6 Haziran 2015 Cumartesi

Anneler: Hiçbir Babanın Veremeyeceğini Verenler...

Anneler: Hiçbir Babanın Veremeyeceğini Verenler...

10 May, 18:45

Görselde ne anlatıldığını anlamayanlar için hemen izah edelim: görselde görülen, bir mitokondridir. Kırmızı kan hücreleriniz haricinde bilinen bütün hücrelerinizde istisnasız olarak bulunan ve hücreye enerji veren organeldir. Bu organeli özel yapan şey, sizin ilk hücreniz olan "zigot"taki mitokondrinin neredeyse her zaman sadece annenizden geliyor olmasıdır. Dolayısıyla bu zigottan oluşan trilyonlarca hücrenizdeki mitokondriler de, yalnızca annenizden gelir.

"Eee?" diye sorabilirsiniz. Sonuçta bir dolu organeliniz var ve bunlar hem anneden, hem babadan geliyor. Mitokondrinin anneden gelmesinde özel ne var? Şöyle ki: Mitokondri, her bir hücrenizin çekirdeğinde bulunan genetik materyal haricinde, kendisine has genetik materyali olan tek organeldir. Mitokondrilerinizde bulunan DNA, çekirdektekinden kısmen bağımsızdır. Üstelik neredeyse her zaman sadece anneden aktarıldığı için, bu DNA içerisindeki kod takip edilerek, soy hatlarının dişi tarafı milyonlarca yıl geriye kadar takip edilebilir. Böylece evrime dair çok önemli bilgiler alabilmekteyiz. Çekirdekteki DNA iki taraftan da bilgi taşıdığı için, bazı kritik bilgiler muğlaklaşabilmekte, bu nedenle de analizi güçleştirebilmektedir.

Ancak babalarımızı da yabana atmamak lazım: babalar da, sadece erkek çocuklara da olsa, hiçbir annenin veremeyeceği Y kromozomunu vermektedirler. Tabii mitokondri hem dişilerde, hem erkeklerde bulunması ve buna rağmen neredeyse her zaman sadece annelerden gelmesi bakımından önem arz etmektedir. Mitokondriyal DNA (mtDNA) çalışmaları sayesinde modern popülasyonların yaşamış son ortak dişi atasını ("mitokondriyal Havva"yı), Y Kromozomu çalışmaları sayesinde modern popülasyonların yaşamış son ortak erkek atasını ("Y Ademi") bulmak mümkündür. Bu ikisi hakkında detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz.


Bu araştırmalar sayesinde popülasyonların evrimsel tarihlerinde en son ne zaman darboğaz etkisinden (popülasyonun aşırı küçüldüğü, zorlu dönemler) geçtiklerini, bu darboğazlardan kurtulduktan sonra nasıl toparlanıp yeniden yayıldıklarını araştırabiliriz. Belki bireysel olarak sizin için daha önemlisi, mtDNA üzerindeki bazı mutasyonların, çekirdek DNA'sına bakarak anlayamayacağımız hastalıkların teşhisinde görev alabiliyor olmasıdır. Sonuçta genetik bir malzemeden söz ediyoruz. Aslında mtDNA, çekirdek DNA'sına göre çok ama çok küçüktür:
çekirdeğinizdeki genetik materyal yaklaşık 3.3 milyar baz çiftine sahiptir. mtDNA ise sadece 16.569 baz çiftine... Çekirdek DNA'nızda 20.000 civarında gen kodlanır (tüm genomun sadece %1-2'si genler olsa da...). mtDNA'da ise sadece 37 gen vardır, bunların 13 tanesi protein, 22 tanesi tRNA, 2 tanesi de rRNA üretimini kontrol eder. Çekirdek DNA'sının %1-2'lik gen barındırma durumuna nazaran, mtDNA'nızın %93'ü gen kodlamaktadır. Bugüne kadar nörolojik, gastrointestinal (sindirim kanalı), kardiyak (kalp), solunumsal, endokrinal (hormonal), oftalmolojik (görsel), hemotolojik (kan) 30'un üzerinde hastalık mtDNA ile ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle önemlidir.

Yazı içerisinde mitokondrinin aktarımı için "neredeyse her zaman" anne tarafından dedik. Bunun sebebi, oldukça nadir durumlarda babadan da mtDNA aktarımı olabilmesidir. Buna "Paternal mtDNA Aktarımı" adı verilir. Bunun detayları bir başka yazımızın konusu olacak.

Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)

Teşekkür: Gürhan Öztürk (Evrim Ağacı)

Kaynak: Nature


a45UyF587661-150602140305 Oraj Poyraz cimcime@neomailbox.net
2015/06/07  04:12 6  64  1 undefined kemalistiz@googlegroups.com

 

Aquila non capit muscas
Kartallar sinek avlamazlar.
(Erasmus, Adages, 3.2.65)

Latince Atasozleri

Kuran-i Kerim ve Risale-i Nur un indirilisi aziz ve hakim olan Allahtandir....
iste o nur hem Kuran-i Kerim dir hem de Risale-i Nurdur...

Said-i Nursi

EINSTEIN IN KOZMIK DINSEL DUYGUSU

Tum bu dinsel- tiplerde ortak olan Tanri kavrami insanmerkezci karakteridir.
(...) Ama tum bunlarda bulunan dinsel deneyime dair bir ucuncu asama vardir, saf haliyle cok seyrek olmakla birlikte: ona kozmik dinsel duygu adini verecegim.
Bu duyguyu, hic yasamamis birine, ozellikle buna karsilik gelecek Tanri ya iliskin hic insanmerkezci olmayan bir kavrama sahip olmayan birine izah etmek cok zordur.
Kozmik dinsel duyguyu insanlar birbirlerine nasil iletebilirler, hele ki Tanri ya iliskin bir tanim vermiyorsa, bir teoloji ogretisi vermiyorsa?
Bence, sanat ve bilimin en onemli islevi, onu almaya acik olanlar icin, bu duyguyu diriltmek ve canli tutmaktir.
Bu sekilde din ile bilimin iliskisine dair, bilindik olandan cok farkli bir kavrama ulasiyoruz.
Bir kisi konuyu tarihsel olarak ele alsa, bilim ve dinin uzlasmas karsitliklar olarak gormeye baslar.
(...) Ben iddia ediyorum ki kozmik dinsel duygu bilimsel arastirma icin en guclu ve muhtesem gududur.
(...) Bir insana boyle bir gucu kozmik dinsel duygu verebilir.
Bir cagdasim soylemisti, haksiz olmayarak, bizim materyalistik cagimizda ciddi bilimsel arastirmacilar tek en derin dinsel insanlardir.

How can cosmic religious feeling be communicated from one person to another, if it can give rise to no definite notion of a God and no theology?
In my view, it is the most important function of art and science to awaken this feeling and keep it alive in those who are receptive to it.
We thus arrive at a conception of the relation of science to religion very different from the usual one.
When one views the matter historically, one is inclined to look upon science and religion as irreconcilable antagonists.
(...)I maintain that the cosmic religious feeling is the strongest and noblest motive for scientific research.
(...)It is cosmic religious feeling that gives a man such strength.
A contemporary has said, not unjustly, that in this materialistic age of ours the serious scientific workers are the only profoundly religious people.

New York Times Magazine on November 9, 1930 pp 1-4.It has been reprinted in Ideas and Opinions, Crown Publishers, Inc.1954, pp 36 - 40.It also appears in Einstein s book The World as I See It, Philosophical Library, New York, 1949, pp.24 - 28.)


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder