20 Temmuz 2026 Pazartesi

SÖMÜRGECİLERDEN MERHAMET BEKLEMEK: VAHDETTİN’İN MİLLETİ PASİFLİĞE ÇAĞIRAN TESLİMİYET VESİKASI

*SÖMÜRGECİLERDEN MERHAMET BEKLEMEK: VAHDETTİN’İN MİLLETİ PASİFLİĞE ÇAĞIRAN TESLİMİYET VESİKASI * Görsellerde yer alan bu önemli belge, Türk Tarihi açısından son derece kritik bir dönemece ait resmi bir devlet belgesidir. Erzurum ve Sivas Kongrelerini takiben Heyet-i Temsiliye’nin İstanbul Hükümeti ile haberleşmeyi kesmesinden sonra 20-Eylül-1919’da Padişah tarafından millete yayınlanan beyannameye aittir. Bu konu hakkında Atatürk’ün Nutuk’unun 94-96. sayfalarında açıklama vardır. Belge, Sivas Kongresi’nin (4-11-Eylül-1919) hemen ardından kaleme alınmıştır. Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki Heyet-i Temsiliye, Damat Ferit Paşa hükümetinin yıkıcı faaliyetlerine tepki olarak İstanbul ile tüm telgraf ve resmi haberleşmeyi kesmiştir. Bu durum İstanbul Hükümeti ve Saray üzerinde büyük bir baskı oluşturmuştur. Vahideddin bu beyannamede, Anadolu’da yükselen Kuva-yı Milliye ve kongre hareketlerini doğrudan sert bir dille suçlamak yerine, halkın/*"İzmir’in işgali karşısındaki haklı üzüntüsünü"*/ anladığını belirterek empati yapmaya çalışmaktadır. Ancak asıl amaç, Anadolu’nun İstanbul’dan bağımsız hareket etmesini engellemek ve otoriteyi yeniden Saray’da toplamaktır. Metinde sıkça/*"Avrupa kamuoyu"*/,/*"Büyük Devletlerin adalet duygusu"*/ ve/*"barış konferansı"*/ vurgulanmaktadır. Saray, Anadolu’daki silahlı ve diplomatik direnişin Batılı devletleri kızdıracağını ve barış masasında Osmanlı’nın aleyhine sonuç doğuracağını iddia ederek direnişi/*"asayişi bozan hareketler"*/ olarak nitelendirmektedir. *BELGENİN GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ* Belge No: 221 Genelkurmay Başkanlığı Şube No: 5534 Padişah Buyruğu (Beyanname-i Hümayun) Bugünlerde Anadolu’da ortaya çıkan durumların ve hareketlerin safhaları, bölgelerden gelen telgraflardan öğrenilmiştir. Bu durum, maalesef İzmir’in işgali ve onu takip eden acı olayların Anadolu Doğu Vilayetleri kaderi hakkında yayılan söylentilerin halkın düşüncelerinde meydana getirdiği üzüntünün sonucudur. Adı geçen olaylar ve söylentilerden dolayı bütün halkımızla beraber kalbimizde ortaya çıkan pek derin üzüntü ile devlet ve milletin haklarını koruma hususunda üzerimize düşen gayreti göstermek hepimiz için pek doğal ise de; şu önemli anda hükümet ve millete düşen görev, makul siyasi girişimlerde bulunmak ve genel bir dayanışma ile haklarımızı korumaya çalışmaktan ibarettir. Hükümetimizin takip ettiği siyaset sonucunda İzmir faciaları, Avrupa devletlerinin ve medeni milletlerin dikkatini ve sevgisini çekmiş; bölgeye özel bir kurul gönderilerek tarafsız bir incelemeye başlanmasıyla medeniyet hakkımızın ortaya çıkmakta bulunduğu ve Doğu Anadolu Vilayetlerine dair olan söylenti ve propagandalara karşı da hükümetçe her türlü girişimden geri kalınmayıp zaten milli birliğimizi bozacak hiçbir karar ve tedbir olmadığı halde; memleket içinde asayiş ve düzeni bozacak, hükümetin nüfuzunu zedeleyecek her türlü harekete kalkışmak ve millet fertleri arasında ayrılık ve nifak doğmasına yol açacak her türlü girişime kalkışmak devletimizin temel çıkarları ve hayatiyetiyle bağdaştırılabilir değildir. Bazı kimseler tarafından memleketin gerçek durumunun değiştirilerek, güya halk ile hükümet arasında bir muhalefet varmış gibi gösterilmesi hakkımızda Avrupa kamuoyunun yanıltılmasına, memleket çıkarlarının tamamen baltalanmasına sebep olabileceği gibi; her bakımdan üzüntü verici olan bu durum, kanuni şartlar dairesinde bir an önce yapılmasını arzu ettiğimiz seçimleri de geciktirerek barışın bir an önce gerçekleştirilmesini beklediğimiz bir sırada, toplanması kaçınılmaz olan Meclis-i Mebusan’ın (Millet Meclisi) toplanmasını geciktirecek ve bu yüzden hükümetin zorluklarını artıracaktır. Bugün bütün milletimden beklentim; durumun ve konumun hassasiyetini takdir ederek sükunet ve ölçülülüğü korumaları, kanun hükümlerine ve hükümetin emirlerine tamamen uymaları suretiyle memleketin düzenini bozacak hareketlerden kaçınmaları ve bu sayede yakında barış görüşmelerine davet edilecek Osmanlı Delegeleri Konferansı karşısında milletçe uyum içinde olarak varlığımızı kanıtlayabilmeleridir. Altı buçuk asırdan beri Avrupa dengesinde önemli bir unsur olan Osmanlı Devleti’nin birlik ve bütünlüğünü, mevki ve haysiyetini güvence altına alacak bir barışa yakında kavuşmamızı yüce Allah’ın lütuflarından ümit etmekteyim. Büyük Devletlerin adalet duygularının ve gerçeğe gittikçe nüfuz etmekte olan Avrupa ve Amerika genel kamuoyunun sağduyusunun bu ümidimizi güçlendirmektedir. Hükümetin her türlü iç zorluklardan uzak kalarak güçlendirilmesi ve memleketimizin her tarafında kanun hükümlerine harfiyen uyulmasıyla halkımızın, haklarımızın korunması konusundaki bu padişah buyruğumuzu tamamen hareket rehberi edineceğine eminim. Bu düşünce ve temiz emellerimizin memleketimizin her tarafına duyurularak yayılmasıyla, sadakat ve bağlılıklarından emin olduğum bütün milletimin bilgisine sunulmasını irade ederim. 24-Zilhicce-1337 - 20-Eylül-1335 (20-Eylül-1919) Mehmet Vahideddin 22-9-1335 Birinci Kolordu-yu Hümayun Komutanlığına Sadaret Makamınca (Başbakanlık) vilayetlere ve bağımsız livalara duyurulmak üzere tebliğ olunan Padişah Beyannamesi’nin sureti yukarıda çıkarılmıştır. Doğru harekete uymayı emreden bu şahane iradeye uymanın kurtuluşumuza vesile olacağı şüphesiz bulunmakla, işbu Hilafet makamının iradesinin Ordu-yu Hümayun mensuplarının en küçük ferdine kadar önemle tebliğ edilmesini rica ederim. Kolordularla Harbiye Nezareti (Savaş Bakanlığı) ve daireleri ile müfettişliklerine genelge olarak gönderilmiştir. Padişahın Başyaveri ve Harbiye Nazırı Süleyman Şefik 6338 Şube 1 *24/9/35* Üç Fırkaya ve Çatalca’ya aynen tebliğ edilmiştir. *BELGENİN TARİHİ ÖNEMİ * Tarihsel perspektiften bakıldığında bu durum, Milli Mücadele’yi yürüten kadro ile İstanbul’daki yönetim arasındaki en büyük zihniyet ve strateji kırılmasını gözler önüne sermektedir. İtilaf Devletleri’nin (özellikle İngiltere ve Fransa) Osmanlı topraklarını paylaşma planları (Sykes-Picot, Londra Antlaşması vb.) savaş sürerken çoktan gizli anlaşmalarla imza altına alınmıştı. Dolayısıyla bu güçlerden/*"adalet"*/ temelinde bir yaklaşım beklemek, rasyonel bir dış politika analiziyle bağdaşmıyordu. İstanbul Hükümeti ve Sultan Vahdeddin, devletin kurtuluşunu askeri bir direnişte değil, diplomatik bir uzlaşmada görüyordu. Onların gözünde, zaten çökmüş ve orduları dağıtılmış bir imparatorluğun Batı dünyasına karşı silahlı bir direnişe girişmesi, devleti tamamen haritadan silecek bir/*"intihar"*/ girişimiydi. Bu yüzden, Wilson İlkeleri’nin Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerin egemenliğini garanti eden maddelerine sığınarak, diplomatik masada ne koparılabilirse kâr sayıyorlardı. Anadolu’daki kadro (Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları) milletin azim ve kararlılığına, yani topyekûn bir halk direnişine güvenirken; Saray, askeri ve ekonomik gücü elinde bulunduran/*"Büyük Devletler"*/ ile iyi geçinmeyi tek gerçekçi yol olarak kabul ediyordu. Padişahın beyannamesinde geçen/*"Büyük Devletlerin adalet duygularının ve Avrupa-Amerika genel kamuoyunun sağduyusunun bu ümidimizi güçlendirdiği"*/ ifadesi, dönemin Amerikan mandası veya İngiliz muhipliği gibi teslimiyetçi fikirlerinin Saray nezdindeki yansımasıydı. Bu/*"adalet beklentisinin"*/ ve pasif diplomatik stratejinin ne kadar büyük bir yanılgı olduğu, yaklaşık bir yıl sonra önüne konulan Sevr Antlaşması (Ağustos 1920) ile acı bir şekilde tescillendi. İtilaf Devletleri, Osmanlı’ya hiçbir adalet ya da insaf payı bırakmamış; başkenti İstanbul’u dahi şartlı olarak bırakan, ülkeyi tamamen sömürge haline getiren bir metni imzalatmışlardır. Özetle; İstanbul yönetimi, çökmekte olan 650 yıllık devleti/*"Büyük Devletleri ürkütmeyerek"*/ masada tutmaya çalışırken; Anadolu, hakkın ve adaletin ancak askeri bir zaferle sahada kazanılabileceğini görmüştü. Tarih, adaleti Batı’dan bekleyenlerin değil, onu kendi gücüyle söke söke alan Milli Mücadele kadrosunun haklı olduğunu kanıtlamıştır. *KAYNAK * T.C. Milli Savunma Baknalığı Arşiv ve Askeri Tarih Daire Başkanlığı Askeri Tarih Belgeleri Dergisi Aralık 1954 (Sayı:10) Türk İstiklal Harbi’ne Ait Belgeler Tarih Gelecektir. M.K. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder