Sultan *II*. Abdülhamid döneminde, subayların maaşları bile ödenemezken Filistin’e kaçak giren Siyonist Musevilere maddi yardım yapıldığını biliyor muydunuz? Müslüman tüccarlar Museviler ülkeye sokulmasın diye yalvarıyordu. *II*. Abdülhamid Dönemi (1880-1908) Köylülerin yanında kentliler de Siyonistlerin ekonomik faaliyetlerinden olumsuz yönde etkilenmişlerdi!! Siyonistlerin Filistin’e iskânı yerli tüccar ve esnafın işlerini elinden almış, Avrupa’nın ileri tekniğinden yararlanan Siyonistlerin rekabeti Filistinliler zor durumda bırakmıştı!" Rusya’dan yeni bir göçmen dalgasının geleceği söylentisi yayılınca Kudüs esnafı birleşerek Babıâli’ye bir telgraf 24 Haziran 1891 tarihinde sadrazamın eline geçen bu telde, Müslüman tüccar ve zanaatkarlar Musevilerin ülkeye sokulmamaları için yalvarıyorlardı. Yahudilerin bir kısmının işçi olarak kazançlarını temin edeceği düşünülürse işsizlik artacak, Filistin ekonomisi olumsuz yönde etkilenecekti. Filistinli esnaf, ikinci olarak, göçmenlerin terk ettikleri ülkelerin endüstriyel yapısı ve teknik gelişmesinin Osmanlı İmparatorluğu’na kıyasla daha ileri bir düzeyde olması dolayısıyla Siyonistlerin bundan yararlanarak Filistin piyasasını kolayca tekellerine alacaklarından korkuyordu. Dahası, Sultan Hamid Kudüs hahambaşılığının 1891’de müracaatını dikkate alarak Filistin’e kaçak olarak girmiş; fakat burada zor durumda kalmış, Siyonizm yandaşı Musevilere bile hazineden maddi yardım yapılmasından kaçınmamıştı. Bu nedenlerden olsa gerektir, Musevilerin Engizisyon İspanyasından 1492’de *II*. Bayezid tarafından kurtarılmalarının 400. yılında Musevi cemaati Sultan Hamid’e çeşitli törenlerle şükranlarını arz edecekti. Mim Kemal Öke, Siyonizm ve Filistin Sorunu,, s.90; BBA, Y.A, HUS, no:243/33. a.g.e, s.103; PRO, FO. 195/1727, no. 125, Dickson’dan Fane’e, Kudüs, 16 Temmuz 1891. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Oraj POYRAZ Hoş geldiniz!...
Benim zaman içerisinde guruplarda yayınlamış olduğum epostalardan bir demet bulacaksınız
11 Mayıs 2026 Pazartesi
"Tanrıyı cemaatle tanımıştım.,Onların gerçek yüzünü gördükten sonra tanrıya inancım kalmadı.
Ateist olduğunu açıklayan Fethullahçı eski askeri personel:
"Tanrıyı cemaatle tanımıştım.
Onların gerçek yüzünü gördükten sonra tanrıya inancım kalmadı.
Eğer Allah olsaydı yardım ederdi.
Etmedi.
Avrupa'ya kaçtık.
Bize cemaatten abiler: Hocam bizimle alakan yok.
Sen Kemalist, Atatürkçü bir askersin.
Böyle diyeceksin dediler.
Hayatları yalan dolan bunların
Tüm bunları ancak şimdi sorgulayabiliyorum.
Türkiye'de mahrem yapı kurmaları, orduya sızmaları yanlıştı."
https://www.facebook.com/reel/1628257005105902/
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Olcay Uyar: 2 Heykel Muhabbeti.
Olcay Uyar: 2 Heykel Muhabbeti.
İlki bazı akgillere, hilafetçilere ve Ümmetçilere cevap: İşte ATA'mızın heykelleri varmış. Başka ne yapılmış ki falan... Sende Filistin, Tobruk, Derne, Çanakkale‘de, Afyon’da, Sakarya’da, Dumlupınar’da,. .., ömrün ülkemizi korumak için savaşlarda geçsin, İstanbul’u ve yurdumuzu İngilizler işgal edince. Silahlarını teslim etmeyi kabul eden Osmanlı bitirilince. Bin git Karadeniz’de batırılmaya çalışılan Bandırma Vapuruna, Samsun’a İLK ADIM ile çık ve milli mücadeleyi başlat. Senin de SAMSUN’a heykelini diksinler. İşgalcileri yen, İzmir’den o Yunan’ı kovala ve İzmir’e Şanlı Türk Bayrağı ile girilsin. Senin de Konak Meydanı’na, İstanbul kurtulunca Taksim Meydanı’na heykelini diksinler. Sen sıfırdan yeni Türkiye Cumhuriyeti Devletini kur, son dönemi hasta ve hazinesi boşaltılan Osmanlı’nın borçlarını ödemeye başla, Başkentini Ankara yap ve meclisi Ulus Ankara’da topla. Senin de ULUS Meydanına heykelini diksinler.
Ama sen yurdu kurtaran ATA'mız için İDAM fermanı yazan, İstanbul’u işgal eden İngiliz’e ekselansları beni kurtarın diye mektup yazan ve köşkünü cariyesi Zehra’ya bırakıp İngiliz Zırhlısı ile kaçan Vahdettin gibiler peşinde hala koşuyorsan ve keşke YUNAN galip geleydi diyorsan Ebe’nin Amsterdam’ına kadar yolun var... Niçin burada EBEn deniliyor? Çünkü başka suçu yok ve sadece senin gibi anlamaz ve nankör döl israfının doğumuna yardımcı olduğu için.
İkincisi ise bir amk muhabbeti. Çoğunun ağzında bir amk, amk, amk. Bu "amk" aşkım, meleğim, kelebeğim gibi güzel bir açılım değilse ve sondaki "k" koymak ise, sanki bunların "amk" dediği her yerde, onlara çok yakın olan bir AMK Heykeli var. Bunlar da o heykellerine koşup gidip, gidip koyuyorlar işte, ne koyuyorlarsa, tut şunun ucunu döşeyelim abi gibi AMK Heykellerinin etrafına ne döşüyorlarsa acayip sinirleri de geçip, psikolojik tedavilerini alıp, normal insana dönüyorlar... Bunlar bebekken kendilerine Pembe yerine MAVİ patik giydirildiğinden acayip üstün ırk gibi havalılar...
Umarım bu tip hastalar tedavilerini bulup, bir gün normalleşirler... Bunları dillendirenlere yorum olarak bu yazılanları kopyalayıp yapıştırın da uyansınlar... Hala Uyanmıyorlarsa Ekim’e kadar..
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Birinci Dünya Savaşı'nda esir edilerek Malta'da Fort St. Elmo kalesine hapsedilen bir grup Türk asker.
Birinci Dünya Savaşı'nda esir edilerek Malta'da Fort St. Elmo kalesine hapsedilen bir grup Türk asker. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
1984’ün Mayıs’ında, Şili Santiago’da, Nazi SS subayı WalterRauff öldü; hareketli gaz odalarının mucidiydi.
*1984’ün Mayıs’ında, Şili Santiago’da, Nazi SS subayı WalterRauff öldü; hareketli gaz odalarının mucidiydi.* *II*. Dünya Savaşı sırasında 250.000’e kadar insanı katletmişti. İsrail’in Mossad’ı için çalıştı. *Rauff*, diğer binlerce Nazi gibi, *II*. Dünya Savaşı’ndan sonra *ABD*ve Birleşik Krallık tarafından korundu; Kızıl Haç ve Caritas gibi örgütler aracılığıyla/*"sıçanlar rotası"*/denen yolla Latin Amerika’ya taşındı ve daha sonra *CIA*/*MI*6/*BND*(Batı Almanya) istihbarat danışmanı ve casusu olarak işe alındı. 1948’de, Nazi suçlusu *Walter Rauff*, İngiliz MI6’sı ve CIA casusu olarak Suriye’de dolaşıyordu; Suriyeli komutan *Husni al-Za’im*’i iktidara getirmek için paralı asker olarak çalışıyordu ve bunu 1949’da ABD’nin paha biçilmez yardımıyla başardı. Suriye’deki görevini tamamladıktan sonra,/*"İsrail"*/in apartheid rejimi onu fark etti ve Mossad ajanı *Shalhevet Freier*’i, onu Siyonist istihbarat casusu olarak işe almak üzere gönderdi; amacı Suriye ordusunu izlemek ve Şam’da olası bir nükleer santral inşasını takip etmekti. 1957’de, *Mengele* ve *Hans-Ulrich* gibi diğer Nazi suçlularıyla birlikte nihayet *Şili*’ye yerleşti... Rauff, *DINA*'nın işkence danışmanı ve Pinochet’nin istihbarat ajanı olarak sona erdi; Şili öğrencilerini takip etmek ve öldürmek için paramiliter gruplar kurdu, Pinochet muhaliflerini Ulusal Stadyum’da ve korkunç Colonia Dignidad’da işkence etti; ayrıca Dawson Adası’nda bir toplama kampı oluşturdu ve onun gözetim şefi oldu. Bu suçlu, 1984’teki ölümüne kadar *ABD*, Avrupa, Birleşik Krallık ve/*"İsrail"*/gibi diğerlerinin koruması sayesinde cezasız kaldı. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
ABD’li emekli Albay Douglas Macgregor:,,▪️İran yok edildikten sonra sıra Türkiye’ye gelecek.
Evet Amerika'lıların da vileda sopalı albayları, generalleri var. Uzun zamandır bu adamı takip ederim. ABD'nin ulusalcısı sayılır. Yahudi lobisinin gücünü alenen söyler ve katlanmak zorundayız der. Yahudi lobisinin Amerikanın yüce çıkarları İsrail lehine feda ettiğini bağıra bağıra söyler. Şimdi de içeriden bize bildirmiş. Doğrusu açıklamasını akla, mantığa, genel gidişata uyumlu görüyorum Saygılar Oraj POYRAZ L2fSIJNoA0xfSNxA -------------- 🔴ALT YAZILI | ABD’li emekli Albay Douglas Macgregor: ▪️İran yok edildikten sonra sıra Türkiye’ye gelecek. ▪️Kaçınılmaz olarak Türkiye ile İsrail karşı karşıya gelecek; bunun muhtemel sahnesi Suriye olur. ▪️Türkler aptal değiller, gerçekte ne olup bittiğini çok iyi biliyorlar. İsrail'in niyetinin ne olduğunu da biliyorlar. ▪️Türkiye, birçok açıdan İran’dan daha güçlü; gerçek bir donanmaya sahip ve NATO’nun en güçlü hatta en iyi ordularından birini barındırıyor. ▪️Bir sonraki adım Türkiye'yi yok etmek. O yüzden kendimizi kandırmayalım, mesele bundan ibaret. <https://t.me/c/1365920891/4488> https://t.me/c/1365920891/4488 - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
10 Mayıs 2026 Pazar
GÜNDEM 260510
- İsrail üs kurdu, Irak hükümeti habersiz, çoban uyardı
- Orta Doğu‘daki savaşın ‘kör noktası’ bulundu! 'İran ve Rusya, ABD'nin ulaşamadığı bölgede harekete geçti'
- “5.000 Asker: Tartışmalı Trump, ABD Güçlerini Almanya’dan Polonya’ya Kaydırmayı Planlıyor”
- ABD-İsrail saldırılarında 72. gün: ABD'den ‘abluka’ ısrarı, İran’dan uyarı
=======================
İsrail üs kurdu, Irak hükümeti habersiz, çoban uyardı
10 Mayıs 2026
ABD basınında yer alan iddialara göre İsrail, İran’a yönelik hava saldırılarını desteklemek amacıyla Irak’a gizli bir askeri üs kurdu. Iraklı yetkililerin kurulan üsten haberinin olmadığı ortaya çıktı.
İsrail’in İran’a yönelik hava saldırıları sırasında Irak çölüne gizli askeri üs kurduğu öne sürüldü.
Amerikan gazetesi Wall Street Journal‘ın ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre İsrail savaş başlamadan kısa süre önce Irak’ın batısındaki çöl bölgesinde gizli bir askeri karakol oluşturdu.
Üssün özel kuvvetler tarafından kullanıldığı ve İsrail hava kuvvetleri için lojistik merkez işlevi gördüğü iddia edildi. Gazeteye konuşan kaynaklar, ABD'nin de bu üsten haber olduğunu belirtti.
Kayıp pilotları aramak için kuruldu
İddiaya göre üs, İran üzerinde faaliyet gösteren İsrailli pilotların düşürülmesi ihtimaline karşı arama-kurtarma operasyonları için hazırlandı.
Haberde İran‘ın İsfahan kenti yakınlarında ABD’ye ait bir F-15 uçağının düşürülmesinin ardından İsrail’in kurtarma desteği teklif ettiği öne sürüldü.
Ancak kurtarma operasyonlarının Amerikan güçleri tarafından yürütüldüğü aktarıldı. Operasyon sırasında İsrail’in dikkat dağıtma amaçlı hava saldırıları düzenlediği ifade edildi.
Gizli üssü çoban fark etti
Haberde dikkat çeken en çarpıcı ayrıntılardan biri ise gizli üssün ortaya çıkma riski oldu.
Irak devlet medyasına göre mart ayında bir çoban, bölgede alışılmadık askeri hareketlilik ve helikopter uçuşları fark ederek durumu Irak güvenlik güçlerine bildirdi. Bunun üzerine Irak ordusunun bölgeye asker gönderdiği belirtildi.
Kaynaklara göre İsrail, üsse yaklaşan Irak askerlerini hava saldırılarıyla durdurdu. Iraklı yetkililer olay sırasında bir askerin hayatını kaybettiğini, iki askerin de yaralandığını açıkladı.
Hükümetten ‘haberimiz yok’ açıklaması
Saldırının ardından Irak’ın terörle mücadele birimlerinden iki özel timin daha bölgeye gönderildiği belirtildi. Yetkililer, bölgede askeri güçlerin bulunduğuna dair kanıtlar bulduklarını açıkladı.
Irak Ortak Operasyonlar Komutan Yardımcısı Korgeneral Kays el-Muhammedavi, operasyonun Irak yönetiminin bilgisi dışında gerçekleştirildiğini söyledi.
Irak yönetimi daha sonra Birleşmiş Milletler‘e yaptığı şikayette saldırının yabancı güçler tarafından gerçekleştirildiğini belirtti ve ilk aşamada saldırıyı ABD’ye bağladı. Ancak kaynaklar, saldırının bizzat İsrail tarafından düzenlendiğini söyledi.
Komandolar hazır kıta
Yaklaşık beş hafta süren saldırılarda İsrail’in Irak’taki geçici üssü savaş alanına yakın bir lojistik merkezi olarak kullandığı aktarıldı. İran İsrail’e yaklaşık 1600 kilometre uzaktayken Irak’taki üs bu mesafeyi kritik ölçüde azaltmış oldu.
İsrail’in özel kuvvet ekiplerinin de üste bulunduğu ve gerektiğinde İran topraklarında özel saldırılar düzenlemek üzere hazır bekletildiği öne sürüldü. (Nefes - Mehmet Efe Altay)
https://www.finansingundemi.com/haber/israil-us-kurdu-irak-hukumeti-habersiz-coban-uyardi/1894213
=======================
Orta Doğu‘daki savaşın ‘kör noktası’ bulundu! 'İran ve Rusya, ABD'nin ulaşamadığı bölgede harekete geçti'
10.05.2026
The New York Times’ın analizine göre uzun süredir göz ardı edilen bir su yolu, Orta Doğu’da gerginlikler sürerken Rusya ve İran için askeri sevkiyat ve temel gıda ticareti açısından stratejik bir can damarı haline geldi. Bölgenin ABD denetiminden uzak yapısı nedeniyle yaptırımları delmek için ideal bir ‘jeopolitik kara delik’ işlevi gördüğü vurgulandı.
Orta Doğudaki savaşın kör noktası bulundu İran ve Rusya, ABDnin ulaşamadığı bölgede harekete geçti
MİLLİYET.COM.TR - ABD merkezli The New York Times, İsrail’in İran’a yönelik son saldırılarının ardından Hazar Denizi’nin Rusya ile İran arasındaki stratejik öneminin arttığını yazdı. Gazeteye göre, Batı yaptırımları altında bulunan iki ülke, hem ticari hem de askeri sevkiyatlarda Hazar hattını giderek daha yoğun kullanıyor.
Haberde, İsrail savaş uçaklarının mart ayında İran’ın Bandar Enzeli Limanı’ndaki deniz kuvvetleri komuta merkezini hedef aldığı belirtildi. İsrail ordusunun yayımladığı görüntülerde büyük patlamalar ve yoğun siyah dumanların görüldüğü aktarıldı.
İsrail’in saldırıda İran donanmasına ait bazı gemileri de imha ettiğini açıkladığı kaydedilirken, operasyonun Basra Körfezi yerine yüzlerce kilometre kuzeydeki Hazar Denizi kıyısında gerçekleşmesinin dikkat çektiği vurgulandı.
Orta Doğudaki savaşın kör noktası bulundu İran ve Rusya, ABDnin ulaşamadığı bölgede harekete geçti
'RUSYA, İHA PARÇALARINI HAZAR ÜZERİNDEN İRAN‘A GÖNDERİYOR’
Gazeteye konuşan ABD’li yetkililer, Rusya’nın Hazar Denizi üzerinden İran’a insansız hava aracı parçaları gönderdiğini öne sürdü. İsmi açıklanmayan yetkililer, bu sevkiyatların İran’ın son çatışmalarda kaybettiği drone kapasitesini yeniden inşa etmesine yardımcı olduğunu savundu.
Haberde, İran’ın son savaşlarda dron envanterinin yaklaşık yüzde 60’ını kaybettiği değerlendirmesine yer verildi.
Ayrıca Rusya’nın, ABD donanmasının abluka uyguladığı Hürmüz Boğazı üzerinden normalde taşınan bazı ticari malları da alternatif güzergah olarak Hazar Denizi üzerinden İran’a ulaştırdığı belirtildi.
'İRAN GIDA İTHALATINI HAZAR‘A YÖNLENDİRDİ’
İranlı yetkililerin alternatif ticaret yolları oluşturma çalışmalarının hızlandığını açıkladığı belirtilen haberde, Hazar kıyısındaki dört İran limanının buğday, mısır, hayvan yemi, ayçiçek yağı ve diğer temel ürünlerin taşınması için aralıksız çalıştığı ifade edildi.
İran Gıda Sanayicileri Birliği Başkanı Mohammad Reza Mortazavi’nin devlet televizyonu IRIB’e yaptığı açıklamada, temel gıda ithalatının aktif biçimde Hazar rotasına kaydırıldığını söylediği aktarıldı.
Rus liman verileri ve ticaret yetkililerinin açıklamalarına göre Hazar’daki taşımacılık hacminin son aylarda hızlı biçimde arttığı kaydedildi.
Vitaly Chernov, daha önce Karadeniz üzerinden İran’a gönderilen yıllık yaklaşık 2 milyon ton Rus buğdayının artık Hazar Denizi hattına kaydırıldığını belirterek, "Orta Doğu’daki istikrarsızlık ortamında İran’a uzanan Hazar rotaları çok daha cazip hale geldi" dedi.
Haberin Devamı
'TAŞIMACILIK HACMİ İKİ KATINA ÇIKABİLİR'
Rus ihracatçılarına İran pazarında aracılık yapan RusIranExpo Başkanı Alexander Sharov ise Hazar’daki kargo hacminin bu yıl iki katına çıkabileceğini söyledi.
Sharov, Batı yaptırımları nedeniyle bazı büyük şirketlerin Hazar üzerinden taşımacılıktan çekindiğini ancak Hürmüz krizinin bu çekinceleri azaltabileceğini ifade etti.
Orta Doğudaki savaşın kör noktası bulundu İran ve Rusya, ABDnin ulaşamadığı bölgede harekete geçti
'YAPTIRIMLARI DELMEK İÇİN İDEAL BÖLGE'
Dünyanın en büyük gölü olarak kabul edilen Hazar Denizi’nde gerçekleşen ticaretin önemli bölümünün dışarıdan takip edilmesinin zor olduğu belirtilen haberde, Rus ve İran limanları arasında çalışan gemilerin sıklıkla uydu takip sistemlerini kapattığı kaydedildi.
Haberde, Basra Körfezi’nin aksine ABD’nin Hazar Denizi’nde gemileri durdurma veya denetleme yetkisine sahip olmadığına dikkat çekildi. Çünkü bölgeye yalnızca kıyıdaş beş ülkenin erişimi bulunuyor.
Paris merkezli Sciences Po öğretim üyesi Nicole Grajewski, “Yaptırımlardan kaçmak ve askeri sevkiyat yapmak için ideal bir yer düşünülürse, Hazar tam olarak böyle bir bölge” değerlendirmesinde bulundu.
İHA İŞ BİRLİĞİ DİKKAT ÇEKİYOR
Haberde, Rusya ile İran arasındaki savunma iş birliğinin özellikle İHA alanında derinleştiği ifade edildi.
ABD’li yetkililer, Rusya’nın İran’a gönderdiği parçaların savaşın seyrini tek başına değiştirmeyeceğini ancak İran’ın dron kapasitesini güçlendireceğini savundu.
Yetkililer ayrıca geçmiş yıllarda sevkiyatın ters yönde işlediğini, İran’ın Ukrayna savaşında kullanılmak üzere Rusya’ya dron gönderdiğini belirtti.
Ancak Temmuz 2023 sonrası Rusya’nın, İran lisansıyla Tataristan’daki fabrikalarda kendi Şahid dron üretimine başlamasıyla İran’dan gelen doğrudan tedarik ihtiyacının azaldığı ifade edildi.
OLYA LİMANI İDDİASI
Haberde, Ukrayna ordusunun ağustos ayında Rusya’nın Olya Limanı’nda bulunan bir gemiyi vurduğunu açıkladığı hatırlatıldı. Kiev yönetimi, söz konusu geminin İran’dan Şahid dron parçaları taşıdığını öne sürmüştü. Rusya ise geminin yalnızca hasar aldığını açıklamıştı.
ABD Hazine Bakanlığı’nın da Eylül 2024’te gemi ve sahibi MG-Flot hakkında yaptırım kararı aldığı, şirketin İran’dan Rusya’ya kısa menzilli balistik füze taşıdığı iddiasında bulunulduğu aktarıldı.
7 BİN KİLOMETRELİK TİCARET YOLU HEDEFİ
Haberde, Moskova ile Tahran’ın yaklaşık 20 yıldır Baltık Denizi’nden Hint Okyanusu’na uzanan 7 bin 200 kilometrelik bir ticaret koridoru oluşturmayı planladığı belirtildi.
Projeyle Batı kontrolündeki ticaret yollarının bypass edilmesinin hedeflendiği, plan kapsamında yeni limanlar, demir yolları ve modern taşımacılık altyapıları kurulmasının öngörüldüğü ifade edildi.
Ancak uzmanlar, her iki ülkenin de savaşlar ve yaptırımlar nedeniyle ciddi ekonomik baskı altında olduğunu, bu nedenle altyapı projelerinin finansmanında sorun yaşanabileceğini belirtiyor.
ABD İÇİN JEOPOLİTİK KÖR NOKTA
Haberde, Hazar Denizi’nin ABD açısından da önemli bir stratejik sorun haline geldiği vurgulandı.
Hudson Institute uzmanı Luke Coffey, "Amerikalı karar vericiler için Hazar Denizi adeta jeopolitik bir kara delik gibi; neredeyse yok sayılıyor" dedi.
Coffey, ABD askeri yapılanmasında bölge ülkelerinin farklı komutanlıkların sorumluluk alanına girdiğini, bunun da koordinasyonu zorlaştırdığını söyledi.
İSRAİL SALDIRISININ NEDENİ
Washington merkezli The Washington Institute uzmanı Anna Borshchevskaya ise Rusya ile İran’ın yaptırımları aşmanın yollarını bulduğunu savundu.
Borshchevskaya, "İsrail’in limanı vurmasının nedeni de buydu. Çünkü bu küçük ama kritik ticaret hattı üzerinden Rusya, İran’a önemli destek sağlayabiliyor" değerlendirmesinde bulundu.
=======================
“5.000 Asker: Tartışmalı Trump, ABD Güçlerini Almanya’dan Polonya’ya Kaydırmayı Planlıyor”
Washington, Avrupa’daki askeri ayak izini yeniden gözden geçirirken artan ABD birlikleri Polonya’nın etrafında yoğunlaşıyor.
9 Mayıs 2026
“Başkan Donald Trump, Berlin ile gerilimin ortasında binlerce ABD askerini Almanya’dan Polonya’ya taşımayı düşünüyor. Hareket, NATO’nun doğu kanadını güçlendirecek, ancak Avrupa güvenliği ve ittifak birliği konusunda endişeleri artıracak.”
“Trump, ABD askerlerinin Polonya’sının büyük değişimini düşünüyor”
“Washington, 9 Mayıs 2026” - Başkan Donald Trump, “ABD askerlerini Polonya’nın” Almanya’dan taşınmasının aktif olarak düşünüldüğünde gerçek bir olasılık olduğunu belirtti. Duyuru, Pentagon’un önümüzdeki altı ila on iki ay içinde yaklaşık 5.000 askeri Alman üslerinden çekme kararının ardından geldi.
Trump, Polonya Devlet Başkanı Karol Nawrocki ile olan güçlü ikili ilişkiyi vurgulayarak, onu “büyük bir savaşçı” olarak nitelendirdi ve Polonya’nın ek Amerikan güçlerine ev sahipliği yapma hevesine dikkat çekti. Varşova, NATO’nun doğu kanadında güvenliğin artırılması için daha büyük bir ABD askeri varlığına olan ilgisini defalarca dile getirdi.
“Polonya’nın ABD birliklerinin potansiyel hamlesi,” Amerika’nın Avrupa askeri duruşunda önemli bir doğuya doğru kaymayı temsil edecektir. Uzun süredir devam eden Polonya’nın Belarus sınırına yakın daha fazla caydırıcılık ve Ukrayna’da devam eden çatışmaya yakınlık talepleriyle uyumlu.
Almanya tarihsel olarak Soğuk Savaş’ın bir mirası olan Avrupa’nın en büyük ABD askeri birliğine ev sahipliği yaptı. Planlanan azalma, Berlin’de ve diğer NATO müttefikleri arasında sürpriz ve endişe yarattı.
“Yer değiştirmenin arkasındaki stratejik motivasyonlar”
Trump yönetimi, yeniden konumlandırmayı mevcut tehditlere yanıt olarak ABD’nin güç konuşlandırılmasını optimize etmenin bir yolu olarak görüyor. Polonya zaten yaklaşık 10.000 Amerikan askerine ev sahipliği yapıyor ve daha fazla uyum sağlamaya hazır altyapıya sahip.
“Polonya’nın ABD birliklerindeki bu potansiyel artış,” NATO’nun doğu kanadındaki caydırıcı duruşunu güçlendirecektir. Rusya ile ısrarlı gerilimlerin ve 2022’de başlayan uzun süreli Ukrayna çatışmasının ortasında geliyor.
Trump, Almanya’daki asker kesintilerinin ilk 5.000’den “çok daha ileri gidebileceğini” ve Amerika’nın Avrupa’daki askeri taahhütlerinin daha geniş bir şekilde yeniden değerlendirildiğinin sinyalini verdi.
Avrupa kuvvet sonrası ayarlamalarına ilişkin resmi Pentagon açıklaması:
“ABD Birlikleri Polonya NATO'nun Doğu Stratejisini Yeniden Şekillendirecek”
“Polonya’nın” ek “ABD birliklerinin” olası konuşlandırılması, Washington’un mevcut öncelikleriyle daha uyumlu olarak algılanan ülkelere yönelik açık bir stratejik dönüm noktasıdır. Polonyalı yetkililer, ülkelerinin hazırlığını ve stratejik yerini vurgulayarak bu fikri memnuniyetle karşıladılar.
Bu gelişme Atlantik İttifakı içinde mevcut bölünmeleri derinleştirir. Savunmaları potansiyel parlama noktalarına daha yakın hale getirirken, aynı zamanda Avrupalı üyeler arasında transatlantik birlik ve yük paylaşımının geleceği hakkında da soru işaretleri yaratıyor.
NATO kuvvet duruşu üzerine Atlantik Konseyi’nden analiz:
https://www.atlanticcouncil.org/
“Jeopolitik Bağlam ve Daha Geniş Bölgesel Etkileri”
Artan “ABD birliklerinin Polonya’sı” hakkındaki tartışma, değişen ittifakların ve Avrupa’daki güvenlik endişelerinin artması zemininde gerçekleşiyor. Washington ve Berlin arasındaki gerilim, kısmen İran çatışması ve savunma harcamaları konusundaki anlaşmazlıklarla beslenen gerginlik, ABD’nin varlığının bu yeniden değerlendirilmesini hızlandırdı.
Doğu Avrupa ülkeleri, özellikle de cephedekiler için, hareket Rus atılganlığı korkuları arasında güvence sağlayabilir. Bununla birlikte, Batı Avrupa savunma işbirliğinin uyumunu zayıflatma ve NATO içinde daha fazla parçalanmayı teşvik etme riski taşıyor.
Küresel olarak, bu yeniden düzenleme, ideolojik olarak uyumlu ortaklarla ikili ilişkilere geleneksel çok taraflı çerçeveler üzerinde öncelik veren bir ABD dış politikasını yansıtıyor. Hint-Pasifik’ten Orta Doğu’ya kadar diğer bölgelerin, Amerikan uzun süredir devam eden ittifaklara olan bağlılığını nasıl algılayacağını ve Avrupa ülkelerini daha büyük stratejik özerkliğe yönelik çabaları hızlandırmaya itebileceğini etkileyebilir.
https://www.telesurenglish.net/us-troops-poland/
=======================
ABD-İsrail saldırılarında 72. gün: ABD'den ‘abluka’ ısrarı, İran’dan uyarı
Müzakerede istediğini elde edemeyen ABD'nin başlattığı "deniz ablukası" gerilimi artırıyor. Washington ablukanın "tam olarak" sürdüğünü belirtirken, Tahran’dan ise üst üste uyarı mesajları geldi.
CENTCOM, ABD'nin İran’a karşı uyguladığı deniz ablukasının tam olarak devam ettiğini belirtti.
İran, ülkeye ait petrol tankerleri veya ticari gemilere yönelik herhangi bir müdahaleye, ABD unsurlarını hedef alan ağır saldırılarla karşılık vereceklerini bildirdi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, füze ve insansız hava araçlarının bölgedeki ABD hedefleri ile düşman gemilerine kilitlenerek ateşleme emri beklediğini bildirdi.
İran’ın Bender Abbas kenti kıyılarından bakıldığında, bir grup gemi Hürmüz Boğazı açığında beklerken görülüyor. (Fotoğraf: ISNA)
28 Şubat’ta İran’a saldıran ABD ve İsrail’in haydutluğu sürüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ilan etmek zorunda kaldığı ateşkes sırasında "deniz ablukası" başlatması, ikinci tur müzakerelerini belirsizliğe sürükledi.
13 Nisan’da başlatılan Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukanın devam ettiğini bildiren ABD, bu zamana kadar İran limanlarına giriş veya çıkışlarını engellemek amacıyla 58 ticari geminin farklı rotalara yönlendirildiğini ve 4 geminin de etkisiz hale getirildiğini iddia etti.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri de konuyla alakalı "Uyarı" başlıklı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, İran’a ait petrol tankerleri veya ticari gemilere yönelik herhangi bir müdahaleye, ABD’nin bölgedeki üsleri ve savaş gemilerini hedef alan ağır saldırılarla karşılık verileceği bildirildi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanlığı ise Deniz Kuvvetlerinin açıklamasının ardından, füze ve insansız hava araçlarının bölgedeki ABD hedefleri ile düşman gemilerine kilitlenerek ateşleme emri beklediğini bildirdi.
Öte yandan 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesi tanımayan İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki beldelere yönelik saldırıları ve işgali devam ediyor. Hizbullah ise İsrail ordusuna karşı direnişi sürdürüyor.
soL, ABD ve İsrail’in İran’a ve Lübnan’a yönelik başlattığı haydutça saldırıyı ilk günden bu yana tüm detaylarıyla takip ediyor.
Gün gün ABD-İsrail saldırılarını okumak için haberimize tıklayın.
İsrailli yetkili: Trump’ın bizim tarafımızdan savaşa sürekleniyormuş hissine kapılmasından kaçınıyoruz
ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya İran’ın elindeki yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması konusunda taviz vermeyeceği taahhüdünde bulunduğu iddia edildi.
İsrail’de yayın yapan Kanal 13 televizyonuna konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, Tel Aviv yönetiminin ABD ile İran arasındaki müzakerelerin devam etmesinde bir "sakınca görmediğini" savunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
► "Değerlendirmelerimize göre (müzakereler) bir noktada çökecek. Trump’ın bizim tarafımızdan (bir savaşa) sürükleniyormuş hissine kapılmaması için panik göstermekten kaçınıyoruz. Süreci kendisinin yönetmesine izin vermek istiyoruz."
ABD ile İran arasındaki müzakerelerin uzamasıyla birlikte İsrail yönetiminin, saldırıların yeniden başlatılması dahil her türlü senaryoya hazırlık yaptığını öne süren yetkili, İsrail ordusu yetkililerinin güvenlik toplantılarında İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu "mevcut durumda mağlup bir yapı" olarak nitelendirerek süreci "operasyonel fırsat" olarak gördüğünü iddia etti.
Öte yandan yetkilinin aktardığına göre Mossad’ın Netanyahu’ya sunduğu raporlarda, saldırılara geri dönülmesinin Tahran yönetiminin devrilme sürecini hızlandıracağı yönündeki değerlendirmeler yer aldı.
10.05.2026
İran: Gemilerimize müdahaleye ABD'nin bölgedeki merkezlerinden birini vurarak karşılık veririz
Devrim Muhafızları Ordusu Donanması, ABD'nin İran’a ait petrol tankerlerine ve ticari gemilerine müdahale ve saldırılarına karşı "Uyarı" başlıklı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, "İran’a ait petrol tankerleri ve ticari gemilere yapılacak herhangi bir müdahale, bölgedeki Amerikan merkezlerinden birine ve düşman gemilerine ağır saldırılarla karşılık bulacaktır" ifadelerine yer verildi.
09:21, 10.05.2026
CENTCOM'dan ‘abluka’ açıklaması: 'Bu zamana kadar 62 gemiye müdahale edildi'
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik "deniz ablukasının tam olarak devam ettiğini" belirtti.
Sosyal medya üzerinden yayımlanan açıklamada, "CENTCOM güçleri 13 Nisan’dan bu yana İran limanlarına giriş veya çıkışlarını engellemek amacıyla 58 ticari gemiyi farklı rotalara yönlendirdi ve 4 gemiyi de etkisiz hale getirdi" denildi.
ABD Donanması, İran ile Pakistan’da düzenlenen ilk müzakere sürecinin başarısız olmasının ardından İran limanlarına giriş çıkışları durdurmak iddasıyla 13 Nisan’da Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma kararı almıştı.
==========================
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
AB'nin askeri ittifakı içinde yer alabilir miyiz?
AB'nin askeri ittifakı içinde yer alabilir miyiz?
Bunu isterdim, ama hiç sanmıyorum.
İkinci dünya savaşı sonrası ABD ve NATO'nun vizyonu farklı.
ABD NATO'yu ağırlıklı olarak askeri güvenlik kavramına göre tasarladı.
NATO'nun mal, hizmetler ve işgücünün serbest dolaşımıyla bir alakası yoktur.
Yalta Konferansında yapılan pazarlıklar ve paylaşım temel alındı.
AB ise farklı bir kulvardan ilerliyor.
Bir ütopyaları var.
Tek parça büyük bir Avrupa krallığı kurmak istiyorlar.
Ve sınırları da aslında çizmiş durumdalar.
Malesef Türkiye Avrupa'nın sınırları dışında.
İsrail bile içinde sayılabilir.
Gürcistan, Ermenistan falan.
Ama Türkiye dışında.
Eskiden Türkiye'yi ekonomik pazar haline sokacak anlaşmalara yatkındılar.
Ancak, son yıllarda Hindistan ve Çin'le bile daha fazla yakınlaşmakta bir mahsur görmüyorlar.
Özellikle Hindistan ile yapılan son anlaşmalar çok rahatsız edici.
Türk vatandaşlarının Avrupa'da serbest dolaşımı ise bir kabus olarak görülüyor.
Türkiye'nin askeri ürünlerini almamak için bin dereden su getiriyorlar.
Özellikle Fransa ve Yunanistan AB'nin silahlanma programları için ayrılan fonların AB ülkeleri içinde kalması gerektiğini söylüyor.
Bu özellikle Türkiye savunma pazarının dışında kalsın anlamı taşıyor.
Örneğin, Ukrayna savaşında en çok yokluğu hissedilen 155'lik obüs mermilerini Türkiye bolca ve ucuza üretebilmesine rağmen, Türkiye'yi bu pazardan dışlamak için çok fazla çaba harcadılar.
Açıkçası PSİKOLOJİK BİR EŞİK var.
AB'nin lider devletleri ve halkları bu eşiği geçemiyor.
Türkiye'yi askeri, ekonomik anlamda DOĞAL bir düşman olarak görüyorlar.
Türkiye'nin askeri her tasarrufunu AB'ye, özelde Yunanistan ve GKRC egemenliğine yönelik tehdit olarak görüyorlar.
Son günlerde köpürtülen İsrail-Türkiye husumetinde ise açıkça İsrail lehinde pozisyon alıyorlar.
Elbette bütün olup bitenlerde yalnızca AB sorunlu değil.
Türkiye de, Davutoğlu'nun STRATEJİK DERİNLİK anlayışı, sonrasında ABD'ye ayarlı BOP, EBOP projelerinde Irak ve Suriye'de yığınak yapması, Yüce Galaktik Liderin "Eyyyyyy" diye başlayan tiradları, babalanmaları özellikle büyüklük iddiası olan Fransızları çok ama çok irrite etmiştir.
Aslında Türkiye batılı askeri güçlerle pek çok kez karşı karşıya geldi.
Libya da, Suriye'de, Ege Denizinde, son zamanlarda Kıbrıs'ta.
Bu karşılaşmalarda gerçek hasım ülkeler gibi tatbikatlar yapıldı.
Silahlar gösteridi.
Açıkçası askeri ve diplomatik alanda tehdit dili kullanıldı.
Çok ama çok örnek var.
AB'nin lider ülkeleri ve halkları nolursa olsun Türkiye'nin tam üye olmasına karşı olduğunu bilmek gerekir.
Günden güne yükselen sağın etkisine giren AB'de serbest dolaşım, askeri ittifak kesinlikle kimsenin düşündüğü şey değil.
AB Türkiye'yi tamamıyla düşmanlaştırmadan, olabildiğince uzakta, ve pasif vaziyette tutabilecek kadar yakınlık arzuladığını bilmek lazım.
Bizlere göre akılcı, mantıklı olmasına rağmen Türkiye ile bir ittifak içinde olmak AB'nin karar alıcılarında, halklarında mide bulantısından başka etki yaratmıyor.
Türkiye ittifak arayışlarına devam etmekle beraber, NATO içinde kalmaya devam etmeli.
Çok da sorun ediliyorsa, onların bizi NATO'dan atmasını beklemek gerek diye düşünüyorum.
Çok beklemeye gerek kalmadan, Türkiye'nin ABD, AB ile askeri yüzleşmelerinin giderek artacağını bekliyorum.
Hazırda uyuşmazlık konusu olan çok yer var.
Bu nedenle ülkemizin seferberlik çabalarının hızlandırılmasını, gizli ya da açık değişik formüllerle ekonomik, askeri, siyasi ittifak arayışlarına devam etmesi önemlidir.
Türkiye asla bağlantısız, ya da önemli ittifakların dışında yalnız kalamaz.
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
--------------
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Savaşın muhasebesi
Savaşın muhasebesini yapanlara yönelik tepkili, yandaş, trol açıklamaları var.
Beka meselesi, diyerek bu konuların konuşulmasını önlemek, hatta vatana ihanete varan suçlamalar rahatsız edici.
Devletin ve milletin kıt kaynaklarının kullanımı sırasında, maliyet-etkinlik analizler, seçenekler arasında kıyaslamalar yapmak bir zorunluluk iken, savunma sanayiini tartışılamaz, hesap sorulamaz hale sokmak bir millî felaketin yolunu açar.
Hitlerin yenilgisinde, SSCB'nin yıkılmasında savaşın, ya da savunmanın gider muhasebesinin gözardı edilmesi önemli bir faktör olmuştur.
Her şeyin muhasebesi olur, hatta olmak zorundadır diyebiliriz.
Yaşayan her canlı varlık da, doğasında olan bir muhasebenin sonuçlarına göre yaşayabilir, ya da ölebilir.
Muhasebenin dört temel unsuru vardır.
İlk planda tıpkı bir terazi gibi, gelir-gider dengesi vardır.
İlk dengeyle paralel ve etkileşimli olarak da ikincil varlıklar-taahütler dengesi vardır.
Gelir-gider dengesi pozitifse, varlıklar artar, taahütler (borçlar)azalır.
Bu finansal varlığın büyümesini anlatır bize.
Tam tersine gelir-gider dengesi bozulursa.
Bu durumda varlıklar azalır, taahütler artar.
Bu finansal varlık küçülüyor demektir.
Dönemsel zararları varlıkları azaltarak, ya da ek taahütlerle karşılamak mümkündür.
Ancak, hiç bir finansal varlık sürekli olarak zarar etmeye dayanamaz.
Sürekli zarar sonunda varlıkları sıfırlar, taahütleri zirveye çıkarır.
Eğer bir gün, bu finansal varlığın gelirleri yalnızca borçlarının faizini ödeyebiliyorsa,
Ve sürekli olarak borçlarını yeniden yapılandırarak, yeni faiz yüklerine giriyorsa,
Ve varlıklarının, borçlarına olan oranı negatifse,
Bu FİNANSAL İFLAS demektir.
Bir FİNANSAL İFLAS borç çevirerek bir süre için gizlenebilir.
Ancak, bir gün alacaklılardan yalnızca birinin ödemesi geciktiğinde ve icra takibi başladığında, bu bir çığ etkisi yaratır.
Bu noktadan sonra FİNANSAL İFLAS, FİİLİ İFLAS haline dönüşür.
Peki muhasebenin savaş, silahlanmayla ne ilgisi var.
Evet, askeri birlikler kar etmez, sürekli gider üretir.
Bu dengesizliğin yarattığı açığın devlet tarafından sürekli olarak kapatılması gerekir.
Bu durumda tek tek her askeri varlığın en azından bir GİDER MUHASEBESİNE tabii olması mümkündür ve gereklidir.
Ölen her askerin yerine konması gereken bir kaynak olduğunu,
atılan her merminin, her mühimmatın,
zırhlı araçları, gemileri vb. yürütmek için harcanan yakıtın, yedek parçanın,
silah endüstrisinin ihtiyaç duyduğu bütün hammadde kalemlerinin,
MUHASEBESİ OLMAK ZORUNDADIR.
Bu millî kaynakların en verimli şekilde kullanılması için kaçınılmazdır.
Bir komando tugayının yıllık maliyetini devlet adamları bilmek zorundadır.
Sınır ötesi bir harekatın günlük, aylık maliyetini planlayıcılar bilmek zorundadır.
Harcanan her unsurun birim maliyetlerini bilmek zorunludur.
Tarihten örnek verirsek.
Hitlerin mega silah takıntısı, sahadaki komutanların mükemmeliyet beklentileri ile devletin kaynakları arasındaki denge sürdürülemez olmuştur.
NAZİ Almanyasının her yerinde günümüzde MEGA diyebileceğimiz ölçeklerde yatırımlar yapılmıştır.
Denizaltı sığınakları, dağların içine gömülmüş fabrikalar, gövde gösterisinden başka etkisi olmayan devasa toplar, arazide yürüyemeyen 1000 tonluk tanklar vb.
Bütün bunları üretmek için harcanmış milyon tonluk beton, demir vb.
Oysa Amerika Fordizmi keşfetmenin rahatlığıyla üretim bantları,
Modüler üretim.
Basitlik.
Yüksek kaliteli el işçiliği yerine modüler, standart üretim teknikleri.
Kullanılan ham maddenin olabildiğince az, verimli şekilde harcanması.
Sivil endüstrinin yöntemlerinin, en kısa sürede savaş endüstrisine adapte edilmesiyle nihai sonuçta çok etkili olmuştur.
ABD genel olarak gider ve maliyet muhasebesinde düşmanına göre daha çok başarılı olmuştur.
Durum şimdi de aynı.
Ucuz bir İHA ya da SİHA'yı on misli, yüz misli daha pahallı önleyici füzelerle durdurabiliyorsanız, siz savaş muhasebesinde sınıfta kalmışsınız demektir.
Uçak gemileriniz bile toplu olarak kullanılan karışık füze, iha çeşitleriyle düşük maliyetle batırılabiliyorsa ki, bu henüz olmadı, ama eli kulağında diye düşünüyorum, yine çıkmaza girmişsiniz demektir.
ABD'nin İrana karşı kullandığı akıllı mühimmat miktarının olağan üstü fazla oluşu nedeniyle ortaya çıkan tüketim, üretim kapasitesinin de üzerindedir.
Bu noktada yalnızca maliyet muhasebesi değil, üretim muhasebesi sıkıntıda demektir.
Özetle, savaşlar hesaplanır, kurmayların, karargah subaylarının görevi budur.
Karargahlarda her seviyede kendine göre bir ölçekte muhasebe yapılır.
Elbette tugay ve tümenlerin kontrol ettiği muhasebe, ile orduların, MSB'nin, Genel Kurmayın takip ettiği muhasebeler farklıdır.
Silahlı kuvvetlerde her kalemde giderlerin, tüketimlerin, harcamaların muhasebesini yapmak zorunludur.
Yapılmazsa da SSCB'nin yıkılmasına benzer şekilde, ya da NAZİ'lerin yenilmesine benzer şekilde sürdürülemez, tükenir ve teslim olursunuz.
Bu nedenle üretilen silahların maliyet-etkinlik araştırması, bunların alternatifleriyle kıyaslanması boş bir iş değildir.
Örneğin, Türkiye'nin uçak gemisi yapması ya da onun yerine daha çok muhrip yapması arasındaki etki ve maliyet analizi ciddi alınması gereken bir iştir.
DOĞRUSU, BENİM BU KONUDA ÇOK ENDİŞEM VARDIR.
Kısa vadeli politik kazanımlar için, yandaş iş adamlarının kazanmasını sağlama güdüsü, savunma harcamalarının denetlenemez, soruşturulamaz doğası nedeniyle MEGA silahlar tuzağına düştümüzü düşünüyorum.
Ülkenin kıt gelirlerinin verimsiz şekilde, akraba/yandaş zengin etme kastıyla, seçimlerde psikolojik üstünlük sağlamak amacıyla kullanıldığını düşünüyorum.
Devletin var olan SSM'lığı şirketleri dururken, yandaş/akraba şirketlerine ihaleler vermek,
onların ürünlerini satın alsın diye alıcı ülkelere hibeler yapmak,
SSM şirketlerinin know-how'ını yandaş/akraba şirketine aktarmak,
SSM şirketlerinin ürettiği özel mühimmat ve aksamları SSM şirketlerinin ürünlerinden çok daha önce yandaş/akraba iş adamının şirketine adapte etmek,
SSM müsteşarlığı şirketlerini, devletin bütün kurumlarını, bu şirketlerin reklamı, pazarlaması için kullanmak,
ortaya çıkan başarı öyküsünü sorgulamamı gerektiriyor.
Açıkçası bu devran bitip yeni dönem başladığında devr-i sabıkların YÜCE DİVANDA yargılanması, rüşvet, irtikap, zimmet, haksız zenginleşme, nüfuz suistimali, yolsuzluk, usulsüzlük ve benzeri suçlarından yargılamasını umutla bekliyorum.
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
--------------
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
TOM BARRACK, AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKARDI: VER ÇANAKKALE'Yİ, AL MONARŞİYİ
*TOM BARRACK, AĞZINDAKİ BAKLAYI ÇIKARDI: VER ÇANAKKALE'Yİ, AL MONARŞİYİ* *AKP* Antalya’da bir diplomasi forumu düzenlendi. Açılış konuşmasını Tayyip Erdoğan yaptı. Ancak Tayyip Erdoğan’ın konuşması çok gündeme gelmedi. Bunun yerine Tom Barrack’ın 25 dakikalık konuşması çok daha fazla dikkate alındı, tüm tartışmaları belirledi. Bu, /*“güçlü Türkiye”*/ denen *AKP* Türkiye’sinin içler acısı durumunun en bariz göstergesidir. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde bir *ABD* Büyükelçisi, böylesine fütursuzca sahne çalmadı. İnsanlar artık Türkiye’nin geleceğini hiçbir yönelimi ve konuşması diğerini tutmayan *RTE*’den değil Tom Barrack’tan öğrenmeye çalışıyor. Tom Barrack da hiç utanmadan durumun keyfini çıkarıyor. Antalya’da da öyle bir konuştu ki sanki Türkiye’yi o yönetiyor. Maşallah! Türkiye’nin rejiminden giriyor, Osmanlı’nın tarihinden çıkıyor. Oradan Hürmüz Boğazı’na sıçrıyor. Oradan çıkıyor Çanakkale’ye gidiyor. Demokrasileri yıkıyor. Yerine monarşiler kuruyor. Özgür Özel de bu hadsiz tavra tepki gösterdi. Tom Barrack’ın Ortadoğu’da -Türkiye’yi de dahil ederek-demokrasilerin işlemediğini, merhametli monarşilerin daha iyi olduğu yönündeki konuşmasını kınadı. Ancak Özel dahil kimse bu konuşmadaki en önemli 15 saniyeyi önemsemedi. Burada Tom Barrack açıkça Çanakkale Boğazı için /*“bizim”*/ ifadesini kullandı. 25 dakikalık konuşma canlı olarak yayınlandı. Bağlantısını da paylaşıyorum: *https://www.youtube.com/watch?v=Ap64N47bbmY* Bu videonun 3:00 ile 3:15 süreleri arasında Tom Barrack aynen şöyle diyor: “/*Şimdi, deniz hukukunun Hürmüz Boğazı’nda pek iyi işlemediği durumda,‘her ihtimale karşı’ felsefesine geçtiğimizde, elimizde Çanakkale Boğazı da var.”*/ Tom Barrack, bu ifadeleri kullanırken son derece rahat bir tavırla parmağıyla yukarı doğru gösterdi. Yani Antalya’dan Çanakkale’yi işaret etti adeta. Kimse de çıkıp Lübnan kaçkını, Epstein Adası kaçağı bu eski tebaa bozuntusuna /*“Ulan Çanakkale Boğazı bizim ülkemizin boğazı, senin değil. Sen kimsin Çanakkale Boğazımız var diyorsun?”*/ demiyor. *AKP* zaten demez çünkü onlar o kadar mutlu ki! /*“Barrack bizi çok övdü, reise olağanüstü dedi”*/ diye göbek atıyorlar. Muhalefet de ya duymuyor ya susuyor. Monarşi için bir pazarlık mı dönüyor? İlginç şeyler oluyor. İstanbul Boğazı’nda *NATO* üssü açılacağı söyleniyor. *AKP* medyasında /*“Yeni Dubai”*/ İstanbul olacak manşetleri atılıyor. Daha birkaç ay önce Papa’yı getirip, İznik’i kutsal Hıristiyanlık şehri ilan ettirdiler. Papanın İstanbul’da gezmediği kilise, ayin yapmadığı yer kalmadı. Şimdi de Tom Barrack gelmiş, adeta dalga geçiyor. *RTE* ile Netanyahu arasındaki atışmalara /*“bunlar retorik”*/ diyor. *RTE* için /*“olağanüstü lider”*/ diyor, /*“monarşik cumhuriyet”*/ gibi saçmalıklar öneriyor. Allah’ın Lübnan Katoliği! Lübnan’da bunun mahallesinde küçük bir olay çıksa, bir kaşık suda boğulmasınlar diye, Türk mutasarrıfı yanındaki bir tane değnekçiyi gönderir hizaya çekerdi hepsini. Bunların seviyesi bu. Amerika’da /*“adam”*/ olmuş, Trump’la da arkadaş. Epstein adasında her türlü haltı yemiş ve gelmiş burada da bize bizim tarihimizi öğretiyor. Osmanlı’yı bizim için yeniden kuruveriyor. Monarşiler çok iyiymiş… Demokrasi dediğiniz neymiş ki? Demokrasi adı altında bir sürü işkenceci rejim kuruluyormuş. Bakın, Körfez’de güçlü monarşiler varmış. Gayet de iyi işliyormuş. Bu bölgede böyle olurmuş. Körfezdeki monarşilerin ne kadar işe yaradığını gördük? İran iki füze fırlattı, Dubai’nin hayat kadınları da /*“iş insanları”*/ da çil yavrusu gibi dağıldı. Şimdi de /*“Körfez Emirleri”*/ Amerika ve İsrail’e yalvarıyorlar: Aman sakın ateşkes yapmayın. Biz ne yapacağız? Bizim ekonomilerimiz mahvoldu. Bu boğaz açılmayacak mı? Böyle /*“istikrarlı monarşik rejimleri”*/ elbette ister *ABD*. Erdoğan güçlü lidermiş. Neye yarıyor bunun gücü, nerede ne etki yapıyor? Hayırdır? Biz 24 senedir bunun yönetimi altındayız. Ülkede yaşam kabusa döndü. Ama bir gücü, işe yarayan bir yönü var demek ki; Tom Barrack ve Donald Trump öve öve bitiremiyor. Yandaş medya, İslamcı tayfası ise davul çalıyor: /*“Dünya lideri Tayyip Erdoğan, Antalya’ya tüm dünya liderlerini toplamış.”*/ *ABD* ise büyükelçiyi yeterli görmüş. Sömürge valisi gibi konuşuyor. Atıyor, tutuyor. Özgür Özel ise öfkeli. /*“Sen nasıl olur da Türkiye’ye demokrasiye uymaz dersin, monarşi istersin”*/ diye. Tamam çok güzel Özgür Özel. Ancak bu adam sadece monarşi gelsin demiyor ki. Aynı zamanda ne diyor? /*“Türkiye’de ulus devlete dayalı Cumhuriyet kurulması hatalıydı”*/ diyor. /*“Türk, Kürt, Arap, bir federasyon oluşturmalı, her dini yapı kendi idaresine sahip olmalı”*/ diyor. Sen buna karşı çıkıyor musun Özgür Özel? En son bıraktığımda sen de /*“Türk-Kürt-Arap”*/ diyordun. 29 Ekim kutlamalarında ağzına /*“Türk”*/ sözcüğünü bile alamadın. Sürekli /*“bu toprakların insanları”*/ demek zor oluyor herhalde, sen de en sonunda /*“Türk-Kürt-Arap”*/ saçmalığına demir attın. Tom Barrack, bu kadar pervasız ve kibirli olmakta haklı mı? Ne yazık ki öyle gibi. Tom ne zaman /*“Türk-Kürt-Arap”*/ lafını yumurtladı, *RTE* de papağan gibi /*“Türk-Kürt-Arap”*/ demeye başladı. Sonra mecliste illegal komisyon toplandı. Orada da /*“Türk-Kürt-Arap”*/ aşağı, /*“Türk-Kürt-Arap”*/ yukarı. Ve artık Özgür Özel de bütün mitinglerinde papağan gibi /*“Türk-Kürt-Arap”*/, Ekrem İmamoğlu bütün /*“Türk-Kürt-Arap”*/ diyor. Tom Barrack /*“demokrasi değil monarşi gelsin”*/ deyince karşı çıkıyorsunuz ama ulus devlet parçalasın yerine /*“Türk-Kürt-Arap”*/ gelsin deyince karşı çıkmıyorsunuz. Adam zaten bu yüzden demokrasi yerine monarşi istiyor. Demokrasinin olmadığı yerde monarşi ülkeyi nasıl yönetecek ki? Feodal bölgelere, mezhepsel yapılara, etnik baronluklara böler ülkeyi. Diyarbakır’ın baronu terörist başı Apo olur. Adıyaman’ın emiri Menzil bilmem nesi olur. İzmir’de başka kafa, Konya’da başka bir kafa. Ankara’da da /*“merhametli monark”*/, *BOP* Eşbaşkanı *RTE* oturur. İşleri tepeden halleder. Amerika ne istiyorsa verir. Seçimlere, Meclise, Anayasa’ya ne gerek var? Tom Barrack, bu yüzden demokrasi değil monarşi diyor. Ama bizim sözde muhalefet, hâlâ Tom Barrack’ın /*“Türk-Kürt-Arap”*/ söylemini papağan gibi tekrar ediyor. *AKP* medyası ise Epstein adası kaçkınları reislerini övdükçe sevinç naraları atıyor. Tom Barrack /*“Çanakkale Boğazımız var”*/ demiş, kimsenin umurunda değil. “/*RTE sağ olsun, İslam ümmeti yüzünü Türkiye’ye döndü”*/diyorlardı. /*“İstanbul Dubai olsun”*/diye çırpınıyorlar şimdi. İslam ümmetinn yeni bir pislik başkentine mi ihtiyacı vardı? Dubai’nin irini, hayat kadını, dolandırıcısı buraya aksın. Sorun değil. Papa gelir ayin yapar, yine 20-30 tane. Zaten Filistin ve İran’ın en büyük savunucusu değil mi? Evliya evliya. Hak dinine geçmiş ama söyleyemiyormuş. Palavralar hazır. Pazarlıklar tam gaz. Yeter ki *RTE*’nin /*“monarşi koltuğu”*/ hazır edilsin. Aferin be /*“İslam”*/cılar! Epstein Adası kaçkınlarından yine övgüyü kaptı reisiniz. İslam dünyasının lideri kesinlikle sizsiniz. *https://www.turksolu.com.tr/tom-barrack-agzindan-baklayi-cikardi-ver-canakkaleyi-al-monarsiyi/* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>