Ülke yangın yeri. SEVR 100 yıl sonra kapıya dayandı. Sevr antlaşmasının bütün tarafları başka isimlerle güncellenmiş durumda. Yazmıyorum. Çünkü artık saklı bir şey kalmadı. Her şey ortada cereyan ediyor. Fakat toplumsal çürümenin hangi boyuta geldiğini görmek çok daha ürkütücü. Sizlere yakınımın yaşadığı ürkütücü bir kötülüğü özet olarak yakınımın ağzından yazacağım. Buyurunuz;
Ben altmışını geçmiş bir kadınım. Yıllardır tek yaşayan bir akrabam benimle kalıyordu. Çalışıyordum. Çok fazla sağlık sorunum vardı. Bana yardımcı oluyordu. Güneyde iki odalı bir ev aldım. Dayayıp döşedim. Çalıştığım için sadece izinlerde gidebilecektim. Kiraya vermedim. Ailemden gitmek isteyen tatil yapabilir, izinlerde ben de kendi evimde tatil yaparım diye düşünmüştüm. Benimle kalan akrabam sürekli o evde kalmaya başladı. İzinlerimde ben, zaman zaman da kardeşlerim gidip kalıyordu. Bazı nedenlerle noter üzerinden “önce vefat edersem” evi kardeşim ve o akrabama bırakan bir vasiyet yaptım. Çünkü ikisiyle de ben ilgileniyordum. Olmadığımda evleri de olmadığı için geçim sıkıntıları olur diye düşünmüştüm. İyi niyetle yaptığım bu vasiyet benim celladım olmuş. Emekli olduğumda müstakil bir ev aldım. O sahil beldesine yerleştim. Akrabam olan ve benden çok büyük olan akrabam benimle yaşamaya başladı. Çocuklarının ikisi de evli ve başka şehirlerde yaşıyorlardı. Öyle ki kendi kızının torunu bile vardı. Müstakil evde hayvanlarım oldu. Çeşitli meyveler yetiştirdim. Ben bir yere gittiğimde, bahçeye ve hayvanlara bakıyordu. Eve katkı anlamında kendisinden hiçbir masraf almadım. Evin geçimini ben temin ediyordum. Hatta üstünü başını da ben alıyordum. 30 yıl kira düşünmedi. Elektrik, su, ısınma gideri olmadı. Emekli maaşı çok düşüktü. Hiçbir katkı istemedim. Bu arada kardeşim memlekette yaşıyordu. Ona da sürekli katkı veriyordum. Bunları çok önemsemedim. Evin insanları olarak gördüğüm için, elimden gelen katkıyı yaptım. Sonra ters bir şeyler olmaya başladı. Yanımda kalan, mülklerimde beş kuruş hakkı olmayan akrabam etrafa ev benim demiş. Öyle ki, o benim yanımda değil, ben onun yanında kalıyormuşum gibi bir algı oluşturmuş.
Ben sabahları meyve suyu bir karışım içerim. Birkaç yıldır, ben kalkmadan meyve suyumu sıkıp masaya bırakıyordu. Ben de minnet duyuyordum. Sonra uyuşmaya, kelimeleri bile unutmaya başladım. Oturduğum yerden kalkacak halim yoktu. Akrabama; “galiba öleceğim” diyordum. O hiç sesini çıkarmıyor, sessizlikle beni adeta onaylıyordu. Yemek yapacak halim olmadığında, “ben yaparım" diyordu. Minnet duyduğum için kendimi borçlu hissediyordum. Sonra tuhaf şeyler olmaya başladı. Eve hırsız girmediği halde bazı kıymetli ederler, bahçe çevrili olduğu halde kıymetli hayvanlarım kaybolmaya başladı. Sonra bir şekilde olayları çözmeye başladım. Çünkü başka bir yere gittiğimde düzelmeye, canlanmaya başlıyordum. Yapı olarak çocuk ruhlu olan ben, gülmeyi unutmuştum. Başka şehirlere gittiğimde, belli süre geçtiğinde canlanmaya başlıyordum. Sonra olaylar çorap söküğü gibi önüme düşmeye başladı. Beni her sorana, hasta diyormuş. Bana antidepresan veya başka bir ilaç içirdiğini düşünmeye başladım. İlk aldığım eve gidip, kendisine evimden gitmesini, kendisine artık güvenmediğimi söyledim. Hayatında iki kadın olduğunu, “üstelik iki kadın da evli ve birinin torunu, diğerinin kocaman iki oğlu var” öğrendim.. Kadınlara ev benim demiş. Hatta evleri vaat etmiş. Ben yavaş yavaş kendime gelmeye, uyuşukluktan kurtulmaya başladım. Yıllarca baktığım, güvendiğim akrabam benim için; “kafayı yedi, o yüzden evden ayrıldım” demiş.
İlk evi belli süre kiraya vermiştim. Kiracı evi mahvetti. Tamir ettirdikten sonra kiraya vermedim. Öyle uyuşturulmuştum ki, bir evim var mı, unutmuş gibiydim. O bana uyuşturarak unutturdukları evi, dostuyla birlikte günlük kiraya vermişler. Her ucunu çektiğim konunun altından bir ihanet, bir pislik çıkıyordu. Bu travmayı atlatmaya çalışırken, İYİLEŞİYORDUM. Zihnim berraklaşıyor, unuttuğum ne varsa yeniden hatırlıyordum. Öncelikle celladım haline gelen vasiyeti iptal ettirdim. Bu süreçte bir travma daha yaşadım. Bu süreçte kardeşim beni sürekli arıyor, güya destek oluyordu. Sonra bazı tuhaflıklar olmaya başladı. Ağzımdan laf almaya çalışıyor, evime gelip gidenden tutun, her şeyi, düşüncelerimi soruyordu. Bazı nüanslar bana kardeşimi de sorgulamam gerektiğini söylüyordu. Keza vasiyetin bir ortağı da oydu. Ve ne yazık ki yanılmadığımı öğrendim. İşbirliği yapıyorlardı. Kendisine en ufak bir şey söylemedim. Sadece sorduğu sorulara yanıt vermedim. Anladığımı anladı ve bir daha beni aramadı.
AKRABAM olan kişi, akrabalarıma, arkadaşlarıma, dost ve tanıdıklara sürekli hasta olduğumu, “bir operasyonun parçası olarak" adeta dikte etmiş. Ailem dahil, bütün tanıdıklar diyor ki; “Sen ölseydin, biz normal karşılardık, zaten hastaydı derdik” diyor. Şu anda beni gören, “sen çok iyisin, biz seni ölecek sanıyorduk” diye açıkça söylüyor.
Hain akrabam evden ayrıldı. Eve birçok tuzak kurarak gitmiş. Evi de çöplüğe çevirmiş. Duruyor mu? Durmuyor. Başkası üzerinden yıllarca konforlu yaşamışsın, ev nasıl geçinir, kira nedir bilmemişsin. Başkasının mülkü üzerinden hava atıp, bir de dost edinmişsin. Tam da her şey olup bitiyor dediğin an ihanetin ortaya dökülmüş. Bildiği tek şeyi yapıp, inkar ediyor. Öldüremediği kadın ayağa kalkıyor ve hayatına, mülküne sahip çıkıyor. Şimdi müstakil evimde korkup kalamayayım diye, çeşitli oyunlarla beni korkutmaya çalışıyor. Sanıyor ki, korkup celladımı geri çağıracağım. Bir defa karanlığı, kötülüğü seçmişseniz, demek ki artık doğru yola giremiyorsun. Çünkü vicdanın yok, utanman yok. İki kişi, iki yakınım. Mal için beni sırtımdan vurdu. Kendi malım bana düşman oldu. Bu başıma gelenlerin yayınlanmasını neden istedim biliyor musunuz? Kimse kimseye koşulsuz inanmasın, güvenmesin. Hakkı olmayan hiç kimseyi malına ortak etmesin diye.
Sosyal medyada bir söz gördüm. “İnsanın karakteri kendi kaderinin bedduasıdır” diyor. Biri benden çok büyük, diğeri benim küçüğüm olan iki insan, bana bir şey olursa ortada kalmasınlar diye yaptığım vasiyetim onların şeytanı, benim acı kaderim olmuş. Kimse böyle bir sorumluluk almak zorunda değil, ben de değildim ama merhamet insanın karakteri olabiliyor. Oysa akıl da devreye girmeliydi. Keza bu kardeşim çocukluğunda beri beni kıskanır, hatta nefret ederdi. Dikkate almadım, almalıydım.
Gene bir söyleşide; “Karşılıksız verilen şey, gün gelir hak sanılır” diyordu. Bu sözün gerçekliği balyoz gibi kafama indi. Bu yaştan sonra kendimi formatlıyorum. Öyle ki, babam mezardan çıksa sorgulayacak hale geldim.
Bu tür şeyleri duyardım, pek de inanmazdım. Yaşadım. Çürümüşlüğün, ihanetin, vicdansızlığın, nankörlüğün dibini yaşattılar.
Kimse kendi ortamını dokunulmaz sığınak sanmasın. Aklımda deyin, mesafe koyun. Sınırını, haddini bilmeyene sınırını ve haddini hatırlatın diye hikayem yayınlansın istedim. Belki bir vicdanlı insan “aklımda “ der diye... Karanlık, kötülük ve ihanet her yerde.”
Benim Zahide Uçar olarak bir şey eklememe gerek yok sanırım. Yazıyı şöyle bağlayayım;
Rusya çözüldüğünde insanların ne halde olduğunu, yoksulluğu gördük. Bir adam(Putin) geldi, ülkesinin itibarını geri aldı. Vatandaşlarına onurlarını geri verdi. Bu nasıl oldu? Çünkü o insanlar okumuştu. Eğitimliydi. Meslek sahibiydi. Biz, biz ne durumdayız! Sadece fakirleşmedik, üzerine CAHİLLEŞTİK. Ahlaken çökertildik. Büyük çoğunluğun tek bir değeri kaldı: PARA! Bütün değerler paraya indirgenince, oradan insanlık dışarı çıkıyor. Böyle bir ülkede çıkışın ne kadar zor olduğunu görüyor muyuz? Ne planlıyorsak, bu gerçekler üzerinden plan yapmak zorundayız. Aksi takdirde, siperde vuruluruz.
--
- - - - - - - - - - - - - - - -
YÜZÜNCÜ YIL MARŞI
Göklere yükselince bağımsızlık bayrağı,
Doluyor içimize bir yaşama sevinci;
Sevgili Cumhuriyet, Ata’nın armağanı,
Canımız pahasına koruyacağız seni.
YÜZ YIL DEĞİL YÜZLERCE, BİNLERCE YIL SONRA DA
SEN HEP YAŞAYACAKSIN ÖZGÜRLÜK VAR OLDUKÇA
Geceler boyu süren bir uzun karanlıktan
Başardık çıkarmayı aydınlık bir şafağı;
Halkın ekmeği gibi kutlu ve kutsal olan
Bu aydınlık sabahın Cumhuriyettir adı.
YÜZ YIL DEĞİL YÜZLERCE BİNLERCE YIL SONRA DA
SEN HEP YAŞAYACAKSIN ÖZGÜRLÜK VAR OLDUKÇA
Cumhuriyet herkesin kardeşliği demektir,
Silinsin yüreklerden kin, kuşku ve düşmanlık;
Kendi yazgımız şimdi kendi elimizdedir,
Yeryüzü bütünüyle vatanımızdır artık.
YÜZ YIL DEĞİL YÜZLERCE BİNLERCE YIL SONRA DA
SEN HEP YAŞAYACAKSIN ÖZGÜRLÜK VAR OLDUKÇA
Bilinç ve sevgi olsun hedefi insanlığın,
Parlasın özgürlüğün ışığı alnımızda;
Doğum sancılarında her yeni çağdaşlığın,
Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın kuşaklarca.
YÜZ YIL DEĞİL YÜZLERCE BİNLERCE YIL SONRA DA
SEN HEP YAŞAYACAKSIN ÖZGÜRLÜK VAR OLDUKÇA
Ocak 2022
~Ataol Behramoğlu~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Firsat ara, guven arama, limandaki tekne guvendedir ama bir sure sonra alti curumeye baslar.
Bundan sonraki yıllarda yapacağım iş iyiden iyiye belirlenmişti.
Olumlayıcı kesimini bitirmiştim işimin.
Sözle, eylemle hayır diyen bölümüne gelmişti sıra.
Bunlar da şimdiye değin sürüp gelen değerlerin yenilenmesi, büyük savaş, son karar gününün belirlenmesiydi.
Bu arada, bir de yavaş yavaş çevreme bakıyor, kendime yakın gördüklerimi, güçlerine dayanarak bu yok etme işinde bana yardımı dokunabilecekleri arıyordum.
İşte o günden beri, yazılarımın her biri bir oltadır: Kim bilir belki de olta atmakta herkesten ustayımdır?
Oltama hiç bir şey takılmamışsa suç benim değil artık.
Balık yokmuş...
~Friedrich Wilhelm Nietzsche
(d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900)
Ahlâk ve değerler sisteminin kuruluşuna yönelik bir temel çerçevesinde
çağının kültür, din ve felsefe görüşlerini eleştiren nihilist Alman düşünür, filolog.~
- - - - - - - - - - - - - - - -
"Olabileceğiniz şeyi olmak için asla çok geç değildir."
~George Eliot~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Dum spiro,spero
Nefes aldigim surece umut ediyorum.
En Büyük Cezaevi Taş Duvarların, Demir Parmaklıkların Değil, İnsan Kafasının İçidir.
~LOVELACE~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Bir Tarih Yorumu
Başkaları karar veriyor senin yerine
seni bildiğini tanıdığını sananlar
seni değil sadece kendilerini savunanlar
ama ne su içmişler seninle, ne yola gitmişler,
o, diyorlar, şunu yapar bunu yapmaz
o, diyorlar şunu sever bunu sevmez
o, diyorlar, kışın hiç güneye gitmez
sıcak bölgelere göçmen kuşlar gibi;
senin ceviz ve çınara hasret göçmenliğini,
senin eller yakan hasretini anlayamayanlar.
Serdar Akinan: 15 Temmuz davasında şok iddia: AKAR DARBEYİ YÖNETTİ...
14 Eki 2025
Yargıtay’ın bozma kararından sonra yeniden görülen Genelkurmay Çatı Davası’nda dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın başdanışmanı olan eski kurmay albay Orhan Yıkılkan, “ilk kez anlatıyorum” diyerek şok iddialarda bulundu. Yıkılkan, o gece Akar’ın Genelkurmay Karargâhı’ndayken, Erdoğan’ı Marmaris’te kaldığı otelden alacağı söylenen Gökhan Şahin Sönmezateş’i telefonla arayıp, “Cumhurbaşkanlığı koruma ekibi hazırlıklı. Gidecek ekip temkinli olsun.” dediğini, Akıncı’ya da alındığını sandığı Erdoğan’la görüşmek için gittiğini öne sürdü.
Şimdi eee bunun müsaade ederseniz bir saniye hemen eee sosyal medyadan duyurusunu da yapayım ve eee haberin ne olduğunu e konuşalım.
Bir saniyenizi rica ediyorum.
Bir dakikanızı rica ediyorum.
Eee, bir duyuru yapıyorum.
Bu çok önemli bir gelişme.
Dolayısıyla eee bunu herkesin izlemesi gerekiyor.
15 Temmuz davasında bugün e çatı davası görülüyordu.
Eee sanıklardan bir tanesi bir açıklama yaptım.
O açıklamayı satır satır okuyacağım.
Çok önemli olduğunu düşünüyorum.
şok ifade eee Evet.
Şimdi başlayabilirim.
Eee haberi şimdi şöyle söyleyeyim.
15 Temmuz davasını başından beri e dikkatle takip eden Ankara‘da bir gazeteci var.
Müesser Yıldız.
Müesser Yıldız daha önce Oda TV davasından cezaevinde yıllarca yatmış.
Yani FETÖ’cülerin gerçekten nefret ettiği bir isim.
Eee ama ötesinde Müesser Yıldız eee Genelkurmay koridorlarında olup bitenleri yani 15 Temmuz’dan önce de Fethullah Gülen’in Gülen cemaatiin, FETÖ’nün adını nasıl koyuyorsanız koyun orduda nasıl örgütlendiğini zaten yazıp çizen bu yüzden başı belaya girmiş.
Eşi de eee devlette üst düzeyde görev yapan bir devlet görevlisi.
Vali yanılmıyorsam veya emniyet müdürü.
Emniyet müdürü özür diliyorum kendi eşi.
Şimdi ben haberi hemen okuyayım.
Yargıtayın bozma kararından sonra yeniden görülen Genelkurmay çatı davasında dönemin Genelkurmay Başkanı Huluse Akar‘ın başdanışmanı ve özel kalemi olan eski kurmayalbay Orhan Yıkılan bugünkü duruşmada ilk kez anlatıyorum diyerek çok önemli bir iddiada bulundu.
İddiası özetle şu detaylarına gireceğim.
eee kendisi Genelkurmay karargahındayken Erdoğan’ı Marmaris’te kaldığı otelden alacak olan alacak olduğu söylenen hatırlar mısınız?
Daha sonra dağlarda toplandı eee TSK’nın MAK timleri, SAT timleri vardı.
Bunlardan yapılan bir teşekkülle giden ekip Gökhan Şahin Sönmez Ateş.
Gökhan Şahin Sönmez Ateşi kendisinin eee daha doğrusu Hulusi Akar’ın o gece arayarak Cumhurbaşkanlığı koruma ekibi hazırlıklı gidecek ekip temkinli olsun dediğini bunu eee bu konuşmayı yaptıktan sonra da Akıncı üstüne aslında darbecilerle görüşmek üzere ve Erdoğan’la yani bizzat Erdoğan ve MİT başkanı alınmış, Akıncılara getirilmiş.
böyle bir yanlış bilgi veriliyor.
Bu pazarlığı yapmaya gidiyor.
Şimdi detaylara girelim.
Bugün Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Cezaevi Yerleşkesinde duruşma salonunda eee bugünkü davada Orhan Yıkılkan savunmasını yapıyor.
Diyor ki eee zaman en büyük yorumcu çocukluğumda 27 Mayıs darbesi bayram olarak kutlanıyordu ama şimdi herkes tarafından lanetleniyor.
Benzer bir benzer bir süreci yaşadığımız kanaatindeyim.
bugün 15 Temmuz bayram olarak kutlanıyor ama öyle olmadığı anlaşılacaktır.
Şimdi daha sonra bakın ne kadar eee bu arada şunun altını çizerek ısrarla çizerek söyleyeyim.
Eee FETÖ’cülerin herhangi bir konuyla ilgili bu Allah birdir cümlesi dahi olsa mutlaka şüpheyle yaklaştığımın bilinmesini istiyorum.
Mahkemede bu davadan yargılanan bir sanığın ve çok kritik bir sanık yani Hulusi Akar‘ın özel kalemi, başdanışmanı dediğimiz adam öyle herhangi biri değil.
Fakat bu 15 Temmuz sürecindeki en şaibeli isimlerden biri biliyorsunuz Hulusi Akar ve ilk kez mahkemede ihtiyat ve temkinle yaklaşmakla beraber yaptığı şeye bir dikkatle bakın.
O zaman anlayacaksınız ne söylemek istediğimi.
Diyor ki bana gelen bir CD var diyor.
Mahkeme başkanı da söylüyor bunu.
Bana gelen bir CD var.
Bu CD’de sizin Cumhurbaşkanlığı avukatı Süleyman Ayhan’la 16 Temmuz saat 11’de bir AVM’de görüşmenizin fotoğrafları ve ses kaydınız var diyor mahkeme başkanı.
Salonda bomba etkisi yaratıyor.
Cumhurbaşkanlığı Erdoğan‘ın avukatıyla bu davaya bakan mahkeme başkanı bir AVM’de Ankara’da buluşmuşlar ve bunun görüntüsü var.
Bunun da CD’si bende var diyor.
Mahkeme başkanı bağırıyor.
Bugün oluyor bu.
Göster bakalım diyor.
Yıkılkan diyor ki efendim diyor CD yanımda değil.
Başkan da kızıyor.
Yalan iftira.
Süleyman Ayhan‘ı bu duruşmalar ve adliye dışında hiç görmedim konuşmadım.
ispatla diye bağırıyor.
Mahkeme başkanı bağırıyor, kızıyor.
Avukat Ayhan da yalan diye tepki gösterirken bu arada Süleyman Ayhan da duruşma salonunda o da bağırıyor.
Yalan nereden çıktı bu diye.
Yıkılkan eline sazı alıyor ve şöyle devam ediyor.
Efendim diyor şahidi benim diyor.
Olayın şahidi benim.
16 Temmuz günü saat 11’de siz buradaydınız diyor.
Bakar mısın abi kurduğu oyuna bak.
Bunu yani bu iftirayı, bu söylemi elimde CD var söylemini size bir şey anlatmak için söyledim.
Bunu birazcık da siz yaşayın istedim.
Özür dilerim.
Kusura bakmayın.
Hakkımdaki iddiaların bir kısmı işte böyle bir suçlamayı içeriyor.
Bunu başka türlü anlatma imkanım yoktu sizlere.
İlk başta söz konusu iddialar karşısında sadece doğru olmadığını söyledim.
hakkımdaki iddialarla ilgili bu iddialar isnat olunan suçlar doğru değildir dedim.
Elimde hiçbir görüntü HTS kaydı rapor yoktu ama bunlar savcıların elinde vardı ve buna rağmen yani benim söz konusu tarihlerde nerede olduğum HTS kayıtları vesaire vesaire savcılarda vardı.
Ama bütün bunlara rağmen iddiası o ki beni aklayacak belgeler savcılar da var ama bütün bunlara rağmen bana bu suçlamaları yönelttiler ve yıllar sonra bu bilgilere ulaşabildim diyor.
Şimdi asıl bombaya geliyoruz.
Bu sözlerin ardından Genelkurmay kamera görüntüleri, HTS kayıtları ve bilirkişi raporları üzerinden hakkındaki suçlamalara cevap veren Yıkılkan, odasında arama yapıldığına dair hiçbir görüntü ve tutanak olmadığı halde bilgisayarından kimi kayıtların çıktığını, ajandasında bazı notlar bulunduğunu hatırlatarak aynen şunu söylüyordu ki, "Gel de Balyozu’u hatırlama." Hatırlarsanız Balyoz soruşturmasında da FETÖ’cüler askerlerin e odalarına, bilgisayarlarına bu tür belgeler yerleştirmişlerdi ve suç bulduk diye suç unsuru diye bu insanları cezaevine tıkmışlardı.
Şimdi diyor ki ajan bulunduğu belirtilen notla Melih Gökçek başta olmak üzere bazı isimlere suikast planlamakla suçlandım.
Bu nedenle açılan davalardan beraat ettim ama Melih Gökçek hala bana suikast planlanıyordu derken siyaseten düşmanları olan bile böyle olmadığını olmadığını söyleyemiyor.
Şimdi asıl gelelim bombaya.
Diyor ki Orhan Yıkılan, "20’den beri özel kalem müdürlüğünü ve başdanışmanlığını yapıyorum.
Hulusi Akar’ın derdest ettirdiği suçlamasına cevap verirken de diyor ki önce diyor Akar’ın genel komaya giriş görüntülerini bir izleyelim diyor.
İzletiyor görüntüleri.
Derdest edildiyse, darp edildiyse bu görüntülerle ben akarı derdest edilmiş görmedim.
Öyle bir hisse veya fikre de kapılmadım bu görüntülerden.
Şimdi aslında ne oldu ilk defa anlatıyorum.
Özel kalem müdürü Ramazan Gözel’in Akar’ın beni çağırdığını söylemesi üzerine komuta katına çıktığımda derdest olmadığını, bilakis emir komutasının devam ettiğini gördüm.
Mehmet Dişli, Levent Türkan, Abdullah Bozkurt, Serdar Tekin’e emirler veriyor.
Onlar da bu emirlere uyuyordu.
Emir verdiği konulardan birisi şuydu.
Görüştüğü kişiy Gökhan Şahin Sönmez Ateşti.
Yani Erdoğan’ı almaya giden, Marmaris’i almaya giden timin komutanı.
Sönmez Ateş’le özel ilişkileri vardı.
Telefon kayıtları varsa getirilsin.
Cumhurbaşkanını almaya gidecek ekibe, oteldeki cumhurbaşkanlığı koruma ekibinin hazırlıklı olduğunu, bunu dikkate alarak temkinli davranmaları gerektiğini söyledi.
“Darbenin başına geçmem teklifini kabul etmedim.” diyen birisi otele gidecek ekibe bunu söylemez.
Buraya gelsin söylemedim desin.
Peki Akıncı’ya niye gitti?
Birisi yanlış olarak ona cumhurbaşkanı ve müsteşarı alındı.
Bu iş bitti." dedi.
Bu bilgiyi alınca da Akıncı’ya kendisi gitmek istedi.
Niyeti cumhurbaşkanıyla görüşüp barışçıl bir geçişi koordine etmekti.
Bunun için İsmail Kahraman, Ahmet Davutoğlu, Abdullah Gül ve Hakan Fidan devreye sokulacaktı.
Mehmet Dişli’yi oraya götürmesinin sebebi bu siyasi görüşmeleri yaptırmaktı.
Mehmet Dişli beni her aradığında bu kişilerin telefonlarını istedi.
Keza Ramazan Gözel ve Levent Türkkan’dan da onların telefonları istendi.
Gidip cumhurbaşkanının orada olmadığını öğrenince de alınma haberini beklemeye başladı.
Şimdi Yıkılan bu savunmasına yarın devam edecek.
Bu savunmasında Müesser Yıldız’ın mahkeme salonuna aktardığı bu savunmada Hulus-i Akar’la ilgili son derece ciddi bir iddia var.
Burada eee bu iddiada açık olarak gördüğüm bir tek şey var benim.
Eee bu darbeyi bu düzeyde planlayan bir Genelkurmay Başkanı neden bu bahsettiği isimlere zaten erişimi olan biri neden telefonlarını başkasından istesin?
Tek açık gördüğüm yer bu.
Ama onun dışında bu iddialar o kadar böyle bir sis bulutu arkasında kalan 15 Temmuz açısından o kadar önemli ki ve bu davayı takip eden bakın tek kişi Mühesser Yıldız bu boyutta bu ciddiyette bu sadakatle gazetecilik sadakatiyle bu davayı takip eden ve FETÖ’ye mücadele etmiş cezaevinde yatmış bir kadından bahsediyoruz.
Bir gazeteciden bahsediyoruz.
Yani burada eee bir FETÖ propagandası yapacak birinden bahsetmiyoruz.
Buna karşı mücadele etmiş bir gazeteciden bahsediyoruz.
Ama buna rağmen bir dakika buna rağmen Müesser Yıldız‘ın bu haberleri ana akım medyada, iktidar medyasında asla haber olmuyor.
Sadece kendi internet sitesinde çıkıyor.
Bazı yerlerde alınıyor.
Çünkü herkes biliyor ki bir kırmızı pazartesi yaşandı ve herkes biliyor ki bu darbe zaten planlanıyordu.
Yani o günleri hatırlarsanız örgüt, FETÖ örgütü zaten özellikle İzmir davasından sonra ve askeri şurada yapılacak atamalardan sonra bir operasyon geldiğinin farkındaydı ve bir darbe planlaması yaptılar.
Mesele şu ki benim inancımı söylüyorum bu arada.
Devlet resmen bunların eee hani basketbolda fake atarsın ya fake atmak gibi erkenden darbe açığa çıktı ve devlet aslında eee darbenin gerçekleşmemesi için eee veya erkenden bazılarının ortalığa dökülmesi için gereken adımları attı.
Kaçan kaçtık, kalanlar yakalandı.
Ama şunu da itiraf edelim ve bilelim ki 15 Temmuz bundan yıllar sonra ortaya çıktığında bunun siyasi uzantıları başta Melih Gökçekler bugün eee Mansur Yavaş’a en büyük savaşı başlatan Gökçek ailesi PETÖ ile bugün Erdoğan’ın en yakındaki danışmanlar başta Erdoğan bu arada hani ne istediğiniz de vermedik diyerek zaten kendi ağzıyla suçunu ikrar etmiş vaziyette hepimizin bildiği, yaşadığı, gördüğü yıll yıllarca deneyimlediği bir yoldaşlıktı.
Sonra yollar ayrıldı.
Dolayısıyla bunun hesabı mahşeri vicdanda, bizlerin vicdanında henüz eee karşılık bulmuş değildir.
Ve şunu da unutmayın.
Bu olay aydınlandığında, gerçekten açığa çıktığında, günün sonunda biz eee bu işin gerçekten ne olduğunu, siyasi boyutta kimlerin hangi bedelleri ödediğini, kimlerin ödemediğini, FETÖ borsası çok önemli.
FETÖ borsasında hangi siyasilerin, hangi iş adamlarının nasıl kurtarıldığı, bütün bunları öğreneceğiz ve şunu da asla unutmayacağız.
Bu konuda da adil olmak gerekiyor.
Bugün Türkiye’de cezaevlerinde çocuğunu okula yazdırmak için kredi almış kadınlar, Bankasya’dan kredi almış kadınlar çocuğuyla beraber cezaevinde yatıyor.
Bugün aynı fotoğraf karesine girmiş gazeteciler, siyasetçiler bugün en saygın yerlerde, tırnak içinde saygın yerlerde Erdoğan’ın uçağında, yakın çevresinde, başdanışmanlığında, kadrolarında, bakan koltuklarında, milletvekili koltuklarında oturuyorlar.
Utanmazca oturuyorlar.
Ama bugünler döner, bu devran döner ve o işbirliğinde kimlerin ne yaptığını da mutlaka bir gün konuşuruz diye düşünüyorum.
Bülent Tanış’tan neden bahsetmiyor?
Bülent Tanış da aynı şekilde.
Bülent Tanış da bu işin içinde.
Yazıları okuyamıyorum bu arada.
Eee, "Halkın çok gerisinde bir anlayışa sahipsiniz." Evet.
Tarık Ataşımşek öyle demiş.
"Halkın ilerisi görüşü ne acaba?
Bir söylerseniz onu da bilelim lütfen.
Bugün sabah gündemde bahsettim.
Yeri gelmişken, eee, şöyle söyleyeyim size.
Yeri gelmişken bir kez daha altını çizeyim.
Bugün sabahki yayında söyledim.
Türkiye’de çıkan eee, hoş satılmayan, Türkiye’de kaç kişi kalkıp da artık gazete alıyor?
Bugün eee Hürriyet Gazetesi operasyonunu %15’lere indiriyorsa eee bazı sonradan medya medyaya giren bazı isimler bugün başta Ekol TV son derece son derece muvazalı bakın son derece muvazalı yani Türkiye’de Falyalı cinayeti, Kara para ve Ateşler yurt dışındaki bütün bu insanların paralarıyla kurulmuş, kara parasıyla kurulmuş Ekol TV kapanıyorken Türkiye’de gazeteler satmazken yüzlerce namuslu, genç gazeteci işsiz kalırken bugün Türkiye’de bakıyorum o kırıntısıyla iktidarın, iktidarın attığı böyle ekmek kırıntılarını atlayan çakallar gibi bu insanların sadece affedersiniz bilmem neresini yaladığını düşünüyorum Erdoğan’ın.
Niye bunu söylüyorum?
Bakın dün çok turnusol kağıdı gibi bir şey yaşadık.
Turnusol kağıdı gibi.
O da şuydu.
Dün Netanyahu Kneset’te İsrail parlamentosunda bizzat Amerikan başkanı Trump tarafından savaş kahramanı diye alkışlandı.
Bakın savaş kahramanı.
en iyi silahlarımızı verdik ve savaşın kahramanı sizlersiniz." dedi.
Bu konuşmayı yaptıktan birkaç saat sonra bizzat Erdoğan ve Köfez’deki diğer Trump’la aynı kumaştaki o diktatörlerle beraber bir fotoğrafa girdiler ve bir büyük barış anlaşması imzaladılar.
Bir Allah’ın kulu kalkıp da 67.000 yarısı kadın ve çocuk 67.000 insanın bir yıl içinde İsrail tarafından, İsrail ordusu tarafından gözlerimizin önünde canlı yayınlarda takır takır öldürüldüğünün hesabını soracağız demedi.
İmza atıla imza altına alınan belgede bununla ilgili en ufak bir atıfta bulunulmadı.
Hiç kimse dönüp de bunun hesabı da sorulacak 67.000 canın hesabını soracağız demedi.
Bir büyük barış fotoğrafı diye bir dolma hazırladılar.
O dolmayı sardılar, sardılar, saldılar ve yediriyorlar.
Efendim daha da acısı, daha da vahimi, daha da köpekçesi şu efendim Netanyahu Mısır’a, Şarmelşeh’e gelecekmiş.
Erdoğan uçakta bunu öğrenmiş.
İnmiyorum demiş.
Rest çekmiş.
O gelirse ben yokum demiş.
Ve Netanyahu da a yani Erdoğan beni istemiyorsa o zaman gelmeyeyim.
Diğer Arap liderler de istemiyor demiş ve gitmemiş.
Sonra ortaya çıkıyor ki meğerse uçakta teknik arıza var.
Bu konuşmayı bilmesine rağmen uçaktaki gazetecilere biliyorsunuz sorular veriliyor ya şu soruyu sorar insana.
Kardeşim Erdoğan’a şu soruyu niye sormadınız o zaman siz uçakta gazeteci arkadaşlarımız ya.
Sayın Cumhurbaşkanım, eee, havada gelirken bundan daha iyi malzeme mi olur?
Havada gelirken, eee, siz, eee, Sayın Netanyahu’nun veya işte Katil Netanyahu’nun, özür diliyorum, öyle derler ki doğru, katil Netanyahu’nun Şarmal Şehhe’e geleceğini duydunuz ve büyük bir ferasetle inmiyorum o varsa ben yokum dediniz.
Bunun arka planını bize anlatır mısınız?
Nasıl bir ruh hali?
Erdoğan da cevap veriyor değil mi?
Bu soru sorulmadı.
Niye?
Doğru değil.
Şimdi dönüyorum.
Dönüyorum.
Bugün bu adamlar bunu böyle düğün dernek kutluyorlar ya işte barış barış barış.
Az önce sabah söyledim.
Dedim ki bu son derece kırılgan bir barıştır.
Az önce birkaç dakika önce adamlar yardım kamyonlarının geçişini durdurdular.
Normalde geçmesi gereken imza altından anlaşma, İsrail tarafından anlaşma, imza altından anlaşma günde 400 kamyon olması gerekiyor.
Eee, pardon tam rakamı söylüyorum size.
Günlük 600 tır yardım malzemesi gelecek imzasını dün attılar.
Bugün Birleşmiş Milletlere İsrail yetkilileri sadece 300 lira izin veriyoruz dedi.
1.İnsani altyapı ihtiyaçları dışında hiçbir yakıt ve gazın geçişine izin verilmeyecektir.
Dedi.
Daha da önemlisi eee az önce inanmayacaksınız ama az önce birkaç dakika önce 39 dakika önce 9 tane Filistinliyi öldürdü.
Gazze’de öldürdü.
17 kişi yaraladı.
İsrail ordusu az önce 24 saat geçmedi.
Ne barışıymış bu?
Ne barışıymış bu?
Kim kiminle barışmış?
Kim kiminle barışmış?
Bir daha söylüyorum.
Sabahtan beri yayında da söylüyorum arkadaş.
Yani anlaşmanın doğasına baktığında Trump’ın bir emlak pazarlamacısı manipülatif bir adamın dünya basınını önüne alarak bir büyük barış Nobel Barış ödülünü alacağım ben diye bir büyük barış tatavası yapması, o fotoğrafı çektirmesi, koca koca adamları o fotoğraf karesine sokması ve esirlerin yarısı verildi yarısı verilmedi.
Ulan en önemli tarafı diyor ki adam, "Hamas silah bırakacak." Hamas diyor ki, "Silah bırakmıyorum.
İsrail devleti kurusun.
İsrail devletine vereyim." Adam rehinelerin yarısını bıraktı diye İsrail az önce 9 kişiyi öldürdü.
Yardım kamyonlarının yarısına izin verdi ve dakika 1, gol bir 24 saat olmadan alın size barış planı.
Kim uygulayacaktı bunu?
Hangi teknokrat hükümet?
Neyin ya?
Siz neyin neyin kafasını yaşıyorsunuz?
Hakikaten öyle.
Efendim son olarak şunu söyleyeyim.
Eee bugün Özgür Özel çok güzel bir konuşma yaptı.
Hakikaten tebrik ediyorum.
E çok çarpıcıydı Erdoğan’ın geçmişte eee bu işte böyle posta koyuyor ya sağa sola.
eee 2015’te uçağımız Rus uçağını düşürdüğümüzde ben talimat verdim diyen adamın Putin’in kapısında Kremlin’de böyle dakikalarca bekletilmesini canlı yayında sayaçla bekletilmesini Rahip Branson hikayesinde ne istediğinizi de vermedik.
ver papazı, al papazı, veröyü vereyim diyen adamın çocuğunun petrol, kaçak petrol işi yaptığı IŞİD’li belgesi çıkacak diye anında NATO konusunda işte İsveç ve Finlandiya’ya benim Kur’an’ımı yaktırıyorsunuz, Kur’an’ı yaktırıyorsunuz.
Siz de bunları koruyorsunuz.
Nah girersin diyen adamın iki gün sonra gidip bütün Avrupa liderlerinin önce o metni imzalaması, NATO’ya alınması için aynı şekilde işte Birleşik Arap Emirlikleri‘nde 15 Temmuz’un finansörü diye yalgara yapmaları, sonra heriflerin ayağına gidip para almaları.
Suudi Arabistan’daki gazeteci Kaşıkçı’nın İstanbul’un göbeğinde testereyile kesilip parçalanması, bu dosyanın kapatılıp Suudi Arabistan’a verilmesi, bütün bunlar dik ve dirayetli dış politikanın, duruşun hatırlarsak karinesi eee yakın tarihteki hafızamızda yer alan kendi sesiyle canlı canlı anlattığı hikayeler.
Bir de son olarak şunu söyleyeyim.
Sabah da söyledim.
Farkında mısınız bilmiyorum.
Son aylarda ortaya çıkan kara para soruşturma hikayesinde Falyalı cinayetinden beri eee 2022’den beri son 3 yılda sadece Can Holding 85 milyar lira.
Kapalı çarşı operasyonu 1.
2 milyar lira altın rafinerisi 500 milyon dolar.
Payfix 40 milyon dolar 40 milyon TL Papara 55 milyon TL para aklama operasyonu yapılmış.
Kara para.
Bahadır Özgür’ü mutlaka takip edin.
Halk TV’de internet sitesinde yazıyor.
Son dönemin en iyi araştırmacı gazetecilerinden.
Bahadır bunu böyle tafsilat tafsilat yazdı.
Dolayısıyla eee yani yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım.
Bir böyle anlatılanlar var.
Bir de anlatılmayanlar var.
Bir yaşadıklarımız var ve o yaşadıklarımızdan gösterilenler var.
Bir de gösterilmeyenler var.
Bunlar gösterilmeyenler.
Evet.
Efendim böyle kısa bir yayın Müesser Yıldız’ın eee ne diyelim eee haberi üzerine.
Yarın da devam ediyormuş dava.
Yarın da bakalım eee ne söyleyecekler.
Onu da eee üzerine gideriz.
Konuşuruz, dinleriz.
Yarın da bakalım.
Tabii ki Hulus Akar’ın buna bir cevabı olur mu?
Mahkeme salonuna çağırılır ifadesi alınır mı?
Zannetmiyorum.
Ama hani bir laf var ya mevlam ne eğlerse güzel eğiler.
Hepsini adım adım izliyoruz görüyoruz.
Bir sorunuz varsa alayım.
Var ya mevlam neerse.
Bir sorunuz varsa alayım.
Yoksa ufaktan kapatıyorum.
Bu arada e yol yani eee yaptığınız yorumlara teşekkürlerimi bir kez daha bir kez daha defaatkar söylüyorum.
Eee çok önemli verdiğiniz destek canı gönülden alıyorum.
İyi de geliyor.
Eee önümüzde yarın da yayın yapacağım.
Eee, ancak e perşembe günü e yani muhtemelen bir canlı yayın ancak açabileceğim.
Ondan sonrası için de bakalım Allah kerim eee nasıl yayınlara devam edeceğiz hepsini göreceğiz.
Çok teşekkür ediyorum herkese bir kez daha.
Böyle kısa bir yayın açtım.
Önemli olduğunu düşündüğüm için ara ara böyle yayınlar yapalım.
Bir de sizden bir ricam var.
Bana bu yorumu yazarsanız çok sevinirim.
haftanın belli bir günü tamamen atıyorum pazartesi günü mesela eee veya cuma günü veya pazar akşamı böyle bir canlı yayın açıp eee ama özel bir canlı yayın açıp eee sadece soru cevap yapacağım ve sizleri canlı yayına bağlayacağım bir format düşünüyorum.
Ne dersiniz?
Olur mu olmaz mı?
Nasıl yapalım?
Bunları konuşalım istiyorum.
Yorumlara yazarsanız çok çok sevinirim.
Herkese iyi akşamlar diliyorum.
Türkiye’de saat 3 herhalde 10 10’a geliyor.
Herkese iyi akşamlar.
OKUR YORUMLARI:
— —
@deniz1alp99
İspanya'nın İsrail'e karşı 9 maddelik yaptırımlarından sonra anladık ki,bütün islami ülkeler bir İspanya yapmıyormuş.
— —
@zulhayildiz
15 Temmuzun kimin işine yaradığını görünce üstünede deliller gizlenince kimin yaptığına dair şüpheler devam ediyor. Ben o emir kulu genç askerlere ve diğer kurbanlara üzülüyorum. Onların uğradığı haksızlığın bedeli yapanlardan çıksın istiyorum.
— —
@yaprakyozgat2325
Yanarım yanarım da 15 temmuz da kaybettiğimiz askerlerimiz ve vatandaşlara yanarım
— —
@davutsar1039
Şamil Tayyar , yıllar önce şöyle demişti : 15 Temmuz tam olarak aydınlatılırsa belki şimdi kahraman dediklerimiz hain ve hain dediklerimizin de kahraman oldukları görülecektir.Ben de zaman her şeyin ilacıdır,diyorum.
— —
@necdetyeni
15 temmuzun başrol oyuncusu hulusi akar olduğunu dünya biliyor.
— —
@akpinar5252
Darbeyi kim yaptı bilmem ben yaşananlardan kim fayda sağladı onu görüyorum herkes koltuğuna kavuştu gariban halk hala adalet olacağına inanıyor
— —
@EsmaYaldız-z7i
15 temmuz aydinlatilmadan bu ulkeye kimse huzurun gelmesini beklemesin
— —
@Tatanka81
Hulusi zaten Amerika 🏅 dan üstün hizmet madalyası aldı boynuna takti
Orkun Özeller red ettiği madalyayı ama Orkun Özeller hapiste Türkiye halı bu
— —
@abdulmennanerdem1445
15 Temmuz hain darbede filler tepişirken çimenler ezildi Zavallı askeri öğrencilere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdiler Yargıtay darbeyi planlayan ve yapan Askeri öğrenciler dedi ve cezayı verdi.Bu zulme herkes sessiz
— —
@BirMustafaKemalAskeri
ÇOK ÖNEMLİ BİR HABER. 15 TEMMUZ TAMAMEN ŞAİBELERLE DOLUDUR. İ. MELİH BU İŞİN KİLİT NOKTASINDA, BU KADAR KORUNUYOR OLMASININ DA BAŞKA BİR AÇIKLAMASI OLAMAZ.
— —
@gultensimsek3730
1 gün önce (düzenlendi)
Darbenin 1 numarası Hulusi Akar. Bir gün bu gerçek ortaya çıkacak
— —
@burakozcan4264
Şaşırdık mı? Ben hiç şaşırmadım.
— —
@ahmetturkylmaz661
Lise de öğrenci iken 1980 darbesini yaşadım. 15 temmuz 2016 kalkışmasını 7 yaşındaki torunum dahi yapmazdı. Amatör bir eylemdi. Olan ölenlere ve yaralanlara ve de mağdur olanlara oldu. Mevzu kim karlı çıktı!!!! ?
— —
@MuratGürbüz-c2n
Aradan 9 yıl geçti siz daha yeni yeni gerçekleri görmeye başladınız. Gebelkurmay davalarını hiç takip etmediniz adamlar çırpındı anlattı kulak tıkadınız.
— —
@kzlalev7330
"Gerçeklerin birgün ortaya çıkma gibi güzel bir huyu var"
⭐️ Atasözü 🤌
— —
@Ercan_Ata
Akıncı üssüne zorla götürüldüm demişti. Ama o günün video görüntülerinde askerleri onun yönlendirdiği görülüyor. Kendisi benim için 15 temmuz olaylarının bir numaralı şüphelisidir.
— —
@gulsencoskun4806
Teşekkürler.. Akar konuşamaz çünkü, konuşursa diğerlerini de götürür yanında. Siz anladiniz onu Serdar bey.😅
— —
@nesrincaliskan757
Müyesser cesur yürek 💛❤️💓🌹🥀
— —
@guvenilbeyi8315
kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz
— —
@rezzancakr9164
Gerçekleri örtmek mümkün değildir🤲
--
- - - - - - - - - - - - - - - -
"Kendinizi biraz rahat bırakırsanız biraz huzurunuz olacaktır, daha çok rahat bırakırsanız daha çok huzurunuz olacaktır"
~Ajahn Chah~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 176. - 389 ]
Yüzümde pırıl pırıl sevinç gördüğün gün,
Nice konakları yıkılmıştır gönlümün.
Dalgıçsan dal gözlerimin denizine, bak:
Dibinde mahzun bir deniz kızı görürsün.
- - - - - - - - - - - - - - - -
"Hayatımızın yarısı zaman kazanmak için acele ederek, zaman kaybetmekle geçiyor."
~Will Rogers~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Soz yuva gibidir, mana kus gibi , cisim irmak gibidir ruh akip giden su gibidir.
~Mevlana~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Dikkat Kuran kimin sözü..
Kuşkusuz o, şerefli bir elçinin sözüdür.
# kelime anlam kök
1 innehu şüphesiz o
2 lekavlu elbette sözüdür قول
3 rasulin bir elçinin رسل
4 kerimin değerli كرم
IMKANSIZ DOSTLUK
. . . . . .
Degil kardesim, dal yesil degil,gok mavi degil,
Bilsen Ben hangi alemdeyim, sen hangi alemde…
Aklindan gecer mi dersin aklimdan gecen seyler?…
Sanmam Yildiz ve ruzgar payimiz musavi degil;
Sen kendi gecende gidersin, ben kendi gecemde;
Vazgec kardesim, ayridir bindigimiz gemiler…
~Cahit Sitki TARANCI~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Ad vitam æternam
Sonsuz bir hayat icin
~Latin Atasozu~
- - - - - - - - - - - - - - - -
EBABIL
. . . . . .
Alip icinde sesler ucusan bu aksamdan
Hafizami bir deniz kiyisina ceken yol,
Aydinlik ruyalarin pesine dusen gondol
Mavi bir denizde yuzer gibi yanan samdan.
Tuslarin ustunde karanligin heyulasi
Ve birden kalbe cirpinislar veren hatira.
Cekmede beni saadet dolu dunyalara
Mine parmaklarinda sedalasan hulyasi.
Siyrilmada gozlerimden yillarca geceler
Ve yalniz kalmada bir yaza ram olan sahil,
Ucusmada gokyuzunde bir suru ebabil:
Sevgimi ve hasretimi ebedi kilan yer.
Acik pancurlarindan seslerin dokulusu..
Bir gol mu urpermede ruhun uzaklarinda?…
En yakin sevgiyi duymayan dudaklarinda
Her yasayistan daha guzel olan gulusu.
Ilik golgelerde uyutup dusunceleri
Beyaz etekler ile bana gorundugun an
Ve kapilari yesil sabahlara acilan
Sicak tahayyullerle dolu yaz geceleri.
Renkli fanuslarin altinda dogan dunyasi,
Omuzlarinda ay isigindan orgulerle
Eklenmede icime hasret kaldigim yerle
Mine parmaklarinda sadalasan hulyasi.
❝*Avrupa ve Güney Amerika’da kalacak hiçbir otel bulamadım. Ekvador’un
başkenti Quito’da aslında bir otelde tek gece kaldık ama orada
olduğumu inkar etmek zorunda kaldılar❞*
🇵🇸Pink Floyd’un kurucularında Roger Waters, Tucker Carlson’a yaptığı
açıklamada İsrail’in Gazze’deki eylemlerini eleştirdiği için
karşılaştığı zorlukları anlattı.
Otel rezervasyonlarının iptal edildiğini ve konserlerinin engellenmeye
çalışıldığını belirten efsanevi müzisyen, İsrail yanlısı lobilerinin
kamu figürlerini korkutarak susturmaya çalıştığına dikkati çekti.
Benzeri bir yaptırıma Netanyahu hakkında tutuklama kararı veren
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Üyesi Fransız yargıç Nicolas Guillou
da maruz kalmıştı
Guillou, banka kartının bağlantısı kesildiği için çevrim içi ödemeler
yapamadığını belirtmişti.
#pinkfloyd #rogerwaters #filistin #gazze
*https://www.instagram.com/reels/DbBIx7jMrDg/*
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
*Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group *
:
ozgur-gundem@googlegroups.com
*Gruba üye olmak icin
To join the group *
:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
*Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder *
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
*Grup Sayfamız
Our Group Page *
:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
*Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish *
:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
*Yeni web sayfam
Our new website *
:
https://erkin.cc/
*Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.) *
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc