2 Ağustos 2012 Perşembe

Milletvekilinden şok iddia

Komşularla sıfır sorun politikası haaaa,
Güldürmeyin adamı.
Peki, komşuları işgal ederek, içine çetelere salarak, suikastler düzenleyerek mi olacak bu iş?

Milletvekilinden şok iddia

CHP'li Edipoğlu:
Hatay'da elektrikleri keserek, otobüse bindirdikleri teröristleri gece karanlığında Suriye'ye sokuyorlar.

Yayladağı'na gittiler

Türkiye'nin Suriye'ye terörist ihraç ettiğini iddia eden CHP Hatay Milletvekili Mehmet Ali Edipoğlu, şunları söyledi:
20 Temmuz gecesi onlarca otobüs Antakya'nın içinden geçti.
Konvoy, Yayladağı istikametine giderken hangi bölgeden geçiyorsa oranın elektrikleri kesildi.
Vatandaşlar 30'un üzerinde otobüs saymış.

PYD'yi silahlandırdılar

Edipoğlu, Türkiye'nin terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD'yi de silahlandırdığını öne sürdü.
Edipoğlu, "PYD'nin elinde güçlü silahlar var.
Demek ki Suriye'ye silah sevkiyatı yapılırken bir kısmını da onlara verdiler.
PYD'nin eşbaşkanları, 'Biz kendimizi savunuruz' gibi net ifadeler kullanıyor"
dedi.

"Türkiye'den Suriye'ye terörist ihraç edildi" iddiası Mehmet Ali Edipoğlu, "Hatay'ı tampon bölge haline getirdiler.
Sırada Kilis, Gaziantap var"
dedi.

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Ali Edipoğlu, Türkiye'nin Suriye'ye terörist ihraç ettiğini, Hatay'dan Suriye'ye asi ve lojistik yardımın tüm hızıyla sürdüğünü ileri sürdü.
Edipoğlu, "Cuma gecesi Hatay'dan 30 otobüs Suriye'ye hareket etti.
Güzergah üzerindeki yerleşim yerlerinde elektrikler kesildi.
30 otobüs dolusu adam Suriye'ye karanlıkta geçirildi"
iddiasında bulundu.
20 Temmuz'da Hatay'da olağanüstü olayların yaşandığını vurgulayan Edipoğlu, şöyle konuştu:
"20 Temmuz gecesi onlarca otobüs gece 01.00'den itibaren Antakya'nın içinden geçtiği sürece elektrikler kesiliyor.
Yayladağı istikametine doğru giderken hangi bölgeden geçiyorsa o bölgenin elektrikleri kesiliyor.
Vatandaşlarımız 30'un üzerinde otobüs saydıklarını söylüyor.
Muhtemelen eylem yapmak için gittiler tahminimiz o yönde.
Ya malzeme götürdüler, ya da insan götürdüler."

Edipoğlu, hükümetin Suriye'nin kuzeyinde tampon bölge kurma hazırlığı içinde olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Tampon bölgenin Hatay'da kurulduğun ifade eden Ediboğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Hatay'ı tampon bölge haline getirdiler.
Tampon bölgeyi Suriye topraklarında beklerken, önce Hatay'ı, bunun yanında yavaş yavaş Kilis'i, Gaziantep'i, İslahiye'yi tampon bölgeye dönüştürüyorlar.
Şu anda binlerce Suriyeli, Suriyeli olduğunu söyleyen ancak kendileriyle yapılan görüşmelerde başka ülkelerden, Afrika ülkelerinden, Afganistan'dan, Çeçenistan'dan, daha değişik ülkelerden El Kaide üyesi olduklarını iddia eden ve Suriye'de Esad'ı devirmek üzere yardıma geldiklerini söyleyen silahlı insanlar Hatay'a ve civar ilçelere yerleştiriliyor.
Bunlar devletin bilgisi dahilinde yerleşiyor."

PKK'ya silah dağıttık

Mehmet Ali Edipoğlu, şok bir iddia daha ortaya atarak Türkiye'nin terör örgüt PKK'nın Suriye seksiyonu PYD'yi de silahlandırdığını öne sürdü.
Ediboğlu, konu ili ilgili şunları söyledi:
"Gördüğümüz o ki PYD'nin elinde güçlü silahlar var.
Bu silahlar nereden çıktı?
Demek ki Suriye'ye silah sevkiyatı yapılırken bir kısmını da onlara verdiler.
PYD'nin eşbaşkanları, 'bizi başkasının savunup, korumasına ihtiyacımız yok.
Biz kendimizi savunuruz'
gibi net ifadeler kullanıyor.
Bu da yakın zamanda onlara ciddi miktarda silah verildiği anlamına geliyor."


  http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=70935

 






--
Kurmus oldugum gruba uye olun

Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com

Ayrýlmak isterseniz de:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Ey mutsuzlar!

Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz.
Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.
Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki,
sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz!
Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz!
Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine.
Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.
 
Bertolt BRECHT
Ben, Manevi Miras olarak hicbir Ayet, hicbir Dogma,
hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk

- - - - - - - - - - - - - -
1920 - Islam yuceltme derneginin bildirisi :
#Yunan ordusu halifenin ordusu sayilir.
Hic de zararli bir topluluk degildir.
Asil kafasi koparilacak mahlukat Ankara#dadir.#

ISKILIPLI ATIF 

Birini taklit etmek, onu ovmenin en samimi seklidir.

Colton

AMERİKA'NIN UCUZ PARALI ASKERLERİ - TÜRKLER

AMERİKA'NIN UCUZ PARALI ASKERLERİ.

Romalılar, durun, durun,
Şimdi dirseklerimize kadar ellerimizi,
İmparatorun kanında yıkayalım,
Kılıçlarımızı onu kanıyla kirletelim.
Hep beraber meydanın orta yerinde ileriye çıkalım
Kana boyanmış ellerimizi ve silahlarımızı kaldıralım,
Ve hep beraber haykıralım, "Barış, Bağımsızlık ve Özgürlük" diyelim.

Julius Caesar, Bölüm III.

Uzmanlara göre gerçekten, gerçekten komşunuzdan kurtulmak istiyorsanız, daha profesyonel bir ifadeyle onu temizlemek istiyorsanız mafyayı aramalısınız.
Fakat, eğer giderek dizleri üzerine çökmekte olan, darbe almış, şaşırmış, gücü azalmakta olan bir süper güçseniz, Arapların Amerikan dostu demokrasiyi seçtiğini iddia eden Arap Baharı peri masalını sürdürmelisiniz.
Ve bazı uzmanların ittifakla söyledikleri gibi Türkiye'yi çağırmalısınız.
Yalnızca 011-90-AllahınÇocukları numarasını çevirin.
Başıkapalı, dindar bir kadın görevli çağrınıza cevap verecektir.

ALLAHIN ÇOCUKLARI özellikle sahtekarlık konusunda uzmandır.
İkili konuşma, sözüne vefasızlık, iki yüzlülük.
Bir zamanlar, "YURTTA SULH CİHANDA SULH" Türkiye'nin milli sloganıydı.
Şimdilerde, ALLAHIN ÇOCUKLARINA şükürler olsun ki, hiçbir yerde barış yok.
Üstelik, ALLAHIN ÇOCUKLARI "KOMŞULARLA SIFIR SORUN" stratejisini bir dış politika aforizması olarak ilan etmişti.
Şimdi, hükümetin kontrolü altında dizleri titreyen propaganda basınının gizleme çabalarına rağmen, Türkiye'nin önünde birçok problem, sıfır yakın dost vardır,ve başka iyi birşey de yoktur.

Amerika Suriye'yi alaşağı etmek istediğinde, Türkiye uluslararası bir haydut olarak ortaya çıkmıştır.
Petrol boru hatlarını sonsuza kadar güvece altına mı almak istiyorsunuz?
Yayılmacı İsrail resmen talep etmese de, onun sınırlarını korumak mı istiyorsunuz?
Türkiye'yi çağırın.
Bu unutkan ülke, fiyatı yeterli bulunca, Davos "ONE MINUTE" fiyaskosunu unutmuştur.
Bu korkunç derecede basittir.
Herşey sadece paraya bağlıdır.

Evet, ALLAHIN ÇOCUKLARI bütün bu kirli, sinsi işleri son derece demokratik bir şekilde, özellikle de müslüman kardeşlerine karşı yapacaktır.
Hatırlayın, 1980 yılında CIA güdümlü askeri darbe olduğunda "BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARDI" denilmişti.
İşte bu ALLAHIN ÇOCUKLARI darbe yıkımın ürettiği kötü tohumdan ortaya çıkan İslamofaşist çocuklardır.
Tıpkı diğer Güney Afrika cuntalarının yaptığı gibi, özelleştirmeler yoluyla kendi ülkelerinin ırzına geçenler felaketin gerçek sorumlularıdır.

Türkiye'de aynı zamanda bir çevre felaketi de yaşanmaktadır.
Ormanlar yok edilmekte, nehirler bencilce planlarla kirletilmektedir.
ALLAHIN ÇOCUKLARI hiçbir nehir boşa akmayacaktır demiştir.
Bunun anlamı, bütün akarsular bir şekilde elektirik üretecek demektir.
Doğayı boş verin.
Türkiye'nin bir zamanlar kendine yeten tarımı çökmüştür, bütün tohumları İsrail'den ithale edilmektedir.
ALLAHIN ÇOCUKLARI'nın eğitimsiz seçmenleri, adeta büyülenmiş gibidir, ve hala eğitimsizdir.
Geleceğe ait hiçbir ekonomik planları olmadığı halde, ALLAHIN ÇOCUKLARI bunları en az üç çocuk yapmaya teşvik etmektedir.
Çünkü, halkın oyuna muhtaçtır.

Türk ordusunun şerefli subayları ordudan atılmış, yerine hükümet dalkavuğu olan subaylar atanmıştır.
Amerika'nın insansız hava araçlarının sebep olduğu fiyaskolarla bağlantılı yakın zamanda yaşanan askeri felaketler tutarsızlıkları gözler önüne sermektedir.
Bunlar henüz tam olarak izah edilmemiştir, bu şekilde devam ettiği takdirde büyük can kayıpları devam edecektir.
Yüzlerce, binlerce, hatta sayılamayacak kadar çok muhalif hapse atılmıştır.
Bütün telefonlar dinlenmektedir.
Bütün sokaklar kameralarla kontrol altındadır.
Sokaklarda faşistlere benzer şekilde polis kontrolleri yapılmaktadır.
Halkın meydanlarda yaptığı gösteriler kısa zamanda çatışmalara dönüşmektedir.
Anayasal demokratik koruma artık yoktur.
Yargı sistemi tamamıyla politize olmuştur.
Sanat, müzik, sinema, tiyatro, edebiyat, herşey sansüre uğramakta, politik baskıya maruz kalmakta, ya da yok olmaya sürüklenmektedir.
Politik hırsızlık, nüfuz suistimali neredeyse kurumsal bir yapı kazanmıştır.

Evet, bütün bunları Amerika'nın üvey oğlu ALLAHIN ÇOCUKLARI kendi ülkesine yapmıştır.
ALLAHIN ÇOCUKLARI iki şeyi çok iyi bilmektedir, yok etmek, ve para kazanmak.
Amerika yeni ve tehlikelerle dolu olan sözde demokrasi maceraları için büyük ödemeler yaptığı bu birbirine benzemez tafayı gerçekten de çok sevmektedir.
Şimdi Arap dünyası, CIA'nın gözetiminde Amerika'da hazırlanan ve ALLAHIN ÇOCUKLARI tarafından sunulan alaturka demokrasiyi yaşamaktadır.

Herşey ilk görüşte aşk gibi çok hızlı gelişmiştir.
Yalnızca iki yıl önce, ALLAHIN ÇOCUKLARI'nın patronu "NATO'nu Libya'da ne işi var" diye bağırıp duruyordu.
Ondan çok az öncesinde de, MUAMMER KADDAFİ İNSAN HAKLARI ödülünü almıştı.
Fakat daha sonra, önce Amerikan doları denilen para tomarları taşıyan küçük bir kuş geldi, daha sonra da badem bıyıklı dudaklar arasından, barut, leş ve kaos kokusu getiren bir rüzgar patladı.
Ardından Twitter furyası geldi.
Böylece ALLAHIN ÇOCUKLARI savaştan nasıl para kazanılacağını öğrendiler.
Ve birden Muammer tarihin gördüğü en beceriksiz adam oldu ve Türkler kendilerini NATO'nun kalanıyla birlikte Libya'yı bombalarken buldular.
Neredeyse 15 aydır ALLAHIN ÇOCUKLARI Suriye'yi karıştırmaktaydı.
CIA'la varılan mutabakat sonucunda, otomatik silahlar, tanklar, roketler, ve buna benzer bütün savaş oyuncakları sözde Suriye'nin Dostları olan tüccarlara teslim edildi.
Nedense, bu tatsız kişiler, bir zamanlar Firdevs Meydan'nında Saddam'ın heykelini deviren ABD destekli paralı askerlere ve geçen yıl Kaddafi'nin poposuna sopa sokarak linç eden ve bu şekilde Hillary Clinton'u mutlu eden tiplere çok benziyordu.
Ve şimdi kötü şöhretli Blackwaters haydutları Türkiye'nin güney doğusunda konuşlanmıştır.
ALLAHIN ÇOCUKLARI ve CIA işte böyle iş görmektedir.
Para, para, para.

Fakat, şimdi Suriye çok fazla tahrik edilmiştir.
Alçaktan ve hızla uçan bir jet uçağı, Suriye havasahasını ihlal ederken düşürülmüştür.
Lütfen, Tonkin Körfezi fiyaskosunu hatırlayın.
Sahte bir olay, Amerakının felaketlere sebep lan Vietnam savaşına girmesini yasal hale sokmuş, kolaylaştırmıştı.
Bütün bu olaylar, dünya tiyatro sahnesinde sergilenen, ALLAHIN ÇOCUKLARI tarafından sunulan, CIA ve Amerika yapımı sahtekar bir kukla şovudur.
Ve şimdi de ALLAHIN ÇOCUKLARI kendi yarattıkları krizin kötü sonuçlarından dolayı zırlayıp durmaktadır.
Ve tabii ki, onların Amerikalı patronları zorbalıklarını sürdürmektedir.

Bu konuda asla hata yapmayın:
ALLAHIN ÇOCUKLARI ve Amerika düşürülen Türk uçağında hayatını kaybeten pilotların gerçek katilleridir.
Aynı zamanda, bu tahrik operasyonunu onaylayan zayıf ve yetersiz komutanlarda sorumludur.
Ve gerçekten de herkes şunu öğrendi, evet, Suriye'nin gerçekten bir hava savunma kabiliyeti varmış.
Bu kadar aptalca bir ihmal nasıl yapılabilir?
Aaah, fakat para iyidir.

Daha önce Meksika ve Amerika için söylenenler aynen Suriye için de söylenebilir:
"Zavallı Suriye, tanrıdan ne kadar uzak, Türkiye'ye ne kadar yakın".
Ve bir kez de İngiltere'de eğitim görmüş Beşar Esad ve onun stil sahibi eşini düşünün.
İngiliz, kolej eğitimli ve kısa süre önce Ankara'da ağırlanmıştı.
Esad'ın eşi herkesi, ALLAHIN ÇOCUKLARININ modaya uymayan baş örtülü eşlerine kıyasla büyülemişti.
Sonra, Türkiye' ve Suriye önemli anlaşmalara imza atmıştı.
Sınırlar açılmıştı.
Vize kalmıştı, pasaporta dahi gerek yoktu.
Türkiye'nin güneyindeki Hatay ve Suriye arasında ticaret patlamıştı.
Fakat, bir süre sonra Ankara'da pencerenin önüne küçük bir kuş kondu.
Ve birden odanın içi parayla doldu.
ve birden herşey savaş, savaş, savaş haline döndü.
Ve Amerika'nın bonkörce ödediği savaş ücreti havayı değiştirdi.
Ve Türkiye hükümetinin içi boş, geniş cepleri paralarla ve mutlulukla doldu.

Türkiye'nin medya uşakları zavallı savaş davulları çalmaya başladılar.
ALLAHIN ÇOCUKLARI NATO'ya, Birleşmiş Milletlere ve dinlemeye hazır olan diğer herkese vah, vah, vah diye ağlamaya başladı.
Bu kadar fazla yaygara yapmak, aslında yavuz hırsız ev sahibini bastırır sahtekarlığıydı.
Fakat, bizi çocuklar aşikar hale gelen Amerikan zorbalığının ve şanssız Amerikan Büyükelçisini ifadesiyle "Sonsuz Desteğine" sahipti.

Bundan sonra, Türkiye Irak ve Afganistan da öldürülmüş ve yerinden edilmiş milyonların kanlarına bunların da kanını ekleyebilir.
Bu nasıl bir kan banyosudur,
Nasıl bir sahtekarlık dizisidir,
Ne kadar şerefsiz bir haydutluktur.

Savaşın şerefli bir tarafı yoktur.
Bunu anlamak için sadece öldürülen Irak'lı çocukların fotograflarına bakmak yeterlidir.
Peki, ey ALLAHIN ÇOCUKLARI, sizin çocuklarınız nerede?
Elbette, Amerika'nın bitmek tükenmek bilmeyen, ümitsiz, kanlı savaşlarında onur yoktur.

Ve Amerikan savaşları için kendini satan ucuz fahişelerde ve kanlı silahlarını havaya kaldırarak "BARIŞ, BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK" diye bağıran, ama aslında "PARA, PARA, PARA" diyen paralı askerlerde, elbette ihanet ve açgözlülükten başka birşey yoktur.
Hepiniz katilsiniz, o kadar.

İşin tuhafı, bütün bu katliamlar, Nobel Barış Ödüllü bir Amerikan başkanının himayesinde yaşanmaktadır.

Sonsuz bir utanç ve zulüm edepsizce aleni.

James RYAN.
29 Haziran 2012


AMERICA'S WAR-HORSE HARLOTS

Stoop, Romans, Stoop,
And let us bathe our hands in Caesar's blood
Up to the elbows, and besmear our swords;
Then walk we forth, even to the market-place,
And waving our red weapons o'er our heads,
Let's all cry, "Peace, freedom, and liberty !"

Julius Caesar, Act III, i

According to experts if you really, really want to get rid of a neighbor—"bump off" is the professional term—call the mafia.
But if you're a down-at-the-heels fast fading super power, broke and bewildered, and need to continue the Arab Spring fairy tale about having the Arabs choose America-friendly democracies that sprout like orange groves throughout the Middle East, these same experts unanimously suggest you call Turkey.
Just dial 011-90-ALLAHSBOYS.
Their pious covered women operators are standing by to answer your calls.

ALLAH'S BOYS specialize in duplicity:
double-talking, double-dealing, and double-facing.
Once upon a time not so very long ago "peace at home, peace in the world" was a national motto in Turkey.
Now, thanks to ALLAH'S BOYS, there is no peace anywhere.
And even more recently, ALLAH'S BOYS declared a foreign policy aphorism:
"zero problems with our neighbors."
Now Turkey has nothing but problems and zero genuine neighbors, despite the weak-knee scribbling of the government-controlled propaganda press.

So since America needs to oust the leadership of Syria, Turkey is their international gangster of choice.
Need to secure the oil pipeline forever?
Want to protect Israel's borders, even though expansionist Israel has never declared them?
Call Turkey.
This amnesiac country can forget the "van minit" fiasco at Davos in approximately one minute, if the price is right.
It's so terribly easy.
All it takes is money.

Yes, ALLAH'S BOYS will do the sneaky, dirty work, especially on their brother Muslims, very democratic, these boys.
After all, ALLAH'S BOYS are CIA creatures.
Remember the "our boys did it!"
exclamation from the 1980 CIA-induced Turkish military coup?
ALLAH'S BOYS are the bad seed Islamo-fascist children of that catastrophe.
True masters of disaster who have raped their own country through privatization, just like the juntas did in South America.
Inside Turkey environmental disaster prevails.
Forests are destroyed, rivers contaminated by stupid self-serving plans.
"No river shall run in vain,"
says the head ALLAH'S BOY, meaning that all running waterways will somehow, somewhere generate electricity.
Forget nature.
Turkey's once thriving agriculture is nearly barren, its seed imported from Israel.
The uneducated voting base of ALLAH'S BOYS remains bedazzled and uneducated.
With no economic plan for the future, ALLAH'S BOYS encourages them to have at least 3-5 children.
It needs the votes.
The once proud Turkish Army has been purged, its senior ranks now stuffed with government toadies.
The recent military disasters related to America's drone-fiascos attest to its incompetence;
it has yet to explain or otherwise account for the grievous loss of Turkish lives.
Hundreds, thousands—one loses count—of democratic dissenters are in jails throughout the land.
Everyone is wire-tapped.
Public-space cameras abound.
Fascist style police control the streets.
Every public assembly of citizens turns into a police riot.
Democratic constitutional protections no longer exist.
The judicial system is thoroughly politicized.
Art, music, cinema, theater, writing, all is subject to censure or fine or destruction.
And political thievery an institutional art form.

All this and more is what America's favorite adopted sons, ALLAH'S BOYS, have brought to their own country.
ALLAH'S BOYS knows how to do two things very well, destroy and make money.
And America truly loves what this motley crew has done for now the US is paying them big war-bucks for a new, disastrous adventure in the name of so-called democracy.
Now the Arab world is experiencing democracy a la Turka, as prepared in America, as delivered by ALLAH'S BOYS and their CIA handlers.

It all happened so quickly, like love at first sight.
Only two years ago the capo of ALLAH'S BOYS wondered out loud about "what business does NATO have in Libya?"
This was shortly after he had accepted the Muammar Gaddafi Human Rights Award.
But then a breeze blew past his bristled upper lip bringing the smell of cordite, carrion, and chaos, followed by a little bird carrying a wad of large denomination American dollars. Twitter. Twitter.
And ALLAH'S BOYS suddenly learned how to make money from war.
And suddenly Muammar became a big-time loser and the Turks were bombing Libya along with the rest of NATO.
And for the last 15 months ALLAH'S BOYS have been provoking Syria.
In collusion with the CIA, automatic weapons, tanks, rockets, all the toys of war, have been given to the so-called Friends of Syria mercenaries.
These unsavory characters bear a painful resemblance to the US-financed gangsters who toppled Saddam's statue in Firdos Square in 2003 and, to Hillary Clinton's great glee, sodomized and disemboweled Gaddafi last year.
And now the murderers from the infamous Blackwater gang are in southern Turkey.
Such is the way ALLAH'S BOYS (and the CIA) operate.
Money. Money. Money.

But now they have provoked Syria too much.
A Turkish jet, violating Syrian air space, coming in low and fast, got dropped into the sea.
Remember the Gulf of Tonkin fiasco?
The concocted incident that "validated" America's disastrous war in Viet Nam?
This is the same lying subterfuge played on the world stage, courtesy of the CIA and America's puppet show provided by ALLAH'S BOYS.
And now ALLAH'S BOYS cry murder most foul about their own self-provoked crisis.
And of course their American handlers echo the outrage.
Make no mistake about this:
they, ALLAH'S BOYS and America, are the real murderers of the two downed Turkish pilots.
Along with the incompetent military commanders who approved this mission of provocation.
But indeed they all found out that, Yes, Syria does indeed have an air defense capability.
How stupidly negligent can one be?
Ah, but the money is good.

As they used to say about Mexico and America, can be said about Syria:
"Poor Syria. So far from God. So close to Turkey."
And to think Bashar Assad, a physician trained in England and president of Syria, and his stylish wife, Esma, British and college-educated, were feted in Ankara not too long ago.
His wife dazzled in comparison to the fashion-retard covered wives of ALLAH'S BOYS.
Then, Turkey and Syria were on great terms.
The border was open.
No visas or passports necessary.
Trade was booming between Hatay in southern Turkey and Syria.
But then that same little bird flew in the window at Ankara.
And suddenly the room was full of money.
And suddenly it became War! War! War!
And American war bucks galore filled the Turkish air.
And the ever capacious, ever open pockets of the Turkish government became happy pockets indeed.

The Turkish media lackeys bang their pathetic war drums.
ALLAH'S BOYS cry wah-wah-wah to NATO, the UN and any other agency who cares to listen.
It's known as the alibi-cover up scam, also known as "protesting too much."
But the BOYS have America's melodramatic outrage to revel in, and "endless support" according to the hapless American ambassador.
So now Turkey can add its bloody hand to the millions of its Muslim "brothers and sisters" killed and displaced in Iraq and Afghanistan.
What a bloody bunch!
What a collection of phonies!
What a dishonorable gang!

There is no honor in war.
Just examine the photographs of the destroyed Iraqi children.
Where are your children, ALLAH'S BOYS?
There surely is no honor in America's endless, hopeless, murderous wars.
And there is nothing but treachery and greed among America's War-Horse whores, these dogs of war who wave their red weapons over their heads crying;
"PEACE! FREEDOM! LIBERTY!"
when they really mean; MONEY! MONEY! MONEY!
Killers all.

And all this carnage under the aegis of the Nobel Peace Prize winning American president.

The shame is boundless, the rape obscene.

James Ryan

29 June 2012


--
Kurmus oldugum gruba uye olun

Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com

Ayrýlmak isterseniz de:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Ey mutsuzlar!

Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz.
Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.
Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki,
sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz!
Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz!
Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine.
Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.
 
Bertolt BRECHT
Ben, Manevi Miras olarak hicbir Ayet, hicbir Dogma,
hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk

- - - - - - - - - - - - - -
1920 - Islam yuceltme derneginin bildirisi :
#Yunan ordusu halifenin ordusu sayilir.
Hic de zararli bir topluluk degildir.
Asil kafasi koparilacak mahlukat Ankara#dadir.#

ISKILIPLI ATIF 

Deus ex machina
Makinadan cikan Tanri.
(Tiyatroda sahneye tepeden inen ve bir anda tum problemleri cozen Tanri figuru icin kullanilir)

Latince Atasozleri

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Bundan sonra dostlarımız Araplar ve onların dolarcıkları.










--
Akilli konusur, cunku soylemek istedikleri vardir; aptal konusur, cunku kendisinin bir seyler soylemek zorunda oldugunu sanir.

Platon


Asıl sorun Deniz Kuvvetleri'nde. Subayların cezaevinde olmaları dolayısıyla,Tümamiralliğe yükselecek Tuğamiral olmadığından...

İyi haber alan bir kaynağım,;
"Geçen yılki YAŞ'ta siyasi irade üst kademe dizaynı ile uğraştı.
Şimdiki YAŞ'ta sivilleşme adına liberal generallerin atamalarının yapılması söz konusu.
TSK'da, darbe heveslisi ya da üçüncü dünyacı çizgisindeki çürük elmalar ayıklanırken iyilerin terfi etmesi prensibinden hareket edilecek"
dediler.
Bakın iş nereden nereye geldi.
Önce amaç dini kalkındırma, insanların imanını pekiştirmeydi.
Sonra birbirimizi kalkındıralım, birbirimizi uçuralıma mümin kardeşlere döndü.
Arada biryerlerde sinsice, gizlice amaca ulaşana kadar her yol mübahtır oldu.
Daha sonra, dinler arası kardeşlik oldu.
Daha sonra zulüm altında inleyen müslümanları kurtaralım dediler.
NeoOsmanlı olalım, komşularımızı işgal edelime dönüştü.
Sonunda, ilk söylenen bütün lafların aslında palavra olduğu anlaşıldı.
Şimdi, artık utanmadan, ve şerefle ABD kulu kölesi olduğunun ikrarına geldi.
Bunlar daha dindardır diye AKP'ye oy verenler düşünsün artık.
Ya da milletin imanını az bulup, onu pekiştirmeye sevdalananlar.
Nereden çıkıp, nereye geldiniz.
İzahını yapın bunun.

Ben bir de üç dönem süren Menderes iktidarları döneminde bu kadarının olduğunu hatırlıyorum.
O da Amerikan alehtarı generalleri tasfiye etmişti, ancak bu çok şeyi değiştirmediği gibi, hayatına da mal olmuştu.

Aman Allah'ım, acaba doğru mu duydum ?
Kulaklarıma inanayım mı ?
Haber okuyan hanım kızımız yanlış mı okudu acaba ?
Hayır, hayır, hayır, doğru duymuşum.
Ah keşke duymadan öleydim.

Dedi ki:
"Asıl sorun Deniz Kuvvetleri'nde. Subayların cezaevinde olmaları dolayısıyla
Tümamiralliğe yükselecek Tuğamiral olmadığından..."

Sözü edilen ordu dünyanın en eski nizami ordusudur, Türk ordusudur, bizim ordumuzdur.
Selçuklu Beylerinden Çaka Bey'den bu yana, yani neredeyse 950 yaşındaki Deniz Kuvvetleridir.
Ve Türmamiral yapacak amiral bulamazken Suriye ile savaş çığlıkları atılıyor.
Ya Rab'bim sen aklıma mukayyet ol !

ÂŞIK KIZGINÎ



--
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur.

Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/

A mari usque ad mare
Bir denizden diger denize
(Kanada'nin resmi mottosu)

Latince Atasozleri

Bir işkenceci, bir tecavüzcü terfi ettirilince akla gelenler...


 
 
  
 
AKTARICININ ÖN YAZISI
 
Gazete haberi ;
 
İstanbul’da terörle mücadeleden sorumlu
Emniyet Müdür Yardımcılığı’na Sedat Selim Ay  atandı...
 
***
 
Gerçek bir anı ;
 
Asansörle çıktık yukarıya.
Götürüldüğüm odanın tabanı beton.
Göz bağının altından seçebiliyorum, yere serili hiçbir şey yok.
“Kendin mi soyunursun, biz mi soyalım?”
Kendim soyunurum, bedenime onları dokundurtmayacağım.
...
Annemin, babamın, sevdiğimin, sevdiklerimin yüzü yok artık, hatırlayamıyorum. Uçurumdan aşağı yuvarlandım. Artık kirlendim, kimsenin yüzüne bakamam, sevemem, anne olamam! Yaşamak adına hiçbir şey kalmadı elimde, alıp götürdüler hepsini! Boşluğun içinde kayboldum.
 
Bildiğim, sevdiğim, bütün türküleri unuttum.
Hiç kimsenin yüzünü hatırlamıyorum.
En sevdiklerimin bile.
 
* Devamı aşağıda
 
 
Değerli dostlar,
 
Aşağıdaki yazı vicdanı olan tüm insanların acı duyarak okuyacakları bir yazıdır.Bu yazı işkenceci olanları,canavarlığı, acımasızlığı,insan kılığında olup da,insanlıktan nasiplenmemiş olanları anlatır.
 
Doğuştan vicdanları olmayan,ruhsuzları anlatır.
 
İnsanın sorası geliyor ;
Onların,işkencecilerin evde bekleyen eşleri,bacaklarına sarılan çocukları yok mudur ?
Yüreğinin  ak sevgisiyle sarılan anaları,kızkardeşleri yok mudur ?
 
Bu yazının bir tarafında İnsansılar,canavar işkenceciler vardır.
 
Diğer tarafında Devlet koruması altında tutuklu iken insanlık ve kadınlık onuru ayaklar altına alınarak,tecavüze uğrayan evli ve genç bir kadın vardır..
Bu işkence tarihimizden ufacık bir örnektir.
 
Bu yazının baş aktörü,İktidar hükümeti tarafından İşkence yapma sahasına daha büyük yetkilerle donatılarak tekrar sahaya sürülmüştür.
 
Yakın geçmişte Devlet göreve atayacağı kişilerde  mesleki yeterlik,donanım,bilgi,beceri, makamı temsil etmek,fazilet,ahlak ve erdem arardı.Geçmişinde beyaz izler bırakanlar kamuda makam sahibi olabilirlerdi.
 
Son 10 yılın atamalarına bakıldığında,ardında kara ayak izleri olanların kamu yönetiminde üst kadrolara atandığı görülecektir.Örnek isterseniz "Gugle amcaya" soruverin...
 
Naci Kaptan
01 Ağustos 2012
 
***
 
Ne diyor Işıl Özgentürk;
AL GÖZÜM SEYREYLE (DÜNYAYI)
 
Cumhuriyet 31.07.2012

Işıl Özgentürk
isilozgenturk@superonline.com
 
 
Cehennem Ateşi Harlanırken!
 
Şimdi gencecik bir kadının 12 Eylül’de nasıl işkenceye maruz kaldığını, nasıl tecavüze uğradığını okuyacaksınız:
 
Asansörle çıktık yukarıya. Götürüldüğüm odanın tabanı beton. Göz bağının altından seçebiliyorum, yere serili hiçbir şey yok.
 
“Kendin mi soyunursun, biz mi soyalım?”
 
Kendim soyunurum, bedenime onları dokundurtmayacağım. Hırkamı, kazağımı, atletimi çıkardım. Bir sandalyeye oturttular, kollarımı kütük gibi bir şeye bağlamaya çalışıyorlar. Nihayet bitti. Askıdayım işte. Odaya biri girdi. Ayak seslerinden, kapının açılıp kapanma sesinden anlayabiliyorum.
 
“Utanmıyor musun bu kadar erkeğin içinde soyunmaya?”
 
Utanıyorum, ama belli etmemeye çalışıyorum. Bana dokunmasınlar yeter. Bu arada üzerimde kalan diğer çamaşırlar da; pantolonum, çoraplarım, iç çamaşırlarım çıkarılıyor.
 
Acı çok daha keskin. Nefes almanın kendisi ayrı bir işkenceye dönüşüyor. Soru soran yok, konuşan yok. Sadece arada bir “Tamam mı, yeter mi” diye sesleniyorlar.
 
Tekrar yerdeyim. Kollarım artık hissetmiyor. Çıplağım, çıplaklığım beni korkutuyor. Utanıyorum. Terliyorum, korkunç terliyorum. Başka şeyler düşünmeliyim. “O kadar erkeğin ortasında çırılçıplaksın, ne düşüneceksin, çıplaksın işte! Giysilerini iste. Hadi iste onları.”
 
Tekrar askıdayım. Kollarım bana ait değil, hissetmiyorum. Giysilerim onları geri versinler. Başka bir şey istemiyorum. Aklımda sadece pantolonum, kazağım, hırkam var. Bunlara kilitlendim...
 
***
 
Bildiğim, sevdiğim, bütün türküleri unuttum. Hiç kimsenin yüzünü hatırlamıyorum. En sevdiklerimin bile... Birileri olmalı, bu kadar uzak olamazlar. Tutunacak bir yer bulmalıyım.
 
“Yalnızsın işte. Tutunacak hiç kimse yok. Giysilerini iste. İste onları, daha ne bekliyorsun? Onlar seni koruyacak.”
 
Kapı gürültüsü duydum. Odaya yeni biri girdi galiba.
 
“Daha bitmedi mi? Ne uğraşıyorsunuz, indirin yatırın yere orospuyu!”
 
İndirin, yatırın yere!
 
Bir anda askıdan indirildim. Yere fırlattılar. Başım yere çarptıktan sonra buz gibi betonu hissettim. Terden sırılsıklam olmuşum. Kollarımı kullanıp ayağa kalkmaya çalışıyorum, ama söz geçiremiyorum onlara. Kahkaha seslerini, küfürleri duyuyorum.
 
Göz bağının altından sadece ayakları hayal meyal görüyorum. Ayağa kalkmaktan vazgeçip bacaklarımı toplamaya çalışıyorum. Tekmeyle engelliyorlar. Kollarımı bacaklarımı sıkıca tutmaya çalışıyorlar. Çırpınıp kurtulma çabalarım sonuçsuz. Bağırmaya çalışıyorum, sesim çıkmıyor sanki.
 
Üzerimde bir ağırlık hissediyorum. Duyduğum acıdan dişlerim birbirine geçiyor. Karşı koyamıyor, kıpırdayamıyorum, kafamı bile oynatamıyorum. Kendi haykırışlarım, çığlıklarım, sesim bana yabancı gibi geliyor. İğrenç şeyler söylüyorlar.
 
“Kocan bile böyle becerememiştir” diyor birisi.
 
Üzerimdeki o iğrenç ağırlık işini bitirdiğinde, su nasıl buza dönerse öylece donup kaldım. Mumya gibi dondum kaldım. Ölümü isteyecek gücü bile alıp götürdüler benden.
 
Annemin, babamın, sevdiğimin, sevdiklerimin yüzü yok artık, hatırlayamıyorum. Uçurumdan aşağı yuvarlandım. Artık kirlendim, kimsenin yüzüne bakamam, sevemem, anne olamam! Yaşamak adına hiçbir şey kalmadı elimde, alıp götürdüler hepsini! Boşluğun içinde kayboldum.
 
Evet, bu cehennem sıcaklarında sizlerin, İstanbul’da terörle mücadeleden sorumlu Emniyet Müdür Yardımcılığı’na atanan Sedat Selim Ay’ın işkence yaptığı Asiye Zeybek Güzel’in kendi başından geçenleri anlattığı 1999’da yayımlanan “İşkencede Bir Tecavüz Öyküsü” adlı kitabından kısaltarak aldığım bir tecavüz öyküsüne ortak olmanızı istedim.
 
Evli, çocuklu ve mutlu ailelere(!), deniz kıyısında kurulmuş saat gibi duydukları her kapı gıcırtısında elleri havada oynamaya başlayanlara inat sanki bu yaz ülkenin tam ortasında bir cehennem ateşi yanıyor ve sürekli dört bir koldan harlanıyor.
 
Oldu işte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Türkiye’nin iki kez mahkûm edilmesine neden olan bir işkenceci (Sedat Selim Ay) terfi ettirilerek, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcılığı’na atandı.
 
Ey vicdan nereye gizlendin, bugünlerde en çok sana ihtiyacımız var!
 



Naci KAPTAN



--
Kurmus oldugum gruba uye olun

Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com

Ayrýlmak isterseniz de:
Ozgur_Gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Ey mutsuzlar!

Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz.
Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.
Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki,
sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz!
Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz!
Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine.
Yansin bitsin, kul olsun karanliklar basmadan.
 
Bertolt BRECHT
Ben, Manevi Miras olarak hicbir Ayet, hicbir Dogma,
hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum.
Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...

K.Ataturk

- - - - - - - - - - - - - -
1920 - Islam yuceltme derneginin bildirisi :
#Yunan ordusu halifenin ordusu sayilir.
Hic de zararli bir topluluk degildir.
Asil kafasi koparilacak mahlukat Ankara#dadir.#

ISKILIPLI ATIF 

Ab Jove principium
Jupiter'le baslayalim

Latince Atasozleri

Karikatürler









--  Cumhuriyetimizin dayanagi Turk toplumudur.  K.Ataturk - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Kurmus oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur.  Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot.com/ - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Ey mutsuzlar!  Kardeslerinizi bogazliyorlar, goz yumuyorsunuz. Çigliklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz. Aramizda dolasip kurbanini seciyor zorbanin teki, sessiz kalirsak bize dokunmaz diyorsunuz. Bok yiyorsunuz! Ne tuhaf yer burasi, sizler nasil insanlarsiniz! Haksizlik varsa bir yerde eger ayaklanmali insan. Ayaklanma olmuyorsa batsin o sehir yerin dibine. Yansin bitsin, kul olsu  n karanliklar basmadan.   Bertolt BRECHT - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - Ben, Manevi Miras olarak hicbir Ayet, hicbir Dogma, hicbir Donmus ve kaliplasmis Kural birakmiyorum. Benim Manevi Mirasim Bilim ve Akildir...  K.Ataturk - - - - - - - - - - - - - - 1920 - Islam yuceltme derneginin bildirisi : Yunan ordusu halifenin ordusu sayilir. Hic de zararli bir topluluk degildir. Asil kafasi koparilacak mahlukat Ankaradadir.  ISKILIPLI ATIF