31 Mart 2015 Salı

Fethullah Gülen'in sırlarla dolu karanlık dünyası

Fethullah Gülen'in sırlarla dolu karanlık dünyası

Yeni Şafak, Fethullah Gülen'le ilgili gün yüzüne çıkmamış belgelere ulaştı. 1969 yılında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası tarafından üstün hizmetleri karşılığı taltif madalyası ile ödüllendirilen Gülen, 1975'te ise Türkiye Büyük Mason Mahfili'ne gizli yemin töreniyle girmiş. Cenaze namazını kıldırdığı CHP'li Kasım Gülek'in mektubuna göre, 'her Masonun rüyası' olan en büyük madalyaya da ulaşan Gülen'den, locadaki arkadaşları da oldukça memnun. Gülen, dönemin Tenis Eskrim ve Dağcılık Kulübü'ndeki 'kardeşler sofrası'na 'tuz ve ekmek paylaşmak' için muntazaman katılmış.

Yeni Şafak | | 30 Mart 2015, 3:00

  • Yeni Şafak, paralel yapının 1 numarası Fethullah Gülen'in şimdiye kadar hiç bilinmeyen ilişkilerini açığa çıkaran tarihi belgelere ulaştı.

  • Gülen'in daha askerlik döneminde Mason teşkilatları ile bağlantıları, bu bağlantılar üzerinden Moon tarikatı, MOSSAD ve CIA ile irtibatları, gençlik döneminden itibaren bir proje olarak yetiştirilip hazırlanmasına dair çarpıcı bilgi ve belgeler gün yüzüne çıktı.

  • Gülen'in, kendisini Moon tarikatı ve CIA ile tanıştıran kişi olduğu bilinen eski CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek ile temaslarını da ilk kez bu kadar açıklıkla ortaya koyan belgeler Türkiye'yi derinden sarsacak.

Kasım Gülek, Fethullah Gülen, Cem Karaca ve Tuncay Güney.

Üstün hizmeti için madalya aldı

İlk belge, Kasım Gülek'in 16 Temmuz 1967 tarihinde, Mason Locası'na Fethullah Gülen'in de aralarında bulunduğu bazı ünlü isimler için yazdığı mektup. Gülek'in mektubunda hem sitem hem de Masonluk birkaç gruba ayrılmaya başladığı için yaptığı özeleştiriler yeralıyor:

"Saygıdeğer KK" (KK: kardeşler) sözüyle başlayan mektup şöyle:

"Türkiye'de yegane ve muntazam mason teşkilatı, Türkiye hür ve kabul edilmiş masonların büyük locası (Türk Yükseltme Cemiyeti)dir. Hal böyle iken bazı kimselerin biraraya gelerek bir dernek kurmalarıyla bunca yıllık, temeli 1900'lere dayanan ve dünyaca tanınmış ve kabul görmüş Türk masonluğunu bir kenara itmeğe çalışmak doğru bir iş değildir.

Bir müessesede, bir dernekte veya bir vücutta aksayan hastalanan bir taraf her zaman olabilir. O vakit yapılacak şey hemen başka bir derneğe geçivermek değildir, aksaklığın giderilmesi, hastalığın tedavisi olduğunu pek iyi bilir ve takdir edersiniz.

Biraderler küstü

Birtakım yan fikirlerle destekleyip kamufle edilen bu şiddetli ihtiras Türk masonluğunu ikiye hatta üçe bölmüş, bir kısım arkadaşlarımızı Ş.K., A.Ş., Fethullah Gülen, A.D., Z.E., K.T., V.K. ve T.K. biraderleri küstürmüşlerdir. Bu arkadaşlarımızın büyük locadan en büyük madalya aldıkları unutulmaktadır. Üstün hizmet madalyasına sahip olmak her masonun rüyasıdır.

Türk masonluğunu bozmaya, bölmeye ve Türkiye büyük locasını yıkmaya yeltenen bir kimse Türk masonluğuna karşı nasıl suç işlemiş olmaktadır? Geliniz de bu sualin cevabını herkesin vicdanına, nizamnamelere ve Türk masonluğu tarihine bırakılır.

İnsanların iyi niyetle biraraya gelerek halledemeyecekleri hiçbir ihtilaf, elbirliğiyle ıslah olunmayacak hiçbir aksaklık bulunmadığına göre bir kısım biraderlerin bu normal yoldan ayrılarak, fani insan için böylesine ideal, böylesine güzel bir birliğin bozulmasına teşvik edenlere uymuş olmalarını anlamak kabil değildir. Onlar acaba nefis muhasebesinde bulundukları zaman bu tutumlarını samimiyetle doğru mu buluyorlar.

'Bir Mason olarak...'

İnsanlık mabedi mefkuresini bu mukaddes emaneti her zaman korumak ve daha ilerilere götürmeğe çalışmak zaruridir. Bunda kimsenin tereddüdü yoktur. Herhalde mevzuları ve hadiseleri varmak istedikleri neticelere göre izah etmek suretiyle, biraderlere telkin ve teşviklerde bulunanların bu maksatlı hareketlerine aklıselim sahiplerinin pek gecikmeden teşhislerini koyacaklarını ve hakikatleri olduğu gibi göreceklerine eminim. Bir mason olarak saygılarımı sunarım." (Kasım Gülek)

Kasım Gülek'in 16 Temmuz 1967 tarihinde, Mason Locası'na Fethullah Gülen'in de aralarında bulunduğu bazı ünlü isimler için yazdığı mektup. \n

Mahfil'de tekris yemini

25Mart 1975'te hazırlanan bir başka belgede ise Fetullah Gülen'in Mason Locası'ndan ayrılan isimlerin kurduğu Türkiye Büyük Mason Mahfili'ndeki 'Tekris Yemini' var. Masonluk literatüründe 'Tekris' hem örgüte giriş sırasında hem de derece yükseldiğinde yapılan yemine deniliyor.

Türkiye Büyük Mason Mahfili antetli 'Tekris Yemini'nde Gülen'in verdiği sözler büyük bir sadakat vurgusu içeriyor..

Anayasası başka

"Evrenin Ulu Mimarının ve şu Mason topluluğunun huzurunda, kendi arzu ve irademle samimi olarak yemin ederim ki: Bana öğretilecek ve söylenecek Masonluk sırlarını bir Masondan başkasına ve Mason Mahfilinden başka bir yerde asla beyan ve ifşa etmeyeceğim. Masonluk için çalışacağım. Prensiplerine sadık kalacağım. Toplantılarına muntazam devam edeceğim. Şeref ve haysiyetimi koruyacağım, insanları seveceğim ve onların iyiliği için çalışacağım. Aileme ve vatanıma karşı fedakar olacağım. Cehalet ve taassupla mücadele edeceğim. Adalet ve hakkaniyetten ayrılmayacağım ve başkalarının haklarına da kendi hakkım kadar saygı göstereceğim. Türkiye Büyük Mason Mahfili'ni, Türkiye'de remzi üç derecenin nazım ve hakim otoritesi olarak tanıyacağım. Türkiye Büyük Mason Mahfili'nin anayasası, iç tüzüğü Mahfiller genel tüzüğü ile Muhterem Mahfilin iç tüzük ve kararlarına riayet edeceğim. Bu taahhütnameyi 25.03.1975 günü İstanbul yedisinde hakikat nurunun kaynağı olan Muhterem Üçgen Mahfilinin resmi celsesinde imza eyledim." (M. Fetullah Gülen)

Masonluk literatüründe 'Tekris' hem örgüte giriş sırasında hem de derece yükseldiğinde yapılan yemine deniliyor. Gülen'in yenin tarihi ise 25 Mart 1975.

İŞTE GÜLEN'İN MASON OLDUĞUNU GÖSTEREN TARİHİ BELGELERİN TAMAMI

YENİ ŞAFAK ÇOK KONUŞULACAK DOSYALAR YAYINLAMAYA DEVAM EDECEK.. İŞTE O HABERLERDEN BAZI İPUÇLARI


a45UyF587661-150331140848 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
{{DATE}}  {{TIME}} {{SN}}  {{SNDUZ}}  {{PARTI}} {{GROUP}} {{TOMAIL}}

 

Reenkarnasyon
. . . . . .
Hindlilerin inancina gore insanlar
. . . . . .
Olumden sonra hayvan olurmus.
. . . . . .
Bizde tam tersi !

LEHCET UL HAKAYIK (GERCEKLERIN DILI)

Gormedin mi ki, Allah butun yerdekileri sizin hizmetinize sundu.
Ve emriyle denizde seyredip giden gemileri de.
Gogu de izni olmaksizin yere dusmekten o tutuyor.
Gercekten Allah insanlara cok sefkatli, cok merhametlidir.

Hacc-65

Evet Karabekir, Arapoglu nun yavelerini (uydurmalarini) Turk ogullarina ogretmek icin Kuran i Turkce ye tercume ettirecegim ve boylece de okutturacagim, ta ki budalalik edip de aldanmakta devam etmesinler

ATATURK, Kazim Karabekir, Pasalarin Kavgasi


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







30 Mart 2015 Pazartesi

Hikmet-i Hüda.

Bütün soruların cevabı:
Hikmet-i Hüda.
Elinizde böyle bir cevap varken, başka cevaba gerek yok.
Ve zaten olan da bundan ibarettir.
İşte bu nedenle İslam ülkelerinde kimseler cevap aramıyor.
Hatta cevap aramadığı için soru sormaya da gerek duymuyor.

Bir ilginçlik mi var, şaşırtıcı bir şey mi oldu.
Cevap hazır.
Hikmet-i Hüda.
Allahın hikmetinden sual olunmaz.
Sormayacaksınız .
Ve zaten anlayamazsınız.
İnsan idrak ve muhakemesi Allahı ve temsili olan evreni anlamaya yetmez.
Bu nedenle daha en başta işi bırakmalısınız.

İlle de soracağım, inadım inat dötüm iki kanat diyorsanız.
Sorularınızı da ilahiyaçılara soracaksınız.
Onlar her şeyi bilir.
Bilmiyorsa da bilir.
Bilmediklerini iddia etmek küfürdür, şirkdir.
Ve kimse kafir olmak istemez.
Hayırlı olsun, inşallah, hamdolsun!...

Oraj POYRAZ


Rosetta'nın Güneş'e Hızla Yaklaşan 67P Kuyrukluyıldızından Gönderdiği Nefes Kesici Fotoğraflar!

Astronomi: Gök Cisimlerinin Özellikleri, Evrimi ve Bilimi

23 Mar, 00:21

Avrupa Uzay Ajansı'nın Rosetta Uzay Aracı, Churyumov-Gerasimenko olarak da bilinen 67P Kuyrukluyıldızı'nı Ağustos 2014'ten beri takip ediyor. Hatta Kasım'da Philae isimli bir aracı yüzeyine indirmişti; ancak araç inişten kısa bir süre sonra önce gücünü kaybetmiş, sonra da kaybolmuştu. Ancak Rosetta'nın ördek şeklindeki kuyrukluyıldız ile dansı bitmiş değil, halen devam ediyor. 67P kuyrukluyıldızı hızla Güneş'e yaklaşırken, Rosetta da Dünya'ya müthiş fotoğraflar göndermeyi sürdürüyor. Burada, onlardan bir kısmına göz atacağız.


Öncelikle, ana görsele bakalım. Burada Rosetta, 67P'den 72 kilometre uzaklıkta. Kuyrukluyıldızın gaz ve tozdan oluşan "kuyruk" kısmı bir hale gibi fotoğrafta görülüyor. Bu gazlar ve tozlar, kuyrukluyıldızın aktif olan bölgelerinden fışkırıyor ve 67P Güneş'e yaklaştıkça, bu maddenin miktarı da hızla artacak. Aşağıda, diğer açılardan çekilmiş başka fotoğraflar da görülüyor:


Rosetta'nın ve 67P'nin yörüngesi...

Rosetta, 67P'den 83 kilometre uzaktayken çektiği bir fotoğraf... Burası, kuyrukluyıldızın "karın bölgesi" olarak biliniyor; çünkü daha düz. Ortada gördüğünüz daha da düzgün olan, üzerinde kaya blokları gözüken bölgeye Imhotep adı veriliyor.

Kuyrukluyıldızın daha aktif olan bölgelerinin ortada yer aldığı bir zamanda çekilmiş bir fotoğraf. Burada Rosetta 102 kilometre uzakta.


67P'nin 1 günü 12 saat civarındadır. Yani 12 saatte bir kendi ekseni etrafında döner. Fışkıran gaz ve tozların etrafa saçılırken bükülmesinin nedeninin kuyrukluyıldızın kendi etrafında dönüşü ile eşit dağılmamış olan kütlesinin bir sonucu olduğu düşünülüyor.


Burada kuyrukluyıldızın karnına düşen Güneş, orta kısmın gölgelenmesine neden olmuş. Rosetta 119 kilometre uzakta...


Burada gazlar ve toz daha da güzel gözüküyor. Arkaplanda da yıldızlar, kamera gürültüsünden kaynaklı noktacıklar arasında görülüyor. Rosetta 197 kilometre uzakta... 

14 Şubat 2015 Sevgililer Günü'nde çekilmiş bir fotoğraf... Bu tarih, Rosetta'nın ilk defa 67P'ye bu kadar yaklaştığı tarih... Aralarında sadece 6.5 kilometre kalacak kadar yaklaştı. Burada gördüğümüz, kuyrukluyıldızın baş bölgesindeki çöküntü.


Yüzeyden sadece 10 kilometre uzaktan çekilmiş bir fotoğraf. Az önce sözünü ettiğimiz Imhotep isimli düzlüğün yakın görüntüsü...


Burada en soldaki kısım baş, orta kısım boyun, en uzaktaki bölge ise kıç kısmı... Fotoğraf 27 kilometre uzaktan çekilmiş.


Kuyrukluyıldız baş aşağı dururken... Tabii ki baş, karın ve kıç gibi bölgelerini bizler tanımlıyoruz. Uzayda onun için böyle yönler bulunmuyor. Burada Rosetta 104 kilometre uzakta... 


123 kilometre uzaktan çekilmiş bir başka fotoğraf...


Sadece 29 kilometre uzaktan çekilmiş nefes kesici bir fotoğraf...


Sol tarafta yine Imhotep düzlüğü gözüküyor. 29 kilometre mesafeden çekilmiş bir kare...



Bazı diğer kareler ise şöyle:





Yüksek pozlamayla çekilmiş bir kare...

Philae Aracı'nın gönderdiği bir fotoğraf. Ne yazık ki Philae yüzeye tutunamadı ve yerde birkaç defa sektikten sonra kayboldu. Muhtemelen bir kayanın gölgesine girdi ve orada kaldı. Güneş'e yaklaştıkça Philae'nin tekrar canlanacağı umuluyor. Rosetta, 12 Mart'tan beri Philae'den gelebilecek radyo sinyallerini dinlemeye başladı.

New York üzerinde 67P...


Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)



a45UyF587661-150330112245 Oraj Poyraz cimcime@neomailbox.net
2015/03/30  12:54 6  64  1 undefined kemalistiz@googlegroups.com

 

Agroto dum anima est, spes est
Hasta nefes aldikca, umut vardir. (Erasmus, Adages, 2.4.12)

Latin Atasozu

Musa olum meleginden cok korkuyordu.
Bir gun olum melegi canini almaya gelince melegin yuzune tokat atip bir gozunu cikardi.
Allah in elcileri arasinda ayirim yapmayiniz.
Ben, Yunus peygamberden bile ustun degilim.

Buhari 65/4, 5; Hanbel 1/205, 242, 440; 2/405, 468).

Tanri ya inaniyor musun? sorusuna Einstein in cevabi:
Varolanlarin duzenli uyumunda kendini gosteren Spinoza nin Tanrisi na inaniyorum, insanlarin kaderiyle ve eylemleriyle ilgilenen bir Tanri ya degil.

I believe in Spinoza s God who reveals himself in the orderly harmony of what exists, not in a God who concerns himself with fates and actions of human beings

Autobiographical Notes (1949, p.103)
(Bu goruslerinden dolayi Einstein in Panteist oldugu sonucu cikarilabilirse de, bir sonraki gorusunde de agnostiklige yakin oldugunu belirttigini gorecegiz)


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Karikatürler....



--

Insan beynine bicim veren egitimdir.fidan nasil bukuluyorsa agac da egilir.

Alexander pope

Kahrolasi insan ne nankordur (inkarcidir) (ABESE 80/17)
O size istediginiz her seyden verdi.
ALLAH in ni metlerini sayacak olsaniz sayamazsiniz.
Dogrusu insan zalim ve keffardir (nankordur) (IBRAHIM14/34)

Fransizlar Maras ve Urfa da yaptiklarini Adana da da yaparak Ermenileri silahlandiriyorlar.
Bunlar Islam halkina saldiriyor.
Kozan cevresinde Islam halkindan toplanan silahlar ve hayvanlar saldirgan Ermenilere veriliyor.
Kozan cevresindeki Hamam, Kurtoglu Ciftligi, Colak Hasan, Yassicali, Mehmet Aga ve Kabasakal koyleri Ermeni jandarma ve gonullulerince butun olarak yakilmistir.
Bucak yakinlarinda birkac koyun daha yakildigi da haber alinmistir.
Kilikya da ve cevresindeki isgal bolgelerinde Fransizlarin yarattigi durum, Turkler ve Ermeniler arasinda karsilikli olarak bir oc alma duygusunu beslemek ve bunun sonucunda da, isgalin kaldirilmasi ile birlikte yerli halkin birbirlerini bogazlayacaklarini dunyaya yayarak amaclarina varmaktir.

(31 Mart 1920)
K.ATATURK


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







29 Mart 2015 Pazar

Karikatürler....



--

Var gucumle hayal kuruyordum. Hayale oyle daliyordum ki, konusmaya bile zaman kalmiyordu. Bundan benim insan sevmez oldugum anlamini cikardilar..

Fyodor Mihaylovic Dostoyevski

EN AM SURESI - 38 AYET. Kitapta biz, hicbir seyi ek$ik birakmadik..
NUR SURESI - 46 AYET Andolsun ki, biz, bilmediklerinizi size acik secik bildiren ayetler indirdik
***
BAKARA - 159 - apacik ayetleri Kitap ta aciklamamizdan sonra onlari anlamazsiniz diyenler var ya,

Politikacilari unutun.
Onlar onemsiz.
Politikacilar size secim hakki tanindigi fikrini surdurmek icin varlar.
Hakkiniz yok.
Secim hakkiniz yok.
Sahipleriniz var.
Size sahipler.
Her seye sahipler.
Butun onemli topraklara.
Kolektif sirketleri denetliyorlar ve sahipleriler.

George Carlin


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Arda gibi ekonomi açıklaması yapmak için ihtiyacınız olan 6 sendrom!

Arda gibi ekonomi açıklaması yapmak için ihtiyacınız olan 6 sendrom!

Futbolcu Arda Turan'ın faizler düşmeli şeklindeki açıklaması son günlerin popüler konusu. Genelde herkesin her konuda görüş bildirdiği bir ülke olduğumuzdan bu tür açıklamalar pek yadırganmaz ama ekonomi gibi karmaşık bir konuda lise tahsilli bir futbolcunun Merkez Bankasına tavsiye kararı gibi açıklama yapması herkesi şaşırttı. Futbolcunun açıklamaları şakaysa da komik, gerçekse de komik.

"Bilmiyorum" sözcüğü sözlüklerden kalkmadı henüz ama uygulamadan kalkalı çok oldu buralarda. Artık herkes ekonomist, herkes tarihçi, herkes nükleer fizikçi. "Sahibinin sesi" radyosu en çok dinlenen kanal. Bu tür sahtelikler futbolda hakemi aldatmaya yönelik hareket olarak değerlendirilip sarı kartla cezalandırılırken ekonomi için pek geçerli değil. Yani faizlerin düşmesi gerekiyor da enflasyonun, işsizliğin düşmesi gerekmiyor mu; ya da asgari ücretin artması. Muhtemelen futbolcunun bu açıklamasında aldatmaya yönelik bir durum var ama konumuz bu değil. Konumuz Arda Turan gibi ekonomi açıklaması yapmak için neyin gerekli olduğu. Yani daha açık söylersek hangi özelliklere sahipseniz Arda Turan gibi ekonomi açıklaması yapabilirsiniz?

Arda Turan gibi ekonomi açıklaması yapmak için ihtiyacınız olan 6 sendrom:

1- Peter Prensibi

Laurence J.Peter'ın 1968'te yayınlanan "Peter Prensibi" adlı kitabında açıkladığı ilke basitçe şunu söyler: Her çalışan kendi yeteneksizlik seviyesine ulaşmak için çabalar ve o seviyeye ulaşınca da başarısız olur. Bu ilke iş hayatının her düzeyi için geçerlidir. Arda Turan'ın da yaptığı budur aslında. Popülarite onu öyle bir seviyeye getirmiştir ki artık başarısızlık kaçınılmazdır. Eğer siz de Arda Turan gibi açıklama yapmak istiyorsanız öncelikle kendi başarısızlık seviyenize yükselmeniz gerekir. Bu başarısızlık seviyesi kaba tabirle "paraya para dememeniz" gereken seviyedir; üstelik bunu hiçbir yüksek okul tahsili almadan yapmanız gerekir. Ve elbette ki 410 gram ağırlığında meşinden bir yuvarlağı sürekli kafanıza vurarak.

2- Dunning-Kruger Sendromu

Bu iki bilim adamının inanılmaz keşfi bir o kadar da paradoksaldır; acaba insanlık tarihi binlerce yıldır bunu neden anlamamıştır. Dunning ve Kruger basitçe şunu der: Aptallar ne kadar aptal olduklarına dair hiçbir fikre sahip değildirler. Bunu öğrenmek için 2000 yılına kadar beklemiş olmamız da insanlık adına şaşırtıcı durumdur ya neyse. Daha az bilgili insanlar, daha çok bilgili insanlardan daha çok şey bildiklerini sanırlar. Aptallar eminken akıllıların şüphe edip sürekli düşünüp durmaları da bu yüzdendir. Eğer siz de bu tür açıklamalar yapmak istiyorsanız sahip olmanız gereken ikinci sendrom Dunning-Kruger'dir. Cehaletinizin, kendinize olan güveninizi arttırması gerekir.

3- Yanıltıcı Üstünlük Sendromu

Yanıltıcı üstünlük (illusory superiority) sendromuna sahip insanlar kendilerini diğer insanlardan üstün görürler. Hani herkesin kendini ortalamadan daha iyi şoför görmesi durumu gibi. Mesela eğer bir futbolcuysanız ve ekonomi konusunda açıklama yapıyorsanız, sahip olmanız gereken en önemli sendrom kendinizi ortalamadan daha iyi ekonomist olarak görmeniz gerekliliğidir. Böylece rahat, içten, bilgili ve samimi görünürsünüz. Öyleyse sahip olmanız gereken üçüncü sendrom yanıltıcı üstünlük.

4- Aşırı Kendine Güven Sendromu

Aşırı kendine güven (over confidence effect), bazı açıksözlü psikologlara göre kişinin kendi kiralık katili olması durumudur. Bir sınavda verdiği cevabın %99 oranında doğru olduğunu sananlardan sadece %40'ının cevabının doğru olması konunun matematiksel izahıdır. Hayat çoğu zaman bu netlikte izahatlar vermese de aşırı kendine güven sonu genellikle hüsranla biten bir hatadır. Bu tür insanlara göre her şey aslında çok basittir. Mesela ekonomi konusunda fikir beyan etmek için ekonomi teorisi bilmeniz ya da ekonomi tahsili yapmanız gerekmez. Atletico Madrid'e kadar kendi çabanızla geldiyseniz, bir ekonomi açıklamasını da rahatça yapmanız gerekir. Demek ki dördüncü sendromumuz kendine aşırı güven.

5- Occam'ın Usturası

Eski bir filozof olan Occam, bir sorunun iki çözümü varsa kolay olanı seçin der. Yani işe basit bir açıklama ile başlayın. Mesela deyin ki faizler düşmeli. Eğer ahaliye bu yetmezse, ki bizim örneğimizde yetmiş görünüyor, daha karmaşık çözüm olan Fisher'in faiz denklemine girersiniz. Occam'ın usturasından daha keskin olan Hanlon'un usturası bunu nasıl yapacağınızı size açıkça anlatıyor: Aptallıkla açıklanabilecek bir şey üzerine çok fazla kafa yormayın. Yani diyor ki, bilgi sahibi olmadan ve düşünmeden konuşun.

6- Yanlış Bile Değil İlkesi

Yanlış bile değil ilkesi (not even wrong), terbiye sınırları içerisinde en "nefis" hakaret olarak tanımlanır. Kişinin ileri sürdüğü fikir yanlışlanabilir olmadığından, yanlıştan daha yanlıştır. Ya da kaşifinin tabiriyle söylersek, doğru olmadığı gibi yanlış bile değildir. Bu seviyede açıklama yapmak gerçekten her babayiğidin harcı değildir. Bu seviyeye gelmek için çok fazla paranız ve hiç kimseye karşı ciddi bir sorumluluğunuzun olmaması gerekir. Hatta öne sürdüğünüz fikir kendinizden en az üç bin mil uzaktaki bir insanlar topluluğu ile ilgili olmalı ve sizi bağlamamalı. Mesela Arda Turan ne diyor: "Ekonomimiz iyi ama faizler düşmeli." İyi de canım kardeşim, ekonomimiz madem iyi, faizler neden düşmeli öyleyse? Anlamışsınızdır herhalde, yanlıştan daha yanlış olması için böyle bir cümle kurmanız gerekiyor.

Kısaca yeniden özetlersek; Arda Turan gibi ekonomi açıklaması yapmak istiyorsanız, yeteneksizlik seviyenize yükselmeniz, bilgisizliğinizin farkında olmayacak bir "bilinç" halinde olmanız, kendinizi herkesten üstün görmeniz, kendinize aşırı derecede güvenmeniz, konuşacağınız konuya fazla kafa yormamanız ve yanlıştan daha yanlış bir yorum yapmanız. İşte, hepsi bu!

Herhalde formülü açıkça anlatabilmişizdir. Arda Turan gibi ekonomi açıklaması yapmanız için bu altı sendroma sahip olmanız yeterli. Gerisi doğaçlama gelir zaten. Eğer bu sendromların altısına da sahipsiniz açıklamanızı yapmak için fazla beklemeyin, herkes sizi bekliyor.


a45UyF587661-150329142312 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2015/03/29  15:52 6  64  1 undefined kemalistiz@googlegroups.com

 

Kotuluklerinden endise ettigin kimseyi, bir de iyiliklerinle yumusatmayi dene! Cezalandirmaya muktedir oldugun zaman affet ki, affin bir degeri olsun.

Anonim Nasihat

Resulullah sav buyurdular ki:
Eti bicakla kesmeyin.
Cunku bu, yabancilarin isidir.
Siz dislerinizle kemirerek yiyin.
Cunku bu, sihhat ve afiyet icin daha iyidir.

Ebu Davud, Et ime 21, 3778
Rivayet eden: Aise

Kuzey Afrika daki zenci bir kadinin resmiydi.
Korkunc bir kuraklik yasiyorlardi.
Ve olu bebegini kucaginda tutup olabilecek en uzgun ifadeyle gokyuzune bakiyordu.
Resme baktim ve dusundum:
Bu kadinin tek ihtiyaci olan sey yagmurken merhametli ya da sevgi dolu bir tanriya inanabilmek mumkun mu?

Charles Templeton


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Güleriz ağlanacak halimize.....










"
a45UyF587661-150329142904 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2015/03/29  16:00 6  64  1 undefined kemalistiz@googlegroups.com

 

Bir gun babama isleri diger insanlar gibi yapamadigim icin uzuldugumu soyledim.babamin nasihati: Margo koyun olma.insanlar koyunlari sevmezler.
Insanlar koyunlari yerler..

MARGO KAUFMAN

Ibni Abbas radiyallahu anh anlatiyor :
Peygamber aleyhisselam zamaninda gunes tutulmustu. Allah in Resulu namaz kilip uzun uzun kiyamda kaldi...Bundan sonra Peygamberimiz soyle buyurdu :
— Muhakkak gunes ile ay Allah in ayetlerinden birer ayettir. Hic bir kimsenin olumu ve yasamasi icin tutulmazlar ; su halde tutulduklarini gorunce Allah i zikrediniz.
Insanlar dediler ki :
— Ey Allah in Resulu , durdugun yerde bir sey almaya uzanmis oldugunu , sonra da irkilip geri cekildigini gorduk. Bunun uzerine Peygamber aleyhisselam :
— Kati olarak Cenneti gordum de , bir salkim uzum yakaladim. Koparmaya muvaffak olsaydim , dunya durdugu surece ondan yiyebilecektiniz. Bana Cehennemde gosterildi. Su anda gordugum manzaradan daha kotu hic bir manzara gormedim. Cehennemdekilerin cogunu da kadinlardan gordum, buyurdu.
— Ey Allah in Resulu , ne sebeble onlarin cogu kadinlardandir...diye sordular da , Peygamber ( Aleyhisselam ) :
— Kufurleri sebebiyle , cevabinda bulundu.
— Allah a mi kufrediyorlar...diye yine sordular. Peygamber aleyhisselam :
— Kocalarina ve kendilerine yapilan nimete kufrediyorlar ; onlardan birine dunyayi versen , yahud omru boyunca iyilikte bulunsan , yine senden hoslarina gitmeyen bir sey gorunce , senden hic bir zaman hayir gormedim , derler , buyurdu.

( Buhari - Muslim - Nesei )
Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.

Turk ulusunun yurumekte oldugu ilerleme ve uygarlik yolunda elinde ve kafasinda tuttugu mesale, pozitif bilimdir

ATATURK, 1933, 10.Yil Nutku, Soylev ve Demecleri


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Re: İBDA-C, SALİH MİRZABEYOĞLU VE ARDINDAKİLER

Diğer yandan, bir dünya görüşünü benimseyen insanların, bulundukları ortama ve şartlara göre şekil alması, mizaç hususiyetleri bakımından kendi benzeriyle irtibata geçip kurumlaşması ve bir iş aksiyon üretmeye girişmesi doğaldır ve mümkündür.

Meşhur deyimle gereken yerde gerekeni yapmak zarurettir haliyle.

Adam geçmiş bacıma tecavüz ediyor, durup seyredecek halim, yada mendil tutacak durumum yok!

Veya adam dinime imanıma hakaret ediyor ya da evime hırsız girmiş, ne yani hırsızın tüm malımı götürmesini bekleyecek değilim!

Ne yapmam gerekiyorsa artık üzerime düşen, yapmak zorundayım!

Bu refleks davranış her fikir-inanç sahibinde vardır.

Bu ve benzeri durumlarda da şahit olunduğu üzere "kendiliğinden bir zuhur" vardır.

Hadisenin oyuncuları ve aletleri her şey o anda orada gerçekleşmektedir.

Kim varsa orada "Ben Varım" şuuru ile varlığını ispat ettiğinde, sesini duyurduğunda "kendinden zuhur diyalektiğinin" zamanın ötesine kucak açan işleyişi başlar ve Rabbimin, liyakat, ehliyet ve samimiyete binaen kullarına lütufları "kendiliğinden zuhur" eder.

Bizim daimi gündemimiz, kendi iç oluşumuzu tamamlamak ve bunun tabiî neticesi merkezden muhite doğrudur; bir hâdise kendini çözüm için teklif ettiği ve "iş içinde eğitim" hikmetine denk geldiği kadar, muhitten merkeze doğru bir merkez gayeye hizmet edici cebhe teşkil eder.(Salih Mirzabeyoğlu, Adımlar)

fempusay fempusay

#310270 · 19.01.2005 16:17

ibda/c terör örgütünün izlemiş olduğu eylem stratejisine verilen isimdir.

bunda göree, herhangi bir kişi (lider, sorumlu gibi) eylem kadrolarına eylemlilik talimatı vermez.

eylem kadroları, okumuş oldukları yayınlardan (kitap, dergi gibi) etkilenerek, bir anlamda gaz alarak güncel konulara ilişkin veya örgütün genel var oluş amacına uygun olarak eyleme girişir.

işte buna kendinden zuhur diyalektiği denir cancağızım.

yani kendiliğinden eyleme girişme ve böylece varlığını sürdürme modu.

bu nedenle örgütün lideri olan salih izzet erdiş neredeyse suçsuz bulunacaktı diye de eklemek gereklidir.

yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir dedi ve aldı sazı eline dedi ve aldı sazı eline

#5087188 · 27.04.2010 18:31

mahir çayan'ın politikleşmiş askeri savaş stratejisinden esinlenmiş, ölümcül bir yöntem.

militan, gerekli gördüğü yerde, zamanda, gerekli gördüğü hedefe, kimseden emir ve talimat almadan eylem düzenleyebilir.

salih mirzabeyoğlu'nun "telegram" adlı kitabında isim vermeden hedef gösterdiği emekli binbaşı ihsan güven, bu kitap yayınlandıktan bir kaç ay sonra öldürülmüştür.

NAMERTLİK BİR STRATEJİ OLABİLİR Mİ?


İBDA-C konusunda bir ilginç özelliğe dikkat çekmek isterim.
KENDİLİĞİNDEN ZUHUR DOKTİRİNİ/DİYALEKTİĞİ.

Malum eski komünist devrimcilerde hücre sistemi vardı.
Bir hücre elemanı yakalanırsa, o hücre yok olsa dahi diğer hücreler ayakta kalsın diye bu sistem keşfedilmişti.
Her hücrenin bir temas elemanı vardır.
Bu eleman yine tanımadığı başka temas elemanlarıyla her defasında değişen yerler ve yollarla çok kısıtlı şartlar ve zamanlarda buluşur.
Para, silah, emirler, istihbarat hep bu yolla aktarılırdı.

İBDA-C bu işi bir adım daha ileriye taşımış.
Kendiliğinden zuhur doktrini bu anlamı taşıyor.
Yani mürteci kendi kendine durumu anlayacak, idrak edecek.
Kendisi gibi olanları bulacak.
Kendiliğinden hücresini oluşturacak.
Yapılması gerekenleri örgütün yayınlarına bakarak ilham alacak.
Eylem planlayacak ve yapacak.
Hücreler arasında asla bir temas olmayacak.
Suçla İBDA-C arasında organik bir bağ olmayacak.

Bu durumda örgütün kültür faaliyeti diyerek yaptığı yayınlar yapılması gerekenler, nasıl yapılacağı hakkında genel bilgileri ve yaklaşımları içeren gerilla mücadelesi yayınları oluyor.

Yanda ilk kutuda örgüt liderinin kendi ağzından KENDİLİĞİNDEN ZUHUR DİYALEKTİĞİNİN açıklaması var.
Hemen altında ise Ekşi Sözlükte diğer insanların bu laftan ne anladıkları var.

Evet, İslam kendini savunamaz derecede azce düşürdüğü Müslümanları bu derece sinsi, namert stratejilere mahkum etmiştir.
İslam dediğim şey, artık bir din midir, bir politik ideoloji midir, ya da İslam doğrudan politik bir din midir, yoksa bunun politik olmayanı da var mıdır bunları herkes kendiliğinden düşünsün ve bulsun.

2054 yılı itibariyle doğrudan askeri işgal altında, ya da idari, askeri, ekonomik vesayet altında olmayan tek bir Müslüman toplum yoktur. (O.P.)
Yüzyıllardır devam eden ve yüzlerce farklı ülkede deneyimi yaşanış olan bir ideolojidir.
İslam çoğu insanın sandığı gibi ilahla kişi arasında konuşlamış kişisel bir akit olmaktan ibaret değildir.
Bütün büyük ilahiyatçıların ittifak ettiği gibi, normal bir toplumda neler ve hangi kurumlar varsa bunların bir de İslami olan paraleli vardır.
İslam ahlakı, İslam hukuku, İslami bilim, İslami eğitim, İslami öğretim ve aklınıza gelebilecek her şeyin bir de İslami olanı vardır.
İslami olanla çağdaş olan arasında çok fazla mesafe ver farklılık vardır.
Bu tabloya bakarak İslamın bir din olmaktan çok daha fazlası olduğu aşikardır.

Ve bu ideoloji yüzlerce kez, yüzlerce farklı ülkede, yüzlerce yıl boyunca iflas etmiştir.
İslam ülkelerinin içinde bulunduğu derin çukur bunun en büyük göstergesidir.
İslam ülkeleri bu çukura son yüzyılda düşmüş değildir.
Araplar 1500 yıldır, Farisi ve Türkler bin yıldır bir bataklıkta debelenme halindedir.

Ve İslam sonunda, inananlarını KENDİLİĞİNDEN ZUHUR DİYALEKTİĞİ gibi nihai sonuç alma imkan ve ihtimali olmayan, aslında hasımı yormak ve yıpratmaktan başka da bir değeri olmayan new zuhur bir gerilla stratejisi icat etmeye zorlamıştır.
Aynı zamanda namert bir stratejidir.

Evet, Müslüman ülkelerin orduları kafirlerin ordularını açıktan karşılayacak, onlarla başat olacak, onları kendi topraklarından atabilecek güçte değildir.
Müslümanlar batıdan aldıkları silahlarla, batıdan aldıkları taktik ve stratejilerle, batının kaynaklarına dayanarak batıyla mücadele edilemeyeceğini görememiştir.
Bu nedenle işgale, sömürüye isyan eden Müslümanların elinde sadece nihai sonuç yaratma ihtimali olmayan, her biri ayrı ayrı acizliğin, korkaklığın, yetersizliğin ifadesi olan namertçe stratejiler kalmıştır.

Dünyanın kalanıyla İslam halkları arasında Müslümanlar aleyhine görülen bu derin farklılığın tek sebebi İslamın politik uygulama pratiğinin iflas etmiş olmasıdır.

Gören o ki, son elli yılda ülkemizde yaşanan dönüşüm, yani İslamın politik bir ideoloji haline sokulması oldukça mesafe almış ve artık gündelik yaşamımızda derin etki yaratma imkanına kavuşmuştur.
Bu durumda bizim de diğer İslam ülkelerinin yaşadıklarını yaşamamız beklenmelidir.

Düşmanlardan kendini dahi savunamayacak derecede derin bir acizlik.
Bu acizlik sonucu yenilgi kabul ederek işbirliği ve sömürüye razı olma hali.
Ya da kedinin fareyle oynadığı kadar basit kolay bir av olma durumu.
Ya da namertçe gerilla stratejileriyle nihai sonuç almayı hayal edecek kadar gerçeklerden kopma durumu.
Kaderimiz budur.

Çok umutsuzum, çok.
Biz bu kafayla çok dayak yeriz.

Oraj POYRAZ

On 28.3.2015 13:27, Tuncay Erciyes wrote:
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Gönderen: Kemal KAPLAN <k.kaplan@vipdiplomat.com>
Tarih: 27 Mart 2015 14:07
Konu: İBDA-C, SALİH MİRZABEYOĞLU VE ARDINDAKİLER


Geçtiğimiz gün İBDA-C'nin dergisi bombalandı. Eylem 2004 yılından bu yana uykuda olan örgütü yeniden sahaya çekmek için mi planlandı? KASIM 2014 TARİHİNDE İBDA-C LİDERİ SALİH MİRZABEYOĞLU, TAYYİP ERDOĞAN İLE GÖRÜŞMÜŞTÜ. O TARİHTE GÖRÜŞMEYE DİKKAT ÇEKMİŞTİK.

ESKİDEN İSLAMCI GÜRUHUN UZAK DURDUĞU BUGÜN İSE "MÜTEFEKKİR" OLARAK TANIMLADIKLARI MİRZABEYOĞLU KİMDİR? İBDA-C NE İŞ YAPAR? KİMDİR BUNLAR?

http://kemalkaplan.blogspot.com.tr/2012/06/normal-0-21-false-false-false.html

KUMANDAN ZORDA…


Bir süreden beri İBDA-C lideri Salih İzzet Erdiş'e, nam-ı diğer Salih Mirzabeyoğlu, nam-ı diğer-örgüt içindeki adı-Kumandan'a farklı kesimlerden destek geliyor acaba neden?

Mayıs ayında CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Salih İzzet Erdiş'in de 28 Şubat mağduru olduğunu söyleyerek tüm dikkatleri kendine çekti. Kısa bir süre sonra da, "28 Şubat ona hâlâ sürüyor" diyen Radikal Gazetesi Erdiş için, destek istiyordu. Gazete habere şöyle başlıyor: "Madem bu günlerde 28 Şubat mağdurlarından bahsediliyor, 'irtica tehdidi' algımız için sunulan Mirzabeyoğlu'nu da bir hatırlayalım artık." Furyaya A. Hakan Coşkun'da katıldı ve "Mirzabeyoğlu tutuklanınca sustuk, şimdi konuşuyoruz" diyerek günah çıkardı.
Bunlardan önce mart ayında da yayın hayatına yeni başlayan Milat Gazetesi'nde eski Adnan Hocacı İsa Tatlıcan, "Salih Mirzabeyoğlu Türkiye'deki İslamcıların İmtihanıdır" diyor ve ekliyor: "Ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da 28 Şubat sürecinin belki de en büyük mağduru unutuldu. O, 1998 yılından bu yana yani yaklaşık 14 yıldır cezaevinde. 60 kitap yazmış, düşünmekten, konuşmaktan, tartışmaktan başka eylemi olmayan bir mütefekkir…"
Son olarak da üç gün önce Yeni Şafak Gazetesi Erdiş'le röportaj yapmış. Yine mağduriyetinden bahsediyor.

Tüm bu yazılanların ve Erdiş'e verilen desteğin yanında; sadece ve sadece aldığı cezanın haksız olduğuna, ağırlaştırılmış müebbedi hak etmediğine inandığımı söylemeliyim.

Ve küçük bir hatırlatma: HANGİ DÜNYA GÖRÜŞÜNDEN OLURSANIZ OLUN. CEMAAT, TARİKAT, KLAN, PARTİ, DERNEK, VAKIF. HANGİ İSİM ALTINDA FAALİYET GÖSTERİRSENİZ GÖSTERİN. VEYA HANGİ OLUŞUMUN İÇİNDE YER ALIRSANIZ ALIN. ADININ SIFATININ NE OLDUĞU ÖNEMLİ DEĞİL: ARANIZDAKİ ÇÜRÜK ELMALARI AYIKLAMAZSANIZ. HEPİNİZİ ÇÜRÜTÜR…

Salih Mirzabeyoğlu İslamcıların içindeki ÇÜRÜK ELMADIR. Bunu çok açık bir şekilde söylüyorum. Tıpkı, zamanında Ali Kalkancı, Hüseyin Üzmez için söylediğim gibi. Bunları ayıklama işini İslamcılar yapmadığı için, sistem bunları kullandı ve etrafındaki birçok elmayı da çürüttükten sonra sistem bunları ayıkladı. Oysa İslamcılar tarafından ayıklanmış olsalardı. Mütedeyyin insanlar zarar görmeyecekti. Fakat her zaman ki gibi üstünü örttüler. Kulaklarını tıkadılar. Üç maymunu oynadılar. Aynı refleksin laik kesimde de olduğunu gayet iyi biliyorum. Konumuz Kumandan(!) olduğu için sadece bundan bahsedeceğim.

Bugün mağdur olarak lanse edilen bu adam kimdir geçmişte neler yapmıştır. Suçu sadece mütefekkir olmak, şiir yazmak mıdır? Bunu bir mercek altına alacağız.

1994 yılında Vakit Gazetesi'nde işe başlarken ne Mirzabeyoğlu'nu, ne İBDA veya İBDA-C'yi biliyordum. Zaman içinde hepsini öğrendik çok şükür!
Gazetede İBDA-C üyesi olduğunu söyleyen arkadaşlar vardı. Ağızlarında bir kumandan türküsü dolaşırdı. Taraf ve Siyah Bayrak Dergileri okurlardı. Sordum, öğrendim. Tabii başladılar propagandaya. Ardından Mirzabeyoğlu'nun yazdığı Tilki Günlüğü adlı kitabı okumam için verdiler. Bir miktar okudum baktım zırva, iade ettim kitabı. Şeriat için savaşıyoruz diyorlardı. Hiçbirini namaz kılarken görmedim.
Sonraki günlerde, sinema, meyhane bombaladıklarını gazetelerden haber alınca davalarının ne olduğu anlaşılmıştı.
İlerleyen yıllarda içlerinden biri yine çalıştığım gazeteye gelir oldu. Sohbet ederdik. Sürekli kafasında kumandanın-Mirzabeyoğlu- emirleri vardı. Evliydi, çocuğu vardı, işsizdi. Fakat kumandan her şeyden önce geliyordu. Yıllar, yıllar sonra onun da bir cinayete karıştığını yine gazetelerden öğrendim. 2004 yılında, Dost tarikatı olarak adlandırılan grubun lideri olduğu iddia edilen emekli Binbaşı İhsan Güven ve eşi Sibel Güven'i Tuzla'daki evlerinde öldürülmesi olayına karışmıştı.  2012 Ocak ayında mahkeme bitmiş, bu arkadaş müebbet hapse mahkûm edilmişti.  Üzüldüm, çok düzgün biriydi. Saftı, inanmıştı kendine göre… Kandırıldı, yazık…

**********

Yeni Şafak Gazetesi'ndeki röportajda muhabir soruyor: "Ne yaptınız da bu cezayı aldınız" Mirzabeyoğlu şöyle cevaplıyor: "Bu süreç öncesinde, beni şu anda nasıl görüyorsanız, sivil hayatımda da aynı yaşantımı sürdürüyordum. Yani yazıyordum. Benim niyetim belli. En başında ben Müslüman'ım. Hayatımı buna göre şekillendiririm. Böyle olduğuna göre yazdıklarım da bu çizgide şekillenir."

Bu Müslüman biçarenin(!) kurduğu örgüte bir bakalım:

Ak Doğuş Hareketi olarak 1970'li yıllarda ortaya çıkan ve kapatılan MSP'nin gençlik örgütü Akıncılar Derneği içinde gelişen İBDA-C, asıl atılımını 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında yaptı. MSP'yi pasif kalmakla, Akıncılar Derneği'ni 'devrim düşüncesini' yeterince desteklememekle suçlayan örgütün lideri Salih Mirzabeyoğlu, İBDA-C'yi kurarak müstakil hale geldi. Örgütün, Necip Fazıl'ın İBDA (İslami Büyük Doğu Akıncıları) öğretisinden yola çıktığı iddia edilse de, silahlı ve bombalı eylemlerle, adam kaçırma ve cinayetleri göz önünde bulundurursak ve üzerine çek-senet tahsilâtlarını eklersek, Üstad'ın fikirlerinin çarpıtıldığı ve sadece zemin bulmak için bir basamak olduğu anlaşılır.

Örgütün, hedefinin İslam şeriatı altında Müslümanları toplamak olduğu iddia edilse de; bu hedefi namaz kılmayan, içki içen, uyuşturucu kullanan ve zina yapan mensuplarıyla gerçekleştirmek istemesi, PKK'nın "Bağımsız Kürdistan için savaşıyoruz" yalanı gibidir.

1996 yılından sonra İBDA-C üyeleri için toplu tutuklamalar başlıyor. Mahkumlar TİKKO'yu, DHKPC'yi kıskandıracak derecede Metris Cezavi'ni,  İBDA-C'nin örgüt yuvası haline getiriyorlar. Avlu duvarlarına dev İBDA-C simgeleri çiziyorlar. Resimlerin önünde örgüt selamı veren fotoğraflar çektiriyorlar. Örgütün avukatı Hasan Ölçer bunların yayınlanması amacıyla Vakit Gazetesi'nden iki arkadaşımıza veriyor. Bizim uyanıklarda bunları alıp Sabah Gazetesi'ne satıyorlar. Ertesi gün, sabah manşetten veriyor fotoğrafları, tabii Hasan Ölçer'de bunun hesabını sormak için gazetede arkadaşları arıyor fellik fellik…

1998 yılında Salih Mirzabeyoğlu da tutuklanıp Metris Cezaevine konuyor.

İşte size mütefekkir(!), şair Salih Mirzabeyoğlu ve örgütü İBDA-C:
Abdullah Öcalan Türkiye'ye getirildikten sonra İBDA-C, PKK ve Dev-Sol, Metris Cezaevi'nde bir protokol imzalayarak eylem birlikteliği içine giriyor. Ancak Dev-Sol daha sonra bu birlikteliğe son veriyor.
Aynı tarihlerde İstanbul'da iki alışveriş merkezinde bomba patlıyor. Bir taksici ölüyor, sekiz kişi yaralanıyor. Saldırıyı 'Milliyetçi Kürt İntikam Timi' (MKİT) adlı bir örgüt üstleniyor. Adı ilk defa duyulan örgütle ilgili bir ipucu PKK'nın Avrupa'daki yayın organı Özgür Politika gazetesinde yayınlanıyor. Gazete, İBDA-C içinde yer alan Kürt gençlerinin bir organizasyonu olabileceğini' yazıyor.
Cezaevlerindeki İBDA-C tutukluları, Öcalan için DGM'leri protesto eylemini başlatırken, MED-TV de bildirilerini yayımlamaya başlıyor: İBDA-C Federe İslam Devleti temelinde Kürt devleti kurulmasını istiyor. Örgütün lideri Mirzabeyoğlu, Kürt sorunuyla ilgili olarak "Necip Fazıl'ın ve benim bağlı olduğumuz Esseyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri, Kürt beldelerinde yetişmiştir... Bu harika yetmez mi?" diyor. Osmanlı tarihindeki savaşlarda Kürtlerin öldürülmesi konusunda ise, bir başka ayrımcılığı dile getirerek, "Öldürmenin kendi başına 'iyi-kötü' değerlendirmesi olamaz... Yeri gelir, Üstad'ımın söylediği gibi, 'mikroba merhamet, hastaya merhametsizliğe varır!'... Yavuz'un tepelediği, Şii Kürtlerdir..." yorumunu yapıyor.

**********
 Mirzabeyoğlu'nun cezaevine girmesiyle örgüt yeni bir sürece giriyor. Cezaevi faaliyetleri hız kazanıyor. Ve bir isyanda nasıl oluyorsa 60 askeri esir alıyorlar. yenifurkan.com adresinde örgüt mensubu olduğu anlaşılan biri 12 Aralık 1999 Metris İsyanını bir destan gibi şöyle anlatıyor:
Çatışma başlar başlamaz, gönüldaşlarımızdan bir kısmı, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu'nu korumaya çalışıyor.
Fakat Kumandan Mirzabeyoğlu, kendisini korumaya çalışan gönüldaşlara bağırıyor:
- "Beni bırakın; saldırın; kapıyı kapatın!!!"
Kumandan Mirzabeyoğlu, bizzat kendisi kapıya hücum ederek, o anda içeri girmeye çalışan dört beş askeri yere indiriyor ve kapıyı kapatmayı başarıyor.
Gönüldaşlarımız:
  -"Asker cezaevinden çıkmazsa ve rehin alınan üç gönüldaşımız bize teslim edilmezse; elimizdeki subay, astsubay ve binbaşıları keseceğiz!" diyerek, Binbaşı Mehmet Has'ın gırtlağına çöküyorlar!..
Yediyüz (700) askeri önüne katıp, altmış (60) kişiye saldırtan Binbaşı Mehmet Has, ağlamaya başlıyor ve "ne olur beni kesmeyin!" diye gönüldaşlarımızın ayaklarına kapanıyor.
Ve kapıdaki askerlere can havliyle emirler yağdırıyor:
"Allahınızı severseniz çekilin; bunların şakası yok, bizi kesecekler!"

İşte biçare Müslüman mütefekkir Mirzabeyoğlu ve örgütü…

**********

19 Aralık'taki bu isyandan 6 gün sonra güvenlik güçleri cezaevine bir operasyon yaparlar. İBDA-C bu defa kale müdafası tadında bir direniş gösterir. Mirzabeyoğlu'nun tabiriyle, 'İslam ihtilal inkılâbının tarihini' yazarlar. E. Ethem Köylü olayı akincigenc.com'da dakika dakika anlatmış:
"Bugün İslâm İhtilal İnkılabının Tarihini Yazıyoruz"
Tarih 25 Ocak 2000… Sabaha karşı Metris Cezaevi'nde Kumandan Salih MİRZABEYOĞLU önderliğinde bu tarih yazılıyor. Tırnak içindeki başlık da, O'nun o günün sonunda söylemiş olduğu bir söz.
T.C. 5 Aralık 1999 tarihinde uğramış olduğu hezimetin ve yüzlerce askerini rehin bırakarak kaçarken, çizdirdiği karizmasını, düzeltmek ve intikam almak için Metris Cezaevi'nde bulunan İBDA-C koğuşuna adına "Noel Baba" dediği bir saldırı düzenlediği ve İBDA-C Akıncılarının bu saldırıya destansı çapta direndiği tarihti 25 Ocak 2000.
25 Ocak 2000'de kapımıza dayandılar.
5 Aralık 1999 tarihinden sonra bunların, gelip intikam almak isteyeceklerini biliyor ve bekliyorduk. Beklerken de boş durmayıp, savaş hazırlıklarımızı sürdürüyorduk. Tüm Akıncılar, ellerinden geldiğince gece gündüz çalışıyor, eye sesleri mu***iye dönüşüyor, masa başında kibrit ucu soyanlar bu mu***iye eşlik ediyorlardı. Molotoflar hazırlanıyor, alev makinesi yapılıyor, patlayıcı ve el yapımı silahlar kendi imkânlarımız içinde yetenekli ve becerikli gönüldaşlar tarafından hazırlanıyordu. Görev taksimleri gerçekleşiyor, herkes üzerine düşeni yapmaya çalışıyordu. Zaman zaman gevşeklik edenler de olmuyor değildi. Ama uyarı ve ikazlarla bunlar çarçabuk gideriliyordu.
….

Bizim zavallı mütefekkir Mirzabeyoğlu, alev makinası, bomba ve molotof kokteyl yaparak Türk askerine direniyor. Vay be sanki Hayber Kalesi'ni savunuyor. Sonuç tabii hezimet…

**********

 İBDA-C militanları, Hizbullah'da olduğu gibi 'Kendiliğinden zuhur' veya 'Gerektiği yerde, gerekeni yapma' olarak adlandırılan eylemler ve örgütlenmeler yoluyla polis takibatından kurtulmaya ve eylemlerde lider kadrolarını olayların dışında tutmaya çaba gösteriyorlar.

İBDA-C'nin yayın organlarından biri olan Taraf Dergisi'nin, Mart 1992 tarihli 13. sayısında
Örgütün tanımı ve yapısı şöyle açıklanıyor:
"Dev-Sol ve PKK illegal örgütler olup; açıkta ve kanun önünde herhangi bir teşkilatı, tabelası, adresi, temsil eden kişisi yoktur. Halbuki İBDA cepheleri mensupları açıkta ve kanun önünde faaliyetlerini yürütürler. Polis takibine maruz kalsalar, hapse düşseler dahi çekinmeden "İbdacıyım" derler. İBDA-C'lerden birinin veya birkaçının yasadışı eylem yapmaları dahi bu durumu değiştirmez. Bir kişi dahi İBDA-C oluşturup illegal faaliyetlerde bulunabilir. Bunun bütün zümreyi bağlamayacağı aklen ve hukuken meydandadır. Meselâ: Bir veya bir kaç kişi bir araya gelip, belirledikleri bir hedefi öldürüp yanına İBDA-C imzalı bir bildiri bırakabilirler. Böyle bir eylem sadece yapanlara aittir. Diğer İBDA-C'leri ve İBDA'yı bağlamaz. Hukuken bu böyledir. Polis ne kadar operasyon düzenlerse düzenlesin, her cephenin faaliyeti müstakil olduğu ve birinin yaptığından diğerinin haberi olmadığı için birşey elde edemeyecektir."

"Resmî makamlar nezdinde bir İBDA-C terör örgütünün adı geçiyor. Gazeteler artık rahatça terör örgütleri listesine İBDA-C'yi de alıyor ve haber kaynağı olarak İstanbul Valiliği'ni gösteriyorlar.
Onbirinci sayımızda, Milliyet gazetesinde yayınlanan bu tür bir haberi tekzip etmiştik. Aynı haber, aynı "18 terör örgütü listesi", bu sefer de Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı. Dahası, Hürriyet gazetesi de terör örgütlerinden ele geçirilen silâhlar üzerine yaptığı bir haberde, İBDA-C örgütünden de 13 adet silâha el konulduğunu yazıyor. Hürriyet'in belirtmediği kaynağı mı haberi böyle geçti, yoksa kasıtlı bir değişiklik mi bilemiyoruz; ama bu gazetenin daha önce de İBDA-C için, "bölücü örgüt" tabirini kullandığını hatırlarsak (Kürt politikamıza atfen), ısrarla bizi arenaya davet ettiği sonucunu çıkarabiliriz. Düşmana verdiğimiz silâh sayısı dörttür ve bu sefer "öyle" olmaz cevabımız!"

**********

İsa Tatlıcan "Salih Mirzabeyoğlu Türkiye'deki İslamcıların İmtihanıdır" demiş ya, eski hocasına (Adnan Oktar) refleksle korumaya çalıştığı Salih Mirzabeyoğlu için, "Düşünmekten, konuşmaktan, tartışmaktan başka eylemi olmayan bir mütefekkir…" tanımlamasını yapıyor.
Tatlıcan, hayatında Mirzabeyoğlu'yla karşılaşmış mı, hiç oturup bir çay içmiş mi? Geçmişte köşe bucak kaçtıkları bu adam için şimdi; AKP rüzgarıyla doldurdukları yelkenlerinin rahatlığıyla yol alan teknelerinde "suçsuz bir mütefekkir" diyebiliyorlar.
Acaba bu mütefekkirin Tilki Günlüğü kitabını okumuş mu? Okumadıysa bir iki örnek vereyim günlükten. Mirzabeyoğlu'nun rüyaları ve fantazileri:

19 Aralık 1986- Fasıla Hanım, uzun uzun Saffet Bey'in dudaklarını öpüyor ve emiyor.
17 Ağustos 1987- Saffet Bey, Nefise Hanımı yanağından öpüyor. Onun annesi Saadet Hanımı şehvetle dudağından... Sonra Fasıla Hanımı ve ardından uykudan uyanmış olan Bedia Hanımı…

21 Ağustos 1987- Saffet Bey, Fasıla Hanım'la cima halinde.

19 Ekim 1988- Divan üzerinde bir kadın ve kucağında 3-4 yaşlarında bir çocuk. Saffet Bey'in kadına meyli var. Kadın naz yaparken cilveyi de ihmal etmiyor. Ayak parmaklarını, onun ayak parmaklarına değdiriyor.

2 Ocak 1989- Bir sürü çıplak insan. Saffet Bey, şarkıcı Aliye Arsoy ile çıplak bir kadın vaziyeti odanın kapısından görüyor ve esef ediyor. Saffet Bey'in Ermeni sevgilisi imiş. Aldatılmışlık hissi! Sırt üstü yatmış, iri topluca ve sakallı bir genç. Dikkat edince ağaç kalınlığında ve yapraklarla perdelenmiş gibi duran kısmın bir ağaç değil, tenasül uzvu olduğunu görüyorum. Tenasül uzvu açıkta. Bir buçuk metre uzunluğunda ve 20-25 santim genişliğinde ağacı andıran tenasül uzvu! Bunun fatihliğe alamet olduğunu düşünerek gözlerimi dikmişken, birden adam bana göz kırpıyor.

Nasıl iyi mi? İslamcı mütefekkir ve şair-yazar Mirzabeyoğlu'nun yazdıkları… Ne demek istediğimi anlamanız için yeterli mi?

Değil mi?

O zaman birkaç örnek daha. Bu defa mafya hikâyeleri:

15 Kasım 1988- Kapalıçarşı'daki kuyumculardan haraç alma davasında bir takım müdahaleler olabilecek.

27 Kasım 1988- Birini öldürmüşüm, bahçeye gömüyorum. Bahçede adamı arıyorlar ama öldüğünü bilmiyorlar.

20 Temmuz 1989- İnci Baba diye tanınan kabadayılardan Nabi İnciler, hamamda. Altında peştamal, üstü çıplak, ben giyiniğim. Ayağımda siyah pantolon var. İnci Baba gayet dinç ve güler yüzlü. Benim ağzımı viski ve sigara alım satımı hususunda yokluyor.

8 Kasım 1989- Nazif Keskin, Kürt İdris ve birtakım adamların Taksim'deki yerine takılıyormuş. Nazif Keskin para ve senet, Ünsal Zor ise para getirdi.

22 Kasım 1989- Benim yeni arabayı alıp İBDA'ya gittik. Bir çakalın dişlerini sökeceğim!

**********

14 yıllık hapis hayatı aklını başına getirmiş ve şimdi mazlum ve biçareyi oynuyor. Haklı da sanırım bugüne kadar devlet tarafından kullanılıp bu kadar hapis yatan kimse yoktur. Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz bile bu kadar yatmadı.

O zaman da söylemiştim. Yine söylüyorum. Ergenekon'un "sağ" ayağı ortaya çıkarılmadığı sürece gerçek bir operasyondan söz etmek mümkün değildir. Ulusal, sol ve laik ayakları gün yüzüne çıkarılan örgütün sağ ve İslamcı bağlantıları günün konjonktürü gereği ortaya çıkarılmıyor. Ergenekon'un, gerçek bir Ergenekon olmadığı zaten söyleniyor. Operasyonun sadece örgüt içindeki statükocu ve ABD karşıtı kanada yapıldığı da gün gibi aşikâr. O zaman Ergenekon'un içinde bulunan İslamcı unsurların misyonu halen devam ediyor diyebiliriz.

**********

Az daha çok önemli bir meseleyi unutuyordum. Çok önemli diyorum zira Türkiye'de bir ilk bu iddia: Mirzabeyoğlu cezaevine girdikten kısa bir süre sonra, kendisine telegram uygulandığını iddia etti. Yani radyo dalgalarıyla beynine hükmedildiğini savunuyor. ABD başta olma üzere İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerinde telegrama maruz kaldığını iddia eden insanlar olmuştur. Fakat Türkiye'de ilk defa Mirzabeyoğlu böyle bir iddiayı ortaya atıyor.  Çok önemli siyasi mahkûmların bile bugüne kadar böyle bir iddiada bulunmaması sadece böyle bir işkenceye Mirzabeyoğlu'nun maruz kalması ise özel yapıyor örgütü içinde onu. Mirzabeyoğlu'nu özel yapan ve ilişkilerinin uzantılarını anlamak için son bir örnekle bitiriyorum yazımı:
İBDA-C'nin yayınlarından Baran Dergisi'nin 100. sayısında ilginç bir röportaj yayınlandı. Derginin Orta Asya Temsilcisi Dilmurad Abdilbaki Yvasev, Kırgız Ordusu Özel Tim Eski Komutanlarından Albay Djumav Suyunaliyev ile röportaj yaptı. Albay Suyunaliyev, İBDA-C Lideri Salih Mirzabeyoğlu'nun İslam dünyasının beklenen halifesi olduğunu söyledi. Haberde Suyunaliyev: "Biz K. Salih Mirzabeyoğlu'nu İslâm Âlemi'nin kurtuluş ümidi-Halifesi olarak görüyoruz. Ortaya koyduğu eserlerle ve yaşadığı hayatla Sayın Salih Mirzabeyoğlu bizim anlayışımıza göre İslâm Âlemi'nin beklediği Halife'dir." dedi.

**********

Birkaç yıl önce İsmailağa tarikatı da İBDA-C örgütünden rahatsız olmuş ve şu bildiriyi yayınlamıştı.

SAPKIN BİR GRUP İBDA-C
İSMAİLAĞA CEMAATI İÇİNDE KAMUFLE OLMAYA ÇALIŞAN BU GRUP SATILMAYAN DERGİLERİNİN TİRAJINI ARTTIRMAK VE GÜNDEMDE KALMAK İÇİN ÇEŞİTLİ SENARYOLAR ÜRETMEKTEDİR. KİMİ ZAMAN BİR ERGENEKONCU GENERALİN KENDİLERİNE TELEFON AÇIP KORKTUĞUNU SÖYLEMESİ SAPKIN BİR GRUP İBDA-C
KİMİ ZAMAN İSE MİRZABEYOĞLUNUN TELEGRAM HAVUZUNA DALDIĞINI.. VE ORADAKİ MATRİX DÜNYASINDA FETİHLER YAPTIĞINI DUYURMASI GİBİ.. TİRAJİ KOMİK SENARYOLAR ÜRETMEKTEN GERİ KALMAMAKTADIRLAR. BU DA NE KADAR SAĞLIKLI (!) BİR RUH YAPISINA SAHİP OLDUKLARINI GÖSTERİYOR..
GRUBUN ÇOĞU İŞSİZ GÜÇSÜZ SERSERİ TAKIMINDAN OLUŞMAKTADIR. KİMİSİ EVİNDEN AYRILMIŞ, KİMİSİ EŞİNDEN BOŞANMIŞ, KİMİSİNİN YATACAK YERİ YOK vs. vs. vs..
BAŞTA DA DEDİĞİMİZ GİBİ GÜNDEMDE KALMAK VE DERGİLERİNİN TİRAJINI ARTTIRMAK İÇİN  HER KILIĞA GİREN BU GRUP ŞU ARALAR ERGENEKON MEVZULARIYLA YATIP KALKMAKTADIR.  ORTALIĞA OLMADIK TEORİLER SUNAN VE SAHTE İSİMLERLE SAĞA SOLA MESAJLAR YOLLAYAN BU GRUBUN ELEMANLARI ÇEŞİTLİ İSLAMİ SİTELERE ÜYE OLMUŞLAR ORADA DA KENDİ REKLAMLARINI YAPMAYA KALKINCA SİTE SAHİPLERİ TARAFINDAN KOVULMUŞLARDIR. EN SON OLARAK SELEFİ CİHAD SİTELERİNE MUSALLAT OLUP TASAVVUF PROPOGANDASI YAPMIŞLAR VE BUNDA DA BAŞARILI OLAMAMIŞLARDIR.  AKİDELERİ KÜFÜR VE ŞİRK OLAN BU GRUBUN DIŞ GÜÇLER TARAFINDAN KULLANILMAYA MÜSAİT OLDUKLARI AŞİKÂRDIR...

http://kemalkaplan.blogspot.com.tr/2012/06/normal-0-21-false-false-false.html

-- 

SIZIN ICIN
. . . . . .
Sizin icin, insan kardeslerim,
Her sey sizin icin;
Gece de sizin icin, gunduz de;
Gunduz gun isigi, gece ay isigi;
Ay isiginda yapraklar;
Yapraklarda merak;
Yapraklarda akil;
Gun isiginda binbir yesil;
Sarilar da sizin icin, pembeler de;
Tenin avuca degisi,
Sicakligi,
Yumusakligi;
Yatistaki rahatlik;
Merhabalar sizin icin;
Sizin icin limanda sallanan direkler;
Gunlerin isimleri,
Aylarin isimleri,
Kayiklarin boyalari sizin icin;
Sizin icin postacinin ayagi,
Testicinin eli;
Alinlardan akan ter,
Cephelerde harcanan kursun;
Sizin icin mezarlar, mezar taslari,
Hapishaneler, kelepceler, idam cezalari;
Sizin icin;
Her sey sizin icin.

Orhan Veli KANIK

Meyveleri olgunlasmis bir agaci silkmekle nasil meyveleri dusuyor; sitmanin titremesinden gunahlar oyle dokuluyor

(Buhari, Merda: 3, 13, 16; Muslim, Birr: 45)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Asiriliga kacan seyleri seviyorum.
Olcusuz davranislari seviyorum.
Olcusuz dili.
Olcusuz siddeti.
Bu eglenceli.
Ilginic.
Heyecan verici.
Tabiat azgin oldugunda bu hosuma gidiyor.
Bu yuzden dogal afetleri de seviyorum.
Meydana gelen dogal afetler.
Lanet olsun, cok seviyorum.
Gercekten kendimi alamiyorum.
Doga cildirdigi zaman, etraf dagildiginda, insanlar korkup, mulke zarar geldiginde inanilmaz derecede mutlu oluyorum.
Olaya soyle bakiyorum.
Yuzyillardir insanoglu elinden geleni yapti.
Yikmak kirletlmek ve doga nin duzenini bozmak.
Agac kesme, maden ocaklari, atmosferi zehirleme, okyanus balikciligi, nehirleri ve golleri kirletme.
Bataklik ve akiferleri kurutma.
Simdi de doga da karsiligini aliyor.
Insanoglu afetlerle kafasina darbe yiyor, hayalari tekmeleniyor.
Bu hosuma gidiyor.
Ne olursa olsun insanoglu na karsi gram acima duymam ben.(2007 Yili nda yaptigi bir gosteri den)

George Carlin


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/