8 Haziran 2026 Pazartesi

Müyesser Yıldız: CHP operasyonunun hedefi: Anayasa değişikliği ve‘Orta Doğu Birleşik Devletleri’!..

Müyesser Yıldız: CHP operasyonunun hedefi: Anayasa değişikliği ve‘Orta Doğu Birleşik Devletleri’!..

25.05.2026

CHP’nin tepesine atılan güdümlü “mutlak butlan” füzesinin ilk sonuçlarından birisi, genel merkezin polis ablukasına alınması oldu. Şükür ki, askeri devreye sokmadılar!..

Bunlar yaşanırken bir açıklama yapan CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, “Saldırı altındayız. Suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Suçumuz AK Parti’yi yenmek.” dedi.

Kusura bakmasın, hiç de öyle değil. Ya “menzile” vardırılmak üzere olan büyük projeleri görmüyor ya da hâlâ emperyalistleri gücendirmemek için gerçekleri dillendirmiyor.

Atatürk’ün, “İki büyük eserim” dediği ne, biliyoruz: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve CHP.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hâli ortada. Son olarak hukuk ve demokrasi tabutuna, “baltanın sapı” misali, KK çivisi çakıldı!..

Cumhuriyeti kuran, Atatürk’ün partisinin bir önceki genel başkanı için bizzat partililerin “hain” sloganı atması, partinin kapısına polis gönderilmesi görülmüş, duyulmuş şeyler miydi? Bundan sonra hiçbir şey olmasa bile bunlar yeter de artar!..

LOZAN- ULUS DEVLETE KARŞI MEŞRUİYET VE MONARŞİ

Ama besbelli daha epey olacak var. Çünkü Bay Kemal’in, değil “feragat” edip tansiyonu düşürmesi, yangına büyük bir kin ve öfkeyle benzin taşıyacağı anlaşılıyor.

Bunun olası sonuçlarından evvel, gelinen noktanın sebepleri; özellikle birbirinin tamamlayanı olan PKK açılımı, Anayasa değişikliği, Erdoğan-Trump ilişkisi ile İsrail-ABD’nin bölgemize ilişkin projeleri üzerinde düşünmek gerekiyor. Tabii bir de Trump’ın Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO zirvesine katılmak için birtakım taleplerde bulunduğu ve bunun pazarlıklarının sürdüğü iddiası var.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “adeta yalvararak” alındığını ifade ettiği, geçtiğimiz Eylül’deki Beyaz Saray görüşmesini hatırlayalım. Trump, Erdoğan’ı kast ederek, “Onun bazı şeylere ihtiyacı var, bizim de bazı şeylere ihtiyacımız var. Ve bir sonuca varacağız.” dedi. İlk isteği, Rusya’dan petrol ve doğal gaz alımını durdurmamız oldu ve “Ben istersem yapacaktır.” iddiasında bulundu. F-35’ler konusunda ise anlaşma yapmadan önce “Erdoğan’ın da kendileri için bir şeyler yapacağını” söyledi.

HAMAS’a ateşkesi kabul ettirme sürecinde yine Trump’ın Erdoğan’a, “Ben senin için çok şey yaptım. Şimdi de senin bunu yapmana ihtiyacım var.” dediği duyuruldu.

Trump’ın, Erdoğan’a övgülerini sıralamaya gerek yok; ama şunu özellikle kaydedelim:

NATO’nun ne zaman kendisiyle bir meselesi olsa beni arıyorlar ve‘Bize bir iyilik yapar mısın, Erdoğan’la konuşabilir misin?’ diyorlar. Ben de konuşuyorum ve kendisi bizi hiç yarı yolda bırakmıyor. Asla bırakmıyor.”

Trump’ın, “Bir şeyleri halletmek ve sonuç almak” üzere bölgemize gönderdiği sömürge valisi Tom Barrack’ı unutmak olmaz; çünkü kendisi tüm planları gözümüze soka soka faş ediyor.

Kürt sorununun” kaynağının Lozan olduğunu öne sürdü... Osmanlı millet sistemini savundu... 1919’dan beri ulus devletler tarafından engellenmekten yakındı... Suriye PKK’sını Türkiye’ye hazmettirdi... İsrail’in Müslüman dünyayla birleşmesi için yeni bir yol açılmasının anahtarının Türkiye’de olduğunu söyledi... Hazar’dan Akdeniz’e; Türkiye, İsrail, Körfez, Suriye, Lübnan, Irak, Ürdün, Azerbaycan ve Ermenistan’ı birleştiren haritalar çizdi... Kıbrıs’ı, “sağlıklı bir vücudun ortasındaki apseye” benzetti...

Bitmedi.

Trump’ın Erdoğan’a, “meşruiyet vermek istediğini” açıkladı...

Ve Ortadoğu’da en iyi işleyen yönetim modelinin “hayırsever monarşi” olduğunu vurguladı...

SON İKİ TELEFON... ABD'NİN “BUTLAN” SESSİZLİĞİ... HARİTA

Erdoğan-Trump ilişkisine dönersek; Çarşamba gecesi telefonla görüştüler. Ankara cenahı, bölgedeki meselelerin ve NATO zirvesi hazırlıklarının konuşulduğunu duyururken Trump şunları söyledi:

Başkan Erdoğan’la çok iyi bir görüşme yaptım. Çok iyi bir ilişkimiz var. Bazı çok çetin insanlarla ilişkilerim olması çok güzel değil mi? O çetin bir adam, ama onunla hiç kimsenin sahip olmadığı bir ilişkim var. O çok iyi bir müttefik. Bazı insanlar bunu sorgulayabilir, ama bence o harika bir müttefik ve halkı ona büyük saygı duyuyor.”

Ertesi gün de Ankara’ya “mutlak butlan” bombası düştü!..

Avrupa’dan gelen göstermelik tepkiler bir yana, bu konuda ABD’den tek bir ses çıkmamasına ne demeli?

Trump, önceki gece ilginç bir paylaşım daha yaptı; Erdoğan’ın kendisi için, “Başkan Trump, dünyanın asırlardır beklediği lider. Sadece güçten bahsetmiyor, o gücün bizzat kendisi.” dediğini iddia etti... Sonra da bu paylaşımını sildi... Vur-kaç gibi!..

Daha garip olan şu: en ufak şeyde anında ayağa kalkan İletişim Başkanlığı veya Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin gıkı çıkmazken, kimi “kaynaklar”, medyamıza, söz konusu ifadelerin Erdoğan’a ait olmadığını, bu durumun muhataplarına iletilmesinden sonra da Trump’ın paylaşımını sildiğini bildirdi.

Niye kimse adıyla, sanıyla resmi açıklama yapamadı ve böyle bir yalan söylediği için Trump’a tepki gösteremedi acaba?!

Trump son olarak yine önceki gün üzerinde “Orta Doğu Birleşik Devletleri?” yazılı, Türkiye, İran, Suriye, Irak ve Suudi Arabistan’ı kapsayan bir harita paylaştı. İran üzerindeki ABD bayrağının yıldızlarının tam da Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemize uzandığını görünce; aklıma Erdoğan’ın 2004’teki “Amerika’nın da hani düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya Genişletilmiş Ortadoğu... Yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir... Bunu başarmamız lazım.” sözleri ile “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı kitabı yazan eski CIA Türkiye İstasyon Şefi Graham Fuller’in, “Kuzey Irak’ta kurulacak muhtemel bir bağımsız Kürt devleti Türkiye’ye entegre olur, bu entegrasyonun başkenti ise Diyarbakır olur.” şeklindeki öngörüsü (!) geldi!..

YENİ ANAYASA VE ALEVİ CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI

CHP’nin başına gelenlere dönersek;

Hayır, “CHP tüm bu projelere engel olacağı için parçalanıyor” demiyorum.

Maalesef 1 Mart tezkeresinden sonra CHP’nin ciddi bir anti-emperyalist duruş sergilemediğinin, sömürge valisi Tom Barrack’ın “istenmeyen adam” ilân edilmesini istemek dışında olan bitenlere karşı ciddi bir tavır geliştirmediğinin, hâlâ da Türkiye’nin demokrasisi ve hukuku AB-ABD’nin umurundaymış gibi davrandığının farkındayım.

Herkesi korkutan CHP değil; Kuvay-ı Milliye ruhunun dipdiri ayakta olması, CHP yönetimi o projelere destek vermek istese bile, bu ruhun engelleyeceğinin bilinmesi.

İmralı’daki teröristbaşının ayağına milletvekili gönderilmemesini, yeni parti programına “Türk Milleti” ifadesinin konmasını sağlayan da bu değil miydi?!

Şimdi ise tam bir kaos, hatta iç savaş hali yaşanıyor.

Baksanıza, Özgür Özel’in yaptığı grup toplantısına 100 civarında milletvekili katıldı. 30 civarında milletvekili de Bay Kemal’in yanında yer alıyor.

Peki Cumhur İttifakı’nın gündeminde -özellikle PKK açılımıyla depreşen- ne var; “herkesi kucaklayan, askeri vesayetten arınmış sivil bir anayasa”.

Bunu Meclis’ten referandumsuz çıkarmak için ihtiyaç duyulan oy sayısı da son hesaplamalara göre, 16.

Özgür Özel cenahından hiç fire olmasa bile, ister misiniz, Kılıçdaroğlu’nun vekilleri anayasa değişikliğini desteklesin!..

Hatta hatta; ister misiniz, Bahçeli’nin, “Kürt ve Alevi Cumhurbaşkanı yardımcılığı” projesi hayata geçirildiğinde, Bay Kemal o koltuğa oturtulsun!..

Şu yaşananlardan sonra CHP yönetimi hedefin Türkiye olduğunun farkına varır, kuruluş ayarlarına döner ve bu mücadelenin gereğini yapar mı, bilemem; ama herkes şundan emin olsun:

Türk Milleti Trump’tan büyüktür ve mutlaka ya yeni bir yol bulacak veya yeni bir yol açacaktır!..


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Malezya basını | DSA

Malezya basını | *DSA* Bağımsız kaynaklarca doğrulandığı takdirde, Rafale uçağının *AKINCI'*dan ateşlenen füzeyle düşürüldüğü senaryosu Sudan’ın çok ötesine uzanan derin sonuçlar doğuracaktır. Dassault Rafale savaş uçağı, üst düzey çok amaçlı muharebe kabiliyeti arayan ülkeler arasında savunma planlamasının odağında yer almayı sürdürüyor. Rafale uçaklarını satın alan ülkeler sadece savaş uçaklarına değil, aynı zamanda beka kabiliyeti ve caydırıcılığa ilişkin varsayımlara da yatırım yaparlar. *120*milyon dolar değerindeki uçağın *35*kilogramlık *ROKETSAN**EREN'*le düşürülmesi, Rafale kullanıcıları açısından durumu karmaşık hale getirecektir. Ortaya çıkan stratejik etki, Afrika’nın çok ötesine uzanan küresel kuvvet geliştirme önceliklerini yeniden şekillendirebilir. *BAYKAR*-*ROKETSAN*ekosistemi, hava savaşlarının geleceği stratejisi tartışmalarında giderek daha merkezî bir rol oynuyor. Sudan’ın geniş coğrafyası, gelecekteki hava savaşı konseptlerinin daha büyük devletlerarası çatışmalarda ortaya çıkmadan önce test edildiği, daha geniş jeopolitik rekabetin sıkıştırılmış bir versiyonuna giderek daha çok benziyor. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

ya ben ya Ecevit

7 Mayıs 1972. CHP kurultayında İsmet Paşa kürsüye çıktı, kısa bir konuşma yaparak /*“ya ben ya Ecevit”*/ dedi. Yapılan oylamada delegelerin büyük bir çoğunluğu /*“Ecevit”*/ dedi. Oylama sonunda İsmet Paşa, CHP'nin yeni genel başkanını tebrik etti ve salondan sessizce ayrıldı. “/*Ben İsmet Paşa’yım,cumhuriyetin ikinci adamıyım,garp cephesi kumandanıyım bu koltuk benimdir”*/, demedi. Almak isteyene tarihte ders çoktur. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Hüseyin Çelik: Meğer hepsi yalanmıs.

*Hüseyin Çelik: **Meğer hepsi yalanmıs.* Hüseyin Çelik gibi Ben de diyordum, Sahi son 20 yıldır milli eğitimi yapboza çevirdiler ve hiç İnönü Milli eğitimi ABD ye teslim etti, dokunamıyoruz demiyorlardı, yoksa ortalığı yıkarlardı her seçimde Fullbright da Fulbright diye,. Cehapeee bu nedir diye. Meğer hepsi yalanmıs. Anlaşma sadece bursla ilgiliymiş. Okuyun. *https://www.fulbright.org.tr/hakkimizda* <cid:part2.Cpj4ylu4.Z8rFkTjj@erkin.cc> — Fulbright üzerinden /*Türkiye‘nin eğitimi ABD’ye teslim edildi*/ iddiası doğru olsaydı, bunun en büyük siyasi malzemesi kimde olurdu?** Düşünün... Anlaşma 1949‘da, İsmet İnönü döneminde imzalandı. Eğer bu anlaşma gerçekten iddia edildiği gibi eğitim egemenliğini ABD’ye devreden bir metin olsaydı, son 20 yılı aşkın süredir CHP ile sert siyasi rekabet içinde olan Adalet ve Kalkınma Partisi bunu her seçim meydanında gündeme getirirdi. /*CHP ülkenin eğitimini ABD'ye teslim etti*/ söylemi, seçim kampanyalarının en güçlü başlıklarından biri olurdu. Sadece eleştirmekle de kalınmaz, anlaşmanın iptali veya değiştirilmesi için somut adımlar atılırdı. Ancak ortada böyle bir durum yok. Çünkü Fulbright Anlaşması‘nın metninde Türkiye’nin müfredatını, eğitim sistemini veya eğitim politikalarını ABD’ye devreden bir hüküm bulunmuyor. Komisyonun görevi burs ve akademik değişim programlarını yürütmek. /*Türkiye‘nin eğitimi ABD’ye teslim edildi*/ demek başka bir iddiadır ve bunun için anlaşma metninde açık bir yetki devri göstermek gerekir. 70 yıldan fazla zamandır gösterilemeyen şey de tam olarak budur. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

7 Haziran 2026 Pazar

The (Israeli) ambassador to Denmark has protested against the release of this video. Let’s make it go viral worldwide

*The (Israeli) ambassador to Denmark has protested against the release of this video. Let’s make it go viral worldwide* *https://www.facebook.com/reel/1482269549607279* <https://www.facebook.com/reel/1482269549607279> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Kongre Üyesi Thomas Massie, 8 Haziran’da 1967’deki Altı Gün Savaşı sırasında saldırıya uğrayan ABD Donanma gemisi USS Liberty’nin mürettebatını onurlandıracağını açıkladı.

*Kongre Üyesi Thomas Massie, 8 Haziran’da 1967’deki Altı Gün Savaşı sırasında saldırıya uğrayan ABD Donanma gemisi USS Liberty’nin mürettebatını onurlandıracağını açıkladı.* Olayda *34* Amerikalı asker öldü ve *170*’ten fazla kişi yaralandı. İsrail resmi olarak saldırının yanlış kimlik tespiti vakası olduğunu savunurken, çok sayıda kurtulan, emekli askeri subay ve araştırmacı bu açıklamayı sorgulayarak, kasıtlı bir saldırıya işaret eden kanıtlar olduğunu savundu. Yaklaşık *60* yıl sonra, olay *ABD* askeri tarihinin en tartışmalı olaylarından biri olmaya devam ediyor. *USS* Liberty hakkında daha önce hiç duymuş muydunuz? Gerçeğin tamamının zaten bilindiğine mi inanıyorsunuz, yoksa hala cevaplanmamış sorular var mı? — *---------* Congressman Thomas Massie announced that on June 8 he will honor the crew of the *USS* Liberty, a *U.S.* Navy ship that was attacked during the Six-Day War in *1967.* In the incident, *34* American servicemen were killed and more than *170* were wounded. Israel has officially maintained that the attack was a case of mistaken identity, but numerous survivors, retired military officers, and researchers have challenged that explanation, arguing that there is evidence pointing to a deliberate attack. Nearly *60* years later, the case remains one of the most controversial episodes in *U.S.* military history. Had you ever heard about the *USS* Liberty? Do you believe the full truth is already known, or are there still unanswered questions? https://www.instagram.com/reels/DZNCHlhxlns/ - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Kendini “Hoca” olarak tanıtan Fazlı Tonar:

Bunlar marjinal üç beş meczup değil. Bunlar devleti yöneten cemaatlerin sesi. Bakanların huzuruna çıktığı, hastanede, ya da mezarlıkta ziyaretine gittiği insanlar. Lütfen üç beş meczup tantanası yapmayın. Ciddiye alın. Saygılar Oraj POYRAZ L2fSIJNoA0xfSNxA -------------- *Kendini “Hoca” olarak tanıtan Fazlı Tonar:* “/*Müslümanların anadili Arapçadır. Biz Türkiye’de olduğumuz için 1. dilimiz Arapça, 2. dilimiz Türkçedir. Arapçayı öğrenmeyen bir kişi İngilizceyi öğrenemez. Öğrenirse de Allah’a hesap veremez.”*/ *https://x.com/TurkcuCizgi/status/2063570116877443321/video/1* <https://x.com/TurkcuCizgi/status/2063570116877443321/video/1> Kimdir? Fazlı Tonar, *İsmailağa Cemaati’ne* bağlı medreselerde yetişmiş ve uzun yıllar bu camiada görev yapmış bir isimdir. Günümüzde ise faaliyetlerine *Şûrâ-i Müceddidiyye* hareketi ve teşkilatı bünyesinde devam etmektedir. *Fakirlik Getirdiği İddia Edilen Eylemler* Fazlı Tonar’ın/*"fakirlik sebepleri"*/ olarak sıraladığı maddelerin çoğu, İslam alimleri tarafından doğrudan hadis niteliği taşımayan/*"hurafe"*/ veya/*"batıl inanç"*/ olarak görülmektedir: 1. **Evi gece süpürmek:**Gece temizlik yapmanın rızkı kestiğini iddia eder. 2. **Çıplak yatmak:**Uykuda kıyafetsiz olmanın fakirlik getireceğini savunur. 3. **Bulaşıkları yıkamadan bırakmak:**Kirli kapların rızkı azalttığını öne sürer. 4. **Kapı eşiğine oturmak:**Eşiğe oturmanın uğursuzluk ve fakirlik getirdiğine inanır. 5. **Evde örümcek yuvası bırakmak:**Örümcek ağlarının maddi kayba yol açacağını iddia eder. 6. **Anne ve babaya ismiyle hitap etmek:**Bu saygısızlığın fakirliğe neden olduğunu söyler. 7. **Ekmek kırıntılarını çöpe atmak:**Kırıntıların çöpe gitmesini rızkın terk edilmesi olarak niteler. 8. **Tırnak yemek:**Fiziksel bir alışkanlığın ekonomik duruma etkisi olduğunu iddia eder. 9. **Soğan ve sarımsak kabuklarını ateşe atmak:**Geleneksel bir hurafeyi dini bir sebep gibi sunar. 10. **Ağaç dalı veya süpürge çöpüyle diş karıştırmak:**Modern hijyen dışı bir eylemi fakirlik sebebi sayar. 11. **Büyüklerin önünde yürümek:**Sosyal nezaket kurallarını maddi sonuçlara bağlar. 12. **Sürekli tükürmek:**Gereksiz tükürmenin bereketi kaçırdığını savunur. 13. **Klozet kapağını açık bırakmak:**Modern bir nesneye dair dini hüküm getirir. 14. **Geç uyanmak:**Sabah uykusunun rızkı engellediğini iddia eder. *Modern Yaşam ve Toplumsal Kurallar Üzerine İddialar* 15. **Kadının ısıttığı otobüs koltuğuna oturmak:**Toplu taşımada bir kadından boşalan koltuğa oturmanın/*"zina gibi"*/olduğunu öne sürerek büyük tepki çekmiştir. 16. **Hastanelerde kadınların çırılçıplak ameliyat edilmesi:**Doktorların ve personelin kadın hastaları çıplak görmesinin haram olduğunu, bu sürecin İslam’a aykırı işlediğini iddia eder. 17. **Kasko yaptırmak haramdır:**Kasko ve sigorta işlemlerini dinen yasak (caiz değil) olarak tanımlar. 18. **Piyano çalmak günahtır:**Sadece piyanoyu değil, zilsiz tef dışındaki tüm müzik aletlerini yasaklar. 19. **Masaya elle tempo tutmak:**Bir masaya vurarak ritim tutmanın bile günah olduğunu savunur. 20. **Erkeklerin hiçbir uzvu belli olmamalı:**Erkek tesettürünün vücut hatlarını tamamen gizlemesi gerektiğini, aksi takdirde işlerin yolunda gitmeyeceğini iddia eder. *Abartılı Sevap ve Zikir İddiaları* 21. **Yarım saatlik sohbetin 1000 yıl ibadetten üstün olması:**Kendi sohbetlerine katılmanın bin sene namaz, oruç veya umreden daha sevap olduğunu iddia etmesi dini çevrelerce/*"haddi aşmak"*/olarak nitelenmiştir. 22. **100 deve kurban etmekten daha sevap zikir:**Belirli sayıdaki zikirlerin muazzam maddi ibadetlerden daha üstün olduğunu savunur. 23. **Kısa yoldan zenginlik vaadi:**Belirli duaların okunduğunda kişiyi mutlaka zengin yapacağını kesin bir dille vaat eder. *İnsan ve Evren Doğasına Aykırı Görülen Diğer Yaklaşımlar* 24. **Fiziksel hastalıkların sadece zikirle çözümü:**Tıbbi müdahale yerine sadece metafiziksel yöntemleri öncelemesi insan doğasına aykırı bulunur. 25. **Nedensellik ilkesini reddetme:**Fakirlik gibi sosyo-ekonomik sonuçları tamamen küçük ev içi davranışlara bağlayarak liyakat, çalışma ve ekonomi bilimini yok sayması. 26. **Kurgulanmış rızık anlayışı:**Çalışmanın rızıkla ilgisi olmadığını, rızkın sadece ritüellerle değişebileceğini ima etmesi. 27. **Sosyal hayatın imkansızlaştırılması:**Karma yaşamın geçtiği her alanı/*"zina riski"*/veya/*"günah"*/parantezine alarak insan doğasındaki sosyal etkileşimi reddetmesi. 28. **Korku kültürü oluşturma:**En basit günlük eylemlerin (bulaşık, süpürge vb.) ardında ilahi bir ceza veya maddi felaket olduğu algısını yayması. 29. **İbadetlerin niceliksel yarışı:**İbadeti bir/*"puan toplama"*/veya/*"takas"*/aracına indirgeyerek (*1000*yıl, *1000*cami gibi) dinin manevi özünden uzaklaşması. 30. **Cinsiyetçi mekânsal algı:**Kamusal alanlardaki cansız nesnelerin (koltuk gibi) cinsiyet üzerinden haramlaştırılarak insanların hareket alanının kısıtlanması. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

İbrahim Karagül: ▪️Eğer İsrail; İran’dan sonra Türkiye’yi hedef yapmayı planlıyorsa... ABD ile birlikte Türkiye’ye saldırmayı düşünüyorsa...


Yiğidin Nâğrası

Hey bre!

Dağların sırtında boran uyansa,
Kara bulut göğü demirle yansa,
Düşman orduları ufku kapatsa,
Yiğidin yüreği geri dönmez hey!

Vur davula vur!
Çalsın kösler, inlesin yayla!
At kişnesin, kılıç şakırsın!
Ölüm dedikleri bir nefeslik gölge,
Erler onun üstüne yürüsün!

Hû hey!

Bozkırdan kopmuşuz rüzgâr misali,
Alnımız ak, sözümüz keskindir.
Mertliktir ekmeğimiz, şeref suyumuz,
Namus için dökülen kanımızdır.

Hayda bre!

Bir elde sancak, bir elde kılıç,
Güneş doğar çeliğin ağzından.
Yedi iklim üstümüze çökse bile,
Korku geçmez yiğidin nazından.

Deh! Deh!

At sürün beyler, duman tütsün!
Yay gerilsin, oklar uçsun!
Ölüm bir kere gelir insana,
Şerefsiz yaşamaktansa
Bin kez ölmek yeğ olsun!

Hey yâ!

Ana doğurur er diye,
Toprak çağırır gün diye.
Yiğit dediğin dar günde belli olur,
Dost için ateşe yürür,
Yurt için canını verir.

Bre!

Çelik kırılır, dağlar aşınır,
Irmak kurur, çağlar değişir.
Fakat mert adamın adı kalır,
Kopuzlarda, destanlarda,
Oğuldan oğula erişir.

Hû hey, hû hey!

Kurt ulusun gecelerde,
Kartal dönsün tepelerde!
Biz ölümü düğün bilen
Eski erlerin soyuyuz!

