4 Haziran 2017 Pazar

Muhammed'in Şeytanı Direğe Bağlamaktan Vazgeçmesi

-----BEGIN PGP PUBLIC KEY BLOCK-----
Version: GnuPG v1.4.12 (MingW32)

mQENBFJVPgkBCADHCogZOaa0sSeGm/heZDg3BJJVqMIbuH8wKLwzj13yjNiUzUzd
F7Qs2rXmHVlnmlNYhRK6+TxpwGJd+h+kLGvaAynkqpimiSeQXJgEQ65jfnzxpfeH
Nt2zlge74/PZEIabfjJsh88JOJo+y17yQQe/StUf1b4ImrUv3029KWyvJ6xWIzKj
dYcFCgO2+rsZkuiGSURHlZrUBB4irBY+wwj2N7ppuTSyG3beGG1Ono5LjT3acJci
WJM8EFbxHwii5WV6f1SiWbR459qUMqH4H2fMgr+5LPfFzY1mN8ozg8divy7AVEZM
SAh+mRRw2vtwWPXKLEUWUmaJjS40KY0dmztBABEBAAG0KVQuQy4gT3JhaiBQT1lS
QVogPGNpbWNpbWVAbmVvbWFpbGJveC5uZXQ+iQE+BBMBAgAoBQJSVT4JAhsjBQkJ
ZgGABgsJCAcDAgYVCAIJCgsEFgIDAQIeAQIXgAAKCRDa/SIDPzu9IaWUCACiWPRb
GfyAEqVLN2wHoJH2sHjGl7gwMMPJP03PkemDM4Gh4ooVinzTN12qMAvXwUErk/zj
VGfqQPRwRV41Tg7eDVGuNcc2g4knlA+/4zec9i7y2f7+n/r0CLEEt/u2alYfbllj
q6BREpvwNEwndb4jXqI0d7cQ1NeaXR+VzuAX6dUpunbHI10SGglg+GaGa7pSlfdY
vPqI3k3eBO+EsuJ8dDqa844iEsqUQwGDT9oRSpUnDyjTuOeUbHo7W+AuqyZWE3vu
r2HEMI3+tow7AdO77HB6sAJfGcoDPt0qPkVvDRcetD/bsQwM8FNF3WyZqFCkhgY7
mLnVFHl+np5B8VMTuQENBFJVPgkBCAD2s6wu7zhBmGTvUJ+ekvUmVrAxSFhonrJl
YehdGt4fYdZUrOLQl1JhynbvR6rRA/58SGXqsfoecWskCZrGETBaJi8UAbaWJ34d
AGe4Is1auV5iKZJ9qx6lLOiF11KXQCnZnu4mJWDQ5LpU7vHFsoRsyW5JjWbOwGTO
RjmIyjb5O9aZFloa2vJOVE3rgiG/ONeeTFRsy8VY5MmEvYERye3cGyG+KQicVI3E
tu6NnMaS+s/sKWKsM6W7SoPKj+AViMKAe2qkh9H23oOwQ5Oj2cfZd2NqjAA/B6t4
gTMhJ82u0yuJ20eMgAECezifCw7CqPXROAGHjVk12lFhR7/FfSjHABEBAAGJASUE
GAECAA8FAlJVPgkCGwwFCQlmAYAACgkQ2v0iAz87vSG0Rwf+LiWOr6RPOpyxx9le
9U7ZyX3V1e0OutJfyPwLWuo4PYV26udAvis+92r6jdTP/PonQvzVOVKsZ8syWip6
Q76axkosJQnWV6+UOZu/+K2K7DnIO8k0xzOCEeZXn9oXGTsQvurt/qeD4qLIMH20
510G7rC38W4CHdwshGLI+mbj7A0341E82e+b6UMJTn0PxcUfypSrjTxSLOJqSeyi
L3ZlRm4mYZvtgxGjtzh2+SqV30N8SEDJtGu8mwJnZlrbsI97UZrCDh4SS3rxFQu3
DeaXhqzgoC5wehqhSHBv5Ad7EAt4mLpaI+A9ggp6qykaluY/0k4mSFlunJDPi3Z2
ROjy5Q==
=sqcm
-----END PGP PUBLIC KEY BLOCK-----


 


Muhammed'in Şeytanı Direğe Bağlamaktan Vazgeçmesi



A'raf suresinin 27. ayetinde, şeytandan söz edilirken: "...Sizin onları görmeyeceğiniz yerlerden,o ve topluluğundan olanlar, sizi görürler." deniyor.

Bundan şu çıkıyor açıkça:

- Şeytan ve topluluğundan olanlar, insanları görürler.

- İnsanlarsa ne şeytanı, ne de onun topluluğundan olanları görebilirler.

"Şeytan ve topluluğu ( huve ve kabiluhu )" anlatımının kapsamı içinde, Kur'an yorumcuları, "cin"leri de görürler. ( Bkz. Taberi, Camiu'l-Beyan fi-Tefsiri'l-Kur'an, 8/113, F. Razi, e't-Tefsiru'l-Kebir, 13/54.)

Böyleyken, Elmalı Hamdi Yazır, "müfessirin (Kur'an yorumcuları) demişlerdir ki bundan, insanın şeytanı hiç göremeyeceği zannedilmemelidir..." diyor. (Bkz. Hak dini Kur'an Dili, 3/2147.)

Oysa, ayetteki açık anlatım nedeniyle, "Kur'an yorumcuları"nın tümü bu görüşü paylaşmaz. (Bkz. Taberi, aynı yer; F. Razi, aynı yer; Celaleyn /132;Tefsiru'n-Nesefi, 2/50.)

Fahruddin Razi, şu nedenlerle "cin"lerin, "şeytan"ların insanlara görünmemesi gerektiğini yazar: ( Bkz. F. Razi, aynı yer.)

Başka kılıklara bürünerek bile olsa "cin-şeytan" insana gözükür olsa:

- İnsan örneğin karısının, çocuğunun, gerçekte cin olduğunu düşünebilir.

- İnsan her gördüğü kimse için de bu sanıya (cin olduğu sanısına) kapılabilir.

- Ve böylece kimseye güven kalmaz.

-.........

Gelin görün ki, Muhammed, "ŞEYTAN"ı, "CİN"i, hem de somut bir biçimde gördüğünü söyler:

"Şeytanı yere yatırdım, boğuyordum"

Nesei'nin Aişe'den aktardığı bir hadise göre Muhammed şöyle der:

"Namaz kılarken şeytan geldi. Hemen yakaladım, yere yatırdım, boğuyordum onu. O denli ki, onun dilinin soğukluğunu elimin üzerinde duydum.".

İbn Teymiyye, bu hadisi sağlamlıkta Buhari'nin koşullarını taşıdığını belirtir. (Bkz. Takıyyundin İbn Teymiyye, İzahu'd Delale fi Umumi'r-Risale, Mısır, 1369, s. 41. Bu hadis için ayrıca bkz. Kamil Miras, Tecrid-i Sarih Ter., 288 no.'lu hadisin "izah"ındaki 2 no.lu not.)

Şeytanın "yatırılması", "boğulması" ve "dilindeki soğukluk, bu soğukluğun elde duyulması", "beş duyu" içine giren,somut durumlardır. Muhammed'in "şeytanı boğarken onun salyasının eline bulaştığını, elinde bunu duyduğunu (hissettiğini)" anlattığı da aktarılır. ( Bkz. Ahmet İbn Hanbel, Müsned, 3/82.)

Cinin-şeytanın direğe bağlanması

Aynı hadiste, Muhammed'in "şeytanı yakaladığında, bir direğe bağlamakistediğin, buna güç yetirebildiğini, ama bu tür şeylerin Süleyman peygambere özgü kalması gerektiğini düşünüp direğe bağlamaktan vazgeçtiğini" anlattığı belirtilir. Yine bu hadiste Muhammed'in "...Direğe bağlardım ve Medine çocukları onunla oynarlardı yoksa." dediği de aktarılır. (Bkz. Aynı kaynaklar) Bu hadis, Buhari'nin ve Müslüm'in e's-sahihlerinde de -biraz değişikliklerle- yer alıyor. Müslim'deki bir aktarmaya göre Muhammed şöyle anlatmakta:

-"Tanrı düşmanı İblis, yüzümü yakmak amacıyla, bir ateş aleviyle geldi. Bu nedenle ben üç kez: "Senden Tanrı'ya sığınırım!" dedim. Sonra "Tanrı'nın tam lanetiyle seni lanetlerim!" diye ekledim. Yine üç kez. Geriye gitmedi. Yakalamak istedim sonra. Tanrı'ya antiçerek söylerim ki, kardeşimiz Süleyman'ın (bu tür şeyleri yapmanın kendisine özgü kılınmasına ilişkin) isteği olmasaydı bağlanacaktı o. Ve Medine halkının çocukları onunla oynayacaklardı." (Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Mesacid/40, hadis no: 542.)

Bir başka aktarmaya da, Buhari ve Müslim, birlikte şöyle yer verirler:

"Dün gece, CİNLERDEN İFRİT, namazımı bozdurmak içn bana ansızın saldırdı. Tanrı, bana, onu yakalama olanağı verdi. Ve onu, Mescid'in direkelrinden bir direğe bağlamak istedim. Sabah olunca, tümünüz ona bakıp seyredesiniz diye... Ne var ki, kardeşim Süleyman'ın: "Tanrım beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir egemenlik ver!" (Sad, ayet:35) biçimindeki sözünü anımsadım (ve onu direğe ağlamaktan vazgeçtim)." (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu's-Selat/75; Tecrid, hadis, no: 288; Müslüm, e's-Sahih, Kitabu's,Selat/75; Tecrid, hadis no: 288; Müslüim, e's-Sahih, Kitabu'l-Mesacid/39, hadis no: 541.)

"Cin-şeytan" için, hadislerde başka somut şeyler de anlatılır. Örneğin Şeytanın zart diye sesli olarak yellenmesi.

"Şeytan zart diye ses çıkararak yellenir"

Muhammed'in şöyle dediği aktarılır:

"Namaza çağrıldığında (ezan), ŞEYTAN geri geri gidip uzaklaşır. VE ZART (zurat) diye sesli yellenerek gider. Ezan sesini işitemeyeceği yere değin uzaklaşır..."(Bkz. Buhari, e's-Sahih, Ezan/4; Tecrid, hadis no: 360; Müslim, e's-Sahih, Kitabu's-Selat/16-19 hadis no:389.)

Kimileri bunun bir "temsil" olduğu görüşünde. (Bkz. Kamil Miras, bu hadisin İzahındaki 2 no'lu not.). Ne var ki, temsil için şeytanın yellenirken "zart" diye ses çıkardığını söylemeye gerek olmadığı düşünülebilir.

Şu da var: Muhammed, "cinin-şeytanın, yemesinden-içmesinden" söz eder. (Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l Eşribe/102-106; hadis no: 2017-2020.)

İbn Melek de Nevevi'ye dayanarak "bu yeme-içmenin gerçek anlamdaki bir yeme içme olduğunu" savunur. ( Bkz. Mebakiru'l-Ezhar fi Şerhi Meşarıkı'l-Envar, 1/100.)

Yemesi-içmesi olanın, sesli olarak yellenmesi de doğal değil mi? Yani Muhammed'in sözlerini "tevil" etmeye gerek bulunmamakta.

Turan Dursun, "Din Bu 2 - Hz. Muhammed" Sayfa 133-135


a45UyF587661-160217152409 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2016/04/03  10:20 2  65  undefined undefined egemen-turkiye@googlegroups.com


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







EKONOMİK AÇIDAN BAKILDIĞINDA ŞEREFSİZLERİ DE SEVERİM!



EKONOMİK AÇIDAN BAKILDIĞINDA ŞEREFSİZLERİ DE SEVERİM!

Dünya Bankası Baş Ekonomisti Paul Romer, rapor yazan analistlere, "Ülen, az bi anlaşılır yazın, insan okuyacak bunu" kabilinden şeyler dediği için maalesef işinden oldu. Keşke söylemeseymiş de işinden olmasaymış, zavallıcık. Çünkü bunun için artık çok geç. Ekonominin dilinin düzelmesi artık mümkün değil. Bundan sonra yapacağımız şey, anlıyormuş gibi yapıp kafa sallamak.

*

Hani, Pablo Neruda demiş ya, "dünya tümüyle başka bir şeyin metaforu" diye. İşte, piyasalar da aynen böyle, başka bir şeyin metaforu; ama neyin?

*

Metaforlar bir şeyi başka bir şeye göre düşünme imkanı sağlayan dil araçlarıdır. Doğaları gereği kavramsaldırlar. Mesela "vakit nakittir" aşina bir metafordur; ama kelime anlamları açısından bakıldığında vakit ne nakittir ne de nakit vakit olabilir. Kelimelerin ötesinde başka bir anlam vardır burada. Adeta yeni bir kavram yaratır. Emek, ücret, maaş, saatlik ücret, mesai gibi kavramların zamanı paraya çevirme mekaniğinden yola çıkarak zamanın para anlamına geldiğini söyler ve bunu dikte eder. İşte, ekonominin dili metaforların yarattığı bu dildir. Özü, bir tür şeyi başka bir tür şeye göre anlama ve tecrübe etmeye dayanır. Doğrudan bir anlatım yoktur. Böyle olunca da herkesin anladığı farklı olacaktır elbette.

*

Paul Romer'i işinden eden bu metafor dünyasının nasıl işlediğini anlamak için gelin küçük bir araştırma yapalım. Raporlar yerine ekonomi haberlerinin başlıklarını kullanalım. Örnek olarak da piyasa kavramını ele alalım. Haberleri okuyarak piyasanın ne demek olduğunu anlamaya çalışalım.

*

Piyasa nedir dersiniz?

*

Piyasa evdir!

Bir ev için kullanılan sözcüklerin piyasalar için de aynen geçerli olduğunu aşağıdaki başlıklardan görebilirsiniz: (Evle ilgili kavramlar tırnak içine alınmıştır.)

*

Piyasaların "temel" göstergeleri düzeliyor.

Piyasalar Opec verisinden "destek" aldı.

Piyasalar için büyük "çöküş" başladı mı?

Suçlamayı bırakalım, piyasaları yeniden "inşa etmeye" başlayalım.

Üç borsa tek "çatı" altında toplanıyor.

*

Piyasa insandır!

Yukarıdaki ifadelerden piyasanın ev olduğunu düşünebilirsiniz ama bu biraz erken bir karar olabilir. Piyasalar aslında insandır.

*

Yastık altı altın piyasası servet "doğurdu".

Serbest piyasanın "babası" Friedman'dır.

Daha çok kazanmak için piyasalara "kafa tutmak" gerekiyor.

Anapara korumalı fon piyasası "öldü".

Türev ürünler piyasası "emekleme" döneminde.

*

Piyasa bitkidir!

İnsanla ilgili bazı kavramlara bakarak piyasanın insan olduğunu düşünüyorsanız yine yanılıyorsunuz. Çünkü piyasa bitkidir.

*

Yeni düzenlemeler ile istihdam piyasası "meyve vermeye" başladı.

Piyasalara yönelik Merkez bankası tedbirleri daha "dalındayken" öldü.

ABD emlak piyasası yeniden "filizleniyor".

Faiz indirimi piyasalarda ümitleri yeniden "yeşertti".

Fed piyasalara ümit "ekti".

*

Piyasa modadır!

Piyasalar bitki de değilse o zaman kesin modadır.

*

Tahvil piyasasının "modası geçti".

Opsiyonlar bu ara "revaçta".

Piyasalarda yeni "trendler".

Yerli incir piyasada "rağbet" gördü.

Yellen'in politikası "eski moda" mı?

*

Piyasa hastalıktır!

Piyasalar moda değil, hastalıktır.

*

Yunanistan krizi tipik bir "hasta" ekonomisi.

Mortgage krizi "bulaşıcı hastalık" gibi yayılıyor.

Fed sonrası piyasalar "iyileşiyor".

Piyasalarda "gergin" bekleyiş.

Kriz "mikrobu" tüm piyasalara sıçradı.

*

Piyasa deliliktir!

Hayır hayır, piyasa hastalık değil deliliktir.

*

Dolar "çıldırdı".

Piyasaların "aklını başından alan" faiz kararı.

Emlak piyasası "çılgına döndü".

Veriler kötü gelince piyasa "çıldırdı".

Cari açıktaki genişleme "çılgınca".

*

Piyasa duygusaldır!

Piyasa bazen de kahraman bir savaşçı gibi duygusaldır.

*

Dolarda "şiddetli" yükseliş.

Piyasaları "şaşkına çeviren" tombul parmak iddiası.

Merkez dik durdu, dolar "çarpıldı".

Altın ve gümüş kazandırdı, dolar "nakavt".

Güçlü dolar haftaya "damgasını vurdu".

*

Piyasa kumarhanedir!

Ve nihayetinde bilindiği üzere kumar oynanan yerdir.

*

Piyasalar Trump'ın "kumarına" katıldı.

Faiz kararı piyasalara "koz" verdi.

Piyasa oyuncuları "kartları doğru oynamalı".

Rusya enerji piyasasına "blöf mü yapıyor"?

Piyasalar "casino" gibi.

*

Yukarıdaki ifadelerden basit bir kavram olan piyasanın ne olduğunu bile tam olarak anlayamazken, koskoca bir ekonomiyi bu haberleri okuyarak anlamak mümkün olabilir mi? Elbette ki hayır. Çünkü metaforsuz, doğrudan anlayabileceğimiz hiçbir kavram ekonomi haberciliğinde artık mevcut değil.

*

Ne diyelim, anlamasak da mecburuz okumaya; ekonomisiz olmuyor çünkü. Tek üzüntümüz Paul Romer'in işini kaybetmesi. Keşke 54 yıl önce bugün kaybettiğimiz şair Nazım Hikmet'in şu dizelerini analistleri azarlamadan önce hatırlayabilseydi:

*

Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim.

Zaman gelir "şerefsizleri" de severim.

 
a45UyF587661-170604103411 Oraj Poyraz At Alpinaasia oraj_poyraz@alpinaasia.com
2017/06/04  10:20 2  65  alelma@yahoogroups.com


 
--

Yasamanin tadini cikarmaktan korkana aptal derim.

Albert Camus

Anadolu daki Milliyetci hareket bosa gitmeye mahkumdur...

Ingiliz Muhipler Dernegi Baskani,
Adliye Nezareti Mustesari ve yazar Sait Molla - 01.05.1920

Asla rakibinizin ustun bir yani oldugunu kabul etmeyin.

Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






AV. VURAL ERGÜL : ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ ERDOĞAN, DAVUTOĞLU, ALA VE FİDAN İÇİN HAREKETE GEÇTİ


AV. VURAL ERGÜL : ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİ ERDOĞAN, DAVUTOĞLU, ALA VE FİDAN İÇİN HAREKETE GEÇTİ

29.07.2015 15:13

Roma Statüsü olarak adlandırılan "Uluslararası Ceza Mahkemesi Kurucu Statüsü" düzenlemelerine göre, devletlerin sorumluları tarafından işlenebilecek soykırım, insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarını soruşturmak ve kovuşturmak amacıyla uluslararası toplum tarafından kurulmuş ve çalışmakta olan yargı organı Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM).

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde, devletler yargılanmıyor, mahkemede kişisel sorumluluk esası gereğince yalnızca gerçek kişiler, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, asker, polis ve istihbarat yetkilileri gibi gerçek kişiler yargılanıyor.

Türkiye kamuoyunda uzun zamandır, Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye ekibinin uluslararası savaş suçları mahkemesinde yargılanacağı çeşitli çevrelerce dile getirilmekteydi.

Ve sonunda beklendiği üzere, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde, başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bir kısım hükümet mensubu hakkında uluslararası savaş suçundan inceleme başlatıldı.

İŞTE KONUYA DAİR O YAZIŞMA.

 

Aslında, UCM'de başlayan şimdilik yalnızca "inceleme süreci"nden ibaret.

Ancak bu sürecin soruşturma ve yargılama sürecine dönüşmesi olasılığı, Türkiye'nin, birden bire IŞİD'e karşı savaş açmasının nedenlerini de daha iyi anlamamızı da sağlıyor.

Hemen belirtelim ki; mevcut koşullarda fiilen Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde ne Recep Tayyip Erdoğan'ın ne de diğer hükümet mensuplarının yargılanması imkansız gibi görünebilirse de yine olası.

Dünya kamuoyunu da uzun süredir meşgul ettiği üzere; Türkiye, Suriye içinde savaşan gruplara silah ve para gönderdiği, dolaylı yollardan Suriye'deki iç savaşı kışkırttığı, IŞİD'in yasadışı petrol satışına aracılık ettiği, toprakları üzerinden terörist grupların geçişine göz yumduğu ve benzeri suçlamalar nedeniyle suçlanıyordu.

ADANA MİT TIRLARI DOSYA İÇERİĞİ EN ÖNEMLİ KANIT

Son olarak Adana'da durdurulan silah yüklü MİT TIR'larına ilişkin olarak, halen 25 asker ile 4 savcının tutuklu yargılandığı dosya içeriği artık Türkiye'nin uluslararası ceza mahkemesi yargılanması sırasında savaş suçu iddiasının en önemli kanıtlarından birini oluşturabilecek.

Yeri gelmişken belirtelim, eğer ki yapılan inceleme bir yargılamaya dönüşürse, MİT TIR'ları dosyasının sanıkları pekala mağdur yahut tanık olarak da Uluslararası Ceza Mahkemesinde görülebilecek dava dosyasının da tarafı olabilecekler.

Yargılama sürecinde, savaşan gruplara silah ve para göndermek, iç savaşı kışkırtma, savaşın finansmanı için yasadışı petrol satışına aracılık, terörist grupların geçişine göz yumma ve diğer benzer suçları işleyenler bizzat yer alacağı gibi suç işlenmesi emri veren, bakandan, valiye, polis memurundan, istihbarat görevlisine kadar tüm sorumlular, hatta savaş suçunun kanıtlarını gizlemek amacıyla başkaca suçlar işleyen hakim, savcı, istihbarat görevlileri dahi sanık olarak yer alabilecek.

Öte yandan, Suriye Hükümeti'nin, BM Güvenlik Konseyine başvurusuna sunduğu belgeler ile Alman Die Welt gazetesinde Alfred Hckensberger ve İngiliz The Guardian gazetesinde Martin Chulov imzasıyla yayınlanan çeşitli haberlerde; Amerikan İstihbarat örgütü CIA'nın elinde, Türkiye'nin, IŞİD ile aralarında yasadışı petrol ticareti ile ilgili belgeler de yine olası UCM yargılamasının diğer delillerini oluşturuyor.

YA SİYASİ İRADE YARGILANMA KARARI VERİRSE

Böylelikle, konusu suç oluşturan bir eylemin hangi düzeyde olursa olsun hiçbir faili kurtarmayacağı evrensel bir hukuk ilkesi gereği bir kez daha unutulmamak üzere hatırlanacak.

Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin haklarında başlatılan inceleme çerçevesinde şu aşamada Uluslararası Ceza Mahkemesi, Türkiye'nin yargılama için taraf devlet olmaması nedeniyle soruşturmayı sürdürmesi mümkün değil.

Her ne kadar bugünün koşullarında, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yargılama yetkisini kabul etmesi beklenilmese de, değişecek siyasal dengeler, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yargılama yetkisinin kabul edilebileceği bir deklarasyon yayınlamasını olası kılıyor.

ERDOĞAN, "DÜNYA BEŞ'TEN BÜYÜKTÜR." ÇIKIŞINI ANIMSAYACAK MI?

Diğer yandan, BM Güvenlik Konseyi'nin bir karar alarak Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne bir başvuruda bulunması da Recep Tayyip Erdoğan'ın ve beraberindekilerin yargılanmasına imkan sağlayabilecek. Ancak, bu da adeta imkansız bir hal gibi.

Geçtiğimiz yıllarda Suriye'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'a ve Güvenlik Konseyi'ne Türkiye'yi "teröristlerin Suriye'ye girişine yardımcı olmakla" suçlayarak şikayet etmiş, soruşturma istemişti. Soruşturma halen açık.

Öte yandan, Suriye, ayrıca Charlie Hebdo dergisi saldırısını düzenleyenler ile irtibatlı olan ve Fransa'da bir kadın polis ile bir markette dört rehineyi öldüren Amedy Coulibaly'nin imam nikahlı eşi Hayat Boumeddiene'in Suriye'ye kaçak yollarla girişine yardım ettiği iddiasıyla da Türkiye'yi yine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne şikayet etmişti. O soruşturma da halen açık.

Ancak, ne Suriye'nin başvurusu üzerine ne de Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının talebi üzerine, BM Güvenlik Konseyi'nin Türkiye aleyhine alacağı bir karara, kararı 'veto' yetkisi bulunan Amerika, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya'dan oluşan beş daimi üyenin izin vermesi beklenmiyor.

VETO YETKİSİNİN KULLANIMINA KARŞILIK ÖDÜN MÜ?

Ancak bu durum; BM Güvenlik Konseyi'nin alacağı olası bir kararı veto edebilecek ülkelere karşı, soruşturulacak isimlerin kişisel güvenlikleri için Türkiye'nin tüm ulusal çıkarlarını feda etme tehlikesini de beraberinde getiriyor.

Bu çerçevede, İncirlik Üssünün ABD'nin kullanımına açılmasında, BM Güvenlik Konseyi'nin alacağı aleyhte bir kararı ABD'nin 'veto' yetkisi ile etkisiz hale getirme gücünün veya sözünün ne kadar belirleyici olduğu zaman içerisinde ortaya çıkacak.

Veto yetkisini kullanabilecek diğer, dört ülke İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya'ya karşı hangi ödünler verildiği yahut verileceği ise önümüzdeki süreçte açıklığa kavuşacak.

YA SURİYE UCM'YE MÜRACAAT EDERSE

Bu arada, IŞİD tehlikesine karşı Batı'nın, Suriye'ye ilişkin politikalarını yeniden gözden geçirdiği süreçte, Suriye'nin bir deklarasyon yayınlayarak yargılama yetkisini kabul edeceği Uluslararası Ceza Mahkemesine müracaatla, savaş suçu işleyen Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin yargılanmasını istemesi durumunda ise gelişmelerin nasıl şekilleneceği Recep Tayyip Erdoğan çevresi için çok ciddi bir korku kaynağı.

Bu sebeple, Recep Tayyip Erdoğan'ın, Esad'a ve Suriye'ye karşı artık eski düşmanlığını sürdürmesi de beklenilmemeli.

Her ne kadar, UCM yargılamaları için yalnızca Roma Statüsü'ne taraf olma tarihi esas alınsa da, silah sevki ve yardım yapıldığı iddia olunan Suriye rejim muhalifleri, Suriye'de iç çatışmaları sonuçlandırmadıkça devam eden bir suç olarak yargılanabilecek. Kaldı ki, UCM yargılaması için Roma Statüsü'nü imzalayacak bir siyasi irade, 1 Temmuz 2002'ye kadar geriye dönük olarak da UCM'nin yargılama yetkisini tanıyabilir. BM Güvenlik Konseyi'nin vereceği kararlarda ise zaten taraf olma tarihi ile sınırlı olmayacak.

Aslında uygulamada, Suriye'nin bir deklarasyon yayınlayarak, UCM'nin yargılama yetkisini kabul etmesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesine başvurusundan da etkin bir sonuç beklenilmemeli.

UCM İNCELEMESİ SONUCU AKP'DE PLANLARI DEĞİŞTİREBİLECEK.

Dünya devletleri tarafından giderek daha çok kabul gören UCM'yi tanıyan taraf ülke sayısı Filistin ile birlikte 123 oldu. AB üyesi ve adayları arasında, Türkiye dışında UCM yetkisini tanımayan bir başka ülke bulunmuyor.

Bu nedenle, AB politikaları gereği, kurulacak yeni bir hükümeti belirleyecek siyasi iradenin, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savaş suçu ile birlikte anılması yerine sorumlu gerçek kişi yöneticilerinin yargılanmasını istemesi ve bunun için UCM yargılamasının kapısını açması pek ala mümkün.

Uluslararası Ceza Mahkemesinde açılan incelemenin yargılamaya dönüşmesi olasılığı haliyle AKP üzerinde Recep Tayyip Erdoğan'ın etkisini azaltacağı gibi AKP çevrelerinde, Recep Tayyip Erdoğan'sız bir AKP tartışmalarını da yeniden başlatabilecek. Öte yandan, Ahmet Davutoğlu'nun da UCM incelemesinde adının geçmesi artık AKP için Ahmet Davutoğlu dışında bir isim arayışını da zorunlu kılabilecek.

Aynı çerçevede, UCM incelemesinde yargılanma olasılığı, bugüne değin hala kararnamesi imzalanmamış MİT Müsteşarı Hakan Fidan için de AKP'nin, ortağı olacağı koalisyon hükümetinde ısrar etmesini engelleyebilecek.

Yine aynı şekilde, Efkan Ala başta olmak üzere özellikle MİT TIR'ları dosyasında sorumluluğu bulunduğu iddiaları çerçevesinde yargılanmaları gündeme gelebilecek olan ve halen AKP'de yer alan isimlerin bakanlıkları için de ısrar edilmesi mümkün olmayacak.

Ayrıca şurası kesin ki, Uluslararası Ceza Mahkemesinin Recep Tayyip Erdoğan'ı yargılaması olasılığı, AKP'nin ortağı olduğu bir koalisyon hükümetini de, önümüzdeki süreçte aşması gereken zorlu bir adım olarak bekliyor.

UCM SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?

UCM Savcısı, UCM yargı yetkisi alanına giren suçlarla ilgili bilgilere dayanarak kendiliğinden de soruşturma açabiliyor. UCM nezdinde Türkiye aleyhine savaş suçu ile ilgili soruşturma açılması talebiyle yapılmış kimi başvurular var ancak bunlardan en ciddisi, Halkın Kurtuluş Partisi'nin yapmış olduğu başvuru.

Suriye Hükümetinin yapmış olduğu başvurular ise UCM'ye değil doğrudan BM Güvenlik Konseyi'ne yapılmış başvurular. Suriye'de Ayn-El Arap (Kobani) bölgesinden yapılacağı söylenilen başvuru ise henüz yapılmış değil.

UCM Savcısı, Roma Statüsü gereği kendisine yapılan suç duyuruları gibi gelen bilgi ve belgelerin ciddiliğini ve güvenilirliğini araştırmakta. Bunun için ilgili devletlerden, Birleşmiş Milletler Organlarından, hükümetler arası veya hükümet dışı örgütlerden veya uygun gördüğü diğer güvenilir kaynaklardan ek bilgi ve belge isteyebilmekte.

UCM Savcısı hatta bunun için yazılı veya sözlü ifade de alabilmekte.

Savcı, bir soruşturmanın derinleştirilmesi için haklı nedenler tespit ettiğinde, Ön Yargılama Dairesinden, topladığı destekleyici belgeler eşliğinde bir soruşturma yetkisi talebinde bulunmakta. Bu çerçevede, suçun mağdurları UCM Ön Yargılama Dairesine Usul ve Delil Kurallarına uygun olarak açıklama yapabiliyor. Savcının talebini ve dayanağı delillerini inceledikten sonra UCM Ön Yargılama Dairesi de, soruşturmayı derinleştirmek için haklı nedenler olduğuna kanaat getirirse ve dava, Mahkemenin yetki alanına giriyor ise soruşturmayı başlatma yetkisi veriyor. Savcının soruşturma yetkisi verilmesi talebinin UCM Ön Yargılama Dairesi tarafından reddedilmesi durumunda ise Savcı, sonradan aynı durumla ilgili olarak, yeni olay ve delillere dayanarak yeniden talepte bulunabiliyor.

UCM'NİN BAŞLATTIĞI İNCELEME SONRASI BEKLEME KARARI VERİLECEK

Ancak, Türkiye Cumhuriyeti'nin Roma Statüsü'nü şimdilik imzalamamış olması nedeniyle UCM Savcılığı, başlattığı ilk inceleme sonrası UCM yazı işleri müdürlüğünden talepte bulunarak, Türkiye'den UCM yetkisini tanıyıp tanımayacağını sorabilecek. Ancak, UCM Savcılığı istese bile Türkiye'nin bu talebe olumlu cevap vermesi beklenilmiyor.

UCM Savcılık makamı, başlattığı ilk inceleme ardından, incelemesini bitirdiğinde doğrudan veya duruma göre BM Güvenlik Konseyi'nde soruşturulan, başvuruların sonucu için bekleme kararı da verebilecek. Konu ile ilgili inceleme sonuçları ise daha sonra yayınlanacak.

UCM YARGILAMASINI ORTADAN KALDIRACAK SEÇENEK, TÜRK YARGISI

AKP hükümeti döneminde, Türk Ceza Kanunu'nda yapılan değişiklikler ile soykırım suçu ve insanlığa karşı suçlarına yer verilmesinin ardından Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye ekibinin savaş suçundan Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde de yargılanması bir hükümet değişikliği sonrasında pek ala mümkün.

UCM'nin soruşturma konusu olan insanlığa karşı suç kapsamında Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Ekibinin Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde yargılanması durumunda UCM savcılığı, soruşturma konusu suç isnatları ile ilgili olarak ulusal makamlarda etkili soruşturma/kovuşturma süreçleri devam ettiği için, tamamlayıcılık ilkesi gereğince bu aşamada soruşturma yürütmeyeceğine karar vererek, süreci izlemeye devam edeceğini açıklayacak.

UCM HANGİ CEZALARI VERİYOR?

UCM yargılama sonucunda yargıladığı şahsa çeşitli cezalar verebilmekte. Buna göre, Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye ekibi hakkında inceleme süreci yargıya dönüşecek ve mahkumiyet kararı verilecek olursa bu cezalar azami 30 yılı aşmamak kaydıyla belirli süreli hapis veya suçun ağırlığının ve sanığın şahsi durumunun elvermesi halinde müebbet hapis olacak.

Mahkeme sanıkların yargılanma öncesinde ve sırasındaki tutum ve davranışlarını ceza indirimine esas alabilmekte. Verilecek olan ceza miktarını süreç belirleyecek.

Sanıklara verilen hapis cezalarının yanında ayrıca belli ölçütlere göre para cezası da verilebilmekte. Buna göre, suçtan doğrudan veya dolaylı olarak elde edilen mallar, varlıklar ve kazançlara el konulabiliyor.

Bu hüküm, özellikle IŞİD ile yasadışı petrol ticareti yapıldığına ilişkin iddialar çerçevesinde, suç yoluyla elde edildiği kanıtlanırsa sanıkların mal, varlık, hak ve kazançları üzerinden verilebilecek para cezasını belirleyecek.

HAPİS CEZALARI ÖZEL BM CEZAVİNDE ÇEKTİRİLİYOR

Uygulamada, savaş suçlularının cezaları, savaş suçlularının yargılamasının yapıldığı; Hollanda, Lahey'de, BM tarafından yaptırılan Scheveningen Özel Cezaevinde çektiriliyor.

Scheveningen Özel Cezaevi, Karadziç, Milosoviç, Mladiç gibi Sırp savaş suçlularına ev sahipliği ile ünlenmişti. Evrensel ölçütlerde insan haklarına saygı esası üzerine kurulu cezaevi taşıdığı bir çok özellik ve lükse rağmen yine de savaş suçlularının korkulu rüyası...

BM cezaevinde her biri 5.1 m uzunluğunda 3 m genişliğinde 84 adet hücre bulunuyor. Her bir hücrede ise tuvalet, duş ve çalışma masası var. Serbest internet kullanımı hariç, bilgisayar imkanı ve uydu kanalıyla tutukluların kendi dillerinden yayınları dinleme olanağı sunulan Özel Cezaevi, misafirlerine çeşitli sanat dalları ve bilim alanında kurs imkanları sunan BM'nin özel cezaevinde, spor-jimnastik salonları, masa tenisi ve diğer çeşitli spor dallarıyla ilgilenmek imkanı da var.

24 saat doktor, hemşire, ruhbilim hekimi ve cezaevine bitişik hastanenin bulunduğu Scheveningen Özel Cezaevinin bilinen cezaevlerinden en farklı yanı ise, günün büyük bölümünde hücre kapılarının açık bırakılması.

Hücre kapıları sadece gün ortasında kısa bir süre için o da, BM'nin infaz memurlarının nöbet değişimi saatinde kapatılıyor.

UCM'DEN KURTULUŞUN YOLU; ÖLÜM

UCM'de, kişi sorumluluğu ilkesi esası nedeniyle yalnızca gerçek kişiler yargılanabildiği için, kişinin ölümü halinde soruşturma ya da yargılama veya verilen mahkumiyet kararının infazı son bulmakta. Aksi takdirde, yukarıda aktardığımız bilgiler çerçevesinde incelenmekte olan Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye ekibi ile ilgili iddialar hakkında her hangi bir zamanaşımı söz konusu olamayacağı için koşulları oluştuğunda yargılama kararı verilmesi gelecekte de pekala mümkün.

Bu sebeple UCM süreci anlaşıldığı kadarıyla daha çok uzun zaman Türkiye gündeminde tartışılmaya devam edecek.

Av. Vural Ergül

Odatv.com

http://odatv.com/uluslararasi-ceza-mahkemesi-erdogan-davutoglu-ala-ve-fidan-icin-harekete-gecti-2907151200.html.


a45UyF587661-170604095816 Oraj Poyraz At 0raj.p0yraz@neomailbox.net 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2017/06/04  10:20 2  65  alelma@yahoogroups.com


 
--

Iyilige iyilik her kisinin kari, kotuluge iyilik ER kisinin kari.

Anonim

Kuran dan baska hidayet kaynagi arayan sapitmistir.

Tirmizi 2906

Ben kesinlikle bir ateist degilim ve kendime panteist diyecegimi de sanmiyorum.
Sozkonusu problem, sinirli zihnimize gore cok genistir.
Cesitli dillerde yazilmis kitaplarla dolu buyuk bir kutuphaneye giren kucuk bir cocuk gibiyiz.
Cocuk bu kitaplari birinin yazmis oldugunu bilir.
Nasil oldugunu bilmez.
Kitaplarin yazildiklari dilleri anlamaz.
Cocuk bulanik bir sekilde bu kitaplarin duzenlenisinde gizemli bir duzen olduundan suphe duyar, ama onun ne oldugunu bilmez.
Bana oyle geliyor ki Tanri ya yonelen en aydin insan varliginin dahi tutumu boyle bir seydir.
Evrenin harikulade duzenlenmis oldugunu ve belli yasalara uygun hareket ettigini goruyoruz ama bu yasalari sadece bulanik bir sekilde anlayabiliyoruz.
Spinoza nin panteizmine hayranim, ama onun modern dusunceye katkisina cok daha fazla hayranim, cunku o ruh ve bedeni, iki ayri sey degil de bir butunmus gibi goren ilk filozoftur.

I m absolutely not an atheist and I don t think I can call myself a pantheist.
The problem involved is too vast for our limited minds.
We are in the position of a little child entering a huge library filled with books in many languages.
The child knows someone must have written those books.
It does not know how.
It does not understand the languages in which they are written.
The child dimly suspects a mysterious order in the arrangements of the books, but doesn t know what it is.
That, it seems to me, is the attitude of even the most intelligent human being toward God.
We see the universe marvelously arranged and obeying certain laws but only dimly understand these laws.
(...) I am fascinated by Spinoza s pantheism, but admire even more his contribution to modern thought because he is the first philosopher to deal with the soul and body as one, and not two separate things

Frankenberry, Nancy K.(2009-08-11).The Faith of Scientists: In Their Own Words.Princeton University Press.p.153.ISBN 978-0-691-13487-1.
(Einstein, burada ateist olmadigini acikca belirtiyor.
Spinoza nin panteizmine hayran oldugunu ama kendisini bir panteist olarak belirtemeyecegini de soyluyor.)


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






MÜYESSER YILDIZ : SONGÜL YARBAY’IN MEZARINA DA GİDEBİLİR MİSİNİZ NECDET BEY

Namussuzların, soysuzların, ahlaksızların, namertlerin, korkakların, sinsi, hain ve işbirlikçi olanların devlet adamı, büyük komutan oldukları bir ülkede bunlar olağan, gündelik, normal işlerdir.
Bu günler iyi günlerimiz.
Türkçe konuşabilen Anadolu ve Trakya Türk halkları kendisine benzer politik liderler, kadrolar etrafında kenetlenmiş, onların liderliğinde bir kıyamete doğru ilerlemektedir.

Olan kendisini hala Türk kabul eden, onun değerlerine inanan, hala iyi, güzel olan, değerleri, ilkeleri ve ülküleri olan insanlara olmaktadır.
Hayırlı olsun, inşallah, hamdolsun!...

Oraj POYRAZ ( 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      


MÜYESSER YILDIZ : SONGÜL YARBAY'IN MEZARINA DA GİDEBİLİR MİSİNİZ NECDET BEY

3 Haz, 2017

Şırnak'taki helikopter kazasında şehit olan Jandarma Yarbay Songül Yakut'a kurulan kumpas, yaşadıkları ve büyük mücadelesi, dönülmez yolculuğa çıkmasından sonra anlatılıp, konuşulmaya başlandı.

Tarih 21 Kasım 2013; Acil olarak karargâha çağrılır. Bir korgeneral, bir tümgeneral ve bir albayın olduğu odada Songül Yakut'a içinde kendisi ile ilgili iddiaların bulunduğu bir mektup okunur. İsimsiz, imzasız mektupta, Yakut aleyhinde ağır ithamlar vardır. Mektubu okuyan general, "Artık bu meslekte geleceğin yok, istifa et. Etmezsen disiplin yoluyla meslekten atılırsın" der.

Songül Yakut, "Bunlar iftira ve asılsız. Yalan. Mektubu gönderenlerin bulunup yargılanması gerekir" diye itiraz eder.

Kumpasçılar sadece mektup değil, bir de CD göndermiştir. Güya bunda Songül Yakut'un telefon konuşmaları vardır. General bunu hatırlatıp, şöyle devam eder:

"Bu belgeleri gönderenler yapılan işlemleri de takip eder. İstifa etmediğin takdirde bilgiler internete düşer ve rezil olursun!.."

Songül Yakut'un bundan sonra başlayan zorlu sürecini, "aşkım" dediği üniformasından koparılışını, yaşadığı maddi ve manevi zorlukları, TSK'ya dönüşünü biliyorsunuz.

İsimsiz imzasız ihbar mektubu, CD… Besbelli yasadışı. Hiçbir şekilde dikkate alınmaması, aksine bu işi yapanların araştırılıp, bulunmasını gerektiren bir iftira mekanizması.

Ergenekon-Balyoz'da "delil" yapılan mektuplar, CD'ler, illa da internet hesaplarının benzeri.

İşte koca TSK ve Türkiye bu üç kuruşluk işlerle "dönüştürüldü"!..

Peki bu iftiralara itibar eden, özellikle de Songül Yakut'a yaşatılanlar dönemde TSK'nın başında olanlar?

Sadece birisini;

Güne, o iftira sitelerindeki haberleri okuyarak, başlayan,

Yaşanan hukuksuzluklara "hukuk süreci" adını koyup, "Hukuk sürecine saygılı olmak zorundayız… En son İzmir'de yürütülen soruşturma ile ilgili bilgi ve belgeleri istedim. İnceledim gördüm ki, her şeyimizi vermişiz. Bunun arkasında nasıl duracağım?" diyen,

Her YAŞ öncesi başlayan asılsız ihbar ve iftiralara itibar edip, "Askeri Şura öncesi basına düşen generalleri ve albayları bana terfi için getirmeyin" emri veren,

Yargıtay Balyoz kumpasındaki mahkumiyetleri onadığında, bu davaları, "tarihi davalar" olarak nitelendiren,

Kumpaslarla içeri tıkılmış arkadaşlarına, "gerekli dersleri çıkarmaları ve saplantılarını bir kenara bırakmaları" tavsiyesinde bulunan,

Böylece kumpasçılara, iftiracılara, ihbarcılara, "Durmak yok, yola devam" cesareti veren,

15 Temmuz'dan sonra da çıkıp, "Ergenekon ve Balyoz'dan mağdur olan arkadaşlarım için üzüntüm çok büyük, vicdanımda bir sızı olarak kaldı. Birçoğu komutanlık görevini üstlenecek tecrübe ve donanıma sahipti. Benim için en önemli şey vicdan artı hukuktur. Hukuku izledik, ama vicdanım sızlıyor" sözleriyle günah çıkaran Necdet Özel'i hatırlatalım.

Niye mi?

Dün Songül Yarbay'la birlikte şehit düşen Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın'ın mezarını ziyaret ederek, gül bıraktığı, dua ettiği ve gazetecilere şu açıklamayı yaptığı için:

"Aydoğan Aydın ile daha önce görev yaptık. Kendisi takdir ettiğim ve beğendiğim kahraman bir silah arkadaşımdı. Diğer arkadaşlarım da aynı şekilde. Elim bir helikopter kazası, ancak kaderin önüne de geçilmiyor. Bir yerde de ecel, zamanı geldiği zaman bizleri yakalıyor. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun. Ülkemin de başı sağ olsun."

Merak ediyorum; Necdet Bey, Songül Yarbay'ın da mezarına gidebilir ve hem ondan, hem de kızının yaşadıklarını ancak şehadetinden sonra öğrenen annesinden helallik isteyebilir mi?

Müyesser Yıldız

Odatv.com



 
a45UyF587661-170604093239 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2017/06/04  10:20 2  65  alelma@yahoogroups.com


 

Alibi
Baska yerde (Hukuk terimi: Zanlinin sucun islendigi tarihte baska bir yerde oldugunu gostermesiyle yaptigi savunma)

Latin Atasozu

Said-i Nursi:
Ben Risale-i Nur u, ovmekle, ondan overek soz etmekle aslinda Kuran i ovmus oluyorum.
Cunku Risale-i Nur, Kuran in en guclu bir tefsiridir.
Hatta ondaki olanlar, Kuran daki olanlardan sizmis, suzulmus seylerdir.
Onun icin Risale-i Nur u hakli olarak ovuyorum
Iste Said-i Nursi ye gore, Said-i Nursi budur.
Boyle bir ulu kisi (!) dir.
Kendisini boyle tanitiyor Said-i Nursi.
Bir insanin, kendisinden boyle soz etmesi, kendisini boyle tanitmasi icin akil ve ruh hastasi veya maksatli olmasi gerekir.
Acaba bu ihtimallerden hangisi dogrudur?
Yoksa ikisi de dogru mudur?

Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.

Uzun zamandir senato, meclis, hukumet binalari ve belediyelerin sahipleriler.
Hakimler arka ceplerinde.
Butun buyuk medya ve haber sirketlerinin sahipleriler.
Her sene milyarlarca dolari lobilesmek icin kullaniyorlar.
Onlar tek birsey istemiyorlar.
Elestirel dusunen vatandas istemiyorlar.
Iyi derecede bilgilendirilmis ve egitim gormus insanlar istemiyorlar.
Cunku onlarin cikarlarina aykiri.

George Carlin


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo