*ULUSAL ONURUN AYAKLAR ALTINA ALINMASI* Geçen gün *AKP* eski milletvekili Mehmet Metiner’in başına gelen tuhaf olay ya da “/*Vermeyeceklerini biliyordum ama denemek istedim”*/ diyerek yaşattığı o kepazelik, milletimizin onurunu ayaklar altına alan esaslı meselenin ve birkaç teknik detayın yeniden gündeme taşınması bakımından önemli bir fırsat doğurmuştur. Kepazelik dememin sebebi çok açıktır. Ne olursa olsun eski bir Milletvekilinin, üstelik Dışişleri Bakanlığı’nın referans mektubuyla başvurduğu *ABD*’nin Ankara Büyükelçiliği’nden vize reddiyesi almış olması, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşlarına bir hakarettir. Dışişleri’nin bu mevzuda aracı kılınması ise başlı başına bir garabet. Burada skandal çok boyutlu ve açıkçası neresinden düzeltmeye başlayacağımı ben de şaşırmış durumdayım. Yazılarımı düzenli olarak takip edenler bilir; ben, sınırların ve sınıfların kalktığı özgür bir dünyanın hayalini kuruyorum. Fakat bunun bir ütopya olduğunu da kabul ediyorum. O halde şimdi günün gerçeklerine dönelim ve daha ayakları yere basan politikalarla ve de usule uygun biçimde hareket edelim. Dış siyasette bilhassa Batılı devletlerle olan “/*eşitsiz ilişki”*/ anomalisine geçmiş yazılarımda yer yer değinmiştim. Yakın zamanda bitirmeyi planladığım yazı dizisinde bu anomali yeniden ele alınacak. Ancak bu son yaşanan aşağılık durum karşında suskun kalamazdım. Bugün genel bir durum değerlendirmesiyle bu olay üzerinden sizlere asıl meseleyi açıklamaya çalışacağım. Eskiden havalimanlarında içimi burkan manzaralarla karşılaşırdım. Dış hat terminallerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, “/*yurt dışı çıkış pulu”*/ almak için vezne önünde kuyruklar oluştururdu. Şöyle bir hayal edin lütfen… Onca parayı biriktirip dünyanın en pahalı pasaportunu al, ardından vize için aracı kurumlar seni tırtıklasın, hatta bazen ilgili konsolosluklarla bizzat cebelleş ve tam çıkacakken kendi devletin tarafından bir daha haraca kesil! Evet, sanki lüks tüketimmiş gibi yurt dışı seyahatiniz için bile devletiniz sizden vergi istiyor. Tam da şairin dediği gibi: “/*Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya…”*/ Yurt dışı çıkış pulu şimdilerde bir uygulama üzerinden de alınabiliyormuş artık. Belki de bu sebepten epeyce bir zaman o korkunç manzaralara şahit olmuyorum. Ancak, Türklerin konsolosluklarda ve sınır kapılarında çektiği sıkıntılar henüz bitmiş değil. İnsan olana reva görülmeyecek ne varsa benim insanıma yaşatılıyor. Çok vahim hikayelerle karşılaşıyorum hatta şikayetler alıyorum, bazıları oldukça küçük düşürücü. Türkiye’deki idare, bu konularda şimdiye kadar salt ihmalkarlık yapmadı, milletine sırtını döndü. Hainlik yaptı ve halen o ihanetin içindedir. Mesele, ülkenin Avrupa Birliği üyesi olup olmaması değil. Açıkçası “/*tam üyelik”*/ ne kadar Türkiye’nin menfaatine, o bile *AB*’nin bugünkü durumunda tartışmalıdır. Ancak, *AB*’nin nüvesi sayılan Ortak Pazar ile Türkiye arasında yapılmış, birliğe sonradan üye olan ülkeleri de bağlayıcı bir takım anlaşmalar var. Ayrıca bazı devletlerle Türkiye arasında ikili özel anlaşmalar da mevcut. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına *AB* vatandaşı gibi haklar sunan _*1970 Ankara Anlaşması (Katma Protokol)*_ var örneğin; fakat taraf ülkeler oradaki maddeleri aleni biçimde çiğniyor. Türkiye’de vatandaşını koruyan güçlü bir hükümet olmadığı için, Türklere karşı bu kadar rahat hukuk ihlalleri yapabiliyorlar. Yıllar ilerledikçe Türkiye’nin itibarı daha da dibe vuruyor. Bugün bir şekilde Avrupa Birliği ülkelerine yerleşenlerin Türkiye’den aldığı ehliyeti bile tanımıyorlar. Buna mukabil Türkiye ne yapıyor? Türkiye’ye yerleşen *AB* vatandaşlarının beraberinde getirdiği ehliyet dahil her belgeyi sorgulamadan kabul ediyor. Daha başka ne yapıyor? Ev alan bir yabancıya tüm aile fertleriyle beraber aynı gün vatandaşlık hediye ediyor. Avrupalı istediği vakit serbestçe gelirken, benim insanım yüklü bir masrafın altına girerek günlerce bekledikten sonra anca seyahat edebiliyor. Sebze ve meyvenin bile iyisi oralara gidiyor, “/*zehirli”*/ görüp iade ettiklerini ise iç pazarda eritiyoruz. Çok daha karmaşık ve teknik alt başlıklar da var fakat bu yazıda oralara girmeyeceğim. Ancak genel vaziyet o kadar hazin ki, bu ulusun bir çocuğu olarak kendimden utanıyorum. Ve bu utancı hissetmem için şahsi olarak herhangi bir mağduriyet yaşamam da gerekmiyor. Fakat sorgulamak gerekir: Nerelerde yanlışlar yapıldı? Yanlışın adresi belli; ülkeyi yönetmeye soyunan ama sadece soyan pısırık ve tam teslimiyetçi hükümet. Mehmet Metiner’in tecrübe ettiği bu acı hakikat karşısında Türk Milletine naçizane önerim şudur: Şanlı tarihinizi hatırlayın ve asla yılmayın. *https://www.turksolu.com.tr/ulusal-onurun-ayaklar-altina-alinmasi/* https://www.ab.gov.tr/files/ardb/katma_protokol.pdf - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Oraj POYRAZ Hoş geldiniz!...
Benim zaman içerisinde guruplarda yayınlamış olduğum epostalardan bir demet bulacaksınız
6 Haziran 2026 Cumartesi
TOM BARRACK, AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKARDI: VER ÇANAKKALE'Yİ, AL MONARŞİYİ
*TOM BARRACK, AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKARDI: VER ÇANAKKALE'Yİ, AL MONARŞİYİ* *AKP* Antalya’da bir diplomasi forumu düzenlendi. Açılış konuşmasını Tayyip Erdoğan yaptı. Ancak Tayyip Erdoğan’ın konuşması çok gündeme gelmedi. Bunun yerine Tom Barrack’ın 25 dakikalık konuşması çok daha fazla dikkate alındı, tüm tartışmaları belirledi. Bu, /*“güçlü Türkiye”*/ denen *AKP* Türkiye’sinin içler acısı durumunun en bariz göstergesidir. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde bir *ABD* Büyükelçisi, böylesine fütursuzca sahne çalmadı. İnsanlar artık Türkiye’nin geleceğini hiçbir yönelimi ve konuşması diğerini tutmayan *RTE*’den değil Tom Barrack’tan öğrenmeye çalışıyor. Tom Barrack da hiç utanmadan durumun keyfini çıkarıyor. Antalya’da da öyle bir konuştu ki sanki Türkiye’yi o yönetiyor. Maşallah! Türkiye’nin rejiminden giriyor, Osmanlı’nın tarihinden çıkıyor. Oradan Hürmüz Boğazı’na sıçrıyor. Oradan çıkıyor Çanakkale’ye gidiyor. Demokrasileri yıkıyor. Yerine monarşiler kuruyor. Özgür Özel de bu hadsiz tavra tepki gösterdi. Tom Barrack’ın Ortadoğu’da -Türkiye’yi de dahil ederek-demokrasilerin işlemediğini, merhametli monarşilerin daha iyi olduğu yönündeki konuşmasını kınadı. Ancak Özel dahil kimse bu konuşmadaki en önemli 15 saniyeyi önemsemedi. Burada Tom Barrack açıkça Çanakkale Boğazı için /*“bizim”*/ ifadesini kullandı. 25 dakikalık konuşma canlı olarak yayınlandı. Bağlantısını da paylaşıyorum: *https://www.youtube.com/watch?v=Ap64N47bbmY* Bu videonun 3:00 ile 3:15 süreleri arasında Tom Barrack aynen şöyle diyor: “/*Şimdi, deniz hukukunun Hürmüz Boğazı’nda pek iyi işlemediği durumda,‘her ihtimale karşı’ felsefesine geçtiğimizde, elimizde Çanakkale Boğazı da var.”*/ Tom Barrack, bu ifadeleri kullanırken son derece rahat bir tavırla parmağıyla yukarı doğru gösterdi. Yani Antalya’dan Çanakkale’yi işaret etti adeta. Kimse de çıkıp Lübnan kaçkını, Epstein Adası kaçağı bu eski tebaa bozuntusuna /*“Ulan Çanakkale Boğazı bizim ülkemizin boğazı, senin değil. Sen kimsin Çanakkale Boğazımız var diyorsun?”*/ demiyor. *AKP* zaten demez çünkü onlar o kadar mutlu ki! /*“Barrack bizi çok övdü, reise olağanüstü dedi”*/ diye göbek atıyorlar. Muhalefet de ya duymuyor ya susuyor. Monarşi için bir pazarlık mı dönüyor? İlginç şeyler oluyor. İstanbul Boğazı’nda *NATO* üssü açılacağı söyleniyor. *AKP* medyasında /*“Yeni Dubai”*/ İstanbul olacak manşetleri atılıyor. Daha birkaç ay önce Papa’yı getirip, İznik’i kutsal Hıristiyanlık şehri ilan ettirdiler. Papanın İstanbul’da gezmediği kilise, ayin yapmadığı yer kalmadı. Şimdi de Tom Barrack gelmiş, adeta dalga geçiyor. *RTE* ile Netanyahu arasındaki atışmalara /*“bunlar retorik”*/ diyor. *RTE* için /*“olağanüstü lider”*/ diyor, /*“monarşik cumhuriyet”*/ gibi saçmalıklar öneriyor. Allah’ın Lübnan Katoliği! Lübnan’da bunun mahallesinde küçük bir olay çıksa, bir kaşık suda boğulmasınlar diye, Türk mutasarrıfı yanındaki bir tane değnekçiyi gönderir hizaya çekerdi hepsini. Bunların seviyesi bu. Amerika’da /*“adam”*/ olmuş, Trump’la da arkadaş. Epstein adasında her türlü haltı yemiş ve gelmiş burada da bize bizim tarihimizi öğretiyor. Osmanlı’yı bizim için yeniden kuruveriyor. Monarşiler çok iyiymiş… Demokrasi dediğiniz neymiş ki? Demokrasi adı altında bir sürü işkenceci rejim kuruluyormuş. Bakın, Körfez’de güçlü monarşiler varmış. Gayet de iyi işliyormuş. Bu bölgede böyle olurmuş. Körfezdeki monarşilerin ne kadar işe yaradığını gördük? İran iki füze fırlattı, Dubai’nin hayat kadınları da /*“iş insanları”*/ da çil yavrusu gibi dağıldı. Şimdi de /*“Körfez Emirleri”*/ Amerika ve İsrail’e yalvarıyorlar: Aman sakın ateşkes yapmayın. Biz ne yapacağız? Bizim ekonomilerimiz mahvoldu. Bu boğaz açılmayacak mı? Böyle /*“istikrarlı monarşik rejimleri”*/ elbette ister *ABD*. Erdoğan güçlü lidermiş. Neye yarıyor bunun gücü, nerede ne etki yapıyor? Hayırdır? Biz 24 senedir bunun yönetimi altındayız. Ülkede yaşam kabusa döndü. Ama bir gücü, işe yarayan bir yönü var demek ki; Tom Barrack ve Donald Trump öve öve bitiremiyor. Yandaş medya, İslamcı tayfası ise davul çalıyor: /*“Dünya lideri Tayyip Erdoğan, Antalya’ya tüm dünya liderlerini toplamış.”*/ *ABD* ise büyükelçiyi yeterli görmüş. Sömürge valisi gibi konuşuyor. Atıyor, tutuyor. Özgür Özel ise öfkeli. /*“Sen nasıl olur da Türkiye’ye demokrasiye uymaz dersin, monarşi istersin”*/ diye. Tamam çok güzel Özgür Özel. Ancak bu adam sadece monarşi gelsin demiyor ki. Aynı zamanda ne diyor? /*“Türkiye’de ulus devlete dayalı Cumhuriyet kurulması hatalıydı”*/ diyor. /*“Türk, Kürt, Arap, bir federasyon oluşturmalı, her dini yapı kendi idaresine sahip olmalı”*/ diyor. Sen buna karşı çıkıyor musun Özgür Özel? En son bıraktığımda sen de /*“Türk-Kürt-Arap”*/ diyordun. 29 Ekim kutlamalarında ağzına /*“Türk”*/ sözcüğünü bile alamadın. Sürekli /*“bu toprakların insanları”*/ demek zor oluyor herhalde, sen de en sonunda /*“Türk-Kürt-Arap”*/ saçmalığına demir attın. Tom Barrack, bu kadar pervasız ve kibirli olmakta haklı mı? Ne yazık ki öyle gibi. Tom ne zaman /*“Türk-Kürt-Arap”*/ lafını yumurtladı, *RTE* de papağan gibi /*“Türk-Kürt-Arap”*/ demeye başladı. Sonra mecliste illegal komisyon toplandı. Orada da /*“Türk-Kürt-Arap”*/ aşağı, /*“Türk-Kürt-Arap”*/ yukarı. Ve artık Özgür Özel de bütün mitinglerinde papağan gibi /*“Türk-Kürt-Arap”*/, Ekrem İmamoğlu bütün /*“Türk-Kürt-Arap”*/ diyor. Tom Barrack /*“demokrasi değil monarşi gelsin”*/ deyince karşı çıkıyorsunuz ama ulus devlet parçalasın yerine /*“Türk-Kürt-Arap”*/ gelsin deyince karşı çıkmıyorsunuz. Adam zaten bu yüzden demokrasi yerine monarşi istiyor. Demokrasinin olmadığı yerde monarşi ülkeyi nasıl yönetecek ki? Feodal bölgelere, mezhepsel yapılara, etnik baronluklara böler ülkeyi. Diyarbakır’ın baronu terörist başı Apo olur. Adıyaman’ın emiri Menzil bilmem nesi olur. İzmir’de başka kafa, Konya’da başka bir kafa. Ankara’da da /*“merhametli monark”*/, *BOP* Eşbaşkanı *RTE* oturur. İşleri tepeden halleder. Amerika ne istiyorsa verir. Seçimlere, Meclise, Anayasa’ya ne gerek var? Tom Barrack, bu yüzden demokrasi değil monarşi diyor. Ama bizim sözde muhalefet, hâlâ Tom Barrack’ın /*“Türk-Kürt-Arap”*/ söylemini papağan gibi tekrar ediyor. *AKP* medyası ise Epstein adası kaçkınları reislerini övdükçe sevinç naraları atıyor. Tom Barrack /*“Çanakkale Boğazımız var”*/ demiş, kimsenin umurunda değil. “/*RTE sağ olsun, İslam ümmeti yüzünü Türkiye’ye döndü”*/diyorlardı. /*“İstanbul Dubai olsun”*/diye çırpınıyorlar şimdi. İslam ümmetinn yeni bir pislik başkentine mi ihtiyacı vardı? Dubai’nin irini, hayat kadını, dolandırıcısı buraya aksın. Sorun değil. Papa gelir ayin yapar, yine 20-30 tane. Zaten Filistin ve İran’ın en büyük savunucusu değil mi? Evliya evliya. Hak dinine geçmiş ama söyleyemiyormuş. Palavralar hazır. Pazarlıklar tam gaz. Yeter ki *RTE*’nin /*“monarşi koltuğu”*/ hazır edilsin. Aferin be /*“İslam”*/cılar! Epstein Adası kaçkınlarından yine övgüyü kaptı reisiniz. İslam dünyasının lideri kesinlikle sizsiniz. *https://www.turksolu.com.tr/tom-barrack-agzindan-baklayi-cikardi-ver-canakkaleyi-al-monarsiyi/* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Abdülmecid Efendi’nin Hilâfeti Mısır kralı Faruk’a 200 bin İngiliz lirasına satmak istediğini biliyormusunuz?
*Abdülmecid Efendi’nin Hilâfeti Mısır kralı Faruk’a **200 bin İngiliz lirasına satmak istediğini biliyormusunuz?* Son Halife Abdülmecid Efendi’nin sürgünde yaşadığı dönemde, Mısır Kralı Faruk’a hilafet unvanını para karşılığında devretme girişimi olduğu yönünde *1939* tarihli bir Emniyet istihbarat raporu bulunmaktadır. Rapora göre Abdülmecid, *200* bin İngiliz sterlini karşılığında feragat edebileceğini belirtmiştir. _*Belgede özetle şunlar yazıyor:*_ Abdülmecid Efendi, hilafeti büyük bir bedel mukabilinde satmayı düşündüğü duyulmuştur. Geçen sene Mısır Kralı Faruk tarafından bilvasıta (dolaylı) bir teklif yapılmış ve kendisine *40.000* İngiliz lirası verileceği söylenmiştir. Abdülmecid bu parayı az bulmuş ve *200.000* İngiliz lirası verilmesi halinde Mısır Kralı Faruk lehine hilafetten feragat edeceği kuvvetle muhtemeldir. *Özetle* Abdülmecid Efendi Meclis kararını tanımamış olsa da, hilafet *1924*’ten itibaren fiilen bitmişti. *1939*’daki rapor, onun sürgündeki çaresizliğini ve unvanını maddi çıkar için kullanma eğilimini gösteriyor*...* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
5 Haziran 2026 Cuma
Serhan Kaya: Dünyada hâlâ F-4 Phantom uçuran 3 ülke kaldı.
Bu halkı matematik, fizik, mantık ve felsefeden yoksun bırakanlara lanet olsun. Algılar, yargılar, duygular hep çarpık. Adeta mahallenin delisi gibi. Büyük kapasite var. Ama bu potansiyelin kinetiğe dönüşmesi zayıf. Hala daha günümüzde yapılanları çağdaş rakiplerimizin kırk elli yıl önceden yaptıklarının farkında değiliz. Otoyollar mı, duble yollar mı? Onlar Hitlerin II. Dünya Savaşı mega projeleriydi. Stealth uçaklar mı, ilk prototipler de NAZİ'ler eliyle yapıldı. Savaş meydanlarında 80'li yıllarda görüldü. Tank, Top, tüfek, tabanca mı? Biz ancak kendi lisanlı ürünlerimizi son yıllarda yapıyoruz. HAtta yine de çoğu aslında intihal. Yani çalıntı. İnovasyon kabiliyetimiz güdük. Bin beşyüz yıllık dindarlaşma eğilimleri imanı aklın önüne aldı. Atatürk bile bu sorunla doğrudan yüzleşmeye cesaret edemedi. Sorunu yüz yıl süreyle buzdolabının en soğuk yerine koymakla yetindi. Cin olmadan adam çarpmaya yelteniyoruz. Elin Yahudisi finansın, bankerliğin temellerini bin yıllar önce icat etmiş. Biz ona babalanıyoruz. Elin Almanı demir çağından hiç oyalanmadan çelik çağına geçmiş, Sovyetler bize çelik fabrikası kurmasaydı bugün napardık bilmiyorum. Özel metal alaşımların üretimi, dökülmesi, soğuk, sıcak ve talaşlı işlemlerinin pek çoğunu hala daha yapamıyoruz. Hala daha titanyum malzemenin tam olarak nasıl işlendiğini bilmiyoruz. Vb. vb. Elbette BİİİİZ YAPAARIIZ…. Hatta YAPMALIYIZ. Ama lütfen bu yolculukta ilk adımı attığımızda hemen kutlamalara başlamayalım. Elimizde henüz hazır olmayan silahları göstererek düşmanlarımızı tehdit etmeyelim. Poker oynayanlar bilir. Blöf yapılır. Ama elin gizliyse yapılır. Açık elle blöf olmaz. Biz kör kör gözüm parmağına yalan söylüyoruz. Dünya alem bizim seçmen gibi salak değil. Biz hangi silah sistemlerine sahibiz , envanterde ne kadar var? Biliyorlar. Amerika boşuna eski silahlarını bizlere kakalamıyor. Aptal mı Amerikalılar, Avrupalılar. Onlar da bilirler, eski silahları cilalayıp, boyayıp kullanmayı. Ne tekim, bazı özel silahlarda bunu yapıyorlar da. Misal B-52'ler. Ama envanterlerinde ağırlığı olan silahlarda bunu yapmıyorlar. HEK'E ayırıyorlar. HEK ne demek? Hurda, enkaz, kullanılamaz (HEK) Bakın biz de biliyoruz. Sahra talimatnamelerinde vardır bu. Ama hala daha eski uçak yoktur, bakımsız uçak vardır safsatalarıyla kendimizi avutuyoruz. İnanın bana bu benim 22 yaşındaki Renault Flash'ı yürütmeye çabalamam gibi. Harcadığım her para, dipsiz bir kuyuya atılmış gibiydi. 5 liralık arabaya 1,5 lira harcadığımda değeri 6,5 liraya çıkmıyordu. İkinci elde 3,5'ğa zor sattım. Ustalar bana yalvardılar. Hocam bu arabayı satalım. Bu iflah olmaz dediler. Ya da hocam dediler, bunu tamir etmek için açmayalım. Açarsak çıkacak masrafa değmez dediler. Dediler ama ben daha iyisini alamam diye uğraştım. Ve sonunda ustalarla aynı yere geldik. Hikaye aynıdır. Bu arabanın bende bıraktığı travma hala daha derinde yer eder. Beni yaşlanmanın, eskimenin, hırpalanmanın, malzeme yorgunluğunun felsefesini yapmak zorunda bırakmıştır. Siz isterseniz optik sistemler, elektrik, elektronik sistemler, termal sistemler, mekanik sistemlerin her biri için uzun uzun tecrübelerimi anlatabilirim… Uçaklarda ise benim arabada yaşadığım her tecrübe ölümcüldür. Uçan tabutlara sahip olduğunuzu siz kabul etmeyebilirsiniz. Dünya aleme babalanabilirsiniz. Ama onlar bilirler. Saygılar Oraj POYRAZ L2fSIJNoA0xfSNxA -------------- Serhan Kaya: Dünyada hâlâ F-4 Phantom uçuran 3 ülke kaldı. @KayaSerhan_ _*Türkiye. İran. Yunanistan.*_ *1958*’de ilk uçuşunu yapan bir uçak. Yunanistan *2027*’de emekli etmeye hazırlanıyor. Türkiye *2030*’a kadar uçurmaya devam edecek. Türk Hava Kuvvetleri’nin bugünkü filosu: ~*35* F-*16* Block *30* ~*100* F-*16* Block *40* ~*60* F-*16* Block *50* ~*30* F-*16* Block *50*+ ~*35* F-*4E* Phantom Mayıs *2026* itibariyle envanterdeki 4.5 nesil veya üzeri savaş uçağı oranı: %0. Türkiye’ye F-*16* teslimat tarihi: *1987*-*1995*: *160* uçak (Peace Onyx I) *1996*-*1999*: *120* uçak (Peace Onyx *II* + *III*) *2000-2010: 0* *2011*-*2012*: *30* uçak (Peace Onyx *IV*) *2013-2026: 0* *14* yıldır yeni uçak teslimatı yok. Peki karşı kıyıda ne var? Sayısal olarak Türkiye hâlâ önde, _*~265’e karşı ~228*_. Ancak nesil ve radar teknolojisi konusunda Yunanistan önde. *AESA* radar, karşı tarafı sen göremeden seni gören, aynı anda düzinelerce hedefi takip eden yeni nesil radar. Modern hava savaşının gözü. _Bugün Ege’de *AESA* radarlı uçak sayısı:_ _Yunanistan: *74*. *2027*’de *107* olacak._ _Türkiye: 0._ *MURAD* entegrasyonu tamamlandı, ~*35* uçaklık filoya yayılması en erken *2027* sonu. 0’a karşı *74*. *24* Rafale *F3R,* teslim tamamlandı. Bugün envanterde. *83* F-*16* Viper’a yükseltiliyor, *50*’si teslim edildi. *20* F-*35A* siparişte, ilk teslimat *2028,* Yunanistan’a fiziksel varış *2030*. 4.5 nesil veya üzeri savaş uçağı oranı: %*11*. Ve artıyor. /*"Ama bizim de yeni uçaklar geliyor" */diyene: *KAAN,* prototip aşamasında. Kızılelma, prototip aşamasında. Eurofighter, Almanya’nın vetosu kalktı, satış onaylandı, pilot eğitimi başladı, ama uçaklar henüz teslim edilmedi. F-*16* Block *70,* 1.4 milyar dolar ödendi, uçak yok, fiyat kavgası sürüyor, fabrika tıkalı, gerçekçi teslimat *2028*-*2029*. Yunanistan’ın F-*35*’leri de *2030*’da geliyor, bizim *KAAN* da *2028*-*2030*. Fark şu: onlar aradaki boşluğu *24* Rafale ile kapattı. Biz hiçbir şeyle kapatamadık. Evet, bu süreç yerli savunma sanayisini hızlandırdı. *KAAN,* *MURAD,* *ÖZGÜR* hep bu boşluktan doğdu. Ama bugün envanterdeki karşılığı hâlâ sıfır. _*SİHA'*da dünyada ilk 3’teyiz, *SİPER* envantere giriyor._ _*Ancak hava-hava muharebesinde insanlı savaş uçağının yerini şu an hiçbir şey tutmuyor.*_ Yunanistan ile bir savaş olacağını düşünmeyen biri olarak söylüyorum: *KAAN* yeterli sayıda envantere girmeden böyle bir masaya oturmak istemezdim. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Samsun'un Terme ilçesinin ex AK Partili belediye meclis üyesi Rümeysa Eker: şunları yazdı:
Samsun'un Terme ilçesinin ex AK Partili belediye meclis üyesi Rümeysa Eker: şunları yazdı: /"Çok enteresandır; bu ülkede tefeciler Kemalist'tir, solu destekler; bu ülkede banka patronları Kemalist'tir, solu destekler; bu ülkede sex shop işletenler Kemalist'tir, solu destekler./ /Bu ülkede sanatçıların (sözde) geneli Kemalist'tir, solu destekler; bu ülkede bar, pavyon, alkollü restoran, ocakbaşı vb. işletenler Kemalist'tir, solu destekler. Bu ülkede tüm aykırı tipler Kemalist'tir, solu destekler; bu ülkede 'elletirim, belletirim' diyenler Kemalist'tir, solu destekler; bu ülkede LGBT adı altında her türlü ibnelik yapanlar Kemalist'tir, solu destekler./ /Bu ülkede dizi filmlerle toplumu türlü ahlaksızlıklarla manipüle edenler Kemalist'tir, solu destekler; bu ülkede kadını özgürlük naraları altında türlü pespaye pazarlarda reklam vb. altında pazara çıkaranlar Kemalist'tir, solu destekler. Bu ülkede p....kler Kemalist'tir, solu destekler; bu ülkede uyuşturucu tacirleri Kemalist'tir, solu destekler; bu ülkede yapılan her güzel işe takoz olanlar Kemalist'tir, solu destekler. Bu ülkede sadece İslam'a düşman, diğer bütün inanışlara saygı duyanlar Kemalist'tir, solu destekler./ /Bu ülkede 100 yıl boyunca partisine ya hain ya da hırsız lider seçenler ve zıp zıp zıplayarak ülkenin kurtulacağını zannedenler //Kemalist'tir//, solu destekler. Bu ülkede seçimle gelemeyeceğini bilen ve her defasında İngiltere'ye ve Amerikalı abilerine koşanlar //Kemalist'tir// ve solu destekler./ /Bu ülkede 'M. Kemal olmasaydı Yorgo olurdunuz' diyenler ve en çok Yorgo'ya benzeyen, benzemek için kırk takla atanlar //Kemalist'tir// ve solu destekler. Bu ülkede zanaatın sadece heykelden ibaret olduğunu ve onu da yabancılara yaptırıp sanat diye satanlar //Kemalist'tir//, solu destekler./ /Bu ülkede milletvekili olabilmek için karısını parti liderinin yatağına yollayan ve bu konu ayyuka çıkınca da onları cansiperane savunanlar //Kemalist'tir// ve solu destekler; bu ülkede tescilli hırsız için miting düzenleyen ve onu kurtarıcı olarak görenler //Kemalist'tir// ve solu destekler."/ https://www.ensonhaber.com/ak-partili-meclis-uyesinin-kemalizm-paylasimi-istifa-getirdi-h1539768?utm_source=chatgpt.com - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Francesca Albanese açıkça söylüyor: Soykırım durdurulamaz ve nekrokapitalizm yenilmez gibi görünebilir, ancak öyle değiller.
_Francesca_ _Albanese_ açıkça söylüyor: Soykırım durdurulamaz ve nekrokapitalizm yenilmez gibi görünebilir, ancak öyle değiller. Anahtar, birlik, koordinasyon ve azimdir. Protesto etmeye, grev yapmaya, boykot etmeye ve dava açmaya devam edin. Sadece bir kez değil, apartheid sona erene ve onu destekleyen sistem de çökene kadar gerektiği kadar çok kez. Suç ortaklığı içeren sessizliğin normalleştiği bir dünyada, sözleri güçlü bir hatırlatma niteliğinde: Gerçek değişim, sürdürülen kolektif eylem gerektirir. _Francesca_’nın sesi, uluslararası hukukta en cesur ve en gerekli seslerden biri olmaya devam ediyor. Bu mesajı paylaşalım ve ilerlemeye devam edelim. Adalet bekleyemez. — — — — — _Francesca____Albanese_says it clearly: genocide may seem unstoppable and necrocapitalism invincible, but they are not. The key lies in unity, coordination, and perseverance. Keep protesting, striking, boycotting, and litigating. Not just once, but as many times as necessary until apartheid ends and the system that sustains it also collapses. In a world where complicit silence is becoming normalized, her words are a powerful reminder: real change requires sustained collective action. _Francesca_’s voice remains one of the bravest and most necessary in international law. Let’s share this message and keep moving forward. Justice cannot wait. *https://www.facebook.com/groups/2224805678322112/posts/2255322368603776/?comment_id=2255358705266809¬if_id=1780664087966456¬if_t=group_comment_mention <https://www.facebook.com/groups/2224805678322112/posts/2255322368603776/?comment_id=2255358705266809¬if_id=1780664087966456¬if_t=group_comment_mention>* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
“Uslu çocuklar gibi çalışın yoksa sınır dışı edilirsiniz.” Aşırılıkçı yerleşimci, Arapları sınır dışı etmekle tehdit ediyor ve Gazze ile Lübnan'ı işgal edeceğine yemin ediyor.
*“Uslu çocuklar gibi çalışın yoksa sınır dışı edilirsiniz.”* Aşırılıkçı yerleşimci, Arapları sınır dışı etmekle tehdit ediyor ve Gazze ile Lübnan'ı işgal edeceğine yemin ediyor. “/*Work like well-behaved children or face expulsion”.*//**/. Extremist settler threatens Arabs with deportation and vows to occupy Gaza and Lebanon. “إما العمل كأطفال مطيعين أو الطرد”.. مستوطن متطرف يهدد العرب بالترحيل والسيطرة على غزة ولبنان. <https://www.facebook.com/reel/1534939391488770> https://www.facebook.com/reel/1534939391488770 - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
4 Haziran 2026 Perşembe
Bir ilahiyatçının hesaplaşması
Bir ilahiyatçının hesaplaşması
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Oxford Birliği İngiliz Sansürüne Meydan Okuyor: Cenk ve Hasan Çevrimiçi Konuşacak
Oxford Birliği İngiliz Sansürüne Meydan Okuyor: Cenk ve Hasan Çevrimiçi Konuşacak
Oxford Birliği Başkanı Arwa Elrayess, İngiliz hükümetinin uyguladığı giriş yasağına rağmen, 6 Haziran 2026’da Cenk Uygur ve Hasan Piker’in katılacağı çevrimiçi etkinliği gerçekleştirmeye karar verdi.
İçişleri Bakanlığı, varlıklarının "kamu yararına uygun olmadığı" gerekçesiyle elektronik seyahat izinlerini (ETA) iptal etmişti.
Bu karar, İsrail yanlısı baskıya boyun eğme eylemi olarak geniş çapta görülüyor (Middle East Eye, 2026; The Guardian, 2026).
The Young Turks’ten Uygur ve yeğeni Piker (Hasan Abi), ilerici aktivizmleri ve her türlü ırkçılığı reddetmeleriyle tanınıyorlar.
Yahudilere karşı nefret kışkırttıklarına dair güvenilir bir kayıt yok.
Aksine, her ikisi de sürekli olarak antisemitizmi kınadılar.
Onların asıl “suçları”, Ekim 2023’ten beri İsrail Devleti’nin politikalarını sert bir şekilde eleştirmiş olmalarıdır.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, Gazze’de soykırım olarak tanımladıkları olayları belgelediler: sivil altyapının büyük ölçüde tahrip edilmesi, insani yardımın engellenmesi ve on binlerce Filistinli sivilin öldürülmesi (Uluslararası Af Örgütü, 2026; İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2026).
New York Times eleştirmeni Jennifer Szalai, benzer analizlerde bu yasakların, meşru hükümet eleştirisinin yanlış bir şekilde ırkçı nefretle eşdeğer tutulduğu, otoriter bir kamuoyu tartışmasının nasıl kapatıldığını yansıttığını belirtmiştir (Szalai, 2026).
Birleşik Krallık’ın bu korkakça önlemi, savunduğunu iddia ettiği liberal ilkelerin üzerinde yabancı çıkarlara boyun eğdiğini ortaya koymaktadır.
Oxford Birliği buna karşı çıkıyor: fikirler tartışmalarla mücadele edilir, vetolarla değil.
Ahlaki kriz zamanlarında, vahşetleri kınayanları sansürlemek yalnızca zayıflığı ve gerçeğe karşı korkuyu ortaya koyar.
Kaynaklar
Uluslararası Af Örgütü. (2026, 10 Mart). İsrail’in Gazze’deki soykırımı kadınlara ve kız çocuklarına daha da ağır zararlar veriyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü. (2026). Dünya Raporu 2026: İsrail ve Filistin.
Orta Doğu Gözü. (2026, 2 Haziran). Oxford Birliği başkanı, İngiltere yasağına rağmen Hasan Piker ve Cenk Uygur’a platform sağlamaya yemin etti.
The Guardian. (2026, 1 Haziran). İfade özgürlüğü aktivistleri, Hasan Piker ve Cenk Uygur’un İngiltere’ye giriş yasağını kınadı.
Szalai, J. (2026, 22 Nisan). İsrail doğumlu bir Holokost uzmanı ülkesi için yas tutuyor. The New York Times.
=======================
Oxford Union Challenges British Censorship: Cenk and Hasan Will Speak Online
The president of the Oxford Union, Arwa Elrayess, has decided to go ahead with the online event featuring Cenk Uygur and Hasan Piker on June 6, 2026.
Despite the entry ban imposed by the British government.
The Home Office revoked their electronic travel authorizations (ETA), claiming their presence was “not conducive to the public good.”
This decision is widely seen as an act of servility to pro-Israel pressure (Middle East Eye, 2026; The Guardian, 2026).
Uygur, from The Young Turks, and his nephew Piker (HasanAbi) are known for their progressive activism and their rejection of racism in all its forms.
There are no credible records of them inciting hatred against Jews.
On the contrary, both have consistently condemned antisemitism.
Their real “crime” has been harshly criticizing the policies of the State of Israel since October 2023.
Organizations such as Amnesty International and Human Rights Watch have documented what they describe as genocide in Gaza: massive destruction of civilian infrastructure, blocking of humanitarian aid, and tens of thousands of Palestinian civilians killed (Amnesty International, 2026; Human Rights Watch, 2026).
New York Times critic Jennifer Szalai has pointed out in similar analyses how these bans reflect an authoritarian closure of public debate, where legitimate criticism of a government is falsely equated with racial hatred (Szalai, 2026).
This cowardly measure by the United Kingdom exposes its subordination to foreign interests above the liberal principles it claims to defend.
The Oxford Union resists: ideas are fought with arguments, not with vetoes.
In times of moral crisis, censoring those who denounce atrocities only reveals weakness and fear of the truth.
References
Amnesty International. (2026, March 10). Israel’s genocide in Gaza inflicts compounded harms on women and girls.
Human Rights Watch. (2026). World Report 2026: Israel and Palestine.
Middle East Eye. (2026, June 2). Oxford Union president vows to platform Hasan Piker and Cenk Uygur in defiance of UK ban.
The Guardian. (2026, June 1). Free speech activists condemn UK entry ban for Hasan Piker and Cenk Uygur.
Szalai, J. (2026, April 22). An Israeli-born scholar of the Holocaust mourns for his country. The New York Times.
https://www.facebook.com/groups/2224805678322112/posts/2252601522209194/
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
“İsa’nın Ordusu”
Rus kuklası Kadirov rejiminin *_“İsa’nın Ordusu”_* adlı tarikatı şizofrenik söylemlerini sürdürmeye devam ediyor. Bu dinler arası diyalog sapkınlığı, geçmişte Türkiye'de FETÖ tarafından İslam'ın özünü bozmak ve toplumsal yapıyı dejenere etmek amacıyla kullanılmıştı. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>