1 Mart 2020 Pazar

"HALKIMIZ GEÇİNEMİYOR PEKİ DÜZENİN BEKÇİLERİ NE YAPIYOR?"




"HALKIMIZ GEÇİNEMİYOR PEKİ DÜZENİN BEKÇİLERİ NE YAPIYOR?"

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul İl Örgütü AKP iktidarının izlediği politikalardan dolayı geçim sıkıntısı nedeniyle artan toplu intaharlara ve diğer yandan da Saray bütçesinin artırılmasına Giresun Eynesil'de şüpheli ölümü aydınlatılmayan Rabia Naz'ın babası Şaban Vatan'ın ve gazetecilerin gözaltına alınasına işsizlikteki rekor artışlara karşı eylem düzenledi.

16 Kasım 2019 Cumartesi 17:37

Kadıköy Süreyya Operası önünde düzenlenen eyleme TİP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş da katılırken eylemde TİP Kadıköy İlçe yöneticilerinden Melis Akyürek tarafından basın açıklaması okundu.

Açıklamada "AKP iktidarı altında 18 yıldır süren adaletsizlik sömürü yalan ve talan düzeninin tüm faturası artık iyiden iyiye artan yoksullukla birlikte emekçi halka çıkarılmak isteniyor. Sarayın itibarından tasarruf etmeyen iktidar tasarrufu halkın sırtına yüklüyor. Kamu harcamalarında kısıtlamaya giderken diyanet güvenlik ve saray bütçesini arttırıyor" vurgusu yapıldı.

İşte Türkiye İşçi Partisi tarafından yapılan açıklamanın tam metni

Basına ve kamuoyuna;

AKP iktidarı altında 18 yıldır süren adaletsizlik sömürü yalan ve talan düzeninin tüm faturası artık iyiden iyiye artan yoksullukla birlikte emekçi halka çıkarılmak isteniyor. Sarayın itibarından tasarruf etmeyen iktidar tasarrufu halkın sırtına yüklüyor. Kamu harcamalarında kısıtlamaya giderken diyanet güvenlik ve saray bütçesini artırıyor.

Geçtiğimiz 10 gün içerisinde 1 babanın ve 3 ailenin "Geçinemiyoruz" diyerek hayatlarına son vermelerine tanık olduk. Ödenemeyen kiralar kredi borçları ve işsizlikle boğuşan temel besin ihtiyaçlarını bile karşılayamayan çocuklarının ve kendilerinin geleceğini göremeyen emekçiler çareyi hayatlarına son vermekte buldu. Fatih'te 4 kardeş Antalya'da 4 kişilik bir aile yanıbaşımız Yeldeğirmeni'nde bir baba ve Bakırköy'de yine 4 kişilik bir başka aile...

Ancak ne yazık ki bu örnekler birden ortaya çıkmadı. Biraz geriye baktığımızda çocuğuna okul kıyafeti alamadığı için intihar eden çocuğunu hastaneye yetiştiremediği için cenazesini çuvalla kilometrelerce taşımak zorunda kalan baba üşüyen çocuklarını saç kurutma makinesiyle ısıtmaya çalışıp arka odada intihar eden anne görüyoruz! Bugün maaşını alamadığı için bedenini ateşe veren emekçi iş bulamadığı için meclisin çatısına çıkan işçi yıllarca atama bekleyen öğretmenler doktorlar EYT'liler görüyoruz.

Emekçiler çaresizlik içinde kıvranırken onlar Saray'dakiler düzenin bekçileri ne yapıyor peki? Kanser ilaçlarını alamadığı için destek isteyen Dilek'in cebine sadaka verir gibi para sıkıştırıyor geçinemedikleri için intihar eden 4 kardeşin elektriğini kesiyor yoksulluğu değil siyanürü konuşuyor pazar fiyatlarını soran halkı "Bir mermi kaç para sen biliyor musun?" diye azarlıyor. Bir yanda doğayı sömürerek memleketin altını boşaltırken diğer yanda üstünde yaşayan emekçilerin ceplerini boşaltıyor onları sömürüyor. Yetmiyor art arda gelen intiharları konuşurken yandaşlar pişkince "intiharların nedeni ekonomi değil ekonomimiz iyi" diyor.

İktidar bir çocuğun cinayetini aydınlatamazken adalet arayan baba Şaban Vatan'ı 'akıl hastası' diye yaftalıyor; olmuyor tehdit ediyor gözaltına alıyor tutuklamaya teşebbüs ediyor. Yandaş olanlar devletin tüm imkanlarıyla iktidar borazanlığı yaparken yandaş olmayan halka gerçeği sunmaya çalışan gazeteciler hemen hemen her gün tutuklanıyor.

Halkın önemli bir kısmının açlık sınırında ya da açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildiği işsizlik oranlarının en yüksek seviyeye ulaştığı gençlerin okurken bile çalışmak zorunda bırakıldığı mezunların işsizlikle imtihan edildiği bu dönemde emekçiler gençler kadınlar işçiler kardeşlerimiz: Bilin ki çaresiz değiliz! Bu çaresizliğe kesinlikle mahkum değiliz! Geleceğimiz emeğini alınterini ortaya koyan bizlerin omuzlarında şekillenecek ve biz bir kişi daha eksilmeyeceğiz. Gücümüzü haklılığımızı dün Gezi'de gördük bugün tüm dünyada ayağa kalkan emekçi halkların iradesinde görmeye devam ediyoruz.

Ve onlar da bilsinler ki: Geleceksizliğe yoksulluğa adaletsizliğe ölüme layık gördükleri üzerinde tepinerek sömürerek zenginleştikleri ömürlerinden alıp kendi ömürlerine kattıkları çocuklarından alıp kendi çocuklarına yedirdikleri bu halk onlara hak ettiği dersi verecektir.

Türkiye İşçi Partisi

İstanbul İl Örgütü

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1702484/halkimiz-gecinemiyor-peki-duzenin-bekcileri-ne-yapiyor.html

================================

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Siyasi askeri zaferler ne kadar buyuk olurlarsa olsunlar ekonomik zaferlerle taclandirilmazlarsa meydana gelen zaferler devamli olamaz az zamanda soner.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

87. DUNYADA ZORBALARDAN DAHA IGRENC HAYVAN YOKTUR

Bize temin ederler ki; insan ruhu basit bir cevherdir.

Ancak ruh bu kadar basit olsaydi, insan turunun tum bireylerinde tumuyle ayni icerikte ortaya cikmasi gerekirdi; bu bireylerin ayni akil yetisine sahip olmasi gerekirdi.

Bununla birlikte, is boyle olmuyor; insanlar, yuz cizgileri kadar dusunce ve anlayis nitelikleriyle de birbirlerine benzemezler. Insan turu arasinda, bir at ya da itle bir insan arasindaki fark kadar farklar gosteren bireyler vardir. Bazi kimseler arasinda hangi uyumu ya da hangi benzerligi buluyoruz? Bir Locke'nin, bir Newton'un dehasiyla bir koylunun, bir "Hotanto"nun, bir "Lapon"un kafasi arasinda pek cok ve adeta sonsuz fark ve uzaklik bulmuyor muyuz? Insan, oteki hayvanlardan, ancak organlarinin farkiyla ayrilir ve bu organizasyon farki, hayvanlarin yapamadigi bazi seyleri olusturmaya, insani yetenekli kilar. Insan turu bireylerinin organlari arasinda gozle gordugumuz fark, akil yetisi olarak adlandirdigimiz farki bize aciklamaya yeterlidir. Bu organlardaki cesitli duzeylerdeki inceligin, kan sicakliginin, akici sivilarin hizinin, telciklerin ve sinirlerin yumusaklik ve sertliginin, insanlarin ruhlari arasinda gorulen sonsuz cesitliligi zorunlu olarak olusturmasi gerekir.

Pratik, aliskanlik ve egitim sayesindedir ki, insan zekasi gelisir ve kendisini cevreleyen yaratiklarin ustune cikmayi basarir. Kultursuz ve deneysiz insan, hayvan kadar akil ve beceriden yoksun bir yaratiktir. Bir ahmak; organini guclukle harekete geciren, dimagi zorlukla harekete gecirilen, kani yavas dolasan bir insandir. Zeki bir adam; organi uysal olan, kolay isleyen, hizla hisseden, dimagi cabuk harekete gecen bir adamdir; organlari ve dimagi, bircok bilgiyle kendisini mesgul eden konular uzerinde uzun sure calismis bir kimsedir.

- - - - - - - - - - - - -
Olumluyu olumsuza yeglerim.
Oynadigimiz oyunda kazanmak soz konusu degil.
Ama bazi yenilgiler otekilerden daha iyidir.

George Orwell

- - - - - - - - - - - - -
Sekulerizmde gizem, maskaralik, rahipler, seremoniler, sahtelik, mucize ve cezalandirma yoktur.

Kir zambaklarinin nasil buyudugune kafa yorar, yarin icin kaygilanir.
Butun dunyaya sunu soyler Yiyebileceginizi, icebileceginizi ve giyinebileceginizi unutmayin; (Matta Incili, 625-34 arasindaki ayetlere gonderme yapiyor "Ne yiyip ne icecegiz?' diye caniniz icin, Ne giyecegiz?' diye bedeniniz icin kaygilanmayin ... Giyecek konusunda neden kaygilaniyorsunuz? Kir zambaklarinin nasil buyudugune bakin! Ne calisirlar, ne de iplik egirirler ... O halde yarin icin kaygilanmayin." (c.n.) ) zevk alabileceginizi unutmayin; istemeyebileceginizi unutmayin; verebileceginizi ve asla ihtiyac duymayabileceginizi unutmayin.
INGERSOLL,ROBERT G. (1833-1899) ABD'li hukukcu ve hatip.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 

VEYSEL BOĞATEPE* : “ABDULLAH GÜL’ÜN OVAL OFİS PORTRESİ”



VEYSEL BOĞATEPE* : "ABDULLAH GÜL'ÜN OVAL OFİS PORTRESİ"

*kişisel Facebook hesabından yaptığı bu paylaşımda başlıklı bir yazısına yer verdi.

Boğatepe yeni kitabından bir bölümünden alıntı yaptığı yazısında Abdullah Gül hakkında Amerikan kriptolarında yer alan ifadeleri paylaştı.

Yazar ABD'nin bölge çıkarlarını koruyabilmek için Abdullah Gül ile sürekli irtibat halinde çalıştığını ifade etti.

Veysel Boğatepe'nin yazısında yer alan o kısımlardan satır başlıkları:

ABDULLAH GÜL'ÜN YÜZÜNDEKİ KALIN ÖRTÜYÜ GÖRECEĞİZ

Abdullah Gül'ün gerçek portresine geçmeden evvel onun öne çıkan en belirgin özelliğinin "mütevazi uzlaşmacı sempatik" olduğunu ve çoğunluğun onu bu yönüyle değerlendirdiğini hatırlatmakla başlayalım. Aslında haksız da değiller fakat mütevaziliği uzlaşmacılığı sempatikliği onun gerçek yüzünü kimliğini kapatan en kalın örtüdür. İşte bu yazımızda Abdullah Gül'ün yüzündeki bu kalın örtüyü aralayacak ve altından nelerin çıktığını birlikte göreceğiz.

GÜL'ÜN PORTRESİNİ KRİPTOLARDAN TEYİT EDECEĞİZ

Kuşkusuz birçoğumuz gibi Gül'ün de bir biyografisi var ve istenildiği zaman ulaşmak mümkün ancak bu çalışmamda Amerikan kriptolarındaki Abdullah Gül biyografisine bakacağız. Bu çalışmada aynı zamanda içeriden bakılan Abdullah Gül ile dışarıdan bakılan yani Amerikan bakış açısıyla iki farklı Abdullah Gül portresine yer vererek hangisinin gerçek hangisinin sahte olduğunu yine Amerikan kriptolarından teyit edeceğiz. Kriptolarına yansıyan Abdullah Gül biyografisini Amerikan bakış açısıyla "Oval Ofis Portresi" olarak okuyacağız.

CAMBAZ LAKAPLI GÜL'ÜN YÜZÜNDEKİ MASKE VE GERÇEK KİŞİLİĞİ

Öncelikle ABD'nin Beyaz Saray'ı ziyaret edecek olan Cumhurbaşkanı başbakan gibi üst düzey bürokratlar hakkında o ülkedeki konsoloslukları büyükelçilikleri CIA elemanları yerli işbirlikçileri aracılığıyla ailesinden tutunda hırslarına zaaflarına kadar geniş çaplı istihbarat çalışması yaptıklarını elde edilen bilgilerden o kişiye ait bir karakteristik portrenin çıkartılarak Washington'a gönderildiğini hatırlatalım. İşte bu portre söz konusu kişiye nasıl davranılması gerektiğinden tutun da nasıl bir üslubun kelimelerin kullanılması gerektiği konusunda belirleyici olur. ABD kriptolarında "ABD yanlısı" olduğu teyit edilen ve yine ABD'nin "Cambaz" lakabını taktığı laik cumhuriyetçilerin bile uzlaşmacı demokrat sempatik bulduğu Abdullah Gül'ün yüzündeki bu maskelerin yazıyı okudukça düştüğünü görecek ve gerçek kimliği kişiliğiyle tanışacaksınız.

Yeni bir parti kuracağı ve hatta Saadet Parti'sine katılarak yeniden siyasete dönme manevraları yapan Abdullah Gül'ün Oval ofise ulaştırılan biyografisinden başlayarak görev yaptığı dönemleri mercek altına alalım ve sahne arkasında / önünde nasıl iki farklı Abdullah Gül portesi çizdiğini hep birlikte görelim.

TORNACININ İYİ İNGİLİZCE KONUŞAN OĞLU

Amerikan kriptolarında yer alan bu ifade Abdullah Gül'ün Oval ofisteki biyografisini özetleyen en önemli detaydır. Gül hakkında yazılan en eski kripto ise AKP'nin seçimi kazanmasından 13 gün sonra yani 16 Kasım 2002'de kaleme alınmış. Bu kriptodan iki gün sonra da Gül 18 Kasım 2002'de 58. Hükümeti kurdu. R. Tayyip Erdoğan siyasi yasaklı olduğu için Gül tarafından kurulan 58. hükümetin başına Erdoğan'ın gelmesi için Deniz Baykal'ın da dahil olduğu türlü entrikalar çevrildi ve dört ay içinde Erdoğan'ın siyasi yasağı kaldırılarak 11 Mart 2003'te Gül görevini Erdoğan'a teslim etti. Bu kısa hatırlatmadan sonra asıl konumuz olan Abdullah Gül'ün portresine geçelim ve Amerikan kriptolarından teyit ederek bu konudaki sır perdesini kaldıralım.

ABD Büyükelçiliği Baş Müsteşarı Robert S. Deutsch'nin kaleme aldığı Büyükelçi W. Robert Pearson'nun onayladığı 16 Kasım 2002 tarihli "kişiye özel" ibareli bu kripto aynı zamanda Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in hükümeti kurma görevini Abdullah Gül'e verildiğini duyuran kriptodur. Abdullah Gül'ün başbakan olmasından hemen sonra yazılan bu kriptoda Gül'ün portresini özetleyen kısa bir biyografi hazırlanmış. Tornacının oğlu Abdullah Gül hakkında yapılan istihbarat çalışmaları sonrasında elde ettikleri bilgileri Washington'a rapor eden Robert Deutsch'ın aktardığı bilgileri olduğu gibi aktarıyorum:

RAPORDA ABDULLAH GÜL BİYOGRAFİSİ ŞU ŞEKİLDE YER ALDI

(…) Abdullah Gül 1950'de Anadolu'nun göbeğinde Kayseri'de yoksul fakat dindar bir işçi sınıfı ailesinin çocuğu olarak doğdu. Babası torna tezgâhtarıydı. İst. Ünv. İktisat Fakültesinden mezun oldu. Sakarya Ünv. Endüstri Mühendisliği doçenti olarak görev yaptı. 1980'lerde Cidde'de İslam Kalkınma Bankasında iktisadi uzman olarak çalıştı. 1991'de Necmettin Erbakan'ın İslamcı Refah Partisinden parlamentoya girdi. 1996-1997'de Erbakan liderliğindeki hükümette dış politikadan sorumlu devlet bakanı olarak görev yaptı. (Esasen Refah'ın koalisyon ortağı dışişlerinde Tansu Çiller'e olan güvensizliği nedeniyle hükümet içi bir gölge dışişleri bakanıydı. ) Refah'ın yasaklanmasından sonra kurulan Fazilet Partisinde yine Erbakan'ın yanındaydı. Ancak daha sonra reformcu bir hareket başlattı ve Erbakan'ın bizzat aday gösterdiği Recai Kutan'a karşı genel başkanlık için doğrudan bir yarışa girdi ve az bir farkla kaybetti. 2001'lerde Ak Partiyi kuranlardandı. Arapça ve akıcı İngilizce konuşuyor. Evli üç çocuklu. "

GÜL ERBAKAN'IN AJANI OLARAK NOT EDİLMİŞ

Abdullah Gül hakkında bu ve benzer biyografilere ulaşmak mümkün olsa da sahne arkasındaki Abdullah Gül hakkındaki gerçekler pek de bilinmemektedir. Dikkat edilecek olursa biyografi de önemli bir ayrıntı hemen fark edilecektir. Gül'ün koalisyon hükümetinde gölge bakan yani Erbakan'ın "ajanı" olarak görev yaptığı not edilmiştir. ABD / Gül ilişkilerinde Gül'e verilen görevlerin yerine getirmesi için motive edildiği başarısız kaldığı durumlarda ise Gül'ün ABD'den özür dilediği veya başka şekilde telafi etme girişimlerinde bulunduğu en dikkat çeken ayrıntılar arasında yer alıyor. Pearson Gül'ün ABD zihniyeti ve dış politika konusunda mükemmel bir kavrayışa sahip olduğunu ileri sürerek ABD'nin bölge çıkarlarını koruyabileceğini ve bu konuda ABD stratejilerini önerilerini kabul edebilecek bir ideolojiye sahip olduğu hatırlatmasında bulunuyor. Ayrıca yıllarca Refah ve Fazilet partisi içinde de-facto (fiilen) bir sözcü gibi hizmet verdiği İslamcı muhatapları tarafından mantıklı açık görüşlü olarak değerlendirildiği de not olarak düşülüyor.

TÜRKİYE'NİN DÖNÜŞÜMÜ İÇİN ABDULLAH GÜL UYGUN BULUNUYOR

Pearson'un not olarak düştüğü bu önemli ayrıntılar Abdullah Gül'ün içinde bulunduğu İslami sözüm ona muhafazakâr harekete karşı bile sinsi bir politika izlediğine işaret etmektedir. ABD'nin yakın ilişkide olduğu kişilerin başında gelen Gül'ün Türkiye'nin İslami başörtüsü takan kadınların toplumun tam katılımcıları olarak kabul etmesi gerektiği konusundaki inancında samimi olduğuna dikkat çekilirken eşi Hayrünnisa'nın AİHM'e açtığı davaya da yer veriliyor. Gül'ün bakış açısıyla sivil-asker ilişkilerinin de analiz edildiği kriptoda asker-sivil arasındaki dengesizliğin giderilebilmesi gerektiğine inancının da tam olduğunun altı çiziliyor. Kısacası ABD'nin Türkiye'de uygulamaya koyduğu dönüşüm projesi için Abdullah Gül'ün uygun güvenilir birisi olduğunu üzerinde ısrarla duruluyor. Abdullah Gül'ün ABD'li diplomatla gerçekleştirdiği özel bir sohbette asker-sivil ilişkisine dair aktardığı bilgi kriptoya şu şekilde yansıyor:

GÜL İÇİN ABD ANKARA BÜYÜKELÇİSİ BİR YAZI KALEME ALIYOR

Gül'ün reformdan kastı ABD'nin çıkarları doğrultusunda Türkiye'nin dönüştürülmesiydi. Daha net ifadeyle Türkiye'yi istikrarsızlaştırma projesinin üzerine Gül'ün de dediği gibi "reform" örtüsü atılarak uygulamaya konulmuştu. Bu kriptodan 6 gün sonra yani 22 Kasım 2002'de ikinci bir telgraf Ankara Büyükelçisi siyasi müsteşar vekili Nicholas Kass tarafından kaleme alınıyor. Gül'den ziyade ailesi hakkında bilgiler içeren bu kriptoya ise "Yeni Türk Başbakanı Abdullah Gül'ün Ailesi" başlığı atılmış ve "KİŞİYE ÖZEL" ibaresi düşülmüş. Erdoğan'ın İslam etkisindeki AK Partinin iki numaralı adamı Abdullah Gül'ün bir demokrat siyasi reformcu bununla birlikte İslam'ı ciddiye alan bir ailenin reisi olduğu ve ahlaki eğilimlerini dışa vurduğuna dikkat çekilen bu kriptodan yalnızca Gül'ün değil eşi Hayrünnisa'nın da ABD'li diplomatlarla görüştüğünü öğreniyoruz. Hayrünnisa Gül'ün Türkiye hakkında ABD'li diplomata neler söylediğini önce kriptodan okuyalım:

HAYRÜNNİSA İÇİN DE RAPOR HAZIRLANMIŞ

(…) Gül'ün eşi Hayrünnisa ve üç çocuğu başbakanın kuvvetli Müslüman inancını paylaşıyor ve dışa vuruyorlar. 40'lı yaşlardaki bayan Gül İslami başörtüsü takıyor. Genç 16 yaşında evlenen Hayrünnisa birçok elit Türk tarafından tipik bir örtünen evli Müslüman kadın olarak algılanabilir. Ancak ağırbaşlı olmakla birlikte muhafazakâr ama şık kıyafetlerinin gösterişli fakat zevkli mücevheratının ve Kemalist adaba kafa tutma konusundaki çelik kararlılığın yansıttığı bizatihi dikkat çekici bir varlığı var.

GÜL NEREDEYSE AMERİKAN KRİPTOLARININ TAMAMINDA YER ALIYOR

Abdullah Gül neredeyse Amerikan kriptolarının tamamında yer alıyor. AKP'nin kuruluşundan itibaren aldığı görevleri boyunca -ki özellikle de dışişleri bakanı olduğu dönemde Dışişleri Bakanlığı'nı adeta ABD'nin casus yuvasına dönüştürmüştür. Kendisine bağlı olan dışişleri yardımcısı Ali Tuygan dışişlerinde görevli Oğuz Çelikkol Dışişleri sözcüsü Namık Tan dışişleri Ortadoğu başkanı Sedat Önal gibi isimlerden bir istihbarat ağı kurmuş ve Öcalan'ın teslim edilmesiyle bozulan Türkiye-Suriye ilişkilerinin yeninden kurulması için aktif olarak çaba gösteren Necdet Sezer'in bu konuda gerçekleştirdiği görüşme ve toplantılarını işte bu kişiler aracılığıyla ABD'nin Ankara büyükelçiliğine ABD'li diplomatlara ve siyasi müsteşarlara sızdırarak sabote etmeye çalışmıştır.

GÜL'ÜN ABD'NİN BÖLGE ÇIKARLARINI DESTEKLEYEN İSİMLERDE LİSTEDE YER ALDI

Başta Barzani ile yaptığı PKK görüşmeleri de dahil olmak üzere ABD'nin isteği üzerine gerçekleştirdiği resmi-gayri resmi tüm görüşmelerini yukarıda isimlerini verdiğimiz kişiler aracılığıyla ABD'li diplomatlara ulaştırmıştır. ABD'nin Ortadoğu planının olmazsa olmazı "Suriye'yi yalnızlaştırma" planında Gül aktif rol almış ve hatta ABD'nin istihbarat elemanı gibi çalışmıştır. Gül'ün Suriye ziyaretini planlayan da ABD'dir. Bağdat'ta Celal Talabani ve Mesut Barzani ile buluşan Gül Suriye'den dönüşte ABD'ye PKK konusunda istihbarat bilgileriyle gelmiş ve bu bilgileri Bu kriptoda ayrıca Abdullah Gül'ün de dahil olduğu ABD'nin bölge çıkarlarını destekleyen isimlerin listesi de yapılmıştır.

İşte o liste:

Dönemin Başbakanı Abdullah Gül Genelkurmay 2. Başkanı Hilmi Özkök Kanal 7 Haber sunucusu Akif Beki Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Nüzhet Kandemir Tercüman Gazetesi yazarı Hasan Celal Güzel MHP'li eski devlet Bakanı Şevket Bülent Yahnici.

ABDULLAH GÜL İKİ FARKLI PROFİL ORTAYA KOYMAKTADIR

Abdullah Gül hakkında vermiş olduğum bu özet bilgi iki farklı profili ortaya koymaktadır. ABD'nin siyasi müsteşarının deyimiyle Abdullah Gül AKP'nin kuruluşundan itibaren görev aldığı başbakanlık dışişleri ve cumhurbaşkanlığı döneminde sahne arkasından ABD çıkarları için çalışmış ve uzlaşmacı sempatik objektif demokrat gibi kendisinde olmayan vasıfları maske olarak kullanarak kamuoyunu manipüle etmiştir. Gül yalnızca sözüm ona kendisine muhalefet edenleri değil içinde bulunduğu hareketi de bu maskelerle kandırmış aldatmıştır.

FETÖ GAZETESİ ZAMAN'IN ESKİ YAZARI FEHMİ KORU VE AHMET DAVUTOĞLU

Yazıyı sonlandırmadan evvel Gül ile ilgili önemli bir ipucu daha vereyim. Gül'ün etkilendiği iki önemli isim vardır. Bunlardan birisi bir dönem Fethullah'ın yayın organlarından Zaman gazetesinde yazan 2013 yılında Ergenekon sürecinde "Akil Adamlar" arasında yer alan ve şu an Star Gazetesinde Taha Kıvanç lakabıyla yazan Fehmi Koru diğeri ise Abdullah Gül'e dış politikada baş danışmanlık yapan Ahmet Davutoğlu'dur. Bugün Gül'ün yeniden siyasete dönme girişimlerinin ardında yine ABD vardır.

GÜL YENİ PARTİDE YANINA AHMET DAVUTOĞLU'NU DA ALACAKTIR

Çünkü AKP ile Ortadoğu planından bir hayli yol alan küresel emperyalizm artık Erdoğan'ı kontrol etmekte zorlanıyor. Bu da BOP'un tehlikeye girmesi anlamına geliyor. O nedenle Gül ve nüvelerini yeni bir çatı altında toplayarak ve sahaya sürerek AKP'yi oyun dışına atmayı planlıyor. Şayet Gül yeniden siyasete dönecek olursa en başta Ahmet Davutoğlu'nu da yanına alacaktır. Fehmi Koru ise siyasetin içinde yer almasa bile yazdığı gazeteden eskiden olduğu gibi Abdullah Gül'e yol gösterip strateji konusunda yardımcı olacaktır. ABD diplomatlarınca çıkartılan Abdullah Gül'ün "Oval Ofis Portresi" onun kimlik ve kişiliği hakkında tüm gerçeği tartışmasız bir şekilde ortaya koymuştur. '

https://www.siyasetcafe.com/abdullah-gul-amerika-raporunda-ajan-olarak-belirtildi-48862h.htm

Bu bir OdaTV haberi aslında. Ancak, zannediyorum son günlerde yaşanan siber saldırılara hedef oldukları için OdaTV domain hostingini yapan şirket erişim denetimlerini sıkılaştırmış.

Ve halen ulaşamayorum.


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Yurtta sulh cihanda sulh.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

81. INCIL'DE "YEHOVA"YA ATFEDILEN SUREKLI KURTARMA VE IMHALAR HEP ZALIM VE BARBAR BIR TANRI GEREKTIREN TUHAF VE GULUNC UYDURMALARDIR

Babalarinin isledigi isyan ve gunahlardan dolayi, haberleri olmaksizin suclanan insan turuyle barismasi icin sucsuz ve gunah isleme gucu olmayan oz oglunu oldurten bir Allah'a inanmalari kendilerine onerilen Hiristiyanlar, tanrisal adalet hakkinda ne tuhaf fikirler edindiler! Uyrugunun isyan etmesinden sonra kendi ofkesini yumusatmak icin, isyanla hicbir ilgisi bulunmayan veliahtini oldurmekten baska care bulamayan bir hukumdar hakkinda ne deriz? Hiristiyan diyecek ki, "ilahi adaletini bizzat hosnut edemeyen uyrugu hakkindaki iyiliklerinin sonucu olarak, Allah, oz oglunun olmesine razi oldu". Ancak bir babanin yabancilar icin iyiligi, evladi icin gaddar ve barbar olma hakkini kendisine vermez, ilahiyatin Allah'ina yukledigi ozellikler ve nitelikler, her an birbirini ortadan kaldirmaktan, her an birbirini bozmaktan baska bir sey yapmiyor.

Tanrinin olgunluklarindan, ozelliklerinden birinin uygulanmasi hep oteki olgunlugunun, oteki ozelliginin zararina oluyor.

Tanrisal adalet hakkinda Musevi, Iseviden daha dogru fikirlere sahip midir? Musevinin Yehova'si sucsuz kavmi uzerine vebayi musallat eder. Allah'in esirgemek istedigi mutlak bir hukumdarin gunahlarini bagislatmak icin uyrugundan 70 bin kisi yok edildi!

- - - - - - - - - - - - -
Birini seviyorsan gercekten severdin, verecek baska hicbir seyin yoksa bile sevgin yeterdi.
Verecek cikolata kalmadiginda, annesi cocugu simsiki gogsune bastirmisti.

George Orwell1984

- - - - - - - - - - - - -
Ben kotu birisi degilim!

Cok calisiyorum, cocuklarimi seviyorum.
Peki o zaman neden pazar gunlerimin yarisini cehenneme nasil gidecegimi dinleyerek gecireyim ki?
SIMPSON,HOMER The Simpsons cizgi filminden bir karakter.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

 

KRALJULİEN TAKMA ADLI BİR ABİ.. : SİYANUR İLE ALTİN ÇİKARTMA İLE İLGİLİ FAYDALİ BİLGİLER

Yazan kişi takma ad kullanmış.
Ancak, yazılanlar doğru ve tutarlı.
Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  


KRALJULİEN TAKMA ADLI BİR ABİ.. : SİYANUR İLE ALTİN ÇİKARTMA İLE İLGİLİ FAYDALİ BİLGİLER

Herkese Merhaba;

Siyanür ve Altın üretimi. Faydalı bulanların RT lemesi dileğiyle

Bu siyanürle çalışan altın madenine dair birkaç kelime etmezsem kanıma dokunur. Master tez konum olduğu içinde çok daha bilimsel bakış açısıyla kendi araştırmalarımı-gördüklerimi ve olası duruma dair genel bilgilendirmeyi yalın bir dille anlatmak isterim

Siyanur aslında bir bileşiktir. C ve N elementlerinden oluşur. Uzaktan bakıldığında karbonata benzer. Deneyler için genelde toz şeklinde temin edilir.

Bir şişenin içerisinde durduğu ve temas etmediği sürece kimseye zararı yoktur. Ama temas ettiği zaman ppm (part per million) milyonda bir seviyesindeki miktarlardan itibaren yaşamı tehdit etmeye başlar. Çok hızlı şekilde etki ettiğinden dolayı çok çok şanslı iseniz çok az miktarda aldıysanız (100 ppm ve daha az) ve tam teşekküllü bir eğitim araştırma hastanesine yakınsanız ve bu alanda deneyimli bir ekibiniz varsa ellerinde amil nitrit varsa (Antidot olarak kullanılır) hayatta kalma şansınız vardır.

Eğer solunum yoluyla aldıysanız o kadar vaktiniz yoktur. Acıbadem kokusunu burnunuz algıladığı an artık siyanür zehirlenmesine maruz kaldığınızı yada kalmak üzere olduğunuzu bilin. Yukarıda bahsettiğim kapsamda bir hastaneye ulaşmak ive müdahale için 8-10 dakikanız vardır.

Şöyle bir kötü özelliği vardır siyanürün. Merkezi Sinir sistemini etkiler. Bu nedenle zehirlenmeler çok yüksek oranda ölümle sonuçlanır

Peki Altınla Siyanürü bir araya getiren şey nedir?

Altının en büyük özelliklerinden bir tanesi doğada bileşik yapmadan saf hale yakın bulunmasıdır. Filmlerde dere yataklarında ellerinde elekle altın arayanları hatırladınız değil mi? İşte o abiler altının saf olarak dere yataklarında toprağın içindeki elle tutulabilen gözle görülebilen boyutlardaki halini ararlar. Altının büyük parçalı olmayan ufak tanecikli hali ise altın yataklarının içerisinde milyonlarca ufak parça halinde geniş arazide toprağın derinlemesine bulunur. Şöyle düşünün tonla toprak var ve içinde küçük boyutlar/ağırlıklarda altın cevheri bulunuyor. Bunu tek tek elle bulabilmek imkansıza yakındır. Siyanür burada devreye girer. Ne yazık ki şöyle bir özelliği vardır siyanürün. Siyanür tıpkı kesme şekerin sıcak çayın içerisinde karıştırıldıkça kaybolması gibi içinde altın olan toprağı siyanürlü su ile yıkadığınızda toprağın içindeki altını (basit dille söylüyorum) katı halden sıvı hale getirir ve çözeltinin içine alır. Siyanürlü o çözelti çok yüksek oranda altın barındırır. Sonra o çözeltiye klor gazı verdiğinizde altın çözeltinin içinde katı halde çöker. Sonra kurutup külçe haline getirip piyasaya sürersiniz. Buraya kadar süper. Esas sorun burada başlıyor. Zira binlerce ton toprağı yıkayacak kadar çok elinizde siyanürlü suyun (çözeltinin) olması gerekir.

Bunun için çoooook geniş ve çooook derin bir siyanür havuzunun olması lazım. O nedenle altın madenine yakın bir yerde tıpkı şu an Çanakkalede olduğu gibi doğanın anasını ağlatıp benden sonra tufan deyip geniş bir havuz kazarsınız.

Madenin ve hacminizin büyüklüğüne göre değişmekle birlikte çapı 200-250 metre derinliği 60-70 metredir. Boğaz köprüsünün denizden 67 metre yüksekte bir futbol sahasının 105 metre olduğunu da belirteyim. O siyanürlü çözeltinin bulunduğu havuz mutlaka açık havada olmalıdır.

Zira bu zehiri yine doğa ana sayesinde bertaraf ederiz. Siyanürlü çözeltiyi güneş ışınlarına maruz bıraktığınızda UV ışınları CN yi parçalar ve görece daha az zararsız hale gelen bir çözeltiniz olur.

Peki sorun ne mi? Sorun şu güzel kardeşim. O kazdığınız havuzun altını o suyun yeraltına sızmaması için branda gibi (teknik tabir kullanmak istemedim) bir izolasyon malzemesi ile kaplarsınız.

O branda da toplu iğnenin ucu kadar dahi sızmanın olmaması gerekir. Hele ki FAY HATTININ HİÇ OLMAMASI GEREKİR. OLURDA DEPREM OLURSA o aşağıdaki bez hem üzerinde suyun ağırlığı hem de depremin etkisi ile yırtılabilir. O yırtığın sebep olduğu sızıntıyı en iyi ihtimalle alt yapı ile yapıyor olmanız gerekir. Birde aşırı yağış ve sel gibi riskleride unutmayalım. O baraj taşmamalı. Zira esas tehlike o havuzun (Allah muhafaza) taşması-yıkılması veya asla farkedilemeyecek boyutta sızıntı ile (her gün sadece 200 litre sızsa) yer altı sularına bitkilere hayvanlara ve toprağa karışmasıdır. Siyanür zehirlenmesi direk olmasa dahi farklı zehirlenme/ rahatsızlıklara sebep olacağı ve ana etkenin siyanür olduğu ancak otopsi vb durumlarda ortaya çıkması mümkün olacağı için çevredeki insan – doğa hayatındaki farklı sebeplerdenmiş gibi görünen ölümler uzun süre farkedilmeyebilir. Peki bu siyanürden başka yöntem var mıdır altın üretmek için? Vardır! Hem de 1 den fazla. Ama daha maliyetli ve daha uzundur. Bir başka Flood da da ondan bahsederim.

Ama özet şu değil 1 kilo 100 ton altın bile bir insanın saçının telini geri getirmez. Siyanür havuzunun çökmesi-yıkılması-aşırı yağışlarla hasar görmesi hiç oldu mu diye sorarsanız. Buyrun size canınızı izlediğinde çok yakacak arama kelimesi 'cyanide spill disaster'.

En son Romanya da bu yazdığım risk gerçekleşti ve siyanür havuzu hasar gördü. Çernobilden beri Avrupa da yaşanan ekolojik felaket olarak tarihe geçti. 50 km çapındaki alandaki tüm doğal hayat sona erdi. Bu rakam da resmi açıklamalar.

Gerçek durumu asla bilemeyeceğiz. Altın her alanda yadsınamayacak kadar çok kullanımı olan bir emtia. AMA HAYATI KOLAYLAŞTIRIP ANLAMLANDIRIRKEN BAŞKA HAYATLARA SON VERMEMELİ HELE Kİ ALTERNATİF ÜRETİM YÖNTEMİ VARSA!

Çok yalın ve bilimsel dilden olabildiğince uzak yazmaya çalıştım. Konuya hakim değerli bilim insanlarının hoşgörüsünü rica ederim. Sevgi ve Saygılarımla

K. J Kraljulien


- - - - - - - - - - - - -

a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Biz cahil dedigimiz zaman mektepte okumamis olanlari kastetmiyoruz.
Kastettigimiz ilim hakikati bilmektir.
Yoksa okumus olanlardan en buyuk cahiller ciktigi gibi hic okumak bilmeyenlerden de hakikati goren gercek alimler cikabilir.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

106. DEISTLERIN ALLAHI ILAHIYATCILARIN ALLAHINDAN NE DAHA AZ CELISKILIDIR NE DE DAHA AZ MEVHUMDUR

Deist bize bagirir: "Teolojinin korkunc ve tuhaf Allah'ina ibadetten sakininiz; benim Allah'im sonsuz olcude hakim ve iyi bir varliktir; insanlarin babasidir; hukumdarlarin en yumusagidir; dunyayi nimetleriyle dolduran odur".

Ona derim ki; bu dunyada her seyin Allah'iniza verdiginiz hasletleri yalanladigini gormuyor musunuz? Bu pek sevecen babanin bircok ailesinde yalnizca mutsuzlar gormekteyim. Bu kadar adil bir hukumdarin ulkesinde, cinayeti muzaffer, erdemi ise perisan halde goruyorum. Ovdugunuz, sevinc ve heyecaninizin ozellikle goz onune almak istedigi iyilikler, nimetler arasinda, uzerine gozlerinizi kapamakta direndiginiz her turden bircok kotuluk gormekteyim. Kendi kendisiyle celiskili olan pek iyi Allah'inizin, ayni el ile iyilik ve kotuluk dagittigini teslim etmek zorunda kalacaksiniz; Allah'i hakli cikarmak icin rahibin yaptigi gibi, beni, obur dunya ulkesine (ahiret alemine) gondermek zorunda kalacaksiniz. . . Bu durumda, ilahiyatin icat ettigi Allah'tan baska bir Allah icat ediniz. Cunku sizin Allah'iniz, onun Allah'i kadar celiskilidir. Bir iyi Allah ki, kotulugu yapar, ya da kotulugun yapilmasina izin verir; bir Allah ki, adaletle doludur ve ulkesinde sucsuzluk cogu kez yenilmis bulunur; mukemmel bir huda ki, eksik ve sefil eserlerden baska eserler yapmaz; boyle bir Allah ve hareketleri, cisimlesme (incamation, yani Allah'in insan suretinde gorunmesi) kadar buyuk sirlar degil midir?

Alemlerin yaraticisi Allah'in insana donuserek, uzerinde bulunan hacla Asya'nin bir kosesinde oldugu kendilerine telkin edilen vatandaslarimiz adina kizardiginizi soyluyorsunuz. Teslisin niteligini ve tanimlanmayan sirrini pek sacma buluyorsunuz. Ekmege donusen, her gun bin muhtelif yerde kendisini yediren bir Allah'tan cok, size hicbir sey gulunc gorunmuyor. Pekala! Butun bu sirlar akil icin, intikamci olan ve insani isleri odullendiren bir Allah'tan daha aykiri midir? Sizce, insan ozgur mudur?

Yoksa degil midir? Her iki secenekte de adaletten, dogruluktan kendisinde bir eser varsa, Allah'iniz, insani ne cezalandirabilir, ne de odullendirebilir. Eger insan ozgurse, eylem ve harekette bulunmakta ya da bulunmamakta ozgur yapan, ozerk yapan Allahtir, bundan dolayi, insanin islerinin baslangic nedeni Allah'tir. Gunahlarindan dolayi insani Allah cezalandirdiginda, uygulamasinda kendisini ozgur kildigi seyi yaptigindan dolayi insani cezalandirmis olur. Eger insan yaptigindan baska turlusunu yapmakta serbest degilse (ozgur degilse), yapmaktan kendisini alikoyamadigi yanlisliklarindan dolayi insani cezalandirmakla, Allah, varliklarin en haksizi olmaz mi? Bircok kimse, dunyanin butun dinlerinin dolu oldugu ayrintili abeslerden gercekten saskinlik icindedirler. Ancak bu sacmaliklarin ciktigi kaynaga inecek cesarette degildirler. Gormuyorlar ki, celiskiler, gariplikler, birbirine karsi niteliklerle dolu bir Allah, insanlarin hayalgucunu isitarak ve verimli kilarak bir dizi ham hayalden baska bir sey asla gelistirmemistir.

- - - - - - - - - - - - -
Nerede olursa olsun gokyuzu herkes icin birdi.

George Orwell1984

- - - - - - - - - - - - -
Kosnullugun ruhanilestirilmesine ask denir Iste Hiristiyanliga karsi en buyuk zafer.

VOLTAIRE (Francois-Marie Arouet) (1694-1778) Fransiz yazar ve filozof.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/