10 Aralık 2017 Pazar

TRT'DE YAYIMLANAN DİZİYE GÖRE CUMHURİYET 'DIŞ MİHRAKLAR' İÇİN KURULMUŞ

Komplo teorisi denilen şey işkembeden atmak, akşam gördüğün rüyaları sabah anlatmak değildir.
Adı üstünde teori.
Teori belirli gözlemleri, deneyimleri bilinen gerçeklerle birlikte tutarlı şekilde açıklamak demektir.

Peki ya bunca yıldır ortalarda dolaşan bu dedikoduların dayandığı gözlemler, deneyimler nelerdir?
Yine dedikodular...

Tarih mahalle karısı dedikodularının ötesinde ciddi bir şeydir.
Belge, nesne, kanıt demektir.

Aksi halde her rüya, hayal görenin yazdığı kitapları, makaleleri vesika sayarsak evin yolunu bulamayız.
Netekim bunu yapanlar bulamıyorlar.


Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     



TRT'DE YAYIMLANAN DİZİYE GÖRE CUMHURİYET 'DIŞ MİHRAKLAR' İÇİN KURULMUŞ

Payitaht Abdülhamid dizisinde "Osmanlı düşmanı" olarak betimlenen karakter "Osmanlı'yı kendi evlatları 'bizim' için yıkacak" sözlerini sarf ediyor.

Pazar 10 Aralık 2017

TRT'de yayımlanan Payitaht Abdülhamid adlı dizinin 17. bölümünde gerçekleşen bir diyalog gündeme geldi. "Osmanlı düşmanı" olarak betimlenen iki karakter arasında Osmanlı'yı kimin nasıl yıkacağı üzerine gelişen konuşmada Emanuel Karasu isimli karakter "Osmanlı'yı kendi evlatları 'bizim' için yıkacak" sözlerini sarf ediyor.

Sendika. org'un haberine göre dizide Cumhuriyet'in kuruluşuna ve kurucularına dair de "derin" ipuçları yer alıyor. Yahudi karakterler Theodor Herzl ve Emanuel Karasu arasında geçen bu diyalog ve kendisi de İttihatçı olan Emanuel Karasu'ya söylettirilenler dizinin Cumhuriyet'e bakışını daha net özetliyor.

'JÖN TÜRKLERLE BİRLEŞECEĞİZ'

Osmanlı'yı yok etme planında ilk adımın orduya sızmak olduğunu belirten Karasu "Jön Türklerle birleşeceğiz. İki deniz gibi. Mısırati locası da bize katıldığında koca bir okyanus olacak" diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

"Osmanlı'yı kendi evlatları bizim için yıkacak. Onlar peygamberlerinin izini takipten vazgeçsin kitaplarını kapatsın tarihlerinden utansın Batı'nın kuyruğuna takılsın imamların ipleri papazların ve hahamların eline geçsin de gör bak ben onlara neler yaptırıyorum. "

http://haber. sol. org. tr/toplum/trtde-yayimlanan-diziye-gore-cumhuriyet-dis-mihraklar-icin-kurulmus-220374


a45UyF587661-171210212902 Oraj Poyraz At Neomailbox 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2017/12/09  22:20 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



9 Aralık 2017 Cumartesi

OKUL MÜDÜRÜNDEN ÖĞRENCİLERE SIRA DAYAĞI: NEDEN NAMAZA GİTMEDİNİZ!

Laiklik ilkesinin ne kadar önemli, ne kadar yaşamsal olduğunun somut bir göstergesi.
Çok uzağa, ne bileyim, İran'a, Suudi Arabistan'a falan gitmeye gerek kalmamış, adamlar Sünni Şeriat nizamının bir küçük örneğini yaşatmışlar işte.
Haa ben Sünniyim, Müslümanım benim için sıkıntı yok diyenler vardır elbette.
Ama unutmasınlar devran döner ve hiç düşünmedikleri bir yerden oları da vurur bu zorbalıklar.

Günümüz Pakistan, Afganistan, Irak, İran, Somali, Suudi Arabistan'ında gündelik yaşamda gözlenen şeriat zorbalıkların muhattaplarının başka dinlerden insanlar olmadıklarını bilmek gerekir.
Bir gün bir duyarsınız ki, sokakta eşinizi, kızınızı giyiminden, duruşundan, oturuşundan, yürüyüşünden dolayı birileri dövmüş.
Hem de nasıl, gösteri mahiyetinde, evire çevire.
Şikayet bile edemezsiniz, şişersiniz.

Müslüman olmak sizi kurtarmaz.
Keyfidir bu işler.
Kendini iyi Müslüman zanneden birileri her zaman diğerlerini yargılar, cezalandırır.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      

OKUL MÜDÜRÜNDEN ÖĞRENCİLERE SIRA DAYAĞI: NEDEN NAMAZA GİTMEDİNİZ!

09. 12. 2017


Bartın'da Kumluca İmam Hatip Ortaokulu'nda geçtiğimiz hafta içerisinde 15 öğrencinin öğle namazına gitmedikleri gerekçesiyle okul müdürü tarafından dövüldüğü iddia edildi. Eğitim-Sen Bartın şube başkanı Sedat Bora olaya tepki gösterdi.

Olaydan sonra bazı öğrenciler Kumluca'daki sağlık kuruluşuna başvurarak fiziksel şiddete uğradıklarına dair darp raporu aldı. Ayrıca okul müdürü hakkında karakola şikayette bulunuldu.

VELİLERE "ŞİKAYETİNİZİ GERİ ALIN" BASKISI

Öte yandan okul yönetimi ve milli eğitim yetkililerinin velilerle konuşarak şikayet dilekçelerini geri almaları baskı yaptıkları öne sürüldü.

Eğitim-Sen Bartın şube başkanı Sedat Bora bir açıklama yaparak yaşananlara tepki gösterdi.

MÜDÜRDEN "DİRİLİŞ DİZİSİNİ SEYREDİN" MESAJI!

Bora yaptığı basın açıklamasında şunları söyledi:

"Ayrıca Kumluca Yatılı Bölge Ortaokulu'nda Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet vakfının imzaladığı protokol kapsamında gerici ve bilim dışı eğitimler verilmektedir. Öğrenci yurdunda etüt saatinde akşam vakti cemaatlerin sohbet düzeni oluşturularak (öğrencileri yere oturtularak) eğitimci olarak öğretim üyeleri gösterilmesine rağmen cemaate mensup imamlar tarafından Said-i Nursi kitapları dağıtılmaktadır. Gerçek dışı hurafeler ile vaaz verilmektedir.

Yine Bartın'da Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalanan protokol kapsamında İHH devlet liselerini gezmekte yardım kampanyasını tanıtmak adına okullarda bilim ve laiklik karşıtı hurafeler anlatmaktadır. Eğitimci yeterliliği olmayan kişiler tarafından okulların kendi salonlarında protokolde belirtilmemesine rağmen İHH 'bizim kendi çizgimiz' diyerek kız ve erkek öğrencileri ayrı ayrı oturtmaktadır. Karma eğitim uygulamasını ihlal etmektedir. İki lisede yapılan bu uygulama Eğitim Sen üyesi öğretmenlerin müdahale etmesi ve öğrencilerin karşı çıkması sonucu engellenmiş ayrıca Milli Eğitim Müdürlüğüne gerekli uyarılar yapılmıştır.

Bartın milli eğitiminin başındaki müdür okul müdürlerine 'Diriliş' dizisini seyretmeleri ve seyrettirmelerine dair mesaj atmış bu durum basına yansımıştır.

Bartın'da okullarımızda uygulanan bilim dışı ve laiklik karşıtı uygulamaların takipçisi olacağız. Her ne gerekçe ile olursa olsun öğrencilere şiddet uygulanmasına izin vermeyeceğiz.

Bir okul müdürünün namaza gitmedikleri gerekçesi ile öğrencileri darp etmesi kabul edilemez bir durumdur. "

http://www. abcgazetesi. com/okul-mudurunden-ogrencilere-sira-dayagi-neden-namaza-gitmediniz-71266h. htm


a45UyF587661-171209214809 Oraj Poyraz At Alpinaasia oraj_poyraz@alpinaasia.com
2017/12/09  22:20 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



ADI 'ÇAYAN GÜNEY' DİYE 2 5 YAŞINDAKİ BEBEĞİ MUAYENE ETMEDİ!

Devlet memurlarının cumhuriyetin temel değerlerine bağlı ve sadakat göstermesi gerektiğini belirtmiştim pek çok kez.

Bu vakıada anti-kahramanımız özel bir hastanede çalışıyor.
Ancak, bu sizi yanıltmasın, özel hastaneler SGK ile hizmet satın alma modeline göre çalışıyorlar.
Yani aslında SGK ile sözleşmesi olan hastaneler bir tür ÖZEL DEVLET HASTANESİDİR.
Yani bu hastaneleri SGK her anlamda denetler.
Aynı şekilde İl Sağlık Müdürlüğü yoluyla valilikler de denetler.
Öyle özel sektör diye başı boş değildir.

Kavramları doğru yerine oturtalım.
Özel hastane müşteri hastaların doğrudan nakit olarak devlet katkısı, sözleşmesi olmadan muayene, tetkik, ameliyat olduğu hastanelerdir.
Böyle hastanelerde hastalara fatura edilen miktarlar çok farklıdır, hizmet düzeyi de çok farklıdır.

SGK ile sözleşmeli hastaneler devlete adı üstünde farklı bir hizmet modeliyle devlet ve halka kamu hizmeti veren kurumlardır.
Böyle hastanelerde devlet hastanelerinde gördüğünüz hizmetten bir pıt daha iyi hizmet bulmanız yeterlidir.
Çünkü SGK sözleşmeleri ve uygulanmakta olan bütçe uygulama talimatı çok yüksek sayıda hastaya deli ucuz rakamlarla ancak kar edebilecek şekilde kurgulanmıştır.
Böylesi hastanelerde yine de hostes ve benzeri hasta temsilcisi gibi hizmetler buluyorsanız bu harikadır.

Şimdi gelelim işin esasına.
İlk olarak hekimlerin mesleğe atılırken ettikleri yeminin en önemli ilkesi AYRIM YAPMAMA İLKESİDