2 Ocak 2015 Cuma

“PKK, Nisan-Mayıs ayında büyük saldırı için hazırlık yapıyor. Güvenlik güçlerinin tüm üs bölgeleri gayet düzenli olarak gözetleniyor. Tüm gelişler ve gidişler takip ediliyor.”


 Ahmet Takan : Cizre'de kamu düzeni neden sağlanamadı?.. "Zamanlama uygun değil"...

01 Ocak 2015, 00:01

MGK'nın önceki günkü toplantısı ardından yapılan rutin açıklamaya baktınız, bir de YENİÇAĞ'ın aynı gün manşetinde çıkan "Gündem: Ayaklanma" haberini hatırladınız; haklı olarak merakınız daha da arttı.

Sizi darda bırakmayacağım!..

Terör örgütü PKK'nın "süreci" daha da hızlandırmak için yaptığı son hamlenin gölgesi altında toplanan MGK'nın perde arkasını da bulacağınız çok önemli bilgileri aktaracağım.

Cizre'yi savaş alanına çeviren PKK-HÜDA PAR çatışmasının yaşandığı 27 Aralık Cumartesi günü bakın ne oluyor?..

Sabahın ilk saatlerinde başlayan ve giderek artan kanlı çatışmalar neticesinde öğle saatlerinde Başbakanlık kanalıyla emniyet ve Jandarma güçlerine "operasyon için hazırlık ve yığınak yapın" talimatı veriliyor. Emri alan güvenlik güçleri tüm hazırlıklarını tamamladıktan sonra son talimat için beklemeye geçiyor. Akşamın ilerleyen saatlerinde ise aynı kanaldan farklı bir talimat geliyor; "Emir geri çekildi. Zamanlama uygun değil." Şaşkınlık geçiren güvenlik güçleri tekrar soruyor ve "Operasyon ertelendi. Zamanlama uygun değil" denilerek telefon kapatılıyor.

Bu arada neler olduğunu tahmin etmek ise zor değil. Cizre ayaklanması sırasında olağanüstü toplanan HDP grup yönetimine de katılan İmralı heyetinden bir isim YENİÇAĞ'ın Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın "nanik" açıklamasını sorması üzerine aralarındaki yoğun telefon görüşmesini hatırlatıp "o gün neler konuşulduğunu Akdoğan çok iyi biliyor" diye tepki koymuştu. Şimdi, Hükümetin Cizre'de kamu düzenini sağlamakta neden geri adım attığını ben anladım. Ya siz!..

MGK'da askeri kanat, ayaklanma hazırlıkları ile ilgili çok özel bilgi, belge ve fotoğrafları kurulun değerlendirmesine sundu. Bu arada, Cizre başta olmak üzere PKK'nın ayaklanma üssü olarak tespit edilen "7 baş çıban noktası" ile ilgili şok tespitler ortaya döküldü. Bu baş çıban noktalarında her yerin silah deposu halinde olduğu, silahların türleri ve adlarına kadar sıralanarak Recep Erdoğan ve Hükümet yetkilileri bilgilendirildi!.. Askeri kanat değerlendirmeleri bitirdikten sonra da son söz olarak, "Asayiş çok kritik noktada. Teröristle anlayacağı dilden konuşmadıkça olmaz" dedi. Buraya, bir küçük (!) bilgi daha not edeyim; TSK, MGK tutanaklarının tümünü dosyalayarak özenle saklıyor.

Terör örgütü PKK'ya katıldıktan 6 ay sonra kaçarak Hakkari'de silahı ile askere teslim olan bir teröristin emniyette alınan ifadesinden de bir bölüm aktarayım;

"PKK, Nisan-Mayıs ayında büyük saldırı için hazırlık yapıyor. Güvenlik güçlerinin tüm üs bölgeleri gayet düzenli olarak gözetleniyor. Tüm gelişler ve gidişler takip ediliyor."

Son günlerde teslim alınan teröristlerin verdiği şok bilgilerin emniyet birimleri tarafından Ankara'ya rapor edilmediğini herhalde düşünemeyiz.

Cizre olaylarının bir yüzünü yine MGK'nın gerçek gündeminden öğrendik. Kendinden olmayan vatandaşlara karşı şiddet uygulayan PKK önce askerlik çağında çocuğu olan vatandaşa gidip "çocuğunun bedelli askerlik parasını biz ödeyelim" teklifinde bulunuyor. Vatandaştan "çocuğumu askere göndereceğim, istemem" cevabını alınca da "o zaman çocuğunu dağa kaçıracağız bize katılacak. Ya da bize şu kadar (en az 10 bin lira) bedelli parası ödeyeceksin" diye tehdit ve baskı kuruyor..

Cizre özelinden bilgilerle devam edelim;

Ankara'ya ulaşan istihbarat raporlarına göre; Cizre olaylarında 3 değil 4 kişi hayatını kaybetti. Ölen dördüncü kişinin PKK'nın dağ kadrosundan olduğu, bu yüzden kimliğinin saklandığı öğrenildi. Cenazesi BDP'li belediye tarafından taşınan örgüt yöneticisinin daha sonra cesedinin ilçeden uzaklaştırıldığı bildirildi. Olaylarda ölen bu militanın Kandil'den örgüt yöneticisi olarak gönderildiği ve YDGH'lileri eğitmesi istenildiği belirlendi.

Raporlara yansıyan bilgiler, terör örgütünün "Kobani" bahanesiyle gerçekleştirdiği 6-7 Ekim olaylarının Cizre'de bitmek bilmediği yönünde. Üç aydır hemen hemen her gece aralıksız süren eylemlerde, ilçe merkezine kurulan mobil karakolda kimlik kontrolleri gerçekleştirildi. Gösteriler sırasında yaralananların ise kimlikleri tespit edilip gözaltına alınmamaları için devlet hastanesi yerine BDP'li belediyeye bağlı sağlık polikliniklerinde tedavi ettirildi. İlçede eylemler sürerken dağdan gelen militanlar ilçe girişini kapattı, uzun namlulu silahlarla olaylara müdahale etmek isteyen emniyet güçlerini ve zırhlı araçları püskürttü. İlçe girişine kazılan hendekler de emniyetin ilçeye girişini zorlaştırdı.

İlginç bir tespit daha var;

"PKK, 30 Mart yerel seçimlerinde özellikle BDP'li adaya oy vermediğini düşündüğü evlerin listesini çıkartarak, bu evlerde oturan ailelere YDGH sözde polis güçleri tarafından 'ilçeyi terk edin' baskısı uyguluyor. PKK'nın, HÜDA PAR adayının seçimlerde az oy almasından güç bularak, burada bunları destekleyen az düşüncesiyle HÜDA PAR'a destek veren aileleri hedefe koyduğu belirlendi. PKK, ayrıca ilçede MHP oylarının çıkmasına da çok bozuluyor ve özellikle bu evleri de kurşunlamaya başladı..."

Son fotoğrafa baktığınızda "zamanlama uygun değil" ne kadar "manidar" ... Değil mi?..

 http://www.haberfedai.com/yazi/1031/cizre-de-kamu-duzeni-neden-saglanamadi-zamanlama-uygun-degil#.VKaGt3t4-Na


a45UyF587661-150102135420-06
^^^^^ - vvvvv

 

Sevmek guzeldir.
Bir daha sevmemek daha da guzeldir.

Paul geraldy

Seleme Ibnu l-ekva (Radiy Allahu anh) anlatiyor:
resulullah (Aleyhissalatu Vesselamesselam) bir gazve sirasinda basimiza hz.ebu bekir (Radiy Allahu anh) i komutan tayin etti.
Bu seferde musriklerden bir gruba gece baskini yaptik.
Onlardan cokca olduruldu.
Ben kendi elimle yedi kisi oldurdum.
Bunlar, farkli ailelerdendi.
O gun parolamiz: ey mansur (yardim goren) oldur, oldur! idi
Ebu davud, cihad 78, (2596),102, (2638).

Butun insanlar ayni dilde gulumser...

George Carlin



Ekonomi yorumcularımızın en acayip 9 lafı!


Ekonomi yorumcularımızın en acayip 9 lafı!

Ekonomi ve finans yorumculuğu giderek popülerliğini arttırıyor. Cebinde 100 doları ya da hesabında 2 lot hissesi olandan üniversitede akademisyenlik yapana herkes sosyal medyada yorum yapıyor. Hemen ardından da yaptıkları şeyin yatırım tavsiyesi olmadığını söylüyorlar. "Dolar yükselecek" şeklinde yorum yaptıklarında düzenleyici kuruluşların peşlerine düşecekleri gibi bir paranoyaya sahipler herhalde. "Evi arabayı sattım, altın aldım; altın yükselecek. Yatırım tavsiyesi değildir." E nedir kardeşim öyleyse? "Ben yaptım, siz yapmayın" diye mi yazdın? Hemen karşı yorum gelmekte gecikmiyor: "Maalesef arkadaşlar düşecekkkk! Yatırım tavsiyesi değildir." Biz daha diğer arkadaşın kim olduğunu düşünürken sen nereden çıktın birader. Buffett adına "fuatavni"lik mi yapıyorsun? "k" harfini dört kere arka arkaya yazınca yorumuna gerçeklik ve kesinlik kattığını mı düşünüyorsun? Yatırım tavsiyesi değilse kendin için yazıyorsun öyleyse; insan kendi için not ya da hatıra defteri yazmaz mı? Yoksa herkes yazıyor, ben de yazayım diye mi düşündün? Ya da çıktın televizyona, "yatırım tavsiyesi değildir" diye diye bir şirketin hisse senedinin düşeceğini söyledin. Hatta koro tutup onlara da yatırım tavsiyesi değildir diye şarkı yaptırdın. Sosyal medya hesabında da bunu tekrarlamaya devam ettin. Hisse senedi de düştü. Şimdi "yatırım tavsiyesi değildir" demenin seni kurtaracağını mı düşünüyorsun?

 Kısacası bu "yatırım tavsiyesi değildir" hadisesi karmaşık bir meseledir ve çözümlenmesi bu kadar basit değildir. Parasını bu asılsız yorumlara göre harcayacak birileri varsa, bu da ayrı bir sorundur zaten. "Evlilik vaadiyle kandırılan kız" misali araştırılması gerekir.

Zaten şaşılası bir durum daha vardır. Yazdıklarının altına "Yatırım tavsiyesidir" diyen bir kişiye bile rastlayamazsınız. Ne kadar tuhaf değil mi? Anlaşılan yatırım tavsiye yapmak seks gibi bir şey; toplum önünde yapılması mazur görülmüyor. Yatırım tavsiyesini herkesin eşine ya da sevgilisine yapması gerekiyor. Neyse bu konuyu fazla uzatmayalım. Anlaşılan "yatırım tavsiyesi değildir" demek "popomdan uyduruyorum" demenin görgü kurallarına göre oluşturulmuş şekli galiba.

Yatırım tavsiyesi olmayan yatırım tavsiyelerine baktığımızda ise daha tuhaf bir durum çıkıyor karşımıza. Yorumlarda kullanılan ifadeler gizli bir tarikatın iletişim sözcükleri gibi. Soyut, bulanık ve tam olarak neyi anlattığı belirsiz. Evrensel gibi gözüken bir dizi kavram kullanılıyor ama ne anlatılmak istendiği tam olarak anlaşılmıyor. Bu bulanık dilin en temel ögelerini bulmak için bir araştırma yapalım dedik. Finans ve ekonomi yorumlarını inceleyerek yorumlarda en çok kullanılan ifadeleri bulduk. Bunlarla ne ifade edilmek istendiğini ve aslında bunlardan ne anlam çıkarılabileceğini kıyasladık. İşte ekonomi yorumcularının yorumlarında en fazla kullandığı 9 kavram ve karşılaştırmalı anlamları:

1- Piyasa aktörleri

Anlatılmak İstenen: Piyasa dinamikleri içinde etkin olması ihtimal dahilinde olan düzenleyici kuruluşlardan büyük yatırımcılara kadar herkes.

Anlaşılan: Aslında piyasalar sadece aktörlerin yer aldığı, aktrislerin olmadığı "maço" yerler değildir. Erkek ekonomi yorumcularının yorum yaparken kullandıkları üç ses aşağıdan tiz sesleri piyasaların efemine yerler olduğunu bile düşündürtebilir. Hatta yorumcuların kıvırmadaki ustalığına bakarak piyasanın aktör değil dansöz dolu olduğunu bile düşünebilirsiniz. Ama her halükarda "alemin kralı"nın onlar olduğunu herkes kolayca sezer.

2- Beklentiler paralelinde

Anlatılmak İstenen: Ekonomik öngörü sahiplerinin daha önceden öngörebildiği bir durumun gerçekleşmesi.

Anlaşılan: Mesela "Milli gelir beklentiler paralelinde gerçekleşti" diyen bir yorumcu aslında şunu demek ister: "Üzerinde konuşup çenemi yormaya değmez. Zaten böyle olacağını ben biliyordum." Senin de aklından şu geçer: "Ya, koca ülke üç ay boyunca gece gündüz çalışıp çabaladık, bir milli gelir ortaya çıkardık ama zaten arkadaşlar bunu önceden biliyormuş..." Acaba çalışmasa mıydık diye aklından geçirme çünkü onlar bunu da bilirler. Çünkü ekonomi yorumcuları bir ülkenin ne kadar üreteceğini zaten hep bilirler. Onlar bilemese bile "canikosu" mutlaka bilir.

3- Piyasanın ne tepki vereceği önemli

Anlatılmak İstenen: Bir gelişme sonrası piyasanın nasıl etkileneceği sonraki gelişmeler için de belirleyici olacak.

Anlaşılan: Piyasa tepki verebildiğine göre canlı olsa gerek. Yorumcunun normal ifadesine bakarsan samimi bir arkadaşı bile olabilir. Hatta asker arkadaşı bile olabilir. Ama kesin olan şey tepki verebildiğidir. Kızabilir, gülebilir, memnun olabilir, hatta küfür bile edebilir. O nedenle dikkatli olmanız gerekir.

4- Borsanın nabzı

Anlatılmak İstenen: Borsa endeksinin değişimi.

Anlaşılan: Borsa da sizin gibi etten kemiktendir. O nedenle de kan akışı vardır ve bu akışın sürekli ölçülmesi gerekir. Öğrenmeniz çok işinize yarar. Ayrıca şunu da unutmayın. Ekonominin nabzı, para piyasalarının nabzı, doların nabzı hatta altının bile nabzı vardır. Kendi nabzınızı boşverin, bunlara bakın.

5- Tepki alımı

Anlatılmak İstenen: Borsanın yeteri kadar düştüğünü düşünenlerin hisse senedi alması.

Anlaşılan: Bizim "gül gibi" borsamız vardı, hep yükseliyordu. Ama siz kendini bilmezler bizim borsamızı düşürdünüz. Biz bunu hiç hak etmiyorduk. Bir araya geldik ve dedik ki, borsamızı düşürenlere bir tepki verelim ve hisse senedi alalım. İşte, bak aldık. Herhalde bir daha gücümüzü test etmeye kalkmazsınız.

6- Beklenti satın alındı

Anlatılmak İstenen: Gerçekleşen olayın piyasaya etkisinin daha önceden öngörülerek fiyatlara yansıtıldığı.

Anlaşılan: Beklentiyi yaratan bilgiyi öğrendiğinizde yatırım yapmanız bir işe yaramaz. Çünkü bazı "anasının gözü" yatırımcılar bunu çok önceden öğrenip yatırım yapmışlar ve fiyatları yukarı çekmişlerdir zaten. Sen resmen uyumuşsun; bak adamlar ne kadar zeki. Sana tavsiyem daha öngörülü olman. Mesela Einstein ne diyor; "3. Dünya savaşını bilmem ama 4. Dünya savaşı taşlarla yapılacak." E ne duruyorsun, beklentiyi satın alıp hemen taş üreten bir şirketin hisse senetlerini alsana.

7- Endeks 83.000 seviyelerine tutunmaya çalışıyor

Anlatılmak İstenen: Borsanın düşme ihtimalinin yükselme ihtimalinden daha fazla olduğu.

Anlaşılan: Ne güzel yükseliyordu borsamız, ama ortaya çıkan gelişmeler borsamızı düşüşe geçirdi. Şimdi batmamak için tutunacak bir dal arıyor. Bunu yapanların ocaklarına ateş düşsün inşallah.

8- Alıcılı açılış

Anlatılmak İstenen: Borsanın işleme başladığı dakikalarda endeksin yükselmesi.

Anlaşılan: Demek ki bize öğretilen hatalıymış. Bir alıcıya karşılık bir satıcı olması gerektiği doğru değilmiş. Sadece alıcı olunca da borsa çalışabiliyormuş. Hisse senetlerini birinden almadığına göre gökten düşenleri topluyor demek ki...

9- Eş zamanlı veri akışı

Anlatılmak İstenen: Verinin açıklanır açıklanmaz sizi sunulacağı.

Anlaşılan: Zaten canlı yayındaysak bunu bir daha söylemenize neden gerek var ki? Canlı yayındayken banttan yayın yapılabiliyor mu? Neyse, bu paradoksal durumu açıklamaya kalkışırsak işin içinden çıkamayız. Erol Evgin'in dediği gibi: Hani bir hisse kayar ya; Hani ardından trend kırılır ya; İşte öyle bir şey.

Bu kavramlarla hangi ekonomik çıkarımın yapılacağı bile belli değilken, bir de söyleneni yatırım tavsiye sanmak hiç akıllıca gelmiyor. Karar size kalmış artık. Ha, unutmadan ekleyelim. Bu makalede yazılanlar yatırım tavsiyesidir; yatırım yaparken mutlaka hatırlayın.


a45UyF587661-150102101443-06
^^^^^ - vvvvv


 
--

Finis coronat opus
Sonuc, araclari mesru kilar. (Basari icin her yol mubahtir gibi)

Latin Atasozu

Mehdi nin ayak seslerini duyuyorum
Direnmenin faidesi yok.
Mehdi gelecek, Seriat gelecek, adalet gelecek.
Osmanli Hilafet-i Islamiyesinin yikilmasindan sonra Muslumanlik aleminde Kezzabiyyun, Deccaliyyun, Sufyaniyyun devirleri baslamistir.
Buyuk tahribat olmus, kutleler halinde irtidat gorulmustur.
Uzun suren kufur ve dalalet gecesinden sonra nihayet ufukta Mehdiyyet fecr-i sadikinin nurlari gorulmeye baslanmistir.
Mehdi nin kuracagi Kur an, Sunnet ve Seriat duzeni oyle kolay kolay, tereyagindan kil cekercesine zahmetsiz olmayacaktir.
Yakin gelecek, en dogrusunu Allah bilir, buyuk savaslara, igtisasa, melhamelere, kiyimlara, $ikintilara gebedir.
Zahirde Musluman gorunen birileri, dunya hirslariyla Firat in altindaki hazinelere saldirmislar ve buyuk kara ve necis servetlere sahip olmuslardi, onlar helak olacaktir.
Islam dinini, dunyevi ve uhrevi ahkam tasnifine tabi tutan ve Seriatin dunya ile ilgili hukumlerini goz ardi eden dunyevi=sekuler sozde Muslumanlar feci sekilde aldandiklarini anlayacaktir.
Irak ta, Suriye de, Filistin de buyuk kanli savaslar cereyan edecektir.
Deccallar ve Sufyanlar tepetaklak olacaktir.
Batil gumbur gumbur yikilacaktir.
Musibetler toptan gelecek, kotulerin yaninda iyiler de zarar gorecektir.
Susuzluk, ekmeksizlik...
Evsizlik, barinaksizlik...
Ates ates ates...
Zelzele-i Kubra...
Bana dokunmayan yilan bir yasasin diyenleri buyuk yilanlar sokup agulayacaktir.
Kezzablar, Deccallar, Sufyanlar sonuna kadar direnecek ve cok acilar cekilecektir.
Haramla yapilmis yuksek binalar cokecektir.
Elektrikler kesilecek, butun seytani cihazlar calismayacaktir.
43 cu kattaki kasanesinden cihani nemrudane seyr eden gafil magrurlar yuksek merdivenleri cikamayacaktir.
Kaddafilerin akli olsa, kanli iktidarlarindan feragat edip bir kuse-i inzivaya cekilirler ama onlarda o akil nerede...
Zalimlerin en akillisi Zeynel olmus, cekip gitmisti.
Mubarek diretmisti ama diretmesi onu iktidarda tutmaya yetmemisti.
Saddam keske iktidardan vaz gecmis ve surgunu tercih etmis olsaydi.
Ahir zaman fitneleri baslamistir...
Deccallik, Kezzablik, Sufyanilik devirleri bitiyor.
Mehdinin ayak seslerini duyar gibiyim.
Kulaginizi yere koyun ve dinleyin...
Kur an, Sunnet, Seriat, adalet, guvenlik diye atiyor zeminin kalbi.
Direnmenin faidesi yok.
Mehdi gelecek, Seriat gelecek, adalet gelecek...
Tufandan sonra sukunet hukumran olacak.
Olenler olecek, kalanlar kalacak.
Iman ile olenler bahtiyar olacak; sirk, kufur, dalalet yolunda olenlerin zarari buyuk olacak.
Bundan sonra Deccalperestlerin, Kezzablarin, Sufyanilerin isi bitiktir.
Ben hem Muslumanim, hem de Deccaliyim diyenler buyuk kayiptadir.
Rahmana iman ve itaat edeceksin, Taguta cephe alacaksin.
Ey Dresden (13-14 subat 1945 gecesi) ahalisi, ey modern Pompeililer, Sodom ve Gomore halki, Bizans ve Roma...
Uyanin bu gaflet uykusundan...
Sezar mabetlerinin hepsi yikilacak.
Deccallik ve Sufyanilik devri sonuna geldi...
Mehdi zuhur, Isa aleyhisselam nuzul edecek.
Kimseyi altinlari gumusleri, dolarlari eurolari, Altin Buzagi sirketi hisse senetleri kurtaramaz.
Sahih bir iman, ihlasli ibadet, kalb-i selim gerek kurtulmak icin.
Sende bunlar var mi?
Kesti-i Nuh hangi sahilde, biliyor musun?
Tufan yaklasiyor, kos gemiye gir, yoksa bogulur helak olursun...

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

Ruhunda sukunete kavusmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmali ve iman etmelidirler.
Ama hakikatin pesindeki insanlar ic huzurundan feragat etmeli ve yasamlarini bu sorgulamaya adamak;
kendisi ve hayatla yuzyuze gelmekten korkmamak zorundadir.

Friedrich Nietzs



Durmak yok...

Durmak yok,

Sessiz çığlık-İzmir etkinlikleri 3 Ocak 2015 cumartesi günü Konak meydanında gerçekleşecek ve her hafta her zamanki yerinde ve her zamanki saatinde devam edecektir.
Davetiyeniz ektedir.

Her hafta Cumartesi günü, saat 13:00, Konak/İZMİR Millipiyango binası önü.


Siz değerli üyelerimizi, akrabalarını,

Tanıdıklarını, dostlarını, bu etkinliklerimize, her hafta Türk bayraklarını alarak katılmağa davet eder, bu davetiyenin tüm vatanseverlere iletilmesini hürmet ve sevgilerimizle dileriz.



TANER SEVGUR

Durmak yok...

Durmak yok,

Sessiz çığlık-İzmir etkinlikleri her hafta her zamanki yerinde ve her zamanki saatinde devam edecektir.

Her hafta Cumartesi günü, saat 13:00, Konak/İZMİR Millipiyango binası önü.

Siz değerli üyelerimizi, akrabalarını,

Tanıdıklarını, dostlarını, bu etkinliklerimize, her hafta Türk bayraklarını alarak katılmaya davet eder, bu davetiyenin tüm vatanseverlere iletilmesini hürmet ve sevgilerimizle dileriz.



TANER SEVGUR

Karikaturler!....




--

Demek ki : Her seyin Allah... Yanasman, irgadin O:
Cocuk O na ait: Lalan, bacin, dadin O;
Vekil-i harcin O; Kahyan, mudur-i veznen O;
Alis seninse de, mesul olan veristen O;
Denizde cenk olacakmis... Gemin O, kaptanin O;
Ya ordu lazim imis... Askerin, kumandanin O;
Koyun yasakcisi; sehrin de bas muhassili O;
Tabib-i aile, eczaci... Hepsi hasili O.
Ya sen nesin? Mutevekkil! Yutulmaz artik bu!
Biraz da saygi gerektir... Ne saygisizlik bu!
HUDA YI KENDINE KUL YAPTI, KENDI OLDU HUDA;
Utanmadan da tevekkul diyor bu cur ete, ha?!...

Mehmet Akif ERSOY

Resulullah sav buyurdular ki:
Melekler, icerisinde kopek ve timsaller bulunan eve girmezler.

Kutubu Sitte 2169

Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)



Ataturk Kurtlere Ozerklik Sozu Verdi Palavrasi

-----BEGIN PGP PUBLIC KEY BLOCK-----
Version: GnuPG v1.4.12 (MingW32)

mQENBFJVPgkBCADHCogZOaa0sSeGm/heZDg3BJJVqMIbuH8wKLwzj13yjNiUzUzd
F7Qs2rXmHVlnmlNYhRK6+TxpwGJd+h+kLGvaAynkqpimiSeQXJgEQ65jfnzxpfeH
Nt2zlge74/PZEIabfjJsh88JOJo+y17yQQe/StUf1b4ImrUv3029KWyvJ6xWIzKj
dYcFCgO2+rsZkuiGSURHlZrUBB4irBY+wwj2N7ppuTSyG3beGG1Ono5LjT3acJci
WJM8EFbxHwii5WV6f1SiWbR459qUMqH4H2fMgr+5LPfFzY1mN8ozg8divy7AVEZM
SAh+mRRw2vtwWPXKLEUWUmaJjS40KY0dmztBABEBAAG0KVQuQy4gT3JhaiBQT1lS
QVogPGNpbWNpbWVAbmVvbWFpbGJveC5uZXQ+iQE+BBMBAgAoBQJSVT4JAhsjBQkJ
ZgGABgsJCAcDAgYVCAIJCgsEFgIDAQIeAQIXgAAKCRDa/SIDPzu9IaWUCACiWPRb
GfyAEqVLN2wHoJH2sHjGl7gwMMPJP03PkemDM4Gh4ooVinzTN12qMAvXwUErk/zj
VGfqQPRwRV41Tg7eDVGuNcc2g4knlA+/4zec9i7y2f7+n/r0CLEEt/u2alYfbllj
q6BREpvwNEwndb4jXqI0d7cQ1NeaXR+VzuAX6dUpunbHI10SGglg+GaGa7pSlfdY
vPqI3k3eBO+EsuJ8dDqa844iEsqUQwGDT9oRSpUnDyjTuOeUbHo7W+AuqyZWE3vu
r2HEMI3+tow7AdO77HB6sAJfGcoDPt0qPkVvDRcetD/bsQwM8FNF3WyZqFCkhgY7
mLnVFHl+np5B8VMTuQENBFJVPgkBCAD2s6wu7zhBmGTvUJ+ekvUmVrAxSFhonrJl
YehdGt4fYdZUrOLQl1JhynbvR6rRA/58SGXqsfoecWskCZrGETBaJi8UAbaWJ34d
AGe4Is1auV5iKZJ9qx6lLOiF11KXQCnZnu4mJWDQ5LpU7vHFsoRsyW5JjWbOwGTO
RjmIyjb5O9aZFloa2vJOVE3rgiG/ONeeTFRsy8VY5MmEvYERye3cGyG+KQicVI3E
tu6NnMaS+s/sKWKsM6W7SoPKj+AViMKAe2qkh9H23oOwQ5Oj2cfZd2NqjAA/B6t4
gTMhJ82u0yuJ20eMgAECezifCw7CqPXROAGHjVk12lFhR7/FfSjHABEBAAGJASUE
GAECAA8FAlJVPgkCGwwFCQlmAYAACgkQ2v0iAz87vSG0Rwf+LiWOr6RPOpyxx9le
9U7ZyX3V1e0OutJfyPwLWuo4PYV26udAvis+92r6jdTP/PonQvzVOVKsZ8syWip6
Q76axkosJQnWV6+UOZu/+K2K7DnIO8k0xzOCEeZXn9oXGTsQvurt/qeD4qLIMH20
510G7rC38W4CHdwshGLI+mbj7A0341E82e+b6UMJTn0PxcUfypSrjTxSLOJqSeyi
L3ZlRm4mYZvtgxGjtzh2+SqV30N8SEDJtGu8mwJnZlrbsI97UZrCDh4SS3rxFQu3
DeaXhqzgoC5wehqhSHBv5Ad7EAt4mLpaI+A9ggp6qykaluY/0k4mSFlunJDPi3Z2
ROjy5Q==
=sqcm
-----END PGP PUBLIC KEY BLOCK-----

Ataturk Kurtlere Ozerklik Sozu Verdi Palavrasi

Tamamen yalan ve iftiradir.
Kurtlere ozerklik Ataturk un degil Damat Ferit Pasanin ve Padisah Vahdettinin programidir.
Isterseniz ayrintili bir bicimde aciklayalim;

Kurtlere ozerklik Mustafa Kemal in degil

Damat Ferit in programi

12 Eylul 1919 da Istanbul Hukumeti ile Ingiltere arasinda gizli bir antlasma imzalanir.
Sekiz maddelik anlasma maddelerinden ucuncusu soyledir:

- Turkiye bagimsiz bir Kurdistan kurulmasina karsi cikmayacaktir.

Anlasmanin altinda Damat Ferit in imzasi vardir.

Anlasma nin esas onemi Damat Ferit in Mustafa Kemal hareketine, yani Turk milli hareketine karsi Kurt ayrilikcilariyla uzlasmasi ve Kurtleri Mustafa Kemal e karsi kullanmasini saptamasidir.

Istanbul Hukumeti nin bu tur bir yola girmesi aslinda Damat Ferit Hukumeti nin sonunu getirir.
Kabine degi$ikligi olur ve Ali Riza Pasa Hukumeti kurulur.
Bu degi$iklik son derece onemlidir cunku Kurt milliyetciliginin ve ayrilikciliginin onu kesilecektir.

Amasya Gorusmeleri bunun ilk safhasidir.
Kurtlere ozerkligin ilk belgesi imis gibi sunulan Amasya Gorusmelerinde su karar alinmistir:

Beyannamenin 1.maddesinde Osmanli Devleti nin dusunulen ve kabul edilen siniri Turk ve Kurtlerin oturdugu araziyi kapsadigi ve Kurtlerin Osmanli toplulugundan ayrilmasi imkansizligi izah edildikten sonra, bu sinirin asgari bir istek olmaz uzere elde edilmesinin temininin luzumu mustereken kabul edildi.
Bununla beraber, yabancilar tarafindan gorunuste Kurtlerin bagimsizligi maksadi altinda yapilmakta olan tezvirlerin onune gecmek icin de bu hususun simdiden Kurtlerce bilinmesi uygun goruldu

Tutanaktan da anlasilacagi uzere Ankara ile Istanbul un yeni hukumeti, Kurt ayrilikciligina karsi ortak bir karar almislar ve kurulacak ya da kurtarilacak devletin sinirlarinin Kurtlerin oturdugu araziyi de kapsadigini belirtmislerdir.
Bu tutanaktan cikacak biricik sonuc, Kurtlerin oturdugu arazide ayri bir devlet ve ozerklik hakkinin bu tutanakla reddedildigidir.
Ama ne hikmetse gordugu her Kurt kelimesini ozerklige yoran tarih heveslisi bir kisim hukuk asistani bunu tam tersine yormaktadir.

Amasya gorusmesinin teyidi ise Misak-i Milli dir.
Misak-i Milli ise, ozerklik degil ulusal bir devlet programidir.
Kuvayi Milliye nin bu ilk belgesi, ayni zamanda Istanbul Meclisi nin son kararinda ozerklik yoktur!
Dahasi Misak-i Milli icin calisan bir harekete katilan herkes de ulusal devleti kabul etmis demektir.

Milli Mucadele nin Kurtlere ozerklik verecegini soyleyenlerin iddiasi ayni zamanda son derece de komiktir.
Kurtler bagimsizlik ve ozerkligi zaten Sevr ile kazanmislardi.
Sevr e karsi cikan bir hareketin Sevr de dayatilan bir maddeyi savunmasi olacak sey degildir!

Kaldi ki ne Erzurum, ne Sivas Kongrelerinde de bu yonde alinmis bir karar vardir.
BMM nin bu yonde aldigi bir karar da yoktur.
Ozerkligi savunan bir hareketin bunu bir karar olarak duyurmasi gerekmez miydi?
Komik olmayi birakin: Mustafa Kemal sizin gibi gizli bir Kurtcu degildi!
Sizin gibi hem tek bayrak, hem de Kurtler kendi kendini yonetsin diyecek kadar hain degildi...

Ingilizlerin Kurtlere ozerklik uydurmasi

Mustafa Kemal in Kurtlere ozerklik verecegi uydurmasinin kaynagi ise dogrudan Ingilizlerdir!

Yukarida bahsettigimiz gibi Kocgiri isyaninin bastirilmasindan sonra Meclis te Kurt milletvekilleri isyancilara destek cikarlar.
Uzun suren tartismalardan sonra Mustafa Kemal in isyanin bastirilmasini savunan konusmasi uzerine tartisma kapanir.

Ancak Ingiliz raporlarina gore bu gorusmeler sirasinda Kurtlere ozerklik verilen bir karar alinir.
Maddeler sunlardir:

1- Uygarligin gereklerine uygun olarak Turk milletinin ilerlemesini saglamayi hedefleyen BMM, ulusal gelenekleriyle uyum icinde, Kurt milletinin ozerk yonetimini kurmayi uzerine alir.

2- Cogunlugunu Kurtlerin olusturdugu bu topraklar icin Kurt ileri gelenleri tarafindan bir genel vali, vali yardimcisi ve bir mufettis secilebilir.

(...)

4- Kurt ulusal meclisi dogu vilayetlerinde kurulacak ve 3 yil icin olusturulacaktir.

5- Ozerk yonetim Van, Bitlis, Diyarbakir vilayetleri, Dersim sancagi, bazi nahiye ve kazalari icine alacaktir

Toplam 9 maddelik kanun tasarisi Ingilizlere gore kabul edilmistir!

Ancak Ingiliz raporlarinin gosterdigi 10 Subat 1922 tarihinde anilan gizli oturum yoktur!
TBMM Gizli Celse Zabitlari yayinlanmistir ve orada boyle bir gun yoktur!
Olmasi da son derece sacma olurdu.
Cunku anilan 9 maddenin Sevr den bir farki yoktur.
Kaldi ki Kocgiri isyanini bastiran bir Meclis in bu kararlari almasi da mantiksizdir.
Cunku bu kararlari alacak Meclis, mantiken isyancilarla anlasir ve istenilen bu haklari verirdi.

Ingilizler yetmedi bir de Perincek...

Ataturk un Kurtlere ozerklik verecegine iliskin ikinci bir iddia ise Ingilizlerden sonra Perincek ten gelmektedir.
Ataturk 16/17 Ocak 1922 tarihinde ciktigi Izmit seyahatinde gazetecilerin sorularini yanitlar.
Vakit gazetesi basyazari Ahmet Emin Yalman in
Kurtluk Sorunu nedir?
Bir ic sorun olarak deginmeniz iyi olur
sorusuna su yaniti verir:

Kurt sorunu, bizim, yani Turklerin cikari icin kesinlikle soz konusu olamaz.
Cunku, bizim ulusal sinirlarimiz icinde Kurt ogeleri oylesine yerlesmislerdir ki, pek sinirli yerlerde yogun olarak yasarlar.
Bu yogunluklarini da kaybede ede ve Turklerin icine gire gire oyle bir sinir olusmustur ki, Kurtluk adina bir sinir cizmek istesek, Turkiye yi mahvetmek gerekir.

(...)

Bu nedenle basli basina bir Kurtluk dusunmekten cok Anayasamiz geregince zaten bir cesit ozerklik olusacaktir.
O halde hangi bolgenin halki Kurt ise kendi kendilerini ozerk olarak idare edeceklerdir..

Perincek ve Apo, Ataturk un bu demecini Ataturk un ozerkligi savundugunun kaniti olarak verirler.
Oysa Ugur Mumcu nun da belirttigi gibi Mustafa Kemal ozerklikten degil bir cesit ozerklikten bahsetmektedir.
Bu ise, 1921 Anayasasina gore illerin manevi kisilige ve ozerklige sahip olmalari maddesiyle uyum icindedir.

1921 Anayasasinin 21.maddesi soyledir:

Il yonetimi yerel islerde manevi kisilik sahibidir ve ozerktir

Buradan da anlasilacagi uzere Ataturk, Kurtlerin kendi kendilerini yonetmesinden degil illerin kendilerini yonetmesinden bahsetmektedir.
Zaten Kurtlerin yogunlugundan bahsetmesi de bu nedenledir.

Aslinda Ataturk un bu aciklamasinin ozerklik icin degil tam tersine Kurt sorununun kabul edilmemesi icin bir dayanak olarak gosterilmesi gerekmektedir.
Gercekten de bu aciklamasinda Ataturk, Kurtlugu reddetmekte, dahasi Kurt sorununu kabul etmemektedir!

Dahasi aciklamalarin devaminda Lozan da tartisilan Musul meselesi ele alinmakta ve su ifade edilmektedir:

Ingilizler orada bir Kurt hukumeti kurmak istiyorlar.
Bunu yaparlarsa, bu dusunce bizim sinirlarimiz icindeki Kurtlere de yayilir.
Buna engel olmak icin siniri guneyden gecirmek gerekir

Yani Ataturk bizim sinirlarimiz icindeki Kurtlerin olasi bir talebine karsi oldugunu cok acik bir sekilde ifade etmekte bu nedenle de Musul u vermemeyi savunmaktadir!
Nitekim Lozan da Turkiye, Kurt meselesinin konusulmasini dahi kabul etmemistir!
Cunku Turkiye icin artik boyle bir mesele yoktur!


http://www.siyasiforum.net/viewtopic.php?f=5&t=18258



Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

1 Ocak 2015 Perşembe

DEMOKRATİK ÖZERKLİK NEDİR?

-----BEGIN PGP PUBLIC KEY BLOCK-----
Version: GnuPG v1.4.12 (MingW32)

mQENBFJVPgkBCADHCogZOaa0sSeGm/heZDg3BJJVqMIbuH8wKLwzj13yjNiUzUzd
F7Qs2rXmHVlnmlNYhRK6+TxpwGJd+h+kLGvaAynkqpimiSeQXJgEQ65jfnzxpfeH
Nt2zlge74/PZEIabfjJsh88JOJo+y17yQQe/StUf1b4ImrUv3029KWyvJ6xWIzKj
dYcFCgO2+rsZkuiGSURHlZrUBB4irBY+wwj2N7ppuTSyG3beGG1Ono5LjT3acJci
WJM8EFbxHwii5WV6f1SiWbR459qUMqH4H2fMgr+5LPfFzY1mN8ozg8divy7AVEZM
SAh+mRRw2vtwWPXKLEUWUmaJjS40KY0dmztBABEBAAG0KVQuQy4gT3JhaiBQT1lS
QVogPGNpbWNpbWVAbmVvbWFpbGJveC5uZXQ+iQE+BBMBAgAoBQJSVT4JAhsjBQkJ
ZgGABgsJCAcDAgYVCAIJCgsEFgIDAQIeAQIXgAAKCRDa/SIDPzu9IaWUCACiWPRb
GfyAEqVLN2wHoJH2sHjGl7gwMMPJP03PkemDM4Gh4ooVinzTN12qMAvXwUErk/zj
VGfqQPRwRV41Tg7eDVGuNcc2g4knlA+/4zec9i7y2f7+n/r0CLEEt/u2alYfbllj
q6BREpvwNEwndb4jXqI0d7cQ1NeaXR+VzuAX6dUpunbHI10SGglg+GaGa7pSlfdY
vPqI3k3eBO+EsuJ8dDqa844iEsqUQwGDT9oRSpUnDyjTuOeUbHo7W+AuqyZWE3vu
r2HEMI3+tow7AdO77HB6sAJfGcoDPt0qPkVvDRcetD/bsQwM8FNF3WyZqFCkhgY7
mLnVFHl+np5B8VMTuQENBFJVPgkBCAD2s6wu7zhBmGTvUJ+ekvUmVrAxSFhonrJl
YehdGt4fYdZUrOLQl1JhynbvR6rRA/58SGXqsfoecWskCZrGETBaJi8UAbaWJ34d
AGe4Is1auV5iKZJ9qx6lLOiF11KXQCnZnu4mJWDQ5LpU7vHFsoRsyW5JjWbOwGTO
RjmIyjb5O9aZFloa2vJOVE3rgiG/ONeeTFRsy8VY5MmEvYERye3cGyG+KQicVI3E
tu6NnMaS+s/sKWKsM6W7SoPKj+AViMKAe2qkh9H23oOwQ5Oj2cfZd2NqjAA/B6t4
gTMhJ82u0yuJ20eMgAECezifCw7CqPXROAGHjVk12lFhR7/FfSjHABEBAAGJASUE
GAECAA8FAlJVPgkCGwwFCQlmAYAACgkQ2v0iAz87vSG0Rwf+LiWOr6RPOpyxx9le
9U7ZyX3V1e0OutJfyPwLWuo4PYV26udAvis+92r6jdTP/PonQvzVOVKsZ8syWip6
Q76axkosJQnWV6+UOZu/+K2K7DnIO8k0xzOCEeZXn9oXGTsQvurt/qeD4qLIMH20
510G7rC38W4CHdwshGLI+mbj7A0341E82e+b6UMJTn0PxcUfypSrjTxSLOJqSeyi
L3ZlRm4mYZvtgxGjtzh2+SqV30N8SEDJtGu8mwJnZlrbsI97UZrCDh4SS3rxFQu3
DeaXhqzgoC5wehqhSHBv5Ad7EAt4mLpaI+A9ggp6qykaluY/0k4mSFlunJDPi3Z2
ROjy5Q==
=sqcm
-----END PGP PUBLIC KEY BLOCK-----

DEMOKRATİK ÖZERKLİK NEDİR?

BAYRAK, PARLAMENTO VE BAŞKENT OLACAK 

Mesela, demokratik özerkliğin siyasal boyutunda dört temel alan öngörüyoruz.

1- Bölgesel yönetimin sembolü olmalı; bayrak.

2- Bölgesel parlamento,

3- Bölgesel yönetimin başkenti.

4- Halkın kendi kendini yöneteceği öz yönetim organları.
Köy, sokak komünleri, mahalle meclisleri, kent meclisleri.

http://www.internethaber.com/iste-bdpnin-ozerklik-plani-665358h.htm?interstitial=true.


Bu Kürt siyasetçi yere kaynaklardan pay istememiş,
Pasaportdan söz etmemiş,
TSK'nın bölgeden çekilmesinden söz etmemiş,
PKK'nın bölgede resmi kolluk gücü olmasını da söylememiş.

31 Aralık 2014 Çarşamba

Yeni Yılınız kutlu, uğurlu olsun!...

Sayın gurup üyeleri

Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum.
Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla...
Nice Yıllara!

 
Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA