22 Ekim 2026 Perşembe

ABD basını duyurdu! Trump İran'a karşı ilk kez o silahı kullanmaya hazırlanıyor

- - - - - - -

ABD basını duyurdu! Trump İran'a karşı ilk kez o silahı kullanmaya hazırlanıyor

Mustafa Fidan

28 Şubat 2026'da ABD‘nin İran’a yönelik saldırısıyla başlayan ABD-İran savaşıyla ilgili yeni iddialar gündeme düştü. ABD Başkanı Donald Trump‘ın, ABD'deki genel seçimler öncesinde İran'a yönelik güçlü bir saldırı planladığı aktarıldı.

TRUMP İDDİASI GÜNDEMİ SARSTI: “MOAB FÜZESİNİ KULLANACAK”

Konuyla ilgili bilgi sahibi bazı ABD'li yetkililere göre, ABD ordusu, Trump'ın ara seçimlerden önce veya hemen sonrasında muharebe operasyonlarına yeniden başlama emri verilmesi durumunda, İran'ın enerji altyapısını ve nükleer tesislerini hedef alacak.

“ABD

’BOMBALARIN ANASI‘ OLARAK BİLİNİYOR

Bunun için “tüm bombaların anası” olarak adlandırılan MOAB füzesini kullanmayı da içeren yeni saldırı planları geliştirdiği belirtildi.

CNN'e konuşan kaynaklardan biri, Trump'ın orduya İran hedeflerine karşı “çok sayıda enerji altyapısı” ve potansiyel bir MOAB kullanımı da dahil olmak üzere ek saldırı paketleri geliştirmesi emrini verdiğini söyledi.

“ABD

KRİTİK ÖNEMDEKİ KAZMA DAĞI'NI VURMA PLANI

Bir başka kaynak ise Kazma Dağı da dahil olmak üzere İran nükleer tesislerine yönelik askeri planların, MOAB füzesinin kullanılmasını açıkça öngördüğünü söyledi.

“ABD

’URANYUMUN STOKLANDIĞI BÖLGE‘ OLARAK BİLİNİYOR

Başkan Donald Trump, ABD’nin İran’daki “Kazma Dağı”na (Pickaxe Mountain) saldıracağı yönündeki iddialarını sürdürüyor. Bu söylem, İsrail’in Tahran yönetiminin zenginleştirilmiş uranyum stoklarının bir kısmını ve gelişmiş uranyum zenginleştirme santrifüjlerini sakladığına inandığı, yer altında bulunduğu tahmin edilen nükleer tesise dikkatleri çekiyor.
“ABD

TRUMP, “ÇOK YAKINDA O BÖLGEYİ VURACAĞIZ” DEMİŞTİ

Trump Salı günü yaptığı açıklamada, “Büyük ihtimalle çok yakında o bölgeyi vuracağız. Üstelik buna karşı yapabilecekleri hiçbir şey yok” dedi.

Devlet medyasının Çarşamba günü erken saatlerde aktardığına göre Tahran, ABD’nin İran’daki nükleer tesislere yönelik herhangi bir saldırısının, bölgedeki savaşın kapsamının genişletilmesi olarak değerlendirileceği uyarısında bulundu.



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Tom Barrack, Trump’ın mirasını yerle bir edecek

- - - - - - -

Tom Barrack, Trump’ın mirasını yerle bir edecek

Yazan: Michael Rubin

Yayınlanma Tarihi: 13-10-2026, 06:00 ET

Başkan Donald Trump, bizzat seçtiği siyasi atamalar ve özel temsilciler lehine, kariyer odaklı Dışişleri bürokrasisini hiç çekinmeden tasfiye etti. Bu kişilerin birçoğu, Trump’ın uzun süreli dostları ve iş ortaklarıdır. Bu durumun mutlaka kötü olması gerekmez. Bazı Dışişleri Bakanlığı kariyer diplomatları, hizmetlerinin her zaman siyasetin üzerinde olduğunu iddia ederek aşırı tepki gösteriyor ve şaşkınlık/infial belirtileri sergiliyor; oysa aynı kişilerin birçoğu, şahsen katılmadıkları girişimleri baltalamak için düzenli olarak bilgi sızdırıyordu.

Trump’ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye, Irak ve zaman zaman Lübnan Özel Temsilcisi olan Tom Barrack, onun en etkili yardımcıları arasında yer alıyor. Barrack’ı eleştirenler bile, onun ABD’nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yönelik politikasını neredeyse tek başına Türkiye lehine yeniden şekillendirdiğini kabul ediyor.

Barrack; Türkiye’ye F-35 Müşterek Taarruz Uçağı satılması ve Türkiye’nin Rus S-400 hava savunma sistemini satın alması nedeniyle uygulanacak yaptırımlardan muaf tutulması konularında önde gelen savunuculardan biri oldu. Kendisi, Türkiye’nin Suriye’deki etnik temizlik faaliyetlerini ve Yunanistan’ın egemenliğini ihlal etmesini önemsiz göstermeye çalıştı. Hem Türkiye’deki hem de ABD’deki eleştirmenler, Barrack’ın konumunu kişisel servetini artırmak için kullandığını öne sürüyor.

Her halükarda, politikanın nasıl şekillendiğine dair yaşanan kafa karışıklığı, Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın görev dönemindeki en kötü uygulamaları hatırlatıyor; o dönemde yabancı yetkililer, üst düzey isimlere erişim sağlamanın Clinton Vakfı’na yapılan ve bir tür “ödeme karşılığı erişim” (pay-to-play) niteliği taşıyan bağışlara bağlı olduğuna inanıyordu. Trump ve Barrack, Clinton’ın etik ihlallerini emsal olarak gösterebilseler de, Türkiye politikasının kökenine dair soru işaretleri ABD’nin sadece Doğu Akdeniz’de değil, tüm dünyadaki güvenilirliğini zedeliyor.

Elbette Barrack, Washington’ın bölgedeki güvenlik çıkarlarını savunmak için Ankara’ya bir vekil (proxy) olarak güvenmesi gerektiği yönündeki inancında samimi de olabilir. Böyle bir yaklaşımın sorunu şu ki; Türkiye bugün Gazze’den Libya’ya kadar uzanan bir coğrafyada, en kötü Sünni terör örgütlerinden bazılarına destek veriyor. Barrack, Türkiye ile İsrail arasında kurulacak bölgesel bir dengenin, ABD’nin bölgeden çekilmesine olanak tanıyacak kadar istikrar yaratabileceğine inanıyor gibi görünüyor.

Kulağa tanıdık geliyor mu? Bu, Başkan Barack Obama’nın Orta Doğu barışının İsrail ile İran arasında bir denge gerektirdiği yönündeki tezinin bir tekrarıdır. 2015 tarihli nükleer anlaşma olan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) tüm mantığı, İran’ı tecrit edilmişlikten çıkarıp sisteme dahil etmenin, bölgesel düzeyde “karşılıklı kesin yıkım” dengesini yeniden kurarak istikrar sağlayacağı fikrine dayanıyordu.

Obama’nın anlayamadığı husus, istikrarı imkansız kılan şeyin İslam Cumhuriyeti’nin nefretini besleyen ideoloji olduğuydu. Yaptırımların kaldırılması ve yatırımların teşvik edilmesi, yalnızca İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun kasasını doldurmasına, vekil savaşlarını körüklemesine ve füze ile insansız hava aracı programlarını yeniden canlandırmasına olanak tanıdı. Bölge, on yıl içinde büyük bir savaşa tanık oldu.

ALTI SENATÖR, TRUMP’IN RUS MAZOTU ANLAŞMASI KONUSUNDA ‘DERHAL YÖN DEĞİŞTİRMESİNİ’ TALep EDİYOR

Barrack’ın Türkiye’yi İsrail’in gücünü dengeleyebilecek tek güç haline getirme arzusu da muhtemelen aynı seyri izleyecektir. Barrack, Recep Tayyip Erdoğan’ı bir müttefik olarak görüyor olabilir; ancak Türk lider, tıpkı merhum İran Dini Lideri Ali Hamaney gibi, Türkiye’nin savunma sanayisini inşa etmeye, nükleer enerji kapasitesini geliştirmeye ve İsrail’i yok etmeye kendini adamış bir ideologdur.

Barrack’ın tuhaf girişimleri, Türkiye’nin yaptırımları aşmasına yardım etme çabaları ve Türkiye’nin emperyal hedeflerini ısrarla savunması, Trump’ın açık desteğini almaktadır ve zamanla Trump’ın bölgedeki mirasının önüne geçecektir. Nasıl ki aklıselim her tarihçi bugünkü savaşın kökenini Obama ve Dışişleri Bakanlarının kararlarında görüyorsa, on yıl sonraki politika yapıcılar da Orta Doğu’daki gelecekteki çatışmaların köklerinin, Büyükelçi ve Özel Temsilci Tom Barrack tarafından Trump adına savunulan safça ve hatalı politikalara dayandığını anlayacaklardır.

Michael Rubin, Middle East Forum’da politika analizi direktörü, Hindistan merkezli Usanas Vakfı’nda kıdemli uzman ve Beltway Confidential’da yazardır.

https://www.washingtonexaminer.com/opinion/beltway-confidential/4763036/tom-barrack-demolish-trump-legacy/


- - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group

: ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group

: ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder

: 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page

: https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish

: http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website

: https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)

: Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Bulgar din adamlarından sert tepki: Bartholomeos'u Rila Manastarında istemiyoruz.

FENER Rum Patriği Bartholomeos’un Bulgaristan ziyareti tartışma yarattı. Bulgaristan Ortodoks Kilisesi Kutsal Sinodu tarafından davet edilen Bartholomeos’un 19 Ekim’de ülkenin en önemli dini merkezlerinden Rila Manastırı’nda ayin yönetmesi bekleniyor. 11 Ekim 1926 Pazar Ziyaret, Bulgaristan Ortodoks Kilisesi içinden güçlü bir tepkiyle karşılandı. Din adamları, keşişler ve laiklerin imzasını taşıyan */“Açık Hüzün Mektubu”/*nda Bartholomeos’un ziyaretine karşı çıkıldı. Mektupta, Fener Patriği’nin ekümeniklik iddiası ve Ukrayna’daki kiliseyi bölme eylemleri eleştirildi. İmzacılar, Bartholomeos’un Rila Manastırı’nda ayin yönetmesini */“ruhsal ve kanonik açıdan kabul edilemez”/* olarak nitelendirdi. Bulgar din adamları ve cemaat üyeleri, ziyaretinin iptal edilmesini istedi. Mektup için başlatılan imza kampanyasında 2 binin üzerinde kişinin desteği toplandı ve metin Bulgaristan Ortodoks Kilisesi Kutsal Sinodu’na sunuldu. Konuyu Kiev’de yaşayan gazeteci Deniz Berktay, Aydınlık Avrupa’ya değerlendirdi. */“Rusya-Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi”/* kitabının yazarı Berktay, Bulgaristan’daki gerilimin perde arkasını anlattı: Son bir yıldır Türkiye’yi ABD yönetimine şikayet etmesiyle gündeme gelen ve ABD yönetimi tarafından önü açılmaya çalışılan Fener Patriği Bartholomeos, şimdi de, Bulgaristan’da gerilime neden oldu. Fener Patriği’nin 19 Ekim’de Bulgaristan’ı ziyaret ederek burada Bulgar tarihinde büyük önem taşıyan Rila Manastırı’nda ayin yönetecek olması, hem Bulgaristan’da, hem de Bulgar Ortodoks Kilisesi içinde tepkilere neden oldu. Şu ana kadar binlerce kişinin imzaladığı bildirgede, Fener Patriği’nin Bulgaristan’a */“yabancı jeopolitik ve dini gündemler dayatacağı” /*ifade ediliyor. İleride söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Bu ziyaret ve ziyarete gösterilen tepkiler, kesinlikle dini konularla sınırlı değil. Bütün bunlar, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren jeopolitik tartışmalarla bağlantılı. (Bütün bu konuları, hem son derece kolay okunabilir hem de gayet kapsamlı bir biçimde, Cumhuriyet Yayınları’ndan çıkan */“Rusya Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi”/* adlı kitabımda anlatıyorum. Fener’in ABD’den destek alarak Lozan’ı nasıl delmeye çalıştığını okumak isteyenlere, tavsiye ederim). Fener Patriği’nin Bulgaristan ziyareti, Bulgaristan’ın koruyucu azizi olarak Kabul edilen İvan Rilski’nin doğumunun 1050. ve ölümünün 1080. etkinlikleriyle bağlantılı. Bulgar Ortodoks Kilisesi Sinodu (yönetim kurulu), temmuz ayında, Bartholomeos’a bu etkinliklere katılması için davet göndermişti. Buna karşılık, sözünü ettiğimiz bu dilekçede de belirtildiği üzere, Ortodoks dünyasında on altı tane bağımsız kilise olmasına ve İskenderiye ve Antakya gibi, Fener’den daha eski kiliselerin olmasına karşılık, bunlardan hiçbiri davet edilmezken, sadece Fener Patriği davet edildi. Bulgaristan’da Fener Patriği’nin bu ziyaretine yönelik tepkiler, iki boyutlu: Birincisi, Fener Patrikhanesi, 1940’lı yılların ikinci yarısından beridir, ABD ve genel olarak Batı dünyası tarafından, Doğu Avrupa ve Ortadoğu’daki Ortodoks halkları Batı etkisi altına almak için, bir araç olarak kullanılıyor. Bartholomeos da, Fener Patrikhanesi’nde bu zamana kadar patriklik tahtına çıkmış isimler arasında, ABD’nin politikalarına en bağlı iki isimden biri (diğeri, 1948’de ABD’nin doğrudan müdahalesi sonucunda Fener Patrikhanesi’nin başına getirilen ve ABD Rum Ortodoksları’nın lideriyken dönemin ABD Başkanı Truman’ın özel uçağıyla Türkiye’ye gönderilip jet hızıyla Türk vatandaşlığına geçirilip patrik seçilen Athenagoras idi). Bartholomeos’un Bulgaristan’a olan ilgisinin bir boyutu da, hiç şüphesiz, ABD ile Rusya arasındaki güç mücadelesinde, Bulgaristan’da ABD etkisini güçlendirmek. Diğer taraftan, Bulgaristan, hem Rusya gibi Slav kültürünün ve Ortodoksluğun egemen olduğu bir ülke olmasının yanı sıra, Karadeniz ve Balkanlar’da sahip olduğu kritik konumdan ötürü de, Rusya’nın hiçbir şekilde Batı’nın nüfuz alanına bırakmak istemediği bir ülke. Bu nedenle, Rusya da, Bulgaristan üzerinde etkisini kurmaya çabalıyor ve bu mücadelesinin önemli ayaklarından biri de, Rus Ortodoks Kilisesi’yle Bulgar Ortodoks Kilisesi arasındaki diyalog. Rusya, bu diyalog kanalı aracılığıyla Bulgaristan’da etkisini kısmen de olsa koruma çabasında (Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik hazırladığı son yaptırım paketinde, Rus Ortodoks Patriği Kiril’e de yaptırımlar varken, Bulgaristan’ın Rus Patriği Kiril’e yaptırım uygulamayı reddetmesi nedeniyle Kiril’i yaptırım listesinden çıkarmak zorunda kaldılar). Diğer taraftan, Bulgaristan’da Rusya’ya yönelik tutumun tartışmalı olduğunu belirtmek gerek. Bulgaristan’da, dini ve kültürel nedenlerin yan ısıra, Rusya’nın Bulgaristan’ın bağımsızlığında oynadığı rol nedeniyle de, Rusya’ya yönelik çok yoğun bir sempati var. Ama aynı zamanda, Bulgar toplumu, gündelik çıkarlarını düşünerek, çoğu zaman, tercihini Batı’dan yana kullanabiliyor. Örneğin, Bulgaristan’da Rusya’dan */“kurtarıcı”/* diye bahsedilmesine rağmen, Bulgarlar, hem 1. Dünya Savaşı’nda, hem de İkinci Dünya Savaşı’nda, Almanların safında yer almıştı. Fakat, dönemin Bulgar idarecileri, halkın Rusya’ya yoğun sempatisini de hesaba katmış ve bunun sonucunda (1. Dünya Savaşı’ndaki Dobruca Cephesi sayılmazsa), Bulgarlarla Ruslar, karşı karşıya gelmemişti. Günümüzün Bulgaristan siyasetini de bu dengeleri göz önünde tutarak incelemek gerekiyor. İşte, Bulgaristan’da Rusya’yla Batı arasındaki yalpalamaya paralel şekilde,  Fener’e yönelik tavır konusunda bir yalpalama söz konusu. İkinci boyutsa, Fener’in Bulgarlara yönelik tutumuyla ilgili. Osmanlı döneminde, özellikle de İstanbul’un Fethi’nden itibaren Fener Patrikhanesi (veya, tarihsel adıyla İstanbul Kilisesi), Bizans döneminde bile sahip olmadığı yetkilerle donatılmış ve Rum Patriği, sadece etnik Rumlar’ın değil, Sırplar, Bulgarlar, Rumenler gibi bütün Ortodoks halkların üstelik de sadece dini işlerde değil, yargılama gibi, dünyevi konularda da yöneticisi haline getirilmişti. Fener Patrikhanesi, kendisine verilen bu yetkiyle, Bulgarları Rumlaştırmak konusunda büyük çaba yürütecek, hatta, 1700’lü yıllarda, Bulgarca eğitim ve yayınları tamamen yasaklatacaktı. İşte bu sebepten ötürü, 1800’lerden itibaren güçlenen Bulgar milliyetçi hareketi, Osmanlı’dan siyasi bağımsızlığı elde etmeden önce, Rumlardan dini bağımsızlığı elde etmeye çalışıp ve 1870’te Osmanlı Hükümeti, Fener’in Yunan milliyetçiliğine destek olmaya başladığını gördüğünden, Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin kurulmasına onay vermişti. Fakat Fener, Bulgar Ortodoks Kilisesi’ni tanımayı reddedecek ve ancak, 1945’te Sovyet hükümetinin Rus Ortodoks Kilisesi aracılığıyla Fener’e büyük maddi yardım yapması sonrasında, Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin bağımsızlığını kabul etmeye yanaşacaktı. Ne var ki, Fener Patrikhanesi’nin halen, Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin iç işlerine karışma çabasında olduğu görülüyor. Dolayısıyla, Fener Patriği’nin Bulgaristan hamlesine gösterilen tepkinin böyle tarihi ve siyasi boyutları var. Fener Patriği’nin Lozan Anlaşması’nda kendisine tanınan çerçevenin dışına çıkması, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında çevre ülkelerin siyasi işlerine müdahale eden fakat Türkiye’nin denetleyemediği, ama ABD’den denetlenen bir yapının ortaya çıkması, Türkiye’nin egemenliği konusunda kaygı duyanların kabul edemeyeceği bir durum olacaktır. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc

21 Ekim 2026 Çarşamba

Cumhuriyet Tarihinin Büyük Yolsuzluk ve Skandalları

Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanmış büyük yolsuzlukların toplamı kendi döneminin tahmini kuruyla 30.918.400.000USD,
Bu devasa toplamın yarısından fazlasını, Eylül 2026'da yürürlüğe giren ve piyasa manipülasyonu/Ponzi iddiaları nedeniyle tasfiyesine başlanan 17-18 milyar dolarlık güncel fon skandalı oluşturmaktadır.
- - - - - - -

📑 Cumhuriyet Tarihinin Büyük Yolsuzluk ve Skandalları

Tarih - Skandal / Operasyon Adı : Dönemin Para Birimi Cinsinden Boyutu , Yaklaşık ABD Doları (USD) Karşılığı , Konusu ve Siyasi/Ekonomik Sonuçları

1927 - Yavuz-Havuz Skandalı : ~5 Milyar Yeni Kuruş , ~2.500.000 $ , Yavuz zırhlısının onarım ihalesinde usulsüzlük. Dönemin Bahriye Bakanı İhsan Eryavuz, Yüce Divan'da yargılanıp hapis cezası alan ilk bakan oldu.

1975 - “Sunta” (Mobilya) Yolsuzluğu : ~25 Milyon Eski TL (Alınan vergi iadesi) , ~1.750.000 $ (Dönemin kuruyla) , Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel'in lüks mobilya yerine değersiz sunta ihraç ederek devletten haksız vergi iadesi alması. Türkiye, “Hayali İhracat” kavramıyla ilk kez bu davayla tanıştı.

1985 - Horzum Skandalı : ~60 Milyar Eski TL , ~90.000.000 $ , Kemal Horzum'un, Emlak Bankası Ankara Kızılay şubesini usulsüz kredilerle dolandırması. Türkiye tarihinin ilk büyük “banka hortumlama” vakalarından biridir.

1993 - İSKİ Skandalı[] : ~31 Milyar Eski TL , ~3.000.000 $ , İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi ihalelerindeki yolsuzluk ağları. 1994 yerel seçimlerinde İstanbul'un siyasi yönetiminin kökten değişmesine neden oldu.

1993 - İLKSAN Skandalı : ~223 Milyar Eski TL (Arsa bedeli) , ~160.000.000 $ , İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı'nın (İLKSAN), Pendik'teki bir arsayı piyasa değerinin çok üzerinde, şaibeli şekilde satın alması. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'in “Verdimse ben verdim, ne olmuş!” sözüyle siyasi tarihe geçti.

1998 - Türkbank Skandalı[] : 163 Trilyon Eski TL , 600.000.000 $ , Türk Ticaret Bankası ihalesine mafyanın müdahale etmesi. Mesut Yılmaz başbakanlığındaki 55. Hükümet gensoruyla düşürüldü.

1998 - Kayıp Trilyon Davası[] : ~1 Trilyon Eski TL , ~3.800.000 $ , Kapatılan Refah Partisi'ne yapılan hazine yardımının sahte belgelerle harcanmış gösterilmesi. Necmettin Erbakan dahil birçok yönetici ceza aldı.

2001 - Beyaz Enerji Operasyonu : ~400 Milyar Eski TL , ~350.000 $ (Doğrudan kanıtlanan rüşvet) , Enerji ihalelerinde dönen milyarlarca dolarlık rüşvet ağları. Enerji Bakanı istifa etti; Türkiye'yi 2001 krizine götüren süreç hızlandı.

2008 - Deniz Feneri Davası[] : ~41 Milyon Euro , ~60.000.000 $ , Almanya'da toplanan insani bağışların amaç dışı şirketlere aktarılması. Alman mahkemelerince “asri zamanların en büyük soygunu” sayıldı.

2013 - 17-25 Aralık Operasyonları : ~20 Milyar Yeni TL , ~10.000.000.000 $ , Reza Zarrab ve Halkbank eksenli rüşvet, kaçakçılık ve kara para aklama iddiaları. Kabinedeki 4 bakan görevinden ayrıldı.

2021 - Thodex Kripto Vurgunu : ~17 Milyar Yeni TL , ~2.000.000.000 $ [2.1] , Kripto para borsası fonlarının buharlaştırılmasıyla yapılan dijital çağın en büyük nitelikli dolandırıcılığı [2.1].

2026 (Güncel) - Eylül 2026 Büyük Fon Skandalı : ~830 Milyar Yeni TL , ~17.000.000.000 $ ila 18.300.000.000 $ , Eylül 2026'da SPK'nın manipülasyon gerekçesiyle 131 hedge/yatırım fonunu tasfiye etmesiyle patlayan cumhuriyet tarihinin en büyük finansal krizi. Yarım milyona yakın yatırımcıyı etkiledi, iktidar partisinden (AKP) Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya hisse satış iddiaları nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı.

- - - - - - -

💵 Toplam Dolar (USD) Hacmi

Yukarıda kronolojik olarak listelenen, ihaleye fesat karıştırma bedellerini, haksız kazançları, buharlaşan varlıkları ve manipüle edilen fon hacimlerini içeren Cumhuriyet tarihinin bu en büyük skandallarının toplam ABD Doları cinsinden karşılığı:

30.918.400.000USD, Yaklaşık 30,9 Milyar Dolar)

(Not: Bu devasa toplamın yarısından fazlasını, Eylül 2026'da yürürlüğe giren ve piyasa manipülasyonu/Ponzi iddiaları nedeniyle tasfiyesine başlanan 17-18 milyar dolarlık güncel fon skandalı oluşturmaktadır. 1970 ve 80'lerdeki milyon dolarlık vurgunlar, o dönemlerin devlet bütçelerine oranla devasa büyüklükte olmalarına rağmen, bugünkü doların nominal değer karşısında matematiksel toplamda küçük görünmektedir). [1, 2]

[1] (https://www.reuters.com/world/middle-east/turkey-detains-five-part-fund-liquidation-investigation-ministry-says-2026-09-19/)

[2] (https://www.middleeasteye.net/news/turkeys-17bn-fund-scandal-becomes-political-crisis-erdogan)


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


FRANSA’DA üç haftadır devam eden lise eylemleri, 6 Ekim’de yüz binlerce insanın katıldığı gösterilerle artık farklı bir siyasal aşamaya ulaştı.

Ali Rıza Taşdelen: Fransa'da gençlik isyanda, sorun sistemde

Aydınlık-Avrupa

FRANSA’DA üç haftadır devam eden lise eylemleri, 6 Ekim’de yüz binlerce insanın katıldığı gösterilerle artık farklı bir siyasal aşamaya ulaştı.

Paris yakınlarındaki Créteil’de bir lisenin öğretmen ve personel eksikliğine karşı başlayan protesto, bugün eğitim bütçesini, banliyölerdeki eşitsizliği, üniversiteye giriş sistemi (Parcoursup), gençlerin iş ve gelecek kaygısını, polis şiddetini ve nihayet devletin kaynaklarını hangi toplumsal önceliklere göre dağıttığını tartışan ulusal bir harekete dönüşüyor.

Hareket, Créteil’deki Saint-Exupéry Lisesi’nde öğretmenlerin personel eksikliği, yapılamayan dersler ve kötüleşen okul koşulları nedeniyle 17 Eylül’de başladı. Ertesi gün öğrenciler okulu boykot etti. Protestolar buradan Seine-Saint-Denis’ye, diğer banliyölere ve kısa sürede Lyon, Marsilya, Nantes, Rennes,

Lille ve Strasbourg gibi büyük kentlere yayıldı. 1 Ekim’de binden fazla lise eylemlerden etkilenirken, hafta başında Eğitim Bakanlığı yaklaşık 3.700 lisenin 891’inde eylemlerin sürdüğünü açıkladı.

Öğretmenlerin, velilerin, üniversite öğrencilerinin ve sendikaların da harekete katılmasıyla Créteil’de başlayan eğitim protestosu, giderek daha geniş bir toplumsal harekete dönüşmeye başladı.

Sosyal medya hareketin yayılmasını hızlandırırken, farklı okullarda yaşanan sorunların aslında ortak olduğunu da görünür hale getirdi. Gençler, kendi okullarındaki sıkıntıların tekil aksaklıklar değil, eğitim sisteminde biriken daha geniş bir krizin parçası olduğunu görmeye başladılar.

Eylemlerin Paris’in yoksul banliyölerinde daha güçlü olması tesadüf değil.

Seine-Saint-Denis gibi bölgelerde büyük ölçüde göçmen kökenli gençler, yetersiz eğitim olanaklarının yanı sıra işsizlik, yoksulluk, ayrımcılık ve sosyal-kültürel dışlanmayla karşı karşıya. Yaşadıkları mahalle, gittikleri okul ve ailelerinin toplumsal konumu geleceklerini daha baştan sınırlandırıyor. Bu nedenle banliyö gençliği açısından öğretmensiz sınıflar yalnızca eğitim sistemindeki bir aksaklık değil; kendilerine vaat edilen eşit yurttaşlık ve toplumsal yükselme imkanının giderek aşındığının somut göstergesi. Bugün okulda başlayan öfkenin hızla daha geniş bir toplumsal itiraza dönüşmesinin arkasında da yıllardır biriken bu eşitsizlik ve dışlanma bulunuyor.

Hükümet çevreleri Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ve radikal solun etkisini öne çıkarırken, Macron’un BM’de İsrail’e yönelik sert tutumunun ardından olayları ‘İsrail’in kışkırttığı’ yönünde iddialar da ortaya atıldı. Oysa tarihler bu tezi daha baştan tartışmalı hale getiriyor: Saint-Exupéry’de öğretmenler 17 Eylül’de eyleme geçti, öğrenciler 18

Eylül’de okulu boykot etti; Macron’un İsrail’e yönelik sert eleştirilerini içeren BM konuşması ise 22 Eylül’de yapıldı.

Yani Fransa’daki gençlik isyanının fitili, Macron BM kürsüsüne çıkmadan önce ateşlenmişti. Siyasi partiler ya da yabancı istihbarat örgütleri büyüyen bir toplumsal hareketten yararlanmaya ve onu kendi amaçlarına yönlendirmeye çalışabilir.

Ancak Fransa’da eğitim eşitsizliği, banliyölerin dışlanmışlığı, aşınan kamu hizmetleri ve gençlerin gelecek kaygısı zaten yıllardır birikiyor.

Dışarıdan birileri ateşi büyütmeye çalışabilir; ama yanacak toplumsal malzeme yoksa düğmeye basarak kitlesel bir isyan yaratamazsınız.

Fransa’nın içine sürüklendiği ekonomik tablo neoliberal modelin başarı hikâyesinden çok, giderek ağırlaşan bir krizi gösteriyor. Kamu borcu 2026’nın ikinci çeyreğinde 3,595 trilyon avroya, GSYİH’nin yüzde 119’una yükseldi.

Kırk yıldır özelleştirmeler, kamu hizmetlerinin maliyet ve verimlilik baskısı altında yeniden yapılandırılması, çalışma hayatının güvencesizleşmesi ve sosyal devletin aşındırılması ekonomik sorunları çözmedi; tersine büyümenin zayıfladığı, borcun ağırlaştığı ve toplumsal eşitsizliklerin kalıcılaştığı bir Fransa ortaya çıkardı. Bu krizin bedeli ise giderek daha fazla ücretlilere, gençlere ve kamu hizmetlerine çıkarılıyor.

Liseli öğrenci sendikaları eğitimdeki sorunların giderilmesi için yaklaşık 10 milyar avroluk ek kaynak talep ederken,

Lecornu hükümeti eğitim bütçesini yalnızca 1,2 milyar avro artırmayı öngörüyor.

Daha önemlisi, okullarda öğretmen eksikliği protestoların temel nedenlerinden biri olduğu halde hükümet 2027 bütçesinde öğretmen kadrolarını azaltmayı planlıyor.

Bu nedenle bütçe tartışması, öğrencilerin eğitim politikalarına yönelik tepkisini daha da büyütüyor.

Eğitimdeki kriz, daha geniş ekonomik ve toplumsal eşitsizliğin bir parçasıdır.

Neoliberal politikalar kamu hizmetlerini aşındırırken, eğitimdeki eşitsizlikleri de derinleştirdi. Bugün gençlerin öfkesi bu nedenle yalnızca öğretmen eksikliğine değil, kendilerine eşitsiz bir eğitim ve güvencesiz bir gelecek sunan düzene yönelmeye başlıyor.

Polisin okul boykotlarına ve gösterilere sert müdahalesi, hareketin siyasallaşmasını hızlandırdı.

Başlangıçta öğretmen eksikliğini ve eğitim koşullarını protesto eden gençler, gözaltılar ve polis müdahaleleri arttıkça “Daha az polis, daha çok para” gibi sloganlarla doğrudan hükümetin güvenlik politikasını da hedef almaya başladılar. Binlerce kişi gözaltına alındı; öğrenciler ve polisler yaralandı, bazı kentlerde göstericilerle güvenlik güçleri arasında ciddi çatışmalar yaşandı. 15 yaşındaki bir öğrencinin polis mühimmatının patlaması sonucu elini kaybetmesi gibi ağır vakalar ise polisin kullandığı güç konusunda yeni bir tartışma yarattı.

Bu gelişme özellikle banliyö gençliği açısından önem taşıyor. Çünkü Fransa’nın yoksul banliyölerinde gençlerle devlet arasındaki gerilim ve polise duyulan güvensizlik yeni değil; 2005 ve 2023 olaylarının hafızası hâlâ canlı. Böylece eğitimdeki eşitsizliğe karşı başlayan hareket, polis müdahaleleriyle birlikte devletin gençlere nasıl davrandığının da sorgulandığı daha geniş bir politik çatışmaya dönüşmeye başladı.

2005 ve 2023’teki isyanlar esas olarak yoksul banliyölerde polis şiddetine karşı patlak verirken,

2026’daki hareketin toplumsal tabanı ve siyasi niteliği daha farklıdır. Banliyö gençliği yine hareketin önemli bir parçasıdır; ancak eğitimdeki sorunlar yalnızca banliyöleri değil,

Fransa genelindeki liselileri ve üniversite öğrencilerini de ilgilendiriyor. Bugünkü hareketin en önemli farkı, daha örgütlü ve açık biçimde siyasi talepler taşımasıdır. Liseli ve üniversiteli öğrenci örgütlerinin eylemlerde yer alması, işçi sendikaları ile veli örgütlerinin desteği, protestoların eğitim politikalarından hükümetin bütçe ve toplumsal tercihlerine uzanmasını sağlıyor. Böylece banliyölerde yıllardır biriken eşitsizlik ve dışlanmaya karşı öfke, ülke çapında daha geniş bir toplumsal mücadeleyle birleşme potansiyeli taşıyor.

6 ve 8 Ekim’de görüldüğü gibi öğrenciler artık yalnız yürümüyor. Öğretmenler, veliler, sendikalar ve üniversite öğrencileri de eylemlere katıldı. Liseli ve üniversiteli örgütler, 2027 bütçesi tartışılırken hükümete sunulmak üzere on maddelik ortak bir acil talepler platformu hazırladı.

Daha da önemlisi, sokaktaki dil değişti. Marsilya ve Nantes’ta görülen “Devlet milli eğitimi öldürdü” pankartı, bu dönüşümün belki de en açık ifadesidir. İlk günlerdeki talep devletin görevini daha iyi yapmasıydı; bugün giderek devletin neden görevini yapmadığı ve kaynaklarını hangi önceliklere göre dağıttığı tartışılıyor. Bu değişim, bir toplumsal hareketin siyasallaşmasında belirleyici bir eşiktir. Çünkü sorun artık hizmetteki aksaklığın giderilmesi değil, aksaklığı üreten politik tercihlerin sorgulanmasıdır.

Bu nedenle artık “hareket siyasallaşacak mı?” sorusu geride kalmıştır. Eğitim sorunlarının bütçe tercihlerine, sınıfsal eşitsizliğe, banliyölerin durumuna, polis müdahalelerine ve hükümetin gençlere yaklaşımına bağlanması, hareketin politik niteliğinin oluştuğunu gösterir. Asıl belirsizlik bundan sonra siyasallaşmanın hangi yönde ve ne kadar derinleşeceğidir.

Gençlerin tepkisi artık yalnızca öğretmen eksikliğine ya da hükümetin eğitim bütçesine yönelik değil. Eğitimdeki eşitsizlik, işsizlik, barınma sorunu ve gelecek güvencesizliği giderek aynı ekonomik ve toplumsal düzenin sonuçları olarak görülüyor. Bu nedenle hareket, hükümetin eğitim politikalarına karşı bir protestonun ötesine geçerek neoliberal düzenin yarattığı eşitsizliklerin sorgulandığı siyasi bir mücadeleye dönüşme potansiyeli taşıyor.

Asıl önemli gelişme de burada: Gençler, eğitim alarak daha iyi bir yaşama ulaşabileceklerine dair inançlarını kaybediyor. Fransa Cumhuriyeti’nin fırsat eşitliği vaadiyle gençlerin yaşadığı gerçeklik arasındaki uçurum büyüyor.

Fransa’daki liseli gençlik hareketi artık yalnızca öğretmen eksikliğine ve kötü eğitim koşullarına karşı bir protesto değildir. Créteil’de başlayan eylemler, öğrenci örgütlerinin öncülüğü, işçi sendikalarının ve velilerin desteğiyle ülke çapında siyasi bir nitelik kazanmaya başladı.

Hükümet yeni öğretmen atamaları ve bütçe düzenlemeleriyle bazı talepleri karşılayabilir. Ancak eğitimdeki sorunların arkasında yatan yoksulluk, işsizlik, bölgesel eşitsizlik ve toplumsal dışlanma, yalnızca eğitim politikalarında yapılacak değişikliklerle çözülemez.

Sorunun temelinde, Fransa’nın son kırk yılda izlediği neoliberal ekonomik ve toplumsal politikalar bulunuyor.

Kamu hizmetlerini zayıflatan, çalışma yaşamını güvencesizleştiren ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren bu politikaların bedelini özellikle emekçiler ve genç kuşaklar ödüyor. Eğitimde patlak veren isyan, bu nedenle yalnızca bir bakanlığın başarısızlığına değil, hükümetlerin yıllardır sürdürdüğü ekonomik ve toplumsal tercihlere yönelik bir itiraza dönüşüyor.

6 ve 8 Ekim’deki kitlesel eylemler, hareketin hükümetin vaatleriyle yatışmadığını ve eğitim alanının dışına taşan bir siyasi çatışmaya dönüştüğünü gösteriyor. 6 Ekim’de yüz binlerce kişinin sokağa çıkmasının ardından 8 Ekim’de de gösterilerin sürmesi, gençlerin taleplerinin geçici önlemlerle karşılanamayacağını ortaya koyuyor. Öğrenci örgütleriyle emek örgütlerinin aynı mücadelede buluşması, eğitim krizinin kamu hizmetleri, bütçe politikaları ve toplumsal eşitsizliklerle bağlantısını güçlendiriyor. Artık sorgulanan yalnızca hükümetin eğitim politikaları değil,

Fransa’da kırk yıldır sürdürülen neoliberal düzenin kendisidir.

Paris’ten FRANSA’DA GENÇLİK İSYANDA

SORUN SİSTEMDE 05-10-2026’da Union Étudiante ve Union Syndicale Lycéenne (USL) tarafından açıklanan,

UNEF, FAGE ve Solidaires Étudiantes gibi örgütlerin de desteklediği on acil talep şunlar:

— Okul ve üniversite binalarının yenilenmesi

2. Öğretmen ve eğitim personeli alımı

3. Ders programlarının yeniden düzenlenmesi

4. Üniversiteye girişte seçiciliğin kaldırılması

5. Öğrenci konut yardımlarının korunması

6. Herkese 1 avroluk öğrenci yemeği

7. Yabancı öğrenciler için yüksek öğrenim harçlarının kaldırılması

8. Öğrenci burslarının artırılması

9. Liselerde öğrenci demokrasisinin güçlendirilmesi 

10. Polis müdahalelerinin ve protestolara yönelik yaptırımların sona erdirilmesi Bu taleplerin toplam maliyeti öğrenci örgütlerince yaklaşık 10 milyar avro olarak hesaplanıyor.

Dolayısıyla platform yalnızca eğitim koşullarını değil, üniversiteye erişimi, öğrenci yoksulluğunu, demokratik hakları ve hükümetin bütçe tercihlerini de kapsıyor.

Kaynak: https://www.letudiant.fr/lycee/mobilisation-lyceenne-lajeunesse-propose-10-mesures-durgence.html


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


20 Ekim 2026 Salı

Türkiye'de bazı çevreler tarafından Azerbaycan'a karşı yeni bir kampanya başlatıldı. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta'nın Azerbaycan ile ilgili açıklamaları hoş karşılanmadı.

- - - - - - -

Türkiye'de bazı çevreler tarafından Azerbaycan'a karşı yeni bir kampanya başlatıldı. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta'nın Azerbaycan ile ilgili açıklamaları hoş karşılanmadı.

Azerbaycan; anayasası, devletçilik gelenekleri, millî menfaatleri ve bağımsız karar alma mekanizmaları bulunan egemen bir devlettir ve hiçbir devletin buna müdahale etme hakkı yoktur. Türkiye'de üst düzey bir siyasi görevde bulunmak; Azerbaycan toplumuna yön verme, Azerbaycan'ın iç siyasetine karışma veya ne yapması gerektiğini dikte etme yetkisi sunmaz. Bunu Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı'nın ve AK Parti temsilcilerinin de iyi kavraması gerekir.

---

Vüqar Rəhimzadə – Milli Meclis Milletvekili

Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın Azerbaycan ile ilgili görüşleri kesinlikle kabul edilemez. Bu durum şüphesiz ki bütünüyle Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale etmek, karışmak ve haksız bir yaklaşım sergilemenin açık bir örneğidir. Bu nedenle kim olursa olsun ve hangi makamda bulunursa bulunsun her birey, ifade ettiği fikirlerin ne derece tehlikeli ve tehdit oluşturabileceğinin bilincinde olmalıdır.

Oktay Saral gibi kişilerin, başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmenin kabul edilemez olduğunu anlamaları gerekir. Bu tür yaklaşımlar her hâlükârda ülkeler arasındaki ilişkileri sarsmaya yönelik bir siyasetin yürütülmesidir.

---

Əlimusa İbrahimov – Siyaset Bilimci (Politolog)

Azerbaycan gerçekten bağımsız bir devlettir; kendi siyasetini bağımsız olarak belirler. Aynı zamanda bu zamana kadar Türkiye'nin ya da bölgedeki ve bölge dışındaki diğer ülkelerin iç işlerine karışma yolunu seçmemiştir.

Azerbaycan'ın dış siyasetine bu şekilde yön verme veya yol gösterme çabalarının bir eğilim hâline geldiğini düşünüyorum. Bu durum, devletler arasında asla kabul edilemeyecek bir yaklaşımdır.

---

Oktay Saral ile Leyla Şahin Usta'nın açıklamalarını bütünüyle Türkiye Devleti'nin veya Türk halkının resmî duruşu olarak sunmak doğru olmaz. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, münferit kişilerin sosyal medya paylaşımlarından kıyaslanamayacak kadar büyük bir tarihi ve stratejik öneme sahiptir. Bu ilişkilerin önemi gereği, siyasi temsilcilerin kullandıkları ifadelerin sorumluluğunu taşımaları gerekir. Konuyla ilgili olarak AK Parti yetkilileri, Azerbaycan'a yönelik sorumsuz açıklamalardan kaçınmaya çağrılmıştır.

Yayımlanan bildiride; Türkiye'nin kendi içinde dini ve dünyevi değerler etrafında yürütülen siyasi tartışmaların toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirdiği belirtilmektedir. Başörtüsü gibi hassas konuların siyasi manipülasyon veya ayrıştırma aracı olarak kullanılmasının ne Türk halkının birliğine ne de genel anlamda İslam dünyasının dayanışmasına katkı sağladığı vurgulanmıştır.

---

Aqil Camal – “Ortak Değerler” Sivil Toplum Kuruluşu Başkanı

Türkiye'de de zaman zaman ve özellikle son aylarda bazı dini kesimlere veya cemaatlere yönelik operasyonlar ve gözaltılar gerçekleştirilmektedir. Buna karşın Azerbaycan toplumundan, resmî makamlarından, iktidar partisinden veya herhangi bir sivil toplum kuruluşundan Türkiye'de yürütülen bu operasyonlar ve tedbirlerle ilgili tek bir olumsuz tepki gelmemiştir.

Türkiye Devleti'nin de Azerbaycan'a yaklaşımı tam olarak bu şekilde olmalıdır. Azerbaycan kendi içinde —abartıldığı gibi büyük operasyonlar değil— sadece ortaokullarda kıyafet düzeniyle ilgili bazı kurallar uyguluyorsa, bunu büyük bir ajitasyon malzemesi yapmak ve sosyal medya üzerinden Azerbaycan'a karşı kullanmak doğru bir tutum değildir.

---

Azerbaycan-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu ise konuya ilişkin şu değerlendirmede bulunmuştur:

“Üzülerek belirtmek isteriz ki AK Parti iktidarı, bu tür olumsuz durumların önüne geçilmesi yönünde gerekli adımları atmamaktadır. Beklentimiz; Türkiye'deki ilgili siyasi çevrelerin ve mecliste temsil edilen iktidar partisinin bu hassas meselelere sorumlulukla yaklaşması, Azerbaycan'ın egemenliğine ve anayasal düzenine saygı göstermesi, iki ülke arasındaki ilişkilere zarar verebilecek açıklamalardan kaçınmasıdır.”

---

Haber Deşifresi ve Metin Düzenlemesi

Türkiye'de bazı daireler tarafından Azerbaycan'a karşı yeni kampanya başlayıb. Bu kontekstte Türkiye prezidentinin baş müşaviri Oktay Saralın ve AKP temsilcisi Leyla Şahin Ustanın Azerbaycan'la bağlı açıklamaları bir mənalı qarşılanmayıb.

Azerbaycan konstitusiyası, dövlətçilik ənənələri, milli maraqları və müstəqil qərarvermə mexanizmləri olan suveren dövlətdir və hiçbir dövlətin buna müdaxilə etməyə haqqı yoxdur. Türkiye'də yüksek siyasi vəzifə tutmaq da Azerbaycan cəmiyyətinə istiqamət vermək, onun daxili siyasətinə qarışmaq və nə etməli olduğunu diktə etmək səlahiyyəti yaratmır. Bunu Türkiye baş nazirinin müşaviri ve AKP temsilcileri də yaxşı dərk etməlidir.

---

Vüqar Rəhimzadə – Milli Məclisin Deputatı

Türkiye prezidentinin baş müşaviri Oktay Saralın Azerbaycan'la bağlı fikirləri qətiyyən qəbul olunmazdır ve bu, əlbəttə ki, bütövlükdə Azerbaycan'ın işinə müdaxilə etmək, qarışmaq və ədalətsiz yanaşmanın böyük bir nümunəsidir. Ona görə də hər bir şəxs kimliyindən ve hansı vəzifə tutmasından asılı olmayaraq düşünməlidir, ifadə etdiyi fikrin nə dərəcədə təhlükəli ve təhdidli olduğunu anlamalıdır.

Və Oktay Saral kimi insanlar, adamlar və dərk eləməlidir ki, digər ölkələrin daxili işlərinə müdaxilə etmək qəbul olunmazdır, qəbul edilməzdir ve bu, bütün hallarda əlbəttə ki, ölkələr arasında münasibətlərin sarsılmasına yönələn bir siyasətin yeridilməsidir.

---

Əlimusa İbrahimov – Politoloq

Azerbaycan həqiqətən müstəqil dövlətdir, öz siyasətini müstəqil olaraq müəyyən edir ve eyni zamanda bu vaxta qədər Türkiye'nin ve istənilən digər ölkənin regionda və regiondan kənarda olan ölkələrin daxili işlərinə qarışmaq yolunu tutmamışdır.

Düşünürəm ki, bu cür formada Azerbaycan'ın xarici siyasətində istiqamət vermək, yol göstərmək kimi bir tendensiya daşıyır ve təbii ki, bu da dövlətlər arasında yol verilməz bir haldır.

---

Oktay Saralın ve Leyla Şahin Ustanın açıqlamalarını bütövlükdə Türkiye dövlətinin və ya türk xalqının mövqeyi kimi təqdim etmək doğru olmaz. Azerbaycan-Türkiye münasibətləri ayrı-ayrı şəxslərin sosial şəbəkə paylaşımlarından qat-qat böyük tarixi və strateji əhəmiyyət daşıyır. Məhz bu münasibətlərin əhəmiyyətinə görə siyasi təmsilçilər sözlərinin məsuliyyətini dərk etməlidirlər. Məsələ ilə bağlı yap AKP rəsmiylərinə Azerbaycan'a qarşı məsuliyyətsiz açıqlamalardan çəkinməyə çağırıb.

Yayılan bəyanatda deyilir ki, Türkiye'nin özündə dini və dünyəvi dəyərlər ətrafında aparılan siyasi müzakirələr cəmiyyətdə qutuplaşmanı dərinləşdirir. Hesab edir ki, baş örtüyü kimi əsas məsələlərdən siyasi manipulyasiya və bölgüçülük vasitəsi kimi istifadə edilməsi nə Türkiye xalqının birliyinə, nə də ümumilikdə müsəlman dünyasının həmrəyliyinə xidmət edir.

---

Aqil Camal – “Ortaq Dəyərlər” İctimai Birliyinin Sədri

Türkiye'də də zaman-zaman və xüsusilə də son aylarda bir sıra dini kəsimlərə qarşı, cəmiyyətlərə qarşı həbslər həyata keçirilir. Azerbaycan cəmiyyətindən, Azerbaycan dövlətinin hansısa bir rəsmi şəxsi, nə hakim partiyadan, nə hansısa ictimai-siyasi təşkilatdan Türkiye'də həyata keçirilən bu həbslərlə bağlı, bu belə deyək də, profilaktik tədbirlərlə bağlı heç bir reaksiya olmur.

Türkiye dövlətindən də Azerbaycan'a yanaşma məhz bu cür olmalıdır. Əgər Azerbaycan öz daxilində hətta böyükdüyü kimi belə böyük bir tədbirlər yox, sadəcə orta məktəblərdə geyim forması ilə bağlı müəyyən qaydalar tətbiq eləyirsə, bunu böyük ajitatasiya səviyyəsinə qaldırmaq və bunu sosial şəbəkələr üzərindən Azerbaycan'a qarşı yönəltmək doğru-düzgün deyil.

---

Azerbaycan-Türkiye parlamentlərarası əlaqələr üzrə işçi qrupu ise mövzuya belə münasibət bildirib:

Təəssüflə qeyd etmək istəyirik ki, AKP partiya iqtidarı bütün bunların qarşısının alınması istiqamətində heç bir addım atmır. Gözləntimiz budur ki, Türkiye'nin müvafiq siyasi dairələri, o cümlədən parlamentdə təmsil olunan hakim siyasi partiya təmsilçiləri bu əsas məsələlərə məsuliyyətlə yanaşacaq, Azerbaycan'ın suverenliyinə və konstitusiya quruluşuna hörmət nümayiş etdirəcək, münasibətlərimizə mənfi təsir göstərə biləcək açıqlamalardan çəkinəcəklər.

- - - - - - -

https://web.telegram.org/a/#-1001910349814

https://web.telegram.org/a/#-1001910349814


- - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group

: ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group

: ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder

: 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page

: https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish

: http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website

: https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)

: Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc

Yeni Azerbaycan Partisi:,,Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale edilmesini kabul etmiyoruz!

- - - - - - -

Yeni Azerbaycan Partisi:

Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale edilmesini kabul etmiyoruz!

Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin çarpıtılmasını ve ülkemizin siyasi suçlamaların hedefi hâline getirilmesini reddediyoruz. Filistin halkının meşru haklarını her zaman destekledik, Filistin'e mali ve insani yardım sağladık.

İslam dünyasında hiçbir devletin başka bir Müslüman halkın iradesini belirleme, iç işlerine müdahale etme veya kendisini diğerlerinden üstün görme hakkı yoktur.

Azerbaycan da Türkiye gibi laik bir devlettir. Ülkemizin laik yapısının ve eğitim politikasının siyasi manipülasyon malzemesi yapılmasını kabul etmiyoruz.

Türkiye Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Oktay Saral'ın ve AK Parti milletvekillerinin popülist ve sorumsuz açıklamalarından ciddi üzüntü duyuyoruz.

“Bir millet, iki devlet” ilkesi, hiçbir ülkeye diğerinin iç işlerine müdahale etme hakkı vermez.

AK Parti iktidarını bu zararlı siyasetten kaçınmaya çağırıyoruz.

-Kaynak: APA ve AzerNEWS

- - - - - - -

Yeni Azerbaycan Partisi'nden (YAP) açıklama:

Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev'e yönelik hakaret ve karalama içerikli ifadeleri kabul etmiyoruz.

Türkiye'deki siyasi çevreleri Azerbaycan'ın egemenliğine, anayasal düzenine ve iç işlerine saygı göstermeye çağırıyoruz.

-Kaynak: APA ve AzerNEWS


- - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group

: ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group

: ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder

: 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page

: https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish

: http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website

: https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)

: Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Rifat Serdaroğlu: ÇOK KORKTUK ÇOK


Rifat Serdaroğlu:  ÇOK KORKTUK ÇOK

DOĞRU Parti Genel Başkanı

13 Ekim 2026

Haberler
- - - - - - -

Adana’nın yiğit evladı, AKP Sözcüsü Ömer Çelik geçen gün çok sert bir konuşma yaptı. O, lüks restoranların, sosyete barlarının zarif ve yumuşak delikanlısı gitmiş, “Polat Alemdar” tipli biri gelmişti sanki!

Muhalefetin, FON VURGUNU soruşturması üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesini hedef aldığını belirten Çelik, “Cumhurbaşkanımıza ve Cumhurbaşkanımızın ailesine yönelik bu tür saldırılara en sert ve en net cevabı veririz. Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir” ifadelerini kullanarak, konunun siyasi linç kampanyasına dönüştürülmesine karşı duracaklarını vurguladı…

Gördünüz mü sert delikanlının dediklerini! Çok korktuk, çok!

Durduk yerde bu sert delikanlı neden böyle konuştu diye Halkın Filozofu Bergamus’a sorduk; Hocam bu ne iş? Dedi ki;

Bilimsel olarak yanıt vereyim; Siyasi Partilerde, lideri öne çıkararak konuşmak, kişisel konumlarını sağlamlaştırmak ve doğrudan gelecek eleştirileri “lidere yapılmış bir saldırı” gibi çerçevelemek için kullanılan yaygın bir iletişim yöntemidir. Bu durum, kişinin kendi sorumluluğunu veya üzerindeki iddiaları liderin karizması ve otoritesi arkasına saklanmasına ve liderden fırça yemesini engellemeye olanak tanır.

Disiplin, hukuk devleti veya devlet otoritesi söylemlerini araçsallaştırarak muhalefete gözdağı vermek, karşı tarafı savunma pozisyonuna çekmeyi amaçlar.

Lider veya parti adına konuşarak savunma yapmak, olası eleştirileri bireysel düzlemden çıkarıp, partinin tabanındaki sadakat duygusuna havale eder. Böylece kişi, kendine yönelen oku doğrudan lidere yönelmiş gibi göstererek bir “Koruma Kalkanı” elde eder.

Ayrıca, Çelik’in bu tavrı, psikolojide zayıflık veya sıkışmışlık hisseden kişilerin dışarıya karşı asgari esneklik ve azami sertlik gösterme eğilimi ve çözülmeyi engellemek için kullanılan basit bir araçtır.

Ömer Çelik, hukuku kendisine bir “Koruma Zırhı” veya rakipleri “ Hizaya getirme sopası” olarak kullanmaya kalktıkça, alay konusu olmaya devam eder. Siyasette bu tür söylemler ve sadakat odaklı hamleler, krizleri ve suçlamaları geçici olarak bastırsa bile, iddianın özünü ortadan kaldırmaz!

Sert delikanlı Ömer Çelik;

Efes Antik Tiyatroda defalarca bulunmuş biri olarak, oturduğunuz bölümde ancak Bakanlar-Valiler-Üst düzey Komutanlar oturabilir.

FON VURGUNCUSU Osman Arıkan Nacar, sizin için çok önemli biri olabilir ama o bölümde oturamaz. Onu sizin o bölüme aldırdığınız iddia ediliyor.

Size sorulan soru ve istenen yanıt son derece basit!

“Fon Vurguncusu Nacar ile beraber otelde tatil yaptınız mı? Beraber, iki erkek baş başa tatil yapacak kadar yakın mısınız?”

Bizi ilgilendiren kısmı budur. Gerisi bizi ilgilendirmez. İlgilendirse ilgilendirse Ali Yeşildağ’ı ve videolarını ilgilendirir…

Sağlık ve başarı dileklerimle


- - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group

: ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group

: ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder

: 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page

: https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish

: http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website

: https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)

: Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc

a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Sosyal Medyada Bugün 261020

🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== ❗️ Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın evinden çıkan milyonlarca lira gündemde. AKP’li bazı isimler, Ulutaş için hatırlı kişilerin devreye girdiğini iddia ediyor. t.me Buzz News 🇹🇷 Türkiye <#> ❗️ Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın evinden çıkan milyonlarca lira gündemde. AKP’li bazı isimler, Ulutaş için hatırlı kişilerin devreye girdiğini iddia ediyor. ⚡ Buzz News 🗂 Kanallarımız 🔗 https://t.me/buzznews_tr/18275 <https://t.me/buzznews_tr/18275> 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== İstanbul’da sağanak sırasında elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren 14 yaşındaki Mahmut Işıldak’ın öldüğü otoparkın, İsmailağa Cemaati tarafından kaçak işletildiği belirtildi. Sayıştay raporlarında da yer alan işgal tespitlerine rağmen yıllarca müdahale edilmeyen otoparkta kaçak akım rölesi bulunmaması, ihmalleri gündeme getirdi.(SÖZCÜ) 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Trump, İsrail'in Suudi Arabistan'ı Husilere karşı savunmak için savaşa girebileceğini söyledi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Ukrayna ordusu, mayın tarlasında yaralanan bir askerini insansız hava aracıyla tahliye ederek hayatını kurtardı. Operasyonun, dünyada insansız araçla gerçekleştirilen ilk yaralı tahliyesi olduğu belirtildi. t.me 3. Dünya Savaşı <#> 🚨Ukrayna ordusu, mayın tarlasında yaralanan bir askerini insansız hava aracıyla tahliye ederek hayatını kurtardı. Operasyonun, dünyada insansız araçla gerçekleştirilen ilk yaralı tahliyesi olduğu belirtildi. 🔗 https://t.me/ww3media/104677 <https://t.me/ww3media/104677> 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Romanya Donanması'nın Türk yapımı HİSAR sınıfı korveti, ASELSAN'ın GÖKDENİZ yakın hava savunma sistemiyle donatılacak. ▪️ 42 milyon avroluk pakette atış kontrol, kızılötesi izleme ve dikey atım sistemleri de bulunuyor. ▪️ Gemiye daha sonra NSM gemisavar füzeleri entegre edilecek. t.me 3. Dünya Savaşı <#> 🔴 Romanya Donanması'nın Türk yapımı HİSAR sınıfı korveti, ASELSAN'ın GÖKDENİZ yakın hava savunma sistemiyle donatılacak. ▪️ 42 milyon avroluk pakette atış kontrol, kızılötesi izleme ve dikey atım sistemleri de bulunuyor. ▪️ Gemiye daha sonra NSM gemisavar füzeleri entegre edilecek. ▪️ ASFAT, Romanya ile ikinci bir gemi için teknik görüşmeler yürütüyor. -DefRomania 🔗 https://t.me/ww3media/104669 <https://t.me/ww3media/104669> 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Tutuklu gazeteci Fatih Ergin hakkında iddianame düzenlendi. Ergin hakkında *“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”* suçlamasıyla 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== yazı görseli olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Bangladeşli karı koca çift balayına Umreye gitti. Bir cami avlusun da öpüşen çifti kameraya çeken Pakistan uyruklu bir adam videoyu Suudi Arabistanlı yetkililere gönderdi. Ardından çift tutuklanarak idam kararı verildi. Abdulbasir ve Siti çiftini Suudi Arabistan makamları kafalarını keserek idam etti. Cenazelerini Bangladeşe yolladı. Bangladeş hükümeti ise Suudi Arabistan’a nota verdi. https://x.com/ArzuAvAnimus33Q/status/2112183932099694614/video/1ttps://x.com/A x.com X'teᴬᴿᶻᵁ ᴷᴵᶻᴵᴸᴰᴬĞ Sᵢgₘₐ Wₒₘₑₙ (@ArzuAvAnimus33Q) <#> Bangladeşli karı koca çift balayına Umreye gitti. Bir cami avlusun da öpüşen çifti kameraya çeken Pakistan uyruklu bir adam videoyu Suudi Arabistanlı yetkililere gönderdi. Ardından çift tutuklanarak idam kararı verildi. Abdulbasir ve Siti çiftini Suudi Arabistan makamları kafalarını keserek idam e… 🔗 https://x.com/ArzuAvAnimus33Q/status/2112183932099694614/video/1 <https://x.com/ArzuAvAnimus33Q/status/2112183932099694614/video/1> AAnimus33Q/status/2112183932099694614/video/1 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== /St. Martin > Meis adası Davası!/ Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi (ITLOS), St. Martin Adası'nın, Bangladeş'in kıta sahanlığı ve genişletilmiş Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlarının belirlenmesinde bir "esas nokta" olarak kullanılamayacağına hükmetti. Başka bir deyişle ada, deniz sınırını Bangladeş lehine açık denize doğru kaydırmak için geçerli bir referans noktası olarak kabul edilmedi; bunun yerine, fiilen ülkenin karasuları içine hapsedilmiş (enclave) oldu! 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Bir yazı illüstrasyonu olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== yazı görseli olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🔴Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: Filistinli vizeye tabi, İsraillilere kapılar sonuna kadar açık. Yani sabah Gazze’de soykırım suçu işleyip, akşam elinizi kolunuzu sallayarak İstanbul’da AVM gezebilirsiniz! Sabah Batı Şeria’da bir Filistinlinin evini gasbedip, akşam Boğaz’da yemek keyfi yapabilirsiniz... İktidara bir kez daha sesleniyoruz. Bu aziz milleti böyle bir utanca daha fazla mahkûm etmeyin; 1- İsrail vatandaşlarına uygulanan vize serbestisine derhal son verin. Vanaları kapatamadınız, en azından kapıları kapatın. 2- İsrail ordusuna katılıp soykırım suçuna iştirak ettiği tespit edilen çifte vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına son verin. 3- Soykırım suçuna bulaşmış kişilerin Türkiye’deki adresi AVM’ler değil adliyeler olmalıdır. Suçu tespit edilenlerin Uluslararası Ceza Mahkemesi ve yargı önünde hesap vermesini sağlayın. Çünkü mesele sadece bir vize meselesi değil, mazlumun yanında duruyormuş gibi görünüp zalime kapı açan çelişkinin resmidir. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Mekke Savunma Anlaşması, Dışişleri Bakanlığı tarafından TBMM'ye gönderildi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığı iddiaları nedeniyle Özgür Özel'e açtığı manevi tazminat davasında mahkeme, Özel'in 750 bin TL tazminat ödemesine karar verdi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Sarıgül ailesine yönelik soruşturmada tutuklama ve adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edilen 17 isim: Tutuklama talebiyle sevk edilenler: — Ömer Sarıgül — Özgür Bölükbaşı — Sadullah Ergün — Selim Daşdemir — Volkan Aslanbaş — Zekai Erdem — Zekeriya Yasemin — Aylin Kotil — Bayram Özata — Caner Baş — Cavıdan Tanrah Artuner — Cihan Durak — Cihat Salman — Murat Ağırel — Mehmet Ali Aslan Adli kontrol talebiyle sevk edilenler: — Cemil Vasken Barın — Uğur Kurtulan (Burak Doğan) 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Siverek’te bir kadının kaçırılarak cinsel istismara uğramasına dair açılan davanın ilk duruşmasında sanık avukatı Murat Toprak, kadına “Neden intihar etmedin?” diye sordu... (Evrensel) 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== “Gazeteci Murat Ağırel, araştırdığı bir konuda yeterli bilgi ve belgeye ulaşamadığı için haber yapmamış. Şimdi ise haber yapmadığı gerekçesiyle tutuklanıyor. Üstelik ev hapsinde bulunan ve hakkında zaten adli kontrol tedbiri uygulanan bir gazetecinin tutuklanmasını gerektiren somut gerekçe nedir? Hangi kaçma veya delilleri karartma riski, tutuklama tedbirini zorunlu kılmaktadır?” 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Tutuklu Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan: “Serbest kalmak istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evde kedi gibi oturacağım. İsterse Öcalan’ı çıkarsınlar isterlerse mültecileri doldursunlar umurumda değil. Evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım.” 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 5 aydır yaptığı görevden ayrılan SPK Başkanı Mahmut Sütcü, yeni bir işe girene kadar 2 yılı geçmemek şartıyla kurumdan maaş ve tüm ödemelerini düzenli olarak almaya devam edecek. (Sözcü - Leyla Akdoğan) 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Akın Gürlek'in mal varlığı iddiaları nedeniyle Özgür Özel'e açtığı manevi tazminat davası kısmen kabul edilerek, Özel'in 750 bin TL tazminat ödemesine karar verildi. Özgür Özel'in açtığı karşı dava ise reddedildi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Özgür Özel: (Fon soruşturması hk.) “İlk bu iş çıktığında 20 milyar dolarlık önemli bir sorun diye ifade ediliyordu. Geçtiğimiz haftalarda 90 milyar dolara çıktı, son yapılan hesaplamalarla tarafsız, konunun uzmanları 110 milyar dolardan bahsediyorlar. 6 Şubat 2023 depremi, asrın felaketi 11 ili yerle bir etti, maliyeti 100 milyar dolar. Fon vurgununun maliyeti oldu şimdi 110 milyar dolar. Asrın felaketinden daha yakıcı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak gerekir.” 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Mehmet Şimşek: (Fon soruşturması hk.) “Gönüllü iade ederlerse sorun yok, etmezlerse hukuki süreç işletilecek. Sürecin sonunda tazmin hesaplarına kazandırılan kaynaklarla kişiler yatırdıkları parayı bir ihtimal alabilecek.” 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Gazeteci Banu Avar: "Ön plandaki siyasetçiler */'Ben Türk değilim'/* diyor. Ön plandaki sanatçılar */'Ben Türk değilim'/* diyor. Ön plandaki iş adamları ve zenginler Türk olmadıklarını açıklıyorlar. Üstelik bu alanlar Türkler'e kapatılmış durumda. Siyasetçi olmaya kalksa engellenir! Sanatçı olsa kimse adını anmaz. İş insanı olsa batırılır. 🇹🇷PEKİ TÜRK NEREDE❓️ -Türk oy veriyor. -Türk asker olup ölüyor. -Türk polis olup ölüyor. -Türk tarlada ürünüyle aç kalıyor. -Türk fabrikada işçi, -Türk dairede memur.Aynı Osmanlı'ya dönmüşüz! Sonra biz bunları söyleyip '#UyanTürk!' deyince '#TürkçülerIrkçı'diyorlar! Oysa Türk olmayanların ırkçılığından, Türkçüler'e ırkçılık yapma imkanı kalmamış ki, Türk ırkçılık yapsın! Bütün köşe başları tutulmuş. Türkiye'de asıl ırkçılığı Türk olmayanlar yapıyor!" 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> ===================