*Hep söylenir ya, kadın cinayetleri SİYASİ'dir diye. Vallahi de, billahi de, tillahi de doğru.* Saygılar Oraj POYRAZ L2fSIJNoA0xfSNxA -------------- * * *Gülistan Doku soruşturmasını yürüten Başsavcı Ebru Cansu: *Sırada Çağla Tuğaltay dosyası var. 26 yıl boyunca 9 savcı ve yüzlerce polis baktı. İki kez özel ekip kuruldu, yine de sonuç alınamadı. Bakın, bu çok ağır bir ayrıntı; adeta sistematik yetersizlik iddiası. Tırnak altında *DNA*, yabancı parmak izleri, Interpol taraması… Boğuşmaya bağlı erkek *DNA*’sı var. Çocuğun şortunda yabancı erkek *DNA*’sı var. Bu, delilsizlik değil; sonuçsuz bırakılmışlık tartışmasıdır. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Oraj POYRAZ Hoş geldiniz!...
Benim zaman içerisinde guruplarda yayınlamış olduğum epostalardan bir demet bulacaksınız
2 Mayıs 2026 Cumartesi
Hürmüz ve Bab-ül Mendep boğazlarını sıkıyorlar. 260501
1. İran duyurdu: Hazırlıklar tamam! Babülmendep Boğazı kapanıyor <#mozTocId590607> 1. "Gemiler için iki seçenek var" <#mozTocId713625> 2. Stratejik hakimiyet mesajı <#mozTocId694867> 2. Trump’ın ablukası sonuç veriyor mu? İran’da ‘fazla petrol’ krizi <#mozTocId553937> 1. ‘VURMAKTAN DAHA ETKİLİ’ <#mozTocId776790> 2. Trump’ın ablukası sonuç veriyor mu İran’da ‘fazla petrol’ krizi <#mozTocId811041> 3. ABD ÇÖKÜŞ HEDEFLİYOR <#mozTocId207336> 4. ‘ABD SIKIŞTIRDI AMA GERİ ADIMA YETMEZ’ <#mozTocId771788> 5. AYAKLANMA OLASI DEĞİL <#mozTocId279985> 6. DENKLEM TERSE DÖNDÜ <#mozTocId205368> 7. TRUMP: ‘BÜYÜK FARKLA KAZANMAK İSTİYORUM’ <#mozTocId328759> 8. GERİ ADIMA YETMEZ <#mozTocId493837> 9. AYAKLANMA OLASI DEĞİL <#mozTocId529571> 10. DENKLEM TERSE DÖNDÜ <#mozTocId398610> 3. Petrol piyasasında deprem! Trump resti çekti, fiyatlar fırladı: Akaryakıtı alev alev yakacak kritik eşik aşıldı <#mozTocId829273> 1. Fiyatlar gün içinde 120 doları aştı <#mozTocId640748> 2. Trump’tan İran’ın teklifine ret <#mozTocId707916> 3. Ara buluculuk çabaları sonuçsuz kaldı <#mozTocId545900> 4. Kritik destek ve direnç seviyeleri <#mozTocId305380> 4. Müzakereler Pakistan’da tıkandı! ABD’nin "Aşırı talepleri" süreci zorlaştırıyor <#mozTocId483421> 1. Kritik isimler masada <#mozTocId68239> 2. Tahran’dan sert çıkış: "Önce İsrail diyenlerle asla" <#mozTocId531668> 3. Süre bir gün daha uzatılabilir <#mozTocId644029> 5. Hürmüz’den sonra şimdi de Babülmendep! İran’dan dünyayı endişelendiren açıklama <#mozTocId408486> 1. DÜNYA EKONOMİSİNİ CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLEYEBİLİR <#mozTocId838020> 6. Hürmüz için kritik günler <#mozTocId378272> 1. ‘Saldırı hazırlığı’ <#mozTocId922968> 7. Kriz Odası‘ndaki gizli toplantı sızdı! İran’a ‘son darbe planı’ ortaya çıktı: İşte ABD’nin yeni hedef listesi <#mozTocId255916> 1. ‘KISA AMA GÜÇLÜ’ <#mozTocId116995> 2. HEDEF LİSTESİ ORTAYA ÇIKTI <#mozTocId275024> 3. GİZLİ KOZ: KARA KARTAL <#mozTocId586878> 4. DİKKAT ÇEKEN HAREKETLİLİK <#mozTocId396760> 5. ‘ANLAŞMA YAPMAK İÇİN CAN ATIYORLAR’ <#mozTocId613008> 6. NE OLMUŞTU? <#mozTocId145841> 8. Dev medya grubunun CEO’sundan çalışanlara tehdit: Ya İsrail’i destekleyin ya da istifa edin <#mozTocId135846> 1. "BAŞKA ŞİRKETLERDE ÇALIŞMAYI TAVSİYE EDEBİLİRİM" <#mozTocId494272> 2. Politico yöneticilerinin de katıldığı 40 dakikalık toplantıda, Döpfner, şu ifadeleri kullandı: <#mozTocId882560> 3. Döpfner, şunları kaydetti: <#mozTocId919213> ======================= *İran duyurdu: Hazırlıklar tamam! Babülmendep Boğazı kapanıyor* *30.04.2026 - 23:14* İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Ali Hezriyan, Babülmendep Boğazı’ndaki son gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada,/*"Husiler son günlerde Babülmendep Boğazı’nın kapatılmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirdi ve boğazın fiilen kapatılması için gerekli tüm hazırlıklar tamamlandı"*/ dedi. İran-ABD arasındaki siyasi ve askeri kriz sırasında Babülmendep Boğazı’nın kapatılabileceğine yönelik iddialar gerilimi artırırken, İran’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Ali Hezriyan, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki son gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. Hezriyan, Yemen’deki İran destekli Husilerin Babülmendep Boğazı’na yönelik son askeri hazırlıklarına değinerek,/*"Husiler son günlerde Babülmendep Boğazı’nın kapatılmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirdi ve boğazın fiilen kapatılması için gerekli tüm hazırlıklar tamamlandı"*/ dedi. /*"Gemiler için iki seçenek var"*/ Uluslararası deniz trafiğine ilişkin de değerlendirmede bulunan Hezriyan, düşman olmayan gemiler için iki seçenek bulunduğunu söyleyerek,/*"Gemiler ya Babülmendep Boğazı’nı dolaşarak yaklaşık 30 milyon dolarlık ek maliyeti göze alacak ya da Yemenli güçlere 5 milyon dolar ödeyerek güvenli geçiş izni alabilecek"*/ ifadelerini kullandı. *Stratejik hakimiyet mesajı* Söz konusu adımın, bölgedeki transit maliyetlerin yönetilmesi ve stratejik hakimiyetin sağlanması amacıyla gündeme geldiğini vurgulayan Hezriyan, bunun aynı zamanda bölgedeki enerji ve ticaret hatları üzerindeki kontrol mesajı taşıdığını belirtti. *https://www.cnnturk.com/dunya/iran-duyurdu-hazirliklar-tamam-babulmendep-bogazi-kapaniyor-2422507* ======================= *Trump’ın ablukası sonuç veriyor mu? İran’da ‘fazla petrol’ krizi* Mayıs 01, 2026 08:59 Gürkan Emre MELİKOĞLU gmelikoglu@hurriyet.com.tr ABD’nin Hürmüz’de uyguladığı abluka, İran ekonomisini hedef alarak petrol gelirlerini keserken Tahran’ı ciddi bir depolama ve üretim krizine sürüklüyor. Uzmanlara göre depoların dolması halinde üretimin durması ve petrol kuyularının kalıcı zarar görmesi ihtimali krizi derinleştirebilir. Trump’ın /*“bombadan daha etkili”*/ dediği abluka stratejisi ile Washington, İran’ı masada /*“teslim olmaya”*/ zorlamayı amaçlıyor. İran savaşının başlangıcından itibaren kilit konumda bulunan ve Tahran yönetiminin ABD’ye karşı manevra alanını genişleten Hürmüz Boğazı, Washington’ın karşı abluka hamlesiyle dengeleri değiştirmiş olabilir. Petrol gelirlerinden mahrum kalan İran, aynı zamanda üretilen petrolün ihraç edilememesinden kaynaklanan depolama krizi ile karşı karşıya. ABD’nin beklentisi, savaş öncesinde dahi ekonomik darboğazda olan ülkede Hürmüz ablukası ile mali ve ekonomik sorunları derinleştirerek İran yönetimini /*“pes ettirmek”*/. Nitekim İran nükleer dosya ve Hürmüz meselelerinin birbirinden ayrılmasını talep ediyor ve öncelikle Hürmüz’ün açılmasını istiyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’tan geri adım sinyali yok. ‘*VURMAKTAN DAHA ETKİLİ’* Çarşamba günü Axios’a İran’ın limanlarına yönelik ablukanın /*“bombalamaktan”*/ daha etkili olduğunu düşündüğünü aktaran ABD Başkanı, /*“Şişmiş domuz gibi boğuluyorlar. Durum onlar için daha da kötüye gidecek”*/ demişti. Önceki gün de Oval Ofis’teki bir etkinlikte konuşan Trump, İran’la görüşmelerin /*“telefonla yürütüldüğünü”*/ belirterek, /*“Abluka dahice bir hamle ve yüzde 100 çalışıyor. Artık hiçbir askeri güçleri kalmadı. Teslim olmak zorundalar, yapacakları tek şey bu.*//*‘Pes ediyoruz’ *//*demeleri yeterli”*/ ifadelerini kullandı. Trump’ın özgüvenli yaklaşımının arkasında ise Hürmüz’deki ablukanın İran’ın petrol gelirlerinden uzun vadeli de zarara girme ihtimali var. *Trump’ın ablukası sonuç veriyor mu İran’da/‘fazla petrol’ /krizi* ABD’nin Hürmüz’de uyguladığı karşı abluka nedeniyle, İran’ın ihraç edemediği petrolü depolamak zorunda kaldığı ve depolama kapasitesinin 3 ila 7 hafta arasında tamamen dolacağı belirtiliyor. İran’ın Çin’e demiryolu ile petrol ihracı denemesi, Hark adasındaki süper tankerlerin depolama amaçlı kullanımı gibi yollara başvurmasının krizin gerçek olduğuna işaret ettiği değerlendirmeleri var. Uzmanlara göre bu durumun İran’ın bir noktada üretimi tamamen kesmek zorunda kalması ve kuyularının kalıcı hasara uğrayarak ileride tekrar açıldıklarında verimliliklerinin düşmesine neden olabilir. *ABD ÇÖKÜŞ HEDEFLİYOR* Petrol üretim hatları üzerindeki baskının yanı sıra İran’ın ülkenin yeniden inşası için en az 270 milyar dolara ihtiyacı olduğu, altyapı onarımı için gereken çelik üretimi tesislerinin de vurulmasının bu konudaki manevra alanını kısıtladığı aktarılıyor. Batı basınında çıkan haberlere göre savaş öncesi dahi ekonomik darboğazda olan ülkede 12 milyonluk bir iş gücünün tehlike altında olduğu, sürecin uzaması halinde ekonomik krizin ocak ayındakine benzer bir ayaklanmayı tetikleyebileceği, ABD’nin de bunu hedeflediği belirtiliyor. ‘*ABD SIKIŞTIRDI AMA GERİ ADIMA YETMEZ’* ABD’nin karşı abluka hamlesinin İran tarafında nasıl bir etki yarattığını, İran Araştırmaları Merkezi’nden akademisyen Oral Toğa Hürriyet’e değerlendirdi. Toğa’ya göre Trump’ın /*“abluka bombalamadan iyi çalışıyor”*/ çıkışı /*“kısmen doğru”*/ bir gözlem. /*“Ekonomik basınç Tahran üzerinde geri çevrilemez bir maliyet biriktiriyor ancak rejimin hayatta kalma hesabı saf ekonomik mantığa indirgenemez”*/ diyen Toğa, mevcut haliyle ablukanın İran’a geri adım attırmayacağı görüşünde: /*“Tahran’ın masaya inmesi için ablukanın iç istikrarsızlığı tetiklemesi ve DMO’nun maliyet-fayda denkleminde negatife geçmesi gerekir. Trump’ın*//*‘pes et’ *//*çağrısı bu yüzden psikolojik operasyon mahiyetinde.”*/ *AYAKLANMA OLASI DEĞİL* Ancak İran uzmanı, Tahran’ın petrol fazlasını mevcut yöntemlerle elden çıkarmasının mümkün olmadığını belirterek bir noktada üretimin durdurulması gerekeceği ve bunun da İran için gelir kaybı yaratacağını söyledi. Toğa’ya göre ABD’nin beklediği halk ayaklanması ise kısa vadede olası değil. ”Ayda 22 güne varan internet kesintileri mobilizasyonu zayıflatıyor, ocaktaki sert müdahale caydırıcılık yaratıyor ve abluka protestoları/*‘dış destekli’ */çerçeveye oturtmayı kolaylaştırıyor” diyerek bu üç unsurun ocak protestolarından farklı bir denklem kurduğunu söyleyen Toğa, /*“Kısa vadede parçalı ve sınırlı protestolar, orta-uzun vadede ise daha ciddi sarsıntılar olası”*/ dedi. Toğa ayrıca Tahran yönetimi arasındaki mücadele için, /*“Ekonomik daralma bu fayı kapatmak yerine derinleştirir ama İran siyasal kültürünün konsolidasyon refleksi güçlü. Açık bir ayrılık değil, yavaşlayan karar süreçleri ve DMO lehine pekişen güç dengesi muhtemel sonuç”*/ yorumunu yaptı. *DENKLEM TERSE DÖNDÜ* İran’ın Hürmüz’den yalnızca petrol değil gıda ve tarım ticareti de yaptığını belirten Toğa, buna rağmen ablukanın insani kriz yaratma ihtimalinin düşük olduğu ancak tarımsal üretimi etkileyerek gıda enflasyonunu tırmandırabileceği görüşünde. Savaşın başında ABD’nin /*“önce Hürmüz açılsın”*/ söyleminin karşı abluka sonrası İran tarafından dile getirilmesinin süreçteki değişimi çarpıcı şekilde yansıttığını kaydeden Toğa, /*“Şubat sonu-nisan başı döneminde Hürmüz İran’ın elinde bir caydırıcılık enstrümanıydı, 13 Nisan ablukasıyla denklem tersine döndü”*/ dedi. ABD’nin İran’ı aynı silahla vurduğuna dikkati çeken Toğa, /*“Tahran’ın yeni söylemi olan ‘ablukayı kaldırın, sonra nükleeri konuşuruz’ formülü, kaldıracı kaybetmiş bir tarafın çıkış yolu arayışı”*/ değerlendirmesini yaptı. *TRUMP: /‘BÜYÜK FARKLA KAZANMAK İSTİYORUM’/* ABD Başkanı Donald Trump dün Beyaz Saray’da Bireysel Emeklilik Kararnamesi imzaladıktan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İran’ın anlaşma yapmak için can attığını ifade eden Trump, İran’la görüşmeleri kendisi ve birkaç kişi dışında kimsenin bilmediğine dikkat çekti. Ayrıca Trump İran’ın artık petrolden hiç para kazanamadığını belirtti. İran savaşını kazandıklarını ancak ‘daha büyük bir farkla kazanmak istediğini söyleyen Trump, İran’daki zenginleştirilmiş uranyumu ülkeden çıkaracaklarını ifade ederek /*“Bunu ele geçirmek istiyoruz. Öyle ya da böyle alacağız. Ya elde edeceğiz ya da alacağız. Ya bize verecekler ya da biz alacağız. Bu hiç de zor olmayacak”*/ dedi. *GERİ ADIMA YETMEZ* “/*Ekonomik basınç Tahran üzerinde geri çevrilemez bir maliyet biriktiriyor ancak rejimin hayatta kalma hesabı saf ekonomik mantığa indirgenemez”*/ diyen Toğa, mevcut haliyle ablukanın İran’a geri adım attırmayacağı görüşünde: /*“Tahran’ın masaya inmesi için ablukanın iç istikrarsızlığı tetiklemesi ve DMO’nun maliyet-fayda denkleminde negatife geçmesi gerekir. Trump’ın*//*‘pes et’ *//*çağrısı bu yüzden psikolojik operasyon mahiyetinde.”*/ *AYAKLANMA OLASI DEĞİL* Ancak İran uzmanı, Tahran’ın petrol fazlasını mevcut yöntemlerle elden çıkarmasının mümkün olmadığını belirterek bir noktada üretimin durdurulması gerekeceği ve bunun da İran için gelir kaybı yaratacağını söyledi. Toğa’ya göre ABD’nin beklediği halk ayaklanması ise kısa vadede olası değil. ”Ayda 22 güne varan internet kesintileri mobilizasyonu zayıflatıyor, ocaktaki sert müdahale caydırıcılık yaratıyor ve abluka protestoları/*‘dış destekli’ */çerçeveye oturtmayı kolaylaştırıyor” diyerek bu üç unsurun ocak protestolarından farklı bir denklem kurduğunu söyleyen Toğa, /*“Kısa vadede parçalı ve sınırlı protestolar, orta-uzun vadede ise daha ciddi sarsıntılar olası”*/ dedi. Toğa ayrıca Tahran yönetimi arasındaki mücadele için, /*“Ekonomik daralma bu fayı kapatmak yerine derinleştirir ama İran siyasal kültürünün konsolidasyon refleksi güçlü. Açık bir ayrılık değil, yavaşlayan karar süreçleri ve DMO lehine pekişen güç dengesi muhtemel sonuç”*/ yorumunu yaptı. *DENKLEM TERSE DÖNDÜ* İran’ın Hürmüz’den yalnızca petrol değil gıda ve tarım ticareti de yaptığını belirten Toğa, buna rağmen ablukanın insani kriz yaratma ihtimalinin düşük olduğu ancak tarımsal üretimi etkileyerek gıda enflasyonunu tırmandırabileceği görüşünde. Savaşın başında ABD’nin /*“önce Hürmüz açılsın”*/ söyleminin karşı abluka sonrası İran tarafından dile getirilmesinin süreçteki değişimi çarpıcı şekilde yansıttığını kaydeden Toğa, /*“Şubat sonu-nisan başı döneminde Hürmüz İran’ın elinde bir caydırıcılık enstrümanıydı, 13 Nisan ablukasıyla denklem tersine döndü”*/ dedi. ABD’nin İran’ı aynı silahla vurduğuna dikkati çeken Toğa, /*“Tahran’ın yeni söylemi olan ‘ablukayı kaldırın, sonra nükleeri konuşuruz’ formülü, kaldıracı kaybetmiş bir tarafın çıkış yolu arayışı”*/ değerlendirmesini yaptı. *https://www.hurriyet.com.tr/dunya/trumpin-ablukasi-sonuc-veriyor-mu-iranda-fazla-petrol-krizi-43163182* ======================= *Petrol piyasasında deprem! Trump resti çekti, fiyatlar fırladı: Akaryakıtı alev alev yakacak kritik eşik aşıldı* 01/05/2026, Cuma Küresel piyasalarda ABD ile İran arasında yaşanan/**//*‘Hürmüz Boğazı’ */ve nükleer müzakere gerilimi petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açtı. ABD Başkanı Donald Trump’ın ablukayı sürdürme kararı sonrası Brent petrol gün içinde 120 dolar seviyesini aşarken, kâr satışlarının ardından 114 dolar bandına geriledi. Petrol piyasasında jeopolitik risklerin etkisiyle oldukça hareketli saatler yaşanıyor. ABD ile İran arasında tırmanan kriz ve Hürmüz Boğazı’ndaki abluka durumu, petrol fiyatlarını savaş ve enerji krizi dönemindeki zirve seviyelerine yeniden yaklaştırdı. *Fiyatlar gün içinde 120 doları aştı* Nükleer müzakerelerdeki tıkanma ve ABD'nin İran’a yönelik deniz ablukasının uzun süre devam edeceği beklentisi, küresel arz endişelerini körükleyerek fiyatları yukarı yönlü tetikledi. Fiyatlar gün içinde 120 doları aştıNükleer müzakerelerdeki tıkanma ve ABD'nin İran’a yönelik deniz ablukasının uzun süre devam edeceği beklentisi, küresel arz endişelerini körükleyerek fiyatları yukarı yönlü tetikledi. Gün içinde yüzde 2’ye yakın değer kazanan Brent petrolün varil fiyatı 120 doların üzerine çıkarken, ABD ham petrolü de 107 dolar seviyelerini gördü. Ancak akşam saatlerinde piyasada etkili olan kâr satışlarıyla birlikte Brent petrol yeniden 114 dolar bandına çekildi. *Trump’tan İran’ın teklifine ret* Fiyatlardaki bu sert yükselişin arkasında yatan temel neden, karşılıklı yapılan sert açıklamalar oldu. Trump’tan İran’ın teklifine retFiyatlardaki bu sert yükselişin arkasında yatan temel neden, karşılıklı yapılan sert açıklamalar oldu. ABD Başkanı Donald Trump, Axios haber platformuna yaptığı açıklamada, İran’ın/*"Önce Hürmüz Boğazı açılsın, nükleer anlaşma sonraya bırakılsın"*/ şeklindeki teklifini reddettiklerini bildirdi. Trump, ülkesinin nükleer programla ilgili endişeleri giderilip yeni bir anlaşma sağlanana kadar deniz ablukasının kararlılıkla süreceğini vurguladı. Yaşanan bu gerilim nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan yapılan petrol sevkiyatının, normal seviyelerin yalnızca yüzde 4’üne kadar düştüğü tahmin ediliyor. *Ara buluculuk çabaları sonuçsuz kaldı* İki ülke arasında 8 Nisan’da varılan ateşkes anlaşmasının ardından, Pakistan’ın ara buluculuğunda yürütülen görüşmelerden somut bir sonuç elde edilememişti. Ara buluculuk çabaları sonuçsuz kaldıİki ülke arasında 8 Nisan’da varılan ateşkes anlaşmasının ardından, Pakistan’ın ara buluculuğunda yürütülen görüşmelerden somut bir sonuç elde edilememişti. Sürecin tıkanması üzerine ABD yönetimi, 13 Nisan itibarıyla İran’a/*"deniz ablukası"*/ uygulama kararı almış ve Hürmüz Boğazı’ndaki İran bağlantılı gemilere müdahale etmeye başlamıştı. *Kritik destek ve direnç seviyeleri* Gelişmelerin gölgesinde petrol fiyatlarının 100 ile 120 dolar arasındaki dalgalı seyri devam ediyor. Uzmanlar, Brent petrolde teknik açıdan 119,69 dolar seviyesinin kritik direnç noktası, 98,67 doların ise destek bölgesi olarak yakından takip edileceğini belirtiyor. *https://www.gzt.com/ekonomi/petrol-piyasasinda-abd-iran-gerilimi-trumpin-abluka-karari-sonrasi-brent-petrol-120-dolari-test-etti-ekonomi-haberleri-4219604/10* ======================= *Müzakereler Pakistan’da tıkandı! ABD’nin "Aşırı talepleri" süreci zorlaştırıyor* Yeniakit Publisher *2026-05-01 06:12* Dünya diplomasisinin kalbi Pakistan’ın başkenti İslamabad’da atarken, ABD ile İran heyetleri arasında gerçekleşen kritik görüşmelerden ilk pürüzler yansımaya başladı. Bölgesel istikrar ve ateşkes umuduyla başlayan temaslarda, Hürmüz Boğazı konusundaki derin görüş ayrılıkları süreci sekteye uğrattı. İran basınında yer alan iddialara göre, müzakerelerin en hassas noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki denetim ve geçiş hakları konusunda taraflar uzlaşamadı. İranlı yetkililer, ABD tarafının sunduğu/*"aşırı taleplerin"*/ müzakere sürecini tıkadığını ve ilerlemeyi engellediğini savundu. Görüşmelerin ilk aşamasının sona ermesinin ardından, uzman ekiplerin ele alınan konular üzerindeki yazılı metinler aracılığıyla teknik görüş alışverişine geçtiği bildirildi. *Kritik isimler masada* İslamabad Görüşmeleri olarak adlandırılan zirvede heyetlerin düzeyi dikkat çekiyor: ► İran Heyeti: Meclis Başkanı /*“Muhammed Bakır Kalibaf”*/ başkanlığındaki heyette Dışişleri Bakanı /*“Abbas Erakçi”*/, Savunma Konseyi Genel Sekreteri /*“Ali Ekber Ahmediyan”*/ ve Merkez Bankası Başkanı /*“Abdunnasır Himmeti”*/ yer alıyor. ► ABD Heyeti: Başkan Yardımcısı /*“JD Vance”*/ başkanlığındaki ekipte, Donald Trump’ın damadı /*“Jared Kushner”*/ ve Orta Doğu Özel Temsilcisi /*“Steve Witkoff”*/ bulunuyor. ► Arabulucu Pakistan: Başbakan /*“Navaz Şerif”*/, Dışişleri Bakanı /*“İshak Dar”*/ ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral /*“Asım Münir”*/ mekik diplomasisini yürütüyor. *Tahran’dan sert çıkış:/"Önce İsrail diyenlerle asla"/* Müzakereler devam ederken İran kanadından süreci etkileyecek sert bir açıklama geldi. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı /*“Muhammed Rıza Arif”*/, karşılığı olmayan bir uzlaşmaya imza atmayacaklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: /*"İslamabad’da‘önce İsrail’ diyenlerin temsilcileriyle karşılaşırsak hiçbir anlaşma sağlanmayacak."*/ Bu çıkış, Tahran’ın masadaki kırmızı çizgilerini net bir şekilde ortaya koyarken, İran Cumhurbaşkanı /*“Mesud Pezeşkiyan”*/ da sosyal medya üzerinden heyetine destek vererek,/*"İran heyeti, ülkenin çıkarlarını tüm gücüyle ve cesurca korumaktadır"*/ açıklamasında bulundu. *Süre bir gün daha uzatılabilir* Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, genel konularda bir mesafe kat edildiğini ancak teknik detayların incelenmesi için görüşmelerin bir gün daha uzatılabileceğini aktardı. Kısa bir aranın ardından yeniden başlayan görüşmelerde, uzman heyetlerin detaylı tartışmalara girdiği ve metin üzerindeki çalışmaların sürdüğü kaydedildi. *https://www.yeniakit.com.tr/haber/muzakereler-pakistanda-tikandi-abdnin-asiri-talepleri-sureci-zorlastiriyor-1998918.html?page=5* ======================= *Hürmüz’den sonra şimdi de Babülmendep! İran’dan dünyayı endişelendiren açıklama* Orta Doğu’da müzakere belirsizliği sürerken Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutan İran, Husilerin Babülmendep Boğazı’nın boğazın kapatılmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirildiğini bildirdi. Orta Doğu’da yeni tur müzekereler için belirsizlik sürerken İran tarafında dünyayı endişelendiren gelişme yaşandı. İranlı yetkililer, Yemen’deki müttfefikleri Husiler üzerinden yeni bir hamle sinyali verdi. Yapılan açıklamada, Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’in giriş kapısı olan Babülmendep Boğazı’nı da trafiğe kapatacağı duyuruldu. Bu arada Husilerin son günlerde boğazın kapatılmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirdiği ve bu yöndeki hazırlıkları tamamlandığı da aktarıldı. *DÜNYA EKONOMİSİNİ CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLEYEBİLİR* Dünya enerji ticaretinin en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra Babülmendep’in de kapatılması ciddi sonuçlar doğurabilir. Arap Yarımadası ile Afrika arasında yer alan boğaz, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlıyor. Kızıldeniz’in girişinde yer alan Perim Adası’yla iki kanada ayrılan yaklaşık 32 kilometre uzunluğundaki boğazın batı kanalının genişliği 26, doğu kanalının genişliğinin ise 3 kilometre olduğu belirtiliyor. *https://www.sozcu.com.tr/babulmendep-kapatilir-mi-p315768* ======================= *Hürmüz için kritik günler* *01.05.2026* ABD’nin kısa sürede Hürmüz Boğazı’na ilişkin harekete geçmesi beklenirken, boğazın bir kısmının ele geçirilmesi planı Başkan Trump’a sunuldu. İran dini lideri Hamaney ise, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nın geleceğinde ABD’nin olmayacağını savunarak, /*“Hürmüz Boğazı’nda yeni bir sayfa açılıyor”*/ dedi ABD ile İran arasında 8 Nisan’da varılan ateşkes anlaşması sonrası Pakistan arabuluculuğunda yapılan görüşmelerden sonuç çıkmayınca, bölgedeki belirsizlik hali devam ediyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi, dünya ekonomisini zora sokarken, ABD’nin konuyla ilgili yakın zamanda adım atması bekleniyor. Ateşkes için cumartesiye kadar olan süreç/*‘kritik’ */görülüyor. ‘/*Saldırı hazırlığı’*/ “/*Axios”*/ haber platformunun haberinde, ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper’ın Başkan Trump’a dün bir brifing verecekleri öne sürülmüştü. CENTCOM’un müzakerelerdeki çıkmazı aşmak amacıyla İran’a yönelik /*“altyapı hedeflerini de içeren bir saldırı dalgası”*/hazırlığında olduğu iddia edildi. Trump ile paylaşılması beklenen bir başka planın da Hürmüz Boğazı’nın bir kısmının /*“ele geçirilmesi”*/ ve ticari faaliyetlere yeniden açılması olduğu aktarılan haberde, böyle bir operasyonun kara kuvvetlerini de içerebileceği iddia edildi. Bununla birlikte ABD yönetiminin, Hürmüz’deki kısıtlamalar dolayısıyla diğer ülkelere, gemilerin bölgeden geçişini sağlayacak yeni bir uluslararası koalisyon kurulması için çağrıda bulunduğu iddia edildi. /*“Wall Street Journal”*/ gazetesinin haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı, yurt dışı misyonlarına bu yönde bir not gönderdi. /*“Denizcilik Özgürlüğü Yapısı”*/olarak adlandırılan bu girişimin, /*“birleşik bir kararlılık göstermek”*/ için önemli olduğuna dikkat çekilerek, söz konusu koalisyonun ABD Dışişleri Bakanlığı ve CENTCOM tarafından ortak yürütüleceği aktarıldı. *https://www.milliyet.com.tr/dunya/hurmuz-icin-kritik-gunler-7580179* ======================= *Kriz Odası‘ndaki gizli toplantı sızdı! İran’a ‘son darbe planı’ ortaya çıktı: İşte ABD’nin yeni hedef listesi* *01.05.2026* Beyaz Saray’daki gizli toplantıda İran’a yönelik/*‘son darbe’ *//*planı masaya yatırıldı. Toplantıdan sızan bilgiler arasında *//*‘yeni hedef’ */listesi ise dikkat çekti. İşte detaylar... ABD’de kapalı kapılar ardında gerçekleşen kritik bir toplantı, yeni bir savaş senaryosunu gün yüzüne çıkardı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Brad Cooper, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik olası /*“son darbe”*/ planlarını içeren kapsamlı bir brifing sundu. ‘*KISA AMA GÜÇLÜ’* Amerikan basınından Fox News’te yer alan haberlere göre, Beyaz Saray’daki Kriz Odası’nda yapılan görüşmede Cooper, olası bir operasyonun çerçevesini çizdi. Sunulan planlar arasında, Trump’ın yeniden saldırı kararı alması halinde devreye sokulabilecek /*“kısa ama son derece güçlü bir saldırı planı”*/ dikkat çekti. *HEDEF LİSTESİ ORTAYA ÇIKTI* İddialara göre hedef listesi oldukça geniş. Sadece İran’ın kalan askeri unsurları değil, aynı zamanda lider kadrosu ve kritik altyapı noktaları da olası saldırı hedefi kapsamında değerlendiriliyor. Bu durum, planın yalnızca bir askeri müdahale değil, doğrudan yönetimin kalbine yönelik bir hamle olabileceği yorumlarını da beraberinde getirdi. *GİZLİ KOZ: KARA KARTAL* Pentagon’un gündeminde ise dikkat çeken bir başka başlık var: Tahran’a karşı /*“gizli koz”*/ olarak kabul edilen yeni nesil hipersonik füze sistemi /*“Kara Kartal”*/. Bu silahın yaklaşık 3 bin 200 kilometre menzile sahip olduğu ve İran’ın kalan balistik füze rampalarını doğrudan hedef alabilecek kapasitede olduğu belirtiliyor. Kriz Odasındaki gizli toplantı sızdı İrana son darbe planı ortaya çıktı: İşte ABDnin yeni hedef listesi *DİKKAT ÇEKEN HAREKETLİLİK* Bununla birlikte bölgede askeri hareketlilik de artıyor. ABD’ye ait B-1B Lancer tipi bombardıman uçaklarının bölgedeki varlığını artırdığı, bu uçakların yüksek miktarda mühimmat taşıyabildiği ifade ediliyor. Bu gelişme, olası bir saldırının sadece plan aşamasında kalmayabileceği ihtimalini güçlendiriyor. ‘*ANLAŞMA YAPMAK İÇİN CAN ATIYORLAR’* Öte yandan Trump, Kriz Odası’ndaki toplantı öncesinde Oval Ofis’te gerçekleştirdiği basın toplantısında/*"İran bir anlaşma yapmak için can atıyor. Size sadece bunu söyleyebilirim. Detaylara girmek istemiyorum. Ama nükleer silah sahibi olmalarına izin verilemez"*/ ifadelerini kullandı. *NE OLMUŞTU?* Hatırlanacağı üzere ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılar başlatmış, Tahran yönetimi ise Körfez’deki ABD varlıklarına misillemelerle karşılık vermişti. Bu süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel dengeleri sarsmıştı. 8 Nisan’da Pakistan’ın arabuluculuğuyla ateşkes ilan edilmiş, ardından İslamabad’da kritik görüşmeler gerçekleştirilmişti. Ancak taraflar arasında kalıcı bir anlaşma sağlanamamıştı. Son olarak Trump’ın ateşkesi tek taraflı olarak uzattığı, ancak yeni bir takvim açıklamadığı biliniyor. Tüm bu gelişmeler, perde arkasında çok daha büyük bir planın adım adım ilerlediği yorumlarını güçlendiriyor. *https://www.milliyet.com.tr/dunya/son-dakika-kriz-odasindaki-gizli-toplanti-sizdi-irana-son-darbe-plani-ortaya-cikti-iste-abdnin-yeni-hedef-listesi-7580205* ======================= *Dev medya grubunun CEO’sundan çalışanlara tehdit: Ya İsrail’i destekleyin ya da istifa edin* *30.04.2026* Alman medya devi Telegraph ve Politico haber kuruluşlarının sahibi Axel Springer’in Yönetim Kurulu Başkanı Mathias Döpfner, İsrail’e desteği çalışmak için şart koşması haber merkezinde isyana yol açtı. Elde edilen bir ses kaydında Döpfner’in, çalışanlarla yapılan bir toplantıda ‘İsrail’i desteklemeyecekseniz istifa edebilirsiniz’ ifadelerini kullandığı ortaya çıktı. Telegraph ve Politico haber kuruluşlarının sahibi Axel Springer’in Yönetim Kurulu Başkanı Mathias Döpfner, gazetecilerin, İsrail’i desteklemesi aksi taktirde istifa etmeleri gerektiğini savundu. Axel Springer Üst Yöneticisi Döpfner’ın, gazetecilerin, İsrail’i desteklemesi ya da istifa etmesi gerektiğini ima eden açıklamaları,/*"haber merkezlerinin bağımsızlığının tehdit altında olduğu"*/ yönünde eleştirilere yol açtı. Politico haber sitesinde bu hafta yaşanan gerilim, Axel Springer’in 2021’de satın aldığı yayın organında çalışan gazetecilerin, Döpfner’i/*"yayını kendi siyasi gündemini ilerletmek için kullanmakla"*/ suçladıkları mektubu göndermesiyle ortaya çıktı. Gazeteciler, göreve yeni başlayan Genel Yayın Yönetmeni Jonathan Greenberger’e ilettikleri mektupta, Döpfner’in son görüş yazılarının,/*"tarafsız haber kaynağı olarak kurumun itibarını zedeleme riski taşıdığını"*/ belirtti. Gazeteciler, üst yönetiminin belirlediği ideolojik çizginin, özellikle İsrail’e ilişkin haberlerin sunumunu etkileyebileceğinden endişe duyduklarını dile getirdi. *"BAŞKA ŞİRKETLERDE ÇALIŞMAYI TAVSİYE EDEBİLİRİM"* Jewish Insider gazetesinin elde ettiği ses kaydına göre, Döpfner çalışanlarla yapılan bir toplantıda, İsrail’e desteğin, şirketin kimliğinin merkezinde yer aldığını savundu. *Politico yöneticilerinin de katıldığı 40 dakikalık toplantıda, Döpfner, şu ifadeleri kullandı:* /*"Temel ilkeler nedeniyle veya temel ilkelerden birine katılmayan hiç kimse, Axel Springer için çalışmamalı. Temel ilkeler çekici değilse, temel ilkeler bir çekim gücü oluşturmuyorsa, temel ilkeler bu şirkette çalışmak için bir neden oluşturmuyorsa, başka şirketlerde çalışmayı tavsiye edebilirim."*/ İsrail’e bağlılığın,/*"özgürlük, serbest piyasa, bireysel özgürlük ve ifade özgürlüğü"*/ gibi 5 temel değerden oluşan/*"esaslar"*/ çerçevesinin parçası olduğunu savunan Döpfner, bu desteği söz konusu ilkelerin hemen ardından konumlandırdı. *Döpfner, şunları kaydetti:* /*"Eğer bu, birinin sorgulamak isteyeceği bir şeyse, o zaman gerçekten değerlerimizin en temel ilkelerine dokunuyoruz ve bu da basitçe şu karara yol açabilir; bu konuda çok şeffafız, o zaman Axel Springer ile bu kadar temel düzeyde farklı inançlara sahip birinin gerçekten uygun olup olmadığı bireysel karardır."*/ Geçen yıl Die Zeit gazetesinde yayımlanan sızdırılmış bir e-postada da Döpfner’in, siyasi görüşlerini özetlerken,/*"Siyonizm her şeyin üstündedir. İsrail benim ülkem."*/ ifadesini kullandığı aktarılmıştı. *https://www.cnnturk.com/dunya/dev-medya-grubunun-ceosundan-calisanlara-tehdit-ya-israili-destekleyin-ya-da-istifa-edin-2422506* ========================== - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Finlandiya, dünyanın ilk yeraltı otonom yük taşıma ağını açtı
Finlandiya, dünyanın ilk yeraltı otonom yük taşıma ağını açtı Helsinki-Tampere-Turku üçgeninin altında, Finlandiya’nın en işlek üç yol koridorundaki tüm uzun yol kamyonlarının yerini alan elektrikli robotların sürekli olarak yer altına taşıdığı Helsinki-Tampere-Turku üçgeninin altındaki 1.200 kilometrelik bir tünel sistemi. EcoTube Finlandiya ağı, yerin 10 ila 30 metre altında çalışan, büyük sanayi bölgeleri, lojistik merkezleri ve liman tesisleri altında yer alan 47 yeraltı yük terminali arasında saatte 120 kilometre hızla otonom elektrikli yük kapsülleri taşıyan 4 metre çapında bir beton tüpten oluşuyor. Her bir kapsül, standart konteynerlerde 30 tona kadar yük taşır, terminallerde robot işleme sistemleriyle otomatik olarak yükleme ve boşaltma, hiçbir aşamada insan operatör gerekmez. Sistem, yüzey hava koşullarına bakılmaksızın, trafik yoğunluğu, kazasız, terminal giriş portallarının ötesinde sıfır yüzey kullanımı olmaksızın, günde 24 saat, yılda 365 gün çalışıyor. Finlandiya’nın Helsinki-Tampere güzergahı günde 18 bin kamyon taşıyor, ciddi tıkanıklık, yılda 340 milyon avroya mal olan yol aşınması ve koridor boyunca hava kalitesinin önemli etkilerine neden oluyor. EcoTube’a yeraltı yük transferi, ilk faaliyet yılı içerisinde yüzey yollarındaki kamyon trafiğini yüzde 73 azalttı, yol bakım giderlerini azalttı, şehir içi hava kalitesini artırdı ve yoğunluk gecikmeleri ortadan kaldırarak yük teslimat sürelerini yüzde 31 azalttı. Kapsüller tamamen Finlandiya’nın yenilenebilir-ağır ulusal şebekesinden gelen elektrikle çalışıyor ve Finlandiya’nın en büyük üç şehri arasında ülke tarihinde ilk kez karbonsuz yük taşımacılığını sağlıyor. Kaynak: Finlandiya Ulaştırma Altyapı Ajansı, EcoTube Finlandiya Konsorsiyumu, Finlandiya Ulaştırma ve İletişim Bakanlığı, 2025 *ALINTI. * - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
İstanbul İstiklal Caddesindeki Santa Maria Kilisesinin girişindeki levhada; "Bizans İmparatoru Abdülhamid " yazmaktadır.
*İstanbul İstiklal Caddesindeki Santa Maria Kilisesinin girişindeki levhada;/"Bizans İmparatoru Abdülhamid "/ yazmaktadır. * Kilise yetkilileri bunu oraya 1904 yılında kafasına göre koyamaz. *II*. Abdülhamid’in onayı ile levha yazılmıştır. Prof. Dr.İlber Ortaylı’nın dediği gibi: Fatih Konstantiniye’yi ( 1929’da İstanbul oldu) alınca kendisini Türk İmparatoru ilan edeceğine _*Doğu Roma Rum İmparatoru*_ olarak ilan etmiştir. Fatih’ten Vahdettin’e kadar tüm fermanlara/*"Kayser-i Rum"*/ olarak imza atmışlardır. Asla Türk hakanı olarak değil. En iyi ihtimal Devleti Ali Sultanı diye mevcut. Vahdettin dönemine kadar basılan paralarda Bizans İmparatoru yazılmıştır. Murat Bardakçı devamında Bizans İmp. olarak Abdülhamitle basılan paralar da vardır. Yıkılan/*"*//*_Osmanlı Rum İmparatorluğu_*//*"*/nun küllerinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türkler kurdu. Bu nedenle Atatürk’e,Türkiye Cumhuriyetine ve Türk’e düşmanlar. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı, İran savaşı nedeniyle Avrupa’nın sadece altı haftalık jet yakıtı stoğu kaldığını söyledi.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı, İran savaşı nedeniyle Avrupa’nın sadece altı haftalık jet yakıtı stoğu kaldığını söyledi.
IEA Başkanı, önümüzdeki haftalarda petrol tedariki yeniden sağlanmazsa "yakında" uçuş iptallerinin yaşanacağını belirtti.
Jasper Jolly
Perşembe 16 Nisan 2026 14.12 CEST
Küresel bir enerji gözlem kuruluşunun başkanına göre, İran savaşı nedeniyle Avrupa’nın jet yakıtı kıtlığı yaşanmadan önce sadece altı haftalık jet yakıtı stoğu kaldı.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) icra direktörü Fatih Birol, Orta Doğu’dan petrol tedariki önümüzdeki haftalarda yeniden sağlanmazsa "yakında" uçuş iptallerinin yaşanacağını söyledi.
Associated Press’e verdiği demeçte, "Yakında A şehrinden B şehrine bazı uçuşların jet yakıtı eksikliği nedeniyle iptal edilebileceği haberini duyacağımızı söyleyebilirim" dedi.
EasyJet, İran savaşının rezervasyonları ve yakıt fiyatlarını etkilemesiyle kârlar üzerinde olumsuz bir etki konusunda uyarıda bulundu.
ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşı, Şubat ayı sonundaki ilk saldırılardan bu yana küresel enerji piyasalarında kargaşaya neden oldu. Misilleme olarak İran, Körfez’den petrol ihracatı için hayati bir yol olan Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapattı.
ABD ve İran geçen hafta iki haftalık bir ateşkes konusunda anlaştılar, ancak savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmeler hafta sonu başarısızlıkla sonuçlandı. Pakistan’ın arabuluculuğuyla dolaylı görüşmeler devam ediyor.
Küresel bir gösterge olan Brent ham petrol vadeli işlem fiyatları, savaştan önceki seviyenin %30’undan fazla üzerinde seyrediyor. Benzin fiyatlarındaki hızlı artış, ABD Başkanı Donald Trump üzerinde baskı oluşturdu.
Ancak, savaştan önce yola çıkan sevkiyatlar gelmeye devam ettiği için henüz açık bir jet yakıtı kıtlığı yaşanmadı. Son kargolar da Avrupa’ya ulaştı.
AP'nin haberine göre Birol, Avrupa’da "belki altı haftalık jet yakıtı kaldığını" söyledi. Yorumları, geçen hafta AB’nin enerji ve ulaştırma komiserlerine bir mektup yazarak bloğun üç hafta içinde yakıt kıtlığıyla karşı karşıya kalacağını söyleyen bir lobi grubu olan Uluslararası Havaalanları Konseyi Avrupa’nın açıklamalarına ekleniyor.
Sektördeki kişilere göre, havaalanları ve havayolları normal zamanlarda yaklaşık altı haftalık yakıt stoğuna sahip olma eğilimindedir. Ancak İran savaşı o kadar uzadı ki, sistemdeki ekstra rezervler tükeniyor ve diğer tedarikçilerin Körfez’den gelen tedarikleri telafi edecek yeterli kapasitesi yok.
Birol, "Geçmişte ‘Zor Durumlar’ diye bir grup vardı," dedi. "Şimdi çok zor bir durumdayız ve bu durum küresel ekonomi için büyük sonuçlar doğuracak. Ve ne kadar uzun sürerse, dünya genelindeki ekonomik büyüme ve enflasyon için o kadar kötü olacak."
Birol, AP'ye verdiği demeçte, bunun etkisinin "daha yüksek benzin fiyatları, daha yüksek doğalgaz fiyatları, daha yüksek elektrik fiyatları" olacağını ve dünyanın bazı bölgelerinin "diğerlerinden daha kötü etkileneceğini" söyledi.
Bazı havayolları, özellikle büyük fiyat artışlarına karşı önlem almamışlarsa, yüksek yakıt fiyatları nedeniyle zarar edecek uçuşları iptal etti.
Ancak, önlem almış olanlar bile uçuş iptallerini değerlendirmek zorunda kalabilir.
İngiliz havayolu şirketi easyJet Perşembe günü yaptığı açıklamada, önümüzdeki ay için yakıt tedarikinde herhangi bir endişesi olmadığını belirtti. easyJet CEO'su Kenton Jarvis, "Mayıs ortasına kadar öngörümüz var ve herhangi bir endişemiz yok" dedi.
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
BADEMCİK AMELİYATI SONRASI 39 MİLYON TL'LİK REKOR TAZMİNAT TALEBİ!
**BADEMCİK********AMELİYATI********SONRASI****39 ****MİLYON********TL****'****LİK********REKOR********TAZMİNAT********TALEBİ****!** **Gaziantep’de özel hastaneye açtığı davada, yasal faizleriyle beraber 39 milyon ****TL****’lik tazminat miktarı belirlemesi, tıp dünyasında tartışmalara neden oldu.** Bademcik ameliyatı sonrası kanama nedeniyle hastanın engelli kaldığı iddiasıyla ailesinin, ameliyatı yapan doktor ve ameliyatın gerçekleştirildiği özel hastaneye açtığı davada, mahkemenin görevlendirdiği bilirkişinin avukat masrafları hariç, yasal faizleriyle beraber 39 milyon *TL*’lik *tazminat <http://www.dha.com.tr/haberleri/tazminat>*miktarı belirlemesi, tıp dünyasında tartışmalara neden oldu. *KBB*uzmanı doktorun avukatı Cengiz Bayram, Demirören Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, tıp davaları içinde şimdiye kadar belirlenmiş en yüksek tazminat miktarı olduğunu söyledi. Gaziantep’de özel bir hastanede 2018’de bademcik ameliyatı geçiren 4 yaşındaki H. B., sorunsuz bir şekilde taburcu edildi. Ancak ameliyattan 4 gün sonra ağrı, ateş ve ağızdan beslenememeye bağlı susuz kalma şikayetleri nedeniyle ailesinin başvurması üzerine tekrar hastaneye yatırıldı. İddiaya göre hastanedeki tedavisinin üçüncü günü, gece 03:00 sularında ağzından kan gelmesi üzerine babası tarafından 5’inci katta yattığı servisten, giriş kattaki acile indirildi. Daha sonra tekrar ameliyathaneye götürülen çocuğun, kanamadan dolayı solunum yolu tıkandığı için, beyni oksijensiz kaldı ve H. B. olay sonrası engelli kaldı. Aile, ameliyatı gerçekleştiren Kulak Burun Boğaz (*KBB*) Uzmanı doktor ve özel hastaneye, /*“malpraktis (tıbbi yanlış uygulama)”*/ iddiası ile maddi manevi tazminat davası açtı. Davada mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi, hastanın tedavi giderleri ve iş kaybından doğan maddi manevi hakları olarak avukat masrafları hariç, yasal faizleriyle birlikte 39 milyon *TL*’lik tazminat miktarı belirledi. Davalı taraf ise babanın kanamayı geç fark etmesi ve gördüğünde de çocuğun zaten oksijensiz kalmış olduğunu, hekimin ya da tedaviyi veren hastanenin bir kusuru olamayacağını, konunun ameliyat sonrası komplikasyon olarak ele alınması gerektiğini savundu. *“**/*ŞİMDİYE*/**/**/**/*DEK*/**/**/**/*VERİLMİŞ*/**/**/**/*EN*/**/**/**/*YÜKSEK*/**/**/**/*MİKTAR*/**/*”*/* Bilirkişinin belirlediği 39 milyon liralık tazminat yükümlülüğünün sosyal medyaya yansıması sonrası tıp camiasında oldukça büyük tartışmalara yol açan davayla ilgili ilk kez Demirören Haber Ajansı’na konuşan davalı doktorun avukatı Cengiz Bayram, bu miktarın tıp davalarında şimdiye kadar belirlenmiş en yüksek rakam olduğunu söyledi./*"Bir hekim hatalı olsa bile, tek bir hatasından ötürü, bütün ömrü boyunca kazanamayacağı bir parayı tek bir vakada ödemek zorunda kalmasını"*/, haksızlık olarak değerlendiren Bayram, bütün kusuru sadece hekime yükleyen iddiaları kabul etmediklerini belirterek, davanın 18 Nisan’da görülecek karar duruşmasında, mahkemenin bu tazminat tutarına hükmetmesi halinde, istinaf yoluna gideceklerini kaydetti. **5’****İNCİ********KATTAN***/*‘*/**/*HEMŞİRE*/**/**/**/*İSTEĞİ*/**/**/**/*İLE*/**/*’ */***ACİLE********İNDİ********İDDİASI** Davacı ailenin dilekçesinde, *KBB* uzmanı doktorun, çocuklarını 7 Mayıs’ta muayene ettiği ve bademcik ameliyatı olması gerektiğini söylediği, öksürük şikayeti olunca ameliyatın ertelendiği ve 5 günlük antibiyotik tedavisi sonrası ameliyat tarihi olarak 21-Mayıs-2018 tarihinin belirlendiği, ancak ameliyat günü doktorun çocuğu hiç görmeden ve ek tetkikler yapmadan ameliyata aldığı iddiaları yer aldı. Dilekçede ayrıca ameliyatın ertesi günü kontrolde doktorun her şeyin normal olduğunu söylediği, ancak bir gün sonra çocukta ateş kusma ve ishal belirtileri başlayınca tekrar hastaneye götürdükleri, ameliyatı yapan *KBB* doktorunun tedaviyi çocuk doktoruna devrederek fitil vermekle yetindiği iddiaları yer aldı. Olayın olduğu geceyle ilgili iddialara ise şu cümlelerle yer verildi: /*“Pazar günü akşam saat 3’ten sonra doktor H.’yi kontrole geldiğinde; H. yine öksürüyordu, baba Ö., H’yi kaldırarak kucağına almış ve o esnada H’nin ağzından fışkırır tarzda kan gelmeye başlamıştır. Odada bulunan ve panik olan doktor,*//*‘hemşire’ *//*diye seslenmiştir. Odaya gelen hemşire normal şartlarda o durumu görür görmez ’mavi kod’ verip tüm hekimleri oraya çağırması gerekirken, hemşirelerin eli ayağına dolaşmış, diğer hemşire ise H’nin ağzına tampon yapmaya çalışmıştır. Baba Ö., ağzından kan gelen çocuğa tampon yapmaya çalışan hemşirenin eline vurup H’yi yan çevirmiştir. Daha sonra odaya başka bir hemşire gelmiş, baba Ö.’ye*//*‘çocuğu kucağına al acile indir’ *//*demiştir. Baba Ö., hemşirenin isteği üzerine; H.’yi kucağına alıp merdivenlerden 5 kat aşağı indirmiştir.”*/ *“**/*BABA*/**/*, */**/*HASTAYI*/**/*5’*/**/*İNCİ*/**/**/**/*KATTAN*/**/**/**/*ACİLE*/**/**/**/*GÖTÜRMEYE*/**/**/**/*ÇALIŞMIŞ*/**/*”*/* Davalı doktorun avukatı Cengiz Bayram ise iddiaların tam olarak gerçeği yansıtmadığını ifade ederek olayı şu cümlelerle özetledi: /*“Bir *//*KBB*//*hekimi arkadaşımız, halk arasında bademcik ameliyatı denilen*//*‘tonsillektomi ameliyatı’ *//*yapıyor. Ameliyattan sonra hastanın birtakım şikayetleri oluyor. 4’üncü gün, hastayı tekrar hastaneye yatırıyorlar 5’inci kattaki servise. Gece saat, 02-03:00 civarında, muhtemelen baba da uyurken, çocuk kanıyor. Baba tabii o endişeyle ve baba olmanın verdiği sorumlulukla, çocuğu kucaklayarak acil servise ulaştırmaya çalışıyor. İkinci katta, o geceki nöbetçi uzman hekimle karşılaşıyor. Nöbetçi uzman hekim, çocuğu kucağına alıyor ve hemen bir kat üstteki ameliyathaneye götürüyor. Orada, anestezi uzmanı ve sonra da ameliyatı gerçekleştiren *//*KBB*//*uzmanı evinden gelerek müdahalesi yapılıyor. Çocuk, o süre boyunca oksijensiz kaldığı için yüzde 100 oranında Serebral Palsi dediğimiz engellilik durumu oluşuyor.”*/ *“**/*BİZ*/**/*, ‘*/**/*MÜTEFERRİK*/**/**/**/*KUSUR*/**/*’ */**/*OLDUĞUNU*/**/**/**/*DÜŞÜNÜYORUZ*/**/*”*/* Bilirkişinin, ameliyat sonrası süreçte hekim ve hastaneye atfettiği eksikliklerden birinin çocuk hastanede yatarken damardan antibiyotik uygulanmaması ve diğerinin de olayın olduğu gece mavi kod verilmemesi olduğunu belirten Bayram, /*“Bizim dosyamız incelendiğinde, o 4 günlük dönemin 3 gününde çocuğun damardan antibiyotik aldığı görülecektir. İkincisi, (hastanede) herhangi bir problem olduğunda mavi kod dediğimiz bir kod verilir. Bu kodla beraber bir an önce hastaya müdahale edilir. Bununla ilgili de*//*‘illiyet bağı’ *//*vermiş bilirkişi. Tabii itirazlarımız yaptık, şu an hukuki süreç devam ediyor. Ama bizim müteferrik kusur dediğimiz yani ortak kusur dediğimiz bir kavram var. Yargıtay bugün hekimlerle ilgili tazminat davalarında ’davacı tarafın bir kusuru yoksa’ hekimin, zararın tamamından sorumlu olacağı şeklinde içtihatları var. Ama burada biz müteferrik kusur olduğunu düşünüyoruz. Bunun tespiti için süreç devam ediyor. Yerel mahkeme kararını verdikten sonra istinaf ve Yargıtay aşamaları var ama tabii ki burada çok büyük bir rakam olduğu için haciz beklenmeyecektir. Dolayısıyla hekimin her şeyine ve hastaneye haciz konacaktır”*/ şeklinde konuştu. *“**/*KANAMA*/**/*, */**/*ZATEN*/**/**/**/*OLASI*/**/**/**/*BİR*/**/**/**/*KOMPLİKASYONDUR*/**/*”*/* Malpraktis (tıbbi yanlış uygulama) ile tedavi veya ameliyat sonrası olası risk yani komplikasyon arasında çok ince bir çizgi olduğunu da belirten Bayram, bu olayda bir malpraktis durumunun olmadığını iddia ederek şu bilgileri verdi: /*“Komplikasyon, yani hukuktaki adıyla*//*‘izin verilen’ *//*risk durumunda bu süreç iyi yönetilmezse bu, malpraktis oluyor. Kanama, zaten bu olayda beklenebilen bir komplikasyon. Ama burada bilirkişi, komplikasyonun iyi yönetilmediği görüşünden dolayı kusur olduğunu düşünüyor. Ancak olayda zaman olarak bir kayıp da yok aslında. Biz o merdivenleri gittik ölçtük, saati saatine, saniyesi saniyesine. Hastanın ameliyathaneye alınma süresi 1-2 dakika değil”*/ dedi. *“**/*HEKİMLER*/**/**/**/*ENDİŞELİ*/**/*, */**/*MİLYAR*/**/**/**/*LİRALIK*/**/**/**/*DAVALAR*/**/**/**/*GÖREBİLİRİZ*/**/*”*/* Bilirkişinin, avukat masrafları hariç tutularak çıkarmış olduğu bu rakamın, şimdiye kadarki hesaplanan en yüksek miktar olduğuna ve 39 milyon liralık bir tazminat talebinin bütün hekimleri çok korkuttuğuna dikkat çeken Bayram, /*“Özellikle *//*KBB*//*kesiminde bu ameliyatı (bademcik) yapıp yapmama konusunda tereddütler oluşmaya başladı”*/ dedi. Bu tip davalarda tazminatların, /*“davacının gelirine göre”*/ ve asgari ücret baz alınarak hesaplandığına da dikkat çeken Bayram, sağlık turizminin yükselen trend olduğu ülkemizde, yabancı bir hasta nedeniyle açılacak bir davada çok daha yüksek tazminat taleplerinin de ortaya çıkabileceğini söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü. /*“Kişinin gelirinin yüksek olması, asgari ücretteki artış, tazminat oranlarının da çok yükselmesine sebep oldu. Bugün Türkiye sağlık turizminde oldukça popüler bir ülke. Ama bir davada diyelim 10 milyon lira bir tazminat çıkarken, Avrupa ya da mesela Arap ülkelerinden gelen bir hasta için bu miktar 200-250 milyon liraya kadar bile çıkabilir. Bundan sonra belki de*//*‘milyar liralık’ *//*davalar görebiliriz.”*/ *“**/*TAZMİNATLAR*/**/*30 */**/*KAT*/**/**/**/*ARTTI*/**/*, */**/*HEKİMİ*/**/**/**/*KORUYACAK*/**/**/**/*TEMİNATLAR*/**/**/**/*AYNI*/**/*”*/* Hekimleri /*“defansif”*/tıbba yönelten yüksek tazminat miktarlarına karşı koruyan bir güvencesi olmadığını ve 2010 yılında belirlenen sigorta limitlerinin bugünkü ihtiyaçları karşılamadığını da söyleyen Bayram, sözlerini şöyle noktaladı: /*“2010 yılında *//*KBB*//*için yaklaşık 600 bin, kadın doğum ya da daha riskli bölümler için 800 bin liralık bir sigorta limiti belirlenmişti hekimler açısından. Dolar o zaman 1,5 liraydı, yani 400 ila 550 bin dolara tekabül ediyordu hekimlerin sigorta teminatı. Aradan 14 yıl geçti, dolar 25 kat arttı, tazminat talebi miktarları 25-30 kart arttı, hekimi koruyacak olan miktar halen devlet tarafından değiştirilmedi. Hekimler artık ameliyat yapmak istemiyor bu tazminat miktarları yüzünden. Bunun bütün dünya ülkelerinde birçok çözümü var. Bugün mevcut Sağlık Bakanımız kamuda bu işi kısmen çözdü. Ama Özel Hastaneler Ayakta Teşhis ve Tedavi Yönetmeliğinde bir değişiklik yapıldı 2 yıl önce, ki biz Danıştay’da iptal davası açtık buna karşı, hala devam ediyor dava. Özel hastanelere de hekimle beraber sorumluluk getirildi. Özel sektörde büyük grupları saymazsak, küçük grupların bu problemler nedeniyle bir süre sonra hepsinin iflas edeceği ya da kapana bileceğini düşünüyorum maalesef. Sosyal Güvenlik Kurumu’nda yapılabilecek çok basit bir düzenleme ile özel sektörde de bunun çözülmesi sağlanabilir.”*/(*DHA*) Ömer ve Kübra Beyaz çifti, geçen yıl mayıs ayında çocukları *Hüseyin Beyaz’ı*n bademcik rahatsızlığı nedeniyle kent merkezindeki özel bir hastaneye başvurdu. Muayene ve tetkikler sonucu*bademcik*lerinin alınmasına karar verilen Hüseyin, *ameliyat*ın ardından taburcu edildi. İddiaya göre, ameliyattan iki gün sonra ailesi tarafından yüksek ateş, kusma, mide bulantısı şikayetleriyle yeniden hastaneye götürülen Hüseyin, serum ve ağrı kesici verilerek eve gönderildi. Beyaz ailesi, Hüseyin’in sürekli öksürmesi üzerine ertesi gün yeniden hastaneye başvurdu. Hastanede tedavi altına alınan Beyaz’ın gece kalbi durdu. Ameliyathanede kalp masajıyla hayata döndürülen çocuğun beyin fonksiyonları zarar gördü. Görme yetisini ve vücut fonksiyonlarının yüzde 94’ünü kaybeden Hüseyin Beyaz, küçük bir yoğun bakım ünitesine dönüştürülen odasında yaşam mücadelesi veriyor. Küçük çocuk, yaklaşık 10 aydır sadece çalan kapı ziline gülümseyerek tepki gösteriyor. Bir ilaç şirketinde çalışan baba *Ömer Beyaz*, oğlunun yaşadığı süreç ile ilgili şunları söyledi: "Çocuk doktoru enfeksiyon olduğunu söyledi ama tahlil yapmadı. Bu nedenle 5 gün antibiyotik kullandık ve tekrar kontrole gittik. Bu sefer ameliyat olabilir yazısı verildi. Ameliyatın ardından doktor bize 'bademciğin apseli olduğunu, alırken patlayıp dağıldığını' söyledi. Biz tabii o an durumun farkına varamadık fakat 2 gün sonra ateş, kusma, mide bulantısı gibi şikayetlerle aynı hastanenin aciline başvurduk. Bize fitil yazıp eve göndermek istediler. Aynı hastanedeki çocuk doktoruna başvurarak durumu anlattım ve kan tahlili yapılmasını istedim. Kan tahlilinde Hüseyin’in *CRP*değeri 50’ye çıkmıştı. Doktor hemen hastaneye yatması gerektiğini söyledi. Bir tarafta ameliyatı yapan doktor ihmalkarlık yapıp bizi gönderiyor, diğer taraftan çocuk doktoru hemen yatış yapılmasına karar veriyor." *"***AMELİYATI******YAPAN******KBB******DOKTORU******ÇOCUĞUMU******KONTROL******ETMEDİ***"* Üç gün boyunca hastanede kaldıklarını anlatan Beyaz, bu süreçte ameliyatı gerçekleştiren kulak burun boğaz hastalıkları uzmanının oğlunu kontrole gelmediğini iddia etti. Baba Beyaz, çocuğunun hastenede kalbinin durduğunu dile getirerek/*"Ameliyathanede doktor kalp masajı yaparken hemşireye 'çocuğun kan grubu ne' diye sordu. Hemşire de kan grubunun yazmadığını söyledi. Aynı ameliyathanede 1 yıl önce geniz eti ameliyatı olmuştuk. Sonrasında bademcik ameliyatı olduk, her iki ameliyatta da oğlumun kan grubuna bakılmamış. Oğlumun kan grubu tahlili yapılmış olsaydı hızlı bir şekilde müdahale edilip belki oğlum bugün bu halde olmayacaktı"*/diye konuştu. *"***OĞLUMDAN******KÜÇÜK******BİR******GÜLÜMSEME******KALDI***"* Beyaz,/*"Bundan sonra bize Gaziantep’i de verseler oğlumu eski haline tekrar döndüremeyeceğiz. Oğlumdan bize geriye kalan kapı çaldığında küçük bir gülümseme. Ne yazık ki eskiye dönük hiçbir şey göremiyoruz."*/dedi. Anne Kübra Beyaz da üç ay önce kızlarının dünyaya geldiğini belirterek, üzüntüsünden sütünün kesildiğini söyledi. Kızını Bursa’daki ailesinin yanına gönderdiğini aktaran Beyaz, şöyle devam etti: "Şu an bu durumda hem oğlumuza hem kızımıza hasret kaldık. Kızım anneannesinin yanında ben bütün gün oğlumla ilgileniyorum. Tamamen sağlıklı, gülen oynayan bir çocuktu. Daha sonra bu hale geldi. Gözleri görmüyor. Sese tepki veriyor. Mimikleriyle tepki verdiğini anlayabiliyoruz. Yürüyen, oynayan çocuk yatağa bağlı durumda. Hayatım tamamen değişti ama evladım için hiç problem değil. Ben, eşim, yakın çevrem hepimiz psikolojik destek alıyoruz. İlaçları kullanmasam sabahlara kadar ağladığım oluyor. Anne baba olarak hiç kolay şeyler yaşamıyoruz. Bizi bu hale getirenlerin cezasını bulmasını, başka anne babaların canının yanmamasını istiyorum." *"***GEREKLİ******SUÇ******DUYURUSUNU******YAPTIK***"* Ailenin avukatı Ayşe Öztekin ise yaşanan olayın çok üzücü olduğunu ve herkesi derinden etkilediğini kaydetti. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusuna hazırlanırken duygusal olarak çok zorlandığını ifade eden Öztekin,/*"Gerekli suç duyurusunu yaptık. Hukuki süreci başlatmış olabiliriz ama anne ve babanın acılarını dindirmeyecek. Bademcik ameliyatı öncesinde gerekli bilgilendirme yapılsaydı aile ameliyatın yapılmasını istemezdi."*/değerlendirmesinde bulundu. **HASTANE***: ***MÜDAHALELER******USULÜNE******UYGUN******ŞEKİLDE******YAPILMIŞTIR** Hüseyin Beyaz’ın ameliyat edildiği özel hastaneden yapılan yazılı açıklamada ise hastanın yaşadığı olayın bilindiği aktarılarak,/*"Cerrahi işlem ve taburcu olduktan bir hafta sonra yaşanan süreç, komplikasyon olarak tanımladığımız bir süreç olup maalesef önlenemez bir durumdur. Oluşan komplikasyonun sağaltımı ile ilgili gerekli tüm müdahaleler usulüne uygun şekilde yapılmıştır. Hastane yönetimi olarak yaşanan bu durumdan dolayı ailenin üzüntüsünü en derinden hissettiğimizi belirtmek isteriz"*/ifadelerine yer verildi. ( 18-04-2019 ) *Bir Hekimin Ömrü Boyu Kazanamayacağı Ceza!* Gaziantep’te özel bir hastanede tonsillektomi ameliyatı sonrası komplikasyon nedeniyle dava açılmıştı. *39 milyon ***TL***'lik talep, bugün 108 ***MİLYON***790 ***BİN******TL***'lik bir cezaya dönüştü!* İtiraz için bile 110 *MİLYON* *TL*'ye karşılık teminat gerekiyor.. *Hekimin ömrü boyu çalışsa bile hayal bile edemeyeceği bir yük!* Bir hekimin maaşıyla bu rakamı kapatmak en az *YÜZ**YILLIK**MESLEK**ÖMRÜ*demek! Bu sadece bir tazminat kararı değil, mesleğimizin sonunun kararı.. Yüksek tazminatlar avukatları hastane önlerinde/*"hasta avına"*/çıkarıyor. Emsal olursa devlette, özelde yeni davalarda devlet koruması da yetersiz kalır. Bundan sonra nasıl hasta bakacağız, nasıl ameliyat yapacağız? Korkuyla mı? Giderlerse gitsinler denilen hekimlerle mi? Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Bu davalarda Hekimler doğrudan muhatap olmamalı; Devlet, sigorta şirketleri ve hastalar arasında adil mekanizmalar kurulmalı. Hekimlerin çalışma koşulları düzeltilmeli ve is yuku azaltilmali ve riskle orantılı adil bir ücret verilmeli.. Bu tür bir dava, sağlık sisteminde telafisi çok zor bir kırılmayı beraberinde getirir. Gaziantep’te bir hekim, tonsillektomi sonrası gelişen komplikasyon nedeniyle *108 milyon 790 bin ***TL****tazminat ödemeye mahkûm edildi. *Sebep*: Apse varken ameliyat, kan grubu bakılmaması, mavi kod yerine ameliyathaneye indirme Bu karar sadece o hekimi değil, tüm meslektaşlarını etkileyecek kadar ağırdır. *Çünkü:*- Hekimlik mesleği *yüksek risk, düşük gelir, hiçbir hukuki koruma*ile icra ediliyor. - Tıbbi işlem yapan herkes artık *dava korkusuyla*karar verecek. - Milyonluk tazminatlar, *avukatların **/*“tazminat ticareti*/*/*”*/alanına dönüştüreceği yeni bir kapı aralıyor. - Bu karar *emsal olur ve yayılırsa*, özel ya da kamu fark etmeksizin hiçbir doktor rahat ameliyat yapamayacak. Sağlık Bakanlığı, hukukçular ve *STK*'lar derhal harekete geçmeli. Malpraktis yasası bu haliyle sürdürülemez. Hekimlik, savunulmaz hale geliyor. *Unutmayın*: Hiçbir meslektaş, *100 milyonluk riskin altına girip, 40-50 bin ***TL***maaşla ameliyat yapmaz.* Bu kararla hekimler değil, sistem kaybeder. Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------ -- - - - - - - - - - - - - - - - - Bir ordunun yapisinin kurulusundaki mukemmellik ordunun yapisiz olmasi ile tamamlanir. O zaman kimse karsiniza bir strateji ile karsiniza cikamaz. ~Sun Tzu~ - - - - - - - - - - - - - - - - De gustibus et coloribus, non disputandum Zevkler ve renkler tartisilmaz. ~Latince Atasozleri~ - - - - - - - - - - - - - - - - Her basari ilk basta bir hayaldi. En buyuk cinar bir dalda, en guzel kus bir yumurtada saklidir. Hayaller de gerceklerin tohumu ve yumurtasidir. ~D.carnegie~ - - - - - - - - - - - - - - - - Yeryüzü balığın sırtındadır. Cennete girecekler ilk olarak bu balığın ciğerinden yiyecektir. ~Buhari 3/51~ - - - - - - - - - - - - - - - - Bir milletin yenilesmesinde olcu, musikide degisikligi alabilmesi, kavrayabilmesidir. ~K.Ataturk~ - - - - - - - - - - - - - - - - Musa ölüm meleğinden çok korkuyordu. Bir gün ölüm meleği canını almaya gelince meleğin yüzüne tokat atıp bir gözünü çıkardı. ~Allah`ın elçileri arasında ayırım yapmayınız. Ben, Yunus peygamberden bile üstün değilim. Buhari 65/4, 5; Hanbel 1/205, 242, 440; 2/405, 468).~ - - - - - - - - - - - - - - - - DOLARIN YÜKSELİŞİNDE MAZERET ARAYIŞLARI https://www.youtube.com/watch?v=2vZ25o2835s - - - - - - - - - - - - - - - - Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 266. - 389 ] ~Saki, gökler, denizlerce dolgunum; İçime sığmaz oldu coşkunluğum; Ak saçlarımla sarhoş ettin beni, Kış ortasında bahar bulutuyum! ŞARAB: Arapça, içecek şey, anlamında bir kelime. Aşk ve mahabbet anlamına kullanılır. Coşkun aşk halleri ki, bu durumdaki kişi aşkta sadakat imtihanından geçer. Kemale erenlerin hali budur. Bu kelimeyle ilgili bazı deyimler şunlardır: Şaraphane : Melekût âlemi, kâmil arifin iç dünyası. Şarab-ı Puhte: Yıllanmış, kıvamını bulmuş şarap. Her türlü kayıttan, sınırlamadan kurtulmuş saf ve mücerred zevk. Şarab-ı ham : Çiğ şarap. Dünyevî zevk ile karışık hayat. Şarap-ı Tevhîd : Allahın zâtında mahvolup, her türlü maddî bağdan kurtulma. İki türlü şarap vardır: Biri maddî, dünyevi, alkol ihtiva eden içilmesi haram olan içki, ki bu insanı içince sarhoş eder. Diğer şarap ise, aşk şarabıdır. Allahı sevmekten kaynaklanan zevkin sonucu olarak ortaya çıkan bir tür mestlik, melankoli hâli. Sûfîler bu bakımdan, içmeden sarhoş olanlardır, diye tanımlanır. Marifet, içmeden, manâ sarhoşu olmaktadır. Her iki sarhoşta ortak bazı özellikler vardır. Bunlardan biri, her ikisi için dış âlemin bir anlamı yoktur; sarhoşluk, her iki grubu dış dünya ile alakalı bir takım ilgilerden kesmiştir, ikisi arasındaki pek çok farktan bir diğeri de, şudur: : Mânâ sarhoşunda, karaciğerden kaynaklandığı söylenen bir tür iç hararet, maddî şarab içende bulunmaz.~ - - - - - - - - - - - - - - - - BİRGÜL Gittiğin yollar yakın sanarak Hasretinle her an yanarak Gözlerim ufukla seni arayarak Senelerce yolunu bekliyeceğim birgül Kırlarda çiçekler büsbütün solsa Mehtaplı geceler karanlık olsa Beni senden ayıran askerlik olsa Senelerce yolunu bekliyeceğim birgül Seni sevmemek için zincir vursalar bile Beni param parça etseler bile Seni seviyorum,ağlıyacağım senelerce Senelerce yolunu bekliyecegim birgül. - - - - - - - - - - - - - - - - Ic casus, dusman subaylarini kullanmaktir ~Sun Tzu~ - - - - - - - <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> <http://insulaelibertatis.com/Karikaturler/> - - - - - - - Stage_2-Jennifer_Bassett-Dead_Man_s_Island.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Stage_2-Jennifer_Bassett-Dead_Man_s_Island.pdf> Complete-Ingles-The-Basics-by-Living-Language-Excerpt.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Complete-Ingles-The-Basics-by-Living-Language-Excerpt.pdf> Benim_Huzunlu_Orospularim-Gabriel_Garcia_Marquez.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Benim_Huzunlu_Orospularim-Gabriel_Garcia_Marquez.epub> Sadik_SENDIL-Kocamin_Nisanlisi_2.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Sadik_SENDIL-Kocamin_Nisanlisi_2.pdf> William_Shakespeare-Yanlisliklar_Komedyasi.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/William_Shakespeare-Yanlisliklar_Komedyasi.pdf> Psycho-Robert_Bloch.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Psycho-Robert_Bloch.epub> George_R._R._Martin-Yeminli_Kilic.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/George_R._R._Martin-Yeminli_Kilic.pdf> -Pertev_Naili_Boratav-Turk_Mitolojisi.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/-Pertev_Naili_Boratav-Turk_Mitolojisi.pdf> Cehenneme_Ovgu-Gunduz_Vassaf.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Cehenneme_Ovgu-Gunduz_Vassaf.epub> BrechtTiyatroIcinKucukOrganon.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/BrechtTiyatroIcinKucukOrganon.pdf> Arthur_Miller-Saticinin_Olumu_2.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Arthur_Miller-Saticinin_Olumu_2.pdf> osho_altin_gelecek.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/osho_altin_gelecek.epub> Albert_Camus-Yanlislik_CS.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Albert_Camus-Yanlislik_CS.pdf> Stefan-Zweig-Kendi-Hayatinin-Siirini-Yazanlar1.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Stefan-Zweig-Kendi-Hayatinin-Siirini-Yazanlar1.pdf> Anatole_France-Penguenler_Adasi_I.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Anatole_France-Penguenler_Adasi_I.pdf> Cemal_Sureyya-Folklor_Siire_Dusman.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Cemal_Sureyya-Folklor_Siire_Dusman.pdf> Bakanlar_Fezlekesi-Savcilik.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Bakanlar_Fezlekesi-Savcilik.epub> Esmahan_Aykol-Kitapci_Dukkani.el.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Esmahan_Aykol-Kitapci_Dukkani.el.pdf> Gogol-BURUN.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Gogol-BURUN.pdf> Devlet-Platon.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Devlet-Platon.epub> Reginald_Rose-Juri_12_Angry_Men_.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Reginald_Rose-Juri_12_Angry_Men_.pdf> Elmalili_Meali-Kuran-i_Kerim.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Elmalili_Meali-Kuran-i_Kerim.epub> Moliere-Scapinin_Dolaplari.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Moliere-Scapinin_Dolaplari.pdf> Victor_J_Stenger-Basarisiz_Hipotez_Tanri.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Victor_J_Stenger-Basarisiz_Hipotez_Tanri.epub> Julian_Baldick-Hayvan_ve_Saman.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Julian_Baldick-Hayvan_ve_Saman.pdf> TARIK_GUNERSEL-neron_ile_agripina3.doc <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/TARIK_GUNERSEL-neron_ile_agripina3.doc> Michael_Frayn-Oyunun_Oyunu.doc <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Michael_Frayn-Oyunun_Oyunu.doc> John_Fante-Toza_Sor.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/John_Fante-Toza_Sor.epub> ales2007kasimsayisal2.pdf <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/ales2007kasimsayisal2.pdf> Demir_Ozlu-Bir_Beyoglu_Dusu.epub <http://insulaelibertatis.com/KitaKita/Demir_Ozlu-Bir_Beyoglu_Dusu.epub> - - - - - - - Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> - - - - - - - OrajKalip - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Grup eposta komutlari ve adresleri /* */: /* */ /* */Gruba mesaj gondermek icin /* */: /* */ozgur-gundem@googlegroups.com/* */Gruba uye olmak icin /* */: /* */ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com/* */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* */0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc>/* */Grup Sayfamiz /* */: /* */https://groups.google.com/g/ozgur-gundem//* */Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz /* */: /* */http://orajpoyraz.blogspot.com//* ///Özgürlük adam, henüz yeni kurdum. Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim. Videolar, resimler, makaleler falan. /// */: /* */http://insulaelibertatis.com//* Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc HvLWPtIjJR8X@protonmail.com 0PjukdvspdUh@mail2tor.com Tor ağı üzerindeki web siteleri Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız. : http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/ http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/
Şeriat gelirse, namaz kılmayan biz Türklere ne olacak? Mezheplere göre:
Şeriat gelirse, namaz kılmayan biz Türklere ne olacak? Mezheplere göre: *“3 gün kendisine mühlet verilir. 3 gün sonunda katledilir.”* https://x.com/i/status/2017679484237840620 <https://x.com/i/status/2017679484237840620> Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------
1 Mayıs 2026 Cuma
Basın ve Sosyal Medya da Gündem 260422-1
1. Moskova’da 40 İsrailliye şok gözaltı! ’İran’ın düşmanı Rusya’nın düşmanı’ <#mozTocId596219> 2. Çocuğa cinsel saldırıdan gözaltına alınan imam serbest bırakıldı <#mozTocId702524> 3. ABD fonları, Kıbrıs’ın bölgesel güvenli liman rolü için askeri üslerini modernize etmesine yardımcı oluyor <#mozTocId685694> 4. Güney Kore’den gelen açıklama, Washington’ı kızdırdı: İstihbarat paylaşımına ‘sınırlama’ getirdi! <#mozTocId48793> 5. “Amerikan ordusunun kayıt yaşını 42’ye çekmesinin arkasında ne var?” <#mozTocId404023> 6. Kritik kurumun Türk başkanı açıkladı: Tarihteki en büyük krizle karşı karşıyayız <#mozTocId64174> 7. Özgür Özel, seçim için el yükseltti: 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir! <#mozTocId442104> 8. ABD, Estonya’ya Mühimmat Tedarikini Askıya Aldı <#mozTocId629240> 9. Morgan Sanley’den 16 milyon dolarlık kripto hamlesi <#mozTocId962234> 10. ABD’den “ölüm öpücüğü”: İsviçreli banka çöktü <#mozTocId11139> 11. Ünlü oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu ‘boykot’ davasında hakim karşısına çıktı: ’Cumhurbaşkanının da boykot çağrıları var, o zaman bu nasıl suç?' <#mozTocId246471> 12. Avrupa’da ‘WhatsApp’ devri kapanıyor! Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar… <#mozTocId198953> 13. Eski NATO Başkomutanı: "Hürmüz şu an nükleerden daha etkili" <#mozTocId239555> 14. İran-ABD Savaşı: Görüşmelerin Tıkanmasıyla Sonraki Dört Senaryo <#mozTocId647235> 15. Murathan Kale: Studied at Marmara University <#mozTocId507427> 16. 'Ülkeler şimdi hazırlık yapmalı': Önemli Atlantik okyanusu akıntısı, bilim insanlarının düşündüğünden çok daha yakın çöküşe yakın <#mozTocId358078> 17. Von der Leyen‘in Türkiye açıklaması AP’de tepki çekti: ’Büyük İsrail projesini desteklemesinin bir parçası’ <#mozTocId97627> 18. Almanya’da İsrail’in varlığını reddedenler cezalandırılabilir <#mozTocId832369> 19. ❗️ Tunceli halkı, vali ve çetesini çökerten başsavcı Ebru Cansu’nun heykelini dikmek için çalışma başlattı. <#mozTocId54418> 20. 41 yıllık eşini ‘Mallara TMSF çökecek’ diye kandırıp boşadı, başka kadınla evlendi. <#mozTocId601577> 21. Trump’tan Pentagon’a 1,5 trilyon dolarlık bütçe: Savaşa kaynak, halka kemer sıkma <#mozTocId38466> 22. Güney Kıbrıs’ta yayın yapan Simerini gazetesinde Türkiye aleyhinde çok sayıda detaylı askeri araştırma yazısı olan Dr. Yiannos Charalambides: <#mozTocId242289> 23. POLITICO: <#mozTocId525045> 24. What a deceitful nation you are! <#mozTocId611484> *======================= * *Moskova’da 40 İsrailliye şok gözaltı! ’İran’ın düşmanı Rusya’nın düşmanı’* *21.04.2026* Orta Doğu’da savaş gerginliği sürerken, Rusya’nın başkenti Moskova’ya inen yaklaşık 40 İsrailli, İran savaşına karıştıkları suçlamasıyla gözaltına alındı. İşte detaylar... Rus muhalif haber kuruluşu Mediazona’nın haberine göre Tel Aviv’den Moskova’daki Domodedovo Havalimanı’na gelen yaklaşık 40 İsrailli, İran savaşına karıştıkları gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındı. *'İRAN'IN DÜŞMANI, RUSYA'NIN DÜŞMANI'* Gözaltına alınanlardan bazılarının hem İsrail hem de Rusya vatandaşı olduğu belirtildi. Habere göre İsrailli yolcuların cep telefonları incelendi ve kendilerine/*"İran’ın Rusya’nın müttefiki, İran’ın düşmanının da Rusya’nın düşmanı"*/ olduğu, Moskova ziyaretlerinin/*"hoş karşılanmadığı"*/ söylendi. İsraillilere ayrıca yasa ihlallerine karşı/*"uyarı"*/ niteliği taşıyan belgeler imzalatıldı. İsrailli yolcular saatler süren sorgunun ardından serbest bırakıldı. *İSRAİL DOĞRULADI* İsrailli Jerusalem Post gazetesi olayın İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü tarafından doğrulandığını aktardı. Sözcü, Jerusalem Post’a yaptığı açıklamada,/*"Olay öğrenilir öğrenilmez Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Rusya Dışişleri Bakanlığı ve İsrail’in Moskova Büyükelçiliği ile birlikte bakanlık personeline harekete geçme talimatı verdi. Bu müdahalenin ardından olay çözüldü ve İsraillilerin girişi onaylandı. Ruslara bu davranışın kabul edilemez olduğu açıkça belirtildi"*/ ifadelerini kullandı. *https://www.milliyet.com.tr/dunya/son-dakika-moskovada-40-israilliye-sok-gozalti-iranin-dusmani-rusyanin-dusmani-7575109* <https://www.milliyet.com.tr/dunya/son-dakika-moskovada-40-israilliye-sok-gozalti-iranin-dusmani-rusyanin-dusmani-7575109> *======================= * *Çocuğa cinsel saldırıdan gözaltına alınan imam serbest bırakıldı* 21 Nisan 2026 Diyarbakır’da çocuğa sistematik cinsel saldırıda bulunmaktan gözaltına alınan imam Mehmet Latif Yeprem serbest bırakıldı. Kulp ilçesine bağlı Totana Mahallesinde 18 yaşındaki M.Y.ye çocuk yaşta sistematik cinsel saldırıda bulunmaktan dün gözaltına alınan imam Mehmet Latif Yeprem, polisteki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edildi. Savcılıkta ifade veren Yeprem, daha sonra serbest bırakıldı. Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre Yeprem’in akrabaları M.Y. ve ailesine baskı kurarak ifadesini değiştirmesini istedi. Bunun üzerine M.Y. ifadesini değiştirmek zorunda kaldı. Öte yandan korucu olan Totana Mahallesinde imamın serbest bırakılması sonrası kutlama gerçekleştirildiği öğrenildi. Mezopotamya Ajansı’nın ulaştığı ses kaydında imam Yaprem’in, çocuğa sistematik cinsel saldırıya dair /*“Şeytana uyduk”*/ diye kendini savunduğu ortaya çıktı. *(HABER MERKEZİ)* www.yenidemokrasi36.net/cocuga-cinsel-saldiridan-gozaltina-alinan-imam-serbest-birakildi/ *======================= * *ABD fonları, Kıbrıs’ın bölgesel güvenli liman rolü için askeri üslerini modernize etmesine yardımcı oluyor* 17 Nisan’da Kıbrıs’ın Mari kentindeki Evangelos Florakis deniz üssünde planlanan yeni helikopter pisti inşaat alanında, *ABD* ve Kıbrıs bayraklarını taşıyan bir tabelanın yanında yürüyen bir Kıbrıs askeri subayı. [Petros Karadjias/*AP*] *20.04.2026* *PAFOS* – *ABD* vergi mükelleflerinin yardımıyla Kıbrıs, Ortadoğu’daki çatışmalardan kaçanlar için Doğu Akdeniz’de güvenli bir liman ve insani yardım merkezi olarak kendine biçtiği misyonunu güçlendirmek için önemli askeri tesislerini modernize ediyor. Kıbrıs’ın ana Evangelos Florakis deniz üssü, Lübnan kıyılarından sadece 229 kilometre uzaklıkta olup, *ABD* Avrupa Komutanlığı tarafından finanse edilen yeni bir helikopter pistine kavuşacak. Bu pist, çatışma bölgelerinden tahliye edilenleri havadan taşımak için büyük Chinook tipi nakliye helikopterlerini barındırabilecek. Adanın güneybatısında ise Andreas Papandreou hava üssü, bölgesel insani yardım misyonlarını desteklemek üzere personel ve ekipman getiren onlarca ağır yük askeri nakliye uçağının daha hızlı yakıt ikmali ve bakım işlemlerinin yapılabileceği yeni bir apron içerecek şekilde genişletilecek. Kıbrıs Ulusal Muhafızları sözcüsü Yarbay Paris Samoutis, kısıtlı tesislere nadir ve özel erişim sağlayan Associated Press’e bu bilgiyi verdi. *ABD*, Kıbrıs’ın insani krizlere yanıt olarak büyük ölçekli operasyonların gereksinimlerini karşılamasına yardımcı olmak için her iki üs için de daha geniş bir iyileştirme programının parçası olan bu iki projeyi finanse ediyor. Çalışmaların gelecek yıl başlaması bekleniyor. Her iki proje için de kesin finansman miktarı henüz açıklanmadı çünkü maliyet değerlendirmeleri devam ediyor. Samoutis, *ABD*'nin, yeni apronu da içerecek şekilde hava üssünün genişletilmesinin toplam maliyetini belirleyecek bir geliştirme planı için 500.000 euro (588.000 dolar) ayırdığını söyledi. *ABD* fonları Kıbrıs’ın bölgesel güvenli liman rolü için askeri üslerini geliştirmesine yardımcı oluyor Kıbrıs’ın seçkin deniz komandoları, kurbağa adamlar, 17 Nisan’da Kıbrıs’ın Mari kentindeki Evangelos Florakis deniz üssünde bir tatbikat sırasında eğitim görüyor. [Petros Karadjias/*AP*] *Kıbrıs ve ABD daha sıkı bağlar kuruyor* Böyle bir *ABD* yardımı, Kıbrıs’ın uzun süredir sürdürdüğü tarafsız diplomatik duruşunu terk edip Batı’ya net bir dönüş yaptığı on yıl öncesine kadar oldukça düşük bir olasılıktı. Kıbrıs’ın Amerikan eğitimli Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides döneminde *ABD* ile diplomatik temaslar yeni zirvelere ulaştı; *ABD*’nin dayattığı, on yıllardır süren silah ambargosu sona erdi ve yeni iş fırsatları doğdu. Christodoulides, 2023’teki seçiminden bu yana, adanın coğrafi konumunu kullanarak Avrupa Birliği liderlerine ve *ABD* yönetimlerine, ada ülkesinin çalkantılı Orta Doğu’ya Batı’nın diplomatik, ekonomik ve insani köprüsü olarak mükemmel bir konumda olduğunu vurguladı. Christodoulides Aralık ayında,/*"Vicdanlı ve sorumlu bir ortak olarak Kıbrıs, güvenilir ve güvenli bir liman olmaya devam ediyor"*/ dedi. Geçmişte, *ABD* ordusu, adanın 1960’ta sömürge yönetiminden bağımsızlığını kazanmasından sonra İngiltere’nin elinde tuttuğu Kıbrıs’taki iki İngiliz askeri üssüne güveniyordu. Üslerden biri olan *RAF* Akrotiri’deki bir uçak hangarı, 2 Mart’ta Kıbrıslı yetkililerin Lübnan’dan fırlatıldığını söylediği bir Şahed insansız hava aracı tarafından vuruldu. Kıbrıs’ın kendi tesislerinin yükseltilmesi, Washington ve Fransa gibi bölgesel çıkarları olan *AB* ortaklarına başka seçenekler sunuyor. *ABD* fonlaması, Kıbrıs’ın bölgesel güvenli liman rolü için askeri üslerini yükseltmesine yardımcı oluyor. 17 Nisan’da Kıbrıs Hava Kuvvetleri’ne ait bir helikopter, Pafos’taki bir hava üssüne park etmek için bir yerleşkeye giriyor. [Petros Karadjias/*AP*] *'Çözümün bir parçası, sorunun değil'* Nisan 2023’te Kıbrıs, krizden etkilenen Sudan’dan üçüncü ülke vatandaşlarının geri dönüşü için bir geçiş noktası haline geldi. Haziran 2025’te *ABD* ve İsrail, İran’ın nükleer tesislerine saldırdığında, İsrail’den ayrılanlar ve yurtdışında mahsur kalan İsraillilerin eve dönmesi için yine bir geçiş noktası görevi gördü. 2024 yılında ada, savaşın harap ettiği Gazze’ye binlerce ton insani yardım göndermek için Amalthea deniz koridoru olarak adlandırdığı bir sistemi aktif hale getirdi; başlangıçta doğrudan, daha sonra ise İsrail’in Aşdod limanı üzerinden. Birçok *AB* ortağı ve diğer ülkeler, vatandaşlarının olası tahliyelerine yardımcı olmak için Kıbrıs’a sivil personel, asker, helikopter ve uçak konuşlandırdı. *ABD*, 2024 yılında Lübnan’dan tahliyelere yardımcı olmak için Pafos hava üssüne bir dizi V-22 Osprey tiltrotor askeri uçağıyla birlikte bir deniz birliği konuşlandırdı. Christodoulides, Kıbrıs’ın askeri tesislerinin kullanımının insani operasyonlarla sınırlı olacağını ve saldırı amaçlı askeri eylemler için kullanılmayacağını açıkça belirtti. Samoutis, yeni helikopter pistinin yanı sıra, deniz üssünün, Kıbrıs’tan daha büyük fırkateynler gibi savaş gemilerini barındırabilecek şekilde yenilenmiş liman tesislerine sahip olacağını söyledi. *https://www.ekathimerini.com/in-depth/analysis/1301359/us-funding-helps-cyprus-upgrade-military-bases-for-its-role-as-a-regional-safe-haven/* <https://www.ekathimerini.com/in-depth/analysis/1301359/us-funding-helps-cyprus-upgrade-military-bases-for-its-role-as-a-regional-safe-haven/> *======================= * *Güney Kore’den gelen açıklama, Washington’ı kızdırdı: İstihbarat paylaşımına ‘sınırlama’ getirdi!* *21.04.2026* Güney Kore Birleşme Bakanı Chung Dong-young’un, Kuzey Kore’ye ait bir nükleer tesise dair yaptığı açıklama, Seul ve Washington arasında krize yol açtı. Yerel basına yansıyan iddialara göre *ABD* tepki olarak, uydu aracılığıyla elde edilen istihbaratın Güney Kore ile paylaşımına/*‘kısmi sınırlama’ */getirdi. *KRİZİN FİTİLİNİ ATEŞLEYEN O AÇIKLAMA* Krizin fitilini, Güney Koreli Bakan Chung Dong-young’un geçtiğimiz ay parlamentoda yaptığı açıklamalar ateşledi. Bakan Chung, Kuzey Kore’nin kuzeybatısındaki Kusong bölgesinde, nükleer silah yapımında kritik bir aşama olan uranyum zenginleştirme tesisi işlettiğinden şüphelenildiğini dile getirmişti. *Washington’dan Yetkisiz Paylaşım Tepkisi* *ABD* istihbaratından gelen hassas verilerin/*"yetkisiz bir şekilde ifşa edilmesinin"*/ Washington’u kızdırdığı öne sürüldü.İddialara göre *ABD*, daha önce rutin bir şekilde Seul’e aktardığı bazı uydu görüntüsü ve verilerin paylaşımına/*"sınırlama"*/ getirdi. Yonhap’a konuşan bir Güney Koreli askeri yetkili, kısıtlamaların/*"bu ayın başından beri"*/ devrede olduğunu söyledi ve "Kuzey Kore’nin askeri faaliyetlerine yönelik istihbarat toplama ve paylaşımı, Güney Koreli ve Amerikalı yetkililer arasında eskisi gibi normal seyretmektedir” diyerek bu durumun /*“askeri hazırlık düzeyini önemli ölçüde etkilemediğini”*/ belirtti. Ne Güney Kore ne de *ABD* makamları, istihbarat kısıtlamasının uygulandığını açıkça reddetti.*ABD*’nin ülkedeki askeri varlığı olan *ABD* Kore Kuvvetleri (*USFK*) *AFP*’ye yaptığı açıklamada, /*“medyada yer alan haberlerin farkında olduklarını”*/ ancak /*“ekleyecek bir şeyleri olmadığını”*/ bildirdi. *https://www.cnnturk.com/dunya/galeri/guney-koreden-gelen-aciklama-washingtoni-kizdirdi-istihbarat-paylasimina-sinirlama-getirdi-2419012?page=4* <https://www.cnnturk.com/dunya/galeri/guney-koreden-gelen-aciklama-washingtoni-kizdirdi-istihbarat-paylasimina-sinirlama-getirdi-2419012?page=4> ======================= “*Amerikan ordusunun kayıt yaşını 42’ye çekmesinin arkasında ne var?”* *21.04.2026* *ABD* ordusunun kayıt standartlarındaki değişikliğin son yıllarda giderek düşen asker sayısını artırmak olduğu düşünülürken, yeni düzenlemeler özellikle sosyal medyada İran savaşı ve diğer konuları gündeme getirdi. *ABD* ordusu geçen ay, son yıllardaki asker alımı zorlukları nedeniyle uygun asker adayı havuzunu genişletmek için, Amerikalıların askere alınabileceği azami yaşı /*“35’ten 42’ye yükselteceğini ”*/duyurdu. *ABD* Ordusu Yönetmeliği 601-210’un, 20 Mart tarihli güncellenmiş versiyonunda/*“, esrar bulundurma veya uyuşturucu madde kullanımına ilişkin tek bir mahkumiyeti olan kişilerin askere alınabilmek için muafiyet alma zorunluluğunun kaldırılması da”*/ dahil olmak üzere değişiklikler bildirildi. Yeni düzenleme, 20 Nisan’da yürürlüğe girdi. “/*Değişikliğin İran savaşıyla ilgisi var mı?”*/ Analistler, askere alma zorluklarını gidermenin bir yolu olarak askere alma yaşını yükseltme olasılığını yıllardır tartışıyorlar. Ordu, değişikliğin *ABD* Başkanı Donald Trump’ın daha önce/*“ kara birlikleri konuşlandırabileceğini”*/ söylediği *ABD*-İsrail İran savaşıyla bağlantılı olduğunu öne sürmese de, bazı sosyal medya kullanıcıları duyurunun zamanlamasına dikkat çekti. Çevrimiçi topluluktaki bazı kişiler, savaşın daha yaşlı destekçilerinin artık askere alınabileceği konusunda şaka yaptı. Bir X kullanıcısı, Cumhuriyetçi yorumcu /*“Ben Shapiro’nun”*/ Trump’ın İran’a saldırma kararını övdüğü bir videoya yanıt olarak, /*“Askere alma yaşını 42’ye çıkardılar. Neden hala buradasınız?”*/ dedi. “/*Neden bu değişikliğe gidildi?”*/ *ABD* ordusu artışın nedenleri hakkında yorum yapmasa da, *ABD* Ordusu Alım Komutanlığı’ndan alınan veriler, ordunun/*“ alım konusunda zorluklar yaşadığını ”*/gösteriyor. Ordu, 2025 ve 2024 yıllarında alım hedeflerinin yüzde 100’ünü karşılarken, 2023’te yaklaşık yüzde 23 ve 2022’de yüzde 25 oranında hedefini tutturamadı. Bu veriler ayrıca, ordunun son /*“altı yıldır üst üste asker alım hedeflerinin gerisinde kaldığını da ”*/gösteriyor. *ABD* Ordusu Asker Alım Komutanlığı, bu tür zorlukları /*“işgücü piyasasındaki değişiklikler, askerlik hizmeti hakkında sınırlı farkındalık ve obezite, uyuşturucu kullanımı ve akıl sağlığı sorunları gibi nedenlerle nitelikli gençlerin yetersizliği gibi”*/ sorunlara bağladı. 2018 yılında yapılan bir ankette, gençlerin askere katılmama nedenleri arasında olası yaralanma ve ölüm, travma sonrası /*“stres bozukluğu, aile ve arkadaşlardan ayrılık ve diğer kariyer ilgi alanları ”*/en önemli gerekçeler olarak gösterildi. *https://anlatilaninotesi.com.tr/20260421/amerikan-ordusunun-kayit-yasini-42ye-cekmesinin-arkasinda-ne-var-1105180197.html* <https://anlatilaninotesi.com.tr/20260421/amerikan-ordusunun-kayit-yasini-42ye-cekmesinin-arkasinda-ne-var-1105180197.html> *======================= * *Kritik kurumun Türk başkanı açıkladı: Tarihteki en büyük krizle karşı karşıyayız* Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Orta Doğu’daki saldırıların ardından enerji arzında dev kayıplar yaşandığını açıkladı. Günlük 13 milyon varil petrol ve 100 milyar metreküpe yakın doğal gaz kaybı, küresel ekonomiyi tehdit ediyor. 21 Nisan 2026 14:26 Kritik kurumun Türk başkanı açıkladı: Tarihteki en büyük krizle karşı karşıyayız Küresel enerji piyasaları, Orta Doğu’daki çatışmaların yarattığı arz şokuyla sarsılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (*IEA*) Başkanı Fatih Birol, bölgede çok sayıda enerji tesisinin ağır hasar aldığını belirterek, mevcut tablonun tarihteki tüm enerji krizlerinden daha büyük bir risk oluşturduğunu vurguladı. *Enerji arzında dev kayıp* Birol’un verdiği bilgilere göre, dünya genelinde günlük yaklaşık 100 milyon varil olan petrol talebine karşılık, 13 milyon varillik arz kaybı yaşanıyor. Aynı zamanda doğal gaz tarafında da yaklaşık 100 milyar metreküplük ciddi bir düşüş söz konusu. Bu tablo, yalnızca enerji fiyatlarını değil; gübre, sülfür, helyum ve petrokimya gibi kritik sektörleri de doğrudan etkiliyor. Hasar gören tesisler ve uzun toparlanma süresi Saldırılar sonucunda Orta Doğu’da toplam 84 enerji tesisinin zarar gördüğü, bunlardan 34’ünün ise /*“ciddi ve çok ciddi”*/ hasar aldığı açıklandı. Birol, Hürmüz Boğazı tamamen açılsa bile üretimin eski seviyelere dönmesinin en az 2 yıl sürebileceğini, bazı tesislerde bu sürenin daha da uzayabileceğini ifade etti. *Tankerler beklemede, piyasa gergin* Bölgede 200’den fazla petrol tankeri ve 10 *LNG* gemisinin dolu şekilde beklediği belirtilirken, Hürmüz Boğazı’nın açılması kısa vadede rahatlama sağlayabilir. Ancak güvenlik garantisi olmadan ticaretin tam anlamıyla normale dönmesi beklenmiyor. *Petrol fiyatları ve küresel riskler* Birol’a göre önümüzdeki dönemde petrol piyasalarında ciddi dalgalanmalar yaşanacak. Yüksek fiyatlar özellikle gelişmekte olan ülkeler için büyük risk oluşturuyor. Enflasyon baskısı ve dış ticaret açığındaki artış, birçok ülkeyi borç sarmalına sürükleyebilir. *Türkiye için stratejik fırsatlar* Enerji krizinin aynı zamanda yeni fırsatlar da sunduğuna dikkat çeken Birol, Türkiye için alternatif projelerin gündeme gelebileceğini söyledi. Basra-Ceyhan hattı ve Bakü-Ceyhan boru hattının genişletilmesi, Türkiye’yi enerji taşımacılığında kritik bir merkez haline getirebilir. *Küresel koordinasyon devrede* *IEA*, *IMF* ve Dünya Bankası iş birliğiyle kurulan kriz koordinasyon grubu, özellikle gelişmekte olan ülkelere finansal ve teknik destek sağlamak için çalışmalarını hızlandırdı. Uzmanlara göre önümüzdeki süreç, sadece enerji değil, küresel ekonomik dengeler açısından da belirleyici olacak. www.dunya.com/ekonomi/kritik-kurumun-turk-baskani-acikladi-tarihteki-en-buyuk-krizle-karsi-karsiyayiz-haberi-822384 *======================= * *Özgür Özel, seçim için el yükseltti: 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir!* Partisinin *TBMM* Grup Toplantısı’nda konuşan *CHP* Genel Başkanı Özgür Özel, seçim talebini bir kez daha yineleyerek iktidara seslendi. İktidarın sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korktuğunu söyleyen Özel,/*"Korkmuyorsanız getirin seçim sandığını. Sandığı koyun millet karar versin; biz hırsız mıyız yoksa siz iftiracı mısınız"*/ ifadelerini kullandı. İktidara seslenen Özel,/*"Açıkça söylüyorum; ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı, tüm istifaları kabul edeceğinizi, seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir"*/ dedi. *21.04.2026* Özgür Özel, seçim için el yükseltti: 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir!Fotoğraf: *AA* Cumhuriyet Halk Partisi (*CHP*) Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim için iktidara bir çağrı daha yaparak/*"Açıkça söylüyorum; ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı, tüm istifaları kabul edeceğinizi, seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir"*/ dedi. Özel, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Konuşmasına, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’da meydana gelen okul saldırılarına değinerek başlayan Özel, hayatını kaybedenler için baş sağlığı diledi. Özel,/*"Böyle saldırıların bir daha yaşanmamasını diliyorum"*/ dedi. Devamla, *ABD* Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada ‘Ortadoğu’da işe yarayan tek modelin monarşi olduğunu’ savunmasına değinen Özel, Barrack’ın/*"hadsiz"*/ açıklamalarda bulunmaya devam ettiğini söyledi. *"ONLAR TRUMP'LA, NETANYAHU İLE AYNI SAFTALAR"* Trump’ın yeni bir düzen kurma amacında olduğunu söyleyen Özel,/*"’Bu topraklarda güçlü lider monarşisi lazım’ denince susanlara söylüyorum; Aslında saflar net. Dünyada da netleşiyor. Dünyanın bütün otokratlarını bir arada tutan... Nerede onlara yarayacak model varsa birbirlerinden öğrenip, demokrasileri gerileterek, halk yerine zümreleri koyarak, halkları yoksullaştıran yeni bir sistem kurmaya çalışıyorlar"*/ ifadeleriin kullandı. Özel, şöyle devam etti:/*"Onlar Trump ile, Trump’ın desteklediği Netanyahu ile aynı saftalar, biz Gazze ile, Brezilya’da Lula ile İspanya’da Sanchez ile dünyanın bütün demokratlarıyla aynı saftayız."*/ Yapılacak ilk seçimlere işaret eden Özel,/*"Türkiye’ye demokrasiyi yeniden getireceğiz"*/ dedi. *"OKULLARDAKİ SALDIRILAR MÜNFERİT DEĞİL"* Konuşmasının devamında yeniden geçen hafta yaşanan okul saldırılarına değinen Özel, bunların münferit saldırılar olmadığını vurguladı. Okullardaki eğitimin kalitesi, atanmayan öğretmenler, hijyen sorunları ve güvenlik açıkları gibi pek çok başlıkta daha önce çözüm önerileri sunduklarını söyleyen Özel,/*"Eğitimle derdi olmayan, hadsiz bir bakanla muhatabız"*/ dedi. Özel,/*"Bizim yönettiğimiz hiçbir okulda velinin aklı çocuğunda kalmayacak. Bizim yönettiğimiz hiçbir okulda, dışarıdan gelenlerin okulun güvenliğini tehdit etmesi ya da akran zorbalığıyla baş edilememesi gibi ya da hijyen sorunları gibi sorunlar olmayacak. Evladını okula yollayanın aklı okulda kalmayacak. Okula giden hiçbir çocuk okulda yeni sorunlar edinerek, dertlerle, tasalarla, sorunlarla evine dönmeyecek. Bu sistem her birimizin evladını eşit, ayrımsız ve günü gelince de tam olarak ücretsiz okutacaktır"*/ diye konuştu. Ekonomik sorunlara değinen Özel, vergi adaletsizliğine dikkati çekti. İktidarın zengini, yandaşı koruduğunu söyleyen Özel, emeklilerin 20 bin lira emekli aylığıyla yaşam mücadelesi verdiğini kaydetti. Konuşması sırasında ucuz et ve ekmek kuyruklarının yer aldığı bir fotoğrafı paylaşan Özel,/*"Emeklinin düştüğü şu hale bir bakın!"*/ dedi. *"İKTİDAR MADEN İŞÇİLERİNE VERDİĞİ SÖZÜ TUTMADI"* Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde oturma eylemi ve açlık grevi başlatmalarının ardından gözaltına alınan Doruk Madencilik işçilerinden bahseden Özel, iktidarın madencilere verdiği sözleri tutmadığını söyledi. Maden işçilerinin yıllardır hak mücadelesi sürdürdüklerini kaydeden Özel,/*"Madenciler ‘açız, açıktayız, sahip çıkın’ dediler. Elinde sarı baretiyle çocuğunun ekmeğini savunan 110 madenciyi gözaltına aldılar!"*/ dedi. Partisinin maden işçilerinin yanında olduğunu vurgulayan Özel,/*"İktidarımızda hiç kimse baretini hak aramak için yere vurmak zorunda kalmayacak. Biz CHP olarak sendikalaşmaya engel olan tüm yasal düzenlemeleri işçi lehine değiştireceğiz"*/ ifadelerini kullandı. Ekim 2025’te Gebze’de çöken 7 katlı Arslan Apartmanı’na ilişkin bilirkişi raporuna değinen Özel, çökmenin metro inşaatı kaynaklı olduğunun belirlendiğini, konuyu haberleştiren gazeteci Alican Uludağ’ın ise cezaevinde olduğunu kaydetti. /*"AKP'nin kara düzeni işte bu" */ifadelerini kullanan Özel, tutuklu tüm gazetecilerin yanında olduklarını vurguladı. Siyasi rejimin hakkını arayana savaş açmış durumda olduğunu söyleyen Özel, son olarak Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in gözaltına alındığını anımsattı. Özel, iktidarın sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korktuğunu söyledi. Özel, özetle şu ifadeleri kullandı: "(Onursal Adıgüzel) Dün sorgulandı, bir iddia yok, bir kanıt yol, yalandan bir *HTS* kaydı bile yok, hiçbir şeyle ilişkilendirilmemiş.. Dinleme takip yok../*‘Sen suç örgütünün başısın’ */diyorlar. Tek suç bulamayıp, belediye çalışanlarını suç örgütü yapmışlar, bunun üzerinden Onursal’ı almaya, *CHP*’nin iktidar yürüyüşüne yeni bir çelme takmaya çalışıyorlar. Öyle bir noktadayız ki ya kötülük kazanacak ve geriye hiçbir şey kalmayacak ya da direnenler kazanacak. Ne zamanki iktidarın seçimle gideceğini gösterdik, o gün bugündür huzurumuz yok, o gün bugündür saldırı altındayız. Onlardaki asıl korku Allah korkusu yerine sandık korkusu. Her suça bulaşmışlar ama Allah’tan korkmamışlar şimdi sandıktan sonra ortaya çıkacak hukuk devletinden korkuyorlar." *ARA SEÇİM MESAJI* Partisinin gücünü sadece milletten aldığını söyleyen Özel, seçim çağrısını da yineledi. Özel,/*"Korkmuyorsanız getirin seçim sandığını... Sandığı koyun millet karar versin; biz hırsız mıyız yoksa siz iftiracı mısınız"*/ diye konuştu. *MHP* Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ara seçime yönelik açıklamalarına tepki gösteren Özel,/*"Ara seçime karşı olmak Anayasa’ya karşı olmaktır"*/ dedi. İktidara seslenen Özel,/*"Açıkça söylüyorum; ara seçimin tarihini ilan edin, ara seçim yapacağınızı, tüm istifaları kabul edeceğinizi, seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin 55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir"*/ şeklinde konuştu. *https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-secim-icin-el-yukseltti-55-milletvekilinin-istifasini-getirmeyen-namerttir-707273* <https://www.birgun.net/haber/ozgur-ozel-secim-icin-el-yukseltti-55-milletvekilinin-istifasini-getirmeyen-namerttir-707273> *======================= * *ABD, Estonya’ya Mühimmat Tedarikini Askıya Aldı* 21 Nisan 2026 Washington, *ABD*-İsrail’in İran’a karşı savaşı nedeniyle müttefiklerine silah sevkiyatını sınırlıyor. Pazartesi günü Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur, *ABD*'nin İran’a karşı savaşın sonuna kadar Estonya’ya mühimmat teslimatını durdurduğunu söyledi. Pevkur,/*"Savaş uzarsa,"*/ Estonya hükümetinin/*"daha önceki savunma tedarik kararlarını yeniden gözden geçirmesi gerekebilir"*/ uyarısında bulundu. Bu hamle, Washington’un müttefiklerine bazı silah sevkiyatlarını askıya aldığına dair bir medya haberinin ardından geldi. Estonya medya kuruluşu *ERR* Salı günü, Estonya’nın *HIMARS* sistemleri için mühimmatın en çok etkilenen konu olduğunu belirtti. *ABD* Savaş Bakanı Pete Hegseth ile yaptığı görüşmenin ardından Pevkur, /*“ABD'nin tüm giden mühimmat sevkiyatlarını durdurduğunun zaten farkındaydık”*/ dedi. Estonya bakanı, /*“Hegseth ile olan sorumuz ve görüşmemiz, mühimmat teslimatlarının yeniden başlaması için gelecekteki olasılıklar ve bu teslimatların çok uzun süre askıya alınması durumunda, ABD'den üretimle savunma kapasitesini artırmak için alternatif seçeneklerin neler olabileceğiyle ilgiliydi”*/ dedi. Pevkur, ana endişelerin *HIMARS* ve Javelin füze tedarikleriyle ilgili olduğunu vurguladı. Bu yıl ve gelecek yıl için planlanan gecikmiş teslimatların değeri on milyonlarca avroya ulaşıyor, ancak kesin rakamlar ve zaman çizelgeleri açıklanmadı. Estonya bakanı, duraklamanın /*“haftalardan ziyade aylarca”*/ süreceğini ve sevkiyatların İran çatışması sona erdikten sonra yeniden başlayacağını belirtti. Ancak, uzun süreli gecikmeler tedarik planlarının yeniden değerlendirilmesine yol açabilir. Orta Doğu’daki gerilimler, *ABD*-İsrail’in İran’a karşı savaşı sonrasında 28 Şubat’ta patlak verdi. 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta süren kırılgan *ABD*-İran ateşkesi Çarşamba akşamı sona erecek ve bu durum yeni müzakereler ve Hürmüz Boğazı’nın geleceği konusunda belirsizlik yaratacak. *https://www.telesurenglish.net/the-u-s-suspends-ammunition-supplies-to-estonia/* <https://www.telesurenglish.net/the-u-s-suspends-ammunition-supplies-to-estonia/> *======================= * *Morgan Sanley’den 16 milyon dolarlık kripto hamlesi* 21 Nisan 2026 Küresel finansın dev ismi Morgan Stanley, kripto para piyasasındaki hakimiyetini artırmak için kesenin ağzını açtı. Banka, yaklaşık 16,43 milyon dolarlık yeni bir alım yaparak Bitcoin stoklarını büyüttü. *ABD* merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, spot Bitcoin Borsa Yatırım Fonu (*ETF*) üzerinden kripto dünyasındaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Banka, son hamlesiyle portföyündeki dijital varlık miktarını stratejik bir seviyeye taşıdı. *MSBT FONUNDA 1.820 BİTCOİN BİRİKTİ* Güncel verilere göre kurum, Coinbase Prime aracılığıyla yaklaşık 16,43 milyon dolar değerinde 215 Bitcoin satın aldı. Bu son işlemle birlikte Morgan Stanley Bitcoin Trust bünyesindeki toplam varlık 1.820,6 Bitcoin’e ulaştı. Bankanın elinde tuttuğu bu dijital hazinenin toplam piyasa değeri ise yaklaşık 138,1 milyon dolar seviyesinde. *BANKACILIK DEVİNDEN BİR İLK: DÜŞÜK MALİYETLİ ETF* 8 Nisan’da piyasaya sürülen *MSBT* *ETF*, büyük bir *ABD* bankası tarafından çıkarılan ilk spot Bitcoin *ETF*’i olmasıyla finans tarihinde bir dönüm noktası olarak kaydedildi. *NYSE* Arca borsasında işlem gören fon, yatırımcıların dikkatini çeken iki ana özelliğe sahip: Düşük Gider Oranı: Yüzde 0,14’lük düşük maliyet yapısıyla rakiplerine fark atmaya çalışıyor. Hızlı Giriş: İlk işlem gününde 34 milyon dolar, ilk bir haftasında ise 100 milyon doların üzerinde net yatırım girişi sağladı. *REKABETTE ÜST SIRALARA TIRMANDI* Morgan Stanley’in fonu, BlackRock’ın *IBIT* fonu gibi devlerin henüz gerisinde olsa da; WisdomTree (*WBTC*), Invesco (*BTCO*) ve Franklin Templeton (*EZBC*) gibi rakiplerini geride bırakma sinyalleri veriyor. Banka, 16 bin finansal danışmandan oluşan devasa ağı sayesinde, müşterilerine doğrudan kripto saklama zahmetine girmeden/*"düzenlenmiş"*/ bir yatırım imkanı sunuyor. *https://halktv.com.tr/ekonomi/morgan-sanleyden-16-milyon-dolarlik-kripto-hamlesi-1023891h* <https://halktv.com.tr/ekonomi/morgan-sanleyden-16-milyon-dolarlik-kripto-hamlesi-1023891h> *======================= * *ABD’den “ölüm öpücüğü”: İsviçreli banka çöktü* 21 Nisan 2026 *ABD*’nin yaptırım bağlantılı işlemler gerekçesiyle kara listeye aldığı İsviçreli banka, Washington’un /*“Section 311”*/ hamlesi sonrası sistem dışına itildi. Uzun incelemelere rağmen ayakta kalan banka tasfiye sürecine girdi. *ABD*’nin yaptırım kapsamındaki kişi ve kuruluşlarla işlem yaptığı gerekçesiyle kara listeye aldığı İsviçre merkezli ticaret bankası *MB*aer, iflas sürecine sürüklendi. Financial Times’ta yayımlanan /*“Ölüm öpücüğü: ABD, İsviçreli bir ticaret bankasının sonunu nasıl getirdi?”*/ başlıklı haberde, bankanın kuruluşundan tasfiyeye uzanan süreci detaylı şekilde ele alındı. İsviçre’de uzun süre denetimlere rağmen faaliyetlerini sürdüren *MB*aer’in kaderi, Washington’un müdahalesiyle değişti. Bankanın kurucusu Michael Bär, köklü bir bankacılık geçmişinden geliyor. Julius Baer ailesine mensup olan Bär, İsviçre özel bankacılığının gizlilik ve güven temelli altın döneminde yetişti. Ancak bu sistem, yalnızca varlıklı müşterileri değil, denetimden kaçmak isteyen bazı riskli aktörleri de cezbediyordu. *2018’de kuruldu, 2026’da tasfiye sürecine girdi* Bär’ın 2018’de hayata geçirdiği *MB*aer, *ABD*’nin vergi kaçakçılığı ve yaptırım ihlallerine karşı baskıyı artırdığı dönemde daha sıkı kurallara yönelen geleneksel bankalara alternatif olarak konumlandı. Ancak kısa sürede bankanın faaliyetleri tartışma konusu haline geldi. *ABD* Hazine Bakanlığı’nın şubat ayında /*“Section 311”*/ yetkisini devreye alması, bankanın sonunu getiren gelişme oldu. Bu uygulama, /*“birincil kara para aklama endişesi”*/ taşıyan finans kuruluşlarının Amerikan finans sisteminden dışlanmasını sağlıyor. Uzmanlara göre bu adım, bankalar açısından fiilen /*“oyun sonu”*/ anlamına geliyor. *ABD’den ağır suçlamalar* Washington yönetimi, *MB*aer’in yaptırım altındaki bazı ekonomilerle bağlantılı fonlar için kanal görevi gördüğünü öne sürdü. *ABD* Hazine Bakanı Scott Bessent, bankanın İran ve Rusya bağlantılı yasa dışı aktörler adına yüz milyonlarca doları *ABD* finans sistemi üzerinden dolaşıma soktuğunu ifade etti. *ABD* Hazine Bakanlığı’na bağlı Financial Crimes Enforcement Network (Fin*CEN*) ise bankayı, yasa dışı aktörlerin dolar erişiminde kritik bir geçit olarak nitelendirdi. Raporda Rusya, Venezuela ve İran bağlantılı işlemler örnek gösterildi; yaptırımları aşmaya yönelik ağlar, karmaşık şirket yapıları ve sınır ötesi transferler detaylandırıldı. *İsviçre makamları tartışma altında* İsviçre finansal düzenleyicisi *FINMA*, uzun süren incelemelerin ardından bankanın lisansını iptal ederek tasfiye sürecini başlattı. Ancak hukuki itirazlar nedeniyle süreç uzarken, bankayı fiilen iş yapamaz hale getiren gelişme *ABD*’nin hamlesi oldu. Eleştirmenler, İsviçre makamlarının riskleri zamanında ve yeterince sert şekilde yönetip yönetmediğini sorguluyor. Bankacılık çevrelerinde *MB*aer’in müşteri profiline ilişkin şüphelerin uzun süredir bilindiği ifade ediliyor. Riskli müşteri stratejisi dikkat çekti *MB*aer, büyük bankaların yaptırımlı veya karmaşık müşteri gruplarından uzaklaştığı dönemde daha esnek ancak daha riskli bir model benimsedi. Banka, sıkı inceleme süreçleri uyguladığını savunsa da, Fin*CEN*’e göre iç uyum ekiplerinin uyarılarına rağmen yüksek riskli müşteri kabulü sürdü. Finma’nın raporunda ise yönetişim, kontrol mekanizmaları ve kayıt tutma süreçlerinde ciddi eksiklikler bulunduğu; kara para aklamayla mücadele yükümlülüklerinin defalarca ihlal edildiği vurgulandı. *Son darbeyi Washington vurdu* İsviçre’de yıllarca süren incelemelere rağmen ayakta kalan banka, *ABD*’nin Section 311 hamlesi sonrası finansal sistemden dışlandı. Bu yetkinin ilk kez bir İsviçre bankasına karşı kullanılması dikkat çekti. Uzmanlara göre bu süreç, küresel finans sisteminde *ABD*’nin belirleyici gücünü bir kez daha ortaya koyarken, İsviçre’nin finansal denetim yaklaşımına yönelik tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Tasfiye sürecine giren bankada müşteri ödemeleri de aksadı. İsviçre bankalar arası ödeme sisteminden çıkarılan *MB*aer’in, mevcut durumda fon iadesi gerçekleştiremediği bildirildi. Bankanın Zürih’teki merkezinde ise faaliyetlerin büyük ölçüde durma noktasına geldiği ifade ediliyor. *https://www.finansingundemi.com/haber/abdden-olum-opucugu-isvicreli-banka-coktu/1892096* <https://www.finansingundemi.com/haber/abdden-olum-opucugu-isvicreli-banka-coktu/1892096> *======================= * *Ünlü oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu ‘boykot’ davasında hakim karşısına çıktı: ’Cumhurbaşkanının da boykot çağrıları var, o zaman bu nasıl suç?'* "Boykot çağrısı” soruşturmasında, aralarında oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu’nun da bulunduğu 21 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görüldü. Duruşmada savunma yapan Üzümoğlu, /*“Paylaşımlarımın suç olduğunu düşünmüyorum. Cumhurbaşkanının da aynı şekilde boykot çağrıları bulunuyor. O zaman bu nasıl suç olabilir?”*/ ifadelerini kullandı. *21.04.2026* Ünlü oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu/*‘boykot’ */davasında hakim karşısına çıktı: ’Cumhurbaşkanının da boykot çağrıları var, o zaman bu nasıl suç?' Aralarında oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu ile sosyal medya fenomenlerinin de olduğu 21 sanık hakkında/*"kişiler arasında ayrımcılık yaparak bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleme"*/ ve/*"basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme"*/ suçlarından 7’şer yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görüldü. Duruşma, salondaki kapasite yetersizliği gerekçesiyle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda yapıldı. *https://geo.dailymotion.com/player/x18hb2.html?video=xa67eu8* <https://geo.dailymotion.com/player/x18hb2.html?video=xa67eu8> “*CUMHURBAŞKANININ DA AYNI ŞEKİLDE BOYKOT ÇAĞRILARI BULUNUYOR, O ZAMAN BU NASIL SUÇ OLABİLİR?”* Duruşmada iddianamedeki suçlamalara karşı savunma yapan oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu, /*“Yaşanan ihlallerde ben de tanık ve mağdur oldum. Paylaşımlarımın da suç olduğunu düşünmüyorum. Cumhurbaşkanının da aynı şekilde boykot çağrıları bulunuyor. O zaman bu nasıl suç olabilir? Suçsuzum beraatimi talep ediyorum”*/ dedi. Çoğu kadın, saçlarının incelmesinin gerçek nedenini görmezden gelirHair Care Journal Üzümoğlu, Hakimin, /*“‘Teşkilat dizisinin setini basalım’ şeklinde ifadeleriniz var.*//*‘Basalım’ *//*derken kastınız neydi?”*/ sorusuna ise şu yanıtı verdi: “‘/*Basalım’dan kastımız meslektaşımızın yaşadığı mağduriyeti dile getirmektedir. Oradaki ifade daha çok argo bir ifade. Sendikal haklarımız kapsamında dizinin setine gitmeyi düşündük ama bunu gerçekleştirmedik. Amacımız arkadaşımızın yanında olmaktı. Çekimlerin engellenmesi düşüncemiz yoktu. Bu bir paylaşım değildi, gönderilen mesajdı. Fikri ben öne sürdüm ancak kararlar sendika olarak alınır. Faaliyete geçilmedi.”*/ “*BOYKOT YAPMAK VE BOYKOT ÇAĞRISI YAPMAK SUÇ DEĞİLDİR”* Dosyada yargılananlar arasında bulunan sosyal medyada /*“Basel”*/ olarak bilinen Bekir Aslan ise savunmasında, /*“Boykot yapmak ve boykot çağrısı yapmak suç değildir. İddianamede görüleceği üzere benim alıntıladığım tweetlerden bazıları direkt Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beyanlarıdır”*/ ifadelerini kullandı. *DURUŞMA ERTELENDİ, DİNLENMEYEN SANIKLAR DİNLENECEK* Mahkeme ara kararında; avukatların tefrik taleplerinin ve kötü muamele iddiaları üzerine polisler hakkında suç duyurusunda bulunulmasının reddine, duruşmaya katılmayan ve mazeret sunmayan sanıklar hakkında zorla getirme kararı çıkarılmasına, Cem Yiğit Üzümoğlu’nun telefonunun iadesine karar verdi. Duruşma 17 Haziran saat 10.00’a ertelendi. *https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/unlu-oyuncu-cem-yigit-uzumoglu-boykot-davasinda-hakim-karsisina-cikti-cumhurbaskaninin-da-boykot-cagrilari-var-o-zaman-bu-nasil-suc-2497146* <https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/unlu-oyuncu-cem-yigit-uzumoglu-boykot-davasinda-hakim-karsisina-cikti-cumhurbaskaninin-da-boykot-cagrilari-var-o-zaman-bu-nasil-suc-2497146> *======================= * *Avrupa’da ‘WhatsApp’ devri kapanıyor! Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar…* *21.04.2026* Avrupa ülkeleri/*‘kamuda’ */dijital dönüşüm içerisinde. Fransa, Almanya ve Hollanda’nın da dahil olduğu ülkeler, WhatsApp ve Signal gibi *ABD* merkezli popüler uygulamaları kamu görevlilerinin telefonlarında devre dışı bırakmaya başladı. Bunun yerini ise yerel mesajlaşma uygulamaları alıyor. İşte detaylar… Avrupa’da kamu görevlilerinin günlük dijital iletişim alışkanlıkları köklü bir değişimin eşiğinde. Avrupa’da/*‘WhatsApp’ */devri kapanıyor Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar… Politico’nun haberine göre Meta çatısı altındaki WhatsApp ve *ABD* merkezli Signal uygulamalarına kamuda sınırlama getirip, birer birer veda etmeye başlayan Avrupa, verilerinin kontrolünü tamamen kendi eline almayı amaçlıyor. Avrupa’da/*‘WhatsApp’ */devri kapanıyor Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar… Fransa, Almanya, Polonya, Hollanda, Lüksemburg ve Belçika’daki hükümetler, bu popüler şifreli uygulamaları bırakarak, kendi geliştirdiği kurum içi mesajlaşma hizmetlerini devreye almaya başladı. *NATO*’nun da kendi mesajlaşma altyapısı bulunurken, Avrupa Komisyonu’nun yıl sonuna kadar benzer bir geçişi tamamlamayı planladığı belirtiliyor. Avrupa’da/*‘WhatsApp’ */devri kapanıyor Kamu çalışanları için dijital dönüşüm: Birer birer bırakıyorlar… Bu yönelim, Avrupa’nın Amerikan teknolojisine alternatif arayışının bir parçası olarak görülüyor. Hükümetler, popüler mesajlaşma uygulamalarının hassas veri paylaşımı açısından taşıdığı risklere giderek daha fazla dikkat çekiyor. *https://www.cnnturk.com/dunya/galeri/avrupada-whatsapp-devri-kapaniyor-kamu-calisanlari-icin-dijital-donusum-birer-birer-birakiyorlar-2419095?page=4* <https://www.cnnturk.com/dunya/galeri/avrupada-whatsapp-devri-kapaniyor-kamu-calisanlari-icin-dijital-donusum-birer-birer-birakiyorlar-2419095?page=4> ======================= *Eski NATO Başkomutanı: "Hürmüz şu an nükleerden daha etkili"* *21.04.2026* Eski *NATO* Başkomutanı Wesley Clark, Hürmüz Boğazı’nın İran için nükleer silahtan daha etkili bir stratejik araç haline geldiğini belirtti. *ABD*’nin boğazı askeri güçle açmasının son derece zor olduğunu ifade eden Clark, bölgedeki askeri seçeneklerin sınırlı ve riskli olduğunu vurguladı. Ayrıca ateşkesin uzatılma ihtimalini yüksek görürken, sürecin karmaşık ve kırılgan olduğuna dikkat çekti. *CNN* International’a konuşan *ABD*’li emekli general ve eski *NATO* Başkomutanı Wesley Clark, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejisinin giderek daha kritik hale geldiğini söyledi. Clark, Hürmüz Boğazı’nın İran için artık nükleer silahlardan bile daha etkili bir stratejik araç haline dönüştüğünü ifade etti. *Eski NATO Başkomutanı: Hürmüz şu an nükleerden daha etkili* Clark, *ABD*’nin Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmasının sanıldığı kadar kolay olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “/*İranlılar artık ellerinde nükleer silahtan daha kullanışlı, gerçek bir stratejik varlık olduğunu biliyorlar ve bunu kullandılar. Üstelik bizim buna bir cevabımız olduğuna da inanmıyorlar. Hürmüz Boğazı’nı güç kullanarak açmak tamamen farklı bir mesele; bu çok, çok daha zor bir problem. Bunu yapacak gerçek bir askeri seçeneğimiz var mı, bilemiyorum. Biz hareket ederken filomuzu gerçek zamanlı olarak izleyebiliyorlar. Eğer oraya girersek bu gerçek bir‘it dalaşı’ olur. Bu iş, sadece birkaç muhribi silahlarını doğrultmuş halde oradan geçirmekten ya da bir mayın tarama gemisi göndermekten çok daha fazlası. Bu, 1980’lerin sonu değil. Bu,‘Tanker Savaşı’ değil.”*/ Ateşkes sürecine de değinen Clark, uzatma ihtimalini yüksek gördüğünü ancak tehditlerin masada kalmaya devam ettiğini belirtti. *ABD* Başkanı Donald Trump’ın /*“anlaşma olmazsa her şeyi yıkarız”*/ şeklindeki söyleminin, sürecin üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti. *Eski NATO Başkomutanı: Hürmüz şu an nükleerden daha etkili* Müzakerelerin zorluğuna dikkat çeken Clark, şu ifadeleri kullandı: “/*Bu gerçekten çok karmaşık bir müzakere. Sorun şu ki; bunu İslamabad’da birkaç el sıkışma ve sahada geçirilen dört saatle çözemezsiniz. Eğer bu şekilde çözemiyorsanız, sanırım süreyi uzatacaksınız. Biz başından beri bunun uzamasını istemediğimizi söylemiştik. Sert bir son tarih belirlemek ve İran’ı masaya gelmeye zorlamak istedik; çünkü bu işi sakız gibi uzatmanın bizim değil, onların çıkarına olduğuna inanıyoruz. Çünkü bizim zamanımızın onlardan daha kısıtlı olduğunu düşünüyorlar.”*/ *https://www.cnnturk.com/video/dunya/eski-nato-baskomutani-hurmuz-su-an-nukleerden-daha-etkili-2419164* <https://www.cnnturk.com/video/dunya/eski-nato-baskomutani-hurmuz-su-an-nukleerden-daha-etkili-2419164> ======================= *İran-ABD Savaşı: Görüşmelerin Tıkanmasıyla Sonraki Dört Senaryo* Analistler, sona eren ateşkes ile olası bir anlaşma arasında savaşın nasıl ilerleyebileceğine dair çeşitli yollar bulunduğunu söylüyor. Yashraj Sharma 21 Nisan 2026 *ABD*Başkan Yardımcısı *JD*Vance’in, İran ile savaşı sona erdirmeyi amaçlayan görüşmeler için Salı günü İslamabad’da bir *ABD*müzakerecileri ekibine başkanlık etmesi planlanıyor; ancak Tahran bu son müzakere turuna katılımını henüz teyit etmedi. Bu arada, son iki gündeki gerilim artışı nedeniyle, kırılgan iki haftalık ateşkesin Çarşamba günü sona ermesi bekleniyor ve uzatılıp uzatılmayacağı konusunda netlik yok. 11 Nisan’da İslamabad’da yapılan *ABD*-İran görüşmelerinin ilk turu bir atılım olmadan sona erdi. O zamandan beri *ABD*, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan İran bağlantılı tüm gemilere deniz ablukası uyguladı. İran, hayati önem taşıyan bu nakliye yolundan geçmeye çalışan gemilere ateş açtı. Pazartesi sabahı erken saatlerde *ABD*, dar su yolundan geçmeye çalışan bir İran gemisine ateş açtı ve ardından gemiyi ele geçirdi. Tahran, geminin ele geçirilmesini/*"korsanlık"*/olarak nitelendirdi ve misilleme tehdidinde bulundu. Tehditlerin gölgesinde görüşmelere katılmayı reddetti. Trump, İran’ın *ABD*şartlarında bir anlaşmayı kabul etmemesi durumunda *ABD*ordusuna İran’daki tüm köprüleri ve enerji santrallerini havaya uçurma emri vereceği uyarısını yineledi. Görüşmelerin ve ateşkesin geleceği konusundaki bu belirsizlik ortamında, her iki taraftan da son gelişmeleri ve önümüzdeki birkaç gün içinde yaşanabilecek dört olası senaryoyu ele alıyoruz: *Her iki taraftan da son durum nedir?* Hem *ABD*hem de İran, ateşkesin önümüzdeki saatlerde sona ermesi beklenirken karşılıklı tehditlerde bulunuyor. *ABD*Başkanı Donald Trump tarafından 7 Nisan’da ilan edilen iki haftalık ateşkesin, Salı günü Washington *DC*saatiyle 20:00’de (*GMT*gece yarısı, Tahran’da 03:30 ve İslamabad’da Çarşamba 05:00) sona ermesi bekleniyor. Ancak Trump, son açıklamalarında son tarihi bir gün geriye çektiğini ima etti. İslamabad çok günlük görüşmelere ev sahipliği yapmak için hazırlıklarına devam ederken, İranlı yetkililerden görüşmelere katılıp katılmayacaklarına dair henüz bir teyit gelmedi. *ABD*Başkanı, İran’ın müzakere edeceğinden veya/*"daha önce hiç görmedikleri sorunlarla karşılaşacaklarından"*/emin olduğunu söyledi. Trump, Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, *ABD*heyetinin Salı günü İslamabad’ı ziyaret etmeyi planladığını doğruladı. İran’ı Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere ateş açarak ateşkesi ihlal etmekle suçlayan Trump, şunları ekledi: "Çok adil ve makul bir *ANLAŞMA*sunuyoruz ve umarım kabul ederler çünkü kabul etmezlerse, Amerika Birleşik Devletleri İran’daki her bir enerji santralini ve her bir köprüyü yıkacak. *ARTIK İYİ ADAM YOK!"* Bu arada İran, tehditlerin gölgesinde müzakere olmayacağını belirtti. İran parlamentosunun Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Muhammed Rıza Mohseni Sani, *ABD*ile görüşmelerin geleceğine dair şüphelerini daha da artırdı. İran‘ın Mehr haber ajansının aktardığı açıklamalarda,/*"mevcut durumda müzakerelerin kabul edilemez olduğunu"*/söyleyen Sani, ABD’yi/*"aşırı talepkar"*/olmakla ve iç çıkarları için gizli amaçlar peşinde koşmakla suçladı." Mevcut koşullar, son saldırganlıklar ve *ABD*ile önceki müzakerelerdeki geçmişimiz göz önüne alındığında, Allah’ın izniyle, bir sonraki görüşme turu masadan kalkmış durumda," dedi. Uluslararası Kriz Grubu düşünce kuruluşunun İran proje direktörü Ali Vaez, Al Jazeera‘ye verdiği demeçte, ikinci tur görüşmelerin önündeki en önemli engelin/*"ABD’nin diplomasiyi inandırıcı kılmak için baskıyı yeterince azaltmaya istekli olup olmadığı ve İran’ın görüşmeleri canlı tutmak için nüfuzunu yeterince azaltmaya istekli olup olmadığı"*/olduğunu söyledi. *Senaryo 1: Görüşmeler gerçekleşir ve geçici bir anlaşmaya varılır Al Jazeera’ye konuşan arabuluculuk çabalarına yakın kaynaklara göre, Pakistan, ABD ve İran’ı birkaç gün sürecek müzakereler konusunda anlaşmaya varmaya ikna etmeyi hedefliyor.* *ABD*adına, Vance’e Trump’ın elçisi ve emlak geliştiricisi Steve Witkoff ile Trump’ın damadı Jared Kushner’in de katılması bekleniyor; bu ekip, ilk tur görüşmelere katılan aynı ekip. İranlılar gelirse, Parlamento Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf’ın yine heyete başkanlık etmesi bekleniyor; heyette ayrıca Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi de yer alacak. İslamabad’daki arabulucular, nihai bir anlaşmaya varmak ve ateşkesi uzatmak için zaman kazanmak amacıyla *ABD*ve İran arasında bir/*"mutabakat zaptı"*/na ulaşmayı hedefliyor. Vaez, "Başarı nihai bir anlaşma olmaz. Görüşmeleri uzatan, ateşkesi istikrara kavuşturan ve nükleer adımlar karşılığında yaptırımların hafifletilmesi için bir çerçeve oluşturan geçici bir anlayış olur" dedi. Ancak, Tahran’ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, İran’a uygulanan yaptırımlar ve dondurulmuş varlıkları da dahil olmak üzere, her iki tarafın talepleri ve beklentileri arasında göze çarpan farklılıklar bulunmaktadır. Chatham House düşünce kuruluşunun Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı’nda yardımcı araştırmacı olan Aniseh Bassiri Tabrizi,/*"İki taraf da tutumlarını değiştirmezse, İslamabad’da bir anlaşma olamaz"*/dedi. *Senaryo 2: Görüşmeler bir atılım olmadan sona eriyor* Ah, ama ateşkesin uzatılmasıyla... Görüşmelerde anlamlı bir ilerleme kaydedilebilmesi için,/*"şu anda bir anlaşmaya varmak için çok büyük bir uçurum var, bu yüzden her iki tarafın da uzlaşması gerekiyor,"*/dedi Tebrizi El Cezire’ye. /*"Bu durum değişmedikçe, bir anlaşma görmemiz pek olası değil," */diye ekledi. Trump, son günlerde İran’ın tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması ve mevcut zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmesi konusundaki ısrarını ikiye katladı. İran bu talepleri reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bağhayi Pazartesi günü,/*"ABD tecrübelerinden ders almıyor,"*/dedi." Ve bu asla iyi sonuçlara yol açmayacak." Yine de Tebrizi, ikinci tur görüşmelerde bir atılım olmasa bile, iki tarafın/*"bir tür geçici ateşkes uzatması"*/konusunda anlaşabileceğini ve bunun diplomasiye bir şans daha vereceğini söyledi. *Senaryo 3: Görüşme yok ama ateşkes uzatılıyor* *Trump, Pazartesi günü Bloomberg News’e verdiği demeçte, ateşkesin*/*"Washington saatiyle Çarşamba akşamı"*/*sona erdiğini düşündüğünü ve bir anlaşmaya varılamaması durumunda ateşkesi uzatmasının*/*"son derece düşük bir ihtimal"*/*olduğunu söyledi.* Yine de, analistler, İran İslamabad’daki görüşmelere katılmayı reddetse bile, Trump’ın Truth Social platformunda ateşkesi uzatan son dakika bir paylaşımının şaşırtıcı olmayacağını söyledi. Vaez,/*"Bu, kalıcı bir ateşkes değil, kırılgan bir ara olurdu"*/dedi." Deniz baskısı ve karşılıklı suçlamalar devam ettiği sürece, yanlış hesaplama riski çok yüksek kalır." /*"Diplomatik bir çerçeve olmadan, bu istikrar inşa etmek değil, zaman kazanmak olurdu" */diye ekledi. Tabrizi de aynı fikirdeydi. Ancak savaşın *ABD*-İran denklemini temelden değiştirdiğini söyledi. Tabrizi,/*"Başkan Trump, ele aldıkları rakamların farklı olması nedeniyle rejim değişikliğinin gerçekleştiğini savunuyor"*/dedi. “/*İran muhtemelen ABD'yi, çatışmalar başlamadan önceki gibi varoluşsal bir tehdit olarak görmüyor.”*/ >>Senaryo 4: Görüşmeler başarısız olur ve ateşkes sona erer Trump’ın anlaşma sağlanamaması durumunda İran’ı bombalamaya yeniden başlama tehditleri, dördüncü bir senaryoyu da ortaya çıkarıyor: Eğer İranlı müzakereciler görüşmeler için İslamabad’a gelmezlerse, bu tehdit test edilecek. Trump, Pazartesi günü *PBS*News’e ateşkesin sona ermesi durumunda ne olacağı sorulduğunda, /*“O zaman bir sürü bomba patlamaya başlar”*/dedi. Trump, İran’ın görüşmeler için /*“orada olması gerektiğini”*/ de ekledi. “Orada olup olmadıklarını göreceğiz. Orada değillerse de sorun değil” dedi. Ghalibaf Salı günü, Trump’ın /*“kendi hayalinde bu müzakere masasını bir teslimiyet masasına dönüştürmeye veya yeniden savaş kışkırtıcılığını haklı çıkarmaya çalıştığını”*/söyledi. /*"Savaş alanında yeni kozlarımızı ortaya çıkarmaya hazırlandık," */diye ekledi ve Tahran’ın çatışmaların yeniden başlamasına askeri olarak hazır olduğunu ima etti. Ancak ateşkes çökerse,/*"bir sonraki tur çok hızlı bir şekilde çok çirkin bir hal alabilir,"*/diye uyardı Vaez." *ABD* muhtemelen İran’daki kritik altyapıyı hedef alacak ve bu da bölgenin geri kalanını ateşe verecektir." *https://www.aljazeera.com/news/2026/4/21/iran-us-war-four-scenarios-for-whats-next-as-talks-stumble* <https://www.aljazeera.com/news/2026/4/21/iran-us-war-four-scenarios-for-whats-next-as-talks-stumble> ======================= Nancy Grace, 11 bilim insanının ölümü ve kaybolmasında endişe verici bir/*"örüntü"*/konusunda uyarıda bulunuyor 2022’den bu yana en az 11 ulusal güvenlik izni olan bilim insanı öldü veya kayboldu Taylor Penley 21 Nisan 2026 Nancy Grace, bilim insanı ölümleri serisinin ardından alarm veriyor Nancy Grace, 2022’den bu yana ölen veya kaybolan nükleer ve uzay bağlantılı 11 Amerikalı bilim insanının endişe verici örüntüsünü ele alıyor. Grace, otopsi yapılmaması ve bilim insanları arasındaki ortak bağlantılar (örneğin yerçekimsiz itme araştırmaları) gibi şüpheli durumları vurguluyor. Nancy Grace, 11 bilim insanının ölümü ve kaybolmasında endişe verici bir/*"örüntü"*/olarak adlandırdığı durum konusunda alarm veriyor ve ortak ulusal güvenlik çalışmaları, eksik otopsiler ve açıklanamayan benzerliklere işaret ediyor. Grace, Pazartesi günü/*"Hannity"*/programına katıldığı sırada,/*"Bu bilim insanlarının -hepsinin mümkün olan en yüksek güvenlik iznine ve ulusal güvenlik yetkisine sahip olduğu- edindikleri ve uyguladıkları bilgiye ulaşmak ve bunu hayata geçirmek için küresel bir yarış ve rekabet vardı"*/dedi. Grace, vakaların birçoğunun, hassas araştırmalarla bağlantılar ve bazı durumlarda *ABD*Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı ile bağlantılar da dahil olmak üzere çarpıcı örtüşmeler paylaştığını savundu. Bazı bilim insanlarının ısıya dayanıklı malzemelerden itici sistemlere kadar uzanan gelişmiş teknolojiler üzerinde çalıştığını söyledi. >>*FOX**NEWS**GERÇEK**SUÇ**HABER**BÜLTENİ*:/**//*‘AŞIKLAR YOLU’ */*ÇIĞIR**AÇAN**GELİŞME*, *GILGO**PLAJI**ŞÜPHELİSİNİN**İTİRAFI*, *JIMMY**GRACEY*'*NİN**KARARI* Ölüm veya kayıp raporlarıyla bağlantılı üç bilim insanının birleşik görüntüsü Jason Thomas (solda), Melissa Casias ve Frank Maiwald, ölümleri veya kayıpları yetkililer tarafından incelenirken mercek altına alınan bilim insanları arasında yer alıyor. (Fox News: Sierra Casias: Legacy.com) /*"Bağlantılar var ve biz ceza hukukunda bunu arıyoruz," */dedi. "Bir seri suçluyla karşılaştığımda - seri katil, tecavüzcü, çocuk tacizcisi, kundakçı, ne derseniz deyin - bir bağlantı ararım." Grace ayrıca soruşturmadaki boşluklar konusunda da endişelerini dile getirerek, bazı ölümlerin hiçbir zaman tam olarak otopsi edilmediğini veya bulguların kamuoyuna açıklanmadığını belirtti. >>*YENİ**İNGİLTERE*'*DEKİ**SERİ**KATİL*, 3 *EYALETTE**BULUNAN**KALINTILARIN**ARDINDAN*>>'*İNCELEME**VE**SORUŞTURMA*'*YI**HAK**ETTİĞİNDEN**KORKUYOR*: *UZMAN* Nancy Grace, 13 Mart’ta Austin, Teksas’taki Assembly Hall’da düzenlenen Variety Gerçek Suç Zirvesi’nde sahnede konuşuyor. (Julia Beverly/Getty Images) /*"Bu kişilerin birçoğuna ya hiç otopsi yapılmadı ya da otopsi sonuçları açıklanmadı. Bu konuda bir sorunum var," */dedi. "Ve birçoğu en son kendi evlerinden ayrılırken görüldü ve bir daha asla görülmedi; hepsi telefonlarını, cüzdanlarını, anahtarlarını ve arabalarını geride bıraktı. Kim telefonu olmadan bir yere gider ki? Anlamıyorum." Grace’in endişeleri, son yıllarda birçok yüksek profilli bilim insanının kaybolması ve ölümüyle ilgili süregelen soruların ardından geliyor ve bu durum Temsilciler Meclisi üyelerini cevaplar aramaya itiyor. 2022‘den beri en az 11 kişi ya öldü ya da kayboldu. Bunların büyük çoğunluğu nükleer bilim ve uzay araştırmalarıyla ilgiliydi ve bazıları Tanımlanamayan Anormal Olaylar (UAP’ler) çalışmasıyla bağlantılıydı. Michael David Hicks (59), Frank Maiwald (61), Nuno Loureiro (47), Jason Thomas (45), Amy Eskridge (34) ve Carl Grillmair (47) 2023 ile 2026 yılları arasında öldü. Fox News Digital’in daha önce bildirdiğine göre, her biri bilimsel araştırmalarda önemli bir rol oynuyordu. Hicks ve Maiwald’ın ölüm nedenleri bilinmiyor. Diğer iki bilim insanı vurularak öldürüldü, biri kendi kendine ateş ederek intihar etti ve bir diğerinin cesedi, gece geç saatlerde evinden yürürken son görüldükten üç ay sonra Massachusetts’teki bir gölde bulundu. Fox News’ten Louis Casiano bu habere katkıda bulundu. *https://www.foxnews.com/media/nancy-grace-warns-troubling-pattern-deaths-disappearances-11-national-security-scientists* <https://www.foxnews.com/media/nancy-grace-warns-troubling-pattern-deaths-disappearances-11-national-security-scientists> ======================= *AB Komisyonu, AB ülkelerini nükleer santrallerini kapatmamaya çağırdı — *Reuters 21 Nisan, 14:51 Revize edilmiş bir taslak, hükümetlerin/*"acil rahatlama"*/sağlaması için çeşitli önlemler belirledi Reuters’ın aktardığına göre, *AB*, İran savaşıyla bağlantılı enerji sorunlarını gidermeye çalışan Avrupa’da, üye ülkelerine nükleer santralleri erken kapatmamaları konusunda tavsiyede bulunuyor. Revize edilmiş bir taslak, hükümetlerin/*"acil rahatlama"*/sağlaması için çeşitli önlemler belirledi. Taslakta,/*"güvenilir, düşük maliyetli ve düşük emisyonlu elektrik üretmeye devam edebilecek mevcut nükleer tesisler gibi üretim varlıklarının erken emekliliğinden kaçınılması"*/gerektiği belirtildi ve bunun ısıtma ve sanayide fosil yakıtlara olan ihtiyacı azaltmaya yardımcı olabileceği eklendi. Taslakta ayrıca,/*"Nükleer santraller, sistem entegrasyonunu geliştirmek ve diğer temiz teknolojilerin daha fazla yaygınlaştırılmasını kolaylaştıran esneklik sağlamak için uygun, temiz enerji sağlar"*/denildi. Avrupa Komisyonu, önerilerini 22 Nisan’da yayınlayacak. Avrupa Birliği Sürdürülebilir Ulaşım ve Turizm Komiseri daha önce *AB*'nin kriz güç planını onaylamıştı. *https://tass.com/economy/2120265* <https://tass.com/economy/2120265> *======================= * *Murathan Kale: Studied at Marmara University* Apr 4 What has been kept delibaretly hidden from Western public or won’t be told much in Western circles is that when the Ottoman state was fighting on several fronts during *WW*1, on the East Front, tens of thousands of Armenian Revolutionary Gang members waged a guerrilla warfare in favour of the Russians. They attacked Ottoman supply lines, destroyed communication lines behind the fronts and attacked Muslim villages and slaughtered hundreds of thousands of unarmed civilians in the most horrible ways. The Ottoman army that was engaging the Russian Army had to diverge some of its divisions in order to protect Muslim settlements, which were attacked by Armenian gangs in the East, and they eventually lost this war. A British colonel reported that the Armenians massacred between 300,000 and 400,000 Kurdish Muslims in the Van and Bitlis regions alone. (Reference: British Colonel Wooley, U.S. Archives, 12.9.1919, 184.021/265; Samuel Weems'/*"Armenia - Secrets of a*//*‘Christian’ *//*Terrorist State"*/, 2002 und McCarthys/*"Death & Exile"*/.) Atatürk University Turkish-Armenian Relations Research Center has identified 185 mass graves of civilians massacred by Armenian gangs in Eastern Anatolia. Researchers conducted excavations in 15 of these mass graves and revealed the massacre of Muslim Turks as a historical fact. Since 1986, the bodies of 5 thousand Muslim Turks have been found in just only 15 excavations carried out in Erzurum, Van Bitlis, Giresun, Ardahan, Kars, Iğdır and other provinces. Interestingly, although all foreign researchers are allowed to conduct any kinds of historical researches on Turkish soil, no attempts have ever been made to find any Armenian mass graves and neither could Turkish authorities find any of those “one million genocided Armenians"! We know that all Ottoman archives presently under the administration of the Turkish Republic are open to all national and international studies and researchers. For example, Bruce Fein, a constitutional lawyer, who was the associate deputy attorney general and general counsel of the Federal Communications Commission under former President Ronald Reagan’s administration, said that among all the relevant powers in World War I, only Armenia has kept the archives secret, which he said leads to a natural inference: “What are you hiding?" ► *---* Murathan Kale: Batı halkından müzakere edilmiş olarak gizlenmiş Marmara Üniversitesi’nde eğitim 4 Nisan Batı halkından müzakere edilmiş olarak gizlenmiş ya da Batı çevrelerinde çok fazla şey söylenmeyecek olan şey, Osmanlı devletinin 1. Dünya Savaşı sırasında, Doğu Cephesi’nde, on binlerce Ermeni Devrimci Çetesi üyesinin Ruslar lehine bir gerilla savaşı yürüttüğüdür. Osmanlı ikmal hatlarına saldırdılar, cephelerin arkasındaki iletişim hatlarını yok ettiler ve Müslüman köylerine saldırdılar ve yüz binlerce silahsız sivili en korkunç şekilde katlettiler. Rus Ordusu’nu meşgul eden Osmanlı ordusu, Doğu’daki Ermeni çetelerinin saldırısına uğrayan Müslüman yerleşim yerlerini korumak için bazı bölünmelerini değiştirmek zorunda kaldı ve sonunda bu savaşı kaybettiler. Bir İngiliz albay, Ermenilerin sadece Van ve Bitlis bölgelerinde 300.000 ila 400.000 Kürt Müslüman’ı katlettiğini bildirdi. (Referans: İngiliz Albay Wooley, *ABD* Arşiv, 12.9.1919, 184.021/265; Samuel Weems’in/*"Ermeni -*//*‘Hıristiyan’ *//*Terörist Devletin Sırları"*/, 2002 tarihli McCarthys/*"Ölüm ve Sürgün"*/.) Atatürk Üniversitesi Türkiye-Ermeni İlişkileri Araştırma Merkezi, Doğu Anadolu’da Ermeni çeteleri tarafından katledilen sivillerin 185 toplu mezarını tespit etti. Araştırmacılar bu toplu mezarların 15’inde kazılar yaptılar ve Müslüman Türklerin katledilmesini tarihi bir gerçek olarak ortaya koydular. 1986’dan bu yana Erzurum, Van Bitlis, Giresun, Ardahan, Kars, Iğdır ve diğer illerde gerçekleştirilen sadece 15 kazıda 5 bin Müslüman Türk cesedi bulundu. İlginçtir ki, tüm yabancı araştırmacıların Türk topraklarında herhangi bir tür tarihsel araştırma yapmasına izin verilmesine rağmen, herhangi bir Ermeni toplu mezarı bulmak için hiçbir girişimde bulunulmadı ve Türk yetkililer de /*“bir milyon soykırımcı Ermeni”*/ bulamadı! Şu anda Türk Cumhuriyeti yönetimindeki tüm Osmanlı arşivlerinin tüm ulusal ve uluslararası çalışmalara ve araştırmacılara açık olduğunu biliyoruz. Örneğin, eski Başkan Ronald Reagan yönetimindeki Federal İletişim Komisyonu’nun başsavcı yardımcısı ve genel danışmanı olan anayasa avukatı Bruce Fein, I. Dünya Savaşı’ndaki tüm ilgili yetkiler arasında sadece Ermenistan’ın doğal bir çıkarıma yol açtığını söylediği arşivleri gizli tuttuğunu söyledi: “/*Ne saklıyorsun?”*/ *======================= * *'Ülkeler şimdi hazırlık yapmalı': Önemli Atlantik okyanusu akıntısı, bilim insanlarının düşündüğünden çok daha yakın çöküşe yakın* Sophie Berdugo Endişe verici bir çalışma, Atlantik meridyonal devrilme dolaşımının daha önce düşünüldüğünden daha fazla zayıfladığını iddia ediyor. Ancak uzmanlar, bulgularının nihai sözün çok uzak olduğunu söylüyor. Dünya’nın iklimini kontrol altında tutmak için hayati öneme sahip olan Atlantik Okyanusu akıntıları, 2100 yılına kadar güçlerini yarıya indirecek ve ilk düşünüldüğünden daha yakın bir çöküş noktası olabilir, yeni bir çalışmaya göre. Atlantik Meridional Devrilme Döngüsü (*AMOC*), tropiklerden kuzeye sıcak suyu ve soğuk suyu güneye dolaştıran okyanus konveyör bantı görevini görür. Bu, Avrupa, Afrika ve Amerika iklimlerini düzenlerken, sucul yaşamı da sürdürür. *https://oceanservice.noaa.gov/facts/amoc.html* <https://oceanservice.noaa.gov/facts/amoc.html> Şimdi, bir çalışma *AMOC*'nun 2100 yılına kadar %43 ile %59 arasında yavaşlayacağını tahmin ediyor — bu önceki modellerin öngördüğünden %60 daha güçlü bir zayıflama. Araştırma, Çarşamba günü (15 Nisan) Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, önceki tahminlerdeki önyargıları düzelterek Atlantik Okyanusu yüzeyinin sıcaklığı ve tuzluluğunu da dahil ediyor. *https://www.science.org/doi/10.1126/sciadv.adx4298* <https://www.science.org/doi/10.1126/sciadv.adx4298> *https://www.livescience.com/planet-earth/climate-change/nations-need-to-prepare-now-key-atlantic-ocean-current-is-much-closer-to-collapse-than-scientists-thought* <https://www.livescience.com/planet-earth/climate-change/nations-need-to-prepare-now-key-atlantic-ocean-current-is-much-closer-to-collapse-than-scientists-thought> *======================= * *Von der Leyen‘in Türkiye açıklaması AP’de tepki çekti: ’Büyük İsrail projesini desteklemesinin bir parçası’* Avrupa Parlamentosu (*AP*) milletvekilleri, Avrupa Birliği (*AB*) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in,/*"Avrupa’nın Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine"*/ ilişkin ifadelerine tepki gösterdi *AP*'deki Sol Grup’tan Belçikalı milletvekilleri Rudi Kennes ve Marc Botenga, *AA* muhabirine konuya ilişkin açıklama yaptı. Kennes, von der Leyen’in açıklamalarının dünyadaki mevcut gelişmelerin bir yansıması olduğunu belirterek/*"Esasen bu, ABD ve diğer suç ortağı ülkelerin kült Büyük İsrail projesini desteklemelerinin bir parçası olarak değerlendirilmeli."*/ diye konuştu. Büyük İsrail projesine destek verenlerin ana gündemlerinin hala bu projeye karşı tepki verebilen ülkeleri zayıflatmak olduğunu ifade eden Kennes,/*"(Avrupalı liderler) Güç kaybediyorlar ve bunun farkındalar. Tek umutları okyanusun öteki tarafında büyük abilerinin güçte kalmasını sağlamak ancak kaybediyorlar."*/ değerlendirmesinde bulundu. Kennes, dünyanın artık çok kutuplu bir hal almaya başladığını ve Avrupa’nın/*"dünyanın polisi rolünü"*/ üstlenemediğini, bu nedenle de Rusya, İran ve Çin gibi ülkeleri/*"düşman ilan ettiğini"*/ belirtti. /*"Açıklama tuhaf ve doğru değil"*/ *AP* milletvekili Botenga da/*"Bu hem doğru olmayan hem de çok tuhaf bir açıklama."*/ diye konuştu. Türkiye’nin sadece *NATO* üyeliği bulunmadığını, aynı zamanda *AB* ile çok yönlü ilişkilere sahip olduğunu dile getiren Botenga,/*"Türkiye hala resmi olarak AB’ye aday ülkedir."*/ dedi. Botenga, esasen temel sorunun daha büyük olduğuna işaret ederek/*"Ursula von der Leyen’in açıklamaları dünyayı*//*‘biz’ *//*ve*//*‘ötekiler’ *//*diye ayırmaya hizmet ediyor. Sanki bir tür*//*‘saflık testi’ *//*varmış gibi ve sanki kıtanın geri kalanını kontrol altına almak istiyormuş gibi bir yaklaşım sergiliyor."*/ ifadelerini kullandı. Von der Leyen’in *AB*’nin birlik olmayı tamamlaması gerektiğine ilişkin ifadelerine dair ise Botenga,/*"Ancak kıta zaten birlik halinde. AB, tüm Avrupa kıtasını kapsamıyor."*/ dedi. Botenga, dünyayı/*"Sizinle hemfikiriz o zaman dostuz, değiliz o zaman düşmanız."*/ gibi ayırmanın son derece tehlikeli olduğu konusunda uyardı. Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğinde konuşan von der Leyen, *AB*’nin genişlemesini desteklediğini vurgulayarak/*"Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin. Daha büyük ve jeopolitik düşünmeliyiz."*/ açıklamasında bulunmuştu. *AB* Komisyonu Sözcülüğü, daha sonra yaptığı açıklamada/*"Türkiye’nin anılması, özellikle Batı Balkanlar’daki jeopolitik ağırlığı, büyüklüğü ve hedeflerinin bir yansımasıdır. Herhangi bir ülkeyle kıyaslama amacı taşımamaktadır."*/ ifadelerini kullanmıştı. *https://gazeteoksijen.com/turkiye/von-der-leyenin-turkiye-ile-ilgili-sozleri-avrupada-tepki-cekti-buyuk-israil-projesini-desteklemesinin-bir-parcasi-273098* <https://gazeteoksijen.com/turkiye/von-der-leyenin-turkiye-ile-ilgili-sozleri-avrupada-tepki-cekti-buyuk-israil-projesini-desteklemesinin-bir-parcasi-273098> *======================= * *Almanya’da İsrail’in varlığını reddedenler cezalandırılabilir* Almanya’da Hessen eyalet yönetimi, İsrail’in var olma hakkının inkar edilmesini suç sayacak bir yasa tasarısını gündeme getirdi. Teklifin Mayıs ayında tasarı olarak sunulması bekleniyor Almanya’da İsrail’in var olma hakkının inkar edilmesi gelecekte yasa ile cezalandırılabilir. Hessen Eyaleti Başbakanı Boris Rhein ile Eyalet Adalet Bakanı Christian Heinz söz konusu yasa tasarısını perşembe günü kamuoyuna sunmayı planlıyor. Die Zeit’in haberine göre hazırlanan tasarının 8 Mayıs’ta Almanya’nın eyaletler meclisi olan Bundesrat gündemine taşınması öngörülüyor. Tasarının ayrıntılarına ilişkin bilgiler ise henüz paylaşılmadı. *Artan gösteriler ve sosyal medya paylaşımları* Almanya’da son yıllarda düzenlenen bazı İsrail karşıtı gösterilerde, ülkenin var olma hakkının açık şekilde inkar edildiği ve İsrail devletinin yok edilmesi çağrılarının yapıldığına dikkat çekiliyor. Hessen Adalet Bakanlığı, bu gelişmeler üzerine daha önce 2023 yılında yeni bir ceza düzenlemesi çağrısında bulunmuştu. Bakanlık, sadece sokak gösterilerini değil, sosyal medyada yapılan paylaşımları da bu kapsamda değerlendirmişti. *https://gazeteoksijen.com/dunya/almanyada-israilin-varligini-reddedenler-cezalandirilabilir-273082* <https://gazeteoksijen.com/dunya/almanyada-israilin-varligini-reddedenler-cezalandirilabilir-273082> *======================= * ❗️ *Tunceli halkı, vali ve çetesini çökerten başsavcı Ebru Cansu’nun heykelini dikmek için çalışma başlattı.* *https://t.me/buzznews_tr/15946* <https://t.me/buzznews_tr/15946> *======================= * *41 yıllık eşini ‘Mallara TMSF çökecek’ diye kandırıp boşadı, başka kadınla evlendi.* Gazeteci Seyhan Avşar, Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal’ın karısına oynadığı/*‘boşanma oyununu’ */yazdı: “İddiaya göre Ahmet Özal, yıllarca aynı yastığı paylaştığı eşi Elvan Özal’ı, ‘Mallara *TMSF* çökecek, boşanmamız gerekiyor’ diyerek ikna etti. Elvan Özal bu sözlere inanarak boşanmayı kabul etti. Ahmet Özal ise boşandıktan kısa süre sonra yeniden nikâh masasına oturdu. Elvan Özal bu duruma o kadar üzüldü ki, kanser oldu. Beyninde tümör çıkan Elvan Özal, şu an tedavi görüyor.” *======================= * *Trump’tan Pentagon’a 1,5 trilyon dolarlık bütçe: Savaşa kaynak, halka kemer sıkma* Pentagon’un bütçesi silah tekellerini sevindirirken, fatura sağlık, eğitim ve barınma gibi sosyal alanlardaki kesintilerle halka ödetilmek isteniyor. Trump’ın 2027 için istediği 1,5 trilyon dolarlık Pentagon bütçesi, Çin’in savunma bütçesinin yaklaşık 5,4 katına, Rusya’nınkinin yaklaşık 9,5 katına, Türkiye’nin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin ise yaklaşık 58 katına denk geliyor. *22.04.2026, 11:24* *ABD* Savunma (Savaş) Bakanlığı, salı günü *ABD* Başkanı Donald Trump’ın 2027 mali yılı için hazırladığı 1,5 trilyon dolarlık/*"savunma"*/ bütçesi talebine ilişkin yeni ayrıntıları paylaştı. Söz konusu talep, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde/*"savunma"*/ harcamalarında görülen en büyük yıllık artış olarak öne çıkıyor. Bütçe taslağı, 1,15 trilyon dolarlık ana fon talebi ile 350 milyar dolarlık ek bütçe isteğinden oluşuyor. Böylece geçen yıl ilk kez 1 trilyon dolar eşiğini aşan Pentagon bütçesi çok daha yukarı taşınmak isteniyor. Geçen yıl Trump yönetimi Kongre’den 892,6 milyar dolarlık ulusal savunma bütçesi istemiş, ardından 150 milyar dolarlık ek taleple toplam tutar 1 trilyon doların üzerine çıkarılmıştı. Pentagon yetkilileri, bu yıl bütçede /*“başkanlık öncelikleri”*/ adı verilen yeni bir kategori oluşturulduğunu da açıkladı. Bu başlık altında /*“Altın Kubbe”*/ füze savunma sistemi, insansız hava araçlarında üstünlük, yapay zekâ ve veri altyapısı ile silah sanayisi tabanının güçlendirilmesi yer alıyor. *Savaş makinelerine dev kaynak* Bütçede gemi inşası için 65 milyar doların üzerinde kaynak ayrılması planlanıyor. Bu kapsamda General Dynamics ve Huntington Ingalls Industries tarafından üretilecek 18 savaş gemisi ve 16 destek gemisinin tedariki hedefleniyor. Pentagon bu programı /*“Altın Filo”*/ girişimi olarak adlandırırken, bunun 1962’den bu yana en büyük gemi inşa talebi olduğu belirtiliyor. Hava gücü tarafında ise Lockheed Martin üretimi F-35 savaş uçaklarının yıllık alımının 85’e çıkarılması öngörülüyor. Uçak tedariki ile araştırma-geliştirme için toplam 102 milyar dolar ayrılması planlanırken, bunun bir önceki yıla göre yüzde 26’lık artış anlamına geldiği ifade ediliyor. Boeing’in geliştirdiği yeni nesil F-47 savaş uçağı programı da öncelikler arasında gösterilirken, Northrop Grumman’ın B-21 bombardıman uçağı için 6,1 milyar dolar isteniyor. İnsansız sistemler alanında ise Pentagon, bunun /*“ABD tarihindeki en büyük İHA savaşı ve İHA savar yatırımı”*/ olduğunu savunuyor. Bütçede otonom *İHA* platformları ve savaş alanı lojistiği için 53,6 milyar dolar, mühimmat, *İHA* savar teknolojileri ve gelişmiş sistemler için ise 21 milyar dolar talep ediliyor. Daha önce yaklaşık 225 milyon dolar alan Savunma Otonom Savaş Grubu’nun bütçesinin yaklaşık 54 milyar dolara çıkarılması planlanıyor. Yetkililer, bu paranın büyük bölümünün uzun vadeli temel araştırmalara değil, halihazırda mevcut teknolojilerin doğrudan askeri kullanıma sokulmasına ayrılacağını belirtiyor. Grubun, Pentagon’un önceki /*“Replicator”*/ (Eşleyici/Çoğaltıcı) *İHA* girişimini fiilen yuttuğu da doğrulandı. *Askeri yığınak büyürken yeni personel artışı geliyor* Trump yönetiminin bütçesi yalnızca silah sistemlerini değil, askeri insan gücünü de büyütmeyi hedefliyor. Buna göre 2027 mali yılında silahlı kuvvetlere 44 bin yeni personel eklenmesi planlanıyor. 2026’da da 20 binden fazla personel artışı gerçekleşmişti. Maaş artışları da alt kademeleri önceleyen biçimde kurgulanmış durumda. Genç er ve erbaşlara yüzde 7, onların üstlerine yüzde 6, en üst rütbelilere ise yüzde 5 zam öngörülüyor. Pentagon ayrıca daha fazla mühimmat programı için çok yıllı tedarik sözleşmeleri talep ediyor. Gerekçe olarak da büyük silah şirketleriyle onların küçük ve orta ölçekli tedarikçilerine üretimi genişletmeleri için /*“istikrar”*/ sağlanması gösteriliyor. Bütçede dikkat çeken bir başka unsur ise İran’a karşı yürütülen savaş için doğrudan kaynak ayrılmamış olması. Pentagon’dan üst düzey bir yetkili, sürecin zamanlaması nedeniyle İran’a dönük saldırıların kısa vadeli maliyetleri ve stok yenileme ihtiyaçları için ayrıca ek bütçe isteneceğini söyledi. *Silaha para, halka kesinti* Trump’ın dev Pentagon bütçesi *ABD* içinde de sert tartışmalara yol açtı. Tepkilerin merkezinde, askeri harcamalardaki rekor artışın sağlık, eğitim, konut ve sosyal yardım programlarında yeni kesintilerle finanse edilmek istenmesi var. Trump, askeri bütçeyi yaklaşık 445 milyar dolar artırmak isterken, buna kaynak yaratmak için sağlık araştırmaları, meslek eğitimi, ev ısıtma yardımları, çevre koruma ve afet yardımları gibi kalemlerde yüzde 10’a varan kesintileri gündeme getiriyor. Bu durum, milyonlarca emekçi için hayat pahalılığı ve sosyal güvencesizlik daha da derinleşirken, devlet kaynaklarının savaş aygıtına aktarılması anlamına geliyor. Trump’ın özel bir Paskalya yemeğinde yaptığı ve tepki çeken açıklamalar da bu tabloyu açık biçimde ortaya koydu. Trump burada /*“Savaş veriyoruz. Kreş, Medicaid, Medicare ile ilgilenmemiz mümkün değil... Bizim ilgilenmemiz gereken tek şey askeri koruma”*/ diyerek sosyal programları hedef aldı. Bu sözler, özellikle artan fiyatlar ve yüksek akaryakıt maliyetleri altında ezilen *ABD* halkı açısından yeni bir saldırı sinyali olarak değerlendiriliyor. Medicare ve Medicaid gibi geniş kitleleri kapsayan programların hedefe konulması, yaşlılar ve düşük gelirli kesimler açısından ciddi bir tehdit anlamına geliyor. *Askeri-sanayi kompleksine bayram* Trump’ın önerisinin en büyük kazananları ise silah tekelleri olacak. Lockheed Martin ve Boeing gibi dev savunma şirketlerinin bu bütçeyle kârlarını daha da artırması bekleniyor. Bütçeye tepki gösterenler, Pentagon’a ayrılan kaynakların emekçilerin sağlık sigortasına, uygun fiyatlı konuta, çocuk bakımına ve eğitime yönlendirilmesi durumunda halkın yaşamında çok daha büyük bir iyileşme sağlanabileceğini vurguluyor. *ABD*’de 289 grubun oluşturduğu bir koalisyon, bütçe artışını /*“son derece sorumsuz”*/ diye niteleyerek kınadı. Zaten dünyanın en yüksek askeri harcamasına sahip olan *ABD*’nin, kendisinden sonra gelen dokuz ülkenin toplamından daha fazla savunma harcaması yaptığı hatırlatılıyor. Eleştiriler yalnızca sosyal kesintilerle de sınırlı değil. Trump’ın önerisinin federal borcu önümüzdeki on yılda 5,8 trilyon dolar daha artıracağı hesaplanıyor. Halihazırda 39 trilyon dolara ulaşan kamu borcunun bu yolla daha da büyüyeceği belirtiliyor. *Denetimden geçemeyen Pentagon’a daha fazla para* Trump yönetiminin dev bütçe talebi, Pentagon’un yıllardır denetimlerden geçememesi gerçeğini de yeniden gündeme taşıdı. *ABD* Savunma Bakanlığı, Kongre’nin 2018’den bu yana zorunlu kıldığı yıllık denetimlerin hiçbirinden başarıyla çıkamadı. Buna rağmen bütçenin rekor düzeyde artırılması, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığının dahi açık biçimde bilinmediği bir yapıya daha fazla para aktarılması anlamına geliyor. Washington Post’a konuşan bazı yönetim yetkililerinin, Pentagon’a yığılacak bu dev paranın nasıl harcanacağı konusunda kendilerinin bile net olmadığını kabul ettiği belirtiliyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth’in geçmiş yöneticilik sicili de bu tartışmaları büyütüyor. *Diğer büyük askeri bütçeleri açık ara geride bırakıyor* Trump’ın 2027 için istediği 1,5 trilyon dolarlık Pentagon bütçesi, diğer büyük askeri bütçeleri de açık ara geride bırakıyor. Çin, 2026 savunma bütçesini yüzde 7 artırarak 1,91 trilyon yuana, yani yaklaşık 277 milyar dolara çıkardı. Rusya’nın 2026 için planladığı ulusal savunma harcaması 13 trilyon ruble, yani yaklaşık 157 milyar dolar düzeyinde. Türkiye’de ise 2026 merkezi yönetim bütçe icmaline göre Milli Savunma Bakanlığı bütçesi 1 trilyon 73 milyar 604 milyon lira olarak öngörüldü. Bu tutar, 2026 bütçe sunumundaki kur karşılığı esas alındığında yaklaşık 26 milyar dolar düzeyine denk geliyor. Başka bir deyişle Trump’ın tek başına Pentagon için istediği kaynak, Çin’in savunma bütçesinin yaklaşık 5,4 katına, Rusya’nınkinin yaklaşık 9,5 katına, Türkiye’nin Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin ise yaklaşık 58 katına ulaşıyor. *Emperyalist saldırganlık ve toplumsal yıkım el ele* Sonuçta Trump’ın 1,5 trilyon dolarlık Pentagon bütçesi, yalnızca askeri harcamalarda bir sıçrama değil; aynı zamanda *ABD*’de emekçilerin sağlık, barınma ve eğitim hakkından daha fazla fedakârlık yapmasının dayatılması anlamına geliyor. Kaynakların halka değil savaşa ayrıldığı bu tablo, emperyalist saldırganlığın içeride sosyal yıkımla nasıl el ele yürüdüğünü bir kez daha gösteriyor. *https://haber.sol.org.tr/haber/trumptan-pentagona-15-trilyon-dolarlik-butce-savasa-kaynak-halka-kemer-sikma-408713* <https://haber.sol.org.tr/haber/trumptan-pentagona-15-trilyon-dolarlik-butce-savasa-kaynak-halka-kemer-sikma-408713> *======================= * *Güney Kıbrıs’ta yayın yapan Simerini gazetesinde Türkiye aleyhinde çok sayıda detaylı askeri araştırma yazısı olan Dr. Yiannos Charalambides:* “Türkiye *KKTC*’deki varlığını sürekli güçlendiriyor. İkinci bir *HİSAR* bataryası getirdiler. Türk yapımı modern sistemler. Türkler eski sistemlerini aşamalı olarak değiştiriyor. Kendi ürettikleri daha yeni sistemler ile hem teknik anlamda hem de mühimmat açısından bağımsızlık sağlamaya çalışıyorlar. Bu sistem ekledikleri yeni bir radarla da destekleniyor. Silah sistemlerine *ALP* 100 radarını dahil ettiler. Türkler Beşparmak Dağlarında 500km menzilli büyük bir radar bulunduruyor. 250km menzilli bir diğer radar da Gönyeli’de. Şimdi ise üçüncü olarak *ALP* 100, 185km menzili ile tam ortada Kantara’da yer alıyor. Böylece alçak irtifadan uzun menzile kadar tüm boşlukları kapatarak bölgenin tamamını kontrol altına almış durumdalar. Bu durum sadece bizi değil komşu ülkeleri de ilgilendiriyor; yani Suriye, İsrail ve Lübnan’ı. Ulusal Muhafız Ordusu modernize edilmelidir. En azından temel bir caydırıcılığa sahip olmalıyız ki birkaç saat dayanabilelim. Böylece müttefiklerimiz gelip bize destek verebilsin.” *======================= * *POLITICO:* ▪️Beyaz Saray, *NATO* üyelerini başta İran savaşı olmak üzere *ABD*'nin adımlarına verdikleri destek düzeyine göre derecelendiren kademeli bir liste hazırlıyor. ▪️'Model' olarak görülen müttefiklerin ödüllendirilmesi öngörülürken; diğer üyelerin, askeri varlığın azaltılması veya iş birliğinin zayıflatılması gibi yaptırımlarla karşılaşabileceği belirtiliyor. *======================= * *What a deceitful nation you are!* Lies have made a home in your mouths. There is not a single instance in recent, distant, or even very distant history where Turks crucified their enemies. Those in the pictures are most likely Turks, not Armenians. We don’t know how to crucify. But Armenians do. Moreover, Armenians hide it, they don’t say it, but Armenian gangs committed many massacres in occupied Eastern Anatolia. Sometimes, they didn’t even serve as gang members, but directly as volunteer soldiers in the Russian and French armies. Of course, it was impossible for all this to go unpunished. ► *--* Yahu ne yalancı bir milletsiniz. Yalan sizin ağzınıza yuva yapmış. Yakın, uzak hatta çok uzak tarihte bile Türklerin düşmanlarını çarmıha gerdikleri tek bir vakıa yoktur. O resimlerdekiler büyük ihtimal Ermeni değil Türktür. Biz çarmıha germeyi bilmeyiz. Ama Ermeniler bilir. Dahası Ermeniler gizler, söylemez ama, Ermeni çeteleri işgal altındaki Doğu Anadolu’da çok fazla katliam yaptı. Bazen de çete olarak değil, doğrudan rus ve Fransız ordusunda gönüllü askerlik yaptılar. Bütün bunların karşılıksız kalması elbette mümkün değildi. ================== - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - /*Gruba mesaj göndermek icin */ *: * ozgur-gundem@googlegroups.com <mailto:ozgur-gundem@googlegroups.com> /*Gruba uye olmak icin */ *: * ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com /*Grup kurucusuna yazmak icin */ *: * *0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc * /*Grup Sayfamiz */ *: * *https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ * /*Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz */ *: * *http://orajpoyraz.blogspot.com/* <http://orajpoyraz.blogspot.com/> /*Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : */ *: * *0raj. p0yraz@neomailbox. net* <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>* **oraj. poyraz@openmail. cc* <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>