23 Ekim 2019 Çarşamba

RIZA ZELYUT : VATANI YAĞMALAMA SAVAŞI




RIZA ZELYUT : VATANI YAĞMALAMA SAVAŞI

rizazelyut@gmail.com 23 Ekim 2019 13:56

Türk ordusu PKK ile uğraşadursun… Onları tepelerken şehitler versin… İktidar vatan şavaşı nutukları altsın… Gel gör ki ülkemizin bu haklı davasını iktidar ve destek güçleri vatanı yağmalama savaşına çeviriyorlar.

Basına yansıyan haberlerden öğreniyoruz ki AKP'li Ordu Belediye Başkanı Hilmi Güler 6 ayrı yerden ayda tam 250 bin lira maaş alıyormuş.

Açlıktan ölen çocuklar… Oğluna elbise alamadığı için intihar eden babalar kendisini TBMM önünde yakan işsizler bir tarafta… Hiç ilgisi olmayan yerlerden her ay on binlerce hatta yüz binlerce lira para alan AKP tepe adamları bir tarafta.

Şimdi soruyorum: Bu Hilmi Güler mi Vatan Savaşı yapacak?

Ona bu kapıları açan irade mi vatan savaşçısı?

TARİKATLARIN ELİNDEYİZ

Vatan-millet nutukları altında İstanbul başta olmak üzere ülkenin en değerli alanlarını yağmalayan bir örgüt var: Bu örgüt Halidi Tarikatı… Mehmet Zahit Kotku'nun yeniden canlandırdığı Türk siyasetini eline geçiren bir örgüt bu.

12 Eylül'den sonra ABD Türkiye'yi işte bu Halidi yetiştirmesi Turgut Özal'a verdi.

Sonra da Kotku'nun zihniyetinden gelen Tayyip Erdoğan ülkeyi teslim aldı.

Amerikancı cihatçı İhvan-ül Müslimci demokrasi düşmanı bu tarikat bugün ülkeyi alabildiğine yağmalıyor.

Türkiye'yi "Dar-ül Harb" sayan Halidiler ülkenin bütçesini belediyelerin arsalarını-binalarını-paralarını devletin kadrolarını bütün bakanlıkları ele geçirmiş durumdalar.

Bu tarikat imparatorluğunu "TARİKAT KUŞATMASINDAKİ TÜRKİYE/Halidi Cehennemi" adlı kitabımda gösterdim.

İmparatorluğun Halidi zihniyetli Menzilciler İsmailağacılar Işıkçılar Süleymancılar gibi sıradan tarikat yapıları gibi örgütlenmelerinin yanı sıra Ensar TÜRGEV TÜGVA İlim Yayma Vakfı ve benzerleri gibi yüzlerce STK görüntülü gerici örgütlenmesi bulunuyor.

Aralarında Hizbullahçıların da yer aldığı bu yeni tür Halidi örgütlenmeleri de ilk kez bu çalışmamızda deşifre ettik.

İMAMOĞLU ÖRTÜLERİNİ KALDIRDI

Meşhur Okçular Vakfı da TÜRGEV gibi Ensar gibi bu yeni tip tarikatçı yapılanmalardan birisi.

Bunlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden muazzam destekler alarak gençleri kuşatıp AKP militanı haline getirmeye çalışıyorlar.

Ne yazık ki IŞİD'i yeşerten zihinsel ve fikri ortam buralarda tam egemen.

Bu örgütlerden birisi olan Sosyal Doku Vakfı'nın başındaki sözde şeyh Nurettin Yıldız AKP'lilere Kızılcahamam'da ders vermesiyle ünlenmişti.

Başındaki zatın "6 yaşındaki kız evlenebilir!" dediği bu vakfın

Suriye'deki cihatçılarla fikri bağlarını da anılan kitabımızda ortaya koyduk.

İşte İstanbul'un yeni Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu Türkiye'ye düşman ülkesi gözüyle bakan bu gerici örgütlenmelerin para musluğunu kıstı.

İstanbul'daki en değerli arsaların bu Halidi tarikatlara peşkeş çekilmesinin önüne dikildi.

Bugün Haydarpaşa ve Sirkeci tren garlarının arsaları yüzünden çıkan kavganın nedeni budur.

AKP destekli bu tarikat örgütlenmesi oraları ele geçirerek rantına konmak ve bu rantla daha fazla kindar nesil yetiştirmek peşindedir.

Ulaştırma Bakanı açık açık bu tarikat örgütlenmesinin arkasında durmaktadır.

İhaleye giren şirketin sermayesi 10 bin lira… Sahibi de eski bir belediye çalışanı Hüseyin Avni Önder… Düşünebiliyor musunuz düne kadar 3-4 bin lira kazanan birisi birden bire aylık 300 bin TL kira ödemek şartıyla ihaleyi kazanıyor.

Şirketinin daha internet sitesi bile yokken herkesi eliyor.

Bu arada da sermayesini 1 milyon TL'ye çıkartıyor?

Nereden geliyor bu değirmenin suyu?

Elbette ki AKP'den… Bu birden zenginleşen Hüseyin Avni daha önce Okçular Vakfı'nın da müdürü imiş.

Bilal Bey'in gözdesi olan Okçular Vakfı'nın… Anlayacağınız İstanbul'un bu arsaları dolaylı yoldan Halidi zihniyetli Okçular Vakfı'na veriliyor.

Bilmeliyiz ki bakanlıkların tümü şu an Halidi örgütlere hizmet etmeyi birinci görev biliyorlar.

Bu örgütler eliyle Türkiye'yi fethetmeye çalışıyorlar.

Yani asıl savaş içeride; laik Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yürütülüyor.

Başkan İmamoğlu işte bu yıkıcı projeye karşı çok anlamlı çok saygın mücadele başlattı.

Türk halkına ve özellikle de İstanbullulara düşen görev ona inanmak ve destek olmaktır.

Peki kim bu Halidiler nereden çıktılar neler yapıyorlar diye soruyorsanız… O zaman TARİKAT KUŞATMASINDAKİ TÜRKİYE/Halidi Cehennemi'ni okuyun.

O kitabı okumadan bugün yaşadıklarımızı tam anlayamazsınız.



https://www.yurtgazetesi.com.tr/vatani-yagmalama-savasi-makale 16916.html



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Ordularimizin kazandigi zafer sizin ve sizin ordularinizin zaferi icin yalniz zemin hazirladi...
Gercek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka basarili olacaksiniz.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

122. TEOLOJI, ALLAH'INDAN AKLIN VE ZEKA ISIKLARININ BIR DUSMANI YAPAR

Ey tanribilimciler! Bize diyorsunuz ki; "Hakimlerin hikmetlerini, ariflerin arifliklerini donakalacak olcude saskinliga dusurmekten zevk alan bir Allah'in gozunde, insanlara gore delilik olan sey, hikmettir, bilginliktir". Ancak, insanin anlayisinin, zihin acikliginin bir Allah vergisi oldugunu da iddia etmiyor musunuz? Bu arifligin ve zihin acikliginin Allah'a hos gorunmedigini, gozunde, bunlarin delilikten baska bir sey olmadigini ve bu arifligin sasirtmak, hayrette birakmak istedigini soyleyerek, Allah'in, ancak zekasiz, anlayissiz insanlarin dostu oldugunu soyluyorsunuz. Akli basinda insanlara, gunun birinde, bu hain zorba tarafindan, destekleyenin acimasiz bir cezayla cezalandirilacagi vaat edilen kotu bir hediye verildigini bildiriyorsunuz. Pek garip degil midir ki; insan, anlayisin, kavrayisin ve sagduyusunun dusmani oldugunu ilan ederek ve ancak bunu yaparak Allah'inizin dostu olabilir.

- - - - - - - - - - - - -
Buyuk Birader seni izliyor.

George Orwell1984

- - - - - - - - - - - - -
Mutlak iman, mutlak guc gibi mutlak bicimde bozulur.

HOFFER,ERIC (1902-1983) ABD'li yazar ve isci lideri.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 

KANUNU SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİNİN DİVAN-I HUMAYUN KATİPLERİNDEN HAFIZ HAMDİ ÇELEBİ PADİŞAH'A SUNDUĞU KADİMİ MAHLASIYLA YAZDIĞI BİR ŞİİRİNDE



KANUNU SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİNİN DİVAN-I HUMAYUN KATİPLERİNDEN HAFIZ HAMDİ ÇELEBİ PADİŞAH'A SUNDUĞU KADİMİ MAHLASIYLA YAZDIĞI BİR ŞİİRİNDE

"Devr-i ezelden beri şahım eflak

(Padişahım kâinatın yaratılışından bu yana)

Zemmolur âlem içinde Etrak

(Türkler bu dünyada hep kötülenmiştir)

Vermemiş Türk'e Hüda hiç idrak

(Allah Türk'e hiç anlayış/akıl vermemiştir)

Akl-ı evvel de olursa bibâk

(Türk çok akıllı olsa bile pervasızdır)

Uktul-üt Türk'e velevkâne ebâk

(Baban bile olsa Türkü öldür)

Dedi ol kân-ı kerem Şah-ı celâl

(O iyilik kaynağı yüce Peygamber dedi ki:)

Türk'ü katleyleyiniz kanı helal

(Türk'ü öldürünüz kanı helaldir)

Daim oldu bunların işi dalâl

(Bunların işi sürekli sapıklık olmuştur)

Cümlesinden bunu ahzeyle misal

(Cümlesinden bunu örnek olarak al)

Uktul-üt Türk'e velevkâne ebâk

(Öldür Türk'ü baban bile olsa da)

Türk eğer ilimde olursa derya

(Türk derin bilgi sahibi de olsa)

Müfti olup verir ise fetva

(Müftü olup fetva bile verse)

Hemnişin olma bunlarla katâ

(Asla onlara yaklaşma)

Bu kelam içre muhassal cana

(Ey değerli dost bu sözde özetlendiği üzere)

Uktul-üt Türk'e velevkâne ebâk

(Türk'ü öldür baban olsa bile)

Türk'ü zannetmeki ola âdem




- - - - - - - - - - - - -

a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Her fert istedigini dusunmek istedigine inanmak kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak sectigi bir dinin icaplarini yapmak veya yapmamak hak ve hurriyetine sahiptir.
Kimsenin fikrine ve vicdanina hakim olunamaz.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

92. BIR RUHUN VARLIGI SACMA BIR VARSAYIMDIR. OLMEZ BIR RUHUNVARLIGI DAHA SACMA BIR VARSAYIMDIR

Insanlar her ne kadar ruhlari, ya da kendilerine hayat verdigini sandiklari hayat ufurugu hakkinda en kucuk bir fikir edinmek imkansizliginda bulunsalar da, yine bu mechul ruhun olumsuzlugune kendi kendilerini inandirirlar. Her sey onlara kanitlar ki; onlar, ancak cismin maddi olan kuvvet ve duygulari ya da maddi organlari araciligiyla hisseder, dusunur, fikirler kazanir, haz ve aci duyarlar. Bu ruhun mevcudiyetini varsayarak dahi, bunun tumuyle cisme bagli oldugunu ve cismin ugradigi butun degisikligi, ruzgarlarin sicak ve sogugunu birlikte cektigini onamaktan kacinilamaz.

Bununla birlikte yaratilis ve icerigi bakimindan, maddeyle hicbir benzerligi olmadigi sanilir. Istenir ki, ruh bu maddenin yardimi olmaksizin hareket edebilsin ve hissedebilsin. Sozun kisasi, iddia edilir ki; maddeden yoksun ve duygulardan uzak bir ruh da yasayabilir; mutluluk ya da siddetli acilar hissedebilir. Iste boyle, asagi yukari boyle varsayimlara dayanan bos, ise yaramaz seyler dokusu uzerinedir ki, "ruhun sonsuzlugu" dilber fikri insa edilir. *

Hangi nedenlere dayanilarak ruhun sonsuzlugunun varsayildigini sorsam, bana hemen "insan yaratilisi geregi olarak olmez olmak, baska bir deyisle, hep yasamak istiyor" cevabi verilir. Ancak, karsilik olarak derim ki; bir seyi siddetle istiyor olmamiz, istegimizin yerine getirilecegini, bu siddetli istekten sonuc alinacagini cikarmak icin yeterli midir? Olmasi siddetle istendigi icin bir seyin olmamasinin kesinlikle mumkun olmayacagina karar verme cesareti hangi tuhaf mantikla gosterilir?! Insanlarin hayalgucunun dogurdugu istekler, gercegin olcusu mudur? "Ahiret hayatinin cazip umitlerinden yoksun olan tanrisizlar yok olmayi istiyor" diyorsunuz. Pekala. Hep var olacaginizi cikarmakta ne kadar yetkiliyseniz, bu arzuya gore, tanritanimazlar da yok olmayi isterken, yok olacaklarini cikarmakta o kadar yetkilidir.

Fransiz hekimlerinden biri, "L'immortalite de l'ame est trop belle pour etre crue" der. Anlami soyledir: "Sonsuz ruh fikri, inanilmayacak kadar cok guzeldir. " (A. C. )

- - - - - - - - - - - - -
Disaridaki hayvanlar bir domuzlarin yuzlerine, bir insanlarin yuzlerine bakiyor ama birbirlerinden ayirt edemiyorlardi.

George OrwellHayvan Ciftligi

- - - - - - - - - - - - -
Ister Yahudi, ister Hiristiyan, ister Turk olsun butun ulusal kilise kurumlari, bana insanlari korkutmak ve kolelestirmek, gucu ve menfaati tekeline almak icin kurulan insan icadindan baska bir sey olarak gorunmuyor.
INGERSOLL,ROBERT G. (1833-1899) ABD'li hukukcu ve hatip.

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 



22 Ekim 2019 Salı

İRFAN SARP : 'GÖRÜNMEZ UÇAKLAR'IN SONU MU GELDİ?




İRFAN SARP : 'GÖRÜNMEZ UÇAKLAR'IN SONU MU GELDİ?

EMEKLİ HAVA PİLOT TÜMGENERAL

21.10.2019 17:04



 




5'nci nesil radara düşük görünümlü 'stealth' kabiliyetli uçakların görünmezlik yeteneğinin giderek azaldığına dair son yıllarda basında pek çok haber yayınlanmış ve açıklamalar yapılmıştır. Havacılık konularında uzman Defence News yazarı Sebastian Sprenger'in 29 Eylül 2019 tarihinde çıkan makalesinde de F-35 JSF uçağının Alman HENSOLDT firmasının ürettiği Twinvis-Passive radarla takip edildiği anlatılmıştır. Makalede 2018 Nisan ayında Berlin/Schoenefeld Havalimanı'nda düzenlenen havacılık fuarına katılmak üzere ABD'nin Arizona eyaletindeki Luke Hava Üssü'nden kalkan ve ara meydanlara inmeden havada yakıt ikmali yaparak 11 küsur saatlik direkt bir uçuşla Berlin Schonefeld Havaalanı'na gelen ikili F-35 kolunun Airshow'dan sonra geriye dönüş rotasında Twinvis radarıyla 150 kilometre takip edildiği anlatılmaktadır. Twinvis radarının fotoğrafı aşağıya çıkarılmıştır.

HENSOLDT firmasının küçük ticari aracına yerleştirilen Twinvis radar cihazının katlanan anteni özel bir görev için ihtiyaç duyulduğunda aracın içinden yukarıya çıkarılmakta ve aracın motorundan elde edilen güçle radarının çalıştırılıp skobunda havadaki araçların tespit ve takibi yapılabilmektedir. Geçmiş yıllarda yüksek dağ tepelerine yerleştirilen ve kilometrelerce uzaktan görülen devasa radarlarla bu Twinvis radarı boyutlarının küçüklüğü ve operasyon özellikleri açısından mukayese edildiğinde elektronik ve radar teknolojisinde ne kadar büyük bir aşama kaydedilmiş olduğu kolayca anlaşılabilmektedir.

Aslında F-35 uçağının radara düşük görünümlü Stealth yeteneğinin giderek azaldığına dair bir beyanat bundan altı yıl kadar önce uçağın sayı olarak en büyük kullanıcılarından biri durumunda olan ABD Deniz Kuvvetleri'nin Komutanı Oramiral Jonathan Greenert tarafından açıklanmıştı. TIME dergisinin 25 Şubat 2013 tarihli sayısında F-35 JSF uçağıyla ilgili "THE MOST EXPENSIVE WEAPON EVER BUILT" başlığıyla çıkan makalede ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Greenert gelişen sensorların ortaya çıkmasına paralel olarak stealth özelliğinin her geçen gün değerini kaybettiğini söylemişti. Bir süre sonra da ABD Muharip Hava Kuvveti (Air Combat Command) Komutanı Orgeneral Herbert Carlisle verdiği bir beyanatta diğer ülkelerin ABD'nin stealth kabiliyetli uçaklarını tespit ve takip edebilecek yeni satıhtan havaya füzeleri geliştirmekte olduğunu açıklamıştı.

ABD'li komutanların F-35'in Stealth yeteneğiyle ilgili endişelerini belirtmesinden kısa süre sonra Ruslar ve Çinliler radara görünmez denilen Stealth uçakları yeni imal ettikleri radarlarla takip edebildiklerini beyan etmişlerdi. Çinliler 2016 yılı Ekim ayında Hong Kong yakınlarındaki Zhuhai Air Show'da stealth uçakları takip ettikleri VHF bantlı radarı sergilemişler ve isteyen ülkelere bu radarı satabileceklerini açıklamışlardı. Söz konusu yer radarının fotoğrafı aşağıda görülmektedir. Çinliler ayrıca Güney Kore'de üslenen ABD Hv. Kv. F-22 Raptor Stealth uçaklarının uçuşlarını da radarlarında takip ettiklerini açıklamışlardı.

En son Nisan 2018'de düzenlenen Berlin / Schoenefeld Airshow'u takip eden günlerde Alman HENSOLDT firmasının ürettiği Twinvis radarıyla F-35 uçağının takip edildiğinin açıklanması Stealth teknolojisine sahip muharip uçakların görünmezlik yeteneklerinin giderek ortadan kalktığına dair daha önceki yıllarda değişik kaynaklar tarafından açıklanan görüşleri bir bakıma teyit etmiştir.

Reklamdan sonra devam ediyor

Söz konusu havacılık fuarına katılmak üzere Arizona eyaletindeki Luke hava üssünden kalkacak iki F-35 uçağının Berlin Schonefeld havaalanına gelmesi programı belli olunca Alman HENSOLDT firmasının yöneticileri bunun kendileri için büyük bir fırsat olacağını düşünmüşler ve imal ettikleri Twinvis Passive radarının bir stealth uçağı takip etmek yeteneğinde olduğunu fuara katılan herkese canlı olarak göstermeyi planlamışlardır. Bu amaçla Schonefeld Airshow'da HENSOLDT firmasına tahsis edilen bölümdeki büyük bir panoya bölgedeki bütün uçuşların Twinvis radarında görülen ekolarını büyütülmüş olarak yansıtacak bir sistem kurmuşlardır. NOT: Aşağıdaki fotoğrafta HENSOLDT Twinvis radarının Airshow'daki standının duvarındaki büyük panoya yansıtılan uçak ekoları görülmektedir (Fotoğrafın sağında ve solundaki girintili çizgiler; doğuda Polonya Çekya; güneyde Avusturya İsviçre ve batıda Fransa sınırlarını göstermektedir).

Berlin / Schonefeld fuarına Amerikalı yetkililer büyük önem vermişler ve iki F-35 uçağını havada yakıt ikmaliyle 11 saatlik direkt uçuşla fuara getirmişlerdi. F-35'lerin havada uzun süre kalış rekoru kırarak yaptıkları bu uçuşun F-35 JSF programına katılmaya ikna edemedikleri Almanları bir bakıma etkileyebileceklerini düşünmüşlerdi. Havaalanında firmaya tahsis edilen büyük bölümün yakınına park ettirilen iki F-35 uçağını görmek için gelen ziyaretçilere üzerinde F-35 resimleri ile bir tarafında Amerikan diğer tarafında Alman bayraklarıyla süslenen şapka ve eşarpları promosyon olarak dağıtmışlardı. Elbette fuara gelen herkes reklamı bu kadar yapılan F-35 uçağının yapacağı gösteri uçuşunu bekliyordu. Fuara katılmak üzere değişik ülkelerden gelen sivil ve askeri uçaklar helikopterler ve Almanların kendi uçakları fuara katılan seyircilere belli bir sırayla uçuş gösterilerini sundular. Bütün bu uçuşlar isteyen herkes tarafından HENSHOLDT firması standındaki büyük radar ekranında izlenebiliyordu. F-35 uçağını radarlarının ekranına yansıtıp bunu herkese göstermek isteyen HENSHOLDT firmasının temsilcileri ve mühendisleri de büyük bir heyecanla F-35'in uçuşunu bekliyorlardı. Ancak her ne sebeptense F-35 uçağı gösteri uçuşu için kalkmamıştır. F-35 uçağının gösteri uçuşuna neden kalkmadığını öğrenmek isteyen ilgililere gösteri uçuşları için düzenlenen uçuş programında F-35 için bir zaman aralığı verilemediği söylenmiştir.

Berlin Airshow'da F-35 uçağının uçmaması sebebiyle radarlarında bunu göstermek imkanı bulamayan Twinvis radarının imalatçıları F-35'i havalimanından kalktıktan sonra dönüş rotasında takip etmeyi planlamışlardır. Küçük ticari araç içinde taşınan radarı havalimanının hemen yakınında bulunan bir at çiftliğine götürmüşler ve orada avını bekleyen bir avcı gibi pusuya yatıp uçağın kalkış saatini beklemeye başlamışlardır. Schonefeld uçuş kulesinden F-35 uçağının kalkış için ruleye başladığı ve kalkış haberini alınca at çiftliğindeki radardan uçağı takip etmeye başlamışlardır. Radarın imalatçısı HENSHOLDT firması yetkilisi Schonefeld havalimanından kalkan ikili F-35 kolunu dönüş rotası boyunca 150 kilometre takip ettiklerini ayni gün içinde tertipledikleri bir basın toplantısında açıklamıştır.

Alman firmasının F-35 uçağını radarında takip ettiğinin açıklamasının hemen akabinde konunun doğrudan ilgili makamı ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından F-35 uçaklarının hava gösterilerine katılmak için yaptığı bu uçuşta sivil hava trafiğinin emniyeti için F-35'in radar reflektörünün açık durumda tutulduğunu ve ancak bu şekilde Hava Trafik Kontrol tarafından uçağın takip edilebildiği açıklanmıştır.

F-35 uçağının Luneberg Lens radar reflektörünün kanat ucuna yerleştirilmiş kumanda mekanizmasının fotoğrafı da Pentagon tarafından yayınlanmıştır. Radarın imalatçısı HENSHOLDT firması yetkilileri Pentagon'un bu açıklamasına hemen cevap vermiş ve F-35'in radar reflektörü açık olsa da olmasa da uçağı pasif-radar teknolojisiyle takip ettiklerini teknik olarak izah etmişlerdir. Yapılan izahatta pasif-radarın hedefi tespitinde farklı bir yöntem uygulandığı bu yöntemde uçağın fiziki yapısının boyutlarına uygun minyatür şekliyle ekranda görüldüğü radar reflektörünün açık olup olmamasıyla bir ilgisinin bulunmadığı belirtilmiştir. Firmanın yaptığı izahatın İngilizcesi şöyledir: "Passive-radar detection works in a different spectrum making the presence (or absence) of reflectors irrelevant. In Layman's terms passive radar tracks the entire phisical shape of airplanes versus being triggered by smaller angular features on the body of a jet". HENSHOLDT firmasının F-35 uçağını radarlarında takip ettiklerine dair yaptığı açıklamayla ilgili bir soruya Pentagon Tedarik ve İdame Başkan Yardımcısı Ellen M. Lord uçağın pasif-radara karşı görünebilirliği konusunda bir yorum yapmamıştır. Diğer taraftan Alman Savunma Bakanlığı 2019 yılının ilk aylarından başlayarak ülkedeki radar örtüsünün HENSHOLDT pasif-radar sistemleriyle donatılması için tedarik işlemlerine başlamıştır. Almanya'nın F-35 programına katılmasını isteyen ve büyük ölçüde desteklediği bilinen Alman Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Karl Muellner Mayıs 2018'de hükümetin aldığı bir kararla emekli edilmiştir.

Reklamdan sonra devam ediyor

Şimdi burada bir hatırlatma yapalım. F-35 JSF programının kurucu ortaklarından olan ve F-35'lerin hem Hv. Kv.tipi "A" modeli hem de STOWL F-35B kısa kalkış /dikine iniş modelinden tedarik etmekte olan İngiltere geçen yıl Farnborough Airshow sırasında 16 Temmuz 2018 tarihinde TEMPEST ismini verdikleri yeni 6'ncı nesil ÇİFT MOTORLU muharip jet uçağı projesini başlattıklarını duyurmuş ve Savunma Bakanı tarafından uçağın mock-up'ının örtüsü törenle açılarak ziyaretçilere gösterilmiştir. 7 Temmuz 2019 tarihinde TEMPEST programına İsveç katılmıştır. İngiltere gibi F-35 uçağının kurucu ortaklarından olan İtalya da F-35A ve F-35B uçaklarından tedarik etmesine rağmen sürpriz bir kararla 10 Eylül 2019 tarihinde TEMPEST programına katıldığını açıklamıştır.

2018 Farnborough Airshow'da İngiltere'nin yeni nesil TEMPEST uçağı programını açıklamasına benzer sürpriz bir açıklama da 2019 Paris Airshow'da Fransa ve Almanya tarafından yapılmıştır. İki ülke Ocak 2019'da yeni nesil muharip uçak NGWS (Next Generation Weapon Systems) imalatını yapmaya karar verdiklerini açıkladılar. Paris Le Bourget 'de 17 Haziran 2019 günü de Dassault ve Airbus Military firmalarınca müşterek olarak ÇİFT MOTORLU imal edilecek NGWS uçağı mock-up'ının örtüsünü törenle açtılar. Yapılan törende programa İspanya'nın da katıldığı açıklandı. Bu arada dünyadaki Stealth uçakların geleceğiyle ilgili Defense News dergisinde çıkan bir makalede Avrupa'nın yeni nesil savaş uçağı olacak Fransız-Alman-İspanyol müşterek Future Combat Air System programında stealth özelliklerinin yeni baştan ele alınabileceği bilgisi yer almıştır.

Washington mahreçli diğer bir yazıda da F-35 uçaklarıyla yüksek irtifada yapılan süpersonik uçuşlarda uçağın arka gövdesi ve kuyruk bölümündeki satıhların özel RAM kaplamalarında soyulmalar olduğu ve satıhlardaki soyulmalar sonucu stealth özelliğinin belli oranda kaybedildiği anlatılmaktadır. Söz konusu yazıda ABD Dz. Kv F-35C ve Marine F-35B uçaklarında yüksek irtifalarda 1.3 -1.4 Mach süratte uçulurken sol ve sağ yatay stablizeler ve kuyruk uzantısındaki satıh kaplamaları soyulurken bir de titreşimler meydana geldiği belirtilmiştir. . Bu problemlerin çözülmesi ancak uçağın fabrikasında Depo Seviyesi Bakımı ile yapılabildiğinden uçaklar uzun zaman uçuşa verilememiştir. Pentagon'da F-35 programının başında bulunan Koramiral Mat Winter firma tarafından gelişmiş RAM kaplamalarıyla problemlerin çözülmeye çalışıldığını söylemiştir. Diğer bir uygulama olarak da problem çözülünceye kadar uçakların yüksek irtifada süpersonik uçuşları 50 saniye limitini geçmeden yapmaları tavsiye edilmiştir. ABD Donanması'nın yüksek rütbeli bir komutanı da kendilerinin uçak gemileriyle göreve çıktıklarında duruma göre 6-8 ay arasında açık denizde kalmakta olduklarını eğer sefere çıkıldığının ilk haftasında F-35'lerin üzerinde böyle bir problem meydana gelirse bu uçağın aylar boyu uçamayıp geminin hangarında yatacağını söylemiştir.

F-35 uçağının stealth kabiliyetinin giderek kaybolduğunu bu canlı örneklerle anlattıktan sonra hafızalarımızı tazeleyelim ve F-35 uçağının ilk planlamasından başlayarak geçmişini hatırlayalım.

* Havacılıkta söz sahibi ülkeler dünyada radara düşük görünümlü ilk imal edilen ABD yapımı F-117 Stealth uçağının 17 Ocak 1991 günü başlatılan 1'nci Irak Harekatı'nda (Desert Storm) hedef bölgesinin yoğun füze ve uçaksavar savunmasına rağmen Bağdat ve civarındaki hedefler ile Dicle ve Fırat nehirleri üzerindeki 43 adet köprüden 39 adedini tahrip etmesinden ve harekât boyunca tek bir uçak kaybı olmadan bu görevleri yerine getirmesinden çok etkileniyor ve böyle bir uçağa sahip olmak istiyorlar. Ancak ABD F-117 uçaklarını ve sonradan imal ettiği stealth yetenekli F-22 Raptor uçaklarını en yakın müttefiki İngiltere dahil hiçbir ülkeye satmıyor.

* ABD 1994 yılında JSF (Joint Strike Fighter) programını başlatıyor ve daha önce imal ettiği iki stealth model uçağın çok pahalıya mal olduğunu görerek maliyeti düşürmek için NATO ve müttefik ülkelerden arzu edenlerin JSF programına katılabileceğini bildiriyor. Programa ABD Avustralya Danimarka Hollanda İtalya İngiltere Kanada Norveç ve Türkiye katılıyor. Programa daha sonra Japonya İsrail ve Güney Kore dahil ediliyor.

Reklamdan sonra devam ediyor

* Uçağı imal edecek firmanın seçimi için yapılan yarışmayı tek motorlu X-35 model uçakla Lockheed Martin kazanıyor.

* 2001 yılında uçağın imalatına başlanıyor

* 2002 yılında Türkiye programa dahil oluyor.

* 2006'da F-35 ilk uçuşunu yapıyor.

* 2011'de ilk seri imalat (production ) modeli F-35 üretim hattından çıkıp birliğe teslim ediliyor.

* 2018 Haziran'da uçağın fabrikası Fort Worth / Dallas'da Türkiye'ye ilk F-35 uçağı teslim ediliyor.

Reklamdan sonra devam ediyor

* 17 Temmuz 2019 tarihinde ABD ve diğer 7 ortak ülkenin müşterek kararıyla Türkiye F-35 programından çıkarılıyor. (Bu konudaki makalenin linki: http://www.kokpit.aero/turkiye-abd-f35-kriz ).

F-35 uçağının yukarıda yıllara göre çıkarılan takvimi bu uçağın imalatında ne kadar büyük zorluklarla karşılaşıldığının çok açık bir göstergesidir. Şöyle ki 2001 yılında ilk uçuşunu yapan F-35 uçağının ilk production (seri imalat) modeli beş yıl sonra 2006'da imalat hattından çıkıyor. Uçak üzerinde sayısız yer / uçuş testleri ve milyonlarca sayıyla ifade edilen yazılımlar 5 yıl sürüyor ve uçağın birliklere ilk teslimi 2011 yılında mümkün oluyor. Diğer bir deyişle F-35'in ilk uçuş tarihi ile uçuş birliğine teslim ediliş tarihi arasında tam 10 yıl gibi uzun bir süre geçiyor. Şimdi bu süreyi ABD'nin daha önce imal ettiği Stealth model uçaklarla mukayese edelim.

Dünyada ilk Stealth uçak olarak 2'nci Dünya Savaşı sonlarında 1944 yılında Almanlar tarafından imal edilen; ancak savaşın bitmesiyle hayata geçirilemeyen Horten Ho-229 (Gotha Go-229) modelden yıllar sonra Amerikalıların geliştirdiği ilk operasyonel stealth uçak olan F-117 Nighthawk ilk uçuşunu 18 Haziran 1981 tarihinde yapmış bir yıl sonra da 1982'de ABD Hv. Kv.de hizmete girmiştir. Amerikalıların ilk stealth bombardıman uçağı B-2 Spirit ilk uçuşunu1989 yılında yapmış dört yıl içinde bütün testleri tamamlanıp 1993 yılında yani 4 yıllık bir süre içinde ABD. Hv. Kv. 'de göreve başlamıştır. Amerikalıların F-35'ten önce imal ettiği F-22 Raptor uçağı ilk uçuşunu 1997'de yapmış 2005 yılında ABD Hv. Kv.de hizmete girmiştir. Görüldüğü gibi Amerikalıların F-35'ten önce imal ettiği her üç model stealth uçağın ilk uçuşları ile hizmete giriş tarihleri F-35'ten çok daha kısadır. Şimdi şu soru akla gelmektedir. Acaba F-35 uçağının ilk uçuşu ile hizmete giriş tarihi arasında 10 yıl gibi uzun bir süre geçmesinin sebebi nedir? Bu sorunun yüzlerce cevabı olabilir ama başlıca sebebi stealth özelliğinde imal edilen bu uçağın bundan önce Amerikalıların imal ettiği iki stealth tip uçak ve halen dünyada uçmakta ve geliştirme (development) safhasında olan 13 değişik model stealth tip uçağın hepsi çift motorlu iken F-35 uçağının tek motorlu olarak dizayn edilmesidir. F-35 uçağının dizayn safhasında Pentagon tarafından alınan bir kararla F-35 uçağının ABD Dz. Kv. Hv. Kv. ve Marine Hv. Kv. için üç ayrı tip olarak imal edilmesi planlanmıştır. Dz. Kv. için imal edilecek F-35C model uçakların uçak gemisinin güvertesine inişlerde kullanılan hook sisteminin yerinin tespitinde problemler meydana gelmiş ve bu problemin çözümü uzun zaman almıştır. F-35'lerin harekât yarıçapının kısa olmasında en büyük şikayet Dz. Hv. Kv (Navy) ve Marine Hv. Kv. komutanlarından gelmiştir. Harekât yarıçapının kısa olması uçakları üzerinde taşıyan uçak gemisini harekât ortamında düşman sahiline yakın seyretmek durumunda bırakacak ve bu durum da uçak gemisinin emniyetini tehlikeye atacaktır. Marine Hv. Kv.için dizayn edilen STOVL (kısa kalkış dikine iniş) F-35B modelinin imalatında da bir çok problemlerle karşılaşılmıştır. Ayni şekilde Hv. Kv.için dizayn edilen pistlere iniş kalkışlı klasik tipin imalatında ortaya çıkan problemlerin giderilmesi ve ayrıca her üç modelin milyon rakamlarla ifade edilen yazılımlarının tamamlanması ve bunlarda meydana gelen hataların giderilmesi uzun yıllar almıştır.

Bilindiği gibi bir uçağa stealth özelliği kazandıran başlıca uygulamalardan biri uçağın gövde kuyruk ve kanadının tamamının radar dalgalarını emici RAM (Radar Absorbent Material) malzemeyle kaplanması diğeri yakıt ve mühimmat yükünün tamamının gövde içinde taşınması ve diğeri de uçağa verilecek uygun aerodinamik şekil ile uçağa ulaşan radar dalgalarının dağıtılarak radar görünme kesitinin (RCS-Radar Cross Section) en aza indirilmesidir. Ayrıca uçak motorunun termal ısı kabiliyetli yani ısıyı dışa vermeden soğutma kabiliyetli olması da stealth yeteneğini sağlayan özellikler arasındadır. Şimdi yukarıda sayılan bu stealth özelliklerden F-35'le ilgili hususlara baktığımızda F-35 uçağının Pratt&Whitney F135 turbafon motoru bildiğimiz standart turbofan motorlardan farklı özelliklere sahiptir. Bu motor kuru 28.000 libre thrust ve afterburner ile 43.000 libre thrustı ile dünyanın en güçlü ve mükemmel motoru olarak kabul edilmektedir. Motor ayrıca "Thermal Management Capacity" tabir edilen özelliğiyle egzosdan çıkan sıcak gazların soğutulduğu ve IR görüntüyü en aza indiren entegre "Stealth" kabiliyeti içeren özel bir tasarıma sahiptir. Bu motor radarların kullandığı elektromanyetik spektrum mikrodalga segmentindeki izlerini en aza indirmektedir. Bunun yanında motorun elektro optik kızılötesi (infrared) görünür ışık segmentlerini de azaltma özelliği bulunmaktadır. Uçağın stealth özelliğini sağlayan aerodinamik şekli hava alıklarının ve egsoz konisinin yapısı stealth özelliği için uygun tasarlanmıştır. Stealth özelliği sağlayan diğer özellik olarak uçağın tüm gövdesini kaplayan radar dalgalarını emici RAM (Radar Absorbent Material) malzemesiyle ilgili geçmişte uçağın Mach süratlerinde kuyruk kısmındaki RAM kaplamaların soyulması gibi problemlerle karşılaşılmış ancak ileri teknoloji RAM malzemeleri kullanılarak bu problemin çözüldüğü söylenmiştir.

F-35 uçaklarının Ağ Merkezli Harp ve Gelişmiş Sensörleri ( Network Centric Warfare) ile sadece bir savaş uçağı değil stratejik bir platform olması istenmiştir. Sahip olduğu AESA (Active Electronically Scanned Array) radarı da bugün bir savaş uçağında olması düşünülen en mükemmel bir radardır.

Ancak F-35 uçağı mükemmel sayılacak bütün bu özelliklerinin yanında tek motorlu olarak dizayn edilmiş olması sebebiyle uçuş performansı düşük bir muharip uçak olarak ortaya çıkmıştır. Eğer F-35 uçağı stealth özelliği taşıyan bir uçak olarak imal edilmeseydi; yani yakıt ve mühimmat yükünü gövde içi depolarında taşımasından kaynaklanan şişman bir görüntüye sahip olmasaydı yukarıda sayılan özellikleriyle bir muharip uçaktan istenen üstün performanslı bir uçak olacaktı. TIME dergisinin 25 Şubat 2013 tarihli sayısında çıkan F-35 uçağıyla ilgili makalenin bir paragrafında :"Neither the Air Force nor the Navy liked its stubby design" cümlesinde "Ne Hava Kuvvetleri ne de Deniz Kuvvetleri onun tombul görünüşünü beğenmediler" ifadesi yer alıyor. F-35 uçağının bu şişman görüntüsü dönüş yarıçapının geniş olmasına ve dönüş yarıçapı dar olan uçaklara karşı yaptığı hava muharebesinde (dogfight) başarısız olmasına yol açmıştır. Uçak tek motorlu olduğundan: A) Diğer 5'nci nesil çift motorlu uçaklara kıyasla harekât yarıçapı kısadır B) Taşıdığı silah yükleri diğer çift motorlu uçaklara kıyasla oldukça azdır. C) Sürati çekilen G miktarı akselerasyonu ve tırmanış sürati düşüktür.

Reklamdan sonra devam ediyor

F-35 uçağının uçuş performansındaki zayıf noktaları somut rakamlar kullanılarak diğer stealth uçakların performanslarıyla şöyle mukayese edilebilir:

· F-35 uçağının yüksek irtifada maksimum sürati 1.6 Mach iken; Rus Sukhoi SU-57 Japon F-3 ve Çin J-20 uçaklarının hepsi yüksek irtifada 2. Mach ve üzeri sürat yapabilmektedir.

· F-35 uçağı maksimum 7 G çekebilirken SU-57 F-3 ve J-20 uçakları 9 G çekebilmektedir. (Bizim F-16 uçaklarımızın da 9 G çektiğini hatırlayalım)

· F-35 uçağı gövde içi dahili silah yuvasında 2 adet hava yer mühimmatı taşırken SU-57 ve J-20 uçakları dahili silah yuvalarında F-35'in iki misli hava yer mühimmatı taşımaktadır.

· F-35A'nın harekât yarıçapı 584 deniz mili iken SU-57'nin 900 deniz mili J-20'nin 1.100 deniz mili yani F-35'in yaklaşık iki mislidir.

F-35 uçağının diğer stealth uçaklar Rus SU-57 ve Çin J-20 uçaklarına kıyasla yukarıda somut rakamlarla belirtilen performans düşüklükleri F-35 uçağının tek motorlu imal edilmesi SU-57 ve J-20 uçağının çift motorlu olmasından kaynaklanmaktadır. Kim ne derse desin Amerikalılar stealth kabiliyetli bir uçağı tek motorlu dizayn etmekle stratejik bir hata yapmışlardır. Bu stratejik hatayı taktik tedbirlerle düzeltmeleri de mümkün değildir. F-35 uçağının en büyük gücü başlangıçta stealth kabiliyetli bir uçak olmasıydı. Stealth kabiliyette bir uçağa sahip olmak isteyen ülkelerin amacı da harekât planlarında bu uçağı düşman radarlarının göremeyeceği düşüncesiyle taarruzi rolde kullanmak idi. Şimdi F-35 uçağı stealth özelliğini kaybedince geriye harekât yarıçapı kısa uçuş manevraları esnasında çekilen G miktarı düşük dönüş yarıçapı geniş düz uçuş ve tırmanış sürati düşük gövde içi dahili silah yuvasında taşıdığı mühimmat diğer stealth uçaklara göre yarı yarıya az şişman görünümlü bir uçak kalmıştır.

SONUÇ:

Berlin/Schoenefeld Airshow sırasında Alman HENSHOLDT firmasının ürettiği Twinvis radarıyla F-35 uçağının 150 kilometre takip edildiğinin açıklanması bu uçağı savaş ortamında stealth özelliğiyle taarruzi rolde kullanmayı planlayan ülkelerin kullanma konseptlerini yeniden değerlendirmek ihtiyacını doğuracaktır. Türkiye tam da bu safhada ABD ve F-35 kurucu ortak ülkelerin müşterek kararıyla F-35 programından çıkarılmıştır. ABD'nin Türkiye'yi F-35 programından çıkardığı tarihte kaleme alıp yayınladığım bir makalede de ifade ettiğim gibi ABD Türkiye'yi F-35 programından çıkarmış olmakla kim ne derse desin Türkiye'ye çok büyük bir iyilikte bulunmuştur. Böylece Türkiye baştan problemli doğan F-35 uçağından kurtulmuş olmaktadır. ABD Türkiye'yi F-35 programından çıkarma kararıyla sadece Hava Kuvvetlerimizin bir nesil boyu kısa harekat yarıçaplı az mühimmat yükü taşıyan diğer stealth uçaklara kıyasla düşük performanslı ve en önemlisi de ABD'ye %100 bağımlı bir muharip uçaktan kurtarmakla kalmamış; ayni zamanda yerli uçak sanayimizin ve yan kuruluşlarının geleceğe yönelik başarılarının önünü açmıştır. Şimdi Türkiye varını yoğunu ortaya koyarak bütün gücünü ve imkânlarını kendi Milli Muharip Uçağımızı yapmaya teksif etmelidir.

E- Posta: isarp56@gmail.com



https://www.aydinlik.com.tr/gorunmez-ucaklar-in-sonu-mu-geldi-ozgurluk-meydani-ekim-2019-3

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Ordularimizin kazandigi zafer sizin ve sizin ordularinizin zaferi icin yalniz zemin hazirladi...
Gercek zaferi siz kazanacak ve devam edeceksiniz ve mutlaka basarili olacaksiniz.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

122. TEOLOJI, ALLAH'INDAN AKLIN VE ZEKA ISIKLARININ BIR DUSMANI YAPAR

Ey tanribilimciler! Bize diyorsunuz ki; "Hakimlerin hikmetlerini, ariflerin arifliklerini donakalacak olcude saskinliga dusurmekten zevk alan bir Allah'in gozunde, insanlara gore delilik olan sey, hikmettir, bilginliktir". Ancak, insanin anlayisinin, zihin acikliginin bir Allah vergisi oldugunu da iddia etmiyor musunuz? Bu arifligin ve zihin acikliginin Allah'a hos gorunmedigini, gozunde, bunlarin delilikten baska bir sey olmadigini ve bu arifligin sasirtmak, hayrette birakmak istedigini soyleyerek, Allah'in, ancak zekasiz, anlayissiz insanlarin dostu oldugunu soyluyorsunuz. Akli basinda insanlara, gunun birinde, bu hain zorba tarafindan, destekleyenin acimasiz bir cezayla cezalandirilacagi vaat edilen kotu bir hediye verildigini bildiriyorsunuz. Pek garip degil midir ki; insan, anlayisin, kavrayisin ve sagduyusunun dusmani oldugunu ilan ederek ve ancak bunu yaparak Allah'inizin dostu olabilir.

- - - - - - - - - - - - -
Buyuk Birader seni izliyor.

George Orwell1984

- - - - - - - - - - - - -
Mutlak iman, mutlak guc gibi mutlak bicimde bozulur.

HOFFER,ERIC (1902-1983) ABD'li yazar ve isci lideri.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 

ÜMİT ZİLELİ: AKP’Lİ MECLİS ÜYESİ BİZE “O.ÇOCUĞU” DEMİŞ!. .




ÜMİT ZİLELİ: AKP'Lİ MECLİS ÜYESİ BİZE "O.ÇOCUĞU" DEMİŞ!. .



AKP'li Çorum Belediye Meclis üyesi Reşit Keleş biz Kemalistlere Cumhuriyetçilere çok ama çok kızmış!. .

Bizlerin Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 30 Ağustos Zafer Bayramı'na rastlayan Cuma Hutbesinde Atatürk ve silah arkadaşlarından o kahramanlardan tek bir sözcük ile söz etmemesine kızan eleştiren bu ülkenin evlatlarına Facebook hesabından hiç utanıp sıkılmadan aynen şöyle yazmış:

-Diyanet Kemalistlere göre hutbe yapacak… Diyanet Kemalistlere göre Fetva verecek… Müslüman Kemalistlere göre başını kapatacak… Müslüman Kemalistlere göre inanacak… Müslümanların helalini haramını Kemalistler belirleyecek… Buna laiklik diyeceğiz… Siz kimsiniz O. ÇOCUKLARI…

Bu muhterem yazdıklarından anlaşıldığına göre ne tarihi ne Kemalizmi ne İslamiyeti ne de Diyaneti pek iyi bilmiyor!… O yüzden de çok eksik çok az yazmış!. . Bu vesileyle bizleri ve onları burada anlatmak "farz" oldu!. .

-Yüzünün kızaracağını sanmıyorum ama hiç olmazsa bir şeyler öğrenir bir dahaki sefere böyle bayağı ve komik şeyler yerine daha tutarlı daha oturaklı sözcükler en azından insanca karşı çıkışlar bulur hiç olmazsa!. .

Bak efendi biz daha neler yapmışız!. .

Şimdi Keleş Efendi al eline kalemi not et bir bir…

– Biz Kemalistler mesela çok sevdiğiniz ardından ağlaştığınız haremini alıp İngilizlere sığınan onların Malaya zırhlısı ile kaçan Türk Milleti'ne "Sürü" kendisine de "Çoban" deyip Kurtuluş Savaşı sırasında Kuvayı Milliye'yi yok etmek için İstanbul'daki İngiliz Temsilcisi Sir Rumbold'dan silah ve para dilenen 36. Osmanlı Padişahı Vahdettin'e en hafifinden SOYSUZ deriz!. . Kemalistler tarafından defteri dürülmüştür…

– Biz Cumhuriyetçiler sen ve senin gibilerin ardından gözyaşları döktüğünüz yere göğe sığdırmadığınız; başta Büyük Devrimci Mustafa Kemal olmak üzere Kuvayi Milliyeci kahramanların idam fetvasını kaleme alan İskipli Atıf'la birlikte İslam Teali Cemiyetinikurup İngiliz uçaklarından atılan "Bu haydut sürüsünü öldüren cennetliktir" bildirilerini hazırlayan İngiliz Muhipler Cemiyeti üyesi vatanın kurtarılmasının ardından önce Yunanistan'a kaçan orada iki ayrı gazete çıkarıp Cumhuriyet'e ve kurucularına salyalar akıtarak küfürler bezenen "Allahım beni Türklükten azat et" yollu yazılar döşenen Cumhuriyetçiler'in gazabından kaçıp çok sevdiği Yunan'a sığınmıştır!. .

– Biz Atatürkçüler İngilizlerin desteğiyle isyan bayrağı açan şeriat maskesi altında İngilizlerin Musul-Kerkük planına bilerek alet olan Şeyh Sait ile tam da Hatay meselesi gündemdeyken Dersim İsyanı'nın fitilini ateşleyen İngiliz Dışişleri Bakanlığı'na gönderdiği Baytar Nuri'nin kaleme aldığı kendisinin "General" sıfatıyla parmak bastığı mektubunda "3 milyon Kürt himmetinize muhtacız" diyecek kadar soysuzlaşan Seyit Rıza'ya ALÇAK sıfatını uygun buluruz!. . Cumhuriyet güçlerince ezilmişlerdir…

Ülkesine sevdalı yurtsever ile suratına tükürülecekler!. .

Biz ülkesine sevdalı yurtseverlerin dedeleri Çanakkale'de Kurtuluş Savaşı'nda Sakarya'da Dumlupınar'da su içercesine şahadet içerken Bursa'da Yunan Başbakanı Gunaris'e "Bize altın verin sizin desteğinizde hükümet kuralım milliyetçileri bölelim" diye yaltaklanan Molla bozuntuları ile öbek öbek askerden kaçan haysiyet yoksunu korkakların Medreselerde besiye çektikleri oğlanların askere alınmaması için Konya'da bizzat Mustafa Kemal'e yalvaran softaların ve 100 yıl sonra bu ülkeyi ortaçağa döndürebilme uğraşı veren bu uğurda her türden yalana sahtekarlığa sarılan torunlarının yalnızca ve sadece suratlarına TÜKÜRÜRÜZ!. .

Bu Cumhuriyet kuran kurslarında imam hatip yurtlarında korunup kollanan dinci vakıflarda minnacık erkek ve kız çocuklarına tecavüz edilsin taciz edilsin diye kurulmadı… Biz Cumhuriyetçiler Kemalistler için bu şerefsiz tecavüzcülerin en ağır şekilde cezalandırmak TEŞHİR ETMEK dini nasıl kendi emellerine alet ettiklerini mütedeyyin insanlarımıza anlatmak için varız. Bu yalnızca görev değil varoluş nedenimizdir.

Biz Cumhuriyetçiler için Türk'ün son yurdu Misak-ı Milli sınırları içindeki bu vatan kutsaldır… Bu güzelim memleketin onurlu saygın bir devlet olmasının en temel koşulunun LAİKLİK olduğunu bilir bunun için her ahval ve şeriat altında dahi mücadeleyi görev biliriz…

Bu ülkeyi karanlığa teslim etmeye soyunan her kişi ve kurum çok doğal olarak bu ülkenin bu toplumun ve tabii biz yurtseverlerin de düşmanıdır!. . Bu Diyanet olmuş bir belediye meclisinde üye olmuş hiç fark etmez… Her zaman tarih boyunca öyle olmuştur efendi… İnsanlıkla bağnazlık yobazlık hep savaşmıştır… Zaman zaman "Fetret devirleri" de yaşanmıştır doğal olarak… Ama sonunda hep yurtseverler kazanmıştır… Kurtuluş hep onların omuzları üzerinde yükselmiştir… Bir diğer deyişle:

– İt hep üreyecek kervan ise hep yürüyecektir!. .

Anladın sen onu efendi!. .

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/umit-zileli/akpli-meclis-uyesi-bize-o-cocugu-demis-5313754/



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Butun dunya bilsin ki benim icin bir yandaslik vardir Cumhuriyet yandasligi dusunsel ve toplumsal devrim yandasligi.
Bu noktada yeni Turkiye toplulugunda bir bireyi bunun disinda dusunmek istemiyorum.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

53. BIR TANRISAL LUTUF A, SONSUZ IYI VE KUDRETLI BIR ALLAH'A INANILMAZ

"Allah nimet ve ihsanlarinin mutasarrifi degil midir? Kendi malini istedigi gibi kullanmakta ve tasarrufta ozgur degil midir? Malini geri isteyemez mi? Hareket ve durusunun hesabini sormaya yaratiklarinin hicbir hakki yoktur. Kudretindeki eserleri istedigi gibi kullanabilir. Olumlulerin mutlak hukumdari oldugu icin keyfinin istedigi gibi mutluluk ya da felaket dagitir. "

Yaptigi kotulukler nedeniyle bizi avutmak ve gonul almak icin ilahiyatcilarin bize yaptigi aciklama budur. Onlara sunu soylerim: iyilik ve nimetleriyle sonsuz olan bir Allah'in tasarrufu olmaz, belki aklin geregi olarak, iyilik ve nimetlerini yaratiklarinin uzerine sacmaya zorunlu olur. Onlara derim ki, gercekten iyiliksever bir varlik, iyilik yapmaktan, hayir yapmaktan cekinmede kendisinde hak bulmaz. Gercekten comert olan bir kimse, verdigini geri almaz, bunu yapan herkesin tesekkur beklememesi gerekir; ve nankorler vucuda getirdiginden dolayi sizlanmaya, yakinmaya hakki yoktur.

Bu Allah'la insanlar arasinda karsilikli bir anlasma ve yukumlulukler varsayan din ile, ilahiyatcilarin Allah'a atfettikleri zorba ve garip yaratilis nasil birlestirilebilir? Eger Allah'in, yarattiklarina karsi hicbir borcu, hicbir gorevi yoksa, yaratiklarin da Allah'a karsi hicbir borcu, hicbir gorevi olmayabilir. Her din, "bana uyunuz, beni seviniz, bana ibadet ediniz, ben de sizi mutlu edecegim" dedigi varsayilan tanrisalliktan insanlarin beklemekte kendilerini hakli zannettikleri mutluluk uzerine kuruludur. Insanlar da "Bizi mutlu ediniz, sozlerinize sadik kaliniz, biz de sizi sevecegiz, yasalariniza uyacagiz" diyor. Yarattiklarinin mutlulugunu ihmal etmekle, teveccuh ve iltifatlarini keyfi olarak dagitmak ve armaganlarini geri almakla, Allah, her dine "temel" hizmetini goren anlasmayi bozmuyor mu, yirtmiyor mu? Ciceron hakli olarak, "Allah insana kendisini sevdirmezse onun Allah'i olamaz" demisti. Tanrisalligi iyilik olusturur; bu iyilik ancak insanin hissettigi mutluluklarla ortaya cikar, insan mutsuz olur olmaz bu iyilik ve onunla birlikte tanrisallik da yok olur; sonsuz bir iyilik ne taraf tutucu, ne de ayricalikci olabilir. Eger Allah sonsuz iyiyse butun yarattiklarini mutlu etmelidir.

Sinirsiz ve sonsuz bir iyilik fikrini yok etmek icin tek bir mutsuz yeterlidir.

Sonsuz iyi ve guclu olan bir Allah'in ulkesinde tek bir insanin sikinti icinde olmasini havsala alir mi? Sikintili olan bir hayvan, bir peynir kurdu dahi, tanrisal lutfa, Allah'in sonsuz iyiliklerine karsi, yenilmeyen, itiraz kabul etmez kanitlar olurlar.

Ilahiyatcilara gore, bu dunyanin keder ve acilari, suc isleyen insanlarin ilahiyat katindan uzerlerine cektikleri ve hak ettikleri cezalardir. Ancak insanlar nicin sucludur? Eger Allah her seye kadir ise, "Bu dunyada her sey duzen ve intizam uzerine bulunsun, butun uyrugum, iyi, masum, her kusurdan ve gunahtan arinmis olsun, mutlu olsun!" demek, onun icin "Her sey olsun!" demekten daha mi masraflidir? Daha mi cok zahmetlidir? Bu kadar mutlak guclu olan Allah'in, eserini noksan ve kusurdan arinmis olarak vucuda getirmesi, bu kadar kusurlu, bu kadar kotu yapmasindan daha mi zordu? Insanlarin yoklugu ile mutlu ve bilgili olarak var olmalari arasindaki boyut, insanlarin yokluguyla budala ve sefil olarak var olmalari arasindaki boyuttan daha mi fazlaydi?

Din bize bir cehennemden, yani Allah'in sonsuz kerem, lutuf ve iyiligine ragmen, insanlarin pek cogu icin sonsuz izdiraplar sakladigi mahpesten, sonsuz acilar veren yerden soz ediyor. Dolayisiyla, insanlari bu dunyada pek mutsuz kildiktan sonra, Allah'in onlari ahirette daha cok mutsuz kilabilecegini dolayli olarak anlatiyor. Bu duruma karsi, "O zamanda, Allah'in iyiligi yerine adaleti gecer" diyerek isin icinden cikiyorlar. Ancak bir buyuk ki, en korkunc eziyete yer verir; o sonsuz degildir, sonsuz bir iyilik degildir. Ote yandan sonsuz kotu olan bir Allah'a, degismez bir varlik gozuyle bakilabilir mi? Merhametsiz bir kahirla, gazapla dolu olan ve bir adi da kahhar (batinci yok edici) olan bir Allah, kendisinde, merhametin, ayirt etmeksizin herkesi korumanin (rahmanulrahimligin) ve iyiligin, "golgesi" olsun bulunabilen bir Allah midir?

- - - - - - - - - - - - -
Onemli olan yasamak degildir, basarmak hic degildir.
Onemli olan insan kalmayi bilmektir.

George Orwell

- - - - - - - - - - - - -
Seytan, amacini desteklemek icin kutsal kitaplardan alinti yapabilir.

SHAKESPEARE,WILLIAM (1564-1616) Ingiliz oyun yazari ve sair.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/