17 Eylül 2026 Perşembe

Bugün Kıbrıs savaşı sürerken yaşanan ilginç bir olayı aktarmak istedim.

Bugün Kıbrıs savaşı sürerken yaşanan ilginç bir olayı aktarmak istedim.

Çünkü başka bir kaynakta yazmaz, not düşülmüş olsun.

İlk harekât tamamlandığında Türk ordusu Girne civarındaki çok küçük bir cep içinde sıkışıp kalmıştı.

Türk ordusunun Ada'ya müdahale ettiğini gören yerli mücahitler, Kıbrıs'ın geri kalan kısmında Rum tarafıyla savaş pozisyonuna geçmişlerdi.

Fakat personel, silah ve cephane yetersizliğinin sonucu olarak, Türk ordusunun müdahale edemediği tüm alanlarda teslim olmak zorunda kalmışlardı.

*

Teslim olan mücahit gruplarından birisinin içinde, aktaracağım olayda esir düşen bir Kıbrıslı Türk de vardı.

Sekiz/on kişilik bu mücahit grubunu esir alan Rumlar, bunları yürüyüşle belli bir merkeze intikal ettirmek üzere iki kişilik bir unsura teslim etti.

Bu iki kişilik unsurun komutası, bir Yunanistanlı askere verilmişti.

Yanına daha alt rütbeden bir Kıbrıslı Rum vermişlerdi…

*

Türk esir grubu yürüyüşe başladıktan hemen sonra Kıbrıslı Rum, Yunan komutana (Kıbrıslıların tâbiriyle) mızır olmaya başladı:

- Türkler şu anda kardeşlerimizi vuruyorlar, kesip biçiyorlar.

Biz bu sıcakta bunları yaşatmak için niye ter döküyoruz ki ?

Vurup bir çukura atalım. Savaş durumundayız kim hesap soracak, niye bunlar için eziyet çekiyoruz ?..

*

Bu sahneleri bana aktaran mücahidin de aralarında yer aldığı esir grubu, Kıbrıslı Rum'un yaptığı çıkışları kaygılı gözlerle izliyordu.

Kaygılarını artıran nokta, Kıbrıslı Rum'un yaptığı ısrarlı çağrılara Yunan komutanın herhangi bir yanıt vermemesiydi…

*

Mücahitlerin hepsi de birkaç dakika sonra ne olacağını bilmeden perişan, ter içinde yol almaya çalışıyor, Rum asker de esirleri imha etmek üzere yaptığı çağrıları sürdürüyordu.

Sonunda Yunan subay tabancasını yerinden çıkardı ve…

*

Bundan sonrasını konuştuğum kişi şöyle anlattı:

- Zrranngg ! diye bir patlama sesi duyduk.

Dehşet dolu bakışlarımız arasında, Yunanlı komutan Kıbrıslı Rum'u tabancasıyla iki seksen yere uzatmıştı !..

*

Doğal olarak, o savaş koşullarında devamında neler yaşandığını kimse takip edemedi.

Ama Türk esirler sağ salim yerlerine ulaştırıldılar.

*

O anları yaşayanlardan biri, yaşadığı duyguları şöyle anlatmıştı:

- Cebimizde o günün şartlarında birkaç şilin bozukluk taşıyorduk.

O paralarımıza dokunmamışlardı.

Ve o paralar bize yaşam sigortamız gibi gelmişti.

- Nasıl yani ? Diye sorduğum zaman şöyle yanıt aldım:

- Eğer bizi öldürmeye karar verdilerse, önce cebimizdeki bozuklukları alırlar diye düşünüyorduk.

O paralar cebimizde durduğu sürece, düşünüyorduk ki bize bir şey olmayacak…

*

Serinlemeye başlayan bu Eylül sabahında, bu yaşanmış öykü nereden aklıma geldi diye sorarsanız…

Az önce YouTube'den Deniz Zeyrek'i izledim.

Kendisine seçimin ne zaman olacağına dair tahmini sorulduğunda şöyle yanıt verdi:

- Eğer AKP seçime karar verdiyse, ilk yapacağı iş Mehmet Şimşek'e işten el çektirmek olur.

Mehmet Şimşek görevde olduğu sürece, bilin ki seçim yok !..

*

İnsan beyni sosyal olaylar arasında ne kadar karmaşık ilişkiler kurabiliyor; değil mi ?.





- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder