1 Ekim 2013 Salı

10-Bir İtirafçı Ermeni Komitacı "Topal Mihran"

Neymiş efendim, Ermeniler de günahsız, pür-i pak, tamamıyla mazlum insanlar değilmiş. Oraj POYRAZ


Bir İtirafçı Ermeni Komitacı "Topal Mihran"

Güncelleme: 06:45, 15 Kasım 2011 Salı

Mihran Damadyan Hıncaklar arasında hızla ilerlemiş ve eğitimli bir hatip ve yazar olarak propagandacı sınıfta yer almıştır.
Mihran bir propagandacı olarak ilk görevi ;halkı Osmanlı'ya karşı tahrik etmek olduğunu ifade eden Mihran görevinin "dehşet-i külli" tam bir dehşet havası yaratmak olduğunu söylemiştir.

Emrah Avcı / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Ermeni Meselesi ilk olarak 3 Mart 1878 yılında Rusya ile yapılan Ayestefanos antlaşmasının hükümlerinde yer almış ve meseleyi milletlerarası politika haline getirmiştir.
Antlaşmanın on altıncı maddesinde " Babıâli Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde yerel durumun gerektirdiği iyileştirme ve reformları yapacak Kürtler ve Çerkezlere karşı Ermenilerin güvenliğini sağlamayı üzerine alır" ifadeleri yer almıştır.
Yalnız Ayestefanos antlaşmasının diğer hükümlerinin İngiltere'nin çıkarlarına ters düşmesi üzerine İngiltere, Rusya ile yaptığı gizli bir antlaşmayla kendi çıkarlarına ters düşen maddeleri değiştirmiştir.
Bu antlaşma sonrası Berlin'de yeni bir konferans toplanmıştır.
Berlin Konferansı'nda Ermeniler boş durmamış büyük devletlere istek ve iddialarını anlattıkları bir belge sunmuşlardır.
Yalnız Ermeniler istediklerini alamadıklarını Ermeni Patriği "Baba Efendi" lakaplı Hırımyan'ın Berlin Konferansı'ndan dönüşte yapmış olduğu vaazda dile getirilmiştir;

" Diplomatlar bir tas yemeği masaya koydular.
Diğerleri birer kılıçla gelmişti.
Bu özgürlük kâsesinden kendi paylarını demir kepçeler ile aldılar.
Ancak Ermeniler bir kaşık isteğiyle geldikleri için bu yemekten paylarını alamadılar.
Ermeni halkı, elbette kılıcın neler yapabilmiş olduğunu ve neler yapabileceğini çok iyi biliyorsunuz ve böylece baba toprağına, akraba ve dostlarınıza döndüğünüzde silahlanın ve yine silahlanın.
Ey insanlar özgürlük umutlarınızı kendinize bağlayın, kendi aklınızı ve yumruğunuzu kullanın.
İnsan kendi kurtuluşu için çalışır.'


Berlin Konferansı


Konferansta istediklerini alamayan Ermeniler Osmanlı Devletine karşı ayaklanmışlar ve çetecilik faaliyetlerine başlamışlardır.
Bu faaliyetlerinin başında 20 Haziran 1890 yılında meydana gelen Erzurum'daki Musa bey olayıdır.
Bu olayın arkasından 1890 yılındaki İstanbul Kumkapı'da meydana gelen olaydır.
Bu olayla birlikte Ermeniler arasında Mihran Damatyan ismi yayılacaktır.

Mihran Damadyan hakkında yapılmış en önemli çalışma Sakarya Üniversitesi Öğretim görevlisi Prof.Dr.Haluk Selvi'nin eseridir.
"Bir Ermeni Komitacının İtirafları" adlı eserde bir Ermeni Komitacı olarak karşımıza çıkan Mihran Damadyan hakkında ilginç bilgiler bulunmakta ve bir komitacının gözünden Ermeni Meselesi kaleme alınmıştır.
Diğer taraftan Ermenilerin kurmuş oldukları ilk siyasi partiler, komitacıların nasıl çalıştığına bilgiler ve Ermenilerin ilk Cemiyetlerinden biri olan Hıncak'lar hakkında ilginç tespitlerde bulunmaktadır.
Aynı zamanda Adana'da Ermeniler tarafından 5 Ağustos 1920'de kurulan ve ömrü sadece iki saat on beş dakika süren Kilikya Hıristiyan Cumhuriyeti Hükümeti'nin nasıl kurulduğuna dair ilginç bilgilerde bulunmaktadır.
Bunların yanında eserin en dikkat çeken noktası ise; Bir Ermeni propagandacısı olan Damadyan'ın İtirafnamelerinin bulunmasıdır.
İtirafnameler yazarın kendi tarafından sadeleştirilmiştir.

Mihran Damadyan 1863 yılında Katolik bir Ermeni ailenin beşinci çocuğu olarak İstanbul'da dünyaya geldi.
Öğrenimine ilk olarak Viyana Mihitaristleri'nin Pangaltı'daki olulunda daha sonra İstanbul'daki Katolik Ermenilerin açmış olduğu Surp Agop okulunda eğitimine devam etti.
Üniversite tahsili için yine Mihitaristlere bağlı Venedik'te Murat Rapaelyan okuluna gitti.
İstanbul'a döndüğünde 17 yaşında olan Mihran Ermeni Naregyan Mektebi'nde öğretmenliğe başladı.
Göreve başladığı bu okullar Birleşik Ermeni Cemiyeti tarafından kurulmuştu.
Mihran kısa bir süre sonra bu Cemiyetin Muş'ta kurmuş olduğu okulda göreve başladı.
Burada Armenagan Partisi kurucusu Hairabed Canigian ile tanıştır.
Bu parti Ermenilerin ilk ihtilalcı siyasi partisiydi.
Mihran burada Ermeni sorunu ile yakından ilgilenmeye başlayacak ve Muş bölgesinde gizli bir örgüt kuracaktır.

Bunun yanında Haluk hocanın eserinde tespiti ilginçtir; Mihran'ın burada hızlı bir şekilde yükseldiğini çekemeyenler ona baskı kurarak uzaklaştırmış olduklarını onunda 1888 yılında İstanbul' a geçerek Cenevre merkezli ve Marksist kökenli Hınçak partisine geçtiğini belirtmiştir.
Bunların yanında; İstanbul'da bulunan Mihran ve benzeri şahıslar partinin Marksist- Sosyalist kimliğinden ziyade Milliyetçi kimliği ile ilgilendiklerinin altını çizmiştir.

Mihran Damadyan Hıncaklar arasında hızla ilerlemiş ve eğitimli bir hatip ve yazar olarak propagandacı sınıfta yer almıştır.
Mihran bir propagandacı olarak ilk görevi ;halkı Osmanlı'ya karşı tahrik etmek olduğunu ifade eden Mihran görevinin "dehşet-i külli" tam bir dehşet havası yaratmak olduğunu söylemiştir.




Mihran Hıncak komitesi üyesi olduktan sonra İlk katıltdığı faaliyet İstanbul Kumkapıda ki olaylardır.
Buradaki faaliyetleri sonrası Atina'ya kaçan Mihran iki yıl kadar burada kalmış 1892 yılında tekrardan Doğu Anadolu'ya geçerek burada faaliyetlere başlamıştır.
Mihran,Boyacıyan ve yanında altı kişi ile Diyarbakı'da altı ay kalmış buradan Muş'a giderek Avazan köy aşireti Müslüman İshak Çavuşu öldürmüştür.
Daha sonra Sasun'a geçerek I.Sasun isyanını başlatmıştır.
Buradaki faaliyetleri esnasında bir Ermeni köyü olan Semalliler tarafından ihbar edilerek yakalanmıştır.

Dönemin Bitlis Valisi Tahsin paşa 13 Haziran 1893 tarihli yazısında; "Avrupa Hıncakyan ihtilal örgütünün dördüncü resisi Mihran Damadyan'ın yakalandığını" Babıaliye bildirmiştir.
Mihran yakalandıktan sonra kısa bir süre Muş hapishanesinde tutulmuş daha sonra Bitlis'e nakl edilmiştir.
Nakil esnasında bir kısrağın tekmesinin dizine gelmesinden ötürü dizleri parçalanmış ve beş ay tedavi görmüştür.
Dizindeki yara kalıcı olması nedeniyle Osmanlı yetkilileri tarafından "Topal" lakabıyla bilinmektedir.
Mihran Bitlis'e intikalinden sonra Tahsin Paşa'nın konağına çımıştır.
Tahsin Paşa eğer komitalar hakkında bilgi verirse affa layık olacağını ifade ederek komitacının konuşmasını sağlamıştır.
Aynı zamanda Haluk hocanın diğer bir tespiti ise; Mihran'ın Tahsin paşanın huzuruna çıkarak İstanbul'a gönderilmesini istemiş olmasıdır.
Durumun Yıldız'a bildirilmesi üzerine; Sultan Abdülhamit "çok acele ve kılık değiştirilerek" İstanbul'a gönderilmesini istemiştir.
Yıldız'da bir hafta kalan Mihran , Sultan'a komitalar hakkında tafsilatlı bilgiler vermiştir.

Mihran'ın ilginç İtirafnamesinde ilk dikkat çeken Komitalar hakkında bilgi vermesi ve kendisinin burada yokmuş veya kilit noktalarda görev almadığını ifade etmesidir.
İtirafname'nin ilk kısmında:

" …bu komitalardan birincisi Ermeni Milletpervan (Milletsevenler) Cemiyeti olarak adlandırılıp merkezi Londra'dır.
Bu komitanın başlıca azaları Agopyan, Aganoor Efendilerdir.
Bunlar İngiliz Başbaanı Mösyö Gladstone 'nin himayesindedir.
Bu komitaya bir çok İngiliz vekil aza olarak yazılmıştır.
Komitenin veznedarı bir İngiliz vekildir.
Bu komitenin Haisdan namında bir de gazetesi vardır.
Bu komitanın
düşüncesi, yalnız politika ile yani yabancı devletlerin müdahalesini davet yolundan çalışarak Ermenilere bağımsızlık kazandırmak hayalinden ibaret olup o yolda çalışmaktır.
Bundan dolayı bu komitanın Osmanlıda şubeleri yoktur."

Bilgi verdiği Komitaların en dikkat çekici olanı ise Sultan Abdülhamit'e karşı kurulan gizli bir örgütten bahs etmesidir.
Bu örgütün en önemli hedefi Abdülhamit'i tahtan düşürüp yerine Çırağan Sarayında bulunan Şehzade V.Muradı başa geçirmek olduğudur.

Mihran'ın itirafındaki diğer bir ilginç nokta ise İngiliz Başbakanı Gladstone'nin Şark poltikaları danışmanı Daily News Gazetesi muhabiri Fitzgerald ile yaptığı görüşmedir.
Bu görüşmede Fitzgerald Mihran'a şu tavsiyelerde bulunmuştur;

"Payitahta karışıklık çıkarmaya muvaffak olur iseniz İslamlardan dahi size müttefikler bulursunuz.
Zira Sultan Abdülhamit'in müstakil idaresinden hoşnutsuz İslamlar vardır.
Ol takdirde onlardan da muavenet görürsünüz yahut onların dahi teşebbüsleri bilahere sizlere faydası olur.
Payitaht'ta büyük yangınlar çıkarmak ve Beyoğlu ve Galata civarında Osmanlı tuğrası bulunur ise hepsini kırıp geçirmek bu benzeri işlerden yapmaktan geri durmamaktır"

Mihran'ın diğer bir itirafı ise; " ….geçen senenin hırka-i Şerif töreninde Padişah Efendimizi istibale gelmiş olan bir istimbot vapurunun dönüşü sırasında batmasında ve içerisinde bulunan adamlardan on,on beş kişini boğularak telef olmasından dahi bahis olunmuş idi"

Ermenilerin İngiliz desteğini alma düşünceleri içinde dikkat çeken diğer bir itiraf ise Ermenilerin Katolik Hıristıyanlıktan çıkarak Protestanlığı kabul ederek İngilizlerin Anglikan Mezhebine geçme düşünceleridir.
Mihran itirafına şu şekilde dile getirmektedir;

"..Ermenilerin politikabakış açısıyla Protestanlığı kabul edip İnglizlilerin Anglikan mezhebine iştirak etmeye temayüllerine gelince; bu temayüller çoktan beri ortaya çıkıp gerek Ermenilerin bazı serpiskoposları ve patrikleri tarafından ve İngilizler tarafından bu düşünceler takdir olunmakta ve yayınlanmaktadır.
Vefat etmiş olan meşhur Ermeni patriği Nerses Efendi bu düşüncelerin en büyük destekçisi olup kendi patrikliği zamanındaki ceridelerde bu ruhani meseleden dolayı açıkan açığa mülahazaları görülmekte idi"
Mihran itirafının devamında konu üzerine İngiliz Serpiskoposları ile uzun görüşmeler olduğunu da itirafında yer almıştır.

Mihran itirafnamesi sonrası Sultan Abdülhamit tarafından af edilerek Dâhiliye Nazırlığında bilgilerinden yararlanılmak üzere daimi olarak görevlendirilmiştir.
Bu görevlendirme sonrası Mihran bir süre olaylardan uzak kalmış daha sonra İstanbul'dan firar ederek Osmanlıya karşı hareketlerine devam etmiştir.
Mihran'ın firari olarak Avrupa devletlerinde bulunmuş ve çetecilik faaliyetlerine devam etmiştir.
Mihran daha sonra meşrutiyetin ilanı ile siyasi af ile tekrar İstanbul'a gelmiştir.
Balkan harplari döneminde faaliyetlerine tekrardan başlayarak yeni bir cemiyetin kurucuları arasında bulunmuştur.

Mihran'ın en aktif dönemi I.Cihan Harpi dönemidir.
Fransız işgal bölgesi altında bulunan Adana'da Müslüman ahaliye çetecilik faaliyetleri ile Kaç-Kaç olaylarını yaşatmış ve bölgeden Müslümanların kaçmasını sağlamıştır.
Bu olayların hemen akabinde " Kilikya Mezepotamya Cumhuriyeti"ni yanında birkaç komitacı ile kurdu.
Diğer taraftan Yüksek Eğitim görmüş olan karısı ile Fransız yönetici Bremond'un yakınlaşmasına göz yumarak arkasına siyasi bir destek almaya çalıştı.
Mihran kısa bir süre sonra gelişen olaylardan istifade ederek 5 Ağustos 1920 günü vilayet merkezine gelerek geçici hükümetin başkanı olduğunu ilan etti.

Mihran'ın bu hareketleri üzerine Bremond, Paris'e ve Beyrut komutanlığına olaylar hakkında bilgi verdi.
İki taraftanda aldığı emir gayet açık ve netti; "Ne pahasına olursa olsun o Ermeniler durdulacaktır!" Mihran umduğunu bulamamış iki saatlik geçici hükümeti tarihe karışmıştı.

Mihran bu olaydan sonra Fransızlar tarafından tutuklanarak bir yıl kadar Kahire'de tutulmuş daha sonra serbest bırakılmıştı.
Beyrut'a geçen Mihran burada bir tütün fabrikası kurmuş daha sonra tekrardan Kahire'ye geçmiştir "Topal" ayağının rahatsızlığının tekrardan başlaması üzerine sağlık durumu kötüleşmiş bacağını kaybetmiştir.
Mihran 1945 yılında Kahire'de ölmüştür.

Hayatının bütün dönemini Topal bir Ermeni Komitacı olarak geçiren Mihran, iki defa af olunmuş diğer taraftan İngilizlere yakınlaşmak ve desteklerini almak için Osmanlıya karşı elinden geleni yapan bir komitacıdır.

Kaynakça

1) Prof.Dr.Haluk Selvi, Bir Ermeni Komitacının İtirafları, Timaş Yayınları , İstanbul,2009

2) Dr.Recep Karacakaya, Ermeni Meselesi Kronoloji ve Kaynakça, Gökkubbe Yayınları, İstanbul,2007


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Bilim aklin siiridir; siir de yuregin bilimidir.

Maksim Gorki
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10-DUYURULAR...



a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Ulan terbiyesizlik yapma!
Artistlik yapma ulan!
Hadi anani da al git burdan.
Mersinde bir vatandasa...

Recep Tayyip Erdogan.
Basbakan olduktan sonra
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10-Çarşı öyle bir açıklama yaptı ki... 'Vicdansızsınız! Adaletsizsiniz!'


Çarşı öyle bir açıklama yaptı ki... 'Vicdansızsınız! Adaletsizsiniz!'

Beşiktaş Spor Klubü'nün dünyaca ünlü taraftar grubu Çarşı, Galatasaray-Beşiktaş derbisinde yaşanan olaylarda PFDK'nın verdiği cezaları ve bu kapsamda grup üyelerini gözaltına alınmasına ilişkin basına yansıyan haberlere resmi internet sitesinden çok sert bir açıklama yaptı.

29 Eylül 2013 Pazar 13:38

İşte Beşiktaş Çarşı Grubu'nun o açıklaması;



ulusalkanal.com.tr


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Haramdan uzak dur, ama mahremini gozet.

Anonim
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10- Rifat Serdaroğlu - SİZİ AYAK TAKIMLARI SİZİ


Rifat Serdaroğlu - SİZİ AYAK TAKIMLARI SİZİ

Siz kendinizi ne sandınız yahu?
Siz kim "Fenerbahçe Cumhuriyeti" kurmak kim? Cumhuriyet kurulacaksa ben kurarım. Hem de Ilımlısından!
Kuvvayı Milliye imiş! Biz tüm Milliyetçiliği ayaklar altına almadık mı?

Çarşı, her şeye karşıymış! Ne Çarşısı be? Çarşı kurulacaksa ben kurarım.
Üstelik Taksim'in göbeğine kurarım, hem de AVM'lisinden.

Fener'i cemaate teslim etmeyen ve bana boyun eğmeyen Başkanınızı deliğe tıktıran kim? Onu içerde tutturan kim? Elinizden kupayı alıp sizi Avrupa'ya göndermeyen kim, hala anlamadınız mı?

Benim adamım olan "Torbeş'i" sözüm ona başınızdan attınız!  Ama ben ne yaptım? Aldım adamımı futbolun başına oturttum, size şapka olsun diye! Yetmedi iki gazete verdim emrine, eğlensin diye çocuk.

Siz kalkacaksınız, biriniz Kadıköy'den yürüyerek köprüyü geçip Taksim'e geleceksiniz. Diğeriniz Çarşı dediğiniz fitne yuvasından çıkıp, benim sarayımın önünden geçeceksiniz!
Sizler kimsiniz yahu?

Ayaklar ne zaman baş oldu? Haddinizi bilin bana biat edin, kapatırım takımlarınızı, kalırsınız orta yerde dımdızlak, yetim bebeler gibi.

Sizler ikiniz de safsınız yahu!
Hem UEFA'nın ikinizi birden Avrupa'dan şutlayan kararının, hem de dikbaşlı Başkanın makamını elinden alan mahkeme kararının tesadüf eseri bir araya geldiğini mi zannediyorsunuz?
Ben boşuna mı Ali Dibo denen adamı Bakan yaptım? Platini'yi babanızın hayrına mı Türkiye'ye getirtip, kulağını büktüm? Sizlerin uyanık iken düşündüğünüz şeytanlığı ben uykuda bulurum be!
Bak yerel seçimler öncesi hem sizlerin lastiğini patlattım, hem de Kasımpaşa ve Kayseri'yi Avrupa'ya gönderdim. Şeytanın aklına gelir mi bu plan?

Ben nasılsa sizin statlarınıza artık gelemeyeceğim. Yanlışlıkla gelsem,
çoluk-çocuk beni rezil edeceksiniz. Bundan adım gibi eminim. Benim gelemediğim yerleri sizlere zindan etmezsem ben de adam değilim.
Ulan sizlerin topunuzun bir besmelelik canı kalmış be.
Benim oğlum bina okur, döner-döner gene okur.
Et tekrar-ı Ahsen, velev kane yüz seksen.
Camilerde içki içtiniz ulan.
Başörtülü kızlarımızı dövdünüz be.
Kürt kardeşlerim, sizlere uymadılar ama n'aber?
Polise o emri ben verdim, ben.
Perşembe günü de, kulübe polisi yine ben gönderdim.
Benden iyi Demokrat mumla arasanız bulamazsınız.
Adamın gözünü çıkartırım ulan.
Ulan sizin yaptığınızı Apo yapmadı yahu. O benim cankuşum be…

Kim bağlıyor ulan kollarımı? Bu beyaz gömlek nerden çıktı be?
Pırlantalarım, milyar-milyar dolarlarım var
benim. Esad benim kardeşim idi, Kaddafi bana ödül verdi, Hamas bana tapar. Yahudiler de ödül verdi. Ararım Obama'yı şimdi.
Siyah - Beyaz / Sarı - Lacivert.
Dünyanın kralıyım ben
, bırakın bağlamayın beni yahu…





a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Kendi kendinin mutluluguna engel olmak yolunda insan fevkalade beceriklidir.

Andre gide
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10-Ergenekon, Balyoz ve Benzer Davalarda Ölüme Sürüklenenler-3


Ergenekon, Balyoz ve Benzer Davalarda Ölüme Sürüklenenler-3

30 Eylül 2013

B- Dava Süreçlerinde Ağır Hastalıklara Yakalanarak Sağlıkları Bozulanlar:

1-Emekli Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur

Dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur emekliye ayrıldıktan sonra Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı oldu.
Milyonlarca yurttaşın katıldığı 2007 Nisan ve Mayıs aylarındaki Cumhuriyet Mitinglerinin organizatörleri arasında yer aldı.

Fethullah Gülen Cemaatine yakın Nokta dergisinde yayımlanan ve dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen günlüklerin yayımlanmasının ardından 2003 ve 2004 yıllarında "Sarıkız ve Ay ışığı" gibi darbe planları yaptığı iddiasıyla Ergenekon soruşturması kapsamında 1 Temmuz 2008 sabahı oturduğu askeri lojmanda gözaltına alındı.
Eruygur, 5 Temmuzu 6 Temmuza bağlayan gece yarısı İstanbul Özel Yekili Ağır Ceza Mahkemesince tutuklandı.

Şener Eruygur tutuklandıktan 2 ay sonra 17 Eylül 2008′de Kocaeli-Kandıra Cezaevinde beyin kanaması geçirdi ve kaldığı koğuşun merdivenlerinden düşerek yaralandı.
Uzun süre Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi yoğun bakımda tedavi gördü.
Sağlığının bozulması nedeniyle tahliye edilen
Eruygur'da hafıza kaybı, motor fonksiyon kaybı ve görme kaybı gibi sekeller ortaya çıktı.
Ergenekon karar duruşmasında müebbet hapis cezası verilen 72 yaşındaki Eruygur hakkında yakalama kararı da verildi.

Adliyede tutuklama kararının yüzüne okunmasının ardından cezaevine gönderilen Eruygur'un avukatı Filiz Esen ise karara itiraz etti"Müvekkilimin sağlık durumu iyi değil" diyen Esen "böyle bir durumdayken tutuklanması yaşam hakkı ihlalidir" dedi.

2- Prof.Dr.Mehmet Haberal

Transplantasyon cerrahisinde dünya çapında bir uzman olan Başkent Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof.Dr.Mehmet Haberal 13 Nisan 2009′da Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı, 17 Nisan 2009'da Ergenekon Örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle İstanbul'da nöbetçi 14.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandı.
Tutuklandıktan sonra rahatsızlanan Haberal, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı,
21 ay İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde kalan Haberal, 11 Şubat 2011′de Halkalı'daki Mehmet Akif Ersoy Kalp Hastanesi'ne nakledildi.

Haberal'ın doktoru Cengiz Çeliker Ergenekon'a yardım ve yataklık etmek suçundan tutuklandı.
11 Ocak 2011′de Mehmet Haberal'a verilen 'taburcu edilebilir' raporunun saklandığı iddiasıyla ilgili olarak İ.Ü.Kardiyoloji Enstitüsü Müdürü Profesör Doktor Erhan Kansız da tutuklandı.

Yandaş medya ve cemaat medyasında Haberal'a karşı yoğun bir psikolojik harekât yürütüldü, yargılanmadan suçlu ilan edildi.
Haberal hasta değildi, hastanede değil hücrede kalmalıydı.
CHP milletvekilliği adaylık sürecinde de her akşam Haberal'ın milletvekili olup hapisten çıkmaya çalıştığı iddia ediliyordu.
Silivri'de 5 Ağustas 2013'teki karar duruşmasında 12 yıl 6 ay hapis cezası verilen Haberal içeride yattığı süre göz önüne alınarak tahliye edildi.
Haberal'ın ağır kalp sorunları yanında yüzüne baktığınızda altta başka bir hastalık mı var dedirtecek kadar çökmüş bedeni oldukça dikkat çekiciydi.
Bu görünüm yıllar önce benzer bir operasyon sürecinde aylarca tutuklu kalan ve sonrasındaki yargılama aşamasında isnat edilen tüm suçlardan beraat eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Yücel Aşkın'ın görünümünü çağrıştırıyordu.

3 – Ergün Poyraz

Ergün Poyraz'ın "Refah'ın Gerçek Yüzü" isimli kitabı 1998 yılında Vural Savaş tarafından açılan Refah Partisi'nin kapatılma davasında delil olarak kullanıldı.
Poyraz'ın Fethullah Gülen ile ilgili yazdığı kitaplar Gülen hakkında açılan davada delil olarak kullanıldı.
Ergün Poyraz bu davada tanıklık yaptı.
Adalet ve Kalkınma Partisi ideolojisi, parti kurucuları ve ileri gelenleri hakkında yazdığı "
Takunyalı Führer", "Hilafet Ordusundan Arap Kürt Partisine", "Patlak Ampul", "Musa'nın Gül'ü", "Musa'nın Çocukları", "Musa'nın Mücahiti", "Musa'nın AKP'si", "AKPapa'nın Temel İçgüdüsü" gibi muhalif kitapları ile tanındı.

Ergün Poyraz Ümraniye'de bir gecekonduda bulunduğu ileri sürülen bombalar nedeniyle yapılan soruşturma kapsamında 27 Temmuz 2007 sabahı Ankara'da gözaltına alındı ve ardından tutuklandı.
Ergenekon davasının en uzun süreli tutuklu sanıkları arasında yer alan Poyraz, 6 yıl cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra karar duruşmasında 29 yıl 9 ay hapis cezasına mahkûm edildi.
Hipertansiyon ve şeker hastalığı olan Poyraz 2004 yılında kalp krizi geçirdi ve ardından bypass ameliyatı oldu.
Gözaltı sürecinde kalbindeki rahatsızlığın yinelenmesi nedeniyle 2007 yılında yeniden anjiyo yapıldı ve bir damarının yüzde 80 tıkanıklık saptandı.
Poyraz'ın tutuklu bulunduğu süre içerisindeki ağır koşulların da etkisi ile kalbindeki rahatsızlığın nüksettiğini, İstanbul'da Mehmet Akif Ersoy Hastanesi'nde 28 Temmuz 2011 tarihinde yeniden yapılan anjiyoda 2 damarının izlenemediğinin bildirildiğini ve ilaç tedavisi ile "düşük kolesterollü diyet" önerildiğini ifade eden avukatı Hüseyin Buzoğlu, cezaevindeki yemeklerin çok yağlı olması nedeniyle Poyraz'ın yemekleri yeniden suyla yıkayarak yemek zorunda kaldığını söylemişti.
Buzoğlu: "Sayın Poyraz'ın anjiyo CD'si tarafımdan kalp damar cerrahisi uzmanlarına takdim edilerek tavsiyeleri talep edilmiş ve 2 damarının izlenememesi dışında, 1 damarında da daralma olduğu bildirilmiştir.
Sayın Poyraz'ın daha önce de bypass ameliyatı geçirmesi, yaşının genç olması, bypass olan damarlarında daralma ve tıkanmanın mevcudiyeti ile cezaevindeki ağır koşullar birlikte değerlendirildiğinde,
'bilgisayarlı tomografi anjiyografisi' yapılmaksızın sadece ilaç tedavisi önerilmesinin ileride onarılması olanaksız hayati risk doğurabileceği ifade edilmiştir.
Sayın Poyraz, bu bilginin kendisine aktarılması ertesinde Cezaevi Müdürlüğü'ne 8 Ağustos 2011 tarihinde yazılı müracaatta bulunmuştur.
Ancak, işbu tarih itibariyle olumlu bir sonuç alınması olanağı bulunamamıştır.
Yargının kontrol altına alındığı ve yargı mensuplarının siyasal iktidar karşısında bağımsızlıklarını yitirdikleri, giderek hukuk devletinin yok olması ve sivil dikta sürecinin yapı taşlarının oluşturulduğu bu süreçte geçmişte yaşananlar, Sayın Poyraz'ın hayati tehlikesine hassasiyetle yaklaşılmasını zorunlu kılmaktadır"
demişti.
Ergenekon karar duruşmasında 31 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan yanı sıra hakkında tutuklama ve yakalama emri çıkartılan Poyraz'ın avukatı Mustafa Hüseyin Buzoğlu: "
Müvekkilinin Kandıra Cezaevinde tutuklu bulunduğu sürede bu konuda dilekçeler de vermesine rağmen, kendisine şeker, tansiyon ve kalp ilaçlarının bir hafta süreyle verilmediği, daha sonra kendisinin ihtarnamesi sonucunda ilaçların verilmeye başlanabildiğini" açıklamıştı.
Ergenekon davasında tutuksuz olarak yargılanan Poyraz'ın avukatı Buzoğlu'na kendisinden bile daha ağır bir ceza verilmesi ise yaptığı açıklamalar çerçevesinde oldukça ilginç bir durumdu

SÜRECEK

Hazırlayan: Dr.Mehmet Altınok –Tıp Kurumu Başkanı Dr.Ali Rıza Üçer – Tıp Kurumu Genel Sekreteri

İLK KURŞUN

Ergenekon, Balyoz ve Benzer Davalarda Ölüme Sürüklenenler-2

Ergenekon, Balyoz ve Benzer Davalarda Ölüme Sürüklenenler-1


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
MAHZUN DURMAK
. . . . . .
Sevdigim insanlara
Kizabilirdim,
Eger sevmek bana
Mahzun durmayi
Ogretmeseydi.

Orhan Veli KANIK
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10-Cüneyt Arcayürek: Demokrasi Maketi!..


Cüneyt Arcayürek: Demokrasi Maketi!..

01 Ekim 2013

 Farklı dine inananlar, değişik mezhepte olanlar, Sünni ile Alevi arasında ayrım yapmadığını hemen her konuşmasında yineleyen RTE'nin bu söylemine inanmak ne mümkün?

Örnekler giderek çoğalıyor.

Türk, Kürt, Çerkez, Arap da…
Müslüman, Katolik, Yahudi de yaradanın kulları değil mi?..

Durmadan bunu söyleyerek ne çare saftirik insanlarımızı, inançları ne olursa olsun insanlar arasında ayrım gözetmediğine; hatta o denli hümanist ki, ölçüsüz kadirbilir, değerbilir bir siyaset adamı olduğuna inandırdı.

Sözüm ona değişik inançlı, inançsız herkes, hepsi; RTE'nin ayrımsız kardeşi, kardeşleri!

Yalnız Başbakan'ın değil, evrensel insanlık üzerine açıklamalar yapan katıksız AKP'li Cumhurbaşkanı da, bilumum bakanları, bağlı olan bürokratları, milletvekilleri de aynı kafada!

***

Tuncel Kurtiz'in toplumda derin üzüntüyle karşılanan ölümünden sonra tepeden tırnağa AKP yöneticilerinden bir başsağlığı mesajı duyulmamasının asıl nedeni; ünlü aktörün yalnız solcu olması değil, yanı sıra asıl neden Alevi olması.

Alevileri ayırt etmediği, yüzyıllardır süregelen haksızlıkları sona erdireceği gibi martavallar söyleyen AKP iktidarının; mezheplerine, dinlerine bakarak insanlar arasında ayrım gözetmediğine hâlâ inananlar var bu ülkede.

***

Son yolculuğuna uğurladığımız, gençlik yıllarınızdan bu yana son günlere kadar 60 yıldır kesintisiz süren bir dostumuz Turgut Özakman'ın ölümünden sonra da AKP'nin ikiyüzlü toplumsal siyaset anlayışına bir kez daha tanık olduk.

Ölüm haberi alındığından bu yana bütün insanların gönlünde taht kuran Özakman'a, medya bugüne dek hiçbir yazara göstermediği sevgiyi saygıyı sergiler, unutulmaz eserlerinin hedefini, anlamını yinelerken…

…
Cumhurbaşkanı'ndan, Başbakan'dan ve hatta Türk askerinin Çanakkale'den Ulusal Kurtuluş Savaşı'na kadar her savaştaki yüceliğini inanılmaz güzellikle vurgulayan Özakman'a TSK de tek satır bir mesaj yayımlamadı.

***

AKP'nin A'dan Z'ye Özakman'ın ölümünü adeta duymazlıktan gelmesindeki nedenler neydi acaba?

Karşıdevrimi yaşayan, uygulayan simge ismi RTE'nin, 1923 Cumhuriyeti'ni, önderlerini silme çabalarına, uygulamalarına ters düşen bir yazar ve ne yazık ki yitirdiğimiz, yeri doldurulamayacak değerde bir Türk aydını idi Özakman…

Özakman hiçbir zaman siyasal tartışmalara katılmadı.

Cumhuriyeti, bugün Atatürk'ü ve devrimlerini karalama girişimlerinin beş paralık değeri olmadığını, her satırı belgeye, gerçek bilgiye dayanan kitaplarında anlattı, savundu.

13 milyonluk, yoksul bir ülkenin kısa zamanda, bugün RTE'nin inkârcı bütün çabalarına karşın on beş yıl gibi kısa sürede çağdaş bir ülkeye dönüşmesindeki mucizeyi, bitmiş tükenmiş bir orduya can vererek çılgın Türkler mucizesini anlatan kitapları gerekenlere gerekli dersi verdi tabii anladılarsa…

Bütünüyle Atatürkçü, Atatürk'ü, devrimlerini en iyi, doğru anlatan yazardı ve…

…"sahte tarihçilere inanılmaması gerektiğini" sürekli savundu…

Bu iktidarın bütün kadrolarından, karşıdevrim ustalarından; bu karakter yapısındaki Özakman gibi devrimci bir yazara bir başsağlığı mesajı beklemek bile zaten abesle iştigal değil midir?

***

Türkiye'de AKP iktidarının inançları farklı insanlar arasında ayrım yaptığını belgeleyen örnek olaylar yoğunlaşırken…

…
Başbakan üç aydır gizli kapaklı toplantılarda hazırladıkları demokrasi paketini dün açıklamadan önce:

"Paket, Türkiye'ye sınıf atlatacak!
..Prangalardan, zincirlerden kurtulacağız!"
diye meydan meydan bağırdı.

Belki söylemeyi vakitsiz buldu.
Belki de ona da sıra gelecek diye düşündü.
Türkiye'ye bir yüzyıl atlatıyoruz diyemedi ve…

…RTE'nin Kürt paketi, açılım paketi ve nihayet demokratikleşme adını verdiği paketi, iki muhalefet partisi zaten günlerdir "bu paket demokrasi maketi" diye savunuyor.

Seçimlere doğru halkı oyalamak, aklını çelmek için; Türkiye'ye, sınıf değil, ip atlatmayı öneren bir paket hazırlandığına inanıyor…

Önceki gün paketin "asla Kürt sorununu çözecek içerik ve nitelikte olmadığını" ilan eden BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak'a göre RTE, "içi boş bir paket" açıkladı.

***

Karagöz misali, yâr bana eğlence derken..
sahnede paket göründü.

Cumhuriyet


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Deniz ne kadar dalgali olsa sonunda durulur.

Goethe
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/


10-Ahmet Takan: Parçala Tayyip…


Ahmet Takan: Parçala Tayyip…

30 Eylül 2013

Hiç öyle uzun uzadıya detaya girip Erdoğan'ın paketinin derin analizini yapmaya gerek yok.

Açıklanan maddeleri basit bir soruyla izah edelim;

"Kime yarıyor?"un üstünden..

* Seçim sisteminin değiştirilmesi; Ülke barajının yüzde 5'e düşürülüp 5 gruplu daraltılmış bölge veya barajın tamamen kaldırılıp dar bölge sistemine geçilmesi;

AKP, BDP ve tabii ki PKK'ya.

* Siyasi partilere devlet yardımında "alınan oy kriteri" nin yüzde 3'e indirilmesi;

BDP'ye ve tabii ki PKK'ya.

* Siyasi Partilerde eş başkanlığın önünün açılması;

BDP'ye ve tabii ki PKK'ya.

(Zaten uyguluyorlardı.
Hukuki kılıfı da hazırladılar.)

* Farklı dil ve lehçelerde siyasi propaganda yapma;

BDP'ye ve tabii ki PKK'ya.

* Alfabemizde olmayan harflerin kullanılması;

BDP'ye ve tabii ki PKK'ya.

* Toplantı, gösteri ve yürüyüşlerde Hükümet Komiseri uygulamasına son verilmesi;

BDP ve PKK zaten Hükümet Komiseri sokmuyordu.
Hukuki olarak tam istedikleri oldu.

* Farklı dil ve lehçelerde özel okullara eğitim yapma imkanı verilmesi;

BDP'ye tabii ki PKK'ya.

* Köy isimlerinin değiştirilmesinde yasal engelin kaldırılması, il ve ilçe isimlerinin değiştirilmesi için yasal düzenlemelere yeşil ışık yakılması.

BDP'ye tabii ki PKK ve diğer bölücü unsurlara.

* Yardım toplama konusunda kısıtlamaların kaldırılması; (Burada lafı biraz uzatacağım…)

THK'nın elinden kurban derisi toplama ve fitre alma yetkisi kaldırılınca bir şeyler gözlerden kaçmıştı.
Terör örgütünün yıllardır bölgedeki en önemli gelir kaynaklarından biri vatandaşlardan zorla toplanan kurban derisi ve alınan haraçlardı.
THK tekeli kaldırıldıktan sonra kurban derisi toplamada sadece cemaatler bayram edecek gibi algılandı ama PKK da hazırlanan yasal kılıfla çifte bayram yapacak.
Bundan sonra PKK ve sivil uzantıları hiçbir hukuki engel olmadan ellerini kollarını sallayarak kurban derisi toplayıp yasal haraç alabilecek.

* İlkokullarda öğrenci andı uygulamasının kaldırılması;

BDP'ye tabii ki PKK'ya ve diğer bölücülere.

* Mor Gabriel Manastırı arazisinin Vakfa iadesi.

Bölücü tüm azınlıklara.

Ha!
..
Bölücülerin istedikleri yerine getirilirken toplumun diğer kesimlerinin de ağzına birer parmak bal çalınmadı mı?

Çalındı tabii ki;

Kamuda başörtüsü yasağı kaldırıldı..
Nevşehir Üniversitesi, Hacı Bektaşi Veli Üniversitesi oldu.
Romanlara, enstitü kuruldu.

"Hani PKK'nın diğer istekleri, onlara ne oldu?" diyeceksiniz..

Tabii ki bu kadarı da yetmez!..
Şimdi histeri nöbetinde avaz avaz, istediğini elde eden mart kedisi gibi viyaklayacaklar.
Usta'nın paketini alabildiğine eleştirecekler"
Yetmez daha fazla isteriz" diye Ustaya dünyayı zindan edecekler.

Ne olursa olsun.
Hiç umurumda değil!..
Çünkü; ben çok şanslı bir gazeteciyim.

Çok kahırlanıp da (!) davet edilmediğim toplantıda Usta'nın paketini çıplak gözle gördüm!..

Yeniçağ


a45UyF587661-201307301451-10

  ^^^^^ - vvvvv

 

zaryop:jaro
Inventas vitam iuvat excoluisse per artes.
* * *
Buluslar sanat yoluyla guzellestirilen hayati genisletir.

Latin Atasozu - (Nobel madalyasi)
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/