19 Ekim 2023 Perşembe

MURAT MURATOĞLU: BU AÇIKLA BOŞA KÜREK ÇEKİYORUZ GALİBA…



MURAT MURATOĞLU: BU AÇIKLA BOŞA KÜREK ÇEKİYORUZ GALİBA…

sozcumuratoglu@gmail.com

16 Ekim 2023

Orta Vadeli Program'ı hazırlayan Mehmet Şimşek ve ekibi ne demişti? Yıl sonu cari açık hedefimiz 42.5 milyar dolar…

Cari açık, ağustos sonunda 43.1 milyar dolara yükseldi. Hedef aşıldı. Eylül ve ekim aylarında 1.5 milyar dolar civarında cari fazla, kasım ve aralık aylarında tekrar cari açığa dönecek tabela…

Kuvvetle muhtemel hedef tutmayacak ve tahminler hayli aşılacak.

★★★

Hedef tutsa bile 42.5 milyar dolar açık ne? Dünya bankası 3 yıl içerisinde 35 milyar dolar verebileceğini açıkladı. O da iyi bir ülke olup yaramazlık yapmaz, mültecileri bağrımıza basarsak.

Üzerine 7.5 milyar dolar daha ekleyebilirsek bitirmek olduğumuz yılı borç harç döndürmüş olacağız. Böyle bir noktadayız…

★★★

Tabii seçim sonrası üç ayda ülkeye giren kaynağı bilinmeyen, net hata noksan diye adlandırılan 16 milyar dolar söz konusu… O da olmasa cari açık 60 milyar dolara çıkmıştı.

Her şey şeffaf olacak diyen Mehmet Şimşek'e güvenirsek milyarlarca dolarlık bu giriş-çıkışların şeffaf şekilde izahı gerek. Bu milyar dolarlar kimin, kaynağı ne? Açıklanır mı sizce? Komik olmayın burası hâlâ Türkiye!

IMF bile umutsuz!

IMF, Türkiye hakkında bir rapor hazırladı, ekonomimizi kuyunun dibine soktu çıkarttı. Tabii ilk satırlarda şöyle bir güzelce yanağımızı okşadı…

"Seçim sonrası uygulamaya geçtiği ekonomi politikalarındaki değişiklikten memnuniyet duyuyoruz." IMF'nin istediği politikaları uygulamaya başladığımıza göre memnuniyet duymasalar ayıp ederlerdi herhalde…

★★★

Devam cümlelerinde aldı eline kırbacı… Makro dengelerdeki kötü tablonun kısa sürede düzelmeyeceği, krizin devam edeceği vurguladı. Bu kadar mı?

Orta Vadeli Program'da öngörülen hedeflerin aksine enflasyon, işsizlik, cari açık artmaya, döviz açığı ve kurlar yükselmeye devam edecek. Büyüme hızı yavaşlayacak, yatırımlar büyük ölçüde duracak. Yazdıkça yazdı…

★★★

İşin açıkçası haklı… Hatta bence iyimser bile kaldı. Gerçekçi bakmış tabloya…

IMF'nin yatırımların gerileyeceği yönündeki tespiti, üretimin düşeceği, ihracatın yavaşlayacağı, istihdamın azalacağı anlamına geliyor.

Ödemeler dengesi de IMF'yi doğruluyor. Doğrudan yabancı yatırım sermayesi gelmiyor.

Raporda, enflasyonun düşürülmesi için politika faizinin daha fazla artırılması, kamu harcamalarında tasarruf, bütçe gelirlerinin artırılması için mal ve hizmetlere zam, vergilerde artış öneriliyor. Başka çare olmadığına göre sürün Türkiye!

★★★

Benim takıldığım nokta, maaş zamlarının hedeflenen enflasyona göre yapılması isteniyor. Bakan Şimşek, maaş artışlarının hedef enflasyona göre yapılacağını ilan etti.

Hedeflenen enflasyon kaç 2024 yılı için? Yüzde 33 seviyesinde… Peki IMF'nin tahmini ne? Yüzde 42'de… Bunun anlamı? Daha da fakirleşeceğiz seneye…

★★★

Tabii ilk aylar daha tatlı geçecek. Nitekim ağır kemer sıkma kararları için muhtemelen yerel seçimlerin atlatılması beklenecek. Sonrasında ver elini yeni vergiler, elektrik, doğalgaz zamları, geçim sıkıntısı, batan şirketler… Bunun böyle olmasını biz istediğimize göre boşuna yükselmesin sesler…

İŞSİZ GÜÇSÜZ

Bayılıyorum şu İstatistik Kurumu'na… Başkanlık sistemine geçildiğinden beri 7 kez başkanı değişti ama hiç istikrarını kaybetmedi, çizgisini değiştirmedi.

Ağustos ayı işsiz sayısını açıkladı. 56 bin kişi azalarak işsizlik oranı yüzde 9.2'ye gerilemiş. İŞKUR aynı ayda işsizlik maaşına başvuran işsiz sayısının 133 bin kişi olduğunu duyurdu.

Ender de olsa böyle gelişmeler yaşanabilir ama yaşanmadığı ay neredeyse yok gibi…

★★★

Kendileri için bu işin zirvesi pandemi dönemiydi… Herkes evde otururken, şirketler kepenk indirmişken dünyada işsizliğin düştüğü tek ülke Türkiye idi…

Düşünsenize sokağa çıkmak yasak patronlar ne yapsın? Sıkıntıdan firmalarına eleman alıyorlardı!

Millet sevindi tabii… İşsizim ama çalışıyormuşum İstatistik Kurumu'na göre… Kaç para maaş alıyorum acaba? İnşallah çok kazanıyorumdur. İzin isteyip biraz kafayı mı dinlesem? Yoruldum be ben!

★★★

Biz başka ülkede yaşıyoruz ya… Görmüyoruz, duymuyoruz, gözlemleyemiyoruz… Sahi bunu hesaplayan kurum çalışanları hangi ülkede yaşıyorlar? Bak orayı kimse açıklamıyor.

Yıllık enflasyonun yüzde 61 olduğuna inanıyorsun da işsizliğin yüzde 9.2'ye gerilediğine mi inanmıyorsun?

https://www.sozcu.com.tr/2023/yazarlar/murat-muratoglu/bu-acikla-bosa-kurek-cekiyoruz-galiba-7831087/

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Üzüntü asla yarının sıkıntısından bir şey çalmaz sadece bugünün neşesini tüketir.

~Leo Buscaglia~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Turk kara kamag budun anca timis:

- - - - - - - - - - - - - - - -

GAYYUM GUYYUM

https://www.youtube.com/watch?v=WQJwzm6xW6Y

- - - - - - - - - - - - - - - -

RIFAT SERDAROĞLU: KESE KAĞIDI DAHA DEĞERLİ
Çocukluğumuzda kahverengi kalın kağıttan yapılan ve alt tarafını yapıştırmak için hamur kullanılan Kese Kağıtları vardı.
Bakkaldan 1 kilo pirinç aldınız diyelim. Bakkal önce kese kağıdını terazinin kefesine koyar ve pirinci tartardı. Kese kağıdının ağırlığı en az 100 gram gelirdi. Yani sizin 1 kilo pirinç otomatik olarak 900 grama düşerdi.
Kese kağıdının size maliyeti 100 gram pirinç tutarı kadar olurdu.
Kese kağıtları bu yüzden içine konulan mala göre değer kazanırdı…
Halen yürürlükte olan Anayasamız var ya AKP İktidarı sayesinde kese kağıdından daha değersiz bir hale getirildi…
Anayasamızın çerçevesini belirleyen Başlangıç kısmının 5. Bölümü şöyledir;
Hiçbir faaliyetin Türk Milli menfaatlerinin Türk Varlığının Devleti ve Ülkesiyle bölünmezliği esasının Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin Atatürk milliyetçiliği İlke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği ve Lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı…
Makamı mevkii ne olursa olsun tüm Türk Milleti vatandaşlarını bağlayan Anayasamız böyle emrediyor da takan var mı? Anayasamızı korumakla görevli Cumhuriyetin Yargı kurumları var mı?
Bakın Anayasamız nasıl kese kağıdı haline getiriliyor;
1)Cumhurbaşkanı Erdoğan Çamlıca Camiinde Cuma namazı kıldıktan sonra eline mikrofonu alıp şu konuşmayı yapıyor;
Az önce okunan Hadis-i Şerif'te küffara (Müslüman olmayanlar) karşı şiddetli olmamızı Rabbim bizlere emrediyor. O bizler kim? Muhammed Ümmeti. Dolayısıyla kendi aramızda da merhametli olmamızı bize emrediyor.
Kendi aramızda merhametli olacağız. Küffara karşı da şiddetli olacağız. Suriye'de olduğu gibi…
Sizce Türk ordusu Suriye'de Müslüman olmayanlara karşı mı çarpıştı?
TSK Suriye'ye küffara karşı cihad etmeye mi gitti?
Böyle bir iddianın Cumhurbaşkanı tarafından söylenmesinin Türkiye'yi dış dünyada hangi konuma düşüreceğinin bilinmemesi mümkün mü?
Türk Ordusunu Ümmetin Cihad Ordusu olarak görmek Cumhuriyeti Türk Devletini ve Anayasamızı inkâr etmek değil midir?
2)Adı Diyanet İşleri olan fakat Türk Milletine-Atatürk Cumhuriyetinin değerlerine ve Demokrasiye Hıyanet İşleri gibi görev yapan bu kurumun başındaki Halidi Nakşi mensubu kişi 29 Ekim öncesi verilen hutbede
Türk Milletinin tüm ısrarlarına karşı inatla durarak Atatürk adını anmıyor Anayasal bir kurum olan diyanetin bu alçaklığı yapmak için emir aldığı ve arkasını dayadığı tek yer AKP İktidarıdır…
3)Atatürk'e 1938'de geberen p.ç diyen Zübeyde Hanım için en ağır hakaretleri yapan bir Tarikat lideri meczup Evet Sağlık Bakanlığında biz hakimiz diyebilme cüretini basın yoluyla gösterebilmektedir.
Değerli Okurlar;
Gerçeklerin en hafif anlatımı sizi en az üzecek olanı budur…
İsterseniz kafanızı kuma gömüp görmezden gelirsiniz isterseniz Çoban Ateşi Hareketine güç verip mücadelemize katılırsınız.
Bizler kimseden emir almadan Türk Tarihine Türk Milletine ve Atatürk'e olan borcumuzdan dolayı bu mücadelemizi sonuç alıncaya kadar demokratik yolla sürdüreceğiz.
Çoban Ateşi Gönüllüleri olarak bizler sadece bir siyasi parti kurmuyoruz.
Kuracağımız parti kanalı ile Büyük Atatürk'ün akıl ve bilim temelinde kurduğu çağdaş devletimizi kuruluş ilkelerine göre yeniden oluşturmaya da talibiz.
Bunun için ilk şart Kendisini peygamber ilan edenlere ses çıkarmayan ve oğlunu ülkedeki tüm tarikatların halifesi yapan AKP iktidarının demokratik yolla yıkılmasıdır.
Bırakın bizim yapacaklarımızı bu yazdıklarımızı Türk Milletine okuyabilecek yüreğe sahip muhalefet liderleri var mı? İster ana ister dana Var mı?
Not; Bazı Valiler Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını yasaklıyor.
O Valileri anında görevden almayan siyasetçilerin ve üstündeki Asker üniformasını zabıta üniforması zanneden satılmış paşaların olduğu bir dönemde Anayasamızın kese kağıdı değeri olmadığı bu günlerde sizlere Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun demeye dilim varmıyor.
Cumhuriyet önce hak edilmelidir. Hak ediyor muyuz?

- - - - - - - - - - - - - - - -

İlhamınızı yüksek, beklentilerinizi orta, ihtiyaçlarınızı az tutun.

~William Howard Stein~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ne umuyorduk ki olric?
optugumuz kurbaga prens cikti diye hayatimiz peri masalina mi donusecekti?
Umma olric,yasak dusler kurma...

~Tutunamayanlar | Oguz Atay~

- - - - - - - - - - - - - - - -

NİSA - 89 'Onlar sizin kendileri gibi kafir ve böylece eş olmanızı isterler.
Allah yolunda göç etmedikçe onlardan dost edinmeyin.
Bunu kabul etmez de yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün…'
TEVBE - 5 'Hürmetli aylar çıkınca Allah'a eş koşanları nerede bulursanız öldürün.
Yakalayıp hapsedin.
Gelip geçecekleri bütün yolları tutun.
Fakat tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse onların peşini bırakın…'

- - - - - - - - - - - - - - - -

Asil azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, onun da aslı ayrandır.
Bu arkadaş kokan cinsindendir

~Müslüm GÜRSES~
. - . - . - . - . - . -
width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768



654.904 kb Diksiyon_dersi.pdf

326.379 kb Peygamber_Halkasi.epub

641.035 kb Harry_Potter-Sirlar_Odasi.pdf

911.076 kb Devlet-Platon.mobi

551.361 kb Gayet_Ciddiyim-Gulse_Birsel.epub

118.426 kb Sam_Shepard-Ac_Sinifin_Laneti.docx

979.972 kb Tolstoy-Anna_Karenina-IletisimYay_Ergin_Altay_.epub

317.632 kb Ask-Elif_Safak.epub

1.289.762 kb NEY_IN_BOLUMLERI_YAPISI_VE_OZELLIKLERI.docx

102.955 kb Aysegul_Celik-Sehper_Dehlizdeki_Kus.epub

139.384 kb kilise_donemi_tiyatro.pdf

439.930 kb Erkek_Olu_Kuslar-Inci_Aral.epub

155.122 kb Kramponlu_Ceset-Celil_Oker.epub

504.470 kb les2006mayissozel.pdf

1.653.091 kb SYLVIA_BROWNE-KEHANETLER.pdf

7.411.811 kb Gogol-Tiyatrodan_Cikis.pdf

448.807 kb O-Stephen_King.epub

470.459 kb Yalniz_Kadinlar_Sokagi-Maeve_Binchy.epub

1.773.310 kb Samuel_A._Hay-Amerikan_Oyunlari_CS.pdf

83.008 kb William_Shakespeare-Bir_Yaz_Gecesi_Ruyasi.epub


60

88

91

89

Polis akademisinde polis adaylarına Allah, Muhammed, Kur'an, kitap, ezan üzerine yemin.
Peki bu aslan parçalarının hepsi de Müslüman mı?
Deist, Ateist, Panteist, Agnostik biri olamaz mı?
Ya da belki de Alevi olanlar da vardır?
Mecbur mu insanlar size dinlerini açıklamaya?
Mecbur mu insanlar size yalan söylemeye?
Ayıptır yahu...
Zorbalıktır!..
Dayatmacılıktır!...
22
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

“HANS ANLADI HASAN ANLAMADI”



"HANS ANLADI HASAN ANLAMADI"

AİHM Büyük Dairesinde 17 ayrı ülkeden 17 yargıç önemli bir ihlal kararı verdi. 22 imzalı bir mektup AYM Başkanına gönderildi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin Osman Kavala'nın haksız olarak hürriyetinden mahkûm edilmesi hakkında aldığı tüm ilgililer hakkında yaptırım uygulanmasına yönelik tavsiye kararını da not edelim. Neden hala AİHM kararı bireyseldi değildi diye tartışıyoruz? Rahmetli Erbakan Hoca sıklıkla "Hans anladı, Hasan anlamadı" diye sitem ederdi. Öncelikle AYM'den ve Yargıtay'dan, sonra tüm mahkemelerden anlaşılmayı bekliyoruz.

Levent Mazılıgüney

16 Ekim 2023

AİHM Yalçınkaya kararında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. (adil yargılanma hakkı), 7. (kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi) ve 11. (toplantı ve örgütlenme özgürlüğü) maddelerinden ihlal kararı verdi. Elbette 1959 yılından bu yana AİHM'in verdiği 60. ve ülkemiz adına 7. olan AİHS 7. madde ihlali hukuk tarihimize kara bir leke daha bıraktı. AİHM'in ihlal kararının en önemli tarafı ihlal bulgularına yol açan sorunların sistemik olduğunu belirterek ülkemizin genel önlemler alması gerektiğine karar vermesiydi. AİHM kararında açıkça genel tedbirler alınmasını istemişken bireyseldi, geneldi gibi bir tartışma son derece anlamsız ve hem AYM hem de AİHM kararlarının objektif etkisinin önemi ortada ve AYM Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan tarafından da sıklıkla dile getirilirken belki de gereksiz. Gelin görün ki konuşmak, yazmak zorunda kalıyoruz.

Mahkeme kararları gerekçeli yazılır ve elbette somut dosyadaki sorunlara ilişkin, soruna özgü gerekçe içermelidir. Mahkemeler soyut ve genel kuralları yorumlayarak soruna özgü gerekçe yazarken soyut ve genel kural koyar gibi gerekçeler kaleme almazlar. AİHM kararı da elbette bu çerçevede görülmeli ve okunmalı ama okurken ne objektif etki ne de kararın zaten yargı yetkisi kabul edilen en üst uluslararası yargı mercinin genel tedbirler alınmasını içeren kararı olduğu unutulmamalı. Özellikle AİHS 7. madde (kanunsuz suç ve ceza olmaz) ihlaline de bu açıdan bakılmalı.

AİHM ihlal kararının 7. maddeyle ilgili bölümlerine dikkat edildiğinde kısaca şu sonuç ortaya çıkıyor: AİHM, özellikle suçun manevi unsurunun oluşmadığını ve Türk mahkemelerinin bu husustaki gerekçesinin bir VARSAYIMA dayandığını (sanığın eğitim seviyesi dikkate alındığında örgütün nihai amacını (şiddete başvurma, darbe girişimi) bildiği varsayımı), masumiyet karinesinin tersine çevrilerek suçluluk karinesine dayanıp, bir de sanığa masumiyetini ispatlama imkânı da tanınmadığını belirtmiş. Dolayısıyla Türk mahkemelerinin suçun manevi unsurunu somut delillere dayalı olarak gösteremediğini ve derdest 8500 başvuruda da aynı sorunun bulunduğunu ve bu nedenle sistematik sorunun var olduğunu karara bağlamış. Benzer 100 bin (bireysel öngörüm 250 bin) başvuru da yolda diye tespitte bulunmuş.

Belçikalı uluslararası ceza hukuku profesörü Damien Vandermeersch'in Ruanda soruşturmalarındaki tecrübelerinden süzülmüş sözlerini hatırlayalım: "Adalet varsayımla sağlanmaz, adalette varsayıma yer yoktur. Adalet bir inanma ya da inanmama meselesi de değil, bir kanıtlama meselesidir. Adalet bir kanıt meselesidir. (Justice is not done by supposition, there is no room for supposition in justice. Justice is not a matter of belief or non-belief, but a matter of evidence. Justice is a matter of evidence.)

Manevi unsur tartışması yapılmamış, ceza yargılamasında olamayacak "kriterler" cezanın unsurlarının yerine geçirilmiş en az 100 bin başvuru giderse AİHM'in hali nice olur, bizim halimiz nice olur?

İçinde yaşadığımız bu sistematik sorunun giderilmesi için ne yapmak gerekiyor? En çok konuşulan ByLock delili üzerinden ilerleyelim. ByLock verilerinin hukuka uygun elde edilmiş olduğunu ispat edeceksiniz. Verilerin bütünlüğünün korunduğunu, değişmediğini, bozulmadığını, manipülasyon olmadığını hem ispat edecek hem de bunu savunma makamı dahil tarafların denetimine açacaksınız. Sanığın ByLock kullandığını da teknik olarak şüpheye yer vermeyecek şekilde ispat edeceksiniz. Suçun manevi unsurunun oluştuğunu, somut delile dayalı olarak, örneğin ByLock mesajlarında belirli bir sanığın örgütün nihai amacını (darbe yapma) bildiğini ve bu amacın gerçekleşmesi için çalıştığını gösteren mesaj içeriklerine ihtiyaç var. ByLock mesajında darbeye hazırlık gibi bir mesaj içeriği varsa, manevi unsurdan bahsedebilirsiniz. Balığın baştan koktuğu, sayısal verilerin elde edilişin problemli olduğu, denetime açılamadığı, dosya kapsamlarında verilerin birbirleriyle tutarlı olmadığı bir yerde neyi nasıl ispat ediyorsunuz ki manevi unsur tartışmasına geçiyorsunuz?

Hükümetin AİHM'e sunduğu savunmada "Başvuran ByLock kullanmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısının bir parçası haline gelmemiş olsa da bu uygulamayı kullanması, başka bir şekilde bu hiyerarşinin bir parçası haline geldiğinin kanıtıdır" (par. 233) derken ne demek istendi? Allah aşkına, nasıl yazıldı böyle bir cümle, ne demek istendi? Yargımız adına makul bir gerekçe midir bu? Maddi unsur olan hiyerarşinin parçası olmayı böyle mi açıklıyoruz? Manevi unsur nerede?

ByLock için yazdığım her şey SD kart ve ankesör yargılamaları için de geçerli değil mi? Bank Asya, sendika, dernek, vb. diğer "kriterler" de zaten yasal faaliyetler değil mi?

AİHM, Yalçınkaya kararında tespit ettiği kusurların mevcut başvuranın özel davasının ötesinde, özellikle ancak onlarla sınırlı olmamak üzere ulusal mahkemeler önünde görülmekte olan davalarda da dikkate alınması gerektiğini belirtmiş.

Peki ne yapacak bizim yargımız? Öğretmen Yalçınkaya dosyasına benzer şekilde görülmüş ve hükmü kesinleşmiş dosyalarda yeniden yargılama talepleri sunuluyor ve mahkemeler talepleri jet hızıyla reddediyorlar. İtirazlar da reddediliyor ve konu yine AYM önüne gidecek görünüyor.

Bu sırada 12 Ekim 2023 günü uluslararası kuruluşlar ve hukukçulardan AYM Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan'a bir mektup (https://serbestiyet.com/haberler/uluslararasi-kuruluslar-ve-hukukculardan-aymye-mektup-aihm-kararlarinin-yok-sayilmasindan-endiseliyiz-145254/) haberi geldi. Mektup AYM'nin eposta adresine iletilmekle birlikte Norveç Helsinki Komitesi internet sayfasından da duyurulmuş (https://www.nhc.no/en/turkiye-constitutional-court-should-uphold-decisions-by-the-european-court-of-human-rights/). 22 imzalı mektupta çarpıcı ifadeler var. Mektubun Türkçe çevirisine bakalım. Bazı bölümlerini koyulaştırdım ve dikkat çekmek istedim.

"Sayın Prof. Arslan,

Türk makamlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına bağlılığına ilişkin gözlemlerimizi iletmek üzere sizlere ulaşmaktayız.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin kararında da vurgulandığı üzere, Sözleşme'nin 46. Maddesi uyarınca, yargı da dahil olmak üzere tüm ulusal makamlar, Mahkeme kararlarına uyulmasını sağlama konusunda ortak bir sorumluluğa sahiptir. Türk Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) bu konuda örnek teşkil etmesi kanaatindeyiz. Ancak AYM'nin Yıldırım Turan ([GK], B. No: 2017/10536) davasında Mahkeme'nin Hakan Baş ve Alparslan Altan kararlarını görmezden gelmesi maalesef talihsizliktir.

Alt derece Türk mahkemelerinin artık hem AİHM hem de AYM kararlarına meydan okuyor gibi görünmesi de endişe uyandırmaktadır. Örneğin, Yargıtay'ın AİHM kararlarını hiçe sayan son kararları bizi dehşete düşürmüştür. AİHM'in son Yüksel Yalçınkaya kararı, Türk yargısının devlet güvenlik yasalarını yorumlamasının son derece sorunlu olduğunu göstermektedir. Yalçınkaya kararında AİHM Büyük Dairesi, Türk mahkemelerinin Ceza Kanunu'nun 314. maddesini yorumlamasının kanunsuz ceza olmaz ilkesinin yanı sıra adil yargılanma hakkı ve toplanma özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetmiştir. Büyük Daire ayrıca, tespit ettiği sorunların münferit olmadığını belirtmiş, derdest 8.000 kadar başvurunun yanı sıra yapılması muhtemel 100.000 yeni başvuruyu da ilgilendiren oldukça sistemik bir soruna işaret etmiştir.

Türkiye'nin 2016 yılındaki darbe girişimi ve ardından ilan edilen olağanüstü hal sonrasında karşılaştığı zorlukları tamamen anlıyor ve empati kuruyoruz. Ancak, OHAL'in kaldırılmasının üzerinden beş yıl geçmiş olması nedeniyle, normatif yargı süreçlerine geri dönülmesi hem arzu edilir hem de elzem görünmektedir.

AYM'nin Türkiye'deki insan hakları durumunu iyileştirmek ve yukarıda bahsi geçen sistemik sorunları ele almak suretiyle olumlu bir değişime öncülük etme potansiyeline sahip olduğuna yürekten inanıyoruz.

Nihayetinde, bugün verilen kararlar yarının mirasını oluşturacaktır. Bunu yaparken, gurur, adalet ve hakkaniyetle yankılanan bir miras yaratabileceğinizden eminiz.

Saygılarımızla"

İmzacıları arasında Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü, İtalyan İnsan Hakları Federasyonu, Norveç Helsinki Komitesi gibi kuruluşlarla birlikte hukukçuların da bulunduğu mektubun önemli olduğunu düşünüyorum.

AİHM Büyük Dairesinde 17 ayrı ülkeden 17 yargıç önemli bir ihlal kararı verdi. 22 imzalı bir mektup AYM Başkanına gönderildi. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin Osman Kavala'nın haksız olarak hürriyetinden mahkûm edilmesi hakkında aldığı tüm ilgililer hakkında yaptırım uygulanmasına yönelik tavsiye kararını da not edelim. Neden hala AİHM kararı bireyseldi değildi diye tartışıyoruz?

Rahmetli Erbakan Hoca sıklıkla "Hans anladı, Hasan anlamadı" diye sitem ederdi. Öncelikle AYM'den ve Yargıtay'dan, sonra tüm mahkemelerden anlaşılmayı bekliyoruz.

AİHM kararını yeniden anlayış zemininde bir araya gelmek ve hukuk fakültelerinde öğretilen hukuku uygulamak için fırsata çevirebiliriz.

https://serbestiyet.com/gunun-yazilari/hans-anladi-hasan-anlamadi-145568/

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Belanin en tehlikelisi yuze gulerek gelendir.

~Anonim Nasihat~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Anlamlı olmadıkça özrün, özür olmadığını hatırlamalıyız.

~Anonim~

- - - - - - - - - - - - - - - -

LİBYA'DA SARRAC İHANETİ Mİ? HULUSİ AKAR NEDEN SİNİRLENDİ? HAFTER KİMDİR? TÜRKER ERTÜRK | FERİT ATAY

https://www.youtube.com/watch?v=ubr6Z_GAMWw

- - - - - - - - - - - - - - - -

Antik ya da karma olsun tüm devletlerin kökleri iyi yasalar ve iyi silahlardır.
İyi silahlar olmadan iyi yasalarınız olamaz.
İyi silahlarınız olduğu zaman iyi yasalar kendiliğinden gelecektir.

~Niccolo Machiavelli~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Optimum medicamentum quies est
En iyi ilac dinlenmektir.

~Latin Atasozu~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Umut, Yoksulun Ekmeğidir.

~THALES~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ogrendiklerini bir saat gibi cebinde tasi, ikide bir saati oldugu gostermek isteyen insanlar gibi ortaya cikarma, eger birisi sana saati sorarsa soylersin, ama her saat basinda sorulmadan saat kalesi gibi otmez.

~L.CHESTERFIELD~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Türker Ertürk Sirenayka-Trablus-Fizan - Sesli Köşe Yazısı 27 Ağustos 2020 #Perşembe #EvdeKal

https://www.youtube.com/watch?v=9t_O5PzjqPM
. - . - . - . - . - . -
width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768



6.160.220 kb Nazife_Gungor-Arabesk.pdf

1.218.986 kb Nil_Peri_Gokce-Saglikli_Beslenme_Guzellik_ve_Cinsellik.epub

3.518.775 kb Pertev_Naili_Boratav-Turk_Mitolojisi.pdf

398.627 kb Josh_Verdon-Aklindan_Bir_Sayi_Tut.epub

3.532.984 kb GITAR_METODU_VE_REPERTUARI.pdf

927.802 kb Basic-French.pdf

5.265.849 kb Rollo_May-Kendini_Arayan_Insan.pdf

419.253 kb Dostoyevski-Olu_Evinden_Anilar.epub

826.051 kb Thea_Alexander-M.S._2150.epub

706.250 kb Samuel_Beckett-Godot_yu_Beklerken-2.pdf

313.344 kb Orhan_Asena-Siginti.doc

4.174.785 kb M._Tayyib_Gokbilgin-Osmanli_Paleografya_ve_Diplomatik_Ilmi.pdf

583.396 kb SEYYID_EYYUB_BIN_SIDDIK-12MENAKIB-I_CIHAR_YAR-I_GUZIN.epub

396.889 kb PHP_1.rtf

5.173.061 kb Cocukta_Oyun_Gelisimi.pdf

144.997 kb Filiz_Bingolce-Kadin_Argosu_Sozlugu.epub

527.917 kb Frank_Herbert-Dune_2_Dune_Mesihi.epub

493.060 kb Salahi_Sonyel-Gizli_Belgelerde_Mustafa_Kemal_Vahdettin_ve_Kurtulus_Savasi.epub

2.739.795 kb Colloquial_French_2.pdf

204.314 kb John_Gray-Erkekler_Marstan_kadinlar_Venusten_iletisimi_gelistirmek_ve_iliskiler.epub


72

78

Özlem Zengin: "Selahattin Demirtaş'ın Öcalan'ın metnini birkaç kez okuyup kendine rehber edinmesi ve onu örnek alması lazım."
(2015)
30

82

55
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

KABA KUVVETİN HAKİMİYETİ



KABA KUVVETİN HAKİMİYETİ

Hamas'ın bu güce karşı gelmesi zor olup, muhtemelen uzun sürecek bir mücadeleden yine İsrail kuvvetleri galip çıkacak, Filistin halkı yine muazzam bir bedel ödeyecek ve silahlar günün birinde yeniden ateşlenmek üzere bir süreliğine susacaktır. Bu savaşın kalıcı bir barışa yol açmasını beklemek pek doğru olmaz. Güç dengesi İsrail lehinde ve Hamas saldırısından sonra İsrail'in masaya oturmak isteyeceği şüphelidir. Kaldı ki programında İsrail devletini yer yüzünden kaldırmak olan Hamas'ın da masaya oturmak istemesi beklenmemelidir. Kaldı ki İran'ın kargaşanın devamından yana olacağına hiç şüphe yoktur. Sonunda eli güçlü olan -bu durumda İsrail- kazanacak, bölgede İsrail devletinin kurulduğu 1948 yılından bu yana devam eden aralıklarla bozulan ateşkese devam edilecek, barış gelmeyecektir.

Selim Kuneralp

16 Ekim 2023

Kaba kuvvetin hakimiyetini dile getiren sözler birçok dilde mevcuttur. Örneğin İngilizce "Might is right" (Güç haktır), Fransızca "La raison du plus fort est toujours la meilleure" (Güçlünün sözü her zaman en iyisidir) denir. İnsanlık tarihi başladığından bu yana kaba kuvvet, güçlünün güçsüzü ezmesine, elindeki toprağı fütuhat yoluyla ele geçirmesine yaramıştır.

Ulus devletler 17inci asırdan itibaren oluşmaya başladıktan sonra da askeri güç ülkelerin genişlemesine yaramış, özellikle Avrupa kıtası bu devletler arasında sonsuz savaşlara sahne olmuştur. Ancak daha 19uncu yüzyılın sonlarında Rusya Çarı II. Nikola'nın önderliğinde Lahey'de toplanan bir konferansta bu düzeni değiştirmeye, ihtilafların barışçıl yollarla çözümlenmesine ve ayrıca savaş hukukunu oluşturmaya yönelik dört sözleşme imzalanmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun da taraf olduğu bu sözleşmelere o zamanki ülkelerin neredeyse tamamı katılmıştı. Ancak ihtilafların barışçı yollarla çözümlenmesini zorlayacak sözleşme kabul edilememiş, onun yerine hala işlevini sürdüren Lahey Hakem Mahkemesi ihtiyari bir kurum olarak yaratılmıştır. Bu sözleşmeler halen uygulanmakta olan savaş hukukunun temelini oluşturmakla beraber Birinci Dünya Savaşının patlamasına engel olmamıştı.

Her iki dünya savaşından sonra Lahey Sözleşmelerini bir veya birkaç adım ileriye götürmek amacıyla ilk önce Milletler Cemiyeti, daha sonra da Birleşmiş Milletler kurulmuştu. Merkezi Cenevre'de olan Milletler Cemiyeti Birinci Dünya Savaşının galip devletlerine öncülük rolü ve Konseyde daimi üyelik vermiş, ancak devrevi içine kapanma dönemlerinden birinden geçmekte olan ABD Milletler Cemiyetine katılmamış, Konseyin daimi üyelerinden Japonya ve İtalya aleni emperyalist saldırı politikalarına başvurunca örgüt gittikçe işlev kaybetmiş ve İkinci Dünya Savaşının patlamasını engelleyememişti.

Savaş sonrasında lağvedilen Milletler Cemiyetinin yerine Birleşmiş Milletler (BM) kuruldu. ABD'nin bu yapılanmaya da sırtını çevirmesini engellemek amacıyla merkezi bu defa New York olmuştur. Savaşın galip ülkeleri Milletler Cemiyeti modeline uygun bir şekilde barışı kollamakla görevli Güvenlik Konseyinin daimî üyeleri yapılmıştı. 78 yıl sonra bu yapı devam etmektedir. Oysa tabii siyasi ve askeri değilse bile ekonomik güç dengesi o zamandan bu yana epey değişmiştir. Buna rağmen bu yapı değişememiştir. Şahsi kanaatim bunun değişmesinin ve Konseyin genişlemesi veya üye yapısının değiştirilmesinin mevcut koşullarda pek mümkün olmadığı yönündedir.

Birleşmiş Milletler veya ilk elli yılında dünyaya hâkim olan Soğuk Savaş, mevzi çatışmaları engelleyememiş, ancak bunların kontrolden çıkmamasını sağlamıştır. O dönemde Afrika'da, Orta Doğu'da, Asya'da bir çok savaş meydana gelmiş, ancak nükleer güçler arasındaki "tedhiş dengesi" sayesinde bu savaşların yayılmasının önü kesilmiştir. İki kutuplu dünya kendine göre bir istikrar getirmiş, her iki blokun lideri kendi bloklarındaki ülkelerin karşı tarafla savaştığında dengeyi bozacak bir şekilde kırmızı çizgileri aşmasını önlemişti.

Soğuk Savaşın bitmesiyle açılan yeni dönemde iki kutuplu dünya sona erse de yine de çatışmaların sınırları muhafaza ediliyordu. SSCB çöktükten sonra Rusya en azından ilk dönemlerde dengeyi bozmamış, hatta Yeltsin devrinde Batı ile yakın iş birliğine girmişti. İlk yıllarında geçirdiği ekonomik bunalımın neticesinde Rusya büyük güç kaybına uğramış ve yöneticileri için onur kırıcı bir durum ortaya çıkmıştır. Putin'in psikolojisinde Doğu Almanya'nın son günlerinde gizli servis KGB görevlisi olarak orada yaşadığı travmanın etkisinin çok büyük olduğu söylenir. Amacının da saatleri tersine çevirip SSCB, hatta eski Rus İmparatorluğunun topraklarını tekrar hakimiyetine almak olduğunu zaten hiç gizlememiştir.

Soğuk Savaş sonrasındaki dünyanın dengesini bozan Rusya'nın 22 Şubat 2022 tarihinde komşusu Ukrayna'ya saldırısı olmuştur şüphesiz. İkinci Dünya Savaşının son günlerinden beri ilk defa Avrupa kıtası büyük çapta bir saldırı savaşına ve onun getirdiği bütün felaketlere sahne olmuştur.

Savaşın ilk günlerinde kısa süreceği, Rusya'nın amaçlarına kısa sürede ulaşacağı beklentisi yaygındı. Hatta ülkemizde de bunu bekleyenler az değildi. Kimisi de Batı düşmanlığını Rusya sevdası ile eşit anlamlı gördüğü için böyle bir neticeden memnuniyet duyacaklarını gizlemiyorlardı. Savaşların ne şekilde başladığı bilinmesine rağmen ne şekilde biteceğinin tahmin edilemeyeceği vecizesine uygun bir şekilde rüzgâr birkaç defa değişir oldu. İlk başta kısa süren tereddütlerden sonra Batı dünyası Ukrayna halkı ile liderinin arkasında sağlam bir şekilde durmuş, Ukrayna'ya askeri ve mali desteğini esirgememişti. Bunun da sebebi açıktı. Putin'in savaşı kazanması rüyalarının gerçekleşmesinin ilk adımı olacak, Ukrayna'dan sonra başka ülkelere saldıracak, bu suretle kaba kuvvete müracaat ödüllendirilmiş olacaktı. Batı için böyle bir sonuç tehlikeli olduğu kadar kabul edilemez nitelikteydi. Ancak, savaşın kısa zamanda bitmeyeceği, Ukrayna'nın topraklarını çabuk tarafından kurtaramayacağı kanaati yaz boyunca güçlendi. Ukrayna'nın işgal altındaki topraklarını kurtarmak için başlattığı karşı taarruzun kendisine Batı ülkeleri tarafından verilen tüm modern silahlara rağmen beklenen neticeyi vermemesi şimdiye kadar gösterilen desteğin zayıflamaya başlamasına yol açmaktadır. Gerek yakın ve daha uzak komşuları gerek en büyük finansörü ve silah tedarikçisi ABD'de kendini göstermeye başlayan tereddütler, Ukrayna kısa zamanda cephede önemli bir başarı elde edemezse onu kendisi için olumlu olmayan koşullarda masaya oturmaya mecbur edecek noktaya gelebilir. Böyle bir olasılık halinde ve Ukrayna işgal altındaki toprakları kurtaramadan savaşa geçici veya kalıcı bir son vermek durumunda kalırsa bu sonuç kaba kuvvete müracaatın bir başarısı olarak tarihe geçecektir. Rusya muazzam bir bedel ödeyerek amaçlarının en azından bir kısmına ulaşırsa şüphesiz mükafatlandırılmış olacaktır.

Ukrayna savaşı neticesinde meydana gelen jeopolitik değişim, başkalarını da kaba kuvvete yönlendirmiştir. Azerbaycan hasmı Ermenistan'ın hamisi Rusya'nın başka yerlerde meşgul olmasından ve hatta Putin'in Ermenistan Başbakanı Paşinyan'ın yüzünü Batıya çevirmiş olmasından duyduğu kızgınlıktan yararlanarak, 24 saat süren kısa bir savaştan sonra Karabağ'ı ele geçirmiş ve oranın Ermeni nüfusunu göçe zorlamıştı. Her ne kadar ülkemizde Azerbaycan'ın amacına ulaşmış olmasından haklı nedenlerle memnuniyet duyulmuşsa da, Karabağ'ın 120.000 Ermeni nüfusunun nerede ise tamamının göçe zorlanmış olmasının yeni bir insanlık dramına yol açtığı görmezden gelinemez. Burada da güçlü kazanmış, Ermenistan'a ezeli sempati duyan Batı ülkeleri de cılız protestolar dışında bir şey yapamamış, seyirci kalmıştır.

Hamas'ın 10 gün önce İsrail'e başlattığı terör saldırısı da bozulan dengelerin bir neticesidir. Kesin bir kanıt olmamakla beraber Hamas'ın intihar saldırısı olarak tanımlanabilecek beklenmedik saldırısının arkasında İsrail ile Arap ülkeleri arasında İbrahim Anlaşmalarıyla başlayan, ancak son zamanlarda hızlanmaya başlayan yakınlaşmadan rahatsızlık duyan İran'ın olduğu kanaati belki de haksız yere çok yaygındır. Sonu ne olacağı belli olmayan ancak İsrail'in haklı sayılabilecek bir intikam duygusuyla bütün gücünü Hamas'a ve onun önünde canlı kalkan gibi duran masum Filistin halkına yöneltmesi çok kuvvetle muhtemeldir. Hamas'ın bu güce karşı gelmesi zor olup, muhtemelen uzun sürecek bir mücadeleden yine İsrail kuvvetleri galip çıkacak, Filistin halkı yine muazzam bir bedel ödeyecek ve silahlar günün birinde yeniden ateşlenmek üzere bir süreliğine susacaktır. Bu savaşın kalıcı bir barışa yol açmasını beklemek pek doğru olmaz. Güç dengesi İsrail lehinde ve Hamas saldırısından sonra İsrail'in masaya oturmak isteyeceği şüphelidir. Kaldı ki programında İsrail devletini yer yüzünden kaldırmak olan Hamas'ın da masaya oturmak istemesi beklenmemelidir. Kaldı ki İran'ın kargaşanın devamından yana olacağına hiç şüphe yoktur. Sonunda eli güçlü olan -bu durumda İsrail- kazanacak, bölgede İsrail devletinin kurulduğu 1948 yılından bu yana devam eden aralıklarla bozulan ateşkese devam edilecek, barış gelmeyecektir.

Son günlerde Balkanlarda da yeni bir çatışma ihtimali tehlikesi baş göstermeye başladı. Kosova'nın Sırbistan'la savaşarak bağımsızlığını kazanmasını Sırplar hiçbir zaman kabul etmedi. Gerçi AB'nin beş ülkesi bu ayrılıkçı devleti tanımamış ancak AB'nin gözetiminde yine hassas ve her an bozulmaya açık bir barış düzeni kurulmuştur. Ancak son zamanlarda Sırp nüfusunun yaşadığı Kosova'nın kuzey bölgesinde hareketlenme başlamış, Sırbistan'ın veya aşırı sağ Sırp milislerinin ülkeye saldırma ihtimali gündeme gelmiştir. Burada da müzakere yerine kaba kuvvete müracaat tercih edilecek gibi gözüküyor. AB kendi kıtasında yeni bir sınama ile karşı karşıya. Bunun altından ne şekilde çıkacağını zaman gösterecektir.

Yazının başına dönersek, 1899 yılında başlayan her türlü ihtilafa barışçı yollardan çözüm arama zorunluluğunu getirme gayretlerinin sonuç verdiğini söylemek pek mümkün değildir. Aradan geçen 124 yıl içinde kendini güçlü hissedenin güçsüze saldırdığına sayısız defalarca şahit olduk. Bazı dönemlerde -mesela İkinci Dünya Savaşından sonra Nüremberg ve Tokyo mahkemelerinde- saldırganlar cezalandırılmış, ancak birçok defa ceza görmedikleri gibi yaptıkları yanlarına kar kalmıştır. Takriben otuz yıl önce kurulan Yugoslav ve diğer ad hoc Ceza Mahkemeleri ile Uluslararası Ceza Mahkemesinin performansları her zaman yeterli olmamıştır. Hak, hukuk gibi kavramlar burada da işlememiş veya eksik kalmıştır. Seçici adalet (selective justice) iddiası bu çerçevede sık sık gündeme getirilmiştir. Zaman içinde bu alanda bir düzelme olacağına, son dönemdeki gelişmelerin gösterdiğinden farklı olarak sorunlara barışçıl ve müzakere yoluyla çözüm bulunacağına dair ümitleri besleyecek bir şeyi maalesef göremiyorum. Keşke yanılacağımdan emin olsam. Tersine dünyanın değişik bölgelerinde artan sıklıkla meydana gelen kaba kuvvete müracaat ve bunun yaptırımsız kalması ileriye yönelik iyimserlik duyulmasına pek imkân vermiyor.

https://serbestiyet.com/gunun-yazilari/kaba-kuvvetin-hakimiyeti-145560/

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Âlimle gezen aziz, cahille gezen zelil olur.

~Ehl-i hikmet~

- - - - - - - - - - - - - - - -

3. Dünya savaşında hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya savaşında taş ve sopaların olacağını biliyorum.

~A.Einstein~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Acaba

~Ela gözünden akan
Ateşli nazarların
Acaba acımadan
Kimi yakacak yarın?

Dudakların acaba
Kimlerle öpüşecek?
Kimler yarın acaba,
Tuzağına düşecek?

Anlıyorum, bizlerden
İntikam alıyorsun.
Lakin ey kadın bilsen,
Nasıl alçalıyorsun.


Sabahattin Ali~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Yalancı değil gerçek filozoflar, şehir şehir dolaşarak, bu geçici dünya insanlarının yaşayışını yükseklerden seyrettikleri zaman, bilgisiz halkın gözünde başka kalıplara girerler.
Bazılarınca bir değerleri yoktur.
Bazılarına göre de bir dünyaya bedeldirler.
Onlara bazen sofist, bazen de devlet adamı derler; kimi zamanlarda da birçoklarına bütün bütüne deli görünürler.


Platon'dan Eflatun özlü sözler
Bin peygambere bedel…

- - - - - - - - - - - - - - - -

Bütün hedefler yokedilmiştir.
Değer biçmeler birbirlerine karşı cephe almışlardır.

~Friedrich Wilhelm Nietzsche
(d. 15 Ekim 1844 - ö. 25 Ağustos 1900)
Ahlâk ve değerler sisteminin kuruluşuna yönelik bir temel çerçevesinde
çağının kültür, din ve felsefe görüşlerini eleştiren nihilist Alman düşünür, filolog.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Başa çıkamayacağınız bir hata durumunu asla test etmeyin.
Düzeltemeyeceğiniz yanlışı aramayın.

~MURPHY KANUNLARINDAN
Murphy kanunları ilk olarak 1949 yılında Captain Ed Murphy tarafından Anything that can go wrong will go wrong yanlış gitme olasılığı bulunan bir şey, yanlış gider olarak emrindeki proje yöneticisi George Nicholsun yarattığı bazı durum ve tersliklerden mülhem olarak vazedilmiştir.
Zaman içinde pek çok kişi benzer terslikleri Murphy kanunu adı altında listeye eklemiş, kurallar anonim bir hal almıştır.
1917 doğumlu Edward A.Murphy Jr.ABD Hava Kuvvetlerinde 1949da roketler üzerine deney yapan mühendislerden biriydi.
İnsan üzerine ivmelenmenin etkilerini inceliyordu (USAF proje MX981).
Deneylerden biri pilot üzerinde 16 değişik noktaya akselometre takılması gerekiyordu.
Sensör bir yapıştırıcı ile ancak iki türlü takılabiliyordu ve birisi 16 sensörün tamamını da yanlış takmayı becerdi.
Bunun üzerine Murphy, daha sonra kanun olarak nitelendirilecek ilk söylemlerini bir basın toplantısında açıkladı.
Bir kaç ay içinde Murphynin Kanunları mühendislik sahasında çalışanlar arasında yayıldı ve 1958de de nihayet Websterin sözlüğüne girdi.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Cep telefonu yokken napiyoduk?…
Ulen 78 yil once soyadin yoktu…
Ahmetgilin Gobuk Emin diye dolaniyodun.
Ne telefonu?

~RIKATATEDOTO~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Benimle oynadin, bir tur yukseldin; aferin!
Simdi git onunla oyna.
Ama yanarsan yine benden baslama.

~Kucuk Iskender~
. - . - . - . - . - . -
width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768



1.362.006 kb Babil_Kitapligi_21-Anonim-Rus_Oykuleri_CS_.pdf

1.176.030 kb Robotige_Giris_Final-2013_.pdf

401.199 kb Anne_McCaffrey-Generation_Warriors.epub

4.934.830 kb Fono-Kendi_Kendine_Hizli_Ingilizce_Ikinci_Basamak_Kitap_2_.pdf

2.027.122 kb Ray_Cooney-Hangisi_Babasi-_Yeni.pdf

693.324 kb Ananda_K._Coomaraswamy_Rene_Guenon_Surendranath_Dasgupta-Dogu_Bilgeligi-Kilavuz_Kitap.epub

219.782 kb ARAPCA_KURSLAR_Ebu_Abdulmumin_Tekin_Mihci_9.pdf

28.704 kb Alfred_Bester-Muhammed_i_Olduren_Adamlar.epub

2.469.322 kb Dunu_Bugunu_ile_68_liler-Hulki_Cevizoglu.epub

146.432 kb Can_DOGAN-Barisa_Sans_Verin.doc

2.464.614 kb istatistik_ve_olasilik_kocaeli_uni._.pdf

1.701.369 kb Hans_Fallanda-Kucuk_Adam_Ne_Oldu_Sana.pdf

1.193.408 kb Turgut_OZAKMAN-OCAK.pdf

103.440 kb Eristik_Diyalektik-Arthur_Schopenhauer.epub

188.663 kb Anonymous-Agatha_Christie_Noel_Kekinin_Gizemi_The_Adventure_Of_The_Christmas.epub

7.907.630 kb Cours_De_Langue_et_De_Civilisation_Francaises_1.pdf

962.216 kb Cicero-Yaslilik_ve_Dostluk.pdf

571.864 kb Beth_Revis-Evrenin_Otesi.epub

2.651.332 kb electromagnetism-for-electronic-engineers-examples.pdf

2.308.480 kb Babil_Kitapligi_22_Ates_Piramiti-Arthur_Machen_CS_.pdf


Müslümanların bir savaşı varmış.
Müslüman TERÖRİST miş.
Müslümanların ilk vazifesiymiş bu.
Müslüman korkutmalıymış.
Bingooo.
Nihayet açık sözlü bir şerefsize rastladık.
16

57

Bahçeli biz de çark, kıvırma yoktur dedi ama.
CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan'dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin partisinin grup toplantısında kullandığı "BİZDE KIVIRMA YOKTUR, U DÖNÜŞÜ YOKTUR, ÇARK YOKTUR, SUYA YAZI YAZMAK YOKTUR" şeklindeki ifadelerine videolu yanıt geldi. Özkan, açıklamaları "YORUMSUZ" notuyla paylaştı.
35

Polisin Fransa'da kadın dövmesi ne kadar ayıp...
Ama Türkiye'de durum farklı.
Ağzını burnunu kırabilir.
Yeter ki, muhalif olsun.
11

Yılmaz Özdil, Süleyman Soysuza nasıl da güzel cevaplar veriyor.
25
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/