29 Haziran 2026 Pazartesi

Mehmet Atak: Guguk kuşu

*Mehmet Atak: Guguk kuşu* *15 Haziran 2026* Nedense son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde olanlar bana Guguk kuşunu hatırlattı. Guguk kuşu, hepimiz tarafından tanınan, sevilen, en azından adını bildiğimiz ve bazı saatlerde saat başlarını duyurmak için maketi kullanılan küçük, gürültücü bir kuştur. Orta boylu, ince uzun kuyruklu ve sivri kanatlıdır. Tüyleri genellikle türlerine ve cinsiyetlerine göre gri, kül rengi veya kahverengi tonlarındadır. Etçil ve böcekçildir, hareket eden veya uçan her şeyi yer. Temel besin kaynakları arasında tırtıllar, böcekler ve larvalar bulunur. İnce ve narin yapılarıyla, kamuflaj yetenekleriyle ve kuluçka parazitliği gibi sıra dışı üreme davranışlarıyla bilinir. Bu kuş, kendine yuva yapmaz. Guguk kuşlarının en bilinen özelliği yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakmalarıdır. Anne guguk kuşu üreme döneminde kuluçka veya yuva yapma zahmetine girmez. Genellikle yumurtlamış ve kuluçkaya yatan karga, kuzgun, saksağan veya sığırcık gibi yuvaları gözlemler. Hain guguk kuşu, ev sahibi kuş yuvadan uzaklaştığında hızlıca yumurtasını yuvaya bırakır ve yuvadaki yumurtalardan birini de beraberinde götürür. Hain Guguk kuşunun bıraktığı yumurta, ev sahibi kuşların yumurtaları ile aynı renk ve desende olur. Baba evinin sahibi kuş yuvasına geri döndüğünde yabancı yumurtayı genellikle tanıyamaz ve onu kabullenir. Guguk kuşu yumurtası genellikle diğer yumurtalardan önce çatlar. Yumurtadan ilk çıkan yavru guguk, hiç utanmadan yuvadaki diğer yumurtaları veya ev sahibi kuşun yavrularını aşağıya atar. Böylece tüm bakım, ilgi ve besin sadece kendine kalır. Yuvanın gerçek sahipleri, kendi yumurtalarından çok daha büyük ve hain olan bu yavruyu kendi yavruları sanarak büyük bir özveriyle besleyip büyütürler. Asıl hayret edilmesi gereken olay ise uçma vakti geldiğinde yaşanır. Kanatları uçmak için yeterince güçlenen hain Guguk kuşu uçuşuna başlamadan önce içinde büyüdüğü yuvayı dağıtır. Evet yanlış okumuyorsunuz, artık içinde kalma olanağı kalmayan kayyum olarak kullandığı yuvayı dağıtır ve görevini yapmanın mutluluğu içinde uçarak uzaklaşır. — Efendim, nasıl? — Yok canım. Kemal beyin Guguk kuşuyla ne ilgisi var? *İZMİR,* *15 Haziran 2026* *https://www.egeninsesi.com/m/yazilar/12-mehmet-atak/3757-guguk-kusu* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

HSK'dan Ergenekon kararı! Zekeriya Öz dahil 62 hakim ve savcıya meslekten çıkarıldı

HSK'dan Ergenekon kararı! Zekeriya Öz dahil 62 hakim ve savcıya meslekten çıkarıldı

25.06.2026 14:54

Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesi, kamuoyunda “Ergenekon Davası” olarak bilinen yargılama sürecinde görev alan hakim ve savcılar hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına ilişkin kararını verdi. 87 dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda Hasan Hüseyin Özese, Sedat Sami Haşıloğlu, Zekeriya Öz dahil 62 hakim ve savcıya meslekten çıkarma cezası verildi.

ADİL YARGILANMA HAKKINA İLİŞKİN TESPİTLER

HSK 2. Dairesinin değerlendirmelerinde;

Ergenekon yargılama sürecinde

  • hukuka uygun delillerle maddi gerçeğe ulaşılması yerine sahte olduğu adli ve teknik raporlarla ortaya konulan dijital veriler

  • dışarıdan müdahaleyle oluşturulduğu değerlendirilen dosyalar

  • tartışmalı gizli tanık beyanlarının hükme esas alındığı belirtildi.

Bu süreçte:

  • sanıkların masumiyet karinesinin

  • lekelenmeme hakkının ihlal edildiği

  • savunma makamının delillere erişim hakkının kısıtlandığı

  • savunma hakkının kullanımını zorlaştıran uygulamalara başvurulduğu

  • yargılamanın kamuoyu nezdinde medya operasyonlarıyla yönlendirildiği

değerlendirildi.

TOPLAM 230 KEZ MESLEKTEN ÇIKARMA CEZASI UYGULANDI

Kararda bazı ilgililer hakkında birden fazla eylem nedeniyle ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası tesis edildi.

Hasan Hüseyin Özese

19

Sedat Sami Haşıloğlu

17

Hüsnü Çalmuk

16

Zekeriya Öz

13

Mehmet Ali Pekgüzel

12

Ercan Fırat

12

Ayrıca Nihat Taşkın

11

Fatih Mehmet Uslu

10

Mehmet Murat Dalkuş

10

Nihat Topal

10

Fikret Seçen

7

Mehmet Murat Yönder

7

Ercan Şafak

6

Metin Özçelik

5

Kez meslekten çıkarma cezası verildi.

Toplamda 62 hakim ve savcı hakkında 230 kez meslekten çıkarma cezası uygulanmasına karar verildi.

DİĞER KARARLAR DA AÇIKLANDI

MESLEKTEN ÇIKARMA CEZASI VERİLEN 62 İSİM

Abdullah ÖZTÜRK , Ali ALÇIK , Ali Efendi PEKSAK , Ali HAYDAR , Alpaslan UZ , Aytekin ÖZANLI , Birol BİLEN , Bülent KINAY , Cihan KANSIZ , Davut BEDİR , Dursun Ali GÜNDOĞDU , Ercan FIRAT , Ercan ŞAFAK , Eşref AKSU , Fatih Mehmet USLU , Fazıl BALTA , Fikret SEÇEN , Gökmen DEMİRCAN , Hadi ÇAĞDIR , Hakan KARAALİ , Hasan Hüseyin ÖZESE , Hikmet USTA , Hüseyin AYAR , Hüsnü ÇALMUK , İdris ASAN , İsmail IŞIK , İsmail TANDOĞAN , Kadir ALTINIŞIK , Mehmet Ali PEKGÜZEL , Mehmet BERK , Mehmet EKİNCİ , Mehmet ERDOĞAN , Mehmet HAMZAÇEBİ , Mehmet KARABABA , Mehmet Murat DALKUŞ , Mehmet Murat YÖNDER , Mehmet UĞURLU , Mehmet YÜZGEÇ , Menekşe UYAR , Mesut ÖZCAN , Metin ÖZÇELİK , Muammer AKKAŞ , Murat ÜRÜNDÜ , Mustafa BAŞER , Mustafa BOZ , Muzaffer İREN , Nalan CAN , Nihat TAŞKIN , Nihat TOPAL , Nurullah ÇINAR , Osman KAYA , Ömer DİKEN , Rüstem ERYILMAZ , Savaş ÇELİK , Sedat Sami HAŞILOĞLU , Seyfettin MERMERCİ , Süleyman KARAÇÖL , Süleyman PEHLİVAN , Şadan SAKINAN , Vedat DALDA , Yakup Hakan GÜNAY , Zekeriya Öz .

https://www.sondakika.com/guncel/haber-hskdan-ergenekon-karari-zekeriya-oz-dahil-62-19988232/
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam : https://erkin.cc/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Hristiyan mezheplerinin Eski Ahit (Tanah/Tevrat)'e yaklaşımı

  1. Hristiyan mezheplerinin Eski Ahit (Tanah/Tevrat)'e yaklaşımı, teolojik yorumlamalara göre değişir. İşte kategorize edilmiş liste:
    1. ESKİ AHİT’İ YÜKSEK OTORİTE KABUL EDEN MEZHEPLER
      1. 1. Protestan Evanjelikler & Fundamentalistler
      2. 2. Reform (Kalvinist) Kiliseler
      3. 3. Ortodoks Kiliseleri (Doğu Ortodoks, Oriental Ortodoks)
      4. 4. Roma Katolik Kilisesi
      5. 5. Adventistler (Yedinci Gün Adventist Kilisesi)
      6. 6. Restorasyonist Hareketler (Örn.: Churches of Christ)
    2. ESKİ AHİT’İ SINIRLI OTORİTE VEYA REDDEDEN MEZHEPLER
      1. 1. Marcionizm (Tarihsel, 2. yüzyıl)
      2. 2. Gnostik Hristiyanlık (Tarihsel)
      3. 3. Liberal Protestanlık & Modernist Teoloji
      4. 4. Quaker’lar (Religious Society of Friends)
      5. 5. Unitaryan Üniversalist Derneği
      6. 6. Bazı Karizmatik Bağımsız Kiliseler
    3. ARA KATEGORİ: SINIRLI YETKİ
    4. KARŞILAŞTIRMALI TABLO
    5. TEOLOJİK ARKA PLAN
    6. KRONOLOJİK EVRİM HARİTASI
      1. I. ERKEN DÖNEM (1.-4. YY) – BÖLÜNMELER & İLK FARKLILAŞMALAR
      2. 1. Yahudi-Hristiyanlık & Pavlusçu Hristiyanlık (1. yy)
      3. 2. Gnostisizm (2.-3. yy)
      4. 3. Marcionizm (144)
      5. 4. Montanizm (2. yy sonu)
      6. II. EKÜMENİK KONSİLLER DÖNEMİ (4.-5. YY) – DOĞU-BATI GERİLİMLERİ
      7. 5. Aryanizm (4. yy)
      8. 6. Nasturizm (5. yy)
      9. 7. Monofizitizm (5. yy)
    7. III. BÜYÜK BÖLÜNME: DOĞU-BATI (1054)
      1. 8. Ortodoks-Katolik Ayrışması
    8. IV. ORTAÇAĞ AYRILIKLARI (11.-15. YY)
      1. 9. Bogomilizm & Katharizm (10.-13. yy)
      2. 10. Waldensianlar (12. yy)
      3. V. REFORMASYON (16. YY) – PROTESTAN DALLANMA
      4. 11. Luthercilik (1517)
      5. 12. Reform (Kalvinist) Kiliseler (1536)
      6. 13. Anabaptistler (16. yy)
      7. 14. Anglikanizm (1534)
    9. VI. PROTESTAN İÇİ DALLANMA (17.-18. YY)
      1. 15. Metodizm (18. yy)
      2. 16. Baptistler (17. yy)
      3. 17. Quaker’lar (17. yy)
      4. VII. MODERN DÖNEM (19.-20. YY) – RESTORASYON & YENİ HAREKETLER
      5. 18. Restorasyon Hareketi (19. yy)
      6. 19. Mormonluk (1830)
      7. 20. Yedinci Gün Adventistleri (1863)
      8. 21-22. Pentekostalizm & Karizmatik Hareket (20. yy)
      9. VIII. ÇAĞDAŞ DÖNEM (20.-21. YY) – POST-MODERN ÇOĞULCULUK
      10. 23. Liberal/Modernist Teoloji
      11. 24. Evangelikalizm (20. yy)
      12. 25. Bağımsız & Megakilise Hareketi
    10. ? TEOLOJİK KIRILMA EKSENLERİ
    11. AKIŞ ŞEMASI ÖZETİ


Hristiyan mezheplerinin Eski Ahit (Tanah/Tevrat)'e yaklaşımı, teolojik yorumlamalara göre değişir. İşte kategorize edilmiş liste:

— — —

ESKİ AHİT’İ YÜKSEK OTORİTE KABUL EDEN MEZHEPLER

1. Protestan Evanjelikler & Fundamentalistler

Eski Ahit’i: Kelimesi kelimesine ilham edilmiş, hatasız kabul eder.

Tipik gruplar: Southern Baptist Convention, Lutheran Church–Missouri Synod, Pentecostal gruplar.

Gerekçe: Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir (2 Timoteos 3:16).

2. Reform (Kalvinist) Kiliseler

Eski Ahit’i: Yeni Ahit’le birlikte tek otorite sayar.

Temsilciler: Presbyterian Church in America, Reformed Baptist.

Gerekçe: Antlaşma teolojisi (Eski ve Yeni Ahit süreklilik gösterir).

3. Ortodoks Kiliseleri (Doğu Ortodoks, Oriental Ortodoks)

Eski Ahit’i: Yeni Ahit’i anlamak için gerekli görür, Septuagint (Eski Yunanca çeviri) otoritesi.

Yaklaşım: Alegorik ve tarihsel yorum harmanı.

4. Roma Katolik Kilisesi

Eski Ahit’i: Kanonik (yetkili) kabul eder, ancak Yeni Ahit ışığında yorumlanır.

Resmî görüş: Dei Verbum (Vatikan II) – Eski Ahit eksik ama değerli hazine.

5. Adventistler (Yedinci Gün Adventist Kilisesi)

Eski Ahit’i: Tamamen bağlayıcı kabul eder, özellikle On Emir (Sebt günü Cumartesi).

6. Restorasyonist Hareketler (Örn.: Churches of Christ)

Eski Ahit’i: Tarihsel ve ahlaki otorite olarak görür, ancak antlaşmaları Yeni Ahit’le sınırlandırır.

— — —

ESKİ AHİT’İ SINIRLI OTORİTE VEYA REDDEDEN MEZHEPLER

1. Marcionizm (Tarihsel, 2. yüzyıl)

Tamamen reddeder. Marcion’a göre Eski Ahit’in Tanrısı kaba, cezacı Yahve, Yeni Ahit’in Tanrısı sevgi dolu Baba.

Modern mirası: Doğrudan mezhep yok, ama liberal teolojide etkisi.

2. Gnostik Hristiyanlık (Tarihsel)

Eski Ahit’i reddeder veya simgesel/alegorik yorumlar.

Gerekçe: Maddi dünyayı kötü yaratan Tanrı ile ruhsal Tanrı ayrımı.

3. Liberal Protestanlık & Modernist Teoloji

Eski Ahit’i: Tarihsel/kültürel belge olarak görür, ilhamı şüpheyle yaklaşır.

Temsilciler: United Church of Christ (ABD), bazı Methodist ve Anglikan gruplar.

Gerekçe: Eleştirel tarihsel metot, bilimsel bulgular.

4. Quaker’lar (Religious Society of Friends)

Eski Ahit’e sınırlı otorite tanır; İçsel ışık kişisel vahiy önceliklidir.

5. Unitaryan Üniversalist Derneği

Çoğunlukla reddeder, çok dinli sentezci yaklaşım.

6. Bazı Karizmatik Bağımsız Kiliseler

Eski Ahit’i seçici kullanır, ağırlık Yeni Ahit ve doğrudan vahiy üzerindedir.

— — —

ARA KATEGORİ: SINIRLI YETKİ

Anaakım Protestanlık (Lutheran, Methodist, Anglikan):

Eski Ahit Yeni Ahit’le uyumlu olduğu ölçüde otorite taşır (Luther: İsa Mesih’i vaaz ediyorsa geçerlidir).

Mormonlar (İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi):

Eski Ahit’e saygı duyar ama Mormon kutsal metinleri (Kitabı Mormon) daha üstün görür.

— — —

KARŞILAŞTIRMALI TABLO

| Mezhep/Grup | Eski Ahit’e Yaklaşım | Tipik Ayet Yorumu |

|--------------------------|---------------------------------------|--------------------------------------|

| Evanjelikler | Mutlak otorite, harfi harfine | Yaratılış 1-2 literal |

| Katoliklik | Kanonik ama Yeni Ahit ışığında | Alegorik ve tarihsel |

| Ortodoksluk | Kanonik, Septuagint otoritesi | Patristik yorum ağırlıklı |

| Liberal Protestanlık | Tarihsel belge, ilham şüpheli | Eleştirel metot |

| Marcionizm | Tam red | İki Tanrı teorisi |

| Adventistler | Tam otorite, özellikle On Emir | Sebt (Cumartesi) literal |

— — —

TEOLOJİK ARKA PLAN

1. Antlaşma Teolojisi (Reform): Eski ve Yeni Ahit süreklilik içinde.

2. Dispensationalizm (Evanjelik): Eski Ahit İsrail’e, Yeni Ahit kiliseye yönelik.

3. İki Antlaşma Teorisi (Luther): Eski Ahit yasa, Yeni Ahit lütuf.

4. Marcionizm: Radikal kopuş.

— — —

Özet:

Eski Ahit’i en yüksek otorite kabul edenler: Evanjelikler, Katolikler, Ortodokslar, Adventistler.

Sınırlayan veya reddedenler: Liberal Protestanlar, tarihsel Marcionistler, Gnostikler.

İşte Hristiyan mezheplerinin kronolojik evrimi, teolojik kırılma noktaları ve ana dallara ayrılma süreci:

— — —

KRONOLOJİK EVRİM HARİTASI

I. ERKEN DÖNEM (1.-4. YY) – BÖLÜNMELER & İLK FARKLILAŞMALAR

1. Yahudi-Hristiyanlık & Pavlusçu Hristiyanlık (1. yy)

Teolojik ayrışma:

Yahudi-Hristiyanlar (Yakup): Eski Ahit şeriati + İsa.

Pavlusçu Hristiyanlık: İmanla lütuf, evrensel misyon.

Sonuç: Pavlus’un görüşü hakim oldu (Gentillerin dinî kurallardan muafiyeti).

2. Gnostisizm (2.-3. yy)

Teolojik fark: Maddi dünya kötü, ruhsal kurtuluş gizli bilgi (gnosis) ile.

Tepki: Kilise gnostisizi sapkın ilan etti (İrenaeus, *Adversus Haereses*).

3. Marcionizm (144)

Radikal kopuş: Eski Ahit tamamen reddedildi, iki Tanrı teorisi.

Etki: İlk kanon tartışmasını başlattı.

4. Montanizm (2. yy sonu)

Karizmatik vurgu: Peygamberlik, katı ahlak, eskatolojik bekleyiş.

Kilise tepkisi: Kurumsal otoriteye tehdit.

— — —

II. EKÜMENİK KONSİLLER DÖNEMİ (4.-5. YY) – DOĞU-BATI GERİLİMLERİ

5. Aryanizm (4. yy)

İsa’nın tabiatı: Oğul, Baba’dan sonra yaratıldı, ona benzer ama aynı özden değil.

Konsil: İznik Konsili (325) – Aryanizm sapkın ilan edildi.

6. Nasturizm (5. yy)

İsa’da iki ayrı şahsiyet: İnsan İsa + Tanrı Logos.

Konsil: Efes Konsili (431) – Sapkınlık.

7. Monofizitizm (5. yy)

İsa’nın tek tabiatı: İlahî ve insanî tabiat birleşmiş.

Konsil: Kalkedon Konsili (451) – Reddedildi.

Ayrılan kiliseler: Oriental Ortodoksluk (Kıpti, Ermeni, Süryani).

— — —

III. BÜYÜK BÖLÜNME: DOĞU-BATI (1054)

8. Ortodoks-Katolik Ayrışması

Teolojik nedenler:

Filioque kavgası: Kutsal Ruh’un kaynağı (Baba’dan mı, Baba+Oğul’dan mı?).

Papalık otoritesi: Roma Piskoposu’nun üstünlüğü.

Ayin farkları: Ekmeğin mayalı/mayasız oluşu.

Sonuç: Doğu Ortodoks Kilisesi ve Roma Katolik Kilisesi ayrıldı.

— — —

IV. ORTAÇAĞ AYRILIKLARI (11.-15. YY)

9. Bogomilizm & Katharizm (10.-13. yy)

Düalist: İyi ruhsal Tanrı ↔ kötü maddi dünya.

Katolik tepki: Haçlı seferleri, engizisyon.

10. Waldensianlar (12. yy)

Erken reform: Yoksulluk, İncil’in halk dilinde okunması.

Sapkın ilan edildi, sonra Protestanlığa katıldı.

— — —

V. REFORMASYON (16. YY) – PROTESTAN DALLANMA

11. Luthercilik (1517)

Teolojik vurgu: Yalnız iman, yalnız lütuf, yalnız Kutsal Yazı.

Anahtar belge: *95 Tez*, *Augsburg İtikatnamesi (1530)*.

12. Reform (Kalvinist) Kiliseler (1536)

Kalvin’in *Institutio*’su: Kader önceden belirlenmiş (predestinasyon), kilise devlet ilişkisi.

Kollar: Presbyterian, Reformed, Puritan.

13. Anabaptistler (16. yy)

Radikal reform: Yalnız yetişkin vaftizi, kilise-devlet ayrılığı, şiddetsizlik.

Torunlar: Mennonitler, Amişler, Hutteritler.

14. Anglikanizm (1534)

Siyasi başlangıç: VIII. Henry’nin papalıkla kopuşu.

Teolojik ara form: Katolik ayin + Protestan doktrin.

— — —

VI. PROTESTAN İÇİ DALLANMA (17.-18. YY)

15. Metodizm (18. yy)

John Wesley: Kişisel kutsallık, metodik disiplin, sosyal adalet.

Kök: Anglikanizm’den ayrılma.

16. Baptistler (17. yy)

Vurgu: Yalnız yetişkin vaftizi, kilise özerkliği, din özgürlüğü.

Kollar: Southern Baptist, American Baptist.

17. Quaker’lar (17. yy)

George Fox: İçsel ışık, basit ayin, pasifizm.

— — —

VII. MODERN DÖNEM (19.-20. YY) – RESTORASYON & YENİ HAREKETLER

18. Restorasyon Hareketi (19. yy)

İlkeler: Yalnız Kutsal Yazı, birinci yüzyıl kilisesine dönüş.

Gruplar: Churches of Christ, Disciples of Christ.

19. Mormonluk (1830)

Joseph Smith: Yeni vahiy (*Kitabı Mormon*), çoktanrıcı eğilimler.

Teolojik kopuş: Geleneksel Hristiyanlıktan radikal ayrılma.

20. Yedinci Gün Adventistleri (1863)

Ellen G. White: Sebt günü (Cumartesi), sağlık reformu, yakın ikinci geliş.

21-22. Pentekostalizm & Karizmatik Hareket (20. yy)

Vurgu: Kutsal Ruh vaftizi, glossolali (dil ile konuşma), şifa.

Pentekostal köken: Azusa Street Canlanması (1906).

Karizmatik hareket: Geleneksel kiliselerde Ruh’un armağanları.

— — —

VIII. ÇAĞDAŞ DÖNEM (20.-21. YY) – POST-MODERN ÇOĞULCULUK

23. Liberal/Modernist Teoloji

Schleiermacher, Bultmann: Kutsal Yazıları tarihsel-eleştirel yorum.

Etki: Mainline Protestanlıkta (ör. United Church of Christ).

24. Evangelikalizm (20. yy)

Neo-Protestan tepki: Kutsal Yazı otoritesi, kişisel din değiştirme, misyonerlik.

Şemsiye: Baptist, Pentecostal, bağımsız megakilisele.

25. Bağımsız & Megakilise Hareketi

Özellikler: Karizmatik liderlik, popüler kültür entegrasyonu, küresel ağlar.

Örnek: Hillsong, Vineyard.

— — —

? TEOLOJİK KIRILMA EKSENLERİ

1. Otorite: Kutsal Yazı mı, gelenek mi, vahiy mi?

2. Kurtuluş: İman mı, işler mi, kader mi?

3. Sakramentler: Gerçek beden mi, simgesel mi?

4. Kilise yapısı: Hiyerarşik mi, cemaatçi mi?

5. Eskatoloji: Milenyumcu mı, tarihselci mi?

— — —

AKIŞ ŞEMASI ÖZETİ

Erken Kilise (1.-2. yy)

├─ Katolik/Ortodoks geleneği (Konsillerle şekillenen)

│ ├─ Roma Katolik (Batı)

│ └─ Doğu Ortodoks (1054)

│ └─ Oriental Ortodoks (451)

├─ Sapkınlıklar (Gnostisizm, Marcionizm, Aryanizm)

└─ Reformasyon (16. yy)

├─ Luthercilik

├─ Kalvinizm (Reformed/Presbyterian)

├─ Anabaptizm (Mennonit, Amiş)

├─ Anglikanizm

│ └─ Metodizm (18. yy)

└─ Baptist (17. yy)

└─ Modern Dallar:

├─ Adventist (19. yy)

├─ Pentekostal/Karizmatik (20. yy)

├─ Evangelikalizm

├─ Mormonluk (Restorasyonist)

└─ Liberal/Post-modern akımlar

— — —

Son Not:

Bu kronoloji, teolojik farklılaşmanın zaman içinde nasıl katmanlaştığını gösterir. Her mezhep, kendi tarihsel bağlamında otantik Hristiyanlık arayışının ürünüdür.



Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net)
           L2fSIJNoA0xfSNxA  



Dimitri Kitsikis: Mustafa Kemal herşeyi mahvetti

Bilin bakalım, kimler kimlerle birlikte yas tutuyor. Bilin bakalım Osmanlı aslında neymiş? Bilin bakalım Bizans'dan Osmanlıya geçiş nasıl olmuş? Bilin bakalım, Osmanlı yıkılınca kimler, neden yas tutuyor? */**/* Saygılar Oraj POYRAZ */* L2fSIJNoA0xfSNxA -------------- */* */*Dimitri Kitsikis:*/**/*Mustafa Kemal*/**/**/***herşeyi mahvetti** /*İstanbul’un fethiyle*//*Osmanlı Devleti*//**/yalnızca yeni bir başkent kazanmadı;*/*Bizans İmparatorluğu*/*’nun devlet mirasını da devraldı.*/*_Fatih Sultan Mehmed_*/*_, eski*/*Türkmen*/*aristokrasisini tasfiye ederek*/*Bizans*/*’ın idarî geleneğini*/*Osmanlı*/*bünyesine kattı.*/*Çandarlı Halil Paşa*/*’nın idamı bu dönüşümün sembolü oldu._ Bundan sonra devletin en yüksek makamlarında*/*Rum*/*ve*/*Bizans*/*kökenli devlet adamları öne çıktı.*/*Rum Mehmed Paşa*/*,*/*Rum Mahmud Paşa Angeloviç*/*,*/*Bizans*/*taht varisi*/*Rum Mesih Paşa*/*,*/*Konstantin*/*ailesinden*/*Rum Has Murad Paşa*/*ve*/*Rum Koca Mustafa Paşa*/*sadrazamlık ve vezirlik makamlarına yükseldiler. /*Mesih Paşa,*//*Palaiologos*//**/hanedanının bir mensubu olarak*/*Bizans*/*imparatorluk soyunu*/*Osmanlı*/*yönetimine taşıdı. Sonraki yüzyıllarda*/*Fenerli Rum*/*aileleri*/*Osmanlı*/*diplomasisinin ve dış politikasının bel kemiği hâline geldi. /*Aleksandros Mavrokordatos,*//*Nikolaos Mavrokordatos*//*,*//*Konstantin İpsilantis*//*,*//*Aleksandros İpsilantis*//*,*//*Skarlatos Kallimahis*//**/ve*/*Muzurus Paşa*/*gibi isimler*/*Osmanlı*/*’nın dış ilişkilerini,*/*Eflak*/*ve*/*Boğdan*/*yönetimini ve*/*Avrupa*/*diplomasisini uzun yıllar yönlendirdiler.*/*Rum*/*tercümanlar ve*/*Fenerli*/*aileler, imparatorluğun*/*Avrupa*/*ile ilişkilerinde vazgeçilmez bir unsur hâline geldiler. /*Osmanlı’nın gücü Orta Asyadan gelen*//*Türk*//**/askerî geleneği ile/*Bizans*/*/*Yunan*/*devlet aklının birleşmesinden doğdu. /*Türkler */savaşan fetheden unsur,*/*Helenler*/*ise yöneten ve*/*Bizans*/*devlet geleneğini sürdüren unsurdu. Bu iki unsur birlikte hareket ettiği sürece imparatorluk devam etti,*/*Rumlar*/*/*Osmanlıda Bizanstan daha rahattı,*//*Latin Ceneviz*//**/tavizlerinden kurtulmuş, askerlikte yapmıyorlardı. Milliyetçiliğin yükselmesiyle bu ortaklık bozuldu ve hem*/*Saray*/*hem de*/*Helenler*/*tarih boyunca sahip oldukları ortak siyasî gücü kaybettiler. Benim kanaatime göre bu ortak imparatorluk, *1821*’de başlayan milliyetçilikle sarsılmış, *1922*’de ise kesin olarak sona ermiştir.*/*Mustafa Kemal*/*’in önderliğinde yürütülen savaş, yalnızca*/*Osmanlı*/*’nın sonunu değil,*/*Anadolu*/*’da binlerce yıldır kesintisiz varlığını sürdüren*/*Helen*/*dünyasının da sonunu getirmiştir. Böylece *Osmanlı-Helen* ortak medeniyeti tarihe karışmış, *Anadoludaki* 3000 yıllık *Yunan* varlığı bitmiştir. Biz buna *Büyük Asya Felaketi* diyoruz." - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group* : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group* : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder* : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page* : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish* : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website* : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.)* : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc

Birinci Balkan Savaşı sırasında Edirne yakınlarında Bulgar güçlerine esir düşen askerlerimiz

Birinci Balkan Savaşı sırasında Edirne yakınlarında Bulgar güçlerine esir düşen askerlerimiz Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------ -- - - - - - - - - - - - - - - - - Ayna.. aynaya bakma sakın ve saçlarına dokunma. Rüzgara sesin Geceye kokun düşmesin. Sen bu bahar bir başka düşe gir daha sığ ırmakların olsun ve açık mavi denizin beni unuttuğun anılarına sar ki başka sızılara bulanayım. ~Cezmi Ersöz~ - - - - - - - - - - - - - - - - Mehmet Akif risale-i nuru fevkalade takdir ediyormuş. (Emirdağ Lahikası s.161) ~Said Nursi ‘den zırvalar.~ - - - - - - - - - - - - - - - - Onemli olan bir sevgi ugrunda olmek degil, ugrunda olebilecegin bir sevgili bulmaktir. ~Anonim Nasihat~ - - - - - - - - - - - - - - - - Sizden önce geçen İns-ü Cin topluluklarıyla birlikte ateşe girin, dedi. Her ne zaman bir topluluk girdiyse bir öncekine lanet etti. Hepsi oraya vardığında sonrakiler öncekiler için: Rabbimiz, bizi bunlar saptırdı. Bunlara ateşten bir kat daha fazla azap ver, dediler. Hepsi için iki kat vardır. Ancak bilmezsiniz, dedi. ~A’râf / 38~ - - - - - - - - - - - - - - - - Yasamak icin yemelisin,yemek icin yasamamalisin. ~Cicero~ - - - - - - - - - - - - - - - - ESNAF ON LINE EĞİTİME KARŞI https://www.youtube.com/watch?v=S6xyrcqOiUw - - - - - - - - - - - - - - - - Dus ama, kalkarken topraktan mutlaka bir seyler al. ~Anonim Nasihat~ - - - - - - - - - - - - - - - - Herkes; bir toplumda, elbiseleriyle karşılanır ama kişiliğiyle de uğurlanır. Edep hayadan, haya asaletten, asalet soydan gelir! ~Anonim Asalet Sözleri~ - - - - - - - - - - - - - - - - EN BÜYÜK KOZ… https://www.youtube.com/watch?v=h5oih-QwIU0 - - - - - - - - - - - - - - - - ADİL ÖKSÜZ DEĞİLDİR… https://www.youtube.com/watch?v=ZpoonFgq8pU - - - - - - - <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> - - - - - - - Anton_Cehov-Tek_Perdelik_9_Oyun.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Anton_Cehov-Tek_Perdelik_9_Oyun.pdf> Ahmet_Cevdet_Pasa-Hz._Muhammedin_Hayati.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Ahmet_Cevdet_Pasa-Hz._Muhammedin_Hayati.pdf> Sizin_Memlekette_Esek_Yokmu-Aziz_Nesin.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Sizin_Memlekette_Esek_Yokmu-Aziz_Nesin.epub> Halil_Inalcik-Devleti_Aliyye_Osmanli_Imparatorlugu_Uzerine_Arastirmalar_2.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Halil_Inalcik-Devleti_Aliyye_Osmanli_Imparatorlugu_Uzerine_Arastirmalar_2.pdf> ARAPCA_KURSLAR_Ebu_Abdulmumin_Tekin_Mihci_4.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/ARAPCA_KURSLAR_Ebu_Abdulmumin_Tekin_Mihci_4.pdf> ales2008ilkbaharsayisal1.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/ales2008ilkbaharsayisal1.pdf> Arthur_Conan_Doyle-Mavi_Yakut.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Arthur_Conan_Doyle-Mavi_Yakut.epub> Turk_Soyu_Oguzlar_1.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Turk_Soyu_Oguzlar_1.pdf> Kizilcik_Dallari-Resat_Nuri_Guntekin.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Kizilcik_Dallari-Resat_Nuri_Guntekin.epub> Ustun_Dokmen-Komsu_Koyun_Delisi.docx <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Ustun_Dokmen-Komsu_Koyun_Delisi.docx> MUHAMMED_HADIMI-04ISLAM_AHLAKI.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/MUHAMMED_HADIMI-04ISLAM_AHLAKI.epub> Babil_Kitapligi_21-Anonim-Rus_Oykuleri_CS_.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Babil_Kitapligi_21-Anonim-Rus_Oykuleri_CS_.pdf> Paul_Kuttner-Cok_Luzumlu_Tarih_Ansiklopedisi.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Paul_Kuttner-Cok_Luzumlu_Tarih_Ansiklopedisi.epub> Ogretim_Ilke_ve_Yontemleri.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Ogretim_Ilke_ve_Yontemleri.pdf> FrenchGrammarDrills.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/FrenchGrammarDrills.pdf> Orhan_Asena-simavnali_seyh_bedreddin.doc <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Orhan_Asena-simavnali_seyh_bedreddin.doc> Mark_Twain-Tom_Sawyer.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Mark_Twain-Tom_Sawyer.pdf> Maeve_Binchy-Ask_Mutfakta_Piser.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Maeve_Binchy-Ask_Mutfakta_Piser.epub> FreeMat-4.0.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/FreeMat-4.0.pdf> Clive_Cussler-Seytan_Denizi.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Clive_Cussler-Seytan_Denizi.epub> Sophokles-Kral_Oidipus-1.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Sophokles-Kral_Oidipus-1.epub> Alice-Claude_Askew-Hayalet_Oykuleri_.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Alice-Claude_Askew-Hayalet_Oykuleri_.epub> Pablo_Neruda-Siirler.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Pablo_Neruda-Siirler.pdf> OEGCA_Answers.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/OEGCA_Answers.pdf> Murathan_Mungan-Taziye.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Murathan_Mungan-Taziye.pdf> Nazim_Hikmet-Kafatasi.doc <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Nazim_Hikmet-Kafatasi.doc> DOSTOYEVSKI-yeraltindan_notlar.doc <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/DOSTOYEVSKI-yeraltindan_notlar.doc> Fizikte_Matematik_Metodlar_-Ahmed_Yuksel_Ozemre.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Fizikte_Matematik_Metodlar_-Ahmed_Yuksel_Ozemre.pdf> Jack_London-Martin_Eden.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Jack_London-Martin_Eden.epub> Albert_Camus-Caligula.docx <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Albert_Camus-Caligula.docx> - - - - - - - Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> - - - - - - - OrajKalip - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Grup eposta komutlari ve adresleri /* */: /* */ /* */Gruba mesaj gondermek icin /* */: /* */ozgur-gundem@googlegroups.com/* */Gruba uye olmak icin /* */: /* */ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com/* */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* */0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc>/* */Grup Sayfamiz /* */: /* */https://groups.google.com/g/ozgur-gundem//* */Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz /* */: /* */http://orajpoyraz.blogspot.com//* ///Özgürlük adam, henüz yeni kurdum. Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim. Videolar, resimler, makaleler falan. /// */: /* */http://insulaelibertatis.com//* Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc HvLWPtIjJR8X@protonmail.com 0PjukdvspdUh@mail2tor.com Tor ağı üzerindeki web siteleri Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız. : http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/ http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

28 Haziran 2026 Pazar

Türkçe Avrupa Dillerinin (İngilizce, Almanca, Fransızca, Latince vb.) Kurucu Dilidir

Türkçe Avrupa Dillerinin (İngilizce, Almanca, Fransızca, Latince vb.) Kurucu Dilidir

Odatv

25-Ara-2025

Türkçe Avrupa Dillerinin (İngilizce, Almanca, Fransızca, Latince vb.) Kurucu Dilidir…

Türkish is a Founding Language of the European Languages (English, German, French, Latin, etc.)

Kanalımıza Abone Olun ► / @odatvresmi

Odatv Resmi Web Sitesi: https://odatv. com/


https://www.youtube.com/watch?v=LkROFPhIIGw&t=5s


Konuşma metni

Selamlar.
Bu sunumda Türk dilinin dünyadaki birçok dilin kök dili olarak, kurucu dili olarak olağanüstü öneminden söz edeceğiz.
Bu durum Türkçenin hangi temel niteliklerinden kaynaklanıyor?
Onları incelemeye çalışacağız.
Bu arada dünya dil biliminin 10 klişe safsatasını inceleyeceğiz.
Rastlamışsınızdır siz de.
Son yıllarda Türkçeyi öven paylaşımlar arttı.
Videolar, haberler, makaleler çıkıyor.
Sosyal medyada birçok kişi bunları paylaşıyor.
Bazı yabancılar bu paylaşımlarda dilimize hayranlıklarını dile getiriyorlar.
Her biri Türkçenin ayrı bir üstünlüğüne dikkat çekiyor.
Bunları gördükçe seviniyor, gururlanıyoruz.
İşin aslı bunlarda Türkçenin asıl gücü, gerçek önemine dair herhangi bir derinlik bulunmuyor.
Rakı şiş kebap yine gelecek.
Ben tam olarak değil ama biraz o hesap.
Bir altın kupaya ne güzel bakır gibi parlayan bir bardak demek gibi bir şey.
Ayrıca bazı Türk ünlüleri de geçmişten günümüze Türkçeyi öven konuşmalar yapıyor, yazılar yazıyorlar.
Kimi Türkçenin eşsiz matematiğinden örnekler veriyor.
Kimi anlatım gücünün yetkinliğini vurguluyor.

Bu şansların birçoğu en az bir yabancı dili sular seller gibi konuşabilen insanlar.
Ama on yıllarca konuştukları o dillerde altın gibi parlayan binlerce Türkçe kökün hiçbirini görememişler.
Örneğin İngilizcedeki Türkçe kökenli sözcüklerin bazıları o kadar bas bağırıyor ki ben Türkçeyim, ben Türkçeyim diye.
Bunu fark etmemek için aksi yönde şartlandırılmış olmak gerekiyor.
100 yıldır bu şartlandırma başarıyla yapılıyor.
Bu kelimeler arasında tam benzerliği hissettikleri halde tabii öyle bir şey olmaz diyorlar.
Tövbe tövbe diyorlar.
Capture ile kapmanın.
Touch ile day dokunun.
Pizza ile pişinin.
Comon ile kamunun sea ile suyun.
Marin ile müenin, deep ile dipin, dust ile tozun, donate ile donut, king ile kaan’ın, down ile tan’ın, cross ile karşının aynı kökenli olduğunu görmemek, anlayamamak başka türlü açıklanamaz.

Yoksa Türkçe öteki dillerden şu veya bu yönüyle daha ileri değildir.
Yalnızca öteki dillerin büyük çoğunluğunun kökünü oluşturur.
Sadece bu değil, onların kurucu dilidir.
Türkçe Latincenin Latin köklü İtalyanca, Fransızca, İspanyolcanın kökünde bulunur.
Onların kurucu dilidir.
Türkçe, İngilizce, Almancanın ayrıca İskandinav dillerinin kurucu dilidir.
Ayrıca Farsçanın, Arapçanın kök dilidir.
İşte asıl kapışma bu noktada yaşanıyor.
O kapışma yaşanana dek yapılan övgüler havacıva.
Bunları tabii ilk duyan afallıyor.
Yabancı olsun, Türk olsun büyük şaşkınlık geçiriyor.
Yabancıların çoğu bunu bir hakaret olarak görüyor.
Böyle bir savdan çok rahatsız oldukları hatta tiksindikleri açıkça görülüyor.
Türkler gibi ilkel bir kavim nasıl onların atası olabilir?
Türkçe gibi geri bir dil nasıl kendi dillerini kurabilir?
Türklerin de büyük çoğunluğu yüzyıllardır batıya, Avrupalıya derin bir özenme duygusuyla yetiştirilmiş.
Onlar da aynı tepkiyi gösteriyorlar.
Bunu o tatlı hayranlık duygularına hakaret olarak görüyorlar.
O güzel hayallerine bir saldırı olarak görüyorlar.
Başka bir kesim yine aynı duygusal örselenmişlik içinde.
Onların da derdi başka.
Onlar da Arapça gibi, Farsça gibi o büyük diller, o büyük kültürler yanında Türkçenin böyle pervasızca öne çıkarılmasını hazmedemiyorlar.
O zaman ne yapıyor?
Bazıları aşağılayarak, hakaret ederek tepki veriyor.
Önce büyük çoğunluğu bunu görmemeye çalışıyor.
Bir şey demesi gerektiğinde elbette duygularımızı incitti bu sav diyemezler.
Bunu açığa vuramazlar.
Onun yerine ne demeleri gerekiyor?
Bilim diyorlar.
Bilime aykırı bir iddiayı dile getirmek.
Ne büyük hadsizlik diyorlar.
Bu açıkça bilime saldırı diyorlar.
Bilgi, belge ve kanıtlarımızın gücü karşısında bazıları görmemenin, yok saymamanın işe yaramayacağını fark ediyor.
Hakaretin gerçek karşısında küçük düştüğünü görüyorlar.
O zaman işte tek tek dünya vasat akıl biliminin klişe safsataları çıkarılıyor önümüze.
Nedir bu 10 safsata, 10 yalan?
Şimdi onları tek tek ele alalım.
Birincisi rastlantı safsatası.
Türkçe ile Avrupa dillerinde anlam ve ses bakımından tam uyuşan sözcükler, kökler gösteriyoruz.
Bunları tek tek gösteriyoruz.
Listeler halinde gösteriyoruz.
Rastlantıdır diyorlar.
Daha çok sözcük gösteriyoruz.
Rastlantıdır.
Çok sayıda rastlantı olabilir diyorlar.
Her dilde birbirine benzer sözcükler bulunabilir diyorlar.
20.000 kadar 20.000 kadar ortak sözcük yayınladım internette.
Yayınladım.
Türkçe ve İngilizce kitaplar yayınladım. hala rastlantıdır demeye devam edenler var.
Dil biliminde kesin olan bir şey varsa o da şudur.
Temel sözcüklerde örneğin Swadeş listesi diye bir liste var.
Sıvadeş listesindeki sözcüklerde o 200 kadar sözcüklük listede tam uyuşan 7 sözcük bile bulunsa bu o iki dil arasındaki kök ortaklığını gösterir.
Sivateş listesiyle pek çok batılı dilini bu arada bazı doğu dillerini Türkçe ile karşılaştırdım.
Bu dillerle Türkçe arasında %30 ile 45 arasında oranda kesin uyum saptadım.
Bu kadar dile, bu kadar yüksek oranda ortaklığın rastlantıya dayanması bilimsel olarak sıfırdır.
Buna hala rastlantı demekse bilimsel olarak ahmaklıktır.
Olaydaki en net bilimsel gerçek budur.
Başka bir yalana, başka bir safsataya geçelim.
O da ödünç sözcük.
Long World safsatası.

Büyük bir grup vasatlığı bilim felsefesi yapmış.
Kopyala yapıştır.
İdare edip giden dilci çoğunluğunun büyük çoğunluğu bu şekilde.
Onların en sevdiği kavramlardan biri Longw kavramı.
Sözcüklerin ödün çalınması.
Hayvan pazarında sığır satar gibi.
Esir pazarında köle satar gibi.
Sözcüklerde alınacak verilecek.
Bundan tabii ne olabilir diyorlar.
Bu kadar basit mi?
Ödünç sözcük denilen sözcükler gerçekten var ama bunlar görece yeni sözcüklerdir.
Bunlar temel sözcükler değildir.

Genellikle yeni birtım nesnelerin, yeni birtım kavramların isimleri teknik terimlerdir.
Genellikle son birkaç yüzyılda en çok son 1000 yılda çeşitli dillerden birbirine geçmiş sözcüklerdir ödünç sözcükler.
Oysa batı dilleri Türkçeden on binlerce sözcük almışlar.
Ay başında geri vereceğiz diye.
Türkçede demiş ki lan vırtırt konuşmayın.
Verin kelimelerimizi geri.
Lanwt olmuş longw.
Bu şaka tabii şaka yapalım ki üstüne hemen atlatsınlar.
Fakat buradaki vır vır verdi veriştirdi ile word ortaklığı da şaka değil.
Fakat o ayrıntılara şimdi girmeyelim.
Daha genel konuşuyoruz.

Ödünç sözcük bahanesi aslında tam bir hikaye.
Sözlüğümde gösterdiğim 20.000 kadar sözcüğün %90 kadarı dillerin oluşum aşamasında ortaya çıkmış sözcükler.
En eski sözcükler, temel sözcükler ve bunların çoğu her iki dilde veya en azından Türkçede tek başına duran sözcükler değil.
Bir köke bağlı olarak çok sayıda sözcükle ortak veya akraba olarak küme yapmış sözcükler.
Bir köke bağlı diyorum.
Türkçe köke bağlı diyorum.
Her biri Türkçe içinde 10, 20, 30 küsur kelimeyile bir küme oluşturmuş.

Böyle ödünç sözcük mü olur?
Gerçi bu anlattığım kavramlaştırma onlara çok ağır gelecektir.
Bunu nasıl anlayacaklar?
O da ayrı bir konu.
Şimdi burada sadece üç temel alandan 12şer örnek veriyorum.
İnsan organları.
Rastgele seçtim temel alanları.
Bunlar insan organları, hayvan isimleri ve temel fiiller.
İlk akla gelenleri burada sıralıyorum.

Başka bir yalandan, başka bir safsatıdan bahsedeyim.
Bu da dil aileleri safsatası.
Bu çok önemli bir kozları.

Türkçe ile herhangi bir dil arasında herhangi bir ortaklıktan bahsettiğimde dilci zevattan biri her yerden fırlıyorlar.
hemen korkunç bir gerçeği bana hatırlatır.
Bunlar her biri çalışkan, acar ilkokul çocuğu ruh halinde benim cahilliğimi yüzüme vurur.
O bahsettiğin dil Hint Avrupa ailesinden bir kere.
Türkçe ise tamamen farklı bir aileden.
Ural Altay ailesinden.
Allah razı olsun.
Bunları onlardan öğreniyorum.
Yoksa zır cahil kalacaktım.

Bir kere Hint Avrupa Kuramı ve Hint Avrupa dil ailesi kavramı uyduruk, tutarsız, zayıf ve ırkçı bir kuramdır.
Bu aile sınıflamalarını, dillerdeki aile sınıflamalarını tümden reddediyorum.
Tek başıma reddetmiyorum bunu.
Benden önceki ustaların yazdıklarına dayanarak reddediyorum.
Hint Avrupa dil ailesi dilleri arasında, kendi dilleri arasında çok ciddi farklar var.
Söz dizimiyle, gramerle, sözcük temel yapılarıyla ilgili bu dillerin kendi aralarında çok ciddi farklar var.
Elbette aralarında ortaklık ve benzerlik de var ama örneğin bazı Hint Avrupa dilleri arasındaki benzerlikler bunlarla Arapça veya İbranice arasındaki benzerlikten daha düşük.
Zaten bu diller arasında on binlerce ortak sözcüğü gösterdiğimizde ne ödünç sözcük safsatasının geriye kalması lazım ne de dil ailesi yalanının ortada kalması gerekir.
Ama bilim zaten genel bilim olarak egemen bilim olarak safsataya dönüşmüş. egemenlerin bir çıkar sağlama aracına dönüşmüş.

On binlerce sözcük ortaksa, kökler ortaksa bunu kanıtlamışsak nasıl bu dillerin farklı ailelerden olduğu iddia edilebilir?
Hala Türkçe bu Hint Avrupa denen dillerin kurucu dilidir.
Latince Türkçenin bir lehçesi gibi.
Hint Avrupa dedikleri Hintçe veya Dravit dili veya Hititçe de öteki dillerden daha çok Hint Avrupa dillerinden daha çok Türkçeye benzer.
Türkik Turanlı diller eklemeli dillerdir.
Temel kaide.
Bunlar çekimli dillerden eskidir.
Bunlar da temel kaide ve çekimli dillerin adasıdır.
Bu yüzden geçmişte dil biliminin büyük ustası olarak kabul edilen ve Hint Avrupa kuramının kurucularından biri olan Max Müller bu gerçeği çok açık anlatmıştı.
Hint Avrupa kavimleri için, dilleri için 200 yıldır bu bilginler, bilgin müsfetteleri bir anayurt bulmaya çalışıyorlar.
Hepsi ortak bir eee fikirdi.
Bu anay yurdun Asya’da olduğunu iddia ediyor.
Fakat Asya’nın neresinde?
Asya’nın hangi bir yerinde?
Her kafadan bir ses çıkıyor.
Kayıp kavimler, kayıp Hint Avrupa dilleri buluyorlar buralardan.
Aslında kayıp kavim yok.
Kayıp dil yok.
Bu bahsi geçen yerlerin hepsi Türk yurtları.
Geçmişte de öyleydi.
Şimdi de öyle.
Böyle bir kayıp arayan ulus yok.
Bunların hepsi Türk.
Konuştukları diller de Türkük diller.
Bu Hint Avrupa dil ailesinin babası belli değil, anası belli değil, doğum yeri belli değil.
Babası anası kim diye sorunca proto diye bir kavram icat etmişler.
Yani ön ilk manasına öyle bir masal söylüyorlar.
Onu anlatıyorlar.
Proto Hint Avrupa dili bu Asya’nın bir yerinde ortaya çıkmış.
Sonra bir şekilde kaybolmuş.
Sonra Avrupa dillerine bir şekilde aksetmiş.
Bunların hepsi belirsiz.
Fakat aksi gibi bu ailenin tüm dilleri hık demiş burnundan düşmüş Türkçeye benziyor.
Bunu dediğimizde aa diyorlar hiç de değil.
Biz yedi göbektir buradayız.
Avrupalıyız ve en asil biziz.

Bunu inkar ediyorlar.
Bir karikatür hatırlatayım size.
Aklıma geldi.
Kadın kocasına bağırıyor.
Çocukları alıp annemin evine gidiyorum.
Diyor.
Bir daha senin yüzünü görmek istemiyorum. diyor.
Karikatürde görülüyor tabii.
Değişik yaştaki dört çocuğu yanında ve hepsinin yüzü babasının yüzüne benziyor.
Hesap o hesap.
Bunlar tiksindikleri, nefret ettikleri, aşağıladıkları Türkçenin damgasını bir kere yemişler.
O damgayı dillerinden, soylarından çıkaramıyorlar.
Şimdi başka bir yalana, başka bir safsataya geçelim.
Bu da çok basit bir safsata.
Etimoloji farklı, etimonu farklı safsatası.
Almanca, İngilizce, İtalyanca veya Fransızca ile Türkçe arasında ortak bir sözcük gösterdiğimde hemen onun ilk örneklerinden birini, ilk yazılı örneklerinden birini gösteriyorlar.
Bu örnek eğer eski Yunanca, Latince, Sanskritçe falansa işte diyorlar en eski kök bu.
Bunlar Hint Avrupa.
O zaman Türkçeyile de bir ilgisi bulunamaz.
O zaman ben ne yapıyorum?
Ben de onlara Latince, Yunanca, Sanskritçe ile Türkçe arasındaki ortak yüzlerce binlerce sözcüğü gösteriyorum ve bu köklerin esas olarak Türkçe olduğunu gösteriyorum.
Bunu ayrıca Arapça için, Farsça için, İbranice için de yapıyorum.
O zaman da etimolojisi farklı safsataları, yalanları çöküyor.
Yabancı kaynaklar sözde proto yani en ilk Hint Avrupa sözcük kökleri yayınlıyorlar.
Listeler halinde bunun sözlüklerini yapıyorlar.
Bunlardan yüzlercesinin şimdiye dek 500’den fazlasının aslında Türkçe olduğunu yayınladım.
Ben de onlara karşı bunu yayınladım.
İşte bu Hint Avrupa kökü diye gösterdikleri de Türkçe hem de açık seçik Türkçe.
Başka bir safsataya geçelim.
Bu da ses değişim kuralları safsatası.
Hint Avrupa dil bilim teorisyenleri sözcüklerdeki ses değişim kurallarına çok önem veriyor.
Çünkü birbirine ses olarak hiç uymayan sözcüklerin ortaklığını kanıtlamak için bu kurallara ihtiyaçları var.
Bazen olmadık sözcüklere bu kurallar sayesinde akrabalık yüklüyorlar.
Hint Avrupa dil ailesi içindeki diller arasındaki ortaklığı göstermek için her türlü ses değişim imkanı mevcut onlar için.

Bunların hepsini kullanabiliyorlar.
Fakat bizim Türkçe ile ortaklığa örnek verdiğimiz sözcüklerin tek bir harfi eksik çıksa, tek bir sesi eksik veya fazla olsa hemen bağırmaya başlıyorlar.
Hiçbir benzerlik yok.
Örneğin turn’le dön.
Nerede R diyorlar?
Tur’la tur.
E burada o nereye gitmiş diyorlar. diller arasında ve bir dilin kendi içinde en yaygın, en bilinen ses değişimi B, F, M, P, V harfleri arasındaki değişimdir.
Yabancı bir sözcük Türkçe ile ortak çıkmışsa bu en basit ses değişimini bile inkara kalkışıyorlar.
Türkçe sözcüklerin başka dillere geçerken geçirdiği değişimlerle ilgili 10 kadar kesin ses yasası var.
Bunları örnekleriyle defalarca yayınladım.
Tekinden bile haberleri yok.
Hiç bilmedikleri halde dil bilim yaptıklarını sanıyorlar.
Örneğin en basiti S yasası, S yasası.
Batı dilleri Türkçeden bir sözcük aldığında başına boş bir S sesi alıyor.
S harfi alıyor.
Bu harfi kaldırdığınızda Türkçe kökü görüyorsunuz.
Açık seçik görüyorsunuz.
Böyle 150 kadar örnek gösterdim.
İşte yalnızca üçü aşağıda.

Gramer farklı safsatası.
Söz dizimi gramer açısından Hint Avrupa ailesinden denen dillerin Türkçe eklemeli dil yapısından geliştiğini Türkçe diyebiliriz, Türkik diyebiliriz, Turanlı diyebiliriz.
Daha doğrusu bu dil yapısından gramer söz dizimi yapı olarak gerilediğini belirtmiştim.
Bunlar değişik zamanlarda değişik yerlerde oluşmuş Turanlı dillerin, Türkük dillerin karışımı melezi diller.
Onun için bu Hint Avrupa tırnak içinde denilen dillerin gramerleri de sorumlu.
Anlatımı zorlaştıran bir gramer, bir dil yapısı.
Evet.
Ama bu dillerin temel yapısında güçlü Türkük kalıntılar bulunmakta.
Ayrıntılı bir inceleme için bu konudaki makaleme başvurabilirsiniz.

Kısaca anlatacak olursam.

Evet, bunlar sadece tadımlık.
Makalemde daha geniş örnekleri var.
Alfabeye gelince, Türk runik yazısı ile İskandinav ve eski Alman runik yapısının benzerliğini inceleyen herkes görebilir.

Eski Etrusk alfabesinin ve sonrasında Latin alfabesinin Türk runik alfabesinin birçok harfiyle benzeştiğini birçok kez gösterdik.
Bizden önce başkaları da gösterdi.
Latin alfabesi Latin dili gibi Türkik kökenlidir.
Bir de bu harflerin Türkçeye ait olduğunu kanıtlayan başka bir sır var.
O U harfleri Türkçede genellikle yuvarlak kıvrımlı nesnelerin adlarında bulunur.
Harfin şekline koşut olarak ve ağzın dudakların o sesi çıkarmak için aldığı şekle paralel olarak ve başka bir şey ı, i harfleri de ince sivri cisimlerin adlarında çok daha yoğundur.
Bu özellikler kısmen öteki dillere de geçmiştir.
Türkik bir özelliktir.
Aynı zamanda dilin temel özelliklerinden biridir.
Bu Türkçede de bulunur.
Türkçede yoğun bulunur.
Bu da Türkçenin ses olarak, harf olarak kök dil olduğunu gösteren kanıtlardan başka biridir.
Şimdi başka bir yalana ve ya da daha doğrusu itiraza eee geçelim.
Bu itiraz şöyle bir itiraz.
Avrupalılar nasıl Türk dilini almış olabilirler itirazı.
Diyorlar ki Avrupa halkları Türk dilini nasıl almış?
Nasıl biraz değiştirip kendi dilleri yapmışlar?
Bu hangi düzenekle böyle kolay gerçekleşmiş?
Bunun mekanizmasını gösterin, yolunu gösterin.
Böyle bir şey mümkün değil.
Buna cevabım şu.
Onlar Türk dilini almamış ki.
Bu Türk dili özböz kendi dilleriymiş.
Kendi Türkük dilleriyle, kendi Turanlı Türk dilleriyle Avrupa’ya göç ederken bu dille birlikte göç etmişler.
Türkük dilleriyle göç etmişler.
Çünkü onlar Türkü Turanlı kavimlermiş zaten.

Başkasından yani bizden ya da şundan bundan Türklerden bir dil alma söz konusu değil.
Kendi dilleriyle Avrupa’ya göç etmişler ve o dillerinin çeşitli eee şekillerini eee değişkelerini oluşturmuşlar.
Orada sürekli birbirleriyle ve tarih boyunca başka kavimlerle yine bunların çoğu da Türkik karışa karışa yeni halklar, kavimler oluşturmuşlar. yeni diller oluşmuş.

Bunu nereden anlıyoruz?
30-40 yıl öncesine kadar insanlığın kadim göç yolları haritalarından anlıyorduk.
Bunlar en eski tarihsel verilerden, eski yazarların, kadim yazarların kitaplarından, anlatılarından ortaya çıkarılan haritalardı.
Göç Yolları haritaları.
Ayrıca arkeolojik bulgulardan, kültürel, dinsel, mitolojik iş sürmelerden bu ortaklıkları çıkarıyorduk.
Ama son yıllarda, son 10 yıllarda genetik çalışmalar sayesinde bu savları laboratuvar verilerine dayanarak da ispatlayabiliyoruz.
İşte bu bahsettiğim Sav Avrupa halklarının ataları Türkiktir savı.
Hapla Grup R1B'nin nikayesine dayanıyor.
R1B Türk geni.
Buna koşut HPL grup R1A'nın hikayesine dayanıyor.
R1B Türk geni ve Batı Avrupa halklarının başlıca geni aynı zamanda R1B. R1A'da Türkik melez.
O da Avrupa’da çok yaygın.
Bu konuda geniş bir makalem var.
Ayrıca kısa birkaç makalem var.
Oralardan takip edip okuyabilirsiniz.
Şimdi başka bir yalana geçelim.
Başka bir safsata.
Hint Avrupa dilleri daha eskidir safsatası.
Bunu iddia edenler öbür safsataları savunanlara göre daha az.
Yine de buna inananlar var.
Tarihsel bir gelişime ters bir inanış. eklemeli
Turanlı dillerin çekimli dillerden çok daha eski olduğunu geçmişin bilginileri büyük çoğunlukla zaten biliyorlardı ve söylüyorlardı.
Ancak yeni nesil bilginlikleri kendinden menkul.
Birtım egemen dil bilim ve egemen tarih çevreleri dil bilimin ve tarihin hafızasına format attı.
Hiç torun dededen daha yaşlı olabilir mi?
Şimdi başka bir safsataya geçelim.
Türkçe yeni bir dildir safsatası.
Bunu Türklere de inandırmışlar.
Türk e aydınların tırnak içinde e okumuşların büyük kesimi de bu yalana inanıyor.
Türkçe yeni bir dildir.
Niye yeni bir dildir?
Onu anlatalım.
Bu iddiaya göre niye yeni bir dildir?
Türkçenin ilk yazılı belgesinin GökTürk yazıtları ile milattan sonra 700’lü yıllardan kalma olduğu tezi çok uzun bir dönem kafalara işlendi.
Daha sonra milattan önce 4. yüzyıldan kalan kısa bir
Türkçe yazı bulunsa da bilim çoğunluğu ya bunu reddetti ya da görmezden geldi.
Böylece dediler ki Türkçe en çok 1500 yıllık bir dildir.
Yunanca, Latince, Hintçe çok daha eski bir dillerdir.
Ben bu safsatayı Amerikan yerli dillerinden Türkçe ile ortak yüzlerce sözcük yayımlayarak çürüttüm.
Belki binden fazla sözcük.
Amerikan yerlileri Asya’dan 20-2.000 yıl önce Amerika’ya göç ettiklerine göre Türkçe en az 25.000 yıllık oluyor.
Kanıtlı ispatlı.
Ayrıca Türkçe ilk yazılı örnek bize işlendiği ve dünyaya işlendiği gibi GökTürk yazıtları değildir.
Sümer yazısı dünyanın ilk yazısıdır ve Türkiktir.

Sümerlerin Türkik olduğunu 19.yılının birçok önemli bilgini yazmıştı.
Lenorman, Opert, Woolley, daha sonra da Homwell bunları yazdı.
O zamandan bu yana yapılan birçok çalışma Türkçe Sümerce ortaklığını yüzlerce örnek üstünden gösterdi.
Yani dünyanın ilk yazılı dili Türkçedir.
Dünyanın ilk yazısı da Türkik Turanlı bir yazıdır.
Sümerler vasıtası.
Ayrıca Etrüstlerin Türk olduğunu, dünyaca saygın dil bilgini Mario Aliney yazdı.
Dolayısıyla Latince de Türkçe kökenli.
Eski Yunanlıların ataları saka kolu olan Türkik pelasklardı.
Bunları da birçok geçmiş önemli dil bilgini, tarih bilgini yazdı.
Ama bunlar son eee 10 yıllarda inkar edilir olduklar.
Milliyetçilikten çok uzaklar.
Bir gerçeği dile getirdiğimiz zaman bu herhangi bir dünya gerçeği olabilir, dil gerçeği veya tarih gerçeği olabilir.
O zaman biz genellikle biz eee milliyetçi, ırkçı oluyoruz.
Kötü manada Türk milliyetçilerinin çok büyük çoğunluğu aslında bizim bu tezlerimizi anlayıp kabul etmekten ne yazık ki çok uzaklar.
Gerçek bu.
Bu yalana karşı Türk milliyetçilerinin durumu maalesef bu.
Anlatmaya çalıştığımızda da reddediyorlar.
Onlar son yıl hakim batı ideolojisinin kendilerine çizdiği, çerçevelediği sınırda bir kültürel milliyetçilik yapıyorlar.
Belki 100 yıllık bir şartlanma.
Türkçeye övgüler düzüyor olabilirler.
Fakat bu Türkçe, bu çok önemli, Orta Asya’dan ancak 1071’de Anadolu’ya kadar çıkabilmiş sınırlı, izole bir Asya dili, Altay dili.
Onlara göre.
Bizim bu tezlerimizin atası ise yine batının geçmiş bilginleri.
Onların Turanlı Türkü kavimlerin binlerce yıl önce Asya ve Avrupa’nın mutlak hakimleri olduklarına dair anlatıları, kanıtlara, belgelere dayalı anlatıları.
Onların Türkik Turanlı kavimlerin Avrupa halklarını, Avrupa dillerini nasıl oluşturduğunu ifade eden eserleri Lagerbring, Sturluson, Boxorn, Pain, Kahun, Ferguson, Franklin, Lenorman, Edlinger, Alineyi ve başkaları onların izini bilerek veya bilmeyerek sürdüren yakın geçmişin ve bugünün başka batılı bilim insanları.
Bunlardan 250’den fazlasının isimlerini listeledim. neler savunmuşlar kısaca özetledim ve bir makalede topladım
.
Bun buna da e benim eserlerim listesinden ulaşabilirsiniz.

Şimdi bırakın bu tezin Türk milliyetçi bir tez olmasını, şunu bunu.
Bu görüşler doğrultusunda 1930’lu yıllarda Türk tarih ve Türk dil tezini geliştirip bilimsel bir atağa kalkan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal AtaTürk’ün çabalarını bile engelledi Türkler.
Gerçek bu. onu bir şekilde ortadan kaldırdıktan sonra eserlerini yok ettiler.

Bunların tartışılmasını bile yasakladılar.
Nasıl Türk milliyetçisi bir tez oluyorsa.
O bakımdan bu savımızın Türkçü, milliyetçi bir sav olduğu iddiası tam bir ırkçı safsatadır.
Yalandır.
Bu tezlerimiz evrensel bilimsel tezlerdir.
Belli bir oranda kabul edilip benimsendiğinde dünyanın kültürel iklimini kökten değiştirir.
Tabii olumlu yönde.
Tüm bu sansür, yok sayma, öteleme, engelleme çabaları zaten bu korkudan bu açık.

Değerli izleyenler, bu konu öyle yabana atılacak bir konu değil.
Doğrudan gerçeklik algınızı test eden bir konu.

Doğrudan bilime bakışınızı sınayan bir konu.
Dünyadaki emperyalist kültürel hegemonyaya karşı direnecek misiniz yoksa onun kölesi uşağı mı olacaksınız?
Bunun ayrım noktası.
Bunun savaş alanlarından biri.
AtaTürk’ü nasıl biliyorsunuz?
Onun göstergelerinden en önemlisi bu.
AtaTürk’ün dil ve tarih tezine sarılıp sarılmamanız.
Onu benimseyip benimsememeniz.
Cidden onun üzünden mi gidiyorsunuz?
Yoksa AtaTürk’ü cismiyle, fikirleriyle ortadan kaldıranların mı izinden gidiyorsunuz?
Evet, geçmiş yayınlarımı ve bundan sonrakileri izlemek için lütfen bir sonraki sayfada listelediğim kaynaklara bakın.
İzlediğiniz için teşekkürler.



Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net)
           L2fSIJNoA0xfSNxA