ORHAN KILIÇOĞLU: KAÇACAKSINIZ! HEM DE KARILARINIZI BIRAKARAK
7Ağustos2026
Kimler mi kaçacak?
Devleti ve Cumhuriyeti koruyacağına yemin edip yemin bozanlar!
55.600 insanımızın katiliyle anlaşıp Türk Devleti’ne tuzak kuranlar!
Milliyetçi- Ülkücü- Atatürkçü- Müslüman geçinip hainlerle saf tutanlar!
Bir de, üç- beş kuruş menfaat uğruna sosyal medyada yazdıkları küfürlü, yalanlı iğrenç yorumlarıyla vatanseverlere saldırarak namusunu pazara çıkaranlar!
Dünyaca ünlü Elhamra Sarayında, devletin ve milletinin geleceğini hiçe sayarak büyük bir israf ve debdebe içinde hayat süren İspanya- Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed, ülkesini hiç direnmeden 50 maddelik bir anlaşma ile ”Kirli İsabel”e teslim ettikten sonra kaçarken, İspanyolların bugün "ARAB'INAĞLADIĞITEPE" ismini verdikleri yere gelir ve bu tepeden gecenin karanlığında bir ışık topu gibi göz kamaştıran muhteşem Elhamra Sarayı’na son kez bakarken gözyaşlarına hâkim olamaz ve hüngür hüngür ağlamaya başlar.
Bu durumu gören Emir Ebu Abdullah Muhammed’in annesi Ayşe Sultan, oğluna hitaben tarihe geçen aşağıdaki sözleri söyler;
"Ağlama Emir ağlama!
Eğer zamanında zevki sefaya dalmayıp devletin için çalışıp, gerektiğinde erkek gibi savaşsaydın, şimdi kadınlar gibi ağlamazdın!"
SİZLERE SORUYORUM;
Dün, hiç direnmeden 50 maddelik bir anlaşma ile ülkesini ”KİRLİİSABEL”E teslim ettikten sonra kaçan Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed ile günümüzde Ermeni piçi Öcalan’la ….. Maddelik anlaşma yapanların ne farkları var?
İÇİMİZDEKİ BİR TAKIM CİDDİYETSİZ NANKÖRLERE VE İMPARATORLUK TORTUSU KRİPTOLARA DİYORUM Kİ;
“Şayet bugün Türk milletinin istiklâli ve istikbâli için mücâdele vermeyip sadece iktidar, makam, torpil, tayin, rüşvet, servet, ün, etiket, vurgun, ihâle ve dünyalık peşinde koşmaya devam ederseniz, yarın Granada Emiri Ebu Abdullah Muhammed’den de beter olacaksınız çünkü, Emir Ebu Abdullah Muhammed hiç olmazsa anası ve karısıyla birlikte kaçıyordu.
Bugün, milletin haklarını gasp ederek sırça köşklerde, saraylarda, yalı ve yatlarda yaşayıp,4- 5 ayrı yerden yüksek maaşlarla sülâle boyu zevk-i sefa içinde saltanat sürüp, raf ömrünü uzatabilme uğruna ise her türlü melânete başvuran siz hayat süren leşler! Biliniz ki yarın analarınızı, kızlarınızı ve karılarınızı yanınızda götürme şansınız olmayacağından, "ırzını ve namusunu arkasında bırakıp kaçan birer korkak" olarak tarihe geçeceksiniz!”
BU YAZIMIN HEDEFİNDEKİLER;
Türklüğe hor bakıp,20Milyona yakın yabancıyı, her biri ayrı bir işgâl gücü askeri olarak yurduma sokup, Türk’ü mülksüz, Anadolu’yu Türk’süz, nihayetinde ise Türk’ü devletsiz bırakmak için müstevlilerle işbirliği içine girerek, Türk milletinin istiklâline, dini ve namusuna, ormanları ve akarsularına, milli varlıklarına ve dahası tüm mukaddes değerlerine ihanet edenlerdir.
Sözlerim;
ABD ve İsrâil’in mümessili olduğu BOP projesinin Türkiye üzerindeki kirli emellerini,TERÖRSÜZTÜRKİYEKILIFI adı altında gerçekleştirmek için her türlü entrikayı çevirenleredir.
TÜRK MİLLETİ!
Ümitsiz olmayın!
Gevşemeyin ve asla yılmayın!
Gayreti, çabayı elden bırakmayın!
İmanınızı ve inadınızı zinde tutun!
Hain ve müstevli veledi alçakların tüm çabaları beyhudedir!
Anadolu’nun tapusu Türklere bizzat Allah tarafından kesilmiştir!
Bu tapu,9Eylül1922 de son bir kez daha yenilenerek kıyamete kadar baki kılınmıştır!
TÜRK GENCİ!
Yiğit olun!
Delikanlı olun!
Yiğitlik ve delikanlılık Türk’ün fıtratındandır.
Türk milletinden başka hiçbir milletten DELİKANLI çıkmaz.
"Delikanlı" kelimesi, dünyada Türk’ten başka hiçbir milletin lügatinde geçmez, yalnız Türk milletine has bir kelimedir.
Yaşım 80 lâkin imanım ve inadımla ayaktayım!
Biz büyüklerinizi örnek alın ve sizler de imanınız, gayretiniz ve inadınızla ayakta kalın ve direnin. Bugün kendilerinde otorite ve güç vehmedenlerin tamamı kartondan da zayıftırlar, hatta tuvalet kağıdı çürüklüğünde birer korkaktırlar.
SÖZÜN ÖZÜ;
Terörsüz Türkiye sözü, Türkiye’yi parçalamak için ortaya atılan bir yalandır, tuzaktır,ABD nin Türkiye’yi bölme projesinin milletimize yutturulmasıdır. Türk ve insan olan bu yalana inanmaz.
**Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordusu Artık Yok**
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordusu Artık Yok
*Yazan: Ercan Caner, 31-EKim-2016*
/Tarihte bütün bir vatanı, çok üstün düşman kuvvetleri karşısında son
bir avuç toprağına kadar karış karış kahramanca ve namusluca savunmuş ve
yine varlığını koruyabilmiş ordular görülmüştür. Türk Ordusu o cevherde
bir ordudur. Yeter ki ona komuta edenler, komuta edebilme vasıflarına
sahip olabilsinler./
/Gazi Mustafa Kemal Atatürk/
/
/
Orduya emir komuta edenler, kendi çıkarlarını birinci planda tutmaya
devam ettiği ve kendilerini korumayı tek hedefleri olarak görmeye devam
ettikleri sürece, fotoğraftaki görüntüler daima karşımıza çıkacaktır.
36 yıl şerefle üniformasını giydiğim Türk Silahlı Kuvvetleri
mensuplarının, Anıtkabir’e girerken üzerlerinin aranmasını kabul
etmiyorum. Bir asker, sorulduğunda kimliğini göstermek zorundadır, ama
tören üniformalarını giyerek, bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal
Atatürk’ün kabrine ziyarete giden askeri personelin üstlerinin metal
dedektörler ve meslektaşlarının elleri ile aranması kabul edilemez.
Bir Mehmetçik, ölüme giderken komutanının emirlerini kayıtsız ve de
şartsız dinleyecek ise, öncelikle ona saygı duymalıdır. Bu kural, emir
komuta zinciri içerisindeki bütün astlar için geçerlidir. Komutanına
saygısını kaybeden ast sorgulamaya başlar, sorgulama önce üstlere, sonra
da kuruma olan saygının yitirilmesi anlamına gelir. Oysa askerlikte,
savaş alanında emir sorgulanmaz, sorgulanırsa yenilgi kaçınılmazdır ve
çok acımasız olur.
anitkabir
Fotoğrafta üstleri aranırken görülen askerler, savunma mekanizmalarına
sığınarak; kendilerini askeri personelin aradığı ve bunun o kadar da
büyütülecek bir şey olmadığı kandırmacasına sığınıyor olabilirler.
Belirli bir saatte Anıtkabir’de tören üniformalarını giyerek yer alma
yönünde bir emir almış ve bu emrin gereğini yerine getiriyor da
olabilirler. Ama neler olup bittiğinin farkına vardıktan sonra, Gazi
Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi huzuruna, /ARANMIŞ/olarak çıktıklarında
neler hissettiklerini de merak ediyorum. Ve bütün askerlere Atatürk’ün
aşağıdaki satırlarda yazan sözlerini hatırlatmak istiyorum:
/Türkiye Cumhuriyeti yalnız iki şeye güvenir: Biri millet kararı, diğeri
en elim ve en güç şartlar içinde dünyanın takdirlerine hakkıyla lâyık
olma niteliği kazanan ordumuzun kahramanlığı; bu iki şeye güvenir.
Arkadaşlar! Kumandamız altında bulunan ordular, gerçekten kahramanlığına
güvenilir ordulardır. Bu ordular tarihte benzeri görülmemiş
kahramanlıklar, fedakârlıklar göstermiştir. Şanlı zaferler kazanmıştır.
Millet ve memleketin gerçekten minnet ve teşekkürüne hak kazanmıştır./
/Arkadaşlar, Türkiye en zayıf zannolunduğu bir zamanda en kuvvetli
olduğunu ispat etmiştir; ordusu sayesinde! Ordumuz vatan içinde zafer
kazanmıştır. Bu hâdise Türkiye’nin fevkalâde gücüne, yüce kararlılığına
ve ölmez varlığına en belirgin delildir. Düşmanın vatan içine girmiş
olması, düşman lehine birçok durum ve sebepler doğurur. Bütün bu
güçlükleri aşarak düşmanı vatan içinde mağlûp etmek, mahvetmek başlı
başına bir varlık, büyük bir kuvvet eseridir. Vatan içerisinde
mağlûbiyetin sonucu son derece fecidir, tehlikelidir. Bu gerçeği
doğrulayan yakın ve uzak tarihî örnekler çoktur./
/Gazi Mustafa Kemal Atatürk/
/Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kurucusu/
/
/
**https://www.sunsavunma.net/gazi-mustafa-kemal-ataturkun-ordusu-artik-yok/*
<https://www.sunsavunma.net/gazi-mustafa-kemal-ataturkun-ordusu-artik-yok/>*
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
*Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group *
:
ozgur-gundem@googlegroups.com
*Gruba üye olmak icin
To join the group *
:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
*Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder *
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
*Grup Sayfamız
Our Group Page *
:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
*Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish *
:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
*Yeni web sayfam
Our new website *
:
https://erkin.cc/
*Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.) *
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
Eski Bakan Veysel Eroğlu, 2008’de Anayasa Mahkemesi’nde görülen "AKP kapatma" davasında kararın nasıl değiştiğini anlattı:
"Bize bir haber geldi.
AYM üyeleri karar vermiş, parti kapatılacak ve bir Cuma günü ilan edilecekti.
Kapatma yönünde oy vermeyi düşünen Ahmet Akyalçın benim Afyon Lisesi’nden arkadaşımdı ama vesayetten dolayı görüşemiyorduk.
Tek çare Ahmet Akyalçın’ın ikna edilmesiydi.
Ahmet Akyalçın’ın kayınpederi de bizim Afyonlu mermerci Mehmet Halimoğlu.
Onu da tanıyorum.
Ben dedim ki, Mehmet Halimoğlu’na gidelim, damadını ikna etmesini isteyelim.
Kapatma davasının kararından 1 hafta önce Erdoğan’la bir açılış için Konya’ya gittik.
Orada İl Başkanlığı‘nda arka odaya geçtik, ses yapsın diye musluğu açtık, ‘Sayın Başbakanım, kapatmaya karar vermişler, tek çare böyle böyle bir şey var, eğer izin verirseniz ben gideyim, Mehmet Amca’yı ikna edeyim’ dedim.
O da ‘Git’ dedi.
Ben de sivil bir arabayla Mehmet Amca’nın mermer fabrikasına gittim.
'AKP kapatılırsa ne olur, sen iş adamısın' dedim, ‘Türkiye‘nin şeyi değişir’ dedi.
O zaman dedim damadına gideceksin ‘AKP'nin kapatılması kararında oy kullanırsan, seni evlatlıktan reddederim, kızımı da alıp giderim’ diyeceksin dedim.
Sonra Ahmet Akyalçın emekli olunca beni ziyarete geldi, ‘Bir gün kayınpederim geldi, benden ne istedi biliyor musun’ diye bu olayı anlattı, ben de bilmiyormuş ‘Ya öyle mi dedi’ falan dedim.
Kapatma davası ile Türkiye’nin önünü keseceklerdi."
Geometri zekayi aydinlatir ve akli dogru yola sokar. Onun butun kanitlari acik ve duzenlidir. Cok iyi duzenlendiginden geometrik mantik yurutmeye hata girmesi neredeyse imkansizdir. Bu nedenle surekli geometriye basvuran bir aklin hataya dusmesi cok nadirdir. Buna gore de geometri bilen kisi zeka kazanir. Eflatunun kapisinda asagidaki sozlerin yazili oldugu nakledilir: Geometrici olmayan evimize giremez.
~Ibn Haldun (1332–1406)~
- - - - - - - - - - - - - - - -
YILMAZ ÖZDİL : KADİM MESLEĞE SAHİP ÇIKILMALI …
“Avrupa fatihi Davos fatihi dünya lideri dokunmak bile ibadettir top oynarken Beckenbauer gibiydi karizmatik çok yakışıklı etkileyici bir yürüyüşü var ses tonunu çok beğeniyorum Allah’ın 300 yılda bir nasip ettiği lider çok tatlı bir insan nazik ve centilmen gözünün kılıyım yalarım kendisini parkasız Deniz Gezmiş olarak görüyorum kendisine aşığım iki erkek arasında böyle ilahi aşk olabiliyor anam babam çocuklarım feda olsun” diyenleri duymuştuk… En son “Allah çocuklarımın ömrünü alsın size versin” diyeni de duyduk.
★
Osmanlı döneminde tarifesi vardı bu işin…
Gönüllülük esasıyla değil ücret mukabili çalışıyorlardı.
★
Burnuna fiske vurma mesela fiske başına 20 paraydı.
Başına kabakla vurma her seferinde 20 paraydı.
Suratına tokat atma tokat başına 30 paraydı.
Oturduğu minderden aşağı yuvarlama latife başına 30 paraydı.
Suratına mürekkep veya kömür sürme 37 paraydı.
Bir salkım üzümü bir defada sapıyla beraber yedirme 40 paraydı.
Kafasını tokatlama tokat başına 40 paraydı.
Dişlerini birbirine çarptırarak leylek gibi çatırdatmak 60 paraydı.
Üzengisi olmayan haşarı beygire bindirip temaşasından memnun kalınırsa 300 paraydı.
Kuyruğu dışarda kalacak şekilde fındık faresini ağzına sokma 400 paraydı.
Bostan dolabına bağlayıp bir müddet su içinde durdurmak şartıyla bostan kuyusu içinde her devri 600 paraydı… Bu latife sırasında boğulup ölürse cenaze masrafı latifeyi yapana aitti.
★
Padişahımız efendimize devlet kapısına yüksek mevki sahibine yardakçılık yapan bir karakterdi tıynetti.
Ama aslında meslekti.
Loncası kahyası nizannamesi ücreti vardı.
★
(Rahmetli tarihçimiz Reşat Ekrem Koçu tee 50 sene önce Hayat Tarih Mecmuası’nda bu kadim mesleğin detaylarını ortaya koymuştu. )
★
Padişahımız efendimizin huzurunda küçücük minderlere otururlar saygıda kusur etmezler nabza göre şerbet verirler padişahımız efendimiz her ne söylerse söylesin hem başlarıyla hem sözleriyle fevkalade tasdik ederlerdi.
“Efendimizin yanlışı benim doğrumdan doğrudur” derlerdi.
Kavukları daima emme basma tulumba gibi yukarı aşağı hareket ederdi asla itiraz etmezlerdi.
★
Padişahımız efendimizin canı patlıcan çekmiş yapmışlar afiyetle yemiş “şu patlıcan ne güzel sebzedir yahu” demiş.
Dalkavuk derhal onaylamış “ağzınızın tadını biliyorsunuz haşmetlim şu patlıcan öyle lezizdir ki kırk çeşit yemeği olur tatlısı olur turşusu olur insan yemeğe doyamaz parmaklarını yer” demiş.
Ertesi gün…
Padişahımız efendimiz tersinden kalkmış çatacak yer arıyor.
Bir gün önce çok beğendi diye gene patlıcan pişirip sofrasına getirmişler.
Öfkeyle kükremiş bu sefer “ne bu yahu hergün patlıcan hergün patlıcan bari bir şeye benzese” diye bağırmış.
Dalkavuk atılmış hemen “valla haklısınız haşmetlim ne yemeği yemek ne tadı tat zaten kara kuru bir şey” demiş.
Padişah iyice öfkelenmiş “ulan sen değil miydin daha dün patlıcanı yere göğe sığdıramayan? Alay mı ediyorsun benimle?” diye haykırmış.
Dalkavuk sırıtarak eğmiş boynunu “aman haşmetlim yanlış anlaşılmasın” demiş “ben sizin dalkavuğunuzum patlıcanın değil”
★
Tam olarak böyleydiler.
Yağlar pohpohlar şakşaklarlardı.
Neşe saçarlar keyiflendirirler efendimizi kederden uzak tutarlardı.
★
Kahkaha Molla Latif Çelebi Sansar Ağa Sülün Bey Çıplak Kadı Kız Pehlivan Hacı Fışfış Hacı Şamandıra gibi lakapları vardı. Padişahımız efendimizi eğlendirecek yüzünü güldürecek lakaplar seçerlerdi.
★
E şimdi bakıyoruz…
★
Saray var.
Soytarıları var.
Fetvacıları var.
Kapıkulları var.
Mabeyinci var.
Çeşnicibaşı var.
Hekimbaşı var.
Devlette devamlılık esastır…
Dalkavuklara da kadro verilsin yazıktır…
Fotoğraf,İstiklal Savaşı ve 1922 yılındaki Türk zaferinin ardından Yunan
birlikleriyle birlikte Anadolu'dan çekilip Atina'ya tahliye edilen
Ermeni Lejyonu/gönüllü birliklerinin Atina'daki son törensel anlarından
birini belgelemektedir.
--
- - - - - - - - - - - - - - - -
Riskli ödüncün faizi yüksek olur.
~EGE CANSEN~
- - - - - - - - - - - - - - - -
BİR ŞİİR
Sana olan aşkıma
O şiir anlataçak
Belki bir şarkı olup
Senide ağlataçak
Hatıralar yükselsin
Nağmeler süzülen
Bir şiir yazıyorum sana
Taş gönüller titresin
O şiirin sesinden
hıçkırıklar kesilen
bir şiir yazıyorum sana BİTANEM
~Okan İLYAN~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 332. - 389 ]
~Bin bir tuzak kurarsın yolum üstüne
Adım atma yakalarım dersin bir de
Bir zerre var mı dünyada yönetmediğin
Neden asi dersin kendi yürüttüğüne?
ŞARAB: Arapça, içecek şey, anlamında bir kelime. Aşk ve mahabbet
anlamına kullanılır. Coşkun aşk halleri ki, bu durumdaki kişi aşkta
sadakat imtihanından geçer. Kemale erenlerin hali budur. Bu kelimeyle
ilgili bazı deyimler şunlardır:
Şaraphane : Melekût âlemi, kâmil arifin iç dünyası.
Şarab-ı Puhte: Yıllanmış, kıvamını bulmuş şarap. Her türlü kayıttan,
sınırlamadan kurtulmuş saf ve mücerred zevk.
Şarab-ı ham : Çiğ şarap. Dünyevî zevk ile karışık hayat.
Şarap-ı Tevhîd : Allahın zâtında mahvolup, her türlü maddî bağdan kurtulma.
İki türlü şarap vardır: Biri maddî, dünyevi, alkol ihtiva eden içilmesi
haram olan içki, ki bu insanı içince sarhoş eder. Diğer şarap ise, aşk
şarabıdır. Allahı sevmekten kaynaklanan zevkin sonucu olarak ortaya
çıkan bir tür mestlik, melankoli hâli. Sûfîler bu bakımdan, içmeden
sarhoş olanlardır, diye tanımlanır. Marifet, içmeden, manâ sarhoşu
olmaktadır. Her iki sarhoşta ortak bazı özellikler vardır. Bunlardan
biri, her ikisi için dış âlemin bir anlamı yoktur; sarhoşluk, her iki
grubu dış dünya ile alakalı bir takım ilgilerden kesmiştir, ikisi
arasındaki pek çok farktan bir diğeri de, şudur: : Mânâ sarhoşunda,
karaciğerden kaynaklandığı söylenen bir tür iç hararet, maddî şarab
içende bulunmaz.~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Türker Ertürk: 15 Temmuz darbesi diğer tüm darbelerden farklı
https://www.youtube.com/watch?v=hCq_vKg9Z-g
- - - - - - - - - - - - - - - -
Vestis virum reddit.
* * *
Adami adam yapan giydigidir.
~Latin Atasozu - (Quintilianus)~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Düşmanın içeriye giremeyeceği kadar mevziini mukavim (güçlü) yaparsan,
sende içinden çıkamayabilirsin.
MURPHY KANUNLARINDAN
Murphy kanunları ilk olarak 1949 yılında Captain Ed Murphy tarafından
"Anything that can go wrong will go wrong" "yanlış gitme olasılığı
bulunan bir şey, yanlış gider" olarak emrindeki proje yöneticisi George
Nicholsun yarattığı bazı durum ve tersliklerden mülhem olarak vazedilmiştir.
Zaman içinde pek çok kişi benzer terslikleri Murphy kanunu adı altında
listeye eklemiş, kurallar anonim bir hal almıştır.
1917 doğumlu Edward A.Murphy Jr.ABD Hava Kuvvetlerinde 1949da roketler
üzerine deney yapan mühendislerden biriydi.
İnsan üzerine ivmelenmenin etkilerini inceliyordu (USAF proje MX981).
Deneylerden biri pilot üzerinde 16 değişik noktaya akselometre takılması
gerekiyordu.
Sensör bir yapıştırıcı ile ancak iki türlü takılabiliyordu ve birisi 16
sensörün tamamını da yanlış takmayı becerdi.
Bunun üzerine Murphy, daha sonra kanun olarak nitelendirilecek ilk
söylemlerini bir basın toplantısında açıkladı.
Bir kaç ay içinde "Murphynin Kanunları" mühendislik sahasında çalışanlar
arasında yayıldı ve 1958de de nihayet Websterin sözlüğüne girdi.
- - - - - - - - - - - - - - - -
SANDIĞA NİYE GELMEDİN…
https://www.youtube.com/watch?v=cIriBwbxikk
- - - - - - - - - - - - - - - -
Gulu seven, dikenine katlanir.
~Anonim~
- - - - - - - - - - - - - - - -
De mortuis nil nisi bonum.
* * *
Oluler hakkinda sadece iyi seyler konusunuz.
~Latin Atasozu~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Untertan. »)
~Latin Atasozu~
- - - - - - -
<https://erkin.cc/Karikaturler/>
<https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/>
<https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/>
<https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/>
<https://erkin.cc/Karikaturler/> <https://erkin.cc/Karikaturler/>
<https://erkin.cc/Karikaturler/>
- - - - - - -
Viski-Cetin_Altan.mobi <https://erkin.cc/KitaKita/Viski-Cetin_Altan.mobi>
Fizik_102-Elektrik_Alanlari-I-II.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/Fizik_102-Elektrik_Alanlari-I-II.pdf>
Arthur_Conan_Doyle-Bocek_Avcisi.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Arthur_Conan_Doyle-Bocek_Avcisi.epub>
Patrick_Suskind-Koku.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Patrick_Suskind-Koku.epub>
H-B-Paksoy-Alpamis_Destani.pdf.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/H-B-Paksoy-Alpamis_Destani.pdf.pdf>
Sudaki_Iz-Ahmet_Altan.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Sudaki_Iz-Ahmet_Altan.epub>
Cengiz_Aytmatov-Cemile.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Cengiz_Aytmatov-Cemile.epub>
Yeraltindan_Notlar-Dostoyevski.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Yeraltindan_Notlar-Dostoyevski.epub>
ELS_4.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/ELS_4.pdf>
starbucks.docx <https://erkin.cc/KitaKita/starbucks.docx>
TIYATRODA_TARIHI_OYUNLAR_UZERINDE_Siyasal_Bir_Analiz_Denemesi.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/TIYATRODA_TARIHI_OYUNLAR_UZERINDE_Siyasal_Bir_Analiz_Denemesi.pdf>
Victor_Hugo-Sefiller_Cilt_1.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Victor_Hugo-Sefiller_Cilt_1.epub>
Alphonse_Daudet-Jack.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Alphonse_Daudet-Jack.epub>
Osmanli_Tarih_Oncesi_Runi_Paul_Lindner.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/Osmanli_Tarih_Oncesi_Runi_Paul_Lindner.pdf>
William_Shakespeare-Macbeth.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/William_Shakespeare-Macbeth.pdf>
ELS_22.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/ELS_22.pdf>
Franz_Kafka-Mavi_Oktav_Defterleri.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Franz_Kafka-Mavi_Oktav_Defterleri.epub>
Airport-Arthur_Hailey.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Airport-Arthur_Hailey.epub>
Arthur_Miller-Saticinin_Olumu_4.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/Arthur_Miller-Saticinin_Olumu_4.pdf>
Alexandre_Dumas-Tukiye_Is_Bankasi_Kultur_Yayinlari-Uc_Silahsor.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Alexandre_Dumas-Tukiye_Is_Bankasi_Kultur_Yayinlari-Uc_Silahsor.epub>
Muazzez_Ilmiye_Cig-Inanna_nin_Aski.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/Muazzez_Ilmiye_Cig-Inanna_nin_Aski.pdf>
Pasajlar-Walter_Benjamin.mobi
<https://erkin.cc/KitaKita/Pasajlar-Walter_Benjamin.mobi>
Dil_Nedir-Cahit_Sitki_Taranci.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/Dil_Nedir-Cahit_Sitki_Taranci.pdf>
Biyoloji.pdf <https://erkin.cc/KitaKita/Biyoloji.pdf>
Kanli_Nigar-Karagoz_Oyunu.doc
<https://erkin.cc/KitaKita/Kanli_Nigar-Karagoz_Oyunu.doc>
Emmanuelle_Marie-Beyaz.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/Emmanuelle_Marie-Beyaz.pdf>
The_Merchant_of_Venice-William_Shakespeare.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/The_Merchant_of_Venice-William_Shakespeare.epub>
Aziz_Nesin-Memleketin_Birinde.mobi
<https://erkin.cc/KitaKita/Aziz_Nesin-Memleketin_Birinde.mobi>
Necmettin_Sahiner-Sahitlerin_Dilinden_3.epub
<https://erkin.cc/KitaKita/Necmettin_Sahiner-Sahitlerin_Dilinden_3.epub>
Savas_Dincel-Ucurtmanin_Kuyrugu.pdf
<https://erkin.cc/KitaKita/Savas_Dincel-Ucurtmanin_Kuyrugu.pdf>
- - - - - - -
Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not
support the video tag. "> Your browser does not support the video tag.
"> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not
support the video tag. "> Your browser does not support the video tag.
"> Your browser does not support the video tag. "> Your browser does not
support the video tag. ">
- - - - - - -
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
*Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group *
:
ozgur-gundem@googlegroups.com
*Gruba üye olmak icin
To join the group *
:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
*Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder *
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
*Grup Sayfamız
Our Group Page *
:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
*Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish *
:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
*Yeni web sayfam
Our new website *
:
https://erkin.cc/
*Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.) *
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
Olcay Uyar: Girne Açıklarında batan Katamaran Muhabbeti:
Filo Jet Teknesi 26 yaşında. Daha önce Fransa ve Yunan Adalarında
kullanılıp kaza görmeden satılmış. Kapsamlı bakımı da 2018’de yapılmış.
1 gün önce fırtına vardı ve seyir yapılması yasaklanmıştı. Kazanın
olduğu gün ise fırtına geçti denilmiş. Fırtına geçti de sonrasında
fırtınanın kıyıya taşıdığı düzgün, uzun periyotlu ölü dalgalar (swell)
oluşur. Bu rüzgarın oluşturduğu dalgalardan farklıdır; rüzgar dursa bile
uzaklardan *SOLUMA* şeklinde gelmeye devam eder. Bu durumda baştan *BAM*
*BAM* vurur şeklinde yüksek sürat yapılmamalıdır. Denge o 2 kızakla
sağlanıyor. Yakıt ve su tankları da olan örneğin *İSKELE* kızak
ayrılırsa/su dolarsa gemi dengesi (stabilite) bozulur ve yan yatıp sonra
da batar.
Önemli olan *İNSAN* *HAYATIDIR*. Zamana uyalım da Zamanında varalım
önemli değildir.
Akgünler tipi tır taşıyan büyük bordo ve draftlı gemiler bu durumda 4
şiddetindeki denizlerde kalkabilir, ama Katamaran tipi deniz otobüsleri
kaldırılamaz. Yani o tekneye ölü dalgalar (swell) olduğundan
*KALKABİLİRSİN* denmemeliydi. Zincirleme hataların ilki önce buradan
başlıyor.
Teknenin bakım ve sörvey raporları Zamanında yapılmış mıdır? Yapılmışsa
ne Zaman, nerede ve kimler yapmıştır? Bunlarda seyre mani veya kısıtlama
var mıdır? Gemi havuzlaması, karina ve sancak/iskele kızakların kontrolü
ile tekne sörvey durumları ne Zaman yapılmıştır. Bunlar incelenmelidir.
Bunlardan geçmeyen bırakın yolcu almayı seyre dahi çıkamaz, işletme
ruhsatı da iptal edilir.
Bu tip tekneler uçaklara benzer, 3’lü pulman solda ve sağda koltuklar.
Denizde en iyi görülen renk Turuncu Can yelekleri de yolcu koltuklarının
altındadır. Bebek/Çocuklara uygun can şişme tipi can yeleklerinin
olduğunu da sanmıyorum. Bunlar Gemiyi Terk Ediyoruz, Can yelekleriniz de
koltuğunuzun altındadır. Panik yapmadan arka kapıdan arka sıralardan
başlamak üzere sırayla Gemiyi Terk ediniz gibi bir *ANONS* Genel *ANONS*
Sisteminden yolculara yapılmalı ve yolculara bilgi verilmeliydi.
İnsanlar can yeleğini giymeyi ve bağlamayı bilemeyebilirler. Ters
giyebilirler. Ters olursa Boyun kısmına gelecek kısım, boğaz bölümüne
gelir ve nefes almayı Zorlaştırır, ayrıca kaldırma kuvveti önde
olacağından suda ters dönülür. Mürettebat yolcular arasında en baştan
*GEMİYİ* *TERK* Komutuyla bunu da göstermeliydi. Gemiyi Terk ve arka
sıralardan başlanarak olacağı dediğim gibi *ANONS* edilmezse, insanlar
arka kapılara giderken birbirini ezebilir. Suyu gören Baş Çarkçı bunu
Köprüüstünde olan kaptana Önce Düşük Sürate geçelim ve sonra da Gemiyi
Terk verlmeli diye tavsiye ederek söylemeliydi.
Can sallarının bazıları otomatik açılmamış. Bazıları ise açılmış, ama
rüzgarla kaza yerinden ayrılmış. Yüzerek bu can salına yetişip
çıkılamaz. Bunları Mürettebat Kontrol ederek abramalıydı. İnsanlara
binecek duruma getirmeliydi ve yönlendirmeliydi.
Limandaki küçük sivil teknelere, Sahil Güvenliğe, Askeri Karakol Botuna
ve Helikopterler için Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri K.lığına haber
verilmesi ve ani reaksiyon sağlanması güzel. İyi ki gündüz meydana
gelmiş. Durumu denizde gözle Görmek çok önemlidir.
Yardıma gelenler örneğin büyük/yüksek güverteli Akgünler Feribotu
denizde yüzenlere el incesi atması bir şeyi değiştirmez. O el incesi ile
o gemiye çıkılamaz. Elleri kolları da keser. Can Simidi olan el inceleri
atılmalıydı. Denize vasıta indirilip onla toplanmalıydı. İnsanlar 8
metre yukarı Zaten yorgunlar ki tutunarak nasıl tırmansın?
Akgünler Feribotu acaba ters dönen gemiyi bordasına bağlayarak stopta
yedekleyebilir miydi ki sonradan dibe batmasın satıhta kalsın. Sonra
dalgıçlar arama kurtarma ve cenazeleri içinden alma yapabilsin. Şimdi
524 metre dipteki tekneye *IŞIN* Tipi Kurtarma Gemisi geliyor ki
soruşturma için Data Kayıt Cihazı ile içinde kalan cenazeler küçük
denizaltı şeklinde
*ROV*/*"*//*REMOTE*//**//*OPERATİNG*//**//*VEHİCLE*//*"*/ cihazı ile
kafes vs ile çıkarılabilsin.
Bu gemilerdeki mürettebatın da tam bilgili olduğunu sanmıyorum. Gemiyi
Terk Rolesinde kim ne yapacak şeklinde eğitimli/bilgili olduklarını ise
hiç sanmıyorum. Diğer gemilerden daha ucuza çalıştırılanlar işte böyle
olur, önce kendi *CANIM* der ve insan hayatı teslim edilemez.
Not: Bu teknenin daha önce Taşucu’nda karaya oturduğu ve bu su alan
iskele baş omuzluk kısmından yara aldığı, tamirinin teknolojik pahalı
olduğundan ülkede yapılmayarak ucuz işçilik için Yunan’a verildiği, 2
ince fiber arasında köpük olan tamir yerinden suyu bu nedenle aldığını
söyleyen tamiri kabul edilmeyenin videosu da vardır. Bu tip tamirlerde
klas altına düşülür. Maliyetlidir. Paradan kaçarsan da böyle batar.
Hayırlı Uyumalı Seyirler..
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
*Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group *
:
ozgur-gundem@googlegroups.com
*Gruba üye olmak icin
To join the group *
:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
*Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder *
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
*Grup Sayfamız
Our Group Page *
:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
*Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish *
:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
*Yeni web sayfam
Our new website *
:
https://erkin.cc/
*Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.) *
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
Bu Görüntünün *GÜVENLİKLE*Falan Alakası Yok...
Polis güvenlik birimi de, asker maliyeci mi?
Alakası yok.
Siyasete burnunu sokan orduya haddini bildiriyoruzla da ilgisi yok esasen.
Çünkü Ordu artık avuçlarının içinde.
Fetö onların eline öyle bir koz verdi ki, bin yıl tepe tepe kullanırlar
ve işe de yarar.
Dolayısıyla bu göröntünün orduyu kendi alanına çekme ile de bir ilgisi yok.
Bu tümüyle bir *İNTİKAM*uygulamasıdır.
Tümüyle bu ülkenin kurucusu büyük asker ve büyük önder Mustafa Kemal
Atatürk'ün şahsına ve onun hatırasına karşı yapılmış bir İNTİKAM
uygulamasıdır.
Daha da özü, Türk düşmanlarının Türklükten intikamlarıdır.
Bastırılmış duygularını tatmin etsinler bakalım.
Bu devran hep böyle devam etmez ya... Türkün aklı geç de olsa bir gün
başına gelir ya...
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
*Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group *
:
ozgur-gundem@googlegroups.com
*Gruba üye olmak icin
To join the group *
:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
*Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder *
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
*Grup Sayfamız
Our Group Page *
:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
*Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish *
:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
*Yeni web sayfam
Our new website *
:
https://erkin.cc/
*Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.) *
:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
Anlatayım.
Amerika çekiliyor.
Her yerden.
Ukrayna, Polonya, ve Baltık cumhuriyetlerini Avrupa'ya emanet ediyor.
Ancak, Avrupa'nın bu sorumluluğu taşıması ve üstlenmesinde sorunlar var.
Dolayısıyla Ukrayna, Polonya, Baltık Cumhuriyetleri büyük tehlikede.
Panik içindeler.
Uzak Doğuyu AUCUS ittifakına emanet ediyor.
Bu bağlamda Japonya ve Güney Korenin her anlamda önü açılıyor.
Tayvan konusu sıkıntılı, büyük olasılıkla barışçıl bir devir yapılacak.
Buna taraftar olan Tayvanlılar da var.
Ortadoğudaki Arap vassalları Medine İttifakına emanet ediliyor.
Daha önce Vietnam ve Afganistan'dan çekilirken olanlara bakarak, Kürt işbirlikçileri kurtarılmaya çabalanıyor.
Giderken yanında götürmek istemiyor.
Bunlara bundan sonra silah, para yardımı ve himaye yapmayacak.
Çerçeve Yasası ve bunun Türkiye dışında, Irak ve Suriye'de de uygulanacak olmasının sebebi budur.
Bölgede emir verebildiği büyük devletlerin hükümetleri Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, hatta Mısır bunu gerçekleştirmek için kullanılıyor.
İsrail ise ABD'den emir alan değil, emir veren bir ülkedir.
Bu nedenle İsrail'i kurtarmak, ya da korumak adına dahi olsa bir plan öneremiyorlar.
Yoksa İsrail'i de bölgedeki hasımlarıyla barıştırıp, öyle çekilmek isterlerdi.
Ne var ki, Judeo-Hristiyan nüfus ve hükümetteki etkileri sebebiyle, İsrail'i tükenene kadar desteklemek zorunda kalacaklar.
İsrail Amerikanın kaynaklarını tüketecek, ve bunu asla umursamıyorlar.
Çünkü, sonrasında Amerika bir posaya dönüştüğünde oradaki nüfusu İsrail ve Çin'e taşımayı hesaplıyorlar.
ABD'yi devlet tahvili ihraç ederek savaşlarını finanse etmek imkanını giderek yitiriyor.
Yaptırımlar sebebiyle dünyanın önemli bir bölümü ABD devlet tahvillerinden uzak duruyor.
ABD devlet tahvillerinin faiz giderek yükseliyor ve bu borç yükünün çevrilmesi giderek zorlaşıyor.
ABD nin çok uzak olmayan bir gelecekte, belki bir iki sene içinde temerrüde düşme ihtimali güçleniyor.
Bu günümüzde kimselerin hayal bile edemeyeceği şiddette bir küresel ekonomik buhrana sebep olur.
Bütün dünyada hazineler altın topluyor.
ABD'li karar vericiler bu nedenle kontrolsüz bir içe çöküşün, kontrolü ve minumum zararla sonuçlanması için KÜÇÜLME VE ÇEKİLME HAZIRLIKLARI YAPIYORLAR.
Rusya ve ABD çatışmalardan iyice yoruldu.
Bu nedenle taktik nükleer silah kullanımı lakırdıları var.
İşler her an kontrolden çıkabilir.
Yerel bir çatışma aniden küreselleşebilir.
Herhangi bir batı ülkesinde yaşanacak bir ekonomik buhran aniden küreselleşebilir.
Dünya kendini bir anda taktik nükleer silah kullanımından stratejik nükleer çatışma içinde bulabilir.
Büyük belirsizlikler var.
Ayı çıkabilir, taş düşebilir vb.
Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın en keyifle güldüğü espiri: Harf İnkilabı yapmışız, onu yaptığımız için de eski mirasımız gitmiş, bir gecede cahil kalmışız!
Asıl bunu söyleyenler cahil...
Siz hiç Türk Tarihini anlatan Osmanlı Kroniği gördünüz mü?
Hattileri, Frigleri, Urartuları, veya Sakaları/İskitleri, Hunları, Etrüskleri, Çoban kralları, Medleri yahut Hazarları Göktürkleri, Türgişleri, Büyük Selçukluları anlatan Osmanlı kroniği gördünüz mü?
Osmanlı tarihini bile Avrupalılar yazmıştı, sonradan da Cumhuriyet müverrihleri yazmıştır.
Dil Devrimiyle Türkler eğitime katıldı, okudu yazdı, meslek sahibi oldu, işi gücü oldu, Osmanlı’daki gibi cahil kalmaktan kurtuldu.
Dertleri milleti tekrar cahil yapmak ve Araplaştırmak.
Haberin başlığı bu: Irak'ın Şengal bölgesinde bulunan 2.200 PKK'lı terörist, Irak ordusuna katılacak. (Nedim Şener)
Irak'da PKK Irak ordusuna katılacak, Suriye'de katılacak, Türkiye'de katılacak, ama İran'da varlığını sürdürecek, ve İran devletiyle çatışmaya devam edecek.
Hem de Türk halkının olağan üstü tepkisine rağmen, hükumet ite kaka, bu planı uygulayacak.
Bu plan sizce kimin planı?
İkinci olarak dört bölgedeki ayrılıkçıların hepsine birden emir verebilecek, söz geçirebilecek ülke hangisi?
Türkiye mi?
Türkiye olsaydı bunu çok daha önce yapardı.
Peki şimdi ne değişti de Kürtler isyandan vaz geçti?
Gerçekten vaz geçtiler mi?
Misal Irak ve Suriye'de ayrılıkçı gerillalar organizasyonlarını koruyarak topluca, ayrı birlikler halinde mi katılım yapacak?
Yoksa PKK birimleri aynı yapıyı koruyarak mı, Irak ordusu komutası altına girecek?
Doğrusu bu işin okumasını yapmak zor.
Benim düşünceme göre, ABD Kürtlere artık kaynak ayırmak istemiyor.
Silah yardımı, bütçeden destek olmak istemiyor.
Çekip giderken onları yüz üstü ortada da bırakmak istemiyor.
Malum Vietnam'dan, Afganistan'dan çekilirken geride bıraktıklarının sonu hiç iyi ibret yaratmadı.
Yanında da götürmek istemiyor.
Çünkü, işbirlikçi de olsa mülteci istemiyor. Ayrılıkçı Kürtleri bir şekilde kendi merkez hükumetleriyle barıştırıp, onları kurtarma planı bu.
Evangelist hükümranlığına rağmen ABD hükumeti açısından İsrail aratık taşınamayacak bir yük haline geldi.
İsrail konusunda bocalamalar var.
Yüz üstü bırakırlarsa gerçekten de İsrail'in varlığı sona erebilir.
İsrail vatandaşlığı almaya hakkı olan en abartılı sayılar.
Total
pct
pmp
United States
12,000,000
50
Israel[f]
7,299,300
31
France[g]
750,000
3.2
Canada
700,000
2.9
Russia
600,000
2.5
Palestine[h]
442,700
1.9
United Kingdom[i]
410,000
1.7
Argentina
360,000
1.5
Germany
275,000
1.2
Ukraine
200,000
0.84
Brazil
180,000
0.76
Australia
160,000
0.67
Hungary
130,000
0.55
Ancak, İsrail'e Türkiye, Suriye, Irak gibi söz geçiremiyorlar.
Tam tersine, İsrail ABD'ye söz geçirebiliyor. Bu nedenle ABD İsrail'i himaye etmek adına bile olsa İsrail'e herhangi bir planı dayatamıyor.
Medine sözleşmesi, ayrılıkçı Kürtlerin kurtarılması planları gibi, İsrail'i komşularıyla barıştıracak bir plan bu nedenle yok.
Çünkü İsrail'i yöneten hükumet, halkın temayülleri, ve bütün bunları finanse eden küresel siyonist oligarkların böyle bir niyet ya da arzusu yok.
ABD açısından İsrail konusundaki çaresizlik, ABD'nin bölgeden çekilme planlarına köstek oluyor.
ABD'nde iç politikada judeo-Hristiyanların hakimiyeti bitmeden de bu durum düzelmeyecek.
Doğrusu Yahudilerin yüzyıllar içinde ilmek ilmek ördükleri bu yapıyı etkisiz kılmak neredeyse imkansız.
İsrail ABD'nin kaynaklarını, askeri, siyasi, ekonomik gücünü bir vampir gibi emiyor.
Ve bu böyle devam edecek.
Tüketecek, belki de bunu bilerek ve isteyerek yapıyorlar.
ABD'nin posası çıkınca büyük olasılıkla ABD'deki Yahudi nüfusu İsrail'e ve Çin'e taşımayı hayal ediyorlar.
Geride kalan Judeo-Hristiyanlar mı, onlar zaten GOYİM, yani görevleri İsrail için ölmek, çabalamak.
On yıllar değil, birkaç yıl içinde ABD'nin her anlamda ana karasına çekildiğini, içe kapandığını, hatta eyaletler arasında ayrılıkçı hareketlerin başlayacağını öngörüyorum.
ABD'nin İsraili de koruyamadığı ortaya çıktı.
Dahası, İsrail'i himaye etmeye çabalarken, Ortadoğu'daki askeri varlığını da yitirdi.
Bırakın kendi askerini, himaye vaat ettiği Arap vassalları da koruyamadığı ortaya çıktı.
Arap vassallar kendilerini ortada bırakılmış hissediyorlar, ve alternatifler arıyorlar.
Medine Anlaşmasının okuması budur.
Bu anlaşmayla sürekli olarak İran'dan dayak yiyen Arap vassalları emniyete almaya çabalıyorlar. Ve buradan da anlıyoruz ki, anlaşmaya taraf olan bütün ülkeler ABD emri altında olan rejimlerle yönetiliyor.
Hürmüz boğazını açıkken trafiğe kapattılar, ve şimdi de açamıyorlar.
Kapsamlı kara harekatı yapacak cesaret ve cüretleri de yok.
Mühimmat sıkıntısının yeni askeri harekatları kısıtladığı çok açık.
Uçak gemilerinin sayısı dünya hakimiyeti sağlamak için artık yetersiz kalıyor, onu da anladık.
Açıkçası ABD yenildi.
Henüz teslim olmadı.
Ancak, onurlu bir geri çekilme imkanı yaratmaya çabalıyor. Hürmüz Boğazını açmadan çekilirse, Amerika Birleşik Devletleri(ABD) hegemonyasına duyulan güven kaybı, devlet, askeri ve halkında büyük bir onur, gurur kırıklığına sebep olacak.
İran ise dersini çok iyi çalışmış, silahlanma hacmi, tarzı, yatırımları belli ki, bugünleri çok önceden gördüklerini, ve hazırlandıklarını gösteriyor.
ABD'yi bırakmıyor, savaşı sürdürmeye çabalıyor.
Belli ki, ABD'nin dayancının sınırlarına yaklaştını anlamış.
Son günlerde gerek ABD-İran çekişmesinde, gerekse Ukrayna-Rusya çekişmesinde giderek taktik nükleer silah kullanımı ciddi bir seçenek olarak konuşulmaya başladı.
Bu lakırdılar gerek Rusya ve gerekse ABD'nin savaşları sürdürebilecek takatının giderek azaldığını gösteriyor.
Açıkçası ABD çekilmeye hazırlanıyor.
Her yerden.
Çekilirken ortaya çıkacak boşluğu doldurmak ve yine de kendi lehine dengeler oluşturmak için çabalıyor.
Avrupa'dan çekilirken, Ukrayna ve Avrupanın kendi kendini savunabilecek hale gelmesine çabalıyor.
Her şeye karşın Ukrayna, Polonya ve Baltık ülkelerini gelecekleri belirsiz.
Çünkü, Avrupa'da sınırlarını, komşularını koruma iradesi ve çabaları yetersiz.
Ortadoğudan çekilirken Kürtler, Arap vassallar ve İsrail açısında olabildiğince kendi boşluğunu doldurabilecek yapılar oluşturmaya çabalıyor.
Bunun için yönetebildiği Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye gibi ülkelerin hükumetlerini kullanıyor.
Uzak Doğu'da özellikle Japonya ve Güney Kore'ye yol veriyor.
Artık Japonya açısından silahlanmada sıkıntı yok.
Malesef Tayvan'ı emanet edebileceği bir bölgesel güç yok.
Büyük olasılıkla Tayvan'ı barışçıl bir şekilde Çin'e terk edecekler.
Filipinler, Malezya gibi ülkelerin ABD himayesine ihtiyaçları yok.
Buralarda mevcut işbirlikçi rejimlerin korunması yeterli olacaktır.
Avustralya ile birlikte bu devletlerin kendi başlarına korunabilmesi ve emniyette olabilmesi için AUKUS ittifakı devreye alınmıştır.
AUKUS, Avustralya (AU), Birleşik Krallık (UK) ve Amerika Birleşik Devletleri (US) arasında Eylül 2021'de imzalanan üçlü bir savunma ve güvenlik paktıdır.
İttifakın temel amacı, Çin'in bölgedeki askeri ve ekonomik nüfuzuna karşı Hint-Pasifik bölgesinin güvenliğini ve istikrarını sağlamaktır.
Ekonomik olarak ABD'nin artık devlet tahvili ihraç ederek savaşları sürdürmesi imkanı kısıtlandı.
Ekonomik yaptırımlar sebebiyle pek çok ülke yüksek faize rağmen ABD bonolarını almaktan kaçınıyor.
Yüksek faiz ise orta vadede temerrüt riski yaratıyor.
ABD'nin temerrüte düşmesi ise hayal bile edilemeyecek kadar şiddetli, küresel sonuçlara sebep olur.
Doğrusu, ülkemizin kendi yerli ve millî cari açık ve bütçe açığı sorununu en ağır şekilde yaşarken, küresel bir ekonomik buhrandan sağ ve sağlam çıkabilmesi çok zor olacak.
Bu güne kadar işbirlikçi hükumetlerimize dayatılan AÇILIMLAR'IN sosyal dokuda yarattığı tepkimeleri anlamak gerekir.
Hükumetin ülkede yarattığı çeşitli cepheleşmeler, nifaklar, gerilimler de işini tuzu biberi.
Son on yılda giderek derinleşen, ve henüz dibini göremediğimiz ekonomik buhranın yarattığı toplumsal parçalanma da önemli.
Çok zor olacak ama, benim önerim, bir an önce iç cepheyi güçlendirmektir.
Bunun için hükumetin barışçıl ama kararlı şekilde iktidardan uzaklaştırılması ilk adım olmalı.
Eğer bir gün karşımızda duran organize, işbirlikçi, mafyöz cemaatler koalisyonu devrilirse, kurulacak ilk hükumetin ilk işi adalet reformu yapmak olmalı.
HSYK yüksek yetkilerle oluşturulmuş adalet mafyasını ayıklamalı.
Sonrasında adli sistemin eski dönemde işlenmiş bütün organize suçları teeek teek yargılaması sağlanmalı.
İkinci adımda yerel ve küresel ekonomik buhrana karşı gerçekçi ama halkı da önceleyen sosyal ve ekonomik programlar hayata geçirilmeli.
Halkın aile, apartman, mahalle, köy, ilçe bazında her seviyede yardımlaşmasını sağlayacak kurumlar, kurallar, yöntemler geliştirilmeli.
Amaç zenginleşme değil, aç, açıkta, sokakta, işsiz insanlara sahip çıkmaktır.
Çünkü önümüzdeki en az iki yıl çok ama çok ağır geçecek.
İflaslar, işsizlik, fakirlik, hatta açlık, mafyalaşma, karaborsa, vb. inanılmaz derecede hayatı zorlaştıracaktır.
Demokrasi iyidir, güzeldir, halkın temayüllerini göz önüne alan hükumetler üretmesi beklenir.
Bu güne kadar, darbe dönemlerinde bile halk istediğini almıştır.
Halk hastane istediyse hastane, okul istediyse okul, fabrika istediyse fabrika almıştır.
Doktor, ebe istemiştir, onu da almıştır.
Ancak, halk aynı zamanda din, iman, imam, cami, imam hatip, ilahiyat istemiştir ve onu da almıştır.
Dolayısıyla müslümanların etme bulma dünyası, Hinduların Karma ilkesi, benim gibi aklı, bilimi ve uzlaşmayı önemseyenler için etki-tepki ilkesi diyebileceğimiz bu dünyada,
Türk halkının kendi kazdığı kuyuya düşmüş olmasını zevkle izlemek gibi bir durumumuz olamaz.
Biz yine de, halkın içinde, yanında olmak, DAYANIŞMAYI, YARDIMLAŞMAYI, SEVGİYİ VE AKLI anlatmaya devam etmek durumundayız.
Şunu biri kez daha vurgulamak isterim, genelde bütün dinler, özelde İslam her zaman, her toplumda ikilik ve nifak yaratmıştır.
Özellikle belirgin şekilde çakma Yahudi imitasyonu olan İslam, erkeği kadına, Müslümanı diğerlerine, özgür bireyi köleye, takvası yüksek olanı eksik olduğu varsayılanlara üstün tutmuştur.
Ürettiği ahlak da, hukuk da bu ayrımları korumaya, denetlemeye yönelikdir.
Özellikle peygamberin daha ilk anda, üç beş müridi varken Kabe'deki diğer kabilelerin tapındığı, saydığı, sevdiği ilahlara ait sembolleri büyük bir fütursuzlukla, cüretle kırmış olması tarihe çok kötü bir örnek olarak geçmiştir.
Bunun yarattığı büyük infial Arap toplumunda ilk nifağa sebep olmuştur.
Peygamberi linç edilmekten, öldürülmekten, Tebbet suresinde yüzyıllardır lanet edilen amcası olmuştur.
O amca ki, gerçek adı Abdüluzza bin Abdülmuttalib'dir.
Ebu lehep diyerek küçümsemek, alaya almak için lakap takılmıştır.
Ve "Abdüluzza", o dönemin putlarından biri olan Uzza'nın kulu anlamına gelir.
Evet işte o amca buna rağmen yeğenini korumuş ve kurtarmıştır.
Nankörlüğe dikkat ediniz.
Sığındıkları Medine'de imzaladıkları Medine anlaşmasını da gerekçesiz ve tek taraflı olarak bozanlar da müslümanlardır.
Muhammed Tevbe suresini bunun için vaaz etmiştir.
Müslümanların kanı bitlenince onları konuk eden Medine halkını yağmalamak için Allah tarafında(?) izin ve emir gelmiştir.
Sonrası gazveler.
Gazvelerin hemen hepsi pusu, gece baskınıdır.
Hepsinin sonunda bir yağma, bir üleş, cariyelerin paylaşımı hikayesi vardır.
Müslüman toplumun komşusu olan halkların iki seçeneği kalmıştır.
Ya yağmanın nesnesi olmaya devam ederek tükenecekler.
Ya da Müslüman olarak yağmaya katılacaklar.
Hikaye budur.
Gassaniler, Bizans, Farisiler, Türkistan üzerine yapılan bütün savaşların amacı da, sonucu da budur.
Sonradan Müslüman olan Türkler ve Farisilerin de amaçları ve sonuçları budur.
İslam ahlakı genel hatlarıyla budur.
Diğer zararı ise din bilimin tam anlamıyla zıddır.
Din çoksa, bilim azdır.
Ya da tam tersi.
Bilim merak ve şüphe ister.
Din mutlak iman ister.
Bu nedenle dindar toplumlarda inovasyon azalır, diğer toplumlarla rekabet gücü azalır.
Yüzyıldır dış güçler teranesiyle avunuyoruz.
İngiliz'in, Fransızın düşmanları yok mudur?
Bin yıldır yüce dinimiz, lanet olası imamlar teranesiyle oyalanıyoruz.
Bir ideolojinin başarısız, akıl dışı olduğunu anlamak için kaç bin yıl ve kaç toplumda TEST edilmesi lazım.
İslamın, Araplarda 1000'li yıllardan itibaren, Fars ve Türklerde 1500'lerden itibaren kulvar dışına itildiğini anlayabilmek için feraset sahibi olmak mı lazım?
Günümüzde en kudretli İslam devletleri bile varlığını koruyabilmiş olmayı büyük bir zafer olarak görmekte ve halkına anlatmaktadır.
İran'ın uçak gemileri neden Karaiplerde, Uzakdoğuda değil.
Büyük güç, bölgesel güç, geleceğin süper gücü, oyun kuran, masayı deviren, son sözü söyleyen, yüce Türk devleti neden Amerika'dan emir alıyor.
Neden onun planlarını uyguluyor.
Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve vassal Arap devletler, Afrika ve Asyanın, Uzakdoğunun kudretli, yüz milyonun katlarıyla nüfusları olan devletlerin hükümetleri içinde neden işbirlikçi olmayan tek örnek yok.
Mekke anlaşması, Çerçeve Yasası kimin planıdır anlattık.
Önümüzdeki dönemi daha dindar olarak atlatamayız.
Bu bizi daha nifaklar, ikiliklerle, cepheleşmelerle daha da zora sokar.
Türk haklı bütün bu hayhuy içinde dinle de, İslam'la da yüzleşmek zorundadır.
Dinin yarattığı bütün olumsuzlukları, içinde barındırdığı çelişkileri, yanlışları gören, anlatan insanları dinlemeleri, izlemeleri, kitaplarını okumalarını kuvvetle öneriyorum.
Dinden çıkmak, hidayete ulaşmaktır, bir kusurdan kurtulmaktır.
Dindarlığı ile övünenler, şov yapanlar kendi kusurlarını sergiliyorlar.
Dindarlık asla bir erdem değildir.
Erdemlerin neler olduğunu sağ duyu sahibi herkes sezgisel olarak bilir.