Abidin Yağmur: İyi insanlar küstü
17 Nis 2026
İyiler, kendi köşelerine çekildi nicedir.
Küstü iyiler.
Çekiliverdi sessiz sedasız kenara.
Sokaklarda, caddelerde, meydanlarda, okullarda, avemelerde, akan trafikte, parklarda, sahillerde, yol kenarlarında, lokantalarda, çay bahçelerinde, meyhanelerde, çayhanelerde hep zorbaların, hep kabaların görülmesi bundan.
İyiler evde...
İyiler işyerlerinde kendi halinde, kendi köşesinde.
İyiler kalabalıkların içinde yalnız, arka saflarda mahsun.
Zorbalar, kabalar, kötüler, yağcılar, yalakalar, liyakatsizler, cahiller, kurnazlar, fırsatçılar, kolpacılar, şantajcılar her yerde.
Yağ yakmak, yalan söylemek, arkadan kuyu kazmak; işyerinde patrona, belediyede başkana, kurumda amire yaranmak için iş arkadaşını satmak zaten öteden beri modaydı.
Daha da arttı bu dönemlerde.
İşyerinde patrona, belediyede başkana, kurumda amire yağ yakamayan, arkadaşını satamayan, arkadan iş çeviremeyen, kendini olduğundan daha yetenekli gösteremeyen, kendini pazarlayamayan, yalan söyleyemeyen, fırsatçılık, kurnazlık yapamayan iyiler küstü.
Yağcılar, gösteriş budalaları, yalancılar, liyakatsizler, cahiller, kurnazlar, düzenbazlar, dümbükler azdıkça azdı.
Onlar kudurdukça iyiler utandı.
Onlar şımardıkça iyiler kenara çekildi.
Onlar her yerde mantar gibi çoğaldıkça iyiler ya evlerine çekildi, topluma dışardan bakar oldu, ya işyerlerinde kendi iç dünyasına gömüldü, bir şeye karışmadı.
Türkiye’de nicedir iyi olmak, aptallık sayıldı.
“Boş ver ya” dediler iyilere. “Sen mi düzelteceksin?”
İşyerlerinde, sosyal gruplarda önce iyiler dışlandı.
Anlayışlı olana salak dediler.
Ezik, içine kapanık, sessiz dediler.
“Sövseydin yüzüne karşı” dediler. “Bu kadar sessiz olursan tepene çıkarlar. Onlar bir derse sen üç söyle...”
Tepesine çıktılar sessiz olanın.
Efendiliğini bozmayan kim varsa, onun efendisi olmaya çalıştılar.
Mülayim olana, kalender olana “mal gibi bir şey” dediler.
Kendini övmeyen, alçakgönüllü olan kim varsa tepesine çıktılar.
Arkasından kuyu kazdılar, çelme taktılar.
Başkasının ayıbını yüzüne vurmayanları dünyadan habersiz salak sandılar, devam ettiler ayıba.
Kediye, köpeğe, kurda, kuşa, ata, eşeğe, insana merhametle bakanlara “Bu da çok naif canım” dediler.
Kalp kırmamak için susanlara, kalp kırmamak için gerekirse masadan kalkanlara “mal ya bu” dediler.
“Yendik” dediler.
Sevdindiler.
Selam verenlere “Kesin bir çıkarı vardır, onun için selam veriyor” dediler.
Bu hisleri anlayıp selamı kesenlere, küsenlere “Bu da çok havalı” dediler.
Gel zaman, git zaman...
İyiler küstü bu ülkede kardeşim.
Kalenderler, mülayimler, olduğu gibi görünenler, göründüğü gibi olanlar, kalp kırmamak için dilini ısıranlar, başkasının ayıbını yüzüne vurmaktan çekinenler, her canlıya merhametle yaklaşanlar küstü.
Meydan zorbalara, kabalara, yalancılara, yağcılara, kurnazlara kaldı.
Bugün sokakta, caddede, avemede, okulda, işyerinde zorbanın biri sizi dövse, bıçak çekse, aracınızda çocuğunuz da varken aracınızı yumruklasa, herkes video çekerek izleyecek sizi.
Bir kişi bile yardım etmeyecek.
Bir kişi bile o zorbayı engellemeyecek.
Çünkü iyi insanlar kenara çekildi.
Bugün işyerinde baskıya, tacize uğrasınız, haksız yere işten atılsanız, iftiraya uğrasanız herkes sessizce izleyecek sizi.
Mahkeme için şahit bile bulamayacaksınız.
Çünkü iyi insanlar kenara çekildi.
Diyelim ki komşunuz evinizi bastı, sizi dövdü, silah çekti, bıçak çekti diyelim. Balkondan, pencereden izleyecek sizi komşularınız.
Bir kişi gelmeyecek yardımınıza.
Bir kişi bile saldırganı tutmayacak.
Çünkü iyi insanlar kenara çekildi.
Diyelim ki bir devlet dairesine gittiniz; bir hastanede, bir karakolda, bir kurumda haksızlığa uğradınız diyelim.
Kimse size destek çıkmayacak.
Çünkü iyi insanlar kenara çekildi.
İyi insanlar, kalender insanlar, mülayim insanlar; merhametli, saygılı insanlar hep kaybetti.
İşyerinde kaybetti.
Evlilikte kaybetti.
Sosyal yaşamda kaybetti.
Trafik tartışmasında kaybetti.
İtildi, kakıldı, horlandı, ayıplandı, gülünç bulundu, hakları yendi...
Onlar da kendi köşelerine çekildiler.
Meydan zorbalara ve yağcılara kaldı.
Hiç darılmaca kırılmaca yok şeker kardeşim...
İster kadın ol, ister erkek ol; ister sağcı, ister solcu ol...
Bu düzeni sen yarattın.
Bu toplumu, bir distopyanın içine sen attın.
Bugün akan trafikte hatalı olan bir sürücüye “Abicim hatalısın” demeye korkar olduysan...
Bugün liyakatle değil de belediyede başkana, kurumda amire, işyerinde patrona yağ yakarsak çalışmaya devam edebiliyorsan...
Bugün çocuğunu okula göndermeye korkuyorsan...
Bugün, şehrin bir parkında otururken birinin gelip seni öldürebileceğini ve katilin sadece 3 yıl ceza alıp çıkabileceğini biliyorsan ve bu korkuyla yaşıyorsan...
Bunlar senin eserin kardeşim...
Kendi çevrende; sosyal çevrende, aile çevrende, iş çevrende iyi olan kim varsa öldürdün.
Şimdi “İnsanlık ölmüş” diyorsun.
İnsanlık ölmedi...
İyi insanlar küstü.
Sen ona insanlıkta, işte, dilde, fikirde, edep ve ahlakta vasatlık dayattın.
Kurnazlık dayattın.
Fırsatçılık dayattın.
Arkadan çelme takma dayattın.
Dost görünüp paçasondan çekme dayattın.
Cahillik dayattın.
O bütün bunları kabul etmedi.
Küstü.
Kenara çekildi.
Meydan zorbalara kaldı.
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder