1 Mayıs 2021 Cumartesi

EROL MANİSALI : ‘ULUSAL YARAR’ YERİNE NEDEN ‘ULUSAL ZARAR’ POLİTİKASI?


EROL MANİSALI : 'ULUSAL YARAR' YERİNE NEDEN 'ULUSAL ZARAR' POLİTİKASI?

erolmanisa@yahoo.com

20 Nisan 2021 Salı

İnsanoğlu kağnı arabasından çağdaş otomobile gelmeyi binlerce yıldır başarabilmiş: işin özünün siyasette ekonomide kültürde güvenlikte "ortak çıkarları" üretme başarısına bağlı olduğunu görmüş ve en azından "demokratik toplumlarda" uygulamaya başlamış.

Ulusal boyutta ulusal ekonomik refah çağdaş hukukun üstünlüğüne dayalı bir yaşam tarzı; uluslararası boyutta bölgesel ve kültürel işbirliği gerçeğini anlamışlar.

Birleşmiş Milletler'den AB'ye ve NAFTA'ya Şanghay İşbirliği Örgütü'nden LAFTA'ya bölgesel ve küresel örgütlenmelere girişmişler. Ancak ulusal boyutta "demokrasi ve çağdaş uygarlık ölçütleri" yoksa bunu yapamazsınız hele "tek adam rejimlerinde" kesinlikle başaramazsınız.

Bizdeki ulusal boyuttaki sorunlarda "modern otomobil" yerine 400 yıl öncesinin "kağnı zihniyetine" dönme çabaları garip bir biçimde yaşanmaktadır. Ülkenin siyasal ekonomik kültürel güvenlik boyutlarında "ortak ulusal çıkarları" yerine tersi uygulanmaktadır: kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistemden "zorlamalarla" uzaklaşılmış ve çağdışı tek kişi rejimine dönülmüştür: ulusal ekonomik kaynakların yönetimi "ortak ulusal çıkarlar zemininden uzaklaşmıştır". Denetim ve şeffaflık kalmamıştır. Ulusal planı ve stratejisi bulunmayan siyasal İslamcı bir yönetim biçimi iç ve dış ilişkilerde egemen olmuştur.

Dış politikada siyasal İslamcı dayatmaların ülkenin ulusal çıkarları aleyhine ne sonuçlar verdiğini Irak Suriye Mısır ve Libya'da gördük ve hâlâ da yaşıyoruz. Son olarak aynı politikanın KKTC'de de dayatılması "inanılmaz bir biçimde" görüldü: hem de Doğu Akdeniz ve Ege'de üzerimizde bu kadar baskı ve sorun varken Atina ve Rumları çok sevindiren uygulamalar yapıyoruz: "ulusal yarar" değil "ulusal zarar" üzerine yoğunlaşan bu yanlışlar dizisinin arkasında ne var? İktidarın iç ve dış politikada siyasal İslamcı çizgiyi esas alması ve "iktidarda kalmayı bu zemin üzerine oturtması" esas sorundur. Ulusal yarar yerine "ulusal zararlar işlemektedir": ekonomide güvenlikte kültürde eğitimde ülke insanı sürekli kaybetmektedir: Türkiye ve bölge üzerinde hesapları olan dış güçler kazanmaktadır: Irak ve Suriye'de PKK ve PYD (YPG) üzerinden ABD (ve Avrupa'nın) kurdurmakta olduğu Kürdistan bu yanlış politikalarımızın sonucudur. Yunan Dışişleri Bakanı Ankara'da haddini bilmezlik "cüretini" gösterirken biz KKTC'yi siyasal İslamcılık üzerinden "karşımıza" alıyoruz. Ortak çıkarlar değil "ortak zararları" elimizde işletiyoruz.

Montrö'nün sulandırılma çabalarından amirallerimizin yıpratılmasına kimi müteahhitlere halkımız aleyhine rant sağlayan köprü havaalanı ve yollara: kırsal alanı ve doğamızı mahveden taşocaklarından HES'lere: özelleştirildikten sonra zarar etmeye başlayan KİT'lere ve son olarak da İstanbul halkının çoğunluğunun karşı olmasına rağmen dayatılmak istenen İstanbul kanalına kadar bütün uygulamalar "ortak zararlar" üreten gelişmelerdir.

Ve işin ilginç yanı iktidar "ulusal yararlar" sağlamak için iktidara gelir. Otomobilden kağnıya dönüş için iktidar olunmaz!

İktidar yerel yönetimlerle örneğin İstanbul Ankara İzmir Adana Mersin Eskişehir yönetimleri ile işbirliğini "kabullense" halk kazanacak: ortak yararlar öne çıkacak: iktidar engelleme yaparak sadece kendine kazandırmaya çabaladıkça halk zarar ediyor ülke zarara uğruyor "rejim" bu yanlışlar zinciri üzerinden yürütülmeye çalışılıyor.

Bu arada 17 Nisan Köy Enstitülerinin 81. yılını kutlarken Atatürk Türkiyesi'nin çağdaşlaşma simgesi dünyaya örnek olmuş bu olağanüstü kurumlardan imam hatip liselerinin egemen olmaya başladıkları bugünlere nasıl geldiğimizi iyi değerlendirmemiz gerekiyor… Aynen otomobilden kağnıya dönüş gibi…

**

60 yıldır kendisini halkımıza büyük başarıyla "ifade eden" büyük sanat temsilcimiz Genco Erkal yine de "ifade vermeye" çağrılmışsa durum çok vahim demektir… Demek ki 60 yıldır yaptıklarını ve dediklerini hiç mi hiç anlamamışlar…


- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
Ozgurluk ve bagimsizlik benim karakterimdir.
Ben milletimin en buyuk ve ecdadimin en degerli mirasi olan bagimsizlik aski ile dolu bir adamim.
Cocuklugumdan bugune kadar ailev husus ve resm hayatimin her safhasini yakindan bilenler bu askim malumdur.
Bence bir millete serefin haysiyetin namusun ve insanligin vucut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin ozgurluk ve bagimsizligina sahip olmasiyla kaimdir.
Ben sahsen bu saydigim vasiflara cok ehemmiyet veririm.
Ve bu vasiflarin kendimde mevcut oldugunu iddia edebilmek icin milletimin de ayni vasiflari tasimasini esas sart bilirim.
Ben yasabilmek icin mutlaka bagimsiz bir milletin evladi kalmaliyim.
Bu sebeple milli bagimsizlik bence bir hayat meselesidir.
Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse insanligi teskil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabi olan dostluk ve siyaset munasebetlerini buyuk bir hassasiyetle takdir ederim.
Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin bu arzusundan vazgecinceye kadar amansiz dusmaniyim.

Gazi Mustafa Kemal ATATURK

- - - - - - - - - - - - -
JEAN MESLIER : SAGDUYU TANRISIZLIGIN ILMIHALI

53. BIR TANRISAL LUTUF A, SONSUZ IYI VE KUDRETLI BIR ALLAH'A INANILMAZ

"Allah nimet ve ihsanlarinin mutasarrifi degil midir? Kendi malini istedigi gibi kullanmakta ve tasarrufta ozgur degil midir? Malini geri isteyemez mi? Hareket ve durusunun hesabini sormaya yaratiklarinin hicbir hakki yoktur. Kudretindeki eserleri istedigi gibi kullanabilir. Olumlulerin mutlak hukumdari oldugu icin keyfinin istedigi gibi mutluluk ya da felaket dagitir. "

Yaptigi kotulukler nedeniyle bizi avutmak ve gonul almak icin ilahiyatcilarin bize yaptigi aciklama budur. Onlara sunu soylerim: iyilik ve nimetleriyle sonsuz olan bir Allah'in tasarrufu olmaz, belki aklin geregi olarak, iyilik ve nimetlerini yaratiklarinin uzerine sacmaya zorunlu olur. Onlara derim ki, gercekten iyiliksever bir varlik, iyilik yapmaktan, hayir yapmaktan cekinmede kendisinde hak bulmaz. Gercekten comert olan bir kimse, verdigini geri almaz, bunu yapan herkesin tesekkur beklememesi gerekir; ve nankorler vucuda getirdiginden dolayi sizlanmaya, yakinmaya hakki yoktur.

Bu Allah'la insanlar arasinda karsilikli bir anlasma ve yukumlulukler varsayan din ile, ilahiyatcilarin Allah'a atfettikleri zorba ve garip yaratilis nasil birlestirilebilir? Eger Allah'in, yarattiklarina karsi hicbir borcu, hicbir gorevi yoksa, yaratiklarin da Allah'a karsi hicbir borcu, hicbir gorevi olmayabilir. Her din, "bana uyunuz, beni seviniz, bana ibadet ediniz, ben de sizi mutlu edecegim" dedigi varsayilan tanrisalliktan insanlarin beklemekte kendilerini hakli zannettikleri mutluluk uzerine kuruludur. Insanlar da "Bizi mutlu ediniz, sozlerinize sadik kaliniz, biz de sizi sevecegiz, yasalariniza uyacagiz" diyor. Yarattiklarinin mutlulugunu ihmal etmekle, teveccuh ve iltifatlarini keyfi olarak dagitmak ve armaganlarini geri almakla, Allah, her dine "temel" hizmetini goren anlasmayi bozmuyor mu, yirtmiyor mu? Ciceron hakli olarak, "Allah insana kendisini sevdirmezse onun Allah'i olamaz" demisti. Tanrisalligi iyilik olusturur; bu iyilik ancak insanin hissettigi mutluluklarla ortaya cikar, insan mutsuz olur olmaz bu iyilik ve onunla birlikte tanrisallik da yok olur; sonsuz bir iyilik ne taraf tutucu, ne de ayricalikci olabilir. Eger Allah sonsuz iyiyse butun yarattiklarini mutlu etmelidir.

Sinirsiz ve sonsuz bir iyilik fikrini yok etmek icin tek bir mutsuz yeterlidir.

Sonsuz iyi ve guclu olan bir Allah'in ulkesinde tek bir insanin sikinti icinde olmasini havsala alir mi? Sikintili olan bir hayvan, bir peynir kurdu dahi, tanrisal lutfa, Allah'in sonsuz iyiliklerine karsi, yenilmeyen, itiraz kabul etmez kanitlar olurlar.

Ilahiyatcilara gore, bu dunyanin keder ve acilari, suc isleyen insanlarin ilahiyat katindan uzerlerine cektikleri ve hak ettikleri cezalardir. Ancak insanlar nicin sucludur? Eger Allah her seye kadir ise, "Bu dunyada her sey duzen ve intizam uzerine bulunsun, butun uyrugum, iyi, masum, her kusurdan ve gunahtan arinmis olsun, mutlu olsun!" demek, onun icin "Her sey olsun!" demekten daha mi masraflidir? Daha mi cok zahmetlidir? Bu kadar mutlak guclu olan Allah'in, eserini noksan ve kusurdan arinmis olarak vucuda getirmesi, bu kadar kusurlu, bu kadar kotu yapmasindan daha mi zordu? Insanlarin yoklugu ile mutlu ve bilgili olarak var olmalari arasindaki boyut, insanlarin yokluguyla budala ve sefil olarak var olmalari arasindaki boyuttan daha mi fazlaydi?

Din bize bir cehennemden, yani Allah'in sonsuz kerem, lutuf ve iyiligine ragmen, insanlarin pek cogu icin sonsuz izdiraplar sakladigi mahpesten, sonsuz acilar veren yerden soz ediyor. Dolayisiyla, insanlari bu dunyada pek mutsuz kildiktan sonra, Allah'in onlari ahirette daha cok mutsuz kilabilecegini dolayli olarak anlatiyor. Bu duruma karsi, "O zamanda, Allah'in iyiligi yerine adaleti gecer" diyerek isin icinden cikiyorlar. Ancak bir buyuk ki, en korkunc eziyete yer verir; o sonsuz degildir, sonsuz bir iyilik degildir. Ote yandan sonsuz kotu olan bir Allah'a, degismez bir varlik gozuyle bakilabilir mi? Merhametsiz bir kahirla, gazapla dolu olan ve bir adi da kahhar (batinci yok edici) olan bir Allah, kendisinde, merhametin, ayirt etmeksizin herkesi korumanin (rahmanulrahimligin) ve iyiligin, "golgesi" olsun bulunabilen bir Allah midir?
- - - - - - - - - - - - -
Kendisini olume tasiyan arabanin icinde, kapiya attigi umarsiz cifteler, tum hayvanlarin yitip giden umutlarini da yankilandirir.
Ozgurluklerini savunamayanlarin odedikleri bedel agirdir.
Ozgurluk, degerli oldugu olcude kirilgandir da...

- - - - - - - - - - - - -
Bu yuzyil Darwin'in yuzyili olarak anilacak.

O, bu gezegene gelmis en buyuk insanlardan birisidir.
Hayat olgusuna din ogretmenlerinden cok daha fazla aciklik getirdi.
Evrim ogretisi, en uyumlu olanin hayatta kalma ogretisi, turlerin kokeni ogretisi dusunen butun zihinlerden Ortodoks Hiristiyanliktan kalan son artiklari da temizledi.
Incil'in, korkunun onderliginde cahillikle yazilan bir kitap oldugunu belirtmekle kalmadi, bunu ispatladi da.
INGERSOLL,ROBERT G. (1833-1899) ABD'li hukukcu ve hatip.
Ateistin Kutsal Kitabi - Aforizmalar - Derleyen Joan Konner

- - - - - - - - - - - - -
TCK Madde 189 Tuzel kisiler hakkinda guvenlik tedbiri uygulanmasi

1) Uyusturucu veya uyarici madde imal ve ticareti suclarinin bir tuzel kisinin faaliyeti cercevesinde islenmesi halinde
tuzel kisi hakkinda bunlara ozgu guvenlik tedbirlerine hukmolunur.


- - - - - - - - - - - - -



Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder