İyi güzel de, bir KÜRESEL İSTİHBARAT VE DÜŞÜNCE kuruluşu neden kendisine rapor hazırlayanların güpgüzel isimleri dururken kod adı verir.?
Türk devlet aygıtında ve siyasetinde önemli roller üstlenen kişiler neden ELİN İSTİHBARAT VE DÜŞÜNCE KURULUŞ ile çalışır?
Türk siyasetinde "TR" önekiyle anılan kod adları, 2012 yılında WikiLeaks tarafından sızdırılan, ABD merkezli küresel istihbarat ve düşünce kuruluşu Stratfor’a ait gizli yazışmalarda ortaya çıkmıştır.
Stratfor belgeleri sızdırıldığında, listede yer alan isimlerin birçoğu bu kuruluşa gizli bir bilgi aktarmadıklarını, bir düşünce kuruluşu veya analistle yapılan herkesin erişimine açık standart siyasi/gündem değerlendirmelerinin kurum tarafından bu şekilde raporlaştırıldığını ifade etmiştir.
TR 705 – Sezgin Tanrıkulu: WikiLeaks sızıntılarında en çok gündeme gelen ve tartışılan kodlardan biridir.
Stratfor analisti Emre Doğru ile yaptığı görüşmeler ve bölgeye dair aktardığı insan hakları odaklı analizler nedeniyle bu kodla kaydedilmiştir.
Siyaset içerisinde (özellikle muhalefet içi tartışmalarda) sıkça kendisine karşı polemik konusu yapılmıştır.
TR 326 (veya bazı belgelerde TR 306) – İbrahim Kalın: Şu anki Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı ve dönemin Başbakanlık Danışmanı olan İbrahim Kalın, Türkiye’nin dış politikası ve hükümetin perspektifine dair görüşleri nedeniyle Stratfor kayıtlarında bu kodla yer almıştır.
TR 105 – Sabri Uzun: Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı.
TR 221 – Sedat Laçiner: Dönemin Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı ve akademisyen.
TR 402 – Melih Alcin: Ekonomi ve enerji sektörüne yönelik analizlerde kaynak olarak kullanılan isimlerden biri.
TR 513 – Kerim Balcı: Kapatılan Zaman gazetesinin eski yazarlarından biri.
- - - - - - - - - - - - - - - -
Yanlış olan, yosunlu taşlar gibi kalmaktır
~Taha AKYOL~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Dünyada Makamlar, Mevkiler Bâki Değildir.
~Recep Tayyip ERDOĞAN(RTE)~
- - - - - - - - - - - - - - - -
AK PARTİ SAFLARINA DAVET VAR…
https://www.youtube.com/watch?v=HjlcIjdQ0-A
- - - - - - - - - - - - - - - -
COK SEVDIM BIR ZAMANLAR, SEVIYORUM YINE DE
Cok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Alip basimi gitmeyi yollar boyunca
Seyretmek bir bozkir aksamini camindan bir otobusun
Masal sehirlerini gecerken hizla
Cok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Urpertili, simsicak tenini kadinlarin
Salmak serin sulara govdemi
Dusup gitmek ardina siirin ve askin
Cok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Varoldugumu dusunmeyi, urpererek..
Karanlik bir odada kucuk bir cocuk gibi
Yagmurdan ve yalnizliktan urperek
Cok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Dusuncemi genis ve sonsuz olanla birlestirmeyi
Hircin ve ele gecmezce atilgan
Uysal ve usulcacik benim olan seyi…
Cok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Ve hep sevecegim beynim ve tenim varoldukca bu dunyada
Piril piril olani, her zaman bir guz diriliginde
Degismez ve degisken olani sonsuzca…
~ATAOL BEHRAMOGLU
Eylul 1978~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Bir adam bir dus gordu ve uyandiginda yorumcuya giderek dusunu kendisi icin yorumlamasini istedi.
Yorumcu adama dedi ki, bana uyanikken gordugun duslerle gel ki anlamlarini soyleyebileyim.
Ama uykunun dusleri ne benim bilgeligime aittir ne de senin imgelemine.
~Halil CIBRAN~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Bozcaada Yolunda Volvo V40 Testi
~24 Temmuz 2013
Geçtiğimiz hafta Volvo’nun yeni üretimi V40 serisi için #osensin kampanyası dahilinde arabayı test etmek için Bozcaada’ya gidecektik. Arabayı henüz görmeden beğenmiştim. Sonuçta bu bir arabaydı ve her halükarda belediye otobüslerinden iyiydi.
Yola çıkış Hollywood filmlerini aratmayacak bir tempodaydı. Altı üstü Bozcaada’ya gidecektik ama hazırlıklar bir rehine kurtarma operasyonunu aratmıyordu. Yol haritaları, kameraların kurulması, takip aracı, kahve termosu, yol gözlüğü, araç kiti… Kampanyayı yürüten Havas Engage İstanbul hiçbir ayrıntıyı atlamamıştı. Takip aracıyla her daim irtibat halinde olmamızı sağlayan bir telsiz bile verdiler. İşte o an kuşkulanıp Yasa dışı bir şeyin içinde değiliz, öyle değil mi? diye sordum gözlerimi kısarak.
V40’ı ilk gördüğümde tepkim Belediye otobüsüne göre oldukça küçük oldu. Yıllardır belediye otobüsünde seyahat edince insan bütün kıyaslamaları ona göre yapıyor. Şoför mahalline oturduğumda alışkanlıktan olsa gerek yaşlı bir teyzenin gelip yer isteyeceği tedirginliğini yaşadığımı itiraf etmeliyim. Çok şükür böyle bir şey yaşanmadı.
Dolmabahçe’den Bozcaada’ya doğru hareket ettik. İlk olarak hız kadranını fotoğrafladım. Bunu 127 km hızla giderken yapmak çok kolay değil. Kimseye tavsiye etmiyorum. Yanımdan belediye otobüsleri geçiyordu. Orada tıkış tıkış seyahat edenleri görünce ağladım. Ama onlar gülüyordu. İki gün sonra tekrardan aramıza döneceksin bakışlarıyla beni süzdüler. Yaptıkları hoş değildi.
Yolda V40’ın Adaptive Cruise Control sistemini test ettim. Öndeki araca göre hızı ayarlayan bir sistem bu. Yokuş yukarı ya da aşağı fark etmiyor, öndeki araçla aranızda sizin belirlediğiniz mesafeyi koruyacak şekilde ilerliyor araba. Gaza ya da frene kendi basıyor. Büyük kolaylık şeklinde değerlendirilebilir ama şoför karizması dediğimiz olgu yara alıyor. Yaa cruise control olduktan sonra ben de sürerim şeklinde insanı yaralayan ifadelere maruz kalıyorsunuz.
Bir de dalgınlıkla şeridinizi aşarsanız direksiyon titriyor ve sizi gerisin geri şeridinize döndürüyor. Bunu da 2013 yılına geldiğimiz bugünlerde bir insan hakları ihlali ve kişi iradesine saygısızlık olarak değerlendirdim. Trafiğin emniyeti açısından doğru olabilir fakat özgür irade yerlerde. 1789 Fransız İhtilalinin kazanımlarını birer birer kaybettiğimiz hissine kapıldığımı söylemeliyim. Elbette bu özelliği kapatabildiğinizi veya sinyal verdiğiniz zaman devre dışı kaldığını belirtmek lazım.
Sorunsuz bir şekilde yola devam ediyorduk. Çanakkele’ye doğru çeşitli ilçelerin ve kasabaların içinden geçtik. Burada etraftaki tabelalara bakınca bir gerçeği fark ettim. İstanbul’dan uzaklaştıkça dükkan isimlerinde bir özensizlik, bir vurdumduymazlık göze çarpıyor. Mıstık Büfe, Ejder Pansiyon, Çoğumlu Solaryum bunlardan sadece birkaçı. Özellikle Ejder Pansiyon’da durup hangi kafayla böyle bir ismi seçtiklerini ve neden hala batmadıklarını sorasım geldi. Fakat yolumuz uzundu.
Gelibolu’da arabalı vapura binip karşıya geçtik. Oradan Bozcaada’ya bizi götürecek vapura binmek üzere Geyikli’ye doğru yola çıktık. Yol üzerinde mola yerimiz Manzara Restaurant’tı. Adından da anlaşılacağı gibi muhteşem bir manzarası vardı. Ama inanır mısınız bir kere bile dönüp bakmadım, çünkü yemek daha önemliydi. Manzara her yerde vardı.
Yolda, kırmızı ışıklarda, benzincilerde, vapurda hep ilgi odağıydık. Ünlü biri olduğum için ilgiden sıkılmamayı öğrenmeliydim. Fakat sorular genelde kaç beygir, fiyatı ne kadar minvalinde olunca hayal kırıklığına uğradım. Daha yeni piyasaya çıkmış bir arabanın benden çok ilgi görmesi üzücüydü. Arabayı süren ben olduğum için bana da hayranlıkla bakıyorlardı. Ayağımızı yerden kesiyo işte türünde cevaplarla tevazumu ve efendiliğimi gösterince bana bir kez daha hayran kaldılar.
BOZCAADA
Bozcaada’ya vardığımızda akşam olmuştu. Hemen otele yerleşip bizi bekleyen yemek masasına kavuşmak için Cabali Balıkçısına gittik. Harika bir ortamda, adaya özgü yemeklerle birlikte leziz bir balık ziyafeti çektik. Yemek yerken balıkların nasıl olup da bin yıllardır aynı ucuz numarayı yiyip oltaya geldiklerini sorguladım. Bu konuda kendilerini birazcık olsun geliştirseler şu an masada kızarmış halde olmazlardı.
Ertesi gün güzel bir kahvaltının ardından kısa bir Bozcaada turuyla adadaki üzüm bağlarını, plajları ve yel değirmenlerini görme şansımız oldu. Üzüm bağları neyse de o yel değirmenleri bana çok işe yarıyormuş gibi gelmedi. Sanki Biz de ülke ekonomisine katkıda bulunuyoruz, boş durmuyoruz dercesine yapılmışlardı. Çok üzerlerine gitmedim.
Sonunda kısa süre kaldığımız ve bir daha gelme isteği uyandıran bu adadan gitme vaktimiz geldi. Eşyalarımı toplarken otelin duvarlarına son kez baktım. Zorla duygusallaşmaya çalıştım ama beceremedim.
Dönüş yolu gidişe nazaran biraz daha ağır tempoda geçti. Saatlerce araba kullanmış olmaktan mütevellit kendimi tır şoförlerinde görülen birtakım tuhaf hareketleri yaparken buldum. Arabadan inip bacakları ayırarak hafif kambur yürümek, ileride çevirme var selektörleri yapmak, arabesk dinlemek bunlardan birkaçıydı.
Takip aracında bize eşlik eden Volvo yetkilisi Serdar’dan telsiz vasıtasıyla V40’ın bir özelliğini daha öğrendim. Dünyada ilk defa kaputta hava yastığı teknolojisi de V40’ta kullanılmış. Allah göstermesin bir yayaya çarpma durumunda kaputtaki hava yastığı devreye girip yayanın kazayı en az zararla atlatmasını sağlıyormuş. Serdar’a İşte şimdi gönül rahatlığıyla birkaç yayaya çarpabilirim, tamam dedim. Bunu yapmamak daha uygun olur, tamam dedi. Bu bir test sürüşü ve bunu denemek için can atıyorum, tamam diye üsteledim. İç çekti ve Lütfen sağa çeker misin, tamam dedi. Sağa çektim, bana kendince haklı sebeplerle bunu test etmememizin herkesin hayrına olacağı konusunda kafa şişiren bir nutuk attı. Gönülsüzce kabul ettim.
Gerek kaputta hava yastığı teknolojisi gerekse araçtaki sensörlerin iki kollu ve iki bacaklı bir silüet algıladığında devreye giren alarm ve otomatik fren sistemi yıllar boyu severek yaptığımız bir geleneğin tarihe karışması anlamına geliyordu: Arkadaşın üzerine araba sürmek. Bir geleneğin daha yok oluşunu gözyaşları içinde fark ettim.
Sonuç olarak:
Rampayı 6. Viteste 165 km hızla çıkma keyfini yaşadım.
Havas Engage İstanbul en ufak ayrıntıya kadar bizimle ilgilendi. Son baktığımda takip aracında Yusuf bana çorap örüyordu.
Belediye otobüslerine bir daha binmek istemiyorum.
V40’ın iki günde test edilemeyeğini öğrendim. En az 5 yıl kullanmak gerekiyor.
İstanbul’a yaklaştığımızda arabayı biraz daha kullanmak için Nişantaşı’ndaki partiye Kars üzerinden gitmeyi teklif ettim. Bunun biraz zaman alacağı ve daha kestirmeden gidersek vaktinde yetişeceğimiz söylendi.
V40’tan ayrılırken son kez dönüp baktım. Bir daha benim gibi şoför bulamayacaksın, biliyorsun değil mi? dedim. Sarıldık.
http://beyinsizadam.net/turkiyede-bilim-neden-ilerlemiyor/
lukasaluka@gmail.com~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Kendini fazla ciddiye alma, kimse almiyor ki zaten…
~Ohio’lu 90 yasindaki Regina Brett’in kaleminden~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Egitimdir ki, bir milleti ya ozgur, bagimsiz, sanli, yuksek bir topluluk halinde yasatir; ya da esaret ve sefalete terk eder.
~K.Ataturk~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Sevgi en buyuk meydan okumadir.
~Anonim Nasihat~
- - - - - - - - - - - - - - - -
GONLUMLE KESEM
* * *
Benim gonlum gayet comert
Fakat kesem basima dert …
* * *
Gonlum diyor: Bir keyif cat,
Su kumralin kucaginda …
Kesem diyor: rahatca yat,
Bu gece de yataginda …
* * *
Gonlum diyor: Ne hos hele,
Manzarasi su levregin,
Kesem diyor: Kos acele,
Evde soguyor yemegin …
* * *
Gonlum diyor: Tramvaya
Binme, otomobil varken …
Kesem diyor: Yuru yaya,
Yolun boyle duz yollarken …
* * *
Gonlum diyor: Sampanya ic,
Daha sureklidir keyfi.
Kesem diyor: Muskirat hic
Sana yaramiyor, Seyfi …
* * *
Benim gonlum gayet comert,
Her turlu zevki tat, diyor.
Fakat kesem basima dert,
Beni hesaba kat diyor.
~Orhan Seyfi Orhon~
- - - - - - -





- - - - - - -
Divan-i_Kebir_den_Secmeler_Cilt1-Sefik_Can.epub
Philip_K._Dick-Yuksek_Satodaki_Adam.epub
Jean_Paul_Sartre-Varolusculuk_Materyalizm_ve_Devrim.pdf
Klasik_Turk_Muzikisi_PDF.pdf
Jean_Tardieu-16KisaOyun.pdf
Lucretius_Carus-Varligin_Yapisi_I.pdf
Insan_Insana-Dogan_Cuceoglu.epub
TurkSoylenceSozlugu.pdf
Murder_Maker-Margaret_Johnson.epub
Veysel_Atayman-Varolmanin_Acisi-Schopenhauer_Felsefesi.epub
icindekiler.doc
AHMED_CEVDET_PASA-01FAIDELI_BILGILER.epub
Cankaya-Falih_Rifki_Atay.mobi
Wilbur_Smith-Meleklerin_Gazabi.epub
David_Eagleman-Beyin_Senin_Hikayen.pdf
Anadolu_Selcuklu_Devleti.pdf
Engin_Gectan-Insan_Olmak.epub
David_Eagleman-Incognito_Beynin_Gizli_Hayati.epub
Alp_Er_Tunga-Saka_Turklerinin_Hakani-_Ahmet_Haldun_terzioglu.pdf
Cengiz_Aytmatov-Kizil_Elma_Ogulla_Bulusma_Beyaz_Yagmur_Asker_Cocugu_Deve_Gozu.epub
F.G.Lorca_H.Ibsen-Ikioyun.pdf
dici.pdf
Friedrich_Nietzsche-Tan_Kizilligi.epub
Federico_Garcia_Lorca-Cante_Jondo_Siiri.pdf
Babil_Kitapligi_19_Leopoldo_Lugones-Tuzdan_Heykel_CS_.pdf
Alice-Claude_Askew-Hayalet_Oykuleri_.epub
Alice_harikalar_ulkesinde-Ozlem_Basbay.epub
Pucca-Gunluk_1-Kucuk_Aptalin_Buyuk_Dunyasi.epub
ESER-YAZAR_ALFABETIK_.doc
Ebu_l_Hasan_Ali_En-Nedvi-Rahmet_Peygamberi.epub
- - - - - - -
"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder