19 Nisan 2026 Pazar

Soykırımı belgeleyen Albanese’ye zulüm: Evine el konuldu, eşi işten atıldı, kredi kartı donduruldu!

*Soykırımı belgeleyen Albanese’ye zulüm: Evine el konuldu, eşi işten atıldı, kredi kartı donduruldu!* *BM* Özel Raportörü Francesca Albanese,/*"Soykırımın Anatomisi"*/ raporunun ardından *ABD* yaptırım listesine alındı; Washington’daki evine el konuldu, bankacılık hizmetleri engellendi ve eşi Dünya Bankası’ndan uzaklaştırıldı. Yaptırımlar kapsamında Amerikalı kişi ve kurumların Albanese’ye/*"para, mal veya hizmet"*/ sağlaması yasaklandı; kredi kartı kullanamayan raportör nakit ve yakınlarından borçla geçimini sürdürmek zorunda kaldı. Cenevre’deki İsrail lobisinin baskılarıyla Dünya Bankası ekonomisti eşi Massimiliano Cali görevinden uzaklaştırıldı; Albanese ayrıca çok sayıda ölüm tehdidi aldığını açıkladı. /*"Yargılanmadan cezalandırıldım" */diyen Albanese *ABD*'de anayasal haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle dava açtıklarını duyurdu. /*"Buna değer mi diye düşündüm ama 2 çocuğum var; özgürlüğüm korkumdan daha güçlü, mücadeleyi bıraktığınızda kaybedersiniz" */dedi. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

TUSAŞ, yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği ATAK helikopterinin yeni görüntülerini paylaştı.


🇹🇷 TUSAŞ, yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği ATAK helikopterinin yeni görüntülerini paylaştı.

İşte bu nedenle Amerika'da sosyal devlet yok.

Biz ABD ile yürüdük bu yollarda..

ABD'ne kara harekatı yapılırsa nolur?

Hepsi de bağlantıda.

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc





ABDKaraHarekatiYaparsa.mp4 dosyası Filelink olarak eklendi. Dosyayı aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz.

Gazze’de çocuklar bir damla temiz suya ulaşmak için mücadele ediyor.

Gazze’de çocuklar bir damla temiz suya ulaşmak için mücadele ediyor. <https://t.me/buzznews_tr/15871> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Atatürk e bizim camia iftira attı

Atatürk e bizim camia iftira attı https://www.facebook.com/reel/886553294077097 <https://www.facebook.com/reel/886553294077097> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

İsrail ordusu Lübnan'da bir hastaneyi ve sağlık çalışanlarını vurdu.

İsrail ordusu Lübnan'da bir hastaneyi ve sağlık çalışanlarını vurdu. <https://t.me/buzznews_tr/15872> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com> 1 dosyayı bu e-postaya bağladım: * 2045384116581876129.mp4 <https://app.box.com/s/950ohythoeieo16qnpbln96js6w9czg0> Boyut: 5,6 MB Filelink hizmeti: Box Bağlantı: https://app.box.com/s/950ohythoeieo16qnpbln96js6w9czg0 <https://app.box.com/s/950ohythoeieo16qnpbln96js6w9czg0>

2045384116581876129.mp4 dosyası Filelink olarak eklendi. Dosyayı aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz.

Michael Rubin: F-16’ları Yok Edin: İsrail Türkiye’ye Önleyici Bir Saldırı Başlatabilir

Michael Rubin: F-16’ları Yok Edin: İsrail Türkiye’ye Önleyici Bir Saldırı Başlatabilir

17-04-2026

1967’de İsrail, Mısır’ı sadece altı günde yendi. İsrail, Türkiye ile de aynısını yapabilir mi?

– Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır, İsrail’e yönelik görüşlerini gizlemedi. Temmuz 1959’da, "O mikrobu, İsrail’i yok etmek için kesin bir savaş istiyoruz" dedi.

Ertesi yıl, Kahire Radyosu şu yayını yaptı: "Kesin savaşa hazırlanıyoruz ve doğru anda güç ve hızla vuracağız."

1960’ların ortalarında Suriye terörü Nasır’ı gölgede bırakmakla tehdit ederken, Mısır lideri İsrail karşıtı söylemini ve tiyatrosunu ikiye katladı.

Mart 1965’te, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’yi işgalinden iki yıl önce, Nasır şöyle demişti: "Filistin’e kumla kaplı topraklarıyla değil, kanla doymuş topraklarıyla gireceğiz." Nasır sekiz ay sonra şöyle açıklamıştı: "İsrail Devleti’nin yok edilmesini hedefliyoruz. Acil hedef: Arap askeri gücünün mükemmelleştirilmesi. Ulusal hedef: İsrail’in ortadan kaldırılması."

Nasır daha sonra Tiran Boğazı ve Süveyş Kanalı’nı İsrail gemilerine kapatıp ordusunu seferber ettiğinde, İsrailliler tehdidinin sadece retorik olmadığını anladılar.

Tarihçiler ve hukukçular yakınlık kavramının anlamını tartışırlar, ancak varoluş akademik bir sorun veya "ne yanlış gitti" üzerine bir eylem sonrası çalışmasının konusu olmamalıdır. İsrail’in düşmanlarının her zaman stratejik derinliği olmuştur.

Mısır, İsrail’in yüzölçümünün yaklaşık 40 katıdır. İsrail en dar noktasında dokuz milden daha az genişliğe sahiptir.

Bugün tarih tekerrür ediyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç ekonomik başarısızlık ve siyasi huzursuzluktan dikkatleri dağıtmak ve yurt dışında liderlik iddiasında bulunmak için Nasır’ın İsrail’e yönelik saldırıları artırma stratejisini tekrarladı.

Nasır gibi, o da söylemlerini askeri yığılmayla destekledi. Bugün Erdoğan açıkça savaş tehdidinde bulunuyor.

Türkiye Tehdidi

Türkiye’nin Dağlık Karabağ’da yaptığı gibi İsrail’e girme tehdidinde bulundu.

Sonuç olarak, Türkiye’nin desteklediği Azerbaycan güçleri tüm nüfusu etnik olarak temizledi ve evlerinde kalmayı seçen az sayıdaki kişiyi de başlarını keserek öldürdü.

Nisan 2026’da Türkiye, limanlarına yanaşan gemilerin İsrail ile hiçbir bağlantısının olmamasını talep ederek "yumuşak" bir abluka başlattı. 10 Nisan 2026’da Erdoğan hükümeti, Hamas’a malzeme tedarik etmeye çalışan bir filoyu durdurduğu gerekçesiyle İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu suçlayarak 4.500 yıldan fazla hapis cezası talep etti.

Bölgedeki birçok ülkenin savunma ve istihbarat uzmanlarına göre, perde arkasında Türkiye sadece Suriye’nin İsrail’e saldırma kabiliyetini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda İran’ın yerini alarak Hizbullah için hayati bir bağlantı noktası haline geliyor.

Türkiye’nin insansız hava aracı fabrikaları, İsrail savunmasını alt edebilecek silahlar üretiyor. Trump yönetiminin Türkiye’ye olası bir F-35 Müşterek Taarruz Uçağı satışı, İsrail’in niteliksel üstünlüğünü aşındırabilir. Bu arada, Türkiye’nin İran’ın nükleer silah yeteneğine giden yolunu izleme olasılığı da giderek artıyor.

Diplomatlar gerilimi küçümsemeye çalışabilir, ancak bölgedekiler için gerçeklik, hayal kurmaktan daha önemlidir. Türkiye 2026, Mısır 1966’ya eşdeğerdir. Diktatörler, Yahudi devletine karşı kamuoyunda öfke uyandırmaya çalışırlar.

Uzlaşma sağlanamayan ideolojik nedenler Nasır’ı motive etti ve Erdoğan’ın nefretini körükledi. İsrail liderleri, Erdoğan’ın söylemlerini yerine getireceğine dair hiçbir yanılsamaya kapılmamalıdır.

Erdoğan’ın işgal altındaki Kuzey Kıbrıs’a F-16 konuşlandırmasının ardından ABD’nin hareketsizliği, Türk liderinin her şeyden sıyrılabileceğine inanmasını daha da güçlendiriyor.

Beyaz Saray Endişelenmeli

Beyaz Saray, bundan sonra ne olabileceği konusunda hiçbir yanılsamaya kapılmamalıdır. 5 Haziran 1967’de İsrail, Mısır hava kuvvetlerini ve yerdeki 300’den fazla Mısır uçağını imha eden Odak Operasyonu’nu başlattı.

Varoluşsal tehditlerin doğası gereği, çaresiz önlemler gerektirirler.

Basitçe söylemek gerekirse, İsrail, Türkiye’nin hava gücü, donanması ve askeri-sanayi tesislerinin Yahudi devletinin varlığına tehdit oluşturduğundan korkuyorsa, İsrail’in bu tehdidi önlemek için yeni bir Odak Operasyonu başlatmaktan başka seçeneği kalmayacaktır. 1967’deki Nasır ordusu, bugünkü Erdoğan’ın ordusuna eşdeğerdi; büyük ama abartılmıştı.

Erdoğan’ın ideolojik tasfiyeleri de Türk yeteneklerini zayıflattı. Türk liderliğini çevreleyen paranoya nedeniyle, İsrail Hava Kuvvetleri operasyonlarını Erdoğan’ın ara sıra yaptığı yurtdışı ziyaretlerinden birine denk gelecek şekilde planlamalıdır. Erdoğan, eski istihbarat şefi Hakan Fidan ve halefi İbrahim Kalın gibi ikinci kademe liderlere güveniyor, ancak bunlar müttefik oldukları kadar rakipleridir de. Birini vurmak

Ya da her ikisi de boşluğu daha da derinleştirecektir.

İsrail Ne Yapabilir?

İsrail daha sonra Kuzey Kıbrıs, İncirlik, İzmir, Diyarbakır ve diğer yarım düzine şehirdeki üslerde bulunan Türk F-16’larına ve diğer uçaklarına saldırabilir. İsrail savaş uçaklarının, işgal altındaki Hatay’daki Gölcük’teki Türk Deniz Kuvvetleri’nin ana üssünün yanı sıra Aksaz, Foça ve İskenderun’u da hedef alması muhtemeldir.

Türkiye’nin yanıtını ve toparlanmasını engellemek için İsrail, Türkiye’nin silahlarının çoğunu ürettiği Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tesislerini de hedef almalıdır. Bayraktar TB2 ve Akıncı üretimindeki rolü nedeniyle Baykar genel merkezi, personeli ve tesislerinin de vurulması muhtemeldir.

Ankara merkezli BMS Savunma, gözetleme dronları üretiyor ve olası bir hedef olabilir. Türk radar ve uçaksavar sistemleri muhtemelen ilk dakikalarda imha edilecektir.

NATO'ya Ne Olacak?

Türkiye, NATO kalkanının arkasında güvende olduğuna inanabilir, ancak öyle değil.

Kuzey Atlantik Antlaşması’nın V. Maddesi (toplu savunma maddesi) birçok boşlukla dolu. Özellikle NATO üyeleri Erdoğan’ın tehditlerini provokatif olarak görürse, "silahlı saldırı" olarak nitelendirilen şeyin ne olduğu tartışmaya açık.

Bir İngiliz F-35 uçağı 25 Mayıs 2022’de Baltıklar üzerinde uçuyor. İngiliz ve Çek savaş uçakları Baltık bölgesinde hava savunma eğitimine katılıyor. İngiliz Eurofighter Typhoon’ları, F-35’leri ve Çek Gripen’leri, çok uluslu bir deniz gözetim faaliyeti olan Neptune Shield 22’nin (NESH22) bir parçası olarak bir tatbikatta yer aldı. NESH22, Avrupa genelinde ve Baltık ve Akdeniz’de hava, kara ve deniz unsurları arasında çeşitli çok alanlı faaliyetlere sahne oldu. 17-31 Mayıs 2022 tarihleri arasında geçerli olacak.

NATO, fikir birliğiyle çalıştığı için, teorik olarak herhangi bir NATO üyesi, 5. Madde’nin uygulanmasını engelleyebilir; bu da, uzun zamandır NATO fikir birliğini engellemek için tehditleri maddi ve diplomatik avantajına kullanan Türkiye’ye karşı durumu tersine çevirebilir.

Kötüden Daha Kötüye

İsrail’in elbette Türkiye’nin tepkisine hazırlıklı olması gerekecek; güçlü bir tepkisi olacak. Ancak, Türkiye ile İsrail arasında savaş kaçınılmazsa, Kudüs’ün saldırının zamanlamasını belirleyebilmesi ve kendisini en avantajlı konuma getirebilmesi için önleyici saldırılar giderek daha gerekli hale gelecektir.

Mısır’ın aksine Türkiye’nin İsrail ile sınır komşusu olmaması ve uluslararası toplumun sükuneti arayacağı göz önüne alındığında, İsrail ayrıca geleneksel Arap devlet stratejisini, yani saldırıp ardından ateşkes arama stratejisini de tekrarlayabilir. Böyle bir durumda, ABD Donanması sükuneti sağlamak için Doğu Akdeniz’e konuşlanabilir.

Yazar Hakkında: Dr. Michael Rubin

Michael Rubin, Amerikan Girişim Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı ve Orta Doğu Forumu’nda politika analizi direktörüdür. İfade edilen görüşler ve düşünceler kendisine aittir. Eski bir Pentagon yetkilisi olan Dr. Rubin, devrim sonrası İran’da, Yemen’de ve hem savaş öncesi hem de savaş sonrası Irak’ta yaşamıştır. Ayrıca 11 Eylül’den önce Taliban ile de zaman geçirmiştir. On yıldan fazla bir süre boyunca, Afrika Boynuzu ve Orta Doğu’da konuşlandırılmış ABD Donanması ve Deniz Piyadeleri birliklerine çatışmalar, kültür ve terörizm konularında dersler vermiştir. İfade edilen görüşler yazarın kendisine aittir.

https://www.19fortyfive.com/2026/04/destroy-the-f-16s-israel-could-launch-a-preemptive-attack-on-turkey/


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


18 Nisan 2026 Cumartesi

“Alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş güvenilir bir resulüm. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” Eylül Ecem Zal

Müjdeler olsun yurdumun, taşına toprağına. Hz. İskender Erol Evrenesoğlu (Ölümü 2019, “Risalet Nurları”, MİHR Vakfı), Hz. Hasan Mezarcı (eski milletvekili, “Mesih”) sonrasında dünyanın ve Türkiyenin ilk kadın peygamberi zuhur etti. İman edin. Bir de sorarsınız, neden Türk milletine peygamber gelmiyor, hep Araplara, hep ortadoğuya diye. İşte size üç peygamber. Biri hariç, kalan ikisi sağ ve salim. Hala daha vahiy kapısı açık. Şükürler olsun, hamdolsun, inşallah. Saygılar Oraj POYRAZ L2fSIJNoA0xfSNxA -------------- “/*Alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş güvenilir bir resulüm. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”*/ Eylül Ecem Zal <https://x.com/i/status/2044335322943664441> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com> 1 dosyayı bu e-postaya bağladım: * Ateist_TV_-__Alemlerin_Rabbi_taraf_ndan_go_nderilmis__gu_venilir_bir_resulu_m._Allah..._T8Cd2L.mp4 <https://app.box.com/s/g1yid9f0gec310x325isryutibw628l4> Boyut: 5,7 MB Filelink hizmeti: Box Bağlantı: https://app.box.com/s/g1yid9f0gec310x325isryutibw628l4 <https://app.box.com/s/g1yid9f0gec310x325isryutibw628l4>

Ateist_TV_-__Alemlerin_Rabbi_taraf_ndan_go_nderilmis__gu_venilir_bir_resulu_m._Allah..._T8Cd2L.mp4 dosyası Filelink olarak eklendi. Dosyayı aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz.

Fatih Altaylı: Okumamış olmayı dilediğim bir mektup

  1. Fatih Altaylı: Okumamış olmayı dilediğim bir mektup
    1. DÖRT BAŞI MAMUR UTANÇ
    2. KÖTÜ BİR ÖYKÜNÜN BAŞLANGICI
    3. DAYAK VE İŞKENCE BAŞLIYOR
    4. KORKUDAN ANA BABAYA ANLATILAMIYOR
    5. HERKESİN BİLDİĞİ KİMSENİN KONUŞMADIĞI İLİŞKİLER
    6. İHBARLAR POLİSİN UMURUNDA DEĞİL
    7. VE KAÇIŞ
    8. TÜM BUNLAR YAŞANMAMIŞ GİBİ DEVAM

Son okul katliamını seküler eğitime, Kemalizm'e bağlayanlara kapak olsun diye iletiyorum.

Saygılar

Oraj POYRAZ

L2fSIJNoA0xfSNxA

-------------- 

Fatih Altaylı: Okumamış olmayı dilediğim bir mektup

Aralık 1, 2024

DÖRT BAŞI MAMUR UTANÇ

Okurlardan, izleyicilerden sıklıkla e postalar gelir.

Ben de elimden geldiğince hepsini okumaya, en azından bir göz akmaya gayret ederim.

Bir okur bize yazacak kadar önemsemişse, benim de ona bakmamamın ayıp olacağını düşünürüm.

Ama yıllardır okuduğum on binlerce belki de daha fazla posta arasında beni bu kadar kötü yapan bir başkasına rastlamadım.

Okudum, okumamış olmayı, okuduğum şeylerin yaşanmamış olmasını diledim.

Ancak mektubu yazan kişinin arzusu üzerine sizinle paylaşmaya karar verdim.

Buyurunuz felakete, rezalete…

Merhabalar Fatih bey nasılsınız her gün olduğu gibi bugün de sizi izledim. Değindiğiniz cemaat ve tarikatlar hakkındaki bilgi ve deneyimlerimi, konuyla ilgili bilgilerimi ve bizzat yaklaşık 7 sene tarikatların içerisinde çocukluğu yok olan birisi olarak bizzat yaşadıklarımı sizinle paylaşmak istedim.

Yazdıklarımın içerisinde tek bir satır dahi abartı, uydurma, yalan yoktur. Tamamı bizzat kendi yaşadığım şeylerdir. Fazlası yoktur, eksiği olabilir.

Birazdan okuyacaklarınız kanınızı dondurmakla kalmayacak ve siz de benim gibi tüm bunların olmamış yaşanmamış olmasını dileyeceksiniz.

Olmamış olmasını dileyeceğiniz türden tüm bu olayları bizzat kendi yaşayan birisi olarak yazıyorum.

Anlatacağım konuyla alakalı kişilerin KVK’ya aykırı bir durum oluşturmaması sebebiyle sadece isimlerini yazacak ve soyadlarını paylaşmayacağım.

Başlıyorum.

KÖTÜ BİR ÖYKÜNÜN BAŞLANGICI

30 yaşında kamu görevlisi bekar bir erkek olarak hayatımı sürdürmekteyim. İslami yaşayan bir ailenin çocuğuyum. Harama, helale kul hakkına dikkat eden, kendi halinde ve yaşantıları itibarıyla yaptıkları her işte Allah’ın rızasını gözeten bir anne baba tarafından yetiştirildim.

Babam şalvar cübbeli 5 vakit namazını kılan, annem çarşaflı 5 vakit namazını kılan, ahlaklı, ülkesini seven, hakkı gözeten, samimi inançları doğrultusunda yaşayan, yaşamaya çalışan insanlar.

Gönül bağıyla İ. cemaatine bağlı kişiler.  

Zaman zaman cemaat mensubu hocaların sohbetlerine katılan insanlar. Her tarikat ve cemaatlerin peşine takılan insanlar gibi onların da hatalı oldukları birçok konular var.

Yobazlık, gericilik, hamaset, sorgulamama, Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı bağnaz düşünceler sahip insanlar. Bunları sadece size değil, kendilerinin yüzlerine de söylüyorum fakat söylemlerim bir şey değiştirmiyor. Sadece aile içi gerginlik oluşturuyor. Ezberlerini bozma niyetleri yok.

Buraya kadar olan kısmı içinde büyüdüğüm aile yapısının anlaşılması açısından önem teşkil eden bir kısımdı.  

Gelelim benimle ve yaşadığım şeylerle alakalı olan kısma.

Ailem 6 yaşındayken beni İslami eğitimleri almam ve İslami görüşe sahip bir hayat sürmem için ana okulu gibi eğitim veren bir kursa göndermeye başladı.

Sabah servisle evden alınıp İstanbul Kirazlı tepede bulunan İ.A. cemaatine bağlı bir kursa gönderiyor akşam aynı servisle eve bırakılıyordum. 2000 ila 2002 yılları arasını kapsayan bu süreçte gittiğimiz yer dışardan bakıldığında normal bir daire gibi gözüken dini eğitimlerin verildiği kuran siyer ve diğer İslami eğitimleri aldığım bir yerdi.   

Fakat zaman zaman polis baskını olacağını öğrenen hocalar aldıkları bu haber doğrultusunda bizleri saklıyor veya bulunduğumuz yerden kaçırıyor ormanlık tenha yerlere götürüyorlardı.

Bazen de bulunduğumuz dairenin altında bulunan bodrum katına indiriyor denetim bitene kadar sessiz kalmamızı sağlıyorlardı 

DAYAK VE İŞKENCE BAŞLIYOR

Burada geçirdiğim sürenin yeterli olduğunu düşünen ailem beni oradan alarak bu sefer de yatılı olarak kalacağım yine aynı cemaate bağlı bir kuran kursuna gönderme kararı almışlardı. Bu kursta yatılı olarak kalıyor 2 haftada bir cumartesi pazar günü izin veriliyordu.

Bu kurs Kasımpaşa’da 5 katlı bir binadaydı. Binanın tamamı cemaatin kullanımındaydı. 1. katta kursta görevli hocaların odaları ve eşyalarımızı koyduğumuz dolaplarımız, lavabolar banyolar ve yatakhane mevcuttu. 2. ve 3. kat sadece kuran eğitimi verilen katlar, 4. kat mescit, 5. kat ise yemekhane olarak kullanılıyordu.

Buraya benden 2 yaş büyük olan abimle birlikte başladığımda yaşım 7 veya 8’di. Kurstaki en ufak yaştaki öğrenciler bizlerdik. 40’lı yaşlara kadar bizden ve hatta babamdan bile büyük olan insanlarla aynı çatı altında kalıyorduk.

200 kişi civarında öğrenciydik ve ben hayatımda ilk dayak yemeye, şiddete maruz kalmaya ve herkesin içinde aşağılanmaya, dövülürken kimsenin sana yardım etmek için harekete geçmeyeceğini burada, o küçücük yaşımda öğrendim.

Sudan sebepler yüzünden daha sabah ezanı okunmadan tecüt namazı kılınması için gecenin 3’ünde dövülerek uykudan uyandırılan 5 dakika içerisinde yatağını toplayıp giyinip yatakhaneden çıkmak zorunda olan ve çıkamazsa bazen hortumla dövüle dövüle odadan çıkartılan çocuklardık. 

Korktuğu için, zorbalığa maruz bırakıldığı için psikolojik olarak baskılanmadan kaynaklanan sorunlar yüzünden altını ıslatan birçok çocuktan birisiydim ve altımıza işediğimiz için tekrar dövülüyor, sonra gecenin 3’ünde toplu olarak üzerimizdeki kıyafetleri çıkartılıp, banyoda araba yıkar gibi soğuk sularla hortumla üzerimize su tutuluyor ve yer temizleme fırçalarıyla fırçalanıyorduk. Bunlar olurken bir yandan da hakaretlere aşağılamalara maruz kalıyorduk.

Başımızdaki hocalar olmadık bahanelerle evde eşleriyle yaşadıkları sorunların veya canlarını sıkan herhangi bir şeyin acısını bizden çıkartıyorlardı. Bazen neden dayak yediğimizi bile bilmiyorduk.

Size şerefim üzerine yemin ederim ki, öğrencileri döverken hocaların kullandığı sopalar zaman zaman kırılıyor ve yerlerine her zaman daha kalın, daha dayanıklı ve daha acı verici sopayı bulmak için arayış içerisine giriyorlar istedikleri sopayı bulduklarında ortada hiçbir gerekçe yokken yeni sopayı denemek için sıra dayağına çekiliyorduk.  

Yeri geliyor falakaya yatırılıyor yeri geliyor avucumuzun içleri morarana şişene kadar dayak yiyorduk.  

Tokat tekme o an canı nasıl bir şiddet uygulamak istiyorsa onu yapıyorlardı. Bu söylediğim dayaklar her gün birden fazla kez uygulanıyordu. Kimse korkusundan sesini çıkartamıyor yemek yerken bile yanında dayak yiyorduk.

7-8 yaşlarındaydım ve falakaya yatırılarak dayak yemekten ayağının üzerine basamıyordum. Falakada daha az acısın diye kat kat çorap giyiyorduk eğer o gün hoca insaflıysa çoraplarımızı çıkarttırmadan yorulana kadar vururdu ama keyfi yerinde değilse giydiğimiz o çorapları da çıkarttırıyorlardı.

Sayısız kez avuçlarımıza tüm güçleriyle vururlar, ağlarsak vurmaya devam ederlerdi.

Yemek vakti geldiğinde yemekhanede elimizin şişinden acısından tabaklarımızı tutamayacak halde olurduk.

Dayak esnasında dayanamayıp bayılanlar, küçücük çocuklara şiddet ve hiddetle vururken bileği kırılan zedelenenler zaman zaman hastaneye kaldırılmak zorunda kalınanlar oluyordu.

KORKUDAN ANA BABAYA ANLATILAMIYOR

Diyebilirsiniz ki, anne babanız bunlara nasıl izin veriyordu. Korkumuzdan ailemize anlatamazdık. Anlattığımızda da bu kadarı abartı çocuk daha bunlar diye inanmazlar, kursa gitmemek için söylediğimizi düşünürlerdi.

Burada yaklaşık olarak 2 seneye yakın bir süre kaldım. Abim benden önce ayrıldı ben daha sonra ayrıldım. Ancak çok kısa bir süre sonra yine İ. cemaatine bağlı İstanbul Ümraniye’deki bir başka bir kuran kursuna yatılı olarak gönderildim.

Burada da dayak kısmı aynıydı. Yine kursun en küçükleri abim ve bendim ama biraz daha yaşımın büyümüş olmasından kaynaklı bazı şeyleri anlamaya, farkına varmaya başlamıştım. Bu kursta yaklaşık olarak 40 ila 50 kişi civarında yatılı olarak kalan öğrenci vardı. Size yine şerefim üzerine yemin ederim ki bu satırdan sonra yazacaklarım yukarıda bahsi geçen dayak kısmını unutturacak kadar vahim durumlar.

HERKESİN BİLDİĞİ KİMSENİN KONUŞMADIĞI İLİŞKİLER

Bu kurstan abim yine benden önce ayrıldı bir süre sonra abimle alakalı bir şeyler duymaya başladım aynı beraber kaldığımız Kuran kursundaki Hikmet isminde bir şahısla cinsel ilişkisi olduğunu öğrendim.

Hemen peşinden yaklaşık hala kursta bulunan en az 10 kişinin daha birbirleriyle bu tür ilişkileri olduğunu öğrendim. Zaten bunu kendileri de inkar etmiyordu. Duyduğum bu şeyleri yaşamayı merak ederek ben de birileriyle cinsel ilişkiye girmeye başladım ilişkiye girdiğim kişilerin 1 Abdussamet 2 Hamza 3 Mahmut y 4 Yusuf 5 Bilal 6 Üsame 7 Abdulkadir 8 Mustafa 9 Ömer 10 Selman 11 Mahmut 12 Ramazan ve daha adı aklıma gelmeyen birkaç kişi.

Bu kişilerin başka kişilerle de ilişkileri vardı hatta birkaç kez kursun sorumlusu olan hoca tarafından ilişki esnasında yakalanarak dayak yedik.

Ama önemli değildi, zaten dayağı sürekli yiyorduk, bu sefer de eşcinsellikten ötürü yemiş olduk. Ne fark ederdi ki, camdan dışarı baktığımız için dayak yiyor namazı hızlı kıldın diye dayak yiyor oturuşumuz beğenilmediği için dayak yiyor yani sürekli bir şeyler için dayak yiyorduk. Bu kursta yaklaşık olarak 4 sene kaldım yukarıda saydığım isimlerle bizzat cinsel ilişkim oldu bundan ötürü defalarca yakalandım dayak yedim ve benim dışımda başka yakalanıp dayak yiyenlerde çok oldu. Herkes her şeyi biliyor fakat kimse yüksek sesle bunları konuşamıyordu.

Bu kursta en son başımızda bulunan hocayla kavga ederek ayrıldım. İlk kez bu kursta bana yumruk atan birisine gücüm yetmese de karşılık verdim ve artık bana vurana bende vurma kararı almıştım.

İHBARLAR POLİSİN UMURUNDA DEĞİL

Bu kursta okurken sayısız kez kontörlü telefonlardan 15’ i arayarak kaçak kuran kursu olduğunu ve sürekli olarak dayak yediğimizi ihbar ettim ama 1 sefer bile polis gelmedi bunun sebebini bu günlerde çok daha iyi anlıyorum.

6 yaşındayken gittiğim ilk kursta bu tür yapılanmalara müsaade edilmiyordu fakat ihbarda bulunmama rağmen polisin gelmediği dönemlerde Türkiye’de iktidar değişmiş işler artık daha farklı yürür olmuştu.

Polisin gelmediği kurslara iktidar partisinden belediyeye bağlı aşevlerinden günlük yemekler gelmeye başlamıştı.

4 sene burada kaldıktan sonra yine İstanbul Ümraniye’de aynı cemaate bağlı başka bir kuran kursu ve Arapça eğitimi verilen kursa ailem tarafından kayıt ettirildim. Ayrıldığım kursta hafızlık eğitimimi tamamlamış hatta Diyanetin hafızlık sınavlarına girmiş diploma bile almıştım.

Yerleştirildiğim bu kursa başladığımda da yaşım 12’ye gelmişti. Yine sebepsiz yere dayaklar yiyorduk ve benim gibi eşcinsel ilişki yaşayan sayısız kurs talebesi vardı.

Burada da 3 veya 4 kişiyle ilişkim oldu. Buranın mevcut öğrenci sayısı da 80 ila 100 kişi arasında idi.

1 yıl kadar burada okuduktan sonra cinsel ilişkiye girdiğim bir kişiyle başka bir konuyla alakalı olarak kavga ettim ve o kurstan da ayrıldım. Kısa bir süre sonra yine İstanbul Ümraniye’de aynı cemaatin başka bir Kuran ve Arapça eğitimi verilen bir kursunda yatılı olarak kalmaya başladım.

Alıştığımız üzere burada da yine sistematik dayak vardı ama artık ağlamıyor tepki gösteriyordum. Bu kursta yaklaşık 30 kişiydik ve ben gelmeden öncesinde de kursta eşcinsellik yaygındı.

VE KAÇIŞ

Burada da bir den fazla kişiyle ilişkiye girdim. Süreç ilerlerken bir karar aldım ve kendimi sorgulamaya başladım “Benim burada ne işim vardı?”

Bu soruyu kendime sormaya başladıkça hiçbir işimin olmadığı sadece ailem istediği için orada bulunduğum ama bana ne istediğimin sorulmadığının ve bu hayatın bu şekilde sürdürülebilir olmadığı gerçeğinin farkına vardım ve bir gün eşyalarımı alıp kurstan ayrıldım.

13 yaşımı doldurmamıştım henüz ama ailemin karşısına dikildim ve onlara onların istekleri doğrultusunda artık hareket etmeyeceğimi söyledim.

Ailem beni din eğitimi almam için gönderdiği tarikat kurslarında başıma gelenlerden, yaşadığım sayısız eşcinsel ilişkiden habersiz çocuklarının özlemini çekiyor, iyi bir eğitim aldığımı zannediyorlardı.

Kursa gitmemek istememe üzülmüşlerdi ama orada yaşadıklarımı, eşcinsel ilişkilerimi bilseler muhtemelen kafayı yerlerdi.

Gelelim bu cinsel ilişkiye girdiğim kişilere,

Bizzat kendim kuran kursundayken cinsel ilişkiye girdiğim kişilerin bazıları şu anda aktif olarak diyanetin resmî kadrosunda imamlık yaparak millete din anlatıyor bazıları ise farklı şekilde görev yapıyor ve bazıları ise şu an benimde zamanında sözde din eğitimi almam için gönderildiğim İ.A. cemaatine bağlı kurslarda hocalık yapıyorlar.

Şerefim üzerine yemin ederim ki söylediklerim zerresi zerresine doğrudur bu kişilerin açık kimlik bilgilerini paylaşmam suç teşkil edeceği için paylaşmıyorum sadece isimleri yeterli şimdilik, 

Türkiye’deki en muhafazakar cemaat olan cemaatin içerisinde bulunan ve bizzat bunları yaşayan birisi olarak söylüyorum en muhafazakar cemaat kuran kurslarında belki 20 den fazla kişiyle eşcinsel ilişkim oldu. En muhafazakar olanı bu durumdaysa gerisini siz düşünün artık, 

Bana gelecek olursak 14 yaşıma henüz girmeden kuran kursu Arapça kursu ve cemaat tarikat yapılarından ayrıldığım ailemle konuştuğum günden beri hiçbir cemaati ve cemaatçiyi yanıma yaklaştırmadım elbette bu olanları ailemle paylaşmadım. Paylaşmayı bırakın, kendi hafızamdan bile sildim. Sonrasında bir erkekle ilişkiye girmedim ve aslında beni buna sürükleyen şeyin bulunduğum ortamın olduğunu anladım. Cinsel yönelimlerimin kadınlara yönelik olduğunun farkına vardım ve hayatıma devam ediyorum. 

TÜM BUNLAR YAŞANMAMIŞ GİBİ DEVAM

Bugüne kadar hayatımın bu kısmını hiç kimseyle paylaşamadım ve hiç yaşanmamış gibi hayatıma devam etmeye çalıştım. Şu an hiçbir inanca mensup birisi değilim kendimi Apateist olarak tanımlıyorum. Herhangi bir siyasi partiye yakınlık hissetmiyorum.

Mevcut bütün siyasilere ve gelecek olanlara muhalifim.

Çevresine duyarlı, sosyal sorumlulukların parçası olmaya çalışan, yaşadığı topluma faydalı olma arzusunda, duyarlı bir birey olmaya çalışıyorum.

Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı olarak toplumun ilerleyişini sağlıklı bir şekilde sürdürebileceği, ideolojik saplantılar din eksenli ve içi boşaltılmış milliyetçilikten uzak durulması gerektiği düşüncesi ve evrensel bir bakış açısıyla olayları okumaya anlamaya çalışmanın doğru olduğu kanaatindeyim, en azından kendimi bu şekilde bu çizgide tutmaya çalışıyorum. 

Konuyla alakalı öğrenmek istediğiniz bilgiler olursa seve seve elimden geleni yapacağımı bilmenizi isterim fakat şu an kamu görevlisi bir memur olarak hayatımı idame ettirmeye çalışıyorum memuriyetime zarar gelmeyecek şekilde elimden gelen her konuda bilgi paylaşımında seve seve bulunacağım sizden tek ricam bunu cemaatlerin içerisinde neler döndüğünü millete din ahlak satanların nasıl iki yüzlüler olduğu gerçeğini halka duyurmanız ve bu acı gerçekleri topluma gösterin gösterin ki bir kişiyi bile bu hastalıklı yapıların ağına düşmekten  kurtara bilirsek bulunduğumuz toplum için faydalı bir iş yapmış oluruz.

Sağlıcakla kalın."

https://fatihaltayli.com.tr/yazarlar/fatih-altayli/2024-12-01/okumamis-olmayi-diledigim-bir-mektup


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Lyrid Meteor Yağmuru Gelecek Hafta Zirveye Ulaşacak — Ne Zaman İzlenmeli

Lyrid Meteor Yağmuru Gelecek Hafta Zirveye Ulaşacak — Ne Zaman İzlenmeli

Jamie Carter,

17 Nisan 2026, 04:00 EDT

Bilinen en eski meteor yağmurlarından biri, mükemmel gökyüzü koşulları altında zirveye ulaşmak üzere.

Lyridler, 21-22 Nisan gecesi zirveye ulaşacak ve karanlıkta bir avuç hızlı, parlak "kayan yıldız" gönderecek - ve bu yıl, ay gösteriyi bozmayacak.

Sadece ince bir hilal ayın erken batmasıyla, 2026 yılı Lyrid meteor yağmuru için mükemmel gözlem koşulları vaat ediyor.

Karanlık gökyüzü altında, Lyridler saatte 15-20 meteor üretebilir, arada sırada parlak "ateş topları" veya "bolidler" de görülebilir.

Amerikan Meteor Derneği’ne göre, Lyrid meteor yağmuru yaklaşık 14-30 Nisan tarihleri arasında aktiftir, ancak 22 Nisan’da 20:00 UTC civarında geniş bir zirve yapması beklenmektedir; bu da 21-22 Nisan (Salı-Çarşamba) ve 22-23 Nisan (Çarşamba-Perşembe) gecelerini Kuzey Amerika’da en iyi gözlem zamanları yapmaktadır.

NASA'nın Dünya Yakınındaki Nesneler Çalışmaları Merkezi’ne göre, karanlık gökyüzü altında Lyrid meteor yağmuru saatte 15-20 meteor üretebilir ve ara sıra parlak ateş topları veya bolidler (görünür büyüklüğü -3 veya daha parlak olan, Venüs ile yaklaşık aynı parlaklıkta olan alışılmadık derecede parlak meteorlar) görülebilir.

Lyrid meteor yağmurunun radyant noktası (meteorların kaynaklandığı nokta), Kuzey Yarımküre’nin gece gökyüzünde gece yarısından sonra yükselen Lyra takımyıldızındaki parlak Vega yıldızının yakınındadır.

Başka bir meteor yağmuru olan Eta Aquariidler, 19 Nisan-28 Mayıs tarihleri arasında aktif olacak ve 5-6 Mayıs’taki zirve gecesinde saatte 60 meteor görülebilecek, ancak güçlü ay ışığı onları görmeyi zorlaştıracaktır.

Ayrıca, Eta Aquariid meteor yağmuru Güney Yarımküre’deki gözlemciler için daha elverişlidir.

Radyant noktası (meteorların kaynaklandığı nokta), Kuzey Yarımküre’nin gece gökyüzünde gece yarısından sonra yükselen Lyra takımyıldızındaki parlak Vega yıldızının yakınındadır.

Göktaşlarının gece gökyüzünün herhangi bir yerinde görünebileceği için doğrudan ışınım noktasına bakmanıza gerek yok.

İzlemek için en iyi zaman, yerel saatle yaklaşık 02:00 ile şafak vakti arasıdır; bu saatlerde Dünya üzerindeki konumunuz kesinlikle gece tarafındadır ve gelen toz bulutuna doğru dönmektedir.

Sıcak giyinin, şehir ışıklarından uzak karanlık bir yer bulun ve gözlerinizin alışması için en az 20 dakika bekleyin.

Lyrid meteor yağmuru, Dünya’nın, 1861’de son görülen ve Güneş’in etrafında 415 yılda bir tur atan uzun periyotlu bir kuyruklu yıldız olan Thatcher Kuyruklu Yıldızı’nın (C/1861 G1) geride bıraktığı toz bulutundan geçmesiyle oluşur.

Küçük parçacıklar saniyede yaklaşık 49 kilometre hızla Dünya atmosferine girerken sıkışır ve havayı ısıtarak parıldayan ışık çizgilerine dönüşür.

NASA’ya göre, Perseidler gibi bol miktarda görülen yaz yağmurlarına kıyasla mütevazı olsa da, Lir meteor yağmuru 2700 yıldan fazla bir süredir gözlemleniyor ve ilk kaydedilen gözlem 687’de Çinli gökbilimciler tarafından yapıldı.

Lir meteor yağmuru, saatlik oranları kısa süreliğine artıran ara sıra yaşanan sürpriz patlamalarıyla bilinir.

https://www.forbes.com/sites/jamiecartereurope/2026/04/17/lyrid-meteor-shower-will-peak-next-week---when-to-look/


 
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


“Kimsenin bilmediği ‘BAE’nin sırrı”

Nihal Bengisu Karaca*: İran, BAE’yi vurduğunda, teknik olarak bir Arap ülkesini mi vurmuş oluyor?

* Malesef aktaran kişi yanlış, söylenen doğru

Filistinli El-Cezire televizyon programcısı merhum gazeteci Cemal Rayyan’ın (1953-2026), 2021’de aktardığı bir istihbarat raporunun özeti bunu açıklıyor.

“Kimsenin bilmediği ‘BAE’nin sırrı”

(Gazeteci Cemal Reyyan)

Yüzölçümü 75 bin km²’yi geçmeyen, yerli nüfusu 800 bini bile bulmayan küçük bir ülke olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin nasıl bu kadar hızlı bir kalkınma yaşadığı kimse tarafından bilinmiyor.

BAE’nin siyasi bir geçmişi, kurtuluş hareketleri, kültürel ya da düşünsel kurumları yoktur.

Acaba Şeyh Zayed ona “Yasin Suresi” mi üfledi de bir gecede imar ve kalkınma ile gelişmiş, Batı Asya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri mi oldu?

Gerçek şu ki: “BAE projesinin” arkasında Yahudiler vardır.

Batı’daki zengin Yahudiler, Orta Doğu’da ticaret ve finansı yönetecek, “ana devletle” doğrudan ilişki kurmadan çıkarlarını koruyacak bir yerleşim kurmayı düşündüler.

1971’de, yani kuruluş yılında, Batı Emirlikleri önce altıya sonra yedi emirliğe böldü. Her birinin emiri, ordusu, polisi ve güvenlik yapısı vardır.

Abu Dabi ise toplam alanın dörtte üçünden fazlasını kapsar. Böylece güçlü bir devlet çekirdeği oluşmasının önüne geçildi.

Resmî rakamlara göre yerli nüfus 750 bin olsa bile, 200 farklı milletten yaklaşık 9 milyon yabancıyla kıyaslandığında bu ne ifade eder?

Tüm yerli halk istihbarat ve ordu olsa bile ülkelerini koruyamazlar.

BAE’ye girdiğinizde kendinizi Avrupa ya da gelişmiş Asya ülkelerinden birinde gibi hissedersiniz: düzen, profesyonellik, temizlik ve disiplin vardır.

Ancak “yerli vatandaş” bulmak zordur; havaalanından konuta kadar her şey yabancıların elindedir.

Havalimanları ve limanlardaki yoğunluk insanı hayrete düşürür.

Bu kadar karmaşık bir sistemi, düşünce ve vizyon olarak basit bir “Emirati”nin yönetmesi mümkün müdür?

BAE, özellikle Abu Dabi, dünyadaki en yüksek milyoner oranlarından birine sahiptir; yaklaşık 75 bin milyoner vardır ve bunların büyük kısmı Yahudi zenginlerdir.

Bu da büyük bir finansal birikim için güvenli bir ortam oluşturur.

Bu nedenle Muhammed bin Zayed’i İsrail’e yönlendiren kişinin Yahudi milyarder Haim Saban olması şaşırtıcı değildir.

BAE sadece gökdelenler ve ticaret değildir;

ümmete karşı bir komplo yerleşimidir.”

Soru:

BAE neden dünyada en çok silah harcayan ülkelerden biridir?

Ordusu nerede? Hangi sınırları savunuyor?

Cevap:

Bu silahlar bölge ülkelerine karşı kullanılıyor; BAE’nin ekonomik, siyasi veya güvenlik olarak müdahil olmadığı neredeyse hiçbir ülke yoktur.

Bir diğer soru:

Al Zayed ailesi tüm bu karmaşık işleri yönetecek kapasiteye sahip mi?

Neden büyük sermaye sahipleri BAE’yi doğrudan yönetmiyor?

Bu sorunun cevabını Henry Ford’un 1921 tarihli “Uluslararası Yahudi” kitabı verir:

Yahudiler dünyayı arkadan yönetmeyi tercih eder.”

Başka bir soru:

Neden yatırım için İsrail değil de BAE seçildi?

Cevap:

İsrail askeri bir cephedir, sürekli tehdit altındadır, ticari olarak bölgede kabul görmez ve istikrarsızdır.

Sonuç: “BAE, 1971’den beri bir İsrail yerleşimidir.”


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc