21 Haziran 2026 Pazar

Güncel karikatürler 2605241617

- - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

ABD uçak gemisindeki hasar açıklananın ötesinde

*ABD uçak gemisindeki hasar açıklananın ötesinde* *USS* Gerald *R.* Ford uçak gemisinde Mart ayında çıkan yangın *30* saat sürmüş, *600* denizciyi yerinden ederken operasyonları iki gün süreyle durdurmuştu. *CNN* tarafından yayınlanan yeni görüntüler hasarın boyutunu gösteriyor. Murat Ali Oral *06* Haziran *2026* *<https://image.dunya.com/rcman/Cw1280h720q95gc/storage/files/images/2026/06/06/abd-ucak-gemisindeki-hasar-aciklana-f6kn_cover.jpg>* *CNN'*in elde ettiği yeni görüntüler, *USS* Gerald *R.* Ford uçak gemisinde Mart ayında çıkan yangının neden olduğu hasarın Pentagon’un açıkladığından çok daha ağır olduğunu ortaya koydu. Yangın, dünyanın en büyük uçak gemisinde yaklaşık *30* saat süren müdahalenin ardından tamamen söndürüldü. Gemide görevli *600* denizci yangın nedeniyle yatakhanelerinden oldu ve standart yaşam alanlarına erişimini kaybetti. Yangın ayrıca İran’a karşı yürütülen muharebe operasyonlarını iki gün boyunca tamamen durdurdu. *Yangının şiddeti ve fiziki hasar* *<https://image.dunya.com/rcman/Cw820h459q95gm/storage/files/images/2026/06/06/yanginin-siddeti-ve-fiziki-hasar-gqhb.jpg>* Görüntülerde uçak gemisinin yatakhane bölümlerinin tamamen kullanılamaz hale geldiği görülüyor. Denizcilerin ranzaları kömürleşmiş ve bükülmüş metal yığınlarına dönüştü. Yatakhanelerin üzerindeki tavan yangın nedeniyle tamamen çökmüş durumda. Açıkta kalan elektrik kabloları tavandan sarkarken, zemin kalın bir kül tabakasıyla kaplandı. Gemide görev yapan bir denizci ve görgü tanığı *CNN'*e yaptığı açıklamada,/*"Gemiyi kaybedeceğimizi ciddi şekilde düşündüm. Ya savaşacaksın ya da öleceksin"*/ ifadelerini kullandı. Yangının küçük bir bölmede çıkan lokal bir yangın olmadığı, geminin tamamını tehdit eden büyük bir acil durum olduğu anlaşılıyor. *Pentagon’un açıklamaları ve İran’ın iddiası* Olay Mart ayında, İran’ın *ABD* donanma gemilerini doğrudan vurduğunu iddia ettiği bir dönemde meydana geldi. Pentagon yetkilileri krizi sürekli olarak küçümsedi ve yangının geminin çamaşırhanesinde kazara çıktığını öne sürdü. Yangının kesin nedeni hâlâ bilinmiyor. Tahran yönetimi, amiral gemisi *ABD* uçak gemisini başarıyla hedef aldığını iddia ederek olayın sorumluluğunu üstlendi. Pentagon’un daha önce önemli askeri teçhizatın ateş altında kaldığı diğer olayları da küçümsediği biliniyor. Bu durum, İran anlatısının doğru olabileceği yönündeki spekülasyonları güçlendiriyor. Yangın, *USS* Gerald *R.* Ford’un İran misyonunu rayından çıkardı. Gemi, Ortadoğu bölgesel sularından ayrılmak ve Hırvatistan’da bir limanda kapsamlı onarımlar geçirmek zorunda kaldı. Donanma operasyonları başkanı Amiral Daryl Caudle, iki ay önce yaptığı açıklamada,/*"Mürettebat yangınla mücadele etti, söndürdü ve iki gün sonra sorti uçuşlarına başladı. Bu mürettebatla gurur duyuyorum"*/ dedi. *https://www.dunya.com/dunya/abd-ucak-gemisindeki-hasar-aciklananin-otesinde-haberi-827568* https://www.cnnturk.com/video/embed/?vid=3427389 <https://www.cnnturk.com/video/embed/?vid=3427389> Your browser does not support the video tag. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

İsrail Yüksek Adalet Mahkemesi, iki buçuk yılı aşkın süredir ailelerinden ve dış dünyadan haber alınamayan Filistinli esirlerin İsrail hapishanelerinde Kızılhaç tarafından ziyaret edilmesine izin verdi.

İsrail Yüksek Adalet Mahkemesi, iki buçuk yılı aşkın süredir ailelerinden ve dış dünyadan haber alınamayan Filistinli esirlerin İsrail hapishanelerinde Kızılhaç tarafından ziyaret edilmesine izin verdi.



https://www.facebook.com/reel/959499440416317



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc



İran’a ait Shahed-136 tipi İHA’nın Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nı vurduğu anlara ait görüntüler ortaya çıktı.

İran’a ait Shahed-136 tipi İHA’nın Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nı vurduğu anlara ait görüntüler ortaya çıktı.

Petersburg Ekonomi Forumu’nda sunulan “Rusya 2050” raporunda, savaşın geleceğine ilişkin üç farklı senaryo yer aldı.

*Petersburg Ekonomi Forumu’nda sunulan “Rusya 2050” raporunda, savaşın geleceğine ilişkin üç farklı senaryo yer aldı.* Raporda /*“iyi senaryo”*/ olarak sunulan başlıkta bile nükleer saldırı ve Avrupa Birliği’nin dağılması ihtimali yer aldı. ** **

Japon araştırmacılar, farelerin yürüme hareketini iyileştirmek için hafif bir robotik dış iskelet geliştirdi.

=======================

Japon araştırmacılar, farelerin yürüme hareketini iyileştirmek için hafif bir robotik dış iskelet geliştirdi.

Sistem, kablo ve makaralarla farenin eklemlerini hareket ettiriyor.

Araştırmacılar, bu teknolojinin omurilik yaralanmaları ve felç sonrası hareket kabiliyetinin yeniden kazanılmasına yönelik çalışmalara katkı sağlayabileceğini belirtiyor.



https://www.facebook.com/reel/993845500200996


Abdulhamidin ekibi komple Ermeni ama fesligiller sadece buna düşman

**Abdulhamidin ekibi komple Ermeni ama fesligiller sadece buna düşman** Atatürk Agop’u la ta Birinci Dünya Savaşı günlerinde tanışmıştı. Nasıl mı? Hadi, önce Agop’u Atatürk’ün karşısına çıkaran süreci kısaca anımsayalım: *O,* Kayserili bir Ermeni ailenin çocuğu olarak *1895* yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul’a göç etmiş ailesi ona en sevdikleri adı koydular: ► Agop... Ailenin soyadı Martanyan’dı... Böylece aileye Agop Martanya da katılmış oldu. Anadili Ermenice’ydi... Grammatik ve Lehçe Uzmanı kendisi. “/*Dilaçar”*/ adını ona Atatürk vermişti. İstanbul’da doğup büyüdüğü için Türkçe’yi ve Rumca’yı da öğrendi. Türk, Rum, Ermeni iç içe yaşıyor; yollar, sokaklar, sokakta oynanan oyunlar ister istemez bu dili de öğretiyordu. Küçük Agop İstanbul’u içinden kavrayarak yaşıyor; onu derinden içinde duyuyordu. Azıcık palazlanınca belki de sokaktan gelen ses, Türkçe olarak onu oyun oynamaya çağırıyordu. Okula başladığında, İngilizce öğrenmeye başladı. Ardından buna İspanyolca da eklendi. Sonra Amerikan Kolejine gitti. Burada edindiği arkadaşlarından ve derslerinde aldığı dil eğitiminden Almanca, Yunanca, Rusça ve Bulgarca da öğrendi... Zehir gibi zeka, cin gibi beyni vardı. Merak duygusu tam; çalışma azmi büyük; sabrı engin ve disiplini tamdı. Derken lise eğitimi sırasında ünlü devrimci Türk şairi Tevfik Fikret’in öğrencisi oldu... “/*Yiyin efendiler yiyin;*/ /*Bu hanı yağma sizin;*/ /*Doyuncaya, tıksırıncaya;*/ /*Patlayıncaya kadar yiyin!”*/ İşte bu denli düzeni eleştiren Tevfik Fikret onu çok etkilemişti. Agop, çalışkanlığı ve başarısı nedeniyle *1915* yılında Newyork Bilim Ödülü’nü aldı. Okulu bitirdiği yıl, Osmanlı Devleti en zorlu günlerini yaşıyordu. Birinci Dünya Savaşı’nda çok yerde çarpışıyor; savaş ve yokluk ülkeyi ve insanları büyük sıkıntı ve yokluklarla karşı karşıya bırakıyordu. Agop askere gitti, Ermeni isyancılara katılmadı. Yedek subay olmuştu. Önce Diyarbakır’a, oradan da Kafkas cephesine gitti... Ruslar’a karşı savaşırken yaralandı. Devlet onu, üstün özverisinden dolayı madalya ile ödüllendirdi. Askerde, Türk subayların yanı sıra Alman subaylar da vardı. Bunlar Türkçe öğrenmek istediklerinde Agop’tan yardım alıyorlardı. O da canı kadar tutkun olduğu Türkçe’yi öğretmek için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Bunun karşılığında da o subaylardan Almanca yazılmış gramer kitapları ediniyor ve dillerin teknik yönleri üzerine okumalar yapıyordu. O yıllarda gerek genel dil ve gerekse Türkoloji çalışmalarında Almanlar oldukça yetkindi. *1917* yılında orduda görev yapan Ermeni subayların firar olayları artmıştı. Bunun nedeni; pek çok Ermeni ailenin/*"Tehcir"*/ kapsamında göç ettirilmesiydi. Bu nedenle Ermeni kökenli subaylar, daha güvenli görülen Güney Cephesi’ne gönderildiler. Onlardan biri de Agop Martanyan’dı... Yanına bir kaç Ermeni kökenli asker verilmiş ve Halep’e 7. Ordu Komutanlığı’nda görevlerine devam etmek üzere gönderilmişlerdi. Ancak Şam’a geldiklerinde, yanındaki askerler kaşla göz arasında ortalıktan kayboldular. Agop buna çok şaşırdı. Ancak hayır; bu kural tanımazlık onun kişiliğinde yoktu. Tek başına ordu karargahına gitti ve yeni görev yerine başvurdu. Elinde tabancası, ilmühaberi ve bir kitabı vardı. Onu karşılayan ordudaki subaylar; öteki askerlerin kaçma öyküsünü dinleyince ondan kuşkulandılar. Pek çok dil bilen bu garip adamın bir casus olabileceğinden kuşku duyuluyordu. Komutan’a durum haber verildiğinde, *O,* bu kişinin yanına getirilmesi buyruğunu verdi. Bir kaç asker, silahlarının süngülerini Agop’un sırtına dayamış bir durumda Agop Ordu komutanının karşısına çıkarıldı. ve Ordu Komutanı kimdi dersiniz? Çanakkale Kahramanı, Mustafa Kemal Paşa... Mustafa Kemal Paşa kendisine cin gibi bakan Agop’un öyküsünü denledikten sonra sordu: ► “/*Sen niye kaçmadın?”*/ Agop, bu soruya fena halde sinirlendi: ► “/*Niçin kaçayım? Ben bu vatan için kan döktüm. Madalyam var... Kafkas Cephesinden kaçmadım ki; Şam sokaklarından kaçayım! İzin verin şu süngüleri çıkarsınlar...”*/ Bu tepki Mustafa Kemal Paşa’yı etkiledi. Paşa’nın bir işaretiyle süngüler geri çekildi. Agop, üzerinde bulunan eşyalarını bir masanın üzerine koydu. Kemal Paşa’nın masaya konulan kitap ilgisini çekti. Kitap Latin harfleriyle yazılmıştı ve Türkçe’den söz ediyordu. Türkçe anlatılırken, Türkçe cümle ve tümceler Latin harfleriyle yazılmıştı. Âlman subaylar için hazırlanmış bir Türkçe idi Çok ilginç ve hoş bir şeydi bu: Daha bir yıl önce, Enver Paşa Osmanlıca 'da sözüm ona bir devrim yapmış; yazıya sesliler eklemiş; bu kez zaten okuması zor olan Osmanlıca hiç okunamaz bir duruma gelmişti. Kaş yapılırken göz çıkarılmıştı... Ve şimdi Mustafa Kemal Paşa; bu gencin yanındaki kitapta, Latin harfleriyle yazılmış Türkçeyle karşılaşıyordu. Zaten okumaya çok düşkün olan Paşa, pek çok dili ve dil özelliklerini ayrıntılı biçimde bilen Agop’la uzun uzadıya dil konularını tartıştı. Derken savaş bitti. Agop, savaştan sonra Sofya Üniversitesi’nden bir davet aldı. O arada evlendiği Meline Hanım’la Sofya’ya gitti... Aradan yıllar geçti. Agop hala Türkçe üzerine ilginç yazılar yazıyor ve İstanbul’daki gazetelere gönderiyordu. Derken Türkiye bir ulusal savaşa girmiş; bu savaşı kazanmış ve ardından cumhuriyet ilan edilmişti. Ülkede köklü devrimler yapılıyordu. Atatürk, dil ve tarih konularında da okuma ve araştırmalar yapıyor; dil ve yazı sorununa el atılması gerektiğini düşünüyordu. Derken *1928* yılında yazı devrimi gerçekleştirildi. Bu sıralarda çevresindekiler Gazi’yi Agop Martaryan’ın İstanbul’da yayınlanan bir gazetede çıkan yazılarından haberdar ettiler. Gazi bu zengin ve ilginç araştırma yazılarını okudu. Son derece etkilenmişti. Agop’un yazılarını okudukça belleği onu alıyor; ta yirmi yıl öncesine götürüyor; sanki bu kişiyi tanıyormuş gib bir duygu içine giriyordu. Sonunda anımsadı. Evet Gazi; Agop’u tanıyordu. O arada Birinci Türk Dil Kurultayı için hazırlıklar yapılıyordu. Derhal bir emir vererek, Agop’un kongre için çağrılmasını istedi. Türkiye’ye gelen Agop Gazi’yle yeniden karşılaştı. Kongrede son derece etkileyici bir bildiri sundu. Gazi ondan İstanbul’da kalmasını ve Türk Dil Kurumu aracılığıyla yürütülen Türkçe gramer çalışmalarına katılmasını istedi. Agop derhal bu isteği kabul etti. Artık *O,* Türk Dil Kurumu’nun *200* uzmanından biriydi. *1934* yılında Ankara’ya taşındı. O yıl Soyadı Devrimi yapıldı. Atatürk pek çok kişiye onun yaşamını anlamlı kılan ve o kişiyi anımsatacak bir soyadı veriyordu. Agop’a da yeni soyadını verdi: ► “/*Dilaçar”*/... Agop Martanyan artık Agop Dilaçar’dı. Çevresindekilere sık sık şunu söylüyordu: ► “/*Yaşamım burada, Türk Dil Kurumu’ndaki masamda bitsin isterim”*/. Ancak böyle olmadı: *1979* yılında dinlenmek için gittiği İstanbul’da *84* yaşında öldü... *O,* Türk Dilinin gelişmesine bütün bir ömrünü adamıştı. Evet; Agop tam bir yurtseverdi... Çünkü yurdunun ortak dilinin gücüne inanıyor, ve geliştirmeyi bir görev biliyordu. Osmanlının hér önemli görevinde 1 Ermeni var ve dinciler ses etmez ama Agop a düşmanlar. Neden? Dil tartışmaları başladığında adı hemen gündeme getirilenlerden biri de Agop Dilaçar’dır. Türk dilleri üzerine uzmanlaşmış Ermeni asıllı dilbilimcidir. Türk dilinin eski dönemleri ile ilgili yaptığı çalışmalarından ötürü *1934* yılında Atatürk tarafından kendisine/*"Dilaçar"*/ soyadı verildi. Adı milliyetçiye çıkmış birçok kişi Türk dili üzerinde Arapça, Farsçanın işgalini savunurken Dilaçar/*"Dilde özleşmeyi" */savundu. Necip Fazıl gibi Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları Dilaçar’ın Ermeniliği üzerinden Türk Dil Kurumu önerilerine karşı tavır aldılar. Bu koca karı dedikoduları en çok da cahil ülkücüler ve siyasal ümmetçiler arasında yayıldı. Birçok kişi A. Dilaçar’ı *TDK* başkanlığı yaptığını sanır; hayır yapmadı, Türk Dili uzmanı olarak kurumda görev yaptı. Türkçe’nin yabancı diller boyunduruğundan kurtulmasına ömrünü adadı. Dilaçar/*"Kutadgu Bilig İncelemesi"*/ kitabını yazarken milliyetçi dilciler/*"yanıt, tanık, sanık"*/ gibi Kutadgu Bilig’te geçen sözcüklere/*"uydurukça"*/ diye karşı çıkıyor, Arapça ve Farsça sözcükleri Estergon Kalesi’ni savunur gibi savunuyorlardı. Çok acı değil mi?.. * * *Dilaçar’ın yayınlanan kitapları:* Les bases Bio-Psychologiques de la Théorie Güneş Dil (Güneş Dil Teorisi’nin Biyopsikolojik Kökenleri) (*1936*) Azeri Türkçesi (*1950*) Batı Türkçesi (*1953*) Lehçelerin Yazılma Tarzı Türk Dil ve Lehçelerinin Tasnifi Meselesi (*1954*) Devlet Dili Olarak Türkçe (*1962*) Wilhelm Thomsen ve Orhon Yazıtlarının Çözülüşü (*1963*) Türk Diline Genel Bir Bakış (*1964*) Türkiye’de Dil Özleşmesi (*1965*) Dil, Diller ve Dilcilik (*1968*) Kutadgu Bilig İncelemesi (*1972*) Anadili İlkeleri ve Türkiye Dışındaki Uygulamalar (*1978*) - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Olcay Uyar: Çıkış Yolu

Olcay Uyar: Çıkış Yolu

Mesele CHP Genel Başkanlığının kim olduğudur. Kurulla gelen benim derken, diğeri mahkeme kararı ile en son gelen de benim diyorsa, bu durumda ne yapılabilir?

Partiye üyeler 81 ilde bellidir. Bunlar veya varsa başkaları da adayım der. Her ildeki İl/İlçe Başkanlıklarına SANDIK ve üye listeleri konur. Fransa’da daha önce bu demokrasi örneği yapılmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın güncel verilerine göre, 2026 yılı itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) resmi üye sayısı 1.922.757’dir. Bunlar yani o partinin esas tapu sahipleri olan üyeleri adaylara oylarını atar ve Genel Başkanını seçer ve bu iş biter. Anlaşılacak esas seçenek budur.

K.K. işte bunu kabul etmezse, Genel Merkez önünde hiç istenmeyen durum polis, TOMA, gaz, kargaşa ve zorla durum ile kaos yaşanır. Böyle oturulan KOLTUK ise kimseye fayda sağlamaz. Yoksa K.K. olur KAKA...



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Savaşın muhasebesi

Savaşın muhasebesini yapanlara yönelik tepkili, yandaş, trol açıklamaları var.
Beka meselesi, diyerek bu konuların konuşulmasını önlemek, hatta vatana ihanete varan suçlamalar rahatsız edici.
Devletin ve milletin kıt kaynaklarının kullanımı sırasında, maliyet-etkinlik analizler, seçenekler arasında kıyaslamalar yapmak bir zorunluluk iken, savunma sanayiini tartışılamaz, hesap sorulamaz hale sokmak bir  millî felaketin yolunu açar.
Hitlerin yenilgisinde, SSCB'nin yıkılmasında savaşın, ya da savunmanın gider muhasebesinin gözardı edilmesi önemli bir faktör olmuştur.

Her şeyin muhasebesi olur, hatta olmak zorundadır diyebiliriz.
Yaşayan her canlı varlık da, doğasında olan bir muhasebenin sonuçlarına göre yaşayabilir, ya da ölebilir.

Muhasebenin dört temel unsuru vardır.
İlk planda tıpkı bir terazi gibi, gelir-gider dengesi vardır.
İlk dengeyle paralel ve etkileşimli olarak da ikincil varlıklar-taahütler dengesi vardır.

Gelir-gider dengesi pozitifse, varlıklar artar, taahütler (borçlar)azalır.
Bu finansal varlığın büyümesini anlatır bize.

Tam tersine gelir-gider dengesi bozulursa.
Bu durumda varlıklar azalır, taahütler artar.
Bu finansal varlık küçülüyor demektir.

Dönemsel zararları varlıkları azaltarak, ya da ek taahütlerle karşılamak mümkündür.
Ancak,  hiç bir finansal varlık sürekli olarak zarar etmeye dayanamaz.
Sürekli zarar sonunda varlıkları sıfırlar, taahütleri zirveye çıkarır.

Eğer bir gün, bu finansal varlığın gelirleri yalnızca borçlarının faizini ödeyebiliyorsa,
Ve sürekli olarak borçlarını yeniden yapılandırarak, yeni faiz yüklerine giriyorsa,
Ve varlıklarının, borçlarına olan oranı negatifse,
Bu FİNANSAL İFLAS demektir.

Bir FİNANSAL İFLAS borç çevirerek bir süre için gizlenebilir.
Ancak, bir gün alacaklılardan yalnızca birinin ödemesi geciktiğinde ve icra takibi başladığında, bu bir çığ etkisi yaratır.
Bu noktadan sonra FİNANSAL İFLAS, FİİLİ İFLAS haline dönüşür.

Peki muhasebenin savaş, silahlanmayla ne ilgisi var.
Evet, askeri birlikler kar etmez, sürekli gider üretir.

Bu dengesizliğin yarattığı açığın devlet tarafından sürekli olarak kapatılması gerekir.
Bu durumda tek tek her askeri varlığın en azından bir  GİDER MUHASEBESİNE tabii olması mümkündür ve gereklidir.

Ölen her askerin yerine konması gereken bir kaynak olduğunu,
atılan her merminin, her mühimmatın,
zırhlı araçları, gemileri vb. yürütmek için harcanan yakıtın, yedek parçanın,
silah endüstrisinin ihtiyaç duyduğu bütün hammadde kalemlerinin,
MUHASEBESİ OLMAK ZORUNDADIR.

Bu  millî kaynakların en verimli şekilde kullanılması için kaçınılmazdır.
Bir komando tugayının yıllık maliyetini devlet adamları bilmek zorundadır.
Sınır ötesi bir harekatın günlük, aylık maliyetini planlayıcılar bilmek zorundadır.
Harcanan her unsurun birim maliyetlerini bilmek zorunludur.

Tarihten örnek verirsek.
Hitlerin mega silah takıntısı, sahadaki komutanların mükemmeliyet beklentileri ile devletin kaynakları arasındaki denge sürdürülemez olmuştur.
NAZİ Almanyasının her yerinde günümüzde MEGA diyebileceğimiz ölçeklerde yatırımlar yapılmıştır.
Denizaltı sığınakları, dağların içine gömülmüş fabrikalar, gövde gösterisinden başka etkisi olmayan devasa toplar, arazide yürüyemeyen 1000 tonluk tanklar vb.
Bütün bunları üretmek için harcanmış milyon tonluk beton, demir vb.

Oysa Amerika Fordizmi keşfetmenin rahatlığıyla üretim bantları,
Modüler üretim.
Basitlik.
Yüksek kaliteli el işçiliği yerine modüler, standart üretim teknikleri.
Kullanılan ham maddenin olabildiğince az, verimli şekilde harcanması.
Sivil endüstrinin yöntemlerinin, en kısa sürede savaş endüstrisine adapte edilmesiyle nihai sonuçta çok etkili olmuştur.
ABD genel olarak gider ve maliyet muhasebesinde düşmanına göre daha çok başarılı olmuştur.

Durum şimdi de aynı.
Ucuz bir İHA ya da SİHA'yı on misli, yüz misli daha pahallı önleyici füzelerle durdurabiliyorsanız, siz savaş muhasebesinde sınıfta kalmışsınız demektir.
Uçak gemileriniz bile toplu olarak kullanılan karışık füze, iha çeşitleriyle düşük maliyetle batırılabiliyorsa ki, bu henüz olmadı, ama eli kulağında diye düşünüyorum, yine çıkmaza girmişsiniz demektir.

ABD'nin İrana karşı kullandığı akıllı mühimmat miktarının olağan üstü fazla oluşu nedeniyle ortaya çıkan tüketim, üretim kapasitesinin de üzerindedir.
Bu noktada yalnızca maliyet muhasebesi değil, üretim muhasebesi sıkıntıda demektir.

Özetle, savaşlar hesaplanır,  kurmayların, karargah subaylarının görevi budur.
Karargahlarda her seviyede kendine göre bir ölçekte muhasebe yapılır.
Elbette tugay ve tümenlerin kontrol ettiği muhasebe, ile orduların, MSB'nin, Genel Kurmayın takip ettiği muhasebeler farklıdır.
Silahlı kuvvetlerde her kalemde giderlerin, tüketimlerin, harcamaların muhasebesini yapmak zorunludur.
Yapılmazsa da SSCB'nin yıkılmasına benzer şekilde, ya da NAZİ'lerin yenilmesine benzer şekilde sürdürülemez, tükenir ve teslim olursunuz.

Bu nedenle üretilen silahların maliyet-etkinlik araştırması, bunların alternatifleriyle kıyaslanması boş bir iş değildir.
Örneğin, Türkiye'nin uçak gemisi yapması ya da onun yerine daha çok muhrip yapması arasındaki etki ve maliyet analizi ciddi alınması gereken bir iştir.

DOĞRUSU, BENİM BU KONUDA ÇOK ENDİŞEM VARDIR.
Kısa vadeli politik kazanımlar için, yandaş iş adamlarının kazanmasını sağlama güdüsü, savunma harcamalarının denetlenemez, soruşturulamaz doğası nedeniyle MEGA silahlar tuzağına düştümüzü düşünüyorum.
Ülkenin kıt gelirlerinin verimsiz şekilde, akraba/yandaş zengin etme kastıyla, seçimlerde psikolojik  üstünlük sağlamak amacıyla kullanıldığını düşünüyorum.

Devletin var olan SSM'lığı şirketleri dururken, yandaş/akraba şirketlerine ihaleler vermek,
onların ürünlerini satın alsın diye alıcı ülkelere hibeler yapmak,
SSM şirketlerinin know-how'ını yandaş/akraba şirketine aktarmak,
SSM şirketlerinin ürettiği özel mühimmat ve aksamları SSM şirketlerinin ürünlerinden çok daha önce yandaş/akraba iş adamının şirketine adapte etmek,
SSM müsteşarlığı şirketlerini, devletin bütün kurumlarını, bu şirketlerin reklamı, pazarlaması için kullanmak,
ortaya çıkan başarı öyküsünü sorgulamamı gerektiriyor.

Açıkçası bu devran bitip yeni dönem başladığında devr-i sabıkların YÜCE DİVANDA yargılanması, rüşvet, irtikap, zimmet, haksız zenginleşme, nüfuz suistimali, yolsuzluk, usulsüzlük ve benzeri suçlarından yargılamasını umutla bekliyorum.

Saygılar

Oraj POYRAZ

L2fSIJNoA0xfSNxA

--------------



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


20 Haziran 2026 Cumartesi

Anthropic Korkuyor, Yapay Zeka Gelişmelerine Küresel Duraklama Çağrısında Bulunuyor

Anthropic Korkuyor, Yapay Zeka Gelişmelerine Küresel Duraklama Çağrısında Bulunuyor

Bunu daha önce de duyduk.

Frank Landymore

5 Haziran 2026, 15:48 EDT

Anthropic, teknolojinin insan kontrolünden çıkma noktasına yaklaştığını iddia ederek, yapay zeka geliştirme çalışmalarına küresel bir duraklama çağrısında bulunuyor.

Dünyanın en değerli yapay zekâ girişimlerinden biri olan Anthropic, Perşembe günü yayınladığı uzun bir blog yazısında, Claude model ailesinin özyinelemeli kendi kendini geliştirme yolunda olduğunu, yani kendi kendini geliştirme yeteneğine sahip olduğunu, bunun da insan çıkarlarının dışında faaliyet gösterebilen ve topluma zarar verebilen güçlü yapay zekâların yaratılmasına yol açabilecek önemli bir varsayımsal dönüm noktası olduğunu savundu.

Anthropic, henüz o noktada olmadığımızı, ancak bunun çoğu kurumun hazırlıklı olduğundan daha erken gelebileceğini vurguladı.

Şirket, yazısında, Toplumsal yapıların ve uyum araştırmalarının teknolojinin ilerlemesine ayak uydurmasını sağlamak için, sınır yapay zekâ geliştirme çalışmalarını yavaşlatma veya geçici olarak durdurma seçeneğine sahip olmanın dünya için iyi olacağına inanıyoruz diye yazdı.

Ayrıca, anlamlı bir yavaşlama veya durdurma, sınırda veya sınıra yakın, birden fazla ülkede, aynı koşullar altında durmayı kabul eden, iyi kaynaklara sahip birden fazla laboratuvar gerektirecektir diye ekledi ve bunun uygulanmasının zor olacağını kabul etti.

Eğitim çalışmaları, füze silolarından çok daha kolay gizlenebilir diye yazdı.

Anthropic‘in şimdi duraklama çağrısı yapması oldukça uygun. Son birkaç ayda, 1 trilyon dolarlık piyasa değeriyle dünyanın en değerli yapay zeka şirketi olmak için OpenAI’yi geride bıraktı ve modelleri artık özellikle kodlama görevlerinde alanın en iyisi olarak kabul ediliyor. Eğer sektör şimdi frene basarsa, Anthropic’in hakimiyetini pekiştirecektir.

Ancak herkes Anthropic’in iddialarına inanmıyordu. Önde gelen yapay zeka eleştirmeni Gary Marcus, şirketin uzun yazısını aldatma ve kandırma olarak nitelendirdi.

Marcus, Substack‘te şöyle yazdı: Anthropic herkesin kalbine korku salmaya çalışıyor (’tamamen özyinelemeli kendi kendini geliştirme, insanların yapay zeka sistemleri üzerindeki kontrolünü kaybetme riskini de artırabilir’), ancak aslında gösterdikleri tek şey tamamen insan kontrolü altında daha hızlı kodlama. Daha hızlı bir kodlama aracı muhtemelen dünyanın sonunu getirmeyecek.

Anthropic uzun zamandır kendisini etik ve son derece ilgili bir yetişkin olarak göstermeye çalışıyor. Mitolojisinin temel taşlarından biri, CEO Dario Amodei‘nin 2022’de devrim niteliğindeki bir yapay zeka modelini piyasaya sürmekten, güvenlik endişeleri nedeniyle kaçındığı ve aylar sonra ChatGPT’yi piyasaya süren OpenAI’nin tüm şöhreti elde etmesine izin verdiği yönündedir.

İki ay önce, bu temel şirket efsanesinin tekrarlanmış bir devamı olarak, Anthropic Mythos adlı yeni bir model duyurdu - ancak her büyük işletim sistemine ve her büyük web tarayıcısına sızacak kadar güçlü olduğunu iddia ederek, bunu kamuoyuna sunmamakla övündü.

Ancak bu hareket her zamankinden daha boş geliyor. Bu yılın başlarında, Anthropic, yapay zeka sistemlerinin otonom silahlarda ve ABD vatandaşlarının kitlesel gözetiminde kullanılabileceği endişeleri nedeniyle Pentagon ile ünlü bir şekilde çatıştı. Daha sonra, Claude’un İran’da saldırı hedeflerini seçmeye yardımcı olmak için kullanıldığı ortaya çıktı.

Askeri yetkililerle yaşadığı büyük anlaşmazlığın ortasında, Anthropic, girişimin varoluş nedeninin taahhüdü olan bir güvenlik taahhüdünden de vazgeçti: uygun güvenlik önlemlerine sahip olduğundan emin olamadığı takdirde bir yapay zeka sisteminin eğitimini durdurmak.

Anthropic’in ikiyüzlülüğünü daha da vurgulayan bir diğer nokta ise, University College London profesörü Steven Murdoch’un, Anthropic’in ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) Çin ve İran gibi potansiyel düşmanlara karşı siber savaş yürütmesi için Mythos modelini kullanmasına yardımcı olduğunu ortaya koyan Financial Times’ın son haberlerine atıfta bulunmasıdır.

Murdoch, The Guardian’a verdiği demeçte, Anthropic sıcak ve sevecen bir izlenim verebilir, ancak yapay zeka güvenliği tanımı dar kapsamlıdır. ABD yetkililerini saldırı yeteneklerinin geliştirilmesinde desteklemek, asla karşı çıktıkları bir şey olmadı. dedi.

Anthropic’in küresel bir duraklamayı gerçekleştirme konusunda gerçekten gerçekçi bir şansı olup olmadığına bakılmaksızın - veya bu, güvenlik odaklı imajını güçlendirmek için bir başka taktikse - daha fazla eylemde bulunmaya yemin ediyor.

Şirket, Önümüzdeki aylarda, politika yapıcıların, araştırmacıların, sivil toplum kuruluşlarının ve diğer yapay zeka şirketlerinin bu yazıda ele alınan bazı sorulara, özellikle tam özyinelemeli kendi kendini geliştirme ve koordinasyon ve müzakere için daha iyi seçenekler oluşturma konularına yanıt bulmalarına yardımcı olabileceği görüşmeler düzenleyeceğiz diye yazdı. Ortaya çıkan sonuçları yayınlayacağız.

=======================

Anthropic Scared, Calls for Global Freeze on AI Advances

We’ve heard this one before.

Frank Landymore

Published Jun 5, 2026 3:48 PM EDT

Sign up to see the future, today

Anthropic is calling for a global pause on AI development, claiming that the technology is nearing a point where it can spiral out of human control.

In a lengthy blog post published Thursday, the world’s most valuable AI startup made the case that its Claude family of models were on the path to achieving recursive self-improvement, or the ability to improve themselves on their own, a key hypothetical tipping point that could lead to the creation of powerful AIs capable of operating outside human interests and harming society.

We’re not at that point yet, Anthropic stresses, but it could come sooner than most institutions are prepared for.

We believe it would be good for the world to have the option to slow or temporarily pause frontier AI development to enable societal structures and alignment research to keep up with the advance of the technology, the company wrote in the post.

It added that a meaningful slowdown or pause would require multiple well-resourced labs at or near the frontier, in multiple countries, agreeing to stop under the same conditions, and admitted that this would be challenging to enforce.

Training runs are far easier to conceal than missile silos, it wrote.

For Anthropic to call for a pause now is convenient. In the past few months, it leap-frogged OpenAI to become the world’s most valuable AI company with a $1 trillion valuation, and its models are now generally viewed as the best in the field, especially at coding tasks. If the industry were to hit the brakes now, it would cement Anthropic’s dominance.

Not everyone was buying Anthropic’s claims. Prominent AI critic Gary Marcus called the company’s lengthy post a bait and switch.

Anthropic is trying to strike terror into everyone’s hearts (‘full recursive self-improvement also might increase the risks of humans losing control over AI systems’) but all they have really shown is just faster coding — entirely under human control, Marcus wrote on his Substack. A faster coding tool will probably not end the world.

Anthropic has long tried to paint itself as the ethical and deeply concerned adult in the room. A cornerstone of its mythology is that CEO Dario Amodei abstained from unleashing a revolutionary AI model back in 2022 because he was too concerned about safety, and let OpenAI get all the glory when it released ChatGPT months later instead.

Two months ago, in a rehashed sequel to this foundational company lore, Anthropic announced a new model called Mythos — but made a show of not releasing to the public, claiming it was powerful enough to break into every major operating system and every major web browser.

But its act is ringing hollower than ever. Earlier this year, Anthropic famously clashed with the Pentagon over concerns that its AI systems could be used in autonomous weaponry and in the mass surveillance of US citizens. Later, it emerged that Claude was being used to help select strike targets in Iran.

Amid its blowout with the military, Anthropic also dropped a safety pledge that was arguably the venture’s entire raison d’etre: to stop training an AI system if it couldn’t guarantee it had proper safety guardrails in place.

Further underscoring Anthropic’s hypocrisy, University College London professor Steven Murdoch cited recent reporting from the Financial Times revealing that Anthropic is helping the US National Security Agency use its Mythos model so it can wage cyberwarfare against potential enemies like China and Iran.

Anthropic might give the impression of being warm and fuzzy, but their definition of AI safety is narrow, Murdoch told The Guardian. Supporting US authorities in the development of offensive capabilities has never been something they have spoken against.

Regardless of whether Anthropic genuinely thinks it has a remotely realistic shot at pulling off a global pause — or if this is yet another ploy to boost its safety-minded image — it’s vowing to pursue further action.

In the coming months, we will organize conversations where policymakers, researchers, civil society, and other AI companies can help answer some of the questions this piece raises, especially around full recursive self-improvement and how to create better options for coordination and deliberation, the company wrote. We’ll publish what comes out of it.

https://futurism.com/artificial-intelligence/anthropic-scared-calls-global-freeze-ai



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc