2 Nisan 2012 Pazartesi

"TERMINATOR". ULKEYI VE HALKI YOK EDIYOR....

 



-------- Original Message --------
From:     mollaoglu <omolla12@yahoo.com>

2002  ile 2012 arasindaki  ekonomik mukayese degerlerine bakarsaniz, bir USTAnin nerelere nasil Mart kari yagdirdigini anlarsaniz.

Bunu anlamayanlar veya anlayamayanlar hem liboslar, hem ileri demokratlar, hem de donekler ile avantacilardir..

Tarih onunde mahkum olmuslardir, bu utanci hayatlari boyunca tasiyacaklardir.

 

Onlara sozumuz yok. Allah onlari bildigi gibi yapsin..

 

Bakin lutfen ekonomik gostergelerde neler nasil degismis.(Ref : Sozcu gazetesi)

 

Konu                                                     2002                      2012

 

1 kg et                                                   5.5 TL                   26 TL

1 kg ekmek                                            1 TL                      2,31 TL

1 litre benzin                                         1,66 TL                 4,61 TL

1 litre mazot                                          1,30 TL                 4,01 TL

USD                                                       1,52 TL                 1,81 TL

Devleti Borcu                                         242 Milyar TL        518 Milyar TL

Sicak para                                             6 Milyar USD         98,1 Milyar USD
Kredi Borclusu                                       1,6 milyon kisi       13,9 milyon kisi( Vay, vay, vay milleti bitirmisler be!!)

Tutuklu-hukumlu                                    59.000 kisi              120.000 kisi   

Cep telefonu konusma ucreti(%)             100                         242

Icki fiyati  (%)                                           100                         242(Milleti sahte icki ile oldurduler...)

Tuketicinin banka borcu                         6,6 Milyar TL          224,5 Milyar TL   

Dis borcumuz                                         129,6 Milyar USD    309,6 Milyar USD

 

DAHA NE OLSUN! DOKUNULMADIK BIR KOLTUK ALTIMIZ KALMIS. YAKINDA ORAYA DA TASALLUT EDERLER.  

 

BIZ YINE GOBEGIMIZI KASIYIP, BURNUMUZU  KARISTIRARAK GENCLERIMIZIN GELECEGINI CALAN BU GURUHA OY VERECEKMIYIZ???  

 

- YOK u iptal edecegiz dediler. YOK u bastaci yaptiler. Bir(1) oy alan yandasi rektor adayi olarak gosterdiler.

- Secim barajini dusurecegiz dediler, yapmadiler,

- Milletvekili dokunulmazligini kaldiracagiz dediler, kaldirmadilar.

- Tutuklu gazetecilerde DUNYA REKORLARI kirdiler.

- Yayinlanmayan kitap yuzunden gazeteciyi 375 gun iceri attilar..

- Ustunlerin hukuku yerine hukukun ustunlugu dediler.... Ebelerimizi aglattilar.

- 15 sene once gecekonduda otururken simdi USD milyardari olduler. AMA ALLAHIN SOPASI YOK. BU MILYARLAR YENEMEYECEK... 

 

 DAHA BINLERCE YAMUKLUK YAZABILIRIM, ANCAK ZAMANINIZI ALMAK ISTEMIYORUM.

 

SORUYORUM : BIZ BUNLARA LAYIKMIYIZ??

 

Sevgi, saygi ve kaygilarimla....

 

Vatandaş....

__._,_.___



DIN, IMAN, YALAN, DOLAN - Fwd: Ohoooo..

''Benim babam küçük esnaf ve sakallı olduğu için beni Cumhurbaşkanlığına layık görmediler.''
Yazııık, hemi de pek yazıık.
Nasıl da mağdur olmuş zavallılar.
Ahh bu laikler yok mu?
Herşey bunların başının altından çıkıyor.


-------- Original Message --------
Date: Mon, 2 Apr 2012 01:30:02 -0700 (PDT)
From: mollaoglu <omolla12@yahoo.com>


Ohoooo.. Gül'ün babası Üsküdar'da konak yaptırdı, âlem hala nerelerde dolaşıyor..


GÜL'ÜN BABASI OKUYUN ..
 
Abdullah Gül ve babası
 
 
Gel de üzülme... 
  
Abdullah Gül çok değil iki hafta önce Vakit Gazetesine ne demişti hatırlayın: 
''Benim babam küçük esnaf ve sakallı olduğu için beni Cumhurbaşkanlığına layık görmediler.'' 
Sakallı babanın Cumhurbaşkanlığına seçilmek için engel değil klasik bir AKP istismarı olduğunu Sayın Demirel'in sakallı babalarını hatırlatılarak çürütülmüştü. 
  
Geriye kalıyor zavallı esnaf istismarı. 
Heyhat, o da büyük bir çarpıtmaymış. 
Gazetelerdeki habere göre meğer Abdullah Gül'ün babası Ahmet Hamdi Gül beyefendi öyle zavallı bir esnaf filan değilmiş. 
Tersine kökleri 1972 ye dayanan bir şirkete ASTEKSAN ve 4000 metre kare kapalı alanı olan devasa bir fabrikaya sahipmiş.. 
  
Bitmedi... 
  
Abdullah Bey in zavallı dediği babasının İstanbul da da KITOKO iç ve dış Tic. LTD . Diye de ayrı bir şirketi varmış. 
Bütün bu şirketlerin Adana ve Romanya'da şubeleri bulunuyormuş. 
Abdullah Gül'ün babası fabrikasında ne imal ediyor?.. 
Şehir, park ve bahçe mobilyaları, çöp kutuları, otobüs durakları, aydınlatma elemanları ve reklâm bilboardları. 
  
Peki zavallı esnaf Hamdi Gül bunları nerelere mi satıyor? 
  
ASTEKSAN in internetteki web sayfasına bakalım... 
AAaaaa o da ne! 
42 AKP li belediyenin referansları var orada.&nb sp;
Keza İstanbul Büyükşehir belediyesine bağlı IETT ve ISTON da var.. bu  listede... 
Referans ne anlama geliyor.... 
ASTEKSAN 42 AKP li belediyede iş yaptı ve bitirdi anlamına geliyor.. 
Görüyor musunuz Abdullah Gül'ün zavallı esnaf babasını... 
Peki, bütün bu işlerin alınması ya da verilmesinde cumhurbaşkanı  Abdullah Gül' ün payı ya da katkısı var mı? 
Bunu ihaleye giren diğer şirketlere sormak gerek... 
İstanbul'un 2300 bilboardunu 5 trilyona Abdullah Gül'ün babası yapacak.. 
  
Şimdi soruyoruz... Abdullah bey, bunlara ne diyorsun..? 
42 AKP'Lİ belediyenin babana verdiği ihalelerin hesabını vermek durumundasın. . 
  
TURBANI, DINDAR CUMHURBASKANI HIKAYESINI VE 367 ISTISMARINI BIRAK - GEL, HESAP VER.... 
BABAN 42 AKP LI BELEDIYEDEN BU IHALELERI NASIL ALDI? 
BUNLARI TURBAN ISTISMARI YA DA CUMHURBASKANLIGI MAGDURIYETI MASALI ILE ORTEMEZSIN. 
 






* Vatanin bagrina düsman dayamis hancerini
   Yok mudur kurtaracak baht-i kara mâderini?

"Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budun, ilingin törüngün kim artati udaci erti?"

http://www.isteataturk.com/    
__._,_.___



EŞBAŞKAN BİZE DE BAK // Rifat Serdaroglu


Rifat Serdaroglu <rifatserdaroglu@gmail.com>

EŞBAŞKAN  BİZE DE  BAK…

Eşbaşkan Erdoğan  Suriye Dostları” adlı grubu İstanbul’da topladı. 70 ülkeden bir araya gelenler, Suriye’nin geleceği üzerine düşüncelerini  açıkladılar.
ABD dahil hepsinin tek amacı, Suriye Halkını demokrasiye kavuşturmaktı.(!) 
Tıpkı Libya’da, Mısır’da, Irak’ta olduğu gibi !...
Irak üç’e bölündü, Libya ve Mısır ise Şeriat Partilerinin kucağına düştüler.
Üç ülkede de iç karışıklık, etnik ve mezhep kavgaları her gün can almaya devam ediyor. Ne hikmetse, bu ülkelerin yer altı-yerüstü zenginlikleri ABD ve AB ülkelerinin oldu.   Ama olsun sonunda demokrasi  geldi ya !...

Dünyanın her derdiyle uğraşan değerli Eşbaşkanımız;
Yetti artık dünyayı kurtardığınız. Biraz da bize, yani kendi ülkenize bakın.
Siz dünya ile uğraşırken başımıza neler geldi neler;

*Sizin o, İran’daki din polisi kılıklı Enerji Bakanınız, Doğalgaza %18.72, Elektriğe %9.26 zam yaparak millete öyle bir kazık attı ki, sorma gitsin.
Değerli Eşbaşkanım, biz Türk Milleti olarak biraz safızdır. Bu yüzden sizin bu zamlardan haberiniz olmadığına inanıyoruz…

*Merkez Bankası verilerine göre;
2011 Şubat Ayı Protestolu Senet Adedi: 60.631    Tutarı: 326.323.085 TL
2012  Ocak Ayı Protestolu Senet Adedi: 80.151    Tutarı:  430.033.631 TL  oldu..
Eşbaşkanım; Bu rakamların Türkçesi; Millet senedini ödeyemez hale geldi demektir…

*Cari Açık 7 kat arttı;
88 yılda T.C Devletinin verdiği toplam Cari Açık: 44 Milyar Dolar.
AKP’nin 9 yılda verdiği Cari Açık Toplamı ise: 294 Milyar Dolar.
Eşbaşkanım; Türkçesi  yani sizin anlayacağınız,  ayvayı yemişiz…

*Dış Ticaret Açığı;
88 yılda T.C Devletinin verdiği toplam Cari Açık: 246 Milyar Dolar.
AKP’nin 9 yılda verdiği toplam Dış Ticaret Açığı : 502 Milyar Dolar oldu.
Eşbaşkanım; Bu rakamların Türkçesi  delik büyük, yama küçük demektir…

*Faize giden para;
88 yılda T.C Devletinin faize ödediği para: 150 Milyar TL.
AKP’nin 9 yılda  faize  ödediği  para           : 450 Milyar TL.
Eşbakanım; Türkçesi, ölmüşüz de ağlayanımız yok. Faiz “haram” olduğuna göre, öteki dünyayı da kaybetmişiz…

*AB’ye İhracat Azaldı;
2010 yılı Aralık ayında, tüm ihracatımızda AB’nin payı: % 45.2 idi.
2011 yılı Aralık ayında, tüm ihracatımızda AB’nin payı: % 41.7 oldu.
Eşbaşkanım; Türkçesi Avrupa’daki durgunluk bizi de vuracak…

Eşbaşkanım, Civanım delikanlım;
Bu kadarla kalsa iyi. Benzin fiyatları  2002 yılından bu yana TL bazında % 170 arttı. 1 kilo ekmek, 2002 de 1 TL idi. Şimdi 2.31 TL’ya çıktı. Sofradaki her dört lokmanın ikisi uçtu gitti.

Bu arada sizin “Çılgın Projeleriniz” vardı. Hatırlar mısınız, seçim öncesi yeni bir İstanbul kuruyordunuz.Kanallar, etrafında yeni kentler, yeni dünyalar oluşacaktı.  3. Köprüyü  yapacaktınız, ihale devamlı erteleniyor.  Boğazı denizin altından 2011 yılında geçecektiniz, Marmara Denizinde sosis gibi demir parçaları yatıyor…
Tüm bunları milletin hatırlamaması  için  kesintili eğitim, zorunlu din dersi, türban serbestisi yetmez.
En kısa zamanda Hilafetin yeniden kurulması ve 4 eş almanın serbest bırakılması gibi ses getirecek olayların gündeme sürülmesi gerekli olacak galiba…

Eşbaşkanım; siz bunları bir düşünün, danışmak isterseniz benim yerim belli,
yanyana gelmemize hiç gerek yok.  Siz beni twitleyin, ben de sizi feys’te dürteyim, uzaktan daha iyi anlaşırız…

Sağlık ve başarı dileklerimle  02 Nisan 2012

RİFAT SERDAROĞLU
rifatsedaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11


 



--   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .    Senatus Populusque Romanus  (S.P.Q.R.) Senato ve Roma Halkı  Latince Atasözleri   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .   Kurmus oldugum guruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir guruptur.  Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .    Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.  http://orajpoyraz.blogspot.com/  Dinlerin kitaplar1n1;  Okuyup anlayana 'ateist', Okuyup anlamayana 'dindar', Hem okumay1p hem de anlamayana, 'yobaz' denir.  Nikola Tesla 

1 Nisan 2012 Pazar

Fwd:VARDİYA BİZDE: Bilgilendirme: Balyoz Davası’nın çelişkileri

---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Vardiya Bizde <vardiyabizde@gmail.com>
Tarih: 1 Nisan 2012 21:29
Konu: Bilgilendirme: Balyoz Davası'nın çelişkileri
Kime:


Sayın Balyoz Davası takipçileri,


Balyoz Davası'nda, savcının mütalaası ile birlikte sona gelindi. Öyle görünüyor ki mahkeme resen bir mahkumiyet kararı vermeye doğru gidiyor. Ne var ki dava, içinde onlarca çelişki ve usul hatası barındırıyor. Ekli dosyalarda detaylari bulunmakla birlikte, gelinen son durumu özet olarak sizlerle de paylaşmak isteriz.


Silivri'de neler oluyor?

Veya

Neler olmuyor

Deliller hukuka uygunluk denetiminden geçmedi ve buna göre yargılamanın hangi delillere göre yürütüleceği tayin edilmedi.

Sahtelikleri aleniyet kazanmış olan ve 1.500'den fazla hatayı barındıran sözde deliller olduğu gibi kullanıldı. Tüm dosyadaki iddialar imzasız dijital verilerden oluşan 3 CD'ye dayandırıldı. Sanık savunmalarına hiç yer verilmedi.

Bu  CD'ler için savcı 2003 yılında hazırlanmıştır diye mütalaa verirken teknik olarak bu CD'lerin 2003 yılında hazırlanmasının imkansız olduğu defalarca tarafımızca kanıtlandı!

Amerikalı Adli Bilişim firması Arsenal Consulting'in analizlerine göre CD'deki en az 76 dokümanın son kaydının 2003'de yapılmış olması mümkün değil. Bu 76 doküman, ilk defa Microsoft 2007'ye dahil edilen Calibri fontuna ve XML Şemalarına referansta bulunuyor. Teknik olarak, bu belgelerin 2006 ortasından önce kaydedilmiş olmasına imkan yok.

http://cdogangercekler.wordpress.com/2012/03/27/balyoz-cdsinin-sahte-oldugunu-saptayan-raporun-turkcesi-ve-sahte-belgelere-ornekler/

Buna ek olarak Yıldız Teknik Üniversitesi'nde yapılan incelemede, Mart 2003'de oluştulmuş gibi gözüken Balyoz CDlerinin içinde Office 2007'ye ait olanaklar taşıyan 80 tane dosya tespit edildi.

http://cdogangercekler.wordpress.com/2012/03/28/yildiz-teknik-universitesinin-tespiti-cdlerin-2007den-once-hazirlanmis-olmasi-mumkun-degil/

Balyoz CD'leri üzerinde yaptıkları analizlerle CD'lerin 2003'de oluşturulmadığını tespit eden Arsenal Consulting'in Adli Bilişim uzmanları, Gölcük Donanma Komutanlığı'nda bulunan ve Balyoz belgelerini içeren 5 numaralı hard disk üzerinde yaptıkları inceleme sonucunda yine sahtecilik tespit ettiler. Spesifik olarak, Arsenal, tarihi geriye çekilmiş (en az) 120 dosya ve klasörün Samsung Sabit Diske kopyalandığını saptadı.

http://cdogangercekler.wordpress.com/2012/03/29/adli-bilisim-uzmanlari-golcukten-cikan-hard-diskte-de-sahtecilik-tespit-etti/

Bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri gidermek için bir düzenleme yapılmadı. Savunmanın hazırlattığı ilave bilirkişi  mütalaa ve inceleme sayısı 19'a ulaştı.  Ama bu ana kadar bunların hiçbirisi huzurda tartışılmadı. Mahkeme tarafından kabul edilmedi.

Anlaşılmaz şekilde savcılıkta "kaybedilen" Hakan Erdoğan bilirkişi raporu 15 ay gecikme ile dosyaya dahil edildi.

Huzurda dinlenen 30 kadar kamu tanığının tamamı sanıklar lehinde görüş açıkladı. Bu durumda mahkemenin bir karar ile yargılamayı sonlandırması ve delil yokluğundan davayı düşürmesi yerinde olurdu. Bu davada savunmanın tanıkları da tüm taleplere rağmen mahkemeye ısrarla çağırılmadı.

Mahkeme Başkanı tarafından sadece 50 sayfalık sözde delillerin başlıkları okundu. Delillerin içeriği veya niteliği mahkeme huzurunda tartışılmadı. Üstelik okunan başlıklar içinde Hakan Erdoğan bilirkişi raporunun adı dahi geçmedi. Halbuki bir tek Hakan Erdoğan raporu dahi bu davayı düşürecek nitelikteydi.

250 tutuklu sanığın hapishane şartlarında bu delilleri inceleme ve bunlardan kendilerine atılmak istenen suç veya unsurlarının ne olduğunu anlayabilme imkânı YOK. Okunan listenin bir kopyası da ısrarla talep edilmesine rağmen sanıklara verilmedi. Sanıkların başkanca okunan bu 50 sayfalık delil konusu başlıklarına karşı "diyecekleri de" alınmadı.

Savcı mütalaasında iddianamede ve toplu tutuklamada olduğu gibi, toplu ceza istedi. Sözde 1 numaradan, 365 numaraya kadar herkese eşit

15 ile 20'şer yıl arası

O zaman bu yargılamayı hiç uzatmadan mahkemenin resen bir mahkumiyet kararı vermeye doğru gittiğini anlamak için zeki olmaya gerek kalmıyor.

Silivri'de yargılama oldu mu ki sona gelindi? Yoksa 14 ay önce toplu tutuklamanın yapıldığı 11 Şubat gecesi hüküm verilmiş miydi?

Bu açıkça adil yargılamaya engel ve emrivakiler ile usul yasası esnetilmek sureti ile gelinen bir durum olarak görülmektedir. Bunun hiçbir şekilde kabul edilmesi mümkün değildir. Türk Milleti'nin de anayasanın da sayın mahkemeye bu şekilde bir yargılama yetkisi verdiğini düşünmüyoruz.


Saygılarımızla,


Vardiya Bizde Platformu


Web: vardiyabizdeplatformu.com

Twitter: @vardiyabizde

Facebook: http://www.facebook.com/vardiyabizdeplatform

POLITIK - Eğilmeyen 2 yazarı da attılar! - Rahmi Turan ile Özdemir İnce

Eğilmeyen 2 yazarı da attılar!
Necati Doğru

S

adece bunu yapabilirler.
Sadece gazetede yazdıkları köşelerden atabilirler.
Onları, okurlarından koparamazlar.

Susturamazlar.

Yazmaktan alıkoyamazlar.

Yarın olmasa da öbür gün bu 2 yazar, başka bir gazetede, başka bir yazı ya da söz ortamında yine yazmaya ve söylemeye davam edecektir.
Göreceksiniz.

Gazete yazarlığı 2 safa bölündü.

Cumhuriyeti savunanlar.

İktidarı yağlayanlar.

İktidarı etekleyen yazarlar gazetelerinde kalıyorlar.
Maaşları artıyor.
Her türlü desteği görüyorlar.
Baş köşeye konuluyorlar.
Yazıları okunmasa da sırf Başbakan'a yakın yazar olduğu için çok satan gazeteye transfer edilip yükseltiliyorlar.
Cumhuriyeti savunanlar ve "iktidarın yaptığı yanlışları sergilemeyi" eğilmeden, bükülmeden, satılmadan sürdürenler ise gazetelerindeki köşelerinden atılıyorlar.

 

Xxx

 

Rahmi Turan ile Özdemir İnce , "iktidarın yanlışlarını sergilemeyi sürdüren ve fikiri hür-vicdanı hür olarak cumhuriyeti savunan" yazarlar içinde yer alıyorlardı.

Özdemir İnce şair yazardır.

Şairler, görünmeyeni görürler.

Dile gelmeyeni dile getirirler.

Bilenler bilir; Özdemir İnce'nin "Savaş ve Barış" adılı uzun şiiri vardır.
Bu şiiri, 1967 yılında "Arap-İsrail 6 gün savaşı" patlayınca yazdı ve Ortadoğu tarihinin geleceğini, bugününü, yarınını anlattı.
(Kiraz Zamanı adlı kitabında var)  Bugün bu şiiri okuyunca şair Özdemir İnce'nin 1967 yılında Ortadoğu'da olanları 45 yıl önceden gördüğüne tanık olursunuz.
Aynı şair Özdemir İnce, yazılarına son verilen gazetesindeki köşesinde; Ortadoğu'nun geleceği ile ilgili olarak iktidarın, başbakanın ve yandaşlarının söylediğinin tam tersini öngörüyor ve  "Arap baharı sonrası Araplar, Türkiye'yi örnek alıyor sanmayın tersi gerçekleşiyor; Türkiye Mısır gibi oluyor.
Mısır'da ilkokula giden kız çocuklarının başını örtüyorlar"
diye yazıyordu.
Özdemir İnce, "İmam hatip ve İlahiyat Fakültesi mezunlarının yeri camilerdir.
Tıpkı askerin yerinin kışla olduğu gibi… "
diye yazan ve "Askerin kışlaya çekilmesini isteyenler, din adamlarının neden camilere çekilmesini istemiyorlar?" diye soran bir yazardır.
Böyle bir yazarın yazılarını önce haftada 1 güne indirdiler, sonra da tamamen kaldırdılar.

 

Xxx

 

Rahmi Turan da eğilmedi.

Hep cumhuriyeti savundu.

Hiçbir iktidarın borazanı olmadı.

Halkın sorunlarından hiç kopamadı.

Onun kadar "halkın duygusunu, düşüncesini, sevgisini, öfkesini en iyi şekilde tutabilen " çıkardığı gazetelerle ispatlamış bir genel yayın müdürü Türk basınına çok az geldi.
Gazetecilik tarihinde; bazılarının günlük satışı 1.
5 milyonu bulan 6 gazetenin; Günaydın (1 milyonu geçti), Tan (1.
5 milyonu geçti), Sabah (1 milyonu aştı), Meydan(450 bini buldu), Bugün (muhalefet yapan eski bugün 370 bini geçti), Gözcü (125 bini aştı)'nün kurulmasında görev alarak halkın okuduğu gazeteler haline getiren genel yayın müdürü Rahmi Turan oldu.

Size bir ölçü yazayım:

Rahmi Turan , Günaydın Gazetesi'nin genel yayın müdürlüğünü yaptığı sırada gazete el değiştirdi ve yeni sahibi o dönemin iktidarını (Turgut Özal'ın ANAP'ı) tutan Londra Borsa'sı zengini Kıbrıslı (Türk) İşadamı Asil Nadir oldu.
Asil Nadir, yeni patron olarak gazete üst düzey iki çalışanı; Kemal Kınacı ile Aydın Öztürk'ün (ikisi de bugün yaşıyor) bulunduğu bir toplantıda Rahmi Turan'a; "seni İngiliz sterlini ile milyoner yapacağım…" demişti.
Rahmi Turan da; "Memnun olurum fakat beni sterlin zengini edeceksiniz bunun bedeli ne olacak?" diye sormuştu.

30 gün geçti.

Bedeli belli oldu.

Asil Nadir, gazetenin patronu olarak; "şunun aleyhine yaz… şunun aleyhine yazma..
Şunu koruyan haberler yap… Şuna vuran haberler yaz…"
diye emirler göndermeye başladı.

Rahmi Turan, istifa etti.

İşte önceki gün Rahmi Turan gibi bir yazarın da köşesini kaldırdılar.

Saflar iyice keskinleşiyor.

 

--   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .    Siradan ogretmen anlatir,iyi ogretmen aciklar,yetenekli ogretmen yapar ve gosterir,buyuk ogretmen esin kaynagi olur.  William a.ward   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .   Kurmus oldugum guruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir guruptur.  Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .  Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.  http://orajpoyraz.blogspot.com/  Dinlerin kitaplar1n1;  Okuyup anlayana 'ateist', Okuyup anlamayana 'dindar', Hem okumay1p hem de anlamayana, 'yobaz' denir.  Nikola Tesla 

POLITIK - ONURUNLA YAŞAMAK KADAR BÜYÜK HÜRRİYET VAR MI ?



ONURUNLA YAŞAMAK KADAR BÜYÜK HÜRRİYET VAR MI ?

Kuşkusuz her generalin bir hikayesi var ama...


- CIA'YE TOKAT ATAN TÜRK'ÜN HİKAYESİ -

YER: Beyaz Saray / The Eisenhower Executive Office Building

TARİH: 16 Kasım 2006

OLAY: Türk Genelkurmayının ikinci başkanı olan orgeneral, Beyaz Saray'a davetlidir. Saray içindeki The Eisenhower Executive Office Building'de, Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dr. Jack Crouch ile görüşecektir.

Türk General belirlenen saatte giriş kapısında olur.

Ana kapıdan girerken selam durulması gereken generali iki CIA görevlisi karşılar ve x-ray aygıtından geçirir.

İşte fırtına tam bu anda kopar.

Generalin üniformasındaki metal düğmeler aygıtın alarm vermesine neden olur.

CIA görevlileri, nazik bir şekilde; "Efendim, üzerinizi aramak zorundayız" der.

Türk general de gülümser, geri döner ve aracına biner, gider...

*

ERTESİ GÜN...

Beyaz Saray görevlileri özür dileyerek Paşa'yı yeniden çağırır.

Türk Generalin yanıtı şu olur; "Mister Crouch buraya kadar zahmet etsin, otelde görüşelim..."

Mr. Crouch bir saat sonra oteldedir.

*

BİR YIL SONRA...

5 KASIM 2007

Beyaz Saray'daki Oval Ofis'e Türk başbakanı ile aynı general de davetlidir.

Son derece dar olan ofise ABD Devlet Başkanı ile altı kişi daha alınabilmektedir. Türk general, bir yıl önce kapıda üstü aranmak istenen Türk general, bu kez o odaya giren ilk Türk generali olacaktır.

*

DÖRT YIL SONRA...

11 ŞUBAT 2011

YER: İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi.

KARAR:
"...Duruşmaya katılan 133 emekli ve muvazzaf asker tutuklandı. Aralarında eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli orgeneral Ergin Saygun ve Korgeneral Nejat Bek'in de aralarında bulunduğu 29 asker hakkında ise yakalama emri çıkarıldı..."

*

Evet, tarihten kestik üstteki satırları.

Hikâyemizi noktalayalım, lâfımızı bağlayalım.

Üstte CIA'ya tokat atan, Oval Ofisi onurlandıran ilk Türk Generali Ergin Saygun Paşadır...

Mahkeme kararıyla aranmaktadır...

Bu kadar mı?

Bu kadar!

Gazeteci A. Çukurkavaklı, CIA'ya tokat atan Türk'ün öyküsünü "unutanlar" ve gelecek kuşaklar için kaleme aldı; tarihe bir envanter bıraktı..

Not: Bu yazı Şubat 2011 tarihinde yazılmıştı ve biliyorsunuz ki Ergun Saygun tutuklandı.

 

--   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .    Bu 3.Dünya savaşı! Kaçacak yer yok. Tüm dünya ateş hattında… ve katliama dur diyecek anahtar bu coğrafyada! Aman aşık olmayın celladınıza!  Banu AVAR   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .   Kurmus oldugum guruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir guruptur.  Ozgur_Gundem-subscribe@yahoogroups.com   . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .    Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.  http://orajpoyraz.blogspot.com/  Dinlerin kitaplar1n1;  Okuyup anlayana 'ateist', Okuyup anlamayana 'dindar', Hem okumay1p hem de anlamayana, 'yobaz' denir.  Nikola Tesla 

Fwd: Avukattan İhtarname :-)



-------- Original Message --------
From:     Sili Ozerdim <siliozerdim@gmail.com>

From: sakalar

Oku da bir avukat nasıl ihtarname düzenlermiş öğren bakalım… J

Bu ihtarnamede adı geçen avukat gerçekten de baroya kayıtlı.. araştırdık, kimlik bilgileri de doğru..

 Yani gerçek bu.. ağlasak mı gülsek mi…

 Hayırlı Cum'alar aziz mü'min kardeşim