5 Ağustos 2023 Cumartesi

PROGRAM DEĞİŞİKLİĞİ ÇAĞRISI: BEŞ SORUDA ‘NASIL BİR CHP?’

PROGRAM DEĞİŞİKLİĞİ ÇAĞRISI: BEŞ SORUDA 'NASIL BİR CHP?'

05/08/2023

CHP'de devam eden 'değişim' ve 'yenilenme' tartışmalarında yeni bir aşamaya geçiliyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre'nin koordinatörlüğünde parti programında değişiklik için harekete geçildi. Program için yayımlanan çağrı metninde CHP'nin koşullar nedeniyle yeni bir programa ihtiyaç duyduğu vurgulandı.

28 Mayıs sonrası CHP içinde devam eden 'değişim' ve 'yenilenme' tartışmaları program değişikliği çalışmalarıyla devam ediyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun görevlendirmesi ve Yunus Emre'nin koordinatörlüğünde program değişikliği için düğmeye basıldı. CHP'de bu aşamada toplumsal gruplardan, sivil toplum örgütlerinden, partililerden görüşler alınacak. Ayrıca CHP'nin sitesine eklenecek bölümle görüş ve öneriler toplanacak. Tüm bu görüşmelerin sonucu bir rapor haline getirilecek.

Çalışmaların başında yer alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yunus Emre program değişikliği için bir çağrı metni yayımladı.

'ÇOKLU KRİZLER ÇAĞI'

Çağrı metni şöyle:

► Covid-19 sonrası dönem bir çoklu krizler çağına girdiğimizi gösteriyor. Salgınlar, ekolojik felaketler, ekonomik sorunlar, gıda krizi ve savaşlar dünyamızı sarsıyor. Dünyadaki değişimler yepyeni ve daha karmaşık nitelikler kazanıyor. Bilim ve teknoloji olağanüstü potansiyelleri ve ciddi tehlikeleriyle sürükleyici bir güç olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda yapay zeka hem birçok mesleği ortadan kaldıracak yıkıcı etkisiyle hem de başta sağlık olmak üzere insanlığa fırsatlar sunduğu alanlardaki yapıcı etkisiyle geleceği daha da öngörülemez kılıyor. Uluslararası politikanın güç dengeleri değişiyor ve dünya ölçeğinde ülkelerarası bağlantılar yeni bir karaktere bürünüyor. Küresel ısınma ve iklim krizi gibi ciddi tehlikeler dünya çapında ortak önlemler gerektiriyor. Dünyadaki ekonomik kapasite yükselirken birçok ülke için rekabet gücünü korumak güçleşiyor. Eşitsizlikler artıyor ve yeni eşitsizlik alanları ortaya çıkıyor. Bütün bu gelişmelerle birlikte demokrasi de otokrasi karşısında daha kırılgan hale geliyor.

► Yüz yıl önce Atatürk'ün olağanüstü vizyonu Türkiye'ye en ileri uygarlık düzeyine ulaşmayı hedef göstermişti. Bu vizyon Cumhuriyet'in kuruluş döneminden bugüne eğitim, bilim, sanayi, laiklik, demokrasi, kadın hakları, barış gibi birçok kilit alana yansımıştır. CHP fikriyatının özünü oluşturan ilke ve değerlerin Türkiye ve dünya açısından ne kadar önemli olduğu bugün daha da açıklıkla ortaya çıkmaktadır. Partimiz kurulduğu günden bugüne bu ilke ve değerlerin savunulması ve geliştirilmesi kavgasında toplumsal tabanı, örgütü ve liderliğiyle başarı oranı dönemlere göre değişse de özverili çabalar harcamış, büyük uğraşlar vermiştir. Bugün Türkiye ekonomik ve sosyal gelişme dahil birçok alanda yüksek bir kapasiteye sahiptir. Partimiz, yüz yıl sonra yeniden Türkiye'nin tarihsel hedefine nasıl ulaşacağını ortaya koyma göreviyle karşı karşıyadır. Bu görev var olan dünya koşulları, ülkemizin özellikleri ve vatandaşlarımızın somut ihtiyaçları ışığında gerçekleştirilecektir. Bu çerçevede temel politika ve tercihlerin net ve somut bir biçimde ortaya konduğu ve partimizin iktidar stratejisi ve vizyonunun açıklandığı yeni bir parti programı hazırlanması yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde önem kazanmış durumdadır. Bu süreç aynı zamanda sosyal demokrasinin temel alanlardaki politikalarının Türkiye'deki koşullarda yeniden üretilmesi anlamını da taşıyacaktır.

► Bu politikaların ülkemizde üretilmesini daha da kritik kılan faktörlerden biri Türkiye'de laikliği de tehdit eden otokratik bir tek adam rejiminin yerleşmesi sürecidir. Bu koşullarda demokrasiyi, adaleti, kurallılığı, rasyonelliği, eğitimi, bilimi, eşitliği, her alanda kadın haklarını, ileri ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeyle dünyada güçlü bir rekabet gücüne ulaşmayı, en ileri AB ve dünya normlarına erişmeyi, genç kuşakların geleceğini güvence altına almayı, yerel yönetimlerin olanaklarını artırmayı, kültür ve sanatı güçlü bir biçimde geliştirmeyi ve diğer kritik hedefleri gerçekleştirmek daha da ileri, etkili, kapsayıcı çabalar gerektirmektedir.

► Cumhuriyet'in kuruluşunda temel bir rol oynamış olan CHP, bugünkü dünya ve Türkiye koşullarında demokrasi, eşitlik, özgürleşme, katılımcılık, bilime dayalı ilerleme dahil ortaya çıkan kritik alanlarda öncülük yapmasını sağlayacak yeni bir program hazırlamak ihtiyacı ile karşı karşıyadır. Bu niteliğiyle bu program iktidara giden yolun referans metni ve vizyon belgesi olacaktır.

► Bu program, felsefesine ve hedefine uygun olarak, katılımcı bir biçimde hazırlanacaktır. Katılımcı anlayışın gereği olarak vatandaşlarımızın ve partililerimizin aşağıdaki sorulara verecekleri yanıtlar program çalışmalarımızın başlangıcı olacak ve ilerleyen döneme rehberlik edecektir.

https://www.diken.com.tr/program-degisikligi-cagrisi-bes-soruda-nasil-bir-chp/














--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Herkesi bir defa, bazilarini her zaman aldatabilirsiniz.ama herkesi her zaman aldatamazsini.

~Abraham lincoln~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti bir halk hükûmetidir.
Memleket menfaatlerine ait hususlarda millet fertleriyle hükûmet arasında vazife itibariyle iştirak vardır.
( 1921 ) (Atatürkün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri)

~Kemal Atatürk
Yüce Önder.
Bu günleri çok öncelerden bilen adam.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Sevmeyi Bilmeyen, Ölmeyi De Bilmez.

~ANONİM~

- - - - - - - - - - - - - - - -

O derse aldigim kedi yavrusu sinifda gezerken hoca;
-Kim soktu bu mendebur hayvani sinifa?
-Been. Ama hocam o da Allah-i Tealanin yarattigi bir varlik degil mi? Yazik...
-??? E tabii o da Allah-i Tealanin yarattigi bir mahluk. Hem peygamber efendimiz de cok severmis.Ay pek de sevimli kerata...

~Yasanmis Din Dersi Diyaloglari~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Iyi davula sert vurmak gerekmez.


- - - - - - - - - - - - - - - -

Esege altin semer vursan da esek yine esektir.
Ye kurkum ye

~Atalarımızın çelişkili sözleri~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Saglam fikirlerden kuvvetli hareketler dogar.

~SHAKESPEARE~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Piyasalar, beklentiyi satin alir, gercegi satar.
==aa00001396
- - - - - - - - - - - - - - - -

Ne kadar yukselirsen, ucmayi bilmeyenlere o kadar kucuk gorunursun.

~Nietzche~
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

YILDIRAY OĞUR:“HİDROJEN BOMBASINI ANLATMIŞSIN, TAM ANLAMADIM”

YILDIRAY OĞUR:"HİDROJEN BOMBASINI ANLATMIŞSIN, TAM ANLAMADIM"

1966 yılında Washington'daki Dışişleri Bakanlığı'yla aldığı gizli bir ihbarı paylaşan ABD Büyükelçisi Parker T. Hart'ın telgrafının başlığı; "Atom silahları geliştirmeye Türklerin ilgisi"ydi. Telgrafta atom silahını geliştireceği iddia edilen ODTÜ'lü fizikçinin adı abisiyle karıştırılmıştı: Erdal İnönü.

5 Ağustos 2023

Geçen hafta Türkiye'de dikkatleri pek çekmeyen haberi Belarus devlet haber ajansı Belta geçti.

Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Brest bölgesine ziyareti sırasında, Rusya'nın Belarus'a yerleştireceği nükleer silahların yarıdan fazlasının ellerine ulaştığını ve ülkenin çeşitli yerlerine dağıtıldıklarını söyledi:

"Nükleer silah güvenliktir. Fakat Tanrı korusun da bu silahları kullanmamız gerekmesin. Her şeye rağmen bunun olmamasını diliyorum. Bizler barışçıl insanlarız. Yaptığımız şey silahlarla oynamak değil, ancak ülkemizi korumak için her an hazırlık yapıyoruz."

Rusya'nın Batı'daki son kalesi Belarus'a yerleştirdiği İskenderlerin hedefi tabii ki NATO müttefiki ülkeler.

Peki, Lukaşenko'nun dediği gibi Tanrı korusun bir gün o silahları kullanmaları gerektiğinde cevap nereden gelecek?

Tabii ki ABD'nin NATO müttefiki ülkelere yerleştirdiği taktik nükleer bombalardan.

Şu saat itibarıyla Avrupa'daki NATO müttefiki beş ülkedeki altı üstte 150 nükleer bomba var.

Bu ülkeler; Almanya, Hollanda, Belçika, İtalya ve Türkiye.

Bu taktik nükleer bombalar 1963'te Küba Füze Krizi'nden sonra Oppenheimer'ın kurduğu Los Alamos'ta üretilmiş B61 taktik nükleer bombalar.

Jetlerin atabildiği bu bombalar 1968 yılında stoklara girdi ve 1969 yılından itibaren de Avrupa'daki NATO üstlerine yerleştirilmeye başlandı.

1971 yılında Avrupa'daki üstlerdeki taktik nükleer bombaların sayısı 7 bin 300'e çıkmıştı.

Sovyetlere cephe ülke Türkiye'de Adana İncirlik, İzmir Çiğli, Ankara Mürted ve Balıkesir'deki üstlerde taktik nükleer bombalar bulunuyordu.

Sayının azalmaya başlaması 1974 Kıbrıs Harekâtı sırasında nükleer bombalara sahip iki NATO üyesi Türkiye ve Yunanistan'ın karşı karşıya gelmesiyle başladı.

Dönemin ABD Savunma Bakanı, nükleer bombaların anahtarını elinde tutan Amerikalı subaylarla görüşmek istedi. Gizliliği kalkan Amerikan belgelerine bakılırsa bu pek de kolay olmadı.

İkinci kriz Şubat 1975'de ABD Kongresi Türkiye askeri yaptırım uygulama kararı alınca Demirel hükümetinin İncirlik ve İzmir'deki NATO üsleri hariç ABD askeri tesislerini kapatınca yaşandı.

Gizliliği kalkan ABD Başkanı Ford'un olduğu bir Oval Ofis güvenlik krizi toplantısı kayıtlarına bakılırsa, ABD önce bir sorun olduğunu söyleyerek nükleer bombalarını çekmeyi düşündü. Bu arada üstlerin kontrolünü Türk askeri ele alırken nükleer başlıkların olduğu bir üstün olduğu bölgeye birkaç Türk'ün girdiği" haberleri geldi.

Talimata göre dışarıyla bağlantı kesildiği anda nükleer bombayı koruyan Amerikan askerinin yaklaşan yabancıları vurma yetkisi vardı. Bu daha büyük demekti. Talimatın değiştirilmesi tartışıldı. Sonra "Türk hükümetinin olgun davranması" karşısında nükleer bombaların çekilmesinden vazgeçildi.

Türk askeri 1978'deki ambargo kalkıp üstler ABD'ye verilene kadar nükleer bombaların depolandığı alanlara hiç yaklaşmadı.

80'lerdeki ABD-Sovyet yakınlaşması ve 91'de Demir Perde'nin çökmesi sonrası Avrupa'daki nükleer bombalar azaltılmaya başlandı.

Bu kapsamda ABD, 1996'da Ankara Akıncı ve Balıkesir'deki nükleer bombalarını İncirlik Üssü'ne nakletti.

Bombalar 2005 yılına kadar burada bekledi ve o yıl Amerika'ya yani evine geri döndü.

Bu arada ABD, 2001'de Yunanistan'dan, 2006'da da İngiltere'den bu ülkelerin isteği üzerine nükleer bombalarını geri çekti.

2001'de Türkiye'de 90 nükleer B61 tipi taktik nükleer bomba varken bu sayı 2011'de 70'e düşmüştü.

En büyük krizlerden biri 2016 darbe girişimi sırasında yaşandı.

Darbecilerin yakıt ikmal uçakları için kullandığı üstün elektrikleri günlerce kesildi, üst komutanı Türk albay darbeden tutuklandı. ABD'nin güvenlik nedeniyle nükleer bombalarını Romanya'ya gönderdiği iddia edildi.

Ama daha sonra iddialar yalanlandı.

Uzun yıllardır ABD'nin nükleer stokunu, bilgi edinme hakkını kullanarak takip eden ve raporlayan Prof. Dr. Hans Kristensen'ın 2017 ve 2019'da sivil Maxar uydularından elde ettiği görüntülere bakılırsa çekilmesi için bazı tatbikatlar yapılsa da üstte hala nükleer bombalar var.

Türkiye'deki nükleer bombaların geri çekilmesi ile ilgili ABD yönetimine yönelik en ciddi iç kamuoyu baskısı 2019'da geldi.

2019'da Trump'ın izin vermesiyle Türkiye'nin PYD kontrolündeki bölgelere askeri operasyon yapması sonrası ABD'de Türkiye karşıtlığı Demokratlarla, Cumhuriyetçileri birleştiren bir ulusal pozisyona dönmüştü.

Türkiye'nin artık güvenilir bir müttefik olmadığı tezinin alıcısının çok olduğu günlerde bir tartışma da başlamıştı:

Peki ya Türkiye'deki nükleer silahlar?

Türkiye'de iç siyasette de çok tartışılan Biden'ın seçim kampanyası sırasında New York Times'a söylediği "muhalefete destek vermeliyiz" sözleri de aslında New York Times'ın bütün Demokrat başkan adaylarına sorduğu standart nükleer bombalı Türkiye sorusunun cevabıydı:

"Erdoğan'ın davranışları göz önüne alındığında ABD'nin Türkiye'de hala nükleer silah bulundurması konusunda kendinizi rahat hissediyor musunuz?"

Aynı günlerde 2019'da ünlü Amerikan dış politika dergisi Foreign Policy'de "Türkiye uzun süredir nükleer rüyalar görüyor" başlıklı bir makale çıktı.

İçindeki analizler bir tarafa makalenin esas ilginç kısmı gizliliği kalkan 26 Eylül 1966 tarihli bir Amerikan gizli telgrafının yayınlanmasıydı.

Washington'daki Dışişleri Bakanlığı'na telgrafı yazan dönemin ABD Büyükelçisi Parker T. Hart'tı.

Telgrafın başlığı; "Atom silahları geliştirmeye Türklerin ilgisi"ydi.

Hart, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ndeki maden ataşesi Clarence Wendel'in "güvenilir" bir Türk bilim adamıyla buluşmasından elde ettiği bilgileri aktarıyordu.

Büyükelçi bilgiler çok önemli olduğu için özel olarak göndermek istediğini yazmıştı.

Gizli telgrafa göre bir TÜBİTAK çalışanı, ABD Ankara Büyükelçiliği maden ateşesi ve bilim uzmanı Clarence Wendel'den randevu istemiş ve yarım saat içinde de konsolosluğa gitmişti.

Tübitakçı Türk kaynak, Amerikalı ateşeye bir gece önce, MTA Genel Müdürü Sadrettin Alpan'dan öğrendiği bir bilgiyi aktarmıştı.

Alpan'ın verdiği bilgiye göre dönemin kudretli generallerinden Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Refik Tulga, Alpan'dan, nükleer bomba geliştirilmesi projesinde, kendisi ve ODTÜ Fizik Profesörü Ömer İnönü ile ile işbirliği yapmasını istemişti.

Telgrafa göre "Bu bilginin askeri ve politik olarak gizli olduğunun farkında olan TÜBİTAK personeli, bu projenin Türkiye'nin bilimsel ve ekonomik kaynaklarının çoğunu yutacağından kaygılı olduğu için" gidip Amerikalı ateşeye yetiştirmişti.

Hart, Türkiye'nin nükleer silahlanma konusunda kararlı olduğu konusunda kuşkuluydu, ancak Türkiye'nin bölgede nükleer silahlanma yarışının hız kazanması durumunda bir acil durum planı hazırlıyor olabileceğini düşünüyordu.

Aslında ABD'nin o yıllarda nükleer konularında esas kaygılandığı müttefiki Fransa'ydı.

Peki ya Türkiye de Fransa'yı takip edebilir miydi?

Büyükelçi Hart, bu ihbarı destekleyen bazı verileri de telgrafa yazmıştı:

"Türkiye'nin İstanbul'da 200 mega-watt'lık bir nükleer reaktör planlandığına dair tekrarlanan iddiaları", "düşük dereceli cevher yataklarında 300 ila 600 ton uranyum rezervinin stoklanması" ve "atom enerjisinin barışçıl kullanımına ilişkin ikili anlaşmanın uzatılması görüşmeleri sırasında Türk müzakerecilerin geciktirme ve pazarlık taktikleri, ki bu da esas olarak koruma sorumluluğunun ABD'den Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na devredilmesiyle ilgiliydi."

Fakat telgrafta Amerikalıları esas endişelendirmesi gereken bilgi ise hatalı yazılmıştı.

Ama ona geçmeden son maddeyle yani atomun barışçıl kullanımıyla ilgili kısa bir parantez açmak gerek.

Bir taraftan nükleer savaş teknolojisini ilerleten ABD, 1954'den itibaren de "Barış için Atom" programını başlatmıştı.

1955 Mayıs'ında ABD, pek çok müttefik ülke ile birlikte Türkiye ile de atom enerjisinin barışçıl amaçlarla kullanımı için bir işbirliği anlaşması imzaladı.

Anlaşmaya göre Amerikan yönetimi nükleer araştırma reaktörleri konusunda Türkiye ile işbirliği yapacak ve bunun için 6 kilodan daha fazla olmamak şartıyla Türkiye'ye %20 zenginleştirilmiş Uranyum verecekti.

Menderes hükümeti, 1957'de Türkiye'nin ilk maden mühendisi Sadrettin Alpan başkanlığında Atom Enerjisi Komisyonu'nu kurdu. 1960'da Maden Tektik Araştırma'nın başına gelen Alpan, Türkiye'de uranyum rezervleri bulunmasına öncülük etti.

Küçükçekmece Gölü kenarında kurulan atom reaktörü 1962 yılında açıldı.

Her ne kadar şimdi resmi sitesindeki hikayesinde "06/01/1962 tarihinde saat 19:14'de TR-1 reaktörü "kritik olmuş", 27/05/1962 tarihinde Cumhurbaşkanının katılımı ile resmi açılışı yapılarak Merkezin kuruluşu tamamlanmıştır" denip üzerinden atlansa da merkezin kurulması için esas gerekli olan 4 kilo uranyum ABD'den 21 Eylül 1961'de Türkiye'ye getirilmişti.

Parantezi kapatıp, 1966 yılına ait Amerikan belgesine geri dönelim.

Okuyan her ortalama Türk okurun fark edebileceği gibi ODTÜ Fizik'te profesör olan İnönü, Ömer değil Erdal'dı.

Aslında, 50'lerin ilk yıllarında Kayalıbay olarak bilinen cinayet davasının sanığı ve 1972'de Deniz Gezmişlerin bırakılması için kaçırılan bir uçağın yolcusu olmak dışında gözlerden ırakta yaşamış Ömer İnönü de İTÜ'den mühendis olarak mezun olduktan sonra 1945 yılında dönemin en iyi üniversitelerinden CALTECH'e yüksek lisansa gitmiş, nükleer, kuantum fiziği alanlarında dersler almıştı.

1947'de Ankara Fizik'ten mezun olan kardeşi Erdal İnönü de yüksek lisans için CALTECH'i seçti ve ağabeyinin yanına gitti.

İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasıydı.

ABD Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombaları atmıştı. Stalin ise Türkiye'den toprak istiyordu.

Cumhurbaşkanı İnönü, bir taraftan ABD ve İngiltere'nin desteğiyle Rusları dizginlemeye çalışırken, diğer taraftan da ABD'deki oğullarıyla mektuplaşıyordu.

Can Dündar, bu mektupları "Canım Erdalım, Sevgili Babacığım: Erdal İnönü – İsmet İnönü Mektuplaşmaları" kitabında biraraya getirdi.

28 Ekim 1947 günkü mektubunda İsmet İnönü, oğullarına şöyle yazmıştı:

"Ruslarla Sarper'in çekişmesini nasıl buldunuz? Dostlarımız bizi iyi desteklediler. Doğrusu memnun oldum."

İki kardeş bir süre beraber dersler gördüler. İkisi de Atomic Physics dersini A ile geçmişti.

Kuantum mekaniği gibi hiç bilmediği bir alanla karşılaşmak Erdal İnönü'yü heyecanlandırmıştı.

İkinci dönem aldığı The Theory of Electrons dersini ise çok sevmişti.

ABD'den babası İnönü'ye yazdığı mektupta dersi aldığı hocayı anlatmıştı:

"Enstein diye yaşlı bir Rus Yahudisi veriyor. Yirmi beş senedir Amerika'da; meşhur teorik fizik profesörü. Aramız iyi, geçen term'de verdiği desrten A almıştım."

Bir süre sonra derslerini bitiren Ömer İnönü, onları ziyarete gelen Pamukların arabasıyla (Orhan Pamuk'un babası ve amcası) üniversiteden ayrılıp, Türkiye'ye doğru yola çıktı.

Yalnız kalan Erdal İnönü ise nükleer ve atom çalışmalarının ortasında dersler almaya devam etti.

Baba-oğul İnönüler arasındaki mektupların en hararetli konularından biri de atom ve hidrojen bombalarıydı. İsmet Paşa özellikle Türkiye'yi tehdit eden Sovyetlerin atom bombası geliştirip geliştirmediğini merak ediyordu.

26 Eylül 1949 tarihli mektupta oğluna şöyle yazmıştı:

"Rusların atom bombasını bulmuş olmaları günün en mühim havadisi. Derler ki bu daha chain reaction (zincirleme reaksiyon) safhasıdır işin. Bu sahfanın bomba, yani silah haline gelmesi için de seneler lazımdır. Bir İngiliz hava generalinin bana söylediği fikir veya tahmindir bu. Bilmem sen dersin?"

Erdal İnönü'nün kitapta olmayan mektupta babasının merakını giderdiği anlaşılıyor.

Ama İsmet Paşa, ilerleyen mektuplarda hal hatırdan sonra oğlundan daha fazla ayrıntı istedi:

"Ömer bu sabah Time dergisinde bana atom bahsine (Rusların patlattıkları bombaya) sair bir makale gösterdi. Beraber okuduk. Enteresan, senin dediğin gibi chain reaction devrinin geçildiği anlaşılıyor. Fakat Gaseous diffusion sistemi ile electromagnetic separation usullerinin farkını anlatıyor. Senin dediklerinden anladığımı teyit eden bir mana çıkardım. Kalite farklı ile stok farkı kalacağa benziyor. Sizin laboratuvar çalışmasında kaçağı bulup bulmadığınıza dair bir işaret bekliyorum."

İnönü'nün teknik tabirlere aşinalığı dikkat çekiciydi.

Bahsettiği laboratuvardaki kaçağın, daha sonraki mektuplarda bulunduğu anlaşılıyor ama o kaçağın ne olduğu ise tam anlaşılmıyor.

Peki, Erdal İnönü'nün çalıştığı CALTECH'teki labaratuvarda ne yapılıyordu?

Mektuplardan Erdal İnönü'nün Manhattan Projesi'nde ve Donanma'nın füze çalışmalarında çalışmış Danimarka asıllı fizikçi Charles C. Lauritsen'in yönettiği bir laboratuvarda çalıştığı, üzerinde çalıştıkları aletin de Donanma için yapıldığı anlaşılıyor.

Bu askeri aletin de Charles Lauritsen'in fizikçi oğlu Thomas Lauritsen'ın başkanlığında geliştirildiği anlaşılıyor:

"Biraz labaratuvar çalışmalarımızdan bahsedeyim. Şimdi uğraştığımız başlıca mesele, aletteki iyon kaynağının verimini yükseltmek…"

"Bizim evde, fizik doktorası yapan bir çocuk vardı, benden eski. Civardaki bir askeri fabrikada iş buldu. Ne yapacağını söylemiyor, gizli.; radar gibi bir şey de çalışacak sanırım. Öğrendim ki son senelerde doktora alan tanıdığım 8-10 fizikçi bu fabrikada ve başkalarında hükümet için gizli araştırmalar yapmaya angaje edilmişler… Çok uğraştıkları duyulan bir mesele atom enerjisini uçakla, roketlere, jetlere tatbik etmek… … Bizim Savunma Bakanlığı'nın üniversiteye göre parası çoktur, o da bizim fizikçileri çalıştırmayı düşünüyor mu acaba? Bilmem söylemiş miydim bizim aletin parasını da Donanma veriyor ama yaptığımız iş gizli değil."

Bu arada Amerika'da Edvard Teller'ın öncülüğünde hidrojen bombası çalışmaları başlamıştır.

İnönü'nün birlikte çalıştığı Lauritsenler pasifist olmamalarına karşın hidrojen bombasına karşıdır.

İsmet Paşa, mektuplarında bundan bahseden oğlundan hidrojen bombasıyla ilgili bilgi ister:

"Smog üzerine tafsilat veriyorsun. Ömer de tabirini anlatmıştı…Bir şey öğrenmiş oldum. Şimdi gazetelerde Amerika'ya atfedilerek hidrojen bombasından bahsediliyor. Bugünkü bir havadise göre bunun kuvveti atom bombasından yüz defa daha ziyade imiş. Bu bombanın mahiyeti hakkında bana birkaç satır yazabilir misin?"

Cevap gecikmez. Hidrojen bombasının ayrıntılı bir tarifini yazar Erdal İnönü:

Ama seçimlere aylar kala bu meselelere merak salmış İsmet Paşa için biraz karışıktır bu anlatım:

"Hidrojen bombası hakkında çok kıymetli malumat veriyorsun. Tam anlamadım. Ömer ile okuyacağım."

Erdal İnönü, CALTECH'ten bir başvuruyla 1950 yılında Princeton'a geçer.

Amerika'nın en ünlü teorik fizikçilerinden Eugene Wigner'dan kabul almıştır.

Einstein'ın 1949'daki 70'inci doğum gününde Wigner solunda, Oppenheimer sağında

Wigner, Leo Szilard ve Edward Teller'in da içinde olduğu Macar Yahudisi teorik fizikçi bir ekibin parçasıdır. Hepsi sıkı anti-Nazi ve anti-komünisttir.

1939 yılında Leo Szilard ve Eugune Wigner, Nazilerin nükleer bomba çalışmalarından endişe duyarak ünlü fizikçi Enstein'ı ziyaret edip ve onu o ünlü mektubu yazmaya ikna etmişlerdi.

Truman'a hitaben yazılan ve Nazilerin nükleer bombayı bulan ilk ülke olmaması için harekete geçmeye çağıran Einstein-Szilard imzalı mektup Oppenheimer'ın başında olduğu Manhattan Projesi'nin başlamasını sağlamıştı.

Wigner, doğrudan Manhattan Projesi'nde yer almasa da nükleer bomba çalışmalarına teorik destek vermişti.

Daha sonra vatandaşı Teller'ın hidrojen bomba çalışmalarına da…

1950 yılında Erdal İnönü, Wigner'in yanına Princeton'daki Palmer Fizik Laboratuvarı'na gittiğinde, Princeton'un İleri Araştırmalar Enstitüsü'nün başında da Oppenheimer vardı.

Yayınlanan mektuplarda İnönü'nün Princeton'da Oppenheimer ile karşılaşıp karşılaşmadığı hakkında bir bilgi yok.

Ama genç İnönü'nün, yaşlı Wigner ile birlikte ne yaptığı biliniyor. Çünkü ortaya "Grupların indirgenmesi ve gösterimi üstüne" adlı Wigner-İnönü grup indirgenmesi diye matematiksel fiziğin temel kavramlarından olmuş bir makale çıktı.

İnönü, makalesinin yayınlanmasını beklemeden Türkiye'ye döndü ve Ankara Üniversitesi'nde fizik doçenti oldu.

İnönü, 1957 yılında bir kez daha ABD'ye gitti.

Bu kez "Barış için Atom" projesinin bursiyerlerinden biri olarak.

Erdal İnönü, Princeton Üniversitesi'nde ve Manhattan Projesi'nin parçası olarak kurulan atom ve nükleer çalışmaların merkezlerinden Oak Ridge Labaratuvarı'nda iki yıl çalıştı.

O yıllara ait mektuplar kayıp olduğu ve İnönü de anılarında bu laboratuvarda iki yıl ne yaptığıyla ilgili çok fazla bilgi vermediği için İnönü'nün Oak Ridge yılları hakkında fazla bir şey bilmiyoruz.

Aynı yıllarda Barış için Atom bursiyerlerden biri olarak ABD'ye gidenlerden biri de ünlü fizikçi Feza Gürsey'di. İnönü'nün yakın arkadaşı olan Gürsey'e, Oppenheimer'ın 1962'de yazdığı mektup geçen haftalarda yayınlanmıştı:

"T.D.'den, (Nobelli Çinli fizikçi Tsung-Dao. Y.O) önümüzdeki yıl bir yılı burada karşılayabileceğinizi öğrendim. Umarım öyledir. Sizden haber aldığımda meslektaşlarıma danışacağım ve olumlu düşüncelerimizi kağıda dökeceğiz. Kısa süre sonra tekrar gelmeniz bana doğru görünüyor. İkinize de samimi, iyi dileklerimle."

Mektup ODTÜ'de Gürsey'in eline geçtiğinde, Fizik Bölümü'ndeki hoca arkadaşlarından biri de Erdal İnönü'ydü.

ABD dönüşü, ODTÜ'nün mütevelli heyetinin de başında olan MTA başkanı Sadrettin Alpan'ın da teşvikiyle İnönü, ODTÜ'de çalışmaya başlamıştı.

1966'da Tübitak çalışanı Türk'ün Amerikan elçiliğine yetiştirdiği ihbarı ikna edici yapan arka plan böyleydi.

Erdal İnönü, 1966'da nükleer bombalar konusunda Amerikalıların bile endişe edebileceği kadar donanıma sahip bir fizikçiydi.

Buna uranyum yatakları bulmaya özel önem veren MTA Başkanı Sadrettin Alpan ve ihtiraslı bir milliyetçi asker olan Refik Tulga da eklenince şüphelenmek için nedenler artıyor.

Ama Türkiye kendi nükleer bombalarını yapmadı.

Erdal İnönü de bu birikimine rağmen sosyal demokrat, barışçıl bir siyasetçi ve düşünce insanı olmayı tercih etti.

Türkiye'nin soğuk savaş yılları ve 70 yıldır birlikte yaşadığı nükleer bombaları ise hala üzerinde pek konuşulmayan sırlar olarak kaldı.

Ama neyse ki ABD Türkiye'den şeffaf bir demokrasi. Bu sayede bilgi edinme hakkını kullanarak ABD'nin nükleer programıyla ilgili çalışmalar yapan bir kurumun başında bulunan Hans M. Kristensen, her yıl Türkiye'deki nükleer bomba sayısını açıklıyor. Tahmini son rakam 20-30 arasında.

Ama son 20 yıldır Türkiye, taktik nükleer bombalar taşıyan uçaklara izin vermiyor. Yani İncirlik son 20 yıldır bir nükleer bomba deposu.

Yani Belarus'taki İskenderlerin kırmızı düğmesine basıldığında cevap İncirlik'ten gelmeyecek.

Ama Türkiye'de devletin resmi belgelerini 50 yıl sonra açıklama gibi bir gelenek olmadığı için pek çok başka konu gibi soğuk savaş yılları da sır olmaya devam ediyor.

Milli şef İnönü'nün ailesinin devletten daha şeffaf olduğu açık.

https://serbestiyet.com/featured/hidrojen-bombasini-anlatmissin-tam-anlamadim-138369/















--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Iliskilerde onemli olan arkadasliktir...

~Cunku sadece seks icin seks yapmanin, yuz yikamaktan hicbir farki yoktur...

Sophia Loren~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Oyunu doğru partiye ver.
Sonra oooy anam oy deme.

~Sadece gülmece olsun diye~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Enine Boyuna'da Ümit Özdağ'ın istifası konuşuluyor… #YAYINDA

https://www.youtube.com/watch?v=iQh2EYmSL6U

- - - - - - - - - - - - - - - -

Zevkin kendisi iyidir, tek iyidir.
acı kötüdür.
İyi ve kötünün başka bir anlamı yoktur.

~Jeremy Bentham~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Eğer düşman menzil içinde ise sende öylesindir.

~MURPHY KANUNLARINDAN
Murphy kanunları ilk olarak 1949 yılında Captain Ed Murphy tarafından Anything that can go wrong will go wrong yanlış gitme olasılığı bulunan bir şey, yanlış gider olarak emrindeki proje yöneticisi George Nicholsun yarattığı bazı durum ve tersliklerden mülhem olarak vazedilmiştir.
Zaman içinde pek çok kişi benzer terslikleri Murphy kanunu adı altında listeye eklemiş, kurallar anonim bir hal almıştır.
1917 doğumlu Edward A.Murphy Jr.ABD Hava Kuvvetlerinde 1949da roketler üzerine deney yapan mühendislerden biriydi.
İnsan üzerine ivmelenmenin etkilerini inceliyordu (USAF proje MX981).
Deneylerden biri pilot üzerinde 16 değişik noktaya akselometre takılması gerekiyordu.
Sensör bir yapıştırıcı ile ancak iki türlü takılabiliyordu ve birisi 16 sensörün tamamını da yanlış takmayı becerdi.
Bunun üzerine Murphy, daha sonra kanun olarak nitelendirilecek ilk söylemlerini bir basın toplantısında açıkladı.
Bir kaç ay içinde Murphynin Kanunları mühendislik sahasında çalışanlar arasında yayıldı ve 1958de de nihayet Websterin sözlüğüne girdi.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Hayatin gayesi olmayinca eglence batakligina akiyor.

~A.CARREL~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Insan, ici oyulmadikca otmeyen kamisa benzer.

~Mevlana~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Is bitmeden once asla odemenin tamamini yapma

~Anonim Nasihat~
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

AKİF BEKİ: HOŞAFIN YAĞI BAYAĞI KESİKMİŞ

AKİF BEKİ: HOŞAFIN YAĞI BAYAĞI KESİKMİŞ

05/08/2023

Müftülükten alınan, mahkeme kararına rağmen göreve döndürülmeyen vaiz Mehmet Deniz, haksızlık ve küçük düşürülme duygusuyla baş edemeyip hayatına son vermişti.

Diyanet'in iç kamuoyu ve cami cemaati için daha acı, daha sarsıcı ne olabilirdi?

Fakat en konuşması gereken yerde sessizliğe gömülen Diyanet, hiç beklenmedik bir konuda gürültü kopardı. Kobani davasına katılmak için mahkemeye başvurdu.

Kobani olaylarından 9, ilk soruşturmadan 8, ilk duruşmadan da 2 yıl sonra...

Nereden akıllarına geldiği, niye şimdi üstlerine vazife aldıkları henüz sır.

Karşı taraf, "Selahattin Demirtaş ve diğerleri" olarak belirtiliyor. Gerekçeyse eylemler sırasında camilerin zarar görmesi.

Gerekçe bu ama Diyanet, devletin itibarının halk nezdinde güçlendirilmesi için sanıkların cezalandırılmasını istiyor.

Devletin itibarını korumak, hadi Diyanet'in birinci görevi olsun... Davaya katılmak için biraz geç kalmadılar mı?

Devletin itibarını korumakta gecikenler, herhalde görev ihmalinden sorumlu tutulacaktır bu durumda.

Yoksa maazallah, yanlış düşüncelere kapı aralanmış olur. Hoşafın yağı kesildiği için mi, diye düşündürtür.

Yeniçerilerin, kazan kaldırmaya bahane bulamayınca hoşafın yağının kesilmesine sarılmalarından gelen bir deyim. Diyecek sözü kalmayanların, çaresizlikle şımarıklık karışımı üste çıkma çırpınışlarını anlatır.

Aynı çaresizlik ve şımarıklığı, arpası fazla gelenlerin coşkusunda da görüyoruz.

Seçimde değişim bekleyenlerin öngörüsüzlüğüyle dalga geçiyorlar. Akılları sıra tabii.

Çünkü değişimciler sanıyormuş ki millet, Bay Kemal'i seçerek Erdoğan'dan vazgeçer.

Bu da büyük bir öngörüsüzlükmüş. Nefretleri, değişim umanların gözünü kör etmiş. Doğruyla yanlışı ayırt edemiyorlarmış. Dağdaki çobanın gördüğü çıplak gerçeği, onlar göremiyormuş.

Sanki Esad'ın 3 haftada devrileceğini, Sisi'nin 3 ay dayanamayacağını, Suud'la Emirlikler'in 3 vakte diz çökeceğini, dış güçlerin yedi düvel bize teslim olacağını, Avrupa'nın geçen kışı çıkaramayacağını, Karadeniz gazıyla dünyanın artık bizden sorulacağını, insanlığın bizim tarafımızdan yönetilmeye can attığını, faizi indirerek enflasyonu tepetaklak edeceğimizi, TL'yi düşürüp doları uçurunca ekonomimizin şahlanacağını ve ondan 3 bundan 5 borçla Türkiye Yüzyılı'nın başlayacağını sananlar onlar değildi. Başka cingözlerdi.

Hiçbiri, sandıkları gibi çıkmadı.

Esad, Sisi, Suud ve Emirlikler'le ilgili öngörülerinde yanıldıklarını anlamaları, 10 yıl sürdü.

Ekonomiyi batırdıklarını fark etmeleri, 5 yıl aldı.

Yapmayın, etmeyin diye baştan uyaranları da savrulmakla suçladılar.

Şimdi dış güçlerle barışı destekliyor, faizin artırılmasını savunuyorlar.

Ama sorsanız; savrulan yine başkaları.

Sanıyorlardı ki Şark kurnazlığı, basiret ve dik duruştur.

Arpa ekmişler, darı çıkmış. Tek bir öngörüleri tutmamış. Fakat hâlâ açıkgöz geçiniyorlar.

Zannediyor ki uyanıklar, burunlarının dibini bile göremedikleri, kör gözlere de âyan olmamış.

Arpacı kumrusu gibi kara kara düşüneceklerine bir de kalkmış; seçim sonucunu tutturamayanları, öngörüsüzlükle suçluyorlar.

Siz misiniz, ülke yönetimindeki bunca öngörüsüzlüğün ödüllendirilebileceğini öngöremeyen!

Sanmanızı istiyorlar ki en büyük öngörüsüzlük, seçimde kimin kazanacağını bilememektir. Gerisini görememek de körlük değildir.

Demek hoşafın yağı, Tarzanları zorda bırakacak kadar kesilmiş.

https://www.karar.com/yazarlar/akif-beki/hosafin-yagi-bayagi-kesikmis-1597166















--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Bir insan tanrıların varlığına hiç inanmasa da, eğer aynı zamanda dürüst bir mizacı varsa, böyle kişiler insanlardaki kötülükten nefret eder;
yanlışlıklara karşı olan nefretleri, onları yanlış işler yapmaktan uzaklaştırır;
haksızlıktan kaçınırlar ve namuslu yaşarlar.

~Plato~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Kafamizda binlerce cevapsiz sorunun olmasi, binlerce sorusuz cevabin olmasindan daha iyidir.

~Melih arat~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Yoldaki kavis, dönüş yaptığınız takdirde, yolun sonu değildir.

~Anonim~

- - - - - - - - - - - - - - - -

İnsan geçimini bir düşmanla savaşarak sağlıyorsa, o düşmanın ölmemesi onun çıkarınadır.

~Friedrich Wilhelm Nietzsche
(d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900)
Ahlâk ve değerler sisteminin kuruluşuna yönelik bir temel çerçevesinde
çağının kültür, din ve felsefe görüşlerini eleştiren nihilist Alman düşünür, filolog.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ira furor brevis est
Kizginlik kisa deliliktir.

~Latin Atasozu~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ömrünü yaşamaya başlamayı bekleyerek tüketenlerin sayısı hiç de az değildir.

~Eckhart Tolle~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Uzagi dusunmeyen uzuntuye yakindir.

~KONFICYUS~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Tarikatçı olmadığını söyler.
Zamanın tarikat zamanı değil, iman zamanı olduğunu dile getirir.
Ama kitaplarındaki görüşleri, tarikatçı ve mezhepçi görüşlerden farklı değildir.
Kendisi Şafii mezhebine ve Nakşibendi tarikatına mensuptur.
Bunların görüşlerini içtenlikle savunur.
Bunlara olan sempatisi de bir çok yerde göze çarpar.

~(Emirdağ Lâhikası-1 67)~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Azarlamada asirilik inat atesini alevlendirir.

~Hz.Ali~
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

NECMETTİN ERBAKAN'IN İSLAMCI, ŞERİATÇI KIZI ZEYNEP ERBAKAN,

NECMETTİN ERBAKAN'IN İSLAMCI, ŞERİATÇI KIZI ZEYNEP ERBAKAN,

Babası ölünce, kalan mal'ları bölüşmek İçin kardeşi Fatih Erbakan'a başvurur...

Fatih Erbakan, ablasına,

"Şer'i İslam Hukuk"una göre,

""Ben 2 pay alırken, Sen 1 pay alacaksın"" der..

Bunu duyan Zeynep Erbakan,

birden laik oluverir ve o beğenmediği Atatürk'ün ona sağladığı imkanlardan yararlanmak için,

"Laik" Türkiye Cumhuriyeti'nin Mahkeme'lerine,

dava açar ve mirastan eşit pay ister ve alır...

Daha sonra, kocasından şiddet gördüğünü iddia ederek, Laik Cumhuriyetin Mahkemelerine tekrar başvurur...

Oysa şeriatta kadın dövmek mübahtır...

Zeynep Erbakan sonra da ABD'ye yerleşir...

Buradan çıkan sonuç şudur:

Tüm İSLAMCI DİN TACİR'i YOBAZ'lar SAHTEKAR'dır...

Yaşadığı DİN'i kabul, işine ve çıkarına gelmediğinde, hiç utanmadan, kabul ettiği ŞERİAT'ı reddedip,

Ulu Önder ATATÜRK'ün getirdiği LAİK, İNSANİ

kanunlara sığınacak kadar da, inandıklarını reddedecek AHLAK'tadır...
















--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Sahsi gayret yuvayi, toplu gayret vatani ayakta tutar.

~A. Aslan~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ahlak esasen toplumu çöküntüden kurtaracak ve toplumun muhafazasını sağlayacak bir araçtır.

~Friedrich Nietzsche~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Hirs ve tamah, yorgunluk ve mesakkatin anahtaridir.

~Hz.Ali~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Çoğunlukçu demokrasi, 'halkın egemenliği' olarak ifade edilen doktrin içerisinde en yetersiz ilke olarak görülmektedir

~Bernard Crick~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Insan ne kadar az dusunurse o kadar cok konusur.

~MONTESQUIEU~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Bir İlkbahar Şiirine Başlangıç

Hava ne kadar güzel öğretmenim
Yollar ağaçlar kuşlar ne kadar güzel
Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim.
Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın
Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya
Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar

Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar
Hepsi hepsi ortada öğretmenim.
Ne olur bizde gidelim
Burda kalsın iğneli karafatmalar
Burda kalsın kitaplar
Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar
Burda kalsın hepsi
Bomboş kalsın evler okullar
Hapishaneler, hastahaneler…

~Melih Cevdet Anday~

- - - - - - - - - - - - - - - -

İçinde bulunduğumuz durum ne düşündüğümüzün sonucudur. Akıl her şeydir. Düşündüğümüz şey olacağımız şeydir.

~Buddha~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ogretmenler: Yeni nesiller sizlerin eseri olacaktir.

~K.Ataturk~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Çılgar

~Oralar yazın mı hala, güpgüzel
Gayri şarapsadım ben, İstanbulsadım
Kuşladıysa gözlerimi bir sakar tavan
Sensiz günlerimi çarçur etmek içindir
Ama pörsümüş, gül bitine karmış bir sarı
Siner külçelenir ta evimde barkımda
Pelit acısından yavuz bir özlem kiri
Yu canım usulcacık
Sen bunca umudumun çılgarı
Göğü maviltir bir kırlangıç yakamoz
Balıklar debreşir suda

Metin Eloğlu~
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/