29 Mart 2019 Cuma

ERDOĞAN’IN TALEBİ: İNCE’NİN ‘SEVİM TANÜREK’ DEDİĞİ DİKEN HABERİNE ERİŞİM ENGELİ

İşte size AKP iktidar, Recep Tayyip ERDOĞAN(RTE) başkan olursa yaşayacağınız dikta döneminden küçük bir buket daha.


Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  


ERDOĞAN'IN TALEBİ: İNCE'NİN 'SEVİM TANÜREK' DEDİĞİ DİKEN HABERİNE ERİŞİM ENGELİ

19/06/2018

Diken'in CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a "İstersen gel bir de Sevim Tanürek cinayetini araştıralım. Açtırma ağzımı" sözleriyle seslendiği 'İnce'den Erdoğan'a: İstersen Sevim Tanürek cinayetini araştıralım açtırma ağzımı' başlıklı haberine Erdoğan'ın Ahmet Burak Erdoğan'ın talebi üzerine erişim engeli getirildi.

Kararı Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz Twitter'dan duyurdu.

Diken'in avukatları karara itiraz edecek.

Haberde ne vardı?

Erdoğan İnce'nin Yalova'da dershane yöneticiliği yaptığı yıllarda öğretmenlerin sigorta primini yatırmadığını söylemişti: "Yalova'da kendisinin dershane müdürlüğü yaparken hukuksuz bir şekilde öğretmen çalıştırdığından ve bu yüzden çok büyük cezalar ödediğinden hiç bahsetmiyor. "

Erdoğan'ın sözlerine İnce Tunceli mitinginde yanıt vermişti.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı şöyle konuşmuştu: "Her gün bir şeyler söylüyor. Tam 20 sene öncesine gitmişler. Dershanelerde iki türlü öğretmen çalışır. Emekliler için prim ödenir ama hiçbir faydası yoktur onun. Emekliler o paranın kendisine verilmesini isterler. Erdoğan eski defterleri açma bak açarım altında kalırsın. Dershanede 20 sene önce ceza kesilmiş. E ne olmuş? Sonra ödenmiş. İstersen gel bir de Sevim Tanürek cinayetini araştıralım. Açtırma ağzımı. "

Ne olmuştu?

Ses sanatçısı Sevim Tanürek 1 Mayıs 1998′de İstanbul'da Abide-i Hürriyet Caddesi'nde saat 11:45 sıralarında meydana gelen kazada Erdoğan'ın oğlu Burak Erdoğan'ın kullandığı otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetmişti.

Tanürek'in ölümünün ardından Erdoğan hakkında 'dikkatsizlik ve tedbirsizlik ile hayati tehlike teşkil ddecek derecede yaralamaya sebebiyet vermek' suçundan Asliye Ceza Mahkemesi'nde TCK 459/2 maddesi uyarınca 3 aydan 20 aya kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

Kazaya ilişkin yargılama sürecinde Ahmet Burak Erdoğan tamamen suçsuz bulunmuş kazanın kusuru bütünüyle (8/8) Sevim Tanürek'in olarak kayda geçmişti. Bu rapor aynı daire tarafından 20 Ocak 2000′de teyit edilmişti. Bu rapor hazırlanırken Eyüp Çakmak ilgili ihtisas dairesinin başındaki kişiydi. Mahkemenin 2 Haziran 2000 tarihli duruşmasında Ahmet Burak Erdoğan'ın beraatine karar verilmişti.

Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde Türkiye Denizcilik İşletmeleri genel müdür yardımcılığı görevine atanan Çakmak 2014 yılında kuruma genel müdür olmuştu.

Diken'in bugüne kadar erişim engeli kararı alınan haberlerine 'VPN HABER' kategorisinden ulaşabilirsiniz.

Emsal olur mu: 'airporthaber.com'a gelen erişim engeli 'basın özgürlüğü ihlali' sayıldı

İlahiyatçı Nurettin Yıldız Diken'i sansürlettiğiyle ilgili haberi de sansürletti

TÜRGEV 'ikinci deneme'de Diken'in haberini sansürletti

TÜRGEV'in Diken'in haberini engelletme talebine ret: Haber verme sınırı aşılmadı

Panama Belgeleri haberlerine erişim engeli: Diken'in Mehmet Cengiz haberine sansür

http://www.diken.com.tr/erdoganin-talebi-incenin-sevim-tanurek-dedigi-diken-haberine-erisim-engeli/



--
AltNot
--
a45UyF587661
-   -   -   -   -   -   -   -   -
Asil onemli olan ve memleketi temelinden yikan halkini esir eden icerdeki cephenin suskunlugudur.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

-   -   -   -   -   -   -   -   -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

155. CEHENNEMIN ICAT EDILMESI, KOTULUGE ENGEL OLAMAYACAK OLCUDE SACMADIR

Siddetle tutkun oldugu seyleri bu dunyada eline gecirince, kimse ahireti dusunmez. Cok atesli bir asigin gozunde, sevgilisinin huzuru cehennemin ateslerini sondurur ve yuzunun guzelligi cennetin butun hazlarini siler. Ey kadin! Allah'iniza gitmek icin sevgilinizi terk ettiginizi soyluyorsunuz; sevgilinizi terk etmenizin nedeni, gozunuzde asiginizin ayni asik, ayni sevgili olmamasi, ya da sevgilinizin sizi terk etmesi ve kalbinizde ortaya cikan boslugu doldurma ihtiyaci duymanizdir.

Dunyada, din uzmani olan ve bazen dinin yararini savunmada caba harcayan acgozlu, arabozucu, bozuk ahlakli, edepsiz insanlardan daha cok hicbir sey gorulmez. Bu adamlar din hukumlerini uygulamazlarsa da, gunun birinde bunlari yapmayi kendi kendilerine vaat ederler. Daha cok yapmak niyetinde olduklari kotulugun vicdan azabini susturmak, gidermek icin er gec gerekecek bir ilac olmak uzere, din hukumlerini uygulamayi yedeklerinde bulundururlar. Bundan baska, sofular ve rahipler partisi cok kalabalik, cok etkin, cok guclu bir parti oldugundan, hilekarlarin ve dolandiricilarin, amaclarina ulasmak icin bu partinin yardimina cok istekli olmalari, onlarda dayanak aramalari sasilacak bir sey degildir. Kuskusuz, bize denilecek ki, bircok temiz ve dogru kimse, ictenlikle ve cikar dusunmeksizin dindardir. Ancak yurek safligi hep kultur ve erdem isiklariyla bir arada olur mu?

Dine guclu bir sekilde baglanmis bircok deniz gibi bilgili kimseleri, dahileri bize anlatirlar. Bu kanitlar ki; dahiler de hurafelere inanabilir; korkak ruhlu, zayif yurekli ve kendilerini kucuk goren olabilir; esya ve olaylari sogukkanlilikla incelemelerini engelleyen bir hayalgucune sahip olabilirler. Pascal, dinin lehinde hicbir sey kanitlamaz; bir deha sahibinde bir delilik kosesi bulunabileceginden, hurafeleri dinledigi ve bunlari dinlemeye deger buldugunda, bir cocuktan baska bir sey olamayacagini gosterir.

Pascal, bizzat "zeka, kuvvetli ve dar, zayif oldugu kadar da genis olabilir" der. Daha yukarida Pascal soyle demistir: "Insan sagduyuya sahip olabilir ve bu sagduyu her seyi esit olarak, ayni sekilde kapsamayabilir. Cunku oyleleri vardir ki, bazi islerde saglam fikre sahip olduklari halde, baska bazi konularda aldanirlar, sapitirlar".
-   -   -   -   -   -   -   -   -
Insanin azinlikta olmasi, tek kisilik bir azinlik olmasi bile, deli oldugu anlamina gelmiyordu.
Bir dogru vardi, bir de dogru olmayan dogruya sarildigin zaman, tum dunyayi karsina bile alsan, deli olmuyordun.
akillilik cogunluga bakilarak soylenmez.
George Orwell 1984

George Orwell1984

-   -   -   -   -   -   -   -   -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/



DOLARA BAĞIMLILIKTAN KURTULABİLİR MİYİZ? … PROF. DR. ATA ATUN

İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesine yakın 1944'te ABD'nin küçük bir kasabası olan Bretton Woods'da toplanan Birleşmiş Milletler Para ve Finans konferansında Bretton Woods sistemi'nin kabul edildiğini hatırlatan Yavuz bu sistem ile bağımsız ulus-devletlerin kendi aralarında ortak bir parasal düzen üzerinde anlaştığını belirterek; "Bu konferansta altına dönüştürülebilen tek para biriminin dolar olmasına diğer para birimlerinin değerlerinin de dolara göre ayarlanmasına karar verilmiştir.

Anlaşmaya katılan ve parasını altına dönüştürülebilir yapmayı kabul eden her ülkenin parasının değeri dolara göre saptanmıştır.

Anlaşma ile 1 ons altın = 35 dolar ya da 1 dolar 0 88867 gr. altın olarak belirlenmiş ve ABD dış talep olduğunda doları bu paritesi üzerinden altına çevirmeyi kabul etmiştir.

Ülke yıllardır karşılıksız para bastı ve basmaya da devam ediyor. Peki bu nasıl mümkün olabiliyor?

ALTINA DAYALI BİR DOLAR DIŞ TİCARET AÇIĞI HIZLA BÜYÜYEN ABD İÇİN ÖNEMLİ BİR SORUNDU

Richard Nixon

70'li yıllarda henüz dolar altına endeksliyken dönemin ABD Başkanı Richard Nixon bir sorunu çözmeye çalışıyordu: ABD'nin sahip olduğu altının büyük ve önemli bir kısmı ülke dışına çıkıyordu. Peki altın neden ABD'yi terk ediyordu?

Altının ABD'yi terk etmesinin nedeni problemin temeline dönülerek bulundu. Ülkenin dış ticaret açığı hızla büyüyordu. Yani ülke ulus olarak ürettiğinden fazlasını tüketiyordu. O dönem ABD çok fazla Avrupa ve Japon malı aldığı için onlara sattığı ürünlerle onlardan aldığı ürünler arasındaki fark altınla tahsil ediliyordu. Zira o dönemde ülkenin parası dolar hâlâ altına dayalı bir paraydı.

1971'de dolar gerçek bir para olmaktan değişim aracı olarak kullanılan bir para birimine dönüştürüldü

Dolar

Başkan Richard Nixon bu problemi çözmek için 1971 senesinde doları bir varlık olmaktan çıkararak bir yükümlülük bir borç senedi haline dönüştürdü.

Bu tarihten sonra altın karşılığı olmasa dahi ülkenin sınırsızca para basması mümkün oldu. Lakin her şey parayı bir varlık olmaktan çıkartmak ve sınırsızca basabilmek kadar kolay ve tozpembe değil. Günümüzde ABD'nin dış ticaret açığı son derece yüksek ve dünyaya ödemekle yükümlü olduğu borç senetlerinin miktarı da oldukça fazladır.

ABD'nin karşılıksız para basmasını tıpkı karşılıksız çek yazmaya benzetebilirsiniz. Üzerinde yazılı miktardaki bir paranın bankada bulunmadığı karşılıksız bir çek yazdığımızda ABD'nin karşılıksız para basmasından farklı olarak bizim karşı karşıya kalacağımız durum tutuklanıp hapse atılmamız olurdu. Çılgınca geliyor olabilir ama tek fark bu.

Karşılıksız basılan dolar sadece geçici bir çözüm oldu günümüzde eleştiriler sürüyor

Amerika Birleşik Devletleri

ABD'nin istediği kadar para basmış olması 1971'deki problemi ancak geçici olarak çözebildi. 1971'de yaşanan bu değişim sonrasında çok daha fazla problem ortaya çıktı.

Son yıllarda ABD kendi içerisinde doların tekrar altına dayalı bir para olup olmaması gerektiğini tartışıyor. Bir taraf altın standardına dönülmesi gerektiğini bir diğer taraf da bu fikrin doğru olmadığını savunuyor.

Başkanlık seçimlerinden hemen önce New York Times'da ABD'nin altın standardına dönüş fikrine karşı çıkan bir makale yayımlanmış bu makaleye en sert tepki iş dünyasının önemli isimlerinden Forbes'un icra kurulu başkanı Steve Forbes'dan gelmişti. Forbes Times'da yayımlanan makalenin berbat mitlerle dolu olduğu ve cehalet içerdiği yorumunda bulunmuştu.

Başkanlık seçimlerinde büyük umut vadeden Cumhuriyetçi Partiden aday Ted Cruz da altına dayalı bir para fikrini savunuyordu. Aslında sayıları hızla artan Cumhuriyetçilerin büyük kısmı bu fikri savunuyor ki onlardan biri de şu anda Başkanlık koltuğunda oturan Donald Trump.

Sonuç olarak 1971 senesinde dolarda yaşanan değişim o dönemde bir çözüm olsa da günümüzde hem ABD hem de diğer dünya ülkeleri için önemli bir sorun olmaya başladı. ABD karşılıksız para basıp her şeyi satın almaya devam ediyor ama bunun bedelini ödemeye de yaklaşıyor. Ülke içerisindeki tartışmanın sebebi de bu.

https://ekonomist.co/ekonomist/ekonomi/abd-karsiliksiz-para-basmasi-12511/

Doların altın bağlantısının ortadan kaldırılması altın talep eden Almanya ve Fransa başkanları sebebiyle olmadı.
Amerika sürekli olarak cari açık yaşayan bir ülkeydi.
Ve bu açığı Avrupa ve Japonya lehineydi.
Dolar altına orantılı olunca, Avrupa ve Japonya dış ticaretlerindeki dolar açığını telafi etmek üzere cari açık kadar altın alıyordu.
Bunun net sonucu Amerikan hazinesinde altın stoklarının azalması oldu.
Başkan Nikson 1971'de doların altın karşılığı olmak yükümlülüğünü kaldıran bir yasal düzenleme yapana kadar da bu böyle sürdü.

İşte bu nedenle Amerika ne kadar cari açık verirse versin artık dolar stokları azalmıyor.
Ama artık dünyanın kronik bir dolar enflasyonu problemi vardır.

Tam bir kalpazan mantığı.

Amerikanın zorbalıkları nedeniyle mütteffik ülkeler dolar stoklamak zorunda kalmıştır.
Türkiye bile son derece borçlu olmasına rağmen ihtiyacından fazla miktarda dolar tutmak zorundadır.
Ve petrol ticretinin dolar üzerinden yapılması da dayatıldığından bizde 70'li yıllarda görülene benzer bir dolar enflasyonu bu güne kadar görülmemiştir.
Ancak, bu arada da dolar balonlaşması dünya için dayanılmaz, taşınamaz bir hale gelmiştir.
Zannediyorum, çok fazla zaman geçmeden ani ve sert bir dolar çöküşü görmek bizim yaşam dönemimiz içinde mümkündür.
Yani en çok on onbeş yıl içinde.
Belki de Amerikan zorbalıkları diğer milletleri yerel ya da alternatif paralarla ticarete zorlarsa yarından da yakın.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  





DOLARA BAĞIMLILIKTAN KURTULABİLİR MİYİZ? … PROF. DR. ATA ATUN



Bu soruya çok farklı yanıtlar gelecektir ama bana göre rahatımızdan biraz ödün verirsek kesinlikle dövizdeki artış durdurulabilir ve ekonomimiz canlanabilir.

Bunun en basit yöntemi bir hafta boyunca olanaklar elverdiğince özel araç kullanmamak olabilir zira bir haftalık araç kullanmama zincirinin yarattığı etkinin ucu ABD'nin Merkez Bankası olan FED'e kadar uzanıyor.

Nasıl mı? Doların değeri gerçekte petrole indeksli. Buna "Türev Ticaret" (Borsa Terimleri Sözlüğü) denmekte. Biraz daha açacak olursak II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1944'de ABD'nin öncülüğünde 44 ülkenin katılımıyla Bretton Woods şehrinde bir toplantı yapıldı. Bretton Woods Konferansı'nda yeni bir para sistemi kabul edildi. ABD Hazine Bakanlığı altını dolara sabitlediğini ve Doların altın kadar değerli olduğunu açıkladı ekonomik ilişkileri olan dünyadaki bütün ülkelere de millî paralarını artık altına göre değil ABD dolarını bloke ederek ayarlamalarını önerdi. O tarihte ABD 1 Ons altını 35 Dolar'a eşitledi ve dünyada altına ayarlı para sistemi ABD dolarına bağımlı hale geldi birçok ülkenin de mali durumlarını sarsmaya başladı.

Amerikalılar petrole altın değeri yükleyip tüm Orta Doğu ülkeleriyle yalnızca Dolar cinsinden petrol satmaları konusunda yaptıkları anlaşmaları sağlama aldılar. Bunun sonucu olarak da ABD tam bir cinlikle karşılıksız Dolar basarak petrol almaya aldığı petrolün faturasını da diğer ülkelere ödetmeye başladı.

Günümüzde dünya üzerinde tek karşılığı olmayan para birimi ABD Doları. ABD Dolar'ını Amerika'ya geri vermek isterseniz Dolarlarınızın karşılığında altın ödenmesini talep edemezsiniz. Ederseniz size verecekleri yanıt aynen "Size herhangi bir şey geri vereceğimize söz verdik mi? Dolar'ın yasal statüsünü kontrol etmediniz mi? Biz açıkça Dolar'ın bir Borç kağıdı olduğunu yazdık anlaşmalara" olacaktır.

Bunu fark eden Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle ile Almanya Şansölyesi Adenaur bir araya geldiler ve 1968 yılında ABD'ye bir uçak dolusu Dolar gönderip karşılığında altın talep ettiler. Rivayetlere göre de altınlarını aldılar ve sistem çöküş sürecine girdi. ABD Merkez Bankası görevini yürüten FED böylesi bir talep bir daha olmasın diye Doların üstünde yazan "karşılığı altındır" mealindeki cümleyi de Doların üzerinden kaldırdı.

• ABD Dolarına bağımlı para sistemi çöküş sürecine girmeden önce 1970 yılında: 1 varil petrol = 2 5 Dolar 1 Ons altın = 35 Dolar idi.

• Sistemin çökmeye başlaması ile 1973 yılında Dolar-Altın sabit kurundan vazgeçildi ve 1 varil petrol = 9 Dolar 1 Ons altın = 120 Dolar oldu.

• Aradan geçen 6 yıldan sonra 1979 yılında 1 Ons altın 670 Dolara ve 1980 yılında İran'da devrim sonrası yaşanan "rehine krizi" nedeni ile başlayan ilk ambargodan sonra da 1 Ons altın 851 Dolara yükseldi.

1970 yılı ile 1980 yılı arasında geçen 10 senelik dilimde ABD Doları altına karşı yüzde 2400 oranında bir düşüş yaşadı ve bizler de çok acı bir şekilde bu düşüşü kendi ülkelerimizde yaşadık. Özellikle de 1970'li yılların başında kendi ülkemizde benzin fiyatlarının bir anda neredeyse yüzde dört yüz artması az daha iç savaşa neden olacaktı.

Görüldüğü gibi artık Dolardan uzaklaşmanın zamanı geldi.

Türkiye'de ve KKTC'de tüketilen gıda kozmetik hijyen atıştırmalık meşrubat vb. ürünlerden neredeyse tümünün karşılığı döviz olarak ülkemizden dışarıya gidiyor. Dolayısıyla Doların hegemonya ve etkisinden kurtulmak için ilk tercihle yerli ürünlerimizi tüketmemiz gerekiyor.

Yapmamız gerekenlerin başında sadece tamamı Türk şirketleri tarafından üretilen milli ürünleri satın almak olmalı. Her birey bu farkındalık için kendini lider konumunda hissetmeli etrafını da teşvik etmeli. Ülkemizi ciddi ekonomik krizden kurtarmanın yollarından biri ve en önemlisi bu. Yaşam tarzımızdan tümüyle vazgeçmemize gerek yok. İthal bir mala karşılık sadece alternatif bir ürün özellikle de milli bir ürün seçmemizin ekonomimize olağanüstü katkısı olacağını bilmemiz yeterli aslında.

Örneğin çitlemek için satın alınacak olan (ayçiçeği) çekirdeğin yurt dışından ithal edilenini değil ülkemizde yetişen olanını tercih etmeliyiz. Zorla ve ter dökerek üretip dışa sattığımız ürünlerimiz karşılığında kazandığımız milyonlarca Doları sadece çekirdek ithalatı için harcamamızın bize kazandıracağı hiçbir şey yok ekonomimize zarar vermenin ötesinde.

Özetle diyorum ki; Çok uluslu şirketlerin kulağa hoş gelen "Küreselleşme" yutturmacası altında ülkemizi yeniden kolonileştirme adına açtıkları kapıları kapatmanın zamanı geldi. Ülkemizin çıkarları ve ekonomimizin güçlenmesi uğrunda en az bir tane yabancı menşeli malı satın almaktan vazgeçin. Emin olun birkaç yıl sonra bu tutumunuzun sonucunu hep birlikte güçlenen ekonomimiz ve paramızla görüp yaşayacağız.

Prof. Dr. (İnş. Müh. ) Dr. (Ulus. İliş. ) Ata ATUN

Dekan Kıbrıs İlim Üniversitesi

KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

e-mail: ata@ataatun.com veya ataatun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: AtaAtun1

--
AltNot
--
a45UyF587661
-   -   -   -   -   -   -   -   -
Asil onemli olan ve memleketi temelinden yikan halkini esir eden icerdeki cephenin suskunlugudur.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

-   -   -   -   -   -   -   -   -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

155. CEHENNEMIN ICAT EDILMESI, KOTULUGE ENGEL OLAMAYACAK OLCUDE SACMADIR

Siddetle tutkun oldugu seyleri bu dunyada eline gecirince, kimse ahireti dusunmez. Cok atesli bir asigin gozunde, sevgilisinin huzuru cehennemin ateslerini sondurur ve yuzunun guzelligi cennetin butun hazlarini siler. Ey kadin! Allah'iniza gitmek icin sevgilinizi terk ettiginizi soyluyorsunuz; sevgilinizi terk etmenizin nedeni, gozunuzde asiginizin ayni asik, ayni sevgili olmamasi, ya da sevgilinizin sizi terk etmesi ve kalbinizde ortaya cikan boslugu doldurma ihtiyaci duymanizdir.

Dunyada, din uzmani olan ve bazen dinin yararini savunmada caba harcayan acgozlu, arabozucu, bozuk ahlakli, edepsiz insanlardan daha cok hicbir sey gorulmez. Bu adamlar din hukumlerini uygulamazlarsa da, gunun birinde bunlari yapmayi kendi kendilerine vaat ederler. Daha cok yapmak niyetinde olduklari kotulugun vicdan azabini susturmak, gidermek icin er gec gerekecek bir ilac olmak uzere, din hukumlerini uygulamayi yedeklerinde bulundururlar. Bundan baska, sofular ve rahipler partisi cok kalabalik, cok etkin, cok guclu bir parti oldugundan, hilekarlarin ve dolandiricilarin, amaclarina ulasmak icin bu partinin yardimina cok istekli olmalari, onlarda dayanak aramalari sasilacak bir sey degildir. Kuskusuz, bize denilecek ki, bircok temiz ve dogru kimse, ictenlikle ve cikar dusunmeksizin dindardir. Ancak yurek safligi hep kultur ve erdem isiklariyla bir arada olur mu?

Dine guclu bir sekilde baglanmis bircok deniz gibi bilgili kimseleri, dahileri bize anlatirlar. Bu kanitlar ki; dahiler de hurafelere inanabilir; korkak ruhlu, zayif yurekli ve kendilerini kucuk goren olabilir; esya ve olaylari sogukkanlilikla incelemelerini engelleyen bir hayalgucune sahip olabilirler. Pascal, dinin lehinde hicbir sey kanitlamaz; bir deha sahibinde bir delilik kosesi bulunabileceginden, hurafeleri dinledigi ve bunlari dinlemeye deger buldugunda, bir cocuktan baska bir sey olamayacagini gosterir.

Pascal, bizzat "zeka, kuvvetli ve dar, zayif oldugu kadar da genis olabilir" der. Daha yukarida Pascal soyle demistir: "Insan sagduyuya sahip olabilir ve bu sagduyu her seyi esit olarak, ayni sekilde kapsamayabilir. Cunku oyleleri vardir ki, bazi islerde saglam fikre sahip olduklari halde, baska bazi konularda aldanirlar, sapitirlar".
-   -   -   -   -   -   -   -   -
Insanin azinlikta olmasi, tek kisilik bir azinlik olmasi bile, deli oldugu anlamina gelmiyordu.
Bir dogru vardi, bir de dogru olmayan dogruya sarildigin zaman, tum dunyayi karsina bile alsan, deli olmuyordun.
akillilik cogunluga bakilarak soylenmez.
George Orwell 1984

George Orwell1984

-   -   -   -   -   -   -   -   -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/



AKP MİLLETVEKİLİ ARVAS: KAZANAMAZSAK SİLAHLI ÇETELER PEYDAH OLUR BAŞÖRTÜLÜLER SOKAKTA YÜRÜYEMEZ

Korku dağları tutmuş.
Devr-i Sabık olacağız diye korkuyorlar.
Yahu tabii ki devr-i sabık olacaksınız.
Hiç şüpheniz olmasın.
Olacaksınız da bunun da iki yolu var.
Ya adil yargılanacak, hak ettiğiniz cezaları hukuk dairesinde alacaksınız.
Ya da adil yargılanma falan olmayacak, olağanüstü olaylar sonucunda diğer diktatörlere neler olduysa benzerini yaşayacaksınız.

Durumunuz hangi yola evrilir.
Bunu da sizin tavrınız belirler.
Seçimlerin adil, hakkaniyetli, hilesiz geçmesini sağlar ve bunu da lafla değil icraatınızla, güvenlik güçleriniz, yargınızla gösterir, halkı da ikna ederseniz, sıkıntı yok.
Seçimi kaybederseniz, ve iktidarı barışçı bir şekilde terk ederseniz, yine sıkıntı yok.
Bu durumda adil yargınacak devr-i sabıklardan olursununuz.
Örnek mi istiyorsunuz, ANAP son dönem hükumetlerinden bakan ve yönetici olanlar.

Yok seçim hileleri yapar, yaptırır, bunlara göz yumar, himaye eder, soruşturmaz, yargılamaz ve mahkum etmezseniz iki yol var.
Kazanırsanız orada uzun süre kalamazsınız ve en kötü durum senaryosu olur.
Kaybederseniz daha hırçın bir yargılama ve irdeleme dönemi yaşanır.
Bunlara örnek vermeyeyim isterseniz, çünkü korkunçtur.

Ama kesin olan bir şey var, devr-i sabık olacaksınız, iyi bir devr-i sabık olursanız yargılanacaksınız, kötü bir devr-i sabık olursanız yargılanmayacaksınız.
Yargılanmayacak ama adil şekilde yargılanmış olmayı dileyeceksiniz.

Ne diyor atalarımız, "BILDIR YEDİĞİN HURMALAR, BU GÜN DÖTÜNÜ TIRMALAR".
Eeee kardeşim maden demirden korkuyordun, neden trene bindin derler adama.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  


AKP MİLLETVEKİLİ ARVAS: KAZANAMAZSAK SİLAHLI ÇETELER PEYDAH OLUR BAŞÖRTÜLÜLER SOKAKTA YÜRÜYEMEZ

20 Ocak 2019 10:37

AKP Van Milletvekili Abdulvahat Arvas yerel seçimlerde AKP'nin kazanamaması durumunda 'türbanlıların sokakta yürüyemeyeceğini silahlı çetelerin peydahlanacağını' söyleyerek adeta halkı tehdit etti.

AKP Van Milletvekili Abdulahat Arvas yerel seçimlerde AKP'nin kazanamaması durumunda 'türbanlıların sokakta yürüyemeyeceğini silahlı çetelerin peydahlanacağını' söyleyerek adeta halkı tehdit etti.

31 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilecek yerel seçimlerinde AKP'nin Van ilçe belediye başkan adayları İskele mahallesinde bulunan 15 Temmuz Şehitler Parkı Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantıda tanıtıldı.

Abdulahat Arvas toplantıda yaptığı konuşmada "Biz hezimet partisi değil hizmet partisiyiz… Pireye kızıp yorganı yakmamalıyız. Bu memleket bir daha kaybederse toparlanamaz" ifadelerine yer verdi.

AKP'nin Van'da kazanmamasının kötü sonuçlar doğuracağını öne süren Arvas "AK Parti Van'da kazanmasa tüccarlar kaybedecek başörtülüler caddelerde yürüyemeyecek esnaflar huzurlu olmayacak silahlı çeteler yine şehirde peydahlanacak esnaf yine ikinci vergiye tabi olacak. Bu günleri yaşamadık mı hepsini yaşadık. " dedi.

--   a45UyF587661    Buyuk dinimiz calismayanin insanlikla hic ilgisi olmadigini bildiriyor.  Bazi kimseler cagdas olmayi kfir olmak sayiyorlar.  Asil kufur onlarin bu zannidir.  Bu yanlis tefsiri yapanlarin maksadi Islmlarin kfirlere esir olmasini istemek degil de nedir?  Her sarikliyi hoca sanmayin  hoca olmak sarikla degil  dimagladir.  Gazi Mustafa Kemal ATATURK  

SABAH YAZARI: AKP VE MHP OY KAYBEDERSE BU YOLUN SONU İÇ SAVAŞTIR

SABAH YAZARI: AKP VE MHP OY KAYBEDERSE BU YOLUN SONU İÇ SAVAŞTIR

22 Kasım 2018 09:40

AKP'nin yayın organı Sabah'ın yazarı Salih Tuna yerel seçimlerde AKP ve MHP'nin oy kaybetmesi durumunda "iç savaş" çıkacağını öne sürdü.

AKP'nin yayın organı Sabah'ın yazarı Salih Tuna yerel seçimlerde AKP ve MHP'nin oy kaybetmesi durumunda "iç savaş" çıkacağını öne sürdü.

Tuna 21 Kasım 2018 tarihli "Tercih mi zaruret mi" başlıklı yazısında yerel seçimde AKP ve MHP'nin olası oy kaybettiği bir sonuç ortaya çıkması durumuyla ilgili yazarken 24 Haziran seçimlerini hatırlatıp "Sırf "Adam kazandı" diyerek yenilgiyi kabul ettiği sokaklara çıkmaya çağırmadığı için Muharrem İnce'ye siyasi şizofrenlerin neler yaptıklarını biliyorsunuz… Söylemeye dilim varmıyor ama söylemesem de olmaz: Bu yolun sonu maalesef iç savaştır!. . " ifadelerini kullandı.

Tuna'nın yazısında o bölüm şöyle:

"Önümüzdeki yerel seçimlerde AK Parti'yi oy kaybına uğratmak "kaos ittifakının" yegâne hedefi.

Bu arada MHP de oy kaybına uğrarsa çifte bayram yapacakları muhakkak.

Başarırlarsa…

"Sistem değişikliği halktan güvenoyu almadı" tezviriyle erken seçimi zorlayacaklar gerekirse sokakları harekete geçirmeye çalışacaklardır.

Yıllar yılı zehirledikleri sosyolojileri buna aşeriyor zaten.

Sırf "Adam kazandı" diyerek yenilgiyi kabul ettiği sokaklara çıkmaya çağırmadığı için Muharrem İnce'ye siyasi şizofrenlerin neler yaptıklarını biliyorsunuz…

Söylemeye dilim varmıyor ama söylemesem de olmaz:

Bu yolun sonu maalesef iç savaştır!. .

Türkiye'yi binlerce TIR silah verdikleri terör örgütüyle güneyden ve doğu Akdeniz'den kuşatan müstevlilerin beklentisi de budur. "

http://gazetemanifesto.com/2018/sabah-yazari-akp-ve-mhp-oy-kaybederse-bu-yolun-sonu-ic-savastir-221006/?fbclid= IwAR1wIAas842SCRjjsFhKaoEy6UCp4Mo1zT9nbUUvMMITtfJiiu_EREoRguM

--   a45UyF587661

Müslümanlar terörist neyim olmalıymış...

Demek ki neymiş efendim?
Bu iş öyle fantazi, bir masal değilmiş.
Bir savaşmış bu.
Müslümanlar terörist olmak zorundaymış.
Bu onlar için bir görevmiş.
Kafirler Müslümanlar terörist olunca korkacaklarmış.
Neden?
Çünkü bir savaş varmış.

Peki neyin savaşı bu?
Bütün dünya Müslüman olana kadar savaş?
Diğer bütün insanların canları, malları, kadınları, evlatları, kızları Müslümanlara helal kılınmıştır.
Peygamberin beşte bir ganimet payını verdikten sonra her şey hak ve helaldir.
Kafire yalan söylenir, hile, desise yapılır, pusu kurulur, hainlik yapılır.
Hiç soru değil.
Bütün bunları Tevbe Suresi ayrıntılı olarak anlatıyor.

Kafir devlete askerlik yapılmazzzz, vergi verilmezzzzz, kanunlarına uyulmazzz...
Senetlerinizi inkar edebilirsiniz, mahkemelerde yalan söyleyebilirsiniz, iftira edebilirsiniz, entrika yapabilirsiniz.
Dar-ül Harp vardır, her türlü yalan, dolan, hile, desise, sahtekarlık...
Ne diyoruz bunlara TAKKİYE...
Serbesttir.

Fettullahçılar böyle yaptı, Menzilciler de böyle yapıyor, Süleymancılar da, Cübbeli Ahmet Hoca da, Nakşibendiler de, aklınıza kim ve hangi cemaat gelirse.
Hepsi de, böyle yapıyor.
Toplumun kalanına karşı hile, desise, yalan, dolan, iftira, entrika yapıyor.

Hak din, gerçek din, eğrileri düzelten, yanlışları doğrultan, Kur'andaki din, hadislerdeki din böyle diyor, ahlaksızlık yapın diyor.

Müslümansanız gidin okuyun.
Ve hemen cihada başlayın.
Siz de organize şekilde ahlaksızlık yapın, yaptırın.

Ne diyor ayetlerde, sizin onlara verdiğiniz sözlerin benimle yaptığınız ahdin yanında ne önemi var?
Mekke Sözleşmesini söylüyor.
Yani sözünüzü inkar edin diyor, emrediyorum diyor.

Okuyun yahu, fasulyeden Müslüman olmayın.
Ya da hiç Müslüman olmayın.
En iyisi...

Siyasal İslam ile Müslüman halkı birbirinden ayıracakmışız.
Nesini ayıracağız?

Kafası çalışan, ahlakı olan, düzgün insanlar kendilerini İslamdan ayıracaklar.
Bu kadar...

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      


--
AltNot
--
a45UyF587661
-   -   -   -   -   -   -   -   -
Insan toplulugu kadin ve erkek denilen iki cins insandan murekkeptir.
Kabil midir ki bu kutlenin bir parcasini ilerletelim otekini ihmal edelim de kutlenin butunlugu ilerleyebilsin?
Mumkun mudur ki bir cismin yarisi topraga zincirlerle bagli kaldikca oteki kismi goklere yukselebilsin?

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

-   -   -   -   -   -   -   -   -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

43. NE ALLAH INSAN ICIN YAPILMISTIR NE INSAN ALLAH ICIN

Eger Allah sonsuz ise, Allah insan icin yapilmistir demek, insan karincalar icin yapilmistir demekten daha abestir. Bir bahcenin karincalari, bahcivanin amacina, arzularina, projelerine uygun olarak hareket etseler, bahcivanin fikrine gore hareket etmis olurlar mi? Karincalar, Versay parkinin kendileri icin yapilmis oldugunu ve gorkemli bir hukumdarin comertliginin bu parki olusturmasinin ancak kendilerini mukemmel bir sekilde yerlestirmek amacina yonelik oldugunu ileri surseler, bu karincalar yanilmamis olurlar mi? Insana gore cok kucuk bir bocek ne kadar asagidaysa, Allah'a gore insan, ondan bin kat daha asagi bir yerde kalir. Dolayisiyla teolojinin aciklamasina gore, ozellikle tanrisalligin sifat ve amaciyla ilgilenen teoloji, yani ilahiyat, deliliklerin en tam olani, deliliklerin en buyugudur.
-   -   -   -   -   -   -   -   -
Gecmis siliniyor, silindigi unutuluyor, yalan gercek oluyordu.

George Orwell1984

-   -   -   -   -   -   -   -   -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/



28 Mart 2019 Perşembe

ORHAN GÖKDEMİR : İTLEŞMENİN TARİHİ



ORHAN GÖKDEMİR : İTLEŞMENİN TARİHİ

19/06/2018 Salı



Türkçesi "it"tir. "Köpek" biçimi 15. yüzyılda ortaya çıkmış. Çağatay dilinde "şişmek kabarmak" anlamına gelen "köpmek" fiilinden türediği sanılıyor. Başlangıçta "iri it"lerin adıydı. Sonra bütün itleri karşılamaya başladı. Bizim kelime ile tanışıklığımız "Sadettin Köpek" adlı Selçuklu vezirine dayanıyor. Adama it mi dediler yoksa iri bir ite mi benziyordu orası muamma. Makamı dolayısıyla "şişmiş kabarmış" da olabilir. Kılıçla yaşadı kılıçla öldü. Kaynaklara göre zalim entrikacı ve muhteris biriydi. Kaldı ki çok kurcalamaya gerek yok adının "it" anlamına gelmesi de pek şaşırtıcı değildir. "İt"ten "itliğin" türemesi çok sonradır zira.

Sadettin Köpek konusunda mütereddit olsak bile köpekler konusunda hiçbir tereddüdümüz yok. Kedi köpek sevgimiz malum. Köpeğin Türkçeye girmesinden bu yana gündelik yaşamın birer parçasıdır ikisi de. Mesela 19. yüzyıl seyyahlarının İstanbul'a ayak basar basmaz gözlemledikleri ilk şey sokaklardaki köpek hâkimiyetiydi. Bir köpekler şehriydi İstanbul. Mahalleler köpek çeteleri tarafından parsellenmişlerdi. Girmek çıkmak onların iznine tabiydi. Tanıdıksanız ne âlâ yabancıysanız taciz kaçınılmazdı. Bu durumda onların dilinden anlamanız sağlam bir iletişim kurmanız İstanbul sokaklarında dolaşmanın şartlarındandı. Hatta kaynaklardan birinde "hoşt" demeyi beceremeyen Levantenlerin başına gelenler oldukça eğlenceli sahnelerle anlatılıyor.

Edmond De Amicis ise "İstanbul" adlı kitabında şöyle not eder gördüğü sahneyi: "Ne tasmaları ne sahipleri ne kulübeleri ne evleri ne de kanunları vardır. Bütün hayatları sokaklarda geçer. Orada kendilerine küçük oyuklar kazarlar karınlarını doyurup uyurlar doğarlar yavrularını beslerler ve ölürler ve hiç kimse köpekleri dolaşırken veyahut yatarken rahatsız etmez. "

***

Ama dışarıdan gelenlerin o ilk izlenimleri genellikle doğru değildir. Bazen sayıları sokakları geçilmez kılacak kadar çoğalmakta bu durumda sorunu halletmek üzere adım atmak da kaçınılmaz olmaktadır. Bu adımların neden olduğu pek acıklı köpek hikâyeleri vardır tarihimizde.

İlk vaka II. Mahmut zamanında. Onun emriyle sokaklardan toplanan köpekler Hayırsız Ada'ya sürüldü. Ancak köpekleri taşıyan vapur yolda fırtınaya yakalanınca geri dönmek zorunda kaldı. Olayı duyan İstanbul halkı sarayın kapısına dayandı. II. Mahmut da köpeklerle uğraşmayı tekinsiz buluyor olmalı ki kararından vazgeçti.

Abdülaziz de köpekleri toplatıp Hayırsız Ada'ya göndererek kurtulmayı denedi. Köpeklerin adaya bırakılmasından bir süre sonra İstanbul'un çeşitli semtlerinde büyük yangınlar çıktı. Halk bu yangınların köpeklerin gazabı olduğunu düşünüyordu. Abdülaziz daha fazla dayanamadı köpekler Hayırsız'dan toplanıp geri getirildi.

Bizim sağcı-dincilere bakılacak olursa İstanbul köpeklerinin en mutlu olduğu dönem Abdülhamit dönemiydi. Köpekler onun inayetiyle mutlu mesut yaşayıp giderken İttihatçılar gelip huzurlarını kaçırmıştı. Hatta huzurlarını kaçırmakla yetinmeyip tehcire bile başvurmuşlardı. Dâhiliye Nazırı Talat Paşa (gözü kör olasıca!) sokaklardaki egemenliğine son vermek üzere 1910 yılında İstanbul köpekleri için sürgün kararı aldı. Birkaç gün içinde sokak köpekleri toplandı kafeslere tıkıldı mavnalara yüklenerek Hayırsız Ada'ya götürüldü. Fakat heyhat ada çıplak bir kayadan ibaretti. (Kesin İttihatçı oyunudur bu da…) Adaya bırakılan köpekler bir süre sonra açlıktan birbirlerini parçalamaya başladı. Sürgün hayvanların bakımları için Belediye Meclisince bir miktar ödenek ve görevli tahsisi yapılmıştı gerçi ama İttihatçı zihniyeti hizmet götürülmesine mani olmuştu.

Bu kadar fesli Kadir tarihi yeter. İstanbul'un köpek sorununu İttihatçıların da nihai çözüme ulaştıramadığını biliyoruz. İstanbul bir köpek şehri olmaya devam etti. Bugün de bir köpek şehridir. Sokaklarından havlama evlerinden miyavlama eksik olmamıştır hiç.

***

Amma velakin köpeğe kediye tecavüz vakaları yenidir İslamcı iktidarı zamanındadır. İmamlar bebelere hacı dedeler kedi ve köpeklere dadanmıştır tarihte ilk defa. Her gün tüyler ürpertici bir vaka ile karşı karşıya kalıyoruz o yüzden. Çünkü suçu iktidar yaptılar. Suçsuzlar masumlar birer avdan ibaret artık. "Bir kereden bir şey olmaz hukuku" gereğince tecavüz edilecek her şey; kadın hayvan çocuk bank cansız manken damacana tehlike altında.

Bu soysuzluğu tek başına iktidar aygıtına bağlayacak değiliz. Pedofili bir suç olmaktan çıktı çünkü devleti var eden karanlık güç öyle istiyor. Hayvanlara tecavüze hafifletici sebep arıyor devlet çünkü tabanda yaygın bir suç bu. Ensest bir tabu haline getirildi çünkü o karanlık meşru görüyor. Daha dün dellenmediler mi "anamızın diz kapağından tahrik oluruz" diye.

Nedir bu sapkınlığın esası peki? Çok basit; insanı tükettiniz mi altından bir ortaçağ canavarı çıkar. Dini hesapsız çoğalttınız mı vicdan azalır ahlak yitip gider. Hayat kitapta yazana göre düzenlenmeye başlanır. O da sizi 7. yüzyılın eşiğine götürüp bırakır.

***

Hâlbuki daha düne kadar hayvanlarla iç içe yaşamaktaydı bu karanlık kalabalık. İneğine ad takan kaybında arkasından ağıt yakan bir halktan kediye tecavüz eden köpeğin kolunu bacağını koparan kaçıyor diye ineğine palayla saldıran tuhaf bir mahlûklar yığını türedi az zamanda. Kaldırın başınızı ve bakın; dağı taşı yağmalayanlar dereleri kurutanlar denizi dolduranlar bulduğu her boşluğa beton dökenler de onlardır. Hırsızın kutsanması bundan arsıza tapınılmasının nedeni bu. Bundandır katillerin masum kurbanların suçlu ilan edilmesi.

Mutlak bir itleşmedir itliğin iktidarındayız…

Tekrar edeyim; İnsanı tükettiniz mi altından bir ortaçağ canavarı çıkar. Gelir şarabınızı döker saksınızı çiğner duvarınızı yıkar soğanınızı çalar her şeyi kötüler kedileri tekmeler köpekleri parçalar…

***

Kediye köpeğe kuşa dadandı karanlık. Dokunduğu her şeyi kendi cehennemine sürüklemekte kararlı.

Ama ben de inanırım kedilerle köpeklerle uğraşmanın tekinsiz olduğuna. Sapanca'da yarım bırakılmış o köpekten biliyorum bir yangın yaklaşıyor kötülüğü silip süpürecek. Bir büyük fırtına kopacak sonra. Devrilecek karanlık ahı yerde kalmayacak çekilmiş acıların…

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-gokdemir/itlesmenin-tarihi-240358



AltNot
--
a45UyF587661
-   -   -   -   -   -   -   -   -
Insan toplulugu kadin ve erkek denilen iki cins insandan murekkeptir.
Kabil midir ki bu kutlenin bir parcasini ilerletelim otekini ihmal edelim de kutlenin butunlugu ilerleyebilsin?
Mumkun mudur ki bir cismin yarisi topraga zincirlerle bagli kaldikca oteki kismi goklere yukselebilsin?

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

-   -   -   -   -   -   -   -   -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

43. NE ALLAH INSAN ICIN YAPILMISTIR NE INSAN ALLAH ICIN

Eger Allah sonsuz ise, Allah insan icin yapilmistir demek, insan karincalar icin yapilmistir demekten daha abestir. Bir bahcenin karincalari, bahcivanin amacina, arzularina, projelerine uygun olarak hareket etseler, bahcivanin fikrine gore hareket etmis olurlar mi? Karincalar, Versay parkinin kendileri icin yapilmis oldugunu ve gorkemli bir hukumdarin comertliginin bu parki olusturmasinin ancak kendilerini mukemmel bir sekilde yerlestirmek amacina yonelik oldugunu ileri surseler, bu karincalar yanilmamis olurlar mi? Insana gore cok kucuk bir bocek ne kadar asagidaysa, Allah'a gore insan, ondan bin kat daha asagi bir yerde kalir. Dolayisiyla teolojinin aciklamasina gore, ozellikle tanrisalligin sifat ve amaciyla ilgilenen teoloji, yani ilahiyat, deliliklerin en tam olani, deliliklerin en buyugudur.
-   -   -   -   -   -   -   -   -
Gecmis siliniyor, silindigi unutuluyor, yalan gercek oluyordu.

George Orwell1984

-   -   -   -   -   -   -   -   -
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/