NECDET TOPÇUOĞLU - TÜRK, KÜRT, ARAP FEDERASYONUNU DAYATANLAR
Bu makaleyi ilk defa 2000 yılında yazmıştım. O yıllarda sosyal medya pek yaygın değildi. İlk defa "Gazete Ordu" da yayımlanmıştır. Daha sonra isteyenlere e-mail olarak gönderdim. Nokta Dergisi de izin alarak yayımlamıştır. Bu sabah bir dostum aradı ve makaleyi tekrar okuduğunu söyledi. Özellikle ABD'li generalin "federasyon" ile ilgili söylediklerine dikkat çekti. "Federasyon" emperyalizmin hep aklındaymış. Erdoğan da şimdi Türk, Kürt, Arap Federasyonuna atıf yapmaktadır. Bu yazıyı dikkatlerinize tekrar sunuyorum. Ayrıca makalede Mustafa Koç’un adı geçmektedir. Onun da 22 Ocak ölüm yıldönümüdür. Kendisini rahmetle anıyorum, ruhu şad olsun.
1999 yılında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığında Müsteşar Yardımcısı olarak görev yaptığım dönemdi. Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) toplantılarının birincisi Ankara, Hilton Otelinde yapılmıştı. Bakanlığı temsilen ben katılmış ve “Türkiye’de Tarım” konulu İngilizce bir sunum yapmıştım. Aynı yıl DEİK toplantısının ikincisi ABD’de Washıngton D.C, Grand Hayat Otelde yapılacaktı.
O dönem DEİK eş başkanı rahmetli Mustafa Koç idi. Bakanlığımıza DEİK eş başkanı Sayın Mustafa Koç tarafından bir yazı gönderilerek: " Bakanlığınız Müsteşar Yardımcısı Necdet Topçuoğlu tarafından birinci DEİK toplantısında yapılan sunumun, ABD’ de yapılacak ikinci toplantıda da yapılması istenmektedir. Her türlü masrafı DEİK tarafından karşılanmak üzere adı geçen Müsteşar Yardımcısının görevlendirilmesi talep edilmektedir" deniliyordu.
Dönemin Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sayın Mahmut Erdir beni makamına çağırdı. Yazıyı bana verdi ve incele de görüşelim dedi. "tamam Sayın Bakanım! "dedim ve ayrıldım. Bir süre sonra incelediğim yazı ile birlikte, tekrar Bakanın odasına gittim. "ne yaptın?" dedi. "efendim davet Özel Sektörden geliyor. Masrafların DEİK tarafından karşılanmasını kabul etmemiz doğru olmaz; ancak, Personel Genel Müdürüne sordum bütçenin ilk yarısı, yurt dışı ödeneğinde, paramız kalmamış. Bu nedenle o toplantıya katılma imkanımız görünmüyor!" dedim.
Sayın Bakan: " olmaz öyle şey dedi, bu gün Cuma sen gidecekmiş gibi hazırlıklarını yap, ben Dışişleri Bakanı İsmail Cem bey ile görüşür sorunu çözerim!" dedi. Cumartesi öğleden sonra evin bahçesinde kendi arabamızı yıkıyordum ki Sayın Bakan aradı. "ne yapıyorsun?" dedi. "efendim arabayı yıkıyorum" dedim. "Müsteşar arabamı yıkar, bırak yıkasınlar" dedi. "efendim biz alışmışız öyle de gidiyor!" dedim. "şimdi benİsmail Cem Bey ile görüştüm. Ödenek sorununu hallettim. Sen pazartesi Bakanlığa uğramadan doğru hava alanına gidiyorsun, seni orada Dış İşleri görevlileri karşılayacaklar ve yardımcı olacaklar..." dedi.
"Baş üstüne efendim!" dedim ve vedalaştık. ABD Washington D.C Grand Hayat Otele gittim ve Bakanlığımız adına sunumu tekrar yaptım. Rahmetli Mustafa Koç ve yeni tanıştığım Cüneyt Zapsu kürsüden inince ilk tebrik edenler oldu. Kalabalık bir Türk heyeti vardı. Birçok farklı konularda sunumlar yapılıyordu. O dönemde ABD Kansas’dan Ranagra firması hayvancılık yapmak üzere, Türkiye’den arazi kiralamak ve özellikle de TİGEM’in Iğdır’da bulunan Kazımkarabekir İşletmesini istiyordu.
O işletmemiz Ermenistan, İran, Nahçivan sınırında ve güvenlik açısından stratejik bir işletmedir. Heyetler arası görüşmelerde Türk tarafına ben başkanlık ediyordum. O işletmeyi kiralayabilmek için ABD’nin Ankara Büyükelçisi Marc Parris bile devredeydi... Ben de onlara, madem hayvancılık yapacaksınız size sınırdan uzak olan Muş Alpaslan İşletmesini verelim diyordum. Yok! amacınız hayvancılık dışında başka konuları kapsıyorsa, o zaman, bu görüşmelere Genel Kurmay, MİT Müsteşarlığı ve İçişleri Bakanlığı’nı da dahil etmek zorundayız. Sınır güvenliğimiz önemlidir ve Bakanlık kararını aşar. Devlet meselesi haline gelir diye açıklamada bulundum.
Bu görüşmeler sırasında ne Sayın Bakandan, nede Hükumetten bir müdahale görmüyorduk. Bize, milli menfaatlerimiz neyi gerektiriyorsa o konuya odaklanın deniliyordu.... İşte o Ranagra Firmasının temsilcisi beni Washinton’da buldu. Bu toplantılar çerçevesinde düzenlenen “altın kahvaltı” var. Bende bir adet fazla davetiye var. Sizi oraya davet ediyorum dedi. Ben de sizin bizim Bakanlığımızla iş yapmak için talebiniz var. Bu kahvaltı nedir bilmiyorum. Ayrıca ben davetli değilim. Bu konuda Dışişleri Bakanlığımıza ve Büyükelçimize danışmam lazım dedim...
O dönem Sayın Baki İlkin Bey Washington Büyükelçimiz idi. Hemen yakınımızdaydı sordum, gerekli bilgiyi aldım ve katılamayacağımı bildirdim. Sonra Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı bir davetiye getirdi. Sayın Müsteşarım bizim davetlimizsiniz dedi ve beni katılmaya ikna etti. “altın kahvaltı” 1000 dolar. Kendi paramla katılma imkanım hiç yoktu! İçeriye girdik, gösterilen yere oturdum. Üzerimde ilk defa böyle bir kahvaltıya katılmanın şaşkınlığı vardı.
Oturum Başkanı ABD Dışişleri Bakanı James Baker’in eşi bayan senatör Keziban Baker idi. Etrafıma bir baktım. Tanıyabildiklerimden Erkut Yücaoğlu, Selçuk Yaşar’ın kızı Feyhan Kalpaklıoğlu, Cüneyt Zapsu, Üzeyir Garih, Ulaştırma Müsteşarı Süreyya Yücel Özden ve dışişleri mensupları vardı... Usül gereği oturumun konuk konuşmacısı emekli bir ABD Generaliydi. Başkan Generali kürsüye davet etti.
General konuşmasında Balkanlar ve Ortadoğu gelişmelerini ele alıyordu. Konuşmasının bir yerinde Yugoslavya’nın parçalanmasını anlatmaya başladı. Konuyu Bosna Hersek noktasına taşıdı. Hemen oradan Türkiye’nin Güneydoğu sorununa değinip, “Bosna Hersek sorunu ile Kürt sorunu tam olarak birbirinin benzeridir!..” diye cümleyi bağladı... Bu gerekçe ile Türkiye’de bir federasyona gidilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Etrafa bir baktım Türk temsilcilerde bir hareketlilik yoktu!.. Benim sağ tarafımda rahmetli Üzeyir Garih oturuyordu ve sarı bir zarfın üzerine çeşitli karalamalar ve notlar yazıp çiziyordu. "Beyefendi bakar mısınız adam küfür gibi laflar ediyor, kimseden ses çıkmıyor!".. dedim. "Evet! Duydum ve çok rahatsız oldum." dedi.
Ben Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısıyım. Bu kahvaltıya sonradan özel davet edildim. Burada bana söz düşmez dedim. Rahmetli Üzeyir Garih dedi ki, ne söylemek gerekir Sayın Müsteşarım, bana söyleyin, söz alıp ben söyleyeyim, benim söz hakkım var!.." dedi. Efendim “esas benzerlik, Bosna Hersek sorunu ile sözde Kürt sorunu arasında değil, Miloseviç ile Abdullah Öcalan arsında var; çünkü her ikisi de kandan besleniyorlar, demek lazım!.." dedim.
Rahmetli hemen zarfın üstüne not aldı. Konuşmacı Generalin sunumu bitip yerine oturmasından sonra elini kaldırıp; " senatör söz istiyorum!" dedi. Senatör Keziban Baker, yerinizden mi, kürsüden mi konuşmak istersiniz diye sordu. "yerimden senatör." dedi. Senatör, ben Yahudi kökenli Türk vatandaşıyım. Alarko holding yönetim kurulu başkanıyım. "80 yıldır biz Türkiye’de ticaret ile meşgulüz. Kazanıyoruz, vergimizi veriyoruz. Hiç bir sorunumuz yok. Hukuk önünde hür ve eşit Türk vatandaşlarıyız!" dedi.
Konuşmasına, benim ülkemde herhangi bir etnik ayrım, inanç ayrımı söz konusu değildir. Kürt yurttaşlarımızdan Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı, Ordu Komutanı, zengin iş adamları çıkmıştır. Her yurttaş yeteneği ölçüsünde fırsat eşitliğine sahiptir. Bu nedenle senatör, sayın generalin “Yugoslavya’nın Bosna Hersek sorunu ile Türkiye’nin sözde Kürt sorunu arasında bir benzerlik var!” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını belirtmek istiyorum; ancak senatör, general bir benzerlik arıyorsa, ben kendisine adres vermek istiyorum. Esas benzerlik; “Miloseviç ile Abdullah Öcalan arasında var; çünkü ikisi de kandan besleniyorlar” dedi!.." salon buz kesti. Ölüm sessizliği oluşmuştu!.. "teşekkür ederim senatör!" dedi.
Üzeyir Garih otururken ben ayağa kalktım ve kendisini tebrik ettim! bir de baktık ki o General söz almadan koşar adım kürsüye gidiyor... kürsüye varır varmaz, rahmetli Üzeyir Garih’e parmak sallayarak: “ısrar ediyorum ki, Bosna Hersek sorunu ile Kürt sorunu arasında bir benzerlik var!” dedi. ve yerine döndü!.. rahmetli Üzeyir Garih ayağa kalkarak, senatör, ben generale cevap vermedim, salondaki saygıdeğer heyet yanlış bilgilenmesin diye doğruları açıkladım, mesele budur. Teşekkür ederim! senatör dedi.
Bana göre Üzeyir Garih çok değerli bir millî görevi yerine getirmiş oldu. Bu toplantıdan sonra rahmetli Mustafa Koç başta olmak üzere, Türk heyetinden birçok kişi rahmetli Üzeyir Garih’i tebrik ettiler. Rahmetli ile bizim aramızda da bir dostluk köprüsü kuruldu. Karşılıklı yazışmalar, tebrikleşmeler, İstanbul’a gittiğimde ziyaretler oluyordu. Bir defasında beni Piyer Loti’ye kahve içmeye götürdü. Hayat hikâyesini ve İshak Alaton ile iş ortaklığından söz etti. Eyüp Sultan’da Küçük Hüseyin Efendi’nin türbesinin bakımı ile yakından ilgilendiğini anlattı... Çok şaşırmıştım. Bir Yahudi kökenli iş adamı türbenin bakımı ile ilgileniyordu.
Aklımdan geçti ama, efendim siz ki bu kadar ünlü, tanınan bir iş adamısınız, neden korumasız sade vatandaş gibi geziyorsunuz diyemedim. Sanıyorum bir yıl sonra Eyüp Mezarlığında Küçük Hüseyin Efendinin türbesi yakınında çarşı iznine çıkan bir asker tarafından bıçaklanarak öldürüldü... "katil ifadesinde para istedim, vermedi. Onun için öldürdüm" dedi. Ama bu hiç inandırıcı bulunmadı... Anladım ki, gizli örgütler işbirliği yaparak bir suikastı planlarsa, bundan kurtulma şansı sıfırdır. Bu tür suikastlarda tetiği çeken veya bıçağı saplayanların neden bu işi yaptıklarını bilmediklerini düşünüyorum.
Bu cinayetlerin arkası çok derindir.... Zaten merak edenler de o derinlikte kaybolup giderler... Üzeyir Garih cinayeti de nice planlı cinayetler gibi sırları ve gizemleri ile birlikte tarihteki yerini almıştır. Ancak halen benim içimde kanayan bir yara olarak tazeliğini korumaktadır... Üzeyir Garih Beyefendiyi tanıdıktan sonra, milliyetçi olmak ve millî görevleri yerine getirmek için, mutlak anlamda Türk kökenli olmak gerekmediğini, aidiyet duygusunun ve Milli olmanın çok daha önemli olduğunu anladım. Vefat edenlere rahmet, yaşayanlara sağlıklı ömürler diliyorum.
(18, Temmuz, 2025-Ordu)
- - - - - - - - - - - - - - - -
BAYRAMDA MIAMI’YE GİDECEKTİK…
https://www.youtube.com/watch?v=JzW8s1p7jGQ
- - - - - - - - - - - - - - - -
NİSA - 82 ‘Kuran’ı düşünmüyorlar mı?…
~~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Başarı, her şeye hazırlıklı olmaktır ve hazırlıklı olmadığınızda başarısızlık kaçınılmazdır.
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.
~Konfiçyus~
- - - - - - - - - - - - - - - -
28 KASIM 2018 TARİHİNDE ÇEKMİŞİM BU VİDEOYU | Turgay Yıldız
https://www.youtube.com/watch?v=Bf9obP_QhRM
- - - - - - - - - - - - - - - -
Din, insan onuruna yapilan bir hakarettir.
din olsa da olmasa da iyi insanlar iyi, kotu insanlar kotu seyler yapacaktir.
ama iyi insanlarin kotu seyler yapmasi icin din gerekir.?
~Steven Weinberg
%Atatürk, bütün Türk varlığının, bütün Türk halklarının bağrına basması gereken ve her millete nasip olmayan Tanrı vergisi bir ruhtur.
Biz Türk halkları olarak onun izinden gidersek, onun bizi görmek istediği yere ulaşabiliriz.
Tarihin her döneminde büyük şahsiyetler gelir ama onlara büyüklüğü veren kendi milletinin ruhudur.
Kendi ruhunu temsil eden böyle ruhlara gereken saygı gösterilmezse, bu o millete saygısızlıktır.
Saygıyı kendi halkı göstermez veya saygısızlığa izin verirse, bu kendine saygısızlık demektir ve milleti alçaltır.
Türk halkına kendi öz oğluna gösterdiği saygı nispetinde saygı duyulur.
Bu yüzden Atatürk ruhuna uymayan işleri onun namına yapanlar sadece Atatürk’ü değil Türk Milleti’ni küçültmüş olur.
Oysa Türk halkını takdir etmek gerekir ki onun içinden böyle bir ruh çıkmıştır.
Bu ruhu kaybetmeyin!
Kazakların büyük şairi ve düşünürü Muhtar Şahanov~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Cennet ve Cehennem
Bu akşam bilmediğim bir âlem içindeyim,
Ya rüyada bir seyyah, ya semavi Çin'deyim,
Bir orman yangınıyle kızardı karşı dağlar,
Taraf taraf tutuştu meş'aleler, çırağlar,
Bir renge girdi eşya günün altın tasında,
Bu kızıl kâinatın gezerken ortasında.
Birden alev alıyor düşünceler, duygular,
Ateştir burda hattâ ateşe düşman sular…
Burda her göz ateştir, her gönül ateşperest,
Ateş vermiş çizdiği esere bir çiredest
Duyuyorum bu akşam, din gibi, sevda gibi,
Ne duyarsa içinden bir Mecûsi rahibi:
Andırıyor hisarlar birer tütsü kabını,
Leylekler ezberliyor Zerdüşt'ün kitabını,
Benziyor bir mermere alnını koyan dere
Bu ateş mabedinde bir ateşten ejdere.
Parlıyor bir damla kan çamların sorgucunda
Birer kâğıt fenerdir meyveler dal ucunda,
Gördüm, sihirbaz gibi geçtiğini üç kızın
Bu ateş âleminin içinden yanmaksızın …
Sandım, ömrüm bitecek, bitmeyecek bu yanma …
~Faruk Nafiz Çamlıbel~
- - - - - - - - - - - - - - - -
SUSORYTEL…
https://www.youtube.com/watch?v=wctOX3FIQ1A
- - - - - - - - - - - - - - - -
Şimdi Diğer Parti Liderleri Beni Yüce Divan Ile Tehdit Ediyor Ama Bilmiyorlar Ki Ben Bu Yola Çıkarken Kefenimi Yanıma Aldım.
~Recep Tayyip ERDOĞAN(RTE)~
- - - - - - - - - - - - - - - -
Zevk bir illüzyon ile desteklenebilir; ama mutluluk gerçeğe dayanır.
~Sébastien-Roch Nicolas De Chamfort~
- - - - - - - - - - - - - - - -
YAGMUR GUL VE ELLER
~Yel yapraklarimi savurur,
Dort yanim yagmurla ortulu;
Guz vaktim gercek ya, ne yagmur!
Kafamda hep bir uykusuzluk
Ve masamda bir dusler gulu,
Gecenin icinde, soyunuk.
Ve bir dusunce arasinda
Ellerim; beyaz, bos ve bencil,
Bu gul?le gece arasinda,
Kopmus gidiyor dallarimdan...
Hayir, basimdan yana degil
Uykusuzlugum, ellerimden.
Ahmet Muhip DRANAS~
- - - - - - -





- - - - - - -
Lawrence_M._Krauss-Hic_Yoktan_Bir_Evren.epub
Bulent_Diken-Carsten_BLausten-Filmlerle_Sosyoloji.epub
Friedrich_Nietzsche-Secilmis_Dusunceler.epub
Samuel_Beckett-mutlu_gunler.pdf
J.K._Rowling-Caglar_Boyunca_Quidditch.epub
Ferhenga-Desti-a-Kurdish-Kurdish-Dictionary-by-Umid-Demirhan.pdf
Ursula_K_Le_Guin-Icdeniz_Balikcisi.epub
Figuring_Out_The_French.pdf
Birey_Dershaneleri-YGS_4_Genel_Deneme.pdf
Murat_Ipek-Basit_Bir_Ev_Kazasi.doc
Murder_Maker-Margaret_Johnson.epub
Osmanli_Gayrimuslimlerinin_Aske-Ufuk_Gulsoy.pdf
Stage_6-W._Collins-The_Woman_in_White.pdf
Sefik_Can-Mevlana_Ve_Eflatun.epub
Ece_Ayhan-Zambakli_Padisah.pdf
Korean_I.pdf
Stefan_Zweig-Clarissa.epub
Heinrich_von_Kleist-KIRIK_TESTI.pdf
Postmodernizme_Hayir-John_M._Ellis.mobi
Marcus_Raskin_Noam_Chomsky-Postmodernizm_ve_Rasyonalite.epub
Hikayeler_III-Turgenyev.mobi
Fundamentals_of_Logic_Design_6th_2012.pdf
Agatha_Christie-Suc_Ortaklari.epub
Cahit_Ucuk-Bir_Imparatorluk_Cokerken.epub
Korfez_Yayinlari-YGS_40_25_Sosyal_Bilimler_Denemeleri.pdf
10_Derste_Frontpage.doc
Kayigim-Rosinha_Jose_Mauro_De_Vasconcelos.epub
Yalniz_Gezenin_Dusleri-Jean_Jacques_Rousseau.mobi
AWARD_CMOS_Setup_Ayarlari.doc
Johann_Wolfgang_Goethe-Genc_Wertherin_Acilari.epub
- - - - - - -
"> "> "> "> "> "> "> ">
- - - - - - -
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder