7 Eylül 2011 Çarşamba

Fwd: Merkez Bankası Milli bir banka mı ? http://muzafferdeligoz.blogcu.com/Merkez+Bankasi

Doğrusu Merkez Bankamızın sermaye yapısı içinde bir miktar özel kişinin hissedar olduğunu biliyordum.
Ama %45 oranını da tahmin etmiyordum.
Belli ki, İngiliz, ABD merkez bankaları kadar ele düşmüş değil ama, yine de yüksek bir oran.


-------- Original Message --------
From: muzaffer deligoz <ena@ena-ajans.com>


 

 

TC Merkez Bankası,  Milli bir Banka mı ?                                                                                                    

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın Milli bir banka olduğunu mu sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz ..  

Bankanın ortakları arasında Yabancı imtiyazlı Banka ve firmaların bulunduğunu biliyor musunuz ? ... Devletin dışındaki yerli-yabancı Banka ve Şahısların Merkez Bankamızdaki hisseleri % 45,  Devletin hissesi ise % 55

Milliyet'te bir Haber yayınlandı: "Merkez'de kâr payı gerginliği: Hissedarlarına kâr payı vermediği için tepki çeken Merkez Bankası'nın (MB) .. genel kurul toplantısının gergin geçmesi bekleniyor." denilen haberde bu hissedarların Banka Yönetimine İbra vermeyecekleri belirtiliyor.
İbra vermeyecek bu hissedarların kimler olduğu açıklanmıyor. Haberin tamamında bu ortakların isimleri de yok. Halbuki Merkez Bankası hisseleri isme yazılı olduğu ve Milliyet haberi bunlardan aldığına göre bu kişileri biliyor, ama açıklayamıyor. 

Aynen bu güne kadar Devletin de bunları açıklamadığı gibi.. Zira, bunlar Türkiye'yi 1930 lardan bu yana yöneten yabancılar ve yerli iştirakçileri. Yerli ortakların çoğunun gayri Müslim olmaları kuvvetle muhtemel.  

Devletin Ana damarı olan Merkez Bankasında 1931 den 1970 kadar Devletin % 15, Devlet dışındakilerin  % 85 hissesi vardı. 1970 de Kenan Evren Devletin hissesini % 51 e çıkardı. 2002 de de Ak Parti bu hisseyi %55 e çıkardı.  

Bu hissedarların Ak Parti Yönetiminde Bankaya söz geçirememeleri bir yana, Banka şu anda onlara kâr da vermiyor. Bu sebeple de huysuzlaşıyorlar, Banka yönetimini, dolayısıyla Hükümeti Milliyet yoluyla tehdit ediyorlar. Milliyet'in bu haberde ibra vermeyecek ortakları açıklamaması da bundan. Aslına bakarsanız ibra vermeyeceklerini söyleyen ortakları Milliyet açıklayamaz. 

Türkiye'nin ana damarını elinde tutan bu Banka'nın imtiyazlı ortakları olan Yabancı Banka, firma ve şahısların isimlerini "Bilgi edinme Kanunu" yoluyla Bankadan sordum. Gelen cevapta, web sitesinde ortaklarla ilgili bilgilerin bulunduğu belirtiliyor, ama yine isimler ve hisseler verilmiyor. Web sayfasında ise durum şu şekilde gösterilmiş: 

Yani yine yabancı ortak ve hisseler gizlenmiş. Bankanın 10 yıllık bilanço ve Denetim Raporlarını inceledim, hiçbir yerde bu isimler yok.                                                                                                                               

Şimdi Sormak istiyorum; neden bu isimler gizleniyor ? Bilinmesi çok mu mahzurlu ?.. 47 yıldır (1923-1970)  bizim ekonomik gücümüz kimin kontrolünde ve elinde imiş bilelim. Bunu bilsek de birşey yapacak değiliz zaten. Halk olarak böyle bir gücümüz de yok.  

Merkez Bankasının yapılan son Genel Kurulunu basından takip ettim. Bu ortaklar yine gizli kaldı. Bunlarla konuşan ve ret oyu vereceklerini belirten Milliyet ve refikleri bu grubu yine açıklamadılar. Sadece 2 yerli isimden bahsettiler. Bunlardan birinin gayri Müslim olduğu adından belli. "Bahar" soy adlı ortak "sadakaya muhtaç kaldık" diyor. Zahir, Bahar Menkul Kıymetler A.Ş. de iflas yolunda ki böyle diyor. Fakat, siz bunlara inanmayın. Ben web'den araştırdım adamın bilançosu süper.         

Türkiye; Demirel ve iştirakçilerinden, Uzan ve hortumcularından, Gizli Devlet ve Ergenekon'dan, Milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığına karşı çıkan ama atanmış memur, asker, bürokrat, yargıç vs nin dokunulmazlığını asla bahsetmeyen Medya'dan değil; asıl Devletin Ekonomisine yön veren, Ana damarı tutan TC. Merkez Bankasını 47 elinde tutan ve bilmediğimiz bu ekonomik güçten korkmalıdır. 

BUNLARI DAHA YAKINDAN GÖREN VE BU SEBEPLE DE BUNLARA MİLLETİN PARASINI AKTARMAK İSTEMEYEN SAYIN MERKEZ BANKASI BAŞKANINDAN HEPİNİZ ADINA ÜLKEMİZİ AVUCUNA ALMIŞ BU İMTİYAZLI EKİBİ AÇIKLAMASINI İSTİYORUM. 

HEPİNİZİ DE; www.tcmb.gov.tr adresine girip, sağ alt kısımdaki "Bilgi Edinme Kanunu" gereği cevap vermek zorunda oldukları Formu doldurup, "Banka ortaklarının kimler olduğunu" sormanızı istiyorum ki 1923 den beri Devleti eline alan bu asalaklar açıklansın. 

Para basma ve Hazine işleri 1923 den 1931 e kadar bazı yabancı Banka ve Yahudi kuruluşlarının tekeline verilmişti. Devletinde içinde bulunduğu Merkez Bankasının ilk  Kuruluşu: 1 Eylül 1931 tarihinde Hükümet'çe kabul edilen Banka Nizamnamesi (Anasözleşme) ile yapıldı. Banka'nın hisse senetleri dört gruba ayrıldı. A sınıfı hisse senetleri Hükümet kuruluşlarına ait olup, toplam sermayenin %15'ini geçemeyecek. B sınıfı hisse senetleri milli bankalara ayrıldı. C sınıfı hisseler yabancı bankalar ile imtiyazlı şirketlere tahsis edildi. D sınıfı hisse senetleri ise Türk ticaret kuruluşlarıyla Türk uyruklu gerçek ve tüzel kişilere ayrıldı. 

1970 de yapılan değişiklik ile Devletin hissesi % 51 e, diğer hisseler % 49 a çekildi. Yabancılara ait hisseler ise % 6 dan fazla olamayacağı hükmü getirildi. Kaç sene sonra ?  47 sene sonra  ancak bu kadar yapılabildi. Şimdi bakalım Ak Parti ne yapabilecek ? 

Yani sizin anlayacağınız Paralarımızı basan, Devletin para politikasını yürüten, ekonominin ama damarı eline verilen ve adında  da "Türkiye Cumhuriyet" ibaresi olan bu Banka Milli değil..  

47 sene sonra yönetimi Devletin eline geçmiş, ama % 45 u hâlâ Devletin kontrolü dışında. Bu hisselerin % 12 si Yabancı ve Yabancılardan farkı olmayanların elinde gibi görülüyor. Gibi diyorum zira, bu ortakları ne Banka bildiriyor ne de Basın. O zaman bize de şüphe etmek düşüyor.  


 Son olarak talep ettiğim bilgilere Merkez Bankası Yönetim Kurulu tarafından gönderilen cevabı aşağıya alıyorum.

Karar okuyucularımızın: 

         BAĞIMSIZ DENETİM RAPORU:

Banka'nın hissedarlarının dökümü  aşağıda sunulmuştur:

                                                                                           31.Aralık.2005                                                                                

 

Hisse Tutarı  TL

Hisse Oranı %

T.C. Başbakanlık Hazine  Müst

13,685,300,000

55

T.C. Ziraat Bankası A.Ş.

4,794,800,000

19

Güvenlik Yard. Sandığı Vakfı

1,280,100,000

5

Türkiye Garanti Bankası A.Ş.

620,800,000

2

T. İş Bankası A.Ş.

581,800,000

2

T. Halk Bankası A.Ş.

277,400,000

1

Türkiye Kızılay Derneği

300,800,000

1

T.C. Emekli Sandığı Gen.Müd.

250,000,000

1

Sosyal Sigortalar Kur.Gen.Müd.

100,000,000

<1

Diğer

3,109,000,000

12

Toplam

25,000,000,000

100

 

 


From: Gultekin Cetiner [mailto:b_g_cetiner@yahoo.com]
Sent: Wednesday, September 07, 2011 11:26 AM
Subject: Cebinizden şöyle kağıt parayı çıkarıp bakın....

 

Cebinizden şöyle kağıt parayı çıkarıp bakın. Merak ettiniz mi? Neden üzerinde  Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası değil de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yazmaktadır? 

 

Cevabı Cumhuriyet Merkez Bankası AŞ yazısında. Merkez bankaları altında da güzel yazılar var.

 

Gültekin

 

Fwd: Sevgili din kardeşlerimizin Allah adına yaptıklari bazı aksiyonlar!!!! [3 Attachments]


Sevgili din kardeşlerimizin Allah adına yaptıkları bazı aksiyonlar!!!!
Yanlış olmasın bunların hepsi de DİN, İMAN, ALLAH için yapılmıştır.
Yoksa başka bir kasıt yoktur.


3 of 3 File(s)

Fwd: Cagri: 10 Eylül Cumartesi 13:30 - Yaşamı Savunan Gerze Halkı Yalnız Değildir



-------- Original Message --------
From: ecotopia gathering <ecotopiagathering@yahoo.com>


ÇAĞRI: GERZE'DE TERMİK SANTRALE, ŞİRKET VE POLİS TERÖRÜNE HAYIR!
10 Eylül Cumartesi saat: 13:30 - Galatasaray Lisesi önü, Beyoğlu
 
Yaşamı Savunan Gerze Halkı Yalnız Değildir!
Halka Değil, Termikçi Anadolu Grubu'na Barikat Kurun!
 
Bartın, Amasra, Gerze, Sinop… Yıllardır Batı Karadeniz'de halkın kararlı direnişine rağmen termik santral hayaleti dolaşıyor.
 
Gerze'de termik santral kurmak üzere Yaykıl Köyü'nde sondaj faaliyeti yapmak isteyen yaşam düşmanı Anadolu Grubu'nun hukuku hiçe sayan girişimleri, yöre halkının büyük direnişine rağmen arkasına polis terörünü de alarak sürüyor. Gerze halkı Anadolu Grubu'nun yağma ve talan girişimleri karşısında 8 Ağustos'tan beri yaşam alanlarını savunmak için çadırlarda nöbet tutuyor…
 
Gerze'lilerin haftalardır süren bu onurlu direnişi dün, 5 Eylül Pazartesi günü bir kez daha polis ve jandarma terörüne maruz kaldı. Gerzelilere, üç otobüs jandarma, polis ve panzerlerle saldırıldı.  Kimyasal gaz, tazyikli su, cop ve zaman zaman plastik mermilerin de kullanıldığı saldırıda kan aktı onlarca köylü yaralandı, atılan gazlardan ormanda yangın çıktı, ambulanslar ise yaralıları değil gaz bombalarını taşımak için kullanıldı! Ama yine de sondajı yapamadılar!
 
10 Eylül Cumartesi günü, saat 13:30'da Galatasaray Lisesi önünde buluşuyor ve haykırıyoruz:
Arkasına devlet terörünü alarak zorla, zorbalıkla doğayı ve yaşam alanlarını katledebileceğini zanneden Anadolu Grubu bilmelidir ki Gerze halkının isyanı isyanımızdır!
 
Gerze'lilerin onurlu direnişine bin selam!
Anadolu Grubu, sana artık her yer Gerze!
 
KARADENİZ İSYANDADİR PLATFORMU
 
karadenizisyandadir@gmail.com
http://www.karadenizisyandadir.org/
http://karadenizisyandadir.wordpress.com/
http://www.facebook.com/karadenizisyandadir
 
--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Düşünmek her ne kadar insanı öldükten sonra bile yaşatan bir eylem olsa da, genelde tatsız ve zahmetli bir iştir. Haydut Filmi'nden aldığım şu replik bunu çok güzel ifade ediyor; beynini ateşlemek yetmez; saçlarını da tutuşturmalısın…"  Doğrunun her noktasını aydınlatabilmek için, beynini ateşlemen yetmez; saçlarını da tutuşturmalısın. (Haydut Filmi'nden uyarlama)  Düşüncenin Düşünceli Sözleri

Fwd: Cagri: 10 Eylül Cumartesi 13:30 - Yaşamı Savunan Gerze Halkı Yalnız Değildir



-------- Original Message --------
From: ecotopia gathering <ecotopiagathering@yahoo.com>


 
ÇAĞRI: GERZE'DE TERMİK SANTRALE, ŞİRKET VE POLİS TERÖRÜNE HAYIR!
10 Eylül Cumartesi saat: 13:30 - Galatasaray Lisesi önü, Beyoğlu
 
Yaşamı Savunan Gerze Halkı Yalnız Değildir!
Halka Değil, Termikçi Anadolu Grubu'na Barikat Kurun!
 
Bartın, Amasra, Gerze, Sinop… Yıllardır Batı Karadeniz'de halkın kararlı direnişine rağmen termik santral hayaleti dolaşıyor.
 
Gerze'de termik santral kurmak üzere Yaykıl Köyü'nde sondaj faaliyeti yapmak isteyen yaşam düşmanı Anadolu Grubu'nun hukuku hiçe sayan girişimleri, yöre halkının büyük direnişine rağmen arkasına polis terörünü de alarak sürüyor. Gerze halkı Anadolu Grubu'nun yağma ve talan girişimleri karşısında 8 Ağustos'tan beri yaşam alanlarını savunmak için çadırlarda nöbet tutuyor…
 
Gerze'lilerin haftalardır süren bu onurlu direnişi dün, 5 Eylül Pazartesi günü bir kez daha polis ve jandarma terörüne maruz kaldı. Gerzelilere, üç otobüs jandarma, polis ve panzerlerle saldırıldı.  Kimyasal gaz, tazyikli su, cop ve zaman zaman plastik mermilerin de kullanıldığı saldırıda kan aktı onlarca köylü yaralandı, atılan gazlardan ormanda yangın çıktı, ambulanslar ise yaralıları değil gaz bombalarını taşımak için kullanıldı! Ama yine de sondajı yapamadılar!
 
10 Eylül Cumartesi günü, saat 13:30'da Galatasaray Lisesi önünde buluşuyor ve haykırıyoruz:
Arkasına devlet terörünü alarak zorla, zorbalıkla doğayı ve yaşam alanlarını katledebileceğini zanneden Anadolu Grubu bilmelidir ki Gerze halkının isyanı isyanımızdır!
 
Gerze'lilerin onurlu direnişine bin selam!
Anadolu Grubu, sana artık her yer Gerze!
 
KARADENİZ İSYANDADİR PLATFORMU
 
karadenizisyandadir@gmail.com
http://www.karadenizisyandadir.org/
http://karadenizisyandadir.wordpress.com/
http://www.facebook.com/karadenizisyandadir
 

POLITIK - AKP'li Nazlı ILICAK'ın soy kütüğü

Ne alakası var demeyin.
Geçmiş, şimdi ve gelecek zamanlar.
Hep birbiriyle bağlantılıdır.
Herşeyin bir evveli vardır.
Evvelini bilelim, şimdisini anlarız, sonrasını da tahmin ederiz.
Alakası budur işte..

AKP'li Nazlı ILICAK'ın soy kütüğü

Başına bağladığı türbanla tv ekranlarına çıkmasından, andıçlanmasına, evliliği dolayısıyla basın dünyasına adım atmasından, milletvekilliğine kadar çok renkli hayatı olan bir insan Nazlı ILICAK

Ancak Nazlı ILICAK'ın hayatında yaşadıkları kadar renkli bir kişilik daha var; Sabetaycı olan annesi İhsan KAPANLI.

Gazeteci Leyla UMAR anlatıyor;
Tercüman Gazetesi hiçbir zaman kendime yakın hissettiğim bir gazete olmamıştı.
Ve o nedenle bir gün Kemal Ilıcak beni bizzat arayıp Boğaz'da bir yat gezisine davet edince doğrusu şaşırmıştım.

Churchill'in eşinden Onassis'in yatında terslendiğim gün beni kurtaran ve ölünceye kadar en yakın dostlarımdan biri olan Lady Barrows âşık olduğu İstanbul'a tatile 2 yılda bir gelirdi.
O haftayı bizde geçirdiği için Kemal Ilıcak nezaketen beni de davet etmişti......

Türkiye'de Barrows'lardan önce elçilik yapan Sir Kelly'nin hayli yaşlı eşi Lady Kelly de Türkiye'nin en renkli büyükelçilerinden Muharrem Nuri Birgi'nin Salacak'taki yalısında kalıyordu.
Hep birlikte
"Nazlı" adlı motora bindik.
Nazlı'nın annesi İhsan Hanım eski dostları iki sefireyi ağırlarken Nazlı'ya niçin kızdığını anlayamadığım bir nedenle Kemal Ilıcak birdenbire bana herkesin duyabileceği yüksek sesle;

"Bakın, Leylâ Hanım ben nasıl İstanbul'a geldiğimden başlayım" diyerek;
Amasya'nın bir köyünde, eşek sırtında dolaşırken İstanbul'da Sanat Okulu'nu bitirdikten sonra Gece Postası Gazetesi'nde çalıştığım v.s. anlattıktan sonra: "Tercüman'ın sahibi olunca itibarım arttı.
Bir gün İhsan Hanım beni arayıp evine davet etti.
Kızı Nazlı'nın mutsuz, kısa evliliğini bitirdiğini, benim damadı olmamdan duyacağı mutluluğu dile getirdi."

Kemal Ilıcak'ın Nazlı ile annesinin ısrarıyla evlenmesini ve pişmanlığını Türkçeyi çok iyi bilen iki İngiliz sefiresi ve Muharrem Nuri Birgi dinledikçe dehşete düşüyorlardı.
Nazlı da sürekli ağlıyordu.
O gün tanışmama rağmen Kemal Bey'in kulağına eğilip daha fazla konuşmamasını rica ediyordum.
O büsbütün yüksek sesle,
"Bırakın, içimi boşaltayım" diyordu.
Bir ara İhsan Hanım'ın kulağına;
"Lütfen araya girin, bu duruma bir son verin, Nazlı'nın durumunu görmüyor musunuz" diyordum.

İhsan Hanım benim telaşımı: "Siz aldırmayın; karı koca kavgası yatak odasında biter" diyerek yatıştırmaya çalışıyordu.(1)

Buraya kadar güzel ama Nazlı ILICAK'ın annesi İhsan ÇAVUŞOĞLU'nun neresi önemli diyebilirsiniz.
Peşinen cevabımızı verelim; soyu.
Evet yanlış okumadınız soyu.
Çünki İhsan hanım israiloğullarından/ Sabetaycı bir ailenin kızı.
İsterseniz biraz açalım ve Türkiye'nin demokrasi havarisi Nazlı ILICAK'ın akrabalarını biraz tanıyalım.

Muammer ÇAVUŞOĞLU: Babası.
1954 yılında DP listesinden A.MENDERES tarafından İzmir milletvekili yapıldı.
Muammer bey bu milletvekilliğini Adnan MENDERES ile olan akrabalığına borçluydu.
Ancak meclisteki tek akrabası MENDERES değildi.(2)

Osman KAPANİ: İzmir milletvekili.
Osman KAPANİ Muammer beyin meclisteki akrabalarından biriydi.
Akrabalığı İhsan hanımın akrabası olmasından kaynaklanıyordu.
İhsan hanım KAPANLI'ların kızıydı.
Osman KAPANİ Demokrat Partinin Devlet Bakanlığınıda yaptı.(2)

Turhan KAPANLI: İzmir milletvekili ve bakan.
Turhan KAPANLI 1965-1969 yılları arasında Tarım Bakanı, 1969-1971 yılları arasında Köyişleri Bakanı, 1977 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 1977-1978 yılları arasında ise Milli Savunma Bakanlığı görevlerinde bulundu.
Turhan KAPANLI çalıştığı bütün bakanlıklarda dönmelerin yükselmesini sağladı.
İhsan KAPANLI'nın ağabeyi, yani Osman KAPANİ'nin kayınçosu, yani Nazlı ILICAK'ın dayısıdır.(2)

Ömer ÇAVUŞOĞLU: İşadamı.
FenerBahçe Spor Klubünün eski yöneticisi.
Nazlı ILICAK'ın kardeşi.

Dikkatinizi çektiyse hep bir KAPANİ/KAPANLI adı geçiyor.
Peki kim bu KAPANİ ve KAPANLI'lar.
İsterseniz biraz daha açalım.

Her şey 17.yüzyılda ortaya çıkan ve mesih olduğunu iddia eden Sabetay SEVİ adlı bir hahamla başladı.
Sabetay Sevi (1622-1676) İzmirli bir yahudiydi.
Kabbala mistisizmine büyük ilgi duydu.
Mesih olduğunu bildirdi.
1660'larda bu açıklama üzerine Avrupa'nın her yerinden yahudiler heyecanla gözlerini İzmir'e diktiler.
Yahudi dünyasının bu müjdeyle altüst oluşunu, Claude Gutman
''İzmir'in Çılgın Dedikoduları'' (Çev: Meral Gaspıralı, Cep Yay., 1994) adlı romanında anlatıyor.
Ancak Osmanlı yönetimi işe el koydu; Sabetay Sevi'yi müslüman olmaya zorladı.

Sevi müslümanlığı kabul etti, yahudiler ondan yüz çevirdiler, ancak bazı aileler ona inanmayı sürdürdü ve onunla
birlikte sürgüne gitti.
O günden sonra ''dönme'' denilen bu cemaat Selanik ve İzmir gibi Türk şehirlerinde yüzyıllarca yaşadı.
Sabetay'ın ölümü ile birlikte Kapancılar, Yakubiler, Karakaşlar adıyla üç ayrı gruba bölündüler.(3)

Her üç grupta iç evlenmelerle bütünlüklerini korumayı başarsalarda 20. yüzyılında başından itibaren dış evlilikler yapmaya başladılar.
1934 yılında çıkan soyadı kanunun ile birlikte her üç grup mensupları arasında kökeninden utanan yada tanınmak istemeyenler farklı soyisimleri alırken etnik şuurunu yitirmeden saklamak yanlısı olan aileler ise kendi gruplarının adını soyadı olarak aldılar.
İşte adını andığımız KAPANİ ve KAPANLI'LAR DA bunlardandı.
Yani Sabetaycı Yahudi dönmelerinin KAPANCI grubundan.

Peki ama ÇAVUŞOĞLU soyadı nereden geliyor diyorsanız oda Muammer beyin soyadı.
Yani İhsan KAPANLI'nın evlilik yoluyla elde ettiği soyadı.
Nazlı hanımın taşıdığı ILICAK soyadı ise eski eşi Kemal beyin soyadı.

Halen inanmakta zorluk çekiyorsanız Nazlı hanıma sorabilirsiniz.

KAYNAKLAR:
(1)_Leyla UMAR_Vatan Gazetesi_03.03.2003
(2)_Soner YALÇIN_Efendi_DoğanKitapAŞ._2005_55.Baskı
(3)_Ilgaz ZORLU_Evet Ben Selanikliyim_2004

Kaynak:Turkistan Öztürk"

 


--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Misafirlikte yemeği övmeyi unutma!  Anonim Nasihat

POLITIK - III. Dünya Savaşı Geldi Çattı

Amerika'nın Banu Avar'ı Alex Jones'un 17 Haziran tarihli bülteni.
Konuşmanın yorumunu siz yapın..
Ben doğrusu konuşmanın büyük bölümüne imzamı koyarım.
Konuşmacının Off-Shore bankalar diye bahsettiği, bizim küresel oligarklar diye nitelediklerimizdir.
Kimdir bunlar Rochefeller, Rothchilds, Taft, Knights, Warburg vb. bağlısı hanedanlar.
Özel merkez bankası ise Amerikan, İngiliz merkez bankalarıdır.
Ve bütün bu konuşmaların anahtar noktası ise bütün olup biten tepişmelerin ulusların, dinlerin, devletlerin tepişmesi değil,
bu hanedanların aralarındaki tepişmeler olduğudur.
Bize düşen ise en alt seviyeden tetikçiliktir.
Nerdeee NeoOsmanlı, nerde bölgesel güç kavramları..
Saygılar.


http://www.youtube.com/watch?v=KOKyciPC_ns


Ve uzun konuşmanın deşifresi...
...................

III. Dünya Savaşı Geldi Çattı

Dostların, uçurumun kıyısında duruyoruz.
Bütün Dünya III. Dünya Savaşı'na koşuyor,
her ölçekte ve tanımıyla bu böyle..

Avrupa ve ABD'ye hükmeden özel off-shore bankaları(çok uluslu şirket),
Orta Doğu ve Kuzey Afrikadaki ülkeleri istila
ve Pakistan'da bir savaş başlatmaya çalışıyorlar.

Bu, dünya ekonomisi çökerken
ve özel merkez bankaları karbon vergilerimizle  ödeyeceğimiz bir Özel Birleşik Dünya Bankası'nın açıkça ilan edildiği bir dönemde gerçekleşiyor.

Pentagon ve Texas Fort Hood'daki kaynaklarımızın bildirdiğine göre
ve diğer kaynaklarımızca da doğrulanmıştır ki,
Fort Hood ve diğer üslerdeki büyük zırhlı tümenler,
Eylül sonu, Ekim başı gibi Libya'ya gönderilmek üzere hazırlanmıştır.
Büyük ölçekli bir kara savaşı...

Bu arada, Obama çıkıyor ve diyor ki,
"Kongrenin yetkilendirmesine ihtiyacım yok ve Libya bir savaş değildir."

Şimdi de Sudan'a girmekle tehdit ediyor.

Suriye açıklarında savaş gemilerimiz var,
ve medyamız ve senatörler açıkça savaş çağrısı yapıyor.

Ruslar karşılık vermekle tehdit ediyor.

CIA, Yemen'de gerçekleştirdiği insansız hava taşıtı saldırlarını genişletti;
ve bizi müttefiki sanan Yemen hükümeti tepe taklak oldu.

Teşkilatın öndceki "sevgilisi" Hüstün Mubarek Mısır'ın 31 yıllık diktatörü,
ABD-İngiliz/Avrupa destekli bir askeri yapılanma tarafından alaşağı ediliyor,
insanlar kitlesel olarak tutuklanıyor...
Hiçbir protestoya müsamaha yok...

Bu şaşkınlık verici!...

El-Kaide güçelerini Libya'nın doğusunda konuşlandırıyor,
ve şimdi bu güçler ABD ve İngiliz özel güçleriyle birleştiriliyor.

Fakat hepsi bu kadar da değil...

Pakistan aylar önce ABD'ye dedi ki;
"Binlerce insansız hava taşıtıyla yapılan saldırılarınızı durdurun"...

Ülkemiz umursamıyor.
Bizi müttefiki sanan Pakistan'ın üzerine gidiyor.
Onu Çin ve Rusya'yla ittifaka doğru sürüklüyor.

ABD savaş gemileri Karadenize girdi...
Rusya bu bir kışkırtmadır diyor.
Çin ve Rusya bu daha büyük anlaşmazlıklara sebep olabilir diye uyarıyor.

Askari kaynaklarımızdan ve subaylardan aldığımız duyumları göre,
kendilerine batıda gerçekleşen finansal çöküşe siyasi bir sis perdesi olması için,
Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya'da büyük bir savaş çıkartılacağı söylenmiştir.

Çünkü biliyorlar ki, bir savaşın ortasında olmazlarsa,
ekonomik kriz derinleştikçe Avrupa, İngiltere, ABD ve Kanada'daki kitleler hükümetler aleyhinde birleşecek.

Ayrıca, teşkilat, yönetime son bir tutunma çabası olarak,
Muammer Kaddafi tarafından gerçekleştirilecek sahte terör saldırıları,
provakasyon saldırıları, veya gerçek saldırılar
ve bunlar daha sonra burada, evimizdeki seçme özgürlüğümüzü kısıtlamak için
veya halkı sokaklara dökerek TSA(???) üzerinde baskı kurmak için kullanılabilir.

Din adamlarından, avukatlardan ve kamu görevlilerinden aldığımız duyumlara göre,
Amerikan vatandaşlarını gözetlemek üzere açık casus gruplarının oluşturulduğunu görüyoruz.

Zorbalık, artık tüm klasik biçimleriyle açığa çıkıyor.

Ve Çin ve Rusya'yı da kuşkusuz içine çekecek çok bölgeli büyük bir savaş şu anda çıkartılmaktadır.

İşte o yüzden Barak Obama'ya göreve başlar başlamaz barış ödülü verdiler.
Tüm bu savaışların başlatılacağını biliyorlardı, ancak bunların adı "barış" olmalıydı.

İşte Obama'nın küresel barışı...

İlk önce kendisini savaş karşıtı liberal olarak tanıttı.
Sekiz yıllık savaş oyunundan ve George W. Bush'un (Irak'daki) kitle imha silahları yalanından usanan tüm gezegen önünde,
Obama şimdi dünyanın dört bir yanında yeni çatışmalar çıkarıyor.
Fakat, bunları "insanlık" ve "barışı getirmek" olarak adlandırıyor.

Ve dünyaya diyor ki, dev mantar bulutları ve parçalarına ayrılan binalar savaş değil,. "İnsancıl özgürleştirmedir"!?

Ve de küresel şirketlerin kontrolündeki dinazor yandaş medya diyor ki,
"Anlamıyorsunu, bu yeni savaşlar aslında savaş değiller,
bunlar barış getirmek içien yapılan kinetik eylemlerdir."

Bize diyorlar ki,
"El-Kaide aslında iyi çocuklardır!..Libya'nın doğusunda Muammer Kaddafiye' karşı duruyorlar."

Bize diyorlar ki,
"Şehirleri bombalakam ve binlerce kişiyi öldürmek insancıldır."

Ve şimdi bize diyorlar ki,
"Yeni bir savaş...
Özür dilerim 'barış eylemi' de Suriye için başlatılacak."

Ve ABD savaş gemileri Suriye açıklarında hazır bekliyor.

Obama diyor ki,
"Sudan'da olanlar için kaygılıyız.
Ve belki de orada da askeri bir bombardımana ihtiyaç olabilir.."

Yemen yüzlerce Predatör tipi yüzlerce İHA'yla halı bombardıman yapılarak yerle bir ediliyor.

Ve medya diyor ki,
"Barış getiricimize bakın!...,
kralımıza bakın...;
bakın ona..,
yeni yüce generalimiz Obama'ya,
onun yetki için kongreye ihtiyacı yok, onun elinde Birleşmiş Milletler var..."

Baylar ve bayanlar, kaynaklarımıza göre geçen yıl, ve yine birkaç hafta önce Bildenber ve İsviçre'deki St.Marites'den başarıyla sızdırılan raporlardan anlaşılıyor ki,
olup bitenler sadece Kuzey Afrika, Orta Doğu, Orta ve Güney Asya'da çok bölgeli bir çatışma değil,
renkli devrimlerle istikrarsızlaştırılarak Çin ve Rusya'nın da içine çekileceği küresel istikrarsızlaştırma programının bir parçasıdır.

Ama küreselciledr bununla da kalmıyor.

Her ulus devleti yıkmalılar...
Her para birimini yok etmeliler...
Her ekonomiyi çökertmeliler ki,
böylece bütün dünya karbon vergilerinizle ödeyeceğiniz özel küresel bankacılık kartelinin,
George Saros kontrolündeki "kaostan doğan düzen" programının,
"Dünya Hükümeti" önünde boyun eğsin.
Bu gerçekleşiyor.

Bu arada, ilk olarak geçen yıl bildirdiğimiz bir haber artık doğrulandı;
Alkol, Tütün, Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Bürosu son iki yılda,
Meksika'ya sonradan tekrar ABD'ye sokulmaları niyetiyle binlerce yarı-otomatik silah gönderilmesine bilerek yardımcı olmuş,
bu silahlar Meksika'daki şiddet olaylarına dahil olmuştur,
ve böylece federal hükümet, bugün yaptığı gibi,
tüm yarı otomatik silahlar için ambargo koyabilecek,

Bu inanılmaz!...

Sahte terörün bir başka örneği...
Komplonun bir başka örneği...

Ve CNN ve Houston Chronical ve aklınıza hangisi gelirse,
Bunların hepsi de, Meksika'da geçtiğimiz iki yıl içerisinde 28 bin kişinin öldürüldüğünü bildirdiler.

Artık, ABD'nin Güney Batısı, adam kaçırma olaylarında en kötü olan Doğu Avrupa'dan bile çok daha tehlikelidir.

Meksika'nın her yanında ve Texas, Kaliforniya/Nevada sınırında çocuk cesetleriyle dolu toplu mezarlar bulundu.

Artık doğrulandı ki,
ABD'ce eğitilmiş, Los Zetas terör örgütü, Meksikalı sivillerle dolu, erke, kadın ve çocuklarla dolu otobüsleri durduruyor,
kadınlara tecavüz edip öldürüyor, yaşlıları öldürüyor, ve gençleri alıp vahşi dövüş oyunlarında gladyatörler gibi, ölümüne dövüştürüyor.

Bu bir tür travmayla zihin kontrolü yöntemi.
Daha sonra galip gelenlerig suikastçig olmak için eğiütiyolar.

Öyleyse artık lütfen anlayın, Texas/Mexiko sınırında her yıl Vietnam'dakinden daha fazla insan ölüyor.

Gerçek bir savaş sürüyor.

Tamamen çökmüş bir toplum, yıkılmış bir ülke, ABD'ye doğru yayılıyor.
Ve bunun farkında bile değiliz..
Medya bundan söz etmiyor bile.
Kendilerinin(uyuşturucu kartelinin) dev zırhlı araçları bile var..

Bu geçtiğimiz birkaç yıl içinde 376 milyar dolardan fazlasının bankalarda aklandığı,
megabankaların finanse ettiği gerçek bir savaş.

Latin Amerika uyuşturcusu Kuzey Amerika'nın güneyinden dağıtılırken, Meksika'daki rekabeti yok ederek bir uyuşturucui savaşını finanse ediyorlar.

Üçüncü Dünya Savaşı burada.

Tüm dünya krize doğru gidiyor.

Cumhuriyetimizin insanlarını baskı altına alan bir polis devleti gün yüzüne çıkıyor.
Washington'u geri almalıyız, eyaletlerimizi geri almalıyız.

Özel Off-Shore şirketler(çok uluslu anlamında) hükümetimizi ele geçirmiştir
ve özgür toplumumuzun külleri üzerinde kendi yeni Dünya Hükümetlerini kurmak için,
onu bir küresel istikrarsızlaştırma aracı olarak kullandıkarı gerçeğiyle yüzleşmeliyiz.

Savaş gerekçesiyle Bush'u reddeden siz tüm demokratlar ben de bir xxx olarak kesinlikle reddetmiştim.

Ancak hepiniz onun bir savaş karşıtı olduğunu sandınız.
Şimdi ciddi bir yol ayrınıda olduğumuzu anlamanın zamanı geldi.
Bush sadece sıradaki kukla için altyapı çalışmalarını yapıyordu.

Obama...
Obama!, Barış adamı...
Helakın, ölümün ve yıkımın adamı!

Dünyayı sarmak üzere olan bu savaş insanlık tarihini en yokedici savaşlarından biri olacaktır,
ve hatta termonükleer bir savaşa doğru da gidebilir.

Lütfen tanıdığınız herkesi uyarınız.
Üçüncü Dünya Savaşı geldi çattı!.

www.infowars.com

Çeviri: İbrahim Alper Sönmez.

--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ KIZILIRMAK KIYILARI  Kardaş, senin dediklerin yok, Halay çekilen toprak bu toprak değil. Çık hele Anadoluya, Kamyonlarla gel, kağnılarla gel gayrı, O kadar uzak değil. Çamı bitmiş, kavağı azalmış, Gamla örtülü bayırlar, çıplak değil. Yedi ay kıştan sonra, Yeşeren senin yaşamındır, Yaprak değil. Yersin, içersin sofrasından, üç yüz senedir, Kuvvetlisin ama kuvvet hak değil. Bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan, Mevsimler soğumus, sular azalmış, Buğday, Selçuklulardan kalan başak değil. Parça parça yarılmış öküz ardında, Parmağı üç pare, tırnağı ak değil. Utanır elin ayağın, Korkarsın yakından görsen, Eli el değil, ayağı ayak değil. Gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar, Ağır bir aydınlık, bildiğin şafak değil. Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna, Uyandırmazsan, Uyanacak değil. Dertle, sefaletle yüklü, Siyah leşlerle kararmış, berrak değil. Çağlayan ne, Akan kim, Kızılırmak değil. Kardaş, görmüyorum ama hala duyabiliyorum, Geçmiş zamanlar gelecek zamanlardan parlak değil. Vakte şahadet edercesine yükselmiş, Akşam parıltısından, bütün zaferler üzerine, Dağlar dalgalanmakta, bayrak değil.  Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

Ulusal medya gerçekten ulusal mı?

Doğrusu nükleer enerjiye karşı olduğum söylenemez.
Bu iletide dikkatinizi çekmek istediğim nokta, bizim ulusal diye nitelediğimiz medyanın ulusal meselelerde ne kadar kör, ne kadar sağır olduğunu göstermekti.
Biryerlere nükleer santral kurulmak isteniyor, yerel halk protesto gösterisinde bulunuyor, hükümetin polisi protestocuları her zamanki gibi copluyor, gazlıyor, gözaltına alıyor.
Ve ulusal medyada bir satırla dahi yer almıyor.
Siz anlayın artık ulusal denilenler ne kadar ulusal?!
Bir de ulusalcılık neden tüü kaka bir kavram haline sokuluyor?


-------- Original Message --------
From:     Ömer Böke <omerbk@omu.edu.tr>


Sayın meslektaşlarım

Gerze'de yaşananlarla ilgili lise grubuna gelen bir ieltiyi gönderiyorum.
Gerze'de yaşananları doğrudan yaşayanların ağzından anlatıyor.
Hepimizi ilgilendirdiği kanaatiyle gruba gönderiyorum.

Hoşçakalın...

Ömer Böke


Sevgili SAL81 kardeşlerim, canım arkadaşlarım:

06 eylül 2011 bugünkü Milliyet internet sayfasını az önce bir kez daha yokladım.
Memlekette olan biten önemli olaylar ve magazin haberleri gırla gidiyor.
Çanakkalede iki gözünün rengi farklı güzel bir kız çocuğunun fotolu haberi üst sütunlarda.
Ama benim gözbebeğim, babaevim cennet parçası memleketim Gerze'deki termik santral karşıtı eylemlerle ilgili tek bir kelime yok.
Dün akşam 72 yaşındaki babam ve 60'lı yaşlardaki amca oğlum beni telefonla  aradıklarında gaz bombalarından kaçıştıklarını ve inşaat yapılmak istenen yerin hemen üstündeki köyün tarlalarında olduklarını, atılan gaz bombası, fişek vb nedeniyle küçük çalılıkların ve ekin anızlarının yandığını vs anlattılar, benim içim eridi.
Öfkem hala geçmiş değil.
Devlet güvenlik güçlerinin yoğun destekleriyle eylemlere ve genel halk tepkisine karşın ısrarla termik santralle çevreyi yaşanmaz hale getirmeyi isteyen yatırımcıysa , Gerzeliler dışında hiç kimsenin bilgisi olmadığı için özellikle belirtmek istedim, Anadolu Holding. eski TÜSİAD başkanı Tuncay Özilhan'ın şirketler grubu.
Hani biz basketbolseverlerin hep desteklediğimiz Efes Pilsen yeni adıyla Anadolu Efes klübü. Honda otomotiv ve A-Bank vs. benim bilebildiklerim.

Büyük medya kuruluşları ise magazin ve haber değeri olan olmayan herşeyi sütunlarına taşırken Gerzeyle ilgili neden tek bir sözcük bile yok?
Çünkü bizim reklam verme durumumuz, reklamveren müşteri pozisyonumuz yok.
Ama google araması yapınca birsürü alternatif yayın ve sitede birçok haber ve bilgiye ulaşabilirsiniz.

Konu bizler için dede toprağının yaşanmaz hale gelmesi, mesela Samsunlu arkadaşlar için harika bir tatil beldesini ölümü vb anlamlar taşıyor.
Tabii bir de hiç bahsini açmadığımız Sinop İnceburunda nükleer santral projesi de var.

Hayatımda hiçbir gün kendi kendime içten kızıp öfkelenmek dışında aktivist olamadım.
Size yazdıklarıma dikkatinizi çekebilirsem herhalde ilk eylemim olur.

Sevgilerimle.

Hasan Arslan/Azizağaoğlu  549

 

--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Kadınlar duyduklarına aşık olur erkekler de gördüklerine , o yüzden kadınlar makyaj yapar, erkekler de yalan soyler...  Anonim