İstanbul’daki 13 Nisan 1908 isyanında mürteci asilerin öldürdüğü Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Nazım Paşa, Lazkiye Mebusu Emir M. Aslan Bey, Dz. Binbaşı Ali Kabulü Bey olmak onlarca masum insanın aziz anıları önünde saygı ile eğiliyorum. ALINTIDIR *23 TEMMUZ 1908 HÜRRİYET DEVRİMİ AMACI:* Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasını, toprak yitimini durdurmak, 1876 Anayasası’nın yürürlüğe girmesini sağlamak, Anayasanın getirdiği Millet Meclisi’nin ( Meclis-i Mebusan) açılmasını sağlamaktır. *DEVRİMİN GERÇEKLEŞMESİ SONUNDA:* Anayasa yürürlüğe girer. Millet Meclisi açılır. Çürümeye terkedilen ordudaki liyakatsiz/**//*‘Alaylı’ */tabir edilen okuma ve yazması bile olmayan subay( * ) kadrolarında personelin arındırılmasına ( tasfiye) başlanır. Medrese öğrencilerinden askerlik çağında olanların askere alınmasını sağlayacak hukuki düzenleme yapılır. *13-27 NİSAN 1909(31 MART 1325) GERİCİ AYAKLANMASI VE NEDENLERİ:* Ordudaki alaylı liyakatsiz subayların arındırılmaya başlanması ve Medrese talebelerinin askere alınmaya başlanması bu kesimlerin tepkisine neden olur. İttihat ve Terakki’nin 23 Temmuz 1908 Hürriyet Devrimi ile ivmelenen yenileşmeyi (devrimi) durdurmaktı. Ordu ve Medrese’deki yenileşme ve arındırmayı engelleme amacı taşıyordu. Kalkışmanın (perde ardındaki ) azmettiricisi ve destekleyicisi İngiltere ve emrine amade Osmanlı Sarayıdır. 13-27 Nisan 1909 günleri arasında asiler başkent İstanbul’da terör estirirler. Özellikle Harp Okulu çıktılı kara ve deniz subaylarına saldırırlar. *İSYANIN BASTIRILMASI VE SONUÇLARI:* 27 Nisanda, Hareket Ordusu İstanbul’a girerek isyanı bastırır. Öncelikli sorun o gün için İmparatorluğun bütünlüğüdür. Bunun için ordunun bir an evvel disipline sokulması, derlenip toparlanmasıdır. Çünkü: Silah kullanmayı bilmeyen askerler, her taburda askerin dörtte üçünü teşkil etmektedir. Bu perişan hali Balkan Harbi’ne katılan Garp Ordusu Başkomutanı Ali Rıza Paşa şöyle anlatır: "Türk ordusunda, harp mefhumunu bilen kumandan yok gibiydi….1878 yılından beri Osmanlı ordusu harbi unutmuştu. Abdülhamit devrinde ordu, harp için yetiştirilmiyordu…. Alayları, taburları, tümenleri, hatta daha yukarı birlikleri idare edecek kumandan yoktu.” Sultan *II*. Abdülhamid, 33 yıllık saltanatının ardından Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Âyan’ın ortak kararıyla tahttan indirilir. Tahttan indirilen Abdülhamit, ailesiyle birlikte Selanik’te sürgüne gönderilir. Saltanat hedef alınmadığı için padişah hakkında yargı yolu işletilmez Yerine kardeşi V. Mehmet Reşat getirilir. Kurulan örfi idare mahkemesi yargılamaları sonucunda Saray görevlilerinden/*"parmağı"*/ olanlardan bazıları idam edilir. Tarihçi yazar Şevket Süreyya Aydemir o dönem ilişkin olarak şunları yazar: İlk toplu gösteriler medreselerden başlar. Oralarda yerleşen softalar, o vakte kadar askerlikten muaftı. Bunun için de herhangi bir imtihan kaydı yoktu. Fakat o günlerde Harbiye Nezareti, bu muaflığın devam edebilmesi için softaların hiç olmazsa basit bir okuma-yazma yoklamasına tabi tutulmasını istiyordu. Fatih, Süleymaniye medreseleri 27 Şubat’ta, işte bu karara karşı gösterilere geçtiler. Asıl dikkati çeken, medreselerin ileri sürdürdükleri istekti. Bu istek, yoklamaların yapılmaması, bir müddet ertelenmesi idi. Demek ki softalar bir şey bekliyorlardı! Şeyhülislamlık dairesi, tabi hiç imtihan yapılmadan medreselere yığılan softaları, askerlikten muaf tutulmasını ister…. Şeyhülislamlık, hesap gibi, tarih gibi, coğrafya gibi konulardan sorular sorulmamasını ister. Medrese softasına birkaç satır yazı yazdırılsın. Birkaç basit cümle okutulsun, Namaz, oruç bahisleri sorulsun ve askerlikten böylece muaf tutulsun. (…) Hulasa bir pazarlıktır sürer gider. 31 Mart (13Nisan ) ayaklanmasında ise softaların asıl aradığı, çıkardığı bu imtihan kaidesinin (hesabını) kendisinden sorulması için Harbiye Nazırıdır. Orduda da huzursuzluk vardı. Ordu siyasetle zehirlenmişti. Nitekim 21 Şubat’ta Harbiye Nezareti bir emir yayınlayarak askerlerin siyasetle uğraşmamaları gereğini bildirdi. Fakat ihtilal bu alaylı subayları tedirgin etmişti. Artık alaylı subaylık olmayacağı, mevcut alaylı subayların ordudan çıkarılacağı, tasfiye edileceği haberleri ortalığa yayıldı. İşte bu hava içindedir ki, bunlardan başkentte olanlarının veya dışarılardan gelenlerinin, İstanbul’da ve kendi aralarında veya dışarılardan gelenlerinin, İstanbul’da ve kendi aralarında kaynaştıkları, toplantılara başladıkları görüldü. Nitekim az sonra patlayacak olan 31 Mart ayaklanmasının bir sloganı;/*" Şeriat isteriz"*/, diğer biri de/*" Mektepli zabit istemeyiz, alaylı zabit esteriz"*/ davası olacaktı! (Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya’dan Ortaasya’ya Enver Paşa, C.2, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1976, s.127-130.) (* ) Osmanlı ordusunda subaylar kadrosu mevcudunun üçte ikisini mektepli olmayan, erlikten gelen zabit (subay) teşkil etmektedir. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder