51. Komando Tugayı'nın (yaklaşık 2.000 seçkin asker) Tunceli'den Aydın'ın Söke ilçesine —yani Sisam (Samos) Adası'nın hemen karşısına— yeniden konuşlandırıldığına dair haberler, Ege kıyı şeridindeki harekat duruşunda önemli bir tırmanışa işaret ediyor. harita ve şunu diyen bir yazı 'GREECE TOYPKIA こや (TURKEY) H0 TOYPKIA (TURKEY) 51st KOMANDO TUGAYI GARRISON ΦΥΛΑΚΙΟ Poyte ENATAION Snooyonas TUNCELIBRIGADEBAS BRIGADE BASE TUNCELI (NEW (NEWLOCATION) LOCATI ON) ΦΥΛΑΚΙΟ Mipjiro KARLOVASI ΣΑΜΟΣ (SAMOS) elevated pine EARTHM 塩 ΣΚΟΠΙΟΕΠΙΤΗΡΗΕΗΣ ΣΚΟΠΙΟ ΕΠΙΤΗΡΗΣΗΣ KARL OHAL VATHY Kenlowisa MIKPA ΑΣΙΑ (ASIA (ASIAMINOR) MINOR) GARONO TUNCELI TUNCELIBRIGADE BRIGADE ΦΥΛΑΚΙΟ ΦΥΛΑΚΙΟ 5 } 10 20 Kilometers 20 Nautical 2NauticalMiles Miles Greek Base Turkish Base Artillery Position Road Naval Patrol Route Naval Patrol Route P Surveillance Post Town Forest' görseli olabilirAnkara bu güç yeniden yapılandırmasını daha geniş kapsamlı bir savunma düzenlemesinin ve adaların askerileştirilmesine karşı diplomatik bir mesajın parçası olarak sunsa da, askeri açıdan bakıldığında, taarruz kapasitesine sahip komando birliklerinin Doğu Ege adalarının tam karşısına konuşlandırılması, ani müdahale veya sürpriz harekatlar için gereken süreyi doğal olarak kısaltmaktadır. Bu yer değişikliği, yüksek hazırlık seviyesine sahip ve özel eğitimli bir komando unsurunu Yunanistan'ın egemen topraklarına çok kısa bir intikal mesafesine getirerek, Sisam'daki Yunan savunma birlikleri için erken uyarı sürelerini daraltmaktadır. Ankara, Sisam gibi adaların Yunanistan tarafından askerileştirilmesinin, Yunanistan'ın Ege'deki egemenlik haklarını veya hukuki statüsünü geçersiz kıldığını savunmak için defalarca 1923 Lozan Antlaşması'na ve 1947 Paris Barış Antlaşması'na atıfta bulunmaktadır. Yunanistan ise Türkiye'nin 4. Ordusu'nun (Ege Ordusu) ve Anadolu kıyılarında konuşlu amfibi çıkarma araçlarının varlığını gerekçe göstererek, BM Şartı'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını koruduğunu savunmaktadır. Seçkin birliklerin hedef adaların tam karşısına konuşlandırılması, Atina'yı ada tahkimatlarını genişletmekten veya ortak savunma girişimlerini (örneğin "Aşil Kalkanı" projesi gibi entegre hava savunma mimarisi) sürdürmekten caydırmayı amaçlayan bir "gri bölge" baskısı işlevi görmektedir. Bu kara konuşlandırması, Doğu Akdeniz genelindeki daha geniş çaplı jeopolitik gerilimlerle paralellik göstermektedir: Türkiye, Doğu Ege adalarının hukuki egemenliğini doğrudan silahsızlandırılmış statüleriyle ilişkilendirmeye devam etmektedir; Atina ise bu tutumu, ulusal egemenliğin ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali olarak görerek kesin bir dille reddetmektedir. İstihbarat ve siyasi temsilciler kazara yaşanabilecek çatışmaları önlemek amacıyla perde arkası görüşmelerini sürdürürken, savaşa hazır birliklerin Anadolu kıyılarına fiziksel olarak kaydırılması, diplomatik diyaloğa rağmen yapısal gerilimin ciddiyetini koruduğunu gözler önüne sermektedir. Bu, Türkiye tarafından gerçekleştirilen açık bir provokasyondur; zira Türkiye, Yunan adalarının askerileştirilmesini savunma amaçlı bir gerekçe olarak öne sürerken, diğer yandan Yunan egemenliğindeki bölgeleri ilhak etmeye yönelik bir taarruz düzeniyle Anadolu kıyılarını askerileştirmektedir. ================================================ The reported redeployment of the 51st Commando Brigade (~2,000 elite troops) from Tunceli to Söke in Aydın province—directly across the narrow strait from Samos—marks a significant escalation in operational posture along the Aegean littoral. While Ankara frames this force restructuring as part of a broader defensive reorganization and a diplomatic signal against island militarization, from a military standpoint, staging offensive-capable commando forces directly opposite Eastern Aegean islands inherently lowers the timeline required for rapid-reaction or surprise operations. The relocation places a high-readiness, specialized commando element within minimal transit time of the Greek sovereign landmass, compressing early-warning thresholds for Greek defensive garrisons on Samos . Ankara repeatedly cites the 1923 Treaty of Lausanne and 1947 Paris Peace Treaty to argue that Greek militarization of islands like Samos invalidates Greek sovereignty rights or legal standing in the Aegean. Greece maintains its inherent right to self-defense under Article 51 of the UN Charter, citing the existence of Turkey's 4th Army (Army of the Aegean) and amphibious landing craft stationed along the Anatolian coast. Deploying elite units directly opposite target islands serves as "gray zone" pressure, designed to deter Athens from expanding island fortification or proceeding with joint defense initiatives (such as integrated air-defense architecture like the Achilles Shield project). This landward deployment runs parallel to broader geopolitical friction across the Eastern Mediterranean: Turkey continues to link the legal sovereignty of Eastern Aegean islands directly to their demilitarized status, a position Athens firmly rejects as an explicit violation of national sovereignty and territorial integrity. While intelligence and political representatives continue backchannel talks to prevent accidental kinetic engagements, the physical movement of combat-ready units to the Anatolian coast underlines that structural tension remains acute despite diplomatic dialogue. This is a clear provocation by Turkey, while it sites militarisation of Greek islands for defensive purposes it militarises the Asia Minor coast with an attack formation to annex Greek sovereignty. https://www.facebook.com/photo/?fbid=3020865904922317&set=a.153109168364686 - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
Benim zaman içerisinde guruplarda yayınlamış olduğum epostalardan bir demet bulacaksınız
17 Eylül 2026 Perşembe
Bugün Kıbrıs savaşı sürerken yaşanan ilginç bir olayı aktarmak istedim.
Bugün Kıbrıs savaşı sürerken yaşanan ilginç bir olayı aktarmak istedim.
Çünkü başka bir kaynakta yazmaz, not düşülmüş olsun.
İlk harekât tamamlandığında Türk ordusu Girne civarındaki çok küçük bir cep içinde sıkışıp kalmıştı.
Türk ordusunun Ada'ya müdahale ettiğini gören yerli mücahitler, Kıbrıs'ın geri kalan kısmında Rum tarafıyla savaş pozisyonuna geçmişlerdi.
Fakat personel, silah ve cephane yetersizliğinin sonucu olarak, Türk ordusunun müdahale edemediği tüm alanlarda teslim olmak zorunda kalmışlardı.
*
Teslim olan mücahit gruplarından birisinin içinde, aktaracağım olayda esir düşen bir Kıbrıslı Türk de vardı.
Sekiz/on kişilik bu mücahit grubunu esir alan Rumlar, bunları yürüyüşle belli bir merkeze intikal ettirmek üzere iki kişilik bir unsura teslim etti.
Bu iki kişilik unsurun komutası, bir Yunanistanlı askere verilmişti.
Yanına daha alt rütbeden bir Kıbrıslı Rum vermişlerdi…
*
Türk esir grubu yürüyüşe başladıktan hemen sonra Kıbrıslı Rum, Yunan komutana (Kıbrıslıların tâbiriyle) mızır olmaya başladı:
- Türkler şu anda kardeşlerimizi vuruyorlar, kesip biçiyorlar.
Biz bu sıcakta bunları yaşatmak için niye ter döküyoruz ki ?
Vurup bir çukura atalım. Savaş durumundayız kim hesap soracak, niye bunlar için eziyet çekiyoruz ?..
*
Bu sahneleri bana aktaran mücahidin de aralarında yer aldığı esir grubu, Kıbrıslı Rum'un yaptığı çıkışları kaygılı gözlerle izliyordu.
Kaygılarını artıran nokta, Kıbrıslı Rum'un yaptığı ısrarlı çağrılara Yunan komutanın herhangi bir yanıt vermemesiydi…
*
Mücahitlerin hepsi de birkaç dakika sonra ne olacağını bilmeden perişan, ter içinde yol almaya çalışıyor, Rum asker de esirleri imha etmek üzere yaptığı çağrıları sürdürüyordu.
Sonunda Yunan subay tabancasını yerinden çıkardı ve…
*
Bundan sonrasını konuştuğum kişi şöyle anlattı:
- Zrranngg ! diye bir patlama sesi duyduk.
Dehşet dolu bakışlarımız arasında, Yunanlı komutan Kıbrıslı Rum'u tabancasıyla iki seksen yere uzatmıştı !..
*
Doğal olarak, o savaş koşullarında devamında neler yaşandığını kimse takip edemedi.
Ama Türk esirler sağ salim yerlerine ulaştırıldılar.
*
O anları yaşayanlardan biri, yaşadığı duyguları şöyle anlatmıştı:
- Cebimizde o günün şartlarında birkaç şilin bozukluk taşıyorduk.
O paralarımıza dokunmamışlardı.
Ve o paralar bize yaşam sigortamız gibi gelmişti.
- Nasıl yani ? Diye sorduğum zaman şöyle yanıt aldım:
- Eğer bizi öldürmeye karar verdilerse, önce cebimizdeki bozuklukları alırlar diye düşünüyorduk.
O paralar cebimizde durduğu sürece, düşünüyorduk ki bize bir şey olmayacak…
*
Serinlemeye başlayan bu Eylül sabahında, bu yaşanmış öykü nereden aklıma geldi diye sorarsanız…
Az önce YouTube'den Deniz Zeyrek'i izledim.
Kendisine seçimin ne zaman olacağına dair tahmini sorulduğunda şöyle yanıt verdi:
- Eğer AKP seçime karar verdiyse, ilk yapacağı iş Mehmet Şimşek'e işten el çektirmek olur.
Mehmet Şimşek görevde olduğu sürece, bilin ki seçim yok !..
*
İnsan beyni sosyal olaylar arasında ne kadar karmaşık ilişkiler kurabiliyor; değil mi ?.
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Yunanistan’ın 1925 yılında yeniden Türkiye’ye karşı savaşa hazırlandığını biliyor muydunuz?
Yunanistan’ın 1925 yılında yeniden Türkiye’ye karşı savaşa hazırlandığını biliyor muydunuz? Theodoros Pangalos,👇 1925 yılında gerçekleştirdiği darbeyle hükümeti devirerek iktidarı ele geçirdi. Türk-Yunan Savaşı’nın ilk döneminde görev alan Pangalos, Venizelos’un seçimleri kaybetmesinin ardından görevden uzaklaştırılmıştı. Ona göre Yunanistan savaşı kralcılar yüzünden kaybetmişti. Pangalos, açıkça /*“Biz olsaydık kazanırdık.”*/ düşüncesindeydi. Lozan Barış Konferansı sırasında da Yunan heyetini, Türkiye’ye fazla taviz verdikleri gerekçesiyle tehdit etmiş; hatta Trakya üzerinden İstanbul’a yürümekten söz etmişti. Bu girişimi güçlükle engellendi. 1925’te darbeyle başbakan olduktan sonra ise Türkiye’ye yönelik tehditlerinin dozunu daha da arttırdı. İngiltere ve İtalya’nın kapısını çalarak Türkiye’ye karşı ortak hareket etmeye çalıştı. Ona göre Musul sorunu ile uğraşan Türkiye, batıdan işgale hazırdı. Anadolu’dan Yunanistan’a gelen mültecilere silah dağıttı; onlara yakında yeniden Türkiye’ye gideceklerini söyledi. Mustafa Kemal Paşa da bu gelişmeleri yakından takip etti. İzmir çevresinde askerî hazırlıklar ve tatbikatlar yaptırdı; olası bir düşman çıkarmasına karşı nasıl karşılık verileceği çalışıldı. Mustafa Kemal Paşa'yı bu dönemde neredeyse sürekli askerî üniforma içinde görürüz. Orduya ve millete hazırız mesajları vermekten geri durmadı. Devlet arşivlerini incelediğimizde Pangalos'un sürekli olarak izlendiğini görüyoruz. Velhasıl Pangalos’un iktidarı uzun sürmedi. Kısa sürede ülke ekonomisini ağır bir krize sürükledi. Para sıkıntısına çözüm olarak banknotların fiziksel olarak ikiye bölünmesi gibi sıra dışı bir uygulamaya başvurdu. Ekonomik sorunlar derinleşirken halk desteği de hızla eridi. Bir süre sonra kendisini cumhurbaşkanı ilan eden Pangalos, Türkiye’ye karşı savaşı ciddi biçimde düşündüğü bir dönemde, bu kez kendi yakın çevresinin gerçekleştirdiği darbeyle devrildi ve hapse atıldı. Torunu kendisiyle aynı adı taşıyan Theodoros Pangalos, yıllar sonra pkk terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın Yunanistan’dan kaçırılması sürecinde Yunanistan Dışişleri bakanı olarak aktif rol oynadı. Can Osman Aksoy - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
16 Eylül 2026 Çarşamba
Yalnızca 2000 librelik bombalardan gidersek, Gazzeye 1,5 adet nükleer bomba atılmıştır.
2000 librelik bombalar F-16 gibi uçakların taşıyabildiği en büyük bombalardır.
Yaklaşık 970 kilo çeker.
Güdümlü, güdümsüz türleri vardır.
ABD'nin kendi cephaneliğini boşaltma pahasına yaptığı ve yapacağı yaradımların dökümü aşağıda.
Vee siz her biri yaklaşık 1 ton çeken bu bombaların toplamının kaç kiloton nükleer bombaya denk düştüğünü hesaplayın.
Gönderilen ve Onaylanan Bomba Miktarları
• 14.000+ Adet (Doğrudan Teslim Edilenler): Çatışmaların başladığı 7 Ekim 2023 tarihinden 2024 yılının ortalarına kadar geçen süreçte ABD, İsrail'e en az 14.000 adet MK-84 genel maksat bombasını doğrudan sevk etmiştir.
• 40.000 Adet (Yeni Onaylanan Devasa Paket): Trump yönetiminin acil durum yetkisini kullanarak Kongre'yi bypass ettiği ve onayladığı 2.8 milyar dolarlık yeni askeri pakette tam 40.000 adet daha 2000 librelik bomba yer almaktadır.
O hesabı yapayım, bu güne kadar toplam 14 kiloton bomba atılmış.
Bundan sonra 40 kiloton daha atılacak.
Ek paket dahil toplam 54 kiloton eder.
Japonya'yı dizleri üzerine çökerten iki bomba 15+21 kilotondur.
Yalnızca 2000 librelik bombalardan gidersek, Gazzeye 1,5 adet nükleer bomba atılmıştır.
Bu hayal bile edilemeyecek bir mezalimdir.
Washington Post:
Trump yönetimi, İsrail’e 2,8 milyar dolar değerinde 40 bin adet 2.000 librelik bomba satışına hazırlanıyor.
======================
Washington Post:
Trump yönetimi, İsrail’e 2,8 milyar dolar değerinde 40 bin adet 2.000 librelik bomba satışına hazırlanıyor.
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Hasar ortaya çıktı
Hasar ortaya çıktı *Aylin D.M.* <https://www.turkishnews.com/author/aira/> Yeni fotoğraflar, İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırıları sonucu ABD mevzilerinde meydana gelen yaygın hasarı gözler önüne seriyor Yazan: Jonah Kaplan Güncelleme: 15 Eylül 2026 / 20:11 EDT / CBS News CBS News tarafından özel olarak elde edilen yeni fotoğraflar, İran’ın füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları sonucunda Orta Doğu genelindeki çeşitli ABD mevzilerinde binalarda ve araçlarda meydana gelen yaygın hasar ve yıkımı ilk kez gözler önüne seriyor. Görüntüler, ordu içindeki katı medya kısıtlamaları nedeniyle kimliklerinin gizli tutulması koşuluyla, görev başındaki askeri personel tarafından CBS News’e gönderildi. Görevdeki bir asker CBS News’e verdiği demeçte, *“Bu, Amerikan kamuoyuna duyurulmamış, üslerimizde meydana gelen büyük çaplı bir hasar,”* dedi ve ekledi: *“Gözlerimiz kapalı bir şekilde yüzümüze yumruk yiyoruz.”“Bu, Amerikan kamuoyuna duyurulmamış, üslerimizde meydana gelen büyük çaplı bir hasar,”* <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-6.webp> Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nde İran saldırıları sonucu hasar gören uçağın tarihsiz fotoğrafı. Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nde çekilen bir fotoğraf, dört motorlu bir Boeing E-3 Sentry uçağının arka kısmına isabet eden doğrudan bir vuruşu gösteriyor; uçağın kuyruğu, havada istihbarat toplamak için hayati önem taşıyan dönen radarı da taşıyan ve saldırı sonucu kömürleşmiş olan gövdeden kopmuş durumda. <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-5.webp> Kuveyt’teki Camp Buehring’e düzenlenen İran saldırısının sonrasını gösteren tarihsiz fotoğraf <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-4.webp> Kuveyt’teki Camp Buehring’de İran saldırısıyla tahrip edilen konteyner tipi barınakların tarihsiz fotoğrafı Üsten çekilen diğer fotoğraflar, içi boşalmış binaları ve kışlaları gösteriyor; bu yapıların dış iskeletleri, ironik bir şekilde, el bombası ve havan topu saldırılarına karşı kritik tahkimatlar olarak görülen ancak hava saldırılarına karşı son derece etkisiz kaldığı anlaşılan ve saldırıdan zarar görmemiş beton *“T-duvar”* yapıların hemen yanında ayakta duruyor. Benzer vahim görüntüler, ABD Ordusu kara birlikleri, zırhlı araçlar ve bazı hava araçları için önemli bir konuşlanma noktası olan Kuveyt’teki Camp Buehring’de de kaydedildi; üs, Kuveyt şehrinin çok kuzeybatısında, ıssız bir çöl bölgesinde yer alıyor. <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-3.webp> Kuveyt’teki Camp Buehring’de, ABD ile İran arasındaki çatışma sırasında tahrip edilen bir aracın tarihsiz fotoğrafı. <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-2.webp> Kuveyt’teki Camp Arifjan’da, İran saldırısı sonucu hasar gören binanın tarihsiz fotoğrafı Savunma Bakanlığı Genel Müfettişi bu hafta, İran’la ilgili çatışmalara dair yeni bir rapor yayınladı; raporda —yaklaşık 60 hava aracı da dahil olmak üzere— 3,7 milyar dolara varan *“ekipman kaybı”* olduğu ortaya kondu. Kongre’ye sunulan ve türünün ilk örneği olan bu zorunlu raporda Genel Müfettiş ayrıca, ABD Merkez Komutanlığı’nın Kuveyt, Bahreyn, Katar, BAE, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün’deki ABD üslerine yönelik İran saldırılarını bildirdiğini kaydetti. Pentagon, konuyla ilgili görüş talebine yanıt vermedi. <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-1.webp> Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’nde, İran saldırısı sonrasındaki durumu gösteren tarihsiz fotoğraf Askeri personel, Kuveyt’teki Shuaiba Limanı’na 1 Mart’ta düzenlenen ve altı ABD askerinin ölümüne yol açan ölümcül saldırının ardından Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından kullanılan ifadelere atıfta bulunarak, *“Bunlar sızmayı başaran tek tük unsurlar (‘squirters’) değil,”* diye ekledi. *“Bu üsleri savunmuyoruz. Sadece yıkılmalarını izliyoruz.”* <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-1.webp> <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-2.webp> <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-3.webp> <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-4.webp> <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-5.webp> <https://www.turkishnews.com/wp-content/uploads/2026/09/amerika-iran-savasi-vurulan-abd-usleri-6.webp> https://www.cbsnews.com/news/new-photos-damage-u-s-kuwait-saudi-arabia-iran-drone-missile-attacks - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
15 Eylül 2026 Salı
Kürt isyanlarının yalnıza bir kanun ile ortadan kaldırılacağını iddia edenler ŞEREFSİZ İŞBİRLİKÇİLERDİR.
Bu kanun Yahudi aklının, ABD eliyle, son NATO toplantısında dayatılan bir projesidir.
Türk siyaseti kasetler ve dosyaların altında ezilmektedir.
Türk halkı ve Kürt halkı bu huzursuzlukla beraber yaşamaya alışmalı, ve görülen ikili ve nifakın zamanın iyileştirici gücüne bırakmayı öğrenmelidir.
Bunlar Kronik Sorunlardır.
Vay benim atalarımı katlettiniz, vay benim atalarıma soykırım yaptınız diyerek kinini kusacaktır.
Bu sorunları tek bir hareketle, bir yasayla, bir AÇILIMLA çözebileceğini iddia edenlerden lütfen uzak durunuz.
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
-------------
“Anadolu’da veya tarihsel olarak bugünkü Türkiye sınırları içinde gerçekleşen, Kürt aktörlerin belirgin olduğu silahlı başkaldırılar”
1. İlk dönem: Selçuklu ve beylikler dönemi
Kürtlerin Anadolu’daki varlığı Osmanlılardan çok daha eskidir. Ancak burada ciddi bir kaynak problemi vardır: Orta Çağ’daki her yerel savaş veya hanedan mücadelesini “Kürt isyanı” olarak nitelemek doğru değildir.
10.–11. yüzyıllarda Mervânîler/Diyarbakır merkezli Kürt hanedanı gibi siyasi yapılar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bulunuyordu. 11. yüzyıldan itibaren Selçuklu hâkimiyetinin kurulmasıyla Kürt emirlikleri Selçuklu, Artuklu, Eyyûbî, İlhanlı ve daha sonra Akkoyunlu/Karakoyunlu gibi güçlerle farklı biçimlerde ilişki kurdu.
Dolayısıyla “ilk Kürt isyanı = X yılında gerçekleşti” şeklinde güvenilir biçimde verilebilecek tek bir başlangıç tarihi yoktur.
Bu dönemdeki çatışmaları, modern anlamdaki Kürt milliyetçi isyanlarından ayrı tutmak gerekir.
2. Osmanlı döneminde ilk büyük Kürt başkaldırıları
Osmanlıların Doğu Anadolu’da hâkimiyet kurması özellikle 1514 Çaldıran Savaşı sonrasında hızlandı. Bu dönemde birçok Kürt beyliği Osmanlı tarafına geçti ve karşılığında önemli ölçüde yerel özerkliklerini korudu.
Bu düzen 18. yüzyıl sonlarına kadar büyük ölçüde devam etti. 19. yüzyılda Tanzimat merkezileşmesiyle birlikte sistem ciddi biçimde bozuldu. (DergiPark)
Yaklaşık kronolojik liste
Buradaki özellikle 1547, 1606–07 ve 18. yüzyıl kayıtlarının, 19. yüzyılın iyi belgelenmiş isyanlarıyla aynı kategoride değerlendirilmemesi gerekir. Örneğin 17. yüzyıl Bitlis’inde Kürt emirleri ile merkez arasındaki çatışmalar gerçekten belgelenmiştir; fakat bunlar çoğu zaman bir “Kürt ulusal ayaklanması” değil, emirlik–merkez ilişkisi içerisindeki güç mücadeleleridir. (Kürt Araştırmaları)
3. Dönüm noktası: 1830–1880
Bence kronolojinin en önemli bölümü burasıdır.
yüzyılın başına kadar Osmanlı yönetimi ile Kürt emirlikleri arasında özerklik–bağlılık dengesi vardı. Tanzimat’la birlikte İstanbul:
vergileri doğrudan toplamak,
asker almak,
yerel silahlı güçleri tasfiye etmek,
emirlikleri kaldırmak,
valileri merkezden atamak
istemeye başladı.
Bu nedenle 1830’lardan itibaren isyanların karakteri değişmeye başladı. (DergiPark)
1830–1837 — Mîr Muhammed/Rewanduz
Mîr Muhammed’in hareketi bugünkü Irak Kürdistanı ağırlıklı olmakla birlikte Hakkâri ve Doğu Anadolu’daki Kürt siyasi düzenini de doğrudan etkiledi.
Osmanlı merkeziyetçiliğinin Kürt emirliklerine yönelik ilk büyük tasfiye hamlelerinden biridir.
1843–1847 — Bedirhan Bey
Bedirhan Bey
Merkez: Cizre–Botan
Alan: Botan, Hakkâri ve çevresi
Bu, Osmanlı dönemindeki en önemli Kürt emirliği isyanlarından biridir.
Bedirhan Bey’in amacı başlangıçta modern anlamda bir ulus-devlet kurmaktan çok Botan Emirliği’nin bağımsız/özerk gücünü korumaktı.
1847’de Osmanlı ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı ve emirlik tasfiye edildi.
4. 1850’ler — Yezdan Şêr
Yezdan Şêr
Bölge: Hakkâri–Bitlis–Van çevresi
Bedirhan Bey’in tasfiyesinden sonra ortaya çıkan en önemli hareketlerden biridir.
Burada da temel meselelerden biri merkezî Osmanlı yönetiminin yerel Kürt beylerinin gücünü ortadan kaldırmasıdır.
5. 1877–1878 — Bedirhan Osman Paşa hareketi
Bu hareket özellikle Cizre–Midyat çevresinde etkili oldu.
Osmanlı-Rus Savaşı’nın yarattığı otorite boşluğu da hareketin gelişmesini kolaylaştırdı.
Ancak henüz burada bile “modern Kürt milliyetçiliği” ile “yerel Kürt beylerinin siyasi çıkarları” birbirinden tamamen ayrıştırılabilecek durumda değildir.
6. 1880–1881 — Şeyh Ubeydullah Nehrî
Şeyh Ubeydullah Nehrî
Bu isyan kronolojide çok önemli bir kırılma noktasıdır.
Merkez: Şemdinli–Nehri
Alan: Osmanlı-İran sınır bölgesi
Dönem: 1880–1881
Ubeydullah’ın hareketi başlangıçta İran’a yönelikti; ancak gelişmeler sonucunda Osmanlı topraklarını da kapsayan geniş bir Kürt siyasi hareketine dönüştü.
Cambridge’de yayımlanan Sabri Ateş’in çalışması, hareketin on binlerce İranlı ve Osmanlı Kürdünü harekete geçirdiğini ve aynı zamanda dinî, mezhepsel, bölgesel ve milliyetçi unsurların birlikte rol oynadığını gösteriyor. Bu nedenle Ubeydullah hareketini yalnızca “milliyetçi isyan” diye açıklamak yetersizdir. (Cambridge)
Buna karşılık literatürde Kürt milliyetçiliğinin erken büyük kilometre taşlarından biri olarak kabul edilir. (De Gruyter Brill)
7. II. Meşrutiyet ve I. Dünya Savaşı dönemi
1906 — Milanî hareketi
Diyarbakır çevresinde İbrahim Paşa Milanî'nin hareketi.
1914 — Bitlis İsyanı
Şeyh Selim ve Şihabeddin öncülüğünde.
Bu hareket dinî ve siyasi unsurların birlikte bulunduğu bir başkaldırıdır.
1914–1918
I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’daki Kürt aşiretlerinin önemli bir bölümü Osmanlı Devleti’nin yanında savaşırken bazı gruplar ve yerel liderler merkezî hükümetle çatıştı.
Dolayısıyla “1914–18 arasında Kürtler Osmanlı’ya karşı ayaklandı” şeklinde genelleme yapmak tarihsel olarak hatalı olur.
8. Cumhuriyet döneminin ilk dalgası
Burada artık çok daha net bir kronoloji kurulabilir.
Bu dönem için Boğaziçi Üniversitesi’nde hazırlanmış çalışma özellikle Koçgiri (1921), Şeyh Said (1925), Bedirhan (1847) ve Ubeydullah (1880) hareketlerini karşılaştırıyor ve 20. yüzyıl başlarında milliyetçi unsurun daha belirgin hale geldiğini, fakat hareketlerin yalnızca milliyetçilik üzerinden açıklanamayacağını vurguluyor. (Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü)
9. 1921 — Koçgiri
Koçgiri İsyanı
Bölge: Sivas–Erzincan–Dersim
Koçgiri hareketi, Ankara hükümeti ile Kürt siyasi talepleri arasındaki ilk büyük çatışmalardan biridir.
Burada özerklik/yerel yönetim ve Kürt siyasi talepleri çok daha açık biçimde ortaya çıkmıştır.
10. 1924 — Beytüşşebap
Cumhuriyet döneminin ilk önemli Kürt silahlı hareketlerinden biridir.
Bölge: Hakkâri–Şırnak
Hareket kısa sürede bastırıldı.
11. 1925 — Şeyh Said İsyanı
Şeyh Said
Bu kronolojinin en önemli dönüm noktalarından biri.
Başlangıç: Piran
Yayılma: Diyarbakır, Elazığ, Bingöl, Muş ve çevresi
Tarih: Şubat–Nisan 1925
Burada Kürt milliyetçiliği + dinî motivasyon + aşiret çıkarları + merkezîleşmeye tepki aynı anda bulunmaktadır.
Dolayısıyla bunu sadece:
“İslamcı isyan”
veya sadece
“Kürt milliyetçi isyanı”
olarak tanımlamak eksik kalır. Akademik çalışmalar da hareketin çok nedenli olduğunu vurgular. (Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü)
12. 1926–1930 — Küçük ve orta ölçekli isyanlar
Şeyh Said’in bastırılmasından sonra özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir dizi yerel silahlı hareket ortaya çıktı.
Bunlar arasında:
Hazro
Koçuşağı
Mutki
Raman
Reşkotan
Asi Resul
Tendürek
Savur
Zilan
Oramar
Pülümür
gibi hareketler bulunur.
Ancak bunların tamamını aynı örgütün veya tek bir “Kürt ayaklanmasının” parçaları olarak göstermek doğru değildir. Bazıları aşiret merkezli, bazıları bölgesel, bazıları ise daha geniş Kürt siyasi hareketleriyle bağlantılıydı. 1920’lerin sonlarına ilişkin kronolojilerde bu hareketlerin çokluğu açıkça görülmektedir. (Vikipedi)
13. 1927–1930 — Ağrı İsyanları
Ağrı İsyanı
Bu dönem Şeyh Said’den farklı bir karakter taşır.
Burada Hoybun örgütü, Türkiye dışındaki Kürt siyasi çevreleri ve İhsan Nuri Paşa önemli rol oynadı.
1927–1930 arasında birkaç aşamada gerçekleşti.
1928–1930 arasında Ağrı bölgesi fiilen Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünün ciddi biçimde dışında kaldı.
1930’da Türk ordusunun büyük operasyonuyla hareket sona erdi.
14. 1937–1938 — Dersim
Dersim İsyanı
Lider: Seyit Rıza
Bölge: Dersim/Tunceli
Bu olayın terminolojisi özellikle tartışmalıdır.
Türkiye’de geleneksel resmî literatür uzun süre “Dersim İsyanı” ve “tenkil harekâtı” çerçevesini kullanırken, modern akademik literatürde devlet şiddeti, zorunlu iskân, katliam ve etnik/dinsel boyutlar da merkezi konular haline gelmiştir.
Dolayısıyla burada iki ayrı soruyu ayırmak gerekir:
Dersim’de silahlı bir Kürt/Zaza aşiret direnişi oldu mu? → Evet.
1937–38’de devletin uyguladığı operasyonların niteliği neydi? → Bu, “isyanın bastırılması”ndan çok daha geniş ve tartışmalı bir tarihsel sorudur.
15. 1938 sonrası
1938’den sonra Türkiye sınırları içerisinde 1920–30’lardaki ölçekte ve karakterde bir Kürt bölgesel isyanı görülmez.
Fakat 1970’lerden itibaren tamamen farklı bir dönem başlar:
1978
PKK'nin kuruluşu
1984
PKK'nin silahlı faaliyetlerinin başlaması
1984–1990’lar
Türkiye’nin güneydoğusunda uzun süreli Kürt silahlı çatışması.
Bunu klasik anlamda “isyan” diye adlandırmak mümkündür ancak tarihsel olarak 19. yüzyıl aşiret isyanlarından çok farklıdır: modern gerilla savaşı, ideolojik örgütlenme, uluslararası bağlantılar ve devlet dışı silahlı örgütlenme söz konusudur.
Büyük tarihsel çizgi
Bütün kronolojiyi sadeleştirirsek aslında dört farklı dönem ortaya çıkıyor:
I — 11.–18. yüzyıl
Emirliklerin ve aşiretlerin yerel özerklik mücadeleleri
Kürt beyleri → Selçuklu/Osmanlı/Safevî merkezleri
↓
II — 1800–1918
Osmanlı merkezileşmesine karşı Kürt emirlikleri ve aşiretleri
Mîr Muhammed
→ Bedirhan Bey
→ Yezdan Şêr
→ Ubeydullah Nehrî
↓
III — 1920–1938
Kürt siyasi/ulusal talepleri + dinî ve aşiret faktörleri
Koçgiri
→ Beytüşşebap
→ Şeyh Said
→ Ağrı
→ Dersim
↓
IV — 1984–günümüz
Modern Kürt silahlı hareketi
PKK ve buna karşı devletin yürüttüğü uzun süreli silahlı mücadele.
En önemli nokta
Dolayısıyla “Kürtlerin Anadolu’ya gelmesinden itibaren sürekli Kürt isyanları vardı” şeklindeki basit bir tarih anlatısı doğru değildir.
Daha doğru tablo şöyledir:
Kürtlerin Anadolu’daki varlığı → Kürt emirlikleri → Osmanlı ile özerklik ilişkisi → Tanzimat merkezileşmesi → emirliklerin tasfiyesi → 19. yüzyıl isyanları → modern Kürt milliyetçiliğinin ortaya çıkışı → Cumhuriyet’in ilk dönemindeki isyanlar → modern silahlı Kürt hareketi.
Özellikle 1830 öncesindeki hareketleri “Kürt milliyetçi isyanları” olarak geriye doğru projekte etmemek, tarihsel açıdan çok önemlidir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise milliyetçi unsur giderek daha görünür hale gelir. (DergiPark)