24 Nisan 2026 Cuma

Amerikanın Padişahcılık sevgisi

*Amerikanın Padişahcılık sevgisi* Bir tür /*“müstemleke valisi”*/ gibi ortalıkta dolaşan Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, zırvalamaya bu kez Antalya’da devam etti ve Ortadoğu’yu kastederek /“Bunu söyleyerek yine eleştirileceğim çünkü antidemokratik ama bölgeyi incelerseniz, işe yarayan tek şeyin, güçlü //liderlik rejimleri olduğunu fark edebilirsiniz. / /Ya merhametli monarşiler(padişahlık) ya da meşruti monarşi türü yapılar... Bunun dışındaki her şey, demokrasi kisvesini giyen ülkeler başarısız olmuştur”/ dedi. *AKP*’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde ve Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda yabancı devlet ve hükümet başkanlarına hitap ederken söyledi bunları. Yüzyıllarca süren padişahlığı kaldırıp laik bir Cumhuriyet kurarak bölgedeki tüm ülkelere esin kaynağı olan Türkiye’de bunları söylemesi, büyük bir saygısızlıktır, uluslararası diplomasi kurallarına da aykırıdır! *MONARŞİYİ YIKAN CUMHURİYET DEVRİMİ’Nİ HAZMEDEMEDİLER!* Bu ülkede monarşinin yıkılması, emperyalist devletlerin vatanımızı işgali ile birlikte alevlenen Kurtuluş Savaşı sayesinde mümkün olduğundan, Barrack gibi emperyalistler, ezelden beri o muazzam halk direnişini yöneten Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet Devrimi’ne hınçla dolular. İngiliz istihbaratının 1919’un sonlarına doğru yaptığı ilk değerlendirmelerde, Mustafa Kemal ve Anadolu’da başlayan hareketi /*“devrimci ve tehlikeli bir niteliğe sahip”*/ olarak tanımladığı, İngiliz istihbarat belgelerinde Atatürk hakkında /*“Tehlikeli biri, karşıtları desteklenmeli, rakipleri bir araya getirilmeli”*/ yazdığı belgelerle ortadadır. Bu coğrafyada emperyalizme karşı direnişin tohumları Kurtuluş Savaşı’nda atılıp yeşertildi ve sömürücü devletlere hiç unutamayacakları bir tokat atıldı. Hazmedemedikleri budur! İstiyorlar ki bu ülkenin başında 1919’da olduğu gibi emperyalizmin kuklasına dönüşmüş bir /*“padişah”*/ bulunsun, onlar da dayattıkları kapitülasyonlarla halkı rahatça sömürsünler! İşgal edip her bir karışını paylaşmak istedikleri bu ülkede /*“padişah”*/ her konuda onlarla işbirliği yapsın, Ortadoğu’yu paramparça edip yönetme planlarına dahil olsun! *ÖCALAN AÇILIMINDAN BERİ NELER SÖYLEDİ BARRACK? * “/*1919’dan beri ulus devletler tarafından engelleniyoruz. Yeni bir bölgesel düzenlemenin zamanı geldi.”*/ “/*Aslında Ortadoğu diye bir şey yok, kabileler ve köyler var.”*/ “/*Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir.”*/ “/*Erdoğan’a ihtiyacı olan meşruiyeti sağlıyoruz.”*/ Niyetini her fırsatta ortaya koyan bu şahsın, Türkiye Cumhuriyeti’ne ve halkımıza karşı saygısızlığına sessiz kalınamaz. Tam da 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı’nın öncesinde monarşiyi övmesi, bu sözleri Türkiye Cumhuriyeti’nin bir resmi etkinliğinde dile getirmesi, Barrack’ın haddini fazlasıyla aştığını gösteriyor. Bu çirkin tavırlara yol açan küstahlığı, kendisini /*“Dünyanın Ağası”*/ sanıp önüne gelene tehdit savuran Trump’tan aldığı cesaretten mi geliyor bilinmez ama bu ülkede çoktan persona non grata (istenmeyen kişi) haline gelmiştir. *İSRAİL İLE NE İTTİFAKI? * Barrack’ın monarşi konusundaki zırvalarını önemsemeyen Yeni Osmanlıcılar, belki aynı toplantıda söylediği şu sözlere açıklık getirirler: /*“Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim yalnızca söylemden ibaret. İsrail, Abu Dabi ile ittifak kurduğu gibi Türkiye ile de ittifak kurabilir.”*/ Soykırımcı İsrail ile ne ittifakından söz ediliyor?! /*“Güçlü ulus devletler İsrail için bir tehdittir”*/ diyen Barrack, acaba ulus devletleri sonlandırma projesi için hayal ettiği ittifakı mı kastediyor dersiniz? Etkinlikle ilgili haberlerinde /*“Tom Barrack’ın puantiyeli çorapları dikkat çekti”*/ diye yazan yandaş medya, bu konuları es geçse de biz sormaya devam edeceğiz - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Dedikodu...

Arkadaşlar bilirsiniz, dedikoduyu hiç sevmem.
Yapanı da sevmem, yayanı da sevmem.
Kim dedikodu yapıyorsa günahı boynuna.
Eveeeet, dedikodulara göre.
Bir haftadan az bir sürede, ABD, İsrail ve yandaşları bütün gücüyle, ağır şekilde kara harekatına başlayacakmış.
Bunca zamandır yapılan yığınak, kesinlikle geri çekilmeyecek, kullanılacakmış.
Aklı selim mi? Siz onu unutun...
Çünkü ABD'yi yönetenler de, İsrail'i de yönetenler, hatta inanmayacaksınız ama Türkiye'yi de yönetenler aklı selimle alakası olmayan, devleti iman gücüyle, ilahi vaatlere, emirlere göre yönetmeye, tanzim etmeye çabalayan kadrolar.
Kim napar, nasıl yapar?
Onu anlamak için artık vileda sopalı abilerin peşini bırakın.
Eski Ahde bakın.
Ne diyormuş, nasıl olacakmış.
Orda yazıyor.
Vallahi ben söylemiyorum.
Bilen abiler söylüyor.
Bu işlerin çivisi hepten çıkacak.
Haberiniz olsun.
Haaa bu arada belki de ilk benden duydunuz.
Ya da ben de duyduysam, bi sağır sultan kalmıştır duymayan.

Saygılar 

Oraj POYRAZ 

L2fSIJNoA0xfSNxA

--------------
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Ibrahim Esen: HÜRMÜZ BOĞAZI

*Ibrahim Esen <https://www.facebook.com/ibrahim.esen.77?__cft__[0]=AZbczj8qKDgKAkeq8rDDCBTPj5loW6zSrhTU7ym2oU6no2alrqQvJ-vt45OJBWo4zqA0hZw-UDLd59Jvyz5SF-ypG_QrXnox7KST6dMC8Ruxy0qvKFepdfAvhDFYOk-8hTfYzaNOmIc8B5zxE9TDUx-KquYZ7p5JUJ1jURbAiMEFPQ&__tn__=-UC%2CP-R>: *HÜRMÜZ BOĞAZI En dar yerinde bile 33 km. bir genişliğe sahipken körfezin ve boğazın en uzun sahildar ülkesi olan İran boğazın kontrolünü tamamen eline almış.. Günümüz teknolojisinde 33 km.lik bir mesafe tabi ki kontrol ve müdahale edilebilir bir menzildir. Ancak olaya coğrafya (özellikle deniz coğrafyası), uluslararası deniz hukuku ve diğer güç etkenleri açısından bakarsak diğer sahildar ülkelerin bir tarafta bırakılarak İran’ın Hürmüz Boğazı’nda/*"tam yetkili"*/ bir role sahip olması çok dikkat çekicidir... İran’ı bu başarısından dolayı tebrik ediyor ve kendimize bakıyoruz... Altı-üstü-kenarı-köşesi tamamen bize ait olan/*"BOĞAZLAR"*/ için elimizde/*"MONTRÖ"*/ gibi bir dayanak varken her fırsatta bu haklarımız ve yetkilerimizi teslim etmeye çalışanlara, bu gerçekleri vurgulayan konunun uzmanları olan amirallere/*"zevzek"*/ diyene ve nihayetinde Atatürk’ün defettiği İngiliz ve Fransızları/*"NATO"*/ hüllesiyle boğazlara konuşlandıranlara da bir takım sıfat ve tanımlamalarımız olacaktır... Biz neyse de zaten/*"tarih"*/ bunları kaydedecektir... Efendim, (Türkiye Boğazları ile Hürmüz Boğazı arasında stratejik ve ekonomik karşılaştırma yapılmasına gerek duymadan)/*"Montrö Rusların (eski SSCB) jandarması olmak demekmiş"*/,/*"ABD zaten NATO'dan çıkacakmış"*/ gibi teorileri çok gerçekçi görmüyorum... Bununla birlikte meselenin özü kendi sınırlarımızda/*"TAM EGEMENLİKTİR"*/ - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Basın ve Sosyal Medya da Gündem 260422-1

1. Moskova’da 40 İsrailliye şok gözaltı! ’İran’ın düşmanı Rusya’nın düşmanı’ <#mozTocId596219> 2. Çocuğa cinsel saldırıdan gözaltına alınan imam serbest bırakıldı <#mozTocId702524> 3. ABD fonları, Kıbrıs’ın bölgesel güvenli liman rolü için askeri üslerini modernize etmesine yardımcı oluyor <#mozTocId685694> 4. Güney Kore’den gelen açıklama, Washington’ı kızdırdı: İstihbarat paylaşımına ‘sınırlama’ getirdi! <#mozTocId48793> 5. “Amerikan ordusunun kayıt yaşını 42’ye çekmesinin arkasında ne var?” <#mozTocId404023> 6. Kritik kurumun Türk başkanı açıkladı: Tarihteki en büyük krizle karşı karşıyayız <#mozTocId64174> 7. Özgür Özel, seçim için el yükseltti: 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir! <#mozTocId442104> 8. ABD, Estonya’ya Mühimmat Tedarikini Askıya Aldı <#mozTocId629240> 9. Morgan Sanley’den 16 milyon dolarlık kripto hamlesi <#mozTocId962234> 10. ABD’den “ölüm öpücüğü”: İsviçreli banka çöktü <#mozTocId11139> 11. Ünlü oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu ‘boykot’ davasında hakim karşısına çıktı: ’Cumhurbaşkanının da boykot çağrıları var, o zaman bu nasıl suç?' <#mozTocId246471> 12. Avrupa’da ‘WhatsApp’ devri kapanıyor! Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar… <#mozTocId198953> 13. Eski NATO Başkomutanı: "Hürmüz şu an nükleerden daha etkili" <#mozTocId239555> 14. İran-ABD Savaşı: Görüşmelerin Tıkanmasıyla Sonraki Dört Senaryo <#mozTocId647235> 15. Murathan Kale: Studied at Marmara University <#mozTocId507427> 16. 'Ülkeler şimdi hazırlık yapmalı': Önemli Atlantik okyanusu akıntısı, bilim insanlarının düşündüğünden çok daha yakın çöküşe yakın <#mozTocId358078> 17. Von der Leyen‘in Türkiye açıklaması AP’de tepki çekti: ’Büyük İsrail projesini desteklemesinin bir parçası’ <#mozTocId97627> 18. Almanya’da İsrail’in varlığını reddedenler cezalandırılabilir <#mozTocId832369> 19. ❗️ Tunceli halkı, vali ve çetesini çökerten başsavcı Ebru Cansu’nun heykelini dikmek için çalışma başlattı. <#mozTocId54418> 20. 41 yıllık eşini ‘Mallara TMSF çökecek’ diye kandırıp boşadı, başka kadınla evlendi. <#mozTocId601577> 21. Trump’tan Pentagon’a 1,5 trilyon dolarlık bütçe: Savaşa kaynak, halka kemer sıkma <#mozTocId38466> 22. Güney Kıbrıs’ta yayın yapan Simerini gazetesinde Türkiye aleyhinde çok sayıda detaylı askeri araştırma yazısı olan Dr. Yiannos Charalambides: <#mozTocId242289> 23. POLITICO: <#mozTocId525045> 24. What a deceitful nation you are! <#mozTocId611484> *======================= * *Moskova’da 40 İsrailliye şok gözaltı! ’İran’ın düşmanı Rusya’nın düşmanı’* *21.04.2026* Orta Doğu’da savaş gerginliği sürerken, Rusya’nın başkenti Moskova’ya inen yaklaşık 40 İsrailli, İran savaşına karıştıkları suçlamasıyla gözaltına alındı. İşte detaylar... Rus muhalif haber kuruluşu Mediazona’nın haberine göre Tel Aviv’den Moskova’daki Domodedovo Havalimanı’na gelen yaklaşık 40 İsrailli, İran savaşına karıştıkları gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındı. *'İRAN'IN DÜŞMANI, RUSYA'NIN DÜŞMANI'* Gözaltına alınanlardan bazılarının hem İsrail hem de Rusya vatandaşı olduğu belirtildi. Habere göre İsrailli yolcuların cep telefonları incelendi ve kendilerine/*"İran’ın Rusya’nın müttefiki, İran’ın düşmanının da Rusya’nın düşmanı"*/ olduğu, Moskova ziyaretlerinin/*"hoş karşılanmadığı"*/ söylendi. İsraillilere ayrıca yasa ihlallerine karşı/*"uyarı"*/ niteliği taşıyan belgeler imzalatıldı. İsrailli yolcular saatler süren sorgunun ardından serbest bırakıldı. *İSRAİL DOĞRULADI* İsrailli Jerusalem Post gazetesi olayın İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü tarafından doğrulandığını aktardı. Sözcü, Jerusalem Post’a yaptığı açıklamada,/*"Olay öğrenilir öğrenilmez Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Rusya Dışişleri Bakanlığı ve İsrail’in Moskova Büyükelçiliği ile birlikte bakanlık personeline harekete geçme talimatı verdi. Bu müdahalenin ardından olay çözüldü ve İsraillilerin girişi onaylandı. Ruslara bu davranışın kabul edilemez olduğu açıkça belirtildi"*/ ifadelerini kullandı. *https://www.milliyet.com.tr/dunya/son-dakika-moskovada-40-israilliye-sok-gozalti-iranin-dusmani-rusyanin-dusmani-7575109* <https://www.milliyet.com.tr/dunya/son-dakika-moskovada-40-israilliye-sok-gozalti-iranin-dusmani-rusyanin-dusmani-7575109> *======================= * *Çocuğa cinsel saldırıdan gözaltına alınan imam serbest bırakıldı* 21 Nisan 2026 Diyarbakır’da çocuğa sistematik cinsel saldırıda bulunmaktan gözaltına alınan imam Mehmet Latif Yeprem serbest bırakıldı. Kulp ilçesine bağlı Totana Mahallesinde 18 yaşındaki M.Y.ye çocuk yaşta sistematik cinsel saldırıda bulunmaktan dün gözaltına alınan imam Mehmet Latif Yeprem, polisteki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildi. Savcılıkta ifade veren Yeprem, daha sonra serbest bırakıldı. Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre Yeprem’in akrabaları M.Y. ve ailesine baskı kurarak ifadesini değiştirmesini istedi. Bunun üzerine M.Y. ifadesini değiştirmek zorunda kaldı. Öte yandan korucu olan Totana Mahallesinde imamın serbest bırakılması sonrası kutlama gerçekleştirildiği öğrenildi. Mezopotamya Ajansı’nın ulaştığı ses kaydında imam Yaprem’in, çocuğa sistematik cinsel saldırıya dair /*“Şeytana uyduk”*/ diye kendini savunduğu ortaya çıktı. *(HABER MERKEZİ)* www.yenidemokrasi36.net/cocuga-cinsel-saldiridan-gozaltina-alinan-imam-serbest-birakildi/ *======================= * *ABD fonları, Kıbrıs’ın bölgesel güvenli liman rolü için askeri üslerini modernize etmesine yardımcı oluyor* 17 Nisan’da Kıbrıs’ın Mari kentindeki Evangelos Florakis deniz üssünde planlanan yeni helikopter pisti inşaat alanında, *ABD* ve Kıbrıs bayraklarını taşıyan bir tabelanın yanında yürüyen bir Kıbrıs askeri subayı. [Petros Karadjias/*AP*] *20.04.2026* *PAFOS* – *ABD* vergi mükelleflerinin yardımıyla Kıbrıs, Ortadoğu’daki çatışmalardan kaçanlar için Doğu Akdeniz’de güvenli bir liman ve insani yardım merkezi olarak kendine biçtiği misyonunu güçlendirmek için önemli askeri tesislerini modernize ediyor. Kıbrıs’ın ana Evangelos Florakis deniz üssü, Lübnan kıyılarından sadece 229 kilometre uzaklıkta olup, *ABD* Avrupa Komutanlığı tarafından finanse edilen yeni bir helikopter pistine kavuşacak. Bu pist, çatışma bölgelerinden tahliye edilenleri havadan taşımak için büyük Chinook tipi nakliye helikopterlerini barındırabilecek. Adanın güneybatısında ise Andreas Papandreou hava üssü, bölgesel insani yardım misyonlarını desteklemek üzere personel ve ekipman getiren onlarca ağır yük askeri nakliye uçağının daha hızlı yakıt ikmali ve bakım işlemlerinin yapılabileceği yeni bir apron içerecek şekilde genişletilecek. Kıbrıs Ulusal Muhafızları sözcüsü Yarbay Paris Samoutis, kısıtlı tesislere nadir ve özel erişim sağlayan Associated Press’e bu bilgiyi verdi. *ABD*, Kıbrıs’ın insani krizlere yanıt olarak büyük ölçekli operasyonların gereksinimlerini karşılamasına yardımcı olmak için her iki üs için de daha geniş bir iyileştirme programının parçası olan bu iki projeyi finanse ediyor. Çalışmaların gelecek yıl başlaması bekleniyor. Her iki proje için de kesin finansman miktarı henüz açıklanmadı çünkü maliyet değerlendirmeleri devam ediyor. Samoutis, *ABD*'nin, yeni apronu da içerecek şekilde hava üssünün genişletilmesinin toplam maliyetini belirleyecek bir geliştirme planı için 500.000 euro (588.000 dolar) ayırdığını söyledi. *ABD* fonları Kıbrıs’ın bölgesel güvenli liman rolü için askeri üslerini geliştirmesine yardımcı oluyor Kıbrıs’ın seçkin deniz komandoları, kurbağa adamlar, 17 Nisan’da Kıbrıs’ın Mari kentindeki Evangelos Florakis deniz üssünde bir tatbikat sırasında eğitim görüyor. [Petros Karadjias/*AP*] *Kıbrıs ve ABD daha sıkı bağlar kuruyor* Böyle bir *ABD* yardımı, Kıbrıs’ın uzun süredir sürdürdüğü tarafsız diplomatik duruşunu terk edip Batı’ya net bir dönüş yaptığı on yıl öncesine kadar oldukça düşük bir olasılıktı. Kıbrıs’ın Amerikan eğitimli Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides döneminde *ABD* ile diplomatik temaslar yeni zirvelere ulaştı; *ABD*’nin dayattığı, on yıllardır süren silah ambargosu sona erdi ve yeni iş fırsatları doğdu. Christodoulides, 2023’teki seçiminden bu yana, adanın coğrafi konumunu kullanarak Avrupa Birliği liderlerine ve *ABD* yönetimlerine, ada ülkesinin çalkantılı Orta Doğu’ya Batı’nın diplomatik, ekonomik ve insani köprüsü olarak mükemmel bir konumda olduğunu vurguladı. Christodoulides Aralık ayında,/*"Vicdanlı ve sorumlu bir ortak olarak Kıbrıs, güvenilir ve güvenli bir liman olmaya devam ediyor"*/ dedi. Geçmişte, *ABD* ordusu, adanın 1960’ta sömürge yönetiminden bağımsızlığını kazanmasından sonra İngiltere’nin elinde tuttuğu Kıbrıs’taki iki İngiliz askeri üssüne güveniyordu. Üslerden biri olan *RAF* Akrotiri’deki bir uçak hangarı, 2 Mart’ta Kıbrıslı yetkililerin Lübnan’dan fırlatıldığını söylediği bir Şahed insansız hava aracı tarafından vuruldu. Kıbrıs’ın kendi tesislerinin yükseltilmesi, Washington ve Fransa gibi bölgesel çıkarları olan *AB* ortaklarına başka seçenekler sunuyor. *ABD* fonlaması, Kıbrıs’ın bölgesel güvenli liman rolü için askeri üslerini yükseltmesine yardımcı oluyor. 17 Nisan’da Kıbrıs Hava Kuvvetleri’ne ait bir helikopter, Pafos’taki bir hava üssüne park etmek için bir yerleşkeye giriyor. [Petros Karadjias/*AP*] *'Çözümün bir parçası, sorunun değil'* Nisan 2023’te Kıbrıs, krizden etkilenen Sudan’dan üçüncü ülke vatandaşlarının geri dönüşü için bir geçiş noktası haline geldi. Haziran 2025’te *ABD* ve İsrail, İran’ın nükleer tesislerine saldırdığında, İsrail’den ayrılanlar ve yurtdışında mahsur kalan İsraillilerin eve dönmesi için yine bir geçiş noktası görevi gördü. 2024 yılında ada, savaşın harap ettiği Gazze’ye binlerce ton insani yardım göndermek için Amalthea deniz koridoru olarak adlandırdığı bir sistemi aktif hale getirdi; başlangıçta doğrudan, daha sonra ise İsrail’in Aşdod limanı üzerinden. Birçok *AB* ortağı ve diğer ülkeler, vatandaşlarının olası tahliyelerine yardımcı olmak için Kıbrıs’a sivil personel, asker, helikopter ve uçak konuşlandırdı. *ABD*, 2024 yılında Lübnan’dan tahliyelere yardımcı olmak için Pafos hava üssüne bir dizi V-22 Osprey tiltrotor askeri uçağıyla birlikte bir deniz birliği konuşlandırdı. Christodoulides, Kıbrıs’ın askeri tesislerinin kullanımının insani operasyonlarla sınırlı olacağını ve saldırı amaçlı askeri eylemler için kullanılmayacağını açıkça belirtti. Samoutis, yeni helikopter pistinin yanı sıra, deniz üssünün, Kıbrıs’tan daha büyük fırkateynler gibi savaş gemilerini barındırabilecek şekilde yenilenmiş liman tesislerine sahip olacağını söyledi. *https://www.ekathimerini.com/in-depth/analysis/1301359/us-funding-helps-cyprus-upgrade-military-bases-for-its-role-as-a-regional-safe-haven/* <https://www.ekathimerini.com/in-depth/analysis/1301359/us-funding-helps-cyprus-upgrade-military-bases-for-its-role-as-a-regional-safe-haven/> *======================= * *Güney Kore’den gelen açıklama, Washington’ı kızdırdı: İstihbarat paylaşımına ‘sınırlama’ getirdi!* *21.04.2026* Güney Kore Birleşme Bakanı Chung Dong-young’un, Kuzey Kore’ye ait bir nükleer tesise dair yaptığı açıklama, Seul ve Washington arasında krize yol açtı. Yerel basına yansıyan iddialara göre *ABD* tepki olarak, uydu aracılığıyla elde edilen istihbaratın Güney Kore ile paylaşımına/*‘kısmi sınırlama’ */getirdi. *KRİZİN FİTİLİNİ ATEŞLEYEN O AÇIKLAMA* Krizin fitilini, Güney Koreli Bakan Chung Dong-young’un geçtiğimiz ay parlamentoda yaptığı açıklamalar ateşledi. Bakan Chung, Kuzey Kore’nin kuzeybatısındaki Kusong bölgesinde, nükleer silah yapımında kritik bir aşama olan uranyum zenginleştirme tesisi işlettiğinden şüphelenildiğini dile getirmişti. *Washington’dan Yetkisiz Paylaşım Tepkisi* *ABD* istihbaratından gelen hassas verilerin/*"yetkisiz bir şekilde ifşa edilmesinin"*/ Washington’u kızdırdığı öne sürüldü.İddialara göre *ABD*, daha önce rutin bir şekilde Seul’e aktardığı bazı uydu görüntüsü ve verilerin paylaşımına/*"sınırlama"*/ getirdi. Yonhap’a konuşan bir Güney Koreli askeri yetkili, kısıtlamaların/*"bu ayın başından beri"*/ devrede olduğunu söyledi ve "Kuzey Kore’nin askeri faaliyetlerine yönelik istihbarat toplama ve paylaşımı, Güney Koreli ve Amerikalı yetkililer arasında eskisi gibi normal seyretmektedir” diyerek bu durumun /*“askeri hazırlık düzeyini önemli ölçüde etkilemediğini”*/ belirtti. Ne Güney Kore ne de *ABD* makamları, istihbarat kısıtlamasının uygulandığını açıkça reddetti.*ABD*’nin ülkedeki askeri varlığı olan *ABD* Kore Kuvvetleri (*USFK*) *AFP*’ye yaptığı açıklamada, /*“medyada yer alan haberlerin farkında olduklarını”*/ ancak /*“ekleyecek bir şeyleri olmadığını”*/ bildirdi. *https://www.cnnturk.com/dunya/galeri/guney-koreden-gelen-aciklama-washingtoni-kizdirdi-istihbarat-paylasimina-sinirlama-getirdi-2419012?page=4* <https://www.cnnturk.com/dunya/galeri/guney-koreden-gelen-aciklama-washingtoni-kizdirdi-istihbarat-paylasimina-sinirlama-getirdi-2419012?page=4> ======================= “*Amerikan ordusunun kayıt yaşını 42’ye çekmesinin arkasında ne var?”* *21.04.2026* *ABD* ordusunun kayıt standartlarındaki değişikliğin son yıllarda giderek düşen asker sayısını artırmak olduğu düşünülürken, yeni düzenlemeler özellikle sosyal medyada İran savaşı ve diğer konuları gündeme getirdi. *ABD* ordusu geçen ay, son yıllardaki asker alımı zorlukları nedeniyle uygun asker adayı havuzunu genişletmek için, Amerikalıların askere alınabileceği azami yaşı /*“35’ten 42’ye yükselteceğini ”*/duyurdu. *ABD* Ordusu Yönetmeliği 601-210’un, 20 Mart tarihli güncellenmiş versiyonunda/*“, esrar bulundurma veya uyuşturucu madde kullanımına ilişkin tek bir mahkumiyeti olan kişilerin askere alınabilmek için muafiyet alma zorunluluğunun kaldırılması da”*/ dahil olmak üzere değişiklikler bildirildi. Yeni düzenleme, 20 Nisan’da yürürlüğe girdi. “/*Değişikliğin İran savaşıyla ilgisi var mı?”*/ Analistler, askere alma zorluklarını gidermenin bir yolu olarak askere alma yaşını yükseltme olasılığını yıllardır tartışıyorlar. Ordu, değişikliğin *ABD* Başkanı Donald Trump’ın daha önce/*“ kara birlikleri konuşlandırabileceğini”*/ söylediği *ABD*-İsrail İran savaşıyla bağlantılı olduğunu öne sürmese de, bazı sosyal medya kullanıcıları duyurunun zamanlamasına dikkat çekti. Çevrimiçi topluluktaki bazı kişiler, savaşın daha yaşlı destekçilerinin artık askere alınabileceği konusunda şaka yaptı. Bir X kullanıcısı, Cumhuriyetçi yorumcu /*“Ben Shapiro’nun”*/ Trump’ın İran’a saldırma kararını övdüğü bir videoya yanıt olarak, /*“Askere alma yaşını 42’ye çıkardılar. Neden hala buradasınız?”*/ dedi. “/*Neden bu değişikliğe gidildi?”*/ *ABD* ordusu artışın nedenleri hakkında yorum yapmasa da, *ABD* Ordusu Alım Komutanlığı’ndan alınan veriler, ordunun/*“ alım konusunda zorluklar yaşadığını ”*/gösteriyor. Ordu, 2025 ve 2024 yıllarında alım hedeflerinin yüzde 100’ünü karşılarken, 2023’te yaklaşık yüzde 23 ve 2022’de yüzde 25 oranında hedefini tutturamadı. Bu veriler ayrıca, ordunun son /*“altı yıldır üst üste asker alım hedeflerinin gerisinde kaldığını da ”*/gösteriyor. *ABD* Ordusu Asker Alım Komutanlığı, bu tür zorlukları /*“işgücü piyasasındaki değişiklikler, askerlik hizmeti hakkında sınırlı farkındalık ve obezite, uyuşturucu kullanımı ve akıl sağlığı sorunları gibi nedenlerle nitelikli gençlerin yetersizliği gibi”*/ sorunlara bağladı. 2018 yılında yapılan bir ankette, gençlerin askere katılmama nedenleri arasında olası yaralanma ve ölüm, travma sonrası /*“stres bozukluğu, aile ve arkadaşlardan ayrılık ve diğer kariyer ilgi alanları ”*/en önemli gerekçeler olarak gösterildi. *https://anlatilaninotesi.com.tr/20260421/amerikan-ordusunun-kayit-yasini-42ye-cekmesinin-arkasinda-ne-var-1105180197.html* <https://anlatilaninotesi.com.tr/20260421/amerikan-ordusunun-kayit-yasini-42ye-cekmesinin-arkasinda-ne-var-1105180197.html> *======================= * *Kritik kurumun Türk başkanı açıkladı: Tarihteki en büyük krizle karşı karşıyayız* Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Orta Doğu’daki saldırıların ardından enerji arzında dev kayıplar yaşandığını açıkladı. Günlük 13 milyon varil petrol ve 100 milyar metreküpe yakın doğal gaz kaybı, küresel ekonomiyi tehdit ediyor. 21 Nisan 2026 14:26 Kritik kurumun Türk başkanı açıkladı: Tarihteki en büyük krizle karşı karşıyayız Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu’daki çatışmaların yarattığı arz şokuyla sarsılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (*IEA*) Başkanı Fatih Birol, bölgede çok sayıda enerji tesisinin ağır hasar aldığını belirterek, mevcut tablonun tarihteki tüm enerji krizlerinden daha büyük bir risk oluşturduğunu vurguladı. *Enerji arzında dev kayıp* Birol’un verdiği bilgilere göre, dünya genelinde günlük yaklaşık 100 milyon varil olan petrol talebine karşılık, 13 milyon varillik arz kaybı yaşanıyor. Aynı zamanda doğal gaz tarafında da yaklaşık 100 milyar metreküplük ciddi bir düşüş söz konusu. Bu tablo, yalnızca enerji fiyatlarını değil; gübre, sülfür, helyum ve petrokimya gibi kritik sektörleri de doğrudan etkiliyor. Hasar gören tesisler ve uzun toparlanma süresi Saldırılar sonucunda Orta Doğu’da toplam 84 enerji tesisinin zarar gördüğü, bunlardan 34’ünün ise /*“ciddi ve çok ciddi”*/ hasar aldığı açıklandı. Birol, Hürmüz Boğazı tamamen açılsa bile üretimin eski seviyelere dönmesinin en az 2 yıl sürebileceğini, bazı tesislerde bu sürenin daha da uzayabileceğini ifade etti. *Tankerler beklemede, piyasa gergin* Bölgede 200’den fazla petrol tankeri ve 10 *LNG* gemisinin dolu şekilde beklediği belirtilirken, Hürmüz Boğazı’nın açılması kısa vadede rahatlama sağlayabilir. Ancak güvenlik garantisi olmadan ticaretin tam anlamıyla normale dönmesi beklenmiyor. *Petrol fiyatları ve küresel riskler* Birol’a göre önümüzdeki dönemde petrol piyasalarında ciddi dalgalanmalar yaşanacak. Yüksek fiyatlar özellikle gelişmekte olan ülkeler için büyük risk oluşturuyor. Enflasyon baskısı ve dış ticaret açığındaki artış, birçok ülkeyi borç sarmalına sürükleyebilir. *Türkiye için stratejik fırsatlar* Enerji krizinin aynı zamanda yeni fırsatlar da sunduğuna dikkat çeken Birol, Türkiye için alternatif projelerin gündeme gelebileceğini söyledi. Basra-Ceyhan hattı ve Bakü-Ceyhan boru hattının genişletilmesi, Türkiye’yi enerji taşımacılığında kritik bir merkez haline getirebilir. *Küresel koordinasyon devrede* *IEA*, *IMF* ve Dünya Bankası iş birliğiyle kurulan kriz koordinasyon grubu, özellikle gelişmekte olan ülkelere finansal ve teknik destek sağlamak için çalışmalarını hızlandırdı. Uzmanlara göre önümüzdeki süreç, sadece enerji değil, küresel ekonomik dengeler açısından da belirleyici olacak. www.dunya.com/ekonomi/kritik-kurumun-turk-baskani-acikladi-tarihteki-en-buyuk-krizle-karsi-karsiyayiz-haberi-822384 *======================= * *Özgür Özel, seçim için el yükseltti: 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir!* Partisinin *TBMM* Grup Toplantısı’nda konuşan *CHP* Genel Başkanı Özgür Özel, seçim talebini bir kez daha yineleyerek iktidara seslendi. İktidarın sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korktuğunu söyleyen Özel,/*"Korkmuyorsanız getirin seçim sandığını. Sandığı koyun millet karar versin; biz hırsız mıyız yoksa siz iftiracı mısınız"*/ ifadelerini kullandı. İktidara seslenen Özel,/*"Açıkça söylüyorum; ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı, tüm istifaları kabul edeceğinizi, seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir"*/ dedi. *21.04.2026* Özgür Özel, seçim için el yükseltti: 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir!Fotoğraf: *AA* Cumhuriyet Halk Partisi (*CHP*) Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim için iktidara bir çağrı daha yaparak/*"Açıkça söylüyorum; ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı, tüm istifaları kabul edeceğinizi, seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir"*/ dedi. Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Konuşmasına, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’da meydana gelen okul saldırılarına değinerek başlayan Özel, hayatını kaybedenler için baş sağlığı diledi. Özel,/*"Böyle saldırıların bir daha yaşanmamasını diliyorum"*/ dedi. Devamla, *ABD* Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada ‘Ortadoğu’da işe yarayan tek modelin monarşi olduğunu’ savunmasına değinen Özel, Barrack’ın/*"hadsiz"*/ açıklamalarda bulunmaya devam ettiğini söyledi. *"ONLAR TRUMP'LA, NETANYAHU İLE AYNI SAFTALAR"* Trump’ın yeni bir düzen kurma amacında olduğunu söyleyen Özel,/*"’Bu topraklarda güçlü lider monarşisi lazım’ denince susanlara söylüyorum; Aslında saflar net. Dünyada da netleşiyor. Dünyanın bütün otokratlarını bir arada tutan... Nerede onlara yarayacak model varsa birbirlerinden öğrenip, demokrasileri gerileterek, halk yerine zümreleri koyarak, halkları yoksullaştıran yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar"*/ ifadeleriin kullandı. Özel, şöyle devam etti:/*"Onlar Trump ile, Trump’ın desteklediği Netanyahu ile aynı saftalar, biz Gazze ile, Brezilya’da Lula ile İspanya’da Sanchez ile dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız."*/ Yapılacak ilk seçimlere işaret eden Özel,/*"Türkiye’ye demokrasiyi yeniden getireceğiz"*/ dedi. *"OKULLARDAKİ SALDIRILAR MÜNFERİT DEĞİL"* Konuşmasının devamında yeniden geçen hafta yaşanan okul saldırılarına değinen Özel, bunların münferit saldırılar olmadığını vurguladı. Okullardaki eğitimin kalitesi, atanmayan öğretmenler, hijyen sorunları ve güvenlik açıkları gibi pek çok başlıkta daha önce çözüm önerileri sunduklarını söyleyen Özel,/*"Eğitimle derdi olmayan, hadsiz bir bakanla muhatabız"*/ dedi. Özel,/*"Bizim yönettiğimiz hiçbir okulda velinin aklı çocuğunda kalmayacak. Bizim yönettiğimiz hiçbir okulda, dışarıdan gelenlerin okulun güvenliğini tehdit etmesi ya da akran zorbalığıyla baş edilememesi gibi ya da hijyen sorunları gibi sorunlar olmayacak. Evladını okula yollayanın aklı okulda kalmayacak. Okula giden hiçbir çocuk okulda yeni sorunlar edinerek, dertlerle, tasalarla, sorunlarla evine dönmeyecek. Bu sistem her birimizin evladını eşit, ayrımsız ve günü gelince de tam olarak ücretsiz okutacaktır"*/ diye konuştu. Ekonomik sorunlara değinen Özel, vergi adaletsizliğine dikkati çekti. İktidarın zengini, yandaşı koruduğunu söyleyen Özel, emeklilerin 20 bin lira emekli aylığıyla yaşam mücadelesi verdiğini kaydetti. Konuşması sırasında ucuz et ve ekmek kuyruklarının yer aldığı bir fotoğrafı paylaşan Özel,/*"Emeklinin düştüğü şu hale bir bakın!"*/ dedi. *"İKTİDAR MADEN İŞÇİLERİNE VERDİĞİ SÖZÜ TUTMADI"* Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde oturma eylemi ve açlık grevi başlatmalarının ardından gözaltına alınan Doruk Madencilik işçilerinden bahseden Özel, iktidarın madencilere verdiği sözleri tutmadığını söyledi. Maden işçilerinin yıllardır hak mücadelesi sürdürdüklerini kaydeden Özel,/*"Madenciler ‘açız, açıktayız, sahip çıkın’ dediler. Elinde sarı baretiyle çocuğunun ekmeğini savunan 110 madenciyi gözaltına aldılar!"*/ dedi. Partisinin maden işçilerinin yanında olduğunu vurgulayan Özel,/*"İktidarımızda hiç kimse baretini hak aramak için yere vurmak zorunda kalmayacak. Biz CHP olarak sendikalaşmaya engel olan tüm yasal düzenlemeleri işçi lehine değiştireceğiz"*/ ifadelerini kullandı. Ekim 2025’te Gebze’de çöken 7 katlı Arslan Apartmanı’na ilişkin bilirkişi raporuna değinen Özel, çökmenin metro inşaatı kaynaklı olduğunun belirlendiğini, konuyu haberleştiren gazeteci Alican Uludağ’ın ise cezaevinde olduğunu kaydetti. /*"AKP'nin kara düzeni işte bu" */ifadelerini kullanan Özel, tutuklu tüm gazetecilerin yanında olduklarını vurguladı. Siyasi rejimin hakkını arayana savaş açmış durumda olduğunu söyleyen Özel, son olarak Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in gözaltına alındığını anımsattı. Özel, iktidarın sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korktuğunu söyledi. Özel, özetle şu ifadeleri kullandı: "(Onursal Adıgüzel) Dün sorgulandı, bir iddia yok, bir kanıt yol, yalandan bir *HTS* kaydı bile yok, hiçbir şeyle ilişkilendirilmemiş.. Dinleme takip yok../*‘Sen suç örgütünün başısın’ */diyorlar. Tek suç bulamayıp, belediye çalışanlarını suç örgütü yapmışlar, bunun üzerinden Onursal’ı almaya, *CHP*’nin iktidar yürüyüşüne yeni bir çelme takmaya çalışıyorlar. Öyle bir noktadayız ki ya kötülük kazanacak ve geriye hiçbir şey kalmayacak ya da direnenler kazanacak. Ne zamanki iktidarın seçimle gideceğini gösterdik, o gün bugündür huzurumuz yok, o gün bugündür saldırı altındayız. Onlardaki asıl korku Allah korkusu yerine sandık korkusu. Her suça bulaşmışlar ama Allah’tan korkmamışlar şimdi sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korkuyorlar." *ARA SEÇİM MESAJI* Partisinin gücünü sadece milletten aldığını söyleyen Özel, seçim çağrısını da yineledi. Özel,/*"Korkmuyorsanız getirin seçim sandığını... Sandığı koyun millet karar versin; biz hırsız mıyız yoksa siz iftiracı mısınız"*/ diye konuştu. *MHP* Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ara seçime yönelik açıklamalarına tepki gösteren Özel,/*"Ara seçime karşı olmak Anayasa’ya karşı olmaktır"*/ dedi. İktidara seslenen Özel,/*"Açıkça söylüyorum; ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı, tüm istifaları kabul edeceğinizi, seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir"*/ şeklinde konuştu. *https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-secim-icin-el-yukseltti-55-milletvekilinin-istifasini-getirmeyen-namerttir-707273* <https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-secim-icin-el-yukseltti-55-milletvekilinin-istifasini-getirmeyen-namerttir-707273> *======================= * *ABD, Estonya’ya Mühimmat Tedarikini Askıya Aldı* 21 Nisan 2026 Washington, *ABD*-İsrail’in İran’a karşı savaşı nedeniyle müttefiklerine silah sevkiyatını sınırlıyor. Pazartesi günü Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, *ABD*'nin İran’a karşı savaşın sonuna kadar Estonya’ya mühimmat teslimatını durdurduğunu söyledi. Pevkur,/*"Savaş uzarsa,"*/ Estonya hükümetinin/*"daha önceki savunma tedarik kararlarını yeniden gözden geçirmesi gerekebilir"*/ uyarısında bulundu. Bu hamle, Washington’un müttefiklerine bazı silah sevkiyatlarını askıya aldığına dair bir medya haberinin ardından geldi. Estonya medya kuruluşu *ERR* Salı günü, Estonya’nın *HIMARS* sistemleri için mühimmatın en çok etkilenen konu olduğunu belirtti. *ABD* Savaş Bakanı Pete Hegseth ile yaptığı görüşmenin ardından Pevkur, /*“ABD'nin tüm giden mühimmat sevkiyatlarını durdurduğunun zaten farkındaydık”*/ dedi. Estonya bakanı, /*“Hegseth ile olan sorumuz ve görüşmemiz, mühimmat teslimatlarının yeniden başlaması için gelecekteki olasılıklar ve bu teslimatların çok uzun süre askıya alınması durumunda, ABD'den üretimle savunma kapasitesini artırmak için alternatif seçeneklerin neler olabileceğiyle ilgiliydi”*/ dedi. Pevkur, ana endişelerin *HIMARS* ve Javelin füze tedarikleriyle ilgili olduğunu vurguladı. Bu yıl ve gelecek yıl için planlanan gecikmiş teslimatların değeri on milyonlarca avroya ulaşıyor, ancak kesin rakamlar ve zaman çizelgeleri açıklanmadı. Estonya bakanı, duraklamanın /*“haftalardan ziyade aylarca”*/ süreceğini ve sevkiyatların İran çatışması sona erdikten sonra yeniden başlayacağını belirtti. Ancak, uzun süreli gecikmeler tedarik planlarının yeniden değerlendirilmesine yol açabilir. Orta Doğu’daki gerilimler, *ABD*-İsrail’in İran’a karşı savaşı sonrasında 28 Şubat’ta patlak verdi. 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta süren kırılgan *ABD*-İran ateşkesi Çarşamba akşamı sona erecek ve bu durum yeni müzakereler ve Hürmüz Boğazı’nın geleceği konusunda belirsizlik yaratacak. *https://www.telesurenglish.net/the-u-s-suspends-ammunition-supplies-to-estonia/* <https://www.telesurenglish.net/the-u-s-suspends-ammunition-supplies-to-estonia/> *======================= * *Morgan Sanley’den 16 milyon dolarlık kripto hamlesi* 21 Nisan 2026 Küresel finansın dev ismi Morgan Stanley, kripto para piyasasındaki hakimiyetini artırmak için kesenin ağzını açtı. Banka, yaklaşık 16,43 milyon dolarlık yeni bir alım yaparak Bitcoin stoklarını büyüttü. *ABD* merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, spot Bitcoin Borsa Yatırım Fonu (*ETF*) üzerinden kripto dünyasındaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Banka, son hamlesiyle portföyündeki dijital varlık miktarını stratejik bir seviyeye taşıdı. *MSBT FONUNDA 1.820 BİTCOİN BİRİKTİ* Güncel verilere göre kurum, Coinbase Prime aracılığıyla yaklaşık 16,43 milyon dolar değerinde 215 Bitcoin satın aldı. Bu son işlemle birlikte Morgan Stanley Bitcoin Trust bünyesindeki toplam varlık 1.820,6 Bitcoin’e ulaştı. Bankanın elinde tuttuğu bu dijital hazinenin toplam piyasa değeri ise yaklaşık 138,1 milyon dolar seviyesinde. *BANKACILIK DEVİNDEN BİR İLK: DÜŞÜK MALİYETLİ ETF* 8 Nisan’da piyasaya sürülen *MSBT* *ETF*, büyük bir *ABD* bankası tarafından çıkarılan ilk spot Bitcoin *ETF*’i olmasıyla finans tarihinde bir dönüm noktası olarak kaydedildi. *NYSE* Arca borsasında işlem gören fon, yatırımcıların dikkatini çeken iki ana özelliğe sahip: Düşük Gider Oranı: Yüzde 0,14’lük düşük maliyet yapısıyla rakiplerine fark atmaya çalışıyor. Hızlı Giriş: İlk işlem gününde 34 milyon dolar, ilk bir haftasında ise 100 milyon doların üzerinde net yatırım girişi sağladı. *REKABETTE ÜST SIRALARA TIRMANDI* Morgan Stanley’in fonu, BlackRock’ın *IBIT* fonu gibi devlerin henüz gerisinde olsa da; WisdomTree (*WBTC*), Invesco (*BTCO*) ve Franklin Templeton (*EZBC*) gibi rakiplerini geride bırakma sinyalleri veriyor. Banka, 16 bin finansal danışmandan oluşan devasa ağı sayesinde, müşterilerine doğrudan kripto saklama zahmetine girmeden/*"düzenlenmiş"*/ bir yatırım imkanı sunuyor. *https://halktv.com.tr/ekonomi/morgan-sanleyden-16-milyon-dolarlik-kripto-hamlesi-1023891h* <https://halktv.com.tr/ekonomi/morgan-sanleyden-16-milyon-dolarlik-kripto-hamlesi-1023891h> *======================= * *ABD’den “ölüm öpücüğü”: İsviçreli banka çöktü* 21 Nisan 2026 *ABD*’nin yaptırım bağlantılı işlemler gerekçesiyle kara listeye aldığı İsviçreli banka, Washington’un /*“Section 311”*/ hamlesi sonrası sistem dışına itildi. Uzun incelemelere rağmen ayakta kalan banka tasfiye sürecine girdi. *ABD*’nin yaptırım kapsamındaki kişi ve kuruluşlarla işlem yaptığı gerekçesiyle kara listeye aldığı İsviçre merkezli ticaret bankası *MB*aer, iflas sürecine sürüklendi. Financial Times’ta yayımlanan /*“Ölüm öpücüğü: ABD, İsviçreli bir ticaret bankasının sonunu nasıl getirdi?”*/ başlıklı haberde, bankanın kuruluşundan tasfiyeye uzanan süreci detaylı şekilde ele alındı. İsviçre’de uzun süre denetimlere rağmen faaliyetlerini sürdüren *MB*aer’in kaderi, Washington’un müdahalesiyle değişti. Bankanın kurucusu Michael Bär, köklü bir bankacılık geçmişinden geliyor. Julius Baer ailesine mensup olan Bär, İsviçre özel bankacılığının gizlilik ve güven temelli altın döneminde yetişti. Ancak bu sistem, yalnızca varlıklı müşterileri değil, denetimden kaçmak isteyen bazı riskli aktörleri de cezbediyordu. *2018’de kuruldu, 2026’da tasfiye sürecine girdi* Bär’ın 2018’de hayata geçirdiği *MB*aer, *ABD*’nin vergi kaçakçılığı ve yaptırım ihlallerine karşı baskıyı artırdığı dönemde daha sıkı kurallara yönelen geleneksel bankalara alternatif olarak konumlandı. Ancak kısa sürede bankanın faaliyetleri tartışma konusu haline geldi. *ABD* Hazine Bakanlığı’nın şubat ayında /*“Section 311”*/ yetkisini devreye alması, bankanın sonunu getiren gelişme oldu. Bu uygulama, /*“birincil kara para aklama endişesi”*/ taşıyan finans kuruluşlarının Amerikan finans sisteminden dışlanmasını sağlıyor. Uzmanlara göre bu adım, bankalar açısından fiilen /*“oyun sonu”*/ anlamına geliyor. *ABD’den ağır suçlamalar* Washington yönetimi, *MB*aer’in yaptırım altındaki bazı ekonomilerle bağlantılı fonlar için kanal görevi gördüğünü öne sürdü. *ABD* Hazine Bakanı Scott Bessent, bankanın İran ve Rusya bağlantılı yasa dışı aktörler adına yüz milyonlarca doları *ABD* finans sistemi üzerinden dolaşıma soktuğunu ifade etti. *ABD* Hazine Bakanlığı’na bağlı Financial Crimes Enforcement Network (Fin*CEN*) ise bankayı, yasa dışı aktörlerin dolar erişiminde kritik bir geçit olarak nitelendirdi. Raporda Rusya, Venezuela ve İran bağlantılı işlemler örnek gösterildi; yaptırımları aşmaya yönelik ağlar, karmaşık şirket yapıları ve sınır ötesi transferler detaylandırıldı. *İsviçre makamları tartışma altında* İsviçre finansal düzenleyicisi *FINMA*, uzun süren incelemelerin ardından bankanın lisansını iptal ederek tasfiye sürecini başlattı. Ancak hukuki itirazlar nedeniyle süreç uzarken, bankayı fiilen iş yapamaz hale getiren gelişme *ABD*’nin hamlesi oldu. Eleştirmenler, İsviçre makamlarının riskleri zamanında ve yeterince sert şekilde yönetip yönetmediğini sorguluyor. Bankacılık çevrelerinde *MB*aer’in müşteri profiline ilişkin şüphelerin uzun süredir bilindiği ifade ediliyor. Riskli müşteri stratejisi dikkat çekti *MB*aer, büyük bankaların yaptırımlı veya karmaşık müşteri gruplarından uzaklaştığı dönemde daha esnek ancak daha riskli bir model benimsedi. Banka, sıkı inceleme süreçleri uyguladığını savunsa da, Fin*CEN*’e göre iç uyum ekiplerinin uyarılarına rağmen yüksek riskli müşteri kabulü sürdü. Finma’nın raporunda ise yönetişim, kontrol mekanizmaları ve kayıt tutma süreçlerinde ciddi eksiklikler bulunduğu; kara para aklamayla mücadele yükümlülüklerinin defalarca ihlal edildiği vurgulandı. *Son darbeyi Washington vurdu* İsviçre’de yıllarca süren incelemelere rağmen ayakta kalan banka, *ABD*’nin Section 311 hamlesi sonrası finansal sistemden dışlandı. Bu yetkinin ilk kez bir İsviçre bankasına karşı kullanılması dikkat çekti. Uzmanlara göre bu süreç, küresel finans sisteminde *ABD*’nin belirleyici gücünü bir kez daha ortaya koyarken, İsviçre’nin finansal denetim yaklaşımına yönelik tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Tasfiye sürecine giren bankada müşteri ödemeleri de aksadı. İsviçre bankalar arası ödeme sisteminden çıkarılan *MB*aer’in, mevcut durumda fon iadesi gerçekleştiremediği bildirildi. Bankanın Zürih’teki merkezinde ise faaliyetlerin büyük ölçüde durma noktasına geldiği ifade ediliyor. *https://www.finansingundemi.com/haber/abdden-olum-opucugu-isvicreli-banka-coktu/1892096* <https://www.finansingundemi.com/haber/abdden-olum-opucugu-isvicreli-banka-coktu/1892096> *======================= * *Ünlü oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu ‘boykot’ davasında hakim karşısına çıktı: ’Cumhurbaşkanının da boykot çağrıları var, o zaman bu nasıl suç?'* "Boykot çağrısı” soruşturmasında, aralarında oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu’nun da bulunduğu 21 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görüldü. Duruşmada savunma yapan Üzümoğlu, /*“Paylaşımlarımın suç olduğunu düşünmüyorum. Cumhurbaşkanının da aynı şekilde boykot çağrıları bulunuyor. O zaman bu nasıl suç olabilir?”*/ ifadelerini kullandı. *21.04.2026* Ünlü oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu/*‘boykot’ */davasında hakim karşısına çıktı: ’Cumhurbaşkanının da boykot çağrıları var, o zaman bu nasıl suç?' Aralarında oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu ile sosyal medya fenomenlerinin de olduğu 21 sanık hakkında/*"kişiler arasında ayrımcılık yaparak bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleme"*/ ve/*"basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme"*/ suçlarından 7’şer yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görüldü. Duruşma, salondaki kapasite yetersizliği gerekçesiyle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda yapıldı. *https://geo.dailymotion.com/player/x18hb2.html?video=xa67eu8* <https://geo.dailymotion.com/player/x18hb2.html?video=xa67eu8> “*CUMHURBAŞKANININ DA AYNI ŞEKİLDE BOYKOT ÇAĞRILARI BULUNUYOR, O ZAMAN BU NASIL SUÇ OLABİLİR?”* Duruşmada iddianamedeki suçlamalara karşı savunma yapan oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu, /*“Yaşanan ihlallerde ben de tanık ve mağdur oldum. Paylaşımlarımın da suç olduğunu düşünmüyorum. Cumhurbaşkanının da aynı şekilde boykot çağrıları bulunuyor. O zaman bu nasıl suç olabilir? Suçsuzum beraatimi talep ediyorum”*/ dedi. Çoğu kadın, saçlarının incelmesinin gerçek nedenini görmezden gelirHair Care Journal Üzümoğlu, Hakimin, /*“‘Teşkilat dizisinin setini basalım’ şeklinde ifadeleriniz var.*//*‘Basalım’ *//*derken kastınız neydi?”*/ sorusuna ise şu yanıtı verdi: “‘/*Basalım’dan kastımız meslektaşımızın yaşadığı mağduriyeti dile getirmektedir. Oradaki ifade daha çok argo bir ifade. Sendikal haklarımız kapsamında dizinin setine gitmeyi düşündük ama bunu gerçekleştirmedik. Amacımız arkadaşımızın yanında olmaktı. Çekimlerin engellenmesi düşüncemiz yoktu. Bu bir paylaşım değildi, gönderilen mesajdı. Fikri ben öne sürdüm ancak kararlar sendika olarak alınır. Faaliyete geçilmedi.”*/ “*BOYKOT YAPMAK VE BOYKOT ÇAĞRISI YAPMAK SUÇ DEĞİLDİR”* Dosyada yargılananlar arasında bulunan sosyal medyada /*“Basel”*/ olarak bilinen Bekir Aslan ise savunmasında, /*“Boykot yapmak ve boykot çağrısı yapmak suç değildir. İddianamede görüleceği üzere benim alıntıladığım tweetlerden bazıları direkt Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beyanlarıdır”*/ ifadelerini kullandı. *DURUŞMA ERTELENDİ, DİNLENMEYEN SANIKLAR DİNLENECEK* Mahkeme ara kararında; avukatların tefrik taleplerinin ve kötü muamele iddiaları üzerine polisler hakkında suç duyurusunda bulunulmasının reddine, duruşmaya katılmayan ve mazeret sunmayan sanıklar hakkında zorla getirme kararı çıkarılmasına, Cem Yiğit Üzümoğlu’nun telefonunun iadesine karar verdi. Duruşma 17 Haziran saat 10.00’a ertelendi. *https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/unlu-oyuncu-cem-yigit-uzumoglu-boykot-davasinda-hakim-karsisina-cikti-cumhurbaskaninin-da-boykot-cagrilari-var-o-zaman-bu-nasil-suc-2497146* <https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/unlu-oyuncu-cem-yigit-uzumoglu-boykot-davasinda-hakim-karsisina-cikti-cumhurbaskaninin-da-boykot-cagrilari-var-o-zaman-bu-nasil-suc-2497146> *======================= * *Avrupa’da ‘WhatsApp’ devri kapanıyor! Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar…* *21.04.2026* Avrupa ülkeleri/*‘kamuda’ */dijital dönüşüm içerisinde. Fransa, Almanya ve Hollanda’nın da dahil olduğu ülkeler, WhatsApp ve Signal gibi *ABD* merkezli popüler uygulamaları kamu görevlilerinin telefonlarında devre dışı bırakmaya başladı. Bunun yerini ise yerel mesajlaşma uygulamaları alıyor. İşte detaylar… Avrupa’da kamu görevlilerinin günlük dijital iletişim alışkanlıkları köklü bir değişimin eşiğinde. Avrupa’da/*‘WhatsApp’ */devri kapanıyor Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar… Politico’nun haberine göre Meta çatısı altındaki WhatsApp ve *ABD* merkezli Signal uygulamalarına kamuda sınırlama getirip, birer birer veda etmeye başlayan Avrupa, verilerinin kontrolünü tamamen kendi eline almayı amaçlıyor. Avrupa’da/*‘WhatsApp’ */devri kapanıyor Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar… Fransa, Almanya, Polonya, Hollanda, Lüksemburg ve Belçika’daki hükümetler, bu popüler şifreli uygulamaları bırakarak, kendi geliştirdiği kurum içi mesajlaşma hizmetlerini devreye almaya başladı. *NATO*’nun da kendi mesajlaşma altyapısı bulunurken, Avrupa Komisyonu’nun yıl sonuna kadar benzer bir geçişi tamamlamayı planladığı belirtiliyor. Avrupa’da/*‘WhatsApp’ */devri kapanıyor Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar… Bu yönelim, Avrupa’nın Amerikan teknolojisine alternatif arayışının bir parçası olarak görülüyor. Hükümetler, popüler mesajlaşma uygulamalarının hassas veri paylaşımı açısından taşıdığı risklere giderek daha fazla dikkat çekiyor. *https://www.cnnturk.com/dunya/galeri/avrupada-whatsapp-devri-kapaniyor-kamu-calisanlari-icin-dijital-donusum-birer-birer-birakiyorlar-2419095?page=4* <https://www.cnnturk.com/dunya/galeri/avrupada-whatsapp-devri-kapaniyor-kamu-calisanlari-icin-dijital-donusum-birer-birer-birakiyorlar-2419095?page=4> ======================= *Eski NATO Başkomutanı: "Hürmüz şu an nükleerden daha etkili"* *21.04.2026* Eski *NATO* Başkomutanı Wesley Clark, Hürmüz Boğazı’nın İran için nükleer silahtan daha etkili bir stratejik araç haline geldiğini belirtti. *ABD*’nin boğazı askeri güçle açmasının son derece zor olduğunu ifade eden Clark, bölgedeki askeri seçeneklerin sınırlı ve riskli olduğunu vurguladı. Ayrıca ateşkesin uzatılma ihtimalini yüksek görürken, sürecin karmaşık ve kırılgan olduğuna dikkat çekti. *CNN* International’a konuşan *ABD*’li emekli general ve eski *NATO* Başkomutanı Wesley Clark, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejisinin giderek daha kritik hale geldiğini söyledi. Clark, Hürmüz Boğazı’nın İran için artık nükleer silahlardan bile daha etkili bir stratejik araç haline dönüştüğünü ifade etti. *Eski NATO Başkomutanı: Hürmüz şu an nükleerden daha etkili* Clark, *ABD*’nin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmasının sanıldığı kadar kolay olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “/*İranlılar artık ellerinde nükleer silahtan daha kullanışlı, gerçek bir stratejik varlık olduğunu biliyorlar ve bunu kullandılar. Üstelik bizim buna bir cevabımız olduğuna da inanmıyorlar. Hürmüz Boğazı’nı güç kullanarak açmak tamamen farklı bir mesele; bu çok, çok daha zor bir problem. Bunu yapacak gerçek bir askeri seçeneğimiz var mı, bilemiyorum. Biz hareket ederken filomuzu gerçek zamanlı olarak izleyebiliyorlar. Eğer oraya girersek bu gerçek bir‘it dalaşı’ olur. Bu iş, sadece birkaç muhribi silahlarını doğrultmuş halde oradan geçirmekten ya da bir mayın tarama gemisi göndermekten çok daha fazlası. Bu, 1980’lerin sonu değil. Bu,‘Tanker Savaşı’ değil.”*/ Ateşkes sürecine de değinen Clark, uzatma ihtimalini yüksek gördüğünü ancak tehditlerin masada kalmaya devam ettiğini belirtti. *ABD* Başkanı Donald Trump’ın /*“anlaşma olmazsa her şeyi yıkarız”*/ şeklindeki söyleminin, sürecin üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti. *Eski NATO Başkomutanı: Hürmüz şu an nükleerden daha etkili* Müzakerelerin zorluğuna dikkat çeken Clark, şu ifadeleri kullandı: “/*Bu gerçekten çok karmaşık bir müzakere. Sorun şu ki; bunu İslamabad’da birkaç el sıkışma ve sahada geçirilen dört saatle çözemezsiniz. Eğer bu şekilde çözemiyorsanız, sanırım süreyi uzatacaksınız. Biz başından beri bunun uzamasını istemediğimizi söylemiştik. Sert bir son tarih belirlemek ve İran’ı masaya gelmeye zorlamak istedik; çünkü bu işi sakız gibi uzatmanın bizim değil, onların çıkarına olduğuna inanıyoruz. Çünkü bizim zamanımızın onlardan daha kısıtlı olduğunu düşünüyorlar.”*/ *https://www.cnnturk.com/video/dunya/eski-nato-baskomutani-hurmuz-su-an-nukleerden-daha-etkili-2419164* <https://www.cnnturk.com/video/dunya/eski-nato-baskomutani-hurmuz-su-an-nukleerden-daha-etkili-2419164> ======================= *İran-ABD Savaşı: Görüşmelerin Tıkanmasıyla Sonraki Dört Senaryo* Analistler, sona eren ateşkes ile olası bir anlaşma arasında savaşın nasıl ilerleyebileceğine dair çeşitli yollar bulunduğunu söylüyor. Yashraj Sharma 21 Nisan 2026 *ABD*Başkan Yardımcısı *JD*Vance’in, İran ile savaşı sona erdirmeyi amaçlayan görüşmeler için Salı günü İslamabad’da bir *ABD*müzakerecileri ekibine başkanlık etmesi planlanıyor; ancak Tahran bu son müzakere turuna katılımını henüz teyit etmedi. Bu arada, son iki gündeki gerilim artışı nedeniyle, kırılgan iki haftalık ateşkesin Çarşamba günü sona ermesi bekleniyor ve uzatılıp uzatılmayacağı konusunda netlik yok. 11 Nisan’da İslamabad’da yapılan *ABD*-İran görüşmelerinin ilk turu bir atılım olmadan sona erdi. O zamandan beri *ABD*, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan İran bağlantılı tüm gemilere deniz ablukası uyguladı. İran, hayati önem taşıyan bu nakliye yolundan geçmeye çalışan gemilere ateş açtı. Pazartesi sabahı erken saatlerde *ABD*, dar su yolundan geçmeye çalışan bir İran gemisine ateş açtı ve ardından gemiyi ele geçirdi. Tahran, geminin ele geçirilmesini/*"korsanlık"*/olarak nitelendirdi ve misilleme tehdidinde bulundu. Tehditlerin gölgesinde görüşmelere katılmayı reddetti. Trump, İran’ın *ABD*şartlarında bir anlaşmayı kabul etmemesi durumunda *ABD*ordusuna İran’daki tüm köprüleri ve enerji santrallerini havaya uçurma emri vereceği uyarısını yineledi. Görüşmelerin ve ateşkesin geleceği konusundaki bu belirsizlik ortamında, her iki taraftan da son gelişmeleri ve önümüzdeki birkaç gün içinde yaşanabilecek dört olası senaryoyu ele alıyoruz: *Her iki taraftan da son durum nedir?* Hem *ABD*hem de İran, ateşkesin önümüzdeki saatlerde sona ermesi beklenirken karşılıklı tehditlerde bulunuyor. *ABD*Başkanı Donald Trump tarafından 7 Nisan’da ilan edilen iki haftalık ateşkesin, Salı günü Washington *DC*saatiyle 20:00’de (*GMT*gece yarısı, Tahran’da 03:30 ve İslamabad’da Çarşamba 05:00) sona ermesi bekleniyor. Ancak Trump, son açıklamalarında son tarihi bir gün geriye çektiğini ima etti. İslamabad çok günlük görüşmelere ev sahipliği yapmak için hazırlıklarına devam ederken, İranlı yetkililerden görüşmelere katılıp katılmayacaklarına dair henüz bir teyit gelmedi. *ABD*Başkanı, İran’ın müzakere edeceğinden veya/*"daha önce hiç görmedikleri sorunlarla karşılaşacaklarından"*/emin olduğunu söyledi. Trump, Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, *ABD*heyetinin Salı günü İslamabad’ı ziyaret etmeyi planladığını doğruladı. İran’ı Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere ateş açarak ateşkesi ihlal etmekle suçlayan Trump, şunları ekledi: "Çok adil ve makul bir *ANLAŞMA*sunuyoruz ve umarım kabul ederler çünkü kabul etmezlerse, Amerika Birleşik Devletleri İran’daki her bir enerji santralini ve her bir köprüyü yıkacak. *ARTIK İYİ ADAM YOK!"* Bu arada İran, tehditlerin gölgesinde müzakere olmayacağını belirtti. İran parlamentosunun Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Muhammed Rıza Mohseni Sani, *ABD*ile görüşmelerin geleceğine dair şüphelerini daha da artırdı. İran‘ın Mehr haber ajansının aktardığı açıklamalarda,/*"mevcut durumda müzakerelerin kabul edilemez olduğunu"*/söyleyen Sani, ABD’yi/*"aşırı talepkar"*/olmakla ve iç çıkarları için gizli amaçlar peşinde koşmakla suçladı." Mevcut koşullar, son saldırganlıklar ve *ABD*ile önceki müzakerelerdeki geçmişimiz göz önüne alındığında, Allah’ın izniyle, bir sonraki görüşme turu masadan kalkmış durumda," dedi. Uluslararası Kriz Grubu düşünce kuruluşunun İran proje direktörü Ali Vaez, Al Jazeera‘ye verdiği demeçte, ikinci tur görüşmelerin önündeki en önemli engelin/*"ABD’nin diplomasiyi inandırıcı kılmak için baskıyı yeterince azaltmaya istekli olup olmadığı ve İran’ın görüşmeleri canlı tutmak için nüfuzunu yeterince azaltmaya istekli olup olmadığı"*/olduğunu söyledi. *Senaryo 1: Görüşmeler gerçekleşir ve geçici bir anlaşmaya varılır Al Jazeera’ye konuşan arabuluculuk çabalarına yakın kaynaklara göre, Pakistan, ABD ve İran’ı birkaç gün sürecek müzakereler konusunda anlaşmaya varmaya ikna etmeyi hedefliyor.* *ABD*adına, Vance’e Trump’ın elçisi ve emlak geliştiricisi Steve Witkoff ile Trump’ın damadı Jared Kushner’in de katılması bekleniyor; bu ekip, ilk tur görüşmelere katılan aynı ekip. İranlılar gelirse, Parlamento Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf’ın yine heyete başkanlık etmesi bekleniyor; heyette ayrıca Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi de yer alacak. İslamabad’daki arabulucular, nihai bir anlaşmaya varmak ve ateşkesi uzatmak için zaman kazanmak amacıyla *ABD*ve İran arasında bir/*"mutabakat zaptı"*/na ulaşmayı hedefliyor. Vaez, "Başarı nihai bir anlaşma olmaz. Görüşmeleri uzatan, ateşkesi istikrara kavuşturan ve nükleer adımlar karşılığında yaptırımların hafifletilmesi için bir çerçeve oluşturan geçici bir anlayış olur" dedi. Ancak, Tahran’ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, İran’a uygulanan yaptırımlar ve dondurulmuş varlıkları da dahil olmak üzere, her iki tarafın talepleri ve beklentileri arasında göze çarpan farklılıklar bulunmaktadır. Chatham House düşünce kuruluşunun Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı’nda yardımcı araştırmacı olan Aniseh Bassiri Tabrizi,/*"İki taraf da tutumlarını değiştirmezse, İslamabad’da bir anlaşma olamaz"*/dedi. *Senaryo 2: Görüşmeler bir atılım olmadan sona eriyor* Ah, ama ateşkesin uzatılmasıyla... Görüşmelerde anlamlı bir ilerleme kaydedilebilmesi için,/*"şu anda bir anlaşmaya varmak için çok büyük bir uçurum var, bu yüzden her iki tarafın da uzlaşması gerekiyor,"*/dedi Tebrizi El Cezire’ye. /*"Bu durum değişmedikçe, bir anlaşma görmemiz pek olası değil," */diye ekledi. Trump, son günlerde İran’ın tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması ve mevcut zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmesi konusundaki ısrarını ikiye katladı. İran bu talepleri reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bağhayi Pazartesi günü,/*"ABD tecrübelerinden ders almıyor,"*/dedi." Ve bu asla iyi sonuçlara yol açmayacak." Yine de Tebrizi, ikinci tur görüşmelerde bir atılım olmasa bile, iki tarafın/*"bir tür geçici ateşkes uzatması"*/konusunda anlaşabileceğini ve bunun diplomasiye bir şans daha vereceğini söyledi. *Senaryo 3: Görüşme yok ama ateşkes uzatılıyor* *Trump, Pazartesi günü Bloomberg News’e verdiği demeçte, ateşkesin*/*"Washington saatiyle Çarşamba akşamı"*/*sona erdiğini düşündüğünü ve bir anlaşmaya varılamaması durumunda ateşkesi uzatmasının*/*"son derece düşük bir ihtimal"*/*olduğunu söyledi.* Yine de, analistler, İran İslamabad’daki görüşmelere katılmayı reddetse bile, Trump’ın Truth Social platformunda ateşkesi uzatan son dakika bir paylaşımının şaşırtıcı olmayacağını söyledi. Vaez,/*"Bu, kalıcı bir ateşkes değil, kırılgan bir ara olurdu"*/dedi." Deniz baskısı ve karşılıklı suçlamalar devam ettiği sürece, yanlış hesaplama riski çok yüksek kalır." /*"Diplomatik bir çerçeve olmadan, bu istikrar inşa etmek değil, zaman kazanmak olurdu" */diye ekledi. Tabrizi de aynı fikirdeydi. Ancak savaşın *ABD*-İran denklemini temelden değiştirdiğini söyledi. Tabrizi,/*"Başkan Trump, ele aldıkları rakamların farklı olması nedeniyle rejim değişikliğinin gerçekleştiğini savunuyor"*/dedi. “/*İran muhtemelen ABD'yi, çatışmalar başlamadan önceki gibi varoluşsal bir tehdit olarak görmüyor.”*/ >>Senaryo 4: Görüşmeler başarısız olur ve ateşkes sona erer Trump’ın anlaşma sağlanamaması durumunda İran’ı bombalamaya yeniden başlama tehditleri, dördüncü bir senaryoyu da ortaya çıkarıyor: Eğer İranlı müzakereciler görüşmeler için İslamabad’a gelmezlerse, bu tehdit test edilecek. Trump, Pazartesi günü *PBS*News’e ateşkesin sona ermesi durumunda ne olacağı sorulduğunda, /*“O zaman bir sürü bomba patlamaya başlar”*/dedi. Trump, İran’ın görüşmeler için /*“orada olması gerektiğini”*/ de ekledi. “Orada olup olmadıklarını göreceğiz. Orada değillerse de sorun değil” dedi. Ghalibaf Salı günü, Trump’ın /*“kendi hayalinde bu müzakere masasını bir teslimiyet masasına dönüştürmeye veya yeniden savaş kışkırtıcılığını haklı çıkarmaya çalıştığını”*/söyledi. /*"Savaş alanında yeni kozlarımızı ortaya çıkarmaya hazırlandık," */diye ekledi ve Tahran’ın çatışmaların yeniden başlamasına askeri olarak hazır olduğunu ima etti. Ancak ateşkes çökerse,/*"bir sonraki tur çok hızlı bir şekilde çok çirkin bir hal alabilir,"*/diye uyardı Vaez." *ABD* muhtemelen İran’daki kritik altyapıyı hedef alacak ve bu da bölgenin geri kalanını ateşe verecektir." *https://www.aljazeera.com/news/2026/4/21/iran-us-war-four-scenarios-for-whats-next-as-talks-stumble* <https://www.aljazeera.com/news/2026/4/21/iran-us-war-four-scenarios-for-whats-next-as-talks-stumble> ======================= Nancy Grace, 11 bilim insanının ölümü ve kaybolmasında endişe verici bir/*"örüntü"*/konusunda uyarıda bulunuyor 2022’den bu yana en az 11 ulusal güvenlik izni olan bilim insanı öldü veya kayboldu Taylor Penley 21 Nisan 2026 Nancy Grace, bilim insanı ölümleri serisinin ardından alarm veriyor Nancy Grace, 2022’den bu yana ölen veya kaybolan nükleer ve uzay bağlantılı 11 Amerikalı bilim insanının endişe verici örüntüsünü ele alıyor. Grace, otopsi yapılmaması ve bilim insanları arasındaki ortak bağlantılar (örneğin yerçekimsiz itme araştırmaları) gibi şüpheli durumları vurguluyor. Nancy Grace, 11 bilim insanının ölümü ve kaybolmasında endişe verici bir/*"örüntü"*/olarak adlandırdığı durum konusunda alarm veriyor ve ortak ulusal güvenlik çalışmaları, eksik otopsiler ve açıklanamayan benzerliklere işaret ediyor. Grace, Pazartesi günü/*"Hannity"*/programına katıldığı sırada,/*"Bu bilim insanlarının -hepsinin mümkün olan en yüksek güvenlik iznine ve ulusal güvenlik yetkisine sahip olduğu- edindikleri ve uyguladıkları bilgiye ulaşmak ve bunu hayata geçirmek için küresel bir yarış ve rekabet vardı"*/dedi. Grace, vakaların birçoğunun, hassas araştırmalarla bağlantılar ve bazı durumlarda *ABD*Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı ile bağlantılar da dahil olmak üzere çarpıcı örtüşmeler paylaştığını savundu. Bazı bilim insanlarının ısıya dayanıklı malzemelerden itici sistemlere kadar uzanan gelişmiş teknolojiler üzerinde çalıştığını söyledi. >>*FOX**NEWS**GERÇEK**SUÇ**HABER**BÜLTENİ*:/**//*‘AŞIKLAR YOLU’ */*ÇIĞIR**AÇAN**GELİŞME*, *GILGO**PLAJI**ŞÜPHELİSİNİN**İTİRAFI*, *JIMMY**GRACEY*'*NİN**KARARI* Ölüm veya kayıp raporlarıyla bağlantılı üç bilim insanının birleşik görüntüsü Jason Thomas (solda), Melissa Casias ve Frank Maiwald, ölümleri veya kayıpları yetkililer tarafından incelenirken mercek altına alınan bilim insanları arasında yer alıyor. (Fox News: Sierra Casias: Legacy.com) /*"Bağlantılar var ve biz ceza hukukunda bunu arıyoruz," */dedi. "Bir seri suçluyla karşılaştığımda - seri katil, tecavüzcü, çocuk tacizcisi, kundakçı, ne derseniz deyin - bir bağlantı ararım." Grace ayrıca soruşturmadaki boşluklar konusunda da endişelerini dile getirerek, bazı ölümlerin hiçbir zaman tam olarak otopsi edilmediğini veya bulguların kamuoyuna açıklanmadığını belirtti. >>*YENİ**İNGİLTERE*'*DEKİ**SERİ**KATİL*, 3 *EYALETTE**BULUNAN**KALINTILARIN**ARDINDAN*>>'*İNCELEME**VE**SORUŞTURMA*'*YI**HAK**ETTİĞİNDEN**KORKUYOR*: *UZMAN* Nancy Grace, 13 Mart’ta Austin, Teksas’taki Assembly Hall’da düzenlenen Variety Gerçek Suç Zirvesi’nde sahnede konuşuyor. (Julia Beverly/Getty Images) /*"Bu kişilerin birçoğuna ya hiç otopsi yapılmadı ya da otopsi sonuçları açıklanmadı. Bu konuda bir sorunum var," */dedi. "Ve birçoğu en son kendi evlerinden ayrılırken görüldü ve bir daha asla görülmedi; hepsi telefonlarını, cüzdanlarını, anahtarlarını ve arabalarını geride bıraktı. Kim telefonu olmadan bir yere gider ki? Anlamıyorum." Grace’in endişeleri, son yıllarda birçok yüksek profilli bilim insanının kaybolması ve ölümüyle ilgili süregelen soruların ardından geliyor ve bu durum Temsilciler Meclisi üyelerini cevaplar aramaya itiyor. 2022‘den beri en az 11 kişi ya öldü ya da kayboldu. Bunların büyük çoğunluğu nükleer bilim ve uzay araştırmalarıyla ilgiliydi ve bazıları Tanımlanamayan Anormal Olaylar (UAP’ler) çalışmasıyla bağlantılıydı. Michael David Hicks (59), Frank Maiwald (61), Nuno Loureiro (47), Jason Thomas (45), Amy Eskridge (34) ve Carl Grillmair (47) 2023 ile 2026 yılları arasında öldü. Fox News Digital’in daha önce bildirdiğine göre, her biri bilimsel araştırmalarda önemli bir rol oynuyordu. Hicks ve Maiwald’ın ölüm nedenleri bilinmiyor. Diğer iki bilim insanı vurularak öldürüldü, biri kendi kendine ateş ederek intihar etti ve bir diğerinin cesedi, gece geç saatlerde evinden yürürken son görüldükten üç ay sonra Massachusetts’teki bir gölde bulundu. Fox News’ten Louis Casiano bu habere katkıda bulundu. *https://www.foxnews.com/media/nancy-grace-warns-troubling-pattern-deaths-disappearances-11-national-security-scientists* <https://www.foxnews.com/media/nancy-grace-warns-troubling-pattern-deaths-disappearances-11-national-security-scientists> ======================= *AB Komisyonu, AB ülkelerini nükleer santrallerini kapatmamaya çağırdı — *Reuters 21 Nisan, 14:51 Revize edilmiş bir taslak, hükümetlerin/*"acil rahatlama"*/sağlaması için çeşitli önlemler belirledi Reuters’ın aktardığına göre, *AB*, İran savaşıyla bağlantılı enerji sorunlarını gidermeye çalışan Avrupa’da, üye ülkelerine nükleer santralleri erken kapatmamaları konusunda tavsiyede bulunuyor. Revize edilmiş bir taslak, hükümetlerin/*"acil rahatlama"*/sağlaması için çeşitli önlemler belirledi. Taslakta,/*"güvenilir, düşük maliyetli ve düşük emisyonlu elektrik üretmeye devam edebilecek mevcut nükleer tesisler gibi üretim varlıklarının erken emekliliğinden kaçınılması"*/gerektiği belirtildi ve bunun ısıtma ve sanayide fosil yakıtlara olan ihtiyacı azaltmaya yardımcı olabileceği eklendi. Taslakta ayrıca,/*"Nükleer santraller, sistem entegrasyonunu geliştirmek ve diğer temiz teknolojilerin daha fazla yaygınlaştırılmasını kolaylaştıran esneklik sağlamak için uygun, temiz enerji sağlar"*/denildi. Avrupa Komisyonu, önerilerini 22 Nisan’da yayınlayacak. Avrupa Birliği Sürdürülebilir Ulaşım ve Turizm Komiseri daha önce *AB*'nin kriz güç planını onaylamıştı. *https://tass.com/economy/2120265* <https://tass.com/economy/2120265> *======================= * *Murathan Kale: Studied at Marmara University* Apr 4 What has been kept delibaretly hidden from Western public or won’t be told much in Western circles is that when the Ottoman state was fighting on several fronts during *WW*1, on the East Front, tens of thousands of Armenian Revolutionary Gang members waged a guerrilla warfare in favour of the Russians. They attacked Ottoman supply lines, destroyed communication lines behind the fronts and attacked Muslim villages and slaughtered hundreds of thousands of unarmed civilians in the most horrible ways. The Ottoman army that was engaging the Russian Army had to diverge some of its divisions in order to protect Muslim settlements, which were attacked by Armenian gangs in the East, and they eventually lost this war. A British colonel reported that the Armenians massacred between 300,000 and 400,000 Kurdish Muslims in the Van and Bitlis regions alone. (Reference: British Colonel Wooley, U.S. Archives, 12.9.1919, 184.021/265; Samuel Weems'/*"Armenia - Secrets of a*//*‘Christian’ *//*Terrorist State"*/, 2002 und McCarthys/*"Death & Exile"*/.) Atatürk University Turkish-Armenian Relations Research Center has identified 185 mass graves of civilians massacred by Armenian gangs in Eastern Anatolia. Researchers conducted excavations in 15 of these mass graves and revealed the massacre of Muslim Turks as a historical fact. Since 1986, the bodies of 5 thousand Muslim Turks have been found in just only 15 excavations carried out in Erzurum, Van Bitlis, Giresun, Ardahan, Kars, Iğdır and other provinces. Interestingly, although all foreign researchers are allowed to conduct any kinds of historical researches on Turkish soil, no attempts have ever been made to find any Armenian mass graves and neither could Turkish authorities find any of those “one million genocided Armenians"! We know that all Ottoman archives presently under the administration of the Turkish Republic are open to all national and international studies and researchers. For example, Bruce Fein, a constitutional lawyer, who was the associate deputy attorney general and general counsel of the Federal Communications Commission under former President Ronald Reagan’s administration, said that among all the relevant powers in World War I, only Armenia has kept the archives secret, which he said leads to a natural inference: “What are you hiding?" ► *---* Murathan Kale: Batı halkından müzakere edilmiş olarak gizlenmiş Marmara Üniversitesi’nde eğitim 4 Nisan Batı halkından müzakere edilmiş olarak gizlenmiş ya da Batı çevrelerinde çok fazla şey söylenmeyecek olan şey, Osmanlı devletinin 1. Dünya Savaşı sırasında, Doğu Cephesi’nde, on binlerce Ermeni Devrimci Çetesi üyesinin Ruslar lehine bir gerilla savaşı yürüttüğüdür. Osmanlı ikmal hatlarına saldırdılar, cephelerin arkasındaki iletişim hatlarını yok ettiler ve Müslüman köylerine saldırdılar ve yüz binlerce silahsız sivili en korkunç şekilde katlettiler. Rus Ordusu’nu meşgul eden Osmanlı ordusu, Doğu’daki Ermeni çetelerinin saldırısına uğrayan Müslüman yerleşim yerlerini korumak için bazı bölünmelerini değiştirmek zorunda kaldı ve sonunda bu savaşı kaybettiler. Bir İngiliz albay, Ermenilerin sadece Van ve Bitlis bölgelerinde 300.000 ila 400.000 Kürt Müslüman’ı katlettiğini bildirdi. (Referans: İngiliz Albay Wooley, *ABD* Arşiv, 12.9.1919, 184.021/265; Samuel Weems’in/*"Ermeni -*//*‘Hıristiyan’ *//*Terörist Devletin Sırları"*/, 2002 tarihli McCarthys/*"Ölüm ve Sürgün"*/.) Atatürk Üniversitesi Türkiye-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi, Doğu Anadolu’da Ermeni çeteleri tarafından katledilen sivillerin 185 toplu mezarını tespit etti. Araştırmacılar bu toplu mezarların 15’inde kazılar yaptılar ve Müslüman Türklerin katledilmesini tarihi bir gerçek olarak ortaya koydular. 1986’dan bu yana Erzurum, Van Bitlis, Giresun, Ardahan, Kars, Iğdır ve diğer illerde gerçekleştirilen sadece 15 kazıda 5 bin Müslüman Türk cesedi bulundu. İlginçtir ki, tüm yabancı araştırmacıların Türk topraklarında herhangi bir tür tarihsel araştırma yapmasına izin verilmesine rağmen, herhangi bir Ermeni toplu mezarı bulmak için hiçbir girişimde bulunulmadı ve Türk yetkililer de /*“bir milyon soykırımcı Ermeni”*/ bulamadı! Şu anda Türk Cumhuriyeti yönetimindeki tüm Osmanlı arşivlerinin tüm ulusal ve uluslararası çalışmalara ve araştırmacılara açık olduğunu biliyoruz. Örneğin, eski Başkan Ronald Reagan yönetimindeki Federal İletişim Komisyonu’nun başsavcı yardımcısı ve genel danışmanı olan anayasa avukatı Bruce Fein, I. Dünya Savaşı’ndaki tüm ilgili yetkiler arasında sadece Ermenistan’ın doğal bir çıkarıma yol açtığını söylediği arşivleri gizli tuttuğunu söyledi: “/*Ne saklıyorsun?”*/ *======================= * *'Ülkeler şimdi hazırlık yapmalı': Önemli Atlantik okyanusu akıntısı, bilim insanlarının düşündüğünden çok daha yakın çöküşe yakın* Sophie Berdugo Endişe verici bir çalışma, Atlantik meridyonal devrilme dolaşımının daha önce düşünüldüğünden daha fazla zayıfladığını iddia ediyor. Ancak uzmanlar, bulgularının nihai sözün çok uzak olduğunu söylüyor. Dünya’nın iklimini kontrol altında tutmak için hayati öneme sahip olan Atlantik Okyanusu akıntıları, 2100 yılına kadar güçlerini yarıya indirecek ve ilk düşünüldüğünden daha yakın bir çöküş noktası olabilir, yeni bir çalışmaya göre. Atlantik Meridional Devrilme Döngüsü (*AMOC*), tropiklerden kuzeye sıcak suyu ve soğuk suyu güneye dolaştıran okyanus konveyör bantı görevini görür. Bu, Avrupa, Afrika ve Amerika iklimlerini düzenlerken, sucul yaşamı da sürdürür. *https://oceanservice.noaa.gov/facts/amoc.html* <https://oceanservice.noaa.gov/facts/amoc.html> Şimdi, bir çalışma *AMOC*'nun 2100 yılına kadar %43 ile %59 arasında yavaşlayacağını tahmin ediyor — bu önceki modellerin öngördüğünden %60 daha güçlü bir zayıflama. Araştırma, Çarşamba günü (15 Nisan) Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, önceki tahminlerdeki önyargıları düzelterek Atlantik Okyanusu yüzeyinin sıcaklığı ve tuzluluğunu da dahil ediyor. *https://www.science.org/doi/10.1126/sciadv.adx4298* <https://www.science.org/doi/10.1126/sciadv.adx4298> *https://www.livescience.com/planet-earth/climate-change/nations-need-to-prepare-now-key-atlantic-ocean-current-is-much-closer-to-collapse-than-scientists-thought* <https://www.livescience.com/planet-earth/climate-change/nations-need-to-prepare-now-key-atlantic-ocean-current-is-much-closer-to-collapse-than-scientists-thought> *======================= * *Von der Leyen‘in Türkiye açıklaması AP’de tepki çekti: ’Büyük İsrail projesini desteklemesinin bir parçası’* Avrupa Parlamentosu (*AP*) milletvekilleri, Avrupa Birliği (*AB*) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in,/*"Avrupa’nın Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine"*/ ilişkin ifadelerine tepki gösterdi *AP*'deki Sol Grup’tan Belçikalı milletvekilleri Rudi Kennes ve Marc Botenga, *AA* muhabirine konuya ilişkin açıklama yaptı. Kennes, von der Leyen’in açıklamalarının dünyadaki mevcut gelişmelerin bir yansıması olduğunu belirterek/*"Esasen bu, ABD ve diğer suç ortağı ülkelerin kült Büyük İsrail projesini desteklemelerinin bir parçası olarak değerlendirilmeli."*/ diye konuştu. Büyük İsrail projesine destek verenlerin ana gündemlerinin hala bu projeye karşı tepki verebilen ülkeleri zayıflatmak olduğunu ifade eden Kennes,/*"(Avrupalı liderler) Güç kaybediyorlar ve bunun farkındalar. Tek umutları okyanusun öteki tarafında büyük abilerinin güçte kalmasını sağlamak ancak kaybediyorlar."*/ değerlendirmesinde bulundu. Kennes, dünyanın artık çok kutuplu bir hal almaya başladığını ve Avrupa’nın/*"dünyanın polisi rolünü"*/ üstlenemediğini, bu nedenle de Rusya, İran ve Çin gibi ülkeleri/*"düşman ilan ettiğini"*/ belirtti. /*"Açıklama tuhaf ve doğru değil"*/ *AP* milletvekili Botenga da/*"Bu hem doğru olmayan hem de çok tuhaf bir açıklama."*/ diye konuştu. Türkiye’nin sadece *NATO* üyeliği bulunmadığını, aynı zamanda *AB* ile çok yönlü ilişkilere sahip olduğunu dile getiren Botenga,/*"Türkiye hala resmi olarak AB’ye aday ülkedir."*/ dedi. Botenga, esasen temel sorunun daha büyük olduğuna işaret ederek/*"Ursula von der Leyen’in açıklamaları dünyayı*//*‘biz’ *//*ve*//*‘ötekiler’ *//*diye ayırmaya hizmet ediyor. Sanki bir tür*//*‘saflık testi’ *//*varmış gibi ve sanki kıtanın geri kalanını kontrol altına almak istiyormuş gibi bir yaklaşım sergiliyor."*/ ifadelerini kullandı. Von der Leyen’in *AB*’nin birlik olmayı tamamlaması gerektiğine ilişkin ifadelerine dair ise Botenga,/*"Ancak kıta zaten birlik halinde. AB, tüm Avrupa kıtasını kapsamıyor."*/ dedi. Botenga, dünyayı/*"Sizinle hemfikiriz o zaman dostuz, değiliz o zaman düşmanız."*/ gibi ayırmanın son derece tehlikeli olduğu konusunda uyardı. Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan von der Leyen, *AB*’nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak/*"Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz."*/ açıklamasında bulunmuştu. *AB* Komisyonu Sözcülüğü, daha sonra yaptığı açıklamada/*"Türkiye’nin anılması, özellikle Batı Balkanlar’daki jeopolitik ağırlığı, büyüklüğü ve hedeflerinin bir yansımasıdır. Herhangi bir ülkeyle kıyaslama amacı taşımamaktadır."*/ ifadelerini kullanmıştı. *https://gazeteoksijen.com/turkiye/von-der-leyenin-turkiye-ile-ilgili-sozleri-avrupada-tepki-cekti-buyuk-israil-projesini-desteklemesinin-bir-parcasi-273098* <https://gazeteoksijen.com/turkiye/von-der-leyenin-turkiye-ile-ilgili-sozleri-avrupada-tepki-cekti-buyuk-israil-projesini-desteklemesinin-bir-parcasi-273098> *======================= * *Almanya’da İsrail’in varlığını reddedenler cezalandırılabilir* Almanya’da Hessen eyalet yönetimi, İsrail’in var olma hakkının inkar edilmesini suç sayacak bir yasa tasarısını gündeme getirdi. Teklifin Mayıs ayında tasarı olarak sunulması bekleniyor Almanya’da İsrail’in var olma hakkının inkar edilmesi gelecekte yasa ile cezalandırılabilir. Hessen Eyaleti Başbakanı Boris Rhein ile Eyalet Adalet Bakanı Christian Heinz söz konusu yasa tasarısını perşembe günü kamuoyuna sunmayı planlıyor. Die Zeit’in haberine göre hazırlanan tasarının 8 Mayıs’ta Almanya’nın eyaletler meclisi olan Bundesrat gündemine taşınması öngörülüyor. Tasarının ayrıntılarına ilişkin bilgiler ise henüz paylaşılmadı. *Artan gösteriler ve sosyal medya paylaşımları* Almanya’da son yıllarda düzenlenen bazı İsrail karşıtı gösterilerde, ülkenin var olma hakkının açık şekilde inkar edildiği ve İsrail devletinin yok edilmesi çağrılarının yapıldığına dikkat çekiliyor. Hessen Adalet Bakanlığı, bu gelişmeler üzerine daha önce 2023 yılında yeni bir ceza düzenlemesi çağrısında bulunmuştu. Bakanlık, sadece sokak gösterilerini değil, sosyal medyada yapılan paylaşımları da bu kapsamda değerlendirmişti. *https://gazeteoksijen.com/dunya/almanyada-israilin-varligini-reddedenler-cezalandirilabilir-273082* <https://gazeteoksijen.com/dunya/almanyada-israilin-varligini-reddedenler-cezalandirilabilir-273082> *======================= * ❗️ *Tunceli halkı, vali ve çetesini çökerten başsavcı Ebru Cansu’nun heykelini dikmek için çalışma başlattı.* *https://t.me/buzznews_tr/15946* <https://t.me/buzznews_tr/15946> *======================= * *41 yıllık eşini ‘Mallara TMSF çökecek’ diye kandırıp boşadı, başka kadınla evlendi.* Gazeteci Seyhan Avşar, Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal’ın karısına oynadığı/*‘boşanma oyununu’ */yazdı: “İddiaya göre Ahmet Özal, yıllarca aynı yastığı paylaştığı eşi Elvan Özal’ı, ‘Mallara *TMSF* çökecek, boşanmamız gerekiyor’ diyerek ikna etti. Elvan Özal bu sözlere inanarak boşanmayı kabul etti. Ahmet Özal ise boşandıktan kısa süre sonra yeniden nikâh masasına oturdu. Elvan Özal bu duruma o kadar üzüldü ki, kanser oldu. Beyninde tümör çıkan Elvan Özal, şu an tedavi görüyor.” *======================= * *Trump’tan Pentagon’a 1,5 trilyon dolarlık bütçe: Savaşa kaynak, halka kemer sıkma* Pentagon’un bütçesi silah tekellerini sevindirirken, fatura sağlık, eğitim ve barınma gibi sosyal alanlardaki kesintilerle halka ödetilmek isteniyor. Trump’ın 2027 için istediği 1,5 trilyon dolarlık Pentagon bütçesi, Çin’in savunma bütçesinin yaklaşık 5,4 katına, Rusya’nınkinin yaklaşık 9,5 katına, Türkiye’nin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin ise yaklaşık 58 katına denk geliyor. *22.04.2026, 11:24* *ABD* Savunma (Savaş) Bakanlığı, salı günü *ABD* Başkanı Donald Trump’ın 2027 mali yılı için hazırladığı 1,5 trilyon dolarlık/*"savunma"*/ bütçesi talebine ilişkin yeni ayrıntıları paylaştı. Söz konusu talep, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde/*"savunma"*/ harcamalarında görülen en büyük yıllık artış olarak öne çıkıyor. Bütçe taslağı, 1,15 trilyon dolarlık ana fon talebi ile 350 milyar dolarlık ek bütçe isteğinden oluşuyor. Böylece geçen yıl ilk kez 1 trilyon dolar eşiğini aşan Pentagon bütçesi çok daha yukarı taşınmak isteniyor. Geçen yıl Trump yönetimi Kongre’den 892,6 milyar dolarlık ulusal savunma bütçesi istemiş, ardından 150 milyar dolarlık ek taleple toplam tutar 1 trilyon doların üzerine çıkarılmıştı. Pentagon yetkilileri, bu yıl bütçede /*“başkanlık öncelikleri”*/ adı verilen yeni bir kategori oluşturulduğunu da açıkladı. Bu başlık altında /*“Altın Kubbe”*/ füze savunma sistemi, insansız hava araçlarında üstünlük, yapay zekâ ve veri altyapısı ile silah sanayisi tabanının güçlendirilmesi yer alıyor. *Savaş makinelerine dev kaynak* Bütçede gemi inşası için 65 milyar doların üzerinde kaynak ayrılması planlanıyor. Bu kapsamda General Dynamics ve Huntington Ingalls Industries tarafından üretilecek 18 savaş gemisi ve 16 destek gemisinin tedariki hedefleniyor. Pentagon bu programı /*“Altın Filo”*/ girişimi olarak adlandırırken, bunun 1962’den bu yana en büyük gemi inşa talebi olduğu belirtiliyor. Hava gücü tarafında ise Lockheed Martin üretimi F-35 savaş uçaklarının yıllık alımının 85’e çıkarılması öngörülüyor. Uçak tedariki ile araştırma-geliştirme için toplam 102 milyar dolar ayrılması planlanırken, bunun bir önceki yıla göre yüzde 26’lık artış anlamına geldiği ifade ediliyor. Boeing’in geliştirdiği yeni nesil F-47 savaş uçağı programı da öncelikler arasında gösterilirken, Northrop Grumman’ın B-21 bombardıman uçağı için 6,1 milyar dolar isteniyor. İnsansız sistemler alanında ise Pentagon, bunun /*“ABD tarihindeki en büyük İHA savaşı ve İHA savar yatırımı”*/ olduğunu savunuyor. Bütçede otonom *İHA* platformları ve savaş alanı lojistiği için 53,6 milyar dolar, mühimmat, *İHA* savar teknolojileri ve gelişmiş sistemler için ise 21 milyar dolar talep ediliyor. Daha önce yaklaşık 225 milyon dolar alan Savunma Otonom Savaş Grubu’nun bütçesinin yaklaşık 54 milyar dolara çıkarılması planlanıyor. Yetkililer, bu paranın büyük bölümünün uzun vadeli temel araştırmalara değil, halihazırda mevcut teknolojilerin doğrudan askeri kullanıma sokulmasına ayrılacağını belirtiyor. Grubun, Pentagon’un önceki /*“Replicator”*/ (Eşleyici/Çoğaltıcı) *İHA* girişimini fiilen yuttuğu da doğrulandı. *Askeri yığınak büyürken yeni personel artışı geliyor* Trump yönetiminin bütçesi yalnızca silah sistemlerini değil, askeri insan gücünü de büyütmeyi hedefliyor. Buna göre 2027 mali yılında silahlı kuvvetlere 44 bin yeni personel eklenmesi planlanıyor. 2026’da da 20 binden fazla personel artışı gerçekleşmişti. Maaş artışları da alt kademeleri önceleyen biçimde kurgulanmış durumda. Genç er ve erbaşlara yüzde 7, onların üstlerine yüzde 6, en üst rütbelilere ise yüzde 5 zam öngörülüyor. Pentagon ayrıca daha fazla mühimmat programı için çok yıllı tedarik sözleşmeleri talep ediyor. Gerekçe olarak da büyük silah şirketleriyle onların küçük ve orta ölçekli tedarikçilerine üretimi genişletmeleri için /*“istikrar”*/ sağlanması gösteriliyor. Bütçede dikkat çeken bir başka unsur ise İran’a karşı yürütülen savaş için doğrudan kaynak ayrılmamış olması. Pentagon’dan üst düzey bir yetkili, sürecin zamanlaması nedeniyle İran’a dönük saldırıların kısa vadeli maliyetleri ve stok yenileme ihtiyaçları için ayrıca ek bütçe isteneceğini söyledi. *Silaha para, halka kesinti* Trump’ın dev Pentagon bütçesi *ABD* içinde de sert tartışmalara yol açtı. Tepkilerin merkezinde, askeri harcamalardaki rekor artışın sağlık, eğitim, konut ve sosyal yardım programlarında yeni kesintilerle finanse edilmek istenmesi var. Trump, askeri bütçeyi yaklaşık 445 milyar dolar artırmak isterken, buna kaynak yaratmak için sağlık araştırmaları, meslek eğitimi, ev ısıtma yardımları, çevre koruma ve afet yardımları gibi kalemlerde yüzde 10’a varan kesintileri gündeme getiriyor. Bu durum, milyonlarca emekçi için hayat pahalılığı ve sosyal güvencesizlik daha da derinleşirken, devlet kaynaklarının savaş aygıtına aktarılması anlamına geliyor. Trump’ın özel bir Paskalya yemeğinde yaptığı ve tepki çeken açıklamalar da bu tabloyu açık biçimde ortaya koydu. Trump burada /*“Savaş veriyoruz. Kreş, Medicaid, Medicare ile ilgilenmemiz mümkün değil... Bizim ilgilenmemiz gereken tek şey askeri koruma”*/ diyerek sosyal programları hedef aldı. Bu sözler, özellikle artan fiyatlar ve yüksek akaryakıt maliyetleri altında ezilen *ABD* halkı açısından yeni bir saldırı sinyali olarak değerlendiriliyor. Medicare ve Medicaid gibi geniş kitleleri kapsayan programların hedefe konulması, yaşlılar ve düşük gelirli kesimler açısından ciddi bir tehdit anlamına geliyor. *Askeri-sanayi kompleksine bayram* Trump’ın önerisinin en büyük kazananları ise silah tekelleri olacak. Lockheed Martin ve Boeing gibi dev savunma şirketlerinin bu bütçeyle kârlarını daha da artırması bekleniyor. Bütçeye tepki gösterenler, Pentagon’a ayrılan kaynakların emekçilerin sağlık sigortasına, uygun fiyatlı konuta, çocuk bakımına ve eğitime yönlendirilmesi durumunda halkın yaşamında çok daha büyük bir iyileşme sağlanabileceğini vurguluyor. *ABD*’de 289 grubun oluşturduğu bir koalisyon, bütçe artışını /*“son derece sorumsuz”*/ diye niteleyerek kınadı. Zaten dünyanın en yüksek askeri harcamasına sahip olan *ABD*’nin, kendisinden sonra gelen dokuz ülkenin toplamından daha fazla savunma harcaması yaptığı hatırlatılıyor. Eleştiriler yalnızca sosyal kesintilerle de sınırlı değil. Trump’ın önerisinin federal borcu önümüzdeki on yılda 5,8 trilyon dolar daha artıracağı hesaplanıyor. Halihazırda 39 trilyon dolara ulaşan kamu borcunun bu yolla daha da büyüyeceği belirtiliyor. *Denetimden geçemeyen Pentagon’a daha fazla para* Trump yönetiminin dev bütçe talebi, Pentagon’un yıllardır denetimlerden geçememesi gerçeğini de yeniden gündeme taşıdı. *ABD* Savunma Bakanlığı, Kongre’nin 2018’den bu yana zorunlu kıldığı yıllık denetimlerin hiçbirinden başarıyla çıkamadı. Buna rağmen bütçenin rekor düzeyde artırılması, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının dahi açık biçimde bilinmediği bir yapıya daha fazla para aktarılması anlamına geliyor. Washington Post’a konuşan bazı yönetim yetkililerinin, Pentagon’a yığılacak bu dev paranın nasıl harcanacağı konusunda kendilerinin bile net olmadığını kabul ettiği belirtiliyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth’in geçmiş yöneticilik sicili de bu tartışmaları büyütüyor. *Diğer büyük askeri bütçeleri açık ara geride bırakıyor* Trump’ın 2027 için istediği 1,5 trilyon dolarlık Pentagon bütçesi, diğer büyük askeri bütçeleri de açık ara geride bırakıyor. Çin, 2026 savunma bütçesini yüzde 7 artırarak 1,91 trilyon yuana, yani yaklaşık 277 milyar dolara çıkardı. Rusya’nın 2026 için planladığı ulusal savunma harcaması 13 trilyon ruble, yani yaklaşık 157 milyar dolar düzeyinde. Türkiye’de ise 2026 merkezi yönetim bütçe icmaline göre Milli Savunma Bakanlığı bütçesi 1 trilyon 73 milyar 604 milyon lira olarak öngörüldü. Bu tutar, 2026 bütçe sunumundaki kur karşılığı esas alındığında yaklaşık 26 milyar dolar düzeyine denk geliyor. Başka bir deyişle Trump’ın tek başına Pentagon için istediği kaynak, Çin’in savunma bütçesinin yaklaşık 5,4 katına, Rusya’nınkinin yaklaşık 9,5 katına, Türkiye’nin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin ise yaklaşık 58 katına ulaşıyor. *Emperyalist saldırganlık ve toplumsal yıkım el ele* Sonuçta Trump’ın 1,5 trilyon dolarlık Pentagon bütçesi, yalnızca askeri harcamalarda bir sıçrama değil; aynı zamanda *ABD*’de emekçilerin sağlık, barınma ve eğitim hakkından daha fazla fedakârlık yapmasının dayatılması anlamına geliyor. Kaynakların halka değil savaşa ayrıldığı bu tablo, emperyalist saldırganlığın içeride sosyal yıkımla nasıl el ele yürüdüğünü bir kez daha gösteriyor. *https://haber.sol.org.tr/haber/trumptan-pentagona-15-trilyon-dolarlik-butce-savasa-kaynak-halka-kemer-sikma-408713* <https://haber.sol.org.tr/haber/trumptan-pentagona-15-trilyon-dolarlik-butce-savasa-kaynak-halka-kemer-sikma-408713> *======================= * *Güney Kıbrıs’ta yayın yapan Simerini gazetesinde Türkiye aleyhinde çok sayıda detaylı askeri araştırma yazısı olan Dr. Yiannos Charalambides:* “Türkiye *KKTC*’deki varlığını sürekli güçlendiriyor. İkinci bir *HİSAR* bataryası getirdiler. Türk yapımı modern sistemler. Türkler eski sistemlerini aşamalı olarak değiştiriyor. Kendi ürettikleri daha yeni sistemler ile hem teknik anlamda hem de mühimmat açısından bağımsızlık sağlamaya çalışıyorlar. Bu sistem ekledikleri yeni bir radarla da destekleniyor. Silah sistemlerine *ALP* 100 radarını dahil ettiler. Türkler Beşparmak Dağlarında 500km menzilli büyük bir radar bulunduruyor. 250km menzilli bir diğer radar da Gönyeli’de. Şimdi ise üçüncü olarak *ALP* 100, 185km menzili ile tam ortada Kantara’da yer alıyor. Böylece alçak irtifadan uzun menzile kadar tüm boşlukları kapatarak bölgenin tamamını kontrol altına almış durumdalar. Bu durum sadece bizi değil komşu ülkeleri de ilgilendiriyor; yani Suriye, İsrail ve Lübnan’ı. Ulusal Muhafız Ordusu modernize edilmelidir. En azından temel bir caydırıcılığa sahip olmalıyız ki birkaç saat dayanabilelim. Böylece müttefiklerimiz gelip bize destek verebilsin.” *======================= * *POLITICO:* ▪️Beyaz Saray, *NATO* üyelerini başta İran savaşı olmak üzere *ABD*'nin adımlarına verdikleri destek düzeyine göre derecelendiren kademeli bir liste hazırlıyor. ▪️'Model' olarak görülen müttefiklerin ödüllendirilmesi öngörülürken; diğer üyelerin, askeri varlığın azaltılması veya iş birliğinin zayıflatılması gibi yaptırımlarla karşılaşabileceği belirtiliyor. *======================= * *What a deceitful nation you are!* Lies have made a home in your mouths. There is not a single instance in recent, distant, or even very distant history where Turks crucified their enemies. Those in the pictures are most likely Turks, not Armenians. We don’t know how to crucify. But Armenians do. Moreover, Armenians hide it, they don’t say it, but Armenian gangs committed many massacres in occupied Eastern Anatolia. Sometimes, they didn’t even serve as gang members, but directly as volunteer soldiers in the Russian and French armies. Of course, it was impossible for all this to go unpunished. ► *--* Yahu ne yalancı bir milletsiniz. Yalan sizin ağzınıza yuva yapmış. Yakın, uzak hatta çok uzak tarihte bile Türklerin düşmanlarını çarmıha gerdikleri tek bir vakıa yoktur. O resimlerdekiler büyük ihtimal Ermeni değil Türktür. Biz çarmıha germeyi bilmeyiz. Ama Ermeniler bilir. Dahası Ermeniler gizler, söylemez ama, Ermeni çeteleri işgal altındaki Doğu Anadolu’da çok fazla katliam yaptı. Bazen de çete olarak değil, doğrudan rus ve Fransız ordusunda gönüllü askerlik yaptılar. Bütün bunların karşılıksız kalması elbette mümkün değildi. ================== - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - /*Gruba mesaj göndermek icin */ *: * ozgur-gundem@googlegroups.com <mailto:ozgur-gundem@googlegroups.com> /*Gruba uye olmak icin */ *: * ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com /*Grup kurucusuna yazmak icin */ *: * *0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc * /*Grup Sayfamiz */ *: * *https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ * /*Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz */ *: * *http://orajpoyraz.blogspot.com/* <http://orajpoyraz.blogspot.com/> /*Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : */ *: * *0raj. p0yraz@neomailbox. net* <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>* **oraj. poyraz@openmail. cc* <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Al kızını geneleve götür...

*Öncesi: Güldünya Tören, 1982’de Bitlis’in Güroymak ilçesine bağlı bir köyde doğdu. 22 yaşındaydı.* Akrabası Servet Taş tarafından tecavüze uğradı ve hamile kaldı. Ailesi bunu/*"namus meselesi"*/ olarak gördü. Önce onu tecavüzcüsüyle evlendirmek istedi. Güldünya bunu kabul etmedi. Bebeğini (Umut) doğurduktan sonra çocuğu bir arkadaşına emanet etti ve ailesinden kaçtı. İstanbul’da amcasının yanına sığındı. Ailesi onu bulmak için çok uğraştı. Birkaç ay önce ağabeyi onu öldürmeye çalıştı, ancak Güldünya polise sığınarak kurtuldu. 26 Şubat 2004’te İstanbul’da sokakta ağabeyi İrfan Tören tarafından vuruldu. Hastaneye kaldırıldı. Hastanede, refakatçi olarak gelen diğer ağabeyi Ferit Tören tarafından başına iki kurşun sıkılarak öldürüldü. *Sonrası:* İki ağabeyi de tutuklandı. Cinayet/*"töre cinayeti"*/ olarak yargılandı. Servet Taş (tecavüzcü), uzun süre kaçtıktan sonra 2011’de Güldünya’nın babası tarafından öldürüldü. *Toplumsal Etkisi:* Güldünya’nın ölümü Türkiye’de büyük yankı uyandırdı. Töre cinayetleri ve kadına yönelik şiddet geniş şekilde tartışıldı. Adı, kadın hakları mücadelesinde sembol haline geldi. Şarkılar, tiyatro oyunları ve belgeseller yapıldı. Bugün bile töre ve namus cinayetlerine karşı farkındalık yaratmak için hikâyesi anlatılmaktadır. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>