14 Ağustos 2026 Cuma

KURTULUŞ SAVAŞI'NDA YUNAN ORDUSUNDAKİ KÜRTLER

KURTULUŞ SAVAŞI'NDA YUNAN ORDUSUNDAKİ KÜRTLER

Kurtuluş Savaşı sırasında Kürt Mustafa Paşa, Mustafa Kemal’in idam edilmesi emrini vermiş,

Nasturi İsyanı’nı bastırmakla görevli birlikten

——Fırka komutanı Kürt İhsan Nuri,

——Vanlı Kürt Rasim,

——Kürt Tevfik Cemal ve Teğmen Kürt Ali Rıza, isyan sırasında 270 askerle birlikte Kürt isyancılarının tarafına geçmiş,

——Damat Ferit, Kürdistan Teali Cemiyeti ile görüşerek onlara özerklik karşılığında Mustafa Kemal’e karşı savaşmayı teklif ederek,

——Yüksek Komiser De Robeck ile görüşüp 15 bin kişilik bir Kürt ordusu kurulmasını ve Kürtleri Mustafa Kemal’e saldırtmayı planlamış ve Ali Galip Olayı böylece yaşanmıştır.

Sivas Kongresi’ne giden Mustafa Kemal’e Kürtler suikast düzenlemiştir.

Kürtler aynı zamanda Yunanlılarla da temas halindedir. Amasya’da Yunan temsilcisi ile görüşün Kürtler,

Yunanlılara Türk ordusunda ele geçirilen Kürt esirlere iyi davranılmasını ve bu esirlerin Türk ordusuna karşı kullanılmasını önerir. Teklif kabul edilir ve esir Kürtler Yunan ordusunun hizmetine girerler.

Kürt-Yunan işbirliğinin en büyük sonucu ise KOÇGIRI İsyanı’dır.

Yunan ordusu büyük ilerleyişe geçmeden hemen önce Kürtler isyan eder. Yunan ordusu Bursa’ya doğru ilerlerken Kürtler Sivas’a doğru yürümeye başlar.

Amerikan Askeri Ateşesi durumu şöyle rapor eder:

... Yunanlılar önemli bir zafer kazanırlarsa Kürt isyanı Türkiye’nin arkasını ciddi bir şekilde tehdit edebilir. Ancak Batıdaki savaş Türklerin lehine gelişirse, Türkler, ellerindeki yarım düzine yetenekli liderden biriyle Kürt sorununa son verebilir.

İngilizler kuşkusuz bu durumu bilmektedirler. Gene de Kürt sorunu ile meşgul olduğu sürece Mustafa Kemal’in Musul’a el koyamayacağını düşünmektedirler. Dolayısıyla Kürt akımına yardımcı olmaktadırlar.”

Koçgiri İsyanı’nın başlangıç tarihi sadece Yunan ilerleyişine değil aynı zamanda Londra ve San Remo Konferansları’na da denk gelir. Ankara Hükümeti böylece sıkıştırılmaktadır.

Koçgiri İsyanı’nın liderlerinden Baytar Nuri isyan programını şu şekilde açıklar:

İlk önce Dersim’de Kürt istiklali ilan edilecek, Hozat’a Kürdistan bayrağı çekilecek, Kürt milli kuvveti Erzincan, Elazığ ve Malatya istikametlerinden Sivas’a doğru hareket ederek Ankara Hükümeti’nden Kürdistan istiklalinin tanınmasını isteyecekti. Türkler bu isteği kabul edeceklerdi. Çünkü isteğimiz silah kuvvetiyle desteklenmiş olacaktı.”

Ayaklanma büyür ve isyancılar Ankara Hükümeti’ne bir muhtıra yollarlar. Telgraf yoluyla iletilen muhtıra şu maddelerden oluşmaktadır:

1-İstanbul Hükümeti’nce kabul edilen Kürdistan özerkliğinin Ankara Hükümeti’nce de tanınıp tanınmayacağının açıklanması

2-Kürdistan özerk yönetimi konusunda Mustafa Kemal hükümetinin ivedi yanıt vermesi

3-Elazığ, Malatya, Sivas ve Erzincan cezaevlerindeki Kürtlerin hemen salıverilmesi

4-Kürt çoğunluğu bulunan illerden Türk memurlarının çekilmesi

5-Koçgiri yöresine gönderilen birliklerin geri alınması.”

Kürtler bununla da kalmaz, 25-Kasım-1920 tarihinde Batı Dersim Aşiretleri reisleri adına TBMM’ye şu şekilde başvurur:

Sevr Antlaşması gereğince Diyarbakır, Elazığ, Van ve Bitlis illerinde bağımsız bir Kürdistan kurulması gerekiyor. Bu nedenle bu oluşturulmalıdır. Yoksa, bu hakkı silah zoruyla almaya mecbur kalacağımızı beyan ederiz.”

Yunanlar Bursa’ya Kürtler Sivas’a saldırıyor

Ankara Hükümeti, Yunanların Bursa’yı ele geçirmesine rağmen Kürtlere karşı geri adım atmaz. Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşa isyanı bastırmak için bir plan hazırlar. Topal Osman komutasındaki Giresun alayı da Nurettin Paşa’nın emrine verilir. Türk Ordusu 11-Nisan-1921 günü Kürtlerin üzerine yürüyüş başlatır. 45 bin kişilik Kürt milisleri ile çarpışmalar 3 ay sürer. 17-Haziran-1921 günü isyancılar teslim alınır.

Koçgiri isyanının bastırılmasından sonra BMM’deki Kürt milletvekilleri Ordu Komutanı Nurettin Paşa’nın halka zulmettiği, gereksiz yere kan döktüğü gerekçesiyle olağanüstü ve gizli bir oturum talep ederler. Kürtler isyanı bastıran Nurettin Paşa’nın kellesini istemektedir.

Mustafa Kemal daha sonra Nutuk’ta olayı şöyle anlatır:

Nurettin Paşa merkez bölgesinde bir yıla yakın bu görevi yaptı ama yetkisi dışında kimi yurttaşların haklarına el uzatıyor diye milletvetkillerinin yakınmaları ve İçişleri Bakanlığı’na soru yöneltmeleri,

Bakanlığın da yakınmaları yerinde görmesi üzerine Meclis’in isteğiyle Kasım 1921 başlarında görevden çıkarıldı.

Meclis, Nurettin Paşa’nın yargılanmasına da karar verdi. Bu iş, benimle Bakanlar Kurulu arasında bir sorun çıkmasına da yol açtı. Ben, Nurettin Paşa’ya uygulanmak istenen işlemi kabul etmedim. Fevzi Paşa Hazretleri de benim görüşüme katıldı. İkimizle, Bakanlar Kurulu arasında çıkan anlaşmazlık Meclisçe bir çözüme bağlandı.

Meclis’te Nurettin Paşa’yı savundum, kendisini ağır bir işleme uğramaktan kurtardım.”

Görüldüğü gibi Mustafa Kemal Paşa, sadece Kürt isyanını bastırmakla kalmamış, isyanı bastıran komutanı da sonuna kadar savunmuştur.

Mustafa Kemal’in, Meclis’te tek kalması ise son derece öğreticidir.

Gerçekten de Birinci Meclis’te, Mustafa Kemal Paşa, Şeriatçılara ve Kürtçülere karşı tek başına kalmaktadır.

Ama tek kalmak pahasına kendi komutanını savunmuştur!

Türk Genel Kurmay Başkanlığı da bu isyanı şu şekilde değerlendirmektedir:

Siyasi bakımdan büyük bir önem taşıyan bu harekat dolayısıyla, Kürt bağımsızlık davasının ilk basamağının Koçgiri olayları ile kurulmak istendiği, bu dış etkilerin en açık ve kesin delilidir.”

Bu değerlendirmeden de anlaşılacağı gibi, olay münferit bir isyan değil, bir davanın ilk adımıdır!

Ardından gelecek olan Kürt isyanları da bunu kanıtlayacaktır. Nitekim isyanın liderleri de olayı böyle değerlendirmektedir:

Koçgiri, Kürt İstiklal Savaşı’nın bir merhalesidir, onunla bir meydan muharebesi kaybettik, fakat harp bitmedi. Biz son zaferi kazanacağız.”

Görüldüğü üzere, daha Sivas Kongresi’nin toplanma hazırlıklarından başlanarak Kürtler, Kurtuluş Savaşı için çalışmamış, tam tersine hep Kurtuluş Savaşı’na karşı savaşmışlardır. Koçgiri ayaklanması bunun en büyük kanıtlarından sadece biridir.

Atatürk, "Türkiye Türklerindir!" ve "Ne Mutlu Türk’üm Diyene!" özdeyişlerini boşuna söylememiştir.





--

- - - - - - - - - - - - - - - -

ARKADAS DUNYA ICIN
. . . . . .
arkadas dunya icin bos yere uzulme
su hurda dunya icin gereksiz yere uzulme
var olan zaten gecti yok da ortada yok
sen ol da var icin yok icin uzulme

~OMER HAYYAM~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Qualis artifex pereo …
Ne kadar guzel (sanatsal) oluyorum (Neronun intihar etmeden onceki son sozleri)

~Latin Atasozu~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Resulullah sav buyurdular ki:
Sizden birinizin yemek kabına sinek düşecek olursa, onu iyice batırın.
Zira onun bir kanadında hastalık, diğerinde şifa vardır.
O, içerisinde hastalık olan kanadıyla korunur.

Ebu Davud, Etime 49, 3844
Buhari, Tıbb 58, Bedül-Halk 14; İbnu Mace, Tıb 31, 3504, 3505
Nesai, Fera 117, 178

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 162. - 389 ]

Biz aşka tapanlarız, müslüman değil;
Cılız karıncalarız, Süleyman değil;
Biz eskiler giyen benzi soluklarız:
Pazarda sırma satan bezirgan değil.

- - - - - - - - - - - - - - - -

Kötülüğün, ruhta iki şekle büründüğünü söylemek gerek; biri vücutta hastalığın, öteki çirkinliğin karşılığıdır.


Platon'dan Eflatun özlü sözler
Bin peygambere bedel…

- - - - - - - - - - - - - - - -

Yalniz sana yarari olacagini goruyorsan harekete gec, aksi takdirde hareketten vazgec. Ofke neseye, gazap sevince donusebilir. Ancak yok olmus bir ulke varligina asla kavusamaz, oluler yeniden canlanamaz.

~Sun Tzu~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 24. - 389 ]

Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz?

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ne kadar kabul gorse de, edebi ve samimi olsa da, hicbir ideolojik yaklasim tek basina ozgur dusuncenin onunu acamaz.
Ideoloji, sinirlandirilmis bir ust duzey dusunce urunudur.
Ozgur dusunmenin bile zihin tarlamizi ceviren bazi sinir taslari vardir tabi ki; genetik, kulturel ve dogal cevre etkenleri gibi;
ancak bu sinirlari en azindan zihinsel olarak asmak istedigimizde bizi durdurabilecek mayin sadece onyargilarimizla guclendirilmis bir irade baskisidir.
Zaten ideolojimizin sinirlarini asmaya kalkinca, bizzat o ideolojinin kendisi bizi reddeder.
Siniri gectigimiz andaysa, artik ne bizim bir ideolojimiz,
cunku sinirlarini kaldirdigimiz ideoloji artik sade bir dusunce sistemi duzeyine inmistir,
ne de ideolojinin bir artik o ideolojinin kulu degil sade bir ogrencisi olmustur)
Bizzat kendi ideolojik sinirlarimiza toslayip kalmamak icin dusuncelerimizi bagimli bagimsiz her turlu elestirel dusunceye hosgoru ve minnettarlikla acik tutmaliyiz.
Ideolojik olmayan yaklasim, dusuncenin ozgur ifadesine yasaklayici bir savunma icgudusuyle tepki vermekten kacinmaya ozenen bir anlama hevesidir.

~Dusuncenin Dusunceli Sozleri~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Hekimoğlu

Hekimoğlu derler benim de aslıma
Aynalı martin yaptırdım narinim kendi nefsime
Konaklar yaptırdım döşetemedim.
Ünye de Fatsa bir oldu narinim baş edemedim
* * *
Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu sorarsan narinim demir yürekli
Bahçe armut dibinde kaymak yedin mi
Hekimoğlu'nu görünce narinim budur dedin mi
* * *
Çiftlice Muhtarı puşttur pezevenk
Hekimoğlu geliyor narinim uçkur çözerek
Hekimoğlu derler bir ufak uşak
Bir omzundan bir omzuna narinim yüz arma fişek
* * *
Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu, yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü, akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.
Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi, Ayşa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki, bu kız Gürcü Beyini sevmemekte, Hekimoğlu'na bağlanmıştır. Bu, dostlukla, arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu'yla görüşmeye başlamıştır.
İşte Bey, iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu'na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu'yla teke tek görüşüp, hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğlu, gözüpek, mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp, tek başına buluşma; yerine gider. Gitmeye gider ama, Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri, buluşma yerine varır varmaz, sabırsızlanıp Hekimoğlu'nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu'yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğlu, çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonra, Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıp, yanına Mehmet adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.
Hekimoğlu'nun dağa çıkış nedenini ve biçimini bilen, duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliği, yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurar, zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.
Hekimoğlu, artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Bey,
kendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu'nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için, Hekimoğlu'nu bir türlü ele geçiremezler.
Hatta bir defasında, Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine Hekimoğlu'nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.
Hekimoğlu, kaçmaya kaçıyor ama, Beyin, iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu Muhtar, Hekimoğlu'ndan yana görünüyor, oysa gerçekte Beyin adamıdır ve onunla işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu, Muhtarın puştluğu yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır. Özetle yaman cenk olur orada.
Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :
1-Hekimoğlu, çatışma sırasında. çemberi yarıyorsa da, aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.
2 -Atına atlıyor, elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu'ya kadar geliyor ve burada ölüyor.
Hekimoğlu, tipik bir erdemli başkaldırıcı örneğidir. Haklı bir nedenle dağa çıkıyor. Mertliği, yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapıyor. Yoksulların dostu, onları ezen varsılların düşmanıdır.
Hekimoğlu denince, hemen akla gelen bir özelliği de aynalı martini dir. Hekimoğlu Türküsü'nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen aynalı martin in özelliği şudur. Hekimoğlu, özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğinde, bu aynayı: düşmanının gözüne tutarak, gözünün kamaşmasına, dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor.
Bu yüzden Hekimoğlu'nun, adı, Hekimoğlu'nun adı aynalı martinle özdeşleşmiştir.

Kaynak:
Mehmet Bayrak
Eşkıyalık ve Eşkıya Türküleri,
Yorum Yayınları Ankara 1985

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ahlaki gerçekler diye bir şey yoktur.

~Friedrich Nietzsche~

- - - - - - -







- - - - - - -

Stage_3-John_Escott-As_the_Inspector_Said_and_Other_Stories.pdf
Arthur_Conan_Doyle-Bocek_Avcisi.epub
Robert_A._Heinlein-Uzayda_Kaybolanlar.epub
Matematik_1_Final-2010_.pdf
Cocukta_Oyun_Gelisimi.pdf
Postmodern_Toplumdan_Kesitler-Yasar_Cabuklu.mobi
Zoya-Danielle_Steel.epub
The_Firm-John_Grisham.epub
Milan_Kundera-Varolmanin_Dayanilmaz_Hafifligi.epub
Necip_Fazil_Kisakurek-O_ve_Ben.epub
Sam_Shepard-Ac_Sinifin_Laneti_Oyun_.doc
Drama_Lideri_Olarak_Ogretmen_ve_Egitimsel_Drama.pdf
Philip_Gowins-SUFiZM.pdf
Cuneyt_caliskur-vakA_1.doc
tu4-Kelimelerin_Listesi.pdf
Alfonso_Paso-Kirkindan_Sonra.pdf
Platon-Sokrates_in_Savunmasi.epub
Ray_Cooney-Ikinin_Biri_Oyun_.pdf
Iskender_Pala-Ansiklopedik_Divan_Siiri_Sozlugu.pdf
Yusuf_Akcura-Uc_Tarz-i_Siyaset.epub
Melih_Cevdet_ANDAY-OLULER_KONUSMAK_ISTERLER.pdf
Ahmet_Aydogan-Schopenhauer.epub
Zulfu_Livaneli-Kardesimin_Hikayesi.epub
Leo_Huberman-Sosyalizmin_Alfabesi.epub
Afrikanin_Hic_Bir_Yerinde-Stefan_Zweig.mobi
Baris_Bicakci-Bizim_Buyuk_Caresizligimiz.epub
Lucy_Kirkwood-Once_Bir_Bosluk_Oldu_Kalp_Gidince_Ama_Simdi_Iyi.doc
Vladmir_Nabokov-Lolita_Beyaz_Irktan_Dul_Bir_Erkegin_Itiraflari.epub
Son_Dersten_Onceki_Dersin_Notu_19.05.2015_.docx
SKierkegaard-Korku_ve_Titreme.epub

- - - - - - -

"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -



- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Gruba mesaj göndermek icin
To send a message to the group


:
ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba üye olmak icin
To join the group


:
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak için
To write to the group founder


:
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamız
Our Group Page


:
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz
You can also check out my blog if you wish


:
http://orajpoyraz.blogspot.com/
Yeni web sayfam
Our new website


:
https://erkin.cc/
Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
Email addresses (Contact us here if you have any problems.)


:
Oraj.Poyraz@erkin.cc
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder