31 Ağustos 2015 Pazartesi

Rıfat Serdaroğlu: ADAMI PİÇ ETMEK!

Rıfat Serdaroğlu: ADAMI PİÇ ETMEK!

"Piç Etmek" deyişi, Türk Dil Kurumuna göre, teklifsiz konuşma yapayım derken bozmak, tadını kaçırmak, boş geçirmek, boşa harcamak demektir.

Ama bugün bizim konumuz "Politikada Adamı Piç Etmek" üzerine olacak.
Dünya ve Türk Siyasetinde maalesef böyle bir kullanım şekli vardır!
Bu kullanım şekli acımasız ve herkesin yapabileceği bir iş değildir!
Bu yönteme başvuracak kişi, kullanacağı yani "Piç Edeceği" adamın zaaflarını, zayıflıklarını, açıklarını bilmek için her yola başvuracak kadar gözü ve vicdanı kara, ahlâkı düşük biri olmalıdır!
Bu yazıda böyle kişiler için "Çakal" kelimesini kullanacağız.

"Piç Edilecek" kişiyi bulmaya gelince;
Hani derler ya, öldüğünüzü kendiniz bilmezsiniz, ama sizden başka herkes bilir.
Salaklık ta böyledir!
Salak olduğunu bir tek o bilemez, fakat tüm dünya bilir!

İşte böyle "Piç Edilmek" isteyen salaklar her dönemde bol miktarda bulunur ve çakalların tuzağına düşerler.
Bu kişiler için de "Oğlak" kelimesini kullanacağız!
Örnek vererek anlatmak daha kolay olacak;
"Çakal" din istismarcısı partide görev yapmıştır.
Toplum onu "Dinci-Namuslu(!)" biri olarak tanır, bu kesimin oyları zaten cebindedir.

Oylarını arttırabilmek için ise ona dışardan destek lazımdır.
Çakal derhal bir Oğlak aramaya başlar!
Sosyalist Enternasyonale üye bir partinin Genel Sekreterliğini yapmış, aynı partinin Genel Başkanlığına aday olmuş, tanınan bir oğlak bulunur. Bakanlık ve iki-üç milletvekilliği için kontenjan hakkı tanınıp Oğlak kafese konur!
Bir dönem kullanılır, ondan sonra Oğlak'ta alınacak et (!) çıkarılacak deri kalmayınca, miadını doldurmuş ilaç gibi bir kenara atılır…
Çakal'a, "Kürt" oyları mı gerek! Hayali ihracatı çok seven bir Kürt Beyi bulunur.
Oğlak' ın Doğu Anadolu'da bir ilçede, 10-12 bin civarında oyu vardır.
Hemen anlaşma yapılır. Oğlak, Genel Başkan Yardımcısı yapılır.
Elbette ki böyle birkaç tane Oğlak bulunur.
Oğlakların işi bitince veya daha semiz ve genç Oğlak'lar kafese gelince, diğerleri hemen dışlanır ve uzaklaştırılırlar…

Çakal, "Merkez Sağ" oylara göz mü dikti?
İçi, Zonguldak kömürü gibi kapkara olan bir Oğlak bulunur ve Türkiye'nin ilk üç adamından biri yapılır.
"Merkez Sağ" da bir parti toparlanmaya mı başladı?
Çakal hemen devreye girer, eski dosyalar raftan indirilir ve o parti bizzat
"İki Oğlak" eliyle paramparça edilir.
TC Ordusunun Genelkurmay eski Başkanı 4 metrekarelik hücreye atılırken, oğlakların biri için özel cezaevi açılır, diğerine ise Paris'te bir otel alınır…

Çakal'ın "Milliyetçi" oylara ihtiyacı mı var?
Tüm ömrü boyunca babasının adını kullanmaktan, babasının parasını yemekten başka bir iş yapmamış, dövizsever, porno meraklısı bir "Oğlak" bulunur ve itinayla piç edilir.
Bu oğlaklar, geçmişlerini-kişiliklerini-onurlarını sattıkları için toplumdan da dışlanırlar ve beygir kıçındaki sinekler gibi, asalak olarak yaşamaya devam ederler! Oğlaklar, en büyük zararı vatanlarına-milletlerine verdiklerini bile-bile bu aşağılık işi yaparlar.

Gelelim Çakallara;
Bunlar dünyanın her yerinde aynı sonla karşılaşırlar.
Herkesi satılık, her değeri satın alınacak mal olarak gördükleri için paraya ve güce taparlar.
Bunları korumak için her türlü kötülüğe çekinmeden başvururlar.
Hırsları akıllarının çok üstünde oldukları için, zamanla diktatör olmaya özenirler, onu da beceremezler.
Vadeleri dolduğunda, kendi halkları tarafından koltuklarından indirilirler.
Ezdikleri halk tarafından paramparça edilirler ve bu dünyadan def olup giderler.
Kötülükleri, nesiller boyu anlatılır.
Dünyadaki tüm siyaset çakallarının vadelerinin tez zamanda dolması, en büyük dileğimizdir…


a45UyF587661-150831144438 Mehmet Yazici <mehmet_yazici@runbox.com>
2015/08/31  15:10 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Tres faciunt collegium
Topluluk icin uc kisi gerekir

Latin Atasozu

Size gelen musibet, islediginiz (gunahlar) yuzundendir..

(Sura, 42/30)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Turkiye Cumhuriyeti seyhler, dervisler, muritler, meczuplar memleketi olamaz.
En dogru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatidir

ATATURK, 1925, Kastamonu Nutku, Soylev ve Demecleri


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Mehmet Türker :Değerlerinde lüks, şatafat yokmuş!..

Mehmet Türker :Değerlerinde lüks, şatafat yokmuş!..

mturker@sozcum.com 29 Ağustos 2015

Geçici Sadrazam Davutoğlu Ahmet, AKP il başkanları toplantısında konuşuyor, halkımız da TV kanallarından bir ortaoyunu seyrediyor…

Konuşmasına elbette dindarlara ne kadar zulüm yapıldığını anlatmakla başlayacaktı…

Öyle de yaptı!..

Kur'an okuyanlar takibata uğramış!..

Bunları hem saraydaki zattan, hem de Ahmet'ten çok dinledik, geçelim…

* * *

Şimdi oyunun güldürü kısmına gelelim…

Bakınız neler diyor Geçici Sadrazam:

"Bizim kurucu değerlerimizde lüks, şatafat yoktur… Hayat standardını siyasete girerek değiştirmiş olanlar bizde yoktur. Tek bir hırka ile dolaşmaya niyet edenlerin bu davada yeri vardır. Eşini, dostunu, akrabasını oralara dolduranların aramızda yeri olmadı, olmayacak. Sahip olduğu kamu görevinin üzerinden herhangi bir şekilde rant elde edenlere bu kapı kapalı oldu"

* * *

Okudukça sinirinizden gülmeye başladığınızı tahmin ediyorum…

Kurucu değerlerinde lüks, şatafat yokmuş!..

Haklı tabii!..

1 katrilyon 370 trilyon liralık 1150 odalı saray ve onun yavrusu bir konut…

Mermerler, seramikler, ahşaplar, kristal avizeler lüks müdür, şatafat mıdır?..

Devlet itibarından tasarruf mu olacaktı yani?..

Zırhlı lüks Mercedesler…

Hatta Diyanet İşleri Başkanı'na zırhlı Mercedes gönderecek kadar bir araç stoku…

En lüksünden, en yenisinden, en pahalısından uçakla 4'e çıkan uçak filosu…

Bunlar lüks müdür, şatafat mıdır Allah aşkına?!.

* * *

"Eşini, dostunu, akrabasını oralara dolduranların" bunların arasında yeri olmamış, olmayacakmış!.. (Sinirinizin iyice bozulduğunun farkındayım)

Eş, dost, akraba; iktidarın zaten yapısı bu!..

Eş, dost, akraba, yandaşlarla doldurulan devlet kadroları…

Ve ardına kadar açılan rant kapısı…

Kupon araziler, ballı ihaleler ve milletin a… koyan iktidar müteahhitleri…

İktidar yanaşmaları, devlet kaynaklarından beslenen havuz medyası, partiden maaşlı, devlet bankalarından kredili köşe yazarı palyaçolar…

Zenginleşen, yattan, yalıdan, ciplerden aşağısı kurtarmayan akbabalar!..

* * *

17-25 Aralık iddiası henüz kapanmadı Ahmet Bey…

Ayakkabı kutuları, içi para dolu çikolata kutuları, elbise torbaları, 700 bin liralık saat, adam boyu kasalar, para sayma makineleri, rezidansta bulunan milyon dolarlar…

Ve bugün "Ben zaten ölmüşüm… Ölüye vurmayın" diyen bir müstafi bakan…

Ahmet'e göre, "Tek bir hırka ile dolaşmaya niyeti olanların" bu davada yeri varmış!..

Nasıl bir hırka bu pırlantadan mı, içi dolarla mı dolu?..

* * *

Uzun bir güldürüdür bu, geçmişi 13 yıl öncesine dayanan!..

Adına "Erdemliler hareketi" dedikleri bu hareketi gördük, yaşadık, yaşıyoruz…

Aralarındaki namuslu, vatansever olanları tenzih ederek söylüyorum: Bu hareket bir çıkar ortaklığıdır!..

Davutoğlu Ahmet'in söyledikleri, 13 yıldır oynanan tiyatroda perde kapanmadan önceki son güldürü bölümüdür…

Sevgili okurlar, olaya böyle bakın sinirlenmeyin!..

Tatlı meyve!..

Tayyip Bey'in muhterem refikaları Eminanım, şehit ailelerini toplamış konuşuyor:

"Şehitlik ölümlerin en şereflisidir… Evladını kaybeden ana babalara sabırlar diliyorum. Sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır"

Şehitlik ölümlerin en şereflisidir…

Anladık da ölmese daha iyi değil mi?..

Kaldı ki ne uğruna?..

Köküne kadar siyaset bulaşmış bir terörle boşuna mücadele…

Çünkü bunlar iktidarda kalırsa, teröristlerle ne zaman sarmaş dolaş olacağı, bir birlerinin yanağından ne zaman makas alacağı bilinmez!..

En ilginci de şu:

"Sabır acıymış ama meyvesi tatlıymış"

Şehit anası sabredip de hangi tatlı meyveyi yiyecek?..

Evladı geri mi dönecek?!.


a45UyF587661-150831143909 Oraj Poyraz <oraj_poyraz@alpinaasia.com>
2015/08/31  15:10 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Az, coga karisinca cok olur.

B.Necatigil

Ozel not:
Evimi istimlak bedeli odemeksizin elimden almak isteyen gozleri donmus azgin rantcilara:
Bana yaptiklarinizi unutmuyorum.
Oncelikle islahiniza dua ederim.
Islah olmamakta diretirseniz, beddua oklarim uzerinize olsun.
Tepe ustu dusun!

Mehmet Sevket Eygi
Murtecilerin cok sevdigi ve onemsedigi fikir adami.

Safsata [( Ing:Fallacy), (Osm;Kiyasi-i batil)], bir dusunceyi ortaya koyarken ya da anlamaya calisirken yapilan yanlis cikarsamalarin tamamina safsata denir.
Safsatalar, ilk anda gecerli ve ikna edici gibi gozuken ancak yakindan bakildiginda kendilerini ele veren sahte argumanlardir.
Gunumuz Turkce sinde safsata kelimesi kusurlu akil yurutme anlamini kaybetmis, yanlis inanc manasinda kullanilir olmustur.
Oysa, safsata, insanin muhakeme yetisinin yanlis yonde kullanimidir ve cogu kez onyargi, ek$ik bilgi, batil inanclar, duygusallik, yersiz gondermeler, acelecilik, ozensizlik, genelleme, duygu somurusu, Turkce yi kotu kullanma gibi sebeplerden kaynaklanir.
---
Grup Baskisi Safsatasi (Fallacy of Bandwagon, Peer Pressure) :
Bir oneriyi kabul ettirmek icin deliller one surmek yerine bir grubun baskisini veya begenisini one surme hatasi.
Ornek 1:
Ali: Ayse, sen okudugun o kitabi pek begenmedigini soyledin ama , bizim grubun basucu kitabidir o.
Ayse: Yok canim, begendim.
Ornek 2:
Ahmet: Bana gore, herkes ulkesini sevmeli ve milliyetci olmali.
Elif: Sen bir fasistsin.
Biz boyle dusunmuyoruz.
Ahmet: Tamam,tamam.
Sozumu geri aldim.
Ornek 3:
Rakiyi sevmelisin.
Her Turk erkegi rakiyi sever.
Ornek 4:
Medeni kanunun degistirilmesi ile ilgili calismalar konusunda bazi tereddutlerim vardi, ama herkes begendigine gore benden de okey.
Guncel Ornek 1:
Turkiye nin en az 75 yildir laik yoneticileri var.
Degil Islamcilar, dini gorunurlugu belirgin ekipler dahi Turkiye yi yonetmedi bu kadar zamandir.
Hemen Refahyol hukumetine atifta bulunanlar olacak.
Bu koalisyon hukumetinin bir kanadi dindarligini gizlemeyen particilerden olusan bir partinin mensuplari idi.
Fakat bu partinin ne tuzugunde, ne programinda bir din, dindarlik imasi dahi yoktu.
Icraatinda var miydi?
Bu partinin -eger boyle bir niyet tasiyorsa- koalisyon doneminde dini bir icraat yaptigini soylemek cok guc...
Oyleyse?
Turkiye de hurriyet yoksa, adalet yoksa, kirlilik varsa, yolsuzluk varsa, somuru duzeni varsa...
Bunlarin oldugunu herkes soyluyor.
(Asim Yenihaber, 9.10.2000, Akit)
Yazar, Turkiye de hurriyet olmadigi, adalet olmadigi, kirlilik oldugu, yolsuzluk oldugu, somuru duzeni oldugu seklindeki iddialarina delil olarak herkesin de bunu soyledigini gosteriyor.


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







40 milyonluk 31 dava açıldı, 450 milyonluk dava da yolda

Burada söylenen rakam milyondur.

Eski değil yeni milyon, yani kafası basmayanlar için tekrar edeyim eskinin parasıyla trilyondur.
Bu hafta sonu çekilişi yapılan Sayısal Loto'da 6 bilen iki kişiye 1.593 milyonar lira para verilmişti.
Siz ona göre hesap edin.
Boru değil yani.

Ama dikkat: Oda TV soruşturmasından tutukluyken cezaevinde hayatını kaybeden MİT Dış İlişkiler Daire Başkanı Kaşif Kozinoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsviçre'deki 8 gizli hesapta 800 milyon doları olduğunu iddia etmişti. Başka iddialar da var. Ve bu rakam bu kez milyarın katlarıyla ifade ediliyor. Üstelik bu lafları söyleyenler kasabadaki tekaüt kavesinden ehtiyarlar değil.
Wiki başta olmak üzere onlarca kaynak var. http://www.sarizeybekhaber.com.tr/gundem/erdogan-in-isvicre-deki-hesaplari-belgelendi-h2102.html.

Bütün bu iddiaların araştırılmasının önünde tek engel var.
Cumhurbaşkanının dokunulmazlığı.

Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / mehmet_yazici@runbox.com / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      


40 milyonluk 31 dava açıldı, 450 milyonluk dava da yolda

31 Ağustos 2015 Pazartesi, 03:51:51

Haksız tutuklama ile özgürlüklerinin yanı sıra mesleklerini, meslekte yükselme şanslarını, sağlıklarını, aile hayatlarını kaybettiklerini belirten çoğu emekli edilen askerler, tazminat davaları açıyor

Serdar KULAKSIZ / Serkan AKKOÇ / GAZETE HABERTÜRK

Eski kuvvet komutanlarının da aralarında bulunduğu birçok subayın sanıkları arasında yer aldığı Balyoz davası, her yönüyle Türkiye'de iz bıraktı. Anayasa Mahkemesi'nin yargılamanın adil yapılmadığına ilişkin kararı sonrası yeniden yapılan yargılamada, daha önce mahkûm edilen 325 sanık beraat etti. Kesinleşen kararın ardından bu kez farklı bir yönde hukuk mücadelesi başladı. Haksız yere tutuklanarak özgürlüklerinin ve çok sevdikleri mesleklerinin ellerinden alındığını belirten askerler, maddi-manevi tazminat davaları açmaya başladı

BALYOZ HAKİMLERİNE TAZMİNAT DAVASI!

'MAĞDUR OLDUK'

Subaylar, mahkemelere verdikleri dilekçelerde haksız yere tutuklu kaldıklarını belirtiyor. Kimi bu süreçte hem rütbe hem de kıdem alamadığını, kimi ise emekli edildiğini ifade ediyor. Tutuklanmadan önce emekliye ayrılmış olanlar ise sivil hayattaki işlerini kaybettiklerini dile getiriyor. Bu tür davalarda soruşturma ve yargılama aşamasında sanıkların haklarına ortaya atılan iddialar ve ailelerinden uzak kalmaları, manevi kayıplarını oluşturuyor.

DEVLETE 'BALYOZ' GİBİ FATURA!

ÖNEMLİ İSİMLER VAR

Eski Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına, emekli Tümgeneral Bülent Kocababuç, emekli Albay Dursun Çiçek'in de aralarında bulunduğu, şu ana kadar dava açan 31 ismin talep ettiği tazminat miktarı, toplam 40 milyon TL. Açılacak davalarda talep edilecek toplam miktarın, açılan davalarla birlikte 450 milyon TL'yi bulması bekleniyor.

AÇILAN VE HAZIRLIĞI SÜREN DAVALAR

-Emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına: 1.5 milyon TL

-Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz: 400 bin TL

-Emekli Tümgeneral Bülent Kocababuç, Emekli Tuğamiraller Osman Kayalar ve Nadir Hakan Eraydın, Emekli Kurmay Albay Hakan Mehmet Köktürk, Nihat Altunbulak, Recep Yıldız, Turgut Katlan, Alpar Karaahmet ile muvazzaf Albay Rafet Oktar için avukatları Kemal Yener Saraçoğlu, 900'er bin TL'lik dava açtı. 12 asker için istenen toplam rakam, yaklaşık 11 milyon TL. Saraçoğlu, 3 müvekkili için de dava açacak.

-Avukat İhsan Nuri Tezel, Balyoz davasında yargılanıp beraat eden albay rütbesindeki 8 müvekkili için toplam 14 milyon TL'lik maddi ve manevi tazminat talep etti. Tezel, 7 müvekkili için de haftaya dava açacak.

-Avukat Hüseyin Ersöz, beraat eden 4 müvekkili için toplamda 7 milyon TL'lik manevi, 1.5 milyon TL'lik de maddi tazminat davası açtı.

-Emekli Albay Dursun Çiçek, mahkeme heyetine 30 bin TL'lik dava açtı.

-Emekli Tümamiral Haydar Mücahit Şişlioğlu, 1 milyon 923 bin TL'lik dava açtı.

-Sivil memur Güllü Salkaya, 7 bin TL'lik maddi, 1 milyon TL'lik manevi dava açtı.

-Emekli Korgeneral Halil Helvacıoğlu, emekli Albay İsmet Kışla ve Albay Hakan Ilıca, toplam 3 milyon 700 bin TL'lik dava açtı.

-Avukat Celal Ülgen, müvekkilleri eski 1'nci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan ve emekli Albay Ahmet Zeki Üçok'un da aralarında bulunduğu 5 müvekkili ile ilgili olarak tazminat davası hazırlıklarının devam ettiğini kaydetti.

-Avukat İlkay Sezer, emekli Korgeneraller Bilgin Balanlı, Ayhan Taş, Nejat Bek ve emekli Tümgeneral Salim Erkal Bektaş'ın da aralarında olduğu 6 müvekkili için dava açacaklarını söyledi.

BALYOZ DAVASI 5 YIL SÜRDÜ

Balyoz davası olarak bilinen ve bir dönem Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşen iddialarla ilgili olarak çoğunluğu asker olan 365 kişi hakkında dava açıldı. 5 yıl süren davada 365 sanıktan 325'ine mahkûmiyet verilirken, 40'ı beraat etti. Yargıtay 88 sanık için mahkûmiyeti bozdu, 237 kişi için karar onandı. Anayasa Mahkemesi, sanıkların başvurusu sonucu, yargılamanın adil yapılmadığına karar verdi. Yeniden yargılamada 325 kişi beraat etti. Mahkeme, sanıkların haksız tutukluluk süreleri nedeniyle tazminat davası açma haklarının bulunduğunu kararında belirtti.

http://www.haberturk.com/gundem/haber/1122328-40-milyonluk-31-dava-acildi-450-milyonluk-dava-da-yolda

a45UyF587661-150831145150 Oraj Poyraz <cimcime@neomailbox.net>
2015/08/31  15:10 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Bir ulkenin gelecegi o ulke insanlarinin gorecegi egitime baglidir.

ALBERT EINSTEIN

Amac Ankara hukumetine karsi, Yunanistan in yardimiyla, Sultan in ve Yunanistan in himayesi altinda bir Bati Anadolu devletinin kurulmasidir... Kemalist kuvvetler bastirilacak; butun Anadolu Mustafa Kemal in elinden kurtarilacak. Bunun icin kurulacak gonullu Anadolu ordusunun talim ve silahlarindan Yunan baskomutani sorumlu olacak, bir miktar yunan subayinin bu orduya katilmasi saglanacak... Yunanistan, masraflarini karsilamak uzere cemiyete 100.000 Lira verecek.

Anadolu Cemiyeti nin Istanbul daki Yunan Baskomlserligine onerisi - 9.12.1921
(Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir orgut olup o asamada Seyhulislam Mustafa Sabri baskanligi altinda idi)

Mustafa Kemal olmasaydi

sen hictin
ya da pictin!

Hac in
boynunda
yatacakti ananla bacin
kim bilir kimin koynunda.

Mustafa Kemal olmasaydi
Incil okuyacaktin lisede,
nikahin kiyilacakti kilisede.

Saygi duymazsan Mustafa Kemal e
nankor kefere,
daha agir sozler isitirsin benden
bir dahaki sefere

Ali Nejat Olcen


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Serendip Altındal :KRAL - BAŞKAN..

Serendip Altındal :KRAL - BAŞKAN..

serendipaltindal@gmail.com

29.08.2015

Yoksa Başkan - Sultan mı istersiniz! Seçim kararı alındıktan sonra dikkatinizi çekmiştir belki. Akbeslemeler (aktroller deniyor) tarafından yine yoğun bir Başkanlık algısı yaratma kampanyası başlatıldı. Herifler ABD de ki Başkanlığı, emsal göstererek, Amerikan sisteminin darbelere açık bir sistem olmadığını ve tarihinde darbe olmayan en başarılı(!) en Demokrat(!) sistem olduğu filan mavalıyla bize satmaya çalışıyorlar. Bu satıştan ne komisyon alacakları ise kendilerince malumdur ancak

Ne ki, böylesi trajikomik gayretler içinde olmak ancak kendilerine yaraşır olan bizim mezarcılar unutuyorlar veya düşünemiyorlar ki; her şeyden önce ABD bir ulus devlet değil, aksine bir federal devletler kampusudur. Ayrıca 4 yıllığına veya en fazla 4 + 4 yıllığına seçilen ve Başkan olarak çağırılan, para babalarının kasa bekçisi olarak da Beyaz Saraya oturtulan zat; ama çok kısıtlı yetkilerle kendi kontrollerinde tutulan ve asla diktatör olabilme şansı olmayan bir Kraldır aslında. Sadece üyelerini kendisinin atadığı icra hükümetinin bakanları üstünde, tam yetkiye sahiptir. Ve Lincoln'ün bu Kralı tarif eden "yedi hayır bir evet, evetler kazandı" sözü bu durumu çok doğru özetler. Muhtemelen de, saray ve meclis arasında ki dar açıya sıkışmış korkuların çocuğu bizim Erdoğan, işte tam da bu özelliğe tav olmuştur belki.

Yani ordusundan, isteseler de verildiğinden fazla bağımsız olamayan bütün sivil inisiyatif kurumlarına kadar, tüm can damarlarını sermaye Burjuvasının beslediği bir ülkede, elbette ne askeri ne de sivil bir darbe olamaz. Oh ne ala dünya değil mi? Yeme de yanında yat. İşte özetle, tam da bizim özenti haramilere göre hani. İyi de pekiyi binlerce yılın anlı şanlı ulus devletlerini kurmuş olan Türk Milleti buna ne diyecektir. Bakalım 1 Kasımda bunu tekrar göreceğiz.

ABD de sistem öyle kurulmuştur ki; aslında her şeyi yöneten emperyalist Burjuvanın mutlak güvenliği adına, Meclis Temsilcileri ve Senatörleri ihtiva eden Kongre tarafından da, Başkanın otonomisi ve yetkileri tamamen kontrol altına alınmıştır. Ne var ki kongre ve Başkan birbirlerini tek taraflı egalize edemezler.

Şimdi işin bu taraflarına hiç dokunmadan, bu sistemin ülkemize uyarlanabilirliğini iddia etmek; bir kampus değil; ama ulus devlet ve tek meclisli laik demokratik bir Cumhuriyet olan Türkiye'mizi ya hiç tanımamak ya da tamamen bir ABD sömürgesi veya federal devleti olarak kabul etmekle eş anlam taşır. İşte aslında gizledikleri amaçları da budur beyzadelerin. Ve bu işler için de sömürgeci bordrolusudurlar ya zaten. Bu anlamda da bölücülük faaliyetleri ve adları her neyse olan eşkıya çetelerine ilgileri, sadece amaçlarına matuf federatif devletçikler oluşturma ve başkanlık sistemini kabul edilir kılma nedenlidir.

ABD' de Başkan aslında örtülü kraldır, Bakanlarda Kralın sekreterleridir ve Kral tarafından atanır veya azledilirler. Şimdi bunun neresi Demokratik bir cumhuriyettir diye çok haklı olarak sorabilirsiniz artık. Ve Demokratik bir cumhuriyetin en önemli ögesi olması gereken halk, genel seçimlerden sonra adeta yok farz edilir. İmam değil; ama Kral ve Kongre bildiklerini okurlar ABD' de. Ne var ki birbirlerini karşılıklı olarak da azledemezler. Kontrolü tamamen para babalarının denetimine bırakan böyle bir sistem, ABD' de her şeyin hatta Kralın da sahibi olan sermayedar Burjuva sınıfı için, kuşkusuz baldan da tatlıdır.

Hal böyle olunca ve kurulduğundan beri bir azınlık tarafından devamlı sömürülerek halk yerine bile konulmayan bir ülkenin halkı da, minimal azınlığının dünya zirvesindeki zenginliğiyle ters orantıda, arzın istatistiksel en cahil toplumu olarak kabul görmüşse, artık kimse de şaşırmamalıdır. Çünkü ABD de sadece Burjuva çocukları seçkin okullarda doğu dürüst bir eğitim alabilmektedir. Bizde adil ve parasız milli eğitimin de giderek kadük edilip paralı eğitime dönüştürülmesi, Amerikalaşarak cehalet halkasında da ABD'yi yalnız bırakmamakla dostluğumuzu(!) iyice ispat ettiğimizi gösteriyor olmalıdır herhalde…

Bakmayın siz Senato, federal temsilciler meclisi, Kongre, Başkanlık, Liberal Demokrasi gibi göstermelik kavram atraksiyonlarına. ABD, başında Başkan yaftalı kukla bir Kralın bulunduğu ve parasal gücün egemen kılındığı tek Mafya devletidir dünyanın aslında. Şimdi bizde onlar gibi olalım da; ama aynı bağlamda da o Mafya devletinin tescilli bir sömürgesi mi yapalım kendimizi, hem de kendi elimizle.

Yani istedikleri bu mudur içimizdeki uyurgezer ve cinsi bozuk müstevli beslemelerinin. Aslında Amerikan rüyasının yarattığı sahte algıya kapılmadan yukardaki gerçeklerin ışığında ABD'yi doğal yüzüyle görmek, derin bir saflık uykusundan uyanmakla da özdeştir. Şimdi söyleyin lütfen, Başkanlık diye illaki bize yedirilmeye çalışılan sistem, esasen yoğun bir sömürü baskısı altında inleyen insanlarımızı daha da yoksullaştırmaktan ve birilerinin de kalan ömürlerinde, belki de kendi kıçlarını kurtarmaktan başka, milletimize hangi faydayı sağlayacaktır. Uyanın artık!!!

Merkantilist Avrupa da dikiş tutturamayıp; ama paranın tek güç olduğu sanrısını kendilerine tek gerçek yapan epikürist atıklar ve zamanın Lordlar Kamarasının piçleri, kendileri gibi; ama meteliksiz sayısız ipsizi de koruma ordularına katarak, kurtarıcı olarak gördükleri Yenidünyayı, asıl sahipleri ve cetlerimiz olan Şamanist Kızılderilileri, ancak uzun süreli savaşlardan sonra hunharca katlettikten sonra sahiplenebilmişlerdi.

Böylece Avrupa'nın yasama kurallarından uzakta ve kuralsız, tek başlarına egemen olacakları bir ortamda bu çapulcular nihayet, sadece para gücünün hâkim olduğu, özledikleri bir dünyayı kurabilmişlerdi. Ne ki yine de kural koymadan olmuyordu. Yoksa birileri de onların paralarını ve tüm varlıklarını gasp edebilir bu defa kendileri çulsuz kalabilirlerdi. Yani servetleri koruma altına alınmalıydı. Gerisi de malumunuzdur herhalde. İşte bir şey olduğu sanılan koca ABD budur ve bundan fazla da değil. Göçmenlerin yenidünya da kurdukları bu sistem, teritorial ulus devletlerin egemen olduğu desizyonist Avrupa da elbette işleyemezdi.

Bu nedenle de Okyanus ötesinde, gözlerden uzak ve özerk böyle bir yapılanma tercih edilecekti kuşkusuz. Nitekim düşündükleri gibi de oldu. Arkalarında bıraktıkları ana topraklara olan uzaklıkları ve yerleştikleri bu yeni toprakların doğal zenginlikleri, kendilerine yeterli olunca ve birinci dünya harbinin de dışında kalınca, geçen süreyi iyi kullandılar. İhtiyaç hissedilen bir ithalat ülkesi oldular. Ve sonuçta harp yıllarında büyük kayıplara uğrayan Avrupa, Asya ve Afrika'nın harp sonrası nekahet dönemlerinde, eksikleri bolarmış ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayan tek güç, daha doğrusu da hepsinin ilerde başına bela olacak bir harp zengini olarak, bir anda dünya sahnesine çıkıverdiler…

Sözün özü:

ZAFER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN…

Yukarıda bahsi geçen çok uluslu emperyalist haramilerin ve içimizde ki uşaklarının bölge temsilcileri olan yerleşik eşkıya çetelerinin, yurdumuzda da kol gezdikleri, can aldıkları günlerdeyiz. Yarın ise 30 Ağustos 2015, Cumhuriyet tarihimizin İstiklal Savaşını gururla sonuçlandırdığı bir şeref gününü, yâd etmek zorundayız. Böyle bir anıyı, bilhassa da yüce Atatürk'ün yiğitlerinin tertemiz kanlarını dökerek, Cumhuriyeti kendilerine emanet ettiği gençlerimizin, 24 saat coşkuyla kutlamaları gerekmektedir.

Çünkü gençlerimizin bu onur gününün anlam ve önemini, yurdumuzu bölmekle görevlendirilmiş içimizdeki vatan hainlerinin ve onları himaye edenlerin içleri boş kafalarına, öğrete öğrete doldurmaları gerekiyor. Bu nedenle de yazımı özellikle, Atatürk'ün yeni gençliğine ithaf ediyorum…

Serendip Altındal


a45UyF587661-150831143603 Oraj Poyraz <oraj.poyraz@openmail.cc>
2015/08/31  15:10 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Deniz gibi mal kazan, fakat sen uzerinde gemi ol.

Mevlana

Ahzab Suresi 26.Ayet:

Allah, ehl-i kitaptan, onlara (musrik ordularina) yardim edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku dusurdu;
bir kismini olduruyor, bir kismini da esir aliyordunuz. *****

Kur an-i Kerim in bazi ayetlerine iliskin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlis tercume edilmis!
2- Bu ayetler yanlis anlasilmaya musait yani herkes anlayamaz!
3- Bu ayetler zaman asimina ugradi yani bugun gecersiz!
4- Bu ayetler cag disi yani Islam da reform yapilmasi lazim!
5- Bu ayetlere iman etmek imkansiz ama yine de ben bir muslumanim!

Mazeretlerin Cevaplari:

1- Diyanet Vakfi Meali ni, konularinda uzman Ilahiyatci Heyet hazirladi. En cok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlis tercume yapmasi imkansiz. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
2- Kur an-i Kerim i herkesin anlayabilecegine dair ayetler var* ve zaten bu sebeple indirilmis . Tersi ise adaletsizlik olur cunku herkesin anlayamayacagi ve yanlis anlasilmaya musait bir kutsal kitap gondermek Allah a yakismaz. Bir sakinca da sudur; Muslumanlara siz Kur an i anlamazsiniz, sadece biz anlariz diyen ruhban sinifi olusur ki Islam da ruhbanlik haramdir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
3- Kur an in, kiyamete kadar , cihansumul(evrensel) yani her zaman ve her yerde hukmunun gecerli olduguna inanmak farzdir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
4- Allah 21. yuzyilin hayat sartlarini ve yasam bicimini ezelden beri bildigine gore Allah in bu durumu hesaba katmadigi ni iddia etmek Allah a karsi cok buyuk bir iftiradir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adi Musluman degil Kafir dir.** Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.

*Bakiniz: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide Suresi 15. Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakiniz: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.
*****Bu ayet Yahudi Beni Kureyza kabilesi ile ilgili.
Sahih hadislerde anlatilanlara gore kaledeki caresiz Yahudi Beni Kureyza kabilesinin eli silah tutabilenlerden 900 erkek olduruldu.
900 Yahudinin buyuk cogunlugu Ali tarafindan katledilmisti.
Ali o gun kafa kesmekten cok yorulmustu ve kafa kesme islemi sirasinda yorgunluktan surekli olarak kilic kullandigi kolunu degistiriyordu.
Muhammed ise kesim isleminin yanina cadir kurdurmustu ve kesim islemini gozlemliyordu.
Katledilen Yahudi erkekleri topluca gomulduler.

Anneler Gunu Stadyumlarda Kutlanmali

24 Temmuz 2013

Bugun Anneler Gunu. Ama icimde bir burukluk var. Boyle ozel bir gunun ayri ayri evlerde degil stadyumlarda hep beraber coskuyla kutlanmasi gerekirdi. Cunku biz millet olarak ozel gun ve resmi bayramlarda 101 pare top atisi yapilmadan, gecit resmi olmadan, uniformalar giyilmeden kutlama olmayacagina inaniyoruz. Isterdim ki anneler de uniformalarini giyip uygun adim yurusun, biz de tribunden onlari alkislayalim, gozlerimiz dolsun, sonra ne bileyim Turk yildizlari ucak gosterisi falan yapsin. Bunlar hos seyler sonucta. Kuzey Kore de ozel gunler ve resmi bayramlarda yapilan gosterileri gorunce hangimiz duygulanmiyoruz? Oradaki milli birlik ve butunluge hangimiz imrenmiyor?

Ben isterdim ki anneler stadyumlarda cesitli koreografiler yapsin, kule olustursun... Tamam, belki kule yapmalari o kadar kolay olmayabilir. Sonucta anne dedigimiz insanlar genellikle kilolu olur. Ama bu tamamen onlarin sorunu. Eger o perde takma isini yillarca bize yaptirtmak yerine kendileri yapsalardi bugun cok daha atletik olabilirlerdi. Uzgunum.

EN GUZEL HEDIYE UCLU PRIZDIR

Birileri coskuyla Anneler Gunu nu kutlarken ote yanda sessizce aglayanlar var. Kim onlar? Bu gune ozel kampanya yapmasi mumkun olmayan demir-celik, hirdavat ve tiras bicagi gibi sektorler. Evet, bu sektorler Anneler Gunu nde derin bir sessizlige gomulur. Diger butun sektorlerin reklamlari yaldir yaldir donerken bu sektorler bir kosede usulca aglamaktadir. Cunku Anneler Gunu ile urunlerini bagdastirmalari mumkun degildir. Infrared isitici markalari bile bir sekilde urunlerini bugune baglayip Anneler Gunu nde verilecek en guzel hediye infrareddir. Anne sicakligi gibi... diyebilirken bu bahsettigim sektorlerdeki firmalarda mayis ayinin ikinci pazar gunu depresyon, halsizlik, umursamazlik ve gozleri sabit bir noktaya dikerek donuk donuk bakmalar gorulur.

Ama son yillarda bu alakasiz sektorler Ya biz de Anneler Gunu nden faydalanalim, ne olur ki sanki? deyip isin cilkini cikardi. Annenize en guzel hediye uclu kablodur, priz kapagidir noktasina geldik. Lutfen yapmayin bunu. Bir cimento firmasinin Anneler Gunu nde kampanya yapmasinin ihtimali yok. Isterseniz deneyebiliriz:

Annenize verilecek en guzel hediye cimentodur. Aileyi adeta bir cimento harci gibi birlestiren o degil midir?.. Olmadi. Zorlama oldugu cok bariz.

Bugune ozel, annesiyle gelen her musterimize dort torba cimentoya bir torba bedava... Onlar en iyi cimentoyu hak etmiyor mu sizce... Bu da basarisiz cunku hicbir insaat iscisi cimento alisverisine annesiyle gitmez.

Gordugunuz gibi ne kadar caba sarf etsek de olmuyor. Simdi sakin olun ve elinizdeki o reklam butcesini yavasca baska bir gune birakin. Cicek ve cikolata firmalari disinda kimse bugunle ilgili reklam yapmasin.

ANNELERI RAHAT BIRAKIN

Bu reklamlar anneleri de degistiriyor. Sevgili firmalar, anneleri neden gaza getiriyorsunuz? Eskiden elini opup gununu kutlayinca sevincten ucan annem simdi bana infrared isitici isteyen gozlerle bakiyor. Tamam siz reklam icabi Annenize en guzel hediye infrared isiticidir diyorsunuz fakat bizimki inaniyor buna. Gercekten de en guzel hediyenin infrared isitici oldugunu dusunuyor. Insaf edin, siz bile uretici firma olmaniza ragmen buna inanmiyorsunuzdur.

Gecen Anneler Gunu nde Annecim sana en guzel hediye bugun burada yaninda olmam degil midir? dedim, Kendine biraz fazla anlam yukluyorsun bence diye cevap verdi. N olur yapmayin, lutfen annelerimizi gaza getirmeyin.

Son sozum annelere. Sevgili anneler, basimizin tacisiniz fakat o terlik ne? 2012 yilindayiz hala terlik firlatiyorsunuz. Misafirin yaninda gizli gizli cimdik atmalar falan... Bu mudur yani? Yapmayin..

http://beyinsizadam.net/
lukasaluka@gmail.com


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Saygı Öztürk : İşte gelinen nokta: Askeri birliklere yemek götürülemiyor

Saygı Öztürk : İşte gelinen nokta: Askeri birliklere yemek götürülemiyor

30 Ağustos 2015

Türkiye seçime gidiyor ama seçim güvenliği de bir numaralı tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bölücü terör örgütü, yıllardır hayalini kurdukları "kurtarılmış ilçeler" oluşturmak için büyük mesafe almış durumda. Örgüt dağdan inmiş, ilçe ve il merkezlerini kendi denetimine almanın çabasına girişmiş. Sivil halkın arasına katılıyor, onlardan da destek alıyor, güvenlik güçlerinin hareket kabiliyetinin büyük ölçüde kısıtlanması sağlanıyor.

Güvenlik güçleriniz sivil halkın zarar görmemesi için daha dikkatli, özenli hareket ediyor. Çünkü terör örgütü halkı kendisine siper yapıyor. Onlar hayatını kaybettikçe devlete olan tepki de artıyor. Cizre'de 5 vatandaşımız hayatını kaybetti. İlçeleri adeta karargaha çeviren terör örgütü yüzünden çıkan çatışmalarda hayatını kaybeden çocuklarımız, evine ekmek götürme telaşı dışında amacı olmayan vatandaşlarımız can veriyor.

YARIN NE OLACAĞI BELLİ OLMAZ

Bugün örgütün sözde "özerklik" ilan ettiği, kendi yönetimini oluşturmayı öngördüğü ilçe sayısı 17'ye yükseldi. Bu sayı daha da artacaktır. Açıkçası bu ilçelerde görev yapan kaymakam da, cumhuriyet savcısı da, kolluk güçleri de, asker de "yarın ne olacağı" kaygısını da taşıyor. "Çözüm süreci" öncesi o bölgelerde görev yapan, terörle mücadele eden komutanlar bugün değişik mahkemelerde yargılanıyor.

Her tasarıyı, teklifi istediği zaman yasalaştıran AKP, söz konusu asker olunca işleri ağırdan alıyor. Örneğin iç güvenlik bölgesinde görev yapan subay, astsubay ve uzman çavuşların geçmiş dönemde sadece görevlerine yönelik olarak yapmış oldukları fiillerden dolayı şu anda bile haklarında dava açılıyor, bu kişiler çok sıkıntılı süreçler yaşıyor. Genelkurmay'ın önerisiyle bu konuda düzenleme yapılması istendi. Askerlerin görevleriyle ilgili suçlar nedeniyle askeri mahkemelerde yargılanmasına ilişkin tasarı, komisyona geldi ama orada donup kaldı.

O yüzdendir ki asker göreviyle ilgili konularda bile görev yapamaz duruma düşürüldü. Terörle mücadele ettikleri için göreviyle ilgili konularda sivil mahkemelerde yargılanan yüzlerce komutanın durumunu bilen asker, şimdi nasıl görev yapsın?

ÇOK BÜYÜK KAYGILAR VAR

Şırnak'tan arayan okurumuz, "Bu bölge elimizden gitti, gidiyor. Askerin de köy korucularının da eli-kolu bağlı. Kendilerine ateş edilmediği sürece asla terör örgütü militanlarına karşı silah kullanmama talimatı verildiğini" belirtiyor, terör örgütü güçsüz hale getirilmeden yöre halkının gerçekte ne düşündüğünün bilinemeyeceğini de ekliyor. Yani, halkın örgüt korkusu içinde olduğunu belirtiyor.

Yalnız onlar değil, Cizre'de görevli bir kamu görevlisinin eşi yaşananları "Askerin elini kolunu bağlayanlar bu vebali nasıl ödeyecek? Askerler çatışmanın göbeğinde, biz çaresiziz. Bu ülke, askerini, asker ailesini bu kadar hor kullanmasın. Milli Eğitim Bakanı'na da yazdım ama cevap yok. Teröristler nasıl böyle polise, askere pervasızca saldırıyor da onlara sadece 'kendinizi koruyun, saldırmayın' diye emir veriliyor. Hepsi, askeri alanın telleri arkasında korumasız ve sahipsiz" diye açıklıyor.

ASKERE YEMEK GİDEMİYOR

Cizre'nin olaylarıyla ünlü Nur Mahallesi'nde bulunan keşif taburunun hemen 150 metre uzağında terör örgütünün kampı bulunduğunu, emniyet müdürlüğü binasının hemen yakınında da örgütün sözde karargahı olduğunu bu köşede duyurmuştum. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, bu konularla yakından ilgileniyor. Hükümete öneriler götürüyor, eksiklikleri sıralıyor.

Daha önce de belirttiğim gibi asker kışlasında. Sadece jandarma ve polis sokağa çıkabiliyor. İşte onları engellemek için Cizre'nin cadde ve sokaklarına hendekler kazdılar, kum torbalarını kendilerine siper ettiler. Geçiş noktalarına patlayıcı yerleştirdiler.

Cizre'de bulunan askeri garnizona giden yollar da yine örgüt tarafından kazıldı, hendeklerin başında teröristlerin yanı sıra siviller de bulunuyor. Dolayısıyla askeriyeye giriş-çıkış olmaması için çaba gösteriliyor. İşte Cizre'de hafta içinde yaşanan durumu yerinden öğreniyorum:

"Askeri garnizonun kapısından çıkan kadın, çocuk, yaşlı herkes hedef. Şu anda büyük sorun var. Yaşananları, duygularımızı tam olarak dile getiremiyoruz. Yollar terör örgütü tarafından kapatılmış, ilçe onların elinde. Askerlere yemek ve malzemeleri götürülemiyor. İki gündür yemek yok. İşte bu kadar sahipsiziz. Artık yorum yapamayacağım."

Garnizona giden yollar tutulmuş. Havadan ikmal ise terör örgütünün elindeki silahlar nedeniyle hayli tehlikeli. Çünkü örgütün elinde çok sayıda havan, uçaksavar, roketatar ve Docka ağır silahı da bulunuyor.

Konuyu Ankara'daki bazı askeri yetkililere de sordum. Kimisi "Bu durumda söylenecek bir şey yok" dedi, bazıları da "Askere yemek gidemiyor diye bir şey olur mu?" karşılığını verdi. CHP heyeti Cizre'ye gidecek. Bakalım hangi izlenimlerle dönecek, bekleyelim, görelim.


a45UyF587661-150831140359 Mehmet Yazici <mehmet_yazici@runbox.com>
2015/08/31  15:00 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Bazen ne onunla yapabilirsiniz, ne de onsuz.
Ne terkedebilirsiniz, ne de yeniden sevebilirsiniz; surunur gidersiniz .

Can DUNDAR

Abdullah Ibnu s-Saib Ibni Yezid Ibni s-Saib babasi tarikiyle ceddi (Yezid Ibnu s-Saib) radyyallahu anh tan anlatiyor:
Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
Sizden kimse, ne saka ne de ciddi olarak kardesinin degnegini almasin.
Kim kardesinin degnegini almissa hemen ona geri versin.

Ebu Davud, Edeb 93, (5003); Tirmizi, Fiten 3, (2161).
Hadis No: 5363

Tanri nin evrenle zar atacagina inanamiyorum.
I cannot believe that God plays dice with the cosmos

Albert Einstein on quantum mechanics, published in the London Observer, April 5, 1964; also quoted as God does not play dice with the world in Einstein: The Life and Times, Ronald W.Clark, New York: World Publishing Co., 1971, p.19


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/