1 Nisan 2015 Çarşamba

Ahmet TAKAN : Katırların altına saklanan gerçekler...Şok Uludere raporu

Ahmet TAKAN : Katırların altına saklanan gerçekler...Şok Uludere raporu

01.04.2015 00:00  ahttakan@gmail.com

Dikkatlerinizden kaçmasın!.. Son günlerde Uludere yeniden kaşınmaya başlandı. Yaşlı başlı kadınları çocukları sahneye sürüyorlar, "katırlarımızı kesmeyin" diye ağlatıp TSK'nın bölgede yaşayan vatandaşın ekmeğini elinden aldığı, geçim kaynaklarını kuruttuğu, zulmettiği propagandasını yapıyorlar.

Fakat gerçekler bambaşka...

Yoğun olarak özellikle Şırnak sınır bölgelerinde katırlar üzerinden bir gerginlik politikası yürütülüyor. Bölücü terör örgütünün tüm faaliyetleri başta Şırnak Valisi olmak üzere Ankara'daki tüm ilgili ve yetkililere yazılı raporlar halinde iletiliyor. Fakat malumunuz "çözüm süreci" ve 7 Haziran seçim hesapları her şeyin önünde!..

Terör örgütünün amacı, bölgede görev yapan TSK mensupları ve korucuları psikolojik baskı altına almak. Uludere'de yaşanan olaylarla ilişkili görüştüğüm kaynak, "şu net olarak görülmüştür ki; özellikle Şırnak-Uludere bölgesinde yaşayan insanların birçoğu, kendilerini 2011'de yaşanan elim olay sonrası, kaçakçılık yapmaya hak kazanmış bireyler olarak görmekte ve sınırda görev yapan askere karşı sürekli saldırgan tavırlar sergileyerek ve yaşananları bambaşka bir şekilde bölge milletvekillerini de kullanarak basına aktarmaktadırlar" dedi.

Son Uludere provokasyonlarının ardından bölgedeki askeri ve güvenlik kaynaklarımdan ulaştığım ve Ankara'ya da gönderilen vahim derecede önemli raporlar ise şöyle;

"- Uludere'nin Gülyazı ve Ortasu köylerinde yaşayan insanlar özellikle katırları kullanarak kaçakçılık yapmaktadırlar. Hemen her hanede ortalama 8-10 katır bulunmaktadır.

- Bu katırlar bir seferde 3 bin adet sigara paketi taşıyabilmektedir. Her sigaradan asgari 1 TL. kazanıldığı düşünülürse, bir katırın sınır dışından her gelişi sahibine en az 3 bin TL. bırakmaktadır. 10 katırıyla bir gecede kaçakçı 30 bin TL. para kazanabilmektedir. Bunun yanında zaman zaman katırların altına silah bağlanarak teröristlere de silah nakli yapılmaktadır.

- Bu kadar para kazanan kaçakçıların köydeki yaşam şartları mükemmel durumdadır. Bahsi geçen köylerde 300-400 hane bulunmakta ve evlerin çoğunun önünde en az bir adet lüks olmak üzere ilave 2 ve bazen de 3 adet araba bulunmaktadır.

- Mart 2015 ayı başından beri kaçakçılık faaliyetlerinde gözle görülür bir artış görülmektedir. Mart başında yaşanan bir olay şöyle cereyan etmiştir; yasa dışı yollarla geçiş yapmak isteyen kaçakçılara unsurlarımız müdahale etmiş ve yaşanan arbedede 5-6 katır vurulmuş ve kaçakçılık önlenmiştir. Bunun üzerine Gülyazı ve Ortasu köylüleri kaçakçılık girişiminde bulunan diğer köye giderek buradaki insanlara "askere direnmeleri gerektiğini ve bunun bir hak olduğunu, kimsenin bunu engellemeye hakkı olmadığını, kendilerinin bu yasağı tanımadıklarını" ifade ederek ve köylüleri azarlayarak, bir yerde de onları devlete baş kaldırmaya çağırarak köyden ayrılmışlardır.

- Hemen akabinde bir iki hafta sonra Gülyazı ve Ortasu köylerindeki kaçakçılar 60-70 kişiyle ve yanlarında 200 katırla Irak'a Göreneş dere yatağından yasa dışı geçiş yapmak üzereyken sınırda görevli askerlerce durdurulmaya çalışılmış; yapılan ikazlara uymayan kaçakçılara öncelikle "dur" ikazında bulunulmuş bilahare havaya ateş açılarak kaçakçılık önlenmeye çalışılmıştır. Buradan geçemeyen grup bu sefer başka bir dere yatağı bölgesine intikal etmiş ve buradan geçmeye yeltenmiştir. Tekrar ikaz edilen grup askerlere kafa tutarcasına "Gücünüz yetiyorsa gelin durdurun, buradan geçeceğiz ve malımızı alıp tekrar geleceğiz. Bizi durdurmaya ne sizin gücünüz ne de Hükümetin gücü yeter!" diyerek geçişe devam etmiştir. Yapılan müdahale havanın çok sisli olması nedeniyle kısmen başarılı olmuş; bazıları sisten yararlanarak geçiş yapmışlardır. Geçiş yaptıkları da dönüşlerinde anlaşılabilmiştir. Tekrar yapılan müdahale esnasında katırların yakınlarına yapılan atışlarda 5-6 katırın öldüğü, 6-7 katırın da yaralandığı anlaşılmıştır.

- Yaşanan bu olaydan hemen sonra, hudutta görev yapan güvenlik güçlerinin cesaretini kırmak ve görev yapmalarını engellemek üzere, civar köylerden de, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 2 bine yakın insan toplanmış ve Düğün Dağı civarındaki askerlere taşla saldırı başlatmışlardır. Zorlukla engellenen bu saldırılardan istifadeyle Irak tarafından gelen katırlar da köylerine götürülmüşlerdir.

- Hemen ertesi gün, 24 Mart 2015, bölgede görev yapan askeri araçlara yine çok kalabalık bir grup tarafından ORTASU köyünde (başlarında HDP milletvekilleri Faysal SARIYILDIZ ve Selma IRMAK olmak üzere) basın açıklamasını müteakip taşlı saldırıda bulunulmuştur. Saldırılarda 15 asker yaralanmış, 7-8 asker hastaneye sevk edilerek yatılı tedavi altına alınmıştır. Hemen sonrasında yol trafiğe kapatılmış ve bir kısım halk tarafından bölgedeki karakolların ELEKTRİK ve SULARI kesilmiştir.

- 3 gün sonra (27 Mart 2015) Gülyazı ve Ortasu köylerine ilave olarak civar köylerden gelen kişiler (yaklaşık bin kişi), sınıra bin metre mesafede bulunan bir bölgeye kadar ilerlemiş -ki burasının İKİNCİ DERECE ASKERİ YASAK BÖLGE OLDUĞU İFADE EDİLMİŞTİR- burada sloganlar atmış, çadırlar kurmuş ve bölücü terör örgütünün sözde bayraklarını açmıştır. 29 Mart akşamı eylemlerine son vererek bölgeden ayrılmışlardır.

- Tüm bu yaşananlara baktığımızda burada organize bir kaçakçılık faaliyeti olduğu, basit bir kaçakçılık olmadığı rahatlıkla görülmektedir. Zira kişisel bazda kaçakçılık bir veya iki katırla yapılmaktadır ve tespiti de o derece zayıftır. Ancak Gülyazı ve Ortasu köylülerince yapılan kaçakçılık tamamen bölücü terör örgütünün gözetiminde ve talepleri doğrultusunda gerçekleştirilmekte; terör örgütü hem bundan para kazanmakta ve hem de zaman zaman bu katırların altına bağlanmak suretiyle KCK üyelerine silah temin etmektedir. Irak kuzeyinden getirilen küçük baş hayvanların altına dahi hafif silahlar (tabanca, makineli tabanca vb..) bağlanmaktadır. Sınırdaki meydana gelen bu olaydan sonra KCK bir bildiriyle sınır birliklerimize uyarılar ve tehditler savurmuştur.

- Söz konusu köydekiler aç olduklarını dile getirmekte, ancak köyde son derece güzel bir şekilde inşa ettikleri 3 katlı, beş katlı evlerinin önündeki Mercedes, BMW araçların hesabı sorulduğunda verememektedirler. En verimsiz dönemde dahi aylık bir katırın kazancı 25.000 TL'yi bulmaktadır. Her hanede 8-10 katırın olduğunu düşünün... Her iki köyde de 4-5 dozer ve bir o kadar kepçe bulunmaktadır. Bunlar köylülere aittir. Türkiye'nin hangi köyünde bu denli bir yapılanma vardır ve neden, ne maksatla? Bu makineler kışın kaçakçılık yollarını açmak için bizzat kaçakçılar tarafından şahıs bazında satın alınmışlardır.

-Şu anda Gülyazı ve Ortasu köyleri (Sınır hattına yaklaşık 10 km. mesafede) yaylaya çıkıyoruz bahanesiyle sınıra 1.5 km. mesafedeki ŞİRİT yaylasına taşınmaktadırlar. ŞİRİT yaylasının hemen sınır karşısında PKK cirit atmaktadır. Gözle açıkça görülebilmektedir. PKK emretmiş köylüler de buraya sözde yaylaya çıkmışlardır. Zira buradan kaçakçılık çok daha kolay olacaktır onlar için. Zaten bulundukları köyler de yayla köyüdür ama bu bahaneyle sınırdaki askeri daha da zorlayacağa benzemektedirler."

Evet! Bu raporun daha fazlası ülkeyi yöneten siyasilerin elinde.

Kaçakçı köylüler "Adalet istiyoruz, Hukuk istiyoruz" diye slogan atıyorlar. Hukuk kaçakçılığa müsaade etmek midir?.. Buradan amaçlanan şey sanki gelecekte yapılması planlanan sinsi bir eylemin öncüsü, provası gibi gözüküyor. Uludere, bazıları için bir sembol olduğundan kıvılcım buradan da fitillenebilir gibi geliyor insanın aklına..

Bir de, "Şırnak'ta 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı sorumluluk sahasında meydana gelen bu olaylardan Tümen Komutanı sorumludur" haberleri hatırlatalım. Konuyla ilgili sorumuza cevap veren askeri çevreler, uygulamaların kişi bazlı değil sistem ve kanun bazlı olduğunu ve kişilere göre farklı uygulamanın olamayacağını ifade etti. Ayrıca adı geçen Tümgeneral Abdullah Baysar'ın Uludere olayı meydana geldiğinde bölgeyle alakalı bir yerde ve görevde olmadığını, kaydettiler.

 


a45UyF587661-150401151204 Oraj Poyraz cimcime@neomailbox.net
2015/04/01  16:08 6  64  1 undefined kemalistiz@googlegroups.com

 

Yenileceginden korkan daima yenilir.

Yildirim Bayezid Han

Omer, peygamberden, halkin dogru yoldan sapmamalari icin kendisine birseyler soyleyip yazmasini istediginde; Peygamber: Allah in Kitabi bize yeter dedi.

Buhari Itisam 26, Ilim39, Cenaiz 32, Merza 17; Muslim Cenaiz 23, Vasaya 22)

Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha az tehlikelidir.
Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet koridorlarinda duyulur,
ulusun ruhunu curutur
Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
Bir katil daha az korkuludur.

Marcus Tullius Cicero
(M.O.106-M.O.43)


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Mehmet Faraç : Uyanın; CHP’de 6 Ok tasfiyesi tamamlandı...

Atatürkçülük;
emperyalizme karşı milliyetçiliği,
kapitalizme karşı halkçılığı ve devletçiliği,
gericiliğe karşı laikliği,
aşırı muhafazakârlığa karşı inkılapçılığı,
oligarşiye karşı ise cumhuriyetçiliği savunan bir ideolojidir.

AtaTürk'le bağını kesmiş bir CHP işe yaramaz.
Temel Kemalist ilkeleri ayak bağı sayan bir parti sadece çakma AKP olur.
Çakma AKP olmuş bir CHP ise orijinal AKP'den daha da tehlikelidir.
Çünkü işbirlikçi bir CHP tehlikeli bir güven hissi yaratır, kaçınılmaz şekilde başarısız olduğunda sola karşı büyük hayal kırıklığı yaratır.

Doğrusu iki seçenek var.
Genel seçimlere kadar CHP'nin yeniden milli güçlerin eline geçtiğini görürsek oyları toplar rejim meselelerine odaklanırız.
Malesef güncel gelişmeler bu anlamda umut vermiyor.

CHP yCHP çizgisini korursa Vatan Partisini destekleriz.

Benim kişisel düşüncem budur.
Sol kanatta ortaya çıkan bu ikircikli hal AKP'nin değirmenine su taşıyabilir.
Ancak, bu durumun sorumlusunun milli, halkçı, laik, cumhuriyetçi bir CHP hayal edenler olmadığı çok açık.
Kimin sorumlu olduğu bir yana, bir de sol adına sahte sol bir piyonun başarısızlığına ortak olmak ve ona güç vermek istemem.
Bu ülke halkın tercihleri nedeniyle bir felaket yaşayacaksa, yaşar, bunu sahte reçetelerle önlemek mümkün değildir.

AKP ülkeyi yeteri kadar mahir, verimli bir şekilde satabilmektedir.
Çakma bir AKP'ye gerek yok, diye düşünmekteyim.

Ve ek olarak köpeği öldürene taşıtmayı da arzu ederim doğrusu.

Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc)            L2fSIJNoA0xfSNxA    


Mehmet Faraç : Uyanın; CHP'de 6 Ok tasfiyesi tamamlandı...

"Ergenekon" ve "Kumpas" tezgahlarının asıl hedefi cumhuriyetçileri bertaraf ederek rejim tamamen değiştirmekti... Rejime sahip çıkacak duyarlı kadrolar sindirilirse, "ikinci cumhuriyet"in önünde engel de kalmayacaktı...

Bu sırada, adında "cumhuriyet" geçen üç yapının da "yeni"leşme takiyesiyle Atatürk karşıtlığına savrulması tehdidin büyüklüğünü gösterdi; Türkiye "Cumhuriyet"i, "Cumhuriyet" Halk Partisi ve "Cumhuriyet" gazetesindeki cemaat yakınlaşmasıyla Atatürkçü tasfiyesi bununu kanıtı...

CHP işte bu aşamada "zayıflasın ve direnmesin" diye, adına "yeni"leşme denilen tuzağa çekilirken, sinsi bir tasfiye operasyonuna da uğradı...

"Cumhuriyet"in her alanda çökertilmesinin planlandığı AKP'nin hilafet rövanşı aşamasında, Kılıçdaroğlu'nun göreve getirenlerin "yeni"leşme-dönüştürme-rotadan çıkartma hedefi de son dört yıl içinde adım adım uygulandı...

Yani, cemaat ve kinci cumhuriyetçilerin desteğiyle Atatürkçü ve ulusalcı kadrolar hızla eritilerek, sözde "sol" parti adı altında laik cumhuriyetten uzaklaşan bir yapı oluşturuldu... Işte bunun çok düşündürücü kanıtları;

SINSI TUZAK ERITIYOR!...

Kılıçdaroğlu'nu oylarıyla başa getiren CHP'deki Atatürkçü üst yönetim yapısının büyük bölümünün, 3 Kasım 2011'deki suni ve planlı sözde "tüzük" kavgası ayrışmasında tasfiye edilmesi hiç de rastlantı değildi...

Haziran 2011 genel seçimlerinden çıkan tabloya bakıldığında da, CHP'de grup kuracak kadar Atatürkçü vekil olmadığının görülmesi gafilleri uyandırmadı!..

Bu dönemde ulusalcılara "faşist" denildi, "Dersim" iddiasıyla Atatürk'e "katil" iması yapıldı. Buna direnen Dilek Akagün Yılmaz ve Şevki Kulkuloğlu gibi isimler, Kılıçdaroğlu'nun önünde dayak tehdidiyle baş başa bırakıldı!..

Daha sonra yapılan CHP kurultayında ise Kılıçdaroğlu'nun genel başkan adayı yapılması için imza veren il başkanlarının yüzde 90'ı da devre dışı oldu. Ulusalcı vekil Isa Gök de işte bu sırada, Kılıçdaroğlu kürsüde konuşurken linç edilmek istendi!..

Cemaatle işbirliği algısının partiyi kemirdiği, 2014 yerel seçimlerinde, 6 Ok yanlısı belediye başkanı ve meclis üyelerinin oranı, yüzde 20'nin altına düştü...

KURUCU IRADEYE SON DARBE!..

CHP'de; gerici "sağa açılma" iddiasıyla başlatılan furyada, "Fethullah Gülen'in önünde saygıyla eğiliyorum" diyen Muhammed Çakmak önce vekilliğe hazırlandı, sonra da Bağcılar'dan belediye başkan adayı yapıldı...

"Ben Atatürk ilkelerinin bekçisi değilim" diyen Sena Kaleli Bursa'dan, CHP'lilere utanmadan Said Nursi propagandası yapan Faik Tunay adlı mürit de Istanbul'dan Meclis'e sokuldu, gerçek CHP'lilere ambargo uygulandı...

Ne yazık ki bu dejenerasyon sırasında, parti yönetimi müritleri değil, Atatürkçüleri disiplin hedefine koydu... Birgül Ayman Güler, Süheyl Batum ve D. Akagün Yılmaz bu tehdidin son kurbanları oldu...

CHP liderinin Atatürk karşıtı Ekmelettin Ihsanoğlu'nu "tıpış tıpış" sloganıyla tabana dayatması da CHP destekçilerindeki kırılmayı büyüttü, partiye güven iyice azaldı.

7 milyon seçmen işte bu yüzden sandığa gitmedi ve CHP yönetiminin hataları nedeniyle Çankaya, cumhuriyet karşıtı Tayyip Erdoğan'a teslim edildi.

Bu hezimetin ardından yapılan son CHP kurultayında ise Atatürkçülerin yüzde 90'ı örgüt dışına itildi, "Ulusalcılar CHP'den gitsin" diyen Atatürk düşmanı Mehmet Bekaroğlu baş tacı edildi!..

CEMAAT AVUKATINA DESTEK!..

Gelelim pazar günü yapılan ve kimi gafillerin "demokrasi şöleni" diye yutturmaya çalıştığı önseçim oyununa;

Açıkça söylemek gerekirse; Türkiye genelinde önde çıkan adayların demografik yapısına bakıldığında, önseçim tuzağının bindirilmiş kıtalarla legalleştiği ve sinsi bir plan uygulandığı görülüyor. Sonuçlara bakıldığında ulusalcı-Atatürkçü adayların listelerde olmaması da kuşatmanın boyutlarını ortaya koyuyor.

Işte pazar günü yapılan CHP önseçiminde, bölgesel ve etnik kaygılarla sandığa taşınanlar, genel merkez önderliğinde belediye başkanlarının dayattığı "anahtar" listelere hizmet ettiler...

Ikinci cumhuriyetçilerin yanı sıra Fethullahçıların bankasına para yatıran ve cemaatçi polislerin önünde siper olan Mahmut Tanal gibilerin önseçim listelerinin başlarında çıkması, partinin içine sürüklendiği tehlikeli yapıyı deşifre etmeye yetiyor...

Kılıçdaroğlu'nun, "Biz 1930'ların CHP'si değiliz", "BDP'nin barajı aşması bizi mutlu eder" şeklindeki son açıklamalarının gölgesinde yapılan önseçim, partinin nasıl erozyona uğradığını ve erimeye devam ettiğini de kanıtladı...

Çünkü Türkiye genelindeki CHP üyelerinin yüzde 50'sinin sandığa gitmemesi de ana muhalefet partisini nasıl bir tehlikenin beklediğini gözler önüne serdi...

ARTIK UYANMA ZAMANI...

Oy verdiği partideki ideolojik savrulma ve kadrolaşmayı görmek istemeyen; "takım tutar gibi parti tutan" önemli bir kitlenin salt "AKP"ye tepki uğruna ses çıkarmadığı "yeni"leşme operasyonu, CHP'deki ideolojik dönüşümün son darbesi olarak tarihe geçti...

Işte pazar günü yapılan önseçimde de hem Soros yanlısı plan uygulayıcıları hem de taban duyarsızlığı, CHP'deki "ulusalcı Atatürkçü" kadroların tamamına yakınını partiden uzaklaştırdı...

CHP'nin halen "Atatürk'ün partisi" olduğunu, 6 Ok'u, laikliği ve cumhuriyeti savunduğunu iddia edenleri çok basit bir soru bekliyor;

"Tarhan, Batum, D. Akagün Yılmaz, Birgül Ayman Güler, Nur Serter, Şevki Kulkuloğlu, Isa Gök, Gürkut Acar gibi ulusalcı- Atatürkçü olarak bilinen yüzlerce isim neden kadro dışı bırakıldı?.."

Bugün "31 Mart..." Keşke 1909'daki gerici ayaklanmanın yıldönümünde; CHP üzerindeki oyunlara dikkat çekmemizi gerektiren olaylar hiç yaşanmasaydı... Bilmem anlatabildim mi?..

Önemli not: Arkadaşlar, yCHP'yi eleştiren iletileri gönderdiğim için sakın beni CHP düşmanı sanmayın. Bu köklü bir Atatürkçü eski CHP'linin, Atatürk ve Atatükçüleri dışlayan yCHP'ye isyanıdır. CHP kurtarılmadan Türkiye'nin kurtarılabileceğine inanmıyorum.

 



a45UyF587661-150401151556 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2015/04/01  16:08 6  64  1 undefined kemalistiz@googlegroups.com

 

SEHRIN USTUNDEN GECEN BULUTLAR
Bakip imreniyorum akinina
Sehrin ustunden gecen bulutlarin,
Belki gidiyorlar yakinina
Ruyamizi kusatan hudutlarin.
Evler, agaclar, sular, ben bu an
Sanki bulutlarla bir, akiyoruz;
Onlarin hevesine uyaraktan
Cenup ufuklarina bakiyoruz.
Biz de hafif olsaydik bir ruzgardan,
Yer alsaydik su bulut kervaninda,
Guzele?e ve Yeni?ye dogru kosan
Bu sonrasiz gidisin bir yaninda;
Daglara, denizlere, ovalara
Uzansaydik yagarak iplik iplik
Tohumlari susamis tarlalara
Bahar, golge ve yagmur goturseydik.
Bakip imreniyorum akinina
Sehrin ustunden ucan bulutlarin.
Gidiyor, gidiyorlar yakinina
Ruyamizi kusatan hudutlarin.

Ahmet Muhip DRANAS

Said-i Nursi, kendi kitabina kanit olarak, kendisinin ve yandaslarinin ruyalarini gosterir.
Soyledigine gore, bu ruyalarda ozellikle Hz.Ali ve Gavs-i Azam dedigi, Naksibendi ve Kadiri tarikati seyhi Abdulkadir Geylani, ruyasinda bu kitaplarin yuzde yuz dogru oldugunu soylediklerini dile getirir.
Hz.Ali ve Naksibendi tarikatina yakinligindan $ik $ik soz edilir.

($ikke-i Tasdik-i Gaybi-16,21-26) (Mektubat 347) ($ikke-i Tasdik-i Gaybi 131,132) (Tarihce sh.492) (Tarihce-i Hayat 120) (Lemalar 235)

Ruhunda sukunete kavusmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmali ve iman etmelidirler.
Ama hakikatin pesindeki insanlar ic huzurundan feragat etmeli ve yasamlarini bu sorgulamaya adamak;
kendisi ve hayatla yuzyuze gelmekten korkmamak zorundadir.

Friedrich Nietzs


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/