- Aşağıda önemli, su yollarının islahı ve lok sistemleriyle donatılmasının kabaca kronolojisini göstermek istedim.
- Bizde iç suların nakliyede kullanımı hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.
- Açıkçası “SİZ ATAPUTÇULAR AVRUPALILAR MERSEDES YAPARKEN SİZ NEREDEYDİNİZ?” sorusunun cevabı burada yatmaktadır.
- Kronolojik olarak en önemli deniz yenilgileri
- 1914'e doğru demiryolu uzunlukları
- 1914 yılında Osmanlı demiryolları yaklaşık şu ana eksenlerden oluşuyordu:
- Peki Balkan Savaşlarında Filibe'ye kadar uzanan demiryolu hattı bir işe yaramadı mı?
- Osmanlı neden etkin kullanamadı?
- Edirne neden kurtarılamadı?
- Peki Kafkas Cephesinde demiryolu lojistiği nasıldı?
- Osmanlı'da Doğu Anadolu'da demiryolu fiilen yoktu.
- Sarıkamış Harekâtı
- Ruslar neden toparlandı?
- 1916 Erzurum Muharebesi
- Trabzon'un kaybı
- Osmanlı'nın en büyük lojistik hattı
- Eğer Osmanlı'nın Sivas–Erzurum hattı olsaydı?
- Genel değerlendirme
- Son olarak Osmanlı neden deniz hakimiyeti sağlayamadı, demiryolu ve iç su yollarının islahını başaramadı?
- Ren Nehri'nde su seviyesinin düşmesi Almanya ekonomisini tehdit ediyor
Bu konunun bana göre dikkat çekmesi gereken yanı Almanların bu su yolunu ağır nakliyede kullanması. Hem şimdi, hem de tarihte. Hem ticarette, hem de askeri nakliyede.
Aşağıda önemli, su yollarının islahı ve lok sistemleriyle donatılmasının kabaca kronolojisini göstermek istedim.
Bölge |
Başlangıç Dönemi |
İlk önemli örnekler |
İtalya |
1450–1500 |
Leonardo da Vinci'nin geliştirdiği mitre lock sistemleri, Milano kanalları |
İngiltere |
1560–1760 |
River Lea, Exeter Canal, Bridgewater Canal |
Fransa |
1640–1700 |
Canal du Midi, Loire ve Seine düzenlemeleri |
Almanya (Kutsal Roma/Prusya) |
1660–1800 |
Oder, Elbe, Spree, Finow Kanalı |
Rus İmparatorluğu |
1700–1750 |
Volga-Baltık bağlantıları, Vyshny Volochyok |
Kuzey Amerika |
1790–1830 |
Erie Canal, Ohio ve Hudson sistemleri |
SSCB |
1930–1960 |
Moskova Kanalı, Volga-Don, Volga-Baltık modernizasyonu |
Çağdaş Rusya |
1991 sonrası |
Modernizasyon, yeni loklar ve derinleştirme |
Peki bizde durum nedir?
Bizde iç suların nakliyede kullanımı hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.
Hatta günümüz baraj gölleri, büyük göllerde bile nakliye için kullanım çok sınırlıdır.
Ancak Ren, Volga veya Mississippi gibi büyük iç su yolu sistemleriyle karşılaştırıldığında, Türkiye'nin topoğrafyası nedeniyle aynı ölçekte bir ağ kurmak çok daha pahalı ve teknik olarak daha zor olurdu. Buna rağmen günümüz tünel açma, kaya kazısı, büyük loklar ve baraj teknolojileriyle, özellikle Sakarya ve Kızılırmak havzaları üzerinde sınırlı fakat ekonomik açıdan anlamlı iç su taşımacılığı koridorları tasarlamak teorik olarak mümkündür.
Eğer 19. yüzyılda Avrupa'daki gibi büyük bir kanal mühendisliği programı uygulanmış olsaydı, en gerçekçi iç su yolu ağı şu şekilde olabilirdi:
Sakarya Koridoru: Ankara–Eskişehir–Karasu (Karadeniz)
Kızılırmak Koridoru: Kırıkkale–Çorum–Samsun
Yeşilırmak Koridoru: Tokat–Amasya–Samsun
Meriç Koridoru: Edirne–Enez
Bu dört eksen, Anadolu'nun kuzey ve batısındaki tarım ve sanayi bölgelerini Karadeniz ve Ege kıyılarına bağlayabilecek en güçlü adaylar olurdu.
Açıkçası “SİZ ATAPUTÇULAR AVRUPALILAR MERSEDES YAPARKEN SİZ NEREDEYDİNİZ?” sorusunun cevabı burada yatmaktadır.
Büyük imparatorluklar lojistikle ayakta durur.
Örneğin Osmanlı Balkanlardaki ilerleyişinde her zaman Tuna nehrinin kendisi ve düşmanları için lojistik değerini gözetmiştir.
Her tarafı denizlerle çevrili koca bir imparatorluk hemen hemen hiçbir zaman etrafındaki denizlerde kararlı ve istikrarlı bir deniz hakimiyeti sağlayamamıştır.
Kronolojik olarak en önemli deniz yenilgileri
Tarih |
Savaş |
Rakip |
Sonuç |
Yenilginin temel nedeni |
1571 |
İnebahtı Muharebesi |
Kutsal İttifak |
Donanmanın büyük bölümü kaybedildi |
Ateş gücü üstünlüğü, koordinasyon eksikliği |
1656 |
Çanakkale Deniz Muharebesi |
Venedik |
Boğaz ablukası |
Komuta zafiyeti, lojistik sorunlar |
1770 |
Çeşme Deniz Muharebesi |
Rusya |
Donanma neredeyse tamamen yakıldı |
Limanda sıkışma, yangın gemileri, hazırlıksızlık |
1798 |
Nil Muharebesi |
İngiltere |
Fransız üstünlüğü kırıldı; Osmanlı dolaylı etkilendi |
Osmanlı'nın belirleyici deniz gücü olmaktan çıkmış olması |
1827 |
Navarin Deniz Muharebesi |
İngiltere, Fransa, Rusya |
Osmanlı-Mısır donanması imha edildi |
Buharlı çağ öncesi yelkenli filonun modern filolar karşısında yetersizliği |
1853 |
Sinop Baskını |
Rusya |
Karadeniz filosunun büyük ölçüde yok edilmesi |
Patlayıcı (bomb) mermili modern top teknolojisi ve limanda savunmasız yakalanma |
Ve bunun sonucunda Osmanlı'nın deniz hakimiyetini Fas, Tunus ve Cezayir korsanlarına ihale etmesi sonucu doğdu.
Açıkçası, Osmanlı deniz lojistiği, iç su yolları lojistiği, demir yolları lojistiği konusunda sınıfta kalmıştır.
1914'e doğru demiryolu uzunlukları
Ülke |
Yaklaşık demiryolu uzunluğu |
ABD |
~410.000 km |
Rus İmparatorluğu |
~70.000 km |
Alman İmparatorluğu |
~63.000 km |
Fransa |
~52.000 km |
Avusturya-Macaristan |
~43.000 km |
Birleşik Krallık |
~38.000 km |
İtalya |
~18.000 km |
Osmanlı Devleti (toplam) |
yaklaşık 8.000 km |
İlk bakışta Osmanlı'nın ağı çok küçük görünmese de, ülkenin yüzölçümü düşünüldüğünde demiryolu yoğunluğu Avrupa'nın oldukça gerisindeydi.
1914 yılında Osmanlı demiryolları yaklaşık şu ana eksenlerden oluşuyordu:
1. Rumeli Demiryolları
İstanbul — Edirne — Filibe — Sofya — Niş — Belgrad — Viyana
Bu, Osmanlı'nın Avrupa'ya açılan ana hattıydı.
2. Anadolu Demiryolu
Haydarpaşa — İzmit — Eskişehir — Ankara
ve ||
Eskişehir — Kütahya — Afyon — Konya
şeklinde ilerliyordu.
Bu ağ, Anadolu'nun ekonomik omurgasını oluşturmaya başlamıştı.
3. Bağdat Demiryolu
Osmanlı'nın en iddialı projesiydi.
Planlanan güzergâh:
İstanbul — Ankara — Konya — Adana —X— Halep — Musul — Bağdat — Basra
Ancak I. Dünya Savaşı başladığında hat tamamlanmamıştı. Toros ve Amanos tünelleri gibi mühendislik zorlukları nedeniyle kesintiler vardı.
4. Hicaz Demiryolu
İstanbul'dan kesintisiz başlamıyordu; Şam'dan itibaren uzanıyordu.
Şam — Amman — Maan — Medine
Yaklaşık 1.300 km uzunluğundaydı ve büyük ölçüde Osmanlı yönetiminin finansmanıyla inşa edilen SİMGESEL bir projeydi.
5. İzmir merkezli hatlar
Bunlar Osmanlı'nın en eski demiryollarıydı.
İzmir — Aydın — Denizli
ve
İzmir — Manisa — Alaşehir — Afyon
Bu hatlar ağırlıklı olarak tarım ürünlerini limana taşımayı hedefliyordu.
Peki Balkan Savaşlarında Filibe'ye kadar uzanan demiryolu hattı bir işe yaramadı mı?
El cevaaaap, işe yaradı, ancak bizim işimize değil, düşmanın işine yaradı.
Neden mi?
1912'de Rumeli'deki demiryolu ağı yaklaşık olarak şu ana eksenlerden oluşuyordu:
İstanbul — Çatalca — Edirne — Dedeağaç (bugünkü Alexandroupoli) — Selanik — Üsküp — Manastır — Sofya
- Ancak bu ağın iki önemli sorunu vardı:
- Ağ seyrek ve dallanması yetersizdi.
- Hatların önemli bir kısmı sınırın hemen yakınında bulunuyordu.
Dolayısıyla savaşın ilk haftalarında birçok kritik hat hızla düşman kontrolüne geçti.
Osmanlı neden etkin kullanamadı?
1. Seferberlik başarısız oldu
Osmanlı ordusunun en büyük sorunu demiryolunun olmaması değil, askerlerin zamanında demiryoluna ulaştırılamamasıydı.
Örneğin:
- Anadolu'daki birlikler geç toplandı.
- Yedek askerler (redif) gecikmeli geldi.
- Birlikler eksik kadrolarla cepheye sevk edildi.
Demiryolu vardı ama taşıyacak hazır birlikler yeterince hızlı oluşturulamadı.
2. Ağ parçalıydı
Rumeli demiryolları birbirine tam entegre değildi.
Bugünkü anlamda:
çevre hatları
alternatif güzergâhlar
çok sayıda yan bağlantı
yoktu.
Bir hattın kesilmesi büyük bir darboğaz oluşturuyordu.
3. Bulgaristan avantaj elde etti
Bulgar ordusu kendi demiryollarını çok daha planlı kullandı.
Özellikle:
Sofya
Filibe (Plovdiv)
Edirne yönünde
asker sevki çok hızlı gerçekleştirildi.
Osmanlı ise aynı hızda karşılık veremedi.
Edirne neden kurtarılamadı?
En önemli örnek budur.
Edirne, demiryoluyla İstanbul'a bağlıydı.
Teoride: İstanbul — Çatalca — Edirne
hattından sürekli asker ve mühimmat gönderilebilirdi.
Fakat pratikte:
- Bulgar ilerleyişi çok hızlı oldu.
- Hat tehdit altına girdi.
- İkmal düzeni bozuldu.
- Edirne kuşatma altında kaldı.
- Sonunda şehir 1913'te teslim oldu.
Osmanlı'nın lojistik problemine demiryolu tek başına çözüm değildi.
Osmanlı'nın karşılaştığı sorunlar:
- yetersiz lokomotif sayısı,
- vagon eksikliği,
- kötü planlama,
- yetersiz haberleşme,
- emir-komuta karmaşası,
- seferberlikte gecikmeler.
Dolayısıyla mevcut demiryolu kapasitesi tam verimle kullanılamadı.
Peki Kafkas Cephesinde demiryolu lojistiği nasıldı?
Kafkas Cephesi'nde demiryolları, Balkan Cephesi'nden bile daha belirleyici oldu.
Ancak burada ilginç olan nokta şudur:
Savaşın kaderini belirleyen şey, Osmanlı'nın demiryoluna sahip olmaması kadar, Rusya'nın da başlangıçta yeterli demiryoluna sahip olmamasıydı.
1914–1917 arasında iki taraf da çok zor coğrafyada savaşıyordu.
Fakat savaş ilerledikçe Rusların demiryolu avantajı giderek arttı, Osmanlı'nın ise neredeyse hiç değişmedi.
Demiryolu ağı karşılaştırması (1914)
Osmanlı'da Doğu Anadolu'da demiryolu fiilen yoktu.
1914'te demiryolu: İstanbul — Eskişehir — Ankara — Konya kadar ulaşıyordu.
Sivas'a bile demiryolu ulaşmamıştı.
Dolayısıyla Erzurum'a giden asker ve mühimmatın büyük kısmı: kağnılarla, atlarla, katırlarla, develerle taşınıyordu.
Örneğin Ankara'dan Erzurum'a bir topun ulaştırılması haftalar, bazen aylar sürebiliyordu.
Rus İmparatorluğu, başlangıçta onların da durumu mükemmel değildi.
Ancak şu büyük avantajları vardı:
Tiflis, Batum, Kars, Aleksandropol (bugünkü Gümrü)çevresinde demiryolu ağı bulunuyordu.
Bu sayede: Karadeniz limanlarından — Tiflis — cephe şeklinde lojistik kurulabiliyordu.
Sarıkamış Harekâtı
En iyi örnek budur.
1914 sonunda Osmanlı ordusu Sarıkamış'a yürüdü.
En büyük sorunlardan biri: ikmal.
Çünkü: cephane, yiyecek, kışlık kıyafet, top mermisi, cepheye ulaştırılamıyordu.
Demiryolu olmayınca her şey hayvan sırtında taşındı.
Binlerce hayvan da kış şartlarında telef oldu.
Ruslar neden toparlandı?
Sarıkamış sırasında Rus ordusu da zor durumdaydı.
Ancak: Tiflis — Kars — Sarıkamış hattına sürekli asker gönderebildiler.
Osmanlı ise aynı hızla takviye yapamadı.
1916 Erzurum Muharebesi
Burada demiryolu farkı daha da belirginleşti.
Ruslar: ağır toplar, mühimmat, yeni birlikler, getirebildiler., Osmanlı ise: , eksik mühimmat, yetersiz iaşe, sınırlı topçu desteği, ile savunma yaptı.
Sonuç: Erzurum düştü.
Trabzon'un kaybı
1916'da Ruslar Trabzon'u ele geçirdi.
Bu yalnızca bir liman kaybı değildi.
Liman sayesinde: Karadeniz — Trabzon — cephe şeklinde ikmal yapılmaya başlandı.
Böylece Rus lojistiği daha da güçlendi.
Osmanlı'nın en büyük lojistik hattı
İstanbul'dan cepheye ulaşım yaklaşık şöyleydi: İstanbul — Ankara (tren) — Yozgat (kağnı) — Sivas (kağnı) — Erzincan — Erzurum — cephe
Yani yolun büyük kısmı hayvan gücüyle kat ediliyordu.
Rus hattı: Moskova — Rostov — Tiflis (tren) — Kars (tren) — cephe
Ruslar da son bölümde kara yolu kullanıyordu; ancak demiryolu cepheye Osmanlı'ya göre çok daha fazla yaklaşıyordu.
Eğer Osmanlı'nın Sivas–Erzurum hattı olsaydı?
Bu, askerî tarihçiler arasında sıkça tartışılan bir karşı-olgusal (counterfactual) senaryodur.
Eğer 1914'e kadar: Ankara — Sivas — Erzincan — Erzurum demiryolu tamamlanmış olsaydı:
- Sarıkamış Harekâtı için ikmal çok daha güçlü olabilirdi.
- Ağır toplar daha kolay sevk edilebilirdi.
- Erzurum daha uzun süre savunulabilirdi.
- Takviye birlikleri daha hızlı ulaştırılabilirdi.
Ancak bu durumun tek başına savaşın sonucunu değiştireceğini söylemek doğru olmaz. Kafkas Cephesi'nde iklim, arazi, komuta kararları, hastalıklar ve iki tarafın genel askerî durumu da belirleyici unsurlardı.
Genel değerlendirme
Kafkas Cephesi'nde demiryolu eksikliği, Osmanlı'nın en büyük stratejik zafiyetlerinden biriydi. Ancak bunu şu şekilde özetlemek daha isabetlidir:
1914–1915: Her iki taraf da zorlu lojistik koşullarla mücadele etti; Rusların avantajı sınırlıydı.
1915–1917: Rusların Kafkas demiryolu ve liman bağlantıları sayesinde ikmal kapasitesi belirgin şekilde arttı.
Osmanlı: Demiryolu cepheye ulaşmadığı için uzun ve kırılgan kara ikmal hatlarına bağımlı kaldı.
Sonuç olarak Süveyş Kanalı, Yemen, Hicaz, Basra Körfezi Harekatları, Balkan HEZİMETİ, Sarıkamış harekatı, Erzurum ve Trabzonun kaybı sahadaki pek çok taktik, ve stratejik başarısızlıktan başka büyük oranda;
- Kuvvetlerin pek çok cephede dağıtılması,
- Yetersiz seferberlik hazırlığı,
- Denizlerin, iç su yollarının kullanılamaması ve demiryollarının yetersizliği sonucu ortaya çıkan büyük lojistik sorunlar bağlıdır.
Çünkü Osmanlı demir çağından çelik çağına geçemedi, çeliğin endüstriyel ölçekte üretimi, dökümü, dövülmesi, çekilmesi, tavlanması, soğuk işlemleri, torna, frez benzeri araçlarla yontulması ile bağlantılı teknolojiler SSCB bize çelik fabrikaları kurana kadar bu topraklarda görülmedi.
Kömür madenciliği, buhar çağı, makinalaşma olmadı, çeliğe dayalı her türlü ana malzeme, ara malzeme, toplu iğneden, çelikten mamul savaş araç gereçlerinin özgün tasarımları, üretimleri, yerli finansmanlarının sağlanması imkanı olmadı.
Açıkçası Osmanlı endüstri çağının gerisinde kaldı.
Daha vahim ve elim olmak üzere Mithat Paşa ve arkadaşlarının çabalarına rağmen Osmanlı gerçek bir Rönesans yaşayamadı.
Bu nedenle hala daha ilahiyatçıların, cemaatlerin gündelik siyasete, ekonomiye, toplumsal yaşama müdahaleleri sınırlanmadığından futbol gibi en siyaset dışı konuda bile dine bulaşmadan konuşmak imkanı kalmamıştır.
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
--—---—-—-
Ren Nehri'nde su seviyesinin düşmesi Almanya ekonomisini tehdit ediyor
Ekonomi - Avrupa'nın en önemli ticari su yollarından Ren Nehri'nde su seviyesinin bu hafta tarihi dip noktaya gerilemesi bekleniyor - Ekonomistler, nehir taşımacılığındaki aksamaların Alman ekonomisinde büyüme kayıplarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
https: //www.ensondakika.com.tr/ren-nehri-nde-su-seviyesinin-dusmesi-almanya-ekonomisini-tehdit-ediyor/682608/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder