FENER Rum Patriği Bartholomeos’un Bulgaristan ziyareti tartışma
yarattı. Bulgaristan Ortodoks Kilisesi Kutsal Sinodu tarafından davet
edilen Bartholomeos’un 19 Ekim’de ülkenin en önemli dini
merkezlerinden Rila Manastırı’nda ayin yönetmesi bekleniyor.
11 Ekim 1926 Pazar
Ziyaret, Bulgaristan Ortodoks Kilisesi içinden güçlü bir tepkiyle
karşılandı. Din adamları, keşişler ve laiklerin imzasını taşıyan */“Açık
Hüzün Mektubu”/*nda Bartholomeos’un ziyaretine karşı çıkıldı. Mektupta,
Fener Patriği’nin ekümeniklik iddiası ve Ukrayna’daki kiliseyi bölme
eylemleri eleştirildi. İmzacılar, Bartholomeos’un Rila Manastırı’nda
ayin yönetmesini */“ruhsal ve kanonik açıdan kabul edilemez”/* olarak
nitelendirdi. Bulgar din adamları ve cemaat üyeleri, ziyaretinin iptal
edilmesini istedi. Mektup için başlatılan imza kampanyasında 2 binin
üzerinde kişinin desteği toplandı ve metin Bulgaristan Ortodoks Kilisesi
Kutsal Sinodu’na sunuldu.
Konuyu Kiev’de yaşayan gazeteci Deniz Berktay, Aydınlık Avrupa’ya
değerlendirdi. */“Rusya-Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi”/*
kitabının yazarı Berktay, Bulgaristan’daki gerilimin perde arkasını anlattı:
Son bir yıldır Türkiye’yi ABD yönetimine şikayet etmesiyle gündeme gelen
ve ABD yönetimi tarafından önü açılmaya çalışılan Fener Patriği
Bartholomeos, şimdi de, Bulgaristan’da gerilime neden oldu. Fener
Patriği’nin 19 Ekim’de Bulgaristan’ı ziyaret ederek burada Bulgar
tarihinde büyük önem taşıyan Rila Manastırı’nda ayin yönetecek olması,
hem Bulgaristan’da, hem de Bulgar Ortodoks Kilisesi içinde tepkilere
neden oldu. Şu ana kadar binlerce kişinin imzaladığı bildirgede, Fener
Patriği’nin Bulgaristan’a */“yabancı jeopolitik ve dini gündemler
dayatacağı” /*ifade ediliyor.
İleride söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Bu ziyaret ve ziyarete
gösterilen tepkiler, kesinlikle dini konularla sınırlı değil. Bütün
bunlar, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren jeopolitik tartışmalarla
bağlantılı. (Bütün bu konuları, hem son derece kolay okunabilir hem de
gayet kapsamlı bir biçimde, Cumhuriyet Yayınları’ndan çıkan */“Rusya
Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi”/* adlı kitabımda anlatıyorum.
Fener’in ABD’den destek alarak Lozan’ı nasıl delmeye çalıştığını okumak
isteyenlere, tavsiye ederim).
Fener Patriği’nin Bulgaristan ziyareti, Bulgaristan’ın koruyucu azizi
olarak Kabul edilen İvan Rilski’nin doğumunun 1050. ve ölümünün 1080.
etkinlikleriyle bağlantılı. Bulgar Ortodoks Kilisesi Sinodu (yönetim
kurulu), temmuz ayında, Bartholomeos’a bu etkinliklere katılması için
davet göndermişti. Buna karşılık, sözünü ettiğimiz bu dilekçede de
belirtildiği üzere, Ortodoks dünyasında on altı tane bağımsız kilise
olmasına ve İskenderiye ve Antakya gibi, Fener’den daha eski kiliselerin
olmasına karşılık, bunlardan hiçbiri davet edilmezken, sadece Fener
Patriği davet edildi.
Bulgaristan’da Fener Patriği’nin bu ziyaretine yönelik tepkiler, iki
boyutlu:
Birincisi, Fener Patrikhanesi, 1940’lı yılların ikinci yarısından
beridir, ABD ve genel olarak Batı dünyası tarafından, Doğu Avrupa ve
Ortadoğu’daki Ortodoks halkları Batı etkisi altına almak için, bir araç
olarak kullanılıyor.
Bartholomeos da, Fener Patrikhanesi’nde bu zamana kadar patriklik
tahtına çıkmış isimler arasında, ABD’nin politikalarına en bağlı iki
isimden biri (diğeri, 1948’de ABD’nin doğrudan müdahalesi sonucunda
Fener Patrikhanesi’nin başına getirilen ve ABD
Rum Ortodoksları’nın lideriyken dönemin ABD Başkanı Truman’ın özel
uçağıyla Türkiye’ye gönderilip jet hızıyla Türk vatandaşlığına geçirilip
patrik seçilen Athenagoras idi). Bartholomeos’un Bulgaristan’a olan
ilgisinin bir boyutu da, hiç şüphesiz, ABD ile Rusya arasındaki güç
mücadelesinde,
Bulgaristan’da ABD etkisini güçlendirmek. Diğer taraftan, Bulgaristan,
hem Rusya gibi Slav kültürünün ve Ortodoksluğun egemen olduğu bir ülke
olmasının yanı sıra, Karadeniz ve Balkanlar’da sahip olduğu kritik
konumdan ötürü de, Rusya’nın hiçbir şekilde Batı’nın nüfuz alanına
bırakmak istemediği bir ülke. Bu nedenle,
Rusya da, Bulgaristan üzerinde etkisini kurmaya çabalıyor ve bu
mücadelesinin önemli ayaklarından biri de, Rus Ortodoks Kilisesi’yle
Bulgar Ortodoks Kilisesi arasındaki diyalog.
Rusya, bu diyalog kanalı aracılığıyla Bulgaristan’da etkisini kısmen de
olsa koruma çabasında (Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik hazırladığı
son yaptırım paketinde, Rus Ortodoks Patriği Kiril’e de yaptırımlar
varken, Bulgaristan’ın Rus Patriği Kiril’e yaptırım uygulamayı
reddetmesi nedeniyle Kiril’i yaptırım listesinden çıkarmak zorunda
kaldılar).
Diğer taraftan, Bulgaristan’da Rusya’ya yönelik tutumun tartışmalı
olduğunu belirtmek gerek. Bulgaristan’da, dini ve kültürel nedenlerin
yan ısıra, Rusya’nın Bulgaristan’ın bağımsızlığında oynadığı rol
nedeniyle de, Rusya’ya yönelik çok yoğun bir sempati var. Ama aynı
zamanda, Bulgar toplumu, gündelik çıkarlarını düşünerek, çoğu zaman,
tercihini Batı’dan yana kullanabiliyor. Örneğin, Bulgaristan’da
Rusya’dan */“kurtarıcı”/* diye bahsedilmesine rağmen, Bulgarlar, hem 1.
Dünya Savaşı’nda, hem de İkinci Dünya Savaşı’nda, Almanların safında yer
almıştı. Fakat, dönemin Bulgar idarecileri, halkın Rusya’ya yoğun
sempatisini de hesaba katmış ve bunun sonucunda (1. Dünya Savaşı’ndaki
Dobruca Cephesi sayılmazsa), Bulgarlarla Ruslar, karşı karşıya
gelmemişti. Günümüzün Bulgaristan siyasetini de bu dengeleri göz önünde
tutarak incelemek gerekiyor. İşte,
Bulgaristan’da Rusya’yla Batı arasındaki yalpalamaya paralel şekilde,
Fener’e yönelik tavır konusunda bir yalpalama söz konusu.
İkinci boyutsa, Fener’in Bulgarlara yönelik tutumuyla ilgili. Osmanlı
döneminde, özellikle de İstanbul’un Fethi’nden itibaren Fener
Patrikhanesi (veya, tarihsel adıyla İstanbul Kilisesi), Bizans döneminde
bile sahip olmadığı yetkilerle donatılmış ve Rum Patriği, sadece etnik
Rumlar’ın değil,
Sırplar, Bulgarlar, Rumenler gibi bütün Ortodoks halkların üstelik de
sadece dini işlerde değil, yargılama gibi, dünyevi konularda da
yöneticisi haline getirilmişti. Fener Patrikhanesi, kendisine verilen bu
yetkiyle, Bulgarları Rumlaştırmak konusunda büyük çaba yürütecek, hatta,
1700’lü yıllarda, Bulgarca eğitim ve yayınları tamamen yasaklatacaktı.
İşte bu sebepten ötürü,
1800’lerden itibaren güçlenen Bulgar milliyetçi hareketi, Osmanlı’dan
siyasi bağımsızlığı elde etmeden önce, Rumlardan dini bağımsızlığı elde
etmeye çalışıp ve 1870’te Osmanlı Hükümeti, Fener’in Yunan
milliyetçiliğine destek olmaya başladığını gördüğünden, Bulgar Ortodoks
Kilisesi’nin kurulmasına onay vermişti. Fakat Fener, Bulgar Ortodoks
Kilisesi’ni tanımayı reddedecek ve ancak, 1945’te Sovyet hükümetinin Rus
Ortodoks Kilisesi aracılığıyla Fener’e büyük maddi yardım yapması
sonrasında, Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin bağımsızlığını kabul etmeye
yanaşacaktı. Ne var ki, Fener Patrikhanesi’nin halen, Bulgar Ortodoks
Kilisesi’nin iç işlerine karışma çabasında olduğu görülüyor.
Dolayısıyla, Fener Patriği’nin Bulgaristan hamlesine gösterilen tepkinin
böyle tarihi ve siyasi boyutları var. Fener Patriği’nin Lozan
Anlaşması’nda kendisine tanınan çerçevenin dışına çıkması, Türkiye
Cumhuriyeti topraklarında çevre ülkelerin siyasi işlerine müdahale eden
fakat Türkiye’nin denetleyemediği, ama ABD’den denetlenen bir yapının
ortaya çıkması, Türkiye’nin egemenliği konusunda kaygı duyanların kabul
edemeyeceği bir durum olacaktır.
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
*Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group *
:
ozgur-gundem@googlegroups.com
*Gruba üye olmak icin
To join the group *
:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
*Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder *
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
*Grup Sayfamız
Our Group Page *
:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
*Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish *
:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
*Yeni web sayfam
Our new website *
:
https://erkin.cc/
*Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.) *
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc