3 Ağustos 2026 Pazartesi

Dr. Osman Gazi Kandemir: Kıbrıs’ta geçmişin bedeli, geleceğin tercihi

*Dr. Osman Gazi Kandemir: Kıbrıs’ta geçmişin bedeli, geleceğin tercihi* Pazartesi 3 Ağustos 2026 9:43 ** Kıbrıs’taki BM kontrolündeki Yeşil Hat, 1964’ten bu yana adadaki fiilî bölünmüşlüğün en net sembolü olmayı sürdürüyor / Fotoğraf: Petros Karadjias-AP Kıbrıs meselesi çoğu zaman çözülemeyen bir diplomatik ihtilaf olarak tanımlanıyor. Bu tanım eksik. Bugünkü tıkanıklık, başarısız müzakerelerin sonucu değil. 60 yıldır biriken stratejik kırılmaların sonucudur. Türk tarafının federasyon modelinden uzaklaşıp iki devletli çözümü savunması da ani bir politika değişikliği değildir. Bu tercih, geçmişte yaşanan tecrübelerin doğal sonucudur. Bugün Birleşmiş Milletler tarafları yeniden aynı masa etrafında toplamaya çalışıyor. Federasyon modeli yeniden gündeme geliyor. Güven artırıcı önlemler ve teknik komiteler işletiliyor. /*Peki sorun nerede?*/ Müzakere masasının kendisi tarafsız değil. Bugün tartışılan parametreler, altmış yıl önce kurulan siyasi mimarinin ürünü. _*İlk kırılma 1964 yılında yaşandı.*_ _*1963’te başlayan saldırılarla Kıbrıs Türkleri ortaklık devletinin dışına itildi. Türkiye ise uluslararası alanda beklediği desteği bulamadı.*_ Ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 186 sayılı kararı kabul edildi. Bu kararla Birleşmiş Milletler Barış Gücü adaya konuşlandırıldı. Daha önemlisi, Rum yönetimi fiilen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek meşru hükümeti olarak kabul edildi. Kıbrıs meselesindeki en büyük diplomatik kırılma budur. /*Peki neden?*/ Çünkü sonraki bütün müzakere süreçleri bu kararın oluşturduğu siyasi zemin üzerinde yürüdü. Türk tarafı eşit kurucu ortak konumundan uzaklaştı. Haklarını uluslararası alanda kabul ettirmeye çalışan bir tarafa dönüştü. Birleşmiş Milletler’in federasyon ısrarının arkasında da büyük ölçüde bu tarihsel çerçeve bulunuyor. _*İkinci kırılma 40 yıl sonra yaşandı.*_ _*2004 yılında Avrupa Birliği, çözülmemiş Kıbrıs sorununa rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tam üyeliğe kabul etti. Bu karar, müzakere dengelerini değiştirdi.*_ Rum tarafı artık uluslararası tanınmışlığa sahip bir aktör olmanın ötesine geçti. Avrupa Birliği içinde veto yetkisini kullanan bir üye haline geldi. /*Bu ne anlama geliyor?*/ Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki birçok başlık Kıbrıs üzerinden tartışılmaya başlandı. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinden savunma sanayi iş birliklerine kadar uzanan geniş bir alanda Rum yönetimi yeni bir diplomatik kaldıraç elde etti. Avrupa Birliği de çözümün kolaylaştırıcısı olmaktan uzaklaştı. Sorunun bir parçası haline geldi. _*Üçüncü kırılma yine aynı yıl yaşandı.*_ _*Annan Planı referandumunda Kıbrıs Türk halkı uluslararası toplumun çağrısına uyarak çözüme*_//_*"evet"*_//_*dedi. Rum tarafı ise planı reddetti.*_ Normal şartlarda uzlaşmayı reddeden tarafın siyasi bedel ödemesi beklenirdi. Ancak farklı bir tablo ortaya çıktı. Rum yönetimi Avrupa Birliği üyeliğine kabul edildi. Türk tarafı ise uluslararası izolasyondan çıkamadı. Bu gelişme, Kıbrıs müzakerelerine yönelik güveni zedeledi. Türk tarafında verilen tavizlerin karşılık bulmadığı düşüncesi güçlendi. İyi niyetin siyasi kazanca dönüşmediği kanaati yaygınlaştı. Bugün federasyon modeline duyulan güvensizlik yalnızca son yıllardaki gelişmelerle açıklanamaz. Annan Planı sonrasında oluşan hayal kırıklığı da bu tablonun önemli parçalarından biridir. /*Peki Birleşmiş Milletler neden hâlâ federasyon modelinde ısrar ediyor?*/ Uluslararası sistem açısından birleşik bir Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki enerji projelerini, deniz yetki alanlarını ve Avrupa güvenlik mimarisini daha öngörülebilir hale getirebilir. Tek uluslararası kimlik altında birleşmiş bir ada, Batılı aktörler açısından hukuki belirsizlikleri azaltan bir formül olarak görülüyor. Ancak bu yaklaşımın göz ardı ettiği bir güvenlik boyutu var. Kıbrıs, iki toplum arasındaki siyasi anlaşmazlığın ötesinde bir anlam taşıyor. Ada, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenlik kuşağının merkezinde yer alıyor. Türk askerinin adadaki varlığı, garantörlük sistemi ve KKTC'nin siyasi statüsü birbirinden bağımsız başlıklar değildir. Her biri Doğu Akdeniz’deki güç dengesini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle federasyon tartışmaları Türk tarafı açısından yalnızca anayasal bir model tartışması değildir. /*Asıl mesele nedir?*/ Güvenlik mimarisinin geleceğidir. Crans Montana görüşmelerinde gündeme gelen//*"sıfır asker, sıfır garanti"*//yaklaşımının Ankara ve Lefkoşa’da neden güçlü tepki gördüğü de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Güvenlik kaygıları giderilmeden siyasi uzlaşının kalıcı olması beklenemez. Bugün iki devletli çözüm önerisini yalnızca diplomatik bir tercih olarak değerlendirmek de eksik kalır. /*Peki bu politika neyi ifade ediyor?*/ Bu yaklaşım, altmış yıllık müzakere tecrübesinin ulaştığı noktayı yansıtıyor. Federasyon modeli defalarca denendi. Farklı isimlerle yeniden masaya getirildi. Ancak hiçbir girişim tarafların güvenlik ve egemenlik beklentilerini aynı zeminde buluşturamadı. Kıbrıs artık yalnızca Kıbrıs değildir. Doğu Akdeniz’deki enerji rekabetinin, deniz yetki alanlarının ve bölgesel güç mücadelesinin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle adada kurulacak siyasi düzen yalnızca Lefkoşa’yı değil, Ankara’yı, Atina’yı, Brüksel’i ve bölgenin tamamını etkileyecektir. Bugün yapılması gereken, geçmişte sonuç vermeyen müzakere modellerini yeniden tekrarlamak değildir. İlk yapılması gereken, son altmış yılın muhasebesini doğru yapmaktır. Geçmişin kırılmaları dikkate alınmadan kurulacak her yeni masa, eski çıkmazları yeniden üretebilir. *https://www.indyturk.com/node/780705/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/k%C4%B1br%C4%B1sta-ge%C3%A7mi%C5%9Fin-bedeli-gelece%C4%9Fin-tercihi <https://www.indyturk.com/node/780705/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/k%C4%B1br%C4%B1sta-ge%C3%A7mi%C5%9Fin-bedeli-gelece%C4%9Fin-tercihi>* -- - - - - - - - - - - - - - - - - Ahlak ve edep, aklin disaridan gorunusudur. Kisinin akli edebi kadardir. ~Ehl-i hikmet~ - - - - - - - - - - - - - - - - ‪ÜLKEYİ TERK EDİYORUM…‬ https://www.youtube.com/watch?v=GjVf7xKDBMY - - - - - - - - - - - - - - - - Her şey canımı sıkıyor. Son sözleri (İng.orijinal: "Im bored with it all") ~Winston Leonard Spencer-Churchill, (d.30 Kasım 1874 Oxfordshire - ö.24 Ocak 1965, Londra) Britanyalı devlet adamı.~ - - - - - - - - - - - - - - - - Yirmi Yaşında Yakışıklı, Otuz Yaşında Güçlü, Kırk Yaşında Zengin, Elli Yaşında Akıllı Olmayan İnsan Hiçbir Zaman Yakışıklı, Güçlü, Zengin Ve Akıllı Olamaz. ~HERBERT~ - - - - - - - - - - - - - - - - SİYASET PAZARI https://www.youtube.com/watch?v=ViTay5FaFHE - - - - - - - - - - - - - - - - İSTEMEMİŞTİM Sana aşık olmak istememiştim Gözlerim görünce dayanamadı Biliyorum hakkım yoktu sevmeye Yüreğim mantığa katlanmadı Böyle içten gülen gözlere Yemin ederim rastlamamıştım Tarifsiz duygular sardı kalbimi Asla böyle bir an yaşamamıştım Öyle pırıl pırıl bakıyorduk ki Olmaz böyle bir mucize dedim Gönlüme süzülen bakışlarını Elimde deyil önlüyemedim ~Okan İLYAN~ - - - - - - - - - - - - - - - - Sadi ÖZGÜL : Gazi’nin Sopası Recep Tayyip Erdoğan’ın iki sıfatı var. Biri AKParti Genel Başkanı, diğeri de TC Cumhurbaşkanı. Erdoğan, 10 Kasım 2021 Atatürk’ün vefat yıl dönümünde yaptığı konuşmasında Gazi hayatta olsaydı, emin olun onları o partiden sopayla kovalardı diyordu. Bu sözleriyle Atatürk’ün kurucusu ve ilk Genel Başkanı olduğu CHP’yi kastettiği tartışmasız bir gerçektir. Hatta bir arada Cumhur ittifakına katılmadı ve ağır eleştiriler yaptığı için Saadet Partisi ve Genel Başkanı Karamollaoğlu’nu hedefe koyarak; Erbakan hoca yaşasaydı bunları sopayla… diye başlayan cümlelerde kurmuştu. Her ne kadar kürsüde Cumhurbaşkanlığı forsu da olsa, o forsun verdiği sorumluluğu görmezden gelip, Cumhurbaşkanı tarafsızdır ilkesini çiğnediği için bu sözleri AKParti Genel Başkanı sıfatıyla söylenmiş olarak görmek gerekir. AKParti Genel Başkanı Erdoğan’ın TC kurucu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmamak için GAZİ demekle yetinmesine millet olarak şahit olduk. Bazı çevrelerin bunda bir düşmanlık ve kindarlık vb kasıtlar arıyorlar. Erdoğan ise Atatürk dememek için değil, soy adında TÜRK kelimesi geçtiği için GAZİ deyip geçiştirdi sanki. Sözde İslami camianın bir kısmı ve yine sözde Siyasal İslamcıların genelinin TÜRK kelimesini özenle kullanmak istemezler. Bunun altında yatan sebeplerden biride TÜRK demenin Irkçılık olduğu gibi bir tuhaf düşünceye dayalı dünya görüşleri vardır. İşte Erdoğan bu çevrede yetişti. Aynı çevreninde siyasi hareketin temsilcisi ve lideri olduğu bu sözleri söylediği gibi bir nedenlere bağlıyorum. O çevreye göre; Arabım… Acemim… Hinduyum… Afganım… Gürcüyüm demek ırkçılık değil. Ama Türküm demek ise IRKÇILIK. Şimdi gelelim GAZİ’nin elindeki sopayla kovalama meselesine; Ceza verici birinin elinde sopa olursa, kovalama ve dövme gibi iki ceza seçeneği olur. En hafifi de sopayla kovalama cezası olur haliyle. Şimdi de kovalama ve sopalama cezasına kimler muhatap olabileceğine bakalım birazda. ► Gazi hayatta olsaydı, orduyu nasıl bu hale getirdiğiniz derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, tarikat ve cemaatler devletin kritik yerlerine nasıl sızdılar derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, ekonomiye, eğitime, ahlaka, aileye, adalete ve dine nasıl zarar verdiniz derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, tersaneler, limanlar, madenler yabancılara nasıl peşkeş çekildi derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, İstanbula nasıl ihanet edildi derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, kıymetli madenlerden olan altın gümüş vb neden yabancılar çıkarıyor derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, petrol çıkarma işinde TPAO neden en düşük payı alıyor derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, şeker fabrikalarını neden sattınız ve şekeri ithal etmeye başladınız diye sorardı. ► Gazi hayatta olsaydı, Türkiyeyi Tarımda dışa bağımlı hale getirdiniz diye sorardı. ► Gazi hayatta olsaydı, ABD üstleri neden kapatılmadı derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, siyasilerin şahsi menfaatleri için zalim emperyalistlerin her istedikleri yasaları neden kanunlaştırdınız derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, milletim neden borca ve faize esir ederek, işsiz ve aşsız bıraktınız derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, yurtta sulh cihanda sulh ilkesini çiğneyerek bölge barışını neden bozdunuz derdi. ► Gazi hayatta olsaydı, 100 yıl önce bu toprakları çizmeleriyle geçmeye çalışan emperyalistleri kovdum. Neden tekrar çizmeleriyle geri gelmelerini sağlamaya çalıştınız derdi. …olsaydı şöyle yapardı… gibi sözler diyebilmek için, onun neler diyebileceğini kavrayabilecek kadar azda olsa taktik ve stratejik devlet aklına ve zekasına sahip olmak gerekir. Şimdi gelelim GAZİ’nin sopayla kime ne ceza kesebileceği ihtimallerinde; Tıpkı Erdoğan’ın dediği gibi önce CHP ye ve Kılıçdaroğlu’na mutlaka ceza keserdi. CHP’lileri yetersiz ve korkak muhalefet yapmaktan dolayı sopayla kovalardı. Peki 20 yıldır kesintisiz iktidarda olan AKParti’ye ve Erdoğan’a sizce ne yapardı acaba? Şurası kesin ki, GAZİ hayatta olsaydı, 1990’lı yıllarda Refah Partisi İstanbul il teşkilatının evine kömür yardımı yaptığı Erdoğan’ı kimse bilmezdi. AKParti de olmazdı. Erdoğan’da İETT’den emekli olurdu. Diplomasının yetersizliğinden dolayı en fazla 3250 ₺ emekli maaşına talim ederdi. Maalesef bunları kavrayabilecek sorup sorgulayacak günümüz sözde İslami Camia ve yine AKParti tipi sözde Siyasal İslamcılarda bu özellikler yoktur. Tabii ki siyasette hiçbir şeyin tesadüfi olmadığını kuralını da unutmamak gerekiyor. AKParti Genel Başkanı Erdoğan bunları bilmiyor mu peki? Gayet iyi biliyor. Ama memleket için yeni bir şeyler yapabilme kabiliyetini yitirmesi bir yana siyaseten de çaresizdir artık. Kendini siyaseten öyle bir dar alana sıkıştırdı ki; Birden bire tabanından tepkiler alacağını bile bile CHP’ye Atatürkçülük satmak ve Atatürkçü olma gibi bir siyasi hamleyi yapma zorunluluğunda hissetmeye başladı kendini Eskiden CHP zihniyeti diye yerden vuruyordu. Şimdi ise eski CHP zihniyetini pamuklara sarmak gibi bir ruh haline büründüğü için tıpkı tek parti döneminde olduğu gibi bu memlekette bir şey yapılacaksa onunda en iyisini biz yaparız tarzı politikasıyla eski CHP’nin bıraktığı boşluğu şimdi partisiyle birlikte alıyor. CHP, eski CHP zihniyeti olmaktan çıktı. Geçmişiyle yüzleşmeye başladı bunu da yaparken kapalı kapılar ardında değil, milletin gözü önünde yapıyorlar. Başörtüsü başta olmak üzere inanç özgürlüklerini ve diğer tüm özgürlükleri savunan bir yapıya dönüşüyor adım adım. Bu da eski tek parti dönemi CHP’sini örnek göstererek; ne yani CHP mi gelsin argümanını her devirde lehine çeviren ve seçmenden kerhen oy alan AKParti’nin elini zayıflatıyor haliyle. Peki bu durum AKParti’nin lehine değilse, CHP’nin lehine mi? Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, kendi tabanını kaybetme riski alarak böyle bir açılım yapmıştı. İlk başta biraz kırın mırın edenler olmuştu. Onlar sessiz sedasız tasfiye edildiler. Ama CHP’nin halkla barışma sürecinde oylarında bir büyüme olduğunu görüp dahada büyüyebileceğini hesap edecek olanlar sessiz kalmayı tercih ettiler. Onlarda mecburen evrilecekler. Yine de evrilmeyenler çıkarsa onlarda sessiz sedasız tasfiye edilebilirler. Bu tasfiyeler tabanını rahatsız etmeden uzun bir süreden beri gerçekleşiyor CHP de. CHP’nin açılım sonrası tabanını kaybetmediğini son yerel seçimlerden, başarı ile çıkmasından rahatlıkla görebiliriz. Deniz Baykal’ın AKParti’nin işine yarayan statikocu dönemimden sonra, böylesine köklü dönüşüm yaşayan bir CHP’nin varlığı, AKParti’nin işine gelmeyecek bir duruma dönüşmüştür. GAZİ hayatta olsaydı… diye aba altında sopa göstermeli kurulan cümleler bundan hiçte memnun olmamaları ve panik yaşadıklarının bir dışa vurumu olmuş adeta. Beğenirsiniz yada beğenmezsiniz, Türkiye de şöyle bir eğilimim yükseldiği izlenebiliyor artık. Mustafa Kemal Atatürk’ün ve laikliğin yeniden keşfedilmesi gereken bir düşünce olduğu/olacağı eğilimi halkta yükseliyor. Bunun başlıca sebebi de Türkiye’de her alana yerleştirilmek istenen Siyasal İslamcılığın Siyonist proje olan BOP’un emellerine hizmet ettiği kanaatinin hakim olmaya başlamasıdır. Siyasal İslamcıların arka bahçeleri olarak gördükleri neredeyse her ilçeye açtıkları İmam Hatip okullarındaki Z kuşağı bile bunu konuşuyorlar kendi aralarında. Siyasal İslamcıların merak etmeyen, sormayan, sorgulamayan ve itiraz etmeyenler nesil yetiştirme projesi olan güya dindar nesil projesi çökmüştür. Siyasal İslamcılık Projesi (SİP) projenin işleticilerinin makyevelist usüllerinin deşifre olmaları nedeniyle Türkiye de çökmüştür. Uzatmaları oynuyorlar sadece… Vesselam - - - - - - - - - - - - - - - - Cibi condimentum est fames Aclik her yemegin baharatidir. (Marcus Tullius Cicero, De Finibus, 2.90) ~Latin Atasozu~ - - - - - - - - - - - - - - - - "Bu değişim dünyasında, gelen hiçbir şey kalmaz ve giden hiçbir şey kaybolmaz." ~Anne Sophie Swetchine~ - - - - - - - - - - - - - - - - Sunu daima hatirla ki, buyuk ask veya buyuk yatirim daima buyuk risk tasir. ~Anonim Nasihat~ - - - - - - - <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/> - - - - - - - Ihanet_Noktasi-Dan_Brown.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Ihanet_Noktasi-Dan_Brown.epub> Nick_Sandberg-Tam_Kontrol_Recetesi.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Nick_Sandberg-Tam_Kontrol_Recetesi.epub> Karacaoglan_in_Efsanevi_Kisiligi.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Karacaoglan_in_Efsanevi_Kisiligi.pdf> Berna_Moran-Turk_Romanina_Elestirel_Bir_Bakis_1.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Berna_Moran-Turk_Romanina_Elestirel_Bir_Bakis_1.epub> oegc_adv_teachersnotes_01.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/oegc_adv_teachersnotes_01.pdf> Dino_Buzzati-Tatar_Colu.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Dino_Buzzati-Tatar_Colu.epub> Samuel_Noah_Kramer-Tarih_Sumerde_Baslar_.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Samuel_Noah_Kramer-Tarih_Sumerde_Baslar_.pdf> Goruntunun_Muzigi_Muzigin_Goruntusu-Cem_Pekman_Baris_Kilicbay.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Goruntunun_Muzigi_Muzigin_Goruntusu-Cem_Pekman_Baris_Kilicbay.pdf> sanat_kibrit.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/sanat_kibrit.pdf> Robin_Hawdon-sahane_Dugun.docx <https://erkin.cc/KitaKita/Robin_Hawdon-sahane_Dugun.docx> Rainer_Maria_Rilke-Orpheus_a_Soneler.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Rainer_Maria_Rilke-Orpheus_a_Soneler.pdf> MS_DOS_KOMUTLARI.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/MS_DOS_KOMUTLARI.pdf> Charles_Dickens_Charles_Dickens-Perili_Ev.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Charles_Dickens_Charles_Dickens-Perili_Ev.epub> H-B-Paksoy-Alpamis_Destani.pdf.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/H-B-Paksoy-Alpamis_Destani.pdf.pdf> Les_Miserables-Victor_Hugo.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Les_Miserables-Victor_Hugo.pdf> Tutu_destani.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Tutu_destani.pdf> Mircea_Eliade-Dinsel_Inanclar_ve_Dusunceler_Tarihi-Cilt_3.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Mircea_Eliade-Dinsel_Inanclar_ve_Dusunceler_Tarihi-Cilt_3.pdf> Iklim_Tipleri.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Iklim_Tipleri.pdf> Mechanical_Drawing_Problems_raw.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Mechanical_Drawing_Problems_raw.pdf> Mehmet_Baydur-YESIL_PAPAGAN_LIMITED.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Mehmet_Baydur-YESIL_PAPAGAN_LIMITED.pdf> Peygamber_Enokun_Kitabi.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Peygamber_Enokun_Kitabi.epub> Oppenheimer_-Bilim_ve_Sagduyu.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Oppenheimer_-Bilim_ve_Sagduyu.pdf> O-Stephen_King.epub <https://erkin.cc/KitaKita/O-Stephen_King.epub> Bill_Bryson-Hemen_Her_Seyin_Cok_Kisa_Tarihi.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Bill_Bryson-Hemen_Her_Seyin_Cok_Kisa_Tarihi.epub> Philip_KDick_Isaac_Asimov-Gizli_Goz.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Philip_KDick_Isaac_Asimov-Gizli_Goz.epub> Death_in_the_Freezer-Tim_Vicary.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Death_in_the_Freezer-Tim_Vicary.epub> Robinson_CRUSOE-Daniel_DEFOE.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Robinson_CRUSOE-Daniel_DEFOE.epub> Korkut_Boratav-Emperyalizm_Sosyalizm_ve_Turkiye.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Korkut_Boratav-Emperyalizm_Sosyalizm_ve_Turkiye.epub> Ann_Chamberlin-Safiye_Sultan_III.epub <https://erkin.cc/KitaKita/Ann_Chamberlin-Safiye_Sultan_III.epub> La_Fonteine-Masallar.epub <https://erkin.cc/KitaKita/La_Fonteine-Masallar.epub> - - - - - - - Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not support the video tag. "> - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder