8 Eylül 2026 Salı

Kürt isyanlarının yalnıza bir kanun ile ortadan kaldırılacağını iddia edenler ŞEREFSİZ İŞBİRLİKÇİLERDİR.

Yıldırım Beyazıt'dan bu yana yaklaşık 500 yıldır çeşitli sebeplerle görülen Kürt isyanlarının yalnıza bir kanun ile ortadan kaldırılacağını iddia edenler ŞEREFSİZ İŞBİRLİKÇİLERDİR.
Son Çerçeve Kanunu Türk milletinin, hatta PKK'nın dahi talebi değildir.
Bu kanun Yahudi aklının, ABD eliyle, son NATO toplantısında dayatılan bir projesidir.
Ve maalesef çeşitli tehditler, şantajlar ve rüşvetler ile dizleri üzerine çökertilmiş AKP, MHP hatta CHP yönetimlerin buna boyun eğmiştir.
Türk siyaseti kasetler ve  dosyaların altında ezilmektedir.

Kürt isyanlarını kanun gücüyle halledebilseydi, Osmanlı Sultanları, İttihat ve Terakki, erken cumhuriyet dönemini liderliği hallederdi.
Türk halkı ve Kürt halkı bu huzursuzlukla beraber yaşamaya alışmalı, ve görülen ikili ve nifakın zamanın iyileştirici gücüne bırakmayı öğrenmelidir.
Bunlar Kronik Sorunlardır.

Ermeni Soykırım iddiaları ve 3T talebinin de asla bitmeyeceğini, 3856 yılında intergalaktik bir uzay gemisinde bir Ermenice konuşamayan, Ermeni kilisesine tabii olmayan, Ermeni Kültüründen tamamen kopmuş, kendine bir kimlik üretmek için elinde yalnızca Türk Düşmanlığı ve Soykırım iddiaları olan BİR ERMENİ, bir Türk bulacak ve gırtlağına sarılacaktır.
Vay benim atalarımı katlettiniz, vay benim atalarıma soykırım yaptınız diyerek kinini kusacaktır.

Osmanlı bakiyesi milletlerin isyanları, bağımsızlık için içsavaşlar, etnik arındırma ve katliamlarla bağlantılı olarak iddiaları ve talepleri asla bitmeyecektir.

Ortalama bir Türk bütün bunları bilecek, bu konudaki iddialar ve taleplere sonsuza kadar direnç gösterme, bıkmadan dayanma alışkanlığı olmalıdır.

Bütün bu sorunlar asla çözümlenmeyecektir.
Bu sorunları tek bir hareketle, bir yasayla, bir AÇILIMLA çözebileceğini iddia edenlerden lütfen uzak  durunuz.


Saygılar

Oraj POYRAZ

L2fSIJNoA0xfSNxA

-------------

Anadolu’da veya tarihsel olarak bugünkü Türkiye sınırları içinde gerçekleşen, Kürt aktörlerin belirgin olduğu silahlı başkaldırılar”

1. İlk dönem: Selçuklu ve beylikler dönemi

Kürtlerin Anadolu’daki varlığı Osmanlılardan çok daha eskidir. Ancak burada ciddi bir kaynak problemi vardır: Orta Çağ’daki her yerel savaş veya hanedan mücadelesini “Kürt isyanı” olarak nitelemek doğru değildir.

10.–11. yüzyıllarda Mervânîler/Diyarbakır merkezli Kürt hanedanı gibi siyasi yapılar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bulunuyordu. 11. yüzyıldan itibaren Selçuklu hâkimiyetinin kurulmasıyla Kürt emirlikleri Selçuklu, Artuklu, Eyyûbî, İlhanlı ve daha sonra Akkoyunlu/Karakoyunlu gibi güçlerle farklı biçimlerde ilişki kurdu.

Dolayısıyla “ilk Kürt isyanı = X yılında gerçekleşti” şeklinde güvenilir biçimde verilebilecek tek bir başlangıç tarihi yoktur.

Bu dönemdeki çatışmaları, modern anlamdaki Kürt milliyetçi isyanlarından ayrı tutmak gerekir.


2. Osmanlı döneminde ilk büyük Kürt başkaldırıları

Osmanlıların Doğu Anadolu’da hâkimiyet kurması özellikle 1514 Çaldıran Savaşı sonrasında hızlandı. Bu dönemde birçok Kürt beyliği Osmanlı tarafına geçti ve karşılığında önemli ölçüde yerel özerkliklerini korudu.

Bu düzen 18. yüzyıl sonlarına kadar büyük ölçüde devam etti. 19. yüzyılda Tanzimat merkezileşmesiyle birlikte sistem ciddi biçimde bozuldu. (DergiPark)

Yaklaşık kronolojik liste

Tarih

İsyan / başkaldırı

Bölge

Başlıca aktör

Niteliği

1547

Bitlis/Bidlîsî başkaldırısı

Bitlis

Bitlis emiri

Emirlik özerkliği

1606–1607

Canbulatoğlu (Canpolatoğlu) Ali Paşa isyanı

Kilis–Halep

Canbulatoğlu Ali Paşa

Yerel/dinastik güç mücadelesi

18. yy.

Çeşitli Kürt aşiret başkaldırıları

Diyarbakır–Bitlis–Siirt vb.

Aşiret reisleri

Yerel özerklik/vergi/otorite

1765

Cihan Bey aşiret başkaldırısı

Malatya

Cihan Bey

Yerel güç mücadelesi

1789

Reşkotan–Xerzan başkaldırısı

Diyarbakır–Siirt

Ferho Ağa, Kasım Xerzî

Aşiret/yerel otorite

1794

Zirkan–Tırkan başkaldırısı

Diyarbakır

Aşiretler

Yerel otorite

1806

Baban hareketi

Irak sınırı/Süleymaniye

Abdurrahman Paşa

Emirlik özerkliği

1810–1811

Baban hareketi

Musul–Irak sınırı

Ahmed Paşa

Emirlik–merkez çatışması

1830’lar

Rewanduz/Mîr Muhammed hareketi

Hakkâri–Musul çevresi

Mîr Muhammed

Kürt emirliklerinin merkezileşmeye direnişi

1834–1837

Rewanduz harekâtı/çatışmaları

Hakkâri–Musul

Mîr Muhammed

Osmanlı merkezileşmesine direnç

1843–1847

Bedirhan Bey isyanı

Botan–Cizre–Hakkâri

Bedirhan Bey

Emirlik özerkliği

1850’ler

Yezdan Şêr başkaldırısı

Hakkâri–Bitlis

Yezdan Şêr

Merkezîleşmeye direnç

1877–1878

Bedirhan Osman Paşa hareketi

Cizre–Midyat

Bedirhan ailesi

Osmanlı yönetimine başkaldırı

1879

Hakkâri/Bitlis çevresi başkaldırıları

Doğu Anadolu

Çeşitli Kürt beyleri

Yerel özerklik

1880–1881

Şeyh Ubeydullah Nehrî İsyanı

Hakkâri–İran sınırı

Şeyh Ubeydullah

Milliyetçi + dinî + bölgesel

1889

Bedirhan ailesinin başkaldırısı

Bitlis çevresi

Bedirhan ailesi

Yerel/siyasi

1906

Milan aşireti hareketi

Diyarbakır çevresi

İbrahim Paşa Milanî

Aşiret/merkez çatışması

1906

Bişarî/Çito hareketi

Bitlis

Çito

Yerel

1914

Bitlis isyanı

Bitlis

Şeyh Selim ve Şihabeddin

Dinî + siyasi

1914

Bazı Botan/Hakkâri hareketleri

Hakkâri–Cizre

Yerel Kürt liderleri

Osmanlı merkezine karşı

Buradaki özellikle 1547, 1606–07 ve 18. yüzyıl kayıtlarının, 19. yüzyılın iyi belgelenmiş isyanlarıyla aynı kategoride değerlendirilmemesi gerekir. Örneğin 17. yüzyıl Bitlis’inde Kürt emirleri ile merkez arasındaki çatışmalar gerçekten belgelenmiştir; fakat bunlar çoğu zaman bir “Kürt ulusal ayaklanması” değil, emirlik–merkez ilişkisi içerisindeki güç mücadeleleridir. (Kürt Araştırmaları)


3. Dönüm noktası: 1830–1880

Bence kronolojinin en önemli bölümü burasıdır.

  1. yüzyılın başına kadar Osmanlı yönetimi ile Kürt emirlikleri arasında özerklik–bağlılık dengesi vardı. Tanzimat’la birlikte İstanbul:

  • vergileri doğrudan toplamak,

  • asker almak,

  • yerel silahlı güçleri tasfiye etmek,

  • emirlikleri kaldırmak,

  • valileri merkezden atamak

istemeye başladı.

Bu nedenle 1830’lardan itibaren isyanların karakteri değişmeye başladı. (DergiPark)

1830–1837 — Mîr Muhammed/Rewanduz

Mîr Muhammed’in hareketi bugünkü Irak Kürdistanı ağırlıklı olmakla birlikte Hakkâri ve Doğu Anadolu’daki Kürt siyasi düzenini de doğrudan etkiledi.

Osmanlı merkeziyetçiliğinin Kürt emirliklerine yönelik ilk büyük tasfiye hamlelerinden biridir.

1843–1847 — Bedirhan Bey

Bedirhan Bey

Merkez: Cizre–Botan
Alan: Botan, Hakkâri ve çevresi

Bu, Osmanlı dönemindeki en önemli Kürt emirliği isyanlarından biridir.

Bedirhan Bey’in amacı başlangıçta modern anlamda bir ulus-devlet kurmaktan çok Botan Emirliği’nin bağımsız/özerk gücünü korumaktı.

1847’de Osmanlı ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı ve emirlik tasfiye edildi.


4. 1850’ler — Yezdan Şêr

Yezdan Şêr

Bölge: Hakkâri–Bitlis–Van çevresi

Bedirhan Bey’in tasfiyesinden sonra ortaya çıkan en önemli hareketlerden biridir.

Burada da temel meselelerden biri merkezî Osmanlı yönetiminin yerel Kürt beylerinin gücünü ortadan kaldırmasıdır.


5. 1877–1878 — Bedirhan Osman Paşa hareketi

Bu hareket özellikle Cizre–Midyat çevresinde etkili oldu.

Osmanlı-Rus Savaşı’nın yarattığı otorite boşluğu da hareketin gelişmesini kolaylaştırdı.

Ancak henüz burada bile “modern Kürt milliyetçiliği” ile “yerel Kürt beylerinin siyasi çıkarları” birbirinden tamamen ayrıştırılabilecek durumda değildir.


6. 1880–1881 — Şeyh Ubeydullah Nehrî

Şeyh Ubeydullah Nehrî

Bu isyan kronolojide çok önemli bir kırılma noktasıdır.

Merkez: Şemdinli–Nehri
Alan: Osmanlı-İran sınır bölgesi
Dönem: 1880–1881

Ubeydullah’ın hareketi başlangıçta İran’a yönelikti; ancak gelişmeler sonucunda Osmanlı topraklarını da kapsayan geniş bir Kürt siyasi hareketine dönüştü.

Cambridge’de yayımlanan Sabri Ateş’in çalışması, hareketin on binlerce İranlı ve Osmanlı Kürdünü harekete geçirdiğini ve aynı zamanda dinî, mezhepsel, bölgesel ve milliyetçi unsurların birlikte rol oynadığını gösteriyor. Bu nedenle Ubeydullah hareketini yalnızca “milliyetçi isyan” diye açıklamak yetersizdir. (Cambridge)

Buna karşılık literatürde Kürt milliyetçiliğinin erken büyük kilometre taşlarından biri olarak kabul edilir. (De Gruyter Brill)


7. II. Meşrutiyet ve I. Dünya Savaşı dönemi

1906 — Milanî hareketi

Diyarbakır çevresinde İbrahim Paşa Milanî'nin hareketi.

1914 — Bitlis İsyanı

Şeyh Selim ve Şihabeddin öncülüğünde.

Bu hareket dinî ve siyasi unsurların birlikte bulunduğu bir başkaldırıdır.

1914–1918

I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’daki Kürt aşiretlerinin önemli bir bölümü Osmanlı Devleti’nin yanında savaşırken bazı gruplar ve yerel liderler merkezî hükümetle çatıştı.

Dolayısıyla “1914–18 arasında Kürtler Osmanlı’ya karşı ayaklandı” şeklinde genelleme yapmak tarihsel olarak hatalı olur.


8. Cumhuriyet döneminin ilk dalgası

Burada artık çok daha net bir kronoloji kurulabilir.

Tarih

İsyan

Bölge

Başlıca lider/aktör

1920–1921

Koçgiri İsyanı

Sivas–Erzincan–Dersim

Alişan, Haydar Bey ve Koçgiri aşiretleri

1924

Beytüşşebap İsyanı

Hakkâri/Şırnak

Yerel Kürt aşiretleri

1925

Şeyh Said İsyanı

Diyarbakır–Elazığ–Bingöl–Muş

Şeyh Said

1925

Raman–Reşkotan hareketleri

Siirt–Batman çevresi

Aşiretler

1926

Hazro hareketi

Diyarbakır

Yerel aşiretler

1926

Koçuşağı İsyanı

Hakkâri/Şırnak çevresi

Koçuşağı aşireti

1927

Mutki İsyanı

Bitlis

Mutki aşiretleri

1927–1930

Ağrı İsyanları

Ağrı–Van–Iğdır

İhsan Nuri Paşa ve Hoybun

1929

Asi Resul İsyanı

Siirt–Şırnak

Asi Resul

1929

Tendürek hareketi

Ağrı–Van

Yerel Kürt grupları

1930

Zilan/Ağrı hareketleri

Van–Ağrı

Ağrı hareketi

1930

Oramar İsyanı

Hakkâri

Yerel aşiretler

1930

Pülümür hareketi

Tunceli

Yerel gruplar

1937–1938

Dersim İsyanı/Harekâtı

Dersim/Tunceli

Seyit Rıza ve aşiretler

Bu dönem için Boğaziçi Üniversitesi’nde hazırlanmış çalışma özellikle Koçgiri (1921), Şeyh Said (1925), Bedirhan (1847) ve Ubeydullah (1880) hareketlerini karşılaştırıyor ve 20. yüzyıl başlarında milliyetçi unsurun daha belirgin hale geldiğini, fakat hareketlerin yalnızca milliyetçilik üzerinden açıklanamayacağını vurguluyor. (Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü)


9. 1921 — Koçgiri

Koçgiri İsyanı

Bölge: Sivas–Erzincan–Dersim

Koçgiri hareketi, Ankara hükümeti ile Kürt siyasi talepleri arasındaki ilk büyük çatışmalardan biridir.

Burada özerklik/yerel yönetim ve Kürt siyasi talepleri çok daha açık biçimde ortaya çıkmıştır.


10. 1924 — Beytüşşebap

Cumhuriyet döneminin ilk önemli Kürt silahlı hareketlerinden biridir.

Bölge: Hakkâri–Şırnak

Hareket kısa sürede bastırıldı.


11. 1925 — Şeyh Said İsyanı

Şeyh Said

Bu kronolojinin en önemli dönüm noktalarından biri.

Başlangıç: Piran
Yayılma: Diyarbakır, Elazığ, Bingöl, Muş ve çevresi
Tarih: Şubat–Nisan 1925

Burada Kürt milliyetçiliği + dinî motivasyon + aşiret çıkarları + merkezîleşmeye tepki aynı anda bulunmaktadır.

Dolayısıyla bunu sadece:

İslamcı isyan”

veya sadece

Kürt milliyetçi isyanı”

olarak tanımlamak eksik kalır. Akademik çalışmalar da hareketin çok nedenli olduğunu vurgular. (Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü)


12. 1926–1930 — Küçük ve orta ölçekli isyanlar

Şeyh Said’in bastırılmasından sonra özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir dizi yerel silahlı hareket ortaya çıktı.

Bunlar arasında:

  • Hazro

  • Koçuşağı

  • Mutki

  • Raman

  • Reşkotan

  • Asi Resul

  • Tendürek

  • Savur

  • Zilan

  • Oramar

  • Pülümür

gibi hareketler bulunur.

Ancak bunların tamamını aynı örgütün veya tek bir “Kürt ayaklanmasının” parçaları olarak göstermek doğru değildir. Bazıları aşiret merkezli, bazıları bölgesel, bazıları ise daha geniş Kürt siyasi hareketleriyle bağlantılıydı. 1920’lerin sonlarına ilişkin kronolojilerde bu hareketlerin çokluğu açıkça görülmektedir. (Vikipedi)


13. 1927–1930 — Ağrı İsyanları

Ağrı İsyanı

Bu dönem Şeyh Said’den farklı bir karakter taşır.

Burada Hoybun örgütü, Türkiye dışındaki Kürt siyasi çevreleri ve İhsan Nuri Paşa önemli rol oynadı.

1927–1930 arasında birkaç aşamada gerçekleşti.

1928–1930 arasında Ağrı bölgesi fiilen Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünün ciddi biçimde dışında kaldı.

1930’da Türk ordusunun büyük operasyonuyla hareket sona erdi.


14. 1937–1938 — Dersim

Dersim İsyanı

Lider: Seyit Rıza
Bölge: Dersim/Tunceli

Bu olayın terminolojisi özellikle tartışmalıdır.

Türkiye’de geleneksel resmî literatür uzun süre “Dersim İsyanı” ve “tenkil harekâtı” çerçevesini kullanırken, modern akademik literatürde devlet şiddeti, zorunlu iskân, katliam ve etnik/dinsel boyutlar da merkezi konular haline gelmiştir.

Dolayısıyla burada iki ayrı soruyu ayırmak gerekir:

  1. Dersim’de silahlı bir Kürt/Zaza aşiret direnişi oldu mu? → Evet.

  2. 1937–38’de devletin uyguladığı operasyonların niteliği neydi? → Bu, “isyanın bastırılması”ndan çok daha geniş ve tartışmalı bir tarihsel sorudur.


15. 1938 sonrası

1938’den sonra Türkiye sınırları içerisinde 1920–30’lardaki ölçekte ve karakterde bir Kürt bölgesel isyanı görülmez.

Fakat 1970’lerden itibaren tamamen farklı bir dönem başlar:

1978

PKK'nin kuruluşu

1984

PKK'nin silahlı faaliyetlerinin başlaması

1984–1990’lar

Türkiye’nin güneydoğusunda uzun süreli Kürt silahlı çatışması.

Bunu klasik anlamda “isyan” diye adlandırmak mümkündür ancak tarihsel olarak 19. yüzyıl aşiret isyanlarından çok farklıdır: modern gerilla savaşı, ideolojik örgütlenme, uluslararası bağlantılar ve devlet dışı silahlı örgütlenme söz konusudur.


Büyük tarihsel çizgi

Bütün kronolojiyi sadeleştirirsek aslında dört farklı dönem ortaya çıkıyor:

I — 11.–18. yüzyıl

Emirliklerin ve aşiretlerin yerel özerklik mücadeleleri

Kürt beyleri → Selçuklu/Osmanlı/Safevî merkezleri

II — 1800–1918

Osmanlı merkezileşmesine karşı Kürt emirlikleri ve aşiretleri

Mîr Muhammed
→ Bedirhan Bey
→ Yezdan Şêr
→ Ubeydullah Nehrî

III — 1920–1938

Kürt siyasi/ulusal talepleri + dinî ve aşiret faktörleri

Koçgiri
→ Beytüşşebap
→ Şeyh Said
→ Ağrı
→ Dersim

IV — 1984–günümüz

Modern Kürt silahlı hareketi

PKK ve buna karşı devletin yürüttüğü uzun süreli silahlı mücadele.


En önemli nokta

Dolayısıyla “Kürtlerin Anadolu’ya gelmesinden itibaren sürekli Kürt isyanları vardı” şeklindeki basit bir tarih anlatısı doğru değildir.

Daha doğru tablo şöyledir:

Kürtlerin Anadolu’daki varlığı → Kürt emirlikleri → Osmanlı ile özerklik ilişkisi → Tanzimat merkezileşmesi → emirliklerin tasfiyesi → 19. yüzyıl isyanları → modern Kürt milliyetçiliğinin ortaya çıkışı → Cumhuriyet’in ilk dönemindeki isyanlar → modern silahlı Kürt hareketi.

Özellikle 1830 öncesindeki hareketleri “Kürt milliyetçi isyanları” olarak geriye doğru projekte etmemek, tarihsel açıdan çok önemlidir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise milliyetçi unsur giderek daha görünür hale gelir. (DergiPark)





ORHAN KILIÇOĞLU: KAÇACAKSINIZ! HEM DE KARILARINIZI BIRAKARAK

ORHAN KILIÇOĞLU: KAÇACAKSINIZ! HEM DE KARILARINIZI BIRAKARAK

7 Ağustos 2026


Kimler mi kaçacak?

Devleti ve Cumhuriyeti koruyacağına yemin edip yemin bozanlar!

55.600 insanımızın katiliyle anlaşıp Türk Devleti’ne tuzak kuranlar!

Milliyetçi- Ülkücü- Atatürkçü- Müslüman geçinip hainlerle saf tutanlar!

Bir de, üç- beş kuruş menfaat uğruna sosyal medyada yazdıkları küfürlü, yalanlı iğrenç yorumlarıyla vatanseverlere saldırarak namusunu pazara çıkaranlar!

Dünyaca ünlü Elhamra Sarayında, devletin ve milletinin geleceğini hiçe sayarak büyük bir israf ve debdebe içinde hayat süren İspanya- Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed, ülkesini hiç direnmeden 50 maddelik bir anlaşma ile ”Kirli İsabel”e teslim ettikten sonra kaçarken, İspanyolların bugün "ARAB'IN AĞLADIĞI TEPE" ismini verdikleri yere gelir ve bu tepeden gecenin karanlığında bir ışık topu gibi göz kamaştıran muhteşem Elhamra Sarayı’na son kez bakarken gözyaşlarına hâkim olamaz ve hüngür hüngür ağlamaya başlar.

Bu durumu gören Emir Ebu Abdullah Muhammed’in annesi Ayşe Sultan, oğluna hitaben tarihe geçen aşağıdaki sözleri söyler;

"Ağlama Emir ağlama!

Eğer zamanında zevki sefaya dalmayıp devletin için çalışıp, gerektiğinde erkek gibi savaşsaydın, şimdi kadınlar gibi ağlamazdın!"

SİZLERE SORUYORUM;

Dün, hiç direnmeden 50 maddelik bir anlaşma ile ülkesiniKİRLİ İSABELE teslim ettikten sonra kaçan Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed ile günümüzde Ermeni piçi Öcalan’la ….. Maddelik anlaşma yapanların ne farkları var?

İÇİMİZDEKİ BİR TAKIM CİDDİYETSİZ NANKÖRLERE VE İMPARATORLUK TORTUSU KRİPTOLARA DİYORUM ;

Şayet bugün Türk milletinin istiklâli ve istikbâli için mücâdele vermeyip sadece iktidar, makam, torpil, tayin, rüşvet, servet, ün, etiket, vurgun, ihâle ve dünyalık peşinde koşmaya devam ederseniz, yarın Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed’den de beter olacaksınız çünkü, Emir Ebu Abdullah Muhammed hiç olmazsa anası ve karısıyla birlikte kaçıyordu.

Bugün, milletin haklarını gasp ederek sırça köşklerde, saraylarda, yalı ve yatlarda yaşayıp, 4- 5 ayrı yerden yüksek maaşlarla sülâle boyu zevk-i sefa içinde saltanat sürüp, raf ömrünü uzatabilme uğruna ise her türlü melânete başvuran siz hayat süren leşler! Biliniz ki yarın analarınızı, kızlarınızı ve karılarınızı yanınızda götürme şansınız olmayacağından, "ırzını ve namusunu arkasında bırakıp kaçan birer korkak" olarak tarihe geçeceksiniz!

BU YAZIMIN HEDEFİNDEKİLER;

Türklüğe hor bakıp, 20 Milyona yakın yabancıyı, her biri ayrı bir işgâl gücü askeri olarak yurduma sokup, Türk’ü mülksüz, Anadolu’yu Türk’süz, nihayetinde ise Türk’ü devletsiz bırakmak için müstevlilerle işbirliği içine girerek, Türk milletinin istiklâline, dini ve namusuna, ormanları ve akarsularına, milli varlıklarına ve dahası tüm mukaddes değerlerine ihanet edenlerdir.

Sözlerim;

ABD ve İsrâil’in mümessili olduğu BOP projesinin Türkiye üzerindeki kirli emellerini, TERÖRSÜZ TÜRKİYE KILIFI adı altında gerçekleştirmek için her türlü entrikayı çevirenleredir.

TÜRK MİLLETİ!

Ümitsiz olmayın!

Gevşemeyin ve asla yılmayın!

Gayreti, çabayı elden bırakmayın!

İmanınızı ve inadınızı zinde tutun!

Hain ve müstevli veledi alçakların tüm çabaları beyhudedir!

Anadolu’nun tapusu Türklere bizzat Allah tarafından kesilmiştir!

Bu tapu, 9 Eylül 1922 de son bir kez daha yenilenerek kıyamete kadar baki kılınmıştır!

TÜRK GENCİ!

Yiğit olun!

Delikanlı olun!

Yiğitlik ve delikanlılık Türk’ün fıtratındandır.

Türk milletinden başka hiçbir milletten DELİKANLI çıkmaz.

"Delikanlı" kelimesi, dünyada Türk’ten başka hiçbir milletin lügatinde geçmez, yalnız Türk milletine has bir kelimedir.

Yaşım 80 lâkin imanım ve inadımla ayaktayım!

Biz büyüklerinizi örnek alın ve sizler de imanınız, gayretiniz ve inadınızla ayakta kalın ve direnin. Bugün kendilerinde otorite ve güç vehmedenlerin tamamı kartondan da zayıftırlar, hatta tuvalet kağıdı çürüklüğünde birer korkaktırlar.

SÖZÜN ÖZÜ;

Terörsüz Türkiye sözü, Türkiye’yi parçalamak için ortaya atılan bir yalandır, tuzaktır, ABD nin Türkiye’yi bölme projesinin milletimize yutturulmasıdır. Türk ve insan olan bu yalana inanmaz.

Yüce Allah Türk’ün yar ve yardımcısı olsun.





- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordusu Artık Yok

**Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordusu Artık Yok** Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordusu Artık Yok *Yazan: Ercan Caner, 31-EKim-2016* /Tarihte bütün bir vatanı, çok üstün düşman kuvvetleri karşısında son bir avuç toprağına kadar karış karış kahramanca ve namusluca savunmuş ve yine varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür. Türk Ordusu o cevherde bir ordudur. Yeter ki ona komuta edenler, komuta edebilme vasıflarına sahip olabilsinler./ /Gazi Mustafa Kemal  Atatürk/ / / Orduya emir komuta edenler, kendi çıkarlarını birinci planda tutmaya devam ettiği ve kendilerini korumayı tek hedefleri olarak görmeye devam ettikleri sürece, fotoğraftaki görüntüler daima karşımıza çıkacaktır. 36 yıl şerefle üniformasını giydiğim Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının, Anıtkabir’e girerken üzerlerinin aranmasını kabul etmiyorum. Bir asker, sorulduğunda kimliğini göstermek zorundadır, ama tören üniformalarını giyerek, bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kabrine ziyarete giden askeri personelin üstlerinin metal dedektörler ve meslektaşlarının elleri ile aranması kabul edilemez. Bir Mehmetçik, ölüme giderken komutanının emirlerini kayıtsız ve de şartsız dinleyecek ise, öncelikle ona saygı duymalıdır. Bu kural, emir komuta zinciri içerisindeki bütün astlar için geçerlidir. Komutanına saygısını kaybeden ast sorgulamaya başlar, sorgulama önce üstlere, sonra da kuruma olan saygının yitirilmesi anlamına gelir. Oysa askerlikte, savaş  alanında emir sorgulanmaz, sorgulanırsa yenilgi kaçınılmazdır ve çok acımasız  olur. anitkabir Fotoğrafta üstleri  aranırken görülen askerler, savunma mekanizmalarına sığınarak; kendilerini  askeri  personelin aradığı ve bunun o kadar da büyütülecek bir şey olmadığı kandırmacasına sığınıyor olabilirler. Belirli bir saatte Anıtkabir’de tören üniformalarını giyerek yer alma yönünde bir emir almış  ve bu emrin gereğini yerine getiriyor da olabilirler. Ama neler olup bittiğinin farkına vardıktan sonra, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi huzuruna, /ARANMIŞ/olarak çıktıklarında neler hissettiklerini de merak ediyorum. Ve bütün askerlere Atatürk’ün aşağıdaki satırlarda yazan sözlerini hatırlatmak istiyorum: /Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir: Biri millet kararı, diğeri en elim ve en güç şartlar içinde dünyanın takdirlerine hakkıyla lâyık olma niteliği kazanan ordumuzun kahramanlığı; bu iki şeye güvenir. Arkadaşlar! Kumandamız altında bulunan ordular, gerçekten kahramanlığına güvenilir ordulardır. Bu ordular tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıklar, fedakârlıklar göstermiştir. Şanlı zaferler kazanmıştır. Millet ve memleketin gerçekten minnet ve teşekkürüne hak kazanmıştır./ /Arkadaşlar, Türkiye en zayıf zannolunduğu bir zamanda en kuvvetli olduğunu ispat etmiştir; ordusu sayesinde! Ordumuz vatan içinde zafer kazanmıştır. Bu hâdise Türkiye’nin fevkalâde gücüne, yüce kararlılığına ve ölmez varlığına en belirgin delildir. Düşmanın vatan içine girmiş olması, düşman lehine birçok durum ve sebepler doğurur. Bütün bu güçlükleri aşarak düşmanı vatan içinde mağlûp etmek, mahvetmek başlı başına bir varlık, büyük bir kuvvet eseridir. Vatan içerisinde mağlûbiyetin sonucu son derece fecidir, tehlikelidir. Bu gerçeği doğrulayan yakın ve uzak tarihî örnekler çoktur./ /Gazi Mustafa Kemal Atatürk/ /Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kurucusu/ / / **https://www.sunsavunma.net/gazi-mustafa-kemal-ataturkun-ordusu-artik-yok/* <https://www.sunsavunma.net/gazi-mustafa-kemal-ataturkun-ordusu-artik-yok/>* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc

Eski Bakan Veysel Eroğlu, 2008’de Anayasa Mahkemesi’nde görülen "AKP kapatma" davasında kararın nasıl değiştiğini anlattı:


Eski Bakan Veysel Eroğlu, 2008’de Anayasa Mahkemesi’nde görülen "AKP kapatma" davasında kararın nasıl değiştiğini anlattı:

"Bize bir haber geldi.

AYM üyeleri karar vermiş, parti kapatılacak ve bir Cuma günü ilan edilecekti.

Kapatma yönünde oy vermeyi düşünen Ahmet Akyalçın benim Afyon Lisesi’nden arkadaşımdı ama vesayetten dolayı görüşemiyorduk.

Tek çare Ahmet Akyalçın’ın ikna edilmesiydi.

Ahmet Akyalçın’ın kayınpederi de bizim Afyonlu mermerci Mehmet Halimoğlu.

Onu da tanıyorum.

Ben dedim ki, Mehmet Halimoğlu’na gidelim, damadını ikna etmesini isteyelim.

Kapatma davasının kararından 1 hafta önce Erdoğan’la bir açılış için Konya’ya gittik.

Orada İl Başkanlığı‘nda arka odaya geçtik, ses yapsın diye musluğu açtık, ‘Sayın Başbakanım, kapatmaya karar vermişler, tek çare böyle böyle bir şey var, eğer izin verirseniz ben gideyim, Mehmet Amca’yı ikna edeyim’ dedim.

O da ‘Git’ dedi.

Ben de sivil bir arabayla Mehmet Amca’nın mermer fabrikasına gittim.

'AKP kapatılırsa ne olur, sen iş adamısın' dedim, ‘Türkiye‘nin şeyi değişir’ dedi.

O zaman dedim damadına gideceksin ‘AKP'nin kapatılması kararında oy kullanırsan, seni evlatlıktan reddederim, kızımı da alıp giderim’ diyeceksin dedim.

Sonra Ahmet Akyalçın emekli olunca beni ziyarete geldi, ‘Bir gün kayınpederim geldi, benden ne istedi biliyor musun’ diye bu olayı anlattı, ben de bilmiyormuş ‘Ya öyle mi dedi’ falan dedim.

Kapatma davası ile Türkiye’nin önünü keseceklerdi."

https://x.com/solcugazete60-status-2094514648024527033


--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Geometri zekayi aydinlatir ve akli dogru yola sokar. Onun butun kanitlari acik ve duzenlidir. Cok iyi duzenlendiginden geometrik mantik yurutmeye hata girmesi neredeyse imkansizdir. Bu nedenle surekli geometriye basvuran bir aklin hataya dusmesi cok nadirdir. Buna gore de geometri bilen kisi zeka kazanir. Eflatunun kapisinda asagidaki sozlerin yazili oldugu nakledilir: Geometrici olmayan evimize giremez.

~Ibn Haldun (1332–1406)~

- - - - - - - - - - - - - - - -

YILMAZ ÖZDİL : KADİM MESLEĞE SAHİP ÇIKILMALI …
“Avrupa fatihi Davos fatihi dünya lideri dokunmak bile ibadettir top oynarken Beckenbauer gibiydi karizmatik çok yakışıklı etkileyici bir yürüyüşü var ses tonunu çok beğeniyorum Allah’ın 300 yılda bir nasip ettiği lider çok tatlı bir insan nazik ve centilmen gözünün kılıyım yalarım kendisini parkasız Deniz Gezmiş olarak görüyorum kendisine aşığım iki erkek arasında böyle ilahi aşk olabiliyor anam babam çocuklarım feda olsun” diyenleri duymuştuk… En son “Allah çocuklarımın ömrünü alsın size versin” diyeni de duyduk.

Osmanlı döneminde tarifesi vardı bu işin…
Gönüllülük esasıyla değil ücret mukabili çalışıyorlardı.

Burnuna fiske vurma mesela fiske başına 20 paraydı.
Başına kabakla vurma her seferinde 20 paraydı.
Suratına tokat atma tokat başına 30 paraydı.
Oturduğu minderden aşağı yuvarlama latife başına 30 paraydı.
Suratına mürekkep veya kömür sürme 37 paraydı.
Bir salkım üzümü bir defada sapıyla beraber yedirme 40 paraydı.
Kafasını tokatlama tokat başına 40 paraydı.
Dişlerini birbirine çarptırarak leylek gibi çatırdatmak 60 paraydı.
Üzengisi olmayan haşarı beygire bindirip temaşasından memnun kalınırsa 300 paraydı.
Kuyruğu dışarda kalacak şekilde fındık faresini ağzına sokma 400 paraydı.
Bostan dolabına bağlayıp bir müddet su içinde durdurmak şartıyla bostan kuyusu içinde her devri 600 paraydı… Bu latife sırasında boğulup ölürse cenaze masrafı latifeyi yapana aitti.

Padişahımız efendimize devlet kapısına yüksek mevki sahibine yardakçılık yapan bir karakterdi tıynetti.
Ama aslında meslekti.
Loncası kahyası nizannamesi ücreti vardı.

(Rahmetli tarihçimiz Reşat Ekrem Koçu tee 50 sene önce Hayat Tarih Mecmuası’nda bu kadim mesleğin detaylarını ortaya koymuştu. )

Padişahımız efendimizin huzurunda küçücük minderlere otururlar saygıda kusur etmezler nabza göre şerbet verirler padişahımız efendimiz her ne söylerse söylesin hem başlarıyla hem sözleriyle fevkalade tasdik ederlerdi.
“Efendimizin yanlışı benim doğrumdan doğrudur” derlerdi.
Kavukları daima emme basma tulumba gibi yukarı aşağı hareket ederdi asla itiraz etmezlerdi.

Padişahımız efendimizin canı patlıcan çekmiş yapmışlar afiyetle yemiş “şu patlıcan ne güzel sebzedir yahu” demiş.
Dalkavuk derhal onaylamış “ağzınızın tadını biliyorsunuz haşmetlim şu patlıcan öyle lezizdir ki kırk çeşit yemeği olur tatlısı olur turşusu olur insan yemeğe doyamaz parmaklarını yer” demiş.
Ertesi gün…
Padişahımız efendimiz tersinden kalkmış çatacak yer arıyor.
Bir gün önce çok beğendi diye gene patlıcan pişirip sofrasına getirmişler.
Öfkeyle kükremiş bu sefer “ne bu yahu hergün patlıcan hergün patlıcan bari bir şeye benzese” diye bağırmış.
Dalkavuk atılmış hemen “valla haklısınız haşmetlim ne yemeği yemek ne tadı tat zaten kara kuru bir şey” demiş.
Padişah iyice öfkelenmiş “ulan sen değil miydin daha dün patlıcanı yere göğe sığdıramayan? Alay mı ediyorsun benimle?” diye haykırmış.
Dalkavuk sırıtarak eğmiş boynunu “aman haşmetlim yanlış anlaşılmasın” demiş “ben sizin dalkavuğunuzum patlıcanın değil”

Tam olarak böyleydiler.
Yağlar pohpohlar şakşaklarlardı.
Neşe saçarlar keyiflendirirler efendimizi kederden uzak tutarlardı.

Kahkaha Molla Latif Çelebi Sansar Ağa Sülün Bey Çıplak Kadı Kız Pehlivan Hacı Fışfış Hacı Şamandıra gibi lakapları vardı. Padişahımız efendimizi eğlendirecek yüzünü güldürecek lakaplar seçerlerdi.

E şimdi bakıyoruz…

Saray var.
Soytarıları var.
Fetvacıları var.
Kapıkulları var.
Mabeyinci var.
Çeşnicibaşı var.
Hekimbaşı var.
Devlette devamlılık esastır…
Dalkavuklara da kadro verilsin yazıktır…


- - - - - - - - - - - - - - - -

SAĞLIK BAKANI SAYIYI AÇIKLADI…

https://www.youtube.com/watch?v=pfrdJ0PAtVE

- - - - - - - - - - - - - - - -

Anlayis ve bilgi cok iyi seydir; eger bulursan, onlari kullan ve ucup goge cik.

~Kutadgu BILIG~

- - - - - - - - - - - - - - - -

İTİBAR RAKAMLARA…

https://www.youtube.com/watch?v=4ezRTvCdBE0

- - - - - - - - - - - - - - - -

olanla devam etmeliyim bu yola!..
Durakta yaslanmak olsa da isin ucunda...

~CAN YUCEL~

- - - - - - - - - - - - - - - -

SUSORYTEL…

https://www.youtube.com/watch?v=wctOX3FIQ1A

- - - - - - - - - - - - - - - -

TAM İHALE DALGASINI ÇAKMIŞTIM GÖREVDEN ALDILAR

https://www.youtube.com/watch?v=dA1wdDKEEgM

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ersan Şen: Kolluğun silah ile müdahale yetkisi var. Türkiye Cumhuriyeti bir belirsizliğin içinde.

https://www.youtube.com/watch?v=oZM04_NM5e4

- - - - - - - - - - - - - - - -

HERŞEYİN VAR BİR SEBEBİ…

https://www.youtube.com/watch?v=27QEewk0pUA&t=104s

- - - - - - -







- - - - - - -

Berrin_Tas-Cehennem_Siirleri.pdf
Stage_6-Jennifer_Bassett-American_Crime_Stories.pdf
OSMANLI_BELGELERINDE_KIRIM_SAVASI_1853-1856_.pdf
Anadolu_Selcuklu_Devleti.pdf
Turk_M._Zeki_Velidi_Togan-Oguz_Destani_Resideddin_Oguznamesi_Tercume_ve_Tahlili_.pdf
East_of_Eden-John_Steinbeck.epub
JOSEPH_KESSELRING-AHUDUDU.docx
Binbir_Gece_Masallari_3._Cilt.pdf
taksi-duragi.doc
Anonymous-1001_Gece_Masallari.epub
Sahlari_da_Vururlar-Ferhan_Sensoy.epub
Ahmet_Hamdi_Tanpinar-huzur_Oyunlastiran-Kenan_Isik_.doc
Samuel_Beckett-_Krapp_in_Son_Bandi.pdf
L_Vlasov_D_Trifonov_-107_Kimya_Oykusu.pdf
haldun_taner_sersem_kocanin_kurnaz_karisi.doc
oegc_adv_teachersnotes_10.pdf
Comte_de_Lautreamont-Maldoror_un_Sarkilari.pdf
Constantin_von_Barloewen-Bilgiler_Kitabi.epub
11_EYLUL_CIHADI_HAKKINDAKI_SUPHELERE_CEVAPLAR.pdf
ales2007kasimsayisal2.pdf
Karekok_Yayinlari-YGS_Biyoloji_Denemeleri.pdf
Maltepe_Yayinlari-YGS-LYS_Biyoloji_Soru_Bankasi.pdf
Mahmud_Dervis-Olumu_Seviyorlar_Benim.pdf
Walter_Benjamin-Son_Bakista_Ask.epub
Marguerite_Duras-AYRILIK_MUZIGI.doc
Edgar_Allan_Poe-Golge.el.pdf
Yeniden_Insan_Insana-Dogan_Cuceloglu.epub
Arthur_Conan_Doyle-Bocek_Avcisi.epub
Farsca_Mesnevi.pdf
Butun_Hikayeleri-Edgar_Allen_Poe.epub

- - - - - - -

"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc