18 Ağustos 2026 Salı

ÇANAKKALE'DE CEPHEDEN KAÇAN KÜRTLER,KURTULUŞ SAVAŞI'NDA YUNAN ORDUSUNDAKİ KÜRDİSTANCILAR

ÇANAKKALE'DE CEPHEDEN KAÇAN KÜRTLER,KURTULUŞ SAVAŞI'NDA YUNAN ORDUSUNDAKİ KÜRDİSTANCILAR /*"Çanakkale’de Kürtler de savaştı." */propagandası tam bir palavradır. 1914 nüfus sayımına göre Osmanlı’nın resmi nüfusu 14 milyon civarındadır. Ancak bu nüfus sayımında sayılamayan ya da göz ardı edilen unsurlar da katılırsa ve yabancı gizli servis raporları göz önüne alınırsa Osmanlı’nın nüfusu 18 milyon olarak karşımıza çıkıyor. İngiliz kayıtlarına göre; Osmanlı nüfusu: 18 milyon Kürt unsur ve Zaza nüfusu: 2 milyon 800 bin iken Alman istihbarat raporlarına göre; Osmanlı nüfusu: 18 milyon Kürt unsur: 1 milyon 600 bin olarak gösterilmektedir. Birinci Dünya Savaşı’nda silah altına alınan toplam asker sayıları ise şöyledir: Osmanlı Harbiye Nazırlığı resmi rakamı: 2.998.000 İngiliz kayıtlarına göre; Toplam silah altına alınan personel: 3.156.000 Kürt unsur: 44.000 Alman istihbarat raporlarına göre; Toplam silah altına alınan personel:2.998.000 Kürt unsur: 44.000 Bu rakamlara istinaden şunu diyebiliriz ki rakamlar Osmanlı’nın müttefiki olan Almanya’nın istihbarat birimlerinin hazırladığı raporlara dayandırılmıştır. İngilizler de Alman raporlarını referans almışlardır. Şimdi Alman raporlarını referans alarak sesli düşünelim. Osmanlı tebası içindeki Kürt nüfusun oranı: 18.000.000/1.600.000= yaklaşık olarak yüzde 10 Osmanlı ordusundaki Kürt unsur oranı: 2.998.000/44.000= yaklaşık olarak yüzde 1.5 olmaktadır. Yani Kürtlerin nüfusa oranı yüzde on iken orduya oranı yüzde bir buçuktur. Şimdi de gelelim Çanakkale cephelerindeki şehit sayılarına: Yine Alman istihbarat raporlarına göre Toplam şehit: 48.148 Kürt unsur: 221 Çanakkale’de silah altına alınan toplam Kürt unsur: 12.000 Toplam şehit sayısının binde 5′i… Kürtlerin belki şehit sayısı ve Çanakkale savaşına olan katkıları daha fazla olabilirdi. Ancak Kürtler bugün birilerinin öne sürdüğü gibi davranmamıştır. Örneğin Çanakkale Savaşı’nda tek bir kurşun dahi atmadan cepheden kaçan 77. alayın tamamı Kürt’tür. Savaştan kaçan bu Kürt askerler, cephe gerisinde Osmanlı ordusunu uğraştırmış, erzak ve mühimmat konvoylarını yağmalayarak düşmandan daha fazla zararlar vermiş ve savaş dolayısıyla haklarında idam kararı çıkarılmış ve o ortamda yakalanabilenler derhal idam edilmiştir. Yine Kürtlerden mürekkep bir başka alay olan 72. Alay ise çatışmaların en çetin olduğu Conkbayırı’nda kanatlarını korumakla görevli olduğu 57. alayı yüzüstü bırakmış, silahlarını dahi düşmana terk ederek etrafa dağılmış ve hatta esir düşmüşlerdir. Şefik Aker Paşa anılarında bu ihanetten bahsetmektedir. 77. Alay 1. Tabur komutanı Binbaşı Mehmet Emin Bey, çarpışmalarla ilgili bilgi vermeye geldiğinde/*"Efendim! Yüksek katınıza çıkmaya utanıyorum. Üzülerek belirtmeliyim ki bütün alayımız çil yavrusu gibi dağınık, savaş alanından kaçmışlardır. Bir ucu Maltepe’ye kadar gitmiştir. Alay komutanını bulamadım. Sizin Kocadere’ye gelmekte olduğunuzu haber aldığımızdan, bilgi sunmak için buraya koşup geldim!"*/ diyecektir. Fahrettin Altay’ın anılarından öğrendiğimize göre de tümene çoğu Kürt kökenli askerlerden oluşan 72. ve 77. Alayların verilmesi Mustafa Kemal Paşa’nın tepkisine neden olmuştur. Fahrettin Altay, Mustafa Kemal Paşa’nın tepkisini şöyle anlatmaktadır: "Mustafa Kemal Paşa, Gelibolu‘dan geçerken bize uğradı. Kendisini ilk defa görmüş bulunuyordum. Enerjik, muhatabına itimat telkin eden, tok sözlü, sarı saçlı, mavi gözlü, düzgün endamlı genç bir komutan. Görüştükten sonra kendisini uğurladık. Eceabat’a gider gitmez beni telefonla aradı. ’Aman reis bey, bana verilen 72. ve 77. Alay askerlerinin ekserisi Kürt’tür bir kısmı da Yezidi, Nusayri gibi savaşa karşı insanlardır. Bunları geri alsınlar. Halis Türk delikanlıları olan ve eğitimleri oldukça ilerlemiş bulunan benim eski iki depo alayımı geri göndersinler.’ Edward J.Erickson adlı bir İngiliz savaş tarihçisi /*“Ordered to Die”*/ (/*“Size Ölmeyi Emrediyorum”*/) diye bir kitap yazmıştır. Bu kitap Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunu anlatmakta fakat kitabın çoğu yerinde /*“Osmanlı Ordusu”*/ yerine /*“Türk ordusu”*/ denilmektedir. Yazar sunuş kısmında bunu şöyle açıklar: “Bu kitap 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusu adını taşıyorsa da aslında Türk ordusunu anlatmaktadır.“ Gerçekten de savaşa baktığımızda en acımasız düşmanları olan İngilizlerin Osmanlılarla değil her zaman Türklerle savaştıkları görülmektedir. Her ne kadar Osmanlı İmparatorluğu hukukî olarak varlığını hâlâ sürdürmekte ve ayrıca Araplar ve Kürtler gibi Osmanlı’ya şeklen bağlı topluluklar orduda hizmet etmekteyseler de ordunun özü Türk’tür ve siperde ölmek gerektiğinde ölenler genellikle Türkler olmaktadır. Bu bilimsel gerçekler yazıldığında şanlı Çanakkale zaferimize ortak çıkmaya çalışan PKK zihniyeti, Çanakkale’deki Kürt şehit sayısının az olmasını, Çanakkale’nin coğrafi uzaklığına bağlamaya çalışmakta ve Kürtlerin diğer cephelerde savaşıp şehit olduğundan bahis açmaya çalışmaktadırlar. Peki diğer cepheler denilerek hangi cepheler kast edilmektedir? Kürtlerin yaşadığı coğrafyaya yakın olan cepheler... Örneğin Sarıkamış cephesi... Kürtlere Çanakkale’den çok daha yakın Sarıkamış’ta Osmanlı harp tarihi kayıtlarına göre verdiğimiz şehit sayısı 50.000′dir. İngiliz kaynakları bu rakamın 90.000 olduğunu refere eder. Rus kaynaklarına göre bu rakam 108.000′dir. Savaş öncesi Osmanlı resmi kayıtlarında silah altına alınan Kürt unsur sayısının 44.000 olduğunu yukarıda belirtmiştik. Sarıkamış harekatına Vilayet-i Sitte diye adlandırdığımız coğrafyadan intikal eden şehit sayısı ise 1.300′dür. Bu 1.300 şehidin 1.000 kadarı Erzurum ve Gaziantep vilayetlerinden olup geri kalanı Vilayet-i Sitte sancaklarındandır. Yani Osmanlı kaynaklarını referans alırsak 50.000 şehidin sadece 300′ü Kürt’tür ki bu oran Çanakkale Savaşı’ndaki oranın hemen hemen aynısıdır. Binde altıdır. Sarıkamış’ı ele almışken Sarıkamış’ta Kürtlerin neler yaptığını da belirtmeden geçmeyelim. Miralay Hafız Hakkı Bey hatıratında şunları yazmıştır: “/*Soğukla ve Moskofla mücadelede oldukça başarılıyız. Lakin cephe gerimize sarkan Ermeni ve Kürt çeteleri tüm ikmal bağlantılarımızı tehdit ve yok etmekte gayet başarılılar. Bu şartlar altında bu savaş kazanılamaz…”*/ Ayrıca Rus Genelkurmayı’na mensup General Nikolski, Sarıkamış harekâtını bütün cephe savaşlarını günü gününe not etmiş ve eser Rusya’da yayınlandıktan sonra emekli Kaymakam Nazmi (Osman) Bey eseri Türkçeye tercüme ederek 1934 yılında 120 sahife halinde Erkân-ı Harbiye matbaasında bastırabilmiştir. General Nikolski de askeri günlük notlarında şunları anlatmaktadır: “/*Türkler, cephe gerilerini ve ikmal yollarını Ermenilerden ve Kürtlerden sağlama almadan böyle bir harekata girişiyorsa bunun adı intihardır. Bu, başka bir şey olarak adlandırılamaz…”*/ Rus istihbaratından Albay Alexiyev ise hatıratında şu hususu belirtir: “/*Ermeniler,Arşen ve Reizyan’dan aldığım raporlar doğrultusunda sayılarının azlığından ve Türklere karşı başarısız olacaklarından çekindiğimi söylediğimde, kendileriyle birlikte 1.500 Kürt’ün hareket ettiğini beyan ettiler. Bunların hepsini Kasparyan ve Skolitsa ile birleştirmek suretiyle Tokat’tan Van’a kadar olan sahada Türklerin cephe gerisine sarkıtarak zaferimize önemli katkılarda bulunmalarını sağladık, dediler.”*/ İşte Sarıkamış’taki Kürt gerçeği de budur. Sarıkamış’ı da bırakıp başka bir yakın coğrafya olan Irak cephesine gidelim. Kut ül Amare Savaşı’nda Osmanlı kayıpları 25 bin iken İngiliz raporlarına göre Kut ül Amare’de şehit olan Kürt unsur 40 (Kırk) olmuştur. İşte Çanakkale, Sarıkamış ve Kut ül Amare cephelerindeki Kürt gerçeği budur. Peki ama Osmanlı tebası olan Kürtler vatan toprağı için savaşmaktan neden imtina etmişlerdir? Kürtlerin savaşa gönüllü olmamasının en önemli nedeni /*“Osmanlı savaşı kaybedecek, Kürtler kazanan tarafta olursa gelecek onların olur…”*/ vaatleridir. Yani bilindik Kürdistan hikayesi. Osmanlı toprakları 5. kol faaliyet alanıdır. Osmanlı’yla savaşan bütün devletlerin ajanları da Kürtler arasında cirit atmaktadır. İşte bu vaatlerin de etkisiyle Kürtlerin geneli, Osmanlı ordusuna katılmak yerine, kendi bölgelerinde eşkıyalık yapmayı, Osmanlıyı arkadan vurmayı, İngiliz, Fransız ve Rus kuvvetlerine yardımcı olmayı seçmişlerdir. Kurtuluş Savaşı’nda da durum pek farklı değildir: Kurtuluş Savaşı’nda Yunan Ordusundaki Kürtler: *KURTULUŞ SAVAŞI'NDA YUNAN ORDUSUNDAKİ KÜRDİSTANCILAR* Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal’in idam edilmesi emrini Kürt Mustafa Paşa, vermiş, Nasturi İsyanı’nı bastırmakla görevli birlikten Fırka komutanı Kürt İhsan Nuri, Vanlı Kürt Rasim, Kürt Tevfik Cemal ve Teğmen Kürt Ali Rıza, isyan sırasında 270 askerle birlikte Kürt isyancılarının tarafına geçmiş; Damat Ferit, Kürdistan Teali Cemiyeti ile görüşerek onlara özerklik karşılığında Mustafa Kemal’e karşı savaşmayı teklif ederek Yüksek Komiser De Robeck ile görüşüp 15 bin kişilik bir Kürt ordusu kurulmasını ve Kürtleri Mustafa Kemal’e saldırtmayı planlamış ve Ali Galip Olayı böylece yaşanmıştır. Sivas Kongresi’ne giden Mustafa Kemal’e Kürdistancılar suikast düzenlemiştir. Kürdistancılar aynı zamanda Yunanlılarla da temas halindedir. Amasya’da Yunan temsilcisi ile görüşen Kürdistancılar, Yunanlılara Türk ordusunda ele geçirilen Kürt esirlere iyi davranılmasını ve bu esirlerin Türk ordusuna karşı kullanılmasını önerir. Teklif kabul edilir ve esir Kürtler Yunan ordusunun hizmetine girerler. Kürt-Yunan işbirliğinin en büyük sonucu ise Koçgiri İsyanı’dır. Yunan ordusu büyük ilerleyişe geçmeden hemen önce Kürdistancılar isyan eder. Yunan ordusu Bursa’ya doğru ilerlerken Kürdistancılar Sivas’a doğru yürümeye başlar. Amerikan Askeri Ateşesi durumu şöyle rapor eder: “/*... Yunanlılar önemli bir zafer kazanırlarsa Kürt isyanı Türkiye’nin arkasını ciddi bir şekilde tehdit edebilir. Ancak Batıdaki savaş Türklerin lehine gelişirse Türkler, ellerindeki yarım düzine yetenekli liderden biriyle Kürt sorununa son verebilir. İngilizler kuşkusuz bu durumu bilmektedirler. Gene de Kürt sorunu ile meşgul olduğu sürece Mustafa Kemal’in Musul’a el koyamayacağını düşünmektedirler. Dolayısıyla Kürt akımına yardımcı olmaktadırlar.”*/ Koçgiri İsyanı’nın başlangıç tarihi sadece Yunan ilerleyişine değil aynı zamanda Londra ve San Remo Konferansları’na da denk gelir. Ankara Hükümeti böylece sıkıştırılmaktadır. Koçgiri İsyanı’nın liderlerinden Baytar Nuri isyan programını şu şekilde açıklar: “/*İlk önce Dersim’de Kürt istiklali ilan edilecek. Hozat’a Kürdistan bayrağı çekilecek. Kürt milli kuvveti Erzincan, Elazığ ve Malatya istikametlerinden Sivas’a doğru hareket ederek Ankara Hükümeti’nden Kürdistan istiklalinin tanınmasını isteyecekti. Türkler bu isteği kabul edeceklerdi. Çünkü isteğimiz silah kuvvetiyle desteklenmiş olacaktı.”*/ Ayaklanma büyür ve isyancılar Ankara Hükümeti’ne bir muhtıra yollarlar. Telgraf yoluyla iletilen muhtıra şu maddelerden oluşmaktadır: 1-İstanbul Hükümeti’nce kabul edilen Kürdistan özerkliğinin Ankara Hükümeti’nce de tanınıp tanınmayacağının açıklanması 2-Kürdistan özerk yönetimi konusunda Mustafa Kemal hükümetinin ivedi yanıt vermesi 3-Elazığ, Malatya, Sivas ve Erzincan cezaevlerindeki Kürtlerin hemen salıverilmesi 4-Kürt çoğunluğu bulunan illerden Türk memurlarının çekilmesi 5-Koçgiri yöresine gönderilen birliklerin geri alınması.” Kürdistancılar bununla da kalmaz. 25-Kasım-1920 tarihinde Batı Dersim Aşiretleri reisleri adına TBMM’ye şu şekilde başvurur: “/*Sevr Antlaşması gereğince Diyarbakır, Elazığ, Van ve Bitlis illerinde bağımsız bir Kürdistan kurulması gerekiyor. Bu nedenle bu oluşturulmalıdır. Yoksa, bu hakkı silah zoruyla almaya mecbur kalacağımızı beyan ederiz.”*/ Yunanlar Bursa’ya Kürdistancılar Sivas’a saldırıyor Ankara Hükümeti, Yunanların Bursa’yı ele geçirmesine rağmen Kürdistancılara karşı geri adım atmaz. Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşa isyanı bastırmak için bir plan hazırlar. Topal Osman komutasındaki Giresun alayı da Nurettin Paşa’nın emrine verilir. Türk Ordusu 11-Nisan-1921 günü Kürdistancıların üzerine yürüyüş başlatır. 45 bin kişilik Kürt milisleri ile çarpışmalar 3 ay sürer. 17-Haziran-1921 günü isyancılar teslim alınır. Koçgiri isyanının bastırılmasından sonra BMM’deki Kürt milletvekilleri Ordu Komutanı Nurettin Paşa’nın halka zulmettiği, gereksiz yere kan döktüğü gerekçesiyle olağanüstü ve gizli bir oturum talep ederler. Bunlar isyanı bastıran Nurettin Paşa’nın kellesini istemektedir. Mustafa Kemal daha sonra Nutuk’ta olayı şöyle anlatır: “/*Nurettin Paşa merkez bölgesinde bir yıla yakın bu görevi yaptı ama yetkisi dışında kimi yurttaşların haklarına el uzatıyor diye milletvetkillerinin yakınmaları ve İçişleri Bakanlığı’na soru yöneltmeleri, Bakanlığın da yakınmaları yerinde görmesi üzerine Meclis’in isteğiyle Kasım 1921 başlarında görevden çıkarıldı. Meclis, Nurettin Paşa’nın yargılanmasına da karar verdi. Bu iş, benimle Bakanlar Kurulu arasında bir sorun çıkmasına da yol açtı. Ben, Nurettin Paşa’ya uygulanmak istenen işlemi kabul etmedim. Fevzi Paşa Hazretleri de benim görüşüme katıldı. İkimizle, Bakanlar Kurulu arasında çıkan anlaşmazlık Meclisçe bir çözüme bağlandı. Meclis’te Nurettin Paşa’yı savundum, kendisini ağır bir işleme uğramaktan kurtardım.”*/ Görüldüğü gibi Mustafa Kemal Paşa, sadece Kürdistancı isyanı bastırmakla kalmamış; isyanı bastıran komutanı da sonuna kadar savunmuştur. Mustafa Kemal’in, Meclis’te tek kalması ise son derece öğreticidir. Gerçekten de Birinci Meclis’te, Mustafa Kemal Paşa, şeriatçılara ve Kürdistancılara karşı tek başına kalmaktadır. Ama tek kalmak pahasına kendi komutanını savunmuştur! Türk Genel Kurmay Başkanlığı da bu isyanı şu şekilde değerlendirmektedir: “/*Siyasi bakımdan büyük bir önem taşıyan bu harekat dolayısıyla, Kürt bağımsızlık davasının ilk basamağının Koçgiri olayları ile kurulmak istendiği, bu dış etkilerin en açık ve kesin delilidir.”*/ Bu değerlendirmeden de anlaşılacağı gibi, olay münferit bir isyan değil bir davanın ilk adımıdır! Ardından gelecek olan Kürdistan isyanları da bunu kanıtlayacaktır. Nitekim isyanın liderleri de olayı böyle değerlendirmektedir: /*“Koçgiri, Kürt İstiklal Savaşı’nın bir merhalesidir, onunla bir meydan muharebesi kaybettik, fakat harp bitmedi. Biz son zaferi kazanacağız.”*/ Görüldüğü üzere, daha Sivas Kongresi’nin toplanma hazırlıklarından başlanarak Kürdistancılar, Kurtuluş Savaşı için çalışmamış, tam tersine hep Kurtuluş Savaşı’na karşı savaşmışlardır. Koçgiri ayaklanması bunun en büyük kanıtlarından sadece biridir. Dedelerinin ihanetlerinden torunları olan Kürtler sorumlu tutulmadı. Kanunen eşit yurttaşlık verildi. Fakat PKK torun Kürdistancıların omuzlarında yükseliyor. Atatürk,/*"Türkiye Türklerindir!"*/ ve/*"Ne Mutlu Türk’üm Diyene!"*/ özdeyişlerini boşuna söylememiştir. -- - - - - - - - - - - - - - - - - ALO RAİF ABİ BİR MÜŞKÜLÜM VAR… https://www.youtube.com/watch?v=F9D1PZNupsE - - - - - - - - - - - - - - - - Şeytandan Bir Not; Ben daha iyisini yapana dek en iyisi Kadınlar. :) ~Bilinmeyen Birisi~ - - - - - - - - - - - - - - - - BAKIN BURASI DAHA DA ÖNEMLİ https://www.youtube.com/watch?v=3iDXAR20YPM - - - - - - - - - - - - - - - - Mide derdi gokten yere indirir kartali. ~Anonim Nasihat~ - - - - - - - - - - - - - - - - Sikilmis yumruklarla el sikisamazsiniz. ~Mahatma Gandhi~ - - - - - - - - - - - - - - - - Dunyanin en uzun gecesi 21 aralik degil, beni terkettigin gecedir. ~Kucuk Iskender~ - - - - - - - - - - - - - - - - BIR GÜL AÇIYORSA -1960 Devrim sehitlerinin anisina Bir gül açiyorsa simdi Türkiye'de Askla ümitle açiyor Adsiz unutulmus her bahçede Bir gül tomurcuklaniyorsa Sabaha karsi gecede Açmak için tomurcuklaniyor Askla ümitle Seviçle yasamak içim tomurcuklaniyor Kanin aktigi yerde Gözyasinin aktigi yerde Karanligi içinde kahrin Güller açiyor iste Güller isik aydinlik içinde Güller bütün güller bu sabah Bir agizdan türkü söyler gibi açiyor her bahçede Geceler gündüze dönüyor iste Karanlik isiga dönüyor iste Kahir sevince dönüyor iste Akan kan dökülen yas Güle dönüyor iste Hasetsiz korkusuz kinsiz Binlerce güller açiyor iste Dargin kardese dönüyor iste Artik yasamak bütün Türkiye'de Bir agizdan söylenen bir türküye dönüyor ~Necati Cumali~ - - - - - - - - - - - - - - - - "En sonunda, hayatınızın içindeki yıllar değil, yıllarınız içindeki hayat önemlidir." ~Abraham Lincoln~ - - - - - - - - - - - - - - - - BUYUK OLSUN Ben buyuk sarkilari severim; buyuk olsun Deniz gibi, gokyuzu gibi hersey ve mahzun. Seviyorsam seni ask olumsuzdur gonlumce Asiksam kadinim degil tanricasin, ece. Denizler yolculuga cagirir durur da beni Gitmem dusunerek geri donecegim gunu. Ben buyuk ruzgarlari severim buyuk olsun Askim da, ozlemim de hepsi, hersey ve mahzun. Insan bir yaninca Kerem misali yanmali, Uykudan bile mahser gununde uyanmali. ~Ahmet Muhip DRANAS~ - - - - - - - - - - - - - - - - ALO SELAMIN ALEYKÜM RAİF ABİ?… https://www.youtube.com/watch?v=I_IlmJ_E4MY - - - - - - - <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> - - - - - - - Super_Tavuklarin_Sirketlere_Verdikleri_Zararlar_Uzerine_Guzel_Bir_Konusma.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Super_Tavuklarin_Sirketlere_Verdikleri_Zararlar_Uzerine_Guzel_Bir_Konusma.pdf> PHILIP_KING-Papaz_Kacti.docx <https://erkin.cc/KitaKita/PHILIP_KING-Papaz_Kacti.docx> Yaban-Yakup_Kadri_Karaosmanoglu.mobi <https://erkin.cc/KitaKita/Yaban-Yakup_Kadri_Karaosmanoglu.mobi> C._J._Cherryh-Uzay_Dugumu.epub <https://erkin.cc/KitaKita/C._J._Cherryh-Uzay_Dugumu.epub> Persian_Literature.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Persian_Literature.pdf> PARANTEZ_ICI_DIPNOT_KULLANIMI.doc <https://erkin.cc/KitaKita/PARANTEZ_ICI_DIPNOT_KULLANIMI.doc> Yilmaz_Erdogan-KADINLIK_BIZDE_KALSIN.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Yilmaz_Erdogan-KADINLIK_BIZDE_KALSIN.pdf> guzel_konusma.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/guzel_konusma.pdf> Murat_Tuncay-Bayat_Kazanova.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Murat_Tuncay-Bayat_Kazanova.pdf> Friedrich_Nietzsche-Tan_Kizilligi.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Friedrich_Nietzsche-Tan_Kizilligi.epub> Muhammed_Mustafa_1.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Muhammed_Mustafa_1.epub> Jean_Pierre_Changeux_Paul_Ricoeur-Neden_Nasil_Dusunuruz-Etik_Insan_Dogasi_ve_Beyin_Uzerine_Bir_Tartisma.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Jean_Pierre_Changeux_Paul_Ricoeur-Neden_Nasil_Dusunuruz-Etik_Insan_Dogasi_ve_Beyin_Uzerine_Bir_Tartisma.pdf> Tatarca-turkiye_turkcesi.doc <https://erkin.cc/KitaKita/Tatarca-turkiye_turkcesi.doc> Mario_Fratti-ANNELER_VE_KIZLAR.doc <https://erkin.cc/KitaKita/Mario_Fratti-ANNELER_VE_KIZLAR.doc> Tuncay_Ozkan-Oldurun_O_Gazeteciyi.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Tuncay_Ozkan-Oldurun_O_Gazeteciyi.epub> COZULME_EROZYON_VE_HEYELAN.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/COZULME_EROZYON_VE_HEYELAN.pdf> Edgar_Allan_Poe-Butun_Hikayeler.1.el.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Edgar_Allan_Poe-Butun_Hikayeler.1.el.pdf> Tuncer_Cucenoglu-Sabahattin_Ali.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Tuncer_Cucenoglu-Sabahattin_Ali.pdf> Ismail_Arabaci-Turkler.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Ismail_Arabaci-Turkler.pdf> Tum_Siirleri.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Tum_Siirleri.pdf> Stage_4-George_Eliot-Silas_Marner_The_Weaver_of_Raveloe.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Stage_4-George_Eliot-Silas_Marner_The_Weaver_of_Raveloe.pdf> Anton_Cehov_Neil_Simon-SEVGILI_DOKTOR.doc <https://erkin.cc/KitaKita/Anton_Cehov_Neil_Simon-SEVGILI_DOKTOR.doc> Yenilmeyen_Adam.mobi <https://erkin.cc/KitaKita/Yenilmeyen_Adam.mobi> 83_Numarali_Muhimme_Defteri.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/83_Numarali_Muhimme_Defteri.pdf> SAFAK_VAKTI.epub <https://erkin.cc/KitaKita/SAFAK_VAKTI.epub> Amin_Maalouf-Semerkant.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Amin_Maalouf-Semerkant.epub> Ahmet_Refik-Kafkas_Yollarinda.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Ahmet_Refik-Kafkas_Yollarinda.pdf> TIYATRO_Turleri.doc <https://erkin.cc/KitaKita/TIYATRO_Turleri.doc> Asife_onal-Yahudilikte_Hristiyanlckta_ve_Islamda_Evlilik.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Asife_onal-Yahudilikte_Hristiyanlckta_ve_Islamda_Evlilik.pdf> Dr._Hikmet_Kivilcimli-Osmanli_Tarihinin_Maddesi.zip <https://erkin.cc/KitaKita/Dr._Hikmet_Kivilcimli-Osmanli_Tarihinin_Maddesi.zip> - - - - - - - Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc

Kürt isyanlarının yalnıza bir kanun ile ortadan kaldırılacağını iddia edenler ŞEREFSİZ İŞBİRLİKÇİLERDİR.

Yıldırım Beyazıt'dan bu yana yaklaşık 500 yıldır çeşitli sebeplerle görülen Kürt isyanlarının yalnıza bir kanun ile ortadan kaldırılacağını iddia edenler ŞEREFSİZ İŞBİRLİKÇİLERDİR.
Son Çerçeve Kanunu Türk milletinin, hatta PKK'nın dahi talebi değildir.
Bu kanun Yahudi aklının, ABD eliyle, son NATO toplantısında dayatılan bir projesidir.
Ve maalesef çeşitli tehditler, şantajlar ve rüşvetler ile dizleri üzerine çökertilmiş AKP, MHP hatta CHP yönetimlerin buna boyun eğmiştir.
Türk siyaseti kasetler ve  dosyaların altında ezilmektedir.

Kürt isyanlarını kanun gücüyle halledebilseydi, Osmanlı Sultanları, İttihat ve Terakki, erken cumhuriyet dönemini liderliği hallederdi.
Türk halkı ve Kürt halkı bu huzursuzlukla beraber yaşamaya alışmalı, ve görülen ikili ve nifakın zamanın iyileştirici gücüne bırakmayı öğrenmelidir.
Bunlar Kronik Sorunlardır.

Ermeni Soykırım iddiaları ve 3T talebinin de asla bitmeyeceğini, 3856 yılında intergalaktik bir uzay gemisinde bir Ermenice konuşamayan, Ermeni kilisesine tabii olmayan, Ermeni Kültüründen tamamen kopmuş, kendine bir kimlik üretmek için elinde yalnızca Türk Düşmanlığı ve Soykırım iddiaları olan BİR ERMENİ, bir Türk bulacak ve gırtlağına sarılacaktır.
Vay benim atalarımı katlettiniz, vay benim atalarıma soykırım yaptınız diyerek kinini kusacaktır.

Osmanlı bakiyesi milletlerin isyanları, bağımsızlık için içsavaşlar, etnik arındırma ve katliamlarla bağlantılı olarak iddiaları ve talepleri asla bitmeyecektir.

Ortalama bir Türk bütün bunları bilecek, bu konudaki iddialar ve taleplere sonsuza kadar direnç gösterme, bıkmadan dayanma alışkanlığı olmalıdır.

Bütün bu sorunlar asla çözümlenmeyecektir.
Bu sorunları tek bir hareketle, bir yasayla, bir AÇILIMLA çözebileceğini iddia edenlerden lütfen uzak  durunuz.


Saygılar

Oraj POYRAZ

L2fSIJNoA0xfSNxA

-------------

Anadolu’da veya tarihsel olarak bugünkü Türkiye sınırları içinde gerçekleşen, Kürt aktörlerin belirgin olduğu silahlı başkaldırılar”

1. İlk dönem: Selçuklu ve beylikler dönemi

Kürtlerin Anadolu’daki varlığı Osmanlılardan çok daha eskidir. Ancak burada ciddi bir kaynak problemi vardır: Orta Çağ’daki her yerel savaş veya hanedan mücadelesini “Kürt isyanı” olarak nitelemek doğru değildir.

10.–11. yüzyıllarda Mervânîler/Diyarbakır merkezli Kürt hanedanı gibi siyasi yapılar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bulunuyordu. 11. yüzyıldan itibaren Selçuklu hâkimiyetinin kurulmasıyla Kürt emirlikleri Selçuklu, Artuklu, Eyyûbî, İlhanlı ve daha sonra Akkoyunlu/Karakoyunlu gibi güçlerle farklı biçimlerde ilişki kurdu.

Dolayısıyla “ilk Kürt isyanı = X yılında gerçekleşti” şeklinde güvenilir biçimde verilebilecek tek bir başlangıç tarihi yoktur.

Bu dönemdeki çatışmaları, modern anlamdaki Kürt milliyetçi isyanlarından ayrı tutmak gerekir.


2. Osmanlı döneminde ilk büyük Kürt başkaldırıları

Osmanlıların Doğu Anadolu’da hâkimiyet kurması özellikle 1514 Çaldıran Savaşı sonrasında hızlandı. Bu dönemde birçok Kürt beyliği Osmanlı tarafına geçti ve karşılığında önemli ölçüde yerel özerkliklerini korudu.

Bu düzen 18. yüzyıl sonlarına kadar büyük ölçüde devam etti. 19. yüzyılda Tanzimat merkezileşmesiyle birlikte sistem ciddi biçimde bozuldu. (DergiPark)

Yaklaşık kronolojik liste

Tarih

İsyan / başkaldırı

Bölge

Başlıca aktör

Niteliği

1547

Bitlis/Bidlîsî başkaldırısı

Bitlis

Bitlis emiri

Emirlik özerkliği

1606–1607

Canbulatoğlu (Canpolatoğlu) Ali Paşa isyanı

Kilis–Halep

Canbulatoğlu Ali Paşa

Yerel/dinastik güç mücadelesi

18. yy.

Çeşitli Kürt aşiret başkaldırıları

Diyarbakır–Bitlis–Siirt vb.

Aşiret reisleri

Yerel özerklik/vergi/otorite

1765

Cihan Bey aşiret başkaldırısı

Malatya

Cihan Bey

Yerel güç mücadelesi

1789

Reşkotan–Xerzan başkaldırısı

Diyarbakır–Siirt

Ferho Ağa, Kasım Xerzî

Aşiret/yerel otorite

1794

Zirkan–Tırkan başkaldırısı

Diyarbakır

Aşiretler

Yerel otorite

1806

Baban hareketi

Irak sınırı/Süleymaniye

Abdurrahman Paşa

Emirlik özerkliği

1810–1811

Baban hareketi

Musul–Irak sınırı

Ahmed Paşa

Emirlik–merkez çatışması

1830’lar

Rewanduz/Mîr Muhammed hareketi

Hakkâri–Musul çevresi

Mîr Muhammed

Kürt emirliklerinin merkezileşmeye direnişi

1834–1837

Rewanduz harekâtı/çatışmaları

Hakkâri–Musul

Mîr Muhammed

Osmanlı merkezileşmesine direnç

1843–1847

Bedirhan Bey isyanı

Botan–Cizre–Hakkâri

Bedirhan Bey

Emirlik özerkliği

1850’ler

Yezdan Şêr başkaldırısı

Hakkâri–Bitlis

Yezdan Şêr

Merkezîleşmeye direnç

1877–1878

Bedirhan Osman Paşa hareketi

Cizre–Midyat

Bedirhan ailesi

Osmanlı yönetimine başkaldırı

1879

Hakkâri/Bitlis çevresi başkaldırıları

Doğu Anadolu

Çeşitli Kürt beyleri

Yerel özerklik

1880–1881

Şeyh Ubeydullah Nehrî İsyanı

Hakkâri–İran sınırı

Şeyh Ubeydullah

Milliyetçi + dinî + bölgesel

1889

Bedirhan ailesinin başkaldırısı

Bitlis çevresi

Bedirhan ailesi

Yerel/siyasi

1906

Milan aşireti hareketi

Diyarbakır çevresi

İbrahim Paşa Milanî

Aşiret/merkez çatışması

1906

Bişarî/Çito hareketi

Bitlis

Çito

Yerel

1914

Bitlis isyanı

Bitlis

Şeyh Selim ve Şihabeddin

Dinî + siyasi

1914

Bazı Botan/Hakkâri hareketleri

Hakkâri–Cizre

Yerel Kürt liderleri

Osmanlı merkezine karşı

Buradaki özellikle 1547, 1606–07 ve 18. yüzyıl kayıtlarının, 19. yüzyılın iyi belgelenmiş isyanlarıyla aynı kategoride değerlendirilmemesi gerekir. Örneğin 17. yüzyıl Bitlis’inde Kürt emirleri ile merkez arasındaki çatışmalar gerçekten belgelenmiştir; fakat bunlar çoğu zaman bir “Kürt ulusal ayaklanması” değil, emirlik–merkez ilişkisi içerisindeki güç mücadeleleridir. (Kürt Araştırmaları)


3. Dönüm noktası: 1830–1880

Bence kronolojinin en önemli bölümü burasıdır.

  1. yüzyılın başına kadar Osmanlı yönetimi ile Kürt emirlikleri arasında özerklik–bağlılık dengesi vardı. Tanzimat’la birlikte İstanbul:

  • vergileri doğrudan toplamak,

  • asker almak,

  • yerel silahlı güçleri tasfiye etmek,

  • emirlikleri kaldırmak,

  • valileri merkezden atamak

istemeye başladı.

Bu nedenle 1830’lardan itibaren isyanların karakteri değişmeye başladı. (DergiPark)

1830–1837 — Mîr Muhammed/Rewanduz

Mîr Muhammed’in hareketi bugünkü Irak Kürdistanı ağırlıklı olmakla birlikte Hakkâri ve Doğu Anadolu’daki Kürt siyasi düzenini de doğrudan etkiledi.

Osmanlı merkeziyetçiliğinin Kürt emirliklerine yönelik ilk büyük tasfiye hamlelerinden biridir.

1843–1847 — Bedirhan Bey

Bedirhan Bey

Merkez: Cizre–Botan
Alan: Botan, Hakkâri ve çevresi

Bu, Osmanlı dönemindeki en önemli Kürt emirliği isyanlarından biridir.

Bedirhan Bey’in amacı başlangıçta modern anlamda bir ulus-devlet kurmaktan çok Botan Emirliği’nin bağımsız/özerk gücünü korumaktı.

1847’de Osmanlı ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı ve emirlik tasfiye edildi.


4. 1850’ler — Yezdan Şêr

Yezdan Şêr

Bölge: Hakkâri–Bitlis–Van çevresi

Bedirhan Bey’in tasfiyesinden sonra ortaya çıkan en önemli hareketlerden biridir.

Burada da temel meselelerden biri merkezî Osmanlı yönetiminin yerel Kürt beylerinin gücünü ortadan kaldırmasıdır.


5. 1877–1878 — Bedirhan Osman Paşa hareketi

Bu hareket özellikle Cizre–Midyat çevresinde etkili oldu.

Osmanlı-Rus Savaşı’nın yarattığı otorite boşluğu da hareketin gelişmesini kolaylaştırdı.

Ancak henüz burada bile “modern Kürt milliyetçiliği” ile “yerel Kürt beylerinin siyasi çıkarları” birbirinden tamamen ayrıştırılabilecek durumda değildir.


6. 1880–1881 — Şeyh Ubeydullah Nehrî

Şeyh Ubeydullah Nehrî

Bu isyan kronolojide çok önemli bir kırılma noktasıdır.

Merkez: Şemdinli–Nehri
Alan: Osmanlı-İran sınır bölgesi
Dönem: 1880–1881

Ubeydullah’ın hareketi başlangıçta İran’a yönelikti; ancak gelişmeler sonucunda Osmanlı topraklarını da kapsayan geniş bir Kürt siyasi hareketine dönüştü.

Cambridge’de yayımlanan Sabri Ateş’in çalışması, hareketin on binlerce İranlı ve Osmanlı Kürdünü harekete geçirdiğini ve aynı zamanda dinî, mezhepsel, bölgesel ve milliyetçi unsurların birlikte rol oynadığını gösteriyor. Bu nedenle Ubeydullah hareketini yalnızca “milliyetçi isyan” diye açıklamak yetersizdir. (Cambridge)

Buna karşılık literatürde Kürt milliyetçiliğinin erken büyük kilometre taşlarından biri olarak kabul edilir. (De Gruyter Brill)


7. II. Meşrutiyet ve I. Dünya Savaşı dönemi

1906 — Milanî hareketi

Diyarbakır çevresinde İbrahim Paşa Milanî'nin hareketi.

1914 — Bitlis İsyanı

Şeyh Selim ve Şihabeddin öncülüğünde.

Bu hareket dinî ve siyasi unsurların birlikte bulunduğu bir başkaldırıdır.

1914–1918

I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’daki Kürt aşiretlerinin önemli bir bölümü Osmanlı Devleti’nin yanında savaşırken bazı gruplar ve yerel liderler merkezî hükümetle çatıştı.

Dolayısıyla “1914–18 arasında Kürtler Osmanlı’ya karşı ayaklandı” şeklinde genelleme yapmak tarihsel olarak hatalı olur.


8. Cumhuriyet döneminin ilk dalgası

Burada artık çok daha net bir kronoloji kurulabilir.

Tarih

İsyan

Bölge

Başlıca lider/aktör

1920–1921

Koçgiri İsyanı

Sivas–Erzincan–Dersim

Alişan, Haydar Bey ve Koçgiri aşiretleri

1924

Beytüşşebap İsyanı

Hakkâri/Şırnak

Yerel Kürt aşiretleri

1925

Şeyh Said İsyanı

Diyarbakır–Elazığ–Bingöl–Muş

Şeyh Said

1925

Raman–Reşkotan hareketleri

Siirt–Batman çevresi

Aşiretler

1926

Hazro hareketi

Diyarbakır

Yerel aşiretler

1926

Koçuşağı İsyanı

Hakkâri/Şırnak çevresi

Koçuşağı aşireti

1927

Mutki İsyanı

Bitlis

Mutki aşiretleri

1927–1930

Ağrı İsyanları

Ağrı–Van–Iğdır

İhsan Nuri Paşa ve Hoybun

1929

Asi Resul İsyanı

Siirt–Şırnak

Asi Resul

1929

Tendürek hareketi

Ağrı–Van

Yerel Kürt grupları

1930

Zilan/Ağrı hareketleri

Van–Ağrı

Ağrı hareketi

1930

Oramar İsyanı

Hakkâri

Yerel aşiretler

1930

Pülümür hareketi

Tunceli

Yerel gruplar

1937–1938

Dersim İsyanı/Harekâtı

Dersim/Tunceli

Seyit Rıza ve aşiretler

Bu dönem için Boğaziçi Üniversitesi’nde hazırlanmış çalışma özellikle Koçgiri (1921), Şeyh Said (1925), Bedirhan (1847) ve Ubeydullah (1880) hareketlerini karşılaştırıyor ve 20. yüzyıl başlarında milliyetçi unsurun daha belirgin hale geldiğini, fakat hareketlerin yalnızca milliyetçilik üzerinden açıklanamayacağını vurguluyor. (Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü)


9. 1921 — Koçgiri

Koçgiri İsyanı

Bölge: Sivas–Erzincan–Dersim

Koçgiri hareketi, Ankara hükümeti ile Kürt siyasi talepleri arasındaki ilk büyük çatışmalardan biridir.

Burada özerklik/yerel yönetim ve Kürt siyasi talepleri çok daha açık biçimde ortaya çıkmıştır.


10. 1924 — Beytüşşebap

Cumhuriyet döneminin ilk önemli Kürt silahlı hareketlerinden biridir.

Bölge: Hakkâri–Şırnak

Hareket kısa sürede bastırıldı.


11. 1925 — Şeyh Said İsyanı

Şeyh Said

Bu kronolojinin en önemli dönüm noktalarından biri.

Başlangıç: Piran
Yayılma: Diyarbakır, Elazığ, Bingöl, Muş ve çevresi
Tarih: Şubat–Nisan 1925

Burada Kürt milliyetçiliği + dinî motivasyon + aşiret çıkarları + merkezîleşmeye tepki aynı anda bulunmaktadır.

Dolayısıyla bunu sadece:

İslamcı isyan”

veya sadece

Kürt milliyetçi isyanı”

olarak tanımlamak eksik kalır. Akademik çalışmalar da hareketin çok nedenli olduğunu vurgular. (Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü)


12. 1926–1930 — Küçük ve orta ölçekli isyanlar

Şeyh Said’in bastırılmasından sonra özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir dizi yerel silahlı hareket ortaya çıktı.

Bunlar arasında:

  • Hazro

  • Koçuşağı

  • Mutki

  • Raman

  • Reşkotan

  • Asi Resul

  • Tendürek

  • Savur

  • Zilan

  • Oramar

  • Pülümür

gibi hareketler bulunur.

Ancak bunların tamamını aynı örgütün veya tek bir “Kürt ayaklanmasının” parçaları olarak göstermek doğru değildir. Bazıları aşiret merkezli, bazıları bölgesel, bazıları ise daha geniş Kürt siyasi hareketleriyle bağlantılıydı. 1920’lerin sonlarına ilişkin kronolojilerde bu hareketlerin çokluğu açıkça görülmektedir. (Vikipedi)


13. 1927–1930 — Ağrı İsyanları

Ağrı İsyanı

Bu dönem Şeyh Said’den farklı bir karakter taşır.

Burada Hoybun örgütü, Türkiye dışındaki Kürt siyasi çevreleri ve İhsan Nuri Paşa önemli rol oynadı.

1927–1930 arasında birkaç aşamada gerçekleşti.

1928–1930 arasında Ağrı bölgesi fiilen Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünün ciddi biçimde dışında kaldı.

1930’da Türk ordusunun büyük operasyonuyla hareket sona erdi.


14. 1937–1938 — Dersim

Dersim İsyanı

Lider: Seyit Rıza
Bölge: Dersim/Tunceli

Bu olayın terminolojisi özellikle tartışmalıdır.

Türkiye’de geleneksel resmî literatür uzun süre “Dersim İsyanı” ve “tenkil harekâtı” çerçevesini kullanırken, modern akademik literatürde devlet şiddeti, zorunlu iskân, katliam ve etnik/dinsel boyutlar da merkezi konular haline gelmiştir.

Dolayısıyla burada iki ayrı soruyu ayırmak gerekir:

  1. Dersim’de silahlı bir Kürt/Zaza aşiret direnişi oldu mu? → Evet.

  2. 1937–38’de devletin uyguladığı operasyonların niteliği neydi? → Bu, “isyanın bastırılması”ndan çok daha geniş ve tartışmalı bir tarihsel sorudur.


15. 1938 sonrası

1938’den sonra Türkiye sınırları içerisinde 1920–30’lardaki ölçekte ve karakterde bir Kürt bölgesel isyanı görülmez.

Fakat 1970’lerden itibaren tamamen farklı bir dönem başlar:

1978

PKK'nin kuruluşu

1984

PKK'nin silahlı faaliyetlerinin başlaması

1984–1990’lar

Türkiye’nin güneydoğusunda uzun süreli Kürt silahlı çatışması.

Bunu klasik anlamda “isyan” diye adlandırmak mümkündür ancak tarihsel olarak 19. yüzyıl aşiret isyanlarından çok farklıdır: modern gerilla savaşı, ideolojik örgütlenme, uluslararası bağlantılar ve devlet dışı silahlı örgütlenme söz konusudur.


Büyük tarihsel çizgi

Bütün kronolojiyi sadeleştirirsek aslında dört farklı dönem ortaya çıkıyor:

I — 11.–18. yüzyıl

Emirliklerin ve aşiretlerin yerel özerklik mücadeleleri

Kürt beyleri → Selçuklu/Osmanlı/Safevî merkezleri

II — 1800–1918

Osmanlı merkezileşmesine karşı Kürt emirlikleri ve aşiretleri

Mîr Muhammed
→ Bedirhan Bey
→ Yezdan Şêr
→ Ubeydullah Nehrî

III — 1920–1938

Kürt siyasi/ulusal talepleri + dinî ve aşiret faktörleri

Koçgiri
→ Beytüşşebap
→ Şeyh Said
→ Ağrı
→ Dersim

IV — 1984–günümüz

Modern Kürt silahlı hareketi

PKK ve buna karşı devletin yürüttüğü uzun süreli silahlı mücadele.


En önemli nokta

Dolayısıyla “Kürtlerin Anadolu’ya gelmesinden itibaren sürekli Kürt isyanları vardı” şeklindeki basit bir tarih anlatısı doğru değildir.

Daha doğru tablo şöyledir:

Kürtlerin Anadolu’daki varlığı → Kürt emirlikleri → Osmanlı ile özerklik ilişkisi → Tanzimat merkezileşmesi → emirliklerin tasfiyesi → 19. yüzyıl isyanları → modern Kürt milliyetçiliğinin ortaya çıkışı → Cumhuriyet’in ilk dönemindeki isyanlar → modern silahlı Kürt hareketi.

Özellikle 1830 öncesindeki hareketleri “Kürt milliyetçi isyanları” olarak geriye doğru projekte etmemek, tarihsel açıdan çok önemlidir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise milliyetçi unsur giderek daha görünür hale gelir. (DergiPark)





ORHAN KILIÇOĞLU: KAÇACAKSINIZ! HEM DE KARILARINIZI BIRAKARAK

ORHAN KILIÇOĞLU: KAÇACAKSINIZ! HEM DE KARILARINIZI BIRAKARAK

7 Ağustos 2026


Kimler mi kaçacak?

Devleti ve Cumhuriyeti koruyacağına yemin edip yemin bozanlar!

55.600 insanımızın katiliyle anlaşıp Türk Devleti’ne tuzak kuranlar!

Milliyetçi- Ülkücü- Atatürkçü- Müslüman geçinip hainlerle saf tutanlar!

Bir de, üç- beş kuruş menfaat uğruna sosyal medyada yazdıkları küfürlü, yalanlı iğrenç yorumlarıyla vatanseverlere saldırarak namusunu pazara çıkaranlar!

Dünyaca ünlü Elhamra Sarayında, devletin ve milletinin geleceğini hiçe sayarak büyük bir israf ve debdebe içinde hayat süren İspanya- Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed, ülkesini hiç direnmeden 50 maddelik bir anlaşma ile ”Kirli İsabel”e teslim ettikten sonra kaçarken, İspanyolların bugün "ARAB'IN AĞLADIĞI TEPE" ismini verdikleri yere gelir ve bu tepeden gecenin karanlığında bir ışık topu gibi göz kamaştıran muhteşem Elhamra Sarayı’na son kez bakarken gözyaşlarına hâkim olamaz ve hüngür hüngür ağlamaya başlar.

Bu durumu gören Emir Ebu Abdullah Muhammed’in annesi Ayşe Sultan, oğluna hitaben tarihe geçen aşağıdaki sözleri söyler;

"Ağlama Emir ağlama!

Eğer zamanında zevki sefaya dalmayıp devletin için çalışıp, gerektiğinde erkek gibi savaşsaydın, şimdi kadınlar gibi ağlamazdın!"

SİZLERE SORUYORUM;

Dün, hiç direnmeden 50 maddelik bir anlaşma ile ülkesiniKİRLİ İSABELE teslim ettikten sonra kaçan Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed ile günümüzde Ermeni piçi Öcalan’la ….. Maddelik anlaşma yapanların ne farkları var?

İÇİMİZDEKİ BİR TAKIM CİDDİYETSİZ NANKÖRLERE VE İMPARATORLUK TORTUSU KRİPTOLARA DİYORUM ;

Şayet bugün Türk milletinin istiklâli ve istikbâli için mücâdele vermeyip sadece iktidar, makam, torpil, tayin, rüşvet, servet, ün, etiket, vurgun, ihâle ve dünyalık peşinde koşmaya devam ederseniz, yarın Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed’den de beter olacaksınız çünkü, Emir Ebu Abdullah Muhammed hiç olmazsa anası ve karısıyla birlikte kaçıyordu.

Bugün, milletin haklarını gasp ederek sırça köşklerde, saraylarda, yalı ve yatlarda yaşayıp, 4- 5 ayrı yerden yüksek maaşlarla sülâle boyu zevk-i sefa içinde saltanat sürüp, raf ömrünü uzatabilme uğruna ise her türlü melânete başvuran siz hayat süren leşler! Biliniz ki yarın analarınızı, kızlarınızı ve karılarınızı yanınızda götürme şansınız olmayacağından, "ırzını ve namusunu arkasında bırakıp kaçan birer korkak" olarak tarihe geçeceksiniz!

BU YAZIMIN HEDEFİNDEKİLER;

Türklüğe hor bakıp, 20 Milyona yakın yabancıyı, her biri ayrı bir işgâl gücü askeri olarak yurduma sokup, Türk’ü mülksüz, Anadolu’yu Türk’süz, nihayetinde ise Türk’ü devletsiz bırakmak için müstevlilerle işbirliği içine girerek, Türk milletinin istiklâline, dini ve namusuna, ormanları ve akarsularına, milli varlıklarına ve dahası tüm mukaddes değerlerine ihanet edenlerdir.

Sözlerim;

ABD ve İsrâil’in mümessili olduğu BOP projesinin Türkiye üzerindeki kirli emellerini, TERÖRSÜZ TÜRKİYE KILIFI adı altında gerçekleştirmek için her türlü entrikayı çevirenleredir.

TÜRK MİLLETİ!

Ümitsiz olmayın!

Gevşemeyin ve asla yılmayın!

Gayreti, çabayı elden bırakmayın!

İmanınızı ve inadınızı zinde tutun!

Hain ve müstevli veledi alçakların tüm çabaları beyhudedir!

Anadolu’nun tapusu Türklere bizzat Allah tarafından kesilmiştir!

Bu tapu, 9 Eylül 1922 de son bir kez daha yenilenerek kıyamete kadar baki kılınmıştır!

TÜRK GENCİ!

Yiğit olun!

Delikanlı olun!

Yiğitlik ve delikanlılık Türk’ün fıtratındandır.

Türk milletinden başka hiçbir milletten DELİKANLI çıkmaz.

"Delikanlı" kelimesi, dünyada Türk’ten başka hiçbir milletin lügatinde geçmez, yalnız Türk milletine has bir kelimedir.

Yaşım 80 lâkin imanım ve inadımla ayaktayım!

Biz büyüklerinizi örnek alın ve sizler de imanınız, gayretiniz ve inadınızla ayakta kalın ve direnin. Bugün kendilerinde otorite ve güç vehmedenlerin tamamı kartondan da zayıftırlar, hatta tuvalet kağıdı çürüklüğünde birer korkaktırlar.

SÖZÜN ÖZÜ;

Terörsüz Türkiye sözü, Türkiye’yi parçalamak için ortaya atılan bir yalandır, tuzaktır, ABD nin Türkiye’yi bölme projesinin milletimize yutturulmasıdır. Türk ve insan olan bu yalana inanmaz.

Yüce Allah Türk’ün yar ve yardımcısı olsun.





- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc