22 Ekim 2026 Perşembe

Bulgar din adamlarından sert tepki: Bartholomeos'u Rila Manastarında istemiyoruz.

FENER Rum Patriği Bartholomeos’un Bulgaristan ziyareti tartışma yarattı. Bulgaristan Ortodoks Kilisesi Kutsal Sinodu tarafından davet edilen Bartholomeos’un 19 Ekim’de ülkenin en önemli dini merkezlerinden Rila Manastırı’nda ayin yönetmesi bekleniyor. 11 Ekim 1926 Pazar Ziyaret, Bulgaristan Ortodoks Kilisesi içinden güçlü bir tepkiyle karşılandı. Din adamları, keşişler ve laiklerin imzasını taşıyan */“Açık Hüzün Mektubu”/*nda Bartholomeos’un ziyaretine karşı çıkıldı. Mektupta, Fener Patriği’nin ekümeniklik iddiası ve Ukrayna’daki kiliseyi bölme eylemleri eleştirildi. İmzacılar, Bartholomeos’un Rila Manastırı’nda ayin yönetmesini */“ruhsal ve kanonik açıdan kabul edilemez”/* olarak nitelendirdi. Bulgar din adamları ve cemaat üyeleri, ziyaretinin iptal edilmesini istedi. Mektup için başlatılan imza kampanyasında 2 binin üzerinde kişinin desteği toplandı ve metin Bulgaristan Ortodoks Kilisesi Kutsal Sinodu’na sunuldu. Konuyu Kiev’de yaşayan gazeteci Deniz Berktay, Aydınlık Avrupa’ya değerlendirdi. */“Rusya-Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi”/* kitabının yazarı Berktay, Bulgaristan’daki gerilimin perde arkasını anlattı: Son bir yıldır Türkiye’yi ABD yönetimine şikayet etmesiyle gündeme gelen ve ABD yönetimi tarafından önü açılmaya çalışılan Fener Patriği Bartholomeos, şimdi de, Bulgaristan’da gerilime neden oldu. Fener Patriği’nin 19 Ekim’de Bulgaristan’ı ziyaret ederek burada Bulgar tarihinde büyük önem taşıyan Rila Manastırı’nda ayin yönetecek olması, hem Bulgaristan’da, hem de Bulgar Ortodoks Kilisesi içinde tepkilere neden oldu. Şu ana kadar binlerce kişinin imzaladığı bildirgede, Fener Patriği’nin Bulgaristan’a */“yabancı jeopolitik ve dini gündemler dayatacağı” /*ifade ediliyor. İleride söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Bu ziyaret ve ziyarete gösterilen tepkiler, kesinlikle dini konularla sınırlı değil. Bütün bunlar, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren jeopolitik tartışmalarla bağlantılı. (Bütün bu konuları, hem son derece kolay okunabilir hem de gayet kapsamlı bir biçimde, Cumhuriyet Yayınları’ndan çıkan */“Rusya Batı Çatışmasında Fener Rum Patrikhanesi”/* adlı kitabımda anlatıyorum. Fener’in ABD’den destek alarak Lozan’ı nasıl delmeye çalıştığını okumak isteyenlere, tavsiye ederim). Fener Patriği’nin Bulgaristan ziyareti, Bulgaristan’ın koruyucu azizi olarak Kabul edilen İvan Rilski’nin doğumunun 1050. ve ölümünün 1080. etkinlikleriyle bağlantılı. Bulgar Ortodoks Kilisesi Sinodu (yönetim kurulu), temmuz ayında, Bartholomeos’a bu etkinliklere katılması için davet göndermişti. Buna karşılık, sözünü ettiğimiz bu dilekçede de belirtildiği üzere, Ortodoks dünyasında on altı tane bağımsız kilise olmasına ve İskenderiye ve Antakya gibi, Fener’den daha eski kiliselerin olmasına karşılık, bunlardan hiçbiri davet edilmezken, sadece Fener Patriği davet edildi. Bulgaristan’da Fener Patriği’nin bu ziyaretine yönelik tepkiler, iki boyutlu: Birincisi, Fener Patrikhanesi, 1940’lı yılların ikinci yarısından beridir, ABD ve genel olarak Batı dünyası tarafından, Doğu Avrupa ve Ortadoğu’daki Ortodoks halkları Batı etkisi altına almak için, bir araç olarak kullanılıyor. Bartholomeos da, Fener Patrikhanesi’nde bu zamana kadar patriklik tahtına çıkmış isimler arasında, ABD’nin politikalarına en bağlı iki isimden biri (diğeri, 1948’de ABD’nin doğrudan müdahalesi sonucunda Fener Patrikhanesi’nin başına getirilen ve ABD Rum Ortodoksları’nın lideriyken dönemin ABD Başkanı Truman’ın özel uçağıyla Türkiye’ye gönderilip jet hızıyla Türk vatandaşlığına geçirilip patrik seçilen Athenagoras idi). Bartholomeos’un Bulgaristan’a olan ilgisinin bir boyutu da, hiç şüphesiz, ABD ile Rusya arasındaki güç mücadelesinde, Bulgaristan’da ABD etkisini güçlendirmek. Diğer taraftan, Bulgaristan, hem Rusya gibi Slav kültürünün ve Ortodoksluğun egemen olduğu bir ülke olmasının yanı sıra, Karadeniz ve Balkanlar’da sahip olduğu kritik konumdan ötürü de, Rusya’nın hiçbir şekilde Batı’nın nüfuz alanına bırakmak istemediği bir ülke. Bu nedenle, Rusya da, Bulgaristan üzerinde etkisini kurmaya çabalıyor ve bu mücadelesinin önemli ayaklarından biri de, Rus Ortodoks Kilisesi’yle Bulgar Ortodoks Kilisesi arasındaki diyalog. Rusya, bu diyalog kanalı aracılığıyla Bulgaristan’da etkisini kısmen de olsa koruma çabasında (Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik hazırladığı son yaptırım paketinde, Rus Ortodoks Patriği Kiril’e de yaptırımlar varken, Bulgaristan’ın Rus Patriği Kiril’e yaptırım uygulamayı reddetmesi nedeniyle Kiril’i yaptırım listesinden çıkarmak zorunda kaldılar). Diğer taraftan, Bulgaristan’da Rusya’ya yönelik tutumun tartışmalı olduğunu belirtmek gerek. Bulgaristan’da, dini ve kültürel nedenlerin yan ısıra, Rusya’nın Bulgaristan’ın bağımsızlığında oynadığı rol nedeniyle de, Rusya’ya yönelik çok yoğun bir sempati var. Ama aynı zamanda, Bulgar toplumu, gündelik çıkarlarını düşünerek, çoğu zaman, tercihini Batı’dan yana kullanabiliyor. Örneğin, Bulgaristan’da Rusya’dan */“kurtarıcı”/* diye bahsedilmesine rağmen, Bulgarlar, hem 1. Dünya Savaşı’nda, hem de İkinci Dünya Savaşı’nda, Almanların safında yer almıştı. Fakat, dönemin Bulgar idarecileri, halkın Rusya’ya yoğun sempatisini de hesaba katmış ve bunun sonucunda (1. Dünya Savaşı’ndaki Dobruca Cephesi sayılmazsa), Bulgarlarla Ruslar, karşı karşıya gelmemişti. Günümüzün Bulgaristan siyasetini de bu dengeleri göz önünde tutarak incelemek gerekiyor. İşte, Bulgaristan’da Rusya’yla Batı arasındaki yalpalamaya paralel şekilde,  Fener’e yönelik tavır konusunda bir yalpalama söz konusu. İkinci boyutsa, Fener’in Bulgarlara yönelik tutumuyla ilgili. Osmanlı döneminde, özellikle de İstanbul’un Fethi’nden itibaren Fener Patrikhanesi (veya, tarihsel adıyla İstanbul Kilisesi), Bizans döneminde bile sahip olmadığı yetkilerle donatılmış ve Rum Patriği, sadece etnik Rumlar’ın değil, Sırplar, Bulgarlar, Rumenler gibi bütün Ortodoks halkların üstelik de sadece dini işlerde değil, yargılama gibi, dünyevi konularda da yöneticisi haline getirilmişti. Fener Patrikhanesi, kendisine verilen bu yetkiyle, Bulgarları Rumlaştırmak konusunda büyük çaba yürütecek, hatta, 1700’lü yıllarda, Bulgarca eğitim ve yayınları tamamen yasaklatacaktı. İşte bu sebepten ötürü, 1800’lerden itibaren güçlenen Bulgar milliyetçi hareketi, Osmanlı’dan siyasi bağımsızlığı elde etmeden önce, Rumlardan dini bağımsızlığı elde etmeye çalışıp ve 1870’te Osmanlı Hükümeti, Fener’in Yunan milliyetçiliğine destek olmaya başladığını gördüğünden, Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin kurulmasına onay vermişti. Fakat Fener, Bulgar Ortodoks Kilisesi’ni tanımayı reddedecek ve ancak, 1945’te Sovyet hükümetinin Rus Ortodoks Kilisesi aracılığıyla Fener’e büyük maddi yardım yapması sonrasında, Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin bağımsızlığını kabul etmeye yanaşacaktı. Ne var ki, Fener Patrikhanesi’nin halen, Bulgar Ortodoks Kilisesi’nin iç işlerine karışma çabasında olduğu görülüyor. Dolayısıyla, Fener Patriği’nin Bulgaristan hamlesine gösterilen tepkinin böyle tarihi ve siyasi boyutları var. Fener Patriği’nin Lozan Anlaşması’nda kendisine tanınan çerçevenin dışına çıkması, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında çevre ülkelerin siyasi işlerine müdahale eden fakat Türkiye’nin denetleyemediği, ama ABD’den denetlenen bir yapının ortaya çıkması, Türkiye’nin egemenliği konusunda kaygı duyanların kabul edemeyeceği bir durum olacaktır. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder