18 Ocak 2017 Çarşamba

Müyesser Yıldız : Erdoğan Güneydoğu Bakanlığı Kursa, Buraya da Leyla Zana'yı Atasa Bahçeli Ne Der?

 


Müyesser Yıldız : Erdoğan Güneydoğu Bakanlığı Kursa, Buraya da Leyla Zana'yı Atasa Bahçeli Ne Der?

·Wednesday, January 18, 2017

Erdoğan siyasi hayatının başlangıcında hangi fikirlere sahipse, hiç değişmeden, bazen iki ileri bir geri yapma durumunda kalsa da bunları adım adım, alıştıra alıştıra hayata geçirdi.

2. Cumhuriyet tartışmalarında, "Osmanlı benzeri eyaletler sistemi olabilir... Onun kararını halk verecek" diyen Erdoğan, Başkanlık sistemi konusunda ise şöyle düşünüyordu:

"Türkiye şimdilik buna hazır değil. Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesi."

Aynen öyle; Başkanlık öncelikle Erdoğan'ın şahsi fikri veya arzusu değil, Amerikan emperyalizminin tavsiyesidir. Sevr'in, yeni adıyla BOP'un hayata geçirilmesinin gereğidir. Tabii Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş esaslarının sıfırlanması, "Kemalizme" savaş açılması, Atatürk'ün önce resim ve heykellerinin indirilmesi, sonra adının silinmesi de.

Sözümona, giderayak Ankara-Obama fena halde kapışmış durumda. Erdoğan, ABD destekli 15 Temmuz darbesinden sonra ne söylemişti? Şunu:

"Devleti sıfırdan kuracağız!.."

Peki Obama'nın, 4 Eylül'de Çin'de Erdoğan'la "tarihi" buluşması öncesi Türkiye'nin "yeniden yapılandırılması" için çizdiği yol haritası neydi? Şuydu:

"Türkiye güçlü bir NATO müttefiki olmayı sürdürüyor. Tabii ülkelerinde siyasi ve mülki bir deprem yaşadıkları gerçeğinden kimsenin şüphesi yok. Şimdi yeniden yapılanmaları gerekiyor ve bunu nasıl yaptıkları önemli olacak... Eğer attıkları adımların uzun dönemli çıkarlarına ve ortaklığımıza aykırı olduğunu düşünürsek, her iyi dostun yaptığı gibi onlara dürüstçe geri bildirim yapmak istiyoruz."

Başkanlık sistemi için Erdoğan'ın daha Şubat 2015'te, "Bu sadece bir sistem değişikliği değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası meselesidir" demesiyle, Başbakan Binali Yıldırım'ın daha geçenlerde, "Asıl başkanlık gelmez ise Türkiye'nin bölünme riski var" sözünü alt alta koyduğumuzda çıkan sonuç şuydu:

Besbelli içeride, dışarıda çok sıkıştılar. Tavizin sonunun olmadığı malumken, Erdoğan'a "fiili federasyon" dahil devleti ve milleti dönüştürecek her türlü yetkiyi vererek, Sevr'cilerin ülkeyi bölmesini engelleyeceklerini veya milleti böyle ikna edeceklerini sanıyorlar herhalde... Yani "kanlı mı, kansız mı" tercihi!..

Ama çok da haksızlık etmeyelim; Birlik ve bütünlüğe en fazla ihtiyacımız olan bir dönemde, milleti karpuz gibi ortadan ikiye ayıran başkanlık meselesini gündeme getiren Erdoğan veya AKP değil, MHP Lideri Devlet Bahçeli oldu.

-Bahçeli'ye Ne Oldu?-

O yüzden de herkes Bahçeli'deki bu büyük "dönüşümün" sebebini merak ediyor.

Bahçeli;

AKP kadrolarının, Cumhuriyet'le bitmeyen bir hesaplaşma içinde olduğundan bihaber mi?

Erdoğan'ın, "Yeni Türkiye yeni anayasa ile hayata geçecek. Yeni anayasayla başkanlık sisteminin de ülkede yerleşmesi gerekir. Bunun için de hedef 400 milletvekili. 400 milletvekili verdiğiniz zaman... Benim derdim ne biliyor musunuz? Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir" dediğini duymadı mı?

İmralı pazarlıklarında teröristbaşının "geçiş süreci anayasasından" ve Erdoğan'dan çok önce "Misak-ı Milli"den söz edip, "Aslında bu bir Kürt-Türk misakıdır ve birlikte kurtuluştur. Meclis bu misakı onayladı. Kürtler bölünmeyecekti, ama ayırdılar. Misak-ı Milli Komisyonu bunu tartışacak. Türk-Kürt birliği olmadan kimse bölgede sağlam kalamaz" dediğinden haberi yok mu?

AKP'nin parti programı ve seçim beyannamesinde "Yerel Yönetimlere Özerklik Şartı'ndaki çekincelerin kaldırılması" vaadinin yer aldığını, dönemin Cumhurbaşkanı Gül'ün de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın da, "Çekincelerin fiilen kaldırıldığını" itiraf ettiğini bilmiyor mu?

"Yeni Türkiye" ifadesi ve "Yeni Türkiye'nin yeni anayasa ile inşa edileceği" açıklamasının anlamını anlamadı mı?

Görmedi, duymadı, anlamadı, bilmiyor diyelim.

Peki düne kadar hakkında, "PKK'nın hamisi, lojistik destekçisi, Mehmetçik katili zalim. Türkiye'ye meydan okuyan küstah. Erdoğan sonunda muhatabına kavuşmuş ve layığını bulmuştur" ifadelerini kullandığı Barzani'yle muhabbet, Barzani'nin Ankara'da temsicilik açma hazırlıkları;

Lozan'ın "kutsal metin" olmadığının söylenmesi, nihayet ders kitaplarında Atatürk'ün azaltılması ve İnönü'nün çıkartılması niyetleri de mi gidişat hakkında bir fikir vermiyor?

-Bunlar Olursa Bahçeli Ne Yapacak?-

Açıkçası Meclis'te görüşülen Anayasa teklifinin "Yeni Türkiye projesi" konusunda acelesi olan "patronları" tatmin etmeyeceğini, AKP'nin bir vesileyle anlaşmayı bozup, MHP kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırılmış, PKK'nın siyasi uzantıları da tutuklanmışken seçime gidip, "400 milletvekiliyle" geldikten sonra "gerçekte istenen" anayasayı çıkaracağını düşünüyordum.

Lâkin Erdoğan'a verilen yetki ve dokunulmazlıkları gördükten sonra bu düşüncem büyük ölçüde değişti.

MHP, Anayasa'nın ilk dört maddesini değiştirmemekle övünüyor, ama bunların şimdilik kağıt üstünde bırakıldığı, AKP milletvekilinin sözlerinden de belli değil mi?

O zaman bazı sorularım olacak:

Erdoğan kanun hükmünde kararnamelerle;

- ABD ve AB'nin yıllardır "Kürt sorununun çözümü" gerekçesiyle istediği "İkiz Sözleşmeler"deki çekinceleremizi kaldırır,

- Avrupa Ulusal Azınlıkları Koruma Çerçeve Sözleşmesi ile Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı'nı imzalar,

- Yine bir kararname ile İmralı'daki teröristbaşını affederse, Bahçeli bunlara nasıl engel olacak?

Veya;

Duymamış olabilir, daha AKP iktidarının başlangıcında, Abdullah Gül'ün Başbakanlığı döneminde Ankara'da "Yeni Türkiye markası" diye bir proje fısıldanmıştı. Geriye dönüp bakıldığında çoğu gerçekleşen bu 10 maddelik projede, "Leyla Zana'ya bir kamu görevi, mesela Güneydoğu Bakanlığı verilmesi" gibi bir madde de vardı.

Ne tesadüf, çok değil 2 ay önce iktidarın gazetesi Star'da İlhami Işık'ın peşpeşe, "Kürt sorununun çözümü için özem bir bakanlık kurulmasını" öneren yazılar yazdığını, Leyla Zana daha hapisteyken AB'den gelen yetkililerin, "Erdoğan Cumhurbaşkanı, Zana Başbakan olsun" temennisini dillendirdiğini, 1 Kasım seçimlerinden sonra Meclis'te ettiği yemin geçersiz sayılan ve yeminini yenilemeyen Zana'ya niyeyse hiç dokunulmadığını hatırlatıp, son soruya geleyim.

Öngörülerinde yanılmayan merhum Kamer Genç, AKP-teröristbaşı yakınlaşmasına şöyle tepki göstermişti:

"Bir de gidip ellerini öpsünler bari. Getirsinler Abdullah Öcalan'ı, Tayyip Erdoğan kendisine bir devlet bakanı veya terörden sorumlu devlet bakanı olarak atasın."

Belki bu kadarı da olmaz, ama şunu düşünelim:

Cumhur-Başkan bir kararname ile Güneydoğu Bakanlığı kurar, buraya da Zana'yı getirir ya da Zana'yı Cumhur-Başkan Yardımcısı seçerse, Bahçeli ne yapar, itiraz edebilir mi?

-Önce Ülkem Diyen Liderin Borcu-

Bahçeli'nin "dönüşümü" ile ilgili birçok iddia gündeme getiriliyor.

Kimi, "kasedi var" diyor. (MHP'ye düzenlenen kaset operasyonunda Bahçeli de hedefti. Ama genel başkan yardımcıları istifa ettikten sonra "son kaset" yayınlanmadı. Sahi o kaset neydi ve nerede?)

AKP ile devlet kadrolarına 50 bin ülkücünün yerleştirilmesi konusunda anlaşma yapıldığı öne sürülüyor.

Dahası, bugün Aydınlık Yazarı Sabahattin Önkibar'a konuşan Meral Akşener, " Verin Meral Akşener'i, alın Başkanlığı diyerek pazarlık yapmış. Bahçeli benim tutuklanmam için bile pazarlık yapmış" diyor.

Yıllardır, "Önce ülkem, sonra partim, sonra ben" diyen bir lider hakkındaki bu söylentilerin hiçbirine inanmak istemiyorum, ihtimal veremiyorum.

Ancak şu kesin; Bahçeli'nin hem bugün, hem yeni anayasa sonrası için önce şehitler ve gaziler, sonra MHP'liler, sonra da tüm millet nezdinde acilen ciddi ve ikna edici izahatta bulunma mecburiyeti kaçınılamaz hale gelmiştir!..

Müyesser YILDIZ

18 Ocak 2017

 
a45UyF587661-170118204429 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2017/01/12  14:32 2  65  alelma@yahoogroups.com


 


Buyuk bir gucun kontrolu ile bir kac kisinin kontrolu ayni prensiplere baglidir. Sadece rakamlarin bolunmesi gerekir.

Sun Tzu dan Savas Sanati

Sudan sonra goklerin yaratilmasi
HUD 7.
O, hanginizin amelinin daha guzel olacagi hususunda sizi imtihan etmek icin, ars i su uzerinde iken, gokleri ve yeri alti gunde yaratandir.
Yemin ederim ki, (resulum!): olumden sonra muhakkak diriltileceksiniz desen, kafir olanlar derhal bu, acik bir buyuden baska bir sey degildir derler.

Gulsev Eyuboglu Irhan. : INGILIZ KURTCULUGU

1-Sykes-Picot anlasmasi: 16. mayis. 1916 tarihinde, Ingiltere ve Fransa arasinda ortadogunun paylasima dair gizli anlasma.
2-Ingiltere nin Istanbul Yuksek Komiseri Yrd. Amiral Webb; Disisleri Bakani Lord Curzon a 19. agustos 1919 tarihinde gonderdigi raporda Amerika, Trabzon ve Erzurum u icine alan Ermenistan i himaye edecek. Geri kalan dort ilde bir Kurt devleti de, Ingilizlerin himayesine birakiliyor
3-Istanbul Ingiliz Yuksek Komiseri Amiral Carthorp, 9. temmuz. 1919 tarihli Ingiltere Basbakani Lord Curzon a goderdigi rapordan Binbasi Noel, Abdulkadir ve Bedirhanogul lariyla gorustu ve bana Irak Komiserliginden gelen rapor; Seyit Abdulkadir ile yegeni Seyh Taha nin aralari aciktir onlari ancak Bedirhanogullari baristirir.
4-Ingiltere nin 1919 yilinda Istanbul da gorevli Buyukelcilik mustesari Hohler in; Sir E. Tilly e raporundan; Benim sorunum Kurtler, Binbasi Noel Bagdattan buraya geldi. Cok iyi bir asker, guclu ancak diger bakimdan da Kurtlerin lideri olmak istiyor. Kurtler gibi kimse yoktur, onlar cok iyidir diyor. Ermeniler icinse degersiz ve hilebaz olduklari gorusunde. Kurtler hic Ermeni oldurmedi aksine onlari korudular fakat Ermeniler Kurtleri oldurduler diyor. Korkarim ki Binbasi Noel bir Kurt lawrens i olmak istiyor. Mezopotomya simdi bizim olduguna gore: ona bir Kurt devleti kurdurup kuzey daglarini boylece koruyabiliriz. Binbasi Noel bir Kurt lawrens idir. Ancak Kurtlere fazla guvenilmez. Majestelerinin Hukumetinin amaci Turkleri alabildigine zayiflatmak olduguna gore; Kurtleri bu sekilde harekete gecirmek fena plan degildir .
5-1919 yilinda Istanbul Ingiliz Yuksek Komiseri Amiral Sir A. Calthorp dan, Ingiliz Disisleri Bakani Lord Curzon a Binbasi Noel, Kurt sefleriyle gorus birligine variilirsa bundan Majestelerinin Hukumetine buyuk faydalar saglanacagini soyluyor. Sefler Istanbulda Seyit Abdulkadir ve Bedirhan lardir. Suphe uyandirmamak icin Noel den ayri olarak Kurt bolgesine gidecekler. Turk ler; Paris teki Sulh konferansina Kurtlerinde geleceginden korkuyorlar. Kurtler henuz Mustafa Kemal e karsi ayaklanmadi. Ancak Noel bu ayaklanmayi basaracagindan emin.
6-9. aralik 1919 tarihli Istanbul Ingiliz Yuksek Komiseri Amiral Sir F. de Robeck ten, Lord Cuzron a rapor: Mr. Hohler, Kurt meselesi hakkinda Kurt baskani olan Seyit Abkulkadir Pasa(Seyit Abdulkadir, 1. Damat Ferit Pasa hukumetinin Surayi Devlet Reisi yani Danistay Baskani) ile gorustu. Kurtler butun umitlerini Ingilizlere baglamislardir. Bu arada belirteyim Mustafa Kemal gittikce buyuk tehlike olmaya basliyor. Kuvvetler, Kurtleri Mustafa Kemal e karsi kullanmak icin para odemeye hazirdir.
7-26. aralik 1919 tarih 966/633 sayili Ingiliz belgesi; Kurt kabileleri Ingiliz ve Fransiz hakimiyetine alinacak. Kurt bolgesinde hic bir sekilde Turk birakilmayacak. Bir tane Kurt devleti mi yoksa bir cok Kurt devleti mi kurulacagi dusunulecek. Ermenilere ise Amerikan kanaliyla silah saglanacaktir.
8-Fransiz delegasyonundan B. Berthelot Kurdistan yeni bir ogedir. Gelecegi Sykes-Picot anlasmasiyla sekillendi . .
Butun bu belgelere ek olarak, 16. nisan 1920 tarihinde San Remo konferansinda hazirlanan 5. sayili maddenin not ekininin 1. ve 3. maddesi, daha sonra 10. agustos 1920 Serv anlasmasinin 62. ve 64. maddelerine konuldu.

Saygilarimla. .
Gulsev Eyuboglu Irhan. .
NE MUTLU TURKUM DIYENE
31. 05. 2007


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/










BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo







-------------------------------------------------
ONLY AT VFEmail! - Use our Metadata Mitigator™ to keep your email out of the NSA's hands!
$24.95 ONETIME Lifetime accounts with Privacy Features!
No Bandwidth Quotas!   15GB disk space!
Commercial and Bulk Mail Options!

16 Ocak 2017 Pazartesi

Yargıtay’dan tehdide ceza! Bu hasta ölürse siz de buradan sağ çıkamazsınız!

 


Yargıtay'dan tehdide ceza! Bu hasta ölürse siz de buradan sağ çıkamazsınız!

Yazan Dr. Erkin Göçmen

16 Ocak, 2017

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, hastane acil servisinde çalışan doktor ve hemşireye hitaben söylenen "Bu hasta ölürse siz de buradan sağ çıkamazsınız" sözünü tehdit saydı ve sanığın cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme kararını onadı. Yüksek Mahkeme kararında, sanığın "sabit görülen eyleminin tehdit suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir", denildi. Olay bir Devlet hastanesinin acil servisinde meydana geldi. Sanık, bir yakınının kalp krizi sebebiyle ölümünü öğrenmiş olmasının verdiği elem ve üzüntüyle bu sözleri söylediğini ve doktor ve hemşireyi tehdit etmek istemediğini ifade etse de bu savunması kabul görmedi.

Son yıllarda sağlık çalışanlarına yönelik olarak işlenen suçlardan bir tanesi de tehdit suçu… TCK'ya göre, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Tehdidin; silahla, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, birden fazla kişi tarafından birlikte ve var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde ise fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunmaktadır.

Yukarıda bahsettiğimiz olayda, yerel mahkemece verilen ve Yüksek Mahkeme tarafından da onanan kararda, sanığın sağlık çalışanlarına yönelik olarak "bu hasta ölürse siz de buradan sağ çıkamazsınız" sözü, kanuni tanımda gösterilen, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eylemi olarak kabul edildi.

Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Yargıtaya göre tehdit suçunda fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir.

Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine yapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır.

Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.

Siyasi nüfuz iması ile tehdit

Bilhassa kamu sağlık kurumlarında en çok karşılaşılan tehdit sözünün "sen benim kim olduğumu biliyor musun?" olduğu herkesin malumudur. Bu sözü sarfeden şahıslar, genellikle, nüfuzlu bir kişi olduklarını ya da siyasi nüfuzu olan şahıslarla yakınlıklarının bulunduğunu ima etmek suretiyle karşıdakine korku salmak, onu huzursuz etmek istemektedir. Nitekim bu söylemin, sürekli toplumun gözü önünde mesleklerini icra eden ve yoğun bir idari ve toplumsal denetime maruz kalan sağlık çalışanlarında ilave bir stres kaynağı olacağı tartışmasızdır. Bu yönüyle, adı geçen şahıslar açıkça tehdit suçunu işlemektedir. Sonuç olarak artık bir salgın haline gelen sağlıkta şiddet olaylarının önlenmesinde caydırıcı bir uygulama olarak bu kişilerin de tehdit suçundan cezalandırılmaları gerekmektedir.

İletişim için: bilgi@erkingocmen.av.tr

. Av. Erkin Göçmen'i Twitter'da takip etmek için tıklayın >

. Av. Erkin Göçmen'i Facebook'ta takip etmek için tıklayın >

https://www.medikalakademi.com.tr/yargitaydan-tehdide-ceza-bu-hasta-oluerse-siz-de-buradan-sag-cikamazsiniz/

 
a45UyF587661-170116213035 Oraj Poyraz At Alpinaasia oraj_poyraz@alpinaasia.com
2017/01/12  14:32 2  65  alelma@yahoogroups.com


 



--

Sevmek; guzel birinde aski aramak degil, bir baskasinda kendini bulmaktir...

Dostoyevski

Turkler kendi gucleri ile adam olamaz.
Ingilizler elimizden tutup bizi kurtaracak.

Yazar Refi Cevat Ulunay -21.05.1919

Tanri sozu benim icin insanoglunun zayifliginin bir ifadesinden ve urununden baska bir sey degildir.
Incil, saygideger bir kolleksiyon, ama oldukca cocukca olan ilkel duzeydeki efsaneler.
Ne kadar ince olursa olsun hicbir yorum, benim icin bunu degistiremez.

The word god is for me nothing more than the expression and product of human weaknesses, the Bible a collection of honourable, but still primitive legends which are nevertheless pretty childish.
No interpretation no matter how subtle can (for me) change this

Albert Einstein; from Albert Einstein the Human Side, Helen Dukas and Banesh Hoffman, eds., Princeton, New Jersey: Princeton University Press, 1981, p.66.


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/










BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






Türker Ertürk : Kim Bu Amerikalı?

 


Türker Ertürk : Kim Bu Amerikalı?

Son günlerde, Kenneth O'Keefe'nin videosunu herkes birbirine gönderiyor. Bana en az 20'yi aşkın farklı kişiden geldi. Amerikalı eski bir deniz piyade askeri olan Kenneth O'Keefe, katıldığı bir televizyon programında Amerika ve özellikle İsrail için neler söylemiyor neler!

O'Keefe, diğer konuşmacıların anlattıklarına katılmadığını söyleyerek başlıyor ve özetle; Amerika'nın teröre karşı verdiği mücadelenin hikaye olduğunu, İsrail'in "Büyük İsrail" hedefine yönelik genişlediğini ve büyüdüğünü, Ortadoğuyu bölüp parçalamak için mezhepsel nefretin tohumlarını ektiklerini, Irak'ı üçe böldüklerini, Suriye'de de aynı şeyi yapmaya çalıştıklarını, IŞİD'in arkasında İsrail'in olduğunu ifade ediyor.

Mavi Marmara

O'Keefe'nin söylediklerinin neredeyse yüzde yüzü doğru; ama bunları bir Amerikalı söyleyince mi daha doğru oluyor ve ilgi çekiyor? Demek ki; ne söylendiği değil, kimin söylediği daha önemli oluyor.

Peki o zaman, bu adam kim? Esasında O'Keefe'nin kim olduğunu ilk defa 6 Ocak 2011'de, yani 6 yıl önce, Mavi Marmara'nın ne olup ne olmadığını gözler önüne serdiğimiz "Mavi Marmara Operasyonu Nedir?" başlıklı yazımızda anlatmıştık. O günden bugüne kadar geçen zaman içinde "Mavi Marmara Operasyonu" konusunu iki defa daha ele almış ve bu Amerikalı'nın ne olduğunu anlatmıştım. Görünen o ki hem unutulmuş, hem de konu tarafımdan yeterince iyi anlatılamamış.

Canlı Kalkan

Amerikalı deniz piyade Kenneth O'Keefe, biraz karışık bir adam.1969 doğumlu, Irak Savaşı'na katılmış, savaştan sonra ordudan ayrılmış, İkinci Körfez Savaşı'nda "Canlı Kalkan" olarak Irak'a gitmiş, 2001'de ABD vatandaşlığından ayrılmış, aynı zamanda İrlanda ve Filistin vatandaşı, İngiltere ve Güney Kıbrıs'ta yaşadığını söylüyor.

Bu arada; canlı kalkan olarak Irak'a gidenlerin birçoğunun CIA ajanı olduğunu biliyoruz. Anımsarsınız; Bağdat direnmeden teslim olmuştu! Canlı kalkan kılığındaki ajanlar, Irak Ordusu'nun generalleri ile pazarlıkları kotarmışlardı.

Rotamız Filistin, Yükümüz İnsani Yardım

Kenneth O'Keefe'yi, daha sonra 31 Mayıs'ta, Gazze'ye intikalde iken İsrailli komandoların operasyonuna uğrayan Mavi Marmara'da görüyoruz. "Rotamız Filistin, Yükümüz İnsani Yardım" sloganı ile Antalya'dan yola çıkan 6 gemilik konvoyun, Mavi Marmara dahil 3Türk gemisiydi. Gemilerdeki insan sayısı yaklaşık olarak 700 civarındaydı ve bunun 600Mavi Marmara'daydı. Eylemcilerin çoğunluğu Türk, kalanı ise 32 ülkenin yurttaşlarından oluşmaktaydı.

Bu eylemi; lideri Amerikalı Greta Berlin olan, Özgür Gazze Hareketi (Free Gaza Movement) planlamıştı. Eylemin sevk ve idaresini ise; Türkiye orijinli, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) yapmıştı.

Dokuz Yurttaşımız Öldürülür

Konvoy Gazze'ye intikaldeyken, İsrail'in hızlı botları gemilere yaklaşarak çeşitli muhabere vasıtaları ile "Deniz ablukası olduğunu, Gazze'ye intikal edemeyeceklerini, ısrar ederlerse operasyon yapılacağını" belirtmelerine rağmen; eylemcilerin kararlılığı üzerine, 31 Mayıs 2010'da İsrail açısından asla mazereti olmayan o müessif olay meydana gelir ve 9 yurttaşımız öldürülür.

Mavi Marmara'da gelişen olayların bire bir tanığı olan ve Londra'da yaşayan gazeteci dostum Mahir Tan'dan öğrendiklerimi size iletiyorum: Bir İsrail helikopteri havadan yaklaşır, sallandırılan halat (Fast Rope) vasıtası ile silahlı komandolar geminin güvertesine indirilir. Komandolar silahlıdır fakat, ateş etmemişlerdir. Güvertede bulunan eylemcilerden, Amerikalı eski deniz piyadesi Kenneth O'Keefe'nin aktif liderliğinde; gemiye inen komandolar etkisiz hale getirilir, silahları alınır, tartaklanarak kapalı mekana sokulur ve orada hırpalanır. Bu gelişme üzerine; ikinci helikopter ateş açarak yaklaşır, komandolar iner ve hatırlamak bile istemediğimiz gelişmeler olur.

One Minute

Mavi Marmara'da İsrail komandolarını etkisiz hale getirerek ve hırpalayarak tırmanmaya ve karşı tarafın silah kullanmasına neden olan başrol oyuncusu; Amerikalı deniz piyade Kenneth O'Keefe'dir. İHH daha sonra yaptığı açıklamalarda, bu olayda kullanıldığını itiraf etmişti.

Mavi Marmara olayı aynen "One Minute" gibi, Erdoğan ve Türkiye'yi Sünni İslam Dünyasında parlatmak ve Büyük Ortadoğu Projesinde (BOP) kullanabilmek için planlanmış ve manipüle edilmiştir.

Osmanlı'nın Dirilişi

Kenneth O'Keefe'nin geçmişi ve sicili ortadadır. Televizyon programında Amerika ve İsrail için söyledikleri; müteakip operasyonlar için Ortadoğuda ve İslam Dünyasında güven telkin edebilmek maksatlıdır. Söylenenlere ve söyleyene değil, söylettirenlere bakmak lazım. Örneğin; bizi o ekranlara çıkarırlar mı? Hayır! Belki de aynı şeyleri söyleyecektik! Ama bizi kullanamazlar! Kenneth'i çıkar, güven telkin et, savunma mekanizmalarını felç et ve operasyonda kullan!

Mavi Marmara operasyonunun arkasında bulunan isimlerden birisi de, bazı konuşmalarına Bismillahirahmanirrahim ve Selamünaleyküm diye başlayan, Birleşik Krallık (İngiltere) İşçi Partisi eski Milletvekili George Galloway'di. Bu da Kenneth gibi, biraz karanlık bir adam. Arap Dünyası ile bayağı sıkı fıkı ve akçeli işleri var. Galloway Türkiye'nin pozisyonunu; "Osmanlı'nın dirilişi" olarak yorumluyor ve "İslam Ülkelerine Erdoğan gibi liderler lazım'' diyordu. Şimdi ne diyor, merak ediyorum doğrusu! Pek sesi çıkmıyor da!

Gizli Müslümanlar

Emperyalizmin İslam Ülkelerini ve Müslümanları sömürebilmesinin ve yönetebilmesinin araçlarından biridir sanki; Müslüman'mış gibi davranmak veya gizli Müslüman görüntüsü vermek.

Örnek mi istiyorsunuz?

Alman İmparatoru ve Müslümanların koruyucusu Hacı II.Wilhelm,

Haydar Ebu Ali adlı gizli Müslüman Hitler,

Musa Nili adlı gizli Müslüman Mussolini,

Prens Charles da gizli Müslüman fakat veliaht olması nedeniyle açıklayamıyor,

Başkan Barack Hussein Obama, zaten babası Müslüman fakat konumu nedeniyle Hristiyan gibi gözüküyor, aslında Müslüman.

Bu örnekler uzar gider. Hepsinin tek bir amacı var: Aklın ve bilimin egemen olamadığı İslam Dünyasında, dince kutsal duyguları istismar ederek sömürmek ve emperyalist hedefler doğrultusunda yönlendirmek.

Türker Ertürk


http://www.turkererturk.com.tr/kim-bu-amerikali/ 
a45UyF587661-170116211725 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2017/01/12  14:32 2  65  alelma@yahoogroups.com


 



Kaynak:
ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi

Bir adam Resulullaha:
Kiyamet ne zaman kopacak?
diye sormustu.
Aleyhissalatu vesselam bir muddet sukuttan sonra yaninda duran Ezd-i Senue kabilesine mensup bir cocuga bakip:
Bu delikanli pir-i fani olmadan once kiyametiniz kopacaktir!
buyurdular.
Hz.Enes der ki: Cocuk o gun benim akranim idi.

(Kutubu Sitte, Kiyamet bolumu)
Hadis No : 5030

Kuzey Afrika daki zenci bir kadinin resmiydi.
Korkunc bir kuraklik yasiyorlardi.
Ve olu bebegini kucaginda tutup olabilecek en uzgun ifadeyle gokyuzune bakiyordu.
Resme baktim ve dusundum:
Bu kadinin tek ihtiyaci olan sey yagmurken merhametli ya da sevgi dolu bir tanriya inanabilmek mumkun mu?

Charles Templeton


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/










BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo







-------------------------------------------------
ONLY AT VFEmail! - Use our Metadata Mitigator™ to keep your email out of the NSA's hands!
$24.95 ONETIME Lifetime accounts with Privacy Features!
No Bandwidth Quotas!   15GB disk space!
Commercial and Bulk Mail Options!