10 Ekim 2010 Pazar

Sahtekarlığın Korkunç Boyutu

Oxford Üniversitesi tarafından 2005 yılında yayınlanan Modern tarih profesörü Donald Broxham’ın “Büyük Soykırım Oyunu: Emperyalizm, Nasyonalizm ve Osmanlı Ermenilerinin Yok Edilişi” adlı kitabındaki fotoğraf ve belgelerin sahte olduğu anlaşıldı.

Avustralyalı tarih profesörü Jeremy Salt, kitapta birçok sahte dokümana yer verildiğini ortaya çıkararak, birçok çevrenin maskesini de düşürdü. Bilindiği gibi, kitapta yayınlanan ve Erivan’daki Soykırım Müzesi’nde de sergilenen fotoğrafın altında “Türk resmi görevlisi açlıktan ölmek üzere olan Ermeni çocuklara ekmek göstererek alay ediyor” yazıyordu. Arama motoru Google’a “starving armenian” (Açlıktan ölen Ermeniler) yazıldığında karşınıza çıkan fotoğraf, Ermeni iddialarının sembol fotoğrafı.  Ancak Jeremy Salt, bu görüntünün farklı fotoğraflardan kopyalanarak oluşturulduğu gerçeğine ulaştı. Şikayet üzerine ellerindeki kopyaların hepsini imha eden yayınevi, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, sözü edilen fotoğrafın sahtecilik ürünü olduğunu ve birkaç fotoğraftan alınan parçaların birleştirilerek oluşturulduğunu açıkladı.
“Ortaya çıkan tiksindirici bir sahtekarlık” diyen Prof. Dr. Salt, Ermeni iddialarında bir yalanın daha ortaya çıkmasını sağladı, ancak bu 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını sahte belgelerle kanıtlamaya çalışan ne ilk ne de son belge olacak. Son doksan yıldır, bazı Ermeni kişi ve kuruluşlar, Türklere yönelik karalama kampanyalarını, sahte ve yalan belgelerle desteklemeye çalışarak sürdürmeye çalıştılar.
Ermeni propagandalarına en çarpıcı örneklerden biri, kuşkusuz Atatürk’ün ayakları dibindeki köpek yavrularının yerine, bağırsakları dışarı fırlamış sözde bir Ermeni çocuğunun cesedini gösteren foto-kurgu çalışmasıdır.

Amerika’da yaşayan ve Turkish Forum Uyesi Sayin Yüksel Oktay aracılığıyla konudan haberdar olan TurkishForum Danisma Kurulu Uyesi sayin Prof. Dr. Türkkaya Ataöv, Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nün arşivlerinden resmin aslını çıkararak 2005 yılında Hürriyet Gazetesi’nde yayınlatılmasını sağlamıştı.

Bu sahte fotoğraf, 2005’te Los Angeles’te Kalifornia Üniversitesi’ne bağlı Moore Salonu’nda üç Ermeni tarafından düzenlenen konuşmanın ilanında kullanılmış, duvarlara ve kapılara asılmıştı. Oysa “İnkarın Yüzü Yalan Söylemez” başlıklı ilanda kullanılan fotoğrafın kendisi bir yalandan ibaretti.
Yine Ermeni iddialarının dile getirildiği kitap, kitapçık, makale, kartpostal gibi çalışmalarda kullanılan ve üst üste yığılarak bir piramit oluşturan kafatası tepeceği resminin, 1915 olaylarında kıyıldıkları öne sürülen Ermenilere ait bir fotoğraf olduğu savunulmuştu. Oysa ki bu resim, 1842-1904 yılları arasında yaşayan Rus ressam Vassili Vereşçagin’in 1872’de bitirdiği yağlıboya tablosuydu.  Prof. Dr. Ataöv, bu resmin Armin T. Wegner imzasıyla “Talat Paşa Celseleri” adıyla 1921’de yayınlanan bir kitapta yer aldığına dikkat çekiyor. Almanca kitabın Göttingen ve Viyana’daki 1980 tarihli yeni baskısının kapağına aynı resmin konulduğunu belirten Ataöv, yeni başlığı “Ermeni soykırımı yargı önünde” olarak değiştirilen kitap ile ilgili olarak “Resmin sol üst köşesinde de 1915 yılının Dahiliye Nazırı Talat’ın herkesin bildiği fesli, bıyıklı fotoğrafı yer alıyordu. Böylece, kitabı okumaya bile gerek kalmadan resmin altını çizdiği toplu kıyımla ön sıradaki Türk yöneticisi arasında doğrudan bir bağ kurulmuştu” diyor.
Ermeni belge sahtekârlığını daha iyi görmek için, Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’ün “Ermeni Belge Düzmeciliği” adlı kitabını mutlaka okuyun, kitabı okurken günümüzde halen devam eden Ermeni iddialarına neden suskun kaldığımızı da anlayacaksınız. Suskunluğumuzun daha doğrusu gerçekleri anlatamamamızın sebebinin, suçlu olmaktan değil, bilmemekten ve bu alanda araştırma yapmamaktan, yapılan araştırmalardan ise, Türkiye’deki pek çok kişinin bilgisi ve ilgisi olmamasından kaynaklandığını göreceksiniz.
Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın şu tespitine hak vermemek elde değil; “Türkiye tarihi bir ülke olmasına rağmen, maalesef tarih bilimine gereken özeni gösterebilmiş bir ülke değildir.(…) Türkiye, tarih okumuyor. Yazılan tarih sentezlerini halka mal edilecek şekilde yeni bir üslupla kaleme alamıyoruz. Biz çocuklarına ve gençlerine bir şey veremeyen nesilleriz. Oysa mazisini bilmeyen bir toplumun geleceğini inşa etmesi düşünülemez”
İşte biz tarihimizi öğrenmediğimiz ve anlatmadığımız için değil midir ki; bugün çocuklarımız ve gençlerimiz bazı çevrelerin iddialarına zemin hazırlayacak şekilde, tarihi yeniden yazma cüretini gösterenlerin anlatımlarıyla yetişiyorlar. Bu konuda yurtdışında yaşayan Türk gençlerinin durumu daha vahim. Onlar asılsız iddialara yer veren yabancı üniversiteler ve basın organlarının propagandasına direkt maruz kalıyorlar. (Kendilerini savunmak istiyorlar ama hangi bilgiyle?) Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokollerin tartışıldığı, Washington’daki George Washington Üniversitesi Hukuk okulundaki, “Türkiye-Ermenistan Protokolleri: Gerçeklikler ve Mitler”  başlıklı seminer bunun son örneği. Konuşmacıların arkasındaki haritada Türkiye topraklarının bir bölümünün “Tarihi Ermenistan” başlığıyla Ermenistan toprakları olarak gösterilmesi bir yana, seminere Türk tarafının bakış açısını yansıtacak tek bir kişi bile davet edilmedi. Toplantıya katılan Türkler dahil herkes, sadece Ermenilerin anlattıklarıyla yetindiler.
Durum yurtdışında böyle iken, Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’ün sözlerinden anladığımız kadarıyla, yurtiçinde de çok farklı değil. Ataöv, “(Ermeni iddiaları ile ilgili) abartmaları ve hileleri en çok açığa vuran kişi olarak, Türkiye’deki toplantılara, değil konuşmacı, dinleyici olarak bile çağrılmadığımı, daha da öte, dinleyici sırasından katılmamı önerdiğimde geri çevrildiğimi biliyorum” diyerek sitemde bulunuyor. Gerçekten de son dönemde, tarihçi bile olmayan bir takım insanların tarihsel olaylara dair anlatımlarını izlerken, tarih konusunda bir duayen olan Türkkaya Ataöv’ü ekranlarda gördüğümü hiç hatırlamıyorum.
Ermeni iddialarına karşı kendi kendimizi savunamadığımız gibi, bu yalanları ortaya çıkaran araştırmacılardan da haberimiz yok. İlber Ortaylı bu konuda şunları söylüyor:“Şöyle ilginç bir şey oluyor; ecnebi çevrelerden birisi, hakikaten Ermeni jenosidini savunmak için arşive giriyor; bir müddet sonra bakıyor ki mesele pek öyle değil, bunun Holokost’a benzer yanı yok; o andan itibaren Türk tezini savunmaya başlıyor, Mattei ve Roshenberg bunun örneği. Bundan sonra söylentiler çıkıyor; “Efendim Türkler para verdi” Türklerin para filan verdikleri yok. Çünkü Türklerin bu adamlardan haberleri bile yok”
Evet, ne bu adamlardan ne de tarihimizden haberimiz var. Ama maalesef, çoğu propaganda mahiyetli sahte belgelerden bizi haberdar edenlerden haberimiz var. Tabii bir de madalyonun diğer yüzü var; Türkiye’de, Ermenistan’da ya da diasporada yaşayan Ermeniler… Türklere karşı hiç husumet beslemeyen bir Ermeninin bile bunlardan etkilenmemesi mümkün mü?
1Haber Türk Gazetesi, 13 Ocak 2010
2“Ermeni Belge Düzmeciliği”, Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV
3Tarihimiz ve Biz, İlber ORTAYLI
4 Hürriyet Gazetesi, 27 Ocak 201

Yazar: Berna İLTER

Size okumanızı tavsiye ettiğimiz yazılar!

--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ OYUN  Oynasak Biri yıldız olsa Biri ben olsam. Oynasak Gelse gecenin biri Çağırsak gündüzün birini Biri ben olsam. Oynasak Alsam yeni doğan çocuğun sesini Götürsem Yıldıızın birine.  Fazıl Hüsnü DAĞLARCA  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

Wilson Prensiplerinden Açılıma


Wilson Prensiplerinden Açılıma

10 Ekim 2010 Pazar

Neval Kavcar

nevalkavcar@yahoo.com

‘PKK ile mücadele sadece silahla olmaz’ diyen iktidar, ne oldu da sınırda özel birlik düşünüyor? Açılım sonrası PKK saldırılarını, PKK yapmaz noktasına çeken iktidar vahiy inmiş gibi “özel birlik” fikrine sarıldı.

 

1990’lı yıllarda PKK’nın tozunu attırmıştı özel tim. Sonra 1999’da Öcalan teslim alındı. Bebek katilinin can korkusu ve örgütü dağılma aşamasına getirdi. Gözden uzak tutulan konu ise PKK’nın ‘Kürtlerin arzusu’ ile değil ‘ABD’nin bölgesel hesabı’ ile can bulduğu.

 

Amerika PKK’dan elini eteğini çekmedikçe ya da PKK yolu ile Türkiye’den istediğini koparmadıkça, terör bitmez. O isteklerin neler olduğu belli. Geçmişten günümüze değişmeyen plan için, tarihi aralayalım önce.

 

1918 yılında İstanbul’da Seyyid Abdülkadir tarafından ‘Kürt Teali Cemiyeti’ kuruldu. Doğu ve G. Doğu Anadolu’da şubeleri açıldı. Amacı ‘Wilson ilkelerinin Kürtlere de uygulanmasını sağlayarak, bu bölgede bağımsız bir Kürt devleti kurmaktı.’

 

Bu konuda bir akademisyen şöyle diyor.

‘Bu noktada, Millî Mücadele hareketiyle ters düşen cemiyet, İngilizlerin de tesirinde kalarak, Kürtçülük propagandası yapmaya başlamış ve Jin ve Kürdistan adlı dergiler bu fikirlerini yaymaya çalışmıştır.  Hatta, Doğu Anadolu’nun Ermenilere verileceği söylentileri çıktığı vakit, Şark-i Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, kendisine işbirliği teklif ettiği zaman, bu işbirliğine yanaşmayarak, Ermenilerle beraber çalışmakta bir sakınca görmemiştir.’ (Cengiz Dönmez- Gazi Üni.)

 

O dönem İngiliz, günümüzde Amerikan kontrolündeki ‘Siyasi Kürtçülüğün’ hedefi ‘bağımsızlıktır.’ Devlet kurma amacı ile dün Osmanlı Devletine karşı, bugün BOP çerçevesinde piyon olarak Türkiye, Suriye ve İran’dan parça koparmak üzere kullanılıyor.

 

Tarihten ders de almıyorlar. O dönem İngiltere istese, onlara devlet kurabilirdi. Bunu yapmadı, çünkü geçmişte devleti olmayan ve Türklerle yaşamaya alışmış, Müslüman bu kitleye güvenmiyordu. Türklerden ayrı görmüyordu. Bugün değişen bir şey yok. Yine oyuna geliyorlar.

 

* * *

 

WİLSON PRENSİPLERİ

 

ABD devlet başkanı Woodrow Wilson, 1918’lerde Dünya’da söz sahibi olmak istediğini anlatan prensipler dizinini yayınladı. 1. Dünya savaşı sonrasında paylaşımın en acımasızca yapıldığı Osmanlı topraklarının paylaşımını içeren maddeler vardı içinde.

 

Osmanlıya karşı kullandıkları “Kürtleri, Ermenileri” kullanmaya devam anlamındaki 12. Maddeye atıfla, günümüzde “İkiz yasalar” çıkarılmıştır. O yasalar AKP iktidarınca “bölünmez bütünlüğümüz” konusunda şerh düşülmeden CHP’nin yardımıyla yasalaştırıldı.

 

Ne diyor 12. Madde?

 

“Osmanlı İmparatorluğu'nun Türk olan kısımlarına egemenlik hakkı tanınmalı, fakat Türk olmayan halklara bağımsızlık verilmelidir. Çanakkale Boğazı, sürekli olarak, bütün milletlerin ticaret gemilerine açık olmalı ve bu durum milletlerarası garanti altına konmalıdır.” (Wilson Prensipleri 12. Madde)

 

Amerika bugün de farklı düşünmüyor. PKK’nın varlığı, İkiz yasaların kabulü ve ‘Kürt açılımı’nın hedefi 12. Maddenin günümüz versiyonu.

 

Ne yazık ki Wilson prensiplerinin peşine o dönem sadece azınlıklar, ayrılıkçılar değil, kurtuluşu ‘ABD mandasında’ gören bir kısım Türk aydınları da düşmüştü. ‘Wilson Prensipleri Derneği’ kurarak, Amerika’dan yardım alacaklarını düşündüler. İşi o kadar ileri götürdülerdi ki ‘ABD’den manda talebinde’ bulundular.

 

O dönem kurtuluşu İngiliz ve Amerikan mandacılığından uman kesim gibi davranan ve adlarına aydın, gazeteci, siyasetçi denilen insanlar bugün yok mu?

 

İstiklal savaşı başladıktan sonra ‘Wilson Prensipleri Derneği’ üyelerinin bazıları Anadolu’ya geçerek, milli mücadeleye destek verdiğini de unutmayalım.

 

Günümüz liberalleri, açılımcıları, şucuları bucuları başımız dara düştüğünde aynı davranışı gösterir mi?


http://www.sonsayfa.com/Makaleler/Neval-Kavcar/Wilson-Prensiplerinden-Acilima-2694.html

--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Hayatınızı basitleştirin. Basitçe indirge, indirge, bir kere daha indirge... O zaman ne kalıyor ona bak. İstekler listenizi kısa tutun. Kısa tutun ki, odaklanabilirisiniz. Güneş ışığına büyüteç tutmak gibi konsantre olmazsanız, hayatı yakamazsınız.   Antoine de St. Exupery  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

8 Ekim 2010 Cuma

Cep Telefonlarinizin Dinlenmediginden Eminmisiniz ?

X-Account-Key: account19
X-Mozilla-Keys:
Return-path: <samed@se-fa.org>
Envelope-to: cimcime@neomailbox.net
Delivery-date: Fri, 08 Oct 2010 01:49:40 +0200
Received: from _exim by s2.neomailbox.net with procmailed (Exim 4.69)
(envelope-from <samed@se-fa.org>)
id 1P40DU-0001UK-HG
for cimcime@neomailbox.net; Fri, 08 Oct 2010 01:49:40 +0200
Received: from _exim by s2.neomailbox.net with spam-scanned (Exim 4.69)
(envelope-from <samed@se-fa.org>)
id 1P40DU-0000I4-Gc
for cimcime@neomailbox.net; Fri, 08 Oct 2010 01:49:40 +0200
Received: from [69.147.92.225] (helo=smtp112.biz.mail.sp1.yahoo.com)
by s2.neomailbox.net with smtp (Exim 4.69)
(envelope-from <samed@se-fa.org>)
id 1P40DU-0007ZF-3z
for cimcime@neomailbox.net; Fri, 08 Oct 2010 01:49:40 +0200
Received: (qmail 1455 invoked from network); 7 Oct 2010 23:42:59 -0000
Received: from your4dacd0ea75 (samed@174.48.26.78 with login)
by smtp112.biz.mail.sp1.yahoo.com with SMTP; 07 Oct 2010 16:42:59 -0700 PDT
X-Yahoo-SMTP: sBGCmG2swBAoluHArZuV6VZFzVpZ8w--
X-YMail-OSG: .1FYh88VM1nZCBUJ_Boyj7mEXi4VtRmb2bVCXQJz9QxVpMd
wgatYGeiBrQ2YokiR7BVUjjTASOMc9fEblxBSuZBhdawezoPTy6F5mgriPQu
ZMRubDfy2CKfgRz2d8tEjrpAaB.feTAbPYsOvlmROcx0mCIkmKzVJ8I92J_n
fjnLRzMymHwyTsbcAySRmWlzC8onsq9F_MYioya7SnCzff7hXo6BZk0hz5L7
Ch4RbIOcBXaLMFrnDEEdal9wksCoKgt5TQw6dkkH9400Fk5FP8zEeqm7oN42
LgnRP.V7LlZfqQ8Xp15zJ9AZaAELkVmNeu83u27N8qUkkFLdUS5Lvl0IaTsg
7GDqKr0w-
X-Yahoo-Newman-Property: ymail-3
Message-ID: <14F2BC4EA76E437AB2B360FAE14FCD09@your4dacd0ea75>
From: <samed@se-fa.org>
To: <Undisclosed-Recipient: ;@smtp112.biz.mail.sp1.yahoo.com>
Subject: Cep Telefonlarinizin Dinlenmediginden Eminmisiniz ?
Date: Thu, 7 Oct 2010 19:42:51 -0400
MIME-Version: 1.0
Content-Type: multipart/alternative;
boundary="----=_NextPart_000_0682_01CB6657.D3CDF830"
X-Priority: 3
X-MSMail-Priority: Normal
X-Mailer: Microsoft Outlook Express 6.00.2900.5931
Disposition-Notification-To: <samed@se-fa.org>
X-MimeOLE: Produced By Microsoft MimeOLE V6.00.2900.5994

This is a multi-part message in MIME format.

------=_NextPart_000_0682_01CB6657.D3CDF830
Content-Type: text/plain;
charset="iso-8859-1"
Content-Transfer-Encoding: quoted-printable

Eger sizde dinlendiginizden suphe ediyorsaniz !
Konusmalarinizda yangilanma varsa !
Konusmalarinizda gel git oluyor ses kisitligi yasaniyorsa ?
Mutlaka dinleniyorsunuz demektir.

Cep Telefonuzun baskalari tarafindan dinlenmediginden ve =
konusmalarinizin kayit altina alinmadigindan eminmisiniz ?

Bu yukarida gordugunuz kucuk resimdeki cihaz ABD urunu olup 2010 =
teknalojisi ile uretilmis cin mali olmayip %100 ABD malidir vede 2 yil =
garantilidir.

Daha fazla bilgi icin lutfen bizimle irtibata gecin.

www.se-fa.org

Tel: 954-534-9914


Guzel calismalar bol kazanclar dileriz.

Se-Fa Sirketler Grubu
Reklam Servisi


Mektubumuz tum virius taramalarindan itinal ile gecirilmistir. Asla =
virus icermez. Spam deyildir. Ayni kiisye birden fazla ayni reklam =
iletisi gonderilmez.
------=_NextPart_000_0682_01CB6657.D3CDF830
Content-Type: text/html;
charset="iso-8859-1"
Content-Transfer-Encoding: quoted-printable

<!DOCTYPE HTML PUBLIC "-//W3C//DTD HTML 4.0 Transitional//EN">
<HTML><HEAD>
<META content=3D"text/html; charset=3Diso-8859-1" =
http-equiv=3DContent-Type>
<META name=3DGENERATOR content=3D"MSHTML 8.00.6001.18939">
<STYLE></STYLE>
</HEAD>
<BODY bgColor=3D#ffffff>
<DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Eger sizde dinlendiginizden suphe =
ediyorsaniz=20
!</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Konusmalarinizda yangilanma varsa =
!</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Konusmalarinizda gel git oluyor ses =
kisitligi=20
yasaniyorsa ?</FONT></DIV>
<DIV>Mutlaka dinleniyorsunuz demektir.</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Cep Telefonuzun baskalari tarafindan=20
dinlenmediginden ve konusmalarinizin kayit altina=20
alinmadigindan&nbsp;eminmisiniz ?</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Bu yukarida gordugunuz kucuk resimdeki =
cihaz ABD=20
urunu olup 2010 teknalojisi ile uretilmis cin mali olmayip %100 ABD =
malidir vede=20
2 yil garantilidir.</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Daha fazla bilgi icin lutfen bizimle =
irtibata=20
gecin.</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial><A =
href=3D"">www.se-fa.org</A></FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Tel: 954-534-9914</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Guzel calismalar bol kazanclar=20
dileriz.</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Se-Fa Sirketler Grubu</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Reklam Servisi</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial><FONT size=3D1>Mektubumuz tum virius =
taramalarindan=20
itinal ile gecirilmistir. Asla virus icermez. Spam deyildir. Ayni kiisye =
birden=20
fazla ayni reklam iletisi gonderilmez</FONT>. =
</FONT></DIV></DIV></BODY></HTML>

------=_NextPart_000_0682_01CB6657.D3CDF830--


X-Account-Key: account19
X-Mozilla-Keys:
Return-path: <yeni-urun-tanitimi@madein-usa.org>
Envelope-to: cimcime@neomailbox.net
Delivery-date: Fri, 08 Oct 2010 02:58:26 +0200
Received: from _exim by s2.neomailbox.net with procmailed (Exim 4.69)
(envelope-from <yeni-urun-tanitimi@madein-usa.org>)
id 1P41I2-0001U7-Ef
for cimcime@neomailbox.net; Fri, 08 Oct 2010 02:58:26 +0200
Received: from _exim by s2.neomailbox.net with spam-scanned (Exim 4.69)
(envelope-from <yeni-urun-tanitimi@madein-usa.org>)
id 1P41I2-0002S3-E4
for cimcime@neomailbox.net; Fri, 08 Oct 2010 02:58:26 +0200
Received: from [69.147.92.226] (helo=smtp113.biz.mail.sp1.yahoo.com)
by s2.neomailbox.net with smtp (Exim 4.69)
(envelope-from <yeni-urun-tanitimi@madein-usa.org>)
id 1P41I2-0005xG-2O
for cimcime@neomailbox.net; Fri, 08 Oct 2010 02:58:26 +0200
Received: (qmail 73250 invoked from network); 8 Oct 2010 00:51:45 -0000
Received: from your4dacd0ea75 (yeni-urun-tanitimi@174.48.26.78 with login)
by smtp113.biz.mail.sp1.yahoo.com with SMTP; 07 Oct 2010 17:51:44 -0700 PDT
X-Yahoo-SMTP: n9O36VaswBAZW0GX_o40cNxNJxVKcLQ04j5X.MH1tQ--
X-YMail-OSG: _umtd8MVM1nIXUk_oWyjicggSqor1fxHBZDU5FLBF6OR2fX
MJSNMH5WGP3cX6UWw2uoz_RlSeHsjZdwMVVm_1Ehl72s1J1jfPWwOq9vxVCt
bYsG_Q8Ff_R30eHY6q2E3uyCqwHMJ8YEJXyiQ_BGc6VK9HCkJ_eiLvmVgLLy
25ehiC0vz02Ncy3MG4Ls2BixD34t1E7Yieb.gEfPSkIaMMbqURywE5U1Z14B
GlAjBndk1CpYms1z6CqKdZok1miLQQbXBtyXtoPwkOiloPLgPNBRmC13hsj8
shF0N2t4JTHmbZn9KKpBWS9QGffxQR9Mu
X-Yahoo-Newman-Property: ymail-3
Message-ID: <C85EFC324BD748859CBA8D6CBD33C14B@your4dacd0ea75>
From: <yeni-urun-tanitimi@madein-usa.org>
To: <Undisclosed-Recipient: ;@smtp113.biz.mail.sp1.yahoo.com>
Subject: Polislere ve Paparazilere Ozel.!
Date: Thu, 7 Oct 2010 20:51:36 -0400
MIME-Version: 1.0
Content-Type: multipart/alternative;
boundary="----=_NextPart_000_095A_01CB6661.6ED736D0"
X-Priority: 3
X-MSMail-Priority: Normal
X-Mailer: Microsoft Outlook Express 6.00.2900.5931
Disposition-Notification-To: <yeni-urun-tanitimi@madein-usa.org>
X-MimeOLE: Produced By Microsoft MimeOLE V6.00.2900.5994

This is a multi-part message in MIME format.

------=_NextPart_000_095A_01CB6661.6ED736D0
Content-Type: text/plain;
charset="iso-8859-1"
Content-Transfer-Encoding: quoted-printable

Dikiz aynasi gorunumunde 4 lu kamera ile gizli cekimlerinizi sesli 360 =
dereceden gerceklestirebilirsiniz.

1-Paparaziler
2-Gazateciler
3-Ozel Dedektifler
4-Polis memurlari
5-Ticari araclar
6-Ozel Guvenlik sirketleri

* Kesintisiz 24 saat kayit yapar,=20
* Bilgileri depolar gizler ve istenirse sifrelenebilir.=20
* Aracin kara kutusu gibidir.=20
* Disarida olan biteni naklen renkli kameralari esliginde arac icindeki =
monitor ile net sekilde verir
* Gece gorusu ile D1 yuksek cozunurlukte cekim saglar.

Daha fazla bilgi ve ornekler icin sitemizden veya direk telefonlarimiz =
araciligi ile alabilirsiniz.

Web ilgili sayfa : http://madein-usa.org/GPS3.html=20

Tel: 00-1-754-244-4600

Madein USA
Reklam Servisi


Mektubumuz yanlizca yeni urun tanitimi bilgi icindir, virus icermez =
McAFee ile taranmis ve korunmustur. Birden fazla ayni kisi ve kurulusa =
hata olusmadikca gonderilmez. Sikayetleriniz olursa lutfen sitemiz =
uzerinden bildirin
------=_NextPart_000_095A_01CB6661.6ED736D0
Content-Type: text/html;
charset="iso-8859-1"
Content-Transfer-Encoding: quoted-printable

<!DOCTYPE HTML PUBLIC "-//W3C//DTD HTML 4.0 Transitional//EN">
<HTML><HEAD>
<META content=3D"text/html; charset=3Diso-8859-1" =
http-equiv=3DContent-Type>
<META name=3DGENERATOR content=3D"MSHTML 8.00.6001.18939">
<STYLE></STYLE>
</HEAD>
<BODY bgColor=3D#ffffff>
<DIV>
<DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Dikiz aynasi gorunumunde 4 lu kamera =
ile gizli=20
cekimlerinizi sesli 360 dereceden gerceklestirebilirsiniz.</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>1-Paparaziler</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>2-Gazateciler</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>3-Ozel Dedektifler</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>4-Polis memurlari</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>5-Ticari araclar</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>6-Ozel Guvenlik sirketleri</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>* Kesintisiz 24 saat kayit yapar, =
</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>* Bilgileri depolar gizler ve istenirse =

sifrelenebilir. </FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>* Aracin kara kutusu gibidir. =
</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>* Disarida olan biteni naklen renkli =
kameralari=20
esliginde arac icindeki monitor ile net sekilde verir</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>* Gece gorusu ile D1 yuksek =
cozunurlukte cekim=20
saglar.</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Daha fazla bilgi ve ornekler icin =
sitemizden veya=20
direk telefonlarimiz araciligi ile&nbsp; alabilirsiniz.</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Web ilgili sayfa : <A=20
href=3D"">http://madein-usa.org/GPS3.html</A>&nbsp;</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Tel: 00-1-754-244-4600</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Madein USA</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial>Reklam Servisi</FONT></DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D2 face=3DArial></FONT>&nbsp;</DIV>
<DIV><FONT size=3D1 face=3DArial>Mektubumuz yanlizca yeni urun tanitimi =
bilgi=20
icindir, virus icermez McAFee ile&nbsp; taranmis ve korunmustur. Birden =
fazla=20
ayni kisi ve kurulusa hata olusmadikca gonderilmez. Sikayetleriniz=20
olursa&nbsp;lutfen sitemiz uzerinden=20
bildirin</FONT></DIV></DIV></DIV></BODY></HTML>

------=_NextPart_000_095A_01CB6661.6ED736D0--


7 Ekim 2010 Perşembe

Menderes neden idam edildi?

Menderes de idama karşı mıydı? Elbette değil, 1951-1960 yılları arasında Menderes 43 kişinin idam kararına imza attı ve hepsi idam edildi. İdamların en dramatik olanı ise, 14 Nisan 1955'te casusluk suçundan idam edilen Hayati Karaşahin'di. İnfazı, Ankara Samanpazarı'nda halka açık olarak yapıldı. Suçu neydi? Rusya için casusluk yapmak.

 

Menderes neden idam edildi?
 
Adnan Menderes İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra öğlen 13:21'de idam edildi.

Adnan Menderes neyle suçlanmıştı?

1- Örtülü ödenek paralarını zimmetine geçirmek,

2- 6-7 Eylül Olayları'na önceden haberi olduğu halde müdahale etmemek,

3- Kanuna aykırı olarak üniversite basmak ve halka ateş açtırtmak,

4- Bazı muhalefet milletvekillerinin ve muhalefet liderinin seyahat özgürlüğünü kısıtlamak,

5- Devlet radyosunu siyasi çıkarları için kullanmak,

6- Halkı Demokrat İzmir gazetesinin matbaasını tahrip etmeye teşvik etmek

7- Kırşehir'in haksız olarak ilçe yapmak,

8- Yargı bağımsızlığının ihlal etmek,

9- Tahkikat Komisyonu'nun kurulup olağanüstü yetkilerle donatmak,

10- CHP'nin mallarına "haksız" yere el koydurmak,

Gibi nedenlerle.

Peki bunlar idam cezası için yeterli mi? Bence hiçbir suçun cezası idam olamaz, idama tamamen karşıyım. Fakat Menderes de idama karşı mıydı? Elbette değil, 1951-1960 yılları arasında Menderes 43 kişinin idam kararına imza attı ve hepsi idam edildi. İdamların en dramatik olanı ise, 14 Nisan 1955'te casusluk suçundan idam edilen Hayati Karaşahin'di. İnfazı, Ankara Samanpazarı'nda halka açık olarak yapıldı. Suçu neydi? Rusya için casusluk yapmak.

Menderes'in başka suçları yok muydu? Aslında Menderes'in suçları mahkemelerde gündeme gelmeyenlerdi. ABD'nin tepkisinden çekinen Gürsel hükümeti aşağıdakileri hiç gündeme getirmedi.

1- 1951 yılında Menderes hükümeti Kore Savaşı'na Amerika için asker gönderdi. Amerikan çıkarları için bine yakın vatan evladı Kore'de yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı.

2- 1952'de NATO'nun isteği üzerine komünizme karşı gayri-nizamı harp yapacak Seferberlik Tetkik Kurulu, daha sonraki adıyla Özel Harp Dairesi kurdu.

3- 1954 yılında Yabancılara petrol arama ve çıkarma izni verildi.

4- Tek parti döneminde kurulan bazı traktör ve basma fabrikaları Menderes döneminde özelleştirildi veya ekonomik olmadıkları için kapatıldı. Nuri Demirağ tarafından kurulduktan sonra İsmet İnönü tarafından devletleştirme kapsamına alınan uçak ve uçak motoru fabrikaları, Eskişehir tank fabrikası ve Kırıkkale silah fabrikası Menderes döneminde NATO standartlarına uymadıkları gerekçisiyle kapattı.

5- Cezayir kurtuluş savaşı sırasında Fransa'yı destekledi.

6- 1954-1958 yılları arasında 238 gazeteci iktidara karşı yazılar yazmak suçundan mahkûm ettirdi.

7- "Tahkikat Komisyonu"nu kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyon hem suçlama hem de yargılama hakkına sahipti. Komisyon 5 kişiden fazla yan yana yürümeyi bile yasakladı.

8- İsmet İnönü'ye 12 oturum meclisten men cezası verildi

9- Turan Emeksiz hükümete karşı İstanbul Üniversitesi'nde düzenlenen bir protesto mitinginde polisin açtığı ateş sonucu öldü. Hüseyin Onur ise sol bacağı kesilerek kurtarıldı.

10- Hukuk'un üstünlüğünü savunan Yargıtay Başkanı Bedri Köker, Yargıtay Başsavcısı Rifat Alabay, Yargıtay 2. Başkanlarından Haydar Yücekök, Yargıtay Üyeleri Melehat Ruacan, Kamil Çoşkunoğlu, Faik Uras ve İlhan Dizdaroğlu 'görülen lüzum üzerine emekliye sevkedildiler.

Aslında Menderes hükümeti, ordu darbe yapacak gerekçesiyle daha 6 Haziran 1950'de, Genelkurmay Başkanı Nafiz Gürman olmak üzere bütün üst komuta kademesi dahil olmak üzere 15 general ve 150 albayı re'sen emekliye sevk etmişti.

1950-1960 DP hükümetinin kısa bir değerlendirmesini yapmaya çalıştım.

Başbakan Erdoğan, Menderes’in ölüm yıldönümü ile ilgili olarak yaptığı konuşmayı Necip Fazıl’dan şiir okuyarak tamamladı. Ben de Nazım Hikmet’tin bir şiiri ile yazımı tamamlıyorum. O şiirde belki Menderes’in niçin idam edildiğini de bulabilirsiniz.

KORE'DE ÖLEN BİR YEDEK SUBAYIMIZIN MENDERES'E SÖYLEDİKLERİ

DİYET

Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz,
iki hayın,
ve zeytini yağlı iki gözünüzle
bakarsınız kürsüden Meclis'e kibirli kibirli
ve topraklarına çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle okşarsınız,
iki tombul,
iki ak,
vıcık vıcık terli iki elinizle
okşarsınız pomadalı saçlarınızı,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
İki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı,
iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower'in,
ve bütün kaygınız
iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri
halkın tekmesinden korumaktır.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarımın ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Üniversiteli yedek subayı,
Kore'de harcadınız, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çığlığımı duymamanız için
kaçırdı sizi bacaklarınız arabanıza bindirip.
Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hızlı gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarımla peşinizdeyim.
Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacağa bacak,
diyetimi istiyorum,
alacağım da.


25 Haziran 1959

 

 

 


ALEVİLER GİBİ MUM SÖNDÜMÜ YAPIYORSUNUZ


 

MEHMET ALİ ERBİL "ALEVİLER GİBİ MUM SÖNDÜMÜ YAPIYORSUNUZ?"
 
 

_

Türkçe biliyorum. Haşim Kılıç'ın ne dediğini anlıyorum

Türkçe biliyorum. Haşim Kılıç'ın ne dediğini anlıyorum
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
 
 
Sayın Haşim Kılıç

Ben Türkçeden başka dil bilmiyorum.
Onun icin Türkçe yazmak zorundayım bağışlayın. Siz herhalde Türkçemizi iyi  bilmediğiniz icin bu açmazlara düştünüz.
Anayasamızın ilk üç maddesini tekrar yazalım.
 
+++++++++++++

Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 3- Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.
 
+++++++++++++

BU üç maddeyi okudunuz ve anladınız. Türkçe çünkü. Şimdi de 4. Maddeyi okuyalım:
 
Madde 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Haşim Bey her şey görüldüğü gibi Türkçedir. İlk üç maddenin değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
Siz ne diyorsunuz bu maddeler için:

 “İlk üç madde donarsa, Anayasayı da dondurursunuz! İlk üç madde dondurulmamalı!”
 
Yani değiştirilmeli. Biz Türkçe biliyoruz ve bunu böyle anlıyoruz.
 
Bir Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak, milletimizi bu anayasaya karşı gelmeye cağırıyorsunuz.
Gücünüz yetmez Sayın Başkan. Milletimiz Türkçe biliyor. Orada ne yazdığını gayet iyi anlıyor.
Milletimiz bir şeye inandı mı inanmayanlara anlatır ve gösterir. Göstermistir. 9 Eylül 1922'de noktayı koymuştur. Ama tekrar gerekirse bu noktadan sonra da devam eder.
 
Siz Anayasayı, Cumhuriyeti, Atatürk ilkelerini korumakla görevli mahkemenin başısınız.
Turkiye Cumhuriyetini yıkmak, bölmek, parçalamak ve Atatürk ilkelerini rafa kaldırmak için 30 Ekim 1923 ten bu yana tüm güçleri ile çalışan, cebren ve hile ile aziz vatanımızın her tarafına giren, milletimizi fakru zarurete sürükleyen ve bizi bölünmenin eşiğine getiren dahili ve harici bedhahlara malzeme olacak konuşmalar yapamazsınız.
Onların ağızlarına sakız olamazsınız. Siz böyle yaparsanız Sayin Sabahattin Önkibar tahlillerinde haklı olur.
Derin saygılarımla sunulur.
 
Dr. Aytekin Ertuğrul

Penis Diktatoryası'nın türbanlı doktoru


 

Yapmaz sanirim...ayrica kendisinin dort cocugu olan bir jinekologa da olsa olsa sekizinci dogumunu yapan kadinlar gider herhalde...



Penis Diktatoryası'nın türbanlı doktoru
Kiymet Nadir Bindebir tarafından yazıldı.   
Perşembe, 07 Ekim 2010 05:58
"Türbanla üniversiteye girip okusan ne olacak sanki, çalışabilecek misin, üretebilecek misin?" mealinde bir yazı.

Üzerine gazetelerde 7 Ekim'de şu haber yayımlandı:

"Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun eşi Sare Davutoğlu, Pakistan'da 15 gün gönüllü doktorluk yapacak. Davutoğlu, ilk hastanenin açılmasının ardından Pakistan'a gidecek. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Sare Davutoğlu, İstanbul Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde jinekoloji ihtisası yaptı.
Bakan Davutoğlu ile 1984'de evlenen Sare Davutoğlu, 4 çocuk annesi."davutogluailesi

Bu resim 5 Mayıs 2009 tarihli. Davutoğlu'nun TBMM'deki ilk günü.
Eşi ve kızkardeşi fotoğraflarının çekildiğini görünce elleriyle yüzlerini kapatmışlar. Haberin linki burada.

Siz hiç Davutoğlu'nun eşinin doktor olduğunu duymuş muydunuz? Resmi çekilirken yüzünü kapatan bir kadının tıp doktoru olarak görevini hakkıyla ifa edebileceğine inanıyor musunuz?

Velev ki jinekolog, kalp krizi geçiren bir erkek komşusuna dokunur, ilk müdahaleyi yapar mı bu doktor?









 

ELHAMDÜLİLLAH ATEİSTİM!!! (Ayhan Ekici)

Üniversiteden önce sağ görüşlü muhafazakar illerimizden birinde, bir devlet parasız yatılı lisesinde okudum.
 Bu okuldaki Nurcular, o dönemde oldukça popüler olan "Yeni Asya" yayınlarına ait bilimsel içerikli imiş gibi
 görünen kitapları benim gibi bilime meraklı genç beyinlere okutarak kendilerine yandaş kazanmaya çalışıyorlardı.
(Kanser, Hücre, Sibernetik, Astronomi vs.) Kısa zamanda ilgimi çekmeyi başarmışlardı. Daha sonra kendilerinin
"medrese" dedikleri bugünkü aklımla "beyin yıkama üniteleri" olduğunu anladığım bir yere davet edildim. Burada
yemekler ve çaylar pişirilip beraberce yenilip-içiliyor, dini ve sosyal içerikli sohbetler yapılıyordu. Bir ara üniversite
son sınıf öğrencisi bir zat gelmeye ve bizlere sözümona dersler vermeye başladı. Bu arkadaşın inanılmaz zeki ve ikna
 kaabiliyeti yüksek birisi olduğunu teslim etmek zorundayım. Zaten bizim yaş ortalamamız da ancak 13-16 arası. Yani
beyinlerimiz oldukça taze. Bize neler anlatıldığı konusunda bazı örnekler vereyim: "Bir gün dişiniz ağrısa, doktora gitseniz
 ve doktor dişinizi tedavi etse ve bunun için bir ücret istemese, belki de doktora on defa teşekkür edersiniz. Peki ya size
 doğuştan 32 tane sağlam diş veren allaha şükretmek hiç aklınıza gelmedi mi..Basit bir iğnenin bile bir ustası varken, bu
 kadar muazzam ve muntazam hareket eden ve biribirine hiç çarpmayan yıldız ve gezegenlerden oluşan bu muhteşem kainatın
 ustasının da ne kadar muhteşem olduğunu hiç düşündünüz mü? Almanlar süt elde etmek için inek benzeri bir makina yapmışlar.
 Yeşil ot koydukları makinadan sadece yeşil su elde edebilmişler. Sütü veren ineği yaratan güçteki kerameti görebiliyor musunuz?
" Vs, vs, vs..3 saatlik dersten sonra çoğumuz hakyolu (!) bulmuş, caminin müdavimi olmuş ve diğer gençleri de dönüştürmeye
 başlamıştık. Bir virüs gibi yayılıyorduk. Ta ki...Bunları niye mi anlatıyorum? 30 yıl önce başlayan bu enfeksiyonun bugün bu boyutlara
nasıl geldiğini anlyabilmeniz için.Şimdi ne durumda mıyım? ELHAMDÜLİLLAH ATEİSTİM!!! (Ayhan Ekici)
 
--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Yaşayan casuslar, düşman kampından haber getirmeyi başaran casuslardır.  Sun Tzu’dan Savaş Sanatı  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/

ERDAL SARIZEYBEK YAZDI: BİTLİS PAŞA YAŞASAYDI PKK BİTECEKTİ...

ERDAL SARIZEYBEK YAZDI: BİTLİS PAŞA YAŞASAYDI PKK BİTECEKTİ…

Haberler

6 Ekim 2010

PKK Bitecekti ama ABD Engel Oldu (Ekim 92)

92 Ekim harekatı Öcalan davası tutanaklarında da yer almıştır. Dava ile ilgili tüm bilgi ve belgelere sahip Cumhuriyet Başsavcılığı, Ekim 92 harekatını şu sözlerle değerlendirmiş ve bu sözler iddianamede de yer almıştır;
“1992 yılının başından itibaren PKK’nın yurtiçindeki elemanlarına önemli ölçüde darbeler vurulmuşsa da K.Irak’taki üslerinden devamlı takviye alan örgüt, bu darbeleri telafi etme yoluna gitmiştir. Bunun üzerine Ekim 1992 tarihinde örgütün K.Irak’ta bulunan kamplarına önemli bir operasyon gerçekleştirilmiştir. Bu harekat ile örgüte büyük kayıplar verdirilmiş ve böylece PKK’nın kurtarılmış bölgeler oluşturma teşebbüsü neticesiz bırakılmıştır.”

Harekât, Muavenet Zırhlımızın ABD tarafından vurulmasına ve tüm engellemelere rağmen, düşünüldüğü gibi ve planlandığı gibi 3 Ekim’de Eşref Bitlis Paşa’nın emir ve komutasında başladı.
İçimizdeki coşku büyüktü, artık bu işin biteceğini düşünüyorduk biz Şemdinli’de. Halkta da büyük bir umut vardı, artık terörün biteceği ve ülkeye huzur ve güvenliğin geleceğini düşünüyorlardı.
Türk Ordusu Irak’a girer girmez, sınır boylarında hüküm süren teröristlerle çatışmalar başladı ve biz de bir yandan Şemdinli-Irak sınırını korurken, bir yandan da harekâtta olup bitenleri gün be gün izlemeye başladık.
Belki de silahlı kuvvetlerimizin girdiği her bölgede, başta Hakurk, Basyan, Şive, Mezi , Keryaderi, Avaşin, Zap olmak üzere, şiddetli çatışmalar yaşanmaya başladı.

Bir zamanlar Öcalan’ın sözde savaş hükümeti kurmayı planladığı Botan-Behdinan yani Şırnak-Hakkâri sınır boylarının hemen güneyi öylesine terörist kaynıyordu ki, patlayan bomba ve roketlerin sesleri, yapılan top atışları ve bölgeye giden Kobraların uçaksavar top sesleri bulunduğumuz sınır boylarından dahi duyuluyordu.
Çatışmalara Barzani ve Talabani peşmergeleri de katılıyor, gündüz yaşanan çatışmalar gece boyu da sürüyordu. Harekâtın ilk gücü sonrası aldığımız haberler gerçekten heyecan vericiydi; teröristler her bölgede ağır zayiatlar veriyor, etkisiz hale getirilen terörist sayısı yüzlerle ifade ediliyordu.

Bugünkü medyanın üç beş silah ve mermiye “çok sayıda” demesine bakmayın, o günlerde gerçekten çok sayıda, yüzlerce, binlerce silah ve cephane ele geçirilmiş, ileri harekât da devam ediyordu. Canlı tanığıyız bu olayların, gizli tanık değil, açık ve canlı bir tanık…

Şemdinli’nin harekât bölgesine en yakın yeri Derecik beldesidir. Derecik’ten daha da öte Yeşilova, Umurlu, Samanlı karakollarımız sınırla yakın komşudur.
Iraklı peşmergeler hemen hemen her gün karakollarımıza uğramakta ve çatışmalar hakkında bize bilgi taşımaktadır. İlk günlerde aldığımız haberler, terör örgütünün ağır bir darbe yediği, harekâta katılan birlikler tarafından kampların ele geçirildiği, iki bine yakın teröristin etkisiz hale getirilmiş olduğu yolundadır.
Ele geçen mühimmat saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Teröristlerin havan, uçaksavar, geri tepmesiz top gibi ağır silahları imha edilmiştir. Örgüt liderleri kaçmaya başlamış, canını kurtaran ayakçı teröristler de örgütten kopmuş ve dağılmaktadır.

Harekatı yakından izleyen Binbaşı Ersever, Üçgendeki Tezgah kitabında, bakın nasıl anlatıyor olayları,;
“Evet, Zaho cephesi çöküyordu. Apo, o ceviz kadar beyniyle Lazkiye’den telsizle, telefonla; “Sonuna kadar direnin, o bölge Botan-Behdinan savaş hükümetinin merkezidir.” Diyordu.
PKK cephe savaşına başlamıştı. Gerilla tarzında savaşamıyordu ve çember içerisine düşmüştü. PKK imha oluyordu. Türk Komando Birlikleri ve Zırhlı Birlikler Zaho’ya girdiler. Öyle çok güçlü birlikler sokmaya gerek yoktu. Eğitimi normal Türk askeri, zırhlı birlik kuşatmasıyla birlikte, kadın ve çocukları çok kolayca öldüren PKK’lı canileri boğazlayıvermişti.
Türkiye’nin Güneydoğu sınırının güneyi PKK’dan temizlenmişti. Bu temizlik sonunda PKK’nın kaybı; 1500-2000 teslim olan, 900-1000 yaralı, 1500-2000 ölü, toplam 4000-4500 kişi olarak hesaplanmaktadır. Apo da bu rakamları kendi ağzıyla teyit etmektedir. 300 tonu aşkın yiyecek, 650 bin çeşitli çapta fi,şek, 3600 civarında Kaleşnikov piyade tüfeği ele geçirilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu harekatta ki askeri başarısı inkar edilemez.

Peki, TSK’nin temizlediği bölge 1993 başı itibariyle boş mudur? Hayır! 40’ar, 50’şer kişilik PKK gurupları yine aynı yerlere girmiştir. Yerleşim yeniden başlamıştır.
Bizim ısrarla üzerinde durduğumuz konu da budur. Ocak 93 itibariyle başını PKK Kuzey Irak sorumlusu Cemal kod Murat Karayılan‘ın çektiği yeniden yerleşim faaliyeti aralıksız sürmektedir. Ekim 92 harekatı esnasında bizim büyüklerimiz meşhur işportacı Talabani’yi tanımış olsalardı, işte o zaman PKK’yı tamamen imha edebilirlerdi. Düşüncemize göre tarihi bir fırsat kaçırılmıştır…”

Ekim 92 harekatı Türk tarihinin bir dönüm noktasıdır.
Bu harekat, Eşref Bitlis Paşa’nın PKK terör örgütünü Irak kuzeyinde bitirme harekatıdır. Barzani ve Talabani bize ihanet etmiş olmasaydı, belki de Bitlis Paşa amacına ulaşacak ve PKK tarihten silinmiş olacaktı ama olmadı, neden?
Harekat sonucu, PKK’nın ölümcül bir darbe yediğini gören bir takım kirli eller önce Talabani’yi, ardından da Barzani’yi PKK yönetici kadrosu ile anlaştırdı ve bu ikili PKK’yı operasyondan sakladı, himaye etti.
Kimdi bu kirli eller?

Harekatın bizzat içinde yer alan Cem Ersever olaylara tanıktır. Yaşamış olsaydı, belki de bu sorumuz açık cevaplar bulabilecekti ama olmadı, çünkü Ersever öldürüldü, faili ise meçhul.
Bakın Ersever, Barzani Talabani ikilisinin ihanetini nasıl anlatıyor;
“Askeri harekat imhayı amaçlar. Bu harekatta imha görevi peşmergelere verilmiştir. 2 Ekim’de harekat başlamıştır. 5 Ekim’de Kürdistani Cephe ile PKK arasında anlaşma yapılmıştır. Ayın 15’in de anlaşmayı imzalamışlardır. Talabani gibi siyasi bir fahişe gelip bizi iğfal etmişti. 2 bin PKK’lı almıştır, barındırmıştır[1]. “
Ersever’in söyledikleri doğrudur. Ekim 92’de dağılma ve yok olma noktasına gelen örgüt, Talabani ve Barzani’nin PKK ile yaptığı anlaşmalar sonucu yeniden güç kazanmıştır…

ERDAL SARIZEYBEK
İLK KURŞUN



--  -~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~-~ Kıskançlık, ateşin odunu yediği gibi oda iyilikleri yer.   Hz.Ali  oO-------------------------------------------------------------------Oo  http://orajpoyraz.blogspot.com/