16 Mayıs 2026 Cumartesi

Beyaz Önlüğün Proleterleşmesi

Beyaz Önlüğün Proleterleşmesi Türkiye’de hekimlik uzun yıllar boyunca yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda yüksek düzeyde entelektüel özerklik taşıyan bir kamusal otorite alanıydı. Hekim; devlet memuru olabilir, serbest çalışabilir, muayenehane açabilir, akademik üretim yapabilir, kendi mesleki sermayesini bağımsız biçimde yönetebilirdi. Bugün ise sağlık sisteminde çok daha farklı bir dönüşüm yaşanıyor. Yeni düzenlemelerle birlikte özel sektörde çalışan hekimlerin giderek daha büyük kısmı 4A statüsüne geçiriliyor. İlk bakışta bu durum; ► sigorta güvencesi, ► emeklilik standardizasyonu, ► kayıtlı çalışma, ► iş hukuku koruması gibi gerekçelerle açıklanıyor. Fakat meselenin görünmeyen tarafı daha derin. Çünkü burada yalnızca *SGK* kodu değişmiyor. Bir mesleğin sosyolojik konumu yeniden tanımlanıyor. Hekim artık sistem içinde; ► bağımsız profesyonel, ► serbest meslek sahibi, ► bilgi üreticisi olarak değil; kurumsal organizasyonun bordrolu /*“iş gücü birimi”*/ olarak konumlandırılıyor. Üstelik bu dönüşüm çok ilginç bir ekonomik zeminde gerçekleşiyor. Bugün büyük özel hastane zincirlerinin önemli kısmında; ► hastane binası yatırım fonlarının, gayrimenkul şirketlerinin ya da banka finansmanlarının üzerinde, ► cihazların büyük kısmı leasing sistemiyle edinilmiş, ► sarf malzemeleri konsinye, ► ilaçlar vadeli, ► işletme sermayesi kredi ve *SGK*, sigorta ve nakit akışıyla dönen bir yapı içinde. Yani ortada çoğu zaman anlatıldığı gibi /*“tamamı patronun öz sermayesiyle kurulmuş devasa bir mülkiyet düzeni”*/ yok. Hatta çoğu zaman, mülkiyet yanılsaması üzerine kurulmuş finansal organizasyonlardan ibaret yapılar söz konusu. Anadolu’nun eski bir sözü vardır: “/*Derenin taşıyla elin kuşunu vurmak.”*/ Modern özel sağlık sistemi bazen tam da buna benziyor. Çünkü; ► bina başkasının finansmanıyla, ► cihaz leasing ile, ► malzeme tedarikçinin sermayesiyle, ► günlük nakit *SGK* akışıyla, ► asıl üretim ise hekimin bilgi emeğiyle dönüyor. Fakat bütün bu yapının sonunda /*“sermaye sahibi”*/ olarak görülen yine şirket oluyor; sistemi fiilen üreten hekim ise bordrolu çalışan statüsüne indirgeniyor. Oysa bu sistemin gerçek üretim gücü hâlâ hekimdir. Hasta, binaya değil hekime güvenir. Tanıyı cihaz değil hekim koyar. Tıbbi sorumluluğu şirket değil hekim taşır. Malpraktis davasında mahkeme salonuna holding *CEO*’su değil hekim çıkar. İlginçtir; sağlık ekonomisinin finansal mimarisini kuranlar çoğu zaman /*“yatırımcı”*/ diye anılırken, sistemin gerçek yükünü taşıyan hekimler /*“gözü doymayan”*/ taraf olarak yaftalanabiliyor. Daha çarpıcı olan ise şudur: Birçok özel hastanede hekimin aldığı ücret gerçekte klasik anlamda maaş bile değildir. Hekim çoğu zaman kendi yarattığı ciro üzerinden ödeme alır. Yani; ► hastanenin giderini fiilen hekim üretir, ► cihaz amortismanını hekim karşılar, ► sekreterden elektriğe kadar tüm sistemi döndüren gelir hekimin emeğinden çıkar, ► hatta kurum markasının değeri bile büyük ölçüde hekim kadrosuyla oluşur. Ama bütün bunlara rağmen hukuki statüde /*“işçi”*/, ekonomik düzlemde ise /*“maliyet kalemi”*/ olarak görülür. İşte bugünkü gerilim tam burada başlıyor. Çünkü klasik işçi tanımı ile hekim emeği arasında yapısal bir fark vardır. Sanayi toplumunda işçi; üretim aracına sahip olmayan bedensel emekti. Oysa hekimin üretim aracı; kendi zihni, bilgisi, uzmanlığı ve yıllarca biriktirdiği bilimsel sermayedir. Bir kardiyoloğun uzmanlığı olmadan anjiyo laboratuvarı yalnızca pahalı bir metal yığınıdır. Bir radyoloğun yorum gücü olmadan *MR* cihazı elektrik tüketen bir mıknatıstan ibarettir. Fakat mevcut dönüşüm, hekimi giderek; ► performans metriğine indirgenmiş, ► puan üreten, ► hasta sirkülasyonu yöneten, ► kurumsal hedef baskısıyla çalışan bir /*“beyaz yakalı sağlık personeli”*/ modeline yaklaştırıyor. Bu yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda kültürel bir statü dönüşümüdür. Çünkü toplumda hekimliğin tarihsel ağırlığı yalnızca gelirle ilgili değildi. Karar verme özerkliği, entelektüel bağımsızlık, mesleki itibar bu alanın temeliydi. Ve bütün bunlar, soğuk suda yavaş yavaş kaynatılan kurbağa misali, gözümüzün önünde elimizden alındı. Şimdi ise hekim giderek daha fazla; ► *KPI* (Key Performance Indicator), ► performans, ► ciro, ► müşteri memnuniyeti, ► kurumsal verimlilik başlıklarıyla tanımlanıyor. Yani tıp, kamusal bir meslek olmaktan çıkıp kurumsal hizmet endüstrisinin alt başlığı hâline geliyor. Belki de bugün yaşanan şey yalnızca bir *SGK* statü değişikliği değildir. Belki de bu, Türkiye’de beyaz önlüğün yavaş yavaş proleterleşmesidir. Belki de artık beyaz önlük değil, siyah bir matem örtüsü taşıyoruz. Bir de işin en hazin tarafı şu galiba… Sayısı binleri bulan hekim gruplarında bu meseleleri konuşan yine 3-5 kişi. Geri kalanlarımız ise büyük bir medeniyet sessizliği içinde… Kimimiz: “/*Şimdi sırası mı?”*/ diyor. Kimimiz: “/*Aman tadımız kaçmasın…”*/ diye düşünüyor. Kimimiz makam bekliyor, kimimiz ihale, kimimiz yöneticilik, kimimiz de yalnızca hedef tahtasına konmaktan korkuyor. Belki de artık en başarılı hekim; en çok hastaya bakan değil, en sessiz kalan hekimdir. Zaten modern sistemin ideal doktor modeli de bu galiba: Çok çalışacak, çok üretecek, çok susacak. Daha çok sömürülecek. Benim yaklaşık 20 yıl önce Kastamonu’da çalıştığım dönemde, tabip odası seçimlerini kazandığımız günlerde; /*“Sağlıkta Dönüşüm”*/e karşı beyaz yerine siyah önlük giyilmesini önerdiğim zamanları hatırlıyorum. O günlerde birçok kişiye abartılı gelen şeyler, bugün gündelik gerçeğe dönüştü. Meslek hırpalandı. Yıprandı. Parçalandı. Şimdi dönüp baktığımda, beyaz önlüğün yavaş yavaş bir matem örtüsüne dönüştüğünü görüyorum. Artık meftayı kaldırmak kime düşer bilmiyorum… Ama galiba bir mesleğin ardından ilk kez bu kadar sessiz duruyoruz. Allah rahmet eylesin. - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net>  / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com>

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder