17 Mayıs 2026 Pazar

İşte benim gerçeğim. Yıl 1995 çocuklarımı yatak odalarında yatıramıyorum.

İşte benim gerçeğim. Yıl 1995 çocuklarımı yatak odalarında yatıramıyorum. *Kimliğini bilemediğim bir polis. Arada holde yatırıyorum. Burası polis lojmanı. Yer Tunceli Hozat. 1000 metreden kanas dürbünlü tüfek ile lojmanlara ateş ediyorlar. Işık sızmasın diye camlara battaniye gerdiğimiz günler. Çatışmasız bir günümüz bile geçmiyor. Şimdi bu vatana, millete hiçbir faydası olmamış, taş üstüne taş koymamış, siyasi manevralarla çalmış, çırpmış, haram yemiş, bu ülkeye ihanet etmiş YAVŞAKLAR ülkücü milliyetçi vatansever ayakları yapıyor. HADİ LAN ORADAN. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Geleneksel bir uçak gemisi filosunun inşası ve bakımı, bir ülkenin üstlenebileceği en pahalı ve teknolojik olarak en zorlu girişimlerden biridir.

Geleneksel bir uçak gemisi filosunun inşası ve bakımı, bir ülkenin üstlenebileceği en pahalı ve teknolojik olarak en zorlu girişimlerden biridir. Büyük maliyetler ve karmaşık lojistik nedeniyle, tarihsel olarak sadece birkaç küresel süper güç okyanuslar ötesine hava gücü yansıtabilmiştir. Ancak Türkiye bu seçkin kulübü alt üst etti. Türk Deniz Kuvvetleri, *TCG* Anadolu’yu denize indirerek, dünyanın ilk özel insansız hava aracı taşıyıcısını tanıttı ve tamamen yeni bir deniz savaşı kategorisi için bir model oluşturdu. *27*.*000* tonluk amfibi hücum gemisi başlangıçta Amerikan yapımı F-*35B* hayalet savaş uçaklarını taşımak için tasarlanmıştı. Siyasi değişiklikler bu planı iptal ettiğinde, Türk savunma planlamacıları devasa uçuş güvertesinin boşa gitmesine izin vermeyi reddetti. Bunun yerine, gemiyi silahlı insansız savaş hava araçları için yüzer bir komuta merkezi olarak hizmet verecek şekilde yeniden tasarladılar. Bu uyarlama, *TCG* Anadolu’yu küresel bir trend belirleyici haline getirerek, donanmalara deniz hava gücü yansıtmak için son derece etkili ve uygun fiyatlı bir alternatif sunmaktadır. Dondurulmuş Baltık’ta Konsepti Kanıtlamak *NATO*'nun Baltık Denizi’ndeki devasa Steadfast Dart tatbikatları sırasında, bir insansız hava aracı taşıyıcısının pratik muharebe etkinliği hakkındaki tüm şüpheler tamamen ortadan kalktı. Tam ittifak komutası altında faaliyet gösteren *TCG* Anadolu, amiral gemisi ve savunma merkezi olarak görev yaparak, insansız hava kanadını sert, dondurucu kış hava koşullarında test etti. Tatbikatlar sırasında, Türk yapımı bir Bayraktar *TB3* insansız hava aracı, geminin kavisli kayak rampasından otonom olarak havalandı, su üzerinde belirlenmiş bir yüzey hedefini takip etti ve akıllı mikro mühimmat kullanarak kusursuz bir hassas vuruş gerçekleştirdikten sonra güverteye güvenli bir şekilde indi. Bu kilometre taşı, *NATO* tarihinde bir uçak gemisi tabanlı insansız hava aracı için ilk tam gemi-hedef muharebe döngüsünü işaret etti. Çok haftalık tatbikat boyunca, Türk insansız hava araçları gemiden *230*’dan fazla başarılı sorti gerçekleştirdi ve insansız hava araçlarının tıpkı geleneksel savaş uçakları gibi yüksek tempolu operasyonları sürdürebileceğini kanıtladı. Uçan Hava Kanadının Gücü Bu denizcilik devriminin temel itici gücü, Türk havacılık firması Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar *TB3*’tür. Standart kara tabanlı dronlardan farklı olarak, *TB3* denizdeki yaşamın acımasız gerçekleri için özel olarak üretilmiştir. Geminin iç hangarlarına ve kargo garajlarına onlarca uçağın sıkıca yerleştirilmesine olanak tanıyan özel katlanır kanatlara sahiptir. Yerli üretim bir turbo dizel motorla çalışan *TB3*, *24* saatten fazla havada kalarak ufkun çok ötesinde kesintisiz gözetleme ve istihbarat taraması sağlayabilir. Lazer güdümlü roketler, gemisavar füzeler ve gezici mühimmatların esnek bir karışımını taşıyabilen altı kanat altı bağlantı noktasına sahiptir. Geminin öldürücülüğünü en üst düzeye çıkarmak için, Türk mühendisler dronları geminin merkezi sinir sistemine, yani *ADVENT* muharebe yönetim sistemine başarıyla entegre ettiler. Bu yazılım bağlantısı, dronların gemi için gelişmiş keşif gözleri olarak hareket etmesine olanak tanır. Bir insansız hava aracı yüzlerce mil ötede düşman tehdidi tespit ederse, hedef verilerini anında uçak gemisine ve ona eşlik eden fırkateynlere ileterek, filonun radar tespitine maruz kalmadan uzun menzilli füze saldırılarını koordine etmesine olanak tanır. Küresel Donanmalar İçin Ölçeklenebilir Bir Şablon *TCG* Anadolu’nun gerçek önemi, orta güç ülkelerinin filolarını nasıl tasarladıklarını değiştirme potansiyelinde yatmaktadır. Tek bir Amerikan veya İngiliz uçak gemisi satın almak ve işletmek milyarlarca dolara mal olur ve binlerce yüksek eğitimli mürettebat üyesi gerektirir. Bir insansız hava aracı taşıyıcısı bunun çok daha düşük bir maliyetine sahiptir, çok daha az mürettebat gerektirir ve insan pilotları riske atmayan tek kullanımlık uçaklar kullanır. Bu muazzam değeri fark eden diğer denizci ülkeler, Türk modelini taklit etmek için acele ediyorlar. Büyük Avrupa savunma şirketleri, İtalya ve İspanya gibi donanmalar tarafından işletilen kısa güverteli amfibi gemilere Bayraktar *TB3*’ü sertifikalandırmak ve entegre etmek için ortak girişimler kurdular bile. Sıradan helikopter rıhtımlarını ölümcül insansız hava aracı fırlatma üslerine dönüştürerek, daha küçük ordular daha önce mali imkanlarının ötesinde olan gelişmiş hava saldırısı ve gözetleme yeteneklerine anında kavuşabilirler. *TCG* Anadolu, insansız hava araçlarının uçuş güvertesinde insanlı savaş uçaklarının yerini başarıyla alabileceğini kanıtlayarak deniz havacılığının geleceğini temelden değiştirdi. Türkiye’nin geleneksel bir uçak gemisinden insansız hava aracı merkezli bir amiral gemisine yaptığı yenilikçi geçiş, modern dünya için çok yönlü, düşük maliyetli ve son derece ölümcül bir plan sunmuştur. Daha fazla ülke bütçelerini aşmadan deniz sınırlarını güvence altına almaya çalışırken, insansız hava aracı uçak gemisi konsepti şüphesiz küresel deniz stratejisinin yeni neslini tanımlayacaktır. https://www.facebook.com/themilitarychannelusa - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Uluslararası güvenlik dünyasında, Polonya’nın devasa bir tank gücü oluşturma planı kadar iddialı çok az hikaye vardır.

Uluslararası güvenlik dünyasında, Polonya’nın devasa bir tank gücü oluşturma planı kadar iddialı çok az hikaye vardır. Bu çabanın kalbinde, Polonya kara savunmasının merkez parçası haline gelen Güney Kore yapımı K2 Kara Panter tankı yer alıyor. Bu zırhlı devlerden *_1.000_*tanesini Doğu Asya’daki fabrikalardan Orta Avrupa ovalarına taşımak, binlerce mil, devasa gemiler ve Polonya sanayisinin tamamen dönüştürülmesini içeren lojistik bir bulmacadır. *Uzun Deniz Yolculuğu* Yolculuğun ilk kısmı klasik bir denizcilik zorluğudur. Güney Kore ve Polonya yaklaşık 5.000 mil okyanusla ayrılmıştır. İlk tank partileri için süreç, Güney Kore’deki Hyundai Rotem fabrikasında başlar. Bir tank tamamlanıp test edildikten sonra, ağır yük gemisine yüklenir. Bunlar standart konteyner gemileri değildir. Tek bir K2 tankı 50 tondan fazla ağırlığa sahip olduğundan, gemilerin güçlendirilmiş güverteler ve özel rampalarla donatılması gerekir. Bu sevkiyatların çoğu Polonya’nın Gdynia limanına veya Baltık Denizi’ndeki Świnoujście limanına varıyor. Bir düzine tankı aynı anda boşaltmak, limanın günlük ticari trafiğinin aksamaması için ağır hizmet vinçleri ve hassas zamanlama gerektiren hassas bir işlemdir. *Demiryolu ve Karayolu: Son Aşama* Tanklar Polonya topraklarına ayak bastıktan sonra, odak noktası iç taşımacılığa kayıyor. Bir tankı ülke genelinde taşımak şaşırtıcı derecede zordur. Çoğu karayolu köprüsü, bir ana muharebe tankının yoğun ağırlığını taşıyacak şekilde tasarlanmamıştır. Bunu çözmek için Polonya, demiryolu ağına büyük ölçüde güveniyor. Özel düz yataklı vagonlar, tankları limanlardan doğu ve kuzeydeki askeri üslere taşıyor. Demiryolu depoları ve garajlar arasındaki daha kısa yolculuklar için ordu, tankın ağırlığını yol yüzeyini ezmekten koruyacak şekilde dağıtan, onlarca tekerleğe sahip devasa kamyonlar olan ağır ekipman taşıyıcıları kullanıyor. Bu/*"son kilometre"*/ teslimatı, Polonya’nın sivil altyapısı için sürekli bir testtir. *Satın Almadan Üretime* /*"Kore Kalkanı" */planının en önemli kısmı sadece tankları taşımak değil, onları üretme yeteneğini de taşımaktır. Polonya, 5.000 millik bir tedarik zincirine sonsuza dek bağımlı kalmak istemiyor. Anlaşma, Polonya’nın kendi topraklarında K2PL adı verilen kendi versiyonunu üretmesine olanak sağlayacak büyük bir teknoloji transferini içeriyor. Gliwice’deki Bumar-Łabędy fabrikası, neredeyse yirmi yıldır yeni bir tank üretmediği için şu anda elden geçiriliyor. Güney Koreli mühendisler, yeni montaj hatları kurmak için Polonyalı teknisyenlerle birlikte çalışıyor. Bu değişim, lojistiği bitmiş tankların sevkiyatından, motorlar, sensörler ve zırh plakaları gibi binlerce ayrı bileşenin sevkiyatına dönüştürüyor. Sonunda, bu parçalar bile Polonya’da üretilecek ve kendi kendini idame ettiren bir ekosistem oluşturulacak. *Bakım ve Eğitim* Bir tank teslim etmek savaşın sadece yarısıdır. Tank, sürekli bakım gerektiren karmaşık bir makinedir. Lojistik zincirinin bir parçası olarak, Poznań'da büyük bir servis ve bakım merkezi kurulmuştur. Bu tesis, Kore yedek parçalarıyla donatılmış ve uzmanlar tarafından yönetilen K2 filosu için bir/*"hastane"*/ görevi görüyor. Eğitim, bulmacanın son parçası. Polonyalı ekipler, K2’yi nasıl kullanacaklarını öğrenmek için Güney Kore’ye seyahat ederken, Koreli eğitmenler de simülatörler kurmak için Polonya’ya taşındı. 1.000 tankın tamamı teslim edildiğinde veya üretildiğinde, Polonya binlerce uzman mekanikçi ve operatörden oluşan bir iş gücüne sahip olacak. *Avrupa için Yeni Bir Gerçeklik* 2030 yılına kadar Polonya’nın, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve İtalya’nın toplamından daha büyük bir tank gücüne sahip olması bekleniyor. Bu hızlı büyüme, ülkeyi köprülerinin sağlamlığından kargo limanlarının büyüklüğüne kadar her şeyi yeniden düşünmeye zorladı./*"Kore Kalkanı"*/ sadece bir satın alma değil; bir ulusun modern çatışmaya nasıl hazırlandığının tamamen yeniden yapılandırılmasıdır. 1.000 K2 tankının teslimatı, uzun mesafeli nakliyeyi Polonya üretiminin tamamen yeniden doğuşuyla birleştiren devasa bir girişimdir. Polonya, üretimi Kore’den Avrupa’ya taşıyarak, önümüzdeki on yıllar boyunca kendi savunmasını güvence altına alıyor. https://www.facebook.com/themilitarychannelusa - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Özgür Cebe: IŞİD Davası’ndan toplu beraat çıktı

Özgür Cebe: *IŞİD* Davası’ndan toplu beraat çıktı *13* Mayıs *2026* Nefes Gazetesi Diyarbakır’da *IŞİD* Türkiye sorumlusu olduğu belirtilen Osman Akın’ın da aralarında bulunduğu *7* sanık, yargılandığı davada beraat etti. Akın, *3* polisimizin şehit olduğu Yalova’da örgütün seminerlerine katılmış. Terör örgütü *IŞİD* adına faaliyet yürüttükleri ve örgüt için para topladıkları iddiasıyla yargılanan *7* sanıkla ilgili dava Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanıklar arasında *IŞİD*’in Türkiye sorumlusu olduğu öne sürülen /*“Mamoste El Kürdi”*/ kod adlı Osman Akın da bulunuyor. Akın savunmasında, örgüte yakın /*“Ahlak ve Sünnet”*/ dergisinin yasal olduğunu, Youtube kanalındaki konuşmalarının da propaganda olmadığını savundu. Taşıdığı *IŞİD* yüzüğünde ise Allah’ın isminin bulunduğu ve başka bir anlamı olmadığını ileri sürdü. Savcı ise sunduğu mütalaada, *MASAK* raporuna dikkat çekti. Sanıkların hesap hareketlerinde birçok kez para transferinin görüldüğünü söyledi. ** Açıklama kısmında da /*“İnfak, sadaka, yetimlere yardım ve bağış”*/ gibi ibarelerin bulunduğunu ifade etti. Ayrıca sanıkların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda terör örgütünün propagandasına yönelik yasaklı yayın organları ve *IŞİD* bayraklarının ele geçirildiğini anımsattı. Öte yandan örgütün Türkiye sorumlusu olduğu söylenen Osman Akın’ın *29* Aralık *2025*’te *IŞİD* saldırısı sonucu *3* polisimizin şehit olduğu Yalova’da Ahlak ve Sünnet Derneği’nin açılışına katıldığı ve buradaki konuşmalara dair tutanaklar da dava dosyasına girdi. Savcı, *7* sanığın da /*“silahlı terör örgütüne üye olmak”*/ ve /*“terörizmin finansmanı hakkındaki kanuna muhalefet etmek”*/ suçlarından cezalandırılmalarını istedi. Ancak mahkeme, /*“kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı”*/ gerekçesiyle *7* sanık için ayrı ayrı beraat kararı verdi. Savcı, beraat kararını istinaf mahkemesine taşıdı. *BU ADAMI NASIL BIRAKTINIZ?* ** *IŞİD*’in Türkiye sorumlusu olduğu belirtilen /*“Mamoste El Kürdi”*/ kod adlı Osman Akın, *5* Mayıs *2023*’te düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, operasyonu sosyal medya hesabından, /*“Türk polisi yakalar”*/ ifadeleriyle duyurmuştu. Akın, *29* Aralık *2025*’te *IŞİD* saldırısı sonucu *3* polisimizin şehit olduğu Yalova’da sık sık toplantılara katılmış. Ağustos *2022*’de seminer, Nisan *2023*’te de Cuma hutbesi vermiş. Yalova’daki çatışmada öldürülen teröristlerle ve buradaki yapılanmayla yoğun ilişkisi tespit edilen Akın, *2023*’te tutuklanıp *1* yıl sonra tahliye edilmişti.. https://www.nefes.com.tr/isid-davasindan-toplu-beraat-cikti-124606 - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

TARİHTEN AHLAKSIZLIK HİKAYELERİ:

*TARİHTEN AHLAKSIZLIK HİKAYELERİ: * Süleyman Bey! Dün Koçarlı’ya gitmişsin, İnönü’yü 1960 ihtilalinin mimarı olarak göstermişsin. Hazır Koçarlı’ya gitmişken keşke Adnan Menderes’in soyadı daha Ertekin iken iğfal ettiği Çakırbeyli Çiftliğinin kahyası Budaklı Mehmet’in kız kardeşi Ayşe’nin de mezarını ziyaret edip bir fatiha okusaydın. Okumadığın için sen bilmezsin; Adnan Menderes’in/*"seni alacağım"*/ vaadiyle kızlığını bozduğu kahyanın kardeşi Ayşe, haberi öğrenen sevdalısı Adnan Beyi öldürmek kastı ile çiftliği bastığında Adnan Bey’in önüne kendini atarak kurşunlara hedef olup ölmüştü. Uçkuru düşük gezen Adnan Beyin vukuatları bundan ibaret değildi. Daha 1940’lı yıllarda *CHP* milletvekili iken, üstelik de evli iken Konya Valisi Haydar Vaner’in kızı, Sadi Irmak’ın baldızı olan, mühendis Aziz Süver’le evli Mukaddes Hanımı portföyüne dahil etmişti. Evli Mukaddes Hanıma olan aşkını, *TBMM* antetli kağıtlarla yazdığı mektuplarla ifade etmişti. Miden kaldırırsa okumanı öneririm. Mukaddes Hanımla 1946-1958 yılları arasında süren ilişkisi sırasında aynı anda başka kimleri idare etmiyordu ki? Berin Hanımla evliydi, Hasan Ferit Alnar’ın karısı, Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülge’nin yeğeni Ayhan Aydan’dan vazgeçemiyordu. İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ferit Avni Sözen’in karısı Suzan Sözen ise adeta bir Afrodit’ti, nasıl onsuz yapabilirdi? Bu bilinenler, uzun süreli ilişkisi olanlardı. Ya günlük ihtiyaçları için kullandıkları? Rivayet, tevatür muhtelif. Adnan Menderes, Ayhan Aydan’ın kocası/*"Türk Beşleri"*/nden Hasan Ferit Alnar’a/*"karını boşa ben alacağım"*/ diyor, Emniyet Müdür yardımcısı Ferit Avni Sözen’in Teşvikiye’deki evine gittiğinde karısı ile beraber olmak için/*"sen biraz arka odaya geçiver"*/ demekten utanmıyordu. Yassıada’da görülen/*"Bebek Davası"*/ Ayhan Aydan’dan gayrimeşru olarak peydahlanan çocuğun doğduğu halde siyasi kariyerine zarar vereceği gerekçesiyle öldürüldüğü iddiasıyla açılmış davaydı. Peki Yassıada’da görülen/*"Örtülü Ödenek Davası"*/nda örtülü ödenekten neden yıllarca boşanan koca Hasan Ferit Alnar’a ödeme yapıldığını hiç merak edip araştırdın mı? Ya boşanmış kocaya örtülü ödenekten para ödenmiş de babasına da ödenmesi de ne demek oluyor diye hiç sordun mu? Adnan Menderes’in evine kurban bayramı için alınan koçların bedelinin örtülü ödenekten ödenmesi ayıp ve suç ise koçları getiren çobana verilen 2,5 lira bahşişin de örtülü ödenekten ödenmesine/*"bu kadar da olmaz"*/ dedin mi hiç? Adnan Menderes eğer asılmasa idi gerçek muhafazakar, mütedeyyin, namuslu, ahlaklı insanların düşüncesine göre rezil olarak, yüzüne tükürülerek ölecek bir hayat sürmüştü. Adnan Menderes böyle de İzmirli Evliyazadelerin iki kızını alarak bacanak olan bu ailenin üç damadı gibi üçü de darağacında can verenlerden biri olan Fatin Rüştü Zorlu’nun yaşantısı çok mu düzgündü, muhafazakar ilkelerinize çok mu uygundu? O da gitti bir hariciyenin karısı ile uzun yıllar karı koca hayatı yaşadı. Büyükelçi Orhan Kutlu’nun hanımı Vesamet Hanımı duydun mu? Nereden duyup nereden okuyacaksın? Peki Vesamet Hanımın mektuplarından birinde Fatin Rüştü Zorlu’ya bu mektubu/*"Adem Pijaması"*/ giyinmiş vaziyette yazıyorum dediğini bilir misin? Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun da cevaben/*"keşke bu mektubu adem pijaması ile kendin verebilseydin"*/ dediğini bilir misin? Bilmezsin. Okumazsın. Okusan da anlamazsın. Peki bu adem pijaması ne? Çırılçıplak olmak. Sizin idolleriniz bunlar. Ya Yassıada duruşmaları sırasında Fatin Rüştü Zorlu’nun çok yakın akrabası olanların nasıl tanıklık ettiğini, neler söylediğini, nasıl mülevves bir hayat sürdüklerini anlattıklarını bilir misin? Bilmezsin. Bari gidip partinizin Genel Başkanlığını da yapan Yassıada Davalarının avukatlarından Hüsamettin Cindoruk’la bir sohbet etseydin. Sana neler anlatırdı neler! Peki Demokrat Partinin ağır toplarından Samet Ağaoğlu’nun Yassıada’daki ifadesinden haberin var mı? Yok. Niye hiç araştırmadınız 27 Mayıs’ı yapan askerlere teşekkür ettiğini? Peki 27 Mayıs’ı organize eden cuntanın içindeki en kudretli adam olan Kurmay Albay Alpaslan Türkeş hakkında bir şey söylediniz mi bu güne kadar? O Alpaslan Türkeş ki, ihtilal bildirisini radyodan okuyan, kendisini Başbakanlık Müsteşarlığına tayin ettiren, örtülü ödeneğin bulunduğu kasadan sorumlu Menderes’in 10 yıl boyunca çalıştığı tek Başbakanlık Müsteşarı olan Ahmet Salih Korur’u döverek şifreyi aldığını, içindeki paraların sonra bir daha bulunmadığını bilir misin? Bilmezsin, nereden bileceksin? Cemal Gürsel ve Madanoğlu daha ihtilalin ilk gecesi hukuk profesörlerini çağırıp/*"üç ay içinde idareyi sivillere devredeceğiz din istismarına imkan vermeyecek bir anayasa hazırlayın"*/ talimatı verdiğini, Milli Birlik Komitesi ile Alpaslan Türkeş ve 14 arkadaşının/*"bu tahribatı düzeltmek için 3 ay yetmez. Atatürk ilkelerini yerleştirene kadar en az 10-15 sene kalmamız lazım"*/ dedikleri için 14 ünün de yurt dışına, diplomatik görevlere atanarak Türkiye’den uzaklaştırıldığını bilir misin? Bilmezsin, çünkü cahilsin. İnönü’ye çakıyorsun. Niye çaktığını biliyoruz. Sizin gibi Milli Mücadele karşıtları, saltanatçı, hilafetçi, şeriatçı Hürriyet ve İtilaf Partisi bakiyelerinin niyetini, karın ağrısını çok iyi biliyoruz. Atatürk’e çakamıyoruz, İnönü’ye çakalım. Ben de İnönü’den hazzetmem. Ama senin gerekçelerinle değil. Karşı devrimi başlatan kişi olduğu için hazzetmem, Atatürk’ün sevmediği, hoşlanmadığı ne kadar adam varsa etrafına topladığı için hazzetmem, Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarına it muamelesi yaptığı için hazzetmem, din istismarını başlatan kişilerin başında geldiği için hazzetmem, medeniyet projesinin, kültür devriminin, aydınlanma çağının en güzide kurumlarından biri olan köy enstitülerini kapattığı için hazzetmem. (Avukat Ekrem Erdoğan dan alıntılanmıştır) - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Yılmaz Dikbaş: İNGİLİZLERİN “KARINDEŞEN JACK” İ VARSA, OSMANLI’NIN DA PADİŞAH 3. MEHMET’İ VAR!

*Yılmaz Dikbaş: İNGİLİZLERİN “KARINDEŞEN JACK” İ VARSA, OSMANLI’NIN DA PADİŞAH 3. MEHMET’İ VAR!* *17 Mayıs 2026, Pazar* 1888 yılında Londra’da çoğunlukla fakirlerin yaşadığı Doğu Yakası bölgesinde bir seri katil 11 cinayet işledi. Kurbanların tümü kadın fahişelerdi. Gazeteler bu seri katile /*“Jack the Ripper”*/ yani /*“Karındeşen Jack”*/ adını taktılar. Karındeşen Jack, kurbanlarını önce boğazlayarak etkisiz duruma getiriyor, daha sonra da boğazını kulaklarına kadar kesiyordu. Kurbanların karnı ve cinsel organları deşilmiş olarak bulunuyordu. Olağan dışı vahşilikle 11 kadını öldüren seri katil Karındeşen Jack’in gerçek kimliği hiçbir zaman ortaya çıkarılamadı. Değerli Dostlar, Böylesine bir vahşeti sizlere neden anlattım? İçeriği farklı olsa da, Osmanlı tarihinde de bir seri katilin bulunduğunu size bildirmek istedim! Anlı Şanlı Osmanlı’nın 13. padişahı ve 92. İslam halifesi 3. Mehmet, tahta çıktığı gün, 19 *ERKEK* *KARDEŞİNİ* *BOĞDURARAK* *ÖLDÜRDÜ*! Bu 19 kişiden 4’ünün yaşı hayli ilerlemişti. İdamları dilsiz cellatlar gerçekleştirdi. Padişah 3. Mehmet, aynı günün gecesinde 20 *KIZ* *KARDEŞİNİ* *DE* *BOĞDURARAK* *ÖLDÜRDÜ*. Padişah 3. Mehmet bu cinayetlerle yetinmedi! İki kardeşinden gebe kalmış 7 cariyeyi de çuvala koydurup denize attırdı. Padişah 3. Mehmet dindar bir Müslümandı. Beş vakit namaz kılardı. Her ne zaman nerede olursa olsun, Hz. Muhammed’in adı anıldığında saygıyla ayağa kalkardı. Değerli Dostlar, Padişah 3. Mehmet’in seri katliamı ünlü İngiliz yazarı Shakespeare’e de konu olmuştur. Shakespeare’in /*“4. Henry”*/ adlı tiyatro oyununda, Kral Henry, kardeşlerine yaptığı konuşmada şöyle der: _*“Kardeşlerim, üzüntünüz korkuyla karışıyor.*_ _*İngiliz sarayı burası, Türk değil!”*_ Değerli Dostlar, Batılı ülkelerin tarihlerine baktığımızda da; krallıklar, imparatorluklar devirlerinde kellelerin uçtuğunu görürüz. _Ancak tüm dünya tarihinde, 19 erkek kardeşi, 20 kız kardeşi, toplamda 39 *KARDEŞİNİ* *KATLETMİŞ* *PADİŞAH* 3. *MEHMET* *GİBİ* *BİR* *SERİ* *KATİLLE* *KARŞILAŞILMAMIŞTIR*!_ Değerli Dostlar, 27 Aralık 1949’dan günümüze kadar, Türk çocuklarına Osmanlı tarihi tam doğru öğretilmedi! Okullarda okutulan tarih derslerinin /*“müfredatı”*/, yani programı Amerikalılar tarafından hazırlanmaktadır. Orta ve lise okullarında okutulan tarih kitaplarının hiçbir yazarı, tarih uzmanı değildir! Türk çocukları, /*“KILIÇ, KALKAN, VİYANA KAPILARI”*/ masallarıyla uyutuldu! Türk çocuklarının eğitimini Ameriklıların elindan almadan, geleceğimiz aydınlık olabilir mi? Birinci parti olduğunu söyleyen, iktidara gelme hazırlıkları içinde olan *CHP* yöneticilerinden, bu temel sorun hakkında tek bir söz işittiniz mi? “/*İktidar olduğumuz gün, Amerika ile 1949’da imzalanmış olan Eğitim Anlaşması’nı yırtıp atacağız!”*/ demeyen, diyemeyen bir *CHP*’ye güvenebilir misiniz? - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

16 Mayıs 2026 Cumartesi

15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu İzmir’e çıktığında, "Zito Venizelos!" diye bağırmadığı için defalarca süngülenerek şehit edilen Albay Süleyman Fethi Bey’i saygı ve rahmetle anıyorum.

Şehit Albay Süleyman Fe15 Mayıs 1919’da Yunan ordusu İzmir’e çıktığında,/*"Zito Venizelos!" */ diye bağırmadığı için defalarca süngülenerek şehit edilen Albay Süleyman Fethi Bey’i saygı ve rahmetle anıyorum.thi Bey’in singülenmiş üniforması, bugün Harbiye Askeri Müzesindedir. Süleyman Fethi Bey, İstanbul Üsküdar’da doğmuştur. 1899 da Harbiye Mektebinden Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile diploma almış, ordu hizmetleri ile Suriye, Irak ve Hicazda bulunmuş, Harbiye Nezâretinde çeşitli müdürlükler yapmıştı. İzmirde 4. Kolordu (İsmail Hâmi Danişmend Kronolojisinde 17. Kolordu) askerlik şûbesi başkanıyjen İzmir işgal edildi; kışla ve hükûmet konağından çıkardıkları zâbit ve memurları ve bu arada Süleyman Fethi Bey’i /*“Zito Venizelos (Yaşa Venizelos)”*/ diye bağırmaya zorladılar. Fethi Bey: /*Ben Türk askeriyim, öyle şey söylemem!*/... dedi . Bunun üzerine derhal tüfenk dipçiği ve süngü darbeleri ile şehit edildi. Devlet bu kahraman şehidin âilesine generallikten maaş bağladı” (İ. A. Gövsa, Türk Meşhurları). - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Ekşi Sözlükten Tümgeneral kadrosuna atanan genç bürokratla ilgili bir yorum:

*Ekşi Sözlükten Tümgeneral kadrosuna atanan genç bürokratla ilgili bir yorum:* Bu mesele yalnızca bir /*“protokol düzenlemesi”*/ değildir. bu mesele, kışlanın ruhuna hangi dünyanın hâkim olacağı meselesidir. çünkü kışla dediğiniz yer, herhangi bir kamu kurumu değildir. kışla; kendi hukuku, kendi dili, kendi sessizliği, kendi terbiyesi ve kendi hafızası olan kapalı bir dünyadır. o dünyanın kapısından içeri yalnızca diploma ile değil; terle, disiplinle, nöbetle, sürünmeyle, talimle ve en önemlisi postal sesiyle girilir. üniforma sadece kumaş değildir; bir aidiyet biçimidir. postalsa yalnızca ayakkabı değil, o aidiyetin yere bastığı sestir. bu dünyanın içerisine, o ocağın dumanını solumamış, gecenin üçünde içtima görmemiş, hudut karakolunda nöbet beklememiş, harekât psikolojisini yaşamamış insanlar /*“muadil”*/ sıfatlarıyla yerleştirilirse başka sorunlara kapı aralanmış olur. takım elbise, rugan ayakkabı ve siyasal referans; bazı yerlerde yılların askeri kariyerinin, postalın ve üniformanın önüne geçirilirse kurumsal yozlaşmaların önü açılır. kâğıt üzerinde /*“tümgeneral muadili”*/ deniliyor belki. ama mesele zaten tam da burada başlıyor: çünkü semboller, kurumlardan daha güçlüdür. bir kurumun içerisine hangi sembolü sokarsanız, zamanla o kurumun ruhunu da ona göre dönüştürürsünüz. kışlada rütbe yalnızca yetki değildir; bedelin görünür hâlidir. o apoletin arkasında tayinler, mahrumiyet bölgeleri, aileden uzak geçirilen yıllar, şehit cenazeleri, başarısız operasyonların vicdan yükü, disiplin soruşturmaları, harp akademileri ve sayısız psikolojik eşik vardır. şimdi siz bu hiyerarşinin tam ortasına, bütün bu süreçlerden geçmemiş birini yalnızca siyasal güven ilişkisiyle yerleştirirseniz, orada yalnızca bir atama yapmış olmazsınız; oradaki aidiyet zincirini kırarsınız. Çünkü üniformalı personel şunu düşünmeye başlar: “/*benim yıllarca dağda, sınırda, karargahta ödediğim bedelin karşılığı buysa, o hâlde bu kurum artık benim emeğimin kurumu mudur?”*/ işte çürüme tam burada başlar. sürekli /*“ordu siyasete karışmamalı”*/ deniliyor. doğrudur. modern devletin temel ilkelerinden biridir bu. fakat aynı cümleyi tersinden kurmaya cesaret edemeyenler, aslında meseleyi eksik anlatmaktadır: siyaset de orduya karışmamalıdır. çünkü ordunun içerisine doğrudan siyasal sadakat üzerinden açılan her kanal, kışlanın içine açılmış bir gediktir. üstelik bunun yarattığı sosyolojik kırılma yalnızca emir-komuta zinciriyle sınırlı değildir. orduevlerinden sosyal tesislere, lojman kültüründen gündelik ilişkilere kadar askerî dünyanın içerisine bambaşka bir habitus taşınmaktadır. çünkü askerî dünya yalnızca meslek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. o yaşam biçiminin içinde fedakârlık, ketumiyet, kolektif disiplin ve mesafeli hiyerarşi vardır. dışarıdan gelen siyasal kadroların ise çoğu zaman bu kültüre dair ne tarihsel hafızası ne de psikolojik bağı bulunmaktadır. bu yüzden mesele yalnızca /*“sivil denetim”*/ değildir. mesele, askerî kurumun profesyonel karakterinin korunup korunamayacağıdır. tarih bunun örnekleriyle doludur. osmanlı’nın son döneminde rütbelerin ve makamların liyakatten çok sadakatle, hatta zaman zaman para ve nüfuz ilişkileriyle dağıtılması; yalnızca bürokrasiyi değil, ordunun ruhunu da çürütmüştü. payeler çoğaldıkça makamların itibarı azalmıştı. herkese dağıtılan rütbe, sonunda rütbenin kendisini değersizleştirmişti. çünkü hak edilmeden alınan her makam, o makam için bedel ödeyenlerin gözünde kurumu küçültür. bir asker için rütbe; maaş değildir. sosyal tesis hakkı değildir. protokolde oturacağı sandalye hiç değildir. rütbe, ödenmiş hayatın özetidir. * sonunda ortaya çıkan şey şudur: * kendi kurumuna yabancılaşan üniformalılar… * kendi emeğinin karşılığını göremeyen subaylar… * ve giderek kurumsal hafızasını kaybeden bir askerî yapı… oysa ordu, modern devletin içinde en fazla uzmanlık gerektiren yapılardan biridir. maliyeyi maliyecilerden, adliyeyi hukukçulardan tamamen koparamayacağınız gibi; askeriyeyi de askerî kültürden koparamazsınız. bakan elbette sivildir. nihai irade demokratik otoritedir. buna kimsenin itirazı yoktur. fakat profesyonel askerî dünyanın içerisine alternatif hiyerarşi yerleştirmek, demokratik denetim değil; kurumsal aşınmadır. ve hiçbir ordu, ruhu aşındırılarak güçlü kalamaz." Saygılarımla... Takdir siz okuyanların. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Gülistan Doku'yu ararken barajı boşaltıyorlar,

Gülistan Doku'yu ararken barajı boşaltıyorlar, Bir kadın cesedi çıkıyor… Dereyi tarıyorlar, Başka bir kadın cesedi… Her yerden kadın cesedi çıkıyor! Bir de normalmiş gibi yok bu değil, bu da değil falan diye devam etmişler!! Adamlar için su kaynaklarının dibin de kadın cesedi bulmak normalleşmiş!!!!! İyi ki kadınları bu da değil diye suya geri atmamışlar'!! O cesetlerden biri Esma Kılıçarslan; bedeninde dört erkeğin DNA’sı var ama ortada ne fail var ne dosya ne de bir soruşturma! Diğerlerinin kim olduğunu bile bilmiyoruz! Ülkenin her yeri kadın mezarlığına dönüşmüş ama sadece sesini duyurabildiklerimizin isimlerini biliyoruz... - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

SDG/PKK'nın SİLAH BIRAKMASI(!)

*SDG*/*PKK*'nın *SİLAH* *BIRAKMASI*(!) ► *AKP* kaynakları/*"SDG silah bırakmadan"*/, (Terörsüz Türkiye sürecinde) hiçbir adım atılmaz diyormuş? *MHP* ve *DEM* süreci hızlandırmaktan yanaymış! ► *ŞAKA* mısınız yahu siz! *SDG* diyorsunuz da, Suriye’deki gelişmeleri takip etmiyor musunuz: 📌 29 Ocak 2026 (sözde) mutabakatı ile 4 *SDG*/*PKK* tugayı (AynelArab, Malikiye, Kamışlı, Haseke)kuruldu! 📌 Sipan Hemo kod adlı *PKK* teröristi Suriye Savunma Bakan Yardımcısı, diğer teröristler sözde komutan olarak atandı! 📌 Sipah Hemo 2 Mayıs 2026 itibariyle bu 4 *PKK* tugayın (sözde birlik bütünlüğü içinde) Suriye Ordusuna entegre edildiğini söyledi... 📌 Mazlum Kobani kod adlı *PKK*'lı terörist Suriye kuzeydoğusunda (sözde) siyasi/*"Özerklik"*/ oluştuğunu ifade ediyor! 👉 Yani Suriye’de/*"4 parçalı Siyonist Teröristan"*/ın güneybatı bölümü adım adım kuruluyor... 👉 Durum böyleyken hala *SDG*/*PKK*'nın silah bırakmasını beklemek veya buna rağmen 2’nci Açılımı sürdürmeye/hızlandırmaya çalışmak nedir ve nasıl tanımlanmalıdır? 👉 Gelinen aşamada, Yeni Anayasa ve Millî lâik üniter devlet üzerine pazarlık etmeyin ve terörle yeniden güçlü bir mücadele başlatın. İran’ın siyonist saldırganlığa karşı direnişi üzerine yapılması gereken, terörle müzakere ve teslimiyet değil, kesin sonuçlu bir mücadele olmalıdır! https://x.com/bayirfikret/status/2055571247136686142?s=48 - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>