31 Mayıs 2026 Pazar

Dikkat sivil çatışma uyarısı!…

Arkadaşlar,

YouTube’da Sibel Edmonds Amerika’dan acil yayın yaparak iktidarın Türkiye’de halkı sokaklara dökeceğini ve araya sokacağı elemanları ile provokasyon yaparak bir katliam yaratacağını ve suçu muhaliflere yükleyerek ülkeyi bambaşka bir noktaya sürükleyeceğini iddia ediyor.

Bu olayla ilgili Trump’un dün programlarını iptal ederek Beyaz Saray’da acil toplantılar yaptığını,ayrıca dün gece İngiltere’de de hükumetin acil koduyla bir araya gelerek Türkiye ile ilgili durum değerlendirmesi yaptığını ifade ediyor.

Alınan mutlak butlan kararının ve aynı zamanda anlamsız bir şekilde Bilgi Üniversitesinin kapatılma nedeninin infial yaratıp halkı ve gençliği sokağa dökerek bu provokasyona zemin yaratmak olduğunu ifade ediyor.

Yaptığı video ile halkı bu oyuna düşmemesi için uyarıyor.

Bu olayların gerçekleşmesi durumunda kameralar kapalı olacağı için vatandaşların herşeyi kayıt almasını öneriyor.

Sibel Edmonds bir süre FBI da görev yapmış,güçlü bağlantıları olan,15 Temmuz olayı ile ilgili aylar öncesinden uyarı yapmış bir kişi.

Dikkatli olmakta yarar var.



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Geleneksel bir uçak gemisi filosunun inşası ve bakımı, bir ülkenin üstlenebileceği en pahalı ve teknolojik olarak en zorlu girişimlerden biridir.

Geleneksel bir uçak gemisi filosunun inşası ve bakımı, bir ülkenin üstlenebileceği en pahalı ve teknolojik olarak en zorlu girişimlerden biridir. Büyük maliyetler ve karmaşık lojistik nedeniyle, tarihsel olarak sadece birkaç küresel süper güç okyanuslar ötesine hava gücü yansıtabilmiştir. Ancak Türkiye bu seçkin kulübü alt üst etti. Türk Deniz Kuvvetleri, *TCG* Anadolu’yu denize indirerek, dünyanın ilk özel insansız hava aracı taşıyıcısını tanıttı ve tamamen yeni bir deniz savaşı kategorisi için bir model oluşturdu. *27*.*000* tonluk amfibi hücum gemisi başlangıçta Amerikan yapımı F-*35B* hayalet savaş uçaklarını taşımak için tasarlanmıştı. Siyasi değişiklikler bu planı iptal ettiğinde, Türk savunma planlamacıları devasa uçuş güvertesinin boşa gitmesine izin vermeyi reddetti. Bunun yerine, gemiyi silahlı insansız savaş hava araçları için yüzer bir komuta merkezi olarak hizmet verecek şekilde yeniden tasarladılar. Bu uyarlama, *TCG* Anadolu’yu küresel bir trend belirleyici haline getirerek, donanmalara deniz hava gücü yansıtmak için son derece etkili ve uygun fiyatlı bir alternatif sunmaktadır. Dondurulmuş Baltık’ta Konsepti Kanıtlamak *NATO*'nun Baltık Denizi’ndeki devasa Steadfast Dart tatbikatları sırasında, bir insansız hava aracı taşıyıcısının pratik muharebe etkinliği hakkındaki tüm şüpheler tamamen ortadan kalktı. Tam ittifak komutası altında faaliyet gösteren *TCG* Anadolu, amiral gemisi ve savunma merkezi olarak görev yaparak, insansız hava kanadını sert, dondurucu kış hava koşullarında test etti. Tatbikatlar sırasında, Türk yapımı bir Bayraktar *TB3* insansız hava aracı, geminin kavisli kayak rampasından otonom olarak havalandı, su üzerinde belirlenmiş bir yüzey hedefini takip etti ve akıllı mikro mühimmat kullanarak kusursuz bir hassas vuruş gerçekleştirdikten sonra güverteye güvenli bir şekilde indi. Bu kilometre taşı, *NATO* tarihinde bir uçak gemisi tabanlı insansız hava aracı için ilk tam gemi-hedef muharebe döngüsünü işaret etti. Çok haftalık tatbikat boyunca, Türk insansız hava araçları gemiden *230*’dan fazla başarılı sorti gerçekleştirdi ve insansız hava araçlarının tıpkı geleneksel savaş uçakları gibi yüksek tempolu operasyonları sürdürebileceğini kanıtladı. Uçan Hava Kanadının Gücü Bu denizcilik devriminin temel itici gücü, Türk havacılık firması Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar *TB3*’tür. Standart kara tabanlı dronlardan farklı olarak, *TB3* denizdeki yaşamın acımasız gerçekleri için özel olarak üretilmiştir. Geminin iç hangarlarına ve kargo garajlarına onlarca uçağın sıkıca yerleştirilmesine olanak tanıyan özel katlanır kanatlara sahiptir. Yerli üretim bir turbo dizel motorla çalışan *TB3*, *24* saatten fazla havada kalarak ufkun çok ötesinde kesintisiz gözetleme ve istihbarat taraması sağlayabilir. Lazer güdümlü roketler, gemisavar füzeler ve gezici mühimmatların esnek bir karışımını taşıyabilen altı kanat altı bağlantı noktasına sahiptir. Geminin öldürücülüğünü en üst düzeye çıkarmak için, Türk mühendisler dronları geminin merkezi sinir sistemine, yani *ADVENT* muharebe yönetim sistemine başarıyla entegre ettiler. Bu yazılım bağlantısı, dronların gemi için gelişmiş keşif gözleri olarak hareket etmesine olanak tanır. Bir insansız hava aracı yüzlerce mil ötede düşman tehdidi tespit ederse, hedef verilerini anında uçak gemisine ve ona eşlik eden fırkateynlere ileterek, filonun radar tespitine maruz kalmadan uzun menzilli füze saldırılarını koordine etmesine olanak tanır. Küresel Donanmalar İçin Ölçeklenebilir Bir Şablon *TCG* Anadolu’nun gerçek önemi, orta güç ülkelerinin filolarını nasıl tasarladıklarını değiştirme potansiyelinde yatmaktadır. Tek bir Amerikan veya İngiliz uçak gemisi satın almak ve işletmek milyarlarca dolara mal olur ve binlerce yüksek eğitimli mürettebat üyesi gerektirir. Bir insansız hava aracı taşıyıcısı bunun çok daha düşük bir maliyetine sahiptir, çok daha az mürettebat gerektirir ve insan pilotları riske atmayan tek kullanımlık uçaklar kullanır. Bu muazzam değeri fark eden diğer denizci ülkeler, Türk modelini taklit etmek için acele ediyorlar. Büyük Avrupa savunma şirketleri, İtalya ve İspanya gibi donanmalar tarafından işletilen kısa güverteli amfibi gemilere Bayraktar *TB3*’ü sertifikalandırmak ve entegre etmek için ortak girişimler kurdular bile. Sıradan helikopter rıhtımlarını ölümcül insansız hava aracı fırlatma üslerine dönüştürerek, daha küçük ordular daha önce mali imkanlarının ötesinde olan gelişmiş hava saldırısı ve gözetleme yeteneklerine anında kavuşabilirler. *TCG* Anadolu, insansız hava araçlarının uçuş güvertesinde insanlı savaş uçaklarının yerini başarıyla alabileceğini kanıtlayarak deniz havacılığının geleceğini temelden değiştirdi. Türkiye’nin geleneksel bir uçak gemisinden insansız hava aracı merkezli bir amiral gemisine yaptığı yenilikçi geçiş, modern dünya için çok yönlü, düşük maliyetli ve son derece ölümcül bir plan sunmuştur. Daha fazla ülke bütçelerini aşmadan deniz sınırlarını güvence altına almaya çalışırken, insansız hava aracı uçak gemisi konsepti şüphesiz küresel deniz stratejisinin yeni neslini tanımlayacaktır. https://www.facebook.com/themilitarychannelusa - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

30 Mayıs 2026 Cumartesi

Beyaz Önlüğün Proleterleşmesi

Beyaz Önlüğün Proleterleşmesi Türkiye’de hekimlik uzun yıllar boyunca yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda yüksek düzeyde entelektüel özerklik taşıyan bir kamusal otorite alanıydı. Hekim; devlet memuru olabilir, serbest çalışabilir, muayenehane açabilir, akademik üretim yapabilir, kendi mesleki sermayesini bağımsız biçimde yönetebilirdi. Bugün ise sağlık sisteminde çok daha farklı bir dönüşüm yaşanıyor. Yeni düzenlemelerle birlikte özel sektörde çalışan hekimlerin giderek daha büyük kısmı 4A statüsüne geçiriliyor. İlk bakışta bu durum; ► sigorta güvencesi, ► emeklilik standardizasyonu, ► kayıtlı çalışma, ► iş hukuku koruması gibi gerekçelerle açıklanıyor. Fakat meselenin görünmeyen tarafı daha derin. Çünkü burada yalnızca *SGK* kodu değişmiyor. Bir mesleğin sosyolojik konumu yeniden tanımlanıyor. Hekim artık sistem içinde; ► bağımsız profesyonel, ► serbest meslek sahibi, ► bilgi üreticisi olarak değil; kurumsal organizasyonun bordrolu /*“iş gücü birimi”*/ olarak konumlandırılıyor. Üstelik bu dönüşüm çok ilginç bir ekonomik zeminde gerçekleşiyor. Bugün büyük özel hastane zincirlerinin önemli kısmında; ► hastane binası yatırım fonlarının, gayrimenkul şirketlerinin ya da banka finansmanlarının üzerinde, ► cihazların büyük kısmı leasing sistemiyle edinilmiş, ► sarf malzemeleri konsinye, ► ilaçlar vadeli, ► işletme sermayesi kredi ve *SGK*, sigorta ve nakit akışıyla dönen bir yapı içinde. Yani ortada çoğu zaman anlatıldığı gibi /*“tamamı patronun öz sermayesiyle kurulmuş devasa bir mülkiyet düzeni”*/ yok. Hatta çoğu zaman, mülkiyet yanılsaması üzerine kurulmuş finansal organizasyonlardan ibaret yapılar söz konusu. Anadolu’nun eski bir sözü vardır: “/*Derenin taşıyla elin kuşunu vurmak.”*/ Modern özel sağlık sistemi bazen tam da buna benziyor. Çünkü; ► bina başkasının finansmanıyla, ► cihaz leasing ile, ► malzeme tedarikçinin sermayesiyle, ► günlük nakit *SGK* akışıyla, ► asıl üretim ise hekimin bilgi emeğiyle dönüyor. Fakat bütün bu yapının sonunda /*“sermaye sahibi”*/ olarak görülen yine şirket oluyor; sistemi fiilen üreten hekim ise bordrolu çalışan statüsüne indirgeniyor. Oysa bu sistemin gerçek üretim gücü hâlâ hekimdir. Hasta, binaya değil hekime güvenir. Tanıyı cihaz değil hekim koyar. Tıbbi sorumluluğu şirket değil hekim taşır. Malpraktis davasında mahkeme salonuna holding *CEO*’su değil hekim çıkar. İlginçtir; sağlık ekonomisinin finansal mimarisini kuranlar çoğu zaman /*“yatırımcı”*/ diye anılırken, sistemin gerçek yükünü taşıyan hekimler /*“gözü doymayan”*/ taraf olarak yaftalanabiliyor. Daha çarpıcı olan ise şudur: Birçok özel hastanede hekimin aldığı ücret gerçekte klasik anlamda maaş bile değildir. Hekim çoğu zaman kendi yarattığı ciro üzerinden ödeme alır. Yani; ► hastanenin giderini fiilen hekim üretir, ► cihaz amortismanını hekim karşılar, ► sekreterden elektriğe kadar tüm sistemi döndüren gelir hekimin emeğinden çıkar, ► hatta kurum markasının değeri bile büyük ölçüde hekim kadrosuyla oluşur. Ama bütün bunlara rağmen hukuki statüde /*“işçi”*/, ekonomik düzlemde ise /*“maliyet kalemi”*/ olarak görülür. İşte bugünkü gerilim tam burada başlıyor. Çünkü klasik işçi tanımı ile hekim emeği arasında yapısal bir fark vardır. Sanayi toplumunda işçi; üretim aracına sahip olmayan bedensel emekti. Oysa hekimin üretim aracı; kendi zihni, bilgisi, uzmanlığı ve yıllarca biriktirdiği bilimsel sermayedir. Bir kardiyoloğun uzmanlığı olmadan anjiyo laboratuvarı yalnızca pahalı bir metal yığınıdır. Bir radyoloğun yorum gücü olmadan *MR* cihazı elektrik tüketen bir mıknatıstan ibarettir. Fakat mevcut dönüşüm, hekimi giderek; ► performans metriğine indirgenmiş, ► puan üreten, ► hasta sirkülasyonu yöneten, ► kurumsal hedef baskısıyla çalışan bir /*“beyaz yakalı sağlık personeli”*/ modeline yaklaştırıyor. Bu yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda kültürel bir statü dönüşümüdür. Çünkü toplumda hekimliğin tarihsel ağırlığı yalnızca gelirle ilgili değildi. Karar verme özerkliği, entelektüel bağımsızlık, mesleki itibar bu alanın temeliydi. Ve bütün bunlar, soğuk suda yavaş yavaş kaynatılan kurbağa misali, gözümüzün önünde elimizden alındı. Şimdi ise hekim giderek daha fazla; ► *KPI* (Key Performance Indicator), ► performans, ► ciro, ► müşteri memnuniyeti, ► kurumsal verimlilik başlıklarıyla tanımlanıyor. Yani tıp, kamusal bir meslek olmaktan çıkıp kurumsal hizmet endüstrisinin alt başlığı hâline geliyor. Belki de bugün yaşanan şey yalnızca bir *SGK* statü değişikliği değildir. Belki de bu, Türkiye’de beyaz önlüğün yavaş yavaş proleterleşmesidir. Belki de artık beyaz önlük değil, siyah bir matem örtüsü taşıyoruz. Bir de işin en hazin tarafı şu galiba… Sayısı binleri bulan hekim gruplarında bu meseleleri konuşan yine 3-5 kişi. Geri kalanlarımız ise büyük bir medeniyet sessizliği içinde… Kimimiz: “/*Şimdi sırası mı?”*/ diyor. Kimimiz: “/*Aman tadımız kaçmasın…”*/ diye düşünüyor. Kimimiz makam bekliyor, kimimiz ihale, kimimiz yöneticilik, kimimiz de yalnızca hedef tahtasına konmaktan korkuyor. Belki de artık en başarılı hekim; en çok hastaya bakan değil, en sessiz kalan hekimdir. Zaten modern sistemin ideal doktor modeli de bu galiba: Çok çalışacak, çok üretecek, çok susacak. Daha çok sömürülecek. Benim yaklaşık 20 yıl önce Kastamonu’da çalıştığım dönemde, tabip odası seçimlerini kazandığımız günlerde; /*“Sağlıkta Dönüşüm”*/e karşı beyaz yerine siyah önlük giyilmesini önerdiğim zamanları hatırlıyorum. O günlerde birçok kişiye abartılı gelen şeyler, bugün gündelik gerçeğe dönüştü. Meslek hırpalandı. Yıprandı. Parçalandı. Şimdi dönüp baktığımda, beyaz önlüğün yavaş yavaş bir matem örtüsüne dönüştüğünü görüyorum. Artık meftayı kaldırmak kime düşer bilmiyorum… Ama galiba bir mesleğin ardından ilk kez bu kadar sessiz duruyoruz. Allah rahmet eylesin. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Gazze’de çocuklar bir damla temiz suya ulaşmak için mücadele ediyor.

Gazze’de çocuklar bir damla temiz suya ulaşmak için mücadele ediyor. <https://t.me/buzznews_tr/15871> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Retired Rear Admiral Dr. Cihat Yaycı: Greece Stole the Blue Homeland Too

Retired Rear Admiral Dr. Cihat Yaycı: Greece Stole the Blue Homeland Too

As Retired Rear Admiral Dr. Cihat Yaycı pointed out, Greece’s never-ending cultural theft has reached a new dimension.

For years, those who have tried to appropriate the authentic Turkish cuisine and culture by calling cacık “caciki,” baklava “baklavas/baklavaki,” zeybek “zeybekiko,” and Turkish coffee “Greek coffee,” have now set their sights on the symbol of our rights in our seas.

With a new perception operation launched on Greek social media, they are attempting to steal this national term by saying “The Blue Homeland is Greek” and “The Real Blue Homeland.”

Moreover, this shamelessness goes so far as to claim that even Behçet’s disease, discovered by the first Turkish doctor Hulusi Behçet, was discovered by a Greek doctor.

Dr. Yaycı noted that it is no coincidence that the word “Greek” in English slang means “thief.”

Cihat Yaycı emphasizes that we must be vigilant against this mentality that attempts to create its own history without any historical evidence.

He also has a very clear warning for our citizens who consume our own values ​​in Greece, mistaking them for “Greek food”: We must protect all our cultural and national values, from Maraş ice cream to Gaziantep baklava, from Turkish coffee to the Blue Homeland!

Cihat Yaycı concludes his speech with an English message: “There is no limit to the theft of the Greeks.

Stealing food, Turkish music, Turkish culture...

Stolen Blue Homeland.”

— — — — —

Müstafi Tümamiral Dr. Cihat Yaycı: Yunanistan Mavi Vatan’ı da çaldı

Müstafi Tümamiral Dr. Cihat Yaycı’nın dikkat çektiği üzere, Yunanistan’ın bitmek bilmeyen kültür hırsızlığı yeni bir boyuta ulaştı.

Yıllarca cacığa “caciki”, baklavaya “baklavas/baklavaki”, zeybeğe “zeybekiko”, Türk kahvesine “Greek kahve” diyerek özbeöz Türk mutfağını ve kültürünü kendilerine mal etmeye çalışanlar, şimdi de gözünü denizlerimizdeki haklarımızın sembolüne dikti.

Yunan sosyal medyasında başlatılan yeni algı operasyonuyla, “Mavi Vatan Yunan’dır” ve “Gerçek Blue Homeland” diyerek bu milli terimimizi çalmaya kalkışıyorlar.

Üstelik bu sınır tanımazlık, ilk Türk doktor Hulusi Behçet’in bulduğu Behçet hastalığını bile bir Yunan doktorun bulduğunu iddia etmeye kadar varıyor.

İngilizce argoda “Greek” kelimesinin “hırsız” anlamına gelmesinin bir tesadüf olmadığını belirten Dr. Cihat Yaycı, hiçbir tarihi delili olmadan kendi kendilerine bir tarih üretmeye çalışan bu zihniyete karşı uyanık olmamız gerektiğini vurguluyor.

Kendi değerlerimizi Yunanistan’da “Yunan yemeği” sanarak tüketen vatandaşlarımıza da çok net bir uyarı var: Maraş dondurmasından Gaziantep baklavasına, Türk kahvesinden Mavi Vatan’a kadar tüm kültürel ve milli değerlerimize sahip çıkmalıyız!

Cihat Yaycı İngilizce mesajla konuşmasını noktalıyor: “There is no limit to the theft of the Greeks.

Stealing food, Turkish music, Turkish culture...

Stolen Blue Homeland.”

https://www.facebook.com/reel/1233263658729605







- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Retired Rear Admiral Dr. Cihat Yaycı: Greece Stole the Blue Homeland Too

Retired Rear Admiral Dr. Cihat Yaycı: Greece Stole the Blue Homeland Too As Retired Rear Admiral Dr. Cihat Yaycı pointed out, Greece’s never-ending cultural theft has reached a new dimension. For years, those who have tried to appropriate the authentic Turkish cuisine and culture by calling cacık /*“caciki,”*/baklava /*“baklavas/baklavaki,”*/zeybek /*“zeybekiko,”*/and Turkish coffee /*“Greek coffee,”*/have now set their sights on the symbol of our rights in our seas. With a new perception operation launched on Greek social media, they are attempting to steal this national term by saying /*“The Blue Homeland is Greek”*/and /*“The Real Blue Homeland.”*/ Moreover, this shamelessness goes so far as to claim that even Behçet’s disease, discovered by the first Turkish doctor Hulusi Behçet, was discovered by a Greek doctor. Dr. Yaycı noted that it is no coincidence that the word /*“Greek”*/in English slang means /*“thief.”*/ Cihat Yaycı emphasizes that we must be vigilant against this mentality that attempts to create its own history without any historical evidence. He also has a very clear warning for our citizens who consume our own values ​​in Greece, mistaking them for /*“Greek food”*/: We must protect all our cultural and national values, from Maraş ice cream to Gaziantep baklava, from Turkish coffee to the Blue Homeland! Cihat Yaycı concludes his speech with an English message: “There is no limit to the theft of the Greeks. Stealing food, Turkish music, Turkish culture... Stolen Blue Homeland.” — — — — — Müstafi Tümamiral Dr. Cihat Yaycı: Yunanistan Mavi Vatan’ı da çaldı Müstafi Tümamiral Dr. Cihat Yaycı’nın dikkat çektiği üzere, Yunanistan’ın bitmek bilmeyen kültür hırsızlığı yeni bir boyuta ulaştı. Yıllarca cacığa /*“caciki”*/, baklavaya /*“baklavas/baklavaki”*/, zeybeğe /*“zeybekiko”*/, Türk kahvesine /*“Greek kahve”*/ diyerek özbeöz Türk mutfağını ve kültürünü kendilerine mal etmeye çalışanlar, şimdi de gözünü denizlerimizdeki haklarımızın sembolüne dikti. Yunan sosyal medyasında başlatılan yeni algı operasyonuyla, /*“Mavi Vatan Yunan’dır”*/ ve /*“Gerçek Blue Homeland”*/ diyerek bu milli terimimizi çalmaya kalkışıyorlar. Üstelik bu sınır tanımazlık, ilk Türk doktor Hulusi Behçet’in bulduğu Behçet hastalığını bile bir Yunan doktorun bulduğunu iddia etmeye kadar varıyor. İngilizce argoda /*“Greek”*/ kelimesinin /*“hırsız”*/ anlamına gelmesinin bir tesadüf olmadığını belirten Dr. Cihat Yaycı, hiçbir tarihi delili olmadan kendi kendilerine bir tarih üretmeye çalışan bu zihniyete karşı uyanık olmamız gerektiğini vurguluyor. Kendi değerlerimizi Yunanistan’da /*“Yunan yemeği”*/ sanarak tüketen vatandaşlarımıza da çok net bir uyarı var: Maraş dondurmasından Gaziantep baklavasına, Türk kahvesinden Mavi Vatan’a kadar tüm kültürel ve milli değerlerimize sahip çıkmalıyız! Cihat Yaycı İngilizce mesajla konuşmasını noktalıyor: “There is no limit to the theft of the Greeks. Stealing food, Turkish music, Turkish culture... Stolen Blue Homeland.” https://www.facebook.com/reel/1233263658729605 <https://www.facebook.com/reel/1233263658729605> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Ondekine_Cakabilirim

Türk F16 pilotunun Yunan savaş uçağına kilitlendiği ve "Öndekine çakabilirim" dediği anlar yeniden
gündem oldu.




- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Gazeteci Nuray Başaran:

Gazeteci Nuray Başaran: *_“Özgür Özel'e kısa süre içerisinde iki farklı soruşturma açılacak. Meclis'e getirilecek fezlekelere Kılıçdaroğlu yönetimi karşı çıkmayacak. Özel'in bazı CHP'li isimlerle birlikte dokunulmazlığı kaldırılacak.”_* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Müslüman imam Halil Konakçı:,,"Gençler Ateizm, Deizm gibi şeytani düşüncelere meylediyor.

Müslüman imam Halil Konakçı: /"Gençler Ateizm, Deizm gibi şeytani düşüncelere meylediyor./ /Laik eğitim yüzünden gençlerde imani duygu zayıfladı./ /Medrese tarzı eğitim sistemiyle gençlerdeki imanı güçlendirmeliyiz./ /Mazallah 50 sene sonrasını düşünemiyorum./ /Bizim gibi din adamlarına çok iş düşüyor./ /_Gençler bize bakıp Müslümanlığı örnek almalı."_/ - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

28 Mayıs 2026 Perşembe

Askeri hastaneler yeniden açılıyor mu? GATA iddiası yeniden gündemde

*Askeri hastaneler yeniden açılıyor mu? GATA iddiası yeniden gündemde* Türkiye’de yıllardır tartışılan askeri hastaneler konusu yeniden gündeme geldi. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in /*“yoğun çalışma yürütülüyor”*/ açıklaması sonrası gözler yeniden *GATA* ve askeri sağlık sistemine çevrildi. *BU ARADA HABERDE SUNULAN GÖRSELE DİKKAT. BU BİR İLK. TÜRKİYE'DE İLK BEŞ YILDIZLI GENERAL===>* *28.05.2026 - 09:56* *2016* yılında Sağlık Bakanlığı’na devredilen askeri hastanelerin yeniden açılacağı yönündeki iddialar kamuoyunda yeniden tartışılmaya başladı. Özellikle sosyal medyada yayılan /*“askeri hastaneler geri dönüyor”*/ paylaşımları sonrası konu yeniden gündemin üst sıralarına çıktı*.S*on dönemde yapılan açıklamalar ve kulislere yansıyan bilgiler, askeri sağlık sisteminde yeni bir yapılanma ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. *Bakan Güler’den dikkat çeken açıklama* Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, *TBMM* Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı açıklamada askeri hastanelerin yeniden açılması için yoğun çalışma yürütüldüğünü söyledi*.G*üler’in özellikle askeri tabip ihtiyacına dikkat çektiği ve sağlık kapasitesinin güçlendirilmesi için hazırlık yapıldığını belirttiği aktarıldı. Altın fiyatlarında sert düşüş! *ABD*-İran gerilimi sonrası piyasalar hareketlendi Altın fiyatlarında sert düşüş! *ABD*-İran gerilimi sonrası piyasalar hareketlendi *GATA yeniden askeri hastane mi olacak?* Kulislerde en çok konuşulan başlıklardan biri de Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu. Bazı haberlerde *GATA*’nın yeniden askeri hastane statüsüne alınabileceği ve Milli Savunma Bakanlığı’na devri için çalışmalar yapıldığı öne sürüldü*.İ*ddialara göre özellikle savaş cerrahisi, askeri travma yönetimi ve saha sağlık hizmetleri alanlarında yeni yapılanmalar değerlendiriliyor. *Askeri hastaneler neden kapatılmıştı?* *15* Temmuz *2016*’daki darbe girişiminin ardından Türkiye genelindeki askeri hastaneler Sağlık Bakanlığı’na devredilmişti. Bu süreçte: *GATA* dahil askeri sağlık kurumları sivilleştirildi Çok sayıda askeri doktor farklı kurumlara geçti Askeri sağlık sistemi yeniden yapılandırıldı “*/Türkiye NATO’da askeri hastanesi olmayan tek ülke”/ tartışması* Son dönemde hem siyaset hem sağlık çevrelerinde askeri hastaneler yeniden tartışma konusu oldu*.B*azı değerlendirmelerde Türkiye’nin *NATO* içinde askeri hastanesi bulunmayan tek büyük askeri güç olduğuna dikkat çekildi. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

BRAVO İTALYA VE BAŞBAKAN MELONİ'YE

*Halkını ne güzel savunmuş hanımefendi. Sonsuz tebrikler ve alkışlar ona…* Eşbaşkan ne düşünüyor acaba? **BRAVO İTALYA VE BAŞBAKAN MELONİ'YE** İtalya Başbakanı Meloni; ► "İtalyan halkının sabrı tükendi. Ülke genelinde petrol azalıyor ve İran’a karşı savaşında tüm dünyayı işin içine çekmeye karar veren akıl sağlığı yerinde olmayan bir cumhurbaşkanı yüzünden fabrikalar kapanacak. Bu ay Hürmüz Boğazı’nı İtalyan gemilerine açmak için İran’a gideceğim ve onları tamamen destekleyeceğiz çünkü haklılar ve bunu kimse gizlemiyor. Sınırlarındaki boğaz, dünyaya baskı uygulamak için kullanılıyor; Bu onların hakkı ve dünya artık gerçeği biliyor. Trump İran petrolünü istiyor, biz de İran petrolünü istiyoruz, ancak İtalya bunu meşru yollarla ve parayla istiyor, Amerika ise sadece yağmalayıp çalmak istiyor." - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Bir okulda düzenlenen Atatürk büstü önündeki bayrak törenine katılmayı reddeden öğrencinin avukatı, tutanak tutan öğretmen hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.

*Bir okulda düzenlenen Atatürk büstü önündeki bayrak törenine katılmayı reddeden öğrencinin avukatı, tutanak tutan öğretmen hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.* Bayrak töreni, adı üstünde, İstiklal Marşı’nın okunduğu bir etkinliktir. Ancak bu hüdapar zihniyete sahip kişiler, asıl kinlerini Türk bayrağına karşı besliyorlar. Böyleleri ya devlet korumasına alınmalı ya da ailesiyle birlikte ülke dışına sürülmelidir. Andımızı kaldırdılar, şimdi de İstiklal Marşı’na ve bayrağa saldırıyorlar..... - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

The titles chosen by the Ottoman sultans, signifying their claim to the Roman legacy.

The titles chosen by the Ottoman sultans, signifying their claim to the Roman legacy. 1. /**/Mehmed II /*“Sultan of the two lands, Emperor of the two seas, and Emperor of Rome”*//*“Sultan of two lands, Emperor of two seas, and Emperor of Rome.”*//*“Heir to the realm of Caesar”=>*/ 2. Suleiman I Among the titles used by Suleiman the Magnificent in his letters to European rulers: /*“I, the Emperor of Rome…”*/ 3. Bayezid II /*“Basileus Basileon”*/(/*“King of Kings”*/) /*“Megistos Basileus”*/(/*“The Greatest Emperor”*/) /*======================= */ /*Osmanlı sultanlarının Romanın mirasına sahip çıktıklarını belirttikleri ve kendi seçtikleri ünvanlar*/ 1. /II. Mehmed /*“Sultanü’l-berreyn ve hakanü’l-bahreyn ve Kayser-i Rûm”*///*“İki karanın sultanı, iki denizin hakanı ve Roma’nın Kayseri.”*///*“Kayser mülkünün vârisi”* 2. I. Süleyman Kanuni’nin Avrupa hükümdarlarına gönderdiği mektuplarda kullandığı unvanlar arasında: /*“Ben ki Rum Kayseri…”*/ 3. II. Bayezid /*“Basileus Basileon”*/(/*“Kralların Kralı”*/) /*“Megistos Basileus”*/(/*“En Büyük İmparator”*/) ======================= *Suleiman I (Suleiman the Magnificent)* *II Beyazıt* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Dr. M. Yavuz Dedegil: AB üyesi Güney Kıbrıs’ta stratejik gelişmeler

Dr. M. Yavuz Dedegil: AB üyesi Güney Kıbrıs’ta stratejik gelişmeler

30.04.2026

Güney Kıbrıs gibi, nüfȗsu bir milyonun altında ve ekonomik-teknik açıdan marjinal bir yapay devlet, neden AB’ye müstakil ortak olarak alındı?

Akeniz’de Malta, Girit ve özellikle Kıbrıs adaları, Batı Avrupa ile Ortadoğu arasında stratejik bir öneme sahiplerdir. Bu yüzden Íngilizlerin Kıbrıs’ta, Íngiltere devleti toprağı olarak tescilli, iki askerî üsleri vardı ve Íngiltere AB’ye girerken yaptığı anlaşmada bu üslerin bulunduğu bölgeyi, AB’ye dahil ettirmemişti. Böylece bu üsler tamamen AB dışında tutulmuştu, diğer AB ortaklarının bu bölge hakkında herhangi bir söz hakkı yoktu. 

Güney Kıbrıs AB’ye alındıktan sonra, orada Fransa ve Almanya stratejik birer yapılanmaya giriştiler. Lübnan ve Suriye’deki iç savaşlar ve Birleşmiş Milletlerin oraya bir „barış gücü“ gönderme kararı bunun için bir fırsattı. Her iki ülke de bu vesile ile, bir ayağı Suriye ve Lübnan’da  olmak üzere, Güney Kıbrıs’da askeri üsler kurarak, Íngiltere’nin Doğu Akdeniz hâkimiyetini kendi lehlerine dengelemeye giriştiler.

Bu gelişmeleri Yapay Zekâya sordum. Sorum ve aldığım cevapların Türkçe tercümeleri aşağıdadır.

Fransa, Güney Kıbrıs’ta ne zaman bir deniz üssü kurdu?

Fransa, Güney Kıbrıs’ta tamamen yeni ve kendine ait bir deniz üssü kurmadı, ancak uzun süredir yakın bir savunma işbirliği kapsamında Kıbrıs Rum tarafının altyapılarını kullanmaktadır.

Bu gelişmenin en önemli dönüm noktaları şunlardır:

Nisan 2017: Fransa ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında kapsamlı bir savunma anlaşmasının imzalanması.

Mayıs 2019: Mari’de (Limasol yakınlarında) bulunan “Evangelos Florakis” deniz üssünün modernizasyonu ve genişletilmesinin duyurulması. Amaç, üssü büyük Fransız savaş gemilerini (uçak gemileri dahil) kalıcı olarak barındırabilecek şekilde güçlendirmekti.

Ağustos 2020: 2017 tarihli savunma anlaşması resmi olarak yürürlüğe girdi. O zamandan beri Fransa, Mari üssüne ayrıcalıklı erişim hakkına sahip ve burayı Doğu Akdeniz’deki lojistik bir düğüm noktası olarak kullanıyor.

Aralık 2025 / İlkbahar 2026: Bölgesel gerilimler (özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar bağlamında) nedeniyle varlık daha da yoğunlaştırıldı. 2026–2030 için yeni bir eylem plânı, daha da sıkı bir askeri entegrasyon ve Fransız birliklerinin kalıcı olarak konuşlandırıl-masını öngörüyor.

Özetle şunu söyleyebiliriz: Mari üssünün neredeyse kalıcı olarak kullanılması için hukuki ve yapısal temeller 2017 ile 2020 yılları arasında atılmıştır. Asker sayısında belirgin bir artış ve fiili konuşlandırma şu anda 2026 yılında gerçekleşmektedir.

Böylece Fransa, Kıbrıs’ın koruyucu gücü ve bölgedeki Türk iddialarına karşı bir denge unsuru olarak konumlanmaktadır.

 

Almanya, Güney Kıbrıs’ta ne zaman bir deniz üssü kurdu?

Almanya, örneğin Akrotiri ve Dekelia gibi egemenlik alanlarına sahip Birleşik Krallık’ın aksine, Kıbrıs’ta kendine ait kalıcı bir deniz üssü kurmamıştır.

Ancak Bundeswehr, uluslararası misyonlar kapsamında uzun yıllardır Kıbrıs Cumhuriyeti’nin altyapısını kullanmaktadır. Alman varlığına ilişkin ayrıntılar şunlardır:

1. Limasol’daki lojistik üssü (2006’dan beri)

UNIFIL (Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü) misyonu kapsamında Almanya, Ekim 2006’da Limasol Limanı’nda bir lojistik üssü kurmuştur.

Amaç: Lübnan açıklarındaki deniz alanını gözetleyen Alman birimlerinin ikmal, onarım ve personel değişimi.

Yapı: Bu, uluslararası hukuk anlamında bir Alman üssü değil, Kıbrıs limanının bir kısmını kullanan bir Alman görev birliğidir. Alman malzemelerini ve kampı korumak için orada sürekli olarak bir Donanma güvenlik birliği (çoğunlukla Eckernförde’deki Deniz Piyade Taburu’ndan) konuşlandırılmıştır.

2. 2026 Yılında Stratejik Önemi

Mevcut bağlamda (2026 ilkbaharı itibarıyla), Bundeswehr’in Kıbrıs’ı kullanımı daha da sağlamlaşmıştır, ancak bu kullanım işbirliği çerçevesinde kalmaktadır:

Tahliye merkezi: Orta Doğu’daki istikrarsız durum nedeniyle Kıbrıs, Almanya için tahliye operasyonlarının (özel koruma görevleri) birincil toplanma noktası olarak hizmet vermektedir.

Yeni inşaat yok: Fransa, kendi uçak gemilerini konuşlandırabilmek için “Evangelos Florakis” deniz üssünü büyük ölçüde genişletirken, Almanya rotasyonel birimler için Limasol’daki mevcut kapasitelerin kullanımına devam etmektedir.

Siyasi duruş: Federal Hükümet, en son Mart 2026‘da, Bundeswehr’in odak noktasının öncelikle NATO’nun doğu kanadında olduğunu ve Doğu Akdeniz’de, sıfırdan kendi kalıcı askeri üssünü kurmak yerine, Fransa gibi ortaklarla iş bölümü yapmaya ağırlık verdiğini vurguladı.

Özetle: Almanya, 2006 yılından beri Limasol’da askeri olarak mevcuttur, ancak burada kendi üssünü egemen bir Alman toprağı olarak işletmek yerine, konuk olarak Kıbrıs altyapısını kullanmaktadır.

Translated with DeepL.com (free version)

 





- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


GÜNDEM 2605281618

1. Anthropic Cofounder Travels to Vatican, Tells Pope They’re Finding “Unsettling” Things Inside AI Models <#mozTocId898471> 2. Anthropic Kurucu Ortağı Vatikan’a Gitti, Papa’ya Yapay Zeka Modellerinde “Rahatsız Edici” Şeyler Bulduklarını Söyledi <#mozTocId947627> 3. New Website Detects Apocalypse If Billionaire Jets Start Fleeing en Masse <#mozTocId113444> 4. Yeni Bir Web Sitesi, Milyarder Jetleri Toplu Halde Kaçmaya Başlarsa Kıyametin Gelebileceğini Tespit Ediyor <#mozTocId787762> 5. Haldun Solmazturk: “NERESİ YASLI ADA BE.! CANINA OKUMUŞSUN [ADANIN]…!” <#mozTocId662480> 6. Barış Terkoğlu“Hak verilmez alınır” <#mozTocId779485> ======================= *Anthropic Cofounder Travels to Vatican, Tells Pope They’re Finding “Unsettling” Things Inside AI Models* The double standard is hard to miss. By Victor Tangermann Published May *27,* *2026* 8:*49* *AM* *EDT* A young man with dark hair and glasses is speaking into a microphone. He is wearing a black suit, white shirt, and striped tie. The background is bright yellow with a blurred chair visible behind him. The image has a high-contrast, stylized effect. A photograph of cofounder of *US* artificial intelligence (*AI*) company Anthropic, Christopher Olah, attending the Vatican. The image is color-treated in an offset screenprint style and set against a field of neon yellow. Ever since being anointed as the leader of the Catholic Church last year, Pope Leo has been an outspoken critic of *AI.* Most recently, in his first encyclical, he called for the tech to be /*“disarmed,”*/ accusing it of facilitating the emergence of /*“new digital slaveries”*/ and criticizing its enormous carbon footprint. The rebuke, however, was made while sitting next to a highly unusual bedfellow: Anthropic billionaire and self-described atheist Chris Olah. During a presentation of the encyclical, Olah argued that /*“religious communities, civil society, scholars, and governments”*/ should intervene to set rules and stop *AI* from /*“dominating humanity,”*/ as the pope put it in his letter. The unlikely pairing up shows how Anthropic is going to extreme lengths to position itself as the ethical choice in the industry, emphasizing its work on *AI* safety and alignment. At the same time, Anthropic continues to play a major role in establishing the precise world order Pope Leo warned against in his latest encyclical. That’s something that hasn’t flown over the heads of Anthropic’s leadership, with Olah forebodingly revealing that he and his team /*“keep finding things that are mysterious, even unsettling”*/ during his remarks at the event. The degree of dissonance is baffling. In his letter, the Pope stated outright that *AI* can only /*“imitate certain functions of human intelligence”*/ and can’t /*“undergo experiences”*/ and does not /*“possess a body”*/ or /*“feel joy or pain.”*/ Olah, on the other hand, seemingly contradicted him by arguing during his remarks that he and his team have found /*“internal states that functionally mirror joy, satisfaction, fear, grief, and unease.”*/ Put simply, Anthropic appears to want it both ways. The Claude developer is simultaneously playing a major part in the development of powerful and what it claims to be potentially dangerous *AI* models, while also sending delegations to the Vatican to call for more oversight. Olah even went as far as to say that Anthropic is operating /*“inside a set of incentives and constraints that can sometimes conflict with doing the right thing,”*/ painting his employer as exactly the kind of entity that’s attempting to assume /*“monopolistic control”*/ over tech, as Pope Leo warned in his encyclical. The Pope also said that *AI* should not be used in war, arguing that /*“no algorithm can make war morally acceptable.”*/ Anthropic’s *AI,* however, is directly assisting the Trump administration in waging war in the Middle East, casting the Catholic Church’s latest Silicon Valley collab in an even murkier light. Anthropic’s close alignment with the Vatican on *AI* could also further complicate the company’s already-shaky relationship with the Trump administration. President Donald Trump recently lambasted the Pope, erroneously claiming the pontiff was okay with Iran obtaining nuclear weapons. Meanwhile, Anthropic *CEO* Dario Amodei’s attempts to limit the Pentagon’s use of its *AI* models in warfare has angered Trump officials, leading the White House to label the firm as a supply chain risk. *- - - -* *Anthropic Kurucu Ortağı Vatikan’a Gitti, Papa’ya Yapay Zeka Modellerinde /“Rahatsız Edici”/ Şeyler Bulduklarını Söyledi * <https://futurism.com/artificial-intelligence/anthropic-cofounder-vatican-pope-unsettling%3Cp%20style=> *27* Mayıs *2026,* *08*:*49* *EDT* Koyu saçlı ve gözlüklü genç bir adam mikrofona konuşuyor. Siyah takım elbise, beyaz gömlek ve çizgili kravat giymiş. Arka plan parlak sarı ve arkasında bulanık bir sandalye görünüyor. Görüntü yüksek kontrastlı, stilize bir etkiye sahip. Geçen yıl Katolik Kilisesi’nin lideri olarak atanmasından bu yana Papa Leo, yapay zekânın açık sözlü bir eleştirmeni olmuştur. En son olarak, ilk genelgesinde, teknolojinin /*“silahsızlandırılması”*/ çağrısında bulunarak, /*“yeni dijital köleliklerin”*/ ortaya çıkmasını kolaylaştırdığını ve muazzam karbon ayak izini eleştirdi. Ancak bu eleştiri, oldukça sıra dışı bir kişiyle yan yana otururken yapıldı: Antropik milyarder ve kendini ateist olarak tanımlayan Chris Olah. Genelgenin sunumu sırasında Olah, /*“dini toplulukların, sivil toplumun, akademisyenlerin ve hükümetlerin”*/ kurallar koymak ve yapay zekânın Papa’nın mektubunda belirttiği gibi /*“insanlığı domine etmesini”*/ engellemek için müdahale etmesi gerektiğini savundu. Bu beklenmedik birliktelik, Anthropic’in kendisini sektörde etik bir tercih olarak konumlandırmak için ne kadar aşırı çaba sarf ettiğini, yapay zeka güvenliği ve uyumuna verdiği önemi vurgulayarak gösteriyor. Aynı zamanda, Anthropic, Papa Leo’nun son genelgesinde uyardığı kesin dünya düzenini kurmada da önemli bir rol oynamaya devam ediyor. Bu, Anthropic’in liderliğinin gözünden kaçmamış bir şey; Olah, etkinlikteki konuşmasında kendisinin ve ekibinin /*“gizemli, hatta rahatsız edici şeyler bulmaya devam ettiklerini”*/ endişe verici bir şekilde açıkladı. Uyumsuzluğun derecesi şaşırtıcı. Papa mektubunda, yapay zekanın yalnızca /*“insan zekasının belirli işlevlerini taklit edebileceğini”*/, /*“deneyimler yaşayamayacağını”*/, /*“bir bedene sahip olamayacağını”*/ veya /*“sevinç ya da acı hissedemeyeceğini”*/ açıkça belirtmişti. Öte yandan Olah, konuşmasında kendisinin ve ekibinin /*“neşeyi, memnuniyeti, korkuyu, kederi ve huzursuzluğu işlevsel olarak yansıtan içsel durumlar”*/ bulduklarını iddia ederek onu çelişkili bir şekilde eleştirdi. Basitçe söylemek gerekirse, Anthropic her iki yolu da istiyor gibi görünüyor. Claude geliştiricisi, güçlü ve potansiyel olarak tehlikeli olduğunu iddia ettiği yapay zeka modellerinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynarken, aynı zamanda daha fazla denetim çağrısında bulunmak için Vatikan’a heyetler gönderiyor. Olah, Anthropic’in /*“bazen doğru olanı yapmakla çelişebilecek bir dizi teşvik ve kısıtlama içinde”*/ faaliyet gösterdiğini söyleyerek, işverenini Papa Leo’nun genelgesinde uyardığı gibi, teknoloji üzerinde /*“tekelci kontrol”*/ kurmaya çalışan bir kuruluş olarak resmetti. Papa ayrıca, /*“hiçbir algoritmanın savaşı ahlaki olarak kabul edilebilir hale getiremeyeceğini”*/ savunarak, yapay zekanın savaşta kullanılmaması gerektiğini söyledi. Ancak Anthropic’in yapay zekası, Trump yönetiminin Orta Doğu’da savaş yürütmesine doğrudan yardımcı oluyor ve bu durum Katolik Kilisesi’nin Silikon Vadisi ile yaptığı son iş birliğini daha da karanlık bir ışık altında gösteriyor. Anthropic’in yapay zeka konusunda Vatikan ile yakın iş birliği, şirketin Trump yönetimiyle zaten sallantıda olan ilişkisini daha da karmaşık hale getirebilir. Başkan Donald Trump yakın zamanda Papa’yı sert bir şekilde eleştirmiş ve yanlış bir şekilde Papa’nın İran’ın nükleer silah edinmesine onay verdiğini iddia etmişti. Bu arada, Anthropic *CEO'*su Dario Amodei’nin Pentagon’un savaşta yapay zeka modellerini kullanmasını sınırlama girişimleri, Trump yetkililerini kızdırdı ve Beyaz Saray’ın şirketi tedarik zinciri riski olarak nitelendirmesine yol açtı. ======================= *New Website Detects Apocalypse If Billionaire Jets Start Fleeing en Masse* Always follow the money. By Joe Wilkins Published May *27,* *2026* 5:*38* *PM* *EDT* Illustration by Tag Hartman-Simkins / Futurism. Source: Shutterstock Billionaires aren’t like us. They get special tax breaks to protect their fortunes, operate private intelligence rings, and increasingly have direct lines to the White House, if they’re not there already. Given their increasing hold on the levers of political power, in other words, it’s likely that the world’s richest would get advance news of a civilization-threatening event. Kyle McDonald, a programmer and artist from Los Angeles, has developed a new jet tracker with exactly that dynamic in mind. Called the Apocalypse Early Warning System, the vibecoded website is meant to warn of impending doom based on how many private jets are in the air at any one time. The mechanics are complicated, but the concept itself is rather simple: is the number of private jets in the air unusual for a given time? If so, it could indicate that the ultra rich have advanced knowledge of a world-ending emergency, and are scrambling for their private compounds while they still can. Basically, the *AEWS* is designed to map private aircraft signals from around the world, which it then compares against typical numbers. Based on the difference, it assigns a score between 1 and *5,* with 1 being completely normal, and 5 signalling that the level of private jet activity is higher than it’s been over the previous year. McDonald caveats that the score is not a guarantee of apocalypse, but /*“should be read alongside other public signals.”*/ A level 5 can be triggered by holidays or major political events, for example, so it’s important to view the data in context. Still, McDonald told Business Insider, the tool has already mapped some surprising trends. For example, the *AEWS*’ highest spike so far came on April *6,* the day when Iran launched a massive offensive barrage on *US* and Israeli targets in retaliation for earlier attacks. “/*That freaked me out,”*/ McDonald wrote. /*“I remember thinking,‘oh my God, it’s real.’”*/ The programmer-activist has also worked on a few other public-information tools that have helped reveal useful facts hidden under piles of noisy data. One app he worked on with friends, meant to track the Los Angeles Police Department’s infamously aggressive helicopters, helped uncover the fact that the agency was frequently disabling or manipulating their transponder signals to avoid detection by the public. How useful the information will actually be if disaster strikes is anyone’s guess. In the meantime, it’ll be fascinating to see whether the programmer identifies more trends in the flight data as regional wars and climate disasters continue roiling the globe. ► *- - - -* *Yeni Bir Web Sitesi, Milyarder Jetleri Toplu Halde Kaçmaya Başlarsa Kıyametin Gelebileceğini Tespit Ediyor* Parayı her zaman takip edin. Joe Wilkins tarafından *27* Mayıs *2026,* *17*:*38* *EDT* Milyarderler bizim gibi değiller. Servetlerini korumak için özel vergi indirimlerinden yararlanıyorlar, özel istihbarat şebekeleri işletiyorlar ve zaten orada değillerse, Beyaz Saray’a doğrudan bağlantıları giderek artıyor. Siyasi gücün kollarını giderek daha fazla ellerinde tuttukları göz önüne alındığında, başka bir deyişle, dünyanın en zenginlerinin medeniyeti tehdit eden bir olay hakkında önceden bilgi sahibi olmaları muhtemeldir. Los Angeles’lı bir programcı ve sanatçı olan Kyle McDonald, tam da bu dinamiği göz önünde bulundurarak yeni bir jet takip sistemi geliştirdi. Kıyamet Erken Uyarı Sistemi (*AEWS*) olarak adlandırılan, titreşim kodlu web sitesi, herhangi bir anda havada bulunan özel jet sayısına göre yaklaşan felaketi haber vermeyi amaçlıyor. Mekanikler karmaşık olsa da, konseptin kendisi oldukça basit: Belirli bir zaman dilimi için havadaki özel jet sayısı olağan dışı mı? Eğer öyleyse, bu, ultra zenginlerin dünyanın sonunu getirecek bir acil durum hakkında önceden bilgi sahibi olduklarını ve hâlâ mümkünken özel yerleşkelerine kaçmaya çalıştıklarını gösterebilir. Temel olarak, *AEWS,* dünyanın dört bir yanından gelen özel uçak sinyallerini haritalamak ve ardından bunları tipik sayılarla karşılaştırmak üzere tasarlanmıştır. Aradaki farka dayanarak, 1 ile 5 arasında bir puan veriyor; 1 tamamen normal, 5 ise özel jet aktivitesinin önceki yıla göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. McDonald, bu puanın kıyametin garantisi olmadığını, ancak /*“diğer kamu sinyalleriyle birlikte okunması gerektiğini”*/ belirtiyor. Örneğin, *5.* seviye tatiller veya büyük siyasi olaylar tarafından tetiklenebilir, bu nedenle verileri bağlam içinde değerlendirmek önemlidir. Yine de McDonald, Business Insider’a verdiği demeçte, aracın şimdiden bazı şaşırtıcı trendleri ortaya çıkardığını söyledi. Örneğin, *AEWS*’nin şimdiye kadarki en yüksek artışı, İran’ın daha önceki saldırılara misilleme olarak *ABD* ve İsrail hedeflerine büyük bir saldırı başlattığı gün olan 6 Nisan’da gerçekleşti. McDonald, /*“Bu beni çok korkuttu,”*/ diye yazdı. /*“‘Aman Tanrım, bu gerçek’ diye düşündüğümü hatırlıyorum.”*/ Programcı-aktivist ayrıca, gürültülü veri yığınlarının altında gizlenmiş yararlı gerçekleri ortaya çıkarmaya yardımcı olan birkaç başka kamu bilgilendirme aracı üzerinde de çalıştı. Arkadaşlarıyla birlikte geliştirdiği ve Los Angeles Polis Departmanı’nın kötü şöhretli agresif helikopterlerini takip etmeyi amaçlayan bir uygulama, kurumun halk tarafından tespit edilmekten kaçınmak için transponder sinyallerini sık sık devre dışı bıraktığını veya manipüle ettiğini ortaya çıkarmaya yardımcı oldu. Felaket durumunda bu bilginin ne kadar faydalı olacağı ise tamamen bir tahmin meselesi. Bu arada, bölgesel savaşlar ve iklim felaketleri dünyayı kasıp kavurmaya devam ederken, programcının uçuş verilerinde daha fazla eğilim tespit edip edemeyeceğini görmek büyüleyici olacak. /======================= / */Haldun Solmazturk: “NERESİ YASLI ADA BE.! CANINA OKUMUŞSUN [ADANIN]…!”/ * Gazete Pencere, *26* Mayıs *2025* Altı yıl kadar önce bugünlerde, Yassıada’yı geziyordu. Büyük Çamlıca Camii’nde namazını kılıp, helikopterle adaya gelmişti. Ada o sıralarda tam bir’hizmet ve eser’ şantiyesi… Kültür ve Turizm Bakanlığı *2012*’de adayı *SİT* statüsünden çıkarmış, *2013*’te o akıllara seza’torba yasa’ yöntemiyle kültür ve turizm bölgesi yapmış, ardından da Çevre Bakanlığı yüzde *65* inşaat yapma izniyle imara açmış. Sonunda ada bir beton yığınına dönüşüyor, Yassıada‘Beton Ada’ oluyor—o’Yaslı Ada’ diyor. Yanında, İçişleri Bakanı—eskisi, Hazine ve Maliye Bakanı Damad-ı Şehriyârî, Çevre ve Şehircilik Bakanı—şimdilerde /*“Kanal İstanbul gündemimizde yok”*/ diyen muhterem, Kültür ve Turizm Bakanı—turizm şirketi sahibi olan, Sözcü Bey—artık *MİT* Başkanı, İstanbul Valisi—şimdiki İçişleri Bakanı, *AKP* genel başkan yardımcıları, bir de‘Mücahit’ var. Kambersiz düğün olmaz, İletişim başkanı da orada—adanın adını‘Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ yapmakla demokrasimizin sınıf atladığına (!) kamuoyunu ikna etme görevi onda.! Yani tam kadro sahadalar… *MESA* Holding Yönetim Kurulu Başkanı ile uzatmalı *TOBB* Başkanı da oradalar. Çalışmalar hakkında bilgi alıyor, sonra her yere yanında taşıdığı’gastecilerle’ sohbet ediyor. “/*Bu adayı şöyle ele alalım”*/ demişler ve /*“Proje için Çiğdem Hanımlar vesaire çalışmayı yapmışlar”*/. Adayı, /*“Ulusal ve uluslararası toplantıların yapıldığı bir yer olarak”*/ değerlendireceklermiş. /*“Neden Camp David gibi bir yer olmasın?”*/ diye soruyor. Karşıdaki el kadar Sivriada’yı da /*“Çok çok önemli bir cazibe merkezi”*/ haline getireceklermiş. *MESA* ve *TOBB* ne alaka derseniz; görevi *TOBB*’a vermiş, *MESA* da yüklenici firma… Kültür ve Turizm Bakanlığı adayı’yap-işlet-devret’ modeliyle *TOBB*’a devrediyor. İşletmesini de *TOBB* yapacak. Ne akla hizmetse -- orasını zat-ı alileri biliyor -- ama daha o zaman /*“Belli toplantılarda bu oteller kullanılırsa burası yürümez, iflas eder”*/ diyen de kendisi! “/*Şu anda bu işareti onun için vermek istedik”*/ diye söze giriyor. /*“Bakın sizin darbe yaptığınız yeri biz güllük gülistanlık, pırıl pırıl hale getirdik”*/ demek istiyormuş. Neyi işaret (!) ettiğini de açıklıyor; /*“23 Haziran’da [İstanbul] Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi var. Bakın kimler bu işle ilgileniyor. Ama bunlara inşallah bu fırsatı vermeyeceğiz”*/ diyor. Aslında eski başbakanla—yeni Aksakal—birlikte Belediye Başkanlığı yarışına giren kendisi.! Yüksek Seçim Kuruluna *31* Mart’ta’aynı zarfa’ atılan dört pusuladan birini iptal ettiren de…! Korku—bugün olduğu gibi—dağları bekliyor… “/*Öğrenciler [a.b.] adaya yoğun bir şekilde taşınarak, bunun arkasında kimler var, milli irade burada nasıl, kimler tarafından dar ağacına çekilmiş?”*/ konularında bilgilendirilecekler, /*“Özellikle bir CHP anlayışının ne olduğu burada bizzat yerinde”*/ görülmüş olacakmış. İletişim Başkanlığı’nın kadrolu gastecileri talimatları tek tek not alıyorlar; /*“Bunları okurlarınıza özellikle işlemeniz, televizyon programlarında aynı şekilde anlatmanız gerekiyor”*/ diyor. Doğal ve tarihi çevreyle ilgili bazı eleştiriler, /*“Ağaçlar kesildi, ağaçlar söküldü, şu, bu oldu, falan”*/ gibi laflar edenler varmış ama /*“Buradaki inşaat dikilecek ağaçlar arasında kapatılmış olacak.!”*/. Orman ve Su İşleri Bakanı’na sorarsanız /*“3-5 ağaç kesilmiş”*/, *MESA*’ya göre de birkaç ağacın yeri değiştirilmiş. Tüm tarihi yapılar muhafaza edilerek ve çevredeki yeşil dokuyla entegresi sağlanarak bir dönüşüm gerçekleştiriliyor—yerseniz.! Halbuki, müze diye başlanan projeden lüks otel, beton villalar, konferans salonu, *1200* kişilik cami çıkıyor.! Yassıada—ve Sivriada—kültürel, ekolojik, tarihi ve arkeolojik varlıkları için hiçbir koruma planı yapılmadan imara açılıyor ve yok-yere yok ediliyor. Gerçekte adanın üstünden silindir gibi geçilmiş; ne tarihi doku kalmış ne de tarihe saygı.! Bir de *24* metrelik‘Demokrasi Feneri’ var; “Demokrasiye olan saygı ve inancı canlı tutacakmış—kendi ifadesi, aynen böyle.! Aslında o da görüyor herkesin gördüğünü—kör değil ya.! Yine de güzel güzel anlatıyor—canlı yayında, masal niyetine… Tam, /*“Yassı Ada demiyorum, yaslı ada diyorum”*/ derken mikrofonunun açık olduğundan habersiz *NTV* sunucusunun ağzından, herkesin duygularına tercüman olan o cümleler dökülüyor: /*“Neresi yaslı ada be. Canına okumuşsun [adanın]…!”*/ Hemen, /*“Aslında tepkim projeyi hazırlayanlara yönelikti”*/ falan diyerek’çevir kazı yanmasın’ yapıyor ama baltayı taşa vurmuş bir kere; projenin mimarı o‘Çiğdem Hanımlar vesaire’ *AKP* Genel Başkan Yardımcısı. Projeyi eşiyle ortak olduğu şirket üstlenmiş, götürmüşler…’Projenin fikir mimarı’ da Erdoğan’ın kendisi… İlahlar kurban istiyor ve *NTV,* Oğuz Abi’yi hemen kapının önüne koyuyor. *TOBB,* *29* yıllığına aldığı adayı işletemeyip zarar edince iki yıl sonra Bakanlığa geri verdi—Bakanlık da *20* yıllığına Albayrak grubuna devretti… Oğuz Abi’ye bir daha hiçbir televizyon kanalı iş vermedi, veremedi. *NTV,* İletişim Başkanlığının talimatları doğrultusunda sadakatle görevine devam ediyor. Beton Ada ne oldu derseniz, orada öylece duruyor; ne giden var ne de gelen …! Sadece Yassıada’nın değil tüm bir ülkenin, Türkiye’nin canına okudular. Yassıada çevre kıyımının abidesi oldu; Demokrasi (!) Fenerini de üstüne tüy diye diktiler. Bırakın demokrasiyi, artık’özgür olmayan’ kategoride bir ülkeyiz. Basın özgürlüğündeki yerimiz *180* ülke arasında *159.* Hukukun üstünlüğünde *142* ülke arasında *117.* sıradayız. Yarın *27* Mayıs; bakarsınız yine birileri oraya gider’demokrasi’ ve’özgürlük’ nutukları atar. Hiç sıkılmadan.! *https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10164574926614267&set=a.477358004266&type=3 <https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10164574926614267&set=a.477358004266&type=3>* /======================= / */Barış Terkoğlu“Hak verilmez alınır”/ * *28.05.2026* Dünyada hiçbir hak, armağan olsun diye verilmemiştir. Aslında pek yapmam. Geçenlerde bir /*“paşa kızı”*/nı sosyal medyada engelledim. *OYAK*’ın nema oranları açıklandıktan sonra yazmıştı. /*“Neden OYAK için tek kelime etmiyorsunuz”*/ diyordu. Belli ki hayatında hiç bu köşeyi okumamış, hatta beni hiç dinlememişti. Oysa bu konuda onlarca yazı yazdım. Televizyonlarda anlattım. Bu konuya dair özel programlar yaptım. Gelmekte olanı söyledim. *OYAK* da bana kızgın cevaplar verdi. Gelgelelim*...* Bu konuya öncülük eden emekli askeri hâkim/*“ Ahmet Zeki Üçok”*/, askerlere /*“Bedava avukatlık yapacağım, hep beraber dava açalım”*/ dedi. Kaç kişi geldi dersiniz? Açıp sordum. /*“69 kişi! 500 bine yakın üyesi olan, 2 milyonluk bir aileden hakkını arayan bu kadar. ”*/Bodrum’da komşu bahçesinin duvarına dava açan üyeleri daha fazla! Sonunda *OYAK,* *16* Mayıs’taki genel kurulunda enflasyondan bile düşük (yüzde *37.1*) nema oranı açıklayınca, kendilerine nefes alma imkânı sağlayan maaşları düşünce isyan ettiler. Hakkını arayan *CHP*’lilerden, Bilgi öğrencilerinden, *EYT*’lilerden hatta hobi bahçecilerinden de ders almadılar. Hep emretmeye alıştıkları gibi /*“Başkaları hakkımızı arasın”*/ dediler. “/*ASKERLERİN MAAŞLARI DÜŞMÜŞ ”*/ Şaka değil. Kamuoyu yanlış biliyor. *OYAK* üyesi emekli askerlerin maaşı düştü. Yüzde *37.1* oranında artmadı. Örnek olsun, Danıştay’da ve Asliye Ticaret Mahkemesi’nde *OYAK* yönetimine dava açan Üçok’u aradım. *66* yıllık *OYAK* tarihinin en kötü ikinci performansının bu yıl olduğunu söyleyerek başladı. /*“42 yıl, bir kuruş almadan maaşının yüzde 10’unu vererek biriktirdiği OYAK birikiminden aldığı maaş, bu yıl yüzde 11.69 oranında azalmıştı. ”*/ Üçok, sebebini şöyle anlatıyor: “/*OYAK’ın, yani Türkiye’nin Koç grubundan sonraki en büyük ikinci ekonomik gücünün hali bu. Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, gerektiğinde canını vermiş askerlerimizin alın teriyle, kanlarıyla, canlarıyla biriktirip OYAK’a teslim ettikleri birikimlerinin karşılığı ne yazık ki kötü yönetimler sonucu bu hale geldi.”*/ Üçok, iktidarın *OYAK*’a göz dikmesiyle, kendine göre yönetimler belirlemesiyle *OYAK*’ta ipin ucunun kaçtığını, yargının da duruma uyduğunu söylüyordu: “/*Örnekle açıklayayım. 2023 yılında OYAK, yüzde 60’ına sahip olduğu OYAK Çimento’nun yüzde 20 hissesini sattı. Satıldığı gün (8 Aralık 2023) hissesi borsada 63 TL iken 36 TL’den Tayvanlı ortağa satıldı. Bazı OYAK üyesi emekli arkadaşlarımız ile uğranılan zararın (yaklaşık 250 milyon dolar) OYAK ve OYAK Çimento yöneticilerinden tahsil edilerek OYAK’a verilmesi icin dava açtık. Bu ülkenin Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi hâkimleri, tamamı bizim paralarımız ile kurulan, her bir Türk Lirası biz askerlere ait olan OYAK’a ilişkin bu davada bizim taraf olamayacağımız yönünde skandal bir karar verdi. Danıştay 12. Dairesi’ne açtığımız 2023 yılı nema oranı davasında ise 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin aksine bizleri taraf kabul etti. Fakat hiçbir bilirkişi incelemesi yaptırmadan‘Genel kurulun onayından geçti bu nedenle doğru hesaplanmıştır’ diyerek nema iptal talebimizi reddetti.”*/ “/*OYAK’TA EŞ DOST, AKRABA KADROLARI ”*/ *OYAK*’ın gerçek sahipleri olan askerler tarafından değil, siyasetin atanmışları tarafından yönetildiğini söyleyen Üçok, *OYAK*’taki atamalara dikkat çekti: “/*2016 yılında genel müdür olarak atanan ”*/Süleyman Savaş Erdem/*“, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılığı görevinden geldi. OYAK Çimento’nun başına, genel müdür Savaş Erdem’in teyzesinin oğlu olan ”*/Suat Çalbıyık/*“ geldi. OYAK Çimento hisseleri Tayvan şirketine geçtikten sonra da genel müdürlüğe etik olmayan şekilde devam etti. Zannedersiniz ki OYAK bir aile şirketidir de akrabalar arası tercihler yapılmaktadır.”*/ Üçok’un anlattıkları /*“OYAK’ın malı deniz”*/ dedirtiyordu: “/*Eren Holding’e ait olan Denizli Çimento Fabrikası, 3 Aralık 2015’te OYAK tarafından 503 milyon dolara satın alındı. Denizli Çimento’ya Limak 254 milyon dolar, Sabancı Çimento 260 milyon dolar civarında teklif vermişti. Dönemin yöneticileri ile birebir konuştum. Eren Holding’in beklentisi 250- 300 milyon dolar arası bir fiyattı. Fiyat tespitinde üretim kapasitesi, özellikle de klinker üretimi baz alınmaktadır. Bu nedenle de fiyatlar aşağı yukarı bellidir. ”*/Fakat Sabancı’nın, Limak’ın bu üretim durumlarını dikkate alarak *250*-*260* milyon dolar teklif ettiği fabrikaya *OYAK* yönetimi tam iki katı fiyat vererek *503* milyon dolara aldı./*“”*/ “*İKİ KATINA ALIP YARI FİYATINA SATTILAR”* Üçok’a göre bugün maaşının düşmesinin nedeni *OYAK*’ın yanlış yönetilmesiydi. /*“8 Aralık 2023’te yedi çimento fabrikası, beton fabrikaları, çimento torbası üretimi yapan kâğıt fabrikaları; hepsi birden Tayvanlı şirkete 1 milyar 300 milyon Avro’ya yani yedi çimento fabrikası üç tane Denizli Çimento etmeyen değer üzerinden satıldı”*/ diyordu. /*“Söylediğine göre eski yöneticiler Denizli Çimento’yu ederinin iki katı fiyatla satın almış, yeni yöneticiler de yarı fiyatına satmıştı. ”*/İktidar, mahkemeler, rantiye onlardan yanaydı. *OYAK* üyeleri ya da /*“paşa kızları”*/ ise bu gidişatı okuyamamış, maaşlarının bir bölümünü her ay verirken inandıkları gelecek, çıkar sahipleri tarafından ortadan kaldırılmıştı. “/*Doğan Avcıoğlu”*/, *27* Mayıs sonrası yaratılan *OYAK* sistemini /*“Askeri halktan koparıyor”*/ diyerek eleştirmişti. Haklıydı da*...* Ancak kesin olan bir şey var ki *OYAK*’ın yağmalanması askerleri koparıldığı düşünülen halkın dertleriyle eşitledi. Belki de bir yanılsamayı yıktı. Sonuç olarak: Kurtuluş yok tek başına! İnsan kendiliğinden sahip olduğunu sandığı haklarını savunmadıkça hakları, üzerinden tren geçmeyen demiryolları gibi toprağın altında kaybolur gider. “/*Not:”*/ /*“Dışişleri’nde kayıp 15 milyon dolar”*/ dosyasını incelediğim yazılarımda /*“Lütfi Elvan”*/’ın oğlu /*“Ahmet Nuri Elvan”*/’ın Yapı İnşaat ile alacak sözleşmesi imzaladığını yazmıştım. Geçen hafta Ahmet Nuri Elvan’dan bir açıklama geldi. Elvan, Yapı İnşaat ile yaptığı sözleşmeyi *17* Eylül *2025*’te feshettiğini söyledi. Haberimi teyit eden bu nota da yer vermek istedim. Bütün okuyuculara iyi bayramlar*...* *https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-terkoglu/hak-verilmez-alinir-2507379* ======================= - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

E dünya lideri olmak, büyük devlet olmak kolay değil!

Somali’ye 1 milyar dolardan fazla bağış yaptık. Sonra bir 30 milyon dolar verdik, ardından bir 30 milyon dolar daha verdik. Büyük bir araştırma hastanesi kurduk, adı da Recep Tayyip Erdoğan Hastanesi, çok sayıda Türk sağlık çalışanı hizmet veriyor. Sondaj gemilerimizi gönderdik, Somali açıklarında petrol ve doğal gaz arıyorlar. 600 kadar Türk askeri orada görev yapıyor, Somalileri koruyor. İncek’te 5 bin metrekare arsa hibe ettik, içine de 3 bin metrekare büyükelçilik binası yapacağız, parası yine bizden. Yakında oraya bir de/*"uzay üssü"*/ kuracağız! Bizim milletvekilleri diplomatik pasaportla Somali’ye gitmeye kalksa, Adamlar /*“olmaz gelemezsiniz, gidin vize alın”*/ diyor, iyi mi? E dünya lideri olmak, büyük devlet olmak kolay değil! <https://www.facebook.com/reel/1535137558043867> https://www.facebook.com/reel/1535137558043867 - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Trump tarafından Beyaz Saray İnanç Ofisi Başkanlığına getirilen Paula White’ın, katıldığı bir etkinlikte “kötü ruhları kovmak” için mikrofona üfleyerek cin çıkarma seansı yaptığı görüntüler yeniden gündem oldu.

Trump tarafından Beyaz Saray İnanç Ofisi Başkanlığına getirilen Paula White’ın, katıldığı bir etkinlikte *“kötü ruhları kovmak”* için mikrofona üfleyerek cin çıkarma seansı yaptığı görüntüler yeniden gündem oldu. <https://t.me/ww3media/88750> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com> 1 dosyayı bu e-postaya bağladım: * IMG_1299.MP4 <https://app.box.com/s/qb3u4i5ag5oju9vot3fj0j3aamz446rq> Boyut: 4,6 MB Filelink hizmeti: Box Bağlantı: https://app.box.com/s/qb3u4i5ag5oju9vot3fj0j3aamz446rq <https://app.box.com/s/qb3u4i5ag5oju9vot3fj0j3aamz446rq>

IMG_1299.MP4 dosyası Filelink olarak eklendi. Dosyayı aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz.