30 Aralık 2014 Salı

Karikaturler ve acitan sozler....


 

 


a45UyF587661-141230111604-06
^^^^^ - vvvvv

 

Futuvvet [mertlik] seni sevmeyene ihsanda bulunmak ve sevmedigin ile de tatli konusmaktir.

Ehl-i hikmet

Sizi sarsmamasi icin yeryuzunde saglam daglar; yolunuzu bulmaniz icin de nehirler, yollar ve nice isaretler meydana getirdi. Insanlar yildizlarla da yollarini bulurlar.

NAHL15-16

Varolma nedenleri bize gore bir Tanri tarafindan, aslinda sadece insanin zaafinin bir yansimasindan baska bir sey olmayan bir Tanri tarafindan belirlenmis olan, bu yaratilmis seyleri odullendiren ve cezalandiran bir Tanri tasavvur edemiyorum.
I cannot imagine a God who rewards and punishes the objects of his creation, whose purposes are modeled after our own a God, in short, who is but a reflection of human frailty.
Neither can I believe that the individual survives the death of his body, although feeble souls harbor such thoughts through fear or ridiculous egotisms

Albert Einstein, quoted in The New York Times obituary, April 19, 1955; from George Seldes, ed., The Great Thoughts, New York: Ballantine Books, 1996, p.134.)



Fwd: “Ohh çok şükür Cizre’de asayiş sağlanmış”

Daha durun, bunlar iyi günlerimiz.
Bunca yıldır çığrışıp durduk.
Yapmayın, etmeyin, bu işin sonu felakettir diye yırtındık.
Ülke kalkınıyormuş, biz kıskanıyormuşuz, şom ağızlıymışız, halktan değilmişiz bir çuval laf ettiniz.

Evet, AKP seçmeni, Fitnebaz Cemaat(The Sinister Fraternity) başta olmak üzere din/iman için sidik yarışına çıkan, din/iman adına meydan okuyan, gövde gösterisi yapan, iman teşhirciliğinden haz alan, diniyle imanıyla insanları dövmeye çalışanlar!....
Liboşlar, neme lazımcılar, ver kurtulcular, Soros çocukları, bölücüler!...

Ne kadar sevinseniz azdır.
Gurur duyun, övünün.
Başardınız.
Ülkeyi attan düşmüş karpuz gibi paramparça etmeyi becerdiniz.

Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA


-------- Forwarded Message --------
Subject:     "Ohh çok şükür Cizre'de asayiş sağlanmış"
From:     Dogan Kekevi <dog.kekevi@t-online.de>

"Ohh çok şükür  Cizre'de asayişı sağlamışlar"

Acaba Tutsak var mı "Tutsak Değişimi" falan da olacak mı çok merak ediyorum.!

Aydoğan


Asayişi sağlamak teröristlere kaldı!

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/asayisi-saglamak-teroristlere-kaldi-107538h.htm

29.12.2014 00:11

PKK, savaş alanına çevirdiği Cizre'de kendilerine karşıçıkanları kurduğu çadır karakollara çekip sorguluyor

İHANET süreciyle eli kolu bağlanan güvenlik güçlerinin gözü önünde, yolları kapattığı Cizre'de Hüda-Par'la saatlerce çatışan PKK'nın, ilçede "sözde devlet" gibi örgütlenmesi şaşkınlık yarattı. Daha önce ilçede "asayiş okulu" kuran PKK, bu kez mobil karakolda kişiler hakkında GBT (Genel Bilgi Toplama) uygulaması yaptığı anlaşıldı.

Cudi'deki tünelden PKK'ya silah geliyor

TERÖR örgütünün "çadır mobil karakol" unda sorgu ve işkence yapıldığı da belirlendi. Kendilerine karşı olanları bu "sözde karakol"a çağıran teröristler, gitmeyenin aracını yakıyor. PKK ayrıca, Şırnak-Cizre karayolu üzerindeki Cudi Dağı'ndan geçen ve henüz ulaşıma açılmayan 2 tünel üzerinden silah sevkiyatı da yapıyor.

Terör örgütü PKK, Cizre'de mobil karakol kurup, sözde asayiş kontrolü adı altında GBT uygulaması başlattı... Karşı çıkanların araçlarını yaktı.

Cizre'yi savaş alanına çeviren terör örgütü PKK ile Hüda-Par arasındaki çatışmanın ardında terör örgütünün alanda fiilen sağladığı özerk yapı ile ilgili önemli bir gerçek daha ortaya çıktı. Terör örgütünün Cizre'de mobil karakol kurup, sözde asayiş kontrolü adı altında GBT uygulaması başlattığı bildirildi. Cizre'de daha önce sözde asayiş okulu kuran terör örgütü, burada eğitim verdiği (!) teröristlere bir mezuniyet töreni düzenlemişti. Daha sonrasında ise polisin ilçeye girişini engellemek için hendekler kazan PKK'nın sözde asayiş timleri şimdi de Cizre merkezinde kurdukları mobil karakol ile GBT uygulaması başlattı. Asayiş kontrolleri adı altında ilçede bulunanlara kimlik soran örgüt, söz konusu mobil karakolda vatandaşların örgüte karşı suçunun olup olmadığını kontrol etmeye başladı.

Ölüm tehdidi

Ankara'ya ulaşan istihbarat ve güvenlik birimlerinin raporlarına göre; örgüt, söz konusu çadır karakolunda, vatandaşların kimliklerini kontrol ederken, belediyelerden aldıkları kayıtlarla karşılaştırma yapıyor. Vatandaşların örgüte karşı her hangi bir mücadele içinde olup olmadığı yada siyasi bağlantıları da Google gibi arama motorlarından araştırılıyor. Vatandaşa sorgu ve işkencelerin de yapıldığının vurgulandığı raporlarda, "Kendilerine ters gelen herkes bu çadır karakola çağrılıyor. Gitmeyenlerin araçları yakılıyor. Silah tehdidiyle haraç alınıyor. Kimse yapılanları ihbar edemiyor. Ölümle tehdit ediyorlar. Cizre'de bulunan zengin ailelerden bazıları bu durumdan bezdiği için yatırımlarını Mersin ve Gaziantep gibi illere taşımaya başladı" denildi.

Tünelden kaçakçılık

Öte yandan, bölgede devlet otoritesinin tamamen bittiğine ilişkin bir yeni çarpıcı gerçek daha ortaya çıktı. Ulaştırma Bakanlığı tarafından, Şırnak-Cizre karayolu bağlantısı için Cudi Dağı'ndan geçecek şekilde iki tünel yapıldı. Bölgedeki güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, PKK'nın iş birliği yaptığı silah kaçakçıları, bakanlığın inceleme yaptığı ama hâlâ açmadığı bu yolu kullanarak Cizre'ye silah taşıyor. Şu an ilçe, getirilen silahlar nedeniyle tam bir cephaneliğe dönüşmüş durumda. Bazı silah sevkiyatları jandarma tarafından yakalanmış olsa da kullanılan tüneller nedeniyle Kasrik Karakolu'na yakalanmadan geçirilen silahlar Cizre ve Silopi'de PKK'nın sözde asayiş timlerine ulaştırılıyor.

Haber: Fatih Erboz

 



GECEN SEY
. . . . . .
Kocaman yildizlar altinda ufacik dunyamiz,
Ve minnacik bir hane:
Kokar kir cicekleri gun agarmadan,
Anisiz, uykusuz,
Kokar nane.
Ta oncelerden beri mestolmus herkes,
Bir bakima her sey mestane.
Hayal edilir nazli yar yonlerden,
Ask ile kuslar suzulur,
Degisir gokler sahane.
Farkinda degil gonul,
Sanki hepten divane;
Icimizden, disimizdan
Gecer vakit
Zalim, zalimane !

Fazil Husnu DAGLARCA

Adil olmayan, zalim olan bir Musluman kesinlikle iyi bir Musluman degildir.

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

Benim bir dinim yok ve bazen butun dinlerin denizin dibini boylamasini istiyorum

Mustafa Kemal ATATURK
(Kaynak: Andrew Mango, Ataturk Syf.447 )



Fwd: Fwd: Yeni bir Turan Dursun : Arif Tekin

Türkçe karakterlerin okunamaz halde olmasıyla ilgili sorun yaşayanlar için;
Sorun yaşayan metnin ilk kaleme alındığı program ya da WebMail servisinden başlar, epostanın iletildiği servis, okunduğu program, okunduktan sonra cevaplamakta, yeniden iletmekte kullanılan programa kadar her aşamada farklı farklı code page (karakter kodlaması) ayarları kullananlardan kaynaklanır.

Zinciri oluşturan kişilerden herhangi birisi farklı karakter kodlaması kullanırsa sonuncu kişi sorun yaşayacaktır.

Türkçenin code page ayarları İLK öncelikle UTF-8,  ya da TURKISH(ISO-8895-9) olmalı.
Ve herkes kullandığı programlarda(Thunderbird vb.), Yahoo ve Googlea ait WebMail hizmetlerinde hizmetlerinde dil seçeneği olarak Türkçeyi seçmeli.

Bu code page sorunlarını önleyecektir.

UTF(İng: Unicode Transformation Format 'ın kısaltması)
Evrensel kodlama ile aynı sayfada farklı lisanları göstermek mümkün olabilmektedir.
Ayrıca özel hazırlanmış klavyeler ile matematiksel ifadeleri yazmak da mümkün.
Bütün bu farklı karakterler UTF-8 sayesinde aynı sayfada görüntülenebilmektedir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/UTF-8
Gruplara iletildi.
Tamamını okumadım.
Gerçek bir kitap.
Vakit ayırmak lazım.
Ancak göz gezdirdim.

Yararlı bir eser olarak değerlendirdim.
NESNEL verilerle yapılmış bir din, İslam, Kur'an, Muhammed eleştirisidir.
İdrak yolları din olgusuyla tam olarak tıkanmamış olanlar yararlanabilirler.
UYARI: İmanlı Müslümanları hırçın, huysuz ve rahatsız eder, imanı zayıf olanların imanını zedeleme tehlikesi vardır.

Saygılar.
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

-------- Forwarded Message --------
From:     Halit Toprak <halit.toprak@gmail.com>
Konu: Yeni bir Turan Dursun : Arif Tekin


Değerli arkadaşlar,

Emekli İmam Arif Tekin tarafından kaleme alınan
Sümerlerden İslam'a Kutsal Kitaplar ve Dinler adlı 128 sayfalık kitabı ektedir..
Orta doğu Dinlerinin (Musevilik, Hristiyanlık ve İslam) eski
Mezopotamya kültürü ile ilişkilerini ve birbirleriyle etkilişimlerini çarpıcı örneklerle işleyen ve bu anlamda çok ilginç bilgiler içeren kitap (Türkçe klavyede yazılmadığı için) ne yazık ki yazım hatalarıyla dolu...
Yine de bu
bilgi yoğun kitapçığı bir solukta okuyacağınızdan ve arşivinizde başvuru kaynağı olarak saklayacağınızdan eminim.

Yararlanmanız dileğiyle;
Sevgilerimle.  æ


--


Politikacilar halkin cikarlarindan farkli cikarlara sahip olan insanlar toplulugudur.

Abraham Lincoln

ALI IMRAN - 7.Allah,Muhammed e kitabi indirendir.
***
Hitap edenin kim olduguna dikkat!.

Yaratiliscilar, bir teoriyi, butun gece sarhos olduktan sonra hayal ettigin bir seymis zannediyorlar.

Isaac Asimov



Çanakkale Krizi : İngilizleri tek kurşun dahi(!) atmadan ülkeyi terk etmeye zorlayan olay.

-----BEGIN PGP PUBLIC KEY BLOCK-----
Version: GnuPG v1.4.12 (MingW32)

mQENBFJVPgkBCADHCogZOaa0sSeGm/heZDg3BJJVqMIbuH8wKLwzj13yjNiUzUzd
F7Qs2rXmHVlnmlNYhRK6+TxpwGJd+h+kLGvaAynkqpimiSeQXJgEQ65jfnzxpfeH
Nt2zlge74/PZEIabfjJsh88JOJo+y17yQQe/StUf1b4ImrUv3029KWyvJ6xWIzKj
dYcFCgO2+rsZkuiGSURHlZrUBB4irBY+wwj2N7ppuTSyG3beGG1Ono5LjT3acJci
WJM8EFbxHwii5WV6f1SiWbR459qUMqH4H2fMgr+5LPfFzY1mN8ozg8divy7AVEZM
SAh+mRRw2vtwWPXKLEUWUmaJjS40KY0dmztBABEBAAG0KVQuQy4gT3JhaiBQT1lS
QVogPGNpbWNpbWVAbmVvbWFpbGJveC5uZXQ+iQE+BBMBAgAoBQJSVT4JAhsjBQkJ
ZgGABgsJCAcDAgYVCAIJCgsEFgIDAQIeAQIXgAAKCRDa/SIDPzu9IaWUCACiWPRb
GfyAEqVLN2wHoJH2sHjGl7gwMMPJP03PkemDM4Gh4ooVinzTN12qMAvXwUErk/zj
VGfqQPRwRV41Tg7eDVGuNcc2g4knlA+/4zec9i7y2f7+n/r0CLEEt/u2alYfbllj
q6BREpvwNEwndb4jXqI0d7cQ1NeaXR+VzuAX6dUpunbHI10SGglg+GaGa7pSlfdY
vPqI3k3eBO+EsuJ8dDqa844iEsqUQwGDT9oRSpUnDyjTuOeUbHo7W+AuqyZWE3vu
r2HEMI3+tow7AdO77HB6sAJfGcoDPt0qPkVvDRcetD/bsQwM8FNF3WyZqFCkhgY7
mLnVFHl+np5B8VMTuQENBFJVPgkBCAD2s6wu7zhBmGTvUJ+ekvUmVrAxSFhonrJl
YehdGt4fYdZUrOLQl1JhynbvR6rRA/58SGXqsfoecWskCZrGETBaJi8UAbaWJ34d
AGe4Is1auV5iKZJ9qx6lLOiF11KXQCnZnu4mJWDQ5LpU7vHFsoRsyW5JjWbOwGTO
RjmIyjb5O9aZFloa2vJOVE3rgiG/ONeeTFRsy8VY5MmEvYERye3cGyG+KQicVI3E
tu6NnMaS+s/sKWKsM6W7SoPKj+AViMKAe2qkh9H23oOwQ5Oj2cfZd2NqjAA/B6t4
gTMhJ82u0yuJ20eMgAECezifCw7CqPXROAGHjVk12lFhR7/FfSjHABEBAAGJASUE
GAECAA8FAlJVPgkCGwwFCQlmAYAACgkQ2v0iAz87vSG0Rwf+LiWOr6RPOpyxx9le
9U7ZyX3V1e0OutJfyPwLWuo4PYV26udAvis+92r6jdTP/PonQvzVOVKsZ8syWip6
Q76axkosJQnWV6+UOZu/+K2K7DnIO8k0xzOCEeZXn9oXGTsQvurt/qeD4qLIMH20
510G7rC38W4CHdwshGLI+mbj7A0341E82e+b6UMJTn0PxcUfypSrjTxSLOJqSeyi
L3ZlRm4mYZvtgxGjtzh2+SqV30N8SEDJtGu8mwJnZlrbsI97UZrCDh4SS3rxFQu3
DeaXhqzgoC5wehqhSHBv5Ad7EAt4mLpaI+A9ggp6qykaluY/0k4mSFlunJDPi3Z2
ROjy5Q==
=sqcm
-----END PGP PUBLIC KEY BLOCK-----

Mürteciler on yıllarca kapalı kapılar ardındaki cemaat toplantılarında itiraz edecek kimsenin olmaması nedeniyle konuşulan her türlü saçmalığı gerçek zannetiler.
Mürtecilerin bu toplantılarda en çok söz ettikleri safsatalardan birisi de İngilizlerin Türkiye'den çekilmesi üzerine.
Tarih bilgisi olmayan okuma özürlü ve inatçı cahil ağızdan dolmalı mürteci konuşmacılar hep aynı şeyi söylediler.

Osmanlı yıkılmamıştı, AtaTürk yıktı.
AtaTürk İngilizlerin adamıydı.
İngilizler göya dağlar gibi ayakta duran Osmanlıyı AtaTürk'e çökerttikten sonra ona yeni bir devlet kurdurdular.
Buna güç vermek için de İngilizler tek kurşun dahi atmadan çekildiler.
Aslında Lozan'da kazanılamamışlar, kaybedilmişler üzerine de söylenmiş çok yalan vardır.
Bunlar ayrı yazıların konusu.

İşte bu makale İngilizlerin neden çekildiklerini, nasıl tek kurşun dahi atılmadığını anlatır.
Çok önemli bir olaydır.
O kadar önemlidir ki, İmparatorluk hükumetinin kolonileri üzerindeki hakimiyetini yitirmesine ve hala daha geçerli olan yeni Commonwealth düzenin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.


Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA


Çanakkale Krizi

Çanakkale Krizi (İngilizce: Chanak Affair), Türk kuvvetlerinin 9 Eylül 1922'de İzmir'e girmesinden sonra, Eylül 1922'de İngiliz-Fransız kontrolündeki Boğazlar Tarafsız Bölgesi'ne ilerlemesiyle ortaya çıkan siyasi ve askeri bir krizdir.
Bu kriz, Birleşik Krallık Başbakanı David Lloyd George'un iktidarını kaybetmesine sebep oldu.
Buna ek olarak, Kanada hükümeti bu kriz ve sonrasında Birleşik Krallık'tan diplomatik olarak bağımsız davranmaya başladı.
Ayrıca bu kriz İngiliz Milletler Topluluğu'na üye devletlerin dış işlerinde serbest bırakılmasının önünü açan 1931 Westminster Tüzüğü'nün oluşmasında en önemli etkenlerden biri oldu.

Kriz

İzmir'in 9 Eylül 1922'de kurtuluşundan sonra Türk Ordusu'na bağlı bağlı birlikler Çanakkale'den başlayan tarafsız bölge üzerinden İstanbul'a doğru ilerlemeye başladı.
Birleşik Krallık Bakanlar Kurulu, 15 Eylül 1922 tarihinde bir araya geldi ve İngiliz kuvvetlerinin konumlarını koruması gerektiğine karar verdi.
Ertesi gün, Dışişleri Bakanı Lord Curzon'un yokluğunda, bazı kabine bakanları Türkiye'nin Sevr Antlaşması'nı ihlal ettiği gerekçesiyle, İngiltere ve dominyonları tarafından Türkiye'yi bir savaş ilanı tebliği ile tehdit etti.
18 Eylül'de Fransa'da bu konuyu görüştükten sonra ülkesine geri dönen Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Fransa Başbakanı Raymond Poincaré tarafından geri çağrıldı.
20 Eylül'de tekrar Fransa'ya gelen Curzon'a Poincaré, Çanakkale'de bulunan Fransız birliklerinin derhal geri çekilmeye başladığını bildirdi ve ateşkes yapılması için sert bir dille azarladı.[1]

İngiliz halkı, Çanakkale'de Türklerle tekrar savaşa gitme olasılığı ile paniğe kapıldı.
Dominyonlar, Başbakan David Lloyd George'un bu konu hakkında danışmaması üzerine hiçbir kuvvet göndermeyeceklerini açıkladılar.
Kanada Başbakanı Mackenzie King, durumun 8 yıl önce patlak veren I.
Dünya Savaşı'ndan farklı olduğunu, asker gönderebilmek için Kanada Meclisi'nin karar vermesi gerektiğini açıkladı.
[2] İtalya, Romanya ve Sırbistan da Çanakkale'ye savaşmak için herhangi bir kuvvet göndermeyeceklerini açıkladılar.[1]

23 Eylül'de toplanan Birleşik Krallık Bakanlar Kurulu, Doğu Trakya'yı Türkiye'ye terk etme kararı verdi.
Bunun üzerine Türk Ordusu Başkomutanı Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa, herhangi bir olayı önlemek için orduya emir verdi.
Ayrıca ateşkes görüşmeleri için Mudanya'yı teklif etti.
Taraflar, 3 Ekim'de Mudanya'da bir araya geldi.
11 Ekim'de ateşkes şartları İngilizlerin takviye kuvvet alması üzerine 2 saatlik bir gecikmeyle Birleşik Krallık tarafından kabul edildi.
Türkiye, bu takviyenin herhangi bir mukavemete sebebiyet vermemesi konusunda ikna oldu.

Sonuçları

Muhafazakâr Parti, 12 Ekim 1922'de Carlton House deklarasyonuyla hem hükümetten çekildi, hem de bir sonraki seçimlere Liberal Parti'den ayrı olarak gireceğini beyan etti.
Böylece Lloyd George önemli bir destekten yoksun kaldı.
Ayrıca Lord Curzon, Lloyd George'tan desteğini çektiğini açıkladı.
Daha sonra Lloyd George, parti siyasetinde önemli bir figür olarak dönmemek üzere Başbakanlıktan istifa etti.

İngiliz ve Fransız kuvvetleri Lozan Antlaşması'nın onaylanmasının ardından, 1923 yılının yaz aylarında tarafsız bölgeden çekildi.

Kaynakça

  1. ^ a b Macfie, A.L"The Chanak Affair (September–October 1922)", Balkan Studies 1979, Vol.
    20 Issue 2, pp 309–341.

  2. ^ Dawson, Robert Macgregor.William Lyon Mackenzie King: 1874–1923 (1958) pp 401–16


Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA

a45UyF587661

29 Aralık 2014 Pazartesi

Hangi ekonomistimiz ne kadar umursanıyor?


Hangi ekonomistimiz ne kadar umursanıyor?

Ahlaksız Teklif (Indecent Proposal) filmi 1993 yılında büyük bir sansasyon yaratmıştı. Demi Moore ve Robert Redford'un oynadığı film, eşiyle bir gece geçirmek için arkadaşına 1 milyon dolar teklif edilmesi hadisesi etrafında şekilleniyordu. Bu ahlaksız teklif tüm dünyada hararet yaratmıştı. Herkes birbirine bu soruyu soruyordu. Amerika'da yapılan bir sokak röportajında da aynı soru sokaktan geçen bir kadına sorulmuştu: "Siz olsanız 1 milyon dolar karşılığı Robert Redford'la bir gece geçirmeyi kabul eder miydiniz?" Kadın bir süre düşündükten sonra şöyle demişti: "Paraya bulmam için bana biraz süre verir misiniz?"

Bu tuhaf yanıtı veren kadın ne aptal ne de keskin bir mizah duygusuna sahipti. Verdiği yanıt bir gerçeği ortaya koyuyordu. Ünlüleri nasıl algıladığımız gerçeğini. Bugün sosyal medyanın en büyük entrikası şöhretlilerin izlenmesi yanılsamasıdır. Twitter ya da facebook'ta onları izleyerek onları daha yakından tanıdığımızı ve anladığımızı sanıyoruz. Fakat gerçeği maalesef gözden kaçırıyoruz. Ünlüler ve sosyal medyadaki izleyicileri arasındaki ilişki sadece tek geceliktir. Nasıl mı?

Geçtiğimiz hafta Dünya gazetesi, "Yatırımcı yönünü Twitter'da arıyor" başlıklı bir haber yayınladı. Haberde twitter'da izleyici sayısı 10 binin üzerinde olan 13 kişinin adı verilerek yatırımcıların piyasalarda yön bulmak için artık twitter'ı kullandığı yazılıyordu. Büyük çoğunluğu ekranın şöhretli yüzleriydi. Ekonomistlerin düşüncelerine değer verilmesi ekonomi hayatı için önemli bir gelişmeydi. O nedenle bu önemli gelişmenin hangi seviyelerde olduğunu öğrenmek için bir araştırma yapalım dedik. Acaba gerçekten bu kişilerin düşüncelerine önem veriliyor muydu?

Dünya gazetesinde adı verilen 13 yazardan en bilinen 10'unun tweetlerini inceledik. İlk gözümüze çarpan derviş sözlerinden youtube görüntülerine, maç yorumlarından müzik videolarına kadar popüler olmak için her şeyi yaptıklarıydı. Ama ilgilendiğimiz bu değildi. Ekonomi ile ilgili paylaşımları acaba ne ölçüde etkileşim almıştı onu merak ediyorduk. Beğenilen bir ekonomik paylaşımın retweet edilerek kendi izleyicilerinizle paylaşılması gerekirdi. Ne de olsa burası sosyal medyaydı ve sosyal medyanın amacı buydu. İşte bu düşünceyle, ekomistlerimizin ekonomi hakkındaki görüş, değerlendirme ve yazılarını içeren tweetlerine baktık. Her ekonomistin 100 adet paylaşımını inceleyerek bu paylaşımların ne kadar retweet aldığına baktık. Retweet eylemi, ne "altına imzamı atarım" ne de "bak böyle diyor" olarak anlamlandırılabilir; belki olsa olsa futboldaki "gelişine vurmak" gibi bir anlamı olabilir ama twitter'da izlediğiniz kişinin paylaşımlarına önem vermenizin tek göstergesi sadece retweet etmektir.

Ekonomistlerimizin düşüncelerinin izleyicileri tarafından ne ölçüde retweetlendiğini görmek istiyorsanız işte yanıtı:

Rakamların kısaca üzerinden geçmek gerekirse; 86.800 kişi tarafından takip edilen Mahfi Eğilmez'in ekonomik konulardaki paylaşımlarını her onbin kişiden sadece 5'i retweetliyor. 36.400 takipçisi olan Yaşar Erdinç'in ekonomik görüşlerini ise her onbin kişilik izleyicisinden sadece 3'ü retweetliyor. Takipçi sayısında 3.sırada olan Figen Özavcı'nın görüşleri ise yüzbinde 8 gibi bir retweet oranına sahip; bu kadar takipçisi olmadığına göre her onbin kişiden biri bile retweetlemiyor diyebiliriz.

Çıkan bu çarpık sonuçlara pasif izleyicinin alışkanlığı, popüler kültür anlayışı, sosyal medya konforizmi, tanınma mekanizması ya da "takılıyoruz işte" gibi birçok açıklama getirilebilir elbette. Ama gerçek ortadadır: İnsanlar ekonomistlerin düşüncelerine önem verdikleri için onları takip etmiyorlar. Muhtemelen sadece popülerlik etkisi denen olgu nedeniyle takip ediyorlar. Ekonominin gidişatı üzerine ne düşündükleri kimsenin umurunda değil. Sonuçlar bunu fazlasıyla gösteriyor. Ekonomik görüşlerine önem vermedikleri kişileri bu kadar çok insanın takip etmesi insanı hayrete düşürüyor. İzleyicilerin takibe başladıkları gece aşırı sarhoş olduklarını düşünmeden edemiyoruz.

Ekonomistlerin takipçi sayılarına bakarak abartmaya gerek yok. Ekonomistlerin sosyal medyadaki izlenme başarısı tek gecelik ilişki gibi duruyor. Baştaki ahlaksız teklif hikayemizi yeniden hatırlayarak son noktayı koyalım. Sokaktaki kadın parayı bulmak için süre istemişti. Şimdi aynı soruyu biraz çarpıtarak şöhretli ekonomisti izleyen Twitter'daki takipçisine soralım: "Yaşar Erdinç'in teknik analiz yorumlarından 1 milyon dolar kazanacağınızı bilseniz onu izler misiniz?" Yanıt muhtemelen şöyle olacaktır: "Ne kadar izlemem gerekiyor?"

 


a45UyF587661-141229103223-06
^^^^^ - vvvvv


 
--

Kendisiyle savasim veren bir insan en degerli insandir.

BROWNING

ENFAL - 65 Ey peygamber inanlari savasa tesvik et.
Eger icinizden sabirli yirmi kisi bulunursa onlarin ikiyuzune galip gelir.
Ve eger sizden yuzkisi olursa, kafirlerin binini yener.
Cunku onlar hicbir seyden anlamaz guruhturlar.
***
ENFAL - 66 Simdi Allah yukunuzu hafifletti.
Bildi ki sizde muhakkak bir zaaf var.
Artik sizden sabirli ve metanetli yuz kisi olursa ikiyuzunu yenerler.
Eger sizden bin kisi olursa, Allah in izniyle ikibine galebe calarlar.
Allah sabir ve sebat edenlerle beRABerdir.

Bir Ingiliz subayi Igdir dan Bayezit e gelerek, Mutassarif a: Ingiltere himayesinde tesekkul eden Ermenistan a Bayezit havalisinin de birakildigini bir aya kadar on bes bin Ermeni muhacirinin Ermeni duzenli birlikleri himayesiyle eski yurtlari olan Bayezit sancagina sevk edilecegini bildirmistir.

Dogu vilayetlerinden bir karis topragin bile Ermenistan a birakilmasinin mumkun olmayacagi, bir tek Ermeni askerinin sinirimizin bu tarafina gecmesinin atesle karsilik gorecegi

(12 Haziran 1919)
K.ATATURK



Karikaturler!....




--

Mahkeme heyeti cehennemde toplaniyorsa, seytani dava edemezsin

Irlanda Atasozu

Kalp vs beyin
A RAF 179
Andolsun, biz cinler ve insanlardan bircogunu cehennem icin yaratmisizdir.
Onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gozleri vardir, onlarla gormezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler.
Iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da saskindirlar.
Iste asil gafiller onlardir.
ISRA 46.ayrica, onu anlamamalari icin kalplerine bir kapalilik ve kulaklarina bir agirlik veririz.
Sen, Kur an da rabbinin birligini yadettiginde onlar, canlari $ikilmis bir vaziyette, gerisin geri donup giderler.
EN AM 25.onlardan seni (okudugun Kur an i) dinleyenler de vardir.
Fakat onu anlamalarina engel olmak icin kalplerinin ustune perdeler, kulaklarina da agirlik verdik.
Onlar her turlu mucizeyi gorseler bile yine de ona inanmazlar.
Hatta o kafirler sana geldiklerinde: bu Kur an eskilerin masallarindan baska bir sey degildir diyerek seninle tartisirlar.
BAKARA 97.de ki: cebrail e kim dusman ise sunu iyi bilsin ki Allah in izniyle Kur an i senin kalbine bir hidayet rehberi, once gelen kitaplari dogrulayici ve muminler icin de mujdeci olarak o indirmistir..
TEGABUN 11.Allah in izni olmaksizin hicbir musibet isabet etmez.
Kim Allah a inanirsa, Allah onun kalbini dogruya goturur.
Allah her seyi bilendir.

Din %99 u sekerli kurabiye ve %1 i oldurucu arsenik olan fare zehiri gibidir.
Din in %99 u gercekler ve iyi mesajlardir ama geriye kalan %1 sizi oldurebilir.

Anonim.



Bülent ESİNOĞLU : Gericilik ve bölücülük ittifakı bir proje midir?


Bülent ESİNOĞLU : Gericilik ve bölücülük ittifakı bir proje midir?

Gericilik yükseldikçe, bölücülüğünde yükseldiğini yaşayarak öğreniyoruz.

Yaşayarak öğrenmek, bedel ödeyerek öğrenmektir.

Oysa tarih, gericiliğin asıl işlevinin, bölünme olduğunu gösteren örneklerle doludur.

Osmanlı, böyle gericileşerek bölünmüş ve yok olmuştur.

Cumhuriyet döneminde, yaşanan aydınlanma ve devrimcileşme, Kürt ve Türkleri birleştirerek yol alıyordu.

Fabrika ya da bir işyerinde Kürt ve Türk işçisi bir arada çalışarak, yaşayarak bütünleşiyordu.

Doğu bölgelerinden gelen vatandaşlarımız batıda iş buluyor ve birlikte yaşıyordu. Hala da böyledir.

Doğuda feodal ağaların eline düşmüş, yani gerici bölgelerde, modernleşmenin girmediği(feodal ağlar din dışı ilişkileri elinden geldiğince engeller) yörelerde, dincileşmek kurtuluş olarak sunulmuştur.

 Doğunun geri bıraktırılması(GAP Projesinin yıllarca Batı engelledi) gerici ve bölücü yönetimlerin projesidir. Hala GAP sulaması tamamlanmamıştır.

Gericilik ve bölücülük doğal müttefiktirler.

Bir de, bu doğal müttefikliği dışardan destekleyen dış etkiler varsa, bu doğal müttefiklik, çıkar müttefikliğine dönüşür.

Emperyalistler, bir ülkeyi ele geçirmeye veya etki alanı içine almaya karar vermişlerse, ilk ilişki kuracakları odaklar, gericiler ve onların doğal müttefiki bölücülerdir.

Gericiliğin temel karakteri; yaşayan kurumları(din, hukuk, kültür, vs.) muhafaza etmek, bu kurumlar üzerinden çıkarlarının(iktidarlarının)sürmesidir.

Bu çıkarlar halkın çıkarları olmadığından, halk düşmanlığını da bünyesinde taşır.

Bölücülüğün doğal diğer müttefiki ise; dış güçlerdir.

Hem gericiliğin hem de bölücülüğün müttefiki olan emperyalizm, eğer bir proje yapacaksa, en elverişli proje; bölücü ve gericilerin laiklere ve devrimcilere karşı birleştirme projesidir.

AKP, PKK'nın birlikte hareket etmesi; yapısal bir durumdur. Doğal bir projedir.

Bu projede, Amerika ve onun asıl temsilcileri olan işbirlikçi sermayenin varlığı, AKP'nin kendisini, bir ABD projesi yapan temel unsurdur.

Biraz daha açarsak; feodal yapılanma olan gericiliğin, bölücülükle olan birliği doğal bir durumken, AKP'nin sermaye elitleri ile birlikte iktidara taşınması bir ABD projesidir.

AKP örgütlülüğünün bir Amerikan projesi olması, artık AKP ve Fehullah cemaatinin öncüleri tarafından açık edilmektedir. (Ali Bulaç, Abdurrahman Dilipak ve Karslı tarafından açıklanan ilişkiler ağı)

Şimdilerde, ortakların arasının açılması nedeniyle, utangaç bir biçimde ifşa olan ilişkiler ağı, önümüzdeki günlerde, halkın anlayacağı biçime dönüşecektir.

Asıl proje Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Kuzey Afrika Projesidir.

AKP onun alt parçasıdır.

12 yıldır, ortaya çıkan, belgeleri ile ifade etmeye çalıştığımız bu proje, RTE'nin kendi ağzından, otuz ayrı yerde ifade edilmiştir.

"Biz Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanlarında biriyiz, bize bu görev verildi. Biz bu görevi yapıyoruz." diye il kongrelerinde 30 kez ifade edilmiştir.

Amerikancılığın geçer akçe olduğu günlerde, bu sözün ne anlama geldiğini anlamayanlar, Meclis'teki muhalefet, bu ana sorunu, mücadele aracı olarak kullanmamıştır. Çünkü onlar da ABD ve Batı yanlısıdırlar.

-AKP bir ABD Projesidir.

-Ergenekon, Balyoz ve diğerleri bir Amerikan projesidir.

-Kobani bir ABD projesidir.

-IŞİD bir ABD projesidir.

-Barzani bir Amerikan projesidir.

-Türkiye, Irak, İran ve Suriye'nin parçalanması ve Birleşik Kukla Kürdistan kurulması Amerikan projesidir.

Batıdan, ABD'den kopmayalım diyenler bu projenin inşasına yardım edenlerdir.

Yani Amerikan Mandacılarıdır. Manda sözü belki bazılarının gözünü açar.

Size bazı mandacıları söyleyeyim, azınız açık kalsın. Yunus Nadi, Halide Edip Adıvar. Eğer Mustafa Kemal onları adam etmeseydi, vatansızlığın çukurunda boğulup gideceklerdi.

Bu hatırlatmayı şunun için yaptım. Kendini solcu ve devrimci sanıp, Batıdan kopamayanların varacağı yer mandacılıktır.

Tekrar bu güne dönelim.

Türk ordusunu felç edenler, sanıyorlar ki; işin önemli bir kısmını hallettik. İngilizler de, Osmanlı ordusuna silah bıraktırınca, her şeyi çözdüklerini sanmışlardı.

Artık halkımız televizyon terörüne ve simgesel şiddete maruz kala kala savunmaya geçmenin zorunlu olduğunu anladı.

Bölücü ve gerici ittifakı kırılacak.

Umutsuzluğun en derin olduğu günlerde bile "biz kazanacağız diyordum"

Hiçbir zaman halkımıza olan güvenimi yitirmedim. Şimdi daha da umutluyum.

Bu halk bölücülüğe ve gericiliğe direnecek.

27.12.2014, bulentesinoglu@gmail.com


a45UyF587661-141229102415-06
^^^^^ - vvvvv

 

Bize deger kazandiran seyler, yaptigimiz islerdir.

Anonim

Said-i Nursi, gundemi takip etmedigi icin yeniliklerden uzaktir.
Ona gore dunyada; vaktini gecirdigi medrese egitimi, buranin gundeminde olan tartismalar ve bu donemde okudgu tarikat kitaplari vardir.
Ne Kur an i tanir ve bilir, ne de halki...
Halktan uzak bir gundemi vardir.
Kitaplarini halkin anlayabilecegi dilde yazmamistir.
Boylelikle eserlerini daha gizemli hale getirmistir.
Halktan bir cogu da anlamadigi seylere daha cok inanir olmustur.

(Tarihce-i Hayat 624)

Din bir sacmalik.

Thomas Edison



Ey Türk Gençliği!

-----BEGIN PGP PUBLIC KEY BLOCK-----
Version: GnuPG v1.4.12 (MingW32)

mQENBFJVPgkBCADHCogZOaa0sSeGm/heZDg3BJJVqMIbuH8wKLwzj13yjNiUzUzd
F7Qs2rXmHVlnmlNYhRK6+TxpwGJd+h+kLGvaAynkqpimiSeQXJgEQ65jfnzxpfeH
Nt2zlge74/PZEIabfjJsh88JOJo+y17yQQe/StUf1b4ImrUv3029KWyvJ6xWIzKj
dYcFCgO2+rsZkuiGSURHlZrUBB4irBY+wwj2N7ppuTSyG3beGG1Ono5LjT3acJci
WJM8EFbxHwii5WV6f1SiWbR459qUMqH4H2fMgr+5LPfFzY1mN8ozg8divy7AVEZM
SAh+mRRw2vtwWPXKLEUWUmaJjS40KY0dmztBABEBAAG0KVQuQy4gT3JhaiBQT1lS
QVogPGNpbWNpbWVAbmVvbWFpbGJveC5uZXQ+iQE+BBMBAgAoBQJSVT4JAhsjBQkJ
ZgGABgsJCAcDAgYVCAIJCgsEFgIDAQIeAQIXgAAKCRDa/SIDPzu9IaWUCACiWPRb
GfyAEqVLN2wHoJH2sHjGl7gwMMPJP03PkemDM4Gh4ooVinzTN12qMAvXwUErk/zj
VGfqQPRwRV41Tg7eDVGuNcc2g4knlA+/4zec9i7y2f7+n/r0CLEEt/u2alYfbllj
q6BREpvwNEwndb4jXqI0d7cQ1NeaXR+VzuAX6dUpunbHI10SGglg+GaGa7pSlfdY
vPqI3k3eBO+EsuJ8dDqa844iEsqUQwGDT9oRSpUnDyjTuOeUbHo7W+AuqyZWE3vu
r2HEMI3+tow7AdO77HB6sAJfGcoDPt0qPkVvDRcetD/bsQwM8FNF3WyZqFCkhgY7
mLnVFHl+np5B8VMTuQENBFJVPgkBCAD2s6wu7zhBmGTvUJ+ekvUmVrAxSFhonrJl
YehdGt4fYdZUrOLQl1JhynbvR6rRA/58SGXqsfoecWskCZrGETBaJi8UAbaWJ34d
AGe4Is1auV5iKZJ9qx6lLOiF11KXQCnZnu4mJWDQ5LpU7vHFsoRsyW5JjWbOwGTO
RjmIyjb5O9aZFloa2vJOVE3rgiG/ONeeTFRsy8VY5MmEvYERye3cGyG+KQicVI3E
tu6NnMaS+s/sKWKsM6W7SoPKj+AViMKAe2qkh9H23oOwQ5Oj2cfZd2NqjAA/B6t4
gTMhJ82u0yuJ20eMgAECezifCw7CqPXROAGHjVk12lFhR7/FfSjHABEBAAGJASUE
GAECAA8FAlJVPgkCGwwFCQlmAYAACgkQ2v0iAz87vSG0Rwf+LiWOr6RPOpyxx9le
9U7ZyX3V1e0OutJfyPwLWuo4PYV26udAvis+92r6jdTP/PonQvzVOVKsZ8syWip6
Q76axkosJQnWV6+UOZu/+K2K7DnIO8k0xzOCEeZXn9oXGTsQvurt/qeD4qLIMH20
510G7rC38W4CHdwshGLI+mbj7A0341E82e+b6UMJTn0PxcUfypSrjTxSLOJqSeyi
L3ZlRm4mYZvtgxGjtzh2+SqV30N8SEDJtGu8mwJnZlrbsI97UZrCDh4SS3rxFQu3
DeaXhqzgoC5wehqhSHBv5Ad7EAt4mLpaI+A9ggp6qykaluY/0k4mSFlunJDPi3Z2
ROjy5Q==
=sqcm
-----END PGP PUBLIC KEY BLOCK-----

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.
Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.
İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.
Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!
Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir.
İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler.
Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı!
İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927



28 Aralık 2014 Pazar

Çetin Altan : Ahmak bir vatandaş mısınız? veeeeee Demokrasi neymiş?


Çetin Altan :  Ahmak bir vatandaş mısınız?

Suleyman Sezai   A T A Y
Şeytanın gör dediği   c.altan@bnet.net.tr

1- Büyüklerimizin bizleri gerçekten düşündüklerine inanıyor musunuz?

*
2- Çıkan kanunların bizlerin ortak irademizin sonuçları olduğundan emin misiniz?
*
3- Toplumda herkesin eşit olduğuna inanıyor musunuz?
*
4- 75 milyon vatandaşın piyango yoluyla zengin olup, kalkınabileceğini düşünüyor musunuz?
*
5- Sizce büyük servetler çalışarak mı elde edilmiştir?
*
6- İç ve dış politika tüm toplumum çıkarlarına göre mi ayarlanmaktadır?
*
7- Demokrasi, sadece seçim mi demektir?
*
8- Beş parmak bir değil benzetmesini sık sık kullanır mısınız?
*
9- Apartman dikmek, yat almak, gazete çıkarmak, parti kurmak herkese serbest olduğuna göre; neden herkesin apartman dikemediğini, yat alamadığını, gazete çıkaramadığını ve parti kuramadığını araştırmayı lüzumsuz mu buluyorsunuz?
*
10- Fakirliği normal bir olay olarak mı kabul ediyorsunuz?
*
11- Polisler zenginlere gösterdikleri saygıyı fakirlere de gösterirler mi?
*
12- Düzen değişince eğitimin gelişeceğine değil de, eğitim gelişince düzenin değişeceğine inanıyor musunuz?
*
13- Kimsesiz çocukların sürünmesini hayatın cilvesi olarak mı kabul ediyorsunuz?
*
14- Politikacıların kişisel çıkarları için değil de, vatan-millet çıkarları için çalıştıkları iddiasını benimsiyor musunuz?
*
15- Bir ülkenin ne ölçüde kalkınmakta olduğunu istatistiklere bakarak ve incelemeler yaparak değil de; o ülkede turistik gezilere çıkarak daha sağlam öğrenileceği fikrinde misiniz?
*
16- İlkokul öğretmenlerini yabancı firma temsilcilerine oranla hayatta daha az başarıya ulaşmış olarak mı görüyorsunuz?
*
17- İşçilerin, köylülerin, gençlerin direnme eylemlerini ayıp buluyor ve büyüklerimizin işlerine kimsenin karışmaması gerektiğine inanıyor musunuz?
*
18- Çocuklarınıza rahat etmeleri için etliye sütlüye karışmamaları gerektiği öğüdünü veriyor musunuz?
*
19- Dövüşerek ziyan olup gitme yerine yaranarak yükselmeye çalışmak yeğ midir?
*
20- Büyükleri görmek için yol kenarlarına çıkar ve alkış tutar mısınız?
*
21- Hiçbir kişi güvenliği ve para yokken özgür olunabileceğini kabul ediyor musunuz?
*
Yukarıdaki bütün sorulara evet diyorsanız, siz eşi bulunmaz ölçüde üç yıldızlı gerçekten ahmak bir vatandaşsınız.
Evetlerle hayırlarınız yarı yarıya ise, henüz Hanya ile Konya'yı çakmamış ama; yavaş yavaş ahmaklıktan sıyrılmakta olan bir vatandaşsınız.
*
Bütün sorulara hayır diyorsanız, Türkiye'ye uygun değilse bile çağımıza uygun, kafası gelişmiş bir vatandaşsınız.



a45UyF587661-141228140337-06
^^^^^ - vvvvv

 

Mutlulugu tatmak ancak paylasmakla olur.

Anonim

Sait Nursi ye gore elektrik kontagi ve meteor :
Bunlarin hepsi Kur anda vardir ve fizik kanunlarina gore aciklama yapmak Kur anin kudretine, hikmetine aykiri dusmektedir

Sait Nursi, Ramazan Risalesi, s.1-15..

VATAN HAINI

Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala.
Amerikan emperyalizminin yari somurgesiyiz, dedi Hikmet.
Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala.
Bir Ankara gazetesinde cikti bunlar, uc sutun ustune, kapkara haykiran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotografi yaninda Amiral Vilyamson un
66 santimetre karede guluyor, agzi kulaklarinda, Amerikan amirali
Amerika, butcemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
Amerikan emperyalizminin yari somurgesiyiz, dedi Hikmet
Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala.
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan ciftliklerinizse,
kasalarinizin ve cek defterlerinizin icindekilerse vatan,
vatan, sose boylarinda gebermekse acliktan,
vatan, sogukta it gibi titremek ve sitmadan kivranmaksa yazin,
fabrikalarinizda al kanimizi icmekse vatan,
vatan tirnaklariysa agalarinizin,
vatan, mizrakli ilmuhalse, vatan, polis copuysa,
odeneklerinizse, maaslarinizsa vatan,
vatan, Amerikan usleri, Amerikan bombasi, Amerikan donanmasi topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmus karanligimizdan,
ben vatan hainiyim.
Yazin uc sutun ustune kapkara haykiran puntolarla :
Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala.

Nazim HIKMET



KİMLİK BELGELERİNİ KAYBEDEN VEYA ÇALDIRAN KİŞİLERİN DİKKATİNE!

Ben bunu bir internet efsanesi zannediyordum.
Doğruymuş.
Çalınan kimliğinizle yapılması muhtemel ticari faaliyetler sonucunda hayal dahi etmediğiniz kadar kötü durumlara düşebilirsiniz.
Haberin bağı altındadır.
Ciddiye alın, derim ben size.


Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA


KİMLİK BELGELERİNİ KAYBEDEN VEYA ÇALDIRAN KİŞİLERİN DİKKATİNE!

Kaybettiğiniz veya çaldırdığınız kimlik belgeleri kullanılarak adınıza şirket kurulmasını veya faaliyette olan bir şirkette temsilci olarak atanmanızı engellemek için aşağıda belirtilen işlemleri yerine getirmeniz gerekmektedir:

1. Kaybettiğiniz veya çaldırdığınız kimlik belgesi kullanılarak şirket kuruluşu veya temsilci ataması yapılmaması için bölgenizde faaliyet göstermekte olan ticaret sicili müdürlüğüne şahsen veya kanuni temsilciniz aracılığıyla müracaat edilmesi ve kayıp veya çalıntı kimlik belgeniz için kısıtlama talebinde bulunulmalıdır. Bölgenizdeki ticaret sicili müdürlüğünün iletişim bilgilerine http://www.ticaretsicil.gov.tr/mudurlukler.php adresinden ulaşmanız mümkündür.

2. Kısıtlama işleminin yapılmasına ilişkin başvurunuz dilekçe ile yapılmalıdır. Bu dilekçe kimlik belgesini kaybeden veya çaldıran kişi veyahut varsa o kişinin kanuni temsilcisi tarafından imzalanmalıdır.

3. Dilekçe ekinde imzalayan kişinin TC kimlik numarasının yazılı olduğu geçerli bir resmi kimlik belgesinin ve ayrıca kanuni temsilciler için temsil yetkisini ispatlayan belgelerinin asılları ticaret sicili müdürlüğüne gösterilmesi kaydıyla birer örneği yer almalıdır.

4. Bu işlemler gerçekleştirildikten sonra ticaret sicili müdürlüğü tarafından kimlik belgesini kaybeden veya çaldıran kişiye veyahut o kişinin kanuni temsilcisine kısıtlama kaydının devam ettiği süre boyunca herhangi bir ticari işletme veya şirket kuramayacaklarını ya da şirketlerde temsilci olarak görev alamayacakları hususunda yazılı olarak bilgi verilecektir.

5. Kayıp veya çalıntı kimlik belgenizin yeniden elinize geçmesi halinde bölgenizdeki ticaret sicili müdürlüğüne aynı şekilde başvurmak suretiyle kısıtlama kaydı ticaret sicili müdürlüğünce kaldırılacaktır.

Üyelerimize ve hizmet alıcılarımıza saygıyla duyurulur.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğ.

http://www.ticaretsicil.gov.tr/


a45UyF587661-141227192654-06
^^^^^ - vvvvv

 

Unutma! Guclugu kolaylik, calismayi tesvik, karanligi aydinlik ve sabri zafer takip eder.

Abdulkerim Ceyli

Siddet Savas
ENFAL 39.fitne ortadan kalkincaya ve din tamamen Allah in oluncaya kadar onlarla savasin!(inkara) son verirlerse suphesiz ki Allah onlarin yaptiklarini cok iyi gorur.
TEVBE 29.kendilerine kitap verilenlerden Allah a ve ahiret gunune inanmayan, Allah ve resulunun haram kildigini haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, kuculerek elleriyle cizye verinceye kadar savasin.
TEVBE 39.eger (gerektiginde savasa) cikmazsaniz, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezalandirir ve yerinize sizden baska bir kavim getirir; siz (savasa cikmamakla) o na hicbir zarar veremezsiniz.
Allah her seye kadirdir.
BAKARA 190.size karsi savas acanlara, siz de Allah yolunda savas acin.
Sakin asiri gitmeyin, cunku Allah asirilari sevmez.
BAKARA 191.onlari (size karsi savasanlari) yakaladiginiz yerde oldurun.
Sizi cikardiklari yerden siz de onlari cikarin.
Fitne, adam oldurmekten daha kotudur.
Mescid-i haram da onlar sizinle savasmadikca, siz de onlarla savasmayin.
Eger onlar size karsi savas acarlarsa siz de onlari oldurun.
Iste kafirlerin cezasi boyledir.
NISA 74.o halde, dunya hayatini ahiret karsiliginda satanlar, Allah yolunda savassinlar.
Kim Allah yolunda savasir da oldurulur veya galip gelirse biz ona yakinda buyuk bir mukafat verecegiz.

Ben anlamiyorum! Ya sen?

Cehennemliklerin sucu seks ve icki idi.
Cennetliklerin mukafati da seks ve icki...
Gelecektekiler bizim safligimiza guluyorlar.
Sen anliyor musun?
Ben anlamiyorum!
Huri ve fahisenin farki nedir?
Biri Allahin calisani, digeri kulunun...
Inananlarina rusvet olarak huri veren Allah ve genelev olan cennet!
Hangisi gunahsiz?
Caresizlikten karnini boyle doyuran fahise mi?
Yoksa vucudunun hazzi, kullarin iyi islerinin mukafati olan huri mi?
Sen biliyor musun?
Ben bilmiyorum!

Sadik Hidayet
Modern Iran edebiyatinin onde gelen duz yazi ve kisa hikaye yazaridir.
17 Subat 1903 te Tahran da dogdu, 9 Nisan 1951 de Paris te 48 yasinda canina kiyip bu dunyadan goctu...
Sadik Hidayet in bircok kitabi Yapi Kredi Yayinlari tarafindan yayinlandi...