31 Ağustos 2015 Pazartesi

65 TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI…

-------- Forwarded Message --------
From:     Hayri BALTA <hayri@tabularatalanayalanabalta.com>

65 TÜRKLERİ SEVMEYEN OSMANLI…

"Osmanlıcılara Sunulur …"

Yatıp, kalkıp Atatürk'e dua edelim…

Yoksa yeryüzünde ne Türk, nede o çok sevdikleri Osmanlı kalacakmış…

Bunları bir de bazıları!! Anlayabilseler..

T. G,

"Ne mutlu Türk'üm" diyemeyenlerin neden Osmanlıcılığa sarılışlarını iyi açıklayan bir derleme...

Türk'ü Sevmeyen Osmanlı

Osmanlı padişahlarının ne denli Türk asıllı oldukları kuşkuludur. Çünkü kuruluş dönemindeki koşullarda geçerli olan; komşu ülkelere saldırmak ve onlardan savaş tazminatı ve ganimeti almak siyasetine dayalı olarak güçlenip zenginleştikten sonra, yatak odalarını, Harem'ler kurarak zenginleştiren padişah-halifelerin birçoğu sayesinde, soy birliği bozulmuş olduğu görülmektedir. …

Bütün kadın sultanlar, bütün padişah anaları, hemen hep yabancılardan alınan köle kadınlardan geldiler. Hanedanda bu kan yabancılığı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son padişahına kadar devam etti"(1) Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya'dan… C.2, s.440.

Belki bu özelliklerinden dolayı, "halife" sanlı padişahlar, bu sanın yarattığı olanaklardan yararlanarak, yönetimi altında bulunan ve özellikle "Türk" kimliği taşıyan insanları tıpkı bir sürü gibi yönetmeyi yeğlemişlerdir. Henüz kuruluş dönemi olan 1466 yılında yapılan bir derlemede, "Türk iti şehre gelince Faresice ürer" denilmektedir. (2) Burhan Oğuz'dan aktaran, Şakir Keçeli, a.g.y., s. 118.

Osmanlı şairlerinden Baki'nin, "Muhteşem Süleyman" olarak bilinen padişaha sunduğu bir şiirinin Türkçeleştirilmiş dizeleri şöyle:

"Her taç yoksulluk ve yokluk ehline baş tacı olamaz.

Ey hoca, Türk toplumundan olanın başı kabadır.

Türk, sultan olmak yeteneğinden yoksundur."

Yine bir Osmanlı şairi olan Nef'i ise;

"Tanrı, Türk'e irfan çeşmesini yasaklamıştır" demiştir. Divan-ı Hümayun yazmanlarından Hafız Hamdi Çelebi 1499 yılında yazdığı şiirinde, "Baban da olsa Türkü öldür" nakaratını kullanmakta, üstelik bu sözün İslam Peygamberi Hz. Muhammed'e ait olduğunu vurgulamaktadır. Sadece bir kıt'asını yineleyelim:

"Sakın Türk'ü insan sanma,

Bir an bile olsa Türk'le birlikte olma."

Türk eline şeker olsa o şeker zehir olur.

Türk'ün başın keserken sakın gam yeme.

Baban da olsa Türk'ü öldür." ( Aktaran, Şakir Keçeli, a.g.y., s. 121)

Osmanlı tarihinde çok saygın bir konumu olan Fatih bile, Otlukbeli Savaşından dönerken, elinde bıçak olan birisine ne yaptığını sorduğunda; öldürülen Türkmenlerin kulaklarını keserek küpelerini topladığını öğrenmiş ve "İşine devam et" demiştir. Hırvat kökenli, Sadrazam Kuyucu Murat döneminde (1606-1611), 55 bin insan (Kızılbaş Türkmenler) doğranmış ya da diri diri kuyulara doldurulmuşlardır. Aman dileyen insanlara Kuyucu'nun yanıtı "Vurun şu pis Türkün başını" olmuştur." Cellâtların bile öldürmeye kıyamadığı çocuğu atından inerek öldüren Kuyucu Murat, Osmanlı'nın yetkilisi, öldürülen çocuk da Anadolu'nun evladı bir Türk'tür. (Olayı ayrıntıları ile Osmanlı tarihçisi Naima'dan öğrenmek olasıdır.)

Yavuz Sultan Selim'in, halifeliği zorla da olsa aldıktan sonra, yönetim ile Türk unsur arasındaki anlayış ve ideoloji ayrılığı açık şekilde çelişmiştir. Şeriata dayalı yönetim anlayışı üst yönetime egemen olur iken, Anadolu'da yaygın olan Alevilik sayesinde Türk dili ve Türk kültürü kendini korumak olanağı bulmuştur. Yönetimin Anadolu'yu dil aracılığıyla Araplaştırmasına ve Acemleştirmesine karşı olan bu halk, yok edilmek istenmiştir. Bu nedenle Anadolu'da öldürülen Türk sayısı, Yavuz Sultan Selim zamanında 40 bin kadardır. Bu gerçek Osmanlı İmparatorluğu'nun Türk halkından koptuğunun açık bir kanıtıdır. Çetin Yetkin, Türk Halkı… s.161.)

Osmanlı tarihçisi Naima aynı bilinç içinde şöyle yazmaktadır:

"Türkmen çözülüp gitmesi yamandır, cem-ü iltizamına derman yok." Yani, Türk ulusu ve unsuru öylesine eriyip çözülecektir ki, bir daha birleşmesinin ve bütünleşmesinin ilacı ve dermanı olmayacaktır. Osmanlı tarihçisi Naima "Tarihi"nde Türkler için; "nadan (kaba) Türk, idraksiz Türk, hilekâr Türk ifadelerini kullanmaktadır." (Naima Mustafa Efendi, Tarih-i Naima, Türkçeleştiren: Zuhuri Danışman, İstanbul, C.1, s.168, 238, C.2 s.536. C.3, s.1180, C.4 s.169.)

Aslında Türkler hakkındaki kötü yargılar Selçuklulardan beri yaygındır. Örneğin, Selçuklu yazar Aksaraylı Kerimeddin Mahmud, şunları yazmıştır: "Hunhar Türkler, köpek ve kurt gibidirler, ellerine fırsat geçerse yağmayı ganimet bilirler, fakat düşman kuvvetleri gelirse kaçarlar." (Aktaran, Çetin Yetkin, a.g.y., s.12.)

DEVAMI VAR...




a45UyF587661-150831154721 Oraj Poyraz cimcime@neomailbox.net
2015/09/01  01:00 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Insanlarin gozlerinin icine bak!

Anonim Nasihat

Lev i mahfuz
HADID 22.yeryuzunde vuku bulan ve sizin basiniza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan once, bir kitapta yazilmis olmasin.
Suphesiz bu, Allah a gore kolaydir.
SAFFAT 96.oysa ki sizi ve yapmakta olduklarinizi Allah yaratti, dedi.
BURUC 85/21-22.dogrusu sana vahyedilen bu kitap, levhi mahfuz da bulunan sanli bir Kur an dir.
EN AM 59.gaybin anahtarlari Allah in yanindadir; onlari o ndan baskasi bilmez.
O, karada ve denizde ne varsa bilir; o nun ilmi disinda bir yaprak bile dusmez.
O yerin karanliklari icindeki tek bir taneyi dahi bilir.
Yas ve kuru ne varsa hepsi apacik bir kitaptadir.

AKP Mitinginde Bir Monser

26 Mart 2014

Bu yaziyi belli bir elitlik seviyesindeyseniz okuyun, degilse lutfen reklamlara tiklayip gidin.

Ote yandan beni gozlemlerimi yazmam icin cesaretlendiren yazinin linki su:

http://sarapvepeynir.blogspot.com/2014/03/akp-mitinginde-bir-capulcu.html

Gectigimiz gun AKP nin Yenikapi mitingine gittim. Ne isim vardi benim AKP mitinginde?

Bu soruyu soran sadece ben degilim, goruslerimi bilen herkes ayni soruyu soruyor. Gumushane den enistem bile arayip orada ne isim oldugunu sordu. Ona cevabim su oldu: SA-NA-NE!!!!

Ama size cevabim bu olmayacak. AKP mitingine gittim cunku halkimin selametini dusunuyordum. Dedim ki, eger halkin arasina karisirsam, onlardan biriymisim gibi davranirsam ne kadar cahil ve seviyesiz olduklarini daha yakindan gorur ve onlari ne kadar cahil ve seviyesiz olduklari konusunda ikna edebilirdim.

Elbette bu, yani onlardan biri gibi davranma meselesi, sandigim kadar kolay olmadi. Mitingde dikkat cekmemek adina annemin yer bezi olarak kullandigi eski gomlegimi giydim. Ustune de uzerinde tepinerek utusunu bozdugum lacivert bir ceket gecirdim. Ama hem gomlek hem de ceket Vakko dan oldugu icin, fotografta gorundugu gibi, en ufak sekilde bozulmadi bile. Saclarimi ozenle dagittim, tuvaletten sonra elimi yikamadim ve biraz yerde yuvarlanmak suretiyle ustumu basimi toz icinde biraktim. Yeterince kotu kokmadigimi, bu sekilde dikkat cekecegimi fark edince tisortume bir miktar da sarimsak surdum. Artik cikmaya hazirdim.

Taksi ile Yenikapi ya gittim. Aslinda halktan biri gibi gorunme adina belediye otobusune binmis ama dayanamayip bir durak sonra kufrederek inmistim. Rahat bir yolculuk oldu.

Miting alani gercekten cok kalabalikti. Dikkat cekmemek adina yere tukurup bir iki gegirdikten sonra miting alanina girdim.

Oncelikle bu kitleden biraz bahsetmek lazim. Kim bu 1 milyon insan?

Onlar gormezden geldiklerimiz... Evet, hani bugune kadar gozumuzun onunde olan ama gormezden geldigimiz, olu taklidi yaparsak gider dedigimiz insanlar var ya, hani farkina varmadigimiz, hani iki kelime konusmaktan $ikildigimiz, hani uc cumle konusunca bayginlik gecirdigimiz...

Iste onlar...

Cocugumuzun bakicisi Sermin Abla...

Sitemizin guvenlik gorevlisi Mustafa...

Tekstil atolyesinde 12 saat sigortasiz calisan Makbule...

Annesi Behiye...

Kardesi Murat...

Kayinbiraderi Hulki...

Eltisi Atiye...

Iski den emekli Muslum amca...

Onlar iste...

Bir CV si olmayan insanlar... Insan usenmeyip bir seyler yazar degil mi? Yazmiyorlar. CV leri yok, anlatabiliyor muyum?

Onlar birbirleriyle konusmayan insanlar... Aralarinda Afrika yerlileri misali tuhaf sesler cikararak anlasiyorlar. Birinin hi dedigini duydum mesela, efendim demekmis, oburu iiih dedi, istemiyorum anlamina geliyormus. Sevindiklerini zaman bizim alkis dedigimize benzer tuhaf bir el cirpma hareketi yapiyorlar. Uzuldukleri zaman iyice kuculuyorlar.

Onlar yanlarinda tek bir gazete tasimayanlar. Evet hicbirinin koltugunun altinda tek bir, bakin tek bir diyorum, tek bir gazete yok. Ikiyi ucu gectim, tek diyorum, yok. Onlar telefonla internete baglanmayanlar, twitter mwitter kullanmayanlar, RT nedir bilmeyenler, FAV dan haberi olmayanlar, DM den yurumeyi hic tatmamis olanlar, interaksiyonun bereketini yasamamis olanlar...

Onlar yorgun bacaklar, nasirli eller. Neutrogena derinlemesine bakimdan haberi olmayanlar, Dove kremi gorse uzerlerine surup yagli gures yapacak olanlar...

Onlar beslenemedikleri icin boyu benden kisa olanlar... En son Japonya ya yaptigim elit seyahatte bunu yasamistim. Ama onlarin gozler cekik oldugu icin gene sempatiklerdi. Bunlar boyle, tovbe Tanrim, cuce gulyabaniler gibi, 1 otuz boylari hepsinin. Japonlarinki genetik ama bunlarinki opera seyretmedikleri icin, kla$ik muzik dinlemedikleri icin kisa kalmisti. Fark edilmemek icin biraz egilmek zorunda kaldim.

Otobusle geliyorlar cunku arabalari yok cogunun...

Olsa da benzine paralari yok...

Olsa da nasil calistiracaklarini bilmiyorlar...

Nasil calistiracaklarini bilseler de ayaklari gaz pedalina yetismez. Cunku kisalar.

Nerede ise tamami geldikleri ilce teskilati tarafindan saglanan anlik veya devamli yardima muhtac... AKP Esenler teskilati karti tasiyan bir genc elinde biberonla insanlara su iciriyor ve bir yandan da agizlarina ekmek sokusturuyordu, onlari en azindan miting suresince hayatta tutmaya calisiyordu. Muhtemelen pek cogu mitingden sonra olmustur.

Bunlar bizim Makarnaya, bulgura oyunu satiyorlar! diye kizdigimiz, asagiladigimiz, yeri geldiginde bir iki tokat caktigimiz, dersini almazsa uzerlerinde sigara sondurdugumuz insanlar.

Ama o makarna oyle degerli ki onlar icin. Kendi onunla doyuyor, cocugunu onunla doyuruyor. Bizim gibi Nusret te yemiyor, steak den haberi bile yok. Birine yaklasip Hanimefendi surada yarimsar porsiyon kofte yer miyiz? dedigimde uzayli gormus gibi bakip benden uzaklasmasi bundandi. Oysa makarna deseydim tipis tipis gelecekti.

Makarnanin neden onlar icin bu kadar onemli oldugunu nerden mi anladim? Yanimda getirdigim bir liralik simit ve 50 kurusluk suya yutkunarak bakmalarindan. Resmen icime duseceklerdi, dudaklarini dilleriyle islatip yalvaran gozlerle bakiyorlardi. Simitten bir parca koparip havaya attim, ortalik birbirine girdi, size su kadarini soyleyeyim, en son bu sahneyi Uskudar-Eminonu hattinda martilarla yasamistim. Pet sisemden de avucuma bir miktar su alip yuzlerine serptim, bu onlari bir sure idare ederdi.

Yalniz bayanlara karsi cok kibarlar. Yoldan bir kadin gectiginde kafasina bir tane gecirmek yerine yol falan veriyorlar. Beni en cok sasirtan bu oldu.

Dunyadan haberleri yok, Roma da moda haftasi baslamis umurlarinda degil, Londra da insasi devam eden opera binasinin iki senedir hala bitmemesini tinlamiyorlar.

Selfie nedir bilmiyorlar. Birine hocam bir selfie alalim mi soyle hep beraber dedigimde sen al, ben yanimda ekmek getirdim diyecek kadar en onemli olaylardan bihaberler. Selfie yi bir cikolata markasi, yahut bir yiyecek turu zannediyorlar. Neden? Cunku ben uykumdan feragat edip gecenin bir yarisi Oscar odul torenini izlerken bu amcamiz aksam 10 da tavuk gibi uyumustur da ondan. O ozel gecede ben dakikalari sayarken, Ellen in cektigi fotografla buyulenirken bu amca ruyasinda makarna goruyordu da ondan.

Derken Tayyip geliyor. Helikopterle once alanin uzerinde bir tur atiyor, sonra asagiya emirler yagdirmaya basliyor, saflari $iklastiralim, arkada bos yerler var gibi. Eski imam-hatipli ve IETT calisani oldugu icin bunlar normal. Normal olmayan ise bu insanlarin bu kadar itaatkar olmasi. Adam gokyuzunden emir veriyor, bunlar uyguluyor. Vay be dedim kendi kendime, bu kitle asagilanmayi cok seviyor. Hemen test etmek icin yanimdaki amcaya naber lan ibis dedim, soyle bir dondu bakti, nasil gidiyo lan dumbuk deyince uzerime yurudu ve kacmak zorunda kaldim. Belli ki baska bir partinin ajaniydi, yoksa hosuna giderdi.

Peki bu insanlar neden mi boyleler? Cunku yonlendirilme disinda alternatifleri yok. Hayatlari boyunca talimat aliyorlar. Ali copu at, Hatice yerleri sil, Memduh boslari al... Ac kalmamak adina itaat etmisler. Oysa ben kimseye itaat etmem, annem copu dok dediginde, masallah benden saglamsin git kendin dok, derim. Hemen dokmem yani, bir sorgularim, irdelerim, once bir miktar kla$ik muzik dinlerim. Boylece uzun boylu ve elit bir insan olurum.

Sonuc:

Bu mitinge katilanlar cahil ve seviyesiz insanlar, boylar bir otuz, fakirler ve ancak disaridan yardimla hayatta kalabiliyorlar. Cok buyuk bir maceraya girdim ama cok onemli bir ders cikardim: Onlarla iletisim kurmamiz gerekiyor. Biliyorum iki cumle sonra $ikiliyoruz ama lutfen onlarla konusalim ve onlara ne kadar cahil ve seviyesiz olduklarini soyleyerek kendi partilerimize oy vermeye cagiralim. Bunu basarabiliriz.

http://beyinsizadam.net/
lukasaluka@gmail.com



Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







[OzgurGundem] VATAN Partisi Bulamaç Adası'na bayrak dikti

Türkçe harf sorunu olanlar için word dosyası ektedir

VATAN Partisi Bulamaç Adası'na bayrak dikti

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++

Ali Serdar Bolat 23 Ağustos 2015

Sunaçoğlu, Vatan Partisi Bodrum İlçe Başkanlığı'nda yaptığı basın açşıklamasında şöyle konuştu:

"Doğu Bey ile Kuşadası'nda bir söz vermiştik. Sözümüzü tuttuk. Şehitlerimiz için kulaç attık ve adamıza Türk bayrağını diktik. Bugünden itibaren adaların statüsü bizim açımızdan şu şekildedir: O adalar Türk adasıdır. Şu an Bulamaç Adası'nda Türk bayrağı asılıdır. Bu adalar Türk milletinin kimseye hesap vermeden gidebileceği adalardır. Orada bir işgal varsa biz bu işgali tanımıyoruz. Bu ve benzer eylemleri sürdürmeye devam edeceğim, vatan toprağını kurtarmak kadar onu korumak da bizim görevimiz."

Vatan Partisi geçen Nisan ayında Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki Türk adalarını işgal etmesi üzerine Kuşadası'nda "152 ada Vatan'dır" mitingi yapmıştı. Mitinge katılan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, adaların Türkiye'ye ait olduğunu vurgulayarak Türk bayrağının bu topraklarda dalgalanacağını kaydetmişti.

http://www.aydinlikgazete.com/turkiye/isgali-tanimadi-h75816.html

arşiv:

VATAN Partisi, Avrupa Birliği'ne NOTA verdi

http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2015/04/vatan-partisi-avrupa-birligine-nota.html

152 Ada Mitingi 26 Nisan Pazar Saat 15:00 Kuşadası

http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2015/04/152-ada-mitingi-26-nisan-pazar-saat.html

Adaları geri alacağız, Türk askeri efsanesini geri getireceğiz

http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2015/04/adalar-geri-alacagz-turk-askeri.html

İşgale seyirci kalanları vatana ihanetten yargılayacağız

http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2015/04/isgale-seyirci-kalanlar-vatana.html

*********

Sizler mallarinizla halki kusatamazsiniz (onlarin gonullerini hos edemezsiniz); oyleyse acik yuzluluk ve guzel davranisinizla onlari kusatiniz; cunku ben Allah Resulunun soyle buyurdugunu duydum: sizler, mallarinizla halkin gonullerini hos edemezsiniz; o halde ahlakinizla onlarin gonullerini hos edin

9. De ki:
Siz gercekten yeri iki gunde yaratani inkar edip duracak misiniz?
Birde O na esler mi kosuyorsunuz?
O, butun alemlerin Rabbidir.
10. O, dort gun icinde, yeryuzunde yukselen sabit daglar yaratti, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rizik arayanlarin ihtiyaclarina uygun olarak riziklar takdir etti.
11. Sonra goge dogruldu da o bir duman iken ona ve yere:
Ikiniz de ister istemez gelin! dedi.
Ikisi de: isteye isteye geldik. dediler.
12. Boylece onlari iki gunde yedi gok olmak uzere yerine koydu ve her gokte (bulunan meleklere) islerine ait emrini vahyetti.
Dunya gokyuzunu kandillerle donattik ve koruduk, iste bu, hep o cok guclu ve herseyi bilenin takdiridir.

Fussilet suresinde

Eger Tanri gercekten yoksa, onu yaratmamiz gerekir.
Sizi sacmaliklara inandirabilenler, size katliam yaptirabilirler.

Voltaire


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







CEM YILMAZ'DAN... : Demokrasi

CEM YILMAZ'DAN... : Demokrasi

Demokrasinin en tuhaf tarafı oylama sistemidir. Yani her seçmenin bir oy hakkı vardır ama hiçbir işe yaramamaktadır. Çünkü her insanın bir oy hakkı olması adaletsizlik. Adını yazmayı bilmeyenle yazıyı icat edenin eşit oy hakkı olması bütün düzensizliğin kaynağıdır.

Bence sağlam bir bilgisayar ağıyla vatandaşların üretime katkısı, ödediği vergi tutarı, yaptığı hayırlı ve hayırsız iş sayısı öğrenilip beli bir katsayıyla çarpıldıktan sonra kişinin verebileceği oy sayısı hesaplanabilir.

Düşünsenize ikiyiz milyar vergi verenin de bir oy hakki var o tutardan fazla vergiyi kaçıranın da. Orman yakanın da bir oy hakki var ağaç dikenin de... Seçme durumu bu. Seçilenlerde de durum farklı değil. En fazlasından ilkokul bitirmiş olma serti aranıyor o kadar. Yani heykel yapan da seçilebiliyor, içine tüküren de! Memlekete katkı ne kadar fazlaysa oy hakkının da o kadar fazla olması gerekir. Var olan durum bence hukuka aykırıdır.

Oylamada bu haksızlık yapılırken sonuçları değerlendirmede de yanlış yapılmaktadır.

Enflasyon devletin alenen suç işlediğinin kanıtıdır. Çünkü devlet besbelli ki kalpazanlık yapmaktadır.

Yani devlet açık açık sahte para basmaktadır ve bunları aslından ayırmak imkânsızdır.

Ekonomi neden battı söyleyeyim: Bir kere ekonomi üreticiler arasındaki bir tüketici ilişkisine dönmedikçe refah gelmez. Her üretici aynı zamanda bir tüketicidir ama pek çok tüketici sadece tüketicidir. Hiçbir şey üretmez, hiçbir işe yaramazlar. Hiçbir meslek erbabı değildirler.

Hiçbir konuda yetenekleri yoktur. Ya da o böyle olduğuna inanmıştır. Mükemmele yakın okey oynar ama bu spor henüz olimpiyat kapsamına alınmamıştır maalesef.

Bir ekonomide bu kadar TÜKETİCİ olursa batar tabii.

Dünyanın en az icat yapılan ülkesi Türkiye'dir. Zaten 'başımıza icat çıkarma simdi!' diye bir deyimin üretildiği bir ülkede sonuç başka türlü olamazdı.

Ama ülkende sağlam bir telif hakları yasası yoksa insanın içinden icat yapası da gelmez herhalde.

Yani demem o ki en azından bir vantilatör filan icat edebilirdik. Ya da tost makinesi. Bunlar atla deve değil diye söylüyorum.

Yani MR cihazı demiyorum mesela. O zor tamam ama herhalde bir teflon tava yapabilirdik. Ama kendi icatçılarımıza deli muamelesi yapınca uygarlığa katkı sağlanamıyor tabii. Her mahallede vardır kendisi hakkında 'Bu mu? Manyağın teki mucit o! Kendi kendine acayip şeyler icat eder..' diye bahsedilen biri.


a45UyF587661-150831153712 Oraj Poyraz oraj_poyraz@alpinaasia.com
2015/09/01  00:00 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Insanin bunca zahmet cekmesi hep bogazi ve sirti icindir.
Mal toplar, yiyemez; oldukten sonra da vebali altinda kalir.

Kutadgu BILIG

ARIYAT 56: ben cinleri ve insanlari, ancak bana kulluk etsinler diye yarattim.
***
ARAF - 179: andolsun, biz cinler ve insanlardan bircogunu cehennem icin yaratmisizdir.

Yani, Einstein ateist degil ve en yakin oldugu akim ise panteizm.
Ama nasil panteizm?Gorelim:
Ben asla Dogaya bir amac ya da hedef, ya da insanmerkezci olarak anlasilabilecek herhangi bir sey yuklemedim.
Dogada gordugum sey, bizim oldukca yetersiz bir sekilde kavrayabilecegimiz ve insani kucuk bir varlik hissiyle dolduracak olaganustu bir yapi oldugudur.
Bu gercekten mistisizmle hicbir ilgisi olmayan bir dinsel duygudur.

I have never imputed to Nature a purpose or a goal, or anything that could be understood as anthropomorphic.
What I see in Nature is a magnificent structure that we can comprehend only very imperfectly, and that must fill a thinking person with a feeling of humility.
This is a genuinely religious feeling that has nothing to do with mysticism

Albert Einstein, replying to a letter in 1954 or 1955; from Albert Einstein the Human Side, Helen Dukas and Banesh Hoffman, eds., Princeton, New Jersey: Princeton University Press, 1981, p.39.


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Hayri BALTA : Osmanlı'da Türkler...

-------- Forwarded Message --------
From:     Hayri BALTA <hayri@tabularatalanayalanabalta.com>

Osmanlı düşüncesinde, "kavmi necip" olarak görülen Araplar karşısında Türk ulusu aşağılanmıştır. 1912 yılında Sebilürreşt dergisinde çıkan bir yazıda; "Türk" deyiminin kullanılması, dinsizlik, kâfirlik sayılıyordu. "Türk hükümeti", "Türk ordusu", "Türk ülkesi" deyimlerinin Osmanlı halkı üzerinde rahatsızlık yarattığı biliniyordu.

1913 tarihli "Mecmuai Ebuzziya" dergisinin 94. sayısında; "Bizim Türklüğümüz sembolizmden başka bir şey değildir. Bizler yani Türkler Müslümanlık içinde erimişizdir. Türk falan değil, sadece Müslüman'ız. Buhara'lı hanlar bile kendilerini Türk saymazlar; Zira onların ecdadı da vaktiyle Türkistan'ı zapt etmiş olan Araplardan başkası değildir," demekle Anadolu'da yaşayan bütün insanların kimliğini inkâr ediyordu. Üniversite profesörlüğü de yapmış olan Ahmet Naim, 1913 yılında yazdığı "İslam'da Davai Kavmiye" adlı kitabında, Türk'e karşı savaş açmış ve "Türkün geçmişini bilmesine ve öğrenmesine lüzum ve ihtiyaç yok…Gerekli olan şeriatı öğrenmektir," demiştir. 1919-1920 yıllarında Şeyhülislamlık görevine getirilmiş ve Padişahla birlikte ülkeden kaçmak zorunda kalmış olan Mustafa Sabri Efendi ise, Türk'e Türklük benliği vermek isteyenlere "soysuzlar" yakıştırmasında bulunmuştur.

Mustafa Coşturoğlu, a.g.y., s.278, 279.

Bu tutum ve koşullar içerisinde "Türk" kimliği, yönetimin merkezi olan İstanbul'dan uzak, savaştan savaşa asker toplamak için anımsanan, Anadolu köylerinde kapalı bir kültür içinde dili ve töreleri ile yaşamıştır. Zaman içinde "Türk" yöneticisine o denli yabancılaştırılmış ki, kimi kez "Osmanlı Efendisine Türk' demek hakaret sayılmış", "Türk" sözcüğü, Anadolu köylüleri için kullanılır olmuştur. (Bozkurt Güvenç, Türk Kimliği, s.22, 23, Cahen'den aktaran, Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu, s.1.)

İstanbul alındıktan sonra, Osmanlı yönetiminde, devletin en yüksek yürütme organları Türk'e kapalı tutulmuş, devlet adamlarının yetiştirildiği Enderun okullarına Türkler alınmamışlardır. (Hikmet Bayur, a.g.y., s.15)

İstanbul'un alınmasından 4. Murat'ın ölümüne dek geçen 187 yıl içinde, devşirmelerden 66, Türk kökenli olanlardan sadece 10 kişinin sadrazamlığa atandığını, aynı dönemde devşirmelerin toplam 167 yıl, Türk kökenli sadrazamların da 17 yıl görev yaptığı gerçeği, Türklere yaklaşımı gösteren ayrı bir kanıttır. Padişahlar, yakın korumalarını da hep devşirmelerden seçmişlerdir. 10) Hikmet Bayur, a.g.y., s.17Osmanlı yönetiminin bu tutumuna karşın halk da kendi arasında birlik ve beraberlik içerisinde değildi. 12. yüzyıl ortalarında Ahmet Yesevi'nin kurduğu; Türk geleneğini, dilini ve kültürünü Şamanlık ile bütünleştiren (Bektaşilik gibi) tarikatlar Anadolu'da yayılmaya başladı. Bir taraftan Yesevi yanlısı ve Türk kimliğini taşıyan tarikatlar yayılır iken, öte yandan da, Sünni İran kültürünü benimseyen Nakşibendî Tarikatı, yeniliklere karşı koymak alışkanlığını güden Zeyni Tarikatları ve Fars diline önem verdiği için daha çok aydınlar (!) arasında yayılan Mevlevilik, yaygınlık gösteriyordu. Bu tarikatlar içinde, Türk kökenli olanları, doğal olarak Arap kültürü görmüş olan medreselilerce aşağılanmaya çalışıldı. Bu koşullar altında Türk halkı kendi yurdunda aşağılanmış oldu. "Kaba Türk", "Anlayışsız Türkler", "Pis Türkler" gibi önyargılar dönemin özelliklerinden oldu. (Özer Ozankaya, Türkiye'de Laiklik, İstanbul, 1990, s. 253.)

Osmanlı yönetiminde Türk'e yaklaşım o denli aşağılayıcıdır ki, o günlerden kalan aşağıdaki şiir bu yaklaşımı özetlemektedir:

"Türk değil mi Merzifon'un eşeği;
Eşek değil, köpekten de aşağı."

Osmanlı'nın bu yaklaşımına Türkün verdiği yanıt, bir şiirin dizelerinde şu şekilde yer almıştır:


"Şalvarı şaltak Osmanlı
Eğeri kaltak Osmanlı
Ekmekte yok, biçmekte yok
Yemekde ortak Osmanlı"

(Özer Ozankaya, a.g.y., s.121).

Kendi yöneticilerinin bu tutumu karşısında, yabancılardan da olumlu yorum beklenemezdi. Yabancılar, Türkleri "yaklaşık 1000 yılına kadar Arapların esiri olan Türkler dağ insanı niteliğinde bir kavimdir" (13) Warshew'den aktaran, Bozkurt Güvenç, a.g.y., s. 311. şeklinde yorumluyorlardı.

DEVAMI VAR…


a45UyF587661-150831153837 Mehmet Yazici mehmet_yazici@runbox.com
2015/09/01  00:00 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Her ciftci ailesinin gecinecegi ve calisacagi topraga sahip olmasi mutlaka lazimdir.
Vatanin saglam temeli ve bayindir hale getirilmesi bu esastadir.
1922.

K.Ataturk

Resulullah (sav):
Ben kiyametin kopacagi ayni saatte gonderildim.
Ancak, sunun sunu gecmesi gibi ben kiyamet saatini gecip biraz evvel geldim!
buyurdular ve orta parmagi ile sehadet parmagini gosterdiler.

Sahih-i Muslim
Hadis No: 5026

Marmaray: Japon u sev, Japon a guven

14 Subat 2014

Yilmaz Ozdil: Gerekirse yuzerek gecerim, bunlarin yaptigi tup gecitten gecmem. Marmaray i Japonlar yapti. Ozdil in bunlar derken kastettigi ise sanirim hukumet. Japonlara kin duymasi sacma olurdu, tabii Pearl Harbour baskininda bir yakinini kaybetmediyse.Ama, dedigim gibi, sonucta isi Japonlar yapti, biz sadece kurdele kestik. Iyi de kestik aslinda. Genel olarak kurdele kesmede fena olmadigimizi dusunuyorum. Bugune kadar ne yurticinde ne yurtdisinda cok kotu kurdele kesiyorlar, bunlarin kurdele kestigi tesisten sut icilmez diyeni gormedik. Japonlar utangac insanlar, yerleri dar, eglenceleri az, bizim gibi plajlari, yaylalari yok. Sigismislar yirmi milyon Tokyo ya, bilim uretmekten baska ne yapsinlar? Iste bu adamlara ben guvenirim.

Isvicrelilere mesela hic guvenmedim. O yaptiklari arastirmalara da, bulduklari sonuclara da hep ihtiyatla yaklasiyorum. Neden? Dunyanin en mureffeh ulkesinde yasiyorlar, yani baslarinda Alpler, cikolatalar, sekerler, yaz geldi mi ver elini Italya sahilleri. Bu kadar genis, rahat insandan korkacaksin. Mirasyedi gibi tipler. Hic calismayana bizdeki genel mudurun maasini veriyorlar. Bizdeki de calismiyor gibi gorunebilir ama sonucta genel mudur. Bakani karsilamak, valiyi karsilamak, kaymakami karsilamak, ihtiyar heyetini karsilamak gibi yukumlulukleri var. Bunlar zaten adamin butun gununu aliyor.

Millet AIDS ten kanserden tel tel dokulurken, iste bu Isvicreliler gidiyorlar kisa boylularin uzun boylulara gore kansere yakalanma riskinin daha az oldugunu ortaya cikaran, kimsenin inanmayacagi, inansa bile bu bilgiyle ne yapmasi gerektigini bilmeyecegi abidik gubidik sozde bilimsel arastirma yapiyorlar. Bahsi gecen arastirmayi ben uydurmadim, gectigimiz aylarda gazeteler yazmisti. Bir Allah in kulu da cikip Eyyyy Isvicreli bilim insani, yillarca ugrastin durdun, bir suru butce aldin universiteden, kisasiyla uzunuyla insanlari topladin, bu insanciklari aylarca laboratuvalardan laboratuvarlara kosturdun, peki su elde ettigin sonucla ne yapacagiz? Uzunsak boyumuzu mu kisaltalim, kisaysak kalkip gobek mi atalim? Bir delikanli cikip bunu o bilim adamlarinin yuzune soylemedi. Soylese de degisen bir sey olmaz gerci. Piskin piskin siritip Butce verdiler yaptik derler. Bu adamlari iyi taniyin.

Ote yandan, son zamanlarda bilim adamlarinin kisa boylularla ilgili yok kansere daha az yakalaniyorlar, yok kalp krizi riskleri daha az, yok uzun omurlu oluyorlar gibi aciklamalarini da samimi bulmadigimi soyleyeyim. Bunlar tamamen kisa boylular uzulmesin diye, bir nevi boydan kaybettiniz ama baska yerden kazandiniz mesaji. Yemezler. Ben uzun boyluyum, gerekirse alti ay daha az yasarim ama uzun yasarim. Son cumlemde mantik hatasi yoktur.

Konudan saptim ama muhtemelen bu benim hatam degil, eminim uzun boylular konudan sapmaya daha meyillidir. Hadi gene iyisiniz Isvicreliler, bakin bir konu daha cikti size. Siz onu arastiradurun, biz de bu sirada sevgili Japonlara donelim. Japonlar. Japonlarimiz. Eminim ki vakti zamaninda Orta Asya daki Turk hakanlari Cinli prenseslerle evlenmek yerine bu sevimli Japonlarin prensesleriyle evlenseydi ortaya saglam bir nesil cikabilirdi. Turk un zekasiyla Japon un caliskanliginin birlestigini dusunun. Efsane olabilirdi. Nasip degilmis.

Japon a guvenirim. Niye? Adamlarda seref olgusu var. Basarisiz oldugunda veya serefine halel getirecek bir durumda intihar ediyor. O yuzden Japonlarda cok uzun yasayana iyi gozle bakilmaz. Bunca yil hic mi gururuna dokunan bir sey olmadi diye sorarlar adama. Ne genis adammissin, yaziklar olsun derler. Ben Japon a ailemi bile teslim ederim. Hem boylece biraz kafa dinlemis olurum.

http://beyinsizadam.net/
lukasaluka@gmail.com


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Ali Nejat Ölçen :OSMANLI DEVLETİ 1881’DE YOK EDİLMİŞTİ

Ali Nejat Ölçen :OSMANLI DEVLETİ 1881'DE YOK EDİLMİŞTİ

Ne parası, ne pulu, ne çulu ne de kul'u kalmıştı

Sayın Dr. Aytekin Ertuğrul,değerli arkadaşlım, size yanıt veren o kişinin gerçekleri çarpıtmakla kendisini görevlendirdiğini ,o amaçla tarihsel gerçekleri görmezden gelen zihinsel katılığa saplandığını dikkate alarak onu ve ona benzeyenleri ikna edeceğinizi sanmayınız. Onlar aslında daha önce belirttiğim şizofrenizm'in tutsaklarıdırlar. O ve onun benzerleri, AKP iktidarı dahil dış dünyanın gerçeklerinden uzaklaşarak kendi zihinlerindeki aksak kanıları yaşama başlamışlardır. Gerçekten yana olanlara ve onların zihinlerindeki kanılara karşı düşüncelere kapalı hasımdırlar. İkna edilemezler, ikna edilmemek göreviyle yükümlüdür zihinleri.

Bu vesileyle tarihsel bir gerçeğin altını çizmekle yetineceğim. Osmanlı devleti 1881 Muharrem Kararnamesi ile birlikte Düyunu Umumiye Yönetimi tarafından ele geçirilmiş yok edilmişti. Para basma yetkisi Osmanlının elinden alınmış, Osmanlı'nın vergi almak gibi devlet olabilmenin koşulu dahi Düyunu Umumiye'nin yönetimine geçmişti.

1881 Muharrem Kararnamesi'nin işlevi, adı konulmadan 20 yıl önce (1860) Fransız ve İngiliz sermayesi ile kurulan bir banka Osmanlı borçlarının mahsup işlerini %0.5 komisyon karşılı (madde 3) yerine getirecek, Osmanlı'nı bankayı denetleme yetkisi devam etse de yönetimine karışamayacaktı. 1863 yılında 3 Haziran günlü Ferman ile Osmanlı ülke sindeki İngiliz ve Fransız ortak sermayesiyle kurulan Osmanlı Bankası adındaki bu kuruluş, Osmanlı devletinin gelir ve giderler yönetmekle görevlendirilmiş Osmanlı'nın Maliye Nezareti (Maliye Bakanlığı) bu bankaya devredilmişti. Öylelikle Muharrem kararnamesinden önce Osmanlı devleti diye bir devlet yok edilmiş sadece iskeleti kalmıştı. Çünkü, bütçesini yönetmek görev ve yetkisi de bu yabancı bankanın eline geçmişti. Hatta 10 ilde şube açma yetkisi de tanındı. Her şube için Osmanlı 5000 altın lira ile borçlandırılacaktı

Osmanlı devletinde Fransız Frankı, İngiliz Sterlin'i ve Venededik Taler'i ı dışında ABD doları hiç bir zaman dolaşıma girmemiştir. Neden, çünkü ABD ile dış ticaret ilişkileri başlamamıştı. Başlayamazdı çünkü Osmanlı Akdeniz'de kapalı kalmış bir kara ülkesine dönüşmüştü. (Bakınız. Ali Nejat Ölçen. Kendini Yokeden Osmanlı,2.baskı,2008,s.256-258)

Bir gerçeğin altını da çizerek konuyu sonlandıracağım:

1617-1695 yılları arasında 5 padişahın hepsi toplam 106 yıl kafes içinde yaşamaya mahkum edildiler. Bu dramın dizgesi aşağıdaki gibidir:

1617-1623

arası padişah

Mustafa I

17 yıl kafeste

1640-1648

"

İbrahim I

22 yıl

1648-1687

"

Mehmet IV

5 yıl

1687-1691

"

Süleyman II

40 yıl

1691-1695

"

Ahmet II

22 yıl

Kafeste geçen yaşam


Toplam:

106 Yıl

Bu çizelge hemen her şeyi açıklıyor.

Daha sonra padişah olan Mahmut I ((1730-1754) 27 yıl; Osman III (1754-1757) 51 yıl; Mustafa III (1757-1774 ) 27 yıl; Abdulhamid I (1774-1789) 43 yıl; Selim III (1789-1807) 15 yıl; Mustafa IV (1807-1808) 18 yıl kafes içinde yaşadıktan sonra padişah olmanın şaşkınlığı içinde, padişah oldular.

Yer yüzünde hiçbir devletin kraliyet ailesi böylesine insanlık dışı dramı yaşamamıştır. Kendisini yok oluşa sürükleyen nedenlerin arasında bu hanedan yozlaşmasının etkisi olduğunu da unutmamak gerekir. Ömrünün bir bölümünü kafes içinde geçirmiş olan padişahlar devleti değil kendilerini bile yönetmekten yoksun düşmüşlerdi. Düyunu Umumiye'ye teslim olmanın nedenlerinden biriydi bu.(Bakınız.a.g.e,s.376)

Böyle biline,Osmanlıya özlem duyulmaya.15.8.2015.

Dr.Ölçen


a45UyF587661-150831152908 Oraj Poyraz cimcime@neomailbox.net
2015/09/01  00:00 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Savasi arzulamadigimizda, kampimizin izleri ortada olsa bile, biraktigimiz izlerle oynayarak dusmani sasirtabiliriz.

Sun Tzu dan Savas Sanati

Oruc
BAKARA 187
Oruc gecesinde kadinlariniza yaklasmak size helal kilindi.
Onlar sizin icin birer elbise, siz de onlar icin birer elbisesiniz.
Allah sizin kendinize kotuluk ettiginizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bagisladi.
Artik (Ramazan gecelerinde) onlara yaklasin ve Allah in sizin icin takdir ettiklerini isteyin.
Sabahin beyaz ipligi (aydinligi), siyah ipliginden (karanligindan) ayirt edilinceye kadar yeyin, icin, sonra aksama kadar orucu tamamlayin.
Mescitlerde ibadete cekilmis oldugunuz zamanlarda kadinlarla birlesmeyin.
Bunlar Allah in koydugu sinirlardir.
Sakin bu sinirlara yaklasmayin.
Iste boylece Allah ayetlerini insanlara aciklar.
Umulur ki korunurlar.

Asla rakibinizin ustun bir yani oldugunu kabul etmeyin.

Joseph GOEBBELS
(Hitler in Propaganda Bakani)


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Fwd: Orta doğu tipi arabesk yönetim ve Avrupa farkı

------- Forwarded Message --------
From: D.Ali Ercan <daliercan@gmail.com>


Parlamentonun geçim kapısı olarak görüldüğü bir Ülkede Demokrasiden bahsedilemez...æ 
Orta doğu tipi arabesk yönetim ve 
Avrupa farkı

Değerli arkadaşlar, Milli geliri Türkiye gelirinin 5 katı olan, 81 milyon nüfuslu koskoca Almanya'yı 16 kişilik büyük koalisyon Hükümeti  (6 SPD+10 CDU/CSU) yönetiyor. 78 milyonluk Türkiye'nin  'Tek parti Hükümeti'nde ise 26 Bakan var. Angela Merkel'in 1 yardımcısı var Türkiye'de 4  Başbakan yardımcısı bulunuyor... Alman Hükümetinde kadınların oranı %38, Türk Hükümetinde  % 4. Alman Parlamentosunun %37 si kadınlardan oluşuyor, Türkiye'de %17 si... Almanya'da Milletvekili geliri Fert başına ortalama gelirin 2,5 katı, Türkiye'de 7,5 katı... Almanya'da Milletvekili maaşı en yüksek dereceli Yargıç maaşı kadar, Türkiye'de ise Milletvekili maaşı en yüksek Devlet Memuru maaşının 1,5 katı.

Almanya'da Savunma Bakanı bir Kadın; Türkiye'de böyle bir şey düşünülemez bile. Türkiye'de Parlamentonun %10 u 'iş adamlarından' (?) % 15 i de 'serbest meslek' (ne demekse?) sahibi  Vekillerden oluşuyor; %15 kadar da Avukat var. Böyle bir tabloyu Alman Parlamentosunda göremezsiniz... Ayrıntılara girersek ilginçlikler sürer gider.

Tekrar tekrar söylemek gereğini duyuyorum; Eğer Türkiye'de milletvekili maaşı daha makul, daha adil bir düzeyde olsaydı,  emin olun, seçimlerde on binlerce Milletvekili adayı çıkmazdı ortaya ve belki o zaman gerçekten yurtsever, becerikli insanlar Milleti layıkıyla temsil etmek şansı yakalardı ve Ülke çok daha iyi yönetilirdi... Sevgilerimle. æ  


Almanya Hükümeti



57 yaşındaki Alman Savunma Bakanı  (9.sıradaki sarışın hanım) Dr. Ursula von der Leyen  7 çocuk anası. 
Ursula von der Leyen Kinder


Ben sporcunun cevik ve namuslusunu severim.
Spor, ahlaktir.

K.Ataturk

Gerek kucuk, gerek buyuk tuvaletinizi yaparken kibleye donmeyin.

Hanbel 3/12
***
Peygamberimiz bir takim insanlar kucuk ve buyuk tuvaletleri icin kibleye donmeyi hos karsilamadiklarindan, bu bidati (hurafeyi) kaldirmak icin tuvaletini kibleye dogru yaptirdi.

Buhari 4/11
Bir hadiste kibleye karsi tuvaleti yapmanin hurafe oldugu anlatilirken; diger bir hadiste ise Peygamber hurafe uygulayicisi olarak gosterilmis oluyor.
Goruldugu gibi hadisleri Peygamber e atfetmek aslinda Peygamber e iftira etmek demektir.

Evrenin sirlarinin kabul edilebilir bir aciklamasinin olmamasi, bir tane uydurmamizi gerektirmez.
J.Benbasset


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/