İranlı insan kaçakçıları reklama başladı: Türkiye sınırından güvenli geçiş sağlamak bizim işimiz <https://www.instagram.com/reel/DUH_-Jsj29y/>İranlı insan kaçakçılarının Türkiye sınırından geçişler için reklam yaptığı kaydedildi. Kaçakçıların sosyal medyadan paylaştığı videoya/*"Karlı havada İran-Türkiye sınırından güvenli geçiş sağlamak bizim işimiz"*/ notunu düştüğü bildirildi. https://www.instagram.com/reel/DUH_-Jsj29y/ Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------
Oraj POYRAZ Hoş geldiniz!...
Benim zaman içerisinde guruplarda yayınlamış olduğum epostalardan bir demet bulacaksınız
7 Nisan 2026 Salı
Hristiyan Fundamentalizmi ve Ortadoğu’da Tanrıyı Kıyamete Zorlama Stratejisi
Bu bir akademik yayın.
Bu günlerde dünyanın ve Ortadoğunun başına gelenlerin kök sebebi hakkında yapılan ciddi bir araştırma.
Benim söylediklerimden farklı değil.
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
--------------
Çankırı Karatekin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 5(1): 001-016
Hristiyan Fundamentalizmi ve Ortadoğu’da Tanrıyı Kıyamete Zorlama Stratejisi
Ensar ÇETİN 1
Özet
Ortadoğu’yu dünyanın diğer bölgelerden ayıran özelliklerin başında onun sahip olduğu tarihi derinlikte meydana gelen onun çok kültürlü yapısı gelir. İnsanlığı etkileyen inanç tarihi açısından en köklü dinî düşünce açılımlarının bu bölgede gerçekleşmiş olması, stratejik tahlilinde bu coğrafyayı öne çıkarmaktadır. Dünyanın üç önemli dininin en önemli merkezlerinden birisi olan Ortadoğu, neredeyse dünyanın tamamını ilgilendiren bir coğrafyadır. Bu yüzden Ortadoğu tarih boyunca hep bir mücadele alanı olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Bu çalışmada, Ortadoğu coğrafyasının, bazı inanç grupları tarafından nasıl algılandığı, yorumlandığı ve kendi inançları doğrultusunda nasıl yeniden ve bir an önce şekillendirilmek istendiği ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Ayrıca bu inanç gruplarının inançları çerçevesinde bölgenin geleceğini yeniden şekillendirirken ortaya koydukları stratejileri ve bunun yansımaları üzerinde durulmaktadır.
Anahtar Kelimeler:Fundamentalizm, Kudüs, Ortodoks, Yahudi, Hristiyan, Protestan, Ortadoğu, Armagedon
Christian Fundamentalism and the Strategy of Compulsion God Resurrection in the Middle East
Abstract
One of the key features that differentiate it from other regions of the Middle East has caused the historical depth of the multicultural structure. In the history of humanity’s oldest religious beliefs affect thought to have taken place in this area expansions, strategic analysis highlights the assay’s geography. The world’s three major religions, one of the most important centres in the Middle East, a region of interest is almost the entire world. That’s why throughout history the Middle East has been a site of struggle and continues to be. In this study, geography of the Middle East, is perceived by some faith groups, and interpreted in accordance with their own belief son how you want to shape and to determine whether a moment before being studied. In addition, within the framework of the beliefs of religious groups in the region revealed that reshapes the future strategy and its implications are discussed.
Keywords: Fundamentalism, Jerusalem, Orthodox, Jewish, Christian, Evangelical, the Middle East, Armageddon
Giriş
Tarihsel süreçte meydana gelen büyük savaşların temel nedeninin ekonomik çıkar çatışması olduğu görülmektedir. Ancak geçmişte yapılan çıkar temelli savaşları meşrulaştırma aracı olarak din kullanılmıştır. Tarihte Orta Doğu’ya yapılan meşhur Haçlı Seferlerinin temelinde de ekonomik çıkar vardır. Ama zamanın şartları gereği bu savaşlar dinle meşrulaştırılmıştır. Günümüzde ise paradigma değişmiş din savaşları demokrasi, insan hakları, eşiklik, medeniyet gibi söylemlerle meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.
Ortadoğu’da 1990-1991 Körfez savaşıyla başlayan ve 2003’te Irak’ın işgaliyle devam eden savaşta demokrasi, özgürlük vb. kavramlarla meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Ancak genel kanaat; ABD ve müttefiklerinin Ortadoğu’daki savaşı, başta fosil yakıtlar olmak üzere yeraltı zenginliklerini sömürmek için çıkartıldığı yönündedir. Bu kanaatin de aslında yönlendirilmiş ve Ortadoğu’da yürütülen savaşın gerçek nedeninin örtülmesine yönelik olduğu ve bu savaşın ve arkasından yaşanmaya devam eden kaosun gerçek nedeninin dini olduğu bu çalışmanın temel tezini oluşturmaktadır.
Ortadoğu’da devam eden savaşın insanlara özgürlük, demokrasi ve haklar getirmediği çok açık bir şekilde ortadadır. Bu süreçte, yüz binlerce insan öldürüldü ve öldürülmeye devam ediyor; milyonlarca insan yurtsuz kaldı ve kalmaya devam ediyor. Öyle ki bölge insanı ABD ve müttefiklerinin vaat ettiği demokrasi, özgürlük gibi kavramları çoktan unutmuş ve eski günlerini mumla arar olmuştur. Diğer taraftan ABD ve müttefikleri Ortadoğu’yu işgal etmesinin tek nedeninin ekonomik olduğu iddiası da inandırıcı görünmemektedir. Başta, ABD olmak üzere Batı toplumu Ortadoğu’nun tüm zenginliklerini sorunsuz bir şekilde ülkelerine zaten taşımaktadırlar.
Ortadoğu savaşının sebebi olarak görülen veya gösterilen bu sebeplerin çok ikna edici olmadığı görünmektedir. Her ne kadar gizlemeye çalışsalar da ABD ve müttefiki olan İsrail’in Ortadoğu’da savaş çıkarma ve kaos oluşturmak istemelerinin gerçek nedeninin dini olduğu satır araları iyi okunduğunda açıkça ortaya çıkmaktadır. Örneğin Irak işgalinin başladığı gün dönemin ABD Başkanı George W. Bush; “Bu bir Haçlı seferidir” diyerek gerçek niyetini ortaya koymuştur.
Bu çerçevede Ortadoğu’yu kendi inanç çerçevesinde şekillendirmek isteyen en önemli dini gruplardan biri de Evangelistlerdir. Evangelizmin kökenleri Martin Luther’e ve Protestan kilisesinin kuruluşuna kadar gider. Evangelistler, kıyametin 2000’li yıllarda Ortadoğu’da çıkacak bir kaosun ardından kopacağına inanmaktadırlar. Bu yüzden de bu bölgede kaosoluşturacak her türlü etkinliğe destek vermektedirler. Çünkü, onlara göre; kaos sonrasında İsa Mesih gelecek ve onlar da İsa Mesih sayesinde dünyaya hâkim olacaklardır. Bu yüzden de İsa Mesih’in dünyaya gelmesi için kaos hızlandırılmalıdır. Yine onlara göre; İsa Mesih’in dönmesi için Yahudilerin vaat edilmiş topraklara kavuşması ve Mescid-i Aksa’nın yıkılıp yerine, eskiden var olan, Süleyman Tapınağı’nın da yeniden inşa edilmesi gerekmektedir (Kılıç, 2008: 65-86). Evangelistler, bu nedenle Ortodoks Yahudilerden destek görmektedir. Evangelistlere göre Kudüs Evangelizmin merkezi haline getirilecektir. Bunlar Tanrı’nın isteğiyle gerçekleştirilmektedir. İsa Mesih geldikten sonra içinde Müslümanların da olduğu büyük bir ordu ona karşı savaşacak fakat İsa Mesih “Megido Dağı”nda yani Armegedon’da onları yenecektir. Evangelisterden bir grup ise savaş sırasında İsa Mesih’in onları göğe çıkartacağına, bu sayede kurtulacaklarına ve gökyüzünden yerdeki kargaşayı seyredeceklerine inanmaktadır (Kılıç, 2008: 65-86).
Orta Doğu
Geçtiğimiz yüzyılda sömürgeciliğin gelişmesine paralel olarak dünya siyasî ve coğrafî tanım ve terimlerine yeni terimler girmiştir. Orta Doğu kavramı da bu dönemde dünya sömürgecilik tarihinin merkezi olmasından dolayı Batı Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Batı Avrupa devletlerinin başında da deniz aşırı sömürge imparatorluğu kuran İngiltere gelmektedir. İngiltere kendi konumunu merkeze alarak dünya siyasî ve coğrafya tanımlarına “Doğu” kelimesini eklemiştir. “Orta Doğu” kavramı da bu şekilde İngiltere tarafından kullanılmaya başlamış ve giderek bütün dünyada kabul edilen bir terim haline gelmiştir.
Başlangıçta daha dar bir alanı ifade eden Orta Doğu’nun sınırları, daha sonra değişik çevreler tarafından genişletilmiştir. Günümüzde ise ABD’nin stratejik hedeflerine daha uygun geldiği için bu sınırlar Afganistan’dan Senegal’e Türkiye ve Kafkaslardan Yemen ve Libya’ya kadar uzatılmıştır. Gene aynı stratejik hedeflere daha uygun düştüğü için Orta Doğu teriminin mahiyetinde köklü değişiklikler meydana gelmiştir. Özellikle ABD tarafından teklif edilen ve hemen bütün Avrupa tarafından da kabul edilen bu yeni tanımlamanın sınırları, kültürel sınırlardır. Başka bir ifade ile Orta Doğu artık İslam dünyasını ifade etmektedir. Böylece Orta Doğu teriminin anlamı ve mahiyeti siyasî olmaktan ziyade kültürel bir mahiyet almıştır (Öztürk, 2003: 253).
Orta Doğu; Basra Körfezi’nden başlayarak Doğu Akdeniz’e kadar olan Batı İran, Irak, Ürdün, Suriye, Filistin, İsrail ile Hicaz, Yemen, Körfez Ülkeleri ve Mısır’ı içine alan bölgedir. Orta Doğu’nun çevresi, Anadolu, Kafkaslar, İran, Hindistan, Habeş, Sudan ve Tunus, Libya, Cezayir ve Doğu Akdeniz’dir. Bu haliyle Orta Doğu üç kıtanın, Asya, Avrupa ve Afrika’nın düğüm noktasındadır. Üç kıtayı hem karadan hem de denizden birbirine bağlamaktadır (Öztürk, 2003: 257).
Ancak yine de Orta Doğu’ya damgasını vuran en önemli unsur “din”dir. Bütün kitabî dinlerin menşei Orta Doğu’dur. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam buradan doğup dünyaya yayılmıştır. Bu dinlerin mensupları yoğun olarak burada yaşamaktadırlar. Çin, Hindistan, Japonya gibi ülkeler hariç dünyanın bütün ülkelerinin dinleri Orta Doğu kökenlidir. Bu sebeple üç büyük dinin en kutsal mekânları Orta Doğu’dadır. Bu bakımdan bu dinlerin inananları bu bölgeyle manevi bağlarını sürekli canlı tutmaya çalışmaktadır.
Fundamentalizm
“Fundamentalism” kelimesi, Latince “temel” anlamına gelen “fundamentum” kökünden türetilmiştir (Kabaağaç ve Alova, 1995: 254). Bu kavram ilk olarak Amerikan Protestanlığı içindeki Amerika’da liberalizme ve sekülerizme tepki olarak organize olan Evangelist Protestanları tanımlamak için 1920’lerde kullanılmaya başlanmıştır. Protestan fundamentalizminin ortaya çıkması daha çok Amerikan sekülerleşme tarihindeki kopmalarla açıklanmaktadır. Casanova’ya göre; kopma süreci üç aşmada yaşanmıştır. Bunların ilki; Protestan Kiliselerle devleti birbirinden ayıran anayasal kopma sürecidir. Bu süreç, yüksek eğitim sisteminin sekülerleşmesi ve Protestan kültürel nüfusun kamu hayatından uzaklaştırılmasıyla derinleştirilmiştir. Daha sonraki aşama ise hayatın topyekûn sekülerleşmesi, Protestan etiğin dışlanarak çoğulcu bir sivil toplum anlayışının benimsenmesi olmuştur. Bu kopuş sürecinin yaşanmasında diğer sosyal ve siyasal değişimler de etkili olmuştur (Casanova, 1994: 135).
Fundanentalizm, 19. yüzyılın sonlarına doğru, dünyanın birçok kesiminde dinî hareketlerin güç kazanmasıyla gelişerek siyasî bir şekil almıştır. Bu yükseliş dünyanın farklı yerlerinde farklı nedenlerle oluşmuş olsa da genel olarak üç neden üzerinde durulmaktadır. Bunların ilki; 19. yüzyılda seküler anlayışın benimsendiği ülkelerde dinin toplum üzerindeki etkinliği azalmasıyla birlikte toplumun bazı kesimlerinde ahlaki bozulmalar görülmeye başlanmasıdır. Bu süreçte ahlakî çöküntünün giderilebilmesi için dinin etkinliğinin artması gerektiği savunulmaya başlanmıştır. İkinci neden sömürgecilik ve sömürgecilik sonrası dönemdir. Sömürgeci devletlerin sömürge ülkelerde kendi kültürlerini yaymaya çalışmaları ve yerli kültürleri baskı altına almaları, hatta onları aşağılamaları, sömürge sonrası dönemde, Batılı kültürlere olan bağlılığının azalmasına ve Batılı fikirlere karşı toplumda büyük bir direnç oluşmasına neden olmuştur. Üçüncü neden olarak ise küreselleşme gösterilmektedir. Küreselleşmenin milliyetçiliğin gücünü zayıflatmasından sonra din, toplumda birleştirici unsur olarak görülmüş, bu da köktendinciliğin yükselmesinde etkili olmuştur (Aydın, 2011: 165).
Hristiyan Fundamentalizminin temel iki amacı vardır. Bunların biri Hristiyanlığın kutsal metinlerinin modern kültüre göre yorumlanmasını engellemek, diğeri ise Hristiyan geleneklerini canlı tutmaktır. Diğer bir ifadeyle Hristiyanlığı yeniden anlama gibi yozlaştırıcı faaliyetlere karşı korumak ve Hristiyanlığın köklerine bağlı kalmak fundamentalistlerin en birincil amacıdır (Aydın, 2011:166).
Fundamentalizmin en önemli karakteristik özelliği ise din ve siyaset arasındaki ayrımı reddetmesidir. Fundamentalizm kavramı genel anlamıyla ideolojiye bağlılığı anlatır. Bu ideolojiler, kolay kolay değişmeyen bir yapıya sahiptir. Bu durum fundamentalist fikirlerin kaynağını, kutsal kabul edilen bazı metinlerden almasından kaynaklanmaktadır. Fundamentalizmin insanları harekete geçirme gücü de bu metafizik düzeydeki işlevlerinden ileri gelmektedir. Fundamentalisler tanrı adına hareket ettiklerini ve bu yolda atılan her adımın tanrının memnuniyetine neden olacağını düşünürler. Onların nihai amacı; dünyada tanrı iradesini hâkim kılmaktır. Bu nedenle, onlar, kendilerine karşı olanları sadece görüş ayrılığı olan insanlar olarak değil, tanrının dünyadaki amaçlarını engellemeye çalışan, dolayısıyla ortadan kaldırılması gerekli kişiler olarak görmektedirler (Kılıç, 2008: 65-86).
Hristiyan Fundamentalizmi; Evangelizm
Hristiyan Fundamentalizmi, devrim sonrası hareketlerden, binyılcılığa, evrim ve kürtaj karşıtlığına dayanır (Kılıç, 2008: 65-86). G. Hallsell,Hristiyan fundamentalizmi için çok önemli bir yeri olan Evangelistleri şu şekilde tanımlamaktadır; “Amerika’da yeni bir dini mezhep var. “Çılgınlar” denen kişilerden değil, yerleşik, orta ile orta-üstü sınıfa mensup Amerikalılardan oluşuyor. Bu insanlar söz konusu “kült”ün temel esaslarını anlatan TV vaizlerini dinliyorlar ve buralara her hafta milyonlarca dolar akıtıyorlar. Hal Lindsey ve Tim LaHaye’i okuyorlar. Tek hedefleri var: Kendilerini zahmetsizce, Armegadon savaşını ve Dünya gezegeninin yok oluşunu izleyecekleri yere, yani göğe yükseltmesi için Tanrı’nın elini çabuk tutmasını sağlamak. Bu doktrin, “Güney Baptist”, “Bağımsız Baptist” ve “İncil Kilisesi” adı verilen kiliseler ve mega kiliseler yanında, “Tanrı Toplulukları” Pentecostal ve diğer karizmatik kiliselere hakimdir” (Hallsell,2003: 16).
Evangelistlere göre; Armagedon savaşında yeryüzündeki tüm ulusların güçleri Kral İsa ve onun aziz takipçilerine karşı savaşacaklardır. Hz. İsa, tarihin bu en kanlı savaşında milyonları perişan edecektir. İlk saldırı Hz İsa tarafından başlatılacak. Kendisi bir silah getirecek ve bu silah nötron bombasının yaptığıyla aynı etkiyi yapacaktır (Hallsell, 2003: 30-32).
Evangelislerin ABD’de çok sayıda taraftarı ve sempatizanı bulunmaktadır. Örneğin ABD başkanlarından Jimmy Carter, Ronald Reagan ve George Bush Evangelist olduklarını üstü kapalı şekilde dile getirmişlerdir. Watergate komplocusu Charles Colson, sürgündeki Siyah Leopar Partisi lideri Eldridge Cleaver, Hustler dergisi yayıncısı Larry Flynt, Oregon eski Senatörü Mark Hatfield, Aliver North, Bağımsız Savcı Kennehh Starr, Trennt Lott ve Tom Delay’ın da aralarında bulunduğu birçok muhafazakâr Cumhuriyetçi lider de Evangelistlerle aynı görüşü paylaşmaktadır (Hallsell, 2003: 52).
ABD Başkanı Ronald Reagan, 1980’de Vaiz Jim Bakker’le yaptığı bir söyleşide; “Düşünün bir kere! En az 200 milyon Doğulu asker ve bir ondan fazla da Batılı… Yeniden dirilmiş Roma İmparatorluğu (Batı Avrupa)! İsa Mesih, kendi şehri Kudüs’ü harap edenlere vuracak. Daha sonra Megiddo (Armagedon) vadisinde toplanmış ordularla savaşacak. Kudüs’ten başlayarak akan kanın 200 mil uzunluğunda ve atların başı seviyesinde olacak olması kimseyi şaşırtmasın… Bütün vadi savaş araçları, hayvanlar, insan gövdeleri ve kanla dolacak.” demiştir (Hallsell, 2003: 33). Yine, Reagan, 1983’te Amerika İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nden Tom Dine ile yaptığı bir söyleşide; “Aşikâr ki, Eski Ahit’teki eski peygamberlerimize ve Armagedon’la ilgili önceden haber verilmiş alametlere geri dönüp baktığımızda, acaba olacakları görecek nesil biz miyiz diye merak ediyorum… İnanın bana, bu kehanetler açık şekilde yaşamakta olduğumuz şu günleri tasvir ediyor.” demiştir (Hallsell, 2003: 29).
Evanjelit TV Vaizi, Jack Van Impe’ye göre de felaket esnasında bir nükleer savaşın olacağını Kitab-ı Mukaddes gayet açık bir şekilde haber vermektedir. Ona göre bu savaşta İnsanlığın 1/3’ü ateş, duman ve kükürtten dolayı yok olacak. Onların gözü önünde bir ateş oburu çıkacak. İsrail’e karşı yürüyen kuzey ordusu ve bütün memleketler Tanrı’nın kıskançlık ateşiyle yok olacak. Eski ve Yeni Ahit bir nükleer soykırım olacağı görüşünde birleşmektedir (Hallsell, 2003: 36). Yine Evangelist olan Dallas İlahiyat Fakültesi Başkanı Dr. John Walvood, verdiği bir röportajda; “Tanrı bütün kullarını bir görmez” demiştir. Bir milyarlık Müslüman âleminin durumu ne olacak, sorusu üzerine konuşmasına şu şekilde devam etmiştir: “ Tanrı’nın Yahudiler ve Hristiyanlar için planları vardır, diğerleri Hristiyan olmadıkça böyle bir şey söz konusu değildir. Tanrı’nın Hristiyanlar için cennetle, Yahudiler için ise yeryüzüyle ilgili bir planı vardır.” (Hallsell,2003: 60).
Fundamentalist Hristiyanların (Evangelistlerin) Ortadoğu Stratejisi
Fundamentalist Hristiyanların en belirgin özelliği İsa Mesih’in ikinci gelişiyle ilgili inançlarıdır. Onlara göre; İsa Mesih, ihtişamlı bir şekilde yeryüzüne döneceğini önceden bildirmiştir ve İsa Mesih’in dünyaya dönebilmesi için yerine getirilmesi gerekli bazı şartlar vardır. Bu şartlar; Yahudilerin Filistin’e geri dönmesi; İsrail devletinin kurulması; Yahudiler de dâhil dünyanın tüm uluslarına İncil’in vaaz edilmesi; Yedi yıl sürecek olan felaket dönemi; Kiliseye iman edenlerin göğe yükseltilmesidir. Tüm bu şartlar gerçekleştikten sonra İsa Mesih yeryüzüne dönecek, Armagedon savaşını yapacak ve İsa Mesih’in krallığı gerçekleşecek. Bunlar gerçekleştikten sonra ise Şeytan ve İsa Mesih’e iman etmeyenlerin yargılanması dönemi başlayacaktır. Bu yargılamada bir kimsenin adının yaşam kitabında yazılı olup olmaması belirleyici faktör olacaktır. Yeni gök ve yeni yeryüzünde İsa Mesih ve ona inananlar yaşayacaktır. Artık ölüm olmadığı gibi ne yas ne ağlama ne de ıstırap olacaktır (Mac Donald, 2002:611).
Evangelistlere göre; kutsal metinler, Tanrı’nın ilahi olarak ilhamla kaydedilmiş sözleridir ve ilham mekanik bir dikte değildir. Daha ziyade Kutsal Ruh, çeşitli Kutsal Kitap yazarlarını kelimelerini ve anlamlarını seçmede, konularını yazarken yer ve zamanlarını seçmede rehberlik yapmıştır. Bundan dolayı kutsal metinler iman ve ibadette otorite rehber olarak görülür (Güngör, 2005: 116). Onlara göre; Mesih’in gelmesinin ön şartlarından biri de diaspora Yahudilerinin vaat edilen kutsal topraklara dönmesi ve Hristiyanlaştırılmasıdır (Adam, 2000: 193). Bundan dolayı yeni dönemde Hz. İsa’nın Yahudiliğine vurgu yapmak ön plana çıkmıştır. Hz. İsa’nın bir Yahudi olduğu, ona inanmakla Yahudilikten çıkılmayacağı aksine Yahudiliklerini tamamlayacağı söylemi, yeni bir yaklaşım tarzı olmuştur (Adam, 2004: 306).
Evangelistlerin kutsal topraklara yönelik propaganda metotlarının başında ise İsrail’e düzenlenen inanç turizmi gelmektedir. Bu seyahatleri 1970’lerden bu yana İsrail Turizm Bakanlığı, Amerikan Hristiyan lobisini etkilemek için “İncil Toprakları Turu” adı altında teşvik etmektedir (Vural, 2003: 79). Böylelikle geziye katılan insanların gözünde Ortadoğu bölgesi İsrailli rehberler eşliğinde bir kez daha kutsallaştırılmaktadır. Ayrıca Evangelistler neşrettikleri çok sayıda dergi, gazete, televizyon ve radyo yayınlarıyla başta Amerikan Kongresi ve Beyaz Saray olmak üzere Amerikan toplumu üzerinde oldukça etkilidir. Daha da önemlisi İsrail taraftarı olmayan insanların yüksek kademelere seçilmesine engel olmaktadırlar (Vural, 2003: 77).
Evangelistlere göre; ABD Hristiyanlığı temsil etmektedir. Ayrıca teolojik açıdan her Hristiyan İsrail’i desteklemelidir. Eğer Hristiyanlığı temsil eden bu güç İsrail’i koruyamaz ise Tanrı nezdinde itibarını kaybedecektir (Hallsell, 2003: 114). Bu yüzden ABD’nin İsrail’e vermiş olduğu destek somut ayrıntılar göz önüne alındığında ABD’nin emperyalist çıkarlarıyla açıklanamaz. ABDyönetiminin Ortadoğu politikalarını izah edebilmek için, ABD’deki örgütlü Yahudi topluluğunun ve Evangelist grupların sahip olduğu gücü mutlaka hesaba katmak gerekir (Shahak, 2004:178).
Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, İsrail’in kuruluşunu (1948) İncil’in kehanetinin gerçekleşmesi şekilde yorumlamış ve “İsrail’i üzeceğime politik hayatıma son vermeyi tercih ederim.” diyerek İsrail’e ve kutsal topraklara olan bağlılığını ifade etmiştir (Vatandaş, 1997: 35).
Yine Carter, New Jersey’deki Elisabeth Sinagog’unda Yahudilere yaptığı konuşmada “İsrail’in ayakta kalması siyasete bağlı değildir. Bu ahlaki bir ödevdir.” (Vural, 2003: 34) şeklindeki ifadesiyle Evangelist inanç dünyasının planladığı stratejiyi ortaya koymuştur. Kendisi de bir Evangelist olan ABD eski başkanlarından Bill Clinton ve eşi Hillary, İsrail’e yaptıkları gezi sırasında Filistin topraklarında Hristiyan inancına göre kutsal sayılan pek çok yer ve mabet olmasına rağmen hiçbirisini ziyaret etmediği gibi dinî törenlere de katılmamıştır. Buna karşılık Clinton çifti Yahudi dinî törenlerine büyük bir içtenlikle katılmıştır. Başkan Clinton, kafasına Yahudilerin kutsal takkesi “kippa”yı takarak Kudüs sokaklarında gezmiş, eşi Hillary ise ünlü ağlama duvarına giderek, duvarın taşları arasına üzerine dua yazdığı bir kâğıt parçasını sıkıştırmıştır (Kılıç, 2008: 65-86; Vural, 2003: 41).
Irak’ı işgal eden başkan George W. Bush ise bu savaş için kendisinin özel olarak görevlendirildiğini belirterek bu hareketin yeni bir “Haçlı Seferi” olduğunu söylemiştir (Hallsell, 2003: 125). ABD’yi yöneten her iki parti ve özellikle de Cumhuriyetçi Parti, Evangelist bir dünya görüşünü kendisine rehber edindiğini resmen açıklamıştır. Bu ülkede yer alan düşünce kuruluşlarının büyük bir bölümü de Evangelisttir. Öyle ki, ABD’deki yönetici ve kuruluşlar, köklere dönüş adı altında Dünya Krallığına ulaşmanın yolunu Hristiyan-Yahudi diyalogunda aramaktadırlar. (Macit, 2008: 145). Özellikle son dönemlerde görev yapan ABD başkanları, seçilmelerini Amerikan muhafazakârların iktidar ayaklarından biri olan Evangelistlere borçlu olduğundan bu dinî grupların gelişmesi için ellerindeki bütün imkânları seferber etmektedirler (Corm, 2008: 44).
Yahudi Fundamentalizmi; Siyonizm
Yahudi Fundamentalizmi (Siyonizm), Kudüs’teki Süleyman Mabedi’nin yıkılışından günümüze kadar gelen resmî Yahudi inanç ve geleneklerini temsil eden ve günümüzde mensubu en fazla olan Yahudi mezhebidir. Fundamentalist Yahudilere göre; Yahudilerin Filistin topraklarını işgal etmesi, kıyametin yaklaştığını gösteren en önemli olaydır. Yahudi topluluklarının büyük bölümüne göre, asırlardır süren sürgünden sonra başlangıçta vaat edilmiş topraklara dönerek, Davut ve Süleyman’ın hükümdarlığının devamı olan bir Yahudi iktidarının kurulmuş olması kutsal tarihin yeniden işlemesi anlamına gelmektedir (Corm, 2008: 179).
Fundamentalist Yahudilerin Tevrat’a dayanarak yaptıkları kehanete göre, Süleyman Mabed’i yeniden inşa edilecek ancak bunu yapacak olanlar Hristiyanlar değil, Ortodoks Yahudilerdir. Yahudilerin Tevrat’a göre, hayvan kurban edebilmeleri için bu mabed’in olması şarttır. Onlar tapınak olmadan bu işi yapamazlar. Yahudiler M.S. 70’e kadar hayvan kurban etme geleneğini devam ettirmişlerdir. Ancak tapınaklarının yıkılmasından sonra günümüze kadar geçen sürede kurban adetlerini yerine getirememektedir. Yeniden tapınaklarını yaptıklarında Ortodoks Yahudiler koyun veya öküzleri, Tanrı’ya kurban olarak burada keseceklerdir (Hallsell, 2003: 81).
İsrail devletinin kurulmasının ana gayesi tapınağın inşa edilmesi içindir. Çünkü Tapınak, İsa Mesih’in elişinde piramidin zirve noktasıdır. İsrail’in Kudüs’ü askeri olarak kontrol altına aldığı tarih olan 1967’den bu yana birçoğu silahlı olmak üzere İsrailli hahamlar önderliğinde memur, asker ve din öğrenimi gören değişik kesimlerden oluşan Yahudi militanlar, Kudüs’ün kutsal İslami merkezlerine yönelik saldırılarını sürdürmektedir (Hallsell, 2003: 85- 86). Fundamentalist Yahudiler bir taraftan Filistin halkına saldırıyı sürdürürken bir taraftan da dünya kamuoyunda haklı oldukları algısı oluşturmak için çalışmaktadırlar.
Örneğin; İsrail devletinin kurulmasına bizzat öncülük eden İngiltere, Birinci Dünya Savaşı’nda işgal ettiği Filistin’in halkına çok ağır vergiler uygulamış, halk vergisini ödeyemeyince de halkın topraklarına ipotek adı altında el koymuştur. Daha sonra İsrail devletinin kurulması için el koyduğu bu toprakların bir kısmını sembolik fiyatlarlar Yahudilere satmış bir kısmını da yine Yahudilere hibe etmiştir. Ancak bu olay Filistin davasının haklı olmadığı algısını oluşturmak için Yahudiler tarafından Filistinlilerin “gönüllü olarak” topraklarını Yahudilere sattığı şeklinde manipüle edilmektedir.
İsrail devletinin kurulmasına öncülük eden Fundamentalist Yahudiler kuruluş aşamasında İngiltere’nin desteğini almışlar, günümüzde ise yine İngiltere’nin bir türevi olan ABD’nin desteğini almaktalar ve bunun sürmesi için çalışmaktadırlar. ABD’de yaşayan Yahudi lobisi, burada faaliyet gösteren çok sayıda büyük şirket ve sivil toplum kuruluşunun da desteğiyle ABD’nin İsrail devletini kayıtsız şartsız desteklemesini sağlamaya çalışmaktadır. Bu amaçla Yahudi lobisi 1948’den beri ABD siyasi sistemini inceleyen “Jaffee Center”gibi enstitüleri desteklemiştir. İsrailli akademik uzmanlar sürekli İsrail başbakanlarına danışmanlık ederken, İsrail üniversitelerinde kurulan stratejik araştırma merkezleri de İsrail devletini ABD iç politikasındaki gel-gitler ve Ortadoğu meseleleri konusunda bilgilendirmektedir (Terry, 2013: 101). Dini Siyonizm’den sessizce siyasi Siyonizm’e kayanlar, yani dini, politikanın emrine vererek siyaseti kutsallaştırmaya ve onu dokunulmaz kılmaya karar verenler, bununla da yetinmemekte, siyasi Siyonizm ve Yahudilik kavramları arasında oyunlara girişerek İsrail devletini yönetenlere yapılan her türlü eleştiriyi “antisemitizm”le suçlamaya kalkışmaktadır (Garaudy, 2013: 15-16).
Yahudi lobisi, İsrail’i, ABD Yahudi gruplarını, bunların ABD içindeki müttefiklerini kapsayan çok büyük bir güçtür. İsrail devleti ve Siyonist lobi, çoğunlukla bir Arap ve Müslüman karşıtı olarak faaliyette bulunmaktadır. ABD’deki Siyonistler, ABD’nin İsrail’e her konuda koşulsuz destek vermesi için çalışmaktadır. Yahudi lobisi, Arap-İsrail çatışması, Ortadoğu tarihi ve Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin hakkı konusunda açık ve nesnel bir tartışma yürütülmesini engellemek için yoğun bir faaliyet yürütmektedir (Terry, 2013: 101).
Yahudi asıllı Amerikalılar, dini ve sosyal yardım programları düzenlemek veya Siyonizm ile İsrail Devletini desteklemek için birçok örgüt kurmuş veya mevcutlara üye olmuşlardır. 1940’larda aktif olan “Amerikan Siyonist Acil Durum Konseyi” (The American Zionist Emergency Council), daha sonra “Amerikan Siyonist Konseyi”ne (The American Ziyonist Council) çevrilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yorulmak bilmeden İsrail lehinde kampanyalar düzenleyen “Rabbi Abba Hillel Silver” Amerika Siyonist Örgütü (Ziyonist Organization of Amercan) adlı kuruluşu yönetmiştir. Rabbi Silver, Başkan Eisenhower’la görüşmüş ve Dışişleri Bakanı John Foster Dulles ile düzenli temasta olmuştur (Terry, 2013: 104).
Toplam 535 üyeli ABD senato ve meclisinin yarısından fazlası İsrail’in daimi destekçisi veya yakın sempatizanıdır. Pek çok politikacı tekrar tekrar seçildikçe önemli Kongre komitelerinin başkanlığına yükseltmekte ve hatırı sayılır siyasi güce sahip olmaktadır. İsrail destekçiliği, partiler, coğrafi bölgeler ve etnik aidiyetler arasındaki sınırları aşmaktadır. Çoğu Meclis ve Senato’da yüksek bir kıdeme sahip olan Yahudi asıllı Amerikan politikacıları, Siyonist davanın güçlü savunucuları durumundadır (Terry, 2013: 110).
Hristiyan-Yahudi İşbirliği; Evangelizm
Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi olayına Yahudilerin neden olduğu inancı, Musevileri, yakın zamana kadar kilisenin geleneksel düşmanı yapmıştır. Ancak reform hareketinin ardından Avrupalı Hristiyanlar, Yahudilere çok daha fazla ilgi duymaya başlamış ve onlara yönelik bakış açılarını değiştirmişlerdir (Kriwaczek, 2007: 247). Bazı tarihçiler bu durumu Rönesans ve Reform hareketlerinin İbrani literatürüne olan ilgisine ve özellikle de Reformun Eski Ahit üzerindeki vurgusuna bağlamaktadır. Reformun bu özelliği, Yahudiler üzerindeki ilgiyi artırmış ve bunun sonucu olarak da Yahudileşme hareketleri gösteren Protestan (Evangelist) mezhebine ait bazı gruplar oluşmuştur (Vural, 2003: 94).
19. yüzyılda Protestan mezhebine mensup Evangelistler, Yahudilerin Tevrat’taki kehanete uygun olarak vaat edilmiş topraklara dönmeleri gerektiği fikrini inançlarının bir parçası haline getirmiştir (Vural, 2003: 14). Bunlara göre İsa Mesih’in ikinci gelişinin akabinde, İsa Mesih ve ona tabi olanlar Kudüs’ten tüm milletleri idare edecektir. Böylece Evangelist dinî gruplar, Eski Ahit’e bağlanarak, Mesih inancını ve Yahudilerin dünyayı idare hakkına sahip olduklarını kabul etmişlerdir (Hallsell, 2003: 76). Söz konusu Evangelist gruplar, Kutsal Kitap’ın tamamen Tanrı’nın kendi isteklerini yazdırdığı sözlerden derleme olduğu düşüncesiyle referanslarını yalnızca Kutsal Kitap ile sınırlandırırlar (Erbaş, 2007: 127). Dinî tarihin, kültürel kökenini, Yahudilikte gören ve İsa Mesih’e bağlamanın doğruluğunu, onların tarihi serüvenleriyle temellendiren Protestan gruplar, Yahudileri yenidünya sisteminin önemli bir unsuru olarak görmektedir (Macit, 2008: 270).
Evangelistler, tüm bu kehanetleri aynı Yahudiler gibi yorumlamakta, kehanetlerin gerçekleşmesi ile birlikte İsa Mesih’in geleceğine inanmakta ve kehanetlerin gerçekleşmesi için Yahudilere her türlü desteği vermektedirler (Vural, 2003: 17). Avangelistleri, Yahudilere karşı tavır değiştirmeye iten en önemli olay ise Yahudilerin II. Dünya Savaşı’nın hemen akabinde kutsal topraklarda bir İsrail devleti kurmuş olmalarıdır (Adam, 2002: 130). Her şeyi Kutsal Kitap temelinde yorumlayan düşünce, pek çok Evangelist’i İsrail Devleti destekçisi yapmıştır. Çünkü İsrail’in varlığı, İsa Mesih’in dönüşü için gerçekleşecek kehanetlerden biri olarak görülmektedir (Güngör, 2005:19; Kılıç, 2008: 65-86).
ABD’de yaşayan fundamentalist gruplar, İsa Mesih’in yeryüzüne dönüşünü hazırlayacak birçok olayın Kudüs’te gerçekleşeceğine inanmaktadır. Onlara göre; Kudüs, İsa Mesih’in Krallığı için giriş kapısı olacaktır. Başka bir deyişle dünyanın geleceğine dair olayların ortaya çıkışı, sürdürülmesi ve Dünya Krallığının gerçekleştirileceği mekân Kudüs’tür. Dünya’nın sonunun geldiğini savunan bütün fundamentalist Yahudi ve Hristiyan grupların Kudüs üzerinden şekillenen dinî görüşleri kendi aralarındaki ittifakın dini boyutunu oluşturmaktadır (Macit, 2008: 269). Büyük Ortadoğu Projesine dinî boyuttan bakıldığında ABD-İsrail ittifakının çok köklü bir dinî temele oturduğu görülmektedir.
Son Kutsal Savaş; Armagedon
İsrail’in kurulmasından sonra Fundamentalist Yahudilerin Müslüman komşularına karşı oluşturduğu başlıca tehdit, teolojik motivasyonla takip edilen toprak yayılmacılığı olmuştur. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak savaş başlamış ve günümüzde de devam etmektedir. Kutsal savaş kavramını tek tanrılı dinler arasında ideolojilerine ilk sokan Yahudilerdir (Ruelland, 2004:9). Kitab-ı Mukaddes’de “kutsal savaş” şöyle tarif edilmektedir; “Seçilmiş Halk’ın ülke ve tanrıları Yehova için dövüşmesidir.” Kitab-ı Mukaddeste, Yahudilere, düşmana karşı korkusuzca yürüme, yendikleri düşmanın putlarını yıkma, onlarla evlenmeme, onlara acımama ve öldürülmeleri için buyruk verilmiştir (Kılıç, 2008: 65-86).
Yahudi din adamlarının İsrail devletinin Kutsal Kitap’ta belirlenmiş sınırlarının hangi bölgeleri kapsayacağı konusundaki en geniş yorumu şöyledir: “Doğu’da Ürdün, Suudi Arabistan’ın büyük bir bölümü, Kuveyt, Fırat Havzası ve Irak’ın bir kısmı, Güney’de Sina Yarımadası, Kahire ve Mısır’ın bir bölümü, Batı’da Kıbrıs, Kuzey’de ise Lübnan, Suriye ile Van Gölü’ne kadar uzanan Türkiye topraklarının bir kısmı vardır. Söz konusu bu sınırlar İsrail’deki ulusalcı ve dinî çevrelerde oldukça popülerdir” (Shahak, 2004: 31). Ortadoğu toprakların Yahudi inancı açısından önemli olmasını sağlayan başka bir gerekçesi de yerini Tanrı’nın belirlediği ve Hz. Süleyman tarafından inşa edilen “Süleyman Mabedi”dir (Garaudy, 2013: 23; Tanyu,1980: 28).
İsa Mesih’in yeryüzüne döneceği beklentisi, Kitab-ı Mukaddesin ana konularından biridir. Yahudilere göre; İsa Mesih’in gelmesi için üç şeyin yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunlar; vaat edilen topraklarda büyük ve yeterli sayıda Yahudilerin yerleşip devlet kurması, Kudüs’ün ele geçirilmesi ve Süleyman Mabedinin yeniden inşa edilmesidir (Şafak, 2006: 109) Eski Ahit’te bu dönüş, sık sık “Rabbin Günü” şeklinde ifade edildiği gibi “Mahkeme Günü” olarak da anlatılmıştır ( Özkan, 1998: 125).
Birleşmiş Milletlerin iştiraki ile kurulan Muhtelit Mütareke Komisyonu 1949 yılının sonbaharında Kudüs şehrini ikiye bölerek eski Kudüs’ü, Ürdün Krallığına yeni şehri de İsrail’le vermiştir. Kudüs’teki Yahudi, Hristiyan ve İslam dinî mensuplarının kutsal saydığı mekânlar eski Kudüs’ün doğu kısmında kalmıştır. Bu şekilde Yahudi devletinin kurulmasıyla İsa Mesih’in dönmesinin birinci şartın gerçekleştiği kabul edilmektedir (Buhl, 1998: 953). 1967’deki Altı Gün Savaşlarında Kudüs’ün ele geçirilmesiyle de ikinci şartın yerine geldiği kabul edilmektedir. Kudüs’ün tapınak bölgesiyle tam olarak ele geçirilmesi hahamlarca Tanırı’nın açık bir işareti olarak yorumlandığından Yahudiler Süleyman Tapınağının yıkıldığı günden bu yana tuttukları matem orucunu, 1967 yılında bırakmışlardır (Vural, 2003:12). Böylece, Hal Lindsey’e göre; İsrail’in tarihsel oyunundaki en son sahnesini oynamak üzere sahnenin tamamıyla hazır hale getirilmesi için yalnızca bir tek olay kalmıştır. O da Süleyman Mabedi’nin eski yeri üzerinde yeniden inşa edilmesidir. Musa’nın yasasına göre tapınağın inşa edilebileceği tek yer Moriah Dağı’dır. Daha önceki iki tapınağın yapıldığı yer de orasıdır (Hallsell, 2003: 90). Ancak günümüzde Süleyman Mabedi’nin eski yerinin tam üstünde duran Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra adlı İslam dinince kutsal sayılan iki mabet bulunmaktadır (Bozkurt, 2004: 268). Fundamentalist Yahudilere ve Evangelistlere göre bu iki mabedin de yıkılması ve Süleyman Tapınağın yeniden inşa edilmesi gerekmektedir. Onlara göre; tüm bu şartlar gerçekleştikten sonra İsa Mesih yeryüzüne dönecek, Armagedon savaşını yapacak ve İsa Mesih’in krallığı gerçekleşecek. Bunlar gerçekleştikten sonra ise Şeytan ve İsa Mesih’e iman etmeyenlerin yargılanması dönemi başlayacaktır.
Sonuç
Din, toplumların hayatında çoğu zaman uzlaştırıcı bütünleştirici bir rol oynamış. Ancak zaman içinde dini kendilerine göre yorumlayan ve din ya da tanrı adına hareket ettiklerini söyleyen gruplar ortaya çıkmaktadır. Bu tür dini gruplar, fundamentalist bir anlayış benimsedikleri için kendi grubundan olmayanları dışlama ve hatta kendinden olmayanları yok etme eğilimi göstermektedirler. Bu da dinin bütünleştirici olmasına karşın, onun fundamentalist yorumlarının ayrıştırıcı ve ötekileştirici olabileceğini göstermekledir.
Batı toplumunun algı yönetimi faaliyetlerinin etkisiyle her ne kadar radikalizm, köktencilik, fundamentalizm ve dini terör gibi kavramlar zihnimize Müslümanları ve Müslümanların çoğunlukla yaşadığı Ortadoğu coğrafyasını getirse de gerçek durum böyle değildir. Batı’nın yönlendirmelerinden kurtulup, Batı tarihine baktığımızda gerçeği görmemiz zor olmamaktadır. Avrupa’da yıllarca süren din (mezhep) savaşları, Haçlı Seferleri, Engizisyon Mahkemeleri, Cadı Avı gibi birçok olayın nedeni Hristiyan fundamentalizmidir.
Günümüzde de Batı’da çok sayıda fundamentalist grup faaliyetlerini sürdürmektedir. Bunların birçoğu ekonomik ve siyasi olarak çok güçlüler ve bulundukları ülkelerin politikalarına yön verebilecek durumdadırlar.
Araştırmamıza konu yaptığımız Evangeslistler de Amerikan politikasına yön verebilecek kadar güçlü bir Hristiyan fundamentalist dini cemaattir.
Evangelistler; kıyametin 2000’li yıllarda Ortadoğu’da çıkacak bir kaosun ardından kopacağına inandıkları için bu bölgede kargaşayı oluşturacak her türlü etkinliğe desteklemektedirler. Çünkü onlara göre; İsa Mesih’in gelmesi için Yahudilerin vaat edilmiş topraklara kavuşması ve Mescidi Aksanın yıkılıp yerine, eskiden var olan, Süleyman Mabedinin yeniden inşa edilmesi ve bu bölgede büyük bir kaosun meydana gelmesi gerekmektedir. Yine onlara göre; bu şartlar bir an önce sağlanır ve İsa Mesih dönerse Tanrının krallığı yeniden yeryüzünde kurulması çabuklaşmış olacaktır.
Sonuç olarak; Evangelislerin amaçları ile Yahudi Fundamentalistlerin amaçları bir biriyle örtüştüğü için bu iki grup iş birliği içindedir.
Fundamentalist Yahudiler Ortadoğu’da kendi inançlarının gereği olarak gerçekleştirmeye çalıştıkları faaliyetlerinde Evangelistlerin desteğini almaktadır. Fundamentalist Yahudilere ve Evagelist Hristiyanlara göre; İsa Mesih’in dönmesi ve krallığını kurması için Ortadoğu’nun İsa Mesih’in dönüşüne hazırlanması yani Fırat ve Dicle arasındaki çok geniş bir alanın burada yaşayan Müslümanlardan temizlenmesi gerekmektedir. Onun için Osmanlı’nın Orta Doğu’dan çekilmesiyle başlayan kaos, kan ve göz yaşı devam etmektedir. Her gün Suriye, Irak, Mısır ve Filistin başta olmak üzere Orta Doğu’da yüzlerce masum insan öldürülüyor. Bu duruma ABD’ fiilen başta İran olmak üzere bölgenin diğer ülkeleri de bazen fiilen bazen de sessiz kalarak destek olmaktadırlar. Bundan dolayı da Evangelist Hristiyanlar ve Fundamentalist Yahudiler kendilerince inanç haline getirdikleri kıyametin kopmasını hızlandırmak için İsa Mesih’in dönmesine ortam hazırlamaya, böylece tanrıyı kıyamete zorlamaya çalışmaktadırlar.
KAYNAKÇA
Adam, B. (2004). “Yahudiliğin Misyonerlik Anlayışı”, Türkiye’de Misyonerlik Faaliyetleri, (ed. Ömer Faruk Harman). İstanbul: Ensar Neşriyat.
Adam, B. (2002). Yahudilik ve Hristiyanlık Açışından Diğer Dinler. İstanbul: Pınar Yayınları.
Adam, B. (2000). “Dinler Arası Diyalog”, Din Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar. İstanbul: MEB Yayınları.
Aydın, M. (2011). Güncek Kültürde Temel Kavramlar. İstanbul. Açılım Kitap.
Bozkurt, N. (2004). “Mescid-i Aksa”, İslam Ansiklopedisi C.29. Ankara: TDVYayınları.
Buhl, F. (1988). “Kudüs”, İslam Ansiklopedisi C. 6. İstanbul: MEBYayınları.
Casanova, J. (1994). PublicReligion in the World. University of Chicago Press, Chicago.
Corm, G. (2008). 21. Yüzyılda Din Sorunu (çev. Şule Sönmez). İstanbul: İletişim Yayınları.
Erbaş, A. (2007). Hristiyanlıkta Reform ve Protestanlık Tarihi. İstanbul: İnsan Yayınları.
Garaudy, R. (2013). Siyonizm Dosyası (çev. Nezih Uzel). İstanbul: Pınar Yayınları.
Güngör, A.İ. (2005). Hristiyanlıkta Evanjelik Hareket. Ankara: Aziz Andaç Yayınları.
Hallsell, G. (2003). Tanrıyı Kıyamete Zorlamak, (çev. Mustafa Acar-Hüsnü Özmen). Ankara: Kim Yayınları.
Kabaağaç, S., Alova, E. (1995). Latince- Türkçe Sözlük. İstanbul: Sosyal Yayınları.
Kılıç, D. (2008). Ortadoğu’nun Dinî Jeopolitiği ve Günümüze Yansımaları Üzerine Bir Deneme. Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 13: 1.
Kriwaczek, P. (2007). Yahudi Medeniyeti, (ed. A. Belma Dehni). İstanbul: Pegasus Yayınları.
MacDonald, W. (2002). Kutsal Kitap Yorumu Yeni Antlaşma Serisi I-II, İstanbul: Yeni Avrasya Yayınları.
Macit, N. (2008). İmparatorluk Politikalarında Teo-Stratejiler ve Türkiye. Ankara: Fark Yayınları.
Özkan, A.R. (1998). Fundamentalist Hristiyanlık Yedinci Gün Adventizmi, Ankara: Seba Yayınları.
Öztürk M. (2003). Orta Doğu (Kavram-Jeopolitik ve Sosyo-Ekonomik Durum). Fırat Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Dergisi C.1, S. 1. Elazığ.
Ruelland, J.G. (2004). Kutsal Savaşlar Tarihi, (çev. Teoman Tunçdoğan). İstanbul: İletişim Yayınları.
Shahak, I. (2004). Yahudi Tarihi Yahudi Dini, (çev. Ahmet Emin Dağ). İstanbul: Anka Yayınları.
Tanyu, H. (1980). “Süleyman Mabedi”, Türk Ansiklopedisi XXX. Ankara.
Terry, J.J. (2013). Orta Doğu’da Amerikan Dış Politikası (Çev. Selim Tezcan ve M. Akif Kireçci). Ankara: ASEM.
Vatandaş, A. (1997). Armagedon: Türkiye-İsrail Gizli Savaşı. İstanbul: Timaş Yayınları.
Vural, İ. (2003). Evanjelizm Beyaz Saray’ın Gizli Dini. İstanbul: Karakutu Yayınları.
1 Çankırı Karatekin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Çankırı-TÜRKİYE
E-posta: ensarcetin@yandex.com
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
x'de dikkatimi çekenler... 260211
- "İktidar değişirse projelerde engellenme endişeniz var mı?"
- Sinan Çetin:
- Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu Başkanı Norm Coleman, Yahudilerin evrenin efendileri olduğunu ve İsrail’in suçlarını gizlemek için interneti kontrol etmeleri gerektiğini söylüyor.
- Ümit Doğan
- 📌 Trump: " Türkiye çok büyük bir millet. 4-5 Milyon askeri var.
- Brevard İlçe Şerifi Wayne Ivey, Florida’daki göstericilere:
- Haham Yosef Mizrahi "6 Milyar İnsanın Yaşama Hakkı Yok"
- Japon Büyükelçiliğinde açılış konuşması yapan Emine Erdoğan’ın yüzüne
- Ted Cruz - "İsrail’e hizmet etmek için Kongre’ye girdim."
- Gazeteci: “Bugün pek çok gazetede Ankapark ile ilgili yolsuzluk haberleri çıktı.”
- Eski CIA görevlisi John Kiriakou: “İsrailliler sizi öldürmek isterlerse, yaşadığınız tüm şehir bloğunu havaya uçururlar, sizi ele geçirmek için binlerce insanı öldürürler ve umursamazlar bile...”
- "FRANSA'DA BİR BAHAR HAVASI"
- “ABD, Maduro’yu kaçırdıktan sonra işbirliği yapmazsak tüm üst düzey yöneticileri öldürmekle tehdit etti. Karar vermemiz için 15 dakika süre tanındı.”
- Ahmet Arslan, mutlaklığın yitirildiği çağımızda göreli doğrularla yaşamayı, yetinmeyi öğrenmemiz gerektiğini belirtiyor.
- Harp tecrübesi ve bilgisi yüksek Türk generalleri, dönemin koşullarında Musul’a yapılacak bir harekâtın imkânsız olduğu sonucuna varmıştı.
- Maine Şerifi Kevin Joyce, ICE'ı Amerikan halkına yalan söylemekle suçladı:
- Rizeli mühendislerin Rize’nin Kavak ilçesinde geliştirdikleri hem savaş hem de yangın söndürme uçağı tanıtıldı.
- An Israeli says to a Christian:
- “namussuz” “şerefsiz” “haysiyetsiz” dediği kişiler en yakınları enkaz altında ölmüş depremzedeler. Bu insanların çığlıkları hiç mi canınızı yakmıyor siz nasıl insansınız? Daha yeni enkaz altından 3 yıllık ceset çıktı. Devletiniz bi halkın canını koruyamadı bari edebinizle susun!
- Minnesota, bir film sahnesi.
- Kimse orasını şurasını sallamasın tamda böyle.. !!
- Rick Wiles - “Our leaders are lowlife scum, who screw little girls, so the jews can screw America.”
- İspanya’da, başbakanın telefonunun Pegasus casus yazılımıyla hacklenmesiyle ilgili mahkeme soruşturması, İsrail hükümetinin işbirliği yapmayı reddetmesi üzerine çöktü.
- Spain’s court probe into the hacking of the prime minister’s phone with Pegasus spyware has collapsed after Government of Israel refused to cooperate.
- İsrail’li çocuklar büyük umutlarla gelen Evangelistlerin üzerine tükürüyor.
- A private company is going to annex Gaza. This is a perfect example of the collapsing rules based order.
- ICE ajanları Amerikalıları Fişliyor:
- Temizlik personeli başhekimi görevden aldı
- Göya Atatürk Musul ve Batum'u Rusların sattığı gibi satmışmış.
- Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu çok önemli bir mevzudan bahsediyor!
- There is no other country in the world that is governed with foreing country first like America
- THE DARK HISTORY OF CHRISTIAN ZIONISM
- Rus Tarihçi ve Kürdolog Vladimir Minorsky’nin araştırmalarına göre, bilinen 8378 Kürtçe kelimenin köken dağılımı şu şekildedir::
=======================
"İktidar değişirse projelerde engellenme endişeniz var mı?"
Selçuk Bayraktar: "Bir takozla Akıncı işlevsiz hale gelir. 'Bu uçak hiçbir işe yaramıyor' dersiniz, Devrim otomobilinde olduğu gibi. Bunun da taşlarının döşendiğini ben şimdiden görüyorum."
https://x.com/i/status/2014747524628644070
=======================
Sinan Çetin:
Cumhuriyetin kuruluşunda bir yanlışlık var.
Bize 80 senedir yalan söylüyorlar.
https://x.com/i/status/2014785827709006205
=======================
Cumhuriyetçi Yahudi Koalisyonu Başkanı Norm Coleman, Yahudilerin evrenin efendileri olduğunu ve İsrail’in suçlarını gizlemek için interneti kontrol etmeleri gerektiğini söylüyor.
“Z kuşağının çoğunluğunun İsrail hakkında olumsuz bir izlenimi var.
Ve arkadaşlarım, bunun nedeninin dijital savaşı kaybediyor olmamız olduğunu düşünüyorum.
Bilgilerini TikTok’tan, her neyse ondan alıyorlar ve bu dünyayı kaybediyoruz.
Düşünürseniz, evrenin efendileri Yahudilerdir.
Biliyorsunuz, OpenAI'da Altman, Zuckerberg, Sergey Brin, her alanda tüm grup bizde.
Jan Koum, WhatsApp’ı kurdu.
Biziz!
Ve dijital savaşı kazanmanın bir yolunu bulmalıyız.
Amelia, gerçeğin yalanların üstesinden gelmesi için dijital ayakkabılarımızı giymeliyiz.
Ve bunu yaptığımızda, İsrail’in geleceği daha güçlü olacak çünkü Amerikalıların çoğunluğu İsrail’i destekleyecek.
Bunu başaracağız.
Teşekkür ederim.”
► --
Norm Coleman, Chairman of the Republican Jewish Coalition says, Jews are the masters of the universe and must control the Internet to conceal Israel’s crimes.
“The majority of Gen Z have an unfavorable impression of Israel.
And my friends, I think the reason for that is we’re losing the digital war.
They’re getting their information from TikTok, whatever it is, and we’re losing that world.
When you think about it, the masters of the universe are Jews.
You know, we’ve got Altman at OpenAI, we’ve got Zuckerberg, we got Sergey Brin, we got the whole group across the board.
Jan Koum, you know, founded WhatsApp.
It’s us!
And we have to figure out a way to win the digital battle.
Amelia, we’ve got to get our digital sneakers on so that the truth can prevail over the lies.
And when we do that, the future of Israel will be stronger because the majority of Americans will support Israel.
We’ll make that happen.
Thank you."
https://x.com/i/status/2014626061896634691
=======================
Ümit Doğan
@tsumut71
Öğrenci iken Atatürk’e küfrettiğini ve resmini yırttığını anlatıyor. Sadece uzaklaştırma almış. Sorsan 5816 var.
@haberdedektif
Kadir Mısıroğlu: “Orta mektep talebesi iken malum şahsa küfrettim 1 hafta kovuldum.”
Lisede resmini yırttım 3 gün kovuldum.”
https://x.com/i/status/2014759771656593451
=======================
📌 Trump: " Türkiye çok büyük bir millet. 4-5 Milyon askeri var.
Önceki gün Erdoğan konuştum. İsrail’e çok öfkeliydi.
Bu iyi değil.
Onları dışarıda, kenarda tutmanız gerekir.
Bir gelmeye başlarlar ise diğerleri de gelir,
kendinizi dünya savaşında bulursunuz."
https://x.com/i/status/2014985676270285082
=======================
Brevard İlçe Şerifi Wayne Ivey, Florida’daki göstericilere:
► Eğer bir şerif yardımcımıza tuğla veya molotof atar ya da silah doğrultursanız, ailenize cenazenizi nereden alacaklarını bildiririz.
► Çünkü sizi oracıkta gebertiriz.
► Eğer birimize vurursanız, hastaneye ve hapse gidersiniz.
► Muhtemelen buradaki o büyük ve güzel köpeklerimizden biri tarafından ısırılırsınız.
► Eğer yüzümüze tükürürseniz, önce hastaneye sonra hapse girersiniz.
► Eğer yasal emirlere karşı gelirseniz, hapse girersiniz. Bu konuda çok net olayım.
► Brevard County’de bir kavşağı veya yolu kapatırsanız, hapse girersiniz.
► Tutuklamadan kaçarsanız, hapse yorgun girersiniz; çünkü sizi yakalayana kadar kovalar ve hapse atarız.
► Eğer Brevard County’de bir aracın etrafını sarıp sürücünün gitmesine izin vermeyerek zorbalık yapmaya kalkarsanız, bizim ilçemizde büyük ihtimalle ezilir ve sokak boyunca sürüklenirsiniz.
https://x.com/i/status/2015016357440409737
=======================
Haham Yosef Mizrahi "6 Milyar İnsanın Yaşama Hakkı Yok"
—- Her saniye Tanrı’yı kızdıran altı milyar putperest.
Hintli, Çinli, Japon, Tibetli, Nepalli, Taylandlı, çok sayıda.
Sadece Hindistan’da beş yüz milyon.
Çin’de iki milyar.
Çok sayıda, iki milyar Hristiyan, putperest.
Çinliler, Hintliler, Hindular, Budistler ve Hristiyanlar arasında en az altı, altı buçuk milyar insan putperesttir ve Tevrat’a göre yaşama hakları yoktur.
Putperest, Yahudi olmayan, ölüm cezasına çarptırılır.
Sadece Yahudiler değil, puta tapan, İsa Mesih’e inanan bir Yahudi olmayan bile ölüm cezasına çarptırılmayı hak eder.
Rabbi Yosef Mizrachi "6 Billion People Don’t Have A Right To Live"
—-
Six billion idol worshipers who makes God angry every second of their life.
Indian, Chinese, Japanese, uh, Tibet, Nepal, uh, uh, uh, Thailand, uh, so many.
India alone is five hundred millions.
China is two billion.
Uh, so many, two billion Christians, which are idol worshiper.
Between Chinese, India, Hindus, Buddhists, and Christian, at least six, six and a half billion people are idol worshipers, that according to the Torah, do not have the right to live.
Idol worshiper, goy, it’s death penalty.
Not only Jews, even a goy who bow down to an idol, who be- who believe in JC, deserve death penalty.
https://x.com/i/status/2014772559733023113
=======================
Japon Büyükelçiliğinde açılış konuşması yapan Emine Erdoğan’ın yüzüne
“Sen hangi sıfatla konuşuyorsun"diyen koca yürekli Kamer Genç yattığın yer incinmesin..
https://x.com/i/status/2014350599358136745
=======================
Ted Cruz - "İsrail’e hizmet etmek için Kongre’ye girdim."
Ne Teksas’a, ne Anayasaya, ne de Amerikan halkına. Sadece İsrail’e.
13 yıl önce Kongre’ye girdim - Evet. - Amerika Birleşik Devletleri Senatosu’nda İsrail’in önde gelen savunucusu olma niyetiyle. Harika. Ve bunu yapmak için her gün çalıştım.
Ted Cruz - "I came into Congress to serve Israel."
Not Texas. Not the Constitution. Not the American people. Israel - Just Israel
I came into, to Congress 13 years ago- Yes. -with the stated intention of being the leading defender of Israel in the United States Senate. Great. And I've worked every day to do that.
https://x.com/i/status/2014698583526658189
=======================
Gazeteci: “Bugün pek çok gazetede Ankapark ile ilgili yolsuzluk haberleri çıktı.”
AKP'li Osman Gökçek: “Konunun muhatabı ben değilim.”
https://x.com/i/status/2014815701735710744
=======================
Eski CIA görevlisi John Kiriakou: “İsrailliler sizi öldürmek isterlerse, yaşadığınız tüm şehir bloğunu havaya uçururlar, sizi ele geçirmek için binlerce insanı öldürürler ve umursamazlar bile...”
Siyonist işgalci israili kim kendilerinden daha iyi anlatabilir?
https://x.com/i/status/2014988390953893983
=======================
"FRANSA'DA BİR BAHAR HAVASI"
Turizm cenneti Marsilya iç savaşla karşı karşıya, PKK/YPG terör örgütü şehri, yakıp yıkıyor.
Çok endişeliyiz, Fransız hükümeti PKK terör örgütüne söz verdiği toprak vaadini Marsilya’da yerine getirmeli.!
Son şiddet olaylarının ardından Marsilya’da PKK sempatizanlarının gösteri yapması yasaklanarak göstericilerin yasal hakları engellendi.!!!
https://x.com/i/status/2014712703495868787
=======================
“ABD, Maduro’yu kaçırdıktan sonra işbirliği yapmazsak tüm üst düzey yöneticileri öldürmekle tehdit etti. Karar vermemiz için 15 dakika süre tanındı.”
► Venezuela Devlet Başkanı Delcy Rodriguez
Rodriguez bu sözleri hükümete yakın isimlerle yaptığı bir toplantıda söylüyor.
—--
Olası bir saldırı için düşündüğümüz senaryolarda, başkentimize, kurtarıcımız Simón Bolívar’ın doğum yerine, Güney Amerika ülkesindeki bir şehre saldırıp bombalayarak o çizgiyi -kırmızı değil, moru- aşacaklarını asla hayal etmemiştik.
Bu bizim tarihimizde yok ve bunu mutlak bir kesinlikle söylemiyorum, ancak saldırmaya cesaret edeceklerini bekliyorduk.
Böylesine vahşi ve suç teşkil eden bir nitelikte, üstelik bu kadar eşitsiz bir çatışmada olacağını asla düşünmemiştik.
Bunu kabul etmeliyiz: nükleer bir güçle karşı karşıyayız.
Onlara korkuyla bakmıyoruz, biliyorsunuz.
Tehditler, cumhurbaşkanını kaçırdıkları ilk dakikadan itibaren geldi.
Diosdado’ya, Jorge’ye ve bana yanıt vermemiz için on beş dakika verdiler, aksi takdirde bizi öldüreceklerini söylediler.
Ve bize verdikleri bilgilerle -kaçırılmadıkları, öldürüldükleri- karşı karşıya kaldığımızda, "Aynı kaderi paylaşmaya hazırız" dedik.
Ve size söylüyorum, bu açıklamayı bugün bile sürdürüyoruz, çünkü tehditler sürekli, şantaj sürekli ve sabırla, stratejik ihtiyatla, çok net hedeflerle ilerlemeliyiz, kardeşlerim, net hedeflerle.
Bunlardan ilki, Cumhuriyetin barışını korumaktır.
İkincisi, rehinelerimizi kurtarmalıyız.
Birisi bize, "Birinci Ordu savaş halindeyken sürekli olarak cumhurbaşkanına şantaj yapacaklar" dedi.
Biz de, "Onlar orada savaş ilan etsinler, biz de burada savaş ilan edelim" dedik.
Ama bu, attığımız her adımda, onları düşünerek temkinli olmadığımız anlamına gelmez.
Attığımız her adımda, her stratejide onları aklımızda tutuyoruz.
Ve üçüncü nokta, siyasi gücü korumaktır, çünkü—
https://x.com/i/status/2015026690762616858
=======================
Ahmet Arslan, mutlaklığın yitirildiği çağımızda göreli doğrularla yaşamayı, yetinmeyi öğrenmemiz gerektiğini belirtiyor.
https://x.com/i/status/2014724653898400016
=======================
Harp tecrübesi ve bilgisi yüksek Türk generalleri, dönemin koşullarında Musul’a yapılacak bir harekâtın imkânsız olduğu sonucuna varmıştı.
Bölgede 8 İngiliz hava filosu(100 uçak), 6 Hint Tugayı, RAF zırhlı birlikleri ve binlerce yerel asker bulunuyordu.
O dönemde de, bugün olduğu gibi, askerî ve coğrafî gerçekleri bilmeden boş konuşan siyasetçiler vardı.
—--
Ahmet Hamdi Çamlı
@ahmethamdicamli
► Lozan’da hezimet olmasın diye, Lozan’cılara itiraz eden,
► Musul’un verilmesine itiraz eden, -Katliam müessesesi olan İstiklal Mahkemelerinin, "Kanun değil, kanaat mahkemesi" olduğu beyanıyla itiraz eden,
Mustafa Kemal’in "tek adam" rejimine itiraz eden,
İstiklal savaşı kahramanı, mücahid dadaş,
Büyük Millet Meclisi Erzurum Mebusu,
Hüseyin Avni Ulaş’ı vefatının 78. Yılında minnetle hatırlıyor, bir kez daha rahmet diliyoruz..!
Millet ve medeniyet adamlarını Unutma..!
=======================
Maine Şerifi Kevin Joyce, ICE'ı Amerikan halkına yalan söylemekle suçladı:
► Hepimiz o üç dakikalık videoyu izledik.
► Orada 5-7 ICE ajanı vardı.
► Biz en tehlikeli şahısları 3 kişiyle tutuklardık.
► Bu yapılan ise sadece bir güç gösterisiydi.
► Daha da rahatsız edici olan tanık ifadesi: Ajanlar 3 dakika içinde adamı araçtan çekip kelepçeliyor ve basıp gidiyorlar.
► Adamın aracını ise camları açık, farları yanık ve savunmasız bir şekilde sokağın ortasında öylece bırakıyorlar.
► Dostlar, bu "amatörce" (bush league) bir polisliktir.
► Profesyonel bir operasyonda ya çekici beklersiniz, ya bir yakınının gelmesini sağlarsınız ya da aracı güvenli bir yere park edip anahtarı sahibine verirsiniz.
► Kişisel eşyaları Portland sokaklarında korumasız bırakamazsınız.
► Bu ne araç sahibine ne de Portland polisine karşı adil bir tutumdur.
► Bize anlatılan hikaye ile dün gece gerçekte yaşananlar birbirinden tamamen farklı.
https://x.com/i/status/2014990556951204309
=======================
Rizeli mühendislerin Rize’nin Kavak ilçesinde geliştirdikleri hem savaş hem de yangın söndürme uçağı tanıtıldı.
Heykelciler sadece heykel yapmayı biliyor, Kaan uçağının yanında neler yapıyor, REİSİMİZ
https://x.com/i/status/2015021730687782964
=======================
An Israeli says to a Christian:
“The godly thing for me to do is to k*ll you.”
https://x.com/i/status/2014789985832947833
=======================
“namussuz” “şerefsiz” “haysiyetsiz” dediği kişiler en yakınları enkaz altında ölmüş depremzedeler. Bu insanların çığlıkları hiç mi canınızı yakmıyor siz nasıl insansınız? Daha yeni enkaz altından 3 yıllık ceset çıktı. Devletiniz bi halkın canını koruyamadı bari edebinizle susun!
—-
Bazı haysiyetsiz- Yardım eden kimse yok mu?
► açık konuşuyorum, namussuz kişiler- Öyle yakın yakına gözüküyor da çıkartamıyor.
Bir afet geldi bakıyorlar, ne şu?
Kampanya yaparak- Afet varmış, devlet varmış.
Hani devlet?
Hatay’da biz asker göremedik.
Kendi imkanlarımla çıktım.
Küçük kızımı kendi imkanlarımla çıkardım.
Büyük oğlumu abim çıkardı.
Devlet nerede?
Biz jandarma göremedik.
Hâlâ ulaşan kimse yok.
Apartmanın arka tarafından babamın sesi geliyormuş ama şu anda geçilmiyor arka tarafa.
Allah rızası için yardım gönderin.
Polis göremedik gibi yalan yanlış iftiralar atıyorlar.
Çocuklarımı çıkar, çıkar!
Nasıl çıkarayım abla?
Lan çocuklarımı çıkar, çıkar.
Bir kızım var daha.
Allah’ım ya!
Çocuklarımı çıkar, çıkar.
Ama bu şerefsizlerin ağzına biz onları meze yaptırmayız.
Bunu da herkesin bilmesi lazım.
Sabah bir gün gelip benden kapımdan oy isteyeceksin.
Bu cenazeyi nasıl sorgulayacaksın?
Kim ne diyecek bu cenaze hakkında sana?
Allah sizden hesap sorar bir gün inşallah.
https://x.com/i/status/2014707373315670286
=======================
Minnesota, bir film sahnesi.
ABD'nin dört bir yanından gelen 200 din insanı, göçmen polisini protesto etmek için havalimanında diz çöküp dua ediyor ve toplu bir şekilde gözaltına alınıyor.
https://x.com/i/status/2014822565772931389
=======================
Kimse orasını şurasını sallamasın tamda böyle.. !!
Tek yanlış cümlesi yok. İmzamı attımmmmm. Ülkenin geldiği nokta bu kadar iyi anlatılamazdı.
Helal olsun...
—--
Barbaros Şansal:
Hayal kurulabilecek bir ülke değil burası artık.
Yani hayallerinizi kaybettiğiniz ülke burası.
[Herkes için, sırf benim için değil.
Hani bugün mütedeyyin, işte Müslüman dediğiniz kesimin de hayalleri kaybedilmiş, devletin yaptığı sosyal konutlara yirmi yıl ipoteklenmiş insanların ülkesi burası.
Aç kalıp o faizleri ödeyecekler.
Üniversitelerde hayalleri şişirilmiş, a- göya eğitim almış ama hiçbir şey bilmeden okullardan çıkmış milyonlarca gencin ülkesi bu ülke.
Bu ülkenin limanları tamamı yabancıların eline geçmiş.
Bu ülkenin bütün büyük şirketleri satılıyor.
Bu ülkede sendikal haklar sararmış.
Bu ülkede seçme ve seçilme hakkına müdahale ediliyor.
Bu ülkede ifade özgürlüğünün olması için düşünce özgürlüğünün tam olması gerekiyor.
Düşünceniz özgür bırakılıyor ama ifadenizden yargılanıyorsunuz.
Bu ülkede milyonlarca icra dosyası ek binalar kiralanarak istinade geliyor.
Bu ülkede Köy ve Yurtlar Kurumu’nun öğrenci faizleri gençlerin geleceğini yok ediyor.
Hangi hayal kurmaktan bahsediyorsunuz sizler?
Neyin hayalini kurmak?
Almış başını giden dünyanın üçüncü büyük enflasyonu var.
Her şeyiniz dışa bağlı.
Enerjiden tutun, ham maddeye kadar.
Huzurun terk ettiği bir ülkede hayal kurabilir misiniz?
https://x.com/i/status/2014774313019142508
=======================
Rick Wiles - “Our leaders are lowlife scum, who screw little girls, so the jews can screw America.”
America: where politicians screw the vulnerable at home so Zionists can loot the treasury abroad
——-
and our leaders are low-life scum that screw little girls so the Jews can screw America. That’s what’s happening in this country. I just said it. That’s what’s going on in this country, and our FBI is corrupt, the Supreme Court is corrupt, the Justice Department is corrupt, the news media is corrupt, the whole country is corrupt because we’ve walked away from Almighty God, and we’ve allowed Kabbalah-practicing Jews to defile the nation. Put that video out. Go ahead and clip this video and send it out. I dare you! You won’t do it because you’re scared that the truth may get out to the American people. I’m had it up to here with the corruption in this country. Little children being raped for the benefit of Israel. It’s all about, Doc, little American children being raped for the benefit of Israel. American politicians raping little American girls to be videotaped by Israeli Mossad so that Israel can blackmail American politicians. That’s the state of America today. God ought to destroy this country for what we’ve become. [gentle music]
—-
Ve liderlerimiz, Yahudilerin Amerika’yı sömürmesi için küçük kız çocuklarını taciz eden aşağılık pislikler. Bu ülkede olan bu. Az önce söyledim. Bu ülkede olan bu ve FBI’ımız yozlaşmış, Yüksek Mahkeme yozlaşmış, Adalet Bakanlığı yozlaşmış, haber medyası yozlaşmış, tüm ülke yozlaşmış çünkü Yüce Tanrı’dan uzaklaştık ve Kabala uygulayan Yahudilerin ulusu kirletmesine izin verdik. O videoyu yayınlayın. Hadi, bu videoyu kırpın ve gönderin. Cesaretiniz varsa yapın! Bunu yapmayacaksınız çünkü gerçeğin Amerikan halkına ulaşmasından korkuyorsunuz. Bu ülkedeki yolsuzluktan bıktım usandım. İsrail’in çıkarı için küçük çocuklara tecavüz ediliyor. Her şey, Doktor, İsrail’in çıkarı için küçük Amerikalı çocuklara tecavüz edilmesiyle ilgili. Amerikalı politikacılar, İsrail Mossad’ı tarafından videoya kaydedilmesi için küçük Amerikalı kız çocuklarına tecavüz ediyor, böylece İsrail Amerikalı politikacılara şantaj yapabiliyor. Amerika’nın bugünkü durumu bu. Tanrı, bu ülkeyi geldiğimiz hal yüzünden yerle bir etmeli. [yumuşak müzik]
https://x.com/i/status/2014813732707131798
=======================
İspanya’da, başbakanın telefonunun Pegasus casus yazılımıyla hacklenmesiyle ilgili mahkeme soruşturması, İsrail hükümetinin işbirliği yapmayı reddetmesi üzerine çöktü.
İsrail, adli yardımı engelleyerek, Pegasus casus yazılımı dünya çapında politikacıları, gazetecileri ve aktivistleri hedef almak için kullanılan NSO Grubu’nu fiilen korudu.
—--
Konuşmacı 0: Ekranınızda olanları kaydedebilir.
GPS'inize erişebilir.
Konumunuzu izleyebilir.
Ve tüm bunları siz hiç bilmeden yapabilir.
Bunu mümkün kılan casus yazılım teknolojisine Pegasus denir.
Konuşmacı 1: Pegasus muhtemelen şimdiye kadar geliştirilmiş en gelişmiş casus yazılımdır.
Etkili bir şekilde akla gelebilecek en istilacı gözetim biçimidir.
Hayatınızın bazı yönlerinin gizli tutulabileceği ve cep telefonunuzda saklanabileceği fikrine sahip olmanız yanlıştır.
Bu nedenle, uçtan uca şifrelenmiş WhatsApp veya Signal kullandığınız için güvende olduğunuzu düşünüyorsanız, Pegasus telefonunuza yüklendikten sonra bunun hiçbir anlamı kalmaz.
Konuşmacı 0: Pegasus, neredeyse tespit edilemezken hem iOS hem de Android’i enfekte edebilir.
Konuşmacı 1: Pegasus’un telefonunuza saldırmasının yollarından biri de sıfır gün güvenlik açığı olarak adlandırılan bir güvenlik açığıdır.
Bu, telefon üreticisinin henüz varlığından haberdar olmadığı bir güvenlik açığıdır.
Konuşmacı 2: Pegasus, İsrail merkezli bir gözetim şirketi olan NSO Group’un ana ürünüdür.
Konuşmacı 1: Yani bu casus yazılımı kullananlar devlet müşterileri.
Bunlar, NSO Grubu’nun Pegasus’un bir kopyasını sattığı dünyanın dört bir yanındaki hükümetler olacak.
Konuşmacı 0: Guardian’ın yaptığı bir araştırma, NSO’nun devlet müşterileri tarafından Pegasus’un yaygın bir şekilde kötüye kullanıldığını ortaya koyuyor.
Konuşmacı 2: Bu araştırmanın bu kadar olağanüstü olmasının nedeni, Guardian olarak Yasak Hikayeler aracılığıyla on binlerce kayıttan oluşan bir hazineye erişim sağlamış olmamızdır.
Konuşmacı 0: Sızdırılan kayıtlarda, Pegasus’a erişimi olan hükümetler tarafından potansiyel hedef olarak seçilen binlerce kişinin telefon numaraları yer alıyor.
Konuşmacı 2: Daha önce, bu teknolojinin kötüye kullanıldığına dair bir fikrimiz vardı, ancak şimdi kapılar tamamen açıldı ve meydana gelen kötüye kullanımın boyutuna dair çok daha büyük bir içgörüye sahibiz.
Konuşmacı 1: Bir numaranın bu listede görünmesi, kesinlikle hacklendiği anlamına gelmez, ancak bazı durumlarda gidip kontrol edebildik.
Kişinin o sırada kullandığı telefonda adli inceleme yaptık ve düzinelerce vakada, ya bir Pegasus bulaşma girişiminin ya da başarılı bir bulaşmanın izlerini bulduk.
Konuşmacı 2: NSO Grubu hakkında bildiklerimiz ve yıllardır söyledikleri, bunun bir kolluk kuvveti aracı olduğudur.
Ancak bence soruşturmamızın gerçekten ortaya koyduğu şey, bunun tamamen bir fantezi anlatısı olduğudur.
Konuşmacı 1: Bu yazılımın yaygın olarak kullanılmasının sonuçları, hedef alınan kişiler için gizliliğin fiilen sona ermesidir.
Bu, meşru sırları olan herkesin yaşam biçimini çok, çok ciddi şekilde etkiler.
çünkü bunlar zaten nüfuslarını izlemeye, onları kontrol etmeye ve ayaklanmalarını ve onları devirmelerini engellemeye takıntılı rejimler ve sistemlerdi.
Ve bu teknoloji bunu yapma kapasitenizi katlanarak artırıyor.
Bence demokrasi için daha büyük bir tehdit oluşturuyor.
Telefonlarımızda bizi daha güvende tutmak için tasarlandığını düşündüğümüz bu teknolojilerin birçoğunun, farkında olsak bile, aslında bizi güvende tutmadığını ortaya koyuyor.
► --
Spain’s court probe into the hacking of the prime minister’s phone with Pegasus spyware has collapsed after Government of Israel refused to cooperate.
By blocking judicial assistance, Israel effectively shielded NSO Group, whose Pegasus spyware has been used to target politicians, journalists, and activists worldwide
——
Speaker 0: It can record what’s on, on your screen.
It can access your GPS. It can monitor your location.
And it can do all of this without you ever knowing.
The spyware technology that makes this possible is called Pegasus.
Speaker 1: Pegasus is probably the most advanced piece of spyware ever developed.
It is effectively the most invasive form of surveillance imaginable.
Any idea that you had that aspects of your life could be kept private and on the mobile phone are wrong.
Speaker 2: So if you are someone who thinks that you’re safe because you use WhatsApp, which is end-to-end encrypted, or you use Signal, it really is meaningless, uh, once that Pegasus is on your phone.
Speaker 0: Pegasus can infect both iOS and Android while remaining virtually undetectable.
Speaker 1: So one of the ways that Pegasus will attack your phone is through what’s called a, a zero-day vulnerability.
This is a vulnerability that the phone’s manufacturer doesn’t yet know exists.
Speaker 2: Pegasus is the main product of a company called NSO Group, which is an Israeli surveillance company.
Speaker 1: So the people who are using this spyware are government clients.
These will be governments around the world that the NSO Group have sold a copy of Pegasus to.
Speaker 0: A Guardian investigation can now reveal widespread abuse of Pegasus by NSO's government clients.
Speaker 2: The reason this investigation is so extraordinary is that we at The Guardian have gained access, through Forbidden Stories, to a treasure trove, tens of thousands of records.
Speaker 0: The leaked records include the phone numbers of thousands of people who have been selected as potential targets by governments with access to Pegasus.
Speaker 2: Before, we had an inkling that this technology was being used, uh, in an abusive way, but now the doors have been just thrown wide open, and we have a much greater insight into the scale of the abuse that has occurred.
Speaker 1: Just because a number appears in this list, it doesn’t mean it was definitely hacked, but in some cases, we’ve been able to go and check.
We’ve done forensics on the phone that the person was using at the time, and in dozens of cases, we found traces of either an attempted or a successful Pegasus infection.
Speaker 2: What we know about NSO Group, and what they’ve said for years, is that this is a law enforcement tool.
But I think what our investigation’s really revealed is the extent to which that is just a complete, um, you know, fantasy narrative.
Speaker 1: The implications of this software being used widely are effectively an end to privacy for the people who are targeted by it.
That has very, very serious ramifications for how people who have legitimate secrets, which is everyone, go about living their lives.
because those were already regimes and systems that were obsessive about trying to monitor their populations, so they could control them and prevent them from, you know, rising up and overthrowing them.
And this technology exponentially increases your capacity to do that.
Speaker 2: I do believe it poses a greater threat to democracy.
It’s exposing that a lot of these technologies that we think are meant to keep us safer on our phones, and even if we’re somewhat aware of it, that they’re really not keeping us safe.
—--
https://x.com/i/status/2014900873332195390
=======================
İsrail’li çocuklar büyük umutlarla gelen Evangelistlerin üzerine tükürüyor.
Is this true love or what?
https://x.com/i/status/2014926133641261288
=======================
A private company is going to annex Gaza. This is a perfect example of the collapsing rules based order.
https://x.com/i/status/2014749442151244185
=======================
ICE ajanları Amerikalıları Fişliyor:
► Kayıt almak yasa dışı mı?
+ Evet, biz de bunu yapıyoruz.
► Neden benim bilgilerimi alıyorsunuz?
+ Çünkü güzel bir veri tabanımız var. Artık bir yerel terörist olarak kabul ediliyorsun. İyi eğlenceler.
► Sizi videoya çekiyoruz diye mi? Siz deli misiniz?
https://x.com/i/status/2014750437094654275
=======================
Temizlik personeli başhekimi görevden aldı
📌YAZIKLAR OLSUN SİZİN ADALET ANLAYIŞINIZA!!!
► Ben Şanlıurfa Ceylanpınar Devlet Hastanesi Başhekimi
► Uzm.Dr.Meriç ARTAN*
► Şanlıurfa Ceylanpınar Devlet Hastanesinde görevli olan ve kadrosu temizlik personeli olan ve yılardır masa başı görevlerde çalıştırılan tün personellerin asli görevlerine geçmeleri için tebliğ de bulunulmuş tarafına tebliğ yapılan tüm personeller asli görevleri olan temizlik görevine geçmiş son olarak da Halil Bulmen isimli personelin hastanenin temizlik ihtiyaçları dolayısıyla asli görevleri olan temizlik görevlerine geçmeleri gerektiğini kendilerine tebliğ etmemiz üzerine;
► Ak Parti ilçe Başkan Yardımcısı olan Halil Bulmen isimli personel ben ak parti İlçe Başkan Yardımcısıyım, ben temizlik yapmıyorum, bana temizlik yaptıramazsınız dedi.
► Aynı gün akşam saatlerinde Şanlıurfa il Sağlık Müdürü olan Erhan Berk tarafından aranarak bu adam Ak Parti llçe Başkan Yardımcisi sana emrediyorum görevine geri ver, sen bunun Ak Partili olduğunu bilmiyor musun, benim başımı ağrıtma şeklinde söylemlerde bulundu. Bunun üzerine il Sağlık Müdürü Erhan Berk' e yanlış birşey yapmadığımı, parti ve etnik köken farketmeksizin tüm personellere eşit davrandığımı söyledim.
► Bu personeli görevine geri iade edemem, edersem hastaneyi yönetemeyeceğimi ve tün personelin kendilerine karşı adil davranılmadığı için baş kaldıracağını iletmem üzerine il Sağlık Müdürü Erhan Berk şahsıma karşı görevine iade etmiyorsan, istifanı ver vermezsen ben oraya gelip seni o koltuktan nasıl kaldırıyorum görürsün şeklinde söylemlerde bulunmuş, ben de şahsına karşı eğer bir temizlik görevlisini asli görevi ve işi olan temizlik kadrosuna iade ettiğim için istifam isteniyorsa ben bu istifamı vermiyorum şeklinde kendisine ilettim bunun üzerine şahsıma karşı yine mobbing ve tehdit içerikli söylemlerde bulunuldu.
► Olayların mobbing ve tehdit şiddetinin artması dolayısıyla can güvenliğimden endişe ettiğim için ben de istifamı verip şu aşamada ilçeden ayrılmış bulunmaktayım ayrıca yaşanan olayın devlet büyüklerimize ve tüm siyasi camiaya çarpıtılarak aktarıldığı bilgisini almaktayım kamuoyuna duyurulur
► Şanlıurfa Ceylanpınar Devlet Hastanesi Başhekimi
► Uzm.Dr.Meriç ARTAN*
=======================
Göya Atatürk Musul ve Batum'u Rusların sattığı gibi satmışmış.
Evet, II. Aleksandr döneminde Rusya, 1867’de Alaska’yı Amerika Birleşik Devletleri’ne sattı. Ancak miktar 200.000 lira değil, 7.2 milyon ABD dolarıydı (yaklaşık 2 sent/akr başına).
Bu satış, Rusya’nın Pasifik’teki genişlemesini sona erdirdi ve stratejik nedenlerle yapıldı – para karşılığı bir toprak satışı örneği olarak tarihe geçti.
2. Mustafa Kemal Atatürk ve Bahsedilen TopraklarBu iddia tarihi gerçeklerle uyuşmuyor. Mustafa Kemal Atatürk, ne Batum’u Ruslara 10 milyon ruble’ye, ne de Musul ve Kerkük’ü İngilizlere 500 bin sterline sattı. Bunlar, muhtemelen siyasi propaganda veya yanlış bilgilendirme kaynaklı iddialar.
Gelin detaylara bakalım:Batum: 1921 Kars Antlaşması’nda (Treaty of Kars), Türkiye ile Sovyet cumhuriyetleri (Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan) arasında sınırlar belirlendi. Batum’un kuzey kısmı (liman dahil) Sovyet Gürcistanı’na bırakıldı ve Acaristan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak özerklik verildi; güney kısmı (Artvin dahil) Türkiye’ye geçti.
Bu, para karşılığı bir satış değil, sınır düzenlemesiydi. Sovyetler, Kurtuluş Savaşı sırasında Türkiye’ye silah ve altın yardımı yaptı, ancak Batum için doğrudan bir finansal ödeme yoktu – tam tersine, dostane ilişkiler çerçevesinde bir anlaşmaydı.
Musul ve Kerkük: Bu bölgeler, I. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı’dan kalan Musul Vilayeti’ni kapsıyordu. 1923 Lozan Antlaşması’nda konu çözülemedi ve Milletler Cemiyeti’ne (League of Nations) bırakıldı. 1925-1926’da Milletler Cemiyeti, bölgenin Irak’a (İngiliz mandası altında) verilmesine karar verdi.
Atatürk, Musul’u tarihi, etnik ve askeri gerekçelerle talep etti ancak uluslararası tahkim sonucu kaybedildi.
1926 Ankara Antlaşması’yla Türkiye, petrol gelirlerinden %10 pay aldı (75 yıllık bir konvansiyon kapsamında), ancak bu bir "satış" değil, telafi mekanizmasıydı – doğrudan para karşılığı toprak devri yoktu.
Bölge, İngiltere’nin petrol çıkarları nedeniyle tartışmalıydı, ama Atatürk’ün "satışı" diye bir şey olmadı.
=======================
Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu çok önemli bir mevzudan bahsediyor!
► Türkiye’de altın madenciliğinden kazanılan paranın ülkemize kalan oranı sadece %0,9.
► Şu an biz altını çıkaramıyorsak, %99’unu başkası kazanıyorsa niye çıkarıyoruz o zaman?” (YouTube röportajı: Hilmi Hacaloğlu)
https://x.com/i/status/2015036054416339363
=======================
There is no other country in the world that is governed with foreing country first like America
https://x.com/i/status/2014746453512466526
=======================
THE DARK HISTORY OF CHRISTIAN ZIONISM
► John Nelson Darby: Heretic, created Exclusive Brethren, Zionist (00:54)
► Cyrus Scofield: Criminal, fraudster, converted to Christianity after escaping arrest warrants, author of the Scofield Bible (04:49)
► Samual Untermeyer: Sponsor of Scofield’s Bible, Jewish lawyer to Rothchild, convinced Woodrow Wilson to enter WWI, wrote bill that created Federal Reserve (09:49)
► Henry Frowde: Oxford Press publisher, zealot Zionist, Exclusive Brethren, published Scofield Bible, sent millions of free copies to American churches, Bible salesmen etc infiltrating whole denominations (12:21)
https://x.com/i/status/2014727077006655765
=======================
Rus Tarihçi ve Kürdolog Vladimir Minorsky’nin araştırmalarına göre, bilinen 8378 Kürtçe kelimenin köken dağılımı şu şekildedir::
👉Türkçe: 3080 kelime (%36.76)
👉Arapça: 2000 kelime (%23.87)
👉Zend lehçesi: 1200 kelime (%14.32
👉Farsça: 1030 kelime (%12.29)
👉Pehlevi lehçesi: 370 kelime (%4.42)
👉Ermenice: 220 kelime (%2.63)
👉Keldani: 108 kelime (%1.29)
👉Çerkesçe: 60 kelime (%0.72)
👉Gürcüce: 20 kelime (%0.24)
👉Menşei belli olmayan: 300 kelime (%3.58)
✍️Kaynakça:
📕Studies in Caucasian History (1953).
📕Kurdish-Russian-German Dictionary (St. Petersburg Academy of Sciences, 1915).
(Araştırma: Aykut Veli Yıldız)
Kürtçe ana dil değildir.Kürt bir ırk ve millet adı değildir.
Kürt, çeşitli kabilelerin Pers, Ermeni, Arap, Türk göçebe insanların birlikte yaşadığı bölgenin adıdır
=========
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |