3 Ocak 2018 Çarşamba

İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU: AYAĞINI KIRMAYA POLİS GÖREVLİDİR

Adam bir bakan, bir hükumet üyesi, bir meclis üyesi, bir iktidar partisi üyesi.
Yasama ellerinde, yürütme ellerinde aslında olmaması lazım amma yargı da ellerinde.

Ve şimdi kalkmışlar kaba kuvveti kullanın diyorlar.
Ulan hergele yasa çıkar, yasa.
Olmadı yönetmelik çıkar.
O da mı olmadı, tüzük çıkar.
O da mı olmadı, yönerge çıkar, olmadı, genelge çıkar.
Ama öyle başı bozuk gibi sözel laflarla devletin memurlarını suç işlemeye azmettirme.

Bunlar sayesinde çadır devleti olduk şükürler olsun.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     



İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU: AYAĞINI KIRMAYA POLİS GÖREVLİDİR

3 Oca 2018

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan dikkat çeken bir çıkış geldi. Soylu açıklamasında "Okulun çevresinde bir uyuşturucu satıcısını gördüğümüz zaman beni ne kadar kınarlarsa kınasınlar ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler o uyuşturucu satıcısının ayağını kırmaya polis görevlidir. Suçunu bana atsın. Bunun suçu neyse 5 yıl içeride yatmaksa yatarız 10 yıl içeride yatmaksa yatarız 20 yıl içeride yatmaksa yatarız" dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu terörle ve uyuşturucuyla mücadelenin eş zamanlı ve aynı tempoda sürdürülmek zorunda olduğunu vurgulayarak "PKK bizim için nasıl bir tehditse PKK'lı teröristlere ne yapıyorsak uyuşturucu satıcılarına da aynı şekilde davranmak zorundayız. Kimse bizim geleceğimizi zehirleyemez" dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu MEB Şura Salonu'nda düzenlenen Genel Güvenlik ve Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı'na katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Soylu dünyanın gelişen teknolojinin sebep olduğu yeni suç türleri ve mevcut suçların kapasitesinin artması tehlikesi ile karşı karşı kaldığını söyledi. Eskiden sadece haşhaş yapraklarıyla veya kenevirden yapılan uyuşturucu ile mücadele ettiklerini belirten Soylu şimdi karşılarına çok daha öldürücü sentetik uyuşturucuların çıktığını bu tür uyuşturucuların önemli bir tehdit olduğunu vurguladı.

"2017 YILI İÇİNDE 48 BİN 305 KİŞİ FETÖ'DEN TUTUKLANDI"

Soylu devleti bir virüs gibi sarmış FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin 16 Temmuz sabahı bastırıldığını hatırlatarak "Ancak kamuda sebep olduğu özellikle bizlerin görev alanında sebep olduğu tahribatı da inkar etmek mümkün değildir. FETÖ'ye yönelik yürütülen operasyonlarda sadece 2017 yılı içinde 48 bin 305 kişi tutuklandı. Gözaltı sayısı bunun yaklaşık üç katı" diye konuştu.

"2 BİN 197 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ"

Alınan sınır güvenlik tedbirleri ve yol kontrolleri sayesinde kaçakçılık olaylarında 2017 yılında 2016 yılına göre yüzde 15 azalma oranı elde edildiğini ifade eden Soylu organize suçlarla mücadelede operasyon sayısını bir önceki yıla göre iki kat arttırdıklarını kaydetti. Soylu PKK ile mücadelede 2017 yılında bin 635 sığınak ve barınağın imha edildiğini 2 bin 197 teröristin etkisiz hale getirildiğini 675 eylem hazırlığı içerisindeki olayın bertaraf edildiğini 113 eylem hazırlığı içerisindeki teröristin ise kimsenin canını yakmadan etkisiz hale getirildiğinin bilgisini verdi. Bakan Soylu PKK terör örgütüne katılımın ise 2016 yılına göre yüzde 85 oranında azaldığına dikkat çekti. Trafik güvenliği konusunda da önemli çalışmalar yürütüldüğünü paylaşan Soylu 2017'de bir önceki yıla göre ölümlü trafik kazalarında yüzde 2'lik azalma elde edildiğini söyledi.

"PKK'NIN UYUŞTURUCU TİCARETİNDEN ELDE ETTİĞİ YILLIK GELİR 1.5 MİLYAR DOLAR"

Uyuşturucu tehdidine dikkat çeken Soylu uyuşturucu meselesinin dünyanın üzerine dağdan düşen bir çığ gibi geldiğini ifade ederek şunları kaydetti:

"Uyuşturucu yeni icat olmuş bir şey değil ancak türleri çeşitleri imalat yöntemleri tahribat kapasitesi fiyatı yani bütün çehresi değişti. Laboratuvar ortamında üretimiyle çeşitliliği ve öldürücü etkisi arttı. Uyuşturucuya bağlı ölümlerde milyon kişi başına AB vaka ortalaması 21.3'tür. Türkiye'de bu sayı henüz 10 vaka olarak tespit ediliyor. Dünyanın ekim yapılamayan yerlerinde laboratuvarda kat kat daha fazla öldürücü uyuşturucular yapılıyor ve bunların ham maddeleri bazı tıbbi malzemelerin de ham maddesi olduğu için engellenmesinde ciddi sorunlar çıkabiliyor. Sürekli kamuoyuyla paylaştığımız bir rakam var. PKK'nın uyuşturucu ticaretinden elde ettiği yıllık gelir 1.5 milyar dolar. Bu az bir para değil. Bunların her birisi silah olarak ülkemizin huzurunu kaçırmak milletimizin birliğine saldırı olarak geri dönmektedir ve bu bizim için önemli bir problem ve sorun alanıdır. "

"PKK'LI TERÖRİSTE NASIL DAVRANIYORSAK UYUŞTURUCU SATICISINA DA AYNI DAVRANMALIYIZ"

Soylu 2017 yılında Türkiye'nin özellikle eroin yakalamalarında önemli bir rekor kırdığını belirterek 20 ton eroinin güvenlik güçleri tarafından ele geçirildiği bilgisini verdi. Sadece 2017'de Ankara'da bin 610 kişinin uyuşturucu nedeniyle tutuklandığını kaydeden Soylu "Sokak satıcılarına yönelik ortaya koymuş olduğumuz operasyonlar kesintisiz devam ediyor. Her zaman söylüyoruz söylemeye de devam edeceğiz. PKK bizim için nasıl bir tehditse PKK'lı teröristlere ne yapıyorsak uyuşturucu satıcılarına da aynı şekilde davranmak zorundayız. Kimse bizim geleceğimizi zehirleyemez. Uyuşturucu satıcısını gören güvenlik görevlisi ne yaparsa yapsın sorumluluk bana ait" dedi.

Soylu "Esrar yakalamalarında 2016'ya göre bu yıl yüzde 34 artış elde ettik. Eskiden kenevir üretilen tarlalar bu sene Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da buğday üretir hale geldi. Ele geçen eroin miktarında yaklaşık üç kat captagonda iki buçuk kat ekstazide yaklaşık iki buçuk kat artış elde ettik. Terörle ülkemizin birliğini hedef alıyorlar uyuşturucuyla da nesillerimizi ve medeniyetimizi hedef alıyorlar. Türkiye'yi uyuşturucu ile işgale kalkışıyorlar. Dolayısıyla hem terörle hem de uyuşturucuyla mücadeleyi eş zamanlı ve aynı tempoda birisini birinden geride bırakmadan sürdürmek zorundayız. İkisi de gençlerimizi hedef alıyor ve ikisi de birbirinden besleniyor. Terör uyuşturucudan hem para açısından besleniyor hem de o teröristleri eylem yapacak kafaya getirmeye yarıyor" ifadelerini kullandı.

Okullarda alınan güvenlik tedbirlerinin devam edeceğine vurgu yapan Soylu "81 ilimizde 7 kez okul çevrelerinde huzur uygulamaları yaptık. Okulun çevresinde bir uyuşturucu satıcısını gördüğümüz zaman beni ne kadar kınarlarsa kınasınlar ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler o uyuşturucu satıcısının ayağını kırmaya polis görevlidir. Benim ülkemin gencinin canına mal olacak bir kişiye gereğini yerine getirme görevidir. Suçunu bana atsın. Bunun suçu neyse 5 yıl içeride yatmaksa yatarız 10 yıl içeride yatmaksa yatarız 20 yıl içeride yatmaksa yatarız. Çok net söylüyoruz. Bu 2018 yılında bunların kafasına çökeceğiz ve milletimizi bu illetten kurtaracağız. Ben bir buçuk yıldır bu talimatı veriyorum arkadaşlara. Bulduğunuz zaman gereğini yerine getirin" diye konuştu.

http://www.ilk-kursun.com/haber/349492/icisleri-bakani-soylu-ayagini-kirmaya-polis-gorevlidir/


a45UyF587661-180103164203 Oraj Poyraz At Alpinaasia oraj_poyraz@alpinaasia.com
2018/01/03  17:00 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



YILMAZ ÖZDİL : NE YAPSAYDI NEVİN?



YILMAZ ÖZDİL : NE YAPSAYDI NEVİN?

3 Ocak 2018

Üç çocuğunun annesi olan eşini sopayla döve döve öldürdü taksirle yani dikkatsizlikle öldürmekten yargılanıp bir senede çıktı.

*

Eşini kafasından pompalı tüfekle vurdu sarhoştum tüfeğimi inceliyordum yanlışlıkla ateş aldı dedi serbest bıraktılar.

*

Eşini tabancayla öldürdü dört senede sokağa saldılar tecavüz etmeye çalıştığı 19 yaşındaki gelinini iple boğdu.

*

80 yaşındaki eşini bıçaklayarak öldürdü 83 yaşındaydı yaşına hürmeten cezai ehliyeti olmadığı gerekçesiyle serbest bırakıldı.

*

17 yaşındaki kızcağızı kendisine aşık olmuyor diye 37 yerinden deşip kafasını testereyle kestikten sonra buzdolabına koyan manyak beş senede serbest bırakıldı… Yuh be kardeşim denilince pardon deyip rica minnet tekrar tutuklandı.

*

Musallat olduğu hamile kadını boğarak öldürüp mahkemede kravat taktığı için "iyi hal" indirimi alan var. Aşkına karşılık vermeyen genç kızı benzinle yakarak ormana gömüp mahkemeye takım elbiseyle geldiği için "iyi hal" indirimi alan var. İlişki teklifini reddeden talihsizi sopayla döve döve öldürüp "zaten travestiydi" indirimi alan var. Eşini delik deşik edip "tayt giyiyordu" indirimi alan var. Doğrayıp buzdolabına koyup "piercing takıyordu" indirimi alan var. "Tanımadığı insanlara sokakta saati sorarak cilve yaptı" indirimi alan var. Benzinle cayır cayır yakıp "çok sık banyo yapıyordu şüphelendim" indirimi alan var. Gırtlağını kesip "benden izinsiz çarşıya alışverişe gitti" indirimi alan var.

*

Herif henüz 16 yaşındaki kuzenini zorla kaçırdı imam nikahıyla kapattı pencereden dışarı bakıyor diye bıçakla delik deşik ederek öldürdü alt tarafı dört sene yattı çıktı konu komşu devreye girdi çöpçatanlık yaptı kız buldular resmi nikahla evlendi resmen evliyken gitti dul bir kadınla yaşamaya başladı evimin tapusunu senin üstüne yapacağım dedi iki sene oyaladı tapuyu vermeyince hır çıktı dul kadın bağırıp çağırmaya başladı sen misin bağıran baltayı kaptı kadının kafasını harrss diye ikiye böldü alt tarafı altı sene yattı gene çıktı mahalleli gene devreye girdi bu herifi Hande Ataizi'nin sunduğu "dest-i izdivaç" programına gönderdiler e böylesine cazip pırıl pırıl damat adayı her zaman bulunmaz kapanın elinde kaldı Arap asıllı bir kadınla evlendi neyse ki o kadını öldürmedi boşandı şansını tekrar denemek için bu defa Flash tv'deki "ne çıkarsa bahtına" isimli evlilik programına katıldı "kader kurbanıyım" dedi "yuva kurmak benim de hakkım 62 yaşındayım şeker hastasıyım bir su verenim olsun istiyorum" dedi bu program sırasında bir kadınla daha imam nikahıyla yaşadığını itiraf etti acaba onu da öldürdü mü diye merak edildi onu öldürmemişti üçü gayrimeşru beş kadınla evlenip sadece ikisini öldürdüğü ortaya çıktı duygulu anlar yaşandı iki ay sonra Seda Sayan'ın show tv'deki evlilik programına konuk edildi Seda Sayan seyircilere dönüp "bu kadar güleryüzlü bir katil gördünüz mü?" diye sordu kahkahalarla alkışladılar bu rezillikler silsilesi şikayet edildi güya soruşturma açıldı reşit bile olmayan imam nikahlı eşlerini hunharca katleden heriflerin ekranlara çıkarılmasının alkışlanmasının sevimli damat adayı olarak gösterilmesinin "basın özgürlüğü"ne girdiğine hükmedildi.

*

10 yaşındaki erkek çocuklarına tarikat yuvasında senelerce tecavüz edildiği ortaya çıktı aile bakanı "bi kerecik" dedi.

11 yaşındaki kız çocuklarını koynuna alan 75 yaşındaki sapıklara af çıkarmaya çalıştılar başbakan "bi kereliğine" dedi.

*

Akp milletvekili hayvanlara tecavüz eden insanlara yeniden hayvan sahibi olabilmeleri için "bir şans daha" verilmesini önerdi.

*

Isparta Yalvaç'ın Koruyaka köyü'nde tabanca zoruyla tecavüz eden hamile bırakan "çocuklarını öldürürüm" tehdidiyle tacize devam eden "sevgilim olduğunu söylerim seni rezil ederim sana değil bana inanırlar" tehdidiyle rahatsız etmeyi sürdüren kahvede pazarda Nevin'in adını çıkaran Nevin'in eşi evde yokken kapıya dayanan olay gecesinde belinde tabancayla iki katlı evin damına tırmanarak içeri girmeye çalışan eniştesini… Av tüfeğiyle vurup kafasını keserek köy meydanına fırlatan "arkamdan konuşmayın artık işte namusumla oynayanın kellesi" diye bağıran Nevin'e müebbet hapis cezası verildi!

*

Erkek kadını öldürürse serbest.

Kadın erkeği öldürürse müebbet.

*

Üstelik ne yapsaydı Nevin?

*

Hadise Los Angeles'ta yaşanmıyor küçücük bir Anadolu köyünde yaşanıyor… Kocasına veya ailesine "tecavüze uğradım" diyebilir miydi? Sahip çıkılır mıydı? Karakola gitse komşuları söylediklerine inanır mıydı? "Kuyruk sallamıştır" demezler miydi? O köyde hayatına devam edebilir miydi? Etmese nereye gidebilirdi? Susup tecavüze uğramaya devam mı etseydi? Çaresizliğine nasıl bir çare bulabilirdi?

*

Anlattıklarının hepsi yalan bile olsa sevgilisi bile olsa… Erkek öldürünce serbest kalıyorsa kadın öldürünce niye müebbet alıyor?

*

"İyi hal"den faydalanmak için fön çektirip makyaj mı yapsaydı?

*

Ve bugün duruşması var Nevin'in.

*

2018'in ilk yazısında her şeyi boşverip onu yazmak istedim.

Hepinizin haberi olsun herkes elini vicdanına koysun istedim.

*

Bırakın Nevin'i kardeşim…

Adaletsizlikleri ayyuka çıkan hukukumuz için yeniden adaletin miladı olsun.

http://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/ne-yapsaydi-nevin-2157834/


a45UyF587661-180103141346 Oraj Poyraz At Neomailbox 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2018/01/03  15:00 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



DİYANET’TEN ‘9 YAŞINA GİREN KIZ EVLENEBİLİR’ SKANDALINA İLİŞKİN SON DAKİKA AÇIKLAMASI!

Zırva tevil götürmez lafını zannediyorum tam da bu iş için icat etmişler.
Peki soralım o zaman, Diyanet İşleri Başkanlığının Dini Kavramlar Sözlüğü Anglikan Kilisesinin resmi görüşünü mü yansıtmaktadır.
Bu sözlük altındaki imza Canterbury Başpiskoposuna mı aittir?

Kaldı ki, bana göre Diyanet ne derse desin, Mekke Müftüsü, ve bütün Arap ilahiyatçılar, El Ezher başta olmak üzere bütün Mısırlı ilahiyatçılar, Pakistan, Hindistan, Bangladeş, Somali ve bilinen dünyanın itibarlı bütün ilahiyatçıları aynı şeyleri söylerken, sonradan olma Müslüman Türklerin, ana dili Arapça olanlara din öğretecek şekilde haddini aşan laflar etmesi ayıptır, tuhaftır.

Başta Muhammed olmak üzere bütün sahabe, sonrakiler, yüzyıllar boyunca ve şimdiki zamana kadar hep aynı şeyi yapmıştır.
Asgari altı yaşında nikahlamış, en az dokuz yaşında yatağa almıştır.
Bu nadir görülen bir durum değildir.
Muhammed'den önce de, o sıralarda da, sonrasında da, ve hala daha devam eden bir Arap örf ve adetidir.

Türklere sirayet etmesine Türk töresi engel olmuştur.
Diyanet işleri Türk halkının tepkisinden çekinerek çok iyi bilinen bu sünneti gizlemek yoluna gitmektedir.
Kiii, bu açıkça küfre sapmak demektir.

Siz kim oluyorsunuz da, peygamberin sünnetini küçümsüyor, ve ondan utanıyorsunuz?

Çanak çömlek patlamıştır, şimdi akıllı, temiz, ahlaklı Türk halkına düşen eğri oturup doğru düşünmek ve bu özünden sapkın(!..) fikirler ve inanışlarla arasına mesafe koymaktır.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     



DİYANET'TEN '9 YAŞINA GİREN KIZ EVLENEBİLİR' SKANDALINA İLİŞKİN SON DAKİKA AÇIKLAMASI!

Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan nikah tanımında kızların 9 yaşında gebe kalabileceklerini erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabileceklerine yönelik haberlerin ardından bir son dakika açıklaması geldi. Açıklamada "haberlerin asılsız olduğunu ve kesinlikle gerçeği yansıtmadığı" öne sürüldü.

2 Ocak 2018

Diyanet'ten '9 yaşına giren kız evlenebilir' skandalına ilişkin son dakika açıklaması!

Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada "Bugün bazı basın yayın organlarında yer alan Diyanet İşleri Başkanlığının kız çocuklarının erken yaşta evlenebilecekleri yönünde açıklamada bulunduğuna dair haberler asılsız olup kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır. Dini Terimler Sözlüğü adlı yayınımızdaki tanım ve maddelerin çarpıtılmasıyla böyle bir iddia üretmek iyi niyetle izah edilemez" dedi

https://www.diyanet.gov.tr/dinikavramlar/dinikavramlar-B/BUL%C3%9B%C4%9E
BULUĞ:

"Sözlükte 'ulaşmak, yetişmek, iş gayesine varmak gibi' anlamlara gelen bulûğ, fıkıh terimi olarak, bir kimsenin çocukluk dönemini bitirip, ergenlik çağına ulaşması demektir. Bulûğ çağına ulaşan kimseye bâliğ denir. Ergenlik yaşı çocuğun vücut yapısına ve iklim şartlarına göre değişebilir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı, erkekler için 12, kızlar için 9 yaş olarak belirlenmiştir. Bu yaşa ulaştıktan sonra erkeğin ihtilam olması, baba olabilme devresine girmesi; kızın da adet görmesi, gebe kalabilme çağına ulaşması fiilî olarak bâliğ olmalarıdır. Ancak erkek ve kızlar 15 yaşlarına ulaştıklarında, kendilerinde bu erginlik alametleri görülmese de bâliğ olduklarına hükmedilir. Buluğ, kişinin dinen mükellef sayılıp, yetişkin insan statüsünü kazandığı dönemdir. Bu çağa ulaşan ve akıllı olan kimse artık tam edâ ehliyeti kazanır. Böylece, ibâdet, helal ve haram gibi dinî hükümlere muhatap; cezâî, malî ve hukukî yükümlülüklere ehil olur."
AYNEN DURUYOR, YANLIŞLIK YOK, HATA YOK.

https://www.diyanet.gov.tr/dinikavramlar/dinikavramlar-N/N%C4%B0K%C3%82H
AYNEN DURUYOR, HATA YOK, YANLIŞ YOK.


Açıklamada "Kız çocuklarını anne olma ve aile kurma sorumluluğuna sahip olmadan psikolojik ve biyolojik olgunluğa erişmeden evlendirmek nikahta rıza ve irade hürriyetini şart koşan İslam dini ile bağdaşmaz. Nitekim Başkanlığımız tarihi boyunca erken yaşta evliliklere asla onay vermemiştir vermeyecektir. Kurumumuz tarafından gerçekleştirilen Din Şuraları ve İl Müftüleri Seminerleri gibi üst düzey toplantıların Sonuç Bildirgelerinde kız çocuklarını erken yaşta evlendirmenin asla dini referanslarla desteklenemeyeceği defalarca kayda geçirilmiştir. Din İşleri Yüksek Kurulumuzun görüşü de bu yöndedir" ifadelerine yer verildi.

http://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/diyanetten-9-yasina-giren-kiz-evlenebilir-skandalina-iliskin-son-dakika-aciklamasi-2157720/


a45UyF587661-180103133825 Oraj Poyraz At Alpinaasia oraj_poyraz@alpinaasia.com
2018/01/02  17:00 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



2 Ocak 2018 Salı

İYİ PARTİ GENEL BAŞKANI AKŞENER TOKAT VE KONYA’DA SİLAHLI EĞİTİM KAMPLARI KURULDUĞUNU DUYDUKLARINI BELİRTTİ.



İYİ PARTİ GENEL BAŞKANI AKŞENER TOKAT VE KONYA'DA SİLAHLI EĞİTİM KAMPLARI KURULDUĞUNU DUYDUKLARINI BELİRTTİ.

02.01.2018

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Sözcü gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk'e konuştu. Akşener Tokat ve Konya'da silahlı eğitim kampları kurulduğunu duyduklarını belirtti.

Partisinin seçim eğitim merkezleri kurduğunu belirten Akşener "Önemli olan sandığa sahip çıkmak. Sandık namusumuz. O sandığı koruyacağız. Kendi hakkını koruyamayan başkasının hakkını koruyamaz. 'Bunlar istediğini yaparlar' düşüncesiyle sandığa sakın gitmemezlik yapılmasın" dedi.

"İNSANLARI ÇATIŞMALARIN İÇERİSİNE SÜRÜKLEYECEKLER"

Akşener çok konuşulacak bir iddiayı da dile getirdi. "Son dönemde üniformalar uzun namlulu silahlarla bazı kişiler ortalıkta dolaşıyor" diyen Akşener sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlarla ilgili çok önemli iddialar var. Örneğin Tokat ve Konya'da silahlı eğitim kampları bulunduğunu duyuyoruz bu iddialar söyleniyor. Araştırılırsın ve bize bilgi verilsin. Bunların seçim döneminde rol alacakları istenmeyen bir sonuç çıkması halinde karışıklık yaratacakları yolunda yoğun söylentiler var. Bunlardan birisi de Sadat diye bir yapı. İnanın Sadat da diğer yapılar da benim için toz zerresidir. Bu malum yapılar insanları çatışmaların içerisine sürükleyecekler. Şimdiden uyarıyorum ve önlem alınmasını istiyorum. "

"'SANDIK BAŞLARINI SADAT'ÇILAR TUTACAK' DİYE KORKU AŞILIYORLAR"

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener AKP'nin seçmeni sandıktan uzak tutmak istediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili yapılan anketlerde 50 artı 1'i ferah ferah göremiyorlar o yüzden AKP'de asabiyet var. Vatandaş 'Hile olacak oy kullansak ne olur' dememeli. Seçmeni sandıktan uzak tutmak istiyorlar. 'Sandık başlarını Sadat'çılar tutacak falanca silahlı örgüt tutacakmış' diye vatandaşa korku aşılıyorlar. Ben de her fırsatta onlara 'korkmayın' diyorum. Korku kelimesi sinsi şekilde insanların ilklerine işleyen bir kelime olmuş. Bizim huzura ihtiyacımız var bunu da sağlayacağız. "

"SEÇİM 15 TEMMUZ'DA"

Erken seçim tartışmaları hakkında da konuşan Akşener şunları kaydetti:

"Benim bildiğim Erdoğan yerel seçimlerden önce cumhurbaşkanlığı seçimini yaptırır ve tarih olarak da 15 Temmuz'u seçer. Erdoğan asla bu tarihi kaçırmaz. Güneydoğuda bir PKK bir de AKP yumruğu var. İki taraf da kendisindensin ya düşmansın havasındalar seçmenin alternatife ihtiyacı var o da İYİ Parti. Diyarbakır'dan da milletvekili çıkaracağız. Batının da doğunun da ortak sorunu hukuksuzluk. Belediyeye kayyum atanıyor. Hizmet yapıyor ama ayrımcılık da devam ediyor. Bitlis'in bir ilçesindeydim bir genç yanıma geldi 'huzur istiyorum' diye ağladı. İnsanlar huzur istiyor.

Yabancılar bana iki soru yöneltiyorlar. Birincisi 'Seçime girebilecek misiniz?' İkincisi de 'Korkmuyor musunuz?' Bunlar ülkemiz adına çok üzüntü verici sorular. Partimizin seçime sokulmayacağını benim cezaevine atılacağımı düşünüyorlar. Buradan çıkan sonuç seçim kazanmak için AKP'nin her şeyi yapabileceğidir. Çok üzüntü verici bir şey. Ben de yabancılara 'Seçime girebiliriz bir şey olmaz. Erdoğan kendine bir kadından korktu dedirtmez. Ülkemiz adına rahat olun' diyorum. "

Odatv.com

https://odatv.com/tokat-ve-konyada-silahli-egitim-kamplari-bulundugunu-duyuyoruz-0201181200.html


a45UyF587661-180102163854 Oraj Poyraz At Neomailbox 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2018/01/02  17:00 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 


TURAN AKINCI : TUNUS’TA YARIM GÜN



TURAN AKINCI : TUNUS'TA YARIM GÜN.


Kafayı boşaltmak için bir hafta yazmayacaktım.

Ama Tunus konusu gelince bunu da yazmadan edemedim.

Çünkü bu konuyu ülkede kimse yazamayacak.

İş başa düştü.



Bizim ülke çok marjinalleşti.

Çok dandik bir haber şişiriliyor.

Günlerce medyadan düşmüyor.

Zira iktidara bonus getiriyor.

Buna karşı iktidarın madara olduğu bir haber çıkınca

Kimse o haberi yazmıyor.

Bunlar tam MÜTAREKE basını.

Tek kişi yazamıyor.

Zira iktidarın karizmasını çiziyor.


Artık dünyada bizim ülkenin esamesi okunmuyor.

Türkçesi: Kimse bizi adam yerine koymuyor.

Malum iki günlüğüne Tunus'a gitti.

Yarım günde paket servis.

İtibara limonata iç.


CB'nı karşılamaya Dışişleri bakanı gitmiş.

Onuruna yemek verilmiş kimse gitmemiş.

Madalya ve berat verilmemiş.

Bunun korumaları hava alanında

Korumaya almışlar.

Ziyaret sırasında hava limanında beklemişler.

Bizimki Rabia yapmış.

Hafız es Sıbsi bunu azarlamış.

"Tunus'da devlet arması ve bayrağı dışında

Başka işaret yapılmaz."

Bu da bozulup yarım günde dönmüş.


Bu konuyu hep yazıyorum.

Belki bıktınız.

Dünya sizi nasıl görüyorsa

Her gittiğiniz yerde o etiketi yapıştırırlar.

Müslüman kardeş arkadaş lafı kâğıt üstünde kalır.


Şimdi yalaka havuzcular

Benim yazıya kulp bulurlar.

Bu muamele Türkiye'ye karşı yapılmıştır.

Bunu niye yazıyorsun.

İnsan kendi itibarını kendi yaratır.

Dünya artık her şeyi biliyor.

Tunus dediğin yer 11 milyon.

İstanbul'un yarısı kadar.

Üstelik Müslüman ülke.

Ama on numara ders vermişler.


Bizim medya yazıyor.

Tunus'ta çok önemli görüşmeler yapıldı.

Şu önemli görüşme ne?

Başlığa bak çay demle.

Peki Tunus gazeteleri ne yazmış?

Tunus'un en büyük gazetesi ilk gün manşet atmış:

"TUNUS'TA BİR DİKTATÖR"

Bunu yazan Tunus gazetesi.

Uçakla sarayla Mercedes ile itibar olmuyor.


Basın yazmıyor.

Bir zahmet paylaşın.



a45UyF587661-180102101315 Oraj Poyraz At Alpinaasia oraj_poyraz@alpinaasia.com
2018/01/02  11:00 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



SİNAN MEYDAN’DAN TRT’DE YAYINLANAN PAYİTAHT ABDÜLHAMİT DİZİSİNE ELEŞTİRİ!



SİNAN MEYDAN'DAN TRT'DE YAYINLANAN PAYİTAHT ABDÜLHAMİT DİZİSİNE ELEŞTİRİ!

Sinan Meydan TRT'de yayınlanan Payitaht Abdülhamit dizisini 'TRT Payitaht Abdülhamit adlı uyduruk diziyle halkın vergileriyle halkı kandırıyor' sözleriyle eleştirdi.

23:361 Ocak 2018

Sinan Meydan sosyal medya hesabından TRT'de yayınlanan Payitaht Abdülhamit dizisini eleştirdi. Diziyi "TRT Payitaht Abdülhamit adlı uyduruk diziyle halkın vergileriyle halkı kandırıyor. II. Abdülhamit döneminde Osmanlı Batı tarafından iliklerine kadar sömürülüyordu. Öyle ki maliye maden demiryolu tütün… her şey yabancılara teslimdi. Abdülhamit iki Türkiye kadar toprak kaybetmişti. " sözleriyle eleştiren Sinan Meydan Abdülhamit devleti 33 sene ayakta tuttu tezinin de sorunlu olduğunu söyledi.

İşte Sinan Meydan'ın tweetleri:

TRT Payitaht Abdülhamit adlı uyduruk diziyle halkın vergileriyle halkı kandırıyor. II. Abdülhamit döneminde Osmanlı Batı tarafından iliklerine kadar sömürülüyordu. Öyle ki maliye maden demiryolu tütün... her şey yabancılara teslimdi. Abdülhamit iki Türkiye kadar toprak kaybetmişti.

Sinan Meydan (@SMEYDAN) 21:48 - 01 Oca 2018

+++

Abdülhamit devleti 33sene ayakta tuttu tezi de sorunlu:Abdülhamit döneminde Batı hasta adam dediği Osmanlı'yı tam istediği gibi sömürüyordu. Osmanlı'nın o hasta haliyle ayakta kalması Batının işine geliyordu. Ne zamanki hastanın artık ayakta duramayacağı anladılar o zaman yıktılar.

Sinan Meydan (@SMEYDAN) 1 Ocak 2018

+++

Osmanlı'nın son beş padişahı içinde en etkili ismin Abdülhamit olduğu da çok açık. Devleti ayakta tutmaya çalışıyor ancak devleri emperyalist baskıdan kurtaramıyor. Batı Abdülhamit döneminde Osmanlı'dan hem istediği toprakları alıyor hem de Osmanlı'yı her bakımdan sömürüyor.

Sinan Meydan (@SMEYDAN) 1 Ocak 2018

+++

Aslında ders alınacak olsa Abdülhamit dönemi çok iyi bir laboratuvardır. Baskı rejimi ölüm korkusunun yarattığı paranoya emperyalizmin Osmanlı'yı nasıl kuşatıp iliklerine kadar sömürdüğü en iyi Abdülhamit döneminden anlaşılır. Ama bizim siyasal İslamcılarda anlama çabası yok.

Sinan Meydan (@SMEYDAN) 1 Ocak 2018

+++

Abdülhamit tarih ışığında tarafsız olarak değerlendirilince son tahlilde batan devleti kurtaramadığı ortaya çıkar. Osmanlı'nın ekonomisini eğitimini yargısını hatta tütününü Batının eline teslim ettiği ortaya çıkar. Nefes aldırmayan bir istibdat düzeni ortaya çıkar.

Sinan Meydan (@SMEYDAN) 1 Ocak 2018

+++

Abdülhamit döneminde emperyalist Batı ne istedi de alamadı? Abdülhamit döneminde Osmanlı'da yerli milli ne vardı? Örneğin sanayi kuruluşlarının yüzde 85'i yabancılarındı. Abdülhamit döneminde Osmanlı'yı Abdülhamit'in yönettiği de tartışılır. Ne de olsa MALİYE Duyunu Umumiye'deydi.

Sinan Meydan (@SMEYDAN) 1 Ocak 2018

+++

Abdülhamit'i Ulu Hakan Kızıl Sultan kıskacında değil tarihsel veriler ışığında değerlendirince ortaya çıkan tablo batan borçlu Osmanlı'yı kurtaramadığı gerçeğidir. Devleti zor dönemde aldı ama bir "deha" ortaya koyup devleti kurtaramadı. Payitaht'ta anlatılan Abdülhamit uydurma.

Sinan Meydan (@SMEYDAN) 23:27 - 01 Oca 2018



http://www.sozcu.com.tr/2018/gundem/sinan-meydandan-trtde-yayinlanan-payitaht-abdulhamit-dizisine-elestiri-2156177/


a45UyF587661-180102103750 Oraj Poyraz At Neomailbox 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2018/01/02  11:00 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



1 Ocak 2018 Pazartesi

ZEYNEP GÜRCANLI : VİZE ANLAŞMASI “ADLİ KAPİTÜLASYON” MU?

Alıştıra alıştıra dibe vuruyoruz aslında.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     



ZEYNEP GÜRCANLI : VİZE ANLAŞMASI "ADLİ KAPİTÜLASYON" MU?

1 Ocak 2018

Lozan'ı beğenmiyorlar ya;

İşte o beğenilmeyen Lozan'ın yaptığı en önemli işlerden biri de kapitülasyonların kaldırılmasıdır.

Nedir kapitülasyon?

Bir ülkenin yabancıları/yabancılar için çalışanları kendi vatandaşlarının önüne koymasıdır ayrıcalık vermesidir.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde kimi kibirden kimi mecburiyetten ülkede yaşayan yabancılara ticaretten eğitime üretimden hukuka kadar pek çok ayrıcalık tanınmıştı. Yabancılar bu ayrıcalıklar sayesinde Osmanlı'nın kendi vatandaşından daha çok kazanıyor daha az ya da hiç vergi vermiyor adalet önünde farklı muamele görüyordu.

Lozan'la Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kendi ülkelerinde yabancılara verilen bu ayrıcalıktan kurtuldular.

Ama bugünlerde işler tersine dönmüş gibi;

Kafa karıştıran akıllara yeniden kapitülasyonları getiren ise ABD ile Türkiye arasındaki vize krizini çözen anlaşma. ABD Büyükelçiliği vize verme işlemini durdurmuş başlatmak için ise Türkiye'de AKP hükümetinden üç konuda güvence istemişti.

O üç güvence eğer AKP tarafından ABD'ye verildiyse tam anlamıyla "adli kapitülasyon" sınıfına giriyor. Yani Türkiye Cumhuriyeti'nde yabancı bir ülke vatandaşlarına ya da bu ülke için çalışan Türk vatandaşlarına adli alanda çok önemli ayrıcalıklar tanıyor.

ABD'nin istediği üç güvence Amerikan Elçiliği'nin resmi açıklamasında tek tek sıralandı;

ABD'ye halen tutuklu olan iki kişi dışında Türkiye'deki temsilciliklerinde çalışan diğer çalışanlar hakkında soruşturma olmadığı güvencesi verildi

ABD'ye Türkiye'deki temsilciliklerinde çalışmakta olan yerel personel için "görev yönergesinde olan konularda" gözaltına alınmayacağı ya da tutuklanmayacakları güvencesi verildi.

Türkiye gelecekte Amerikan temsilciliklerinde görev yapan personelin gözaltına almak ya da tutuklanma durumu halinde önceden ABD'ye bilgi aktarmak konusunda güvence verdi.

Ya ABD Konsolosu Türk çalışanına "YPG ile işbirliği yap" talimatı verirse?

Bu üç güvenceden en vahim olanı geleceğe ilişkin olanı yani "ABD adına çalışan Türk personelin görev gereği yaptıkları konusunda gözaltına alınmayacağı" güvencesi.

İşi daha iyi anlamak için bu ayrıcalıkları somuta indirgemek bir örnek üzerinden anlatmak lazım;

Bu ara ABD ile Türkiye arasındaki en sıkıntılı iki konu "terör örgütü" tanımı. ABD Türkiye'nin resmen terör örgütü olarak tanıdığı FETÖ ve YPG'yi terör örgütü saymıyor. FETÖ elebaşısının kendi topraklarında yaşamasına izin verirken PKK terör örgütünün Suriye uzantısı YPG'ye habire tank top tüfek gönderiyor YPG militanlarını bizzat Amerikan askerleri eğitiyor.

Mesela Adana'daki ABD Konsolosluğu'nda görevli bir Türk vatandaşına herhangi bir konu için YPG ile temasa geçme talimatı verilse;

Bu kişi Türk vatandaşı olduğu için terör örgütü ile temas kurması Türk kanunlarına göre suç.

Ancak bu kişiye "temasa geç" talimatı bizzat Amerikalı patronu tarafından veriliyor. Yani "görev" veriliyor.

İşte ABD'nin "verildi" dediği güvenceler eğer gerçekse Türk vatandaşı olan bu ABD Konsolosluk çalışanı için Türk yargısının dava açması mümkün olmayacak.

Yani sadece ABD için çalıştığı maaşı ABD tarafından verildiği için bu Türk vatandaşı soruşturmadan da gözaltına alınmaktan da muaf tutulacak.

Benzer bir örneği yine ABD'nin resmen terör örgütü olarak tanımadığı FETÖ için de vermek mümkün. FETÖ ile ilgili olarak Amerikalı yöneticisinin verdiği Türkiye'de suç sayılan bir görevi yapan Türk vatandaşı konsolosluk çalışanı gözaltına alınamayacak tutuklanamayacak.

Alın size yabancıya/yabancı için çalışana ayrıcalık; adli kapitülasyon.

Gerçi ABD'nin "AKP hükümetinden en üst düzeyde istediğimiz güvencelerin tümünü aldık" diyen ve bu üç güvenceyi tek tek sayan açıklamasına karşılık Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği "Güvence verilmedi" diye karşı açıklama yaptı.

Ya İsrail anlaşması?

Ancak ortada daha önce İsrail ile AKP hükümeti tarafından yapılmış bir anlaşma var; Mavi Marmara anlaşması Türk yargısını Mavi Marmara'da Türk vatandaşlarını şehit edilmesi talimatı veren İsrailli yetkililere karşı devre dışı bırakmıştı.

AKP'li yetkililer–Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil- pek çok kez "yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır" dememişler miydi?

Gün Lozan'a bu güzel ülkenin çimentosu olan Lozan ruhuna sahip çıkma günüdür.

Mutlu yıllar! Daha aydınlık bir yıl dileğiyle…

http://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/zeynep-gurcanli/vize-anlasmasi-adli-kapitulasyon-mu-2155050/


a45UyF587661-180101195239 Oraj Poyraz At Openmail oraj.poyraz@openmail.cc
2018/01/01  18:00 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



'BEN DE ‘EVRİM’İ OKUTACAĞIM’ DİYENLER HIZLA ARTIYOR



'BEN DE 'EVRİM'İ OKUTACAĞIM' DİYENLER HIZLA ARTIYOR

Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi tarafından hazırlanan 'Kayıp Ünite: Evrim' yoğun ilgiyle karşılandı.

Pazartesi 01 Ocak 2018

Gericiliğe Karşı Aydınlanma Hareketi tarafından 2017 sonunda tüm yurttaşlara ulaştırmak üzere ücretsiz olarak dağıtıma çıkarılan 'Kayıp Ünite: Evrim' adlı kitapçığa Türkiye'nin dört bir yanından yoğun ilgi sürüyor.

Kitapçığı hem zamanlama hem de içerik olarak "haklı ve isabetli" bulan öğretmenler ve yurttaşlar kendilerine ve çevrelerine olduğu gibi geniş kitlelere ulaştırma ve okutma konusunda da seferber oldular.

Öğretmenler okuma ve ulaştırma dışında "okutmanın" daha da önemli olduğunu vurguluyor.

"Müfredatın bilimi ve gerçeği dışlayan maddi ve manevi değerler adı altında sadece iktidardaki siyasetin milliyetçi değerlerini ve belli bir dinin belli bir mezhebini anlatan içeriği karşısında 'Evrim' gerçekten kayıp ünite yapıldı. Aydınlanma Hareketi'nin kitapçığı bu boşluğu dolduracak nitelikte hazırlanmış" diyen bir öğretmen "'ben öğretmenim' diyen herkesin 'ben evrimi okutmak zorundayım okutacağım'" demesi gerektiğini anlatıyor.

'Kayıp Ünite: Evrim' okurlarını bekliyor

Bir başka öğretmen içeriğe dikkat çekerek "47 sayfada öylesine anlaşılır ve doyurucu anlatım yapılmış ki buradan hareketle bir ders dönemi içinde çok şey anlatılabilir. Evrim kitapçığı hem bu içeriğe sahip hem de kendisini zenginleştiren araştırmaya sevk eden çalışma" "başucu kitapçığı olmayı hak ediyor" diyor.

Kitapçığın "dikkat çekici kalitesi"nin Evrim'e bilime ve gerçeğe çok yakıştığını söyleyen bir başka öğretmen "Aydınlanma Hareketi gericiliğin çaldığı bilimi eğitime geri getirirken 'Kayıp Ünite: Evrim'i öylesine hazırlamış ki gericiliğe meydan okumuş"; "üstelik ücretsiz dağıtımla da eğitimin kamusal niteliğine vurgu yapılmış gerici eğitimle birlikte paralı eğitime de yanıt verilmiş" "ben de Evrim'i okutmak için tüm çabamı ve enerjimi vereceğim" diyerek tüm eğitimcilere mesaj gönderiyor.

Bu ilgi ve değerlendirmeleri sorduğumuz Aydınlanma Hareketi temsilcileri "niceliksel talebi ve kitapçığı elde etme isteklerini tahmin ettiklerini" "talep ve dağıtımdan daha önemlisinin okutmak olduğunu" "bir iki hafta gibi kısa sürede 'okutma' hedefinin 'dağıtım' hedefi önüne geçmesinin "nasıl gerçekçi ve amaca uygun bir iş yapıldığı kadar Türkiye'de eğitimin din ve para tarafından nasıl teslim alındığının nasıl ayaklar altına alındığının bir sonucu olduğunu" dile getirdiler.

"Kayıp Ünite: Evrim" kitapçığı dağıtım ve okutma çalışması tüm hızıyla devam ediyor. Aydınlanma Hareketi gerici müfredatın karanlığı ile hedef aldığı genç zihinleri yobazların insafına terk etmemek görev ve sorumluluğunu taşıyan herkese "kayıp ünite"yi yaygınlaştırma okuma ve okutma çağrısında bulunuyor.

http://haber.sol.org.tr/toplum/ben-de-evrimi-okutacagim-diyenler-hizla-artiyor-223327


a45UyF587661-180101175613 Oraj Poyraz At Openmail oraj.poyraz@openmail.cc
2018/01/01  18:00 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com