29 Şubat 2016 Pazartesi

Suriyeli Kürtler ABD’de de temsilcilik açacak

Stratejik Derinlik adlı bir kitap vardı.
Yazarı şimdiki başbakanımız, eski düş işleri bakanı.
Adamın kariyeri bu kitaptaki görüşlere göre biçimlendi.
Eskiden adına Türkiye denilen şimdinin Türkçe konuşabilen Anadolu ve Trakya Türk halklarının yaşadığı ülkenin son on üç yılında her iş bu kitapta yazanlara göre yapıldı.

Komşularımız olan eski Osmanlı varisçisi ülkelerin bizden talepleri vardı.
Biz ise büyük bir ülke, güçlü bir ekonomi, sağlam bir halk olduğumuzdan bunların taleplerini karşılamak bizi bozmazdı.
Onların istedikleri küçüktü, bizde ise çok vardı.
Basitçe onların istediklerini verecektik.
Araplar, Farisiler, Rumlar, Bulgarlar, Ermeniler ve daha başka kimler varsa.

Nisan 1920'de büyük ATATÜRK şöyle diyordu:

"Hududu Milliyemiz dahilinde her şeyden evvel kendi kuvvetimize müsteniden muhafazai mevcudiyet ederek millet ve memleketin hakiki saadet ve ümranına çalışmak…
Alelıtlak tûl emeller peşinde milleti işgal ve izrar etmemek…
(Boş hayaller peşinde milleti oyalamak ve ızdırabına sebep olmamak)
Medenî cihandan medenî ve insanî muameleye ve mütekabil dostluğa intizar etmektir."

Bizim ekonomik gücümüz de çok fazlaydı.
Bütün komşularımızı ekonomimizle dövecektik.
Sınırlar açıldığında Türk malları bütün komşu pazarları işgal edecekti.
Bütün komşularımız bizim ülkemizde ticaret yapacaktı.
Herkes gelecekti, herkes gidecekti.
Para, iş gücü serbestçe girip çıkacaktı.
Vizeler kalkacaktı.
Sonunda bol paranın, refahın, zenginliğin etkisi altında komşularımız kendiliklerinden bize tabii olacaklardı.

Bir çeşit komşu ve düşman ülkelerin dostluğunu tavizler ve satın almalar yoluyla kazanacaktık.
Sonunda eski Osmanlı topraklarında yeni Osmanlı ortaya çıkacaktı.

Rusya, Çin, AB/D, Hindistan gibi büyük ekonomiler, milyar nüfusluk kıta devletleri bizi hayranlıkla izleyecekti.
Hiç kimse ses çıkarmayacak, taş koymayacaktı.
Bütün insanlık Neo-Osmanlının kalkışını hayranlık içinde izleyecekti.
Ve böylece herkes kardeş olacak, dostça sarılarak uyum içerisinde dans edecekti.

Hangi hayallerle yola çıkmıştık, ne bulduk şimdi?
Hata kimde?
Tamam biz iyi niyetliydik, ama yetmedi neden yetmedi?
Bu kadar güzel başlamış bir masal neden bu şekilde bir dram halini aldı?
Planımız güzeldi, neden işe yaramadı?

Benim için cevap çok basit.
Ham hayaldi, fiziki gerçeklere dayanmıyordu, çocukçaydı, ayakları yere basmıyordu, hesap kitap içermiyordu.
Acı ama gerçek, aptalca işlerin peşine takıldık.

Yüce Atatürk bizi ikaz etmişti.
Dinlemedik.

Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     



Suriyeli Kürtler ABD'de de temsilcilik açacak

Kürdistan Ulusal Kongresi'nin Moskova Temsilcisi Selahattin Soro, Suriyeli Kürtlerin ABD'de bir temsilcilik açmaya hazırlandığını açıkladı.

Cumartesi, 27 Şubat 2016 08:34.

Suriyeli Kürtler, Moskova'nın ardından Washington'da da temsilcilik açmaya hazırlanıyor.

Sputnik Türkiye'nin haberine göre, Kürdistan Ulusal Kongresi'nin Moskova Temsilcisi Selahattin Soro, Suriyeli Kürtlerin ABD'de bir temsilcilik açmaya hazırlandığını açıkladı. Temsilci, ayrıca Almanya ve Fransa'da da birer temsilciliklerin açılması için görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Rossiya 24 televizyonuna konuşan Soro, "Şu anda Kopenhag, Berlin ve Paris'te Suriyeli Kürtlerin temsilciliğinin açılması konusunda görüşmeler yapılıyor. Washington'da da Suriyeli Kürtlerin temsilciliğinin açılabileceğini düşünüyorum" dedi.

'ESAD İLE ORTAK EYLEM ANLAŞMAMIZ YOK'

Soro, "Şunu kaydetmek isterim ki, Suriyeli Kürtler halihazırda Esad (Suriye Devlet Başkanı) rejimine karşı savaşmıyor ama rejimin müttefiki de değil" diye açıkladı.

Temsilci, "Kürtler, en büyük tehdit olarak İslamcı terörist grupları gördüğü için şimdilik rejimle olan anlaşmazlıklarımızı ikinci plana attık" diye ekledi.

Suriyeli Kürtler daha önce de Moskova'da bir temsilcilik açmıştı.

  http://haber.sol.org.tr/dunya/suriyeli-kurtler-abdde-de-temsilcilik-acacak-147296
a45UyF587661-160227114026 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2016/02/29  11:45 1  39  undefined undefined Milli_Haber@googlegroups.com

Moderatör arkadaşlara seslenmek istiyorum.
İlettiğim epostaların grup konseptine ve ilkelerine aykırı olduğunu düşünen var ise beni ikaz etsin.
Kullanmakta olduğum eposta listesini henüz güncelledim.
Olabildiğince dikkat etmeye çalıştım.
Ancak, hatalar olabilir, epostalarım rahatsızlık sebebi olabilir.
Bunun için şimdiden özür diler, sıkıntı var ise geri dönüşler beklerim.

Selamlar.

Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )

 

Dostunu ihtiyatla sev, olabilir ki bir gun sana dusman olur; dusmaninla da ihtiyata riayet ederek dusmanlikta bulun, olabilir ki bir gun sana dost kesilir.

Hz.Ali

Peygamberimiz; Deri islendi mi temiz olur dedi.
Sonra olu bir koyuna rast geldi ve Onun derisinden faydalansaniza dedi.

Buhari 72/30
***
Peygamberimiz Olu hayvanin ne derisinden ne de sinirinden faydalaniniz.
Dedi.

Hanbel 4/310,311

DOGA YASALARI UZERINE DUSUNCELER -4-

Evren hakkinda anlasilmasi en zor sey, anlasilabilir olmasidir. (Albert Einstein)

Yukardaki ironik cumleyi kurarken sanirim Einstein hakliydi. Doga bir yandan sasirtici bir sadelikle kendini sergilerken, diger yandan elimizi attigimiz her noktada yine ayni derecede sasirtici bir matematik barindirmakta. Sularin icinde olusan burgaclardan, bir gezegenin yildiz etrafinda yorungeye oturmasina, bir tasin yamactan yuvarlanmasina, iki atomun birbirleri ile elektron alisverisinde bulunmalarina kadar her yerde dunyanin en ustun beyinlerini zorlayan yasalar hakim. Uzun yillar boyunca insanlar, ortaya bir mantik butunlugune bagli yasalar zinciri koyamadan, seylerin hareketini ancak kopuk kopuk anlayabildiler.

Galileo, Iki buyuk dunya sistemi uzerine dusunceler calismasinda evrenin merkezi nerde? diye sormus ve Simplicio ile Salviati yi konusturarak Aristotales in evren anlayisina ciddi elestiriler getirmisti. Evrenin merkezinin Dunya olup olmadigi sorusu cok ciddi bir soruydu ve kisa sure icinde Galileo nun basini belaya sokacakti. Kendisinden once pek cok dusunur bazi dinsel ve gizemli sebeplerle, evrenin merkezine Dunya yi yerlestirmislerdi. Ayrica Pisagor gelenegine bagli kalan Yunan doga bilimcileri ve ardillari gezegenlerin yorungelerinin tam bir daire biciminde oldugunu savunuyorlardi. Cunku onlarin inancina gore, daire evrendeki en mukemmel geometrik sekildi. Fakat Galileo nun basit bir teleskop ile yaptigi gozlemler bu fikirlerle uyusmuyordu. Galileo Jupiter in 4 tane uydusu oldugunu farketti: Europa, Ganymede, Io ve Callisto. (Bu uydulara Galileo uydulari da denir. Gunumuzde ise Jupiter in 63 uydusu oldugu bilinmektedir.) Bu dort uydu, Jupiter in cevresinde donuyorlardi ve bu durum Galileo nun kafasini karistirmisti. Demek ki, evrendeki gok cisimlerinin illa Dunya cevresinde donmesi gerektigi gibi bir sart olamazdi. Bu durumda, Dunya nin evrenin merkezinde oldugunu ne hakla savunabilirdik? Eserinin bir yerinde sunlari yazdi:
Jupiter in iki uydusunun New Horizons gozlem araci tarafindan cekilen resimleri. Alttaki Io, ustteki Ganymede. Digerleri gorus acisi icinde degiller.

Sunu da eklemeliyim ki, ne Aristotales ne de bir baskasi evrenin merkezinin de facto (gercekten) Dunya oldugunu kanitlayamaz. Eger evrene bir merkez araniyorsa, oraya Gunes in oturtulmasi daha yerinde olur, sirasi geldiginde bunu herkes anlayacak.

Artik Gunes imizin evrenin merkezinde olmadigini, galaksimiz Samanyolu nun dis halkalarindan birinde mutevazi bir sistem oldugunu biliyoruz. Ama elbette Galileo nun bunu bilmesine imkan yoktu. Elindeki imkanlar gayet sinirliydi; buna ragmen dusunceleri kendi cagi icin devrimci ve cok aykiriydi.

Buyuk usta Newton a kadar; gezegenler, isigin hareketi, kutlelerin birbirlerini nasil cektikleri gibi konular, tabiri caiz ise bulanik suda balik avlamak gibi bir karmasa icinde yurudu. Isin icine bolca dinsel inanclar karisiyor ve her doga tartismasinin ardindan teolojik kavgalar patlak veriyordu. Din ile bilimin alanlari netlikle ayrilmamisti ve pek cok insan bilimsel kuramlarin dinsel inanclari tehdit etmeye baslamasindan rahatsizlik duyuyordu. Daha sonra gelistirilecek olan belirsizlik gibi yeni kuramlar ve ozellikle Charles Darwin in evrim teorisi din ve bilim kavgasini doruga tirmandiracakti. Kavga gunumuzde de surmektedir.

Sir Isaac Newton, tam anlami ile fizikte bir donum noktasi oldu. Kendince saplantilari olan, kavgaci, gecinmesi zor bir insandi ve genelde cok yalnizdi. Gencliginde sevmis oldugu bir kadina kavusamamis ve omru boyunca bekar yasamisti. Newton u anlatmak icin bir insanin kendi omrunu harcamasi gerekir. Okul yillarinda hala Aristotalesci gorusler hakimken Newton cebir, geometri, trigonometri dersleri almis, Latince ve Antik Yunanca ogrenmisti. Galileo ve Kepler in calismalarini da okumustu. Neticede, yillar suren bir egitimin ardindan bir ciftlik evine kapandi ve burda kutle cekimi uzerinde dusunmeye basladi. Kafasina bir elma dusunce yercekimi kanununu buldugu seklindeki inanis sadece hos ve gercek disi bir oykuden ibarettir. Gercekte ise, en verimli calismalarini bir kova suyun hareketlerini inceleyerek, merkezkac kuvvetin vakum icindeki etkisini dusunerek yapmistir. Bunun disinda bir prizma ile isigin tayflarini incelemis ve bazi eklemeler yaptigi bir teleskop ile evrensel cekim yasalarini gelistirmistir. Calismalari saymakla bitmez, iyisi mi kendiniz bir yerlerden bulup okuyun derim. En buyuk eseri Philosophiae Naturalis Principia Mathematica (Doga felsefesinin matematik ilkeleri) kitabinda hareket ve kutle cekim kanunlarini 3 yasa ile matematiksel ve geometrik olarak anlatilmistir.

Birinci yasa: Tum cisimler bir kuvvet etkisi tarafindan durumunu degistirmeye zorlanmadikca duzgun dogrusal hareketini veya duraganligini korur. (Eylemsizlik yasasi)
Ikinci yasa: Bir cismin momentumundaki degisim, cisim uzerine uygulanan itme ile orantilidir ve itmenin uygulandigi duz dogru boyunca meydana gelir. Bir cisim uzerindeki net kuvvet cismin kutlesi ile ivmesinin carpimina esittir. (F=m.a) (Momentum bir cismin kutlesi ve hizinin carpimidir.)
Ucuncu yasa: Her kuvvete karsilik, her zaman esit ve ters bir tepki kuvveti vardir: veya iki cismin birbirine uyguladigi kuvvetler her zaman esit ve zit yonelimlidirler.

Newton sadece bazi cikarimlarda bulunmuyor, bir bilim metodolojisi de gelistiriyordu. Kitabinin girisinde bilimin amacini ve yontemlerini kisaca soyle ozetlemisti: Olgulardan doganin kuvvetlerini kesfetmek, sonra da bu kuvvetler yardimiyla diger olaylari aciklamak. Once olgular gozlemlenmeli, bu gozlemler sonucu doganin yasalari kesfedilmeli ve olusturulan kuram olaylari aciklayabilmelidir.
Gelistirilen kuramlar mutlaka gozlem ve deneyler ile pekistirilmeli ve matematiksel olarak modellenebilmeliydi.

Bu yasalardan hareketle Newton daha bir dizi formul gelistirdi. Hepimiz bunlari okul yillarimizdan az cok hatirlayabiliriz. Newton un i$ik hakkindaki calismalarina daha sonra, kuantum bahsinde deginecegim. Simdi artik bilimcilerin elinde, net, formule edilmis ve her zaman sinayabilecekleri yasalar vardi ve bilimsel bir yasanin hangi kriterlere uymasi gerektigi epey sekillenmisti. S.Hawking ve L.Mlodinow un kitabindan devam ediyorum.

Sir Isaac Newton un (1643-1727) uc hareket yasasi Dunya nin, Ay in ve gezegenlerin yorungelerini ve gel-git gibi fenomenleri aciklayan cekim yasasi modern bilim tarihinde yaygin bir kabul gormustur. Olusturdugu denklemler ve onlardan yola cikarak gelistirdigimiz matematiksel cerceve gunumuzde hala ogretilmektedir. Bina cizen bir mimar, araba tasarlayan bir muhendis veya bir roketin Mars a nasil gidecegini hesaplayan bir fizikci tarafindan Newton fizigi (cesitli eklemeler ve revizyonlar ile) kullanilmaktadir.

Doga, bazi yasalar tarafindan yonetiliyor ise, sormamiz gereken uc soru var:

Yasalarin kaynagi nedir?
Yasalarda istisnalar var midir, ornegin mucizeler gibi?
Sadece bir dizi olasi yasa mi vardir?

Bu onemli sorular bilim insanlari, filozoflar ve din bilimciler tarafindan farkli bicimlerde dile getirilmistir. Ilk soruya yaygin olarak verilen yanit -Kepler, Galileo, Descartes ve Newton un yaniti- yasalarin Tanri nin isi oldugudur.

Dr Hawking dogru soyluyor.Descartes, Newton gibi isimler Tanri yi inkar etmediler. Fakat, onlarin Tanri derken anladigi sey ile, gelenekci ve kati bir Hristiyan in, ornegin kadinlari cadilikla suclayan bir engizisyon yargicinin anladigi Tanri arasinda daglar kadar fark vardi. Zaten Dr Hawking bu inceligin farkinda. Filozoflar ve doga bilimciler Tanri ile doga arasinda oyle paralellikler kurmuslardi ki, bir sure sonra Tanri dan mi, yoksa dogadan mi bahsettiklerini anlamak nerdeyse imkansiz hale geliyordu. Diger yandan, dindarlarin tanrisi farkliydi. Bu tanri, yasamin her anina mudahale eden, insanlari cezalandiran ve korkutan, dahasi O nun adina bazi insanlarin diger insanlara ceza tatbik ettikleri askin bir tanriydi.

Felsefeciler Tanri yi inkar etmemislerdir fakat onlarin tarif ettigi Tanri yi doga yasalarinin bir baska ifadesi olarak gorebilmek de mumkundur. Eger Tanri ya farkli ozellikler atfedilmezse -Eski Ahit in tanrisi olmak gibi- Tanri yi ilk sorunun, yani yasalarin kaynaginin yaniti olarak gormek, bir gizemin yerine bir baskasini koymak demektir.

Guzel bir saptama. Tanri kelimesi bazen sorulardan kacis icin mukemmel bir siginak haline gelebilir. Bir seyi anlamiyorsak, isin icinden cikamiyorsak, kisaca Tanri nin hikmeti deyip bir aciklama yaptigimizi dusunebiliriz. Bu olguyu, ABD li bir yazar olan Edward Abbey (1927-1989) su sekilde ifade etmisti: Insanlarin dusunemeyecek kadar yorgun olduklari zaman cikardigi iniltiye Tanri denir. Benzer sekilde Karl Marx da (1818-1883) dunyayi yari felsefi yari teolojik cikarimlarla anlamaya calismanin gerekmedigini, asil onemli olanin dunyayi degistirmek oldugunu dile getirmis ve Tanri inancinin, evreni yorumlamaktan aciz insanlarin afyonu oldugunu soylemisti: Dini istirap, bir ve ayni zamanda, hem gercek istirabin ifadesi hem de gercek istiraba karsi bir protestodur. Din, ezilen yaratigin ic cekisi, kalpsiz bir dunyanin kalbi, ruhsuz kosullarin ruhudur. Din, halklarin afyonudur.

Oyle gorunmekte ki bazi kisiler felsefe ve dinin binlerce yillik teolojik yorumlarindan bunalmislar, tum bu yorumlarin dunyadaki haksizliklari degistirmek icin bir ise yaramadigini anlamislar ve sonunda isyan bayragini cekmislerdi. Hawking e geri donuyorum.

Ilk sorunun yanitina Tanri dersek, isin asil zor yani ikinci soruyla ortaya cikar: Yasalarda mucizeler, istisnalar var midir? Bu sorunun yaniti hakkindaki gorusler kesin bir sekilde ayrilmistir. Eski Yunan in en etkili iki yazari Platon ve Aristotales yasalarda asla istisna olmayacagini savunur. Ancak Kitab-i Mukaddes in bakis acisina gore, Tanri, yasalari yaratmakla kalmaz, ona yakarildiginda istisnalar da yaratabilir: olumcul hastaliklari iyilestirmek, kurakliga son vermek, kroketi olimpik spor olarak kabul etmek gibi.

Hawking in yazdiklarindaki alayciligi sezmemek mumkun degil. Sanki, Dr Hawking kroket sporunun olimpik bir spor olarak kabul edilmemesine biraz karsi. Gencliginde, henuz hastalik semptomlari ortaya cikmamisken kendisi de kroket oynamisti. Devam ediyorum.

Descartes in goruslerinin tersine, neredeyse tum Hristiyan dusunurler Tanri nin mucize yaratmak icin yasalari askiya almaya muktedir olmasi gerektigini savunmuslardir. Newton bile bu turden mucizelere inanirdi. Bir gezegenin cekim gucunun diger gezegenin yorungesi uzerinde bozulma yaratmasindan oturu gezegenlerin yorungelerinin kararsiz oldugunu, bu kararsizligin zamanla buyuyerek gezegenlerin ya Gunes e dusmelerine ya da Gunes sisteminden kopup gitmelerine yol acacagini dusunuyordu. Tanri nin yorungeleri surekli ayarladigina ya da sistemin durmamasi icin goksel saati kurduguna inaniyordu.

Anlasilan Newton ilahi sistemin bir kaosa suruklenmesinden epey korkmus ve Tanri nin bazen ise al atarak ufak tefek ayarlamalar yapmasi gerektigine inanmis. Bugun ise, hem Gunes imizin hem de Dunya mizin geleceginin pek de ic acici olmadigi one surulmekte. Orta buyuklukte bir yildiz olan Gunes in merkezindeki cekirdek fuzyonu sona erdiginde, Gunes icin bir olum-kalim savasi baslayacaktir. Hidrojenin tamami helyuma donusecek, cekirdek buzusecek, yakla$ik 7,3 milyar yil sonra Gunes kirmizi bir dev haline gelecek ve capi 150 kat artacaktir. Parlakligi ise simdikinin 5000 misline ulasacak ve etrafindaki gezegenleri yutmaya baslayacaktir. Ona en yakin gezegen olan Merkur un kurtulmak icin hicbir sansi yoktur. Venus ve Dunya ise once atmosferlerini kaybedecek, ayrica Dunya uzerindeki okyanuslar tamamen kuruyacaktir. Bunun ardindan ise once Venus sonra Dunya, Gunes in cekim alanina kapilacaklar ve onun tarafindan yutulup kaybolacaklardir. Astronomlar, Dunya nin bir kurtulma sansi olup olmadigi uzerinde ciddi olarak dusunmektedirler ama goruldugu kadari ile sevgili Dunya mizin bu gelecekten kacisi yoktur. Gerci o zamana kadar daha epey vaktimiz var, dolayisi ile Dunya uzerindeki senligimize devam edebiliriz.

-devam edecek-

Levent ERTURK
LEVENTERTURK1961
https://leventerturk1961.wordpress.com/


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Türkiye'nin de katıldığı 'İslam Ordusu' tatbikatı başladı

İşte bunu kıyamet alameti olarak saymak lazım.
Müttefikin kim, silah arkadaşın kim?
Suudi Arabistan.

Peki bizim bunlarla ortak olduğumuz iş nedir, biz bunlarla hangi ortak payanda etrafında öbekleşiriz?
İslam mı?

Bu durumda sormak lazım, Osmanlı Müslüman değil miydi?
Yoksa İngilizler Osmanlı'dan daha mı Müslümandı?
Din ortak payandaysa, bunlar Osmanlıya neden isyan ettiler?

Biz Osmanlı'nın mirasçısıysak, Yemen ve Hicaz Harekatlarını, Mekke ve Medine'nin savunmasını kafamızda nereye oturtmamız lazım?
Şimdi el sıkıştığımız Suudi Vehabi hanedana ne gözle bakmamız lazım?

Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA       


Türkiye'nin de katıldığı 'İslam Ordusu' tatbikatı başladı

DHA

29 Şubat 2016, Pazartesi 03:38

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 20 ülkeden oluşan İslam Ordusu'na bağlı yaklaşık 200 bin askerin katıldığı "Kuzey Fırtınası" tatbikatı Suudi Arabistan'da başladı.

Saudi Gazette'nin haberine göre, Suudi Arabistan öncülüğünde oluşturulan ve Türkiye'nin de dahil olduğu "İslam Ordusu" birlikleri, Suudi Arabistan'ın kuzeydoğusundaki Hafar el Baten bölgesinde "terörle mücadele tatbikatı başlattı.

Ortadoğu'da gerek katılan asker sayısı gerekse tatbikat bölgesinin genişliği açısından bugüne kadar düzenlenen en büyük askeri tatbikat olarak nitelenen tatbikatta, "İslam Ordusu" birlikleri geleneksel harekattan düşük yoğunluklu harekata geçiş manevraları gerçekleştirecek. 20 ülkeden 200 bine yakın askerin yanı sıra, 100 savaş uçağı ve yüzlerce kara savaş aracının da katıldığı tatbikat aynı zamanda, İran'a ve Suriye'deki rejimi destekleyen ülkelere bir mesaj niteliği taşıyor.

  http://www.zaman.com.tr/dunya_turkiyenin-de-katildigi-islam-ordusu-tatbikati-basladi_2352791.html
a45UyF587661-160229103246 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2016/02/29  11:00 1  39  undefined undefined Milli_Haber@googlegroups.com

Moderatör arkadaşlara seslenmek istiyorum.
İlettiğim epostaların grup konseptine ve ilkelerine aykırı olduğunu düşünen var ise beni ikaz etsin.
Kullanmakta olduğum eposta listesini henüz güncelledim.
Olabildiğince dikkat etmeye çalıştım.
Ancak, hatalar olabilir, epostalarım rahatsızlık sebebi olabilir.
Bunun için şimdiden özür diler, sıkıntı var ise geri dönüşler beklerim.

Selamlar.

Oraj POYRAZ(cimcime@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )

 

Soz konusu cikolata ise, direnmenin anlami kalmiyor.

Ohio lu 90 yasindaki Regina Brett in kaleminden

Muftu Hilmi Efendi, Selimiye camii inde hurriyetin ve adaletin saygi deger temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sagligi icin guzel bir dua okumus ve hazir bulunanlar sukran duygularini belirterek duaya katilmislardir.

Edirne Tem in gazetesinden -8.1920

Mekke Emiri Huseyin, 11 Mart 1917 de Bagdat i ele geciren General Mod a, Bagdat i Turanilerden(Turklerden) kurtardigi icin Allah a sukrettigini, Ingilizlerin basarilarina duaci oldugunu bildirecektir.


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Ayrılıkçıların ağzından, sokaklara, meydanlara adı verilen, Büyük Kahraman İhsan Nuri Paşa ve Ağrı Dağı İsyanı neymiş bir okuyun isterseniz?

Büyük Kahraman İhsan Nuri Paşa ve Ağrı Dağı İsyanı

09 Ağustos 2014 Cumartesi 17:27

Kürdler, sadece dillerine değil, tarihlerine, kültürlerine ve dinlerine yönelik de büyük bir yabancılaşma ve asimilasyona tabi tutulmuştur.

Necat ÖZDEMİR

Kürdler, sadece dillerine değil, tarihlerine, kültürlerine ve dinlerine yönelik de büyük bir yabancılaşma ve asimilasyona tabi tutulmuştur.

Bu anlamda itiraf etmeliyiz ki yaşadığımız coğrafyaya Fransızlar egemen olsaydı herhalde ancak bu kadar kendimize fransızlaşırdık.

Bir süredir İhsan Nuri Paşa'nın Ağrı Dağı İsyanı adlı eserini büyük bir zevkle okuyordum. Öncelikle bu halka Halid Begê Cibirî ve İhsan Nuri gibi iki kahramanı hediye ettikleri için Kürdler'in Cibranlılara minnettar olduğunu belirtmeliyim.

Kitap, Ağrı'da beş buçuk yıl süren Kürdlerin haklı başkaldırısı ve özgür yönetimini birinci ağızdan anlatıyor. Okudukça İhsan Nuri Paşa ve Bro Heskî Tellî gibi kahramanları tanıyor ve Kürdler'in özverili, bilinçli ve halkın inancına dayalı çalışmalarla nasıl başarılara imza atabileceğini görüyoruz.

Büyük komutan ve kahraman İhsan Nuri Paşa'yı bu vesileyle yakinen tanımaktan büyük zevk ve onur duyduğumu belirtmeliyim.

Ayrıca bugüne kadar Afganistan, Çeçenistan, Filistin, Mısır, Cezayir, Filipin, Moro, Cava ve Hama'daki direnişlere ilişkin kitaplar okumuş biri olarak; mensubu olduğum halka ve yaşadığım coğrafyaya ilişkin birinci elden anlatımları içeren bu değerli eserle yeni tanışmamı yadırgadım.

Yaşadığımız coğrafyada mensubu olduğumuz halkın çocukları tarafından yaklaşık bir asır önce gerçekleştirilen ibretlerle dolu, destansı bir direniş ve başkaldırıyı bu kadar geç tanımamalıydık diye düşünüyorum.

Sadece bir örnek olarak; yıllar önce Tunku Hasan Di Tiro'nun Cava'nın Endonezya'da özgürleşmesine ilişkin "Özgürlüğün Bedeli, Bitmemiş Savaş Günlükleri" adlı eserini okumuş; ancak bize bu kadar yakın bir savaş günlükleri kitabının olduğunu doğrusu ne tahmin etmiş ne de birinden duymuştum.

Şeyh Said Hareketi sonrası Ağrı'da başlayan bir savaş ve direnişten buram buram yiğitlik kokan savaş ve çatışma tablolarını bizzat cepheden anlatan bir eser Ağrı Dağı İsyanı…

Büyük komutan Cibranlı İhsan Nuri'nin dilinden Ağrı İsyanını okuyunca karış karış cepheleri gezecek, ne kahramanlar varmış diyeceksiniz...

Beş buçuk yıl süren; marşı, bayrağı, yöneticileri ve ordusuyla küçük bir devletin bizzat genelkurmayının ağzından Ağrı Başkaldırısının öyküsüne tanıklık edeceksiniz.

Şeyh Said sonrası direnişe devam eden bir avuç yiğidin kahraman İhsan Nuri Paşa komutasında ve Bro Heskî Tellî öncülüğünde bir orduya kök söktürmesine gayet düzeyli bir dille tanıklık edeceksiniz.

Propaganda, ajitasyon, saptırma, eğip bükme ve yorum değil, 1926 – 1930 yılları arasında gerçekleşen bir savaşa bizzat komuta eden bir kahramanın anlatımlarıdır Ağrı Dağı İsyanı..

Bu eseri okuyunca Geliyê Zîlan gibi katliamların sadece matem üzerinden anlatılacak ve anlaşılacak olaylar olmadığını fark edecek; üstü örtülen gerçekleri, mirasçılarından özenle saklanan büyük bir miras ve tarihi bulacaksınız.

Elbette sadece Ağrı Dağı Başkaldırısı değil, birinci ağızdan Şeyh Said Hareketi de uzun uzadıya öncesi ve sonrasıyla Mela Hesen Hişyar gibi bizzat harekete katılan kimseler tarafından yazılmış… Onu da ayrıca tanıtacağız inşaallah.

Okudukça etrafımıza örülen ağlardan kurtulacak, fikri anlamda çelişki heyulalarından sıyrılacak, siyasetin ne anlama geldiğini görecek, kardeşlerin ihaneti ve devletlerin politika ve işbirliklerinin kirli yüzüne tanıklık edeceğiz.

Egemenlerin türlü kılıf ve bahanelerle bizi kendimize Fransızlaştırmasına son vermek için 1926 - 1930 arasında Agirî'de devlet kurup Ağrı Dağı başkaldırısını yöneten İhsan Nuri Paşanın dilinden "Ağrı Dağı İsyanı"nı okumalısınız…


Kaynak:
http://www.haberdiyarbakir.com/buyuk-kahraman-ihsan-nuri-pasa-ve-agri-dagi-isyani-64323h/#ixzz3TS2vxbgI




a45UyF587661-150304223727 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2016/02/29  10:20 2  65  undefined undefined egemen-turkiye@googlegroups.com

 
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Güleriz ağlanacak halimize.....



--

Yok, yok.

Dedim zincir durur, dedi boynumda,
Dedim olum vardir, dedi yolumda,
Dedim bilezikce? Dedi kolumda,
Dedim korkar misin? O dedi yok-yok.

Dedim nicin korkmazsin? Dedi Tanrim var,
Dedim ya nicesi (dahasi)? Dedi halkim var,
Dedim daha yok mu? Dedi ruhum var,
Dedim sukran (memnun) misin? O didi yok-yok.

Dedim istek nedir? Dedi gulumdur,
Dedim celismek (savasmak) var? Dedi yolumdur,
Dedim Otkur neyin? Dedi kulumdur,
Dedim satar misin? O didi yok-yok.

Bildigimiz bir Turku, fakat Uygur Turklerinin agzindan.
https://www.facebook.com/photo.php?v=623761847692467&set=vb.395457050522949&type=2&theater

Hz.Peygamber (a.s.) soyle buyurmustur:
Sizler horozun otmesini isittiginiz zaman Allah in fazlindan isteyiniz.
Cunku o melek gormustur.
Merkebin anirmasini isittiginizde de seytandan Allah a sigininiz.
Cunku o seytan gormustur.

Ebu Hureyre den (r.a.) bildirildigine gore:
Hadis No: 4908

Medineniler ile Mekkeliler arasinda derin bir dusmanlik ta vardi.
Muhammet te Mekke den kalkip Medine ye kacti.
Buna Hicret denildi

ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Sırrı Sakık dediğini yaptı!

Sırrı Sakık dediğini yaptı!

DHA | 04 Mart 2015 Çarşamba - 10:11

AĞRI Belediye Meclisi, Erzurum Caddesi'ne, vefat eden ünlü yazar Yaşar Kemal'in adının verilmesini kararlaştırdı. Belediye Meclisi, Genelkurmay eski Başkanlarından Fevzi Çakmak'ın adının verildiği mahalleye de 1926-1930 yılları arasında Ağrı'da Kürt isyanı çıkarıp yönetenlerden İhsan Nuri Paşa'nın adını verdi.

Belediye Basın Bürosundan yapılan açıklamada, iki mahalle ve bir caddenin isimlerinin değiştirilmesi 'Ağrı Belediye Meclisi'nden tarihi karar' başlığı ile duyuruldu. Belediye Meclisinin dün yaptığı toplantıyla ilgili kararın yer aldığı resmi internet sitesinde de bu değişiklik, 'Belediyemizden tarihi karar' başlığı ile verildi. Yapılan açıklamaya göre, Belediyenin aylık meclis toplantısında mahalle ve cadde adlarının değişikliği görüşüldü. Daha önce mahallelerde yapılan referandum sonucu çıkan isimleri değerlendiren belediye meclisi, Ağrı merkez Fevzi Çakmak Mahallesi'nin adını İhsan Nuri Paşa Mahallesi, Alparslan Mahallesi'nin adını ise Selahattin Eyyubi Mahallesi olarak değiştirdi. Ağrı'nın en yoğun caddelerinden olan Erzurum Caddesi'ne oy birliği ile dün toprağa verilen ünlü yazar Yaşar Kemal'in adını verdi.

DBP'li Belediye Başkanı Sırrı Sakık'ın Yaşar Kemal'in İstanbul'daki cenaze törenine katılması nedeniyle hazır bulunmadığı toplantıyı, Eş Başkan Mukaddes Kubilay yönetti. Başkan vekili Burhan Taşdemir, Başkan Yardımcıları Halef Keklik, Ömer Polat, Yazı İşleri Müdürü Orhan Coşkun'un hazır bulunduğu belediye Meclisinde DBP'nin 18, AK Partinin 13 üyesi var.

Belediy Meclisi'nin isim değişikliği kararı onaylanması için valiliğe gönderilecek

http://www.gazetevatan.com/sirri-sakik-dedigini-yapti--746334-gundem/

a45UyF587661-150304221447 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2016/02/29  10:20 2  65  undefined undefined egemen-turkiye@googlegroups.com

 

Gutta cavat lapidem non vi, sed sape cadendo
Suyun tasi delmesi gucunden degil surekliligindendir.
H [degistir]

Latin Atasozu

NISA-12..Butun bunlar, Allah tan birer emirdir.
Allah her seyi bilen,CEZALANDIRMADA ACELE ETMESE DE ihmal etmeyendir.
ENAM-165..O, sizi yeryuzunun halifeleri yapan ve sizleri verdigi seylerle denemek icin kiminizi kiminize ustun kilandir.
Suphe yok ki, Rabbin CABUK CEZALANDIRAN ve yine suphe yok ki, O tek bagislayan, tek merhamet edendir.

Butun dinlerin viruslerin salginina cok benzer bir akil hastaligi oldugunu dusunuyorum.
Din mukemmel bir kulturel yapi.
Ama bu onu gercek yapmiyor ve beni gercek ilgilendiriyor.
Cicek virusu mukemmel bir virus.
Isini cok guzel yapiyor.
Ama bu onun iyi oldugu, ve yok olmasini istemedigim anlamina gelmiyor

Richard Dawkins


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







28 Şubat 2016 Pazar

İhsan Nuri Paşa kimdir?

İhsan Nuri

İhsan Nuri, eşi Yaşar Hanım ile birlikte (Tahran)

İhsan Nuri, (Kürtçe: إحسان نوري پاشا Îhsan Nûrî; d. 1893 Bitlis - ö. 25 Mart 1976 Tahran), Hoybûn Cemiyetinin liderlerinden olup Ağrı Dağı İsyanlarını yönetmiş Kürt kökenli Osmanlı isyancı ve siyaset adamı.

1893'te Bitlis vilayetinde doğmuştur. İlk öğrenimini Bitlis'te tamamlandıktan sonra Erzincan Askeri Rüştiye Mektebi'ne kaydolmuştur. Rüştiyeden mezun olduktan sorna İstanbul'daki Harbiye Mektebi'ne girmiş ve 1910'da Harbiye'yi bitirerek teğmen rütbesiyle Osmanlı ordusuna katılmıştır.

Arnavutluk'ta kurtuluş hareketi patlak verince bastırma harekatına katılmış ve daha sonra Yemen'e yollanarak orada 33 ay kalmıştır. Yemen'den döndükten sonra Beyzon'daki 93. Alay'a yaveri olarak verilmiştir. I. Dünya Savaşı başladığında Kafkasya Cephesinde Rusya İmparatorluğu ordusuyla savaşmıştır. Ancak Nerman'da yaralanmış ve tedavi için Erzincan'a getirilmiştir. Tedavi bitince 9. Ordu'nun mıntıkasında görevlendirilmiş ve Gürcistan'ın Ojorketi kentini işgal ettikten sonra kentte seyyar jandarmaların başına geçmiştir.

I. Dünya Savaşı bittikten sonra Kürdistan Teali Cemiyeti'yle temasa geçmiştir. 30 Mart 1919'da Jîn dergisinde Wilson Prensipleri üzerine bir yazısı yayımlanmıştır.

Kurtuluş Savaşı başlayınca İstanbul'dan Trabzon'a geçmiş ve Rüştü Paşa'nın emriyle Müsavat Partisi iktidarındaki Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin başkenti Bakü'ye yollanmış bir heyette yer almıştır. Heyet Bolşeviklerin iktidara geçmesinden sonra Anadolu'ya dönmek istemiştir. Ancak izin verilmeyince bazı Azeriler ile birlikte İran Azerbaycanı'na kaçmıştır. Erzurum Hasankale (Pasinler)'ye giderek Kâzım Karabekir'in emrine girmiş ve Eylül 1920'de patlak veren Ermenistan Seferi'ne katılmıştır. Bu harekette ikinci kez yaralanarak tedavi için Sarıkamış'a nakledilmiştir.

Bu dönemde Kürdistan'ın kurtuluş için bir örgütü kurmaya karar vererek Kürt kökenli subaylar ve askerler ile temasa geçmiştir. Bunun dolayı hakkında tahkikat açılmış ve Divan-ı Harb'e verilmiştir. Fakat herhangi bir delil çıkmadığı için tekrar görevlendirilmiştir.

"Deli Halit" lakabıyla anılan Halit (Halit Karsıalan) İhsan Nuri'yi kendi mahiyetine istemiştir. Ancak Kâzım Karabekir bu teklifini reddetmiştir. Çıldır'ı Gürcistan'a karşı savunmuş ve Çıldır'daki birlikleri dağıtıldıktan sonra sırasıyla Doğubeyazıt, Beşiri'ye atanmıştır. Daha sonra Silvan'a atanmış ve Seyyar Mitralyöz Teftiş görevlisi olarak Siirt'te bulunmuştur. Bu arada Cibranlı Halit'in önderliğindeki Azadî örgütüne katıldığı düşünülmektedir.

Konu başlıkları

Beytüşşebab İsyanı

İhsan Nuri, eşi Yaşar Hanım ile birlikte

Ana madde: Beytüşşebab İsyanı

Nesturi İsyanı'nı bastırmak için Şırnak'tan Beytüşşebap'a nakledilen 18. Piyade Alayı'na bağlı Mülazım Ali Rıza, ağabeyi Yusuf Ziya'dan bir telegraf aldıktan sonra 3 Eylül 1924'den 4 Eylül'e bağlayan gece isyanı başlatmıştır. Aynı alayda görevli Azadî örgüt üyelerinden İhsan Nuri, Vanlı Rasim, Hertoşili Hurşit, Mardinli Tevfik Cemil de katılmışlardır.

Ali Rıza yakalanmış, Hurşit Zaho'ya kaçmış ve İhsan Nuri ve arkadaşları ise Fransız Suriye Mandasına sığınmışlardır. Ordan Şengal bölgesine geçtiğinde İngilizler Kadiri Sıddık Paşa'yı devreye sokarak İhsan Nuri'ye Irak'ta askeri görev vermek istemiştir. Fakat İhsan Nuri

Ben Kürdistan'ın bağımsızlığı için mücadele vermek istiyorum. Irak Ordusu'nda yer alarak İngilizlerin kucağına girmek için değil.

diyerek İngilizlerin teklifini reddetmiş ve arkadaşları Rasim ve Tevfik Cemil ile birlikte İran'a geçmiştir.

Şeyh Said İsyanı'nın patlak verdiğini duyunca Saray yakınında Türkiye - İran sınırını geçerek Milan (Milli) Aşireti reisi Osman Bey'in oğlunun evine misafir olmuştur. Şeyh Said'in tutuklandığını öğrenince Irak'a geçerek Revanduzlu Seyid Taha'nın evine misafir olmuştur. Tevfik Cemil Suriye'ye geçmiş ve İhsan Nuri ise Seyid Taha'nın kardeşi Seyid Muslih ile birlikte Nehri'ye gitmiştir. Nehri de Türkiye Ordusu tarafından saldırıldığı için Rasim ile birlikte İran'a İsmail Ağa Simko'nun yanına gitmiştir. İran'da tutuklanarak Zencan'a yollanmıştır. Zencan'dan gizlice ayrılarak Hoy'a gtmiş ve Hasan Sıddıkı Heydari'nin evine sığınmıştır. 

Ağrı Dağı İsyanları

Ana madde: Ağrı isyanları

1927'de Hoybûn Cemiyetinin kararıyla 20 kişiyle birlikte Erzurum bölgesine gitmiştir. Türkiye Ordusu peşlerine düşerek birkaç kez çarpışmışlardır. Agrî gazetesini yayımlamıştır.

9 Mayıs 1928'de Türkiye Cumhuriyeti direnişini kırmak için af yasasını çıkarmıştır. Direnişçilerin af yasasına uymayınca Doğubayazıt Jandarma komutanlığı aracılığıyla görüşme önerisinde bulunmuş ve Şeyhli köprüsünde görüşme gerçekleştirilmiştir. Ankara İhsan Nuri'ye istediği ülkeye gitme hakkını tanımış ve bol miktarda para vaadinde bulunmuştur. Birkaç görüşme yapıldıysa da anlaşamamışlardır. Türkiye ve İran'ın işbirliğinin sonucu III. Ağrı Dağı İsyanı bastırılınca tekrar İran'a sığınmak zorunda kalmıştır.

Ölüm

18 Mart 1976'da Tahran'da bir caddeden karşıdan karşıya geçerken kendisine bir motosiklet çarpmıştır. Ağır yaralanarak hastaneye kaldırmıştır. Yedi gün komadan sonra 25 Mart'te ölmüştür.

İlgili kitaplar

  • İhsan Nuri Paşa, Ağrı Dağı İsyanı, Med Yayınları, İstanbul, 1992.

  • İhsan Nuri Paşa, Kürtlerin Kökeni, (çeviren: M. Tayfur) Yöntem Yayınları, İstanbul, 1997. (Kürtlerin milattan önceki tarihini konu eden kitap, ilk olarak 1955 yılında İran'da Farsça olarak yayımlandı.)

  • Cemil Gündoğan, 1924 Beytüşşebap İsyanı ve Şeyh Sait Ayaklanmasına Etkileri, Komal, İstanbul, Ağustos 1994.

  • M.Kalman, Belge, tanık ve yaşayanlarıyla Ağrrı Direnişi 1926-1930, Pêrî Yayınları, Ekim 1997, ISBN 975-8245-01-5

  • Mehmet Kemal Işık (Torî), 'İhsan Nuri Paşa', Ünlü Kürt Bilgin ve Birinci Kuşak Aydınlar, Sorun Yayınları, İstanbul, Kasım 2000, ISBN 975-431-111-0, s. 169-173.


a45UyF587661-150304222816 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2016/02/28  10:20 2  65  undefined undefined egemen-turkiye@googlegroups.com
 
Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/