Atatürk napmış ki? - 2 Bu belgeler, İzmir’in işgalinden hemen önceki süreci ve sonrasında yaşananları anlatan, dönemin askeri terminolojisiyle yazılmış oldukça kritik bir tarihi vesikalardır. Belgeler, 15-Mayıs-1919’da İzmir’in işgali öncesinde Osmanlı makamlarının İngilizler tarafından nasıl yanıltıldığını göstermektedir. Özellikle/*"işgalin geçici olduğu"*/ ve/*"Yunan işgali söylentilerine inanılmaması"*/ yönündeki telkinler, o günkü devlet yönetiminin durumu tam olarak kavrayamadığını kanıtlamaktadır. *BELGENİN GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ: * Belge No: 2364 İzmir Komutanlığı’ndan: 20-Mayıs-1919 1. Madde İngiliz Koramiral Calthorpe’tan 14-Mayıs-1919 günü öğleden önce saat 09.00’da aldığım notada; İzmir istihkamlarının (savunma mevkilerinin) savunmaya elverişli hale getirilmesi nedeniyle, ateşkes antlaşmasının (Mondros) 7. maddesine dayanarak, İzmir’in o gün öğleden sonra İtilaf Devletleri kuvvetleri tarafından işgal edileceği ve bu durumun Osmanlı Hükümeti’ne (Bab-ı Ali) bildirildiği ifade edilmişti. Bu durum tarafımdan bizzat Padişahın görüşüne (ilgili makama) sunulmuştu. Padişah’ın verdiği cevap; Amiral’in bu teklifinin ateşkes hükümlerinin bir gereği olduğu, bu sebeple kabul edilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca bu işgalin geçici bir nitelik taşıdığı söylenerek; işgalin bir Yunan işgaline yol açabileceğine dair dolaşan ısrarlı söylentilere önem verilmemesi istenmiştir. 2. Madde Aynı gün öğleden sonra saat 11.30’da Amiral Calthorpe’tan, sözlü taleplerimi doğrulayan şu aşağıdaki notayı aldım: */"Ateşkes antlaşmasının 7. maddesi uyarınca ve İtilaf Devletleri’nin onayı ve kararıyla; İzmir, Yunan birlikleri tarafından işgal edilecektir. İşgal kuvvetlerini taşıyan nakliye gemilerinin 15-Mayıs-1919 sabahı saat 08.00’den itibaren limana giriş çıkışını sağlamak üzere; sabah saat 07.00’den itibaren iskeleler Yunan deniz müfrezeleri tarafından işgal edilecektir./* */Her türlü yanlış anlaşılmaya ve üzücü olaylara engel olmak amacıyla; çıkarma yapılacak iskeleler civarındaki Pasaport ve Punta (Alsancak) karakollarındaki birlikler hariç, tüm birlik ve kurumların kendi garnizonlarında toplu halde bulunarak Yunan işgal kuvvetleri komutanının emirlerini beklemeleri gerekmektedir. Dışarısıyla iletişimi kesmek için telgrafhanenin de hemen İngilizler tarafından işgal edileceği belirtilmiştir. Son olarak, limandaki güçlü İtilaf donanmasının, huzur ve asayişin sağlanmasında en etkili güç olacağı tehdidi de notaya eklenmiştir." /* Bu durum 15-Mayıs-1919 saat 01.00’de bakanlığa sunulmuş, İzmir’deki tüm birlik ve kurumlara notanın içeriği bildirilmiştir. Padişah ve kabinesinin İngilizler tarafından nasıl kandırıldığını göstermesi açısından önemli belgelerdir. İşgalin ardından yaşanan olaylar ise içler acısıdır. 17. Kolordu Kumandanı Mirliva (Tümgeneral) Ali Nadir Paşa’nın madde madde anlatığı olaylar işgal sırasında ve sonrasında İngilizlerin ve Yunanlıların yaptıkları zulümleri anlatmaktadır. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Belge No: 2364 (Sayfa 6-7) 3. Madde İçeriğe uygun olarak kesin talimatlar verilmiş, huzur ve asayişin kesinlikle korunması bildirilmişti. 15-Mayıs-1919 öğleden önce karaya çıkan Yunan birlikleri, saat 11.00’den itibaren büyük bir Yunan bayrağı takılı uzun bir sırık taşıyan komitacılar ve Rumlardan oluşan kalabalık bir kitle eşliğinde kışla önünden geçmeye başladı. Kışladaki kolordu, askerlik şubesi, 56. Tümen ve Süvari Alayı subay ve erleri görevleri başında kışla kapılarındaydı. Yunan birliği kışla cephesini tamamen geçip sağa, tramvay yoluna döndükten biraz sonra, Rumlardan biri tarafından bir tabanca ateşlendi. Bunun üzerine Yunan askeri derhal kışlaya karşı mevzi alarak kışla cephesini aralıksız ateşe tuttu. Kışla karşısına yerleştirdikleri hafif bir makineli tüfek de bu ateşe katıldı. Görevleriyle meşgul olan subay heyeti bu beklenmedik olay karşısında önce şaşkınlık ve hayret yaşamış; daha sonra ateşi durdurmak, boş yere kan dökülmesini önlemek için her türlü yola başvurmuştur. Ancak ateş artarak devam etmiş, niyetin haince olduğu ve idari işleyişin yok edilmeye çalışıldığı anlaşılmıştır. Ateşi kestirmek için büyük bir beyaz bayrak (haberleşme bayrağı) alarak kapıdan üzerlerine yürünmesi üzerine, Yunan askerlerinin süngülerle üzerimize saldırdığını gördüm. Hiçbir karşılık verilmemesine rağmen ateş bir müddet daha devam etmiş ve nihayet kesilmiştir. 4. Madde Kışla kapısından çıkıldığı andan itibaren askeri hükumetin haysiyet, şeref ve namusu ayaklar altına alınmış; tarihin kaydetmediği cinayetler ve hakaretler başlamıştır. Şahsım da dahil olmak üzere en ağır muamelelere maruz kaldık; süngü ve dipçik darbeleri altında üst aramalarımız yapıldı, kalpaklarımız alınarak çiğnendi, üzerimizdeki para, saat, yüzük ve kıymetli eşyalarımız yağmalandı. Çirkin sözlerle aşağılanarak, komitacı ve çetecilerden oluşan bir grubun kuşatması altında Yunan zabitlerinin teşvikiyle hakarete uğradık. 5. Madde Bu sırada hayal bile edilemeyecek, en ilkel vahşetle bile bağdaşmayacak cinayetler işlenmiştir. Subay heyeti ve erlerin geçtiği yolun her iki tarafına toplanmış silahlı Rumlar, kafile üzerine sürekli ateş etmiş; subay ve erlerimize her türlü işkenceyi yaparak onları aşağılamışlardır. Rıhtımdaki apartman ve mağazalardan, balkonlardan Yunan askerleri ve Rum halkı bu cinayetlere iştirak etmiş;/*"Zito"*/ (Yaşasın) çığlıkları arasında pek çok subay ve er acımasızca şehit edilmiş ve yaralanmıştır. O sırada yağan müthiş yağmur ve dolu, can kayıplarının bir nebze azalmasında etkili olmuştur. Elimizde beyaz bayrak olduğu halde Kordon’daki Avcılar Kulübü karşısındaki Patris Vapuru’na kadar sevk edildik. Bu süreçte en çok Yunan torpidosundan ve Anadolu Bankası binasından açılan ateşe maruz kaldık. Bütün bu dehşet verici olaylara limandaki İtilaf Devletleri gemileri, subayları ve personeli tamamen şahit olmuştur. Belge No: 2364 (Sayfa 8-9) 5. Maddenin Devamı Yaşanan bu olaylara limandaki İtilaf Devletleri gemileri, subayları ve personeli bizzat şahit olmuşlardır. Henüz kesin sayısı belirlenememekle birlikte; subay ve erlerden 30-40’tan fazla ağır ve hafif yaralı bulunmaktadır. Özetle; şehit ve yaralılar arasında Kolordu Asker Alma Heyeti Başkanı Süleyman Fethi Bey, Erkan-ı Harbiye (Kurmay) Albaylarından Ali Bey, Kolordu Baştabibi Yarbay Şükrü Bey ve Erkan-ı Harbiye Reis Vekili Binbaşı Abdülhamit Beyler de bulunmaktadır. 6. Madde Vapurda, sayıları 30’u aşan Yunan arama memurlarının gerçekleştirdiği yağma, hakaret ve işkenceler; subayların ve erlerin onurlarını, haysiyetlerini ve gururlarını tamamen kırmış, onları acınacak ve perişan bir hale getirmiştir. 7. Madde Başlangıçta subay ve erler, vapurun alt ambarlarından çıkarılacak hayvanlar için ayrılan bölmelere hapsedilmişlerdir. Altı yedi saat süren bu işkenceden sonra, yanımda Erkan-ı Harbiye Reisi Abdülhamit ve 56. Tümen Komutanı Kaymakam (Yarbay) Hürrem Beyler ile birlikte; İzmir’in tahliyesi için gerekli önlemlerin hazırlanması göreviyle kışlaya geri götürülerek orada gözaltına alındık. 8. Madde Vapurda kalanlar, rütbe sırasına göre ikişer saat arayla vapurun ikinci sınıf kamaralarına nakledilmiştir. Toplam 150 kadar subay, sivil memur ve bazı vatandaşlar bu kamaralara yerleştirilmiştir. 48 saat boyunca bu kişilere yiyecek adına hiçbir şey verilmemiş; ancak 48 saat sonra az miktarda peksimet, zeytin, kaşar peyniri ve kuru incir dağıtılmıştır. Yaralıların tedavisiyle ilgilenilmemiş, ağır yaralı bir subay 48 saat boyunca bu kalabalık içerisinde bakımsız bırakılmıştır. Güverteye çıkmalarına ise günde sadece bir kez, 5-6 dakikalığına izin verilmiştir. 9. Madde Defalarca yapılan başvurular sonucunda; 15 Mayıs’tan 18 Mayıs sabahı saat 09.00’a kadar süren bu işkenceli esaretten sonra subay ve erler vapurdan tahliye edilerek kışlaya nakledilmiştir. Evli olanlar serbest bırakılmış, bekâr subaylar ise kışlada alıkonulmuştur. 10. Madde Kışlada yaşanan yıkım özetle şöyledir: Kışla tamamen saldırıya uğramış, tahrip edilmiş; Kolordu Asker Alma, 56. Tümen ve İnşaat Heyeti kasalarındaki toplam 152 bin liradan fazla para tamamen çalınmıştır. Subay ve erlerin tüm kişisel eşyaları, teçhizatları ve devlet eşyaları tamamen yağmalanmıştır. 11. Madde Kışlada toplanan ve vapura sevk edilen subaylar dışındaki diğer birlik ve kurumlara mensup subaylar da çeşitli yerlerde hakarete ve işkenceye uğramış, daha sonra kışlaya getirilerek hapsedilmişlerdir. 12. Madde Bu şekilde tamamen soyulan, evleri ve ailelerinin namusları saldırıya uğrayan İzmir’deki subaylar; onurları kırılmış, eşyasız, elbisesiz ve en temel ihtiyaçlarından mahrum bir şekilde perişan durumdadırlar. Belge No: 2364 (10. Sayfa) 17. Kolorduya bağlı olan Urla, Ayvalık, Manisa, Aydın, Söke ve Antalya’daki birliklerden henüz bir haber/bilgi alınamamıştır. Gelecek Bilgiler: Bu bölgelerle ilgili ulaşacak olan bilgiler ayrıca sunulacaktır. Raporu İmzalayan: On Yedinci Kolordu Komutanı Mirliva (Tümgeneral) Ali Nadir *KAYNAK: * T.C. Milli Savunma Bakanlığı Arşiv ve Askeri Tarih Daire başkanlığı Askeri Tarih Belgeleri Dergisi Ocak 1992 sayı: 93 Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder