil olabilir? Fotonlar yerine, cift yarik deneyinde, simdi elektronlari gonderelim.

Fotonlar kutlesiz ve yuksuz iken, elektron belli bir kutleye ve yuke sahiptir.

Bir elektron tabancasi ile, elektronlar birer birer gonderildiginde bile, ortaya bir girisimden kaynaklanan desen cikar. Her elektron iki yariktan ayni anda geciyor ve kendisiyle bir girisim olusturuyor gibidir. Bu sonuctan kacis yoktur. Deney dunyanin her yerinde binlerce defa tekrarlanmis ve ayni sonuc alinmistir. Feynman bu durumu kla$ik yolla aciklanmasi imkansiz, kesinlikle imkansiz bir fenomen olarak dile getirmistir. Farkli bir aciklama olabilir mi? Normalde bir parcacik ya bir yariktan gececektir veya oburunden. Sagduyumuz bunu gerektirir. Madem ki durum kla$ik fizik ile aciklanamiyor, o zaman kla$ik fizigin dusunce biciminden ayrilmamiz gerekmektedir.

Peki ya bir elektronun hareketi kla$ik bir kutle hareketi degil, bir olasilik dalgasi ise o zaman ne olur? Simdi, Schrodinger in Kedisinin Pesinde kitabindan John Gribbin in deney hakkinda yazdiklarini alintiliyorum.

Cift yarik deneyinin i$ikla ve elektronlarla yapildigi durumlari ele alalim. Cift yarik deneyi i$ikla ve elektronlarla pek cok defa ayni sekilde yapilmistir ve tipki dalga orneginde oldugu gibi kirinim oruntuleri elde edilmistir. Elektron deneyleri ise, kristallerdeki atomlardan elektron demetleri sacmak yolu ile gerceklestirilmistir. Oykuyu teknik ayrintilardan aritip basitlestirmek icin, ortaya cikan sonuclari soyle ifade edebilirim. Tipki i$ik gibi elektronlar da kirinim oruntusu gosterirler. Peki ne var bunda? Bu fenomen tipik parcacik/dalga ikiligi degil midir? Fakat artik daha derinlerde yatan sonuclara bakabiliriz. Schrodinger in dalga denklemindeki degisken ? (Psi) fonksiyonunun elektronla bir ilgisi vardir.

(? Psi veya dalga fonksiyonu Schrodinger denklemini saglayan ve parcacigin enerjisi, momentumu gibi bilgileri icinde barindiran bir fonksiyondur ve dalgacik mekanigindeki olasilik hesaplamalarinda kullanilir.)

? bir dalga ise kirinip girisim oruntusu olusturmasina sasmamak gerekir ve ? Psi nin dalganin genligi gibi davrandigini ve ? karesinin siddeti gibi davrandigini gostermek kolay bir asamadir. Elektronla yapilan cift yarik (iki delik de denir) deneyinin kirinim oruntusu bir ? kare oruntusudur.

Gayet mantikli. Tipki su dalgalarinda oldugu gibi genlik kare hesaplamasina gidiliyor.

Demette pek cok elektron varsa bunun basit bir yorumu vardir. ? kare bir elektronun belli bir yerde bulunma olasiligini temsil eder. Binlerce elektron iki delik icinden hizla gecer ve ? dalgasi yorumunu kullanarak istatistiksel anlamda nerde bulunacaklari tahmin edilebilir. Fakat tek tek her bir elektronun basina ne gelir?

Bir dalganin -mesela su dalgasi- perdedeki iki delikten de gecebilecegini kolayca anlayabiliriz. Dalga, yayilan bir seydir. Fakat bir elektron, dalga gibi ozelliklerle bagdastirilabilse bile hala bir parcacik gibi gorunmektedir. Her bir elektronun ya bir delikten ya da otekinden gecmek zorunda olduguna inanmak gayet dogaldir. (...) Fakat elektron tabancamizi her seferinde tek bir elektron gecirecek sekilde yavaslatsak bile yine bir dalga oruntusu elde ederiz. Normalde, bir elektron sadece bir delikten gecer ve dedektorumuze ulasir, diye tahmin ederiz; sonra bir elektron daha birakilir ve boyle devam eder. Gercekten de elektronlar ve fotonlarla ayni deneyi bin farkli laboratuvarda gerceklestirsek ve her deneyde sadece tek bir parcacik gecirsek ve bin farkli sonucu toplasak yine kirinimi gosteren bir toplam dagilim oruntusu elde ederdik. Sanki bir tek elektroni degil de binlerce elektronu birlikte geciriyormusuz gibi tuhaf bir durum. Tek bir elektron ya da tek bir foton duvardaki deliklerden birine giderken ancak oteki deligin acik olup olmadigini bildigi takdirde uygulanabilir olan istatistik yasalarina uyar. Bu, kuantum dunyasinin merkezindeki gizemdir.

Artik kuantumun garipliklerine girdik. Bir elektron, diger deligin acik olup olmadigini nasil bilebilir ? Ilk ortaya cikan sonuc sudur. Bir elektron, bizim, Newton yasalarina uyan kla$ik dunyamizdaki bir top, misket vs gibi bir parcacik degildir. Kismen su dalgasi gibi davranabilir ama oyle de degildir. Bir elektron, olasilik dalgasi denilen ve kla$ik fizik ile aciklanamayan bir davranis gosterir. Bir hedefe varmak icin, ayni anda, olasi tum yollari kullanir ve bu sekilde, kullanmadigi yollarin bilgisini de tasir. Ama bitmedi, dahasi var. Oyle gorunmekte ki, elektron, gozlenip gozlenmedigini de anlar. Alintiya devam ediyorum.

Elektronu yaniltmak icin hile yapmayi deneyebiliriz. Elektron duzenek icinde yol alirken deliklerden birini cabucak kapatabilir ya da acabiliriz. Ama ise yaramaz! Elektronun gectigi anda perdedeki oruntu hep ayni sekilde cikar. Elektronun hangi delikten gectigini gormek icin caktirmadan gozlemlemeyi deneyebiliriz. Bu deney yapildiginda sonuc daha da acaip olur. Elektronun hangi delikten (veya yariktan) gectigini kaydeden ama arkadaki dedektorun, elektronun perdeye gidisine izin veren bir duzenek hayal edin. O zaman elektronlar normal, akilli uslu her gunki parcaciklar gibi davranirlar. Daima bir delikte ya da otekinde bir elektron goruruz, ama asla ikisini birden degil. Dedektor perdesinde olusan oruntu, sanki mermilerin olusturdugu oruntuyle tipatip aynidir, girisimden eser yoktur. Elektronlar iki deligin birden acik olup olmadigini bilmekle kalmaz, onlari seyredip seyretmedigimizi de bilirler ve hareketlerini de ona gore ayarlarlar. Gozlemcinin (bizim) deneyle etkilesiminde dair bundan daha acik bir ornek yoktur. Etrafa yayilan elektron dalgalarina bakmaya calistigimizda elektron belli bir parcacik haline gelir, fakat biz ona bakmazken hareket seceneklerini acik tutar. Farkli ifade edersek, elektron, bizim olcumumuzden dolayi bir dizi olasilik icinden tek bir gidisati secmeye zorlanmaktadir. Bir delikten gecmesi icin belli bir olasilik vardir ve otekinde gecmesi icin de ayni oranda bir olasilik vardir. Oysa, elektronun yerini tesbit ettigimizde sadece tek bir yerde olabilir ve bu da onun gelecekteki davranisinin olasilik oruntusunu degistirir; cunku artik onun hangi delikten gectigi kesindir. Fakat hic kimse, bakmadigi surece, elektronun hangi delikten gectigini bilmez.

Bunlar cok sasirtici sonuclar. Birkac faktor dikkat cekmekte:

Elektronlar bir olasi yol bilgisine sahiptirler veya oyle gorunmektedir.

Elektronlarin hareketi bir gozlemcinin varligina bagli olarak degisir.

Elektronlar gozlemlenmediginde kimse onlarin tercihlerini onceden bilemez.

Ne oluyor? Oz buyucusu filminde oldugu gibi hokus pokuslarla cevrili bir dunyaya mi giriyoruz? Aslinda su ana kadar anlatilanlar, kuantum fizigindeki garipliklere sadece bir giristir. Zira, cift yarik (veya cift delik) deneyinin sonuclari bizleri farkli dunya yorumlarina goturecek kadar zengindir. 3 nolu maddeye donersem; bir elektron gozlemlenmediginde ne olur? Ortaya sonsuz sayida evrenler mi cikar? Bu mumkun olabilir mi?

Ama neden olmasin? Biz bir evrende, bir gerceklik durumunda yasiyor isek, bizimkinden farkli -veya fiziksel yasalar acisindan farkli olmasa da ayri geleceklerin yasandigi- evrenlerin olmadigini neye dayanarak one surebiliriz? Bizim gercekligimiz, bir baska gercekligin hayali olamaz mi?

Gelecek bolumde cift yarik deneyini Dr Stephen Hawking in nasil yorumladigini anlatacagim. Bu bolumde, bazi yerlerde, konuyu anlatan baska bir web sitesinden alintilar yaptim. Site sahibine haksizlik yapmis olmamak icin kaynagi vermem bir ahlak borcudur.

Kaynak: http://atominsan.net/bilim-ve-yasam/cift-yarik-deneyi.html

-devam edecek-

Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






ERGENEKON SANIĞI SEMİH TUFAN GÜLALTAY : Fethullah Bahailerin Lideri mi ?

ERGENEKON SANIĞI SEMİH TUFAN GÜLALTAY : Fethullah Bahailerin Lideri mi ?

http://www.ozel-buro-istihbarat.com tarafından derlenmiştir.

"Fethullah Müslüman değil, Bahailerin lideri"

Semih Tufan Gülaltay, (İleri Yayınları'ndan çıkan) "Fethullah Müslüman mı"kitabında Fethullah Gülen'i farklı bir açıdan inceliyor. Kendi kaleminden: "Bu kitaptaki ana mevzu, Fethullah'ın rejim düşmanlığı ya da ABD adına yüklendiği misyon değil... Ben O'nun İslamiyet'in içine sokulmuş bir Truva atı olup olmadığını sorguluyorum. O bir Truva atı mıdır? Fethullah Bahaîler'in gizli lideri midir? Amaç İslam dinini tahrif etmek midir? Gerçek ve halis Müslüman kitlemizi Fethullah'tan nasıl koruyabiliriz? Ve benim için işin en önemli yanı 21. asrın en büyük dinamik gücü olan Türkçü gençliğin Türk-İslam sentezi adı altında kandırılmasının önüne geçme yollarının ortaya konmasıdır... Nurculuğun Türk milliyetçilerinin sırtına basarak Tevrat ittifakı kurmasının önüne geçmek, Orta Asya'da misyonerlik okulları açarak İngilizceyi Orta Asya'da tek dil haline getirme çalışmalarına artık dur diyebilecek miyiz?

Fethullah'ın birinci gayesi Türk devletini ele geçirmek, ikinci gayesi ise, geçmişin intikamını almak için İran'ı istila edip İran'la harbe girmektir... O, bu operasyonda Turancıları kullanmayı düşünüyor... Bütün Türk dünyasını ele geçirdikten sonra ise önce aldatmaca bir dinler diyalogu oluşturacak sonra da gerçekte bir Tevrat ittifakı olan Bahaîliğe geçiş sürecini başlatarak bütün dünya dinlerini Bahaîlik altında birleştirme sürecini başlatacaktır... Son merhalesi Fethullah'ın "mesih" ilan edilerek dünya peygamberliğine adım atmasıdır..." Kitapta Gülaltay, Fethullahçılığın kökeni İran'a uzanan Bahaîlik tarikatının bir kolu olduğunu ve Gülen'in Bahailiğin günümüzdeki lideri olduğunu iddia ediyor.

Gülaltay'a göre, Bahaîlik sıradan bir tarikat veya cemaat değildir. Hatta Bahaîlik İslam içinde bir mezhep de değildir. Bahaîlik, 3 büyük dini, İslamiyeti, Hıristiyanlığı ve Museviliği tek bir pota altında birleştirmeye çalışan bir dinlerüstü mezheptir. İran'da İslam öncesi geleneklerini sürdürmek isteyen ve bu nedenle İslamiyeti diğer dinlerle birleştirmeye ve tahrif etmeye çalışan çeşitli tarikatlara dayanmaktadır. Bahaîliğin ortaya çıkışını 800'lü yıllara kadar götüren Gülaltay'a göre Fethullah'ın Müslümanlık anlayışının ardında aslında kökeni İran'a dayanan bu İslam-dışı tarikatlar vardır. Dolayısıyla Fethullah'ın ne kadar Müslüman olduğu sorgulanmalıdır.

Gülaltay kitabında, İran'daki Batınî mezheplerinin her birinin ortaya çıkışını ve birbirini nasıl takip ettiğini anlatıyor ve bu mezheplerin neden İslam-dışı sayıldığını örnekleriyle okuyucuya sunuyor.

Gülaltay, İran'daki İslamdışı mezhepleri Mazdek'le başlatıyor. Sonra sırasıyla, Hürremiye Mezhebi, Babek, İsmailiye ve Hasan Sabbah, Hurufîler, Cavidaniye, Babilik, Bahaîlik... Gülaltay'a göre bu mezhepler farklı isimler taşımalarına karşın aslında aynı mezhebir devamıdır. Çünkü, sık sık İran Devleti'ne ve Halifeliğe karşı ayaklanan bu mezhepler, başarısız olunca yollarına devam edebilmek için isim değiştirmiştir. Yoksa eylemleri de inançları da farklı değildir. Bu tarikatların kısa bir tarihin sunduktan sonra Fethullah'ın bu tarikatlarla bağlantısını yapıtlarından örneklerle açıklanıyor. Örneğin Batınî tarikatlarının en önemli özelliği yasak kimliklerini saklayarak takiyye yapmalarıdır. Gülaltay'a göre, Batınîler takiyye yaparak gerçek inançlarını gizlerler, Müslümanlarla kaynaşırlar ve devleti içten içe fethetmeye çalışırlar. Aynen Fethullahçılar gibi...

Batınîlerin Kitabün Nur'undan Saidi Nursi'nin Risale-i Nur'una Öncelikle Batınîler, şeyhlerinin kitabını Kuran yerine kabul ederler. Cavidanîyeler, şeyhleri Fazlullah'ın Cavidannamesi'ni, Babiler ise şeyhleri Muhammed Bab'ın kitabı Kitab-ün Nur'u Kuran kabul ederler. Ne hikmetse, Saidi Nursî'nin Risale-î Nur'u isim olarak ve cemaatin gösterdiği saygı bakımından, içerik olarak, Kitab-ün Nur'a çok benzemektedir. Türkiye'deki Nurculara göre, Kuran anlaşılması zordur, bu nedenle müritlere Nur Risaleleri önerilir. Risalelere adeta ikinci bir Kuran mualemesi gösteren Fethullah, Gülaltay'a göre bu şekilde Müslümanlığa da aykırı hareket etmiş olmaktadır. Gülaltay, Fethullah'ın şu sözüne dikkat çekiyor: "İlimler sahasında meselenin temel esprisini ise Bedîüzzaman'ın mülahazasında buluruz. Şöyle der o: Allah'ın iki kitabı vardır. Biri kainat kitabı, diğeri Kur-an'ı Kerim." Gülaltay'a göre Fethullah Gülen, "Kainat kitabı" derken Risaleleri kastetmektedir. Gülaltay, buna benzer pek çok örneği kitabında veriyor ve Nurcuların Risaleleri öne çıkarmasının nedeninin Kuran'ın geçerliliğini ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor. Fethullah isminin kaynağı Gülen'in kimliğini ele veriyor Fethullah Gülen'in isminin kaynağı da gizli kimliğinin bir başka göstergesi. Gülen'inismi 1844 yılında İran Şahı'nı öldürmeye kalkışan bir Bahaî fedaisinden gelmektedir: Fethullah Kamî. Fethullah Gülen'in ailesinin İran'dan göçme olduğunu da ortaya koyan Gülaltay, Bahaîlikle bir başka bağlantısını daha ortaya çıkarmaktadır.

Fethullah'ın rumuz olarak kullandığı isimler de eski Bahaî kahramanlara atıftır. Örneğin, "1982 yılının sonlarında DGM savcılığının hakkında başlattığı soruşturmada, Fethullah'm Dahhak kod adını kullanarak kitap yazdığı tespit edilmiş. Bilindiği üzere Dahhak İran mitolojisinde, İran'ı istila edip İran Şahı Cemşit'i testere ile ortadan ikiye böldürten, İran halkına işkenceler, eziyetler yapan bir adammış. İran halkı Dahhak-ı Zalim diye andıkları bu gaddar adamın zulmünden perişan olmuştu."

Işık evlerinin sırrı: Ev-mabetler

Gülaltay, Babilerin ibadet için camiler yerine evleri tercih etmesiyle Fethullahçıların Işıkevleri arasında da bir bağlantı kuruyor: "Babiler, camilere gitmez, cemaatle namaz kılmazlardı. Bunun yerine evlerde toplanmayı tercih ederlerdi." Ardından Nur evleriyle ilgili Fethullah Gülen'in şu sözlerine dikkat çekiyor: "Bu ışık evlerinin kendine has özellikleri vardır... Yüreği pek, imanı çelik insanların yetiştiği kutsal mekanlardır... Artık geçmişte camide yapılan dini ruhunun müzakereleri bu evlerde biraraya gelinerek yapılacaktır." Ve Gülaltay nur evlerinin İslamdışı olduğunu şu şekilde anlatıyor: "Anlaşılacağı gibi Fethullah Gülen, bundan sonra caminin önemli olmadığını söylüyor. Çünkü büyük ustası Kürt Sait de camiye girmezdi. Buradaki amaç ise İslam'ın birliktelik ve cemaat ruhunu yıkmaktır.

Kurretü'l-Ayn'ın ve Babi şeyhlerinin vaaz verdiği yerler camiler değildi. Fethullah'ın tabiriyle nur evleriydi. Yine aynı Fethullah, Yeşeren Düşünceler isimli kitabının 164. sayfasında ev-mabet [adıyla] bu ışık evlerini tarif ediyor. Ev-mabet terimi Bahailik dininde mabede verilen addır. Bahailerin mabedlerine ev-mabet adı verilir."

Gülen'den Bahailere gizli övgüler

Gülaltay, Fethullah'ın kitaplarında Bahaîlere nasıl gizlice övdüğünü de ortaya çıkarıyor. Örneğin, Fethullah'ın Hz. Muhammed'i anlattığı sanılan kimi yazılarında aslında Bahaîlerin lideri Molla Muhammed Ali'yi andığını aktarıyor: "Dostların vefasızlığına, düşmanların ardı arkası kesilmeyen istila ve ifsatlarına uğramasaydı, kim bilir daha neler yapacaktı? Keşke, bu mübarek dünya; duygu, düşünce, anlayış ve hayat felsefesiyle hiç değişmeseydi. Onun yiğitliği, sadeliği ve mertliği bu güne kadar dipdiri kalabilseydi. Keşke O muhteşem saray ve yüksek kasırların altın yaldızlı kubbeleri altında, baygın ve mahmur dolaşan hasım dünyanın, talihsiz insanlarının durumuna düşmeseydi." Gülaltay, bu alıntıda önemli bir çelişkiyi yakalıyor: "Yukardaki metinde anlatılan kasır ve saraylar dönemin İran Şah'ının saraylarıdır. Çünkü Hz. Muhammed devrinde

Arabistan'da ne kasır vardı ne saray."

Gülaltay, bu konuda daha pek çok örnek yakalamış. Gülaltay'a göre, baskı ve zulüm gören insan tasvirleri sanılanın aksine Hz. Muhammed dönemi yaşamış Müslümanlar değil, başarısız ayaklanmalardan sonra yurttan yurda göçürülen Bahailerdir. Örneğin, 1868'de Bahaîler sürgüne gönderilir. Fethullah Gülen'in kitaplarında anlattığı ömür boyu süren büyük göç aslında Bahaîlerin sürgünüdür. Gülaltay'a göre bahsedilen göç sanıldığı gibi Mekke'den Medine'ye Hz. Muhammed'in hicreti değildir.

Başka bir yerde ise Fethullah G. şöyle diyor: "Bir başka defasında da seni kardeşinle konuşmaktan men etmişlerdi. Hani o güne kadar, bir lahza kendisinden ayrılmadığın kardeşinle konuşmaktan... Savaş meydanlarında omuz omuza, yemek sofralarında diz dize oturduğun kardeşinle konuşmayacaktın." Gülaltay'a göre burada kastedilen de yine Bahai liderleridir. Çünkü Müslümanların tarihinde kardeşiyle konuşmaktan men edilme gibi bir cezalandırma söz konusu edilmemiştir. Halbuki Abdülaziz'in bir fermanında, Bahaullah'ın çocukları birbirleriyle konuşmamaları kaydıyla sürgüne gönderiliyordu. Fethullah'ın uğruna gözyaşı döktüğü işte bunlardır.

Fethullahçılıkla Bahaî inanışları arasındaki paralellikler

Gülaltay'ın bulduğu çeşitli paralellikleri şöyle sıralayabiliriz:

- Bahaîler cenazelerini İslam inanışının tersine, mermer lahitler içinde gömerler. Saidi Nursî de vasiyetinde cesedinin lahitin içine konulmasını istemiştir.

- Bahaîlerde ibadete başlama yaşı 16'dır. Fethullah Gülen de bir kitabında şöyle demektedir: "16 yaşıma kadarki dönemi çocukluk dönemi sayıyorum."

- Bahaîlikte el öptürmek kesinlikle yasaktır. Fethullah Gülen de el öptürme konusunda şöyle diyor: "Fevkalade rahatsızlık duyuyorum. El öptürme prensibimm hiç yoktur."

- Bahaîler, camiye girmez, cemaatle namaz kılmaz. Sadece cenaze namazı kılarlar. Gülaltay'a göre, Fethullah Gülen'in de cenaze namazı dışında camiye girip namaz kıldığını şu ana kadar kimse görmemiştir.

- Bahaîlikte kurban kesilmez. Ünlü Fethullahçı bilim adamlarından birisi de katıldığı bir tartışma programında kurban kesmeyi hayvan katliamı olarak nitelendirmiştir.

- Bahaîlikte, herkes malının yüzde beşini, toplumun başında bulunan 19'lar heyetine vermek zorundadır. Fethullahçı organizasyon ve vakıfların başındaki yönetim kurulu da 19 kişidir.

Fethullah ile Bahaîler arasındaki bir başka somut bağlantı ise Saidi Nursi'nin hayatından alınmaktadır. Saidi Nursi, Gülaltay'ın ortaya çıkardığına göre, İran Şahına suikast düzenleyen Babilerin şeyhlerinden Celaleddin Afgani'nin İran'dan kaçıp Abdülhamit'in himayesine girmesi sırasında kuryelik etmişti. Saidi Nursî, yine bir başka Bahaî tetikçi Kirmani'yi de İran-Türkiye sınırında karşılayacak ve İstanbul'a kadar kendisine eşlik edecekti.

Gülen'in sözlerinde gizli anlamlar

Fethullah'ın eserlerinde gizli gizli Bahaîlik propagandası yaptığını da Gülaltay çeşitli örneklerle açıklıyor:

Kapı: Bahaî mezheplerinden Babiliğin kurucusu Muhammed Bab'tır. "Bab" kelimesinin bir anlamı da "kapı"dır.

"Ulu sultan! Canlı-cansız, insan-hayvan, (..) her şey varlığını soluklar.": Gülaltay bir başka bölümde ise Gülen'in bu sözündeki gizli anlamı ortaya çıkarıyor: Ulu Sultan kelimesi Bahaî Şeyhi Bahaullah'a atfedilmiştir. Hayvanları, eşyaları bile Allah'ın kulları olarak kabul eden ise Muhammed Bab'ın hocası Kazım-ı Reşdi'dir. Nebiler Sultanı: Gülaltay, Fethullah'ın sık sık kullandığı "Nebiler Sultanı" teriminin de karşılığını buluyor. Gülaltay'a göre, Fethullah'ın burada kastettiği Hz. Muhammed değil, Bahaullah'tır. Çünkü, Bahaullah'ın lakabı döneminde "Sultan"dır. Nur Asrı: Muhammed Bab'ın Kitabün Nur ile Babiliği yaydığı ilk yıllara da Nur asrı denmektedir.

Timur ve Cengiz düşmanlığı: Fethullah bir kitabında şöyle diyor: "Allah bir zamanlar Cengiz, Hülagü ve Timurlenk'in eliyle hırpaladığı ve ikaz ettiği İslam alemini bugün de Batılılar vasıtasıyla hırpalayıp ikaz etmektedir..." Gülaltay, Fethullah Cengiz, Hülagû ve Timurlenk'e karşı olmasını bu hükümdarların Bahaîlerin önemli önderlerini öldürmüş olmasına bağlıyor. Cengiz Han'ın oğlu Hülagû, Hasan Sabbah'ı; Timurlenk'in oğlu Miranşah ise Fazlullah'ı öldürmüştü..

"Dönmezem" ve "mum gibi yanıp erimek": Bu kelimeleri de Fethullah sık sık kullanmaktadır. Örneğin: "Çevresinde kol gezen tehlikelere aldırmadan, yüce derslerine devam eden ve hakkında bayağıların bayağısı hükümler kesilip biçilirken. 'Hançer ile yüreğimi yar! Senden dönmezem' diyerek hakikati haykıran büyük muzdariplerin 'Evet hep böyle ızdırap gören ızdırap düşünen ve bir mum gibi yana yana eriyip giden, bu yüce kametlerin arkasında yürüyenler hiçbir zaman aldanmadılar ve hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramadılar.'" Tahran Kalesi'nde infaz edilmeden önce "Dönmezem" diye bağıran Bahaîlerin ünlü kadın kahramanı Kurretül-Ayn'dır. O dönem Bahaîlere yapılan işkenceler arasında en yaygın olanı da vücutları hançerle yarıp içlerine mumlar sokulmasıydı. Fetret Devri ve Rönesans: Fetret devri derken kastedilen Bahailerin yaşadığı uzun sürgün dönemidir. Yeniden diriliş ise Bahaîlerin öğretilerini tüm dünyaya kabul ettirmeleri demektir. Örneğin: "Bu ise uzun bir fetretten sonra, bu mazlumlar ülkesinin yeniden dirilişi ve "Rönesansı" demektir. Kimbilir, belki o zaman batmak üzere olan dün-yanın diğer kesiminin elinden tutup kaldırma fırsatı doğar."

Kendini peygamber gören Gülen

Bahaîlerin bir başka propagandası şeyhlerinin peygamber olduğudur. Bahai şeyhleri kendi peygamberlikleri altında tüm dünya dinlerini bir arada toplanmaya çağırırlar. Gülaltay, Fethullah'ın kimi yazılarında satır aralarında kendi peygamberliğini nasıl savunduğunu göstermektedir:

"Allah, elbette insanları da peygambersiz bırakmayacaktır."

"İnsanlar, akıllarıyla kainatta cereyan eden hadiselere bakıp, Allah'ı bulsalar bile yaratılışlarındaki gaye ve hikmeti, nereden gelip, nereye gittiklerini ve ibadetlerinin keyfiyetlerini peygambersiz bilemezler."

"Hilafete giden yol herkese açıktır."

"Hak için halkın temsilcisi demek, peygamber mesleğine talip olmak ve onu temsil etmek demektir. Onu yapabilmek için de peygamberane aşk, şevk, gayret, azim, cehd ve irade gerekir."

Fethullah görüldüğü gibi yeni peygamberlere ihtiyaç olduğunu ve Allah'ın insanları peygambersiz bırakmayacağını söylüyor. Halbuki İslam inancına göre Hz. Muhammed son peygamberdir. Yalnızca bu bile Gülaltay'a göre Fethullahçılığın İslamdışı olduğunun bir kanıtıdır ve bu propagandanın bir sonraki aşaması Fethullah'ın kendisini Mesih ilan etmesi olacaktır.

Fethullah'ın Amerikancılığının Bahailikteki kaynağı

Gülaltay, kitabın sonuna doğru Fethullah'ın gerçek amacının dünya çapında bir Bahaî imparatorluğu kurmak olduğunu ortaya koyuyor. Gülaltay, Avustralya'dan Afrika'ya Asya'dan Amerika'ya milyonlarca Bahaînin bulunduğunu söylüyor. Bahai imparatorluğunun işlevi dünya çapında ABD'yi iktidara getirmek olacaktır. Zaten, Bahailiğin ortak dili de İngilizce olacaktır.

Gülaltay'a göre ABD'de bugün 20 milyon Bahaî yaşıyor ve Bahailerin etkinliği oldukça önemli. Zaten Bahailerin kullandığı ev-mabetlerin kubbeleri de Beyaz Saray'ın kubbesine benziyor.

Fethullah'ın Orta Asya'daki misyonu da bu şekilde ortaya çıkıyor. Gülaltay'a göre Bahailer dünya çapındaki iktidarlarında İngilizce'yi resmi dil olarakilan edeceklerdir. Fethullah'ın okullarının tümünde İngilizcenin öğretilmesinin nedeni olarak bunu gösteriyor. Üstelik Fethullah'ın en etkin olduğu Türk Cumhuriyetlerinden olan Yakutistan'ın durumunu da Gülaltay'dan öğreniyoruz. Bu ülkedeki Fethullahçı proje sonunda başarıya ulaşmıştır. Yakutistan'ın resmi dili İngilizce olarak ilan edilmiştir.

Gülaltay, Fethullah Gülen tehlikesinin uluslararası çapta olduğunu bu şekilde olduğunu ortaya koyduktan sonra kitabında tüm Türk milletini uyarıyor ve Fethullah tehlikesi hakkında Devlet üzerine düşeni yapmazsa görevin Kuvayı Milliyeci Atatürkçülere düşeceğini söylüyor:

"Atatürk ve Kuvayı Milliyeci yiğitlerin kurduğu devlet, hiçbir zaman sarsılmayacak, bu sarp kale, tunçtan yığınlar halinde omuz omuza yürüyen Türk gençliğinin sırtında, ulaşılmaz bir kartal yuvası olarak ebediyete kadar var olacaktır."

https://derinstrateji.wordpress.com/2015/05/20/fetullah-gulen-dosyasi-ergenekon-sanigi-semih-tufan-gulaltay-fethullah-bahailerin-lideri-mi/


a45UyF587661-150521143030 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2015/05/21  20:23 1  39  1 undefined turancatli9@googlegroups.com

 

Sorun bana beni yitirmeden; Cunku andolsun Allah a, Kur an da hicbir ayet yoktur ki nicin ve kimin hakkinda indi, nerde indi, duzlukte mi, daglikta mi, hepsini de en iyi bilenim ben.

Hz.Ali

Hadis-i Serif te, Yahudiler, taslarin ve agaclarin arkalarina saklanacaklar, tas veya agaclar Ey Musluman, ey Allahin kulu, iste Yahudi benim arkamdadir.
Gel onu oldur. diyecektir.
Ancak Garkat agaci haric.
Zira o, Yahudi agaclarindandir diyecegi ifade ediliyor.

(Buhari, Tecrid, IX, 73; Tirmizi, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tac, I, 25).

Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Cinasli Safsata (Fallacy of Equivocation) :
Bir cumlede kelimelerin veya ifadelerin acik olarak kullanilmamasindan dogan hatalara belirsizlik safsatalari adi verilir.
Turkce yi iyi kullanamamaktan kaynaklanan safsatalar grubudur.
Iki turlu ortaya cikar:
(1) Kelime veya ifade cok anlamli olabilir.
Bu durumda birden cok anlam ortaya cikar.
(2) Kelime veya ifadede belirsizlik vardir.
Bu durumda kesin bir anlam ortaya cikmaz.
Cinasli Safsata Ayrica Vurgulama Safsatasi ve Cok anlamlilik Safsatasi bu gruba girer.
Ornek:
Kanuna karsi gelenler hapse atilir.
Sen yercekimi kanununa karsi geldin.
O halde hapse atilman lazim!
Yarime bir gul dedim, bir gul verdi bana.
Cocuga bu masali okuduktan sonra yat dedim o da camura yatti.
Guncel Ornek 1:
Yaslanmanin nedeni vucuttaki serbest radikallermis, Insanoglu ne cekiyorsa radikalden cekiyor.
(Ilker Sarier, 10.6.2000, Sabah)
Yazar , radikal kelimesinin birinci kullandigi anlamdan farkli bir anlamda cikarim yapiyor.


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/