Vur davula vur!
İnlesin dağlar, taşlar!
Yiğit düştü sanmayın,
Bir can gider, bin ad doğar!

Hey bre!
Hey bre!
Yiğidin yolu korkudan geçmez!
Yiğidin adı ölümle silinmez!
Yiğidin nâğrası çağları deler:

"Şeref için yaşadım,
Şeref için ölürüm!"


İbrahim Karagül: ▪️Eğer İsrail; İran’dan sonra Türkiye’yi hedef yapmayı planlıyorsa... ABD ile birlikte Türkiye’ye saldırmayı düşünüyorsa...

1- Önce Ege’de adaları işgal ederiz.

2- Sonra Batı Trakya’yı kurtarır hatta tüm Yunanistan’ı işgal ederiz.

3- Sonra Kıbrıs’ın tamamını alırız. Çünkü onlar İsrail’in tetikçisi oldu.

▪️En sonunda da ‘asıl cephe’ başlar.

1- İsrail’i işgal ederiz. Açık söylüyorum işgal ederiz.

2- Tel Aviv’i yok eder, Kudüs’ü kurtarırız.

3- Milyonları İsrail’e akıtır, taş üstünde taş bırakmayız.

▪️Tarihe bakın hele. Ne örnekler var.

▪️Hiçbir güç bu coğrafyada Türkiye’den habersiz harita çizemez. Bu bin yıldır böyle.

▪️Sadece yüz yıl ara verdik ve o süre bitti.

▪️Döndük... Herkes hesabını buna göre yapsın!

https://x.com/parasizceo/status/2063188453186060692/video/1


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


150 milyon $ yatırım yap soruşturma açılsın.

*Anlaşılan Rahmi bey bu hastahanenin açılışı sırasında o fıkrayı anlatmış. 150 milyon $ yatırım yap soruşturma açılsın. İletişim kazalarına çok dikkat etmek gerekiyor* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Yılmaz Özdil: KÜRT AÇILIMI

Yılmaz Özdil*: KÜRT AÇILIMI* 01 Mart 2016 Ihlara vadisinin kenarında, başı dumanlı Hasan dağının kıyısında, Aksaray’da dünyaya geldi, *1988* yılında, Güzelyurt kasabasında. *1924*’teki mübadele sırasında bugünkü Makedonya topraklarından göçen Türkler yerleştirilmişti oralara… O nedenle sarışındır hep Güzelyurt’un insanı, tıpkı Mustafa Kemal gibi… Enes de öyleydi. Kendini bildi bileli subay olmak istiyordu. Sınava girdi, kazandı, Işıklar Askeri Lisesi’nin yolunu tuttu. Silesine çok düşkündü. Çocuk yaşta hasret zordu ama, hayalini gerçekleştirdiği için çok mutluydu. *2007*’de diplomasını alırken, mezuniyet yıllığına şunları yazdı: “/Beni yetiştiren ve bu kutsal yuvaya yollayan biricik anneme ve babama, mülakat sınavından önceki gece yüzüm yara olmasın diye gece boyunca başımda sinek avlayan dedeme, her türlü desteğini benden esirgemeyen anneanneme, yengelerime, dayılarıma, kardeşime ve yeğenlerime sonsuz şükran ve minnet duygularımı belirtmek istiyorum. / /Sizler çölde bulduğum çiçeklersiniz, bu çiçeklerin yaşaması için gerekirse kanımla sularım.”/ *19* yaşındaki delikanlının yüreği buydu. Sevdikleri için canını ortaya koymaktan çekinmeyen bir karakterdi. Harp Okulu’na devam etti, başarıyla mezun oldu. Hayata gülümseyerek bakardı. Herhangi bir zaman, herhangi bir konuda dargın, kırgın, üzgün veya umutsuz olduğunu hatırlayan yok. Sadece gözleri değil, sesi bile gülümserdi, daima neşeliydi. Rock müzik severdi. Metallica’nın Duman’ın hayranıydı. Ama, Neşet Ertaş’ın Zeki Müren’in ve Zülfü Livaneli’nin yeri ayrıydı. Triatloncuydu. Üç branşın birarada yapıldığı, *1.5* kilometre yüzülen, *40* kilometre bisiklete binilen, *10* kilometre koşulan, mukavemet sporu… Yorulmak bilmezdi. Komando kurslarının dayanılmaz eğitimlerinde soluk alma güçlüğü yaşanırken, karda-yağmurda herkesin burnundan kan gelirken, bizimki şarkı söylerdi. Elit birliğe seçildi, bordo bereli oldu. Yurtdışına kursa gitti. Elbette nerelerde görev yaptığını yazamam ama, Kıbrıs’ta Kuzey Irak’ta bulundu. Kıbrıs’tayken Eljanna’yla tanıştı. Hollandalıydı. İki kız arkadaş tatile gelmişlerdi. Hani ilk görüşte aşk derler ya… Bizimki öyle oldu, adeta çarpıldı. Arkadaşlarına heyecanla anlatırken /*“sarı saçları çölden, mavi gözleri denizlerden çalıntı”*/ diye tarif ediyordu. Gel gör ki, Eljanna’nın pek niyeti yoktu. Malum, Türk erkeklerinin tatil çapkınlıkları pek meşhurdu, Enes’in ilgisini de öyle zannetti, yüz vermedi, ülkesine döndü. Bizimki peşini bırakmadı. Allem etti kallem etti, mektup yazdı, internetten yazdı, telefon etti, sevimli sevimli fotoğraflarından gönderdi, çiçek gönderdi, şiir miir, bağladı… Atladı Hollanda’ya gitti. Eljanna Türkiye’ye geldi. Üç yıl böyle sürdü. Aşkları iyice alevlendi, ayrı yaşamaları artık mümkün değildi, evlilik kararı aldılar. Eljanna memleketini bıraktı, Türkiye’ye, Enes’in en sevdiği şehire, İzmir’e yerleşti. Enes bu taşınma sırasında güneydoğuda görevdeydi, gelemedi. Ankara’da yaşayan anne-babası İzmir’e geldi, müstakbel gelinlerinin taşınmasına, evi temizlemesine, eşyalarını yerleştirmesine yardımcı oldular. Düğün için, bu yaza niyet vardı. Ve Açılım ihanetinin kaçınılmaz neticesi olarak, şehir savaşı başladı. Enes, Cizre’deydi. Teröristlerin sözde karargahına *20* metre mesafede bir binaya konuşlanmışlardı. Aniden, hedef binadan /*“bixi”*/ tabir edilen makineli tüfek kusmaya başladı. Enes’in bulunduğu odanın duvarları delik deşik oldu, tesadüfen vurulmadı. Gereken cevap verilip, hedef yokedildikten sonra, çıktı geldi arkadaşlarının yanına, sigara yaktı, her zaman olduğu gibi gülümsüyordu. /*“Dokuz candan sekizi gitti, tek canla counter strike oynuyorum”*/ dedi. Counter strike, teröristlerle mücadele edilen bilgisayar oyununun ismiydi. Henüz bir dakika önce ölümden dönmüştü ama, hâlâ espri yapıyor, can pazarını bilgisayar oyununa benzetiyordu. Korku denilen kavram, bu kahramanın yaradılışında yoktu. Mermi yememişti ama, yüzüne, sol elmacık kemiğinin üzerine cam parçası saplanmıştı, gözü kılpayı kurtulmuştu. Bu çatışma nedeniyle /*“yara beratı, gazilik listesi”*/ hazırlandı. Listede Enes de vardı. Duyar duymaz koştu komutanlarının yanına, ismini listeden sildirdi. /*“Asla kabul edemem, bu sıyrık için gazilerimizin suratına nasıl bakarım”*/ dedi. Hakkı olan yaralanma iznini bile reddetti. Cizre temizlendi. Sur’a geçti. Altı katlı bir binada keskin nişancı iki terörist vardı. Binanın konumu çok önemliydi. Dört sokağın kesiştiği köşe başındaydı, o bina alınmadan, o sokaklara girilemiyor, komşu binalara müdahale edilemiyordu. Tank atışı yapıldı. İki terörist öldürüldü. Bina ağır hasar almıştı. Ancak… O dört sokakta pozisyon alan teröristleri hareketsiz bırakabilmek için, o binaya mutlaka girmek, o binayı mutlaka elde tutmak gerekiyordu. Enes’in başında bulunduğu tim, arka tarafına açılan delikten binaya girdi. *12* kişiydiler. Katlara dağılmaya başladılar. O sırada… Çaprazdaki binadan roket fırlatıldı. Kolonlardan birine denk geldi. Tank atışıyla ayakta durmaya mecali kalmayan bina, kulakları sağır eden bir çatırtıyla çöktü. Mahalleyi toz bulutu kapladı. Enes üsteğmen ve *11* bordo bereli astsubayımız, enkaz altında kaldı. Dokuzu kendi imkanlarıyla çıkmayı başardı. İki astsubayımız şehit olmuştu. Maalesef yazarken bile çaresizliği iliklerime kadar hissediyorum… Sol kolu beton blokların arasına sıkışan Enes kendinde değildi, ağır yaralıydı ama, nabzı atıyordu. Yaşıyordu. Ne sağ kurtulan astsubaylarımız oradan çıkabildi, ne de Enes çıkarılabildi. Çünkü, binayı indiren roketin hemen peşinden, yoğun ateş açılmıştı. Binanın hakim olduğu dört sokaktan, mermi yağıyordu. Kafayı çıkarabilmek mümkün değildi. Zaten binaya yaklaşmak da yeterli değildi. Enes’i oradan alabilmek için, vinç gerekiyordu. Tıbbi yardım bile mümkün değildi. *AFAD* ekipleri, canlarını hiçe sayıp öne atıldılar ama, nafile… Hareket eden her şeye saldırılıyordu. Hava karardı, defalarca denendi, olmadı, belli ki teröristlerin gece görüş dürbünleri vardı, zifiri karanlıkta bile ateş kesilmedi. Üç gün sürdü! Bana göre, filmi çekilmesi gereken üç gündür. O daracık köşebaşında üç gün çatışıldı. Enes’i kurtarabilmek için, dört şehit daha verdik orada, iki özel harekat polisi, bir uzman çavuş, bir uzman onbaşı… Nihayet mahalle temizlendi. Maalesef… Enes için çok geçti. Dedim ya, kolu sıkışmıştı. Her taraftan ateş edilen o labirent gibi sokaklardan vinç getirilmesi, hiç kolay olmadı. Mahallenin temizlenmesine rağmen, şehitlerimiz bir gece daha orada kaldı. Bir bina, dört gün, yedi şehit… Yılışık televizyonlarımızın ruhsuz ana haber bültenlerinde, lütfedilip, *30* saniye filan yerverildi. Enes’in naaşını Diyarbakır’da üç kişi yıkadı. İmam, dayısı ve bordo bereli devre arkadaşı üsteğmen. Devre arkadaşı, Enes’in kulağına eğildi, /*“seninle beraber okuduk, beraber eğitim aldık, omuz omuza görev yaptık, ömrümün sonuna kadar hep yanımda olacaksın kardeşim”*/ dedi, sonra da sırasıyla, alnından, ellerinden, ayaklarından öptü. Yıkadılar… Abdestini aldırdılar. Enes her zamanki gibi gülümsüyordu. Her zamanki gibi huzurlu, her zamanki gibi muzip muzip bakıyordu sanki… Kuruladılar bedenini… Yüzünü sildiler. Gözünden yaş geldi. Bir daha kuruladılar, gene yaş geldi, bir daha kuruladılar, gene… Devre arkadaşı darmadağın oldu, kendini daha fazla tutamadı, onun da gözyaşları boşaldı. İmam, hıçkırarak ağlayan üsteğmenin omzuna elini koydu, merak etme dedi, gözü arkada kaldı sanma sakın, cennetlik alametidir bu, için rahat olsun, bırak gözündeki yaş kalsın, arkadaşınız size cennetin kapısını araladı… Bitirdiler yıkamayı… Devre arkadaşı tekrar eğildi Enes’in kulağına, bekle bizi kardeşim dedi, tekrar sırasıyla alnından, ellerinden, ayaklarından öptü. Kucakladı. Tabuta yerleştirdi. Enes’i son görev için Ankara’ya getirdiler. Kocatepe Camisi’ne. Her şehit cenazesinde yaşanan protokol kepazeliği, Enes’in cenazesinde de yaşandı. Ahmet Davutoğlu geldi, *500* tane korumayla… Çünkü malum, Enes gibilerini Cizre’ye Silopi’ye Sur’a gönderen Ahmet Davutoğlu gibiler, *500* tane koruma olmadan camiye bile gidemiyordu. Enes’in halası avluya giremedi iyi mi… Hem yer kalmamıştı, hem de caminin etrafı binlerce polis tarafından sarılmıştı, kadıncağızı ittirip kaktırdılar, avluya sokmadılar. Neyse ki, Enes’in devre arkadaşlarının haberi oldu, boğuşa boğuşa halayı avluya getirebildiler. Daha hazini… Kocatepe camisinde Enes’ten başka iki cenaze daha vardı. Biri, çöken binada şehit olan astsubaylarımızdan Doğukan Tazegül’dü. Diğeri ise, Ankaralı bir vatandaşımızdı. Ne oldu biliyor musunuz? O rahmetli vatandaşımızın ailesi, avluya giremedi! Babalarının tabutu başında cenaze namazını kılamadılar! Ağlaya ağlaya, dışarda, sokakta cenaze namazı kıldılar. Siyasiler gittikten sonra, avlu boşaldıktan sonra girip, babalarının tabutunu omuzlayabildiler. Gazeteciler de siyasilerle birlikte gittiği için, bu ailenin dramına sadece Enes’in devre arkadaşları şahit olabildi. *27* yıllık kısacık ömrüne, destansı kahramanlıklar ve ölümsüz bir aşk sığdırmayı başaran Enes… Cebeci mezarlığına getirildi. Babacığı dik durmaya gayret ediyordu ama, yüreğinin yangını sesine yansıyordu, /*“sarı saçlı yiğidim, sarı sakallı yiğidim”*/ diye haykırıyordu*..*yiğide toprak atılırken… Duyguları tıpkı o çöken binanın enkazı gibi yerlebir olmuş bir genç kız, Eljanna… Uğruna memleketini terkettiği adamın ardından gözyaşlarıyla mırıldanıyordu. “/*Bu bir veda değil sevgilim, bu bir teşekkür… Hayatıma girdiğin için, beni mutlu ettiğin için, teşekkür… Beni sevdiğin için ve sevgimi kabul ettiğin için, teşekkür… Sonsuza dek saklayacağım hatıralarımız için, teşekkür… Şu an, çok iyi bir yerde olduğundan eminim. Tanrı seninle, biliyorum. Meleğim ol, daima yanımda kal ve beni koru… Ölüm kazanamayacak. Aşkımız kazanacak. Seni çok sevdim, seni çok seviyorum Enes… Bekle beni.”*/ Ruhun şad, mekanın cennet olsun Şehit Ütğm*. E*nes *DEMİR...* Evvelce gidenlerin asil ruhları şad olsun - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>