1 Ekim 2013 Salı

10-Ergenekon, Balyoz ve Benzer Davalarda Ölüme Sürüklenenler-3


Ergenekon, Balyoz ve Benzer Davalarda Ölüme Sürüklenenler-3

30 Eylül 2013

B- Dava Süreçlerinde Ağır Hastalıklara Yakalanarak Sağlıkları Bozulanlar:

1-Emekli Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur

Dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur emekliye ayrıldıktan sonra Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı oldu.
Milyonlarca yurttaşın katıldığı 2007 Nisan ve Mayıs aylarındaki Cumhuriyet Mitinglerinin organizatörleri arasında yer aldı.

Fethullah Gülen Cemaatine yakın Nokta dergisinde yayımlanan ve dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlüklerin yayımlanmasının ardından 2003 ve 2004 yıllarında "Sarıkız ve Ay ışığı" gibi darbe planları yaptığı iddiasıyla Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz 2008 sabahı oturduğu askeri lojmanda gözaltına alındı.
Eruygur, 5 Temmuzu 6 Temmuza bağlayan gece yarısı İstanbul Özel Yekili Ağır Ceza Mahkemesince tutuklandı.

Şener Eruygur tutuklandıktan 2 ay sonra 17 Eylül 2008′de Kocaeli-Kandıra Cezaevinde beyin kanaması geçirdi ve kaldığı koğuşun merdivenlerinden düşerek yaralandı.
Uzun süre Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi yoğun bakımda tedavi gördü.
Sağlığının bozulması nedeniyle tahliye edilen
Eruygur'da hafıza kaybı, motor fonksiyon kaybı ve görme kaybı gibi sekeller ortaya çıktı.
Ergenekon karar duruşmasında müebbet hapis cezası verilen 72 yaşındaki Eruygur hakkında yakalama kararı da verildi.

Adliyede tutuklama kararının yüzüne okunmasının ardından cezaevine gönderilen Eruygur'un avukatı Filiz Esen ise karara itiraz etti"Müvekkilimin sağlık durumu iyi değil" diyen Esen "böyle bir durumdayken tutuklanması yaşam hakkı ihlalidir" dedi.

2- Prof.Dr.Mehmet Haberal

Transplantasyon cerrahisinde dünya çapında bir uzman olan Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof.Dr.Mehmet Haberal 13 Nisan 2009′da Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı, 17 Nisan 2009'da Ergenekon Örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle İstanbul'da nöbetçi 14.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandı.
Tutuklandıktan sonra rahatsızlanan Haberal, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı,
21 ay İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde kalan Haberal, 11 Şubat 2011′de Halkalı'daki Mehmet Akif Ersoy Kalp Hastanesi'ne nakledildi.

Haberal'ın doktoru Cengiz Çeliker Ergenekon'a yardım ve yataklık etmek suçundan tutuklandı.
11 Ocak 2011′de Mehmet Haberal'a verilen 'taburcu edilebilir' raporunun saklandığı iddiasıyla ilgili olarak İ.Ü.Kardiyoloji Enstitüsü Müdürü Profesör Doktor Erhan Kansız da tutuklandı.

Yandaş medya ve cemaat medyasında Haberal'a karşı yoğun bir psikolojik harekât yürütüldü, yargılanmadan suçlu ilan edildi.
Haberal hasta değildi, hastanede değil hücrede kalmalıydı.
CHP milletvekilliği adaylık sürecinde de her akşam Haberal'ın milletvekili olup hapisten çıkmaya çalıştığı iddia ediliyordu.
Silivri'de 5 Ağustas 2013'teki karar duruşmasında 12 yıl 6 ay hapis cezası verilen Haberal içeride yattığı süre göz önüne alınarak tahliye edildi.
Haberal'ın ağır kalp sorunları yanında yüzüne baktığınızda altta başka bir hastalık mı var dedirtecek kadar çökmüş bedeni oldukça dikkat çekiciydi.
Bu görünüm yıllar önce benzer bir operasyon sürecinde aylarca tutuklu kalan ve sonrasındaki yargılama aşamasında isnat edilen tüm suçlardan beraat eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Yücel Aşkın'ın görünümünü çağrıştırıyordu.

3 – Ergün Poyraz

Ergün Poyraz'ın "Refah'ın Gerçek Yüzü" isimli kitabı 1998 yılında Vural Savaş tarafından açılan Refah Partisi'nin kapatılma davasında delil olarak kullanıldı.
Poyraz'ın Fethullah Gülen ile ilgili yazdığı kitaplar Gülen hakkında açılan davada delil olarak kullanıldı.
Ergün Poyraz bu davada tanıklık yaptı.
Adalet ve Kalkınma Partisi ideolojisi, parti kurucuları ve ileri gelenleri hakkında yazdığı "
Takunyalı Führer", "Hilafet Ordusundan Arap Kürt Partisine", "Patlak Ampul", "Musa'nın Gül'ü", "Musa'nın Çocukları", "Musa'nın Mücahiti", "Musa'nın AKP'si", "AKPapa'nın Temel İçgüdüsü" gibi muhalif kitapları ile tanındı.

Ergün Poyraz Ümraniye'de bir gecekonduda bulunduğu ileri sürülen bombalar nedeniyle yapılan soruşturma kapsamında 27 Temmuz 2007 sabahı Ankara'da gözaltına alındı ve ardından tutuklandı.
Ergenekon davasının en uzun süreli tutuklu sanıkları arasında yer alan Poyraz, 6 yıl cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra karar duruşmasında 29 yıl 9 ay hapis cezasına mahkûm edildi.
Hipertansiyon ve şeker hastalığı olan Poyraz 2004 yılında kalp krizi geçirdi ve ardından bypass ameliyatı oldu.
Gözaltı sürecinde kalbindeki rahatsızlığın yinelenmesi nedeniyle 2007 yılında yeniden anjiyo yapıldı ve bir damarının yüzde 80 tıkanıklık saptandı.
Poyraz'ın tutuklu bulunduğu süre içerisindeki ağır koşulların da etkisi ile kalbindeki rahatsızlığın nüksettiğini, İstanbul'da Mehmet Akif Ersoy Hastanesi'nde 28 Temmuz 2011 tarihinde yeniden yapılan anjiyoda 2 damarının izlenemediğinin bildirildiğini ve ilaç tedavisi ile "düşük kolesterollü diyet" önerildiğini ifade eden avukatı Hüseyin Buzoğlu, cezaevindeki yemeklerin çok yağlı olması nedeniyle Poyraz'ın yemekleri yeniden suyla yıkayarak yemek zorunda kaldığını söylemişti.
Buzoğlu: "Sayın Poyraz'ın anjiyo CD'si tarafımdan kalp damar cerrahisi uzmanlarına takdim edilerek tavsiyeleri talep edilmiş ve 2 damarının izlenememesi dışında, 1 damarında da daralma olduğu bildirilmiştir.
Sayın Poyraz'ın daha önce de bypass ameliyatı geçirmesi, yaşının genç olması, bypass olan damarlarında daralma ve tıkanmanın mevcudiyeti ile cezaevindeki ağır koşullar birlikte değerlendirildiğinde,
'bilgisayarlı tomografi anjiyografisi' yapılmaksızın sadece ilaç tedavisi önerilmesinin ileride onarılması olanaksız hayati risk doğurabileceği ifade edilmiştir.
Sayın Poyraz, bu bilginin kendisine aktarılması ertesinde Cezaevi Müdürlüğü'ne 8 Ağustos 2011 tarihinde yazılı müracaatta bulunmuştur.
Ancak, işbu tarih itibariyle olumlu bir sonuç alınması olanağı bulunamamıştır.
Yargının kontrol altına alındığı ve yargı mensuplarının siyasal iktidar karşısında bağımsızlıklarını yitirdikleri, giderek hukuk devletinin yok olması ve sivil dikta sürecinin yapı taşlarının oluşturulduğu bu süreçte geçmişte yaşananlar, Sayın Poyraz'ın hayati tehlikesine hassasiyetle yaklaşılmasını zorunlu kılmaktadır"
demişti.
Ergenekon karar duruşmasında 31 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan yanı sıra hakkında tutuklama ve yakalama emri çıkartılan Poyraz'ın avukatı Mustafa Hüseyin Buzoğlu: "
Müvekkilinin Kandıra Cezaevinde tutuklu bulunduğu sürede bu konuda dilekçeler de vermesine rağmen, kendisine şeker, tansiyon ve kalp ilaçlarının bir hafta süreyle verilmediği, daha sonra kendisinin ihtarnamesi sonucunda ilaçların verilmeye başlanabildiğini" açıklamıştı.
Ergenekon davasında tutuksuz olarak yargılanan Poyraz'ın avukatı Buzoğlu'na kendisinden bile daha ağır bir ceza verilmesi ise yaptığı açıklamalar çerçevesinde oldukça ilginç bir durumdu

SÜRECEK

Hazırlayan: Dr.Mehmet Altınok –Tıp Kurumu Başkanı Dr.Ali Rıza Üçer – Tıp Kurumu Genel Sekreteri

İLK KURŞUN

Ergenekon, Balyoz ve Benzer Davalarda Ölüme Sürüklenenler-2

Ergenekon, Balyoz ve Benzer Davalarda Ölüme Sürüklenenler-1


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
MAHZUN DURMAK
. . . . . .
Sevdigim insanlara
Kizabilirdim,
Eger sevmek bana
Mahzun durmayi
Ogretmeseydi.

Orhan Veli KANIK
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10-Cüneyt Arcayürek: Demokrasi Maketi!..


Cüneyt Arcayürek: Demokrasi Maketi!..

01 Ekim 2013

 Farklı dine inananlar, değişik mezhepte olanlar, Sünni ile Alevi arasında ayrım yapmadığını hemen her konuşmasında yineleyen RTE'nin bu söylemine inanmak ne mümkün?

Örnekler giderek çoğalıyor.

Türk, Kürt, Çerkez, Arap da…
Müslüman, Katolik, Yahudi de yaradanın kulları değil mi?..

Durmadan bunu söyleyerek ne çare saftirik insanlarımızı, inançları ne olursa olsun insanlar arasında ayrım gözetmediğine; hatta o denli hümanist ki, ölçüsüz kadirbilir, değerbilir bir siyaset adamı olduğuna inandırdı.

Sözüm ona değişik inançlı, inançsız herkes, hepsi; RTE'nin ayrımsız kardeşi, kardeşleri!

Yalnız Başbakan'ın değil, evrensel insanlık üzerine açıklamalar yapan katıksız AKP'li Cumhurbaşkanı da, bilumum bakanları, bağlı olan bürokratları, milletvekilleri de aynı kafada!

***

Tuncel Kurtiz'in toplumda derin üzüntüyle karşılanan ölümünden sonra tepeden tırnağa AKP yöneticilerinden bir başsağlığı mesajı duyulmamasının asıl nedeni; ünlü aktörün yalnız solcu olması değil, yanı sıra asıl neden Alevi olması.

Alevileri ayırt etmediği, yüzyıllardır süregelen haksızlıkları sona erdireceği gibi martavallar söyleyen AKP iktidarının; mezheplerine, dinlerine bakarak insanlar arasında ayrım gözetmediğine hâlâ inananlar var bu ülkede.

***

Son yolculuğuna uğurladığımız, gençlik yıllarınızdan bu yana son günlere kadar 60 yıldır kesintisiz süren bir dostumuz Turgut Özakman'ın ölümünden sonra da AKP'nin ikiyüzlü toplumsal siyaset anlayışına bir kez daha tanık olduk.

Ölüm haberi alındığından bu yana bütün insanların gönlünde taht kuran Özakman'a, medya bugüne dek hiçbir yazara göstermediği sevgiyi saygıyı sergiler, unutulmaz eserlerinin hedefini, anlamını yinelerken…

…
Cumhurbaşkanı'ndan, Başbakan'dan ve hatta Türk askerinin Çanakkale'den Ulusal Kurtuluş Savaşı'na kadar her savaştaki yüceliğini inanılmaz güzellikle vurgulayan Özakman'a TSK de tek satır bir mesaj yayımlamadı.

***

AKP'nin A'dan Z'ye Özakman'ın ölümünü adeta duymazlıktan gelmesindeki nedenler neydi acaba?

Karşıdevrimi yaşayan, uygulayan simge ismi RTE'nin, 1923 Cumhuriyeti'ni, önderlerini silme çabalarına, uygulamalarına ters düşen bir yazar ve ne yazık ki yitirdiğimiz, yeri doldurulamayacak değerde bir Türk aydını idi Özakman…

Özakman hiçbir zaman siyasal tartışmalara katılmadı.

Cumhuriyeti, bugün Atatürk'ü ve devrimlerini karalama girişimlerinin beş paralık değeri olmadığını, her satırı belgeye, gerçek bilgiye dayanan kitaplarında anlattı, savundu.

13 milyonluk, yoksul bir ülkenin kısa zamanda, bugün RTE'nin inkârcı bütün çabalarına karşın on beş yıl gibi kısa sürede çağdaş bir ülkeye dönüşmesindeki mucizeyi, bitmiş tükenmiş bir orduya can vererek çılgın Türkler mucizesini anlatan kitapları gerekenlere gerekli dersi verdi tabii anladılarsa…

Bütünüyle Atatürkçü, Atatürk'ü, devrimlerini en iyi, doğru anlatan yazardı ve…

…"sahte tarihçilere inanılmaması gerektiğini" sürekli savundu…

Bu iktidarın bütün kadrolarından, karşıdevrim ustalarından; bu karakter yapısındaki Özakman gibi devrimci bir yazara bir başsağlığı mesajı beklemek bile zaten abesle iştigal değil midir?

***

Türkiye'de AKP iktidarının inançları farklı insanlar arasında ayrım yaptığını belgeleyen örnek olaylar yoğunlaşırken…

…
Başbakan üç aydır gizli kapaklı toplantılarda hazırladıkları demokrasi paketini dün açıklamadan önce:

"Paket, Türkiye'ye sınıf atlatacak!
..Prangalardan, zincirlerden kurtulacağız!"
diye meydan meydan bağırdı.

Belki söylemeyi vakitsiz buldu.
Belki de ona da sıra gelecek diye düşündü.
Türkiye'ye bir yüzyıl atlatıyoruz diyemedi ve…

…RTE'nin Kürt paketi, açılım paketi ve nihayet demokratikleşme adını verdiği paketi, iki muhalefet partisi zaten günlerdir "bu paket demokrasi maketi" diye savunuyor.

Seçimlere doğru halkı oyalamak, aklını çelmek için; Türkiye'ye, sınıf değil, ip atlatmayı öneren bir paket hazırlandığına inanıyor…

Önceki gün paketin "asla Kürt sorununu çözecek içerik ve nitelikte olmadığını" ilan eden BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak'a göre RTE, "içi boş bir paket" açıkladı.

***

Karagöz misali, yâr bana eğlence derken..
sahnede paket göründü.

Cumhuriyet


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Deniz ne kadar dalgali olsa sonunda durulur.

Goethe
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10-Ahmet Takan: Parçala Tayyip…


Ahmet Takan: Parçala Tayyip…

30 Eylül 2013

Hiç öyle uzun uzadıya detaya girip Erdoğan'ın paketinin derin analizini yapmaya gerek yok.

Açıklanan maddeleri basit bir soruyla izah edelim;

"Kime yarıyor?"un üstünden..

* Seçim sisteminin değiştirilmesi; Ülke barajının yüzde 5'e düşürülüp 5 gruplu daraltılmış bölge veya barajın tamamen kaldırılıp dar bölge sistemine geçilmesi;

AKP, BDP ve tabii ki PKK'ya.

* Siyasi partilere devlet yardımında "alınan oy kriteri" nin yüzde 3'e indirilmesi;

BDP'ye ve tabii ki PKK'ya.

* Siyasi Partilerde eş başkanlığın önünün açılması;

BDP'ye ve tabii ki PKK'ya.

(Zaten uyguluyorlardı.
Hukuki kılıfı da hazırladılar.)

* Farklı dil ve lehçelerde siyasi propaganda yapma;

BDP'ye ve tabii ki PKK'ya.

* Alfabemizde olmayan harflerin kullanılması;

BDP'ye ve tabii ki PKK'ya.

* Toplantı, gösteri ve yürüyüşlerde Hükümet Komiseri uygulamasına son verilmesi;

BDP ve PKK zaten Hükümet Komiseri sokmuyordu.
Hukuki olarak tam istedikleri oldu.

* Farklı dil ve lehçelerde özel okullara eğitim yapma imkanı verilmesi;

BDP'ye tabii ki PKK'ya.

* Köy isimlerinin değiştirilmesinde yasal engelin kaldırılması, il ve ilçe isimlerinin değiştirilmesi için yasal düzenlemelere yeşil ışık yakılması.

BDP'ye tabii ki PKK ve diğer bölücü unsurlara.

* Yardım toplama konusunda kısıtlamaların kaldırılması; (Burada lafı biraz uzatacağım…)

THK'nın elinden kurban derisi toplama ve fitre alma yetkisi kaldırılınca bir şeyler gözlerden kaçmıştı.
Terör örgütünün yıllardır bölgedeki en önemli gelir kaynaklarından biri vatandaşlardan zorla toplanan kurban derisi ve alınan haraçlardı.
THK tekeli kaldırıldıktan sonra kurban derisi toplamada sadece cemaatler bayram edecek gibi algılandı ama PKK da hazırlanan yasal kılıfla çifte bayram yapacak.
Bundan sonra PKK ve sivil uzantıları hiçbir hukuki engel olmadan ellerini kollarını sallayarak kurban derisi toplayıp yasal haraç alabilecek.

* İlkokullarda öğrenci andı uygulamasının kaldırılması;

BDP'ye tabii ki PKK'ya ve diğer bölücülere.

* Mor Gabriel Manastırı arazisinin Vakfa iadesi.

Bölücü tüm azınlıklara.

Ha!
..
Bölücülerin istedikleri yerine getirilirken toplumun diğer kesimlerinin de ağzına birer parmak bal çalınmadı mı?

Çalındı tabii ki;

Kamuda başörtüsü yasağı kaldırıldı..
Nevşehir Üniversitesi, Hacı Bektaşi Veli Üniversitesi oldu.
Romanlara, enstitü kuruldu.

"Hani PKK'nın diğer istekleri, onlara ne oldu?" diyeceksiniz..

Tabii ki bu kadarı da yetmez!..
Şimdi histeri nöbetinde avaz avaz, istediğini elde eden mart kedisi gibi viyaklayacaklar.
Usta'nın paketini alabildiğine eleştirecekler"
Yetmez daha fazla isteriz" diye Ustaya dünyayı zindan edecekler.

Ne olursa olsun.
Hiç umurumda değil!..
Çünkü; ben çok şanslı bir gazeteciyim.

Çok kahırlanıp da (!) davet edilmediğim toplantıda Usta'nın paketini çıplak gözle gördüm!..

Yeniçağ


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Inventas vitam iuvat excoluisse per artes.
* * *
Buluslar sanat yoluyla guzellestirilen hayati genisletir.

Latin Atasozu - (Nobel madalyasi)
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


30 Eylül 2013 Pazartesi

10-Arslan Bulut: Türk’üm, doğruyum, AKP’nin prangasıyım!


Arslan Bulut: Türk'üm, doğruyum, AKP'nin prangasıyım!

30 Eylül 2013

 Ben söylemedim; Tayyip Erdoğan, "demokratikleşme paketi" adını verdiği girişimin ne anlama geldiğini bir gün öncesinden açıkladı ve "11 yıldır yaptığımız reformlara yenilerini ekleyecek, Türkiye'yi ağırlıklarından, prangalarından, zincirlerinden kurtaracağız.
Bu ilk değil, son da olmayacak"
dedi.

Ve nihayet dün, "Bugün biz, bu demokratikleşme paketini açıklarken, aslında, işte tüm o şehitlerimizin de arzularını bir kez daha yerine getiriyoruz" diyerek maddeleri sıraladı.

Bir gün önceki pranga laflarını ise "Açıklayacağımız paket, elbette Türkiye'yi bütün prangalarından kurtaracak, bütün tortuları temizleyecek bir paket değildir; ancak, bu istikamette, bu hedef doğrultusunda çok önemli bir aşamadır, nihai hedefe ulaşmak için de çok önemli bir eşik noktasıdır" diye açmak ihtiyacını hissetti?

***

Paketi açıkladı ama Tayyip Erdoğan, nihai hedefinin ne olduğunu söylemedi!

"Türküm, doğruyum, çalışkanım" diye başlayan ilkokul andını kaldırmakla, Türkiye, bütün ağırlıklarından, prangalarından, zincirlerinden, tortularından kurtarılma yoluna giriyorsa, Tayyip Erdoğan'ın nihai hedefi Türklüğü, bu coğrafyadan bir millet adı olarak tamamen kazımak mıdır?

Ve tüm o şehitlerimizin arzusu bu muydu?
Okullarda Türkçe dışında dillerde eğitim yaptırmak mıydı veya?

Şehitler, Potamya'yı Güneysu yapmıştı, şimdi eşik noktası Güneysu'yu Potamya yapmak mıdır?

Arif Nihat Asya, bakın ne diyor bu konuda:

"Ben ki ateşle konuşurdum, selle konuşurdum

İdil'le Tuna'yla Nil'le konuşurdum

Sangaryos'u Sakarya yapan

İkonyom'u Konya yapan

Dille konuşurdum…"

Erdoğan ise Güroymak'ı Norşin yapan dille konuşuyor!

***

Daha şimdiden, sokak aralarında bile gece yarısına kadar tarikat toplantıları yapılıyor.
Yeni yasalarla Türkiye Afganistan'dan beter olur!
Türkiye'de en büyük ayırımcılık; çoğunluk olan ama yönetimi Türk'e düşmanlık güden unsurlara kaptıran Türklere karşı yapılıyor.
Nefret suçu, Türklere karşı işleniyor ama bundan sonra Ermeni mezaliminden bahsetmek nefret suçu olacak!
Rum çetecilerin katliamlarından bahsetmek, onların hakkından gelen Topal Osman'ı övmek de suç olacak!
Kapılar aralanıyor ya!

Üstelik "Gazi Mustafa Kemal" den söz ederek, böyle bir eşik atlamaya çalışmak, milletle alay etmek değil midir?

O Atatürk ki, "Şüphe yok ki, arkadaşlar, millet birçok fedakârlık, birçok kan pahasına, en nihayet elde ettiği hayat dayanağına kimseyi tecavüz ettirmeyecektir.
Bugünkü hükümetin, meclisin, kanunların, anayasanın mahiyeti ve hikmeti hep bundan ibarettir"
diyordu.

***

Tayyip Erdoğan'ın ise başka bir millet tasavvuru var!
Orta Doğu'daki bütün milletleri kapsayan bir millet anlayışına sahip…
Bu da yolu, İsrail'in "
Orta Doğu Birleşik Devletleri" hedefine doğru götürüyor…
Türk Milleti, bunun için mi bu kadar şehit verdi ve Anadolu'yu vatan yaptı?

Daha şimdiden Avrupa Birliği sözcüleri, "Paketteki maddeler çok önemli, uygulamayı bekliyoruz" diyor…
Zaten, AB temsilcisi Karen Fogg, "
Türk tarihinin hakkından gelmek lazım" demiyor muydu?
İşte şimdi Tayyip Erdoğan da ilkokullardan andımızı kaldırmakla, Türk kimliğinin hakkından geleceğini zannediyor.

Asıl bundan sonra, babalar ve anneler, çocuklarını her sabah okula gönderirken, kapıdan çıkmadan önce, "Evladım unutma, sen bir Türk çocuğusun" diyecek!
Bugüne kadar söylemek ihtiyacı hissetmiyorlardı, çünkü baştakileri Türk zannediyorlardı.
Baştakiler Türklüğü reddediyor hatta ortadan kaldırmak istiyor!

Yeniçağ


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Bir seye ait her seyi ogrenin; her seye dair bir seyler bilin.

Van Dyke
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10-Bekir Coşkun: Şüpheli Paketten Kol Saati Çıktı…


Bekir Coşkun: Şüpheli Paketten Kol Saati Çıktı…

01 Ekim 2013

Dünyanın ilk gizli "demokratikleşme" paketi idi…

Açıldı…

*

"Milletimiz ne dediyse o" dedi Başbakan…

Millet televizyon başına geçip oturdu, baktı ne demiş…

*

Ve "tarihi an" geldi…

"Çağ atlatan demokratikleşme paketi" ile zaten okunmayan "Andımız" kalktı…

Batıyor çünkü..

Daha ilk kelimesi "Türk'üm"…

Diyelim ki onun yerine "Müslümanım"ı koy bak bakalım, nasıl da güzel oldu mu, olmadı mı?..

*

Kamuda türban ise serbest…

Din devletine bir adım daha de sen buna…

Sadece polis, asker, hâkim ve savcılar türban takamayacaklar…

Eğer "çağ atlatan demokrasinin" gereği ise niye polisler, askerler, hâkimler, savcılar bundan mahrum olsunlar?
…

Ya da "iman" gereği ise niçin "imansız" kalsınlar?..

*

Dinleme gibi kişisel bilgilere yasak da geldi ya…

Bu unuttu…

2010'da da yasak getirmişti, ilk yasaktan sonra 5 bin kişiyi topladılar evlerinden, telefonlarını dinleyerek…

Şimdi iki kere yasak oldu ki, iyi bir şey…

*

Paketin dibinden çıkanlar ise:

Kürtlere, kolej…

Cemaate, kurban derisi…

Alevilere, üniversitenin tabelası…

Romanlara, lojman…

Bu kadar…

Size de üç harf düştü…

*

Ne bekliyordun memleketim?..

Demokrat olmayan kafadan demokrasi mi?..

Milletten, ülke parlamentosundan, sivil toplum örgütlerinden, yargı erkinden, medyadan, kendi partisinden dahi "gizli" hazırlanan, ama adı "çağ atlatan demokrasi paketi" olan şeyden demokrasi çıkacağını sandıysanız…

Bu kadar çıktı…

*

"Türk'üm, doğruyum, çalışkanım" diye başlayan andımızın resmen de kalkması, dini sembol türbanın kamuya sokulması, yine de "çağ atlatan demokrasi" gibi gelmiyorsa…

"Deri" maddesine bakacaksın…

Koyunları koymuş içine…

Cumhuriyet


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Gel dese de bakma cimri asina, bir firsat arar da kakar basina.

Neyzen Tevfik
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10-Mormonlar


Mormonlar

Hıristiyan dini hareketlerinden biri olarak ortaya çıkan ve zamanla bağımsız bir din görünümünde olan Mormonluk 1830 'da NewYork 'ta Joseph Simith tarafından kurulmuştur.

Teşkilatın kurucusu Joseph, Moroni adından bir meleğin(peygamberin) kendisine vahiy getirdiğini iddia ederek ortaya çıkmış, sonra bazı eski metinlere değişik bir yorum getirerek görüşlerini açıklamaya çalışmıştır.
Kendine taraftar kazanmak için 1835 yılında 12 kişiyi misyoner olarak çeşitli ülkelere göndermiştir.

Joseph Simith ve Mormon Tarihi Joseph(Yusuf) Smith Vermont şehrinde 1805 yılında doğdu.
Üç kardeşi vardı, babaları cifçilikle uğraşıyordu aile çok fakirdi.
Yusuf hangi kiliseye katılacağını bilmiyordu ve hangisinin doğru olduğunu da aklı çok karışmıştı her yerden değişik ve birbirinden tutarsız konuşmalar geçiyordu.

Mormonların anlatışına göre Mormonluk şu şekilde doğmuştur; "Bir gün Yusuf Kitaba-i Mukaddes 'i (Hıristiyanlığın kutsal kitabı) okuyordu dua etti.
O sabah hava çok güzeldi kimsenin olmadığı bir yere gitmek istedi orası da ormandı.

Dua etmeye hazırlanırken şeytan Yusuf 'un duasını engellemeye çalıştı Ardından Yusuf bir vizyon gördü.
Parlak ışıklar altından gökyüzünden Tanrı 'yı ve İsa 'yı gördü.
Tanrı İsa 'yı göstererek "
O benim oğlumdur.
O 'nu dinle!"dedi.
Yusuf İsa 'ya hangi kilisenin doğru olduğunu sordu.

İsa ;"hiç bir kilise benim kilisem değildir"dedi ve gitti.
Tüm kasabaya durumu anlattı herkes Yusuf 'a ve ailesine karşı çıktı ve onlara kötü davrandılar.
Bir gün peygamber Moroni ona görünerek bir kitaptan bahsetti kitabın yakın bir tepede altın levhalar halinde toprağın altında olduğunu ama zamanı geldiğinde bunu alması gerektiğini ve İngilizce 'ye çevirip tüm insanlara öğretmesini istedi.

Bir süre sonra Moroni Yusuf 'a tekrar görünerek "Kumorah" tepesinde bahsettiği altın levhaların yerini söyledi ve Yusuf onları söylendiği gibi buldu ( 1827 hala Utah eyaletinde bu levhalar korunmaktadır).
Yusuf, Martin Harris adında bir adamdan tercüme için yardım aldı ve 116 sayfası tercime edebildiler.
Daha sonra Yusuf hepsini tek başına tercüme edebildi.
Ve insanlara Mormon kitabini ve gerçek kiliseyi anlatmaya başladı"
 

Son Zaman Azizleri Kilisesi baskılara rağmen kuruldu.
Bir çok yerden kovuldular çok çetin ve zor şartlarla azizler (Mormon inananları) ve aileleri Utah eyaletine gelerek yerleştiler.

Hıristiyanlar tarafından Mormonlar 'a burada da baskılar devam etti.
En son Yusuf Simth ve yardımcılarının bulunduğu ev bir halk ayaklanmasında yakıldı ve Joseph Simith ve yardımcılarından Hyrum linç edilerek öldürüldü.
(27 haziran 1844) Joseph Simith öldükten sonra 12 havari adına seçim yapılarak başkanlık sistemine benzer bir örgütlenme ve hiyerarşi düzeni kurularak taraftar toplamaya devam etmişlerdir.

İnançları ve Ahlak Anlayışları

Mormonluk Hıristiyanlıktan doğduğu için Hıristiyanlıkla benzer yönleri oldukça fazladır.
Kısaca Mormonların inançlarını temellerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz; 

-Baba Tanrı'ya,Oğlu İsa Mesih'e ve Kutsal Ruha inanırlar (Hıristiyanlıktaki üçleme)

-İnsanların Hıristiyanlıkta olduğu gibi Adem'in itaatsizliğinden dolayı değil, kendi günahlarından ötürü cezalandırılacaklarına inanırlar 

-Mesih'in -İsa 'nın- kefareti sayesinde , tüm insanlığın İncil törenlerine ve kanunlarına bağlılıkları ile kurtulabileceğine inanırlar.

-İncil'in baslıca ilke ve törenlerinin; birincisi Rab İsa 'ya iman; ikincisi tövbe; üçüncüsü günahların bağışlanması için suya daldırılmak suretiyle yapılan vaftiz;dördüncüsü Kutsal Ruh armağanı için ellerin baş üzerinde konulması gerektiğine inanırlar.

-Bir kimsenin İncil'i vaaz etmesi ve ona ait törenleri icra etmesi için yetkili kişiler tarafından ellerin bas üzerine konulması suretiyle,Tanrı adına göreve çağrılması gerektiğine inanırlar.

-İsa tarafından kurulmuş olan ilk kilisede mevcut havariler, peygamberler,çobanlar,öğretmenler, İncil vaizleri ve diğer şahıslardan oluşan organizasyonun aynısına inanırlar.

-Dil, vahil, iyileştirme, diller yorumlanması, ve benzeri diğer armağanlara inanırlar.

-Doğru bir şekilde tercüme edildiği sürece,Kitabı Mukaddesin Tanrı'nın sözü olduğuna inanırlar; Mormon Kitabı'nın da Tanrı'nın sözü olduğuna inanırlar.

-Tanrı'nın vahiy etmiş olduklarının tümüne,halen vahiy etmekte olduklarının tümüne ve O' nun Tanrı Krallığı'na ait çok sayıda büyük ve önemli şeyleri daha bildireceğine inanırlar.

-İsrail'in gerçekten toplanacağına ve on kabilenin iade edileceğine; Sion'un (yeni Yerusalem'in)Amerika kıtası üzerinde kurulacağına; İsa nın şahsen yeryüzünde hüküm süreceğine;ve yeryüzünün yenileneceğine ve eskiden olduğu gibi cennetsel görkemine kavuşacağına inanırlar 

-Tanrı'ya ibadet etme özgürlüğünün sadece kendilerine değil tüm insanlara verilen bir hak olduğunu kabul ederler.

-Kanunlara itaat etmek,saygı göstermek ve onları desteklemek için Başkanlar,kural koyucular ve yargıçlara tabi olmaları gerektiğine inanırlar.

-Doğru,hakikatli,iffetli, iyiliksever , erdemli olmak gerektiğine inanırlar;Tamamen Pavlus'un öğütlerini takip ederler.
Erdemli ve latif olan veya kendisinden iyi olarak söz edilen yada edilen yada övgüye layık şeyler varsa bunları elde etmeye çalışırlar.

İnançlarına göre Hz.İsa 'nın ikinci dönüşü Amerika olacağı gibi Yeni Kudüs de Amerika 'da kurulacaktır.
Hz.İsa bizzat hükümdar olacak, saltanatı bin yıl sürecek bu süre içinde dünyayı cennete çevirecektir.

Suya daldırarak vaftiz yaparlar.
Komünyon tütün ve içki yasaktır.
Çok kadınla evlenmek inanç esaslarından biri iken sonradan bunu kaldırmışlardır.

Havariler zamanına ait gizemli bir adet olan ölü atalara vekaleten vaftiz etme adedini Mormonlar yeniden uygulamaya başladılar.
Kilise düzeninde oldukça katı bir hiyerarşi egemendir.

İki türlü ibadet şekilleri vardır.
Bunlardan biri kamuya açık oldukça basit ibadet; diğeri ise gizlidir ve yalnızca Tapınaklarda yapılır.
Mormonlar kendilerine özgü Kiliselerinde -Tapınaklarında – ibadet ederler.

Kutsal Kitapları

Mormonlar Kitabı- Mukaddes 'e inanırlar.
Ama asıl Kutsal Kitapları Joseph Simith tarafından yazılan "Mormonların Kitabı"dır.
(1830) Mormonların öğretisi vahiy yoluyla yazıldığı iddia edilen Mormonların Kitabında toplanmıştır"Kitabı Mukaddes" ve "Mormonların Kitabı 'nın" dışında "Öğreti ve Bağlaşmalar"(1835) ve "Büyük Ödülün İncisi" kitapları da kutsal kitaplarının içerisine dahil edilebilir.

Günümüzde Mormonluk 

İlk çıktığı zamanlarda Hıristiyanlığın yeni bir mezhebi görünümünde olan Mormonluk günümüzde Hıristiyanlıktan tamamen kopmuş kendine özgü bağımsız yeni bir din olarak kabul edilmektedir.
Mormonların en güçlü oldukları ülke Amerika 'dır.
Utah eyaletinde büyük bir tapınakları vardır.
Ayrıca Amerika 'nın bir çok yerinde ve Amerika dışında bazı yerlerde de tapınakları mevcuttur.

Günümüzde "Son Gün Azizleri İsa 'sının Kilisesi" adı altında örgütlenen Mormonlar tüm dünyada 5.000.000 kişilik bir taraftar topluluğuna sahiptirler.
(Bazı kaynaklarda 10-12 milyon olarak gösterilmektedir) 

Ayrıca Son Gün Azizleri İsa 'sının Kilisesi 'nin dışında Mormon olan ve sayıları 300.000 civarında olan üç ayrılıkçı Kilise daha vardır.
Türkiye 'de oldukça az sayıda (30 -40 civarında) Mormon bulunmaktadır.

 


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Dostluga ve arkadasliga onem verin.

Sakip SABANCI
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/