31 Aralık 2010 Cuma

Re: [ISRATURK] Turk gazetelerine astronomik ceza

Dikkatinizi çekerim haberde kırmızıyla boyanmış cümlede durum kısmen açıklık kazanıyor.
Anlaşılan bir sürü doğru içinde biri iki yanlış varmış, mahkeme de işi buradan tutturmuş.
Bu yöntem Türkiye'de de çok güzel kullanılıyor.
On doğru içinde bir yanlış bulunca, oradan çullanıyorlar.
Verilen cezalar ise, çağdaş anlamda cezadan beklenen caydırma, islah etme, toplumu ve suçluyu koruma tedbirleri olma işlevinin çok ötesinde.
Bütün sermayesi birkaç yüz bin TL olan yerel bir gazeteye, yine birkaç yüzbinlira para cezası verirseniz, o gazeteyi idam etmiş olursunuz, ki idamın temyizi, infazı, indirimi, ve affı yoktur.
Saygılar.

On 30.12.2010 23:45, Mentes Azuz wrote:
 
Basin ozgurlugunu ne kadar savunuyorsam, yalan haberin
cezalandirilmasini da o kadar savunuyorum. -Mentes-
30 Aralık 2010 Perşembe 23:37

Türk gazetelerine astronomik ceza

Batı Trakya’da Türklerin çoğunlukta olduğu Gümülcine’nin Derbent köyündeki azınlık ilkokulunda öğretmenlik yapan aşırı milliyetçi müdür yardımcısı Hara Nikopulu’nun yalan haber yazdıkları gerekçesiyle haklarında dava açtığı iki yerel Türk gazetesi ağır para cezalarına çarptırıldı.

Yorgo KIRBAKİ/ATİNA

HERŞEY geçen ocak ayı başında Batı Trakya’daki “Rodop Rüzgârı” adlı internet sitesinde öğretmen Hara Nikopulu’nun Türk öğrencilere “Bana Allah’ın resmini çizin” dediğine ilişkin haberle başladı.

Yerel Türk gazetelerinden Birlik, Gündem ve Millet bu haberden yola çıkarak yayın yaptılar. Bunun üzerine Nikopulu üç gazete aleyhinde 1’er milyon euro’luk tazminat davaları açtı. Birlik gazetesi, mayıs ayında Yunan öğretmenle uzlaşmaya vardı. Gazetenin 30 mayıs tarihli sayısında Yayınlanan makalenin tümünün gerçeği yansıtmadığı kanıtlanmıştır. Gazetemiz ise yukarıda adı geçen köyde bulunan az sayıda kişinin dezenformasyonunun kurbanı olmuştur. Nikopulu’dan özür diliyoruz” denildi. Nikopulu, Birlik Gazetesi’ndeki davasından vazgeçerek, benzer uzlaşmalara gitmediği Gündem ve Millet gazeteleri aleyhindeki davalarını sürdürdü.

Öğretmen kahraman ilan edildi/_np/3911/12323911.jpg

Biri İskeçe diğeri Gümülcine’de bakılan iki ayrı davada, Batı Trakya’da gerek okul içi gerek okul dışı faaliyetleri ile yerel Türklerin tepki gösterdiği ve bu ders yılı başında görevinden alınarak Selanik’e tayin edilen, buna karşı, Yunan medyasının büyük bir bölümü tarafından “kahraman” gibi gösterilen Nikopulu’nun tazminat talebi haklı bulundu.

Haftalık Gündem Gazetesi 90 bin (150 bin euro’ya kadar ulaşabilir), Millet Gazetesi ise 60 bin euro para cezasına çarptırıldı. Bu arada Atina Akademisi, Büyük Derbent köyünde öğretmen iken “ulusal tutumu” nedeniyle Nikopulu’yu önceki gün “Gümüş Ödülü” ile ödüllendirdi.

Ağır ceza için ne dediler

Hürriyet’e konuşan Gündem gazetesi sahibi Hülya Emin “Mahkemenin öngördüğü tazminat, bizim ekonomik olarak altından kalkamayacağımız bir meblağdır. Mahkeme kararına tabii ki saygılıyız. Ancak unutulmaması gerek. Hukuk cezalandırmak için değil hakkaniyet ve eşitliği sağlamak için vardır” dedi.

Millet Gazetesi’nin ortaklarından Bilal Bodur “Astronomik bir ceza verildi. Bu şekilde azınlık basını susturulmak isteniyor” diye konuştu.

Birlik Gazetesi’nin sahibi İlhan Tahsin ise “İspat edemediğimiz bir haber için cezalandırılmamız normaldir, ama iki gazeteye verilen cezalar çok ağır” dedi.


Türk gazetelerine                                           astronomik ceza

 

__._,_.___
Recent Activity:
MARKETPLACE

Stay on top of your group activity without leaving the page you're on - Get the Yahoo! Toolbar now.


Find useful articles and helpful tips on living with Fibromyalgia. Visit the Fibromyalgia Zone today!


Hobbies & Activities Zone: Find others who share your passions! Explore new interests.

.

__,_._,___

--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak,düşünmek, zekayı eğitmektir.   Atatürk  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Bu film çok tartışılacak

Bu film çok tartışılacak
Said-i Nursi’nin hayatını anlatan “Hür Adam” filmi, tartışmaları beraberinde getirdi. Dün medya için gösterimi yapılan filmde, en çok dikkat çeken sahne “Atatürk ile tartıştıkları” sahneydi.
--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Ignorantia iuris nocet Hukuk bilmemek zarar verir.  Latin Atasözü  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

ÇÜÜÜÜŞŞŞ!

Cumhuriyet 30.12.2010

DÜNYADA BUGÜN

ALİ SİRMEN

Kim Ne Derse Desin

10 Yıl Tevkif Olamaz

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.

Her şeyin olabilirliğini, olmazın olamayacağını anlatmak için bulunmuş bir tekerlemedir bu.

Faşist diktalar da öyledirler.

Orada hiçbir şey olmaz değildir.

Her şey kitabına uydurulur.

Her şey hukuki bir kalıba sokulur. Yasama yoluyla ya da yürütmenin kararnameleri aracılığıyla yapılır bütün bunlar.

Böylelikle herkese her şeyin yasaya uygun olduğu kanıtlanacaktır. Öyle ya! Her şey çıkarılmış olan bir yasaya uygun yürütülmektedir. Ama her yasa, her hukuki karar hukukun özüne uygun değildir.

Ama “yaptım olur!” diye düşünürseniz, “yaptım oldu” sanırsınız.

Hani Bektaşi sormuş ya Hoca’ya:

- Hoca efendi aptessiz namaz kılınır mı?

- Haşaaa! demiş Hoca,

Gülerek yanıtlamış Bektaşi:

- Ama ben yaptım oldu!

***

Faşizmin hukuku aptessiz namaz misalidir.

Yaparsınız olur.

Ama nasıl olur?

Önceki gün bu sütunlarda, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 31.12.2010 tarihinde yürürlüğe girecek olan 102. maddesiyle ilgili olarak bazı ahvalde tutukluluk süresinin uzatılabileceği üst sınır ile ilgili olan tartışmaya değinmiştik. Ünlü ceza avukatı, eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan düzenlediği basın toplantısında, haklı gerekçelerini de sıralayarak bu sınırın azami 4 yıl olarak yorumlanabileceğini söyledi.

Ertesi gün gazetelerimizden birinde yayımlanan haberde, Yargıtay üyelerinin büyük bölümünün, kanunun maddesini yorumlayarak, bazı ahvalde tutukluluk üst sınırı konusunda 10 yıl dedikleri belirtildi.

Tutukluluğa gelmeden önce soralım:

- Her şeyden önce, bir ceza davası 10 yıl sürer mi?

Bir Yargıtay üyesi 10 yıllık tutukluluğun olabilirliğini savunursa, 10 yıllık dava süresini de savunuyor demektir.

Yani bununla Yargıtay üyelerinin bir bölümü şunu söylemiş olacaklardır:

- Biz, yargıç olarak, bu davayı bitiremiyoruz, sen biraz daha bekle bakalım içeride!

***

Demokrasilerde, değil 10 yıl, 4 yıllık tutuklama bile olamaz. Olursa bu yargısız infaz demokrasisi, aptessiz namaz hukuk sistemi olur.

O sisteme de demokrasi denmez.

Evet değil Yargıtay üyelerinin çoğunluğu, kim ne derse desin 10 yıl tutuklama olamaz.

Olursa da rejim demokrasi olamaz.

Hem rejim demokrasi olacak, hem de 10 yıl tutukluluk olacak diyenlere verilecek tek bir yanıt vardır:

- ÇÜÜÜÜŞŞŞ!

asirmen@cumhuriyet.com.tr

 

Oraj POYRAZ
 

30 Aralık 2010 Perşembe

Ağzı bozuk bir medya kabadayısı CNN Türk'te Atatürk'ü neredeyse Yahudi soykırımcısı ilan edecekti.

Ağzı bozuk bir medya kabadayısı CNN Türk'te Atatürk'ü neredeyse Yahudi soykırımcısı ilan edecekti.

Dün yazdım: Ağzı bozuk bir medya kabadayısı CNN Türk'te Atatürk'ü neredeyse Yahudi soykırımcısı ilan edecekti. Bu müfteriler merak edip dönemin gazetelerini inceleseler gerçeğin tam aksi yönde olduğunu göreceklerdi ama bunlara gerçek değil iftira lazım.
Şimdi 6 Temmuz 1934 tarihli Akşam Gazetesi'nde bu olayla ilgili haberi aktarıyorum:
Üst başlık ve başlık şöyle: Trakya'dan gelen Museviler/'Antisemitizm Türkiye Mataı (malı) Değildir'
'İsmet Paşa Meclis'te 'Böyle cereyanlara katiyen müsaade etmeyeceğiz'
dedi.'
Haberde özetle şunlar var:
'Son günler zarfında Trakya'dan şehrimize bazı Musevi aileleri gelmiştir. Bunların ekserisi Çanakkale ve Edirne'den bir kısmı da Gelibolu, Uzunköprü ve Lüleburgaz'dan gelmişlerdir (...) Gelen Museviler eşyalarını da birlikte getirmektedirler. (...) Şehrimize gelen Museviler bazı tazyikata (baskılara) maruz kaldıklarını ve bunun üzerine İstanbul'a gelmeğe mecbur olduklarını söylemektedirler. (...) Başvekil İsmet Paşa'nın beyan ettikleri veçhile bu hususta tahkikata başlanmıştır. Ayrıca Dahiliye Vekili Şükrü Kaya bey de mahallinde tahkikat ve tetkikat icrasına memur edilmiştir. Şükrü Kaya bey refakatinde Trakya Umumi Müfettişi İbrahim tali bey bulunduğu halde (...) yarın Trakya'ya hareket edeceklerdir.

İŞTE İSMET PAŞANIN KONUŞMASI

Başbakan İsmet Paşa, 5 Temmuz 1934'te TBMM'de yaptığı konuşmada Trakya'da Yahudilere karşı yürütülen çapulculuk olayları hakkında şunları söylemiştir:
'Arkadaşlar size bu günün fena bir hadisesini ara yerde arz etmek mecburiyetindeyim.
Trakya'da bazı Yahudi vatandaşların, kendi şikayetlerine göre mahalli tertipler yüzünden hicrete (göçe) mecbur olduklarını ve bazılarının da İstanbul'a hicret ettiklerini haber almıştım.
Türkiye'de her fert cumhuriyet kanunlarının emniyet ve muhafazası altındadır. Antisemitizm Türkiye metaı ve zihniyeti değildir. Vakit vakit hariçten bizim memleketimize girer ve derhal önüne geçilir. Bu fevarının (öfke kabarmasının) da böyle bir salgın olması muhtemeldir.
Böyle cereyanlara (akımlara) katiyyen müsaade etmeyeceğiz. (Alkışlar)
Hadiseyi, Ankara'ya gelir gelmez haber aldım. Verdiğim kati emirler üzerine bu cereyan tamamile durdurulmuştur. İstanbul'a gelen vatandaşlar yerlerine dönmekte serbesttirler. Mesuller mahkemeye teslim edilmiştir ve edilecektir.
Bugün Dahiliye Vekili'ni oraya gönderiyorum. Mütecasirler (saldırganlar) şiddetle tecziye edilecektir. (cezalandırılacaktır.)'

YA BUGÜNKÜ ANTİSEMİTİKLER?

Atatürk'ün başında bulunduğu devlet; Yahudilere açıkça arka çıkıyor; çapulcu takımına karşı şiddetli önlemler alıyor ve antisemitizmi (Yahudi karşıtlığını) açıkça kınıyor.
Daha da güzeli; o konuşmayı dinleyen milletvekilleri; antisemitizmi kınayan cümleleri alkışlıyorlar.
Böylece Atatürk dönemi Meclisi; ırkçı ve antisemitist olmadığını gösteriyor.
- - -
Bir de bugüne bakın...
Van münit çıkışı hangi kesimlere göz kırpmak içindi?
Mavi Marmara gemisiyle yapılan fetih seferi antisemitik kesimlerin işi değil mi?
Bugün İstanbul'da bile Yahudi yurttaşlarımız korku içinde yaşamıyorlar mı?
İsrail yurttaşları neden Türkiye'ye gelmekten vazgeçtiler?
Yahudiler, bugün CHP'lilerden mi yoksa AKP'lilerden mi korkuyorlar?
İktidarın yanaşmaları bir de buna baksınlar...

RIZA ZELYUT GÜNEŞ
Oraj POYRAZ

http://2023istanbul.com/haber/451/1934-trakya-olaylari-ve-gercek.html

--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Hiçbir komutan kendi hırsı için savaşa kalkmamalı.  Sun Tzu’dan Savaş Sanatı  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Halimiz ...

Halimiz ...

Memleket hali sorulur azgin donekten
Gecelim hak aramaktan, isten, emekten

Din diyorsan, dinin senin, ayaga dusen
Hocalar bahseder sana ruhtan, melekten

Satilmis ite kopuga bu vatan, ne gam;
Bir gun daha calalim biz kahpe felekten !

Insan bu, kimisi gelir aslan soyundan
Kimi, kahraman cikarir bitli sebekten

Imrali ayisi oynar, bizler calariz
Kurt'e hurriyet mi gelir boyle kelekten ?

Senin de ocagin kaynar elbet fukara
Ekabir firsat verirse kendi yemekten

Erbab-i yalak olmus hep erbab-i kalem
Karabas hic vazgecer mi yagli kemikten ?

Memleket neymis canikom, "yemekteyiz" biz
Mevla suzmus bunca salak, sanki elekten

Ah Filistin, diye aglar turbanli bacim;
Bikmadin mi el yurdunda yenen kotekten ?

Aman sacin gorunmesin, abdestim kacar !
Tum derdimiz ibarettir kildan, etekten.

Bosbakan ki, her lafinda ulke bolunur
Millet medet umar hala bu dumbelekten

Namik oldu, Fikret oldu; gurledi bu ses
Ey Levendi, sen de korkma "Yeter !" demekten.

***

saygilar
levent
Pam <levbaba@yahoo.com>

--
-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~
Bir şeye ait her şeyi öğrenin; her şeye dair bir şeyler bilin.


Van Dyke

oO-------------------------------------------------------------------Oo

http://orajpoyraz.blogspot.com/

RAKILI HİNDİ.

RAKILI HİNDİ...

Malzemeler:


5 Kilo büyüklüğünde bir Hindi,
Tuz,
Biber,
Zeytinyağı,
Soğan,
Domates,
1 Şişe rakı. (beylerbeyi veya Tekirdağ)

Yapılışı:

Hindinin içini soğan ve domatesle doldurun .
Biberi tuzu ekleyin ve üzerine biraz Zeytinyağı dökün
Ayçiçeği Yağı da kullanabilirsiniz). Fırını 250°C ayarında 10 dakika ısıtın.
Kendinize 1 duble rakı koyup için.
FIRIN iyice ısındıktan sonra Hindiyi bir tepsiyle birlikte fırına koyun.
Bunu başardıktan sonra kendinize 1 duble daha rakı koyup için.
Fırının Sıcaklığını 20 dakika sonra 300°C ye getirin ki Güzelce kızarsın.
Kızarırken 1 duble daha rakı için.
Yaklajjik yarim saat sonna hindiyi çevirin.
Bardağı bosjjverrip sissedenn 1-2 yudum daha icjin.
Yaklasik 30 dk.  sonra hindiyi kontrol etmek icjin sürünerek Allahın belası firina yaklajjin.
Bu arada elinnnissin yanmamasina tikkat edin.
1 rakıı daa ijin duble.
Onu yimmi dahhkada bi hindiden bi parcca izjirip tatina bakin.
1 kadejjcik daa icjin.
Firini hindiden jikkartmaa urrasin.
Bi yudum daa icjin icjine tükhürdümünn hayvanini disjarri cjekin.
Temiz bir yere pezle sacilan yağları zillin, ayaanisin kaymasina engel olamiyosanisss  düsjerken kafayi masaya furmamaaga çalışın.
Gidip accik yatip uzanin. Içine eddimin hindisini ertejiii gün mayonejjj ve 4 kişiyle birlikte hindijinizii asjjpirinle ve afijiiiyele yiiijiiinn..
(Sabah aspirin yerine buzluktan çıkmış votka, limon suyu ile aç karnına bir shot alternatifi de denenebilir.)


--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Her münakaşanın temelinde birisinin cahilliği yatar.   Louis d.brandeis  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

KRİSTOF KOLOMB'UN KILAVUZU

KRİSTOF KOLOMB’UN KILAVUZU

 

Artık şunu kesinlikle biliyorum ki; Ülkemizin en önemli sorunu ekonomi değildir, terör de değildir… BİLİNÇSİZLİKTİR!

Sosyal refahın, siyasi istikrarın, ekonomik kalkınmanın ve kültürel gelişmenin temelinde eğitim yatar. Eğitimsiz bir toplumda cehalet, yoksulluk ve anarşinin olması kaçınılmazdır.  Şükürler olsun ülkemizde okuma yazma oranı %95 civarlarındadır. Ama okur yazar olmak vatandaşlarımızın her gün araştırıp okuduğunu ve yeterli bir eğitimden geçtiğini mi ifade ediyor? En önemlisi de okuyanların ne okuduğu ve okuyanlara neler öğretildiğidir!

İşte, tarihten bir örnek:

Kristof Kolomb’un kendi el yazısı ile yazılmış, Amerika seyahat notları Paris’te “Bibliotheque Nationale” de, yani Fransız Milli Kütüphanesi’nde muhafaza edilmektedir.

Fransız amirallerden Dr. Charcot, 1928 yılında yayınladığı “Colomb Vu Par Un Marin-Bir denizci tarafından K.Kolomb hakkında görüşler” isimli eserinde, Kolomb’un kitabından şu cümleyi naklediyor:

“Rodrigo sıradan bir tayfa değildi. Osmanlı deniz kuvvetlerine mensuptu. Dinini gizlemek zorundaydı. Onun Müslüman olduğunu benden başka bilen yoktu… Geceleri pek az uyur, devamlı harita üzerinde çalışır ve hesaplar yapardı. Bu haritaların ve tuttuğu notların birer kopyasını çıkardım… Keşfin şerefini bir Müslüman’a kaptırmamak için açıklamadım…”

Dr. Charcot, Kolomb’un bu itirafını kendisi şöyle değerlendiriyor ve bütün dünyanın dikkatine arz ediyor:

“Amerika’nın keşfi şerefi Kolomb’a değil, Müslüman Denizcilere aittir!”

“Rodrigo” adı, Batı tarihlerinde öteden beri “Kolomb’un sağ kolu ve harita uzmanı” diye bilinmekte idi. Fakat Osmanlı Deniz Subayı olduğu ancak 1928 de yukarıda zikredilen yayın ile duyurulmuş oldu.(1)

1929 yılında Milli Müzeler Müdürü Halil Edhem Eldem, Topkapı Sarayı arşivlerinde Piri Reis’in haritasını buldu. Atatürk’ün özel ilgi ve emirleri doğrultusunda haritanın basımları yapıldı. Dünya bilim çevrelerine tanıtıldı ve tartışıldı…

Piri Reis haritasının önemi Amerika’nın doğu kıyılarını, Kolomb’un ayak bastığı toprakları göstermesi ve Piri Reis’in haritanın kenarına düştüğü notlardır. Bu haritanın kenar notlarında (Piri Reis’in el yazısı ile) “Rodrigo” adı aynen geçmekte ve O’nun büyük denizcimiz  Kemal Reis’in “Baş Tayfası” olduğu belirtilmektedir.

” Bunu Kemal Reis’in biraderzadesi diye meşhur, Hacı Mehmet’in oğlu fakir Piri 919 (1513) Muharremülharamında Gelibolu şehrinde yazdı, Allah ikisini de affetsin.”

Piri Reis, Kemal Reis’in yeğeni olup küçük yaştan itibaren denizlere açıldığı için Rodrigo’yu tanımaktadır…

Kristof Kolomb’un bu itirafını, neden okullarımızda öğrencilerimize öğretmezler ki? İspanya’ya karşı ayıp mı olacak?

1490’lı yıllarda İspanya’da Müslüman ve kütüphane katliamı yaşanıyordu… Museviler bile Osmanlı’ya sığınmıştı… İspanyollar, bir medeniyeti yok etmiştir. Şimdi de “Medeniyetler İttifakı” adı altında “insan hakları, demokrasi, kardeşlik” dersi vermeye çalışıyorlar!

Müslüman düşmanı İspanya adına denize açılan Kolomb’un haritacısı ve kılavuzu Rodrigo, Müslüman Türk kimliğini gizlemek zorunda kalmıştı!

Sanki bir güç, gerçek bilgilere ulaşmamızı istemiyor. Sadece kendilerinin sunduğu bilgilerle yetinmemiz gerektiği öğretiliyor…

Okumayan, araştırmayan, sorgulamayan, yorumlamayan ve yazmayanlar kendilerine sunulanlara biat ederek, gizli kölelik yaptıklarının farkına varmadan yaşadıklarını sanırlar.

YILMAZ KARAHAN

(1) Zafer İlim Araştırma Dergisi- Haziran 1990, Sayı: 162

image00211.jpg

Yasa, polis, savcı, mahkeme var, şimdi iş helvayı yapmaya geldi.

PANO

DENİZ KAVUKÇUOĞLU

Mehmet Pakdemirli Anlasın Diye!

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 25. maddesine göre, Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir”. “Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

26. maddesine göre, Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayınların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 19., Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 19., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddelerine göre uluslararası, anayasamızın 25 ve 26. maddelerinin de ulusal koruması altında olan düşünce ve düşündüklerini ifade etme ve yayma hakkı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Handyside v. United Kingdom (5493/72) kararındaişaret ettiği gibi, sadece hoşa giden düşünceler için değil Devleti veya toplumun herhangi bir kesimini inciten, şoke eden ya da rahatsız eden görüşler için de geçerlidir.

Diğer taraftan ifade özgürlüğünün işlevlerinden birisi tartışmaya yol açması olup konuşmanın huzursuzluğa yol açması ve hatta insanları kızdırması bu işlevin doğal sonucu ve hatta gereğidir. O önyargılara ve daha önce oluşmuş kanaatlere saldırabilir ve düşünceyi kabul ettirmek için alışılmadık önemli etkiler doğurabilir. Bu nedenle ve sınırsız olmamakla birlikte, ifade özgürlüğü sadece kamusal rahatsızlığın, kızgınlığın ve huzursuzluğun ötesinde ciddi ve somut bir zararın var olduğunun açık ve mevcut tehlikesi gösterilmedikçe, sansür edilemez ve cezalandırılamaz”.

***

Durum böyleyken bir üniversite rektörü bir olayı protesto etmek üzere toplanmakta olan öğrencilerin arasına girerek onları hangi hakla okuldan atmakla tehdit edebilir?

Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli bunu yapmış, öğrencilerin düşüncelerini toplu halde açıklama yapmalarına engel olmuştur. Bu hakkı nereden almış, bu gücü nereden bulmuştur? Rektörlük bir Ali kıran baş kesenlik makamı mıdır? Bu ülkede her dileyen anayasa hükümlerini keyfince çiğneyebilir mi? Birilerinin bu soruları yanıtlaması gerekmiyor mu?

Bakın, Türk Ceza Kanununun ilgili maddesi ne diyor:

Madde 115. - (1) Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan men eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Haydi, savcı beyler, savcı hanımlar, ne duruyorsunuz? Fiil de, fail de, kanun da ortada, haydi! Yoksa sizler de burasının bir hukuk devleti değil de guguk devleti olduğunu düşünenlerden misiniz?

***

AKP iktidarında üniversiteler yönetsel açıdan ilköğretim okulları düzeyine indirilmiş, öğretim üyelerinin ağızları kapatılmış, YÖK bir kukla tiyatrosu durumuna getirilmiştir. Üniversite öğrencileri özgürlükler ve demokratik haklar bağlamında koyun sürüsü düzeyine düşürülmek istenmektedir.

Sokakta ağzını açan öğrenci dövülmekte, gözlerine biber gazı sıkılmakta, tekmelenmekte, saçlarından sürüklenmekte, olmayacak cezalara çarptırılmaktadır. Aynı öğrenci ağzını üniversite bahçesinde açacak olsa bu kez de rektör tarafından okuldan atılmakla tehdit edilmekte, korkutulmakta, sindirilmektedir. Evrensel kabul gören toplumbilimsel terminolojide bu tür uygulamaların ortak adı faşizmdir. Faşizm ise bir insanlık suçudur.

Halk, bu iktidarın sırtına pılısını pırtısını, YÖKünü MÖKünü, rektörlerini mektörlerini, yandaşlarını mandaşlarını, yalakalarını malakalarını yükleyip ilk seçimlerde göndermelidir. Her gelen gün tek çarenin bu olduğunu bir kez daha göstermektedir. Dileriz, çok geç olmadan herkes görür.

--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Yaşamın ilginç yanlarından biriside; en iyinin dışında bir şey kabul etmeyenlere genellikle en iyiyi vermesidir.   W.SOMERST MAUGHAM  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Aman haa, alkol almayan(!) sürücülere dikkat....

Motorlu araçlar departmanı ve sağlık bakanlığının yaptığı son araştırmalara göre trafik kazalarının %23'ü alkol yüzünden meydana gelmektedir.

Bu da demektir ki kalan %77 oranındaki kazalar sadece çay,kahve,sodalı içecekler,ayran,meyve suyu ve bunun gibi berbat içecekleri içen aptallar tarafından yapılmaktadır.

Bu yüzden alkol almayan sürücülere dikkat etmelisiniz, çünkü üç misli daha fazla kaza yapıyorlar.

--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Militat omnis amans Her aşık bir savaşçıdır (Ovidius)  Latin Atasözü  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

BRITNEY SPEARS MÜSLÜMAN MI? - Laf ola beri gele...

BRITNEY SPEARS MÜSLÜMAN MI

Michael Jackson şehit mi oldu

Kamuoyunda Adnan Hoca olarak bilinen Adnan Oktar'ın Michael Jackson ve Britney Spears hakkında sözleri tartışma yaratacak. Oktar, geçtiğimiz günlerde Müslüman olduğunu açıklayan Snoop Dogg'ın dışında yabancı ünlülerin arasında pekçok gizli Müslüman olduğunu iddia etti. Adnan Oktar bu isimleri Britney Spears ve Michael Jackson olarak açıkladı. Adnan Oktar pekçok ünlünün Müslüman olduğunu açıklayamamasının nedenini mahalle baskısına bağladı. Oktar, Michael Jackson'un Müslüman olduğunun kendisine iletildiğini ve mahalle baskısı nedeniyle "aman açıklamayın" dendiğini anlattı. Michael Jackson'un Müslüman olduğu için "şehit edildiğini" de iddia etti.

Britney Spears'i "o kerata çok sevimli bir şey, çok şeker, tipi de çok tatlı kendi de çok tatlı" diye anan Adnan Oktar, Spears'ın baskılara maruz kaldığını, intihar etmeye teşvik edildiğini de söyledi.

İşte Adnan Oktar'ın o sözleri:



--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Amor omnia vincit *  *  * Aşk her güçlüğü yener.  Latin Atasözü  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/