30 Eylül 2010 Perşembe

Marmara Medresesi'nin açılışında ilk ders: Türban



Marmara Medresesi'nin açılışında ilk ders: Türban

Marmara Üniversitesi'ne türban zaten giriyor...

Erdoğan, Marmara Üniversitesi'nin açılış töreninde türbanı konuştu. Çözüm için yine Diyanet İşleri Başkanlığı'na işaret eden Başbakan, türban sorununun çözülmesinin Türkiye'yi aydınlığa taşıyacağını iddia etti.

Türban sorununun çözümü için muhalefeti birlikte hareket etmeye çağıran Erdoğan, "Bu ülkede hani düşüncede, hangi tarafta olursa olsun, ne taraftan olursa olsun, şu mahalle baskısı dediğimiz şeyi ortadan kaldıralım." dedi.

Marmara Medresesi'nde ilk ders: Osmanlı Hukuku

Marmara Üniversitesi'nin 2010-2011 akademik yıl açılış töreni yapıldı. Üniversitenin Sultanahmet'teki rektörlük binasında düzenlenen törene Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Marmara Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Orhan Oğuz, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Gül ve diğer akademisyenler katıldı. Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Üyesi ve Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın Osmanlı Hukuku konulu eğitim-öğretim yılı 'İlk dersini' verdi.

Erdoğan: Çözüm Diyanet İşleri

Törende yaptığı konuşmada Kılıçdaroğlu ile yaptıkları görüşmeyi hatırlatan Başbakan Erdoğan, 'çözüm' için Diyanet İşleri Başkanlığı'nı önerdiğini belirtti. 'Bunun yeterli bulunmaması halinde istedikleri bilim adamlarından da destek alabileceklerini' kaydeden Erdoğan, "Başörtüsü sorununu konuşalım, halledelim. Bu ülkede hangi düşüncede olursa olsun ne taraftan olursa olsun, şu mahalle baskısı adını verdiğimiz şeyleri ortadan kaldıralım" dedi.
CHP ile el ele aydınlık yarınlara!
Erdoğan, "Biz dün olduğu gibi bu günde Türkiye'yi aydınlığa taşıyacak her türlü projenin içinde olacağımızı destek vereceğimizi işbirliği yapacağımızı bütün samimiyetimizle ifade ettik. Her şeyi konuşalım rahatsızlık duymayalım. 12 Eylül'den kalan her izi konuşalım" dedi.


--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Amor patriæ nostra lex Vatan sevgisi kuralımızdır/yasamızdır  Latin Atasözü  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Fwd:Allahsiz Cemaat İletin:410 puani ile Galatasaray- 377 ile Besiktas Anadolu lisesine girilir mi ?



-------- Original Message --------
From:     bilge taha devrim <bilgetahadevrim@gmail.com>

2010 SBS sinavinda sorularin calinmasi yetmemis. Evet 20000 ögrencinin 98 netin üzerine cikmasini aciklamayan MEB bakanligi. Bu serefsizligin üzerine düsmeyen MHP ve CHP vekilleri. Böyle olunca da bizim Allahsiz ve Vicdansiz Cemaatte  , sirtini ABD ye dayamis, taptigi tek güc ABD ile saldiriyor.
 
Bizim Allahsiz Cemaatte hic ama hic vicdan , onur , haysiyet yok.   Bu yil Anadolu Liselerinde % 10 luk kontenjanlar MEB il ve ilce müdürlerine - siyasetcilere verildi. Para ile satiliyor. Gerekce ne imis bu okullara para lazim imis.  MEB in aciklamasi bu. Okullara para lazim mis. Para kaynak okullara mi yoksa buralari en yüksek fiyati verene satan müdürler mi kazanacak bilmiyorum.
 
Bizim salak dincilerimiz de sevinecektir. Kendi cocugu ezilirken  Eyi eyi bizim seyhimizin oglu - kizi giriyor diye sevinir bu salaklar..
 
Yahu düsünün 410 puan ile GALATASARAY lisesine giriliyor.  Normal yerlestirmeyi gectim. Ücüncü ve son yerlestirmede  490 puan almis ögrenciyi almayan Galatasaray LİSESİ. 410 puanlik ögrenciyi aliyor.
 
Üçüncü yerlestirmede 482 lik ögrenciyi almayan Besiktas LİSESİ  377 puan almis ögrenciyi aliyor. 377 nedir ? En kötü derece.
 
 
Türkiye de % 58 lik evet. Salak dinciler sevine dursun. Millet cocugunu okutmak icin cabalarken yasananlara bakin. ALLAHSIZ cemaatin gözü dönmüs.
 
 
Girilmis durumda. Bizim dincilerde kendi cocugu 470 puanla  acikta kalir cakma Anadolu liselerine cocugunu yolladigi icin  üzülürken oh oh Cemaatin seyhinin cocugu giriyor diye seviniyor. O cemaat cocugu da Altinda spor arabali bilmem ne cocugu olarak Reynalara da takiliyor.
 
Biz hakkikaten İmansiz , aklini kaybetmis. Takim tutar gibi siyasi görüsü olan milletiz. Allaha degil tuttugumuz takima inanir onlarin her türlü zulmu yapmasina ragmen kaltak gibi tecavüzden zevk almaya calisan erdemsiz bir toplum olduk.
 
Zavalli Hanefi AVCI da orada onur mücadelesi veriyor.
__._,_.___

                 ---o0o---

- ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~ - ~
“Şimdi siz İmam denilince, camide namaz kıldıran insan zannediyorsunuz. 
İslami terminolojide İmam idari yetkinin elinde olduğu insandır.
Çünkü İmam, önderdir, rehberdir.
Şimdi burada biz bir önderiz, idareciyiz.
Ben  de İstanbul’un İmamıyım.

(8 Ocak 1995 Hürriyet, Neşe Düzel röportajı-RTE- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı)
oO-------------------------------------------------------------------Oo


http://orajpoyraz.blogspot.com/

Fıkradır - Gülünecek!.... ::))

Temel, içecek makinalarının birinin karşısına geçmiş, jeton atıp içecek alıyormuş, jeton atıp içecek alıyormuş, jeton atıp içecek alıyormuş.
Yanına kendi halinde bir adam gelmis ve sormuş:
 
"Afedersiniz ama ne yapıyorsunuz?" Temel hemen cevap vermiş:
 
"Karışma uşağım, hiç bozma şansım yaver gidiyor."
 
 

‘Bu seçim sistemiyle AKP bin yıl daha seçilir’


 

Eylül ayının başında bilişimci iki dernek, Linux Kullanıcıları Derneği (LKD) ve İnternet Teknolojileri Derneği (İNETD) bir araya gelerek, SEÇSIS konusunda ortak bildiri yayınlandı.

"Daha önceki seçimlerde Seçmen Kütüklerinde bazı hatalar ve son Mahalli Seçimde seçim sonuçlarının merkeze aktarımı ve  değerlendirilme sırasında bazı tıkanıklıklar yaşanmış ve toplumda bazı endişelerin oluşmuştur. Bu endişelerin giderilmesi ve daha saydam bir sayım yapılması konusunda görüş ve önerilerimizi paylaşmayı,  Bilişim konularında faaliyetler gösteren bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak görev addediyoruz.

Ocak 2009'da Ankara Barosunda yapılan panelde de belirtildiği gibi, SEÇSİS sistemini Türk Bilişim Uzmanları tarafından üretilmiş güvenli bir sistem olduğunu düşünüyoruz. İlgili uzman arkadaşların bildikleri bütün güvenli tedbirleri aldığını düşünüyoruz. Fakat, bunun bağımsız denetleyiciler tarafından doğrulanmasını; yazılım, donanım ve ağ altyapısının güvenlik ve bütünlük denetlemesinden geçmesini (teknik deyimi ile audit) gerekli görürüz.

 

***>>>>>>>>>>

 

http://www.sonsayfa.com/Makaleler/Neval-Kavcar/Bu-secim-sistemiyle-AKP-bin-yil-daha-secilir.html

 

29 Eylül 2010 Çarşamba

Re: [mesale] Ordudan da bir Avcı Çıkar mı?

Şundan son derece eminim,
general seviyesinde böyle bir yiğit çıkmaz.
Esasen, benim gördüğüm generaller diğer üstdüzey sivil bürokratlar gibi otoriteye sadakat, gelecek kaygısı, emeklilikteki hakları vs. sebeplerle gayete uyumlu ve yatımlıdır.
TSK'nın iki ana darbesinden 60 ihtilali cunta içinde cunta oluşumlarının çok ucuz bir şekilde atlatılması,
diğeri 80 darbesi ise emir komuta zinciri içinde olması sebebiyle çok fazla toplumsal bir maliyet yaratmaması ile tanınır.

Önümüzdeki dönemde ise Startforun öngörüsü ve planı şudur:
Türkiye'ye eğer dev bir gemiye benzetirsek, bir sürü küçük römürkörün çekişiyle federasyon rotasına sokulmuştur.
Aktörlerin hepsi de zayıf noktalarından bağlanmış, ve bu amaca hizmet eder hale getirilmiştir.
Türkiye gemisi bu rotada seyrederken, TSK içindeki ulusalcı unsurlar, ki bunlar generaller değil de misal yüzbaşılar, binbaşılar cuntası oluyor ortalığı karıştırırsa,
ya da, Türk halkının gelişmeleri midesinin kaldırmaması sonucu batıda Kürt halkına karşı, ve doğuda ise Kürt halkının intikam hisleriyle Türk halkına karşı etnik arındırmaya, katliamlara kalkışması durumunda,
Yugoslavya örneğinde olduğu gibi, BM ve/veya NATO ya da oluşturulacak uluslararası Koalisyon Güçlerinin olaya müdahalesi, tampon bölgelerin tesisi,
Barış Gücü oluşturulması, gözlemcilerin görevlendirilmesi gibi aşamalardan sonra bütün Kürtleri kapsayan küçük ama işbirlikçi bir devletin kurulması,
kurulacak yeni devletin İsrail, ABD/AB, akordunda İran, Suriye, Türkiye gibi ülkeleri sınırlaması, etkinliğini azaltması beklenmektedir.

Bu bağlamda Kürtlere de ağır görevler düşmektedir.
Bu oyunda ise en çok risk alan halk ve kesim ise yine Kürtler olmaktadır.

TSK içerisinde ise düşük rütbeli subayların iç içe geçen cuntalarının hem birbirine karşı, hem  Emniyette oluşturulmuş bulunan Fitnetullah kadrolara karşı, hem de dışarıdan yapılan yabancı müdahalelerle çatışması söz konusudur.
Türkiye ve Türk halkı böylesine dağınık bir ortam içerisinde kimin ne olduğunu bilelemeyecek ve belki de bu şekilde plan başarıya ulaşacaktır.
Plan budur.

Evet ordudan bir Avcı çıkmayacaktır, ancak daha sonraki çatışma ortamında mutlaka sorumluluk üstlenen birileri olacaktır.
Muhtemelen bu kişi ve kadrolar şu an üsteğmen, yüzbaşı rütbesindedir.

Ve zaten dikkat ederseniz, operasyonlar sırasında generaller arasında onur ve prensiplerini koruyabilecek kondüsyonda kimsenin olmadığını görmüşsünüzdür,
ve yine mücadele azmi ve kararlılığı teğmen, üsteğmenler arasında görülmektedir.

Ama, her hal ve şartta Türkiye'yi çok kanlı günlerin beklediğini rahatça söyleyebilirim.
Burada Kürt ve Türk halkının zaiyatının milyonlar mertebesinde öngördüğümü de belirtmek isterim..
Türkiye İran'dan çok daha zayıf bir hedeftir, ve listede Irak'dan sonraki ilk sırada bulunmaktadır.


Saygılar.



On 29.09.2010 18:25, Enis Akdağ wrote:

Ordu’dan da Bir Avcı Çıkar mı?

Bülent ESİNOĞLU

Nikolay Stepanoviç  Gumilyov diye Ukraynalı meşhur bir tarihçi var. Etnisiteler üzerine uzmanlaşmış. Çin ve Türklerin tarihini iyi biliyor.

Gumiyov’un bir tarih tezi var. Bu teze göre, her etnisitenin kendisine ait bir “iç enerjisi” mevcut. Bu enerji tükendiğinde, etnisite ya yok olur. Ya da başka bir büyük etnisitenin bakiyesine dönüşür.

Etnisitenin iç enerjisini o etnisitenin içindeki “fedailer” temsil eder. Bu fedailer birimi etnisitenin başka etnisitelere karşı savunmasından ve bekasından sorumludur.

Bu tarih tezini bir örnek ile anlatmak gerekirse; Osmanlının dağılma sürecinde, yani Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal ve arkadaşları etnisitenin yok olmaması için ne gerektiyse onu yaptılar. O fedailer gurubu, Türk etnisitesinin başka bir etnisitenin tasallutuna girmemesi için gerekli iç enerjiyi sağladılar.

İç enerjiyi temsil eden bu fedailerin temel özelliği şudur: Mülkiyet merkezli değildirler. Gözünü kırpmadan bağlı olduğu etnisite için canlarını verirler.

Batı emperyalizmini bir süper etnisite olarak tanımlarsak, bu süper etnisite Türk ulusu üzerine amansız saldırılar gerçekleştirmektedir. Şu günlerde, sözünü ettiğim iç enerjiye şiddetle ihtiyacımız var.

Hainlerin çoğaldığı dönemlerde, fedailerde çoğalır.

Bu fedailer barış dönemlerinde sessizce bir kenarda dururlar. Onların isimlerini cisimlerini, pek fazla kimse bilmez. Ne zaman etnisite tehlikeye düştü, işte bu isimsiz kahramanlar ortaya çıkmaya başlar.

Ülkenin her kurumundan bir Hanefi Avcı çıkacaktır. Avcı kadar ülkesinin bekası için üzülen, işlerin iyi gitmediğini, etnisitenin bir parçalanma sürecine girdiğini gören her kesimden ve kurumdan fedailer çıkacaktır.

Beklentim odur ki, Ordumuzun içinden de, bir Avcı çıkacaktır. Ordumuzun içinde, Avcı kadar bilgi, belge ve haber sahibi olan paşamız yok mu?

Kurtuluş Savaşı sürecinde fedailer hep ordudan çıkardı. Onlar bu ülkenin bekasından sorumlu değiller mi? Ya da bu ülkede yaşamıyorlar mı? Cemaatin devletin içine bağdaş kurup oturduğunu sadece Hanefi Avcı’mı görüyor?

NATO’dan dış görevler beklerken, gözleriniz mi görmez oldu?

Biz her şeye karşın umutluyuz, Ordudan da avcılar çıkacaktır.

29.9.2010, bulentesinoglu@gmail.com


--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ KAR VE BEN  Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar. Söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu? Yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar? Yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar! Bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine. Ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu. Ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine; Şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.  Cahit Sıtkı TARANCI  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

RUSYA VE ÇİN İRAN'I SATTI MI [Hüseyin Vodinalı]

RUSYA VE ÇİN İRAN'I SATTI MI

29.09.2010 10:26

Avrasya’nın iki devi, dünyanın en büyük enerji üreticisi Rusya ile dünyanın en büyük enerji tüketicisi Çin (geçen yıl ABD’yi geçti), bu hafta başında çok önemli bir anlaşmaya imza attı.Rusya, petrol ve doğalgaz başta olmak üzere Çin’in enerji ihtiyacını sağlayabileceğini bildirdi. 
Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev ile Çin Devlet Başkanı Hu Jintao arasında Pekin’de imzalanan anlaşmalarla Avrasya’da büyük bir bloğun da temeli atılmış oldu. 
Rusya, geçen ay sonunda Sibirya'nın doğusundan Çin'e bağlanan 1000 kilometre uzunluğundaki ham petrol boru hattının kendi bölümünü açmıştı. Bu boru hattı, Rusya'nın petrol yataklarını, Çin'in kuzeydoğusundaki petrol üretim merkezi Daqing'e bağlıyor.
2011 Ocak ayından itibaren Rusya’dan her gün 300 bin varil petrol Çin’e akmaya başlayacak. 
Rusya, 2015 yılından itibaren de Çin’in tüm doğalgaz ihtiyacını (30 milyar metreküp/yıl) karşılamaya hazır olduğunu açıkladı. 
Medvedev ve Hu, petrol, doğalgaz, kömür ve nükleer enerji alanlarındaki bu anlaşmaları; ''İki taraf da, Çin ve Rusya arasındaki mevcut işbirliğinin yeni bir başlangıç noktasında olduğuna inanıyor''ifadeleriyle yorumladı.
Aslında Rusya ve Çin arasındaki ilişkiler sürekli gelişme halindeydi. 1996’da Çin ve SSCB döneminden kalma sınır ihtilafının çözülmesi amacıyla kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü, giderek katılımların (son olarak üyeleri: Çin, Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan; gözlemci üyeler: Hindistan, İran, Moğolistan, Pakistan) artmasıyla bir nevi Asya NATO’su haline geldi. 
Çin’in en büyük ticareti aynı zamanda hasmı olan ABD, Rusya’nın da en büyük ticareti yine bir tür hasmı olan AB ile gelişti. Şimdi ise iki Asya devi aralarındaki enerji işbirliğini stratejik sayılabilecek bir boyuta taşıyorlar. 
Dünya ekonomisinin batı kaynaklı finansal krizle çalkalandığı bugünlerde, bu adım büyük bir gelişmeye işaret ediyor. Dünya artık tek kutbu bırakın, çok kutuplu olmaktan Asya merkezli olmaya doğru ilerliyor.

BU ANLAŞMANIN KURBANI İRAN MI?


Rusya ve Çin bu işbirliğini geliştirirken, bunun bir de olası kurbanı var gibi görünüyor. O, İran. 
Nükleer programıyla ABD ve İsrail başta olmak üzere Batı dünyasının günah keçisi ilan edilen İran’a olan Rus ve Çin desteği, son bir yıldır gözle görünür derecede azaldı. 
İran’ın nükleer programına önemli katkı veren Rusya ile petrol ihtiyacının yüzde 14’ünü İran’dan karşılayan ve bu ülkede Petro kimya yatırımları planlayan Çin, BM’den çıkan son yaptırım kararlarını destekleyerek Ahmedinejad’a büyük hayal kırıklığı yaşattı.
Çin-Rusya petrol anlaşması, Pekin yönetiminin (saldırıya uğrama veya aşırı yaptırım sonucu sekteye uğraması olası) İran petrolüne alternatif yaratması olarak da değerlendirilebilir. 
İran’ın en güvendiği müttefiki Rusya ise ABD ile füze kalkanı ihtilafını çözünce Tahran’ı ortada bıraktı. 
Buşehr nükleer santralini yapıp bitiren Rusya, ABD ve İsrail’in baskıları sonucu İran’a satmayı planladığı önemli silahları vermeyeceğini açıkladı. 
İran’dan gelen tepki ise gecikmeli ama sertti. 
İran Savunma Bakanı Ahmed Vahidi, Rusya'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin İran aleyhindeki son yaptırım kararlarını gerekçe göstererek, S-300 füzelerinin satışını öngören anlaşmayı iptal etmesini, “Ruslar güvenilir olmadıklarını gösterdi'' sözleriyle eleştirdi.

Eskiden beri Ortadoğu’yu Amerikan etki alanı olarak gören Rusya ve Çin, anlaşılan o ki, son 5-10 yıldır Asya’nın bir uzantısı olarak ilgilendiği İran’ı yine ABD ve İsrail’in merhametine terk ediyor. 
Maksat, Ortadoğu’yu feda edip, Asya’yı kurtarmak…

Ya da bu işin içinde başka bir iş var. 
Rusya ve Çin, Irak ve Afganistan yorgunu olan ABD’ye, bir de İran’a saldırması için alan yaratarak, süperdevin (yahut da zor durumdaki tarzanın) iyice çökmesini umuyorlar.

RUS – ÇİN ANLAŞMASININ ASIL KURBANI “DOLAR”

 
İşin stratejik boyutu bu ama, asıl mesele, her zaman dedikleri gibi “para”
Ancak bu para, sayısal anlamda para değil, para birimi anlamında para…
2 bin yıldan fazladır, “Cennet’in Krallığı”, son yüzyıldır ise “Dolar’ın Krallığı” haline gelen Ortadoğu’da asıl mesele petrol değil, petrolün sadece ve sadece dolarla alınıp satılması. 
Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini silah ve rüşvetle kendine bağlayan ABD, petrolün dolara endekslenmesi sayesinde yıllardır bedavaya enerji kullanıp, dünya liderliğini sağlamıştı. 
Ama kimse de doların karşılığı olmayan bir kağıt parçası olduğunu söylemesin, doların karşılığı yüz binlerce, milyonlarca tonluk, uçak, füze, bomba ve silah… 
“Petrolümü dolarla değil avroyla satacağım” diyen Saddam Hüseyin’i hallettikten sonra gözünü, alternatif borsa kurarak petrolünü avroyla satmayı hedefleyen Tahran yönetimine diken ABD, Rusya ve Çin arasında yapılan devasa anlaşmalarda, para biriminin dolar olarak belirtilmemesinden, eminiz büyük rahatsızlık duymuştur.
Ama artık silah da her şeyi çözmeye yetmiyor galiba…
Zaten kasasındaki trilyonlarca dolarlık Amerikan tahviliyle, ABD ekonomisinin en büyük finansörü olan Çin, kriz ortamından da yararlanarak, ticaretini dolardan başka paralarla yapmayı, kendi para birimi Renminbi ya da diğer adıyla Yuan’ın konvertibilitesini gündeme getirmeye çalışıyor. 
Yükselen yeni dünya devlerinden Brezilya ve Afrika ülkeleriyle de benzer girişimleri hali hazırda mevcut. 
Petrol ve doğalgazını avroyla satan Rusya ile Çin’in dolar dışı yaptıkları bir anlaşma, otomatikman Amerikan çıkarlarına da darbe anlamına gelir.
IMF’nin son 4 senaryosundan 3’üne göre, IMF içindeki dünya ekonomik güç sıralamasında halen 6. Sırada bulunan Çin’in, Almanya, Fransa ve İngiltere’yi geçerek, ABD ve Japonya’nın ardından 3. Büyük güç olacağını, bir diğer senaryoya göre de Japonya’yı da altederek 2. Büyük güç olacağını hatırlatsak yeter sanırız…

Hüseyin Vodinalı

Odatv.com


VE BAŞ FİTNECİNİN DİĞER HERZELERİ

Hedef  Türkiye
BOB'un Yeni Kur'anı
Fettullah Efendinin Gizli Yahudi Mezhepleriyle İttifakı
Papalığın Gizli Kardinali Fitnetullah Efendi
Fitnetullah Efendi CIA Bağlantısı
Fitnetullahlara Göre Hristiyanların Şehitliği de geçerliymiş
Fitnetullahçılık ve Diğer Şeriatçılar
Hedef Türkiye -2
Gerekirse Avukat Hatta Hakim Kiralayacaksınız!
Kur'an Hükümleri Çok Sert
Dinlerarası Diyalogdan Dinler Arası Düğüne
Fitnetullah Efendinin Heybeli Ada Maceraları
Hristiyanların Şehadeti de Geçerliymiş-2
Muhammed Allahın Resulüdür İbaresi Gereksiz miş!..
Nurettin Veren'in Anlatımıyla İçeriden Fitnecilik
Gözümüzü Açmalıyız, Gidişat Kötü..
VEEE NİHAT GENÇ'LE AYKIRI SORULAR


oO-------------------------------------------------------------------Oo   

http:// kursatburada.blogspot.com

Bekir Coşkun’u Maçlara, Parklara ve Sanat Galerilerine de Sokmayalım!



Bekir Coşkun'u Maçlara, Parklara ve Sanat Galerilerine de Sokmayalım!

Muhalif fikirleriyle insanları zehirleyen Bekir Coşkun'u sadece medyadan uzaklaştırmak yetmez!

Demokratikleşen(!) Türkiye'de halkı korumak için, maç seyretmesi, sanat galerilerine gitmesi ve parklarda gezmesi de engellenmelidir!

Zaten referandum sonrası demokratikleşen(!) Türkiye'de iktidar bu konuda gerekli önlemleri alıyor.

Şimdi olaylara kısaca bakalım.

***

1) Ünlü ve muhalif yazar Bekir Coşkun'un köşe yazarlığı yaptığı gazetedeki işine son verildi:


Bekir Coşkun, Emin Çölaşan'ın ilişkisinin kesilmesinden sonra, Hürriyet'ten ayrılarak Habertürk'e geçmişti.

Habertürk'teki işine son verildiği haberleri üzerine Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, "Bu söylentiler komedi, deli saçması. Bekir Abi benim canım, ciğerim. Bizi yıpratmak için böyle söylentiler çıkarıyorlar….

Ben Bekir Coşkun'un bu gazetede yazmasından mutlu oluyorum. Türkiye'nin bana göre en iyi yazarı. Dili çok iyi, kalemi kıvrak. O yüzden bütün bunlar deli saçması. Ayrılması söz konusu değil" demişti.

Bir-iki gün sonra Coşkun'a telefon edip, işine son verildiğini bildirdi.

Bekir Coşkun bu telefon hakkında ANKA haber ajansına şöyle konuştu:

"Altaylı beni arayarak işime son verildiğini tebliğ etti. Altaylı, editörler ve Habertürk'ün sahibinin işime son verilmemesi konusunda son derece çaba sarfettiğini biliyorum. Ancak, baskı çok yoğundu yapılacak bir şey yok. İlk bertaraf olan ben oldum. Bir ormanda yangın çıkarsa, o ormanda hiçbir canlı kalmaz, bütün canlılar yanar."

Öyle anlaşılıyor ki Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, Coşkun'un işine son verilmesine karşı.

Coşkun'un sözlerinden, gazetedeki editörlerin ve Habertürk'ün sahibi Turgay Ciner'in de ilişiğin kesilmesine karşı oldukları ve bu yönde bir hayli çaba sarfettikleri anlaşılıyor.

Ama sonuç değişmiyor…

Bekir Coşkun'un işine son veriliyor…

Referandumdan hemen sonra "medyanın daha demokratikleşmesi" süreci böylece Bekir Coşkun üzerinden başladı.

***

2) Artık stadyumlarda da protesto yapılamayacak!


Milliyet'te Erdal Kılınç imzalı haberde, basketbol ve futbol maçlarında Başbakan'ı protesto edenlerin, yüz tarama yöntemi ile ve oturdukları koltuk numaralarının saptanarak internetteki kredi kartı bilgilerinden, kimliklerine ulaşılmaya çalışıldığı ve bu kişiler hakkında örgüt üyesi olup olmadıklarına ilişkin soruşturma açılacağı bildirildi.

Zaten daha önce de Bakan Faruk Nafiz Özak, Dünya Basketbol Şampiyonası'nda Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'ı protesto edenleri "seviyesiz ve terbiyesiz"olarak nitelendirmiş ve "Halkı küçük görenler cezasını çekecek" demişti.

Böylece referandumdan sonra stadyumlarımız ve spor salonlarımız da daha demokratikleşmeye(!) başladı!

Öyleyse "demokratikleşen medyadan" uzaklaştırılan Bekir Coşkun, "demokratikleşen stadyumlarımıza ve spor salonlarımıza" da sokulmamalı!

***

3) Parklardaki çiftlere GBT araştırması ve polis tutanağı!


Gazete Habertürk'te 22 Eylül 2010'da Can Eren Eryılmaz imzası ile yayımlanan haber şöyle;

"Ankara'nın kent merkezindeki en büyük parklarından biri olan Kurtuluş Parkı'nda önceki gün ilgi çekici bir uygulama gerçekleşti. Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, parkın içerisinde dolaştıkları minibüsle bazı çiftlere GBT uygulaması yaptı. Parkın içerisinde el ele yürüyen, banklarda oturan ve çimlerde uzanan çiftlere yaklaşan polisler, 'Uygunsuz oturuyorsunuz' diyerek uyarıda bulundu. Polisler, görev yaptıkları araç içinden genç çiftlere seslenerek, 'Kimlik kontrolü yapacağız. Buraya (aracın yanına) gelin' dedi…"

Görüldüğü gibi referandum sonrasında parklarımız da "demokratikleşiyor!"

Mademki Bekir Coşkun, bir tehlike olarak görüldüğü için demokratik medyadan uzaklaştırıldı, demokratikleştirilen stadyum ve spor salonlarıyla birlikte demokratikleştirilen parklara da girmesi engellenmelidir.

Tutarlı bir demokratikleştirme süreci ancak böyle gerçekleştirilebilir!

***

4) Bir sergi açılışında Tophane'deki sanat galerileri biber gazlı, sopalı saldırıya uğradı!


Sanat etkinliklerindeki "demokratikleştirme(!)" için devletin herhangi bir önlem almasına gerek yok…

Sanatsever halkımız sanat galerilerini ve sergileri doğrudan "demokratikleştiriyor!"...

Ülkemizin daha demokratik bir yapıya kavuşabilmesi için Bekir Coşkun'a medya ile birlikte spor etkinlikleri, sanat galerileri ve parklar da yasaklanmalıdır!

ekongar@cumhuriyet.com.tr; www.kongar.org



--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Akıllı kimsenin lisanı kalbindedir. Düşünerek söyler.   Hz.ali (r.a.)  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Haberiniz olsun aman haaaaaa...3



http://sempozyum2010.com/?sayfa=Haber&id=6

İSTANBUL İLİM VE KÜLTÜR VAKFI

BASIN BÜLTENİ

9. Uluslararası Risale-i Nur Sempozyumu İstanbul’da Yapılıyor

Dünya, Risale-i Nur’un Işığında İnsanlığın Geleceğini Tartışıyor

Uluslararası Risale-i Nur Sempozyumlarının dokuzuncusu 3-5 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak. Sempozyumda, dünyanın dört bir yanından gelen bilim adamları, “İnsanlık Onuruna Lâyık Bir Geleceğin İnşasında İlim, İman ve Ahlâkın Yeri ve Rolü” konusunu müzakere edecek. Açılışı 3 Ekim Pazar günü Sinan Erdem Spor Salonunda yapılacak olan Sempozyum, 4-5 Ekim tarihlerinde WOW Otellerinde devam edecek.

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı (İİKV) tarafından düzenlenen sempozyuma ABD, Kanada, Hollanda, İran, Suudî Arabistan, Rusya, Nijerya, Hindistan, Filipinler ve Botswana’nın da aralarında bulunduğu 40’a yakın ülkeden 245 akademisyen tebliğ gönderdi. Bu tebliğlerden 100 kadarı Sempozyumda tartışılacak. Tebliğlerde, tüketim ahlâkı, kültür ve din farklılıklarından kaynaklanan problemler, sosyal adalet,  milliyetçilik gibi pek çok konu tartışmaya açılacak ve bu konularda uygulanabilir bir ilim, iman ve ahlâk modelinin esasları araştırılacak. Sunum ve tartışmalar simultane tercüme ile Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak izlenebilecek.

Kalenderhane Mah. Cüce Çeşmesi Sok. No:6 Vefa Fatih İstanbul  Phone:90212 527 8181 Fax:90212 527 8080

 Web site: www.barlaplatformu.org     www.sempozyum2010.com   E-mail: iikv@iikv.org


VE BAŞ FİTNECİNİN DİĞER HERZELERİ

Hedef  Türkiye
BOB'un Yeni Kur'anı
Fettullah Efendinin Gizli Yahudi Mezhepleriyle İttifakı
Papalığın Gizli Kardinali Fitnetullah Efendi
Fitnetullah Efendi CIA Bağlantısı
Fitnetullahlara Göre Hristiyanların Şehitliği de geçerliymiş
Fitnetullahçılık ve Diğer Şeriatçılar
Hedef Türkiye -2
Gerekirse Avukat Hatta Hakim Kiralayacaksınız!
Kur'an Hükümleri Çok Sert
Dinlerarası Diyalogdan Dinler Arası Düğüne
Fitnetullah Efendinin Heybeli Ada Maceraları
Hristiyanların Şehadeti de Geçerliymiş-2
Muhammed Allahın Resulüdür İbaresi Gereksiz miş!..
Nurettin Veren'in Anlatımıyla İçeriden Fitnecilik
Gözümüzü Açmalıyız, Gidişat Kötü..
VEEE NİHAT GENÇ'LE AYKIRI SORULAR
--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.   K.Atatürk  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Hayır dedikleri için çöpleri toplanmıyor



Hayır dedikleri için çöpleri toplanmıyor


Referandumda büyük bir çoğunlukla Hayır oyu çıkan Tekirdağ'ın iki köyünde 12 Eylül'den bu yana çöpler toplanmıyor.

12 Eylül Pazar günü yapılan Anayasa Değişikliği Referandumu'na kadar Tekirdağ-Çerkezköy Belediyesi tarafından çöpleri haftada 2 gün alınan Pınarça ile yine çöpleri haftada 1 gün alınan Yanıkağıl'da sandıktan HAYIR oylarının ezici bir çoğunluklu çıkmasının ardından çöpleri alınmaz oldu.

Her iki köyde de konteynırlar çöplerle dolup taşarken, köylüler "Referandumda HAYIR oyu verdik bu yüzden çöplerimiz alınmıyor. 12 Eylül'e kadar alınan çöpler şimdi neden Çerkezköy Belediyesi tarafından toplanmıyor. Referandumda HAYIR verdik hayrını görmedik. Şimdi cezasını çekiyoruz" diye sitemde bulundular.

Pınarça Köyü sakinleri, çöplerinin referandumdan beri toplanmadığını belirterek, "Eskiden haftada iki gün olmak üzere çöplerimiz Salı ve Cuma günü Çerkezköy Belediyesi tarafından alınırdı. Çünkü burası Belediye'nin mücavir alanı içinde yer alıyor. Fakat referandumun ardından çöplerimiz alınmıyor. Kaç defa müracaat ettikse çöplerimiz alınmadı. Pınarça halkı olarak vergimizi veriyoruz, sorumluluklarımızı yerimize getiriyoruz ama çöplerimiz 15 gündür alınmıyor" dediler.

Konteynırlardan taşan çöplerin halk ve çevre sağlığını tehdit ettiğini belirten köylüler, "Bizi Çerkezköy Belediyesi'nden kurtarın, Kapaklı'ya bağlayın. Bir müslüman bir müslümana bu eziyeti eder mi? Çöplerimizi elinde imkan varken 15 gündür almamak insanlığa, vicdana sığar mı?" dediler.

copler.jpeg

"Bir kamyon tutup çöpleri AKP İlçe teşkilatının önüne bırakırız"
Yanıkağıl Köyü Muhtar Vekili Kahraman ise, "Son 15 gündür ciddi şekilde çöp sorunumuz var. Referandumdan beri çöplerimiz alınmıyor. 2009 yılındaki yerel seçimlere kadar haftada 2 gün çöplerimiz alınıyordu. O seçimlerin ardından 1'e düştü şimdi ise referandumun ardından hiç alınmıyor" dedi. "15 gündür çöpler alınmadığı için konteynırlar doldu, taştı. Kokmaya başlayan çöpler nedeni ile ciddi sağlık sorunu yaşanmaya başladı" diyen Muhtar Vekili Kahraman, ikinci bir emre kadar çöplerin alınmayacağının Muhtara bildirildiğini kaydetti. Gerekçe olarak da bununla ilgili Encümen kararının olmadığının gösterildiğini belirten Muhtar Vekili Kahraman, çöplerin alınmaması nedeni ile ne yapacaklarını şaşırdıklarını ifade etti. Çöplerin artık halk sağlığını tehdit ettiğini belirten köylüler, "Eğer çöplerimiz toplanmaz ise bir kamyon tutup, çöpleri AKP İlçe Teşkilatı önüne götürüp, dökeceğiz" dediler.

Köylüler Tayyip Erdoğan’ın "Taraf olmayan bertaraf olur" sözünü hatırlatarak, şu anda bizi bertaraf etmeye çalışıyorlar dediler. Pınarça'da %75 civarında, Yanıkağıl'da ise %85 civarında HAYIR oyu çıktığını belirten köylüler, bu nedenle bu iki köyün cezalandırıldığını söylediler.

(soL - Tekirdağ)


--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ ALTINDAĞ  Biri bir koca görür rüyasında: Yüz lira maaşlı kibar bir adam. Evlenir, sedire taşınırlar. Mektuplar gelir adreslerine: Şen Yuva Apartmanı, bodrum katı. Kutu gibi bir dairede otururlar. Ne çamaşıra gidilir artık, ne cam silmeye; Bulaşıksa kendi bulaşıkları. Çocukları olur, nur topu gibi; Elden düşme bir araba satın alınır. Kızılay Bahçesi’ne gidilir sabahları; Kumda oynasın diye küçük Yılmaz, Kibar çocukları gibi.   Orhan Veli KANIK  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Hanefi Avcı terörist çıktı



29 Eylül 2010  Yılmaz ÖZDİL   yozdil@hurriyet.com.tr

Hanefi Avcı terörist çıktı

Yirmibeş sene önceki mevzuyu

Sabri Yirmibeşoğlu’na yıktılar...

Özal’ı öldürmüş.


*
Otuz küsur sene önce olsaydı, emekli korgeneral Mehmet Otuzbiroğlu diyebilirlerdi... Veya, maazallah 2004 senesinde filan yaşansaydı, Ogün Altıparmak’ın parmağı aranabilirdi.
*
Bu arada...
Elektriği AKP icat etti.
Ateşi AKP buldu.
Tarımı ilk AKP’liler yaptı.
*
Kennedy suikastını İsmet İnönü’nün işlemiş olduğu konusunda şüphelerim var. Ancak, Hiroşima’nın CHP işi olduğu kesin... Savarona’nın fuhuş yaparken yakalanan aşçısı Tom Amca’nın kulübesindeki el bombalarıyla, Nagazaki’dekinin seri numaraları aynı.
*
Yuri Gagarin ülkücüydü.
Anca uzaya çıkabildi.
Aya takunya dikenler AKP’li.
Jüpiter evet’çi.
Satürn, yetmez ama evet dedi.
*
New York’taki “ikiz” kuleleri vuranlarla, Sabancı’nın “ikiz” kulelerinde cinayet işleyen zihniyet, bizim muhalefetteki tek yumurta ikizi... Roma’yı yakan Neron değil aslında, Perihan kod adlı bi kadın... Brütüs’ü azmettiren ise büyük ihtimalle Profesör Mehmet Haberal... Robinson Crusoe’nun telekulağı Cuma ortaya çıkarmıştı bu bilgiyi, ordan biliyorum.
*
Apo’çiler BDP’li.
Tom Miks Jitemci.
Puik gazeteci.
*
Ne o? Niye ağız burun kıvırıyorsunuz? Garfield’ın, Cinderella’nın, Bugs Bunny’nin, Temel Reis’in darbe iddianamesine girmesine inanıyorsunuz da, Puik’lere niye inanmıyorsunuz?
*
Colomb Molomb hikâye mesela... “Okyanus Ötesi”ni en önce Başbakanımız keşfetti... 12 Eylül 1492’den taaa 518 sene sonra teşekkür edene kadar, hiç kimsenin bilmemesi ondan!
*
Mustafa Balbay, “küresel ısınmanın ne zaman Ergenekon’a yükleneceğini merak ediyorum” dedi; mahkeme başkanı “mümkündür” dedi. (Kutup ayılarına Kafes planında rastlamıştık.)
*
KPSS sorularını Süleyman Demirel’in ÖSYM’ye atadığı Arsen Lüpen’in arakladığı ortaya çıktı... Devletin en kilit noktalarında yıllarca görev yapan ve kitap yazarak, cemaat örgütünün emniyeti-yargıyı ele geçirdiğini açıklayan Hanefi Avcı, teröriste yataklıktan içeri alındı.
*
Tekerleği AKP’lilerin icat ettiğini söyleyenler ise, müfteridir, alçaktır.



VE BAŞ FİTNECİNİN DİĞER HERZELERİ

Hedef  Türkiye
BOB'un Yeni Kur'anı
Fettullah Efendinin Gizli Yahudi Mezhepleriyle İttifakı
Papalığın Gizli Kardinali Fitnetullah Efendi
Fitnetullah Efendi CIA Bağlantısı
Fitnetullahlara Göre Hristiyanların Şehitliği de geçerliymiş
Fitnetullahçılık ve Diğer Şeriatçılar
Hedef Türkiye -2
Gerekirse Avukat Hatta Hakim Kiralayacaksınız!
Kur'an Hükümleri Çok Sert
Dinlerarası Diyalogdan Dinler Arası Düğüne
Fitnetullah Efendinin Heybeli Ada Maceraları
Hristiyanların Şehadeti de Geçerliymiş-2
Muhammed Allahın Resulüdür İbaresi Gereksiz miş!..
Nurettin Veren'in Anlatımıyla İçeriden Fitnecilik
Gözümüzü Açmalıyız, Gidişat Kötü..
VEEE NİHAT GENÇ'LE AYKIRI SORULAR
--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ AKDENİZ ACILIYDI XI  Denizin sakladığı bir şey var Sevmek der kimi, Kimi unutulmak. Peki neden üşütür hep Bu ağustos gecesinde Karanlığın büyüklüğü? Beni düşünme, dedindi ayrılırken Düşünmüyorum ki Düşüncem sende kalmış.  Fazıl Hüsnü DAĞLARCA  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/