Nereden geldiğimizi bırak, nereye gittiğimize bak!
Ekonomimizin çöküş işaretleri vermesi klasik tartışmayı yine gündeme getirdi. Kimine göre başarılı ve güçlüyüz, kimine göreyse başarısız ve zayıf. Bu tartışmayı birçok farklı argümanla yapmak mümkün. O nedenle bu tartışmaya girecek değiliz. Bizim yanıtını arayacağımız soru daha farklı: Nereye gidiyoruz? DİKKAT Aşağıdaki makale kesinlikle bana ait değildir.
Kaynak bağı makale başlığında yer almaktadır.

Bir ülkenin geleceği evrensel normlar ekseninde değerlendirildiğinde 3 ana faktöre bağlıdır: Bilim ve teknolojiye verilen önem, sosyal bilimlere verilen önem ve sanata verilen önem. Bir ülkenin geleceği bu üç damarın güçlü olması ile mümkündür. Öyleyse gelin bu alanlara yakından göz atalım ve ülkemizin nereye gittiğine hep beraber karar verelim.
Bilim ve teknoloji, sosyal bilimler ve sanata verilen önemin en güçlü kanıtı hiç şüphesiz yetişmiş bilim insanlarının sayısıdır. Üniversitelerde veya kurumlarda görev yapan akademik ünvanlı personelin sayısı bir ülkenin nereye gittiğini oldukça isabetli şekilde gösterir. Söz gelimi Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) geleceğin teknolojilerini yaratıp Amerikan şirketlerine aktaran üniversite olarak bilinir. Burada çalışan binlerce akademisyen yeni teknolojiler yaratarak Amerika'nın gücünü muhafaza ederler. O nedenle akademik kadrolarının artmasıyla öğünürler. Peki ya ülkemizde durum nedir dersiniz?
Ülkemizdeki üniversitelerde görev yapan akademik ünvanlı personel sayıları acaba bizi nereye götürüyor? Bir ülkenin gücünü gösteren en kritik dallarda acaba ülkemizdeki akademik personel sayısı nasıl?
Bilim ve Teknoloji ile başlayalım. (23 yılı verileri ile)
| Branş | PROF | DOÇ | Y.DOÇ |
| Uçak | 9 | 7 | 26 |
| Uzay Bilimleri | 7 | 6 | 13 |
| Enerji Sistemleri | 16 | 12 | 37 |
| Petrol ve Doğalgaz | 4 | -- | 7 |
| Deniz Bilimleri | 2 | 1 | 4 |
| Nükleer | 3 | 2 | 1 |
| Y.Enerji ve Plazma F | 6 | 4 | 4 |
| Atom ve Molekül F | 9 | 1 | -- |
| TOPLAM | 56 | 33 | 92 |
Kısaca özetlemek gerekirse, 23 yılı verileri ile Bilim ve Teknolojinin en kritik dallarında ülkemizde 56 Profesör, 33 Doçent ve 92 Yardımcı Doçent bulunuyor. Ne acı ki, eldeki 3 Nükleer profesörüyle nükleer santral yapmaya giriştik; vardiyalı çalışacaklar herhalde.
Peki Sosyal Bilimlerde durum nedir dersiniz?
| Branş | PROF | DOÇ | Y.DOÇ |
| Felsefe | 79 | 59 | 118 |
| Coğrafya | 44 | 34 | 89 |
| Psikoloji | 85 | 48 | 165 |
| Sosyoloji | 100 | 75 | 267 |
| Antropoloji | 12 | 10 | 17 |
| TOPLAM | 320 | 226 | 656 |
Kısaca özetlersek, Sosyal Bilimler alanında 320 Profesörümüz, 226 Doçentimiz ve 656 Yardımcı Doçentimiz bulunuyor. Ama sosyal medyaya bak, herkes sosyal bilimci.
Şimdi de sanata bir göz atalım.
| Branş | PROF | DOÇ | Y.DOÇ |
| Tiyatro | 5 | 5 | 12 |
| Opera | 2 | 2 | 5 |
| Dans | 1 | -- | 1 |
| Bale | 2 | 3 | 1 |
| Piyano ve Harp | 9 | 4 | 20 |
| Nefesli-Vurmalı S | 2 | 2 | 8 |
| TOPLAM | 21 | 16 | 47 |
Kısaca özetlersek, Sanat'ın en önemli kollarında ülkemizde 21 Profesör, 16 Doçent ve 47 Yardımcı Doçent bulunuyor. 80'li yılların gençlik dizisi Fame'de daha fazla profesör vardı.
Şimdi sonuçları yeniden özetleyelim ve üniversitelerin İlahiyat Fakültelerindeki akademik Personel ile kıyaslayalım:
| Branş | PROF | DOÇ | Y.DOÇ |
| Bilim ve Tek | 56 | 33 | 92 |
| Sosyal Bilimler | 320 | 226 | 656 |
| Sanat | 21 | 16 | 47 |
| İlahiyat | 385 | 230 | 565 |
Kısaca özetlemek gerekirse, İlahiyat fakültelerimizde 385 Profesör, 230 Doçent ve 565 Yardımcı Doçent görev yapıyor. Bilim-Teknoloji ve Sanat dallarındaki akademik personelden katbekat fazla. Hatta Sosyal Bilimlerden bile daha fazla. Sorun İlahiyat Fakültelerindeki akademik personelin fazlalığı değil, bizi geleceğe taşıyacak alanlardaki akademik personelin neden bu kadar az olduğudur. Sahi neden?
Diyecek bir şey ya da bir sonuç cümlesi yazmaya gerek yok sanırız. Nereye gittiğimizi anlamışsınızdır.
a45UyF587661-150610104704 Oraj Poyraz <oraj.poyraz@openmail.cc>
2015/06/10 13:04 6 64 1 undefined kemalistiz@googlegroups.com
Devsirme casuslar, ele gecirilip dusman aleyhinde kullanilan dusman casuslardir
Sun Tzu
FUSSILET - 9 - Yerzunun iki gunde yaratildigi,
FUSSILET - 10 - Bitkilerin daglarin ve gidalarin yaratilmasi.
FUSSILET - 11 Sonra duman halinde bulunan goge yoneldi...
FUSSILET - 12 Allah bu suretle iki gun icinde yedi gok vucuda getirdi ve her gogun isini kendisine bildirdi...
NAZIAT - 27 Sizi mi yaratmak daha guctur, yoksa gogu mu?
Allah onu (gogu) kurdu.
NAZIAT - 28 O nu yukseltti ve duzen verdi.
NAZIAT - 29 Onun gecesini karartti gunduzunu aydinlik yapti.
NAZIAT - 30 Bundan sonra da yeryuzunu duzenledi.
NAZIAT - 31 Oradan suyunu cikardi ve otlak meydana getirdi.
NAZIAT - 32 Daglari sapasaglam yerlestirdi. ...
Zamanimizin Paradox u
Daha yuksek binalarimiz, ama daha kisa sabrimiz var; daha genis oto yollarimiz, ama daha dar bakis acilarimiz var.
Daha cok harciyoruz, ama daha az seye sahibiz; daha fazla satin aliyoruz, ama daha az hosnut kaliyoruz.
Daha buyuk evlerimiz, ama daha kucuk ailelerimiz; daha cok ev gerecleri, ama daha az zamanimiz var.
Daha cok egitimimiz, ama daha az sagduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeligimiz var.
Daha cok uzmanimiz, ama yine de daha cok sorunumuz; daha cok ilacimiz, ama daha az sagligimiz var.
Cok fazla alkol ve sigara tuketiyoruz, cok savurganca para harciyoruz, cok az guluyoruz, cok hizli araba kullaniyor, cok cabuk kiziyoruz, cok gec saatlere kadar oturuyor, cok yorgun kalkiyoruz, cok az okuyor cok fazla TV izliyoruz ve cok ender sukrediyoruz.
Mal varliklarimizi cogalttik, ama degerlerimizi azalttik.
Cok konusuyoruz, cok az seviyoruz ve cok $ik nefret ediyoruz.
Gecimimizi saglamayi ogrendik, ama yasam kurmayi ogrenemedik.
Yasamimiza yillar kattik, ama yillara yasam katamadik.
Aya gidip gelmeyi ogrendik, ama yeni komsumuzla karsilasmak icin caddenin karsisina gecmekte sorunumuz var.
Dis Uzayi fethettik, ama ic dunyamizi edemedik.
Daha buyuk isler yaptik, ama daha iyi isler yapamadik.
Havayi temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.
Atoma hukmettik, ama onyargilarimiza edemedik.
Daha cok yaziyoruz, ama daha az ogreniyoruz.
Daha cok plan yapiyoruz, daha az sonuca variyoruz.
Kosusmayi ogrendik, ama beklemeyi ogrenemedik.
Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha cok kopya cikarmak icin daha cok bilgisayar yapiyoruz, ama git gide daha az iletisim kuruyoruz.
Zaman artik, hizli hazirlanan ve yavas sindirilen yiyeceklerin; buyuk adamlar ve kucuk karakterlerin; yuksek karlar ve sig iliskilerin zamanidir.
Gunumuz artik, iki maasin girdigi ama bosanmalarin daha cok oldugu, daha suslu evler, ama dagilmis yuvalarin oldugu gunlerdir.
Bu gunler, hizli seyahatler, kullanilip atilan cocuk bezleri, yok edilen ahlaki degerler, bir gecelik iliskiler, obez bedenler ve neselendirmekten sakinlestirmeye hatta oldurmeye kadar her seyi yapabilen haplarin oldugu gunlerdir.
Vitrinlerde her seyin sergilendigi, ama depolarda hicbir seyin olmadigi bir zamandayiz.
George Carlin
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder