Türker Ertürk: İHALE ŞAİBELİ
— 5 Haz, 2015
Geçtiğimiz hafta sınıf arkadaşım ve dostum Cem Gürdeniz'in Meclis'e soruşturma önergesi verilen LPD ( Havuzlu Çıkarma Gemisi) hakkında Oda Tv'de değerlendirmesi çıktı. Sn. Gürdeniz, yazısının başında LPD projesinin "hangi tersaneye verildiği ve maliyet farklılığı bu yazının ilgi alanına girmiyor" diye başlamış ve Türkiye'nin LPD'ye olan vazgeçilemez ve ertelenemez ihtiyacını çok güzel ortaya koymuş. Kendisine yürekten katılıyorum.
Biz de görevdeyken LPD projesine emeği geçenlerden olduk. Başında bulunduğum Deniz Kuvvetleri Komuta Kontrol Daire Başkalığı olarak bu gemiye olan harekat ihtiyacımızı ortaya koyduk, geminin hangi özelliklere ve niteliklere sahip olması gerektiğini belirledik ve Amiraller Kurulu'ndan onayını aldık.
RMK, SEDEF, DESAN
Bugün size Sn. Gürdeniz'in yazısında değinmediği LPD'nin ihale sürecinden bahsedeceğim. Esasında bu konuyu yaklaşık 1,5 yıl önce yazmıştım. Ama şartlar ve özellikle yarın genel seçimin olması, paranızı kimlere emanet edeceğinizi bilmeniz açısından faydalı olacağına inandığımdan konuyu tekrar gündeme getiriyorum.
Projenin çıplak maliyeti yaklaşık 650 milyon avro. Gemiye takılacak silahlar, sistemler, taşıyacağı küçük çıkarma gemileri ve üzerinde bulunduracağı helikopterler bu maliyete dahil değil. Başında zamanın başbakanı Erdoğan'ın bulunduğu Savunma Sanayi İcra Komitesi, 26 Aralık 2013 tarihinde teklif değerlendirme çalışmalarını tamamlar ve LPD ihalesini Sedef Gemi İnşaatı AŞ'ye verir. Esasında LPD ihalesine RMK Marine, SEDEF ve DESAN olmak üzere üç tersane girmişti. RMK'nın önerdiği LPD yüzde yüz milli dizayndı.
Yerli değil İspanyol
İhaleyi kazanan Sedef Tersanesi projeye İspanyol Navantia Tersanesi ile girdi. İspanyol Juan Carlos sınıfı LPD inşa edilecekler. İnşa süresince mühendislik hizmetleri İspanyollar tarafından verilecek. Sedef Tersanesi'nde inşa edilecek gemi yerli olmayacak. Türkiye'de yapılmış her şeyi ile İspanyol gemisi olacak. Bu arada İspanyol Navantia Tersanesi'nin büyük mali sıkıntı çektiğini ve kapanmak üzere olduğunu, bu proje ile şimdilik kurtulduğunu da İspanyol basınından öğreniyoruz.
İhale sırasında en düşük teklif RMK tarafından verilmesine rağmen kazanan Sedef Tersanesi olarak açıklanıyor. Bu tersanenin mali sıkıntı içinde olduğu, 400 milyon avro borcu olduğu ve personel maaşlarını ödemede güçlük çektiği sektörden aldığımız duyumlar arasında. Diğer taraftan projenin 200 milyon avroyu aşan teminat yükümlülüğü de var. Sıkıntı içinde olan, işçilerinin asgari ücretlerini bile ödeyemediği söylenen bu tersane teminatı acaba nereden buldu?
Ülkemizin çıkarına değil
Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın vizyonu; Ülkemizin stratejik savunma ve güvenlik ihtiyaçlarına teknolojik gelişmeler doğrultusunda özgün yurt içi çözümler sunan, uluslararası pazara entegre ve rekabetçi bir savunma sanayine yön veren uzman tedarik kurumu olmaktır. Vizyon böyle iken RMK Tersanesi'nin tamamı milli olan LPD dizaynı ihalede ayak oyunları ile yarışma dışında bırakılmıştır. Çünkü RMK'nın sahibi Koç Grubu'dur ve düşman olarak görülmektedir.
Sonuç olarak LPD ihalesinde yapılan tercih tarafsız ve ülkemizin çıkarına değil. Çok iyi biliyoruz ki, bu Erdoğan'ın seçimidir. Bunun ipuçlarını 17-25 Aralık 2014 Yolsuzluk Operasyonları sırasında medyaya sızan Tayyip Erdoğan-Metin Kalkavan telefon görüşmelerinde bulabilirsiniz.
Gemi inşaat sektörünü yakından tanıdığımızdan hemen hemen herkesle konuştuk. Genel kanı "ihalede şaibe" olduğu. Keşke yalnız LPD olsa! Son 13 yıldır yapılan büyük çaplı tüm ihaleler şaibelidir demek abartı sayılmaz. İhaleler çalmanın, yandaşlara kaynak aktarımının ve yeni zenginler yaratmanın hiçbir dönemde olmadığı kadar yaygın enstrümanı olmuştur. Varın gerisini siz tahmin edin! "Çalıyorlar ama hizmet ediyorlar diyorsanız" ve içinize siniyorsa vurun "evet" mührünü gitsin, acı çekmeye devam!
Saygılar sunarım
İLK KURŞUN
a45UyF587661-150606100643 Oraj Poyraz cimcime@neomailbox.net
2015/06/06 16:03 1 39 1 undefined turancatli9@googlegroups.com
Calisan kotuluk dusunemez, calismayan da kotulukten kurtulamaz.
Hz.Ali
Ayse nin yasi
TALAK 4.kadinlariniz icinden adetten kesilmis olanlarla, adet gormeyenler hususunda tereddut ederseniz, onlarin bekleme suresi uc aydir.
Gebe olanlarin bekleme suresi ise, yuklerini birakmalari (dogum yapmalari)dir.
Kim Allah tan korkarsa, Allah ona isinde bir kolaylik verir.
Rivayete gore soyle demistir: ben alti yasinda bir kiz iken nebi salla llahu aleyhi ve sellem beni akd ve nikah eylemisti.(uc sene sonra) biz medine ye hicret ettik.
Haris ibn-i hazrec ogullarinin menziline indik.
Muteakiben ben, sitmaya tutuldum.
Bu cihetle sacim dokuldu.(hastaliktan kurtulduktan sonra) sacim gurlesti, uzayip omuzlarima dokuldu.
Bir kere ben, arkadaslarimla beraber salincakta oynarken annem ummu ruman bana dogru geldi ve beni cagirdi.
Ben de annemin yanina geldim.
Beni ne edecegini bilmiyordum.
Annem elimi tuttu.
Ta evin kapisi onun (e geldigimizde ora) da beni durdurdu.
Ben de yorgunluktan kaba kaba soluyordum.
Nihayet solugum biraz yatisti.
Sonra annem biraz su aldi.
Onunla yuzumu, basimi sivazladi.
Sonra beni eve koydu.
Evde ensar dan birtakim kadinlar hazir bulunyordu.
Bunlar bana: - hayir ve bereket uzere geldin, hayirli kismet getirdin!
Di(ye alkisla) dilar.
Annem beni bu kadinlara teslim etti.
Bunlar da benim kiligimi, kiyafetimi duzlediler ve resulullah a teslim ettiler.
Beni hicbir sey $ikmadi.
Ancak resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi habersiz gorunce $ikildim.(resulullah bir sedir uzerine oturmustu.
Yaninda ensar erkeklerinden, kadinlarindan oturanlar vardi.
Beni resulullah yanina oturttu).
Ensar kadinlari beni resulullah a takdim ettiklerinde ben dokuz yasinda bir kizdim.
Buhari, e s sahih, kitabu menakibi l-ensar/44; tecrid, hadis no:1553; muslim, e s-sahih, kitabu n-nikah/69, hadis no:1422
Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Korkuluk Safsatasi (Fallacy of the Straw-Man) :
Kendi iddiasini guclendirmek icin, karsi tarafin gercek iddiasi yerine iddianin en zayif ve duygusal yonunu bularak buna hucum etme durumu.
Samandan yapilmis bir korkulugu devirmek gercek bir adami yere sermekten daha kolay oldugu icin bu safsataya Korkuluk Safsatasi da denilmektedir.
Ornek 1:
Askere gitmeliyiz.
Insanlar rahat bulmadiklari icin orduya girmek istemezler.
Fakat sunu bilmeliyiz ki rahatliktan daha onemli seyler de var.
Ornek 2:
Ayse: Ali ardiyeyi temizlemelisin.
Cok daginik ve kirli.
Ali: Gecen sene temizlemistim.
Bu kadar $ik temizlemeye gerek var mi?
Ayse: Butun ivir zivir esyalari ardiyede tutmak isteyen sensin, asil gereksiz olan bu.
Ornek 3:
Bazilari, nukleer santralin gereksiz oldugunu savunuyor.
Bizleri enerjisiz birakmaya kimsenin hakki yok.
Ornek 4:
Bazilari nukleer santralin gerekli oldugunu savunuyor.
Cevreyi katletmeye kimsenin hakki yok.
Ornek 5:
Ateist olmak icin, Tanrinin olmadigina mutlak bir kesinlikle inanmalisin.
Kendini mutlak kesinlige inandirabilmek icin de, Tanrinin bulunabilme ihtimalinin oldugu butun yerleri ve evreni incelemelisin.
Bunu yapamayacagina gore hakli veya mazur gorulemezsin.
Ornek 6:
Temel ve Dursun kahvenin onunde oturuyorlarmis.
Bir turist gelmis ve Temel e Ingilizce konusarak yolu sormus.
Temel de ses yok.
Turist bu defa Almanca konusarak sormus.
Temel de yine ses yok.
Turist bu defa Fransizca konusmus.
Yine ses yok.
Ispanyolca, yine ses yok.
Turist kizmis;
bagirip cagirdiktan sonra cekip gitmis.
Bunun uzerine Dursun, Temel e
-Bir lisan ogrenmemizin zamani geldi galiba? demis.
Temel ise Dursun a donerek:
-Bos ver, ne gerek var?
Adam 4 lisan biliyor.
Bir meramini anlatabildi mi?
Guncel Ornek 1:
Yardim, Turkiye yi Tanitma Fonu ndan verilmeliymis.
Allah askina abartmayin, elbette Galatasaray in futbol takimi basarisi Turkiye icin cok guzel, cok degerli bir olaydir ama, Arsenal macini seyreden kac bin turist, hemen Turkiye nin yolunu tutup, Su Turk takiminin macini seyredelim, bu takimi yetistiren memlekette tatil yapalim diye yola dusmuslerdir.
(Hasan Pulur, 25.5.2000, Milliyet)
Galatasaray in basarilarinin Turkiye nin tanitimin baglamindaki en zayif noktasi, Turkiye ye gelen turist sayisininda birden bire hissedilir artislarin olmayacagidir.
Yazar, argumanini guclendirmek icin en zayif noktayi vurguluyor
Guncel Ornek 2:
Nitekim, Kirikkale de gecen Cuma, Cumartesi ve Pazar gunlerinde 300 e yakin polis dugunlerde gorev yapmis, havaya bir tek kursun bile $ikilmamis.
Iyi guzel de...
Benim vergilerimle emniyeti saglasin diye maas verilen, hirsizi, ugursuzu kovalamasi gereken polis, neden dugunlere zaptiye gibi dikilsin..
Neymis, dugunde birkac maganda sevincle galeyana gelip havaya ates edermis...
Bana ne?..
Ederse etsin...
Dugunlere de polis dikmeye baslarsak, vay halimize...
O zaman, otoyollarda her kamyonun, her otobusun ve hatta ozel surucunun yanina bir polis koyalim, kazalari onleyelim..
Bunun mantigi var mi Tanri askina...
Kirikkale emniyetinin bu tebdiri, bence, insanlar sokaklara micmasin diye her koseye bir polis dikmeye benziyor..
Birakin, micacaklarsa micsinlar...
(Ilker Sarier, 5.9.2000, Sabah)
Yazar, polisin dugunlerde bulunarak silah atilmasini engelleme isinde kullanilmasi fikrine karsi cikan argumanini, konuyu en zayif noktasindan, sokaklara micanlarin basina da polis konmasi gerekecegi noktasindan ele alarak hucum ediyor.
Guncel Ornek 3:
Irticacilar, boluculer, ceteler...
Ancak hedef kitle bunlarla sinirli degil.
KHK nin 4.paragrafini aynen aktaralim:
Yikici veya bolucu veya cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birisini degistirmeye veya ortadan kaldirmaya yonelik veya bunlara aykiri eylem ve diger faaliyetlerde bulunan veya bu suretle kurumlarin huzur, sukun ve calisma duzenini bozan veya boykot, isgal, engelleme, isi yavaslatma, grev, toplu olarak goreve gelmemek gibi eylemlere katilan, bunlari tahrik ve tesvik eden veya yardimda bulunanlar...istihdam edilemezler.
Bu maddeye gore, sabah cok hapsiran bir kisi isyerinin huzurunu bozdugu ve mikrop sactigi icin isten atilabilir!
(Mustafa Balbay, 24-8-2000, Cumhuriyet)
Yazar, KHK nin kabul edilemez oldugunu gostermek icin iddiaya karsi arguman gelistirmek yerine KHK. nin kurumlarin huzur, sukun ve calisma duzenini bozan kismina abartili bir ornek veriyor.
| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_gundem@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder