4 Mayıs 2026 Pazartesi

Michael Rubin: F-16’ları Yok Edin: İsrail Türkiye’ye Önleyici Bir Saldırı Başlatabilir

Michael Rubin: F-16’ları Yok Edin: İsrail Türkiye’ye Önleyici Bir Saldırı Başlatabilir

17-04-2026

1967’de İsrail, Mısır’ı sadece altı günde yendi. İsrail, Türkiye ile de aynısını yapabilir mi?

– Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır, İsrail’e yönelik görüşlerini gizlemedi. Temmuz 1959’da, "O mikrobu, İsrail’i yok etmek için kesin bir savaş istiyoruz" dedi.

Ertesi yıl, Kahire Radyosu şu yayını yaptı: "Kesin savaşa hazırlanıyoruz ve doğru anda güç ve hızla vuracağız."

1960’ların ortalarında Suriye terörü Nasır’ı gölgede bırakmakla tehdit ederken, Mısır lideri İsrail karşıtı söylemini ve tiyatrosunu ikiye katladı.

Mart 1965’te, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’yi işgalinden iki yıl önce, Nasır şöyle demişti: "Filistin’e kumla kaplı topraklarıyla değil, kanla doymuş topraklarıyla gireceğiz." Nasır sekiz ay sonra şöyle açıklamıştı: "İsrail Devleti’nin yok edilmesini hedefliyoruz. Acil hedef: Arap askeri gücünün mükemmelleştirilmesi. Ulusal hedef: İsrail’in ortadan kaldırılması."

Nasır daha sonra Tiran Boğazı ve Süveyş Kanalı’nı İsrail gemilerine kapatıp ordusunu seferber ettiğinde, İsrailliler tehdidinin sadece retorik olmadığını anladılar.

Tarihçiler ve hukukçular yakınlık kavramının anlamını tartışırlar, ancak varoluş akademik bir sorun veya "ne yanlış gitti" üzerine bir eylem sonrası çalışmasının konusu olmamalıdır. İsrail’in düşmanlarının her zaman stratejik derinliği olmuştur.

Mısır, İsrail’in yüzölçümünün yaklaşık 40 katıdır. İsrail en dar noktasında dokuz milden daha az genişliğe sahiptir.

Bugün tarih tekerrür ediyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç ekonomik başarısızlık ve siyasi huzursuzluktan dikkatleri dağıtmak ve yurt dışında liderlik iddiasında bulunmak için Nasır’ın İsrail’e yönelik saldırıları artırma stratejisini tekrarladı.

Nasır gibi, o da söylemlerini askeri yığılmayla destekledi. Bugün Erdoğan açıkça savaş tehdidinde bulunuyor.

Türkiye Tehdidi

Türkiye’nin Dağlık Karabağ’da yaptığı gibi İsrail’e girme tehdidinde bulundu.

Sonuç olarak, Türkiye’nin desteklediği Azerbaycan güçleri tüm nüfusu etnik olarak temizledi ve evlerinde kalmayı seçen az sayıdaki kişiyi de başlarını keserek öldürdü.

Nisan 2026’da Türkiye, limanlarına yanaşan gemilerin İsrail ile hiçbir bağlantısının olmamasını talep ederek "yumuşak" bir abluka başlattı. 10 Nisan 2026’da Erdoğan hükümeti, Hamas’a malzeme tedarik etmeye çalışan bir filoyu durdurduğu gerekçesiyle İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu suçlayarak 4.500 yıldan fazla hapis cezası talep etti.

Bölgedeki birçok ülkenin savunma ve istihbarat uzmanlarına göre, perde arkasında Türkiye sadece Suriye’nin İsrail’e saldırma kabiliyetini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda İran’ın yerini alarak Hizbullah için hayati bir bağlantı noktası haline geliyor.

Türkiye’nin insansız hava aracı fabrikaları, İsrail savunmasını alt edebilecek silahlar üretiyor. Trump yönetiminin Türkiye’ye olası bir F-35 Müşterek Taarruz Uçağı satışı, İsrail’in niteliksel üstünlüğünü aşındırabilir. Bu arada, Türkiye’nin İran’ın nükleer silah yeteneğine giden yolunu izleme olasılığı da giderek artıyor.

Diplomatlar gerilimi küçümsemeye çalışabilir, ancak bölgedekiler için gerçeklik, hayal kurmaktan daha önemlidir. Türkiye 2026, Mısır 1966’ya eşdeğerdir. Diktatörler, Yahudi devletine karşı kamuoyunda öfke uyandırmaya çalışırlar.

Uzlaşma sağlanamayan ideolojik nedenler Nasır’ı motive etti ve Erdoğan’ın nefretini körükledi. İsrail liderleri, Erdoğan’ın söylemlerini yerine getireceğine dair hiçbir yanılsamaya kapılmamalıdır.

Erdoğan’ın işgal altındaki Kuzey Kıbrıs’a F-16 konuşlandırmasının ardından ABD’nin hareketsizliği, Türk liderinin her şeyden sıyrılabileceğine inanmasını daha da güçlendiriyor.

Beyaz Saray Endişelenmeli

Beyaz Saray, bundan sonra ne olabileceği konusunda hiçbir yanılsamaya kapılmamalıdır. 5 Haziran 1967’de İsrail, Mısır hava kuvvetlerini ve yerdeki 300’den fazla Mısır uçağını imha eden Odak Operasyonu’nu başlattı.

Varoluşsal tehditlerin doğası gereği, çaresiz önlemler gerektirirler.

Basitçe söylemek gerekirse, İsrail, Türkiye’nin hava gücü, donanması ve askeri-sanayi tesislerinin Yahudi devletinin varlığına tehdit oluşturduğundan korkuyorsa, İsrail’in bu tehdidi önlemek için yeni bir Odak Operasyonu başlatmaktan başka seçeneği kalmayacaktır. 1967’deki Nasır ordusu, bugünkü Erdoğan’ın ordusuna eşdeğerdi; büyük ama abartılmıştı.

Erdoğan’ın ideolojik tasfiyeleri de Türk yeteneklerini zayıflattı. Türk liderliğini çevreleyen paranoya nedeniyle, İsrail Hava Kuvvetleri operasyonlarını Erdoğan’ın ara sıra yaptığı yurtdışı ziyaretlerinden birine denk gelecek şekilde planlamalıdır. Erdoğan, eski istihbarat şefi Hakan Fidan ve halefi İbrahim Kalın gibi ikinci kademe liderlere güveniyor, ancak bunlar müttefik oldukları kadar rakipleridir de. Birini vurmak

Ya da her ikisi de boşluğu daha da derinleştirecektir.

İsrail Ne Yapabilir?

İsrail daha sonra Kuzey Kıbrıs, İncirlik, İzmir, Diyarbakır ve diğer yarım düzine şehirdeki üslerde bulunan Türk F-16’larına ve diğer uçaklarına saldırabilir. İsrail savaş uçaklarının, işgal altındaki Hatay’daki Gölcük’teki Türk Deniz Kuvvetleri’nin ana üssünün yanı sıra Aksaz, Foça ve İskenderun’u da hedef alması muhtemeldir.

Türkiye’nin yanıtını ve toparlanmasını engellemek için İsrail, Türkiye’nin silahlarının çoğunu ürettiği Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tesislerini de hedef almalıdır. Bayraktar TB2 ve Akıncı üretimindeki rolü nedeniyle Baykar genel merkezi, personeli ve tesislerinin de vurulması muhtemeldir.

Ankara merkezli BMS Savunma, gözetleme dronları üretiyor ve olası bir hedef olabilir. Türk radar ve uçaksavar sistemleri muhtemelen ilk dakikalarda imha edilecektir.

NATO'ya Ne Olacak?

Türkiye, NATO kalkanının arkasında güvende olduğuna inanabilir, ancak öyle değil.

Kuzey Atlantik Antlaşması’nın V. Maddesi (toplu savunma maddesi) birçok boşlukla dolu. Özellikle NATO üyeleri Erdoğan’ın tehditlerini provokatif olarak görürse, "silahlı saldırı" olarak nitelendirilen şeyin ne olduğu tartışmaya açık.

Bir İngiliz F-35 uçağı 25 Mayıs 2022’de Baltıklar üzerinde uçuyor. İngiliz ve Çek savaş uçakları Baltık bölgesinde hava savunma eğitimine katılıyor. İngiliz Eurofighter Typhoon’ları, F-35’leri ve Çek Gripen’leri, çok uluslu bir deniz gözetim faaliyeti olan Neptune Shield 22’nin (NESH22) bir parçası olarak bir tatbikatta yer aldı. NESH22, Avrupa genelinde ve Baltık ve Akdeniz’de hava, kara ve deniz unsurları arasında çeşitli çok alanlı faaliyetlere sahne oldu. 17-31 Mayıs 2022 tarihleri arasında geçerli olacak.

NATO, fikir birliğiyle çalıştığı için, teorik olarak herhangi bir NATO üyesi, 5. Madde’nin uygulanmasını engelleyebilir; bu da, uzun zamandır NATO fikir birliğini engellemek için tehditleri maddi ve diplomatik avantajına kullanan Türkiye’ye karşı durumu tersine çevirebilir.

Kötüden Daha Kötüye

İsrail’in elbette Türkiye’nin tepkisine hazırlıklı olması gerekecek; güçlü bir tepkisi olacak. Ancak, Türkiye ile İsrail arasında savaş kaçınılmazsa, Kudüs’ün saldırının zamanlamasını belirleyebilmesi ve kendisini en avantajlı konuma getirebilmesi için önleyici saldırılar giderek daha gerekli hale gelecektir.

Mısır’ın aksine Türkiye’nin İsrail ile sınır komşusu olmaması ve uluslararası toplumun sükuneti arayacağı göz önüne alındığında, İsrail ayrıca geleneksel Arap devlet stratejisini, yani saldırıp ardından ateşkes arama stratejisini de tekrarlayabilir. Böyle bir durumda, ABD Donanması sükuneti sağlamak için Doğu Akdeniz’e konuşlanabilir.

Yazar Hakkında: Dr. Michael Rubin

Michael Rubin, Amerikan Girişim Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı ve Orta Doğu Forumu’nda politika analizi direktörüdür. İfade edilen görüşler ve düşünceler kendisine aittir. Eski bir Pentagon yetkilisi olan Dr. Rubin, devrim sonrası İran’da, Yemen’de ve hem savaş öncesi hem de savaş sonrası Irak’ta yaşamıştır. Ayrıca 11 Eylül’den önce Taliban ile de zaman geçirmiştir. On yıldan fazla bir süre boyunca, Afrika Boynuzu ve Orta Doğu’da konuşlandırılmış ABD Donanması ve Deniz Piyadeleri birliklerine çatışmalar, kültür ve terörizm konularında dersler vermiştir. İfade edilen görüşler yazarın kendisine aittir.

https://www.19fortyfive.com/2026/04/destroy-the-f-16s-israel-could-launch-a-preemptive-attack-on-turkey/


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Yerli ve millî Epsteinlerimiz.

Ben bu listeye bir de Fetöcüleri eklemek isterim.
Onlar da Epstein ve MOSSAD'la aynı okulun çocukları.
Onlar da fişledi, kasetledi, dosyaladı, resimledi, suçlar işlettiler (rüşvet, irtikap, zimmet, haksız kazanç, nüfuz suistiamli) ve böylece şantaj, tehdit, rüşvet ve ikbal vaatleriyle koca Türkiye Cumhuriyeti'ni dizleri üzerine çökerttiler.
Tıpkı MOSSOD'ın ABD devlet aygıtına yaptığı gibi.

En yakın örnekler MHP milletvekillerinin kaset şantajıyla istifaya sürüklenmesi.
Deniz Baykalın istifaya sürüklenmesi.

Ve Siyonis medyanın batıda yaptığı gibi, MEDYA LİNÇLERİ, saptırma, aldatma, üstünü örtme, sansürleme yöntemleriyle kişilerin bertaraf edilmesi.
Benzer şekilde ABD yargısının yaptığı gibi YARGININ TETİKÇİ olarak kullanılması.
vb. vb.

Aslında bize çok tanıdık gelmeli.

Haaa bir de sapkın dini ritüeller var.
Bizde de cemaatlerin kendi içlerinde yaptıkları ortaya döküldükçe benzerlikleri hatırlamamız lazım.

Saygılar

Oraj POYRAZ

L2fSIJNoA0xfSNxA

-------------- 

‎şunu diyen bir yazı '‎Turhan Bozkurt @TurhanBzkrt Kan dondurar iddia: "3 erkek Roman çocuk istismar edilmek üzere dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Agar eliyle Hollanda Adalet Bakanlığı Müsteşarı Joris Demmink'e verildi." Suç duyurusunda bulunan Eren Keskin: "O dönem bu skanda kamuoyuna yansıdı, fakat özgür basın dışında kimse görmek istemedi." y 0:42 ErenKeskin ren Keskin 0ة 2:08 02:08-5Sub2026-283,4BGorüni 5 Șub 2026 283,4B Görüntüleme‎'‎ görseli olabilir

şunu diyen bir yazı 'Turhan ÇÖMEZ 8d Ortaya çıkan belgelerde Türkiye'yi ilgilendiren çok önemli detaylar var; Epstein'in özel uçağı Türkiye'ye 9 kez gitti. Türkiye'den küçük kız çocukları da adaya götürüldü, İngilizce bilmedikleri için zorluk çektiler. Epstein Rusya'daki aracı bankalarla Türkiye'ye milyonlarca dolar para yolladı, bu paraların kız çocuklarını kaçıranlara gönderildiği tahmin ediliyor! İfşa olan bu korkunç belgelere rağmen savcılar neden resen bir soruşturma başlatmaz? Bu korkunç şebekenin Türkiye faaliyetleri mutlaka mercek altına alınmalı! #Epsteindosyaları' görseli olabilir




- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


İsrail ordusu Lübnan'da bir hastaneyi ve sağlık çalışanlarını vurdu.

İsrail ordusu Lübnan'da bir hastaneyi ve sağlık çalışanlarını vurdu. <https://t.me/buzznews_tr/15872> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com> 1 dosyayı bu e-postaya bağladım: * 2045384116581876129.mp4 <https://app.box.com/s/950ohythoeieo16qnpbln96js6w9czg0> Boyut: 5,6 MB Filelink hizmeti: Box Bağlantı: https://app.box.com/s/950ohythoeieo16qnpbln96js6w9czg0 <https://app.box.com/s/950ohythoeieo16qnpbln96js6w9czg0>

2045384116581876129.mp4 dosyası Filelink olarak eklendi. Dosyayı aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz.

Abdülhamit han’ın Latin Alfabesine Geçme Teşebbüsü

*Abdülhamit han’ın Latin Alfabesine Geçme Teşebbüsü* 24 Ekim 2013 *Abdülhamit Han*’ın *Latin Alfabesine* geçme Teşebbüsü yakın tarihin magazinsel vakaları arasında yeteri kadar dikkat çekmemiş olsa da *Cumhuriyet* Dönemi Harf Devriminin mesnedini teşkil etmesi bakımından fevkalade önemlidir. Zira 1928 yılında gerçekleştirilen Harf Devrimi, aslında 66 yıl önce gündeme gelmiş, *2. Abdülhamit Han* bu teklife ilgi göstererek üzerinde çalışmalar yaptırmış olsa da muvaffak olamamıştır. Evvela belirtelim ki söz konusu bulguların yegane kaynağı bizzat *2. Abdülhamit Han*’dır. *Abdülhamit Han*, tahttan indirildikten sonra kendi kalemiyle hayatını ve saltanat makamındaki siyasi vakaları kaleme almış ve bizzat *Abdülhamit Han* tarafından katip *Ali Vehbi Bey*’e Fransızcası tercüme ettirilerek yayınlatmıştır. (Bkz. /*“Siyasi Hatıralarım”*/, Dergay Yayınları, *ISBN*:975-7032-00-X) *Latin Harflerine* geçilmesi hususu, Osmanlı’nın son dönemlerindeki reformist hareketler içerisinde pek çok kez gündeme gelmiş, kimi zaman bu konu hilafet makamına kadar ulaşmış ve üzerinde tetkik ve incelemeler yapıla gelmiştir. *Latin Harflerine* geçilmesi konusundaki ilk gündem 1850 yılında ortaya atılmıştı. *Türkçe* üzerindeki çalışmalarıyla tanınan Azeri yazar ve bilim adamı *Mirza Fethali* *Ahundzade Efendi*, *Türkçenin* *Arap Alfabesi* ve Fars gramer yapısı ile kullanılmasındaki zorlukları tetkik etmiş, hem kullanılması hem de öğrenilmesi açısından ortaya çıkan müşkülleri belirten bir çalışma yaparak Osmanlı Hükümetine sunmuş, çözüm olarak da *Latin Harflerinin* kullanılmasını teklif etmiştir. *Mirza Fethali* *Ahundzade Efendinin* teklifi halife *Abdülmecit* tarafından incelenip dönemin bilim kurumu olan *Encümen-i Daniş*’e sevk edilerek tetkik edilmesi istendi. Konu üzerinde mülahaza eden *Ali Paşa*, *Fuat Paşa*, *Mustafa Reşit Paşa* ve *Cevdet Paşa* bu tetkik ve teşhisi dikkate alıp müspet görüşlerini bildirdiler ve nihayetinde siyasi yönleriyle mülahaza edilmek üzere zapt altına alarak *Mirza Fethali* *Ahundzade Efendiye* müspet çalışması için mecidiye nişanı vererek kendisini onurlandırdılar. Konu üzerinde tetkiklerini gerçekleştiren *Encümen-i Daniş*, tetkiklerini siyasi mecraya nüfuz ettirse de neticelenememişti ancak *Latin Harflerinin* kullanımı ile ilgili fikir pekala reddedilmemiş, söz konusu teklif dinsizlik ya da zındıklık olarak tahkir edilmemiştir. *Sultan Abdülmecit* döneminde gündeme gelen *Latin Alfabesinin* kullanılması meselesi her ne kadar itibar görmüş olsa da dönemin şartları gereği gerçekleştirilememiş ancak reform hareketleri içerisinde bir gündem maddesi olarak canlılığını korumuştur. *Abdülmecit*’in vefatı ve *2. Abdülhamit Han*’ın hilafet makamına geçmesi ile daha da canlanan reform hareketleri, *Latin Alfabesinin* kullanılması meselesini yeniden gündeme getirdi. Osmanlı tebaası olan *Arnavutlar*, din ve mezhep ayrılıkları nedeniyle üçe bölünmüşlerdi ve *Osmanlı Alfabesini* kullanan *Müslüman* *Arnavutlar*, yazı dillerini batının literatürlerinden faydalanabilir hale getirmek amacıyla *Latin Harflerini* kullanmayı gündeme getirmişlerdi. Bu doğrultuda çalışma yürüten *Arnavut* kökenli Abdül ve *Şemsettin Sami* kardeşler, Latin harflerinden esinlenerek adına İstanbul Alfabesi dedikleri yeni bir Alfabe geliştirdiler. Giriştikleri bu çalışma ile İstanbul’daki mekteplerde okutulmak üzere gramer ve medrese kitapları basmışlarsa da yeteri kadar yaygınlık kazanamadı ancak *Latin Harflerinin* kullanılabilirliği ve Osmanlı dilinin ıslahı yeniden gündeme gelmişti (1879). *Latin Harflerinin* kullanılması meselesi *İkinci Meşrutiyet*’in ilanıyla daha da ateşlendi. *Arnavutlar*, din ve mezhep ayrılıklarına rağmen *Latin Harflerinden* esinlenerek meydana getirilen bir Alfabeyi kullanmaya karar vermiş, bu gayretlerinde de başarılı olmuşlardı. *Arnavutların* *Latin Harflerine* geçiş teşebbüsü Meşrutiyet reformcularının bu konu üzerindeki hassasiyetlerini ve heveslerini arttırtmıştı. Giderek yükselen reform hareketleri neticesinde yeniden gündeme gelen *Latin Alfabesine* geçme düşüncesi, Saltanatının son dönemlerine doğru *Abdülhamit Han*’ın taktirine kadar ulaştı. *Latin Harflerinin* kullanılması ile ilgili en net ve dikkate değer yorum Abdülhamit Tarafından ortaya koyulmuştur. *Arap Alfabesi*, *Fars Gramer* yapısı ve *Türkçe* anonslara uymayan diziliş ve yerleşimin *Osmanlı Türkçesinin* okunup yazılmasında teşkil ettiği engellerin farkında olan *Abdülhamit Han*, bizzat kendisinin kaleme aldığı ve ifade ettiği üzere *Latin Harflerinin* kullanılmasında yarar görmüş, nasıl uygulanabileceği konusunda fikir alışverişlerinde bulunarak mahiyetiyle istişare etmiştir. *Abdülhamit Han*, Saltanat makamından indirildikten sonra kaleme aldığı /*“Siyasi Hatıralarım”*//**/kitabında naklettiği bilgilerde *Latin Harflerine* geçilmesi yönündeki düşüncelerini şöyle açıklamıştır; “/*Yazımızı öğrenmek pek kolay değildir. Bu işi halkımıza kolaylaştırmak için belki de Latin Alfabesini kabul etmek yerinde olur.”*/ (*Siyasi Hatıralarım*, Sayfa 192) *Abdülhamit Han*’ın bizzat kaleme aldığı hatıralarında bahsettiği gibi *Latin Harflerinin* kullanılması, *Osmanlı Türkçesinin* halk nezdinde yaygınlaşması için faydalı görülmüş, bu konuda verilecek kararın yerinde olduğu kanaati belirtilmiştir. *Abdülhamit Han*’ın *Latin Harflerinin* kullanılması yönündeki kanaatleri elbette gerçekleşememişti. Zira dönemin önemli siyasi aktörlerinden biri olan *Enver Paşa*, *Latin Harflerinin* kullanılması yerine hali hazırda kullanılan Arap Harflerinin ıslahında ısrar etmiş, *Latin Alfabesine* muhalif tüm görüşleri etrafında toplayarak *Abdülhamit Han*’a ihtilaf ederek *Latin Harflerine* geçişe engel olmuştur. Sultan Abdülhamit’in bu konudaki ön niyeti her ne kadar süregelmiş olsa da 31 Mart Ayaklanmaları neticesinde Saltanat Makamından indirilmesi *Latin Harflerine* geçilmesi meselesinin topyekun rafa kaldırılmasına neden olmuştur. *Latin Alfabesinin* Osmanlı’nın son dönemlerinde ele alınması ve üzerinde tartışılması esasen tarihi bir vakadır ve tartışılır bir tarafı yoktur. Zira hem Saray Tarihi ve zabıtları 1850’li yıllarda başlayan *Latin Alfabesi* görüşlerini kayıt altına almış, hem de Sultan *Abdülhamit Han*’ın kendi kaleminden naklettiği bilgilerle teyit edildiği üzere konu hakkındaki müspet görüşleri *Damat Ferit* ve reform muhalifleri tarafından bertaraf edilmiştir. _Burada sorulması gereken esas soru şudur ki; *Cumhuriyet* Dönemi uygulamalarına ve bizzat *Latin Alfabesi*’nin varlığına ihtilaf eden günümüz *Cumhuriyet* ve *Atatürk* karşıtları, *Latin Harflerine* geçişe *Abdülhamit Han* döneminde muvaffak olunabilseydi yine de ihtilaf edebilecekler miydi?_ Açıkça görülmektedir ki tarihi vakaların ideolojik saplantılarla tahrif edilmesi bizi tarihi gerçeklerden uzaklaştırıp hamasete ve derin yanılgılara sevk edecektir. *https://turktarihim.com/abdulhamit_hanin_latinalfabesine_gecme_tesebbusu.html#google_vignette* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

AB'nin askeri ittifakı içinde yer alabilir miyiz?

AB'nin askeri ittifakı içinde yer alabilir miyiz?

Bunu isterdim, ama hiç sanmıyorum.

İkinci dünya savaşı sonrası ABD ve NATO'nun vizyonu farklı.
ABD NATO'yu ağırlıklı olarak askeri güvenlik kavramına göre tasarladı.
NATO'nun mal, hizmetler ve işgücünün serbest dolaşımıyla bir alakası yoktur.
Yalta Konferansında yapılan pazarlıklar ve paylaşım temel alındı.

AB ise farklı bir kulvardan ilerliyor.
Bir ütopyaları var.
Tek parça büyük bir Avrupa krallığı kurmak istiyorlar.
Ve sınırları da aslında çizmiş durumdalar.
Malesef Türkiye Avrupa'nın sınırları dışında.
İsrail bile içinde sayılabilir.
Gürcistan, Ermenistan falan.
Ama Türkiye dışında.

Eskiden Türkiye'yi ekonomik pazar haline sokacak anlaşmalara yatkındılar.
Ancak, son yıllarda Hindistan ve Çin'le bile daha fazla yakınlaşmakta bir mahsur görmüyorlar.
Özellikle Hindistan ile yapılan son anlaşmalar çok rahatsız edici.

Türk vatandaşlarının Avrupa'da serbest dolaşımı ise bir kabus olarak görülüyor.

Türkiye'nin askeri ürünlerini almamak için bin dereden su getiriyorlar.
Özellikle Fransa ve Yunanistan AB'nin silahlanma programları için ayrılan fonların AB ülkeleri içinde kalması gerektiğini söylüyor.
Bu özellikle Türkiye savunma pazarının dışında kalsın anlamı taşıyor.

Örneğin, Ukrayna savaşında en çok yokluğu hissedilen 155'lik obüs mermilerini Türkiye bolca ve ucuza üretebilmesine rağmen, Türkiye'yi bu pazardan dışlamak için çok fazla çaba harcadılar.

Açıkçası PSİKOLOJİK BİR EŞİK var.
AB'nin lider devletleri ve halkları bu eşiği geçemiyor.
Türkiye'yi askeri, ekonomik anlamda DOĞAL bir düşman olarak görüyorlar.
Türkiye'nin askeri her tasarrufunu AB'ye, özelde Yunanistan ve GKRC egemenliğine yönelik tehdit olarak görüyorlar.
Son günlerde köpürtülen İsrail-Türkiye husumetinde ise açıkça İsrail lehinde pozisyon alıyorlar.

Elbette bütün olup bitenlerde yalnızca AB sorunlu değil.
Türkiye de, Davutoğlu'nun STRATEJİK DERİNLİK anlayışı, sonrasında ABD'ye ayarlı BOP, EBOP projelerinde Irak ve Suriye'de yığınak yapması, Yüce Galaktik Liderin "Eyyyyyy" diye başlayan tiradları, babalanmaları özellikle büyüklük iddiası olan Fransızları çok ama çok irrite etmiştir.
Aslında Türkiye batılı askeri güçlerle pek çok kez karşı karşıya geldi.
Libya da, Suriye'de, Ege Denizinde, son zamanlarda Kıbrıs'ta.
Bu karşılaşmalarda gerçek hasım ülkeler gibi tatbikatlar yapıldı.
Silahlar gösteridi.
Açıkçası askeri ve diplomatik alanda tehdit dili kullanıldı.
Çok ama çok örnek var.

AB'nin lider  ülkeleri ve halkları nolursa olsun Türkiye'nin tam üye olmasına karşı olduğunu bilmek gerekir.
Günden güne yükselen sağın etkisine giren AB'de serbest dolaşım, askeri ittifak kesinlikle kimsenin düşündüğü şey değil.
AB Türkiye'yi tamamıyla düşmanlaştırmadan, olabildiğince uzakta, ve pasif vaziyette tutabilecek kadar yakınlık arzuladığını bilmek lazım.
Bizlere göre akılcı, mantıklı olmasına rağmen Türkiye ile bir ittifak içinde olmak AB'nin karar alıcılarında, halklarında mide bulantısından başka etki yaratmıyor.

Türkiye ittifak arayışlarına devam etmekle beraber, NATO içinde kalmaya devam etmeli.
Çok da sorun ediliyorsa, onların bizi NATO'dan atmasını beklemek gerek diye düşünüyorum.
Çok beklemeye gerek kalmadan, Türkiye'nin ABD, AB ile askeri yüzleşmelerinin giderek artacağını bekliyorum.
Hazırda uyuşmazlık konusu olan çok yer var.

Bu nedenle ülkemizin seferberlik çabalarının hızlandırılmasını, gizli ya da açık değişik formüllerle ekonomik, askeri, siyasi ittifak arayışlarına devam etmesi önemlidir.
Türkiye asla bağlantısız, ya da önemli ittifakların dışında yalnız kalamaz.

Saygılar

Oraj POYRAZ

L2fSIJNoA0xfSNxA

--------------

 
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


İLBER ORTAYLI: Tanrı’nın insana gönderdiği en kutsal şey kitaplar değildir...

İLBER ORTAYLI: Tanrı’nın insana gönderdiği en kutsal şey kitaplar değildir...

Akıldır...

  • Uygar dünyayı yöneten demokrasi kutsal kitaplarda yoktu...

  • Sınıfların eşitliği,

  • Köleliğin kaldırılması,

  • Bedenin dokunulmazlığı,

  • Kadın hakları,

  • İnsan hakları,

  • Laiklik,

  • Evrensel hukuk...

  • Kullandığımız takvimler,

  • Organ nakilleri,

  • Radyo dalgaları,

  • Antibiyotikler,

  • Bilgisayarlar...

Bunların hiçbirisi kutsal kitaplarla gelmedi...

Akılla geldi...

Tanrı’nın insana verdiği en mübarek şey:

AKIL…

Onu sana veren, onu işlet diye verdi ya...

Fakat şu haline bak...

  • Dünyanın en bereketli topraklarının üzerinde yarı tok, yarı açsın...

  • Ve dünyanın en katmer katmer kültürü üzerinde üretimden, teknolojiden, sanattan, bilgi zenginliklerinden yoksun...

  • Üzerindeki ceketin modelinden...

  • Ayağındaki pabucun astarından...

  • Gözündeki gözlüğün çerçevesinden...

  • Bindiğin arabadan...

  • Bereket beklediğin traktöründen,

  • Ununu veren değirmenine kadar...

  • Bir teki olsun senin icadın değil...

  • Aklını kullananların eseri...

  • Şeker şurubundan sahte bal, patatesten sahte tereyağı yaptın da dünya kimyacılarını şaşırttın mı?!!!

  • Ama bir ağrı kesici yapamadın...

  • Canın mı sıkıldı bu işlere, al bir Alman hapı...

  • Ve daya sırtını Rus doğalgazlı peteğe, geçer...

  • En çok beslenme eksikliğinden çocuğun öldüğü...

  • En çok işçinin çalışırken yaşamını yitirdiği...

  • En çok annenin doğumda can verdiği...

  • En çok kadının bıçaklandığı...

  • En çok gencin intihar ettiği ülkenin bireyisin.

Neden?

  • Dört yanın ateş...

  • Kurşunlar vızır vızır...

  • Kan gölü içindesin...

  • Çocuklarını alıyorlar elinden...

Ama aklın ermiyor...

Çünkü aklın erdiğinden beri aklını masallarla hurafelerle doldurmuşlar

Ne diyeyim...Aç gözünü artık...

Yol ver GERÇEK YARATICI'NIN verdiği AKLA

Şu yobazların, menfaatperestlerin, güç ve para peşinde olanların peşine artık takılma;

Bin senedir geldiğin yeri artık gör...

Niye evde öyle söylenip durduğunu biliyor musun?..

Çünkü aklın dahi senden şikâyetçi.

Şu 57 tane İslam ülkesine bak.

Hangisi mutlu huzurlu,

Hangisi aklını kullanıp insanlık hizmetine sunulacak ne yapmış,

Ne icat etmiş,

Hepsi başkasının eline bakan, onun icatlarını bekleyen,

Ondan yardım bekleyen durumundasın.

Hani gâvur icadıydı.

Hani gâvur icadı kullanmak günahtı.

Düşün ve Aklını kullan...

12 bin dolar maaşla yabancı dil bilmeyen Basın ataşesi atadılar!

6 bin dolara da Basın Ataşesine tercüman tuttular!

Tercümanın eşini de 8 bin dolar maaşla din ataşesi yaptılar.

Afrika’da bile bulamazsın bu sersemliği!”

İlber Ortaylı

Mekanınız cennet olsun..nur içinde uyuyun..çok üzgünüm..🙏😞💐💐


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


3 Mayıs 2026 Pazar

Kût'ül Amâre’de teslim alnınan İngiliz Ordusu'n Komuta kademesi 1916.

Kût'ül Amâre’de teslim alnınan İngiliz Ordusu'n Komuta kademesi 1916. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Araplar mı?

- - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Amerika Birleşik Devletleri, 1980‘lerde ‘Tanker Savaşı’ sırasında mayınlı Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri nasıl koruyacağını öğrendi.

Öğrenmiş...
Ama neyi öğrenmiş.

Bu işin çok zor olduğunu.

Saygılar

Oraj POYRAZ

L2fSIJNoA0xfSNxA

--------------

Amerika Birleşik Devletleri, 1980‘lerde ‘Tanker Savaşı’ sırasında mayınlı Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri nasıl koruyacağını öğrendi.

Fortune | Jon Gambrell, The Associated Press 24.04.2026

Basra Körfezi sularında yüzen deniz mayınları, petrol tankerlerini tehdit ediyor. İran’ın sürat tekneleri Hürmüz Boğazı’nda gemileri makineli tüfek ateşiyle tarıyor. Ve Amerika Birleşik Devletleri tam da bu çatışmanın ortasında.

Bu, İran ile ABD arasında şu anki, kırılgan bir ateşkesle durdurulan çatışma değil. Bunun yerine, İran’ın 1980’lerde Irak’la olan savaşında gemileri hedef aldığı ve ABD savaş gemilerinin Kuveyt tankerlerine eşlik ederek ham petrolün küresel pazara akışını sağladığı "Tanker Savaşı".

ABD, bu modeli şimdi de takip edebilir ve dünyanın ticareti yapılan petrol ve doğalgazının %20’sinin barış zamanında geçtiği boğazdan geçen gemileri korumak için daha agresif hale gelebilir. Son yıllarda Kızıldeniz’de saldırıya uğrayan gemilere daha sınırlı bir şekilde eşlik etti ve Başkan Donald Trump bu hafta ABD ordusuna küçük İran teknelerini "vur ve öldür" emri verdiğini söyledi.

Ancak Hürmüz Boğazı’nda refakat sağlamak o kadar kolay olmazdı. Askeri teknoloji "Tanker Savaşı"ndan bu yana ilerledi. ABD, bu savaşta 1980’lerdeki gibi net ve dar hedefler belirlemedi. Ve artık bir savaş tarafı olduğu göz önüne alındığında, uluslararası nakliyecilerin Amerikan Donanması refakatine rağmen kendilerini güvende hissedecekleri de belli değil.

>>Küçük tekneler, büyük sorunlar

ABD Donanması, İran’ın paramiliter Devrim Muhafızları’nın kullandığı küçük tekne taktiklerine uzun zamandır aşinadır. Devrim Muhafızları, askeri gemilere erişimini engelleyen uluslararası yaptırımlara uyum sağlamak için daha küçük sivil gemileri askeri amaçlarla kullanmaktadır.

Yıllardır, Devrim Muhafızları, Amerikan uçak gemileri boğazdan geçerken onları takip etmek için küçük ticari balıkçı tekneleri büyüklüğünde gemiler kullanmaktadır. Çoğunun üzerinde Sovyet döneminden kalma ağır makineli tüfekler ve tepelerinde küçük bir roketatar bulunmaktadır.

İran, bu küçük tekneleri kullanarak bu hafta iki kargo gemisine el koydu. Devrim Muhafızları tarafından yayınlanan bir video, devriye botlarındaki güçlerinin devasa konteyner gemilerinin yanında ne kadar küçük kaldığını gösterdi. Muhafızlar kargo gemilerine ateş açtı, ardından saldırı tüfekleriyle gemilere baskın düzenledi.

Propaganda değerlerinin ötesinde, bu ele geçirmeler, ABD ve İsrail ile savaşın neredeyse sekizinci haftasında, Amerikan Donanması’nın İran kıyılarına abluka uyguladığı bir dönemde, Devrim Muhafızlarının sınırlı kaynakları kullanarak boğazı etkili bir şekilde kapatabileceğini ve küresel ekonomiyi rehin alabileceğini gösterdi.

>>“Tanker Savaşı”

Tanker Savaşı”, 1980’lerde Irak ve İran arasında yaşanan sekiz yıllık şiddetli savaştan doğdu.

Irak ilk olarak Basra Körfezi’ndeki İran petrol altyapısını ve tankerlerini hedef aldı. İran sonunda bölgedeki gemilere karşı, mayın döşeme de dahil olmak üzere, kendi koordineli kampanyasıyla karşılık verdi.

ABD Deniz Enstitüsü’ne göre, Irak nihayetinde İran’ın 168 gemisine karşılık 280’den fazla gemiye saldırdı. Ancak İran’ın mayın kullanımı bölgede büyük yıkıma neden oldu.

Irak diktatörü Saddam Hüseyin’i istihbarat, silah ve diğer yardımlarla destekleyen ABD, "Ciddi İrade Operasyonu"nu başlattı ve Amerikan bayrağı altında yeniden düzenlenmiş Kuveyt petrol tankerlerine eşlik etmeye başladı.

Bu, tehlikesiz değildi. Operasyonun başlangıcında, Kuveyt süper tankeri Bridgeton, ABD eşliği altındayken bir mayına çarptı. USS Stark’a yapılan bir Irak füze saldırısı 37 denizciyi öldürürken, USS Samuel B. Roberts’a yapılan bir İran mayın saldırısı 10 kişiyi yaraladı. ABD ayrıca bir ticari yolcu uçağını savaş uçağı sanarak düşürdü ve İran Hava Yolları 655 sefer sayılı uçaktaki 290 kişinin tamamı öldü.

>>Kolay bir çıkış yolu yok

Zorluklara rağmen, "Tanker savaşı" operasyonu başarılı oldu ve ABD Donanması gemileri bölgeden yaklaşık 70 konvoya eşlik etti.

Ancak bunu bugün tekrarlamak zor olurdu.

ABD, İran’ın aşamayacağı bir kordon oluşturabileceğini garanti etmek zorunda kalacak; bu da oldukça zor bir iş, çünkü İran’ın tek bir füzesi, insansız hava aracı veya botla yapacağı saldırı, boğazda şu anda var olan korkuyu geri getirecektir.

Risk istihbarat şirketi Verisk Maplecroft‘tan analist Torbjorn Soltvedt, "Bence bunu ‘Tanker Savaşı’ ile karşılaştırsak bile, özellikle asimetrik tarafta askeri teknolojinin evrimi açısından, bir su yolunu güvence altına almak o zamana göre çok daha zor," dedi.

"Bir tür anlaşma olmadığı veya ABD, İran’ın hızlı botlar, insansız hava araçları ve kısa menzilli füzeler fırlatma yeteneğini önemli ölçüde kısıtlamadığı sürece, bu sorun çözümsüz kalacaktır."

Bu, Avrupa ülkelerinin, Trump’ın baskısına rağmen, savaş bitene kadar gemilere eşlik etme görevine katılmayacaklarını söylemelerinin nedenlerinden biridir.

Eski ABD diplomatı ve deniz subayı Tom Duffy’ye göre, Reagan yönetimi Soğuk Savaş operasyonunda daha dar ve net hedeflere sahipti; örneğin boğazı açık tutmak gibi.

"Buna karşılık, (şimdi) Amerikan hedefleri, rejim değişikliğinden her türlü maksimalist hedefe kadar bir tür kaleydoskop gibi oldu," diyor yakın zamanda "Körfez’de Tanker Savaşı" adlı bir kitap yayınlayan Duffy.

Son yıllarda, ABD Donanması, Yemen’deki İran destekli Husi isyancılarının saldırılarından korumak için Kızıldeniz koridorundan geçen gemilere sınırlı sayıda refakat hizmeti sundu. Ancak Donanma, ABD bayraklı gemilere veya Amerikan hükümeti için malzeme taşıyan gemilere odaklandı.

Bu operasyonlarda Donanma, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana denizde en yoğun çatışmayla karşı karşıya kaldı. Hürmüz Boğazı’ndan geçişi güvenli hale getirmek için güç kullanılması da benzer şekilde yoğun bir mücadeleye yol açabilir.

Duffy, Trump yönetiminin bu mücadeleyi isteyip istemediğinin bile net olmadığını belirtti.

"Bu hafta Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, ABD ve İsrail gemilerine saldırılmadığı için ateşkesin tehlikede olmadığı söylendi. Bu temel bir değişim," dedi. "Bu, yüzyıllardır süregelen ABD uygulamalarının ve deniz özgürlüğünün gerekliliği hakkındaki açıklamalarının ötesine geçiyor."

___

EDİTÖRÜN NOTU — Associated Press‘in Körfez ve İran haber direktörü Jon Gambrell, 2006’da AP’ye katıldığından beri Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin her birinden, İran’dan ve Ortadoğu’nun diğer bölgelerinden ve dünyanın dört bir yanından haberler yaptı.

Bu haber ilk olarak Fortune.com’da yayınlanmıştır.

https://fortune.com/2026/04/24/america-learned-how-to-guard-ships-going-through-the-mined-strait-of-hormuz-in-the-1980s-during-the-tanker-war/






- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Fransa’da antisemitizm tanımını genişleten yasaya tepkiler büyüyor

Fransa’da antisemitizm tanımını genişleten yasaya tepkiler büyüyor

16.04.2026

Fransa‘da öğrenciler, siyonizm karşıtlığını cezalandırmayı öngören tasarıya ’ifade özgürlüğünü kısıtlayacağı gerekçesiyle karşı çıkıyor. 2024’te Ulusal Meclis’e sunulan siyonizm karşıtlığının cezalandırılmasını kapsayan "Yadan yasası"nın bugün ve yarın Genel Kurul’da ele alınması bekleniyor.

Fransız milletvekili Caroline Yadan’ın 2024’te Ulusal Meclis’e sunduğu ve "bir devletin varlığının inkar edilmesinin yanı sıra İsrail’in Nazi rejimine benzetilmesinin cezalandırılmasını" öngören tasarı, "Yahudi karşıtlığıyla mücadele" adı altında siyonizm karşıtlığını ve İsrail’e yönelik eleştirileri cezalandırmak için kullanılabileceği gerekçesiyle tepki çekiyor.

Tasarıya karşı başlatılan imza kampanyası 700 binden fazla kişinin desteğini toplamasına rağmen Meclis Kanunlar Komisyonu, dün aldığı kararla kampanyanın Genel Kurul’da tartışılmasının yolunu kesti.

Tasarıya karşı çıkan öğrenciler son günlerde başkent Paris’teki üniversite kampüslerinde eylemler düzenledi. Polisin 14 Nisan’da tasarıya karşı çıkan öğrencilere yönelik sert müdahalesi muhalefetin tepkisini çekerken olaylar sırasında 4 öğrenci gözaltına alındı. Öğrencilerin gözaltına alınmasına karşı çıkan eylemciler, dün Paris’te bu kişilerin tutuldukları karakolun önünde toplandı.

Paris’te 4 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösteren öğrenciler, Yadan yasa tasarısına neden karşı çıktıklarını AA muhabirine anlattı. Paris’in tarihi okullarından Yükseköğretim Okulunda (ENS) eğitim alan Fransız öğrenci Emma R, öğrenciler arasında Yadan yasa tasarısına karşı ciddi bir seferberlik olduğunu belirtti.

Felsefe öğrencisi Emma R, ırkçılığın, Yahudi karşıtlığı dahil her türlüsüne karşı olduklarını vurgulayarak şunları söyledi:

"Bu (tasarının) Yahudi karşıtlığına karşı mücadelenin araçsallaştırılması olduğunu düşünüyoruz ve ben de şahsen buna tamamen katılıyorum; burada herkes tüm ayrımcılıklara, Yahudi karşıtlığı dahil ırkçılığın her türlüsüne karşı olduğu görüşünü paylaşıyor. Ancak bu tasarının, bunu Filistin’in seslerini, Gazze’deki mevcut soykırım ile Batı Şeria’nın tamamının işgaline ve sömürgeleştirilmesine karşı seferber olan öğrencilerin seslerini susturmak için kullanılacağını düşünüyoruz."

Matteo J. isimli Fransız öğrenci de "Yadan yasasının ifade özgürlüğüne yönelik son derece ciddi bir ihlal olduğunu düşünüyorum." dedi.

Matteo J, "(Tasarının) Yahudi karşıtlığı ve siyonizm karşıtlığı arasındaki karışıklık ayrıca çok tehlikeli." diyerek bunun, Filistin’e ilişkin benzer eylemlere daha fazla baskı uygulanmasına neden olabileceğinin altını çizdi.

https://anlatilaninotesi.com.tr/20260416/fransada-antisemitizm-tanimini-genisleten-yasaya-tepkiler-buyuyor-1105062118.html


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc