21 Ekim 2026 Çarşamba

Cumhuriyet Tarihinin Büyük Yolsuzluk ve Skandalları

Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanmış büyük yolsuzlukların toplamı kendi döneminin tahmini kuruyla 30.918.400.000USD,
Bu devasa toplamın yarısından fazlasını, Eylül 2026'da yürürlüğe giren ve piyasa manipülasyonu/Ponzi iddiaları nedeniyle tasfiyesine başlanan 17-18 milyar dolarlık güncel fon skandalı oluşturmaktadır.
- - - - - - -

📑 Cumhuriyet Tarihinin Büyük Yolsuzluk ve Skandalları

Tarih - Skandal / Operasyon Adı : Dönemin Para Birimi Cinsinden Boyutu , Yaklaşık ABD Doları (USD) Karşılığı , Konusu ve Siyasi/Ekonomik Sonuçları

1927 - Yavuz-Havuz Skandalı : ~5 Milyar Yeni Kuruş , ~2.500.000 $ , Yavuz zırhlısının onarım ihalesinde usulsüzlük. Dönemin Bahriye Bakanı İhsan Eryavuz, Yüce Divan'da yargılanıp hapis cezası alan ilk bakan oldu.

1975 - “Sunta” (Mobilya) Yolsuzluğu : ~25 Milyon Eski TL (Alınan vergi iadesi) , ~1.750.000 $ (Dönemin kuruyla) , Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel'in lüks mobilya yerine değersiz sunta ihraç ederek devletten haksız vergi iadesi alması. Türkiye, “Hayali İhracat” kavramıyla ilk kez bu davayla tanıştı.

1985 - Horzum Skandalı : ~60 Milyar Eski TL , ~90.000.000 $ , Kemal Horzum'un, Emlak Bankası Ankara Kızılay şubesini usulsüz kredilerle dolandırması. Türkiye tarihinin ilk büyük “banka hortumlama” vakalarından biridir.

1993 - İSKİ Skandalı[] : ~31 Milyar Eski TL , ~3.000.000 $ , İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi ihalelerindeki yolsuzluk ağları. 1994 yerel seçimlerinde İstanbul'un siyasi yönetiminin kökten değişmesine neden oldu.

1993 - İLKSAN Skandalı : ~223 Milyar Eski TL (Arsa bedeli) , ~160.000.000 $ , İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı'nın (İLKSAN), Pendik'teki bir arsayı piyasa değerinin çok üzerinde, şaibeli şekilde satın alması. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'in “Verdimse ben verdim, ne olmuş!” sözüyle siyasi tarihe geçti.

1998 - Türkbank Skandalı[] : 163 Trilyon Eski TL , 600.000.000 $ , Türk Ticaret Bankası ihalesine mafyanın müdahale etmesi. Mesut Yılmaz başbakanlığındaki 55. Hükümet gensoruyla düşürüldü.

1998 - Kayıp Trilyon Davası[] : ~1 Trilyon Eski TL , ~3.800.000 $ , Kapatılan Refah Partisi'ne yapılan hazine yardımının sahte belgelerle harcanmış gösterilmesi. Necmettin Erbakan dahil birçok yönetici ceza aldı.

2001 - Beyaz Enerji Operasyonu : ~400 Milyar Eski TL , ~350.000 $ (Doğrudan kanıtlanan rüşvet) , Enerji ihalelerinde dönen milyarlarca dolarlık rüşvet ağları. Enerji Bakanı istifa etti; Türkiye'yi 2001 krizine götüren süreç hızlandı.

2008 - Deniz Feneri Davası[] : ~41 Milyon Euro , ~60.000.000 $ , Almanya'da toplanan insani bağışların amaç dışı şirketlere aktarılması. Alman mahkemelerince “asri zamanların en büyük soygunu” sayıldı.

2013 - 17-25 Aralık Operasyonları : ~20 Milyar Yeni TL , ~10.000.000.000 $ , Reza Zarrab ve Halkbank eksenli rüşvet, kaçakçılık ve kara para aklama iddiaları. Kabinedeki 4 bakan görevinden ayrıldı.

2021 - Thodex Kripto Vurgunu : ~17 Milyar Yeni TL , ~2.000.000.000 $ [2.1] , Kripto para borsası fonlarının buharlaştırılmasıyla yapılan dijital çağın en büyük nitelikli dolandırıcılığı [2.1].

2026 (Güncel) - Eylül 2026 Büyük Fon Skandalı : ~830 Milyar Yeni TL , ~17.000.000.000 $ ila 18.300.000.000 $ , Eylül 2026'da SPK'nın manipülasyon gerekçesiyle 131 hedge/yatırım fonunu tasfiye etmesiyle patlayan cumhuriyet tarihinin en büyük finansal krizi. Yarım milyona yakın yatırımcıyı etkiledi, iktidar partisinden (AKP) Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya hisse satış iddiaları nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı.

- - - - - - -

💵 Toplam Dolar (USD) Hacmi

Yukarıda kronolojik olarak listelenen, ihaleye fesat karıştırma bedellerini, haksız kazançları, buharlaşan varlıkları ve manipüle edilen fon hacimlerini içeren Cumhuriyet tarihinin bu en büyük skandallarının toplam ABD Doları cinsinden karşılığı:

30.918.400.000USD, Yaklaşık 30,9 Milyar Dolar)

(Not: Bu devasa toplamın yarısından fazlasını, Eylül 2026'da yürürlüğe giren ve piyasa manipülasyonu/Ponzi iddiaları nedeniyle tasfiyesine başlanan 17-18 milyar dolarlık güncel fon skandalı oluşturmaktadır. 1970 ve 80'lerdeki milyon dolarlık vurgunlar, o dönemlerin devlet bütçelerine oranla devasa büyüklükte olmalarına rağmen, bugünkü doların nominal değer karşısında matematiksel toplamda küçük görünmektedir). [1, 2]

[1] (https://www.reuters.com/world/middle-east/turkey-detains-five-part-fund-liquidation-investigation-ministry-says-2026-09-19/)

[2] (https://www.middleeasteye.net/news/turkeys-17bn-fund-scandal-becomes-political-crisis-erdogan)


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


FRANSA’DA üç haftadır devam eden lise eylemleri, 6 Ekim’de yüz binlerce insanın katıldığı gösterilerle artık farklı bir siyasal aşamaya ulaştı.

Ali Rıza Taşdelen: Fransa'da gençlik isyanda, sorun sistemde

Aydınlık-Avrupa

FRANSA’DA üç haftadır devam eden lise eylemleri, 6 Ekim’de yüz binlerce insanın katıldığı gösterilerle artık farklı bir siyasal aşamaya ulaştı.

Paris yakınlarındaki Créteil’de bir lisenin öğretmen ve personel eksikliğine karşı başlayan protesto, bugün eğitim bütçesini, banliyölerdeki eşitsizliği, üniversiteye giriş sistemi (Parcoursup), gençlerin iş ve gelecek kaygısını, polis şiddetini ve nihayet devletin kaynaklarını hangi toplumsal önceliklere göre dağıttığını tartışan ulusal bir harekete dönüşüyor.

Hareket, Créteil’deki Saint-Exupéry Lisesi’nde öğretmenlerin personel eksikliği, yapılamayan dersler ve kötüleşen okul koşulları nedeniyle 17 Eylül’de başladı. Ertesi gün öğrenciler okulu boykot etti. Protestolar buradan Seine-Saint-Denis’ye, diğer banliyölere ve kısa sürede Lyon, Marsilya, Nantes, Rennes,

Lille ve Strasbourg gibi büyük kentlere yayıldı. 1 Ekim’de binden fazla lise eylemlerden etkilenirken, hafta başında Eğitim Bakanlığı yaklaşık 3.700 lisenin 891’inde eylemlerin sürdüğünü açıkladı.

Öğretmenlerin, velilerin, üniversite öğrencilerinin ve sendikaların da harekete katılmasıyla Créteil’de başlayan eğitim protestosu, giderek daha geniş bir toplumsal harekete dönüşmeye başladı.

Sosyal medya hareketin yayılmasını hızlandırırken, farklı okullarda yaşanan sorunların aslında ortak olduğunu da görünür hale getirdi. Gençler, kendi okullarındaki sıkıntıların tekil aksaklıklar değil, eğitim sisteminde biriken daha geniş bir krizin parçası olduğunu görmeye başladılar.

Eylemlerin Paris’in yoksul banliyölerinde daha güçlü olması tesadüf değil.

Seine-Saint-Denis gibi bölgelerde büyük ölçüde göçmen kökenli gençler, yetersiz eğitim olanaklarının yanı sıra işsizlik, yoksulluk, ayrımcılık ve sosyal-kültürel dışlanmayla karşı karşıya. Yaşadıkları mahalle, gittikleri okul ve ailelerinin toplumsal konumu geleceklerini daha baştan sınırlandırıyor. Bu nedenle banliyö gençliği açısından öğretmensiz sınıflar yalnızca eğitim sistemindeki bir aksaklık değil; kendilerine vaat edilen eşit yurttaşlık ve toplumsal yükselme imkanının giderek aşındığının somut göstergesi. Bugün okulda başlayan öfkenin hızla daha geniş bir toplumsal itiraza dönüşmesinin arkasında da yıllardır biriken bu eşitsizlik ve dışlanma bulunuyor.

Hükümet çevreleri Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ve radikal solun etkisini öne çıkarırken, Macron’un BM’de İsrail’e yönelik sert tutumunun ardından olayları ‘İsrail’in kışkırttığı’ yönünde iddialar da ortaya atıldı. Oysa tarihler bu tezi daha baştan tartışmalı hale getiriyor: Saint-Exupéry’de öğretmenler 17 Eylül’de eyleme geçti, öğrenciler 18

Eylül’de okulu boykot etti; Macron’un İsrail’e yönelik sert eleştirilerini içeren BM konuşması ise 22 Eylül’de yapıldı.

Yani Fransa’daki gençlik isyanının fitili, Macron BM kürsüsüne çıkmadan önce ateşlenmişti. Siyasi partiler ya da yabancı istihbarat örgütleri büyüyen bir toplumsal hareketten yararlanmaya ve onu kendi amaçlarına yönlendirmeye çalışabilir.

Ancak Fransa’da eğitim eşitsizliği, banliyölerin dışlanmışlığı, aşınan kamu hizmetleri ve gençlerin gelecek kaygısı zaten yıllardır birikiyor.

Dışarıdan birileri ateşi büyütmeye çalışabilir; ama yanacak toplumsal malzeme yoksa düğmeye basarak kitlesel bir isyan yaratamazsınız.

Fransa’nın içine sürüklendiği ekonomik tablo neoliberal modelin başarı hikâyesinden çok, giderek ağırlaşan bir krizi gösteriyor. Kamu borcu 2026’nın ikinci çeyreğinde 3,595 trilyon avroya, GSYİH’nin yüzde 119’una yükseldi.

Kırk yıldır özelleştirmeler, kamu hizmetlerinin maliyet ve verimlilik baskısı altında yeniden yapılandırılması, çalışma hayatının güvencesizleşmesi ve sosyal devletin aşındırılması ekonomik sorunları çözmedi; tersine büyümenin zayıfladığı, borcun ağırlaştığı ve toplumsal eşitsizliklerin kalıcılaştığı bir Fransa ortaya çıkardı. Bu krizin bedeli ise giderek daha fazla ücretlilere, gençlere ve kamu hizmetlerine çıkarılıyor.

Liseli öğrenci sendikaları eğitimdeki sorunların giderilmesi için yaklaşık 10 milyar avroluk ek kaynak talep ederken,

Lecornu hükümeti eğitim bütçesini yalnızca 1,2 milyar avro artırmayı öngörüyor.

Daha önemlisi, okullarda öğretmen eksikliği protestoların temel nedenlerinden biri olduğu halde hükümet 2027 bütçesinde öğretmen kadrolarını azaltmayı planlıyor.

Bu nedenle bütçe tartışması, öğrencilerin eğitim politikalarına yönelik tepkisini daha da büyütüyor.

Eğitimdeki kriz, daha geniş ekonomik ve toplumsal eşitsizliğin bir parçasıdır.

Neoliberal politikalar kamu hizmetlerini aşındırırken, eğitimdeki eşitsizlikleri de derinleştirdi. Bugün gençlerin öfkesi bu nedenle yalnızca öğretmen eksikliğine değil, kendilerine eşitsiz bir eğitim ve güvencesiz bir gelecek sunan düzene yönelmeye başlıyor.

Polisin okul boykotlarına ve gösterilere sert müdahalesi, hareketin siyasallaşmasını hızlandırdı.

Başlangıçta öğretmen eksikliğini ve eğitim koşullarını protesto eden gençler, gözaltılar ve polis müdahaleleri arttıkça “Daha az polis, daha çok para” gibi sloganlarla doğrudan hükümetin güvenlik politikasını da hedef almaya başladılar. Binlerce kişi gözaltına alındı; öğrenciler ve polisler yaralandı, bazı kentlerde göstericilerle güvenlik güçleri arasında ciddi çatışmalar yaşandı. 15 yaşındaki bir öğrencinin polis mühimmatının patlaması sonucu elini kaybetmesi gibi ağır vakalar ise polisin kullandığı güç konusunda yeni bir tartışma yarattı.

Bu gelişme özellikle banliyö gençliği açısından önem taşıyor. Çünkü Fransa’nın yoksul banliyölerinde gençlerle devlet arasındaki gerilim ve polise duyulan güvensizlik yeni değil; 2005 ve 2023 olaylarının hafızası hâlâ canlı. Böylece eğitimdeki eşitsizliğe karşı başlayan hareket, polis müdahaleleriyle birlikte devletin gençlere nasıl davrandığının da sorgulandığı daha geniş bir politik çatışmaya dönüşmeye başladı.

2005 ve 2023’teki isyanlar esas olarak yoksul banliyölerde polis şiddetine karşı patlak verirken,

2026’daki hareketin toplumsal tabanı ve siyasi niteliği daha farklıdır. Banliyö gençliği yine hareketin önemli bir parçasıdır; ancak eğitimdeki sorunlar yalnızca banliyöleri değil,

Fransa genelindeki liselileri ve üniversite öğrencilerini de ilgilendiriyor. Bugünkü hareketin en önemli farkı, daha örgütlü ve açık biçimde siyasi talepler taşımasıdır. Liseli ve üniversiteli öğrenci örgütlerinin eylemlerde yer alması, işçi sendikaları ile veli örgütlerinin desteği, protestoların eğitim politikalarından hükümetin bütçe ve toplumsal tercihlerine uzanmasını sağlıyor. Böylece banliyölerde yıllardır biriken eşitsizlik ve dışlanmaya karşı öfke, ülke çapında daha geniş bir toplumsal mücadeleyle birleşme potansiyeli taşıyor.

6 ve 8 Ekim’de görüldüğü gibi öğrenciler artık yalnız yürümüyor. Öğretmenler, veliler, sendikalar ve üniversite öğrencileri de eylemlere katıldı. Liseli ve üniversiteli örgütler, 2027 bütçesi tartışılırken hükümete sunulmak üzere on maddelik ortak bir acil talepler platformu hazırladı.

Daha da önemlisi, sokaktaki dil değişti. Marsilya ve Nantes’ta görülen “Devlet milli eğitimi öldürdü” pankartı, bu dönüşümün belki de en açık ifadesidir. İlk günlerdeki talep devletin görevini daha iyi yapmasıydı; bugün giderek devletin neden görevini yapmadığı ve kaynaklarını hangi önceliklere göre dağıttığı tartışılıyor. Bu değişim, bir toplumsal hareketin siyasallaşmasında belirleyici bir eşiktir. Çünkü sorun artık hizmetteki aksaklığın giderilmesi değil, aksaklığı üreten politik tercihlerin sorgulanmasıdır.

Bu nedenle artık “hareket siyasallaşacak mı?” sorusu geride kalmıştır. Eğitim sorunlarının bütçe tercihlerine, sınıfsal eşitsizliğe, banliyölerin durumuna, polis müdahalelerine ve hükümetin gençlere yaklaşımına bağlanması, hareketin politik niteliğinin oluştuğunu gösterir. Asıl belirsizlik bundan sonra siyasallaşmanın hangi yönde ve ne kadar derinleşeceğidir.

Gençlerin tepkisi artık yalnızca öğretmen eksikliğine ya da hükümetin eğitim bütçesine yönelik değil. Eğitimdeki eşitsizlik, işsizlik, barınma sorunu ve gelecek güvencesizliği giderek aynı ekonomik ve toplumsal düzenin sonuçları olarak görülüyor. Bu nedenle hareket, hükümetin eğitim politikalarına karşı bir protestonun ötesine geçerek neoliberal düzenin yarattığı eşitsizliklerin sorgulandığı siyasi bir mücadeleye dönüşme potansiyeli taşıyor.

Asıl önemli gelişme de burada: Gençler, eğitim alarak daha iyi bir yaşama ulaşabileceklerine dair inançlarını kaybediyor. Fransa Cumhuriyeti’nin fırsat eşitliği vaadiyle gençlerin yaşadığı gerçeklik arasındaki uçurum büyüyor.

Fransa’daki liseli gençlik hareketi artık yalnızca öğretmen eksikliğine ve kötü eğitim koşullarına karşı bir protesto değildir. Créteil’de başlayan eylemler, öğrenci örgütlerinin öncülüğü, işçi sendikalarının ve velilerin desteğiyle ülke çapında siyasi bir nitelik kazanmaya başladı.

Hükümet yeni öğretmen atamaları ve bütçe düzenlemeleriyle bazı talepleri karşılayabilir. Ancak eğitimdeki sorunların arkasında yatan yoksulluk, işsizlik, bölgesel eşitsizlik ve toplumsal dışlanma, yalnızca eğitim politikalarında yapılacak değişikliklerle çözülemez.

Sorunun temelinde, Fransa’nın son kırk yılda izlediği neoliberal ekonomik ve toplumsal politikalar bulunuyor.

Kamu hizmetlerini zayıflatan, çalışma yaşamını güvencesizleştiren ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren bu politikaların bedelini özellikle emekçiler ve genç kuşaklar ödüyor. Eğitimde patlak veren isyan, bu nedenle yalnızca bir bakanlığın başarısızlığına değil, hükümetlerin yıllardır sürdürdüğü ekonomik ve toplumsal tercihlere yönelik bir itiraza dönüşüyor.

6 ve 8 Ekim’deki kitlesel eylemler, hareketin hükümetin vaatleriyle yatışmadığını ve eğitim alanının dışına taşan bir siyasi çatışmaya dönüştüğünü gösteriyor. 6 Ekim’de yüz binlerce kişinin sokağa çıkmasının ardından 8 Ekim’de de gösterilerin sürmesi, gençlerin taleplerinin geçici önlemlerle karşılanamayacağını ortaya koyuyor. Öğrenci örgütleriyle emek örgütlerinin aynı mücadelede buluşması, eğitim krizinin kamu hizmetleri, bütçe politikaları ve toplumsal eşitsizliklerle bağlantısını güçlendiriyor. Artık sorgulanan yalnızca hükümetin eğitim politikaları değil,

Fransa’da kırk yıldır sürdürülen neoliberal düzenin kendisidir.

Paris’ten FRANSA’DA GENÇLİK İSYANDA

SORUN SİSTEMDE 05-10-2026’da Union Étudiante ve Union Syndicale Lycéenne (USL) tarafından açıklanan,

UNEF, FAGE ve Solidaires Étudiantes gibi örgütlerin de desteklediği on acil talep şunlar:

— Okul ve üniversite binalarının yenilenmesi

2. Öğretmen ve eğitim personeli alımı

3. Ders programlarının yeniden düzenlenmesi

4. Üniversiteye girişte seçiciliğin kaldırılması

5. Öğrenci konut yardımlarının korunması

6. Herkese 1 avroluk öğrenci yemeği

7. Yabancı öğrenciler için yüksek öğrenim harçlarının kaldırılması

8. Öğrenci burslarının artırılması

9. Liselerde öğrenci demokrasisinin güçlendirilmesi 

10. Polis müdahalelerinin ve protestolara yönelik yaptırımların sona erdirilmesi Bu taleplerin toplam maliyeti öğrenci örgütlerince yaklaşık 10 milyar avro olarak hesaplanıyor.

Dolayısıyla platform yalnızca eğitim koşullarını değil, üniversiteye erişimi, öğrenci yoksulluğunu, demokratik hakları ve hükümetin bütçe tercihlerini de kapsıyor.

Kaynak: https://www.letudiant.fr/lycee/mobilisation-lyceenne-lajeunesse-propose-10-mesures-durgence.html


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


20 Ekim 2026 Salı

Türkiye'de bazı çevreler tarafından Azerbaycan'a karşı yeni bir kampanya başlatıldı. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta'nın Azerbaycan ile ilgili açıklamaları hoş karşılanmadı.

- - - - - - -

Türkiye'de bazı çevreler tarafından Azerbaycan'a karşı yeni bir kampanya başlatıldı. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta'nın Azerbaycan ile ilgili açıklamaları hoş karşılanmadı.

Azerbaycan; anayasası, devletçilik gelenekleri, millî menfaatleri ve bağımsız karar alma mekanizmaları bulunan egemen bir devlettir ve hiçbir devletin buna müdahale etme hakkı yoktur. Türkiye'de üst düzey bir siyasi görevde bulunmak; Azerbaycan toplumuna yön verme, Azerbaycan'ın iç siyasetine karışma veya ne yapması gerektiğini dikte etme yetkisi sunmaz. Bunu Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı'nın ve AK Parti temsilcilerinin de iyi kavraması gerekir.

---

Vüqar Rəhimzadə – Milli Meclis Milletvekili

Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın Azerbaycan ile ilgili görüşleri kesinlikle kabul edilemez. Bu durum şüphesiz ki bütünüyle Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale etmek, karışmak ve haksız bir yaklaşım sergilemenin açık bir örneğidir. Bu nedenle kim olursa olsun ve hangi makamda bulunursa bulunsun her birey, ifade ettiği fikirlerin ne derece tehlikeli ve tehdit oluşturabileceğinin bilincinde olmalıdır.

Oktay Saral gibi kişilerin, başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmenin kabul edilemez olduğunu anlamaları gerekir. Bu tür yaklaşımlar her hâlükârda ülkeler arasındaki ilişkileri sarsmaya yönelik bir siyasetin yürütülmesidir.

---

Əlimusa İbrahimov – Siyaset Bilimci (Politolog)

Azerbaycan gerçekten bağımsız bir devlettir; kendi siyasetini bağımsız olarak belirler. Aynı zamanda bu zamana kadar Türkiye'nin ya da bölgedeki ve bölge dışındaki diğer ülkelerin iç işlerine karışma yolunu seçmemiştir.

Azerbaycan'ın dış siyasetine bu şekilde yön verme veya yol gösterme çabalarının bir eğilim hâline geldiğini düşünüyorum. Bu durum, devletler arasında asla kabul edilemeyecek bir yaklaşımdır.

---

Oktay Saral ile Leyla Şahin Usta'nın açıklamalarını bütünüyle Türkiye Devleti'nin veya Türk halkının resmî duruşu olarak sunmak doğru olmaz. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, münferit kişilerin sosyal medya paylaşımlarından kıyaslanamayacak kadar büyük bir tarihi ve stratejik öneme sahiptir. Bu ilişkilerin önemi gereği, siyasi temsilcilerin kullandıkları ifadelerin sorumluluğunu taşımaları gerekir. Konuyla ilgili olarak AK Parti yetkilileri, Azerbaycan'a yönelik sorumsuz açıklamalardan kaçınmaya çağrılmıştır.

Yayımlanan bildiride; Türkiye'nin kendi içinde dini ve dünyevi değerler etrafında yürütülen siyasi tartışmaların toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirdiği belirtilmektedir. Başörtüsü gibi hassas konuların siyasi manipülasyon veya ayrıştırma aracı olarak kullanılmasının ne Türk halkının birliğine ne de genel anlamda İslam dünyasının dayanışmasına katkı sağladığı vurgulanmıştır.

---

Aqil Camal – “Ortak Değerler” Sivil Toplum Kuruluşu Başkanı

Türkiye'de de zaman zaman ve özellikle son aylarda bazı dini kesimlere veya cemaatlere yönelik operasyonlar ve gözaltılar gerçekleştirilmektedir. Buna karşın Azerbaycan toplumundan, resmî makamlarından, iktidar partisinden veya herhangi bir sivil toplum kuruluşundan Türkiye'de yürütülen bu operasyonlar ve tedbirlerle ilgili tek bir olumsuz tepki gelmemiştir.

Türkiye Devleti'nin de Azerbaycan'a yaklaşımı tam olarak bu şekilde olmalıdır. Azerbaycan kendi içinde —abartıldığı gibi büyük operasyonlar değil— sadece ortaokullarda kıyafet düzeniyle ilgili bazı kurallar uyguluyorsa, bunu büyük bir ajitasyon malzemesi yapmak ve sosyal medya üzerinden Azerbaycan'a karşı kullanmak doğru bir tutum değildir.

---

Azerbaycan-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu ise konuya ilişkin şu değerlendirmede bulunmuştur:

“Üzülerek belirtmek isteriz ki AK Parti iktidarı, bu tür olumsuz durumların önüne geçilmesi yönünde gerekli adımları atmamaktadır. Beklentimiz; Türkiye'deki ilgili siyasi çevrelerin ve mecliste temsil edilen iktidar partisinin bu hassas meselelere sorumlulukla yaklaşması, Azerbaycan'ın egemenliğine ve anayasal düzenine saygı göstermesi, iki ülke arasındaki ilişkilere zarar verebilecek açıklamalardan kaçınmasıdır.”

---

Haber Deşifresi ve Metin Düzenlemesi

Türkiye'de bazı daireler tarafından Azerbaycan'a karşı yeni kampanya başlayıb. Bu kontekstte Türkiye prezidentinin baş müşaviri Oktay Saralın ve AKP temsilcisi Leyla Şahin Ustanın Azerbaycan'la bağlı açıklamaları bir mənalı qarşılanmayıb.

Azerbaycan konstitusiyası, dövlətçilik ənənələri, milli maraqları və müstəqil qərarvermə mexanizmləri olan suveren dövlətdir və hiçbir dövlətin buna müdaxilə etməyə haqqı yoxdur. Türkiye'də yüksek siyasi vəzifə tutmaq da Azerbaycan cəmiyyətinə istiqamət vermək, onun daxili siyasətinə qarışmaq və nə etməli olduğunu diktə etmək səlahiyyəti yaratmır. Bunu Türkiye baş nazirinin müşaviri ve AKP temsilcileri də yaxşı dərk etməlidir.

---

Vüqar Rəhimzadə – Milli Məclisin Deputatı

Türkiye prezidentinin baş müşaviri Oktay Saralın Azerbaycan'la bağlı fikirləri qətiyyən qəbul olunmazdır ve bu, əlbəttə ki, bütövlükdə Azerbaycan'ın işinə müdaxilə etmək, qarışmaq və ədalətsiz yanaşmanın böyük bir nümunəsidir. Ona görə də hər bir şəxs kimliyindən ve hansı vəzifə tutmasından asılı olmayaraq düşünməlidir, ifadə etdiyi fikrin nə dərəcədə təhlükəli ve təhdidli olduğunu anlamalıdır.

Və Oktay Saral kimi insanlar, adamlar və dərk eləməlidir ki, digər ölkələrin daxili işlərinə müdaxilə etmək qəbul olunmazdır, qəbul edilməzdir ve bu, bütün hallarda əlbəttə ki, ölkələr arasında münasibətlərin sarsılmasına yönələn bir siyasətin yeridilməsidir.

---

Əlimusa İbrahimov – Politoloq

Azerbaycan həqiqətən müstəqil dövlətdir, öz siyasətini müstəqil olaraq müəyyən edir ve eyni zamanda bu vaxta qədər Türkiye'nin ve istənilən digər ölkənin regionda və regiondan kənarda olan ölkələrin daxili işlərinə qarışmaq yolunu tutmamışdır.

Düşünürəm ki, bu cür formada Azerbaycan'ın xarici siyasətində istiqamət vermək, yol göstərmək kimi bir tendensiya daşıyır ve təbii ki, bu da dövlətlər arasında yol verilməz bir haldır.

---

Oktay Saralın ve Leyla Şahin Ustanın açıqlamalarını bütövlükdə Türkiye dövlətinin və ya türk xalqının mövqeyi kimi təqdim etmək doğru olmaz. Azerbaycan-Türkiye münasibətləri ayrı-ayrı şəxslərin sosial şəbəkə paylaşımlarından qat-qat böyük tarixi və strateji əhəmiyyət daşıyır. Məhz bu münasibətlərin əhəmiyyətinə görə siyasi təmsilçilər sözlərinin məsuliyyətini dərk etməlidirlər. Məsələ ilə bağlı yap AKP rəsmiylərinə Azerbaycan'a qarşı məsuliyyətsiz açıqlamalardan çəkinməyə çağırıb.

Yayılan bəyanatda deyilir ki, Türkiye'nin özündə dini və dünyəvi dəyərlər ətrafında aparılan siyasi müzakirələr cəmiyyətdə qutuplaşmanı dərinləşdirir. Hesab edir ki, baş örtüyü kimi əsas məsələlərdən siyasi manipulyasiya və bölgüçülük vasitəsi kimi istifadə edilməsi nə Türkiye xalqının birliyinə, nə də ümumilikdə müsəlman dünyasının həmrəyliyinə xidmət edir.

---

Aqil Camal – “Ortaq Dəyərlər” İctimai Birliyinin Sədri

Türkiye'də də zaman-zaman və xüsusilə də son aylarda bir sıra dini kəsimlərə qarşı, cəmiyyətlərə qarşı həbslər həyata keçirilir. Azerbaycan cəmiyyətindən, Azerbaycan dövlətinin hansısa bir rəsmi şəxsi, nə hakim partiyadan, nə hansısa ictimai-siyasi təşkilatdan Türkiye'də həyata keçirilən bu həbslərlə bağlı, bu belə deyək də, profilaktik tədbirlərlə bağlı heç bir reaksiya olmur.

Türkiye dövlətindən də Azerbaycan'a yanaşma məhz bu cür olmalıdır. Əgər Azerbaycan öz daxilində hətta böyükdüyü kimi belə böyük bir tədbirlər yox, sadəcə orta məktəblərdə geyim forması ilə bağlı müəyyən qaydalar tətbiq eləyirsə, bunu böyük ajitatasiya səviyyəsinə qaldırmaq və bunu sosial şəbəkələr üzərindən Azerbaycan'a qarşı yönəltmək doğru-düzgün deyil.

---

Azerbaycan-Türkiye parlamentlərarası əlaqələr üzrə işçi qrupu ise mövzuya belə münasibət bildirib:

Təəssüflə qeyd etmək istəyirik ki, AKP partiya iqtidarı bütün bunların qarşısının alınması istiqamətində heç bir addım atmır. Gözləntimiz budur ki, Türkiye'nin müvafiq siyasi dairələri, o cümlədən parlamentdə təmsil olunan hakim siyasi partiya təmsilçiləri bu əsas məsələlərə məsuliyyətlə yanaşacaq, Azerbaycan'ın suverenliyinə və konstitusiya quruluşuna hörmət nümayiş etdirəcək, münasibətlərimizə mənfi təsir göstərə biləcək açıqlamalardan çəkinəcəklər.

- - - - - - -

https://web.telegram.org/a/#-1001910349814

https://web.telegram.org/a/#-1001910349814


- - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group

: ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group

: ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder

: 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page

: https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish

: http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website

: https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)

: Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc

Yeni Azerbaycan Partisi:,,Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale edilmesini kabul etmiyoruz!

- - - - - - -

Yeni Azerbaycan Partisi:

Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale edilmesini kabul etmiyoruz!

Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin çarpıtılmasını ve ülkemizin siyasi suçlamaların hedefi hâline getirilmesini reddediyoruz. Filistin halkının meşru haklarını her zaman destekledik, Filistin'e mali ve insani yardım sağladık.

İslam dünyasında hiçbir devletin başka bir Müslüman halkın iradesini belirleme, iç işlerine müdahale etme veya kendisini diğerlerinden üstün görme hakkı yoktur.

Azerbaycan da Türkiye gibi laik bir devlettir. Ülkemizin laik yapısının ve eğitim politikasının siyasi manipülasyon malzemesi yapılmasını kabul etmiyoruz.

Türkiye Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı Oktay Saral'ın ve AK Parti milletvekillerinin popülist ve sorumsuz açıklamalarından ciddi üzüntü duyuyoruz.

“Bir millet, iki devlet” ilkesi, hiçbir ülkeye diğerinin iç işlerine müdahale etme hakkı vermez.

AK Parti iktidarını bu zararlı siyasetten kaçınmaya çağırıyoruz.

-Kaynak: APA ve AzerNEWS

- - - - - - -

Yeni Azerbaycan Partisi'nden (YAP) açıklama:

Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev'e yönelik hakaret ve karalama içerikli ifadeleri kabul etmiyoruz.

Türkiye'deki siyasi çevreleri Azerbaycan'ın egemenliğine, anayasal düzenine ve iç işlerine saygı göstermeye çağırıyoruz.

-Kaynak: APA ve AzerNEWS


- - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group

: ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group

: ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder

: 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page

: https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish

: http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website

: https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)

: Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Rifat Serdaroğlu: ÇOK KORKTUK ÇOK


Rifat Serdaroğlu:  ÇOK KORKTUK ÇOK

DOĞRU Parti Genel Başkanı

13 Ekim 2026

Haberler
- - - - - - -

Adana’nın yiğit evladı, AKP Sözcüsü Ömer Çelik geçen gün çok sert bir konuşma yaptı. O, lüks restoranların, sosyete barlarının zarif ve yumuşak delikanlısı gitmiş, “Polat Alemdar” tipli biri gelmişti sanki!

Muhalefetin, FON VURGUNU soruşturması üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesini hedef aldığını belirten Çelik, “Cumhurbaşkanımıza ve Cumhurbaşkanımızın ailesine yönelik bu tür saldırılara en sert ve en net cevabı veririz. Cumhurbaşkanımız bizim kırmızı çizgimizdir” ifadelerini kullanarak, konunun siyasi linç kampanyasına dönüştürülmesine karşı duracaklarını vurguladı…

Gördünüz mü sert delikanlının dediklerini! Çok korktuk, çok!

Durduk yerde bu sert delikanlı neden böyle konuştu diye Halkın Filozofu Bergamus’a sorduk; Hocam bu ne iş? Dedi ki;

Bilimsel olarak yanıt vereyim; Siyasi Partilerde, lideri öne çıkararak konuşmak, kişisel konumlarını sağlamlaştırmak ve doğrudan gelecek eleştirileri “lidere yapılmış bir saldırı” gibi çerçevelemek için kullanılan yaygın bir iletişim yöntemidir. Bu durum, kişinin kendi sorumluluğunu veya üzerindeki iddiaları liderin karizması ve otoritesi arkasına saklanmasına ve liderden fırça yemesini engellemeye olanak tanır.

Disiplin, hukuk devleti veya devlet otoritesi söylemlerini araçsallaştırarak muhalefete gözdağı vermek, karşı tarafı savunma pozisyonuna çekmeyi amaçlar.

Lider veya parti adına konuşarak savunma yapmak, olası eleştirileri bireysel düzlemden çıkarıp, partinin tabanındaki sadakat duygusuna havale eder. Böylece kişi, kendine yönelen oku doğrudan lidere yönelmiş gibi göstererek bir “Koruma Kalkanı” elde eder.

Ayrıca, Çelik’in bu tavrı, psikolojide zayıflık veya sıkışmışlık hisseden kişilerin dışarıya karşı asgari esneklik ve azami sertlik gösterme eğilimi ve çözülmeyi engellemek için kullanılan basit bir araçtır.

Ömer Çelik, hukuku kendisine bir “Koruma Zırhı” veya rakipleri “ Hizaya getirme sopası” olarak kullanmaya kalktıkça, alay konusu olmaya devam eder. Siyasette bu tür söylemler ve sadakat odaklı hamleler, krizleri ve suçlamaları geçici olarak bastırsa bile, iddianın özünü ortadan kaldırmaz!

Sert delikanlı Ömer Çelik;

Efes Antik Tiyatroda defalarca bulunmuş biri olarak, oturduğunuz bölümde ancak Bakanlar-Valiler-Üst düzey Komutanlar oturabilir.

FON VURGUNCUSU Osman Arıkan Nacar, sizin için çok önemli biri olabilir ama o bölümde oturamaz. Onu sizin o bölüme aldırdığınız iddia ediliyor.

Size sorulan soru ve istenen yanıt son derece basit!

“Fon Vurguncusu Nacar ile beraber otelde tatil yaptınız mı? Beraber, iki erkek baş başa tatil yapacak kadar yakın mısınız?”

Bizi ilgilendiren kısmı budur. Gerisi bizi ilgilendirmez. İlgilendirse ilgilendirse Ali Yeşildağ’ı ve videolarını ilgilendirir…

Sağlık ve başarı dileklerimle


- - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group

: ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group

: ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder

: 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page

: https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish

: http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website

: https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)

: Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc

a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Sosyal Medyada Bugün 261020

🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== ❗️ Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın evinden çıkan milyonlarca lira gündemde. AKP’li bazı isimler, Ulutaş için hatırlı kişilerin devreye girdiğini iddia ediyor. t.me Buzz News 🇹🇷 Türkiye <#> ❗️ Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş’ın evinden çıkan milyonlarca lira gündemde. AKP’li bazı isimler, Ulutaş için hatırlı kişilerin devreye girdiğini iddia ediyor. ⚡ Buzz News 🗂 Kanallarımız 🔗 https://t.me/buzznews_tr/18275 <https://t.me/buzznews_tr/18275> 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== İstanbul’da sağanak sırasında elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren 14 yaşındaki Mahmut Işıldak’ın öldüğü otoparkın, İsmailağa Cemaati tarafından kaçak işletildiği belirtildi. Sayıştay raporlarında da yer alan işgal tespitlerine rağmen yıllarca müdahale edilmeyen otoparkta kaçak akım rölesi bulunmaması, ihmalleri gündeme getirdi.(SÖZCÜ) 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Trump, İsrail'in Suudi Arabistan'ı Husilere karşı savunmak için savaşa girebileceğini söyledi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Ukrayna ordusu, mayın tarlasında yaralanan bir askerini insansız hava aracıyla tahliye ederek hayatını kurtardı. Operasyonun, dünyada insansız araçla gerçekleştirilen ilk yaralı tahliyesi olduğu belirtildi. t.me 3. Dünya Savaşı <#> 🚨Ukrayna ordusu, mayın tarlasında yaralanan bir askerini insansız hava aracıyla tahliye ederek hayatını kurtardı. Operasyonun, dünyada insansız araçla gerçekleştirilen ilk yaralı tahliyesi olduğu belirtildi. 🔗 https://t.me/ww3media/104677 <https://t.me/ww3media/104677> 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Romanya Donanması'nın Türk yapımı HİSAR sınıfı korveti, ASELSAN'ın GÖKDENİZ yakın hava savunma sistemiyle donatılacak. ▪️ 42 milyon avroluk pakette atış kontrol, kızılötesi izleme ve dikey atım sistemleri de bulunuyor. ▪️ Gemiye daha sonra NSM gemisavar füzeleri entegre edilecek. t.me 3. Dünya Savaşı <#> 🔴 Romanya Donanması'nın Türk yapımı HİSAR sınıfı korveti, ASELSAN'ın GÖKDENİZ yakın hava savunma sistemiyle donatılacak. ▪️ 42 milyon avroluk pakette atış kontrol, kızılötesi izleme ve dikey atım sistemleri de bulunuyor. ▪️ Gemiye daha sonra NSM gemisavar füzeleri entegre edilecek. ▪️ ASFAT, Romanya ile ikinci bir gemi için teknik görüşmeler yürütüyor. -DefRomania 🔗 https://t.me/ww3media/104669 <https://t.me/ww3media/104669> 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Tutuklu gazeteci Fatih Ergin hakkında iddianame düzenlendi. Ergin hakkında *“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”* suçlamasıyla 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== yazı görseli olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Bangladeşli karı koca çift balayına Umreye gitti. Bir cami avlusun da öpüşen çifti kameraya çeken Pakistan uyruklu bir adam videoyu Suudi Arabistanlı yetkililere gönderdi. Ardından çift tutuklanarak idam kararı verildi. Abdulbasir ve Siti çiftini Suudi Arabistan makamları kafalarını keserek idam etti. Cenazelerini Bangladeşe yolladı. Bangladeş hükümeti ise Suudi Arabistan’a nota verdi. https://x.com/ArzuAvAnimus33Q/status/2112183932099694614/video/1ttps://x.com/A x.com X'teᴬᴿᶻᵁ ᴷᴵᶻᴵᴸᴰᴬĞ Sᵢgₘₐ Wₒₘₑₙ (@ArzuAvAnimus33Q) <#> Bangladeşli karı koca çift balayına Umreye gitti. Bir cami avlusun da öpüşen çifti kameraya çeken Pakistan uyruklu bir adam videoyu Suudi Arabistanlı yetkililere gönderdi. Ardından çift tutuklanarak idam kararı verildi. Abdulbasir ve Siti çiftini Suudi Arabistan makamları kafalarını keserek idam e… 🔗 https://x.com/ArzuAvAnimus33Q/status/2112183932099694614/video/1 <https://x.com/ArzuAvAnimus33Q/status/2112183932099694614/video/1> AAnimus33Q/status/2112183932099694614/video/1 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== /St. Martin > Meis adası Davası!/ Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi (ITLOS), St. Martin Adası'nın, Bangladeş'in kıta sahanlığı ve genişletilmiş Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlarının belirlenmesinde bir "esas nokta" olarak kullanılamayacağına hükmetti. Başka bir deyişle ada, deniz sınırını Bangladeş lehine açık denize doğru kaydırmak için geçerli bir referans noktası olarak kabul edilmedi; bunun yerine, fiilen ülkenin karasuları içine hapsedilmiş (enclave) oldu! 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Bir yazı illüstrasyonu olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== yazı görseli olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🔴Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: Filistinli vizeye tabi, İsraillilere kapılar sonuna kadar açık. Yani sabah Gazze’de soykırım suçu işleyip, akşam elinizi kolunuzu sallayarak İstanbul’da AVM gezebilirsiniz! Sabah Batı Şeria’da bir Filistinlinin evini gasbedip, akşam Boğaz’da yemek keyfi yapabilirsiniz... İktidara bir kez daha sesleniyoruz. Bu aziz milleti böyle bir utanca daha fazla mahkûm etmeyin; 1- İsrail vatandaşlarına uygulanan vize serbestisine derhal son verin. Vanaları kapatamadınız, en azından kapıları kapatın. 2- İsrail ordusuna katılıp soykırım suçuna iştirak ettiği tespit edilen çifte vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına son verin. 3- Soykırım suçuna bulaşmış kişilerin Türkiye’deki adresi AVM’ler değil adliyeler olmalıdır. Suçu tespit edilenlerin Uluslararası Ceza Mahkemesi ve yargı önünde hesap vermesini sağlayın. Çünkü mesele sadece bir vize meselesi değil, mazlumun yanında duruyormuş gibi görünüp zalime kapı açan çelişkinin resmidir. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Mekke Savunma Anlaşması, Dışişleri Bakanlığı tarafından TBMM'ye gönderildi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığı iddiaları nedeniyle Özgür Özel'e açtığı manevi tazminat davasında mahkeme, Özel'in 750 bin TL tazminat ödemesine karar verdi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Sarıgül ailesine yönelik soruşturmada tutuklama ve adli kontrol talebiyle hakimliğe sevk edilen 17 isim: Tutuklama talebiyle sevk edilenler: — Ömer Sarıgül — Özgür Bölükbaşı — Sadullah Ergün — Selim Daşdemir — Volkan Aslanbaş — Zekai Erdem — Zekeriya Yasemin — Aylin Kotil — Bayram Özata — Caner Baş — Cavıdan Tanrah Artuner — Cihan Durak — Cihat Salman — Murat Ağırel — Mehmet Ali Aslan Adli kontrol talebiyle sevk edilenler: — Cemil Vasken Barın — Uğur Kurtulan (Burak Doğan) 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Siverek’te bir kadının kaçırılarak cinsel istismara uğramasına dair açılan davanın ilk duruşmasında sanık avukatı Murat Toprak, kadına “Neden intihar etmedin?” diye sordu... (Evrensel) 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== “Gazeteci Murat Ağırel, araştırdığı bir konuda yeterli bilgi ve belgeye ulaşamadığı için haber yapmamış. Şimdi ise haber yapmadığı gerekçesiyle tutuklanıyor. Üstelik ev hapsinde bulunan ve hakkında zaten adli kontrol tedbiri uygulanan bir gazetecinin tutuklanmasını gerektiren somut gerekçe nedir? Hangi kaçma veya delilleri karartma riski, tutuklama tedbirini zorunlu kılmaktadır?” 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Tutuklu Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan: “Serbest kalmak istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evde kedi gibi oturacağım. İsterse Öcalan’ı çıkarsınlar isterlerse mültecileri doldursunlar umurumda değil. Evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım.” 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 5 aydır yaptığı görevden ayrılan SPK Başkanı Mahmut Sütcü, yeni bir işe girene kadar 2 yılı geçmemek şartıyla kurumdan maaş ve tüm ödemelerini düzenli olarak almaya devam edecek. (Sözcü - Leyla Akdoğan) 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Akın Gürlek'in mal varlığı iddiaları nedeniyle Özgür Özel'e açtığı manevi tazminat davası kısmen kabul edilerek, Özel'in 750 bin TL tazminat ödemesine karar verildi. Özgür Özel'in açtığı karşı dava ise reddedildi. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Özgür Özel: (Fon soruşturması hk.) “İlk bu iş çıktığında 20 milyar dolarlık önemli bir sorun diye ifade ediliyordu. Geçtiğimiz haftalarda 90 milyar dolara çıktı, son yapılan hesaplamalarla tarafsız, konunun uzmanları 110 milyar dolardan bahsediyorlar. 6 Şubat 2023 depremi, asrın felaketi 11 ili yerle bir etti, maliyeti 100 milyar dolar. Fon vurgununun maliyeti oldu şimdi 110 milyar dolar. Asrın felaketinden daha yakıcı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak gerekir.” 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Mehmet Şimşek: (Fon soruşturması hk.) “Gönüllü iade ederlerse sorun yok, etmezlerse hukuki süreç işletilecek. Sürecin sonunda tazmin hesaplarına kazandırılan kaynaklarla kişiler yatırdıkları parayı bir ihtimal alabilecek.” 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Gazeteci Banu Avar: "Ön plandaki siyasetçiler */'Ben Türk değilim'/* diyor. Ön plandaki sanatçılar */'Ben Türk değilim'/* diyor. Ön plandaki iş adamları ve zenginler Türk olmadıklarını açıklıyorlar. Üstelik bu alanlar Türkler'e kapatılmış durumda. Siyasetçi olmaya kalksa engellenir! Sanatçı olsa kimse adını anmaz. İş insanı olsa batırılır. 🇹🇷PEKİ TÜRK NEREDE❓️ -Türk oy veriyor. -Türk asker olup ölüyor. -Türk polis olup ölüyor. -Türk tarlada ürünüyle aç kalıyor. -Türk fabrikada işçi, -Türk dairede memur.Aynı Osmanlı'ya dönmüşüz! Sonra biz bunları söyleyip '#UyanTürk!' deyince '#TürkçülerIrkçı'diyorlar! Oysa Türk olmayanların ırkçılığından, Türkçüler'e ırkçılık yapma imkanı kalmamış ki, Türk ırkçılık yapsın! Bütün köşe başları tutulmuş. Türkiye'de asıl ırkçılığı Türk olmayanlar yapıyor!" 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> ===================

19 Ekim 2026 Pazartesi

ADAYA VİLLA, MİLLETE YARA

ADAYA VİLLA, MİLLETE YARA

Bir adanın kıyısında
bir villa yükseliyormuş şimdi;
harcına kum değil,
unutmamız istenen ölüler karışıyor.

Pencereleri denize bakacakmış,
kapıları geniş, odaları ferah…
Oysa binlerce evin
penceresi yıllardır karanlık.
Bir ana, oğlunun odasına giremiyor hâlâ;
yatağını bozmuyor,
gömleğini yıkamıyor,
Parkasını kaldırmıyor askıdan.
Çünkü bazı evlerde zaman,
bir ölüm haberi geldiği gün durur.

Şart koşuyormuş:
“Oraya oturmam için
bana bir unvan vereceksiniz.”


Bir unvan…
Kaç mezar taşı eder?
Kaç yetimin sustuğu akşam?
Kaç gelinin yarım kalan türküsü?
Kaç babanın,
kimse görmesin diye
geceye dönerek ağlaması?

Şimdi bir de
milletin Meclisine girmeyi düşlüyormuş;
bir zamanlar üzerine ateş yağdırdığı halkın
kürsüsünden konuşmayı,
ellerini sıralara dayayıp
“Ben de buradayım,” demeyi…

Peki, kim söyleyecek
orada bulunmayanların adını?
Dağ başında donan askerin,
köy yolunda vurulan öğretmenin,
servisten dönemeyen çocuğun,
ocağına ateş düşen annenin hesabını
kim soracak?

Bir koltuk çekilecekmiş ona,
ama binlerce evden
birer sandalye eksik.
Bir kapı açılacakmış ona,
ama binlerce kapının önünde
hâlâ ayakkabıları duruyor ölülerin.
Bir unvan takılacakmış adına,
ama analar çocuklarına
hâlâ “şehidim” diye sesleniyor.

Ey yönetenler!
Barış diyorsanız,
önce adaletin yüzüne bakın.
Çünkü adalet olmadan kurulan her cümle
yaralı bir milletin kulağında
hakaret gibi yankılanır.

Barış, katile konfor,
ölülere sessizlik değildir.
Barış, hafızayı duvara gömmek,
mezarların üzerinden
saraylara yol döşemek değildir.

Bir millet affeder belki,
ama onun adına kimse
unutma kararı veremez.
Çünkü vatan,
yalnızca üzerinde yaşanan toprak değil;
uğruna ölenlerin
bize bıraktığı emanettir.

Ve siz,
bir adaya villa yaparken
aslında bu milletin bağrında
yeni bir oda açıyorsunuz:
Duvarları öfke,
pencereleri utanç,
kapısı kapanmayan
kocaman bir yara…


Ruşen IŞIK
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


“Teröristbaşı-PKK-DEM Eşittir Kürtler” mi Diyorsunuz?!


“Teröristbaşı-PKK-DEM Eşittir Kürtler” mi Diyorsunuz?!

Tarih: 19-10-2026 | Yazar: Müyesser Yıldız

Başta TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş olmak üzere tüm yetkililer, PKK/KCK yöneticileri ve teröristbaşı Öcalan’ın, yani askerimizi, polisimizi şehit edenlerin Meclis’te rekor oyla kabul edilen yasadan kesinlikle yararlanmayacağını anlatmıyor mu?..

Bizzat PKK açılımının mimarlığını yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli daha geçenlerde, “Terörle mücadeleden geri dönüş yoktur.” demedi mi? Hem de “barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü”nün İmralı’daki teröristbaşının “hakkı” olduğunu savunurken!..

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de daha iki gün önce, “terör örgütleriyle kesinlikle herhangi bir pazarlık yapılmadığını ve herhangi bir taviz verilmediğini” vurgulamadı mı?..

Bu açıklamaları yüzünden “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ile suçlanmasınlar sakın!?..

Ne demek mi istiyoruz?

Düzce’deki Pankart

Evvela 5 Ekim gecesine, Düzce’ye gidelim.

Zafer Partisi İl Başkanlığı binasına, “Evlâtlarımızın katillerine af yok! Terörle müzakere olmaz mücadele olur” yazılı bir pankart asıldı.

Devamını, bu pankarttan dolayı “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla hakkında işlem başlatılan İl Başkanı Hülya Eroğlu’nun polisteki ifadesinden aktaralım.

Eroğlu’na, “Bu pankartı asma amacınız nedir?” diye soruldu, o da özetle şunları anlattı:

“5 Ekim günü saat 23.00 sıralarında telefonla arandım. Arayan kişi kendisini polis olarak tanıttı, ‘pankart konusunda şikâyet var, bu şikâyet gereği kaldırılması gerekiyor’ dedi. Şikâyeti kimin yaptığını sorup savcılık talimatını görmek istediğimi belirttim. Şikâyetçi konusunda bilgi sahibi olmadıklarını bildirdi. O saatte müsait olmadığımı, pankartı sökmek için parti binasına gidemeyeceğimi, ertesi gün gelebileceğimi ve savcılık talimatını da görmek istediğimi söyleyip telefonu kapattım. Saat 00.00 sıralarında parti binamıza itfaiye ve polisin geldiğini, pankartın da itfaiye marifetiyle indirildiğini öğrendim. Pankartı, hem parti politikamızın gereği hem de vatanın bölünmez bütünlüğü, şehit ve gazilerimizin aziz hatırası, laik, milli, üniter Türkiye Cumhuriyeti’nin bizlere verdiği anayasal hak gereği astım. Bizler herhangi bir renk, ırk ayırımı olmaksızın Atatürk’ün ve Anayasamızdaki Türk Milleti tanımı doğrultusunda yaşayan ve vatana hizmet eden düşünce yapısına sahibiz. Ayrıca pankartta belirtilen bir terör örgütü ya da kitle yoktur.”

İl Başkanı Eroğlu ifadesinin sonunda ise parti binasına izinsiz ve herhangi bir hakimlik/savcılık kararı olmaksızın girerek pankart “hırsızlığı” yaptıkları, ayrıca siyasi parti faaliyetlerini ve düşünce hürriyetini engelledikleri, işyeri dokunulmazlığını ihlâl ettikleri gerekçesiyle görevli polisler ile itfaiye çalışanlarından şikâyetçi oldu. Üç gün sonra da avukatı Şener Bakbak’la birlikte Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunup söz konusu görevliler hakkında soruşturma açılmasını istedi.

Muğla’daki Sirkeli Su

Düzce’deki bu olaydan bir hafta sonra Muğla’da da şu yaşandı:

DEM’in Sınırsızlık Meydanı’nda düzenlediği asgari ücret eyleminde “Abdullah Öcalan’a özgürlük” pankartları açıldı.

Bunun üzerine Yeniden Refah Partisi mensupları; eylemin yapıldığı alanı sirkeli suyla yıkarken, İl Başkanı Fatih Kocabıyık, “Teşkilâtıma talimat verdim, burayı kırk gün sirkeli su ve Arap sabunuyla yıkayacağız. Temizlemek ancak bu şekilde mümkün olur.” açıklamasını yaptı.

Savcılar değil, ama DEM’liler harekete geçti. İmralı heyetinde yer alan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, “Kürt halkının onuru sizin sirkeli suyunuzla kirlenmez. Nefretle, ayrımcılıkla ve ırkçılıkla siyaset yapanlar, tarihe kendi utançlarıyla geçer.” diye tepki gösterdi… DEM Sözcüsü Ayşegül Doğan, bunu “siyasi eleştiri değil, açıkça ırkçılık” olarak nitelendirdi… DEM’in avukatları hemen ertesi gün “hakaret, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama ile nefret ve ayırımcılık” suçlamalarıyla İl Başkanı Kocabıyık hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusundaki şu iddiaların da altını çizelim:

“Eylemin Kürt kimliği ve Kürt siyasi hareketini aşağılama niteliği taşıdığı… Olayın, Türkiye’de yürütülen barış ve demokratik toplum süreci açısından da değerlendirilmesi gerektiği…”

İl Başkanı Kocabıyık’ın bu tepki ve suçlamalara cevabı mı? Şunları söyledi:

“Biz bu temizliği, DEM Parti’nin asgari ücret eylemi yaptığı için değil; meydanda ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük’ yazılı pankartlar açılarak, açıkça bölücülük propagandası yapıldığı için gerçekleştirdik. Hiç kimse bu haklı tepkimizi ırkçılığa indirgeme gibi bir saptırma ve saçmalığa kapılmasın. Muğla Meydanı’nda ‘Kürdistan’ı kuracağız’ yahut ‘Abdullah Öcalan’a özgürlük’ yönünde açıklamalar yapmak, bu devlete açıktan meydan okumak ve bu milleti aptal yerine koymaktır. Konuyu çarpıtarak bizleri ırkçılık yapıyormuşuz gibi lanse eden, hedef gösteren hiç kimseye hakkımızı helal etmiyoruz.”

Kocabıyık şunu da vurguladı:

“Hayatı paylaştığım sevgili eşim bile Kürt kökenli iken, meselemizin asla bir etnik köken veya ırk meselesi olmadığı çok açıktır.”

Gelgelelim Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın tepkisi, DEM’lileri aratmadı. Erbakan, bu eylemi asla tasvip etmediklerini, teşkilâta gerekli uyarıların yapıldığını ve il yönetiminin görevden alınmasının gündemde olduğunu belirttikten sonra, şu ifadelerle olayı “Kürt karşıtlığına” bağladı:

“Biz Erbakan Hocamızın Doğu ve Güneydoğu ile ilgili politikalarını aynı şekilde takip eden bir partiyiz. Bölge insanına en sıcak yaklaşan, bölge insanının haklarını yıllarca savunan ve bölgeye en önemli, en büyük yatırımları yapan Erbakan Hocamız hangi zihniyetteyse, biz de Yeniden Refah Partisi olarak o zihniyetteyiz. Kimseyi dışlamamız veya ayrımcılığa tabi tutmamız söz konusu olamaz… Türk-Kürt kardeşliği konusunda da biz mirasımızı Erbakan Hocamızdan aldık. Bu konuda son derece hassasız.”

Kimin Ne Haddine?

Bu iki olaydan hareketle şuraya geleceğiz:

Bizatihi kendisinin de PKK-DEM’in de İmralı’daki teröristbaşını sadece ülkemizdeki değil Suriye, Irak ve İran’daki Kürt kökenlilerin sözde “lideri” sayıp bunu herkese kabul ettirmeye çalıştığı malûm.

PKK’nın 30 keleş yakma şovunun başındaki Bese Hozat daha geçenlerde bir kez daha, “önder Apo Kürt kimliğidir, Kürt halkıdır. önder Apo bir kişi değil, kollektif bir kimliktir… Halkımız da öyle ele alıyor… önder Apo’ya yaklaşım, Kürt halkına, Kürt soruna yaklaşımdır.” dedi.

Ama bir tek yetkili çıkıp da yüksek sesle, “Hayır, teröristbaşı Kürt kökenli vatandaşlarımızın önderi, lideri, temsilcisi değildir.” karşılığını vermedi.

HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu hariç. Meclis’teki PKK komisyonunun İmralı’ya gitmesi gündeme geldiğinde, “Ben gitmem. Öcalan tüm Kürtlerin temsilcisi değildir. Kendi örgütünün ve kendisini öyle kabul edenlerin temsilcisi olabilir. Bunların dışında milyonlarca Kürt var.” diyen Yapıcıoğlu, önceki gün de, Öcalan’la ancak PKK’nın lağvedilmesinin ve silahtan vazgeçmesinin müzakere edilebileceğini vurgulayıp, “Bizim PKK ile hiçbir görüşmemiz olmadı. O yasa dışı bir örgüt.” diye konuştu.

Ezcümle; “Evlâtlarımızın katillerine af yok! Terörle müzakere olmaz mücadele olur” pankartının ve DEM’e gösterilen tepkinin “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçu kapsamında gösterilmesi; teröristbaşı-Kandil-DEM’in, “Kürtlerin temsilcisi biziz” iddiasının fiilen kabulü anlamına gelmez mi?!

Öyleyse, Bahçeli’nin birinci açılım sürecindeki şu sözünü hatırlatalım:

“Bölücü terörle Kürt kökenli kardeşlerimi ilişkilendirmeye kalkışmak, teröre rehber tayin edip insanlık düşmanı mücadelesine ruh katacaktır ki, buna ne AKP’nin, ne de CHP’nin hakkı ve salahiyeti asla bulunmamaktadır.”

Müyesser YILDIZ

19-10-2026

12punto link: https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/teroristbasi-pkk-dem-esittir-kurtler-mi-diyorsunuz-156174

https://12punto.com.tr/yazarlar/muyesser-yildiz/teroristbasi-pkk-dem-esittir-kurtler-mi-diyorsunuz-156174


- - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group

: ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group

: ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder

: 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page

: https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish

: http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website

: https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)

: Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc

Sosyal Medyada Bugün 261019

🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== *İBB davasında Mahir Polat'a bir öğrenciye verdiği 50 liranın hesabını soran yargı, 3 trilyonun hesabını soramıyor.* 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Sokaklardan toplanan köpekler, barınaklardan gelen ölüm haberleri, yarım kalan hayatlar... Her gün başka bir canın acısını duyuyoruz. Bir canı yaşatmak yerine yok etmeyi çözüm sanan bu zihniyeti kabul etmiyorum! Onlar eşya degil, fazlalık degil, suçlu degil. Onlar da bu dünyanın canlıları. Yaşama hakları var! Bugün sessiz kalırsak yarın yaşananlara alışmış olacağız. Bir canın ölümünü sıradanlaştıran hiçbir düzeni, hiçbir zulmü normalleştirmeyeceğiz. Toplamak çözüm değil, yaşatmak zorundasınız! Şiddete, işkenceye ve cezasızlığa karşı susmayacağız. Çünkü merhamet zayıflık değil, insan olmanın en temel şartıdır. Onların sesi olacağız. Unutmayacağız, unutturmayacağız! 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== *Adamlar çaldıkları parayı evine sığdıramayınca sırf para depolamak için ev kiralıyor.. 😂😂* 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Niye fakirsin işte bu yüzden..! 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Fotoğrafın ön kısmında yer alan kişi; Adana Akp milletvekili Sn Ömer Çelik Ak parti kurulduğu günden beri 5 dönem milletvekili, parti sözcüğü gibi ak partide onlarca üst düzey görevde yer almış biri!! Fotoğrafın arka kısmında yer alan kişi; Osman Arıkan Nacar, doktor olarak girdiği Sağlık Bakanlığı’nda daire başkanlığına kadar yükselmiş, Daha sonra şirket kuruyor ve bu şirketi devasa bir sermayeye ulaşıyorlar ve bu adam şirketi sayesinde devletin güvencesi altında bulunan borsadan *415 bin* insanın *20 milyar* tl'sini yürütüp kaçıyor..!! Şimdi şöyle bir düşünün bir doktor *10 yıl* gibi bir sürede nasıl bu kadar devasa bir servete sahip olabiliyor? Bu servet emanet bir servet mi? Yoksa birilerinin bağlantısı ile oluşmuş bir servet mi? Bu adam sıradan bir ambulans şöförü iken böylesine devasal bir servete sahip olduysa, Ak parti ve diğer partilerde 20 yıldır milletvekili ve bakan olanlar nasıl bir servete ulaşmıştır diye düşünmeden edemiyor insan!! 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 48 yaşındaki BTK’dan Sorumlu Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan’ın 4 yıllık 6 bölüm, 2 yüksek lisans ve 2 doktora yaptığı ortaya çıktı. Ayrıca Sayan’ın 3 doktora tezinden ikisini aynı yılda teslim ettiği görüldü. Bu haberin gündeme gelmesinin ardından Ömer Fatih Sayan, kendi resmi web sitesinde Anadolu Üniversitesi’nden mezun olduğunu yazdığı dört lisans bölümünü kaldırdı. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== “Şirinler” yıllardır Komünizm propagandası yapmakla suçlanmış ve Amerika'da bir dönem gösterimi yasaklanmıştır... Bunun nedeni; para olmadan komünal bir yaşam sürmeleri, Şirin babanın Karl Marx'a benzemesi ve kızıl şapka giymesidir... Şirinler köyünde herkes kendi işini yapar ve herkes aynı kıyafeti giyer... Çizgi filmdeki Şirinlerin düşmanı Gargamel papaz cübbesi giyer ve dini sembolize eder. Altın ve para düşkünüdür (kapitalizm) ve onları yeme (misyonerlik) gibi pek çok gizli unsur bulundurduğu iddia edilmiştir... Şirinler çizgi filminin yaratıcısı Peyo bir sosyalisttir. Peyo, yaptığı çizgi filmle bir mesaj vermek ve emperyalist Amerika'ya karşı bu yolla propaganda yapmak istemiştir... Şirinler köyünde hiç ibadethane bulunmaz. Kural ve kutsal yoktur. Para kullanılmaz ama herkes kendine gerekli olan şeyleri bedava edinir... Tembel şirin bile hiç bir iş yapmadığı halde bütün şirinlerle aynı standartlarda yaşamaktadır... (Tembellik hakkı) Şirin çileği tarlaları sadece bir şirine ait değildir. Bütün şirinler bu tarlada hak sahibidir... Gargamel'in kedisi Azman ise (orjinalindeki adı Azrail'dir) ABD'nin peşinden ayrılmayan küçük ülkeleri sembolize eder... Ayrıca şirinlerin İngilizce yazılımı “SMURF‘’tur, bu da */”Socialist Men Under Red Flag“/* yani, kızıl bayrak altında yaşayan adamlar anlamına gelir... 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== SARAYA SATILMAK ÜZERE, GİRESUN'A GETİRİLEN ÇERKES KIZLAR Osmanlı Devleti döneminde, kadın ticareti, cariye adı altında yapılmaktaydı. Cariye, kadın köle demekti. Cariyeler ile cinsel ilişkiye girmek için her hangi bir kural yoktu. Parası olanlar cariye satın alabilir ve onlardan istedikleri gibi faydalanabilir, isterlerse, cariyelerini başkalarına satabilirlerdi. Sarayın, paşaların ve bürokratların, en çok para vermeyi göze aldıkları cariyeler (kadın köleler) Çerkes kızlarıydı. Çerkes kızları, Kafkasya'dan temin ediliyordu. Kimi zaman, oradan satın alınarak getiriliyor, kimi zaman da köylere baskın yapılarak kaçırılıyorlardı. Yoksul Çerkes ailelerinin, kendi kızlarını sattığı da görülmekteydi. Trabzon Vilayeti'ne bağlı Giresun sancağı, kadın ticaretinde (cariye ticareti, o dönemin kadın ticaretiydi) köprübaşı konumundaydı. Kafkasya'dan getirilen Çerkes kadınlar-genç kızlar-çocuklar, Giresun üzerinden İstanbul'a sevk ediliyordu. *1825* yılında, III. Selim zamanında onun dördüncü hanımı tarafından devrin Sadrazamı Benderli Mehmed Selim Sırrı Paşa’ya yazılmış olan yazıda, Çerkes cariyeler satın alındığı ve bunların Giresun’a gelmekte oldukları belirtilmiştir. Görseldeki belge, Sultan Selim'in Dördüncü Kadını'nın, Giresun'a gelmekte olan cariyeleri İstanbul'a getirmekle görevlendirdiği adamına müdahale edilmemesi için emir verilmesi ricasına dair devrin Sadrazamına mektubunu göstermektedir. İçeriği: /“Devletlü Efendim Paşa Hazretlerine / /Hulusane selam duaları olunub mübarek hatır-ı aliyyelerine istifsar eylerim. Cenab-ı Hak sizi umur-ı hayriyeye muvafık buyurub mesned-i celil-i sadaretde hamişe kaim buyursun amin. Cevab-ı acizanem vechidir ki daire-i acizanem içün lüzumu olub bi’l-mübaya (satın alınarak) Giresun canibine getirilmek üzere bulunan on re’s Çerkes cariyenin bu tarafa celbi zımnında Giresun tarafına bu defa diğer bir nefer adamımız irsal kılınacağından (gönderileceğinden) muvafık-ı irade-i aliyyeleri buyurulur ise zikr olunan on re’s cariyenin getirilmesine kimesne müdahale ve mümanaat olunmamak ve bir an evvel Der-saadet’e gelmek üzere heman gönderilen adamımız ile irsal olunması hususuna dair icab eden mahalle bir kıt’a tahrirat-ı samiye-i vekâlet-penahileri tastiriyle taraf-ı acizaneme isbal buyurulması (yollanmasını) vabeste-i lütf ve mürüvvetleridir, oğlum. Cennet-mekân Sultan Selim Efendimizin Devletlü Dördüncü Kadını” / Aynı çalışmada, kösele fabrikası için verilen imtiyaz belgesi de yer almaktadır. Karadeniz kıyısındaki bolşeviklerin Topal Osman'dan kundura istemesinin nedeni, o bölgede 1863 yılında, Abdülhalim Ağa'ya imtiyaz verilmiş olmasıdır. Trabzon'daki imtiyaz sahibi Hacı Ruşin Ağa'da onay verince, fabrika kurulmuştur. Tufan Şişli-Murat Dursun Tosun, Arşiv Belgelerinde Giresun, Tarihte Yaşananlar ve Ayrıntıları, Rıhtım Digital Basım, *01-05-2017*, İstanbul 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 1 kilo kıyma 800 1 kilo etsiz çiğ köfte 750. 😍😍 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Askeri kışla gitti lüks villalar geldi İstanbul’daki Çekmeköy Kışlası olarak bilinen Şehit Onbaşı Azim Özdemir Kışlası, süren davalara ve tüm itirazlara rağmen yapılaşmaya açıldı. Kuzey Ormanlarının da başlangıcı olan ve betona gömülen Çekmeköy Kışlası arazisinde zincirleme rant çarkına imza atıldı. Neredeyse kent içindeki tek yeşil alanlar haline gelen askeri bölgeler, kışlalar ve askeri havaalanları *15-07-2016* tarihindeki Darbe Girişimi’nin ardından kentin dışına taşındı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 15 Temmuz'un ardından boşaltılan askeri alanların yeşil alan olacağını açıklamıştı. Ancak askeri araziler Erdoğan’ın iddia ettiği gibi yeşil alan olarak korunmadı ve birer birer yapılaşmaya açıldı. Çekmeköy Kışlası olarak bilinen Şehit Onbaşı Azim Özdemir Kışlası da tamamen boşaltıldı. Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.‘ye devredilen kışla arazisine tüm itirazlara rağmen Çınarköy Evleri adı altında bin 774 konut, 141 villa ve 56 ticari alan yapıldı. Otoban kenarında yer alan arazideki ağaç katliamını gizlemek için de devasa panolar yerleştirildi. Emlak Konut, lüks konutları milyarlarca lira ödeyerek iktidara yakınlığıyla bilinen şirketlere inşa ettirdi. Projenin bir bölümü Yassıada’yı betona boğan Mesa Mesken Sanayii A.Ş.’ye KDV hariç *1 milyar* *150 milyon* TL’ye yaptırıldı. Projenin bir başka etabı ise *1 milyar* *230 milyon* TL’ye Aydur İnşaat ile Cevahir Yapı şirketine yaptırıldı. SATIN ALANLAR HEP TANIDIK İSİMLER Kısa süre önce inşa süreci tamamlanan lüks konutlar sahiplerine teslim edilmeye başlandı. BirGün’ün edindiği bilgilere göre bürokratlar ve siyasetçiler, Emlak Konut’un inşa ettiği 141 villayı almak için sıraya girdi. Şuayip Birinci - Sağlık Bakan Yardımcısı Alpaslan Çakar - Ziraat Bankası Genel Müdürü Yüksel Cesur - Ziraat Bankası Perakende Bankacılık G. Müdür Yard. M. Selahaddin Şentop - Önceki Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un oğlu Önceki Çekmeköy Belediye Başkanı AKP’li Ahmet Poyraz’ın kardeşleri: M. Emin Akbaşoğlu - AKP Grup Başkanvekili Haber: İsmail Arı / Birgün 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== TÜRK MİLLETİ'NİN ACI KAYBI 18 EKİM 2013 😰 SÖZDE (ERGENEKON, BALYOZ İFTİRALARIYLA) SİLAH ARKADAŞLARINA ATILAN PUSU İÇİN “BU ZULMÜ KABUL ETMİYORUM” DEDİ VE ASKER SELAMIYLA YAŞAMA VEDA ETTİ.. Emekli Korgeneral Çetin Haspişiren hayatını kaybetti. Ölüm olayı Haspişiren'in Yargıtay'ın 9 Ekim'de verdiği kararla tahliye edilen Balyoz sanığı Tuğgeneral Ali Aydın'ı ziyareti sırasında gerçekleşti. Aydın'ın kızı Aslıhan Aydın, Haspişiren'in vefat anını şöyle anlattı: /“Dün emekli Korgeneral Çetin Haspişiren ve eşi babama geçmiş olsuna geldiler. Babam Jandarma Kurmay Binbaşı iken emrinde çalışmıştı. ‘*Emrinde çalıştığım müstesna, gönül kırmayan, babacan gerçek bir komutan’* derdi hep... Evde çok kalabalık bir halde otururken *‘ordumuza yapılan bu zulüm ve arkadaşlarımın mağduriyetlerini kabul edemiyoruz. Ben 73 yaşında arkadaşlarımın yanına gitmeye hazırım, ben onlara selam dururum. Biz Türk milletinin ordusu Gazi Mustafa Kemal'in askerleriyiz. Bu millet için gerekirse ölürüz’* deyip asker selamını verdi. Yerine oturduktan sonra kalp krizi geçirerek Hakka yürüdü! mübarek Cuma akşamı ebedi aleme göçtü. Ruhu şad mekanı cennet olsun. Cenazesi bugün ikindi namazına müteakip Selimiye Camii'nden kaldırılacak.”/ PKK VE İRTİCAYLA MÜCADELE Haspişiren, PKK'yla ve 28 Şubat sürecinde irticayla mücadelesiyle biliniyor. Haspişiren 2000 yılında Korgeneral rütbesiyle emekli olurken yaptığı konuşmada Jandarma'nın kırsala çekilmesi önerisini eleştirmişti. Emeklilik töreninde Haspişiren, /*“Şerefli üniformalarımızı yaşamlarının en değerli hatırası ve vatan hizmetinin birer anısı olarak gardroplarımızın en mutena köşelerine kaldırıyoruz” */ifadelerini kullanırken, Jandarma teşkilatının genç mensuplarına da */“Öyle çalışın ki, bizim hayallerimizin ötesine ulaşın” /*demişti. Emekli Korgeneral Haspişiren, gaflet içinde olan bazı kişilerin, */“Jandarma görevini yapmıştır, lağv edelim ya da kır jandarması olsun”/* dediklerini de belirterek, bu sözlerin altında sinsi amaçlar yattığını sözlerine eklemişti.“... *YİĞİT RUHUN ÖNÜNDE SAYGI İLE EĞİLİYORUM KOMUTANIM YİĞİT RUHUN ŞAD OLSUN..* 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== yazı görseli olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== yazı görseli olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== *İZMİR AKEBEYE ĞEÇDİYİ ĞÜNDEN BERİ SAĞANAK NUR YAĞDIĞI ĞÖZLEMLENDİ. KONAK VE ĞÜNDOĞDU MEYDANINA MELEKLERİN İNDİYİ ĞÖRÜLDÜ İZMİR ĞAVUR İMAJI YERLE BİR OLUB MEKKE İLE KARDEŞ ŞEHİR İLAN EDİLDİ* 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== yazı görseli olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== yazı görseli olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde 1100 odalı cumhurbaşkanlığı sarayını örnek alarak kendine 63 odalı malikane yaptırdığı konuşulan Belediye Başkanı Mahmut Özyavuz, akrabaları tarafından MHP Genel Merkezi’ne şikâyet edildi. SÖZCÜ’nün ulaştığı 91 sayfalık şikâyet mektubunda ilçedeki usulsüzlük iddiaları tek tek anlatıldı: *ŞİRKETTEN ŞİRKETE, YETKİ ŞOFÖRE:* Özyavuz’un 2013’te kurduğu şirket, isim ve yönetim değişikliklerinin ardından başka bir şirketle birleştirilerek Harran Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği A.Ş’ye dönüştürüldü. Tek pay sahibi Özyavuz, 8 Temmuz’da şirketteki yetkilerini yeniden şoförü Mahmut Işık’a devretti. *— SERMAYE 1 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI:* Belediye şirketinin sermayesi 2025’te *250 bin* liradan *1 milyar* liraya yükseltildi. Şirketin beş yılda 89 işyeri ve 23 konut aldığı, adres olarak gösterilen yerde ise Halk Eğitim Merkezi bulunduğu belirtildi. *— 4 BİN 724 METREKARELİK ARSADA DİKKAT ÇEKEN TRAFİK:* Hazine’ye ait taşınmaz, 2021’den itibaren TOKİ, belediye, bir şahıs ve belediye şirketi arasında defalarca el değiştirdi ve sonunda yeniden belediyeye satıldı. Bu işlemlerde yer alan S.I’nın ise Sulama Birliği’nde işçi olarak çalıştığı öğrenildi. Başkan Mahmut Özyavuz, iddialar için “2019’da başkan seçilince amca oğlumun haksız yere belediyede kadro aldığını gördüm. Onu attığım için çekemiyorlar, sürekli şikâyetçi oluyorlar” dedi. Özyavuz, “Sayıştay da uyardı. Ben de iş akdini fesh ettim, mahkemeye gitti, haklı olduğum görüldü. Buradan darbe yediler, şimdi farklı yöntemlere başvuruyorlar. Yapay zekaya dosya hazırlatıyorlar, partime gidip şikâyet ediyorlar. O arsalar, taşınmazlar hepsi belediye şirketine ait. Bugün ben varım, yarın başkası olacak...” dedi. yazı görseli olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Küçük adaların, bölgenin en uzun kıyı şeridine sahip Türkiye gibi büyük bir kıta gücünü kendi kıyıları içinde hapsedebileceği anlatısı, uluslararası hukuk değil, jeopolitik bir fantezidir. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Değişmez gerçek: *HIRSIZLIK MİLLİ GÜVENLİK SORUNUDUR* *** Burada yalaka havuz medyaya istediğiniz algıyı yapabilirsiniz ama gerçekleri bilen biri gelir suratınıza tokatı yapıştırır. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Borsa vurgunculuğu öyle basti bir iş değil arkadaşlar Zaten MSCI ciddi uyarısı/ihtarı ile aksiyon alındı ama olay paralara el koy konu kapansın demeyle bitmiyor Elin oğlu radara aldı.. Tera firması nasıl spk onayı olmadan halkın erişimine sokuluru anlaması mümkün değil adamların. Fırlayan rakamlara müdahele edilememesini anlamaları mümkün değil elin oğlunun.. 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== Bir bir veya daha fazla kişi ve yazı illüstrasyonu olabilir 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> =================== 🇹🇷 ↑↑↑ <#YUKARISI> ↓↓↓ <#ASAGISI> ===================