Millî Mücadele ve Sahte Hocalar
| Şimdiki hoca efendiler, kendini gizlemek ihtiyacı hissetmiyor. Bakınız Tayyiban lideri Ne diyor: "Benim bağlı olduğum merkez, benden Papaz elbisesi giymemi isterse, o papaz elbisesini giyer ve görevimi o şekilde yapmaya devam ederim." |
Ali Fuat Cebesoy'un bir asır önce yaşadığı bu anıyı dikkatle okumalıyız: 21 Nisan gecesi, 70-80 kadar hoca efendi, vali ve komutanın daveti üzerine Bursa Belediyesi'nin büyük salonunda toplanmıştı.
Ben de hazır bulunuyordum.
Gündüz, hoca efendilerin ekserisini ziyaret edip yardım sözü almıştım.
Kürsüye çıkarak bir kere daha vaziyeti anlattım.
Tam bir mutabakat hasıl olmuştu.
Kararlar ittifakla verilecekti.
Tam bu sırada genç bir hoca, birdenbire ayağa kalktı: "Hakikat asla sizin bildiğiniz gibi değildir!" diye bağırdı.
Sonra İstanbul'dan geldiğini, bir gün önce padişahla görüştüğünü ve millete selam getirdiğini söyleyip şunları ilave etti: "Ne padişahımız ne de hükümet esir vaziyette değildir.
Bizzat bu hakikati efendimizin ağzından işittim."
Salon birden karıştı.
Bazıları tereddütlü bir vaziyet aldı.
Yüzlerde endişe alametleri okunuyordu.
Bütün emekler boşa mı gidecekti?
Derhal yerimden fırladım: "Yerinden kıpırdayayım deme, karışmam!" diye bağırdım .
Sonra iki polis çağırtarak hocayı yakalamalarını emrettim.
Hoca, polislerin elinden kurtulmaya çalışıyordu.
Yaverim İdris'e: "Bu adamın üstünü başını arayınız." emrini verdim.
Böyle bir harekete ihtimal vermeyen hoca birden şaşırdı.
Üstünü aratmak istemedi, bağırıp çağırmaya başladı.
Hocanın iç ceplerinden çıkan birçok vesika arasında, İngiliz Yüzbaşı Bennet'ın imzasını taşıyan bir mektup da vardı.
İngilizlerin ücretli bir memuru olduğu anlaşılıyordu.
Divan-ı Harb'e verilmesini emrettim.
Sükûnet sağlanmıştı.
"İşte muhterem ulema," dedim, "sizin haklı kararlarınıza muhalefet etmek isteyen bu adam, vatanı parçalamak isteyen İngilizlerin memurudur."
Artık tereddüde mahal yoktu.
Hoca efendilerin en yaşlısı, "Hakkınız var." diyerek meseleyi ele aldı .
Hocalar birer birer gelerek kâğıdın altını imzaladılar.
İşte Millî Mücadele böyle verildi.
Düşman yalnızca üniforma giymiyordu; sarık da takmış, cübbe de giymişti.
Ceplerinde İngiliz evrakları vardı.
Şimdi durup düşünmek lazım: Bugün ortalıkta gezenlerin ceplerinde kimlerin evrakları var?
Çok iyi düşünmek lazım.
Kaynak: Ali Fuat Cebesoy, Millî Mücadele Anıları (s.355–356)
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |