30 Kasım 2015 Pazartesi

Ahmet TAKAN : Kriz yönetimi çöktü...

Ahmet TAKAN : Kriz yönetimi çöktü...

ahttakan@gmail.com 29.11.2015 00:00

Rus savaş uçağının düşürüldüğü gün; 24 Kasım tarihinden beri Ankara'da çok çok kötü bir kriz yönetimi sergileniyor.

Türkiye diplomasisi de kelimenin tam manasıyla sınıfta kaldı... Haksızlık ettiğimi düşünmeyin!.. Dilerseniz o güne dönelim;

İlk sıcak saatlerde önümüze Genelkurmay'ın açıklaması düşmüştü. Savaş uçağı ile ilgili "milliyeti belirlenemeyen" dendi. "düşürülme" yerine " müdahale edildi" ifadesini kullanıldı. Bunlar çok özenle seçilen kelimelerdi. Çok kısa açıklamaydı. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı da bu doğrultuda bilgilendirildi. İki kurum ilk sıcak saatlerde önerilen ortak dile uydu. Bir yer hariç!.. Cumhurbaşkanlığı.. Külliye kaynakları sabredemedi. "1 numarayı" kahramanlık destanında (!) "Başbakan"ın önüne geçirmeleri lazımdı... Hemen Ankara'da tüm gazetecilerin bildiği malum kaynaklar harekete geçirildi. Kulaklara fısıldandı; "Cumhurbaşkanlığı kaynakları diyor ki düşürülen Rus uçağı. Türkiye Rus uçağını düşürdü"... Ekranlarda anında kırmızı "son dakika" ışıkları yandı söndü. Türkiye şok haberle sarsılırken, devlet için de "Cumhurbaşkanlığı kaynakları"ndan doğan kriz yaşanıyordu. Genelkurmay ve Dışişleri Bakanlığı saç baş yoluyordu. Derhal külliyeye uyarılar gitti. Cumhurbaşkanlığı kaynakları, açıklamasına "tahmin ediyoruz" diye geri vites yaptırmıştı ama iş işten geçmişti. Külliyeden fışkıran kalın varaklı diplomatik atak yüzünden geri dönülemeyecek ve Rusya'nın üst üste penaltı atışlarına sebep olacak bir süreç başlamıştı.

Gün boyu gözler, bir Genelkurmay'a, bir Başbakanlığa bir Cumhurbaşkanlığı külliyesine bir de Dışişleri Bakanlığına gitti geldi. Ama o gün her ne kadar geri planda kalsa da gündemde yeni kabine vardı. Gözler, kimin Dışişleri Bakanı olacağına çevrilmişti. Biz Ankara gazetecileri de Dışişleri Bakanı açıklansa da Rusya'ya karşı nasıl bir diplomasi izlenecek ip uçlarını görsek diye bekleşiyorduk. Tahmin edilen gibi oldu; biat kontenjanından Mevlüt Çavuşoğlu koltuğa oturtuldu. Devlet içindeki açıklama krizi sürüyordu. Akşam saatlerine doğru Dışişleri Bakanlığı'nda ne olup bittiğine baktım. Bir diplomat kaynağım imalı bir şekilde "Bütün gücümüzü ve konsantrasyonumuzu devir teslim törenine odakladık. Gözümüz başka bir şeyi görmüyor " dedi. Türkiye gerim gerim gerilmişken Dışişleri Bakanlığımız devir-teslim töreninin ince ayrıntıları ile uğraşıyordu. Diplomasi koridorlarında bir hayal kırıklığı ve moral bozukluğunu da not edeyim, Ali Babacan beklenirken şapkadan yine Mevlüt Çavuşoğlu'nun çıkması deneyimli diplomatların her nedense(!) canlarını çok sıkmıştı.

Sonra?..

Askeri alanda kurulan bazı temasların ve yapılan izahatların diplomasi ile senkronize edilemediğini gördük. Hal böyle olunca da Putin ve adamları golleri peş peşe sıralamaya devam etti.

Diplomasi alanında ne kadar cılız kaldığımızı anlayabilmek için başımızı bir de Batı'ya çevirmek yeterli. BM'yi, NATO'yı olağanüstü toplantılara çağırdık da ne oldu? Cılız,suyuna tirit açıklamalardan öte ne destek geldi?..

Ankara, diplomaside ön alalım diye kıvranırken, the başkan, one man show da hiç tereddüt etmedi. Bir zamanlar hayranı olduğu, benzetilmekten büyük haz aldığı Putin ile sokak dili yarışına girdi. Sanki meydanlarda Kemal Kılıçdaroğlu'na, Devlet Bahçeli'ye seçim eleştirileri yapıyormuş gibi uzuun uzun nutuklar attı;

"ateşle oynama", "dedikodu yapma", "iftira atma", "göğüs göğüse çarpışırız"...

Dışişleri bürokratları, Paris zirvesi için kanal açmaya en azında "fotoğraf diplomasisi" için uğraşırken the başkan diplomatik dile,diplomasi hamleleri yerine hamaseti tercih etti. Sanki önümüzde yeni bir seçim varmışçasına...

Kremlin sözcüleri, Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, Putin iki cümle laf edip hamlelerini ve yaptırımlarını devreye sokarken biz üyesi olduğumuz NATO'yu bile kıpırdatamadık.Basın hürriyetinde çok nazik olan stratejik ortağımız ABD (!), the başkanın yakın dostu Obama bile arazi oldu. Ankara patlamasından daha çok ağıt yaktığımız Paris katliamlarının mağduru Fransa'nın devlet başkanı Hollande, Putin ile "Esed'li geçişte" anlaştı.

Bizim elimizde başta Karadeniz ve Boğazlar,Montrö sözleşmesinden kaynaklanan en etkili silahlarımız varken Bayır Bucak Türkmenlerine yönelik katliam daha da hız kazandı.

The Başkan, herhalde Cuma namazı kılma planlarını Şam'daki Emevi Camiinden Moskova'da yeni açılan Camiiye göre yeniledi ki (!); bizim Rusya'ya ihtiyaç duyduğumuz kadar onların da bize muhtaç olduğu unutuldu.. Rusya'nın Türkiye üzerinden Avrupa'ya sattığı doğal gaz,nükleer santral projeleri, enerji yolları projeleri, Kanal İstanbul projesi vs...

Acaba, the Başkan meydan mitinglerinde 1 ileri 2 geri yaparken, gerginliği düşürmeye çalışıyor mu, çalışmıyor mu derken, külliyeden bir yiğit fırladı!..

Cumhurbaşkanı başdanışmanı, AKP İstanbul Milletvekili, eski TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı, Anayasa Hukuku uzmanı, Meclis Başkanlığı için her daim yanıp tutuşan AKP Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu tüy dikti. Sosyal medya üzerinden Putin'e öyle bir galiz küfür savurdu ki Dışişleri Bakanlığı muhataplarına nasıl bir izahatta bulundular? Açıklasalar da öğrensek..

Stratejik çukurluğun derya kuzuları bunlar!..

"Kazan kazan", "yes be annem","değerli yalnızlık", "Van minit", "p.şt", geldik bu günlere...

Kim tutar sizi? Yürüyün....



http://www.yenicaggazetesi.com.tr/kriz-yonetimi-coktu-36431yy.htm


a45UyF587661-151130094906 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/11/30  10:00 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 
--

Ey insanlar! Bilgi edindiginiz zaman hidayet e ermeniz icin bilginize uyunuz.

Hz.Ali

Enbiya Suresi nin 107.ayeti de Risale-i Nur a isaret ediyormus...
Ayetin Turkce anlami:
Seni ancak rahmet olarak gonderdik alemlere
Risale-i Nur sakirtlerinden birinin kaleme aldigi bir siirde; Risale-i Nur, alemlere rahmet olarak nitelendirildigi ni goren Said-i Nursi, bu ayeti ele aliyor ve nur sakirdi yani Nurcu nun gorusune katilarak: -Evet, Risale-i Nur alemlere rahmet olarak gonderilmistir , anlamina gelen bir aciklamada bulunuyor.
Said-i Nursi ye gore; ayetin anlami su oluyor: -Ey Risale-i Nur, biz seni alemlere rahmet olarak gonderdik Risale-i Nur u, Kur an-i Kerim de Cenab-i Allah imzaladigi gibi, basta Hazreti Muhammed olmak uzere: Hazreti Ali, Abdulkadir Geylani, Muhyiddin-i Arabi ve oteki ulu kisiler de imza basmislardir Risale-i Nur a.

Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.

Arabistan in muhtelif yerlerinde insan heykellerinden ve nebat resim ve suretlerinden ibaret agactan ve tastan putlarin muhafazasina mahsup yerler vardi.
Muhammed in nes et etmis oldugu Mekke de ki Kabe denilen mabet bu yerlerin en buyuklerinden idi.
Ibrahim oglu Ismail ile birlikte Kabe yi bina etmislerdi.
Cebrail kendilerine o zaman beyaz ve mucella olan Haceriesvedi getirmisti, bu tas sonradan gunahkarlarin ellerini surmelerinden dolayi kararmisti.
Bunlarin hepsi, bittabi sonradan uydurulmus masallardir

ATATURK, 1931, Lise icin yazdigi Tarih kitabi


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Yılmaz ÖZDİL : Soğuk savaş

Yılmaz ÖZDİL : Soğuk savaş



Belçikalı aşçı Lucien Olivier, teee 1860'larda Moskova'daki Hermitage restoranın sahibiydi. Bir salata türevi icat etti. Ahaliye parmaklarını yedirdi. Kapısında kuyruk oluyordu. Öyle lezzetliydi ki, şöhreti sınırları aştı, "Olivier salatası" adıyla dünyaya yayıldı.

*

Bize 60 sene sonra ulaştı. Bolşevik devriminden kaçan Beyaz Ruslar, İstanbul'da restoranlar açtı, menülerde elbette Olivier salatası da vardı. Rus restoranlarında tanıştığımız için, adı Rus salatası oldu.

*

30 sene böyle yedik.

*

İkinci dünya savaşı bitti, Moskova gözü bize dikti. Boğazlarda üs talep etti, doğu sınırımızdan toprak istedi. Tam o sırada… Washington büyükelçimiz Münir Ertegün kalp krizi geçirdi, vefat etti.

*

Propaganda şaheseri Beyaz Saray, bu diplomatik fırsatı kaçırmadı.

*

Münir Ertegün'ün cenazesi, Missouri zırhlısına yüklendi, ABD'nin dostluk mesajı olarak, Türkiye'ye gönderildi.

*

Bu "ölüm" hadisesi, Türk-Amerikan ilişkilerinde "doğum" noktasıydı.

*

Missouri zırhlısı, ABD'nin en büyük savaş gemisiydi. 270 metre boyundaydı. 1600 mürettebatı vardı. Pasifik'te savaşmıştı. Japon imparatorluğunun ABD'ye kayıtsız şartsız teslimiyet belgesi, Missouri'nin güvertesinde yapılan törende imzalanmıştı.

*

Bu kadar önemli bir savaş gemisinin, adeta cenaze arabası gibi gönderilmesi, ABD'nin Türkiye'ye verdiği değeri gösteriyordu. "Siz hiç merak etmeyin, biz sizi Ruslara karşı koruruz" mesajı veriliyordu.

*

Hatta, Missouri tek başına yeterli görülmemiş, yanına refakatçi olarak, Providence kruvazörüyle, Power destroyeri ilave edilmişti.

*

Demem o ki kardeşim…

Tabutu taşımak için filo göndermişlerdi, filo.

Kelimenin tam manasıyla gövde gösterisiydi.

*

Missouri'nin gelişi, yalaka basınımız tarafından anbean takip ediliyor, vatandaşa duyuruluyordu. Missouri cebelitarık'tan geçti, Missouri İtalya açıklarında, Missouri ege sularında filan… Fotoğraflar yayınlanıyordu, gemilerden röportajlar yayınlanıyordu. Peki, yalaka basınımızın o dönemin ilkel şartlarında, Akdeniz'in ortasından fotoğraf çekebilme, röportaj yapabilme imkanı var mıydı? Elbette yoktu. Amerikalılar çekiyor, bunlara veriyor, bunlar da yayınlıyordu. Bugün olduğu gibi, o gün de "sahibinin sesi"ydi, yalaka basınımız.

*

Neticede…

Boğaza demirlediler.

*

"Mübarek Cuma" gününe denk getirmişlerdi.

Hayırlara vesileydi!

*

Bir zamanlar elalemin zırhlıları boğaza demirledi diye kurtuluş savaşı başlatan millet… Elalemin zırhlılarını "kurtarıcı" gibi karşıladı.

*

Beylerbeyi'nden Üsküdar'a, Beşiktaş'tan Sarayburnu'na kadar bütün sahillere yığılan sayın ahalimiz, sevinç çığlıkları attı, davul zurna çaldı, el salladı… Ve Missouri, toplumsal histeriye dönüştü.

*

Yalaka basınımız, tarihimizde ilk kez İngilizce manşet attı, sekiz sütuna "Welcome Missouri" dedi. Dolmabahçe sarayının hemen yanındaki Bezmialem Valide Sultan Camisi'nin minareleri arasına "Welcome" mahyası asıldı. Kız Kulesi'ne "Welcome Missouri" afişi asıldı. Hereke'de özel halı dokundu, üzerinde İstanbul haritası vardı, Missouri'nin komutanı oramiral Henry Hewitt'e hediye edildi.

*

Kerhane bembeyaz badana yapıldı. Duvarlarına "hoşgeldiniz denizciler" yazıldı. Amerikalı bahriyelilere hastalık bulaşmasın diye, doktorlar gönderildi, kerhane komple muayeneden geçirildi. Kerhanede çalışan kadınlar, göbeklerine "welcome" yazdırdı.

*

Dolarlarını Türk parasına çevirsinler diye, Dolmabahçe'de döviz bürosu açıldı. Taksim meydanına dev boyutlu Missouri fotoğrafı yerleştirildi. TEKEL, Missouri markasıyla sigara üretti. PTT, Missouri anısına pul çıkardı. Vitali Hakko'nun Şen Şapka'sı "Hoşgeldin Missouri" yazılı eşarplar bastı. Amerikan bayraklı uçurtmalar uçuruldu.

*

İstanbul belediyesi, Beşiktaş'tan Karaköy'e kadar tüm binaları pırıl pırıl boyadı, asfaltı yeniledi. Sadece Amerikalılara hizmet vermesi için, Dolmabahçe'yle Taksim arasında çalışan, 12 adet belediye otobüsü tahsis edildi. Otobüsler ücretsizdi. Sinemalarda, tiyatrolarda 80'er adet koltuk Amerikalılara ayrıldı, bilet alınmayacaktı.

*

Ankara'da Missouri adıyla lokanta açıldı. Başkentin en iyi lokantalarından biri, adını Washington olarak değiştirdi.

*

Ve… "Rus salatası" aniden "Amerikan salatası" oluverdi!

*

Niko ve Aleko, iki kardeş, Rum vatandaşlarımızdı. İstiklal caddesinde, Atlantik ve Pasifik adıyla iki büfe işletiyorlar, tost, sahanda yumurta, sosis filan, bugünkü tabirle fastfood satıyorlardı. Uyanık Niko efendi, şööle cafcaflı bir tabela hazırladı, üstüne "Amerikan salatası 35 kuruş" yazdı, büfesinin camına yerleştirdi… İstanbul kuyruğa girdi!

*

Memlekette ne kadar büfe, birahane, lokanta varsa, Amerikan salatasının üstüne atladı. Ruslar gelince, Rus salatası, Amerikalılar gelince, Amerikan salatasıydı. Kırk yıllık kani, olmuştu yani.

*

Üzerinden 70 sene geçti.

*

Lütfen girin google'a…

Rus salatası tarifi diye arayın.

200 küsur bin sonuç çıkar.

Amerikan salatası tarifi diye arayın.

200 küsur bin sonuç çıkar.

*

Salata aynı salatadır ama… Sayın ahalimiz, bizimle hiç alakası olmayan bu salata için, Rus ve Amerikan diye, tam ortadan ikiye bölünmüştür.

*

Türkiye'nin soğuk savaş tarihi, budur!

*

Kore de budur, Suriye de budur!


a45UyF587661-151130094505 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/11/30  10:00 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Carpe diem, quam minimum credula postero.
* * *
Gununu yasa, yarina olabildigince az guven.

Latin Atasozu - (Horatius)

Seleme Ibnu l-ekva (Radiy Allahu anh) anlatiyor:
resulullah (Aleyhissalatu Vesselamesselam) bir gazve sirasinda basimiza hz.ebu bekir (Radiy Allahu anh) i komutan tayin etti.
Bu seferde musriklerden bir gruba gece baskini yaptik.
Onlardan cokca olduruldu.
Ben kendi elimle yedi kisi oldurdum.
Bunlar, farkli ailelerdendi.
O gun parolamiz: ey mansur (yardim goren) oldur, oldur! idi
Ebu davud, cihad 78, (2596),102, (2638).

Cocuklar Bayrami Hak Edecek Ne Yapti?

24 Temmuz 2013

23 Nisan ulkemizde Cocuk Bayrami olarak kutlaniyor. Peki cocuklar boyle bir bayrami hak edecek ne yapti? Bir basarilari vardi da biz mi gormedik? En buyuk basarilari yemegini bitirmek olan bir gruptan bahsediyoruz.

Cocuklara boyle bir bayram vermek gereksiz. Cocuklara her gun bayram zaten. Her gun parkta, bahcedeler. Ekstradan bir bayram vermenin manasi ne? Sanirsin ki yil boyunca santiyede calisiyorlar, sanirsin ki siva yapiyor, cimento tasiyorlar... Butun yaptiklari cikolata yiyip cam cerceve indirmek.

O SIIR DINLENECEK

Cocuklar gulsun diye... Bak sen! Cocuklar zaten guluyor. Neye gulduklerini bilmiyorum ama guluyorlar. Hatta en berbat esprilere bile guluyorlar. Gecen gun yegenime Sana Japon taklidi yapayim mi deyip gozlerimi cekik hale getirdim, gulme krizine girdi. Bu mudur yani? Sen buna gulersen ben neden iyi espri yapmak icin kendimi kasayim ki? Kalite yerlerde ama kahkahayi basiveriyor. Dolayisiyla cocuklar gulsun diye bayram vermenin manasi yok.

En uzuldugum de Meclis in acildigi bu ozel gunun cocuk bayrami yapilmasi. Meclis in acilmasinda cocuklarin ne gibi bir katkisi var acaba? Demokrasi isteriz deyip yuruyus mu yaptilar, miting mi duzenlediler? Onu birak, Meclis in acildigi gun neredeydiler? Dur yerleri de biz silelim, su sandalyeleri de biz tasiyalim deyip bir isin ucundan tuttular mi? Hayir. Tam tersine ayakbagi olmuslardir. Pek cok milletvekilinin uykusuz gecelerinin sebebi bu keratalardir.

Ote yandan bayram veriyorsun vermesine ama keratalar eglenmiyor ki? Neymis, sira sira dizilip saatlerce kotu siirler dinlemek cok $ikiciymis. Bak, bak!

Ben sana bu bayrami veriyorsam sen de o siraya girip o siirleri pasa pasa dinleyeceksin arkadasim! Begenmiyorsan geri ver bayrami. O istiyor ki cebine bir 10 lira koyalim, istiyor ki cikolata verelim, seker verelim.

Istiyor ki bir degil iki degil tam 5 kavanoz bal verelim, ustelik polen de hediyesi olsun. Yok oyle yagma!

GOZUN DOYSUN GOZUN

Peki kendilerine bir bayram verilen cocuklari gercekten taniyor muyuz? Cocuk dedigimiz insanlar kavgaci, gecimsiz, bencil tipler. Bir oyuncak alinmadi diye ortaligi birbirine katabilecek canlilardan soz ediyoruz burada. Tatmin olsalar neyse... Bir kilo cikolata versen ellerine, oburunun elindekine goz dikecek kadar da acgozluler. Ben Ayse nin cukulatasini da istiyommmm! Gozun doysun, gozun! Ayrica Istiyom ne? Cukulata ne? Guzel Turkcemizi mahveden de maalesef bunlardir.

Cocuklar bu 23 Nisan da eglenmek yerine oturup bir dusunsunler. Yedigi onunde yemedigi arkasinda olup da bu kadar sorun cikaran baska bir canli var mi? Ote yandan biz yetiskinlere bakiyorum, gercekten de cok olgun insanlariz. Onlar gibi degiliz. Burada cocuklarin Caillou sapkalarini onlerine koyup bir ic muhasebesi yapmalari gerekiyor. Nerede yanlis yaptiklarini ve hayatin cikolatadan ibaret olmadigini anlamalari lazim. Ama maalesef bundan cok da umitli degilim.

http://beyinsizadam.net/
lukasaluka@gmail.com


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Bekir COŞKUN : Sahte rakının iyisini yapamadılar gitti

Bekir COŞKUN : Sahte rakının iyisini yapamadılar gitti



Her şeyin sahtesi var memlekette…

Sahte doktor yakalandı, neredeyse başhekim oluyordu… Üç kişinin hayatını kurtarmıştı… İyi gidiyordu ama en son yaşlı kadına "sende prostat var" demeseydi, yakalanmayacaktı…

Zaten karakolda polislerin şikayetlerini dinledi…

*

Sahte prezervatif yaptılar…

Çok iyi ama acile gidiyorsan, çıkmıyor çünkü…

*

Araba pazarlarında Fiat mı, Kartal mı, Toros mu, Murat mı, Serçe mi?.. "Arkadaş bu ne görünümünde?"

diye soruyorsun…

Kilometresine bakma zaten, bizim ahbaplar aldılar, kilometre saatini değiştirmişler, demek ters bağladılar, yol aldıkça kilometre azalıyor…

Ayrıca bunun ahlakla ilgisi yok, devlet dahi yapabildiği kadarıyla artık… Sanayi Bakanı daha yeni "Milli otomobili" törenle açıkladı, bir konuşma yaptı… Emeği geçenlere teşekkür etti…

Alkışlarla örtüsü kaldırıldı…

Cadillac…

*

Başbakan yerli uçağı törenle açıkladı "Yüzde yüz yerli, dünyada yankı uyandıracak" dedi, tanıtım filmini koydular…

Alman Dornier…

*

Kesilmiş tavuğu arsenikli suya basıyorlar, kesildikten sonra şişmanlamaya devam ediyor…

Yoğurdun üzerine suda eriyen peçete koyuyorlar, oluyor kaymaklı yoğurt…

*

Sahte altın, sahte piyango, sahte bal, sahte tereyağı, sahte süt, sahte gıdanın her türlüsü özetle… Sahte Adidas, Nike, Lacoste, Disel, Swatch…

Pasaport için sahte evlilik…

İflas halinde sahte boşanma…

Piccasso tablosu yaptılar, Amerikalılar aldı…

*

Sahte Müslüman…

Sahte imam…

Sahte oy…

*

Karakterindeki gizemdir; bir tek rakının sahtesini yapamadılar gitti…

Sahtekarlığa kanarsan, en azından körsün…

*

Ayran iç zaten…

Sahte, mahte fark etmez…




a45UyF587661-151130094649 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/11/30  10:00 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 
--

Duslemeyi biraktim.. Bagirmayi da.. Aglamayi da biraktim.. Sigarayi birakamadim.. Okumayi biraktim.. Dusunmeyi birakamadim ..
. . . . . .
Uyumayi unuttum, yikanmayi, kedilerimi sevmeyi, yemek yemeyi de.. Zaten mutfak les gibi, izmaritlerle dolu tabaklar, saclarimi kazittim.. Kimseyle konusacak birseyim kalmadi.. bekliyorum...
. . . . . .
Yolum dusmuyor artik ...deniz kenarina kac zamandir martilarin seslerini de unuttum ustumde bir gece oncesinden kusmuk lekeleri bulunan eski hirkayi giymekte rahatsiz etmiyor artik bunlari benden nefret diye yazmiyorum ama istersen edebilirsin burusmus kagitlarla dolu calisma odam(iz) o cok istedigin(miz) cam kapakli kitapligin camlari kirilmis ayagima batinca farkettim tarcin beni gorunce korkuyor eskiden eve gelince kucagima cikar beni teselli ederdi balkon penceresine ekmek kirintisi koymadigim icin kuslarda yok artik.
. . . . . .
Su sigarayi birak artik diyordun ya bana, bende birakabilecegim halde birakmiyordum. Senin benim icin uzuluyor olmana icten ice sevindigimden.. Ben olursem uzulur musun? dedigimde Sacma sacma konusma Allah askina deyip beni hafifce itelediginde, ben icten ice guluyordum. Gece uykunda donup bana sim$iki sarildiginda, hani ben hafifce kacmak isterken -ki sen uykunda bile- beni tutardin ya, ben icten ice sicacik...
. . . . . .
Sokaga cikmak arkadaslarla bulusmak konusmak icmek bunlarin hepsini unuttum telefonumu kapattim sonra da kaybettim zaten kaybolmasi iyi oldu aslinda aksam olunca $ikiliyorum biraz zaten uyumadigimdan sokakta sesler azalinca sanki hava da temizleniyor hersey cekilince kopekler bazen hic susmuyor bazen kediler atisiyorlar
. . . . . .
Aslinda hersey cok baska olurdu.. biraz caba gosterseydin demistin ya bana -uzuntulu- hani hic sesimi cikarmamis ve pencereye donmustum.. Kapi sesiyle sac tellerime kadar biriken agriyi atmak istercesine haykirarak.. Her neyse.. Ben beklemeye devam ediyorum, senin burada kalman dogru olmazdi zaten.. Hoscakal diyememistim ya sana,
. . . . . .
Hoscakal...

Oguz Atay | Korkuyu Beklerken

Yakmak icin yaratmak
A RAF 179.andolsun, biz cinler ve insanlardan bircogunu cehennem icin yaratmisizdir.
Onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gozleri vardir, onlarla gormezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler.
Iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da saskindirlar.
Iste asil gafiller onlardir.

ATATURKUN ERMENI TEHCIRI HAKKINDA TARIHI YANITI
Ermeni soykirimi iddialari icin, Bize karsi hakli bir ithamda bulunamazlar demisti.
Ulu Onder Mustafa Kemal Ataturk, uzun yillar once iddialari Dunya efkari, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldigimiz karar icin bize karsi hakli bir ithamda bulunamaz sozleriyle yanitlamisti.
Dunyanin, Ermeni tehciri konusunda Turk devletine karsi hakli bir ithamda bulunamayacagini belirten Ataturk, o donemde yasananlari, Bize karsi yapilmis olan iftiralarin aksine, tehcir edilmis olanlar hayattadir ve bunlardan ekserisi sayet Itilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine donmus olurlardi sozleriyle anlatmisti.
TURK KOYLERINDEKI ERMENI TERORU
Ataturk, 26 Subat 1921 de Amerikali gazeteci Clanence K. Streit in sorusu uzerine, Ermeni tehcirine iliskin su tarihi gercekleri dile getirdi:
Dusmanca ithamda bulunanlarin surdukleri buyuk mubalagalar disinda Ermenilerin tehciri meselesi aslinda suna inhisar etmektedir:
Rus Ordusu 1915 de bize karsi buyuk taarruzunu baslattigi bir sirada o zaman Carligin hizmetinde bulunan Tasnak Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmisti.
Dusmanin sayi ve malzeme ustunlugu karsisinda cekilmeye mecbur kaldigimiz icin kendimizi daima iki ates arasinda kalmis gibi goruyorduk. Ikmal ve yarali konvoylarimiz acimasiz bir sekilde katlediliyor, gerimizdeki kopruler ve yollar tahrip ediliyor ve Turk koylerinde teror hukum surduruluyordu.
Bu cinayetleri isleten saflarina eli silah tutabilen butun Ermenileri katan ceteler, silah, cephane ve iase ikmallerini, bazi buyuk devletlerin daha sulh zamanindan itibaren kendilerine kapitulasyonlarin bahsettigi dokunulmazliklardan istifade ve bu maksada matuf olarak buyuk stoklar husule getirmeye muvaffak olduklari Ermeni koylerinde yapiyorlardi.
INGILIZLERIN IRLANDA YA REVA GORDUGU MUAMELE
Buyuk Onder Ataturk, Ermeni tehciri ve Ermeni cetelerinin yaptiklari katliamlar konusundaki goruslerini de su sozlerle dile getirmisti:
Ingilizlerin sulh zamaninda ve harp sahasindan uzak olarak Irlanda ya reva gordugu muameleye hemen hemen kayitsiz bir sekilde bakan dunya efkari, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldigimiz karar icin bize karsi hakli bir ithamda bulunamaz. Bize karsi yapilmis olan iftiralarin aksine, tehcir edilmis olanlar hayattadir ve bunlardan ekserisi sayet Itilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine donmus olurlardi. Gerek umumi harp sirasinda gerek mutarekeden sonra Ermeniler ve Rumlar tarafindan Musluman ahaliye yapilan mezalim uzerinde durmak uzun bir hikaye olur. Brest Litovks Muahedesi nin akdini muteakip Ruslarin sark vilayetlerimizi tahliyeye basladiklari sirada Ermeni cetelerinin yapmis olduklari katliam ve tahribat kafi derecede herkesin malumudur.
YUNANLILARIN YAPTIGI KATLIAMLAR
Ataturk, Streit e, Yunanlilarin Izmir i isgalleri sirasinda yaptiklari katliamlari da su sozlerle anlatmisti:
Yunanlilara gelince, Izmir in isgali sirasinda oyle cinayetler islemislerdir ki, Yunanistan in muttefiki Itilaf Devletleri tarafindan tescil edilmis bulunan Itilaf Devletleri Tahkikat Komisyonu uyeleri bile 1919 sonbaharinda bu vilayeti bastan basa kat ettikten sonra hazirladiklari raporda, Yunan makamlari aleyhinde son derece agir tenkitlerde bulunmuslardir. Yunanlilarin isgal ettigi diger bolgelerde her yas ve cinsiyetten on binlerce Turk katledilmistir.
TURKLER, HIRISTIYANLARI KATLEDIYOR IDDIALARI
1877-1878 Osmanli Rus Savasi nda Osmanli Devleti nin aldigi yaralari saramadigini goren buyuk devletler, Istiklal pesinde kosan Ermenilere yardim ederek Tiflis te Tasnak, Isvicre de Hincak teskilatlarini kurmalarina ve silahli mucadele baslatmalarina yardimci olmuslardi. Osmanli Devleti nin Balkan Harbi nden de maglup ciktigini goren Rusya, Ingiltere ve Fransa bir taraftan Turkiye yi aralarinda paylasma planlari, diger taraftan da Tasnak ve Hincak teskilatlarina her turlu silah ve para yardimi yapiyordu. Bu uc devlet, Turkiye aleyhine baslattiklari calismalari ve 1. Dunya Savasi nda Turkiye yi tasfiye etme hareketlerini kendi kamuoylarina kabul ettirebilmek icin kiliseleri de devreye sokarak buyuk bir propagandaya girismislerdi.
Bu amacla kitaplar yayinlayan ve toplantilar duzenleyen ulkeler, Musluman Turkler, Hiristiyan halklara zulmediyor, onlari katlediyor. Hiristiyan halklari kurtarmak icin Turkiye yi ve Turkleri cezalandirmamiz gerekiyor. Iste bu maksatla Turklere karsi harp ediyoruz temasini islemislerdi. Ulu Onder, bu gercek disi propagandanin onculugunu yapan Lloyd George ve George Clemenceau ya su carpici sozlerle yanit vermisti: Milletimiz aleyhinde soylenenler butunuyle iftiradir. Milletimizin zalim oldugu iddiasi bastan basa yalandir. Hicbir millet, milletimizden daha cok yabanci unsurlarin inanc ve adetlerine riayet etmemistir. Hatta denilebilir ki, baska dinlere mensup olanlarin dinine ve milliyetine riayetkar olan yegane millet bizim milletimizdir. Fatih, Istanbul da buldugu dini ve milli teskilati oldugu gibi birakti.
Rum Patrigi, Bulgar Eksarhi ve Ermeni Kategikosu gibi Hiristiyan din reisleri imtiyaza sahip oldu. Kendilerine her turlu serbestlik verildi. Istanbul un fethinden beri, Musluman olmayanlarin mezhar bulunduklari bu genis imtiyazlar milletimizin dinen ve siyaseten dunyanin en buyuk musaadekar ve civanmert bir milleti oldugunu ispat eden en buyuk delilidir.


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







28 Kasım 2015 Cumartesi

Rıfat Serdaroğlu: ÖYLE BIRAKMAM ONU

Rıfat Serdaroğlu: ÖYLE BIRAKMAM ONU

Ahmet Hakan'ın 4 profesyonel tetikçi tarafından dövülmesi iç ve dış kamuoyunda çok tepki çekince, Can Dündar'ın hesabının görülmesi yargıdaki elemanlarına bırakıldı.

Ne zaman ki "Özel Yetkili Sulh Ceza Hâkimliklerinin" yaratıcısı eski İmam

Bekir Bozdağ tekrar Adalet Bakanı oldu, düğmeye basıldı.

Türk Devletinin Bağımsız Yargısının Yönetimi, AKP ve Erdoğan'ın izni ile Cemaate devredildiği zamanlarda sistem şöyle işlerdi;

Reis, birinin içeri atılması istediğinde derhal bir toplantı yapılırdı. İçeri atılacak kişinin kamuoyundaki konumuna göre suç delili yaratacak ekibe görev verilirdi. Delil yaratacak ekibin Polis ayağını Cemaatin Polis İmamı organize eder ve delil yaratıldıktan sonra, Cemaatin Savcısının emriyle kişinin evine yapılan baskında, ya buzdolabının arkasına ya da yatağın altına itinayla yerleştirilir ve hemen bulunurdu! Hedef kişi gözaltına alınır, Cemaatçi Savcı tutuklama talebiyle kişiyi Cemaatçi Hâkime gönderir ve kişi tutuklanırdı. Kişinin suçsuzluğu anlaşılıp tahliye edilmesi en erken 1-1,5-2 yılı bulurdu.

İntikam alınmış, Reis'e biat etmeyen kişinin burnu sürtülmüş, hayatı karartılmış olurdu…

Bu anlatılanlar, bir mafya filminden nakledilen bir senaryo değildir.

Yazılanların gerçek olduğu, sürekli olarak aldatıldığını-kandırıldığını söyleyen Cumhur'un Başı tarafından defalarca anlatıldı. Cumhur'un Başı, bunu yapanları "Feto Terör Örgütü" olarak ilan etti ve Fethullah Gülen'in bulunduğu yerden çıkartılarak Türkiye'ye getirilmesi için yurtdışında anlaştığı bir hukuk firmasına görev verdiğini açıkladı…

Değerli Okurlar;

Yukarıda anlatılan olayların sürekli yaşandığı, devlet görevlilerinin ve siyasetçilerin mafya liderleri ile iş tuttuğu, yasaların bir zümre lehine çarpıtıldığı, devlet gücünün masum insanları ezmek için kullanıldığı yönetim şekli, DİKTATÖRLÜKTÜR.

Eğer bir ülkede Başbakan, bir suç örgütü ile işbirliği yapıp, örgüt elemanlarının devletin en hassas birimlerine yerleşmelerine izin veriyorsa o Başbakan suç ortağıdır ve dikta eğilimli biridir.

Eğer bir ülkede Cumhurbaşkanı, yazısını beğenmediği bir gazeteciyi şikâyet için yargıya başvurmak yerine, "Böyle bırakmam onu" gibi mafya ağzıyla tehdit ediyor ve yargıyı etkiliyorsa, orada demokrasinin kırıntısı dahi yoktur.

Eğer bir ülkede Yargı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 20 yıl önce suç olmaktan çıkardığı bir konuda gazetecileri yetkisiz olarak zindana atabiliyorsa,

o ülkede hukukun kırıntısı kalmamıştır.

Gidiş, dikta yönetimine doğrudur.

Cumhuriyetimizi dikta yönetimine çevirmek isteyen, demokrasimize kast eden, hayat tarzımızı değiştirip bizleri Ortadoğu karanlığına atmak isteyenlerle mücadelemiz anlayacakları dilde devam edecektir.

Bu vatanı sokakta bulmadık. Bu vatanı kimse bize bağışlamadı. Dedelerimiz kan akıtarak, can vererek bu toprakları VATAN yapıp bizlere bıraktılar. Binlerce yıllık devlet tecrübemiz, 65 yıllık demokrasi tecrübemiz var. Ne Cumhuriyetimizden ne de demokrasimizi yaşatıp geliştirme mücadelemizden asla vaz geçmeyiz…

Türk Milleti de O'nun gerçek niyetini anlamaya başladı. Böyle bırakmaz onu…


a45UyF587661-151128114109 Oraj Poyraz At Neomailbox cimcime@neomailbox.net
2015/11/28  15:00 1  39  undefined undefined add_anadoluhareketi@googlegroups.com

 

Dostuna kanat ger ve ona bir babanin ogullarinin ustune egilmesi, onlari korumasina almasi gibi davran

Hz.Ali

Cennette yuksek derecelere kavusmasi icin mumine musibet gelir.
Bunun icin peygamberlere cok bela ve musibetler gelmistir.
En siddetli bela, peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir

(Tirmizi)
Lutfen bundan sonra Muslumanlardan eza, cefa ceken, basina bir musibet gelenler aglayip, zirlamasin.
Cunku baslarina gelen her turlu olumsuzluk onlarin Allahin sevgili kullarindan oldugunu gosteriyor.
Ben demiyorum, hadisler, ayetler boyle soyluyor.

Bana Adini Sor

11 Mart 2015

Gectigimiz gunlerde, bu tanitim yazisini yazmak icin 13 Mart ta vizyona girecek Bana Adini Sor un on gosterimindeydim. Biz unluler pek cok seyi halktan once gorme imkanina sahip oluyoruz ve bu harika bir duygu. Tabi unlu olmanin dezavantajlari da var. Yolda rahat rahat yuruyememe, gece kulubu cikisinda $ikistirilma, magazin basininin devamli takibinde olma gibi... Ama bunlar hic basima gelmedi nedense. Birileri benim unlu oldugumu bu insanlara soylemeli.

Bana Adini Sor bir ask hikayesi gibi basliyor. Yetistirme yurdundan iki yakin arkadas, Yasemin ve Hakan, yillarca hic ayrilmadan 30 lu yaslara yaklasmislar. Iliskileri dostluk gibi gorunse de, Yasemin Hakan i obur turlu de sevmektedir. Bir de hayatlarina Merve isimli biri girer. Ve ask ucgeni start alir.

Rahat rahat yayilmis cay ve kurabiyeler esliginde filmi seyrederken (biz unlulerin boyle bir ayricaligi var) Hakan in hal ve hareketleri yuzunden sinirlerim bozuldu. Yasemin (Ozge Borak) kendisini sevmesine ragmen Hakan bunu fark etmiyor. Ona adeta bir baci gozuyle bakiyor. Dikkat buyurun, baci gozuyle baktigi kisi Ozge Borak. Okuyucularimizin daha iyi anlamasi icin buyuk harflerle yazayim: OZGE BORAK. Hala bir seyler netlesmediyse google > search > Ozge Borak.

Bir insanin Ozge Borak a baci gozuyle bakabilmesi icin onun gercekten bacisi olmasi gerekir. Obur turlusu esyanin tabiatina aykiridir. Ama Hakan, tabiat kanunlariyla alay edercesine, skolastik bir zihin yapisiyla, Yasemin e sevgili gozuyle bakmiyor. Uc gunluk bes gunluk hadise degil, neredeyse 20 yil boyunca anlamamis Yasemin in kendisini sevdigini!

Hakan sen iyi misin? Iyi misin sen Hakan? Nasil hayatlar yasiyorsunuz siz ya? Bir kiz benden hoslanacak ve ben bunu fark etmeyecegim oyle mi? Ben boyle bir durumda en ufak ipucuna bile devasa anlamlar yuklerim. Otobuste akbilini uzattigim kiz bana gulumsese bundan mana cikaririm, dogacak cocuklarimiza isim dusunurum, arkadaslara hatunun teki pis yazdi bana derim. Nasil insanlarsiniz Hakan, anlamiyorum sizi Hakan, bu hoyratligi cozemiyorum Hakan.

Yaninda Ozge Borak varken bir de bu Hakan in hayatina Merve (Basak Parlak) giriyor. Kurban oldugum Allah verdikce veriyor. Kiza tam araba carpacakken Hakan kiza sarilarak kurtariyor, sonra firsat bu firsat deyip sarildikca sariliyor, Hakan amacini asiyor, Hakan hoyratlasiyor, Hakan capkinligin kitabini yaziyor. Vay arkadas. Biz ayni durumda kizi sarilarak kurtarsak yuru git pis herif, birak araba carpsin bana, dokunma sen der. Ama Hakan da seytan tuyu var.

Pek cok Turk gencinin bir sevgili bulamadan yillar gecirmesi iste bu Hakan lar yuzunden. Normalde evrende bir denge var. Dunyada ortalama her bir erkege bir kadin dusuyor. Ben niye yalnizim, benim hakkim nerede diye sizlaniyorsaniz, sizi Hakan la tanistirayim. Bravo Hakan, al Yasemin i de sen al, Merve yi de sen al, buyur Nebahat da senin olsun, genc adamsin Buse ve Ilknur da yaninda dursun. Biz kimiz ki? Kimiz ki biz?

Iste bu ask ucgenini, yer yer gulerek yer yer duygulanarak, cogunda Hakan a ofke dolu bakislarla izlerken filmin yarisindan sonra isler bambaska bir hal aliyor. Hikaye sadece bir ask hikayesi degilmis, tuhaf seyler oluyor. Vay arkadas neler donmus diyorsun, ama surprizini kacirmamak icin soyleyemem.

Son sozum Merve ye. Hakan seni arabanin onunden cekip kurtardiginda uzun uzun sarildiniz, sonra sana yemege cikmayi teklif etti ve kabul ettin. Yarin obur gun ayni durumda ayni hareketi ben yaparsam ve sen kabul etmezsen yakana yapisirim, samimiyetini sorgularim, rencide ederim. Haberin olsun.

http://beyinsizadam.net/turkiyede-bilim-neden-ilerlemiyor/
lukasaluka@gmail.com


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/







Fwd: Senin gibilerin yuzlerine tukurmekten baska bir sey yapilmaz.

-------- Forwarded Message --------
Date: Sat, 28 Nov 2015 09:39:15 +0200
From: Arif N Caner <arifncaner@gmail.com>

DUYDUKLARINIZA İNANAMAYACAKSINIZ!!! 

"Türk olmayan herkese" kolaylık sağlayan bir hükümet

LÜTFEN PAYLAŞIN! PAYLAŞIN Kİ, DUYMAYANLAR DA DUYSUN!



Saygılarımla,

Arif Neşet Caner

arifncaner@gmail.com




Ego primum tollo, nominor quoniam leo.
* * *
En iyi parcayi ben aliyorum, cunku aslan benim.

Latin Atasozu - (Phaedrus)

Muhammed in Hitap Ettigi Ayetler

Aslinda bu makaledeki esas konumuz yukarida ele alinandan cok daha dusundurucu: Muhammed in agzindan cikan ayetler!

11. Hud Suresi, 2. ayet:

Bu Kitap Allah tan baskasina ibadet etmemeniz icin indirildi. Kuskusuz, ben size O ndan gelen bir uyarici ve mujdeciyim.

Acik sekilde gorulmektedir ki bu ayette konusan Muhammeddir. Bir gaf yaparak ayeti kendi dilinden yazdirtmistir.

Bu gafi farkeden ama ortmeye calisan kimi mealciler (Kuran i Turkceye ceviren yazarlar), ayetin orijinalinde bulunmayan de ki sozcugunu meale parantez icinde koymaktadirlar:

(De ki: Bu Kitap) Allah tan baskasina ibadet etmemeniz icin (indirildi). Suphesiz ki ben, onun tarafindan size (gonderilmis) bir uyarici ve mujdeleyiciyim.

Kuran meali kitaplarinda parantez icinde yazilan kelimeler, Bu sozcukler Kuran in orijinalinde yok ama siz Kuran i daha iyi anlayasiniz diye bunu ekledik anlamina gelmektedir. Yukaridaki mealde de ayetteki carpiklik ortulmek istenerek orijinalde bulunmayan de ki sozcugu parantez icinde eklenmistir.

Toplam yedi ayetten ibaret olan Fatiha Suresi de ayni mahiyettedir:

1. Rahman ve rahim olan Allah in adiyla.

2. Hamd (ovme ve ovulme), alemlerin Rabbi Allah a mahsustur.

3. O, rahmandir ve rahimdir.

4. Ceza gununun malikidir.

5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalniz senden medet umariz.

6. Bize dogru yolu goster.

7. Kendilerine lutuf ve ikramda bulundugun kimselerin yolunu; gazaba ugramislarin ve sapmislarin yolunu degil!

Gene pek acik gorulmektedir ki ayetler Allah in dilinden yazilmamistir. Allah, siz bana boyle dua edin de dememistir. Fatiha Suresi nde konusan kisi belli ki bir insandir. O halde hitapda gaf yapilarak acik verilmistir.

Benzeri durum Zariyat Suresi nin 50. ve 51. ayetlerinde de soz konusudur:

50- O halde hemen Allah a kacin; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen acik bir uyariciyim.

51-Allah la beraber baska bir tanri uydurmayin; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen acik bir uyariciyim.

Pek aciktir ki bu Kuran ayetlerinde konusan Allah degil Muhammedin kendisidir.

Peki o donemlerde bunlari farkedenler yok muydu? Neden Muhammed e inandilar?

Birincisi o donemde okuma-yazma orani o kadar dusuktu ki bu ayetleri inceleyebilecek insan sayisi cok azdi.

Ikincisi, bu ve benzeri carpikliklari farkedip dile getirilenler kafirlikle, munafiklikla, zindiklikla suclanip asagilaniyordu. Hatta Muhammed i sadece elestirmekle kalan sair Ka b Bin Esref gibiler bile bunu canlari ile odemistir. Dolayisiyla gercegi soylemek cok tehlikeliydi.

Ucuncusu, toplumsal statusu iyi olan muhalifler kalpleri Islama isindirilmak adina rusvet verilerek susturuluyordu (bkz. Turan Dursun un Rusvetle Musluman Olanlar adli makalesi).


http://www.turandursun.com/bilgi-arsivi/biliyormuydunuz/668-muhammedin-hitap-ettigi-ayetler

Amerikan Devleti nin bize emrettigi ve ogrettigi gibi hissetmiyorum.
Bakin soyluyorum.
Benim aklim oyle calismiyor.
Bir moron gibi yaptigim birsey var adi: Dusunmek.
Kendi goruslerimi de olusturmayi sevdigim icin icin pek iyi bir Amerikali degilim.
Bana soylendigi anda yere yuvarlanmiyorum.
Ne yazik ki cogu amerikali emir verildigi anda yere yuvarlanir.
Ben boyle degilim.
Hayatimda uydugum kesin kurallarim var.
Birinci kuralim: Devletin bana soyledigi hicbir seye inanmamak.
Hicbir seye.

George Carlin


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/