18 Mayıs 2026 Pazartesi

Ülkemizde rutin olarak çiğnenen en temel hukuk ilkeleri

*Ülkemizde rutin olarak çiğnenen en temel hukuk ilkeleri* Aslında bu ilkelerin büyük bölümü bütün dünyada hukuk fakültelerinde anlatılan klasik Roma Hukukunda vardır. Tarihin ilk ve en kapsamlı Medeni kanun derlemesi olan, Justinyanus Kodeksin’de de vardır. (Codex Justinianus), Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından MS 6. yüzyılda (529-534) hazırlatılan, dağınık Roma hukuku kurallarını sistematik hale getiren kapsamlı bir kanunlar derlemesidir. Tarihteki ilk medeni kanun derlemesidir, Corpus Juris Civilis (Medeni Hukuk Derlemesi). Bizansın her bi bokunu miras alan Osmanlı maalesef kanun devleti olma ilkesini benimsememiştir. Onun yerine Örfi Hukuk, yani geleneklere, göreneklere göre hukuk anlayışı benimsenmiştir. Osmanlı hukukunu reforme etmek üzere Meşrutiyet döneminde yapılan düzenlemelerde ise Meşrutiyet anayasası ve medeni kanun düzenlemesine de az çok girmiştir. Ve şimdi bütün bu düzenlemelerin de gerisindeyiz. Açıkçası taş devrine dönmek konusunda oldukça azimliyiz. 1. Adil yargılanma hakkı * Makul sürede yargılanma * Savunma hakkının etkin kullanılması * Silahların eşitliği ilkesi * Çapraz sorgu ve tanıkla yüzleşme hakkı 2. Masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı * Suçluluğu kesinleşene kadar kişinin suçsuz sayılması * Kamuoyu önünde peşin suçlu ilan edilmemesi * Medya yoluyla itibarsızlaştırma eleştirileri * Lekelenmeme hakkının korunması 3. Bağımsız ve tarafsız mahkeme ilkesi * Yargının siyasi etkiden bağımsız olması * Hâkim ve savcıların dış baskıdan korunması * Yargı süreçlerinde siyasi yönlendirme iddiaları 4. Suç ve cezada kanunilik ilkesi * Belirsiz suç tanımlarıyla geniş yorum yapılmaması * Yorum yoluyla yeni suç kategorileri oluşturulmaması * Soyut örgüt üyeliği yorumlarına yönelik eleştiriler 5. Gerekçeli karar ve şeffaflık ilkesi * Kararların açık ve denetlenebilir gerekçelere dayanması * Delillerin neden kabul veya reddedildiğinin açıklanması 6. Hukuka uygun delil ilkesi * Hukuka aykırı elde edilen delillerin kullanılmaması * Dijital delillerin güvenilirliğinin denetlenmesi * Delil bütünlüğünün korunması 7. Gizli tanık ve itirafçılık uygulamalarına ilişkin tartışmalar * Gizli tanık / gizli şahit mekanizmasının kötüye kullanılması iddiaları * Kimliği gizlenen tanık beyanlarının aşırı belirleyici hale gelmesi eleştirileri * İtirafçılık sisteminin baskı, pazarlık veya menfaat karşılığı yönlendirilmesi iddiaları * İfade değişikliklerinin ödül-ceza ilişkisiyle bağlantılı olduğu eleştirileri 8. Tutuklama tedbirlerinin kullanımı * Tutuklamanın istisna olması ilkesi * Uzun tutukluluk yoluyla fiilî cezalandırma eleştirileri * Kaçma veya delil karartma şüphesinin somut gerekçeye dayanması gereği 9. Orantılılık ilkesi * Tedbir ve cezaların ölçülü olması * Aşırı müdahaleden kaçınılması 10. Hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik * Vatandaşın hukuki sonuçları önceden öngörebilmesi * Geriye dönük veya aşırı geniş yorumların sınırlandırılması 11. İfade ve örgütlenme özgürlüğü tartışmaları * Düşünce ve ifade özgürlüğünün kriminalize edilmesi eleştirileri * Siyasal aidiyetin dolaylı suç delili gibi değerlendirilmesi tartışmaları 12. Seçici soruşturma ve kovuşturma eleştirileri * Benzer olaylarda farklı uygulamalar yapılması iddiaları * Siyasi kimliğe göre farklı yargısal refleks gösterildiği eleştirileri 13. Olağanüstü yetki ve prosedür tartışmaları * Olağanüstü yetkilerin kalıcılaşması eleştirileri * İstisnai uygulamaların normal hukuk düzenine taşınması tartışmaları Saygılar Oraj POYRAZ L2fSIJNoA0xfSNxA -------------- - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

TASFİYE OPERASYONUNUN SAVCISI NASIL ADALET BAKANI OLDU?

*TASFİYE OPERASYONUNUN SAVCISI NASIL ADALET BAKANI OLDU?* Bu kez darbenin mimarı askerler, tanklar, ordu değil, yargıçlar ve hakimlerdi. Ellerinde asılsız ihbarlar, yalan tanıklıklar, kanıta dayanmayan suçlamalarla harekete geçtiler. Amaç; *2018* seçimleri öncesinde *Brezilya* toplumunun büyük sevgisini kazanan *Lula* ve ekibini tasfiye etmekti. *Lula*’yı tasfiye süreci *2014*’te başladı. *Operasyonu*n ismi *Lava* *Jatu*’ydu… Yani *Oto* Yıkama *Operasyonu*. *Lula*, 4 *Mart* *2016*’da sabahın erken saatlerinde gözaltına alındı. Yüzlerce polisin katıldığı operasyon medya tarafından canlı yayınlandı. Henüz mahkeme kararı yokken *Lula* halka suçlu diye sunuldu. Onu yargılayan ve tutuklayan isim *Curitiba*’da görevli *Federal* yargıç *Sérgio* *Moro*. İşte, *CHP* *Lideri* *Özgür* *Özel*, son grup toplantısında bundan bahsediyordu. *Lula* seçimlerin hemen öncesinde hapse atıldı. “/*Örgüt liderliği”*/ ile suçlanıyordu. Böylece seçimlere girmesi engellendi. Ve *2018*’deki seçimleri *Trump*’ın gözdesi, aşırı sağcı *Bolsonaro* kazandı. *Lula*’yı mahkûm eden yargıç *Moro*, *Bolsonaro* hükümetinde *Adalet* *Bakanı* oldu. Yani tarafsız yargıç ödülünü aldı. Ancak gerçekler daha fazla gizlenemedi. *Lula*’yı tasfiye eden ekibin yazışmaları ortaya çıktı. Gizli mesajlaşmalar savcılarla *Moro*’nun nasıl koordineli bir şekilde muhalifleri tasfiye etmeye çalıştığını ortaya koydu. *Yüksek* Mahkeme *Lula* hakkındaki kararları bozdu. Eski başkanın hakları iade edildi. Ama *Brezilya*’nın bu süreçte kaybettiklerinin telafisi mümkün değildi. *Lula* ve İşçi *Partisi*’ni hedef alan operasyonlar sonucunda *4,4* milyon kişi işsiz kaldı. *Gayri Safi Milli Hasıla* yüzde *3,6* oranında düştü. Yargı silahı sürecinde nüfusun en yoksul kesimi gelirlerinin yüzde *17,1*’ini kaybetti. En zengin kesim ise bir o kadar zenginleşti. Tüm bu karalama kampanyalarına rağmen *Lula* mücadeleyi bırakmadı. *2022*’de yeniden başkan seçildi. *Bolsonaro*’nun sonuçları kabul etmemesine rağmen *2023*’te yemin ederek görevine başladı. Süreç gösterdi ki, artık darbeler tankla değil… Hikaye bir yerlerden tanıdık geliyordu. Hazırlayan: @sercanmeric *https://www.instagram.com/12puntocomtr/* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

İsrail ateşle oynuyor! Türkiye’ye karşı 2500 asker konuşlandırdı

İsrail ateşle oynuyor! Türkiye’ye karşı 2500 asker konuşlandırdı

İsrail’in Güney Kıbrıs’taki askeri ve siyasi etkisini artırması Doğu Akdeniz’de tansiyonu yükseltti. Ada’ya “Acil Müdahale Gücü” kapsamında 2 bin 500 askerin konuşlandırıldığı öne sürülürken, İsrail’in Rum yönetiminde yaptığı toprak alımları ve genişleyen askeri iş birlikleri dikkat çekti.

İsrail ateşle oynuyor! Türkiye’ye karşı 2500 asker konuşlandırdı. İsrail’in Güney Kıbrıs’taki askeri ve siyasi etkisini artırması Doğu Akdeniz’de tansiyonu yükseltti. Ada’ya “Acil Müdahale Gücü” kapsamında 2 bin 500 askerin konuşlandırıldığı öne sürülürken, İsrail’in Rum yönetiminde yaptığı toprak alımları ve genişleyen askeri iş birlikleri dikkat çekti.

İsrail’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden Ada’daki etkisini artırması, Doğu Akdeniz’de yeni bir gerilim hattı oluşturdu. Uzmanlara göre İsrail’in Rum kesiminde gerçekleştirdiği toprak alımları ve artan askerî faaliyetleri, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendiriyor.

Kıbrıs’taki son gelişmeleri değerlendiren Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, Batılı ülkelerin Rum kesimini Avrupa Birliği’ne dahil ederek Kıbrıs sorununu “Avrupalılaştırdığını” söyledi. Son dönemde İsrail’in de sürece dahil olduğunu belirten Hasgüler, “Bir anlamda Avrupalılaşan Kıbrıs, şimdi İsraillileşmeye başladı” dedi.

https://www.sozcu.com.tr/israil-atesle-oynuyor-turkiye-ye-karsi-2500-asker-konuslandirdi-p320488


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


İMRALI'DA MAZLUM ABDİ-ÖCALAN GÖRÜŞMESİ İDDİASI AKP KULİSLERİNİ KARIŞTIRDI

İMRALI'DA MAZLUM ABDİ-ÖCALAN GÖRÜŞMESİ İDDİASI AKP KULİSLERİNİ KARIŞTIRDI

12 Punto

16 Mayıs 2026

Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile SDG elebaşı Mazlum Abdi’nin İmralı’da görüştüğü iddiası Ankara kulislerinde tartışma yarattı. AKP kaynakları, örgütün tüm unsurlarıyla silah bırakmaması halinde süreçte yeni aşamaya geçilmeyeceğini vurguladı.

Çözüm sürecine ilişkin tartışmalar sürerken, terör örgütü SDG’nin elebaşı Mazlum Abdi’nin İmralı’da PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüştüğü iddiası siyasi kulislerde gündem oldu. İddiaya göre görüşmede SDG’nin Suriye yönetimiyle entegrasyon süreci ve örgütün geleceğine ilişkin mesajlar verildi.

MAZLUM ABDİ VE İLHAM AHMED’İN İMRALI’YA GÖTÜRÜLDÜĞÜ İDDİASI

Cumhuriyet gazetesinde yer alan habere göre, SDG elebaşı Mazlum Abdi ile SDG yöneticisi İlham Ahmed’in mart ayında İmralı Adası’na götürülerek PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile görüştürüldüğü öne sürüldü.

İddiaya göre görüşmede Abdullah Öcalan’ın, SDG yönetimine yönelik sert ifadeler kullandığı belirtildi. Öcalan’ın, “Beni anlamadınız” diyerek tepki gösterdiği ileri sürüldü.

Haberde ayrıca Öcalan’ın, İlham Ahmed’e yönelik olarak, “Ben burada devletle anlaştım. Ben olmazsam sen de Halep’teki kızlar gibi ya ele geçirilecektin ya da kendini binadan atacaktın. Sizi ben kurtardım” dediğinin iddia edildiği aktarıldı.

SURİYE YÖNETİMİYLE ENTEGRASYON” MESAJI

Görüşmede SDG’nin Suriye yönetimiyle entegrasyon sürecine girmesi gerektiği yönünde mesaj verildiğinin de öne sürüldüğü belirtildi.

Kulis bilgilerine göre, söz konusu iddialar AKP içinde de rahatsızlık yarattı. Parti kaynaklarının özellikle SDG’nin tutumuna ilişkin ciddi çekinceler dile getirdiği ifade edildi.

AKP KAYNAKLARI: “DEVLETİN TAVRI NET”

AKP kaynaklarının süreçle ilgili yaptığı değerlendirmelerde, silah bırakma konusunun temel şart olduğu vurgulandı.

Parti kaynakları, “Silah bırakmanın gerçekleşmesi istenen düzeyde değil. Öcalan istediğini ifade edebilir ancak bu AKP’nin siyasetini değiştirmez. Devletin tavrı net” ifadelerini kullandı.

YENİ AŞAMA İÇİN ŞART SİLAH BIRAKILMASI”

AKP kulislerinde örgütün tüm unsurlarıyla silah bırakmasının “kırmızı çizgi” olarak değerlendirildiği belirtildi.

Kaynaklar, “Örgütün tüm unsurlarıyla silah bırakması gerekiyor. Yasal düzenlemeler için gerekli şart bu. Net tablo oluşmadan yeni adımlar zor” değerlendirmesinde bulundu.



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


SAMUD filosunu neden koruyamadık?

TCG Anadolu Almanya'larda tatbikat yaptı her kes kıskandı.

Somali'de, Libya'larda gemiler, memiler.

41 tane askeri gemiyi de aynı anda inşa falan yapıyoruz.

Kızıl Elma'mız, SİHA'larımız ve hatta Yıldırım Han'larımız bile var.

Uçak Gemimiz yolda.

TB3 Anadolu'dan kalkabiliyor yaaaa.

Eski Türkiye yok yani...

Peki anladım Baklavacıoğlu da siz Marmaris'ten kalkan vatandaşlarınızı Münhasır Ekonomik Bölgenizde, zapt ve müsadere ile Korsanlık yada Deniz Haydutluğu gibi yasadışı toplayıp alanlardan denizlerde koruyabiliyor musunuz?



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


MANİSA VALİSİ HÜSNÜYADİS.. .

*MANİSA VALİSİ HÜSNÜYADİS.. .* Hüsnü (*Hüsnüyadis*) Bey *1917*-*1922* yıllarında *Manisa* mutasarrıfıdır (Valisidir). İzmir işgal edildiğinde, *Yunan*lılara; “İşgal buraya kadar uzanmayacak, İzmir civarında kalacaktır *Manisa*’yı terk etmenize lüzum yoktur" demiştir. Bir alay *Yunan* askeri *Manisa*’ya girer girmez katliama başlamış ve şehirde bulunan cephanelikten *48* bin tüfek, *88* top ve bütün cephaneye el koyduğunda *Hüsnü Bey*, devletin bütün resmi evrakını da *Yunan* alayına teslim etmiştir. *Hüsnüyadis*’in akıllarda kalan en çarpıcı sözü; “/*Yunan işgal ordusu ile egemenliğimizi paylaşabiliriz...”*/ olmuştur. *Türk* halkına tam +üç yıl, üç ay, on gün kan kusturduktan sonra *Manisa*’yı yakan işgal ordusu ile birlikte kaçacaktır. İşgal güçleri bozguna uğramış, perişan du*rum*daki *Yunan* askerleri yakıp yıkarak, katledip, tecavüz ederek geri çekilmektedirler. *Türk* ordusu altı günde *Turgutlu*’ya kadar gelir. Buradan 5. *Kolordu* Komutanı *Fahrettin Altay Paşa* *Gördes*, *Demirci*, *Akhisar* yörelerini katliamlardan kurtararak, düşman ordusunun artıklarını temizleyecektir. Bu arada *Manisa*’ya giriş gecikeceğinden *Fahrettin Altay Paşa*, Süvari Yüzbaşısı *Hüsnü Bey*’i çağırır ve bir öncü süvari birliği ile *Gediz* sol sahil hattını izleyerek *Akpınar* üzerinden *Manisa*’nın üzerine yürümesini, du*rum*un acil olduğunu, çünkü düşmanın *Manisa*’da bir katliam yapabileceğini bildirir. 8 Eylül’de küçük bir süvari birliği, *Yüzbaşı Hüsnü Bey* komutasında *Manisa*’ya doğru yola çıkar. *Halide Edip*’in anlatımıyla bu esnada *Manisa* ateşler içinde yanmaktadır. Gerçekten de bu sıralarda *Manisa*’da büyük yangınlar yaşanmaktadır. *Yunan* devriyelerinin sokak başlarını tutarak bütün güçleriyle saldırmalarına rağmen yanan evlerinden çıkan halk, şehrin dışına çıkmaya çalışmaktadır. *Yunan* işgal güçleri komutanı *General Bagorci*, halkın evlerinden çıkmalarını bir emirle yasaklamış, çıkanları /*“vurun”*/ emri vermiştir. Yangınlar esnasında vurulanların, hatta yanan evlerin içlerine atılanların sayısı hiç de az değildir. Bir gün içinde *Manisa*’da *3500* kişi diri diri yakılarak, *1500*’e yakın kişi de vurularak şehid edilir. Panik içinde dağ ve ovalara kaçanların bir kısmı da *Rum* çetelerine yakalanıp yok edilir. *Manisa*’da yığılmış olan *Yunan* vandal ordusu, *Sipil Dağı*’na çıkmış olan *Manisa* halkını da yok etmek için Doğu’da *Alaybey Deresi*, Batı’da *Çaybaşı Deresi* yönünden bir taarruz hareketine başlamışlar, neredeyse *Manisa*lıların tamamının sığınmış olduğu *Sipil Dağı*’nda kitlesel bir soykırım başlatmışlardır. *Gediz* Irmağı’nın karşı sahilinde 5. *Kolordu* Komutanı *Fahreddin Altay Paşa*, 1. Süvari Tümen Komutanı *Mürsel Paşa*, Tugay Komutanı *Cemil Bey* kuvvetleri *Gediz* Irmağı’nı aşmaya çalışırlarken, *Manisa*’nın Doğusundan *Akpınar* üzerinden ansızın çıkan *Yüzbaşı Hüsnü Bey* komutasındaki süvari birliği *Manisa*’nın Doğu mahallesine girer. *Devlet Hastanesi* önünden karşı ateşe başlar. Bunun üzerine işgal kuvvetleri paniğe kapılarak *Sipil Dağı*’nı kuşatma hareketinden vazgeçerek, Batı’ya, İzmir’e doğru geri çekilmeye başlarlar. Bu sırada Fahreddin Altay Bey kuvvetleri de *Gediz*’i aşmış ve *Manisa* bu katılımla tamamen düşmandan temizlenmiştir. Bütün bunlar olurken *Manisa*’nın bir Mutasarrıfı vardır. O’nun adı *Hüsnü Bey*’dir. *Hüsnü Bey* ve sülalesi daha yirmi yıl önce *Türk* tabiyetine geçtikleri için *Girit*’ten kovulmuşlar ve *Manisa*’ya gelerek yerleşmişlerdir. Bu işbirlikçi Vali, şimdi kaçan *Yunan* birlikleriyle birlikte İzmir yollarındadır. *Manisa* Mutasarrıfı (Valisi) Hüsnü (*Hüsnüyadis*) Bey son ana kadar *Manisa*’yı terk etmemiştir. *Yunan* askerlerine sahip çıkmış, onlara panik yapmamalarını öğütlemektedir. Ayrıca *Türk* ordusunun *Manisa*’dan geri döneceğini umut ederek, *Yunan* ordusunun *Manisa*’da mevzi alması için işgal güçleri komutanı *General Bogorci*’ye akıl vermekte; “/*Ellerinde çok sayıda Manisalı Türk esir olursa o durumda Türk ordusunun şehre giremeyeceğini...”*/ salık vermektedir. 8 Eylül günü *Kuvây-ı Milliye* milisleri kenar mahallelere sızmışlar, Mutasarrıf *Hüsnü Bey*’i ele geçirmeye çalışmışlardır. Talih adeta tersine dönmüştü. Üç yıl önce *Türk*ler akın akın Doğu’ya göç ediyordu. Şimdi ise bu göç tersine işliyordu. Köylerden, kasabalardan yerli *Rum* halkı, üzümleri, tütünleri sergilerde bırakarak İzmir’e doğru kaçıyorlardı. *Rum* halkı *Sabuncubeli* üzerinden İzmir’e ulaşmaya çalışıyordu. *Yunan* subayları ve seçkinler ise aileleriyle birlikte trenlerle İzmir’e taşınıyordu. *Manisa* Mutasarrıfı *Hüsnü Bey* ise kendi ahfadı için özel bir vagon hazırlatmıştı. Bu esnada *Hüsnü Bey*, *Yunan* askerleriyle birlikte onca katliamın ve yangınların içinde soygunlar yapıyor, iz bırakmamak için hükümet binasını ile yakıyor, topladığı ganimetleri *Yunan* subaylarıyla birlikte özel vagonuna taşıtıyordu. *Manisa* Mutasarrıfı kendi şehrini soymuş, büyük bir servetle trene binmiş, *Türk* ordusu *Manisa*’ya girerken küçük bir zaman farkıyla şehri terk ederek *Türk* ordusunun elinden kaçmıştır. Trende *Akhisar*’dan kaçan işgal güçleri artıkları ile yanlarında *15* kişilik bir *Akhisar*lı *Türk* rehine grubu da vardır. *Yunan* işgal güçleri *Akhisar*’ı yakmamak için kasabanın ileri gelenlerinden *15* kişiyi rehin istemişler, onlar da gönüllü olarak rehine olmuşlardır. *Manisa* Mutasarrıfı *Hüsnü Bey* yanındaki grupla birlikte 8 Eylül gecesi İzmir’e gelir. *Hüsnü Bey* *Çeşme*’yi iyi bilmektedir. Grubu alarak *Urla* üzerinden *Çeşme*’ye oradan da *Sakız Adası*’na geçeceklerdir. Yanlarındaki *Akhisar*lı rehinelerle birlikte *Çeşme*’ye gelirler ve oradan *Çiftlik Köy*’e geçerler. Buradan *Sakız Adası*’na geçmek kolay olacaktır. *13* Eylül günü *Yunan* askerleri *Akhisar*’dan getirdikleri on beş gönüllü rehineyi öldürmeye başlamışlardır. *Manisa* Mutasarrıfı *Girit*li Hüsnü (*Hüsnüyadis*) Bey Sakız’dan *Pirayus*’a, oradan da *Elefsis*’e geçmiş, çok zengin bir adam olarak *Elefsis*’e yerleşmiştir. *Manisa* İriköy’den yanında getirdiği *Rum* ailenin kızı *Paraskevulo* ile evlenmiş, *Aya Triyada Kilisesi*’nin papazı tarafından vaftiz edilerek Hırıstiyan olmuş ve adını *Hüsnüyadis* olarak değiştirmiştir. *Girit*li *Hüsnüyadis* (*1864*-*1937*) milli mücadelede tescilli bir vatan haini, *Yunan*işbirlikçisi olarak pek çok masum *Türk*ün ölümünden baş so*rum*lusudur. *Yunan*istana kaçmış hiristiyan olmuş*1937* yılında öldüğünde hiristiyan mezarlığına gömülmüştür. Oğlu *Vasili*’nin anlatımları/*" Babası için, Ne Müslüman ne Hristiyan ne Türk, ne Yunan böyle baba mı olur..."*/ diyerek babası hakkında düşüncelerini bir yazara açıklamıştır. *1930* da gerici menemen isyanında *Kubilay*ı şehid eden gericilerin lideri *Girit*li *Derviş Mehmet*, *Hüsnüyadis*in yakın akrabasıdır. Bu kalkışmaya *Yunan*istan’dan destek vermiş işbirliği yapmıştır. Mezarının başında, Haçı kırık mezar taşı vardır. Mezar taşına gelip geçenler *Yunan*ca/*"Palio Turko"*/ yani, Serseri *Türk* yazmışlardır. Bu *Hüsnüyadis*’ler ne yazık ki hala günümüzde devam ediyor... - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

17 Mayıs 2026 Pazar

İşte benim gerçeğim. Yıl 1995 çocuklarımı yatak odalarında yatıramıyorum.

İşte benim gerçeğim. Yıl 1995 çocuklarımı yatak odalarında yatıramıyorum. *Kimliğini bilemediğim bir polis. Arada holde yatırıyorum. Burası polis lojmanı. Yer Tunceli Hozat. 1000 metreden kanas dürbünlü tüfek ile lojmanlara ateş ediyorlar. Işık sızmasın diye camlara battaniye gerdiğimiz günler. Çatışmasız bir günümüz bile geçmiyor. Şimdi bu vatana, millete hiçbir faydası olmamış, taş üstüne taş koymamış, siyasi manevralarla çalmış, çırpmış, haram yemiş, bu ülkeye ihanet etmiş YAVŞAKLAR ülkücü milliyetçi vatansever ayakları yapıyor. HADİ LAN ORADAN. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Geleneksel bir uçak gemisi filosunun inşası ve bakımı, bir ülkenin üstlenebileceği en pahalı ve teknolojik olarak en zorlu girişimlerden biridir.

Geleneksel bir uçak gemisi filosunun inşası ve bakımı, bir ülkenin üstlenebileceği en pahalı ve teknolojik olarak en zorlu girişimlerden biridir. Büyük maliyetler ve karmaşık lojistik nedeniyle, tarihsel olarak sadece birkaç küresel süper güç okyanuslar ötesine hava gücü yansıtabilmiştir. Ancak Türkiye bu seçkin kulübü alt üst etti. Türk Deniz Kuvvetleri, *TCG* Anadolu’yu denize indirerek, dünyanın ilk özel insansız hava aracı taşıyıcısını tanıttı ve tamamen yeni bir deniz savaşı kategorisi için bir model oluşturdu. *27*.*000* tonluk amfibi hücum gemisi başlangıçta Amerikan yapımı F-*35B* hayalet savaş uçaklarını taşımak için tasarlanmıştı. Siyasi değişiklikler bu planı iptal ettiğinde, Türk savunma planlamacıları devasa uçuş güvertesinin boşa gitmesine izin vermeyi reddetti. Bunun yerine, gemiyi silahlı insansız savaş hava araçları için yüzer bir komuta merkezi olarak hizmet verecek şekilde yeniden tasarladılar. Bu uyarlama, *TCG* Anadolu’yu küresel bir trend belirleyici haline getirerek, donanmalara deniz hava gücü yansıtmak için son derece etkili ve uygun fiyatlı bir alternatif sunmaktadır. Dondurulmuş Baltık’ta Konsepti Kanıtlamak *NATO*'nun Baltık Denizi’ndeki devasa Steadfast Dart tatbikatları sırasında, bir insansız hava aracı taşıyıcısının pratik muharebe etkinliği hakkındaki tüm şüpheler tamamen ortadan kalktı. Tam ittifak komutası altında faaliyet gösteren *TCG* Anadolu, amiral gemisi ve savunma merkezi olarak görev yaparak, insansız hava kanadını sert, dondurucu kış hava koşullarında test etti. Tatbikatlar sırasında, Türk yapımı bir Bayraktar *TB3* insansız hava aracı, geminin kavisli kayak rampasından otonom olarak havalandı, su üzerinde belirlenmiş bir yüzey hedefini takip etti ve akıllı mikro mühimmat kullanarak kusursuz bir hassas vuruş gerçekleştirdikten sonra güverteye güvenli bir şekilde indi. Bu kilometre taşı, *NATO* tarihinde bir uçak gemisi tabanlı insansız hava aracı için ilk tam gemi-hedef muharebe döngüsünü işaret etti. Çok haftalık tatbikat boyunca, Türk insansız hava araçları gemiden *230*’dan fazla başarılı sorti gerçekleştirdi ve insansız hava araçlarının tıpkı geleneksel savaş uçakları gibi yüksek tempolu operasyonları sürdürebileceğini kanıtladı. Uçan Hava Kanadının Gücü Bu denizcilik devriminin temel itici gücü, Türk havacılık firması Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar *TB3*’tür. Standart kara tabanlı dronlardan farklı olarak, *TB3* denizdeki yaşamın acımasız gerçekleri için özel olarak üretilmiştir. Geminin iç hangarlarına ve kargo garajlarına onlarca uçağın sıkıca yerleştirilmesine olanak tanıyan özel katlanır kanatlara sahiptir. Yerli üretim bir turbo dizel motorla çalışan *TB3*, *24* saatten fazla havada kalarak ufkun çok ötesinde kesintisiz gözetleme ve istihbarat taraması sağlayabilir. Lazer güdümlü roketler, gemisavar füzeler ve gezici mühimmatların esnek bir karışımını taşıyabilen altı kanat altı bağlantı noktasına sahiptir. Geminin öldürücülüğünü en üst düzeye çıkarmak için, Türk mühendisler dronları geminin merkezi sinir sistemine, yani *ADVENT* muharebe yönetim sistemine başarıyla entegre ettiler. Bu yazılım bağlantısı, dronların gemi için gelişmiş keşif gözleri olarak hareket etmesine olanak tanır. Bir insansız hava aracı yüzlerce mil ötede düşman tehdidi tespit ederse, hedef verilerini anında uçak gemisine ve ona eşlik eden fırkateynlere ileterek, filonun radar tespitine maruz kalmadan uzun menzilli füze saldırılarını koordine etmesine olanak tanır. Küresel Donanmalar İçin Ölçeklenebilir Bir Şablon *TCG* Anadolu’nun gerçek önemi, orta güç ülkelerinin filolarını nasıl tasarladıklarını değiştirme potansiyelinde yatmaktadır. Tek bir Amerikan veya İngiliz uçak gemisi satın almak ve işletmek milyarlarca dolara mal olur ve binlerce yüksek eğitimli mürettebat üyesi gerektirir. Bir insansız hava aracı taşıyıcısı bunun çok daha düşük bir maliyetine sahiptir, çok daha az mürettebat gerektirir ve insan pilotları riske atmayan tek kullanımlık uçaklar kullanır. Bu muazzam değeri fark eden diğer denizci ülkeler, Türk modelini taklit etmek için acele ediyorlar. Büyük Avrupa savunma şirketleri, İtalya ve İspanya gibi donanmalar tarafından işletilen kısa güverteli amfibi gemilere Bayraktar *TB3*’ü sertifikalandırmak ve entegre etmek için ortak girişimler kurdular bile. Sıradan helikopter rıhtımlarını ölümcül insansız hava aracı fırlatma üslerine dönüştürerek, daha küçük ordular daha önce mali imkanlarının ötesinde olan gelişmiş hava saldırısı ve gözetleme yeteneklerine anında kavuşabilirler. *TCG* Anadolu, insansız hava araçlarının uçuş güvertesinde insanlı savaş uçaklarının yerini başarıyla alabileceğini kanıtlayarak deniz havacılığının geleceğini temelden değiştirdi. Türkiye’nin geleneksel bir uçak gemisinden insansız hava aracı merkezli bir amiral gemisine yaptığı yenilikçi geçiş, modern dünya için çok yönlü, düşük maliyetli ve son derece ölümcül bir plan sunmuştur. Daha fazla ülke bütçelerini aşmadan deniz sınırlarını güvence altına almaya çalışırken, insansız hava aracı uçak gemisi konsepti şüphesiz küresel deniz stratejisinin yeni neslini tanımlayacaktır. https://www.facebook.com/themilitarychannelusa - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Uluslararası güvenlik dünyasında, Polonya’nın devasa bir tank gücü oluşturma planı kadar iddialı çok az hikaye vardır.

Uluslararası güvenlik dünyasında, Polonya’nın devasa bir tank gücü oluşturma planı kadar iddialı çok az hikaye vardır. Bu çabanın kalbinde, Polonya kara savunmasının merkez parçası haline gelen Güney Kore yapımı K2 Kara Panter tankı yer alıyor. Bu zırhlı devlerden *_1.000_*tanesini Doğu Asya’daki fabrikalardan Orta Avrupa ovalarına taşımak, binlerce mil, devasa gemiler ve Polonya sanayisinin tamamen dönüştürülmesini içeren lojistik bir bulmacadır. *Uzun Deniz Yolculuğu* Yolculuğun ilk kısmı klasik bir denizcilik zorluğudur. Güney Kore ve Polonya yaklaşık 5.000 mil okyanusla ayrılmıştır. İlk tank partileri için süreç, Güney Kore’deki Hyundai Rotem fabrikasında başlar. Bir tank tamamlanıp test edildikten sonra, ağır yük gemisine yüklenir. Bunlar standart konteyner gemileri değildir. Tek bir K2 tankı 50 tondan fazla ağırlığa sahip olduğundan, gemilerin güçlendirilmiş güverteler ve özel rampalarla donatılması gerekir. Bu sevkiyatların çoğu Polonya’nın Gdynia limanına veya Baltık Denizi’ndeki Świnoujście limanına varıyor. Bir düzine tankı aynı anda boşaltmak, limanın günlük ticari trafiğinin aksamaması için ağır hizmet vinçleri ve hassas zamanlama gerektiren hassas bir işlemdir. *Demiryolu ve Karayolu: Son Aşama* Tanklar Polonya topraklarına ayak bastıktan sonra, odak noktası iç taşımacılığa kayıyor. Bir tankı ülke genelinde taşımak şaşırtıcı derecede zordur. Çoğu karayolu köprüsü, bir ana muharebe tankının yoğun ağırlığını taşıyacak şekilde tasarlanmamıştır. Bunu çözmek için Polonya, demiryolu ağına büyük ölçüde güveniyor. Özel düz yataklı vagonlar, tankları limanlardan doğu ve kuzeydeki askeri üslere taşıyor. Demiryolu depoları ve garajlar arasındaki daha kısa yolculuklar için ordu, tankın ağırlığını yol yüzeyini ezmekten koruyacak şekilde dağıtan, onlarca tekerleğe sahip devasa kamyonlar olan ağır ekipman taşıyıcıları kullanıyor. Bu/*"son kilometre"*/ teslimatı, Polonya’nın sivil altyapısı için sürekli bir testtir. *Satın Almadan Üretime* /*"Kore Kalkanı" */planının en önemli kısmı sadece tankları taşımak değil, onları üretme yeteneğini de taşımaktır. Polonya, 5.000 millik bir tedarik zincirine sonsuza dek bağımlı kalmak istemiyor. Anlaşma, Polonya’nın kendi topraklarında K2PL adı verilen kendi versiyonunu üretmesine olanak sağlayacak büyük bir teknoloji transferini içeriyor. Gliwice’deki Bumar-Łabędy fabrikası, neredeyse yirmi yıldır yeni bir tank üretmediği için şu anda elden geçiriliyor. Güney Koreli mühendisler, yeni montaj hatları kurmak için Polonyalı teknisyenlerle birlikte çalışıyor. Bu değişim, lojistiği bitmiş tankların sevkiyatından, motorlar, sensörler ve zırh plakaları gibi binlerce ayrı bileşenin sevkiyatına dönüştürüyor. Sonunda, bu parçalar bile Polonya’da üretilecek ve kendi kendini idame ettiren bir ekosistem oluşturulacak. *Bakım ve Eğitim* Bir tank teslim etmek savaşın sadece yarısıdır. Tank, sürekli bakım gerektiren karmaşık bir makinedir. Lojistik zincirinin bir parçası olarak, Poznań'da büyük bir servis ve bakım merkezi kurulmuştur. Bu tesis, Kore yedek parçalarıyla donatılmış ve uzmanlar tarafından yönetilen K2 filosu için bir/*"hastane"*/ görevi görüyor. Eğitim, bulmacanın son parçası. Polonyalı ekipler, K2’yi nasıl kullanacaklarını öğrenmek için Güney Kore’ye seyahat ederken, Koreli eğitmenler de simülatörler kurmak için Polonya’ya taşındı. 1.000 tankın tamamı teslim edildiğinde veya üretildiğinde, Polonya binlerce uzman mekanikçi ve operatörden oluşan bir iş gücüne sahip olacak. *Avrupa için Yeni Bir Gerçeklik* 2030 yılına kadar Polonya’nın, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve İtalya’nın toplamından daha büyük bir tank gücüne sahip olması bekleniyor. Bu hızlı büyüme, ülkeyi köprülerinin sağlamlığından kargo limanlarının büyüklüğüne kadar her şeyi yeniden düşünmeye zorladı./*"Kore Kalkanı"*/ sadece bir satın alma değil; bir ulusun modern çatışmaya nasıl hazırlandığının tamamen yeniden yapılandırılmasıdır. 1.000 K2 tankının teslimatı, uzun mesafeli nakliyeyi Polonya üretiminin tamamen yeniden doğuşuyla birleştiren devasa bir girişimdir. Polonya, üretimi Kore’den Avrupa’ya taşıyarak, önümüzdeki on yıllar boyunca kendi savunmasını güvence altına alıyor. https://www.facebook.com/themilitarychannelusa - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Özgür Cebe: IŞİD Davası’ndan toplu beraat çıktı

Özgür Cebe: *IŞİD* Davası’ndan toplu beraat çıktı *13* Mayıs *2026* Nefes Gazetesi Diyarbakır’da *IŞİD* Türkiye sorumlusu olduğu belirtilen Osman Akın’ın da aralarında bulunduğu *7* sanık, yargılandığı davada beraat etti. Akın, *3* polisimizin şehit olduğu Yalova’da örgütün seminerlerine katılmış. Terör örgütü *IŞİD* adına faaliyet yürüttükleri ve örgüt için para topladıkları iddiasıyla yargılanan *7* sanıkla ilgili dava Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanıklar arasında *IŞİD*’in Türkiye sorumlusu olduğu öne sürülen /*“Mamoste El Kürdi”*/ kod adlı Osman Akın da bulunuyor. Akın savunmasında, örgüte yakın /*“Ahlak ve Sünnet”*/ dergisinin yasal olduğunu, Youtube kanalındaki konuşmalarının da propaganda olmadığını savundu. Taşıdığı *IŞİD* yüzüğünde ise Allah’ın isminin bulunduğu ve başka bir anlamı olmadığını ileri sürdü. Savcı ise sunduğu mütalaada, *MASAK* raporuna dikkat çekti. Sanıkların hesap hareketlerinde birçok kez para transferinin görüldüğünü söyledi. ** Açıklama kısmında da /*“İnfak, sadaka, yetimlere yardım ve bağış”*/ gibi ibarelerin bulunduğunu ifade etti. Ayrıca sanıkların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda terör örgütünün propagandasına yönelik yasaklı yayın organları ve *IŞİD* bayraklarının ele geçirildiğini anımsattı. Öte yandan örgütün Türkiye sorumlusu olduğu söylenen Osman Akın’ın *29* Aralık *2025*’te *IŞİD* saldırısı sonucu *3* polisimizin şehit olduğu Yalova’da Ahlak ve Sünnet Derneği’nin açılışına katıldığı ve buradaki konuşmalara dair tutanaklar da dava dosyasına girdi. Savcı, *7* sanığın da /*“silahlı terör örgütüne üye olmak”*/ ve /*“terörizmin finansmanı hakkındaki kanuna muhalefet etmek”*/ suçlarından cezalandırılmalarını istedi. Ancak mahkeme, /*“kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı”*/ gerekçesiyle *7* sanık için ayrı ayrı beraat kararı verdi. Savcı, beraat kararını istinaf mahkemesine taşıdı. *BU ADAMI NASIL BIRAKTINIZ?* ** *IŞİD*’in Türkiye sorumlusu olduğu belirtilen /*“Mamoste El Kürdi”*/ kod adlı Osman Akın, *5* Mayıs *2023*’te düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, operasyonu sosyal medya hesabından, /*“Türk polisi yakalar”*/ ifadeleriyle duyurmuştu. Akın, *29* Aralık *2025*’te *IŞİD* saldırısı sonucu *3* polisimizin şehit olduğu Yalova’da sık sık toplantılara katılmış. Ağustos *2022*’de seminer, Nisan *2023*’te de Cuma hutbesi vermiş. Yalova’daki çatışmada öldürülen teröristlerle ve buradaki yapılanmayla yoğun ilişkisi tespit edilen Akın, *2023*’te tutuklanıp *1* yıl sonra tahliye edilmişti.. https://www.nefes.com.tr/isid-davasindan-toplu-beraat-cikti-124606 - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>