Bu kanun Yahudi aklının, ABD eliyle, son NATO toplantısında dayatılan bir projesidir.
Türk siyaseti kasetler ve dosyaların altında ezilmektedir.
Türk halkı ve Kürt halkı bu huzursuzlukla beraber yaşamaya alışmalı, ve görülen ikili ve nifakın zamanın iyileştirici gücüne bırakmayı öğrenmelidir.
Bunlar Kronik Sorunlardır.
Vay benim atalarımı katlettiniz, vay benim atalarıma soykırım yaptınız diyerek kinini kusacaktır.
Bu sorunları tek bir hareketle, bir yasayla, bir AÇILIMLA çözebileceğini iddia edenlerden lütfen uzak durunuz.
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
-------------
“Anadolu’da veya tarihsel olarak bugünkü Türkiye sınırları içinde gerçekleşen, Kürt aktörlerin belirgin olduğu silahlı başkaldırılar”
1. İlk dönem: Selçuklu ve beylikler dönemi
Kürtlerin Anadolu’daki varlığı Osmanlılardan çok daha eskidir. Ancak burada ciddi bir kaynak problemi vardır: Orta Çağ’daki her yerel savaş veya hanedan mücadelesini “Kürt isyanı” olarak nitelemek doğru değildir.
10.–11. yüzyıllarda Mervânîler/Diyarbakır merkezli Kürt hanedanı gibi siyasi yapılar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bulunuyordu. 11. yüzyıldan itibaren Selçuklu hâkimiyetinin kurulmasıyla Kürt emirlikleri Selçuklu, Artuklu, Eyyûbî, İlhanlı ve daha sonra Akkoyunlu/Karakoyunlu gibi güçlerle farklı biçimlerde ilişki kurdu.
Dolayısıyla “ilk Kürt isyanı = X yılında gerçekleşti” şeklinde güvenilir biçimde verilebilecek tek bir başlangıç tarihi yoktur.
Bu dönemdeki çatışmaları, modern anlamdaki Kürt milliyetçi isyanlarından ayrı tutmak gerekir.
2. Osmanlı döneminde ilk büyük Kürt başkaldırıları
Osmanlıların Doğu Anadolu’da hâkimiyet kurması özellikle 1514 Çaldıran Savaşı sonrasında hızlandı. Bu dönemde birçok Kürt beyliği Osmanlı tarafına geçti ve karşılığında önemli ölçüde yerel özerkliklerini korudu.
Bu düzen 18. yüzyıl sonlarına kadar büyük ölçüde devam etti. 19. yüzyılda Tanzimat merkezileşmesiyle birlikte sistem ciddi biçimde bozuldu. (DergiPark)
Yaklaşık kronolojik liste
Buradaki özellikle 1547, 1606–07 ve 18. yüzyıl kayıtlarının, 19. yüzyılın iyi belgelenmiş isyanlarıyla aynı kategoride değerlendirilmemesi gerekir. Örneğin 17. yüzyıl Bitlis’inde Kürt emirleri ile merkez arasındaki çatışmalar gerçekten belgelenmiştir; fakat bunlar çoğu zaman bir “Kürt ulusal ayaklanması” değil, emirlik–merkez ilişkisi içerisindeki güç mücadeleleridir. (Kürt Araştırmaları)
3. Dönüm noktası: 1830–1880
Bence kronolojinin en önemli bölümü burasıdır.
yüzyılın başına kadar Osmanlı yönetimi ile Kürt emirlikleri arasında özerklik–bağlılık dengesi vardı. Tanzimat’la birlikte İstanbul:
vergileri doğrudan toplamak,
asker almak,
yerel silahlı güçleri tasfiye etmek,
emirlikleri kaldırmak,
valileri merkezden atamak
istemeye başladı.
Bu nedenle 1830’lardan itibaren isyanların karakteri değişmeye başladı. (DergiPark)
1830–1837 — Mîr Muhammed/Rewanduz
Mîr Muhammed’in hareketi bugünkü Irak Kürdistanı ağırlıklı olmakla birlikte Hakkâri ve Doğu Anadolu’daki Kürt siyasi düzenini de doğrudan etkiledi.
Osmanlı merkeziyetçiliğinin Kürt emirliklerine yönelik ilk büyük tasfiye hamlelerinden biridir.
1843–1847 — Bedirhan Bey
Bedirhan Bey
Merkez: Cizre–Botan
Alan: Botan, Hakkâri ve çevresi
Bu, Osmanlı dönemindeki en önemli Kürt emirliği isyanlarından biridir.
Bedirhan Bey’in amacı başlangıçta modern anlamda bir ulus-devlet kurmaktan çok Botan Emirliği’nin bağımsız/özerk gücünü korumaktı.
1847’de Osmanlı ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı ve emirlik tasfiye edildi.
4. 1850’ler — Yezdan Şêr
Yezdan Şêr
Bölge: Hakkâri–Bitlis–Van çevresi
Bedirhan Bey’in tasfiyesinden sonra ortaya çıkan en önemli hareketlerden biridir.
Burada da temel meselelerden biri merkezî Osmanlı yönetiminin yerel Kürt beylerinin gücünü ortadan kaldırmasıdır.
5. 1877–1878 — Bedirhan Osman Paşa hareketi
Bu hareket özellikle Cizre–Midyat çevresinde etkili oldu.
Osmanlı-Rus Savaşı’nın yarattığı otorite boşluğu da hareketin gelişmesini kolaylaştırdı.
Ancak henüz burada bile “modern Kürt milliyetçiliği” ile “yerel Kürt beylerinin siyasi çıkarları” birbirinden tamamen ayrıştırılabilecek durumda değildir.
6. 1880–1881 — Şeyh Ubeydullah Nehrî
Şeyh Ubeydullah Nehrî
Bu isyan kronolojide çok önemli bir kırılma noktasıdır.
Merkez: Şemdinli–Nehri
Alan: Osmanlı-İran sınır bölgesi
Dönem: 1880–1881
Ubeydullah’ın hareketi başlangıçta İran’a yönelikti; ancak gelişmeler sonucunda Osmanlı topraklarını da kapsayan geniş bir Kürt siyasi hareketine dönüştü.
Cambridge’de yayımlanan Sabri Ateş’in çalışması, hareketin on binlerce İranlı ve Osmanlı Kürdünü harekete geçirdiğini ve aynı zamanda dinî, mezhepsel, bölgesel ve milliyetçi unsurların birlikte rol oynadığını gösteriyor. Bu nedenle Ubeydullah hareketini yalnızca “milliyetçi isyan” diye açıklamak yetersizdir. (Cambridge)
Buna karşılık literatürde Kürt milliyetçiliğinin erken büyük kilometre taşlarından biri olarak kabul edilir. (De Gruyter Brill)
7. II. Meşrutiyet ve I. Dünya Savaşı dönemi
1906 — Milanî hareketi
Diyarbakır çevresinde İbrahim Paşa Milanî'nin hareketi.
1914 — Bitlis İsyanı
Şeyh Selim ve Şihabeddin öncülüğünde.
Bu hareket dinî ve siyasi unsurların birlikte bulunduğu bir başkaldırıdır.
1914–1918
I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’daki Kürt aşiretlerinin önemli bir bölümü Osmanlı Devleti’nin yanında savaşırken bazı gruplar ve yerel liderler merkezî hükümetle çatıştı.
Dolayısıyla “1914–18 arasında Kürtler Osmanlı’ya karşı ayaklandı” şeklinde genelleme yapmak tarihsel olarak hatalı olur.
8. Cumhuriyet döneminin ilk dalgası
Burada artık çok daha net bir kronoloji kurulabilir.
Bu dönem için Boğaziçi Üniversitesi’nde hazırlanmış çalışma özellikle Koçgiri (1921), Şeyh Said (1925), Bedirhan (1847) ve Ubeydullah (1880) hareketlerini karşılaştırıyor ve 20. yüzyıl başlarında milliyetçi unsurun daha belirgin hale geldiğini, fakat hareketlerin yalnızca milliyetçilik üzerinden açıklanamayacağını vurguluyor. (Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü)
9. 1921 — Koçgiri
Koçgiri İsyanı
Bölge: Sivas–Erzincan–Dersim
Koçgiri hareketi, Ankara hükümeti ile Kürt siyasi talepleri arasındaki ilk büyük çatışmalardan biridir.
Burada özerklik/yerel yönetim ve Kürt siyasi talepleri çok daha açık biçimde ortaya çıkmıştır.
10. 1924 — Beytüşşebap
Cumhuriyet döneminin ilk önemli Kürt silahlı hareketlerinden biridir.
Bölge: Hakkâri–Şırnak
Hareket kısa sürede bastırıldı.
11. 1925 — Şeyh Said İsyanı
Şeyh Said
Bu kronolojinin en önemli dönüm noktalarından biri.
Başlangıç: Piran
Yayılma: Diyarbakır, Elazığ, Bingöl, Muş ve çevresi
Tarih: Şubat–Nisan 1925
Burada Kürt milliyetçiliği + dinî motivasyon + aşiret çıkarları + merkezîleşmeye tepki aynı anda bulunmaktadır.
Dolayısıyla bunu sadece:
“İslamcı isyan”
veya sadece
“Kürt milliyetçi isyanı”
olarak tanımlamak eksik kalır. Akademik çalışmalar da hareketin çok nedenli olduğunu vurgular. (Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü)
12. 1926–1930 — Küçük ve orta ölçekli isyanlar
Şeyh Said’in bastırılmasından sonra özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir dizi yerel silahlı hareket ortaya çıktı.
Bunlar arasında:
Hazro
Koçuşağı
Mutki
Raman
Reşkotan
Asi Resul
Tendürek
Savur
Zilan
Oramar
Pülümür
gibi hareketler bulunur.
Ancak bunların tamamını aynı örgütün veya tek bir “Kürt ayaklanmasının” parçaları olarak göstermek doğru değildir. Bazıları aşiret merkezli, bazıları bölgesel, bazıları ise daha geniş Kürt siyasi hareketleriyle bağlantılıydı. 1920’lerin sonlarına ilişkin kronolojilerde bu hareketlerin çokluğu açıkça görülmektedir. (Vikipedi)
13. 1927–1930 — Ağrı İsyanları
Ağrı İsyanı
Bu dönem Şeyh Said’den farklı bir karakter taşır.
Burada Hoybun örgütü, Türkiye dışındaki Kürt siyasi çevreleri ve İhsan Nuri Paşa önemli rol oynadı.
1927–1930 arasında birkaç aşamada gerçekleşti.
1928–1930 arasında Ağrı bölgesi fiilen Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolünün ciddi biçimde dışında kaldı.
1930’da Türk ordusunun büyük operasyonuyla hareket sona erdi.
14. 1937–1938 — Dersim
Dersim İsyanı
Lider: Seyit Rıza
Bölge: Dersim/Tunceli
Bu olayın terminolojisi özellikle tartışmalıdır.
Türkiye’de geleneksel resmî literatür uzun süre “Dersim İsyanı” ve “tenkil harekâtı” çerçevesini kullanırken, modern akademik literatürde devlet şiddeti, zorunlu iskân, katliam ve etnik/dinsel boyutlar da merkezi konular haline gelmiştir.
Dolayısıyla burada iki ayrı soruyu ayırmak gerekir:
Dersim’de silahlı bir Kürt/Zaza aşiret direnişi oldu mu? → Evet.
1937–38’de devletin uyguladığı operasyonların niteliği neydi? → Bu, “isyanın bastırılması”ndan çok daha geniş ve tartışmalı bir tarihsel sorudur.
15. 1938 sonrası
1938’den sonra Türkiye sınırları içerisinde 1920–30’lardaki ölçekte ve karakterde bir Kürt bölgesel isyanı görülmez.
Fakat 1970’lerden itibaren tamamen farklı bir dönem başlar:
1978
PKK'nin kuruluşu
1984
PKK'nin silahlı faaliyetlerinin başlaması
1984–1990’lar
Türkiye’nin güneydoğusunda uzun süreli Kürt silahlı çatışması.
Bunu klasik anlamda “isyan” diye adlandırmak mümkündür ancak tarihsel olarak 19. yüzyıl aşiret isyanlarından çok farklıdır: modern gerilla savaşı, ideolojik örgütlenme, uluslararası bağlantılar ve devlet dışı silahlı örgütlenme söz konusudur.
Büyük tarihsel çizgi
Bütün kronolojiyi sadeleştirirsek aslında dört farklı dönem ortaya çıkıyor:
I — 11.–18. yüzyıl
Emirliklerin ve aşiretlerin yerel özerklik mücadeleleri
Kürt beyleri → Selçuklu/Osmanlı/Safevî merkezleri
↓
II — 1800–1918
Osmanlı merkezileşmesine karşı Kürt emirlikleri ve aşiretleri
Mîr Muhammed
→ Bedirhan Bey
→ Yezdan Şêr
→ Ubeydullah Nehrî
↓
III — 1920–1938
Kürt siyasi/ulusal talepleri + dinî ve aşiret faktörleri
Koçgiri
→ Beytüşşebap
→ Şeyh Said
→ Ağrı
→ Dersim
↓
IV — 1984–günümüz
Modern Kürt silahlı hareketi
PKK ve buna karşı devletin yürüttüğü uzun süreli silahlı mücadele.
En önemli nokta
Dolayısıyla “Kürtlerin Anadolu’ya gelmesinden itibaren sürekli Kürt isyanları vardı” şeklindeki basit bir tarih anlatısı doğru değildir.
Daha doğru tablo şöyledir:
Kürtlerin Anadolu’daki varlığı → Kürt emirlikleri → Osmanlı ile özerklik ilişkisi → Tanzimat merkezileşmesi → emirliklerin tasfiyesi → 19. yüzyıl isyanları → modern Kürt milliyetçiliğinin ortaya çıkışı → Cumhuriyet’in ilk dönemindeki isyanlar → modern silahlı Kürt hareketi.
Özellikle 1830 öncesindeki hareketleri “Kürt milliyetçi isyanları” olarak geriye doğru projekte etmemek, tarihsel açıdan çok önemlidir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise milliyetçi unsur giderek daha görünür hale gelir. (DergiPark)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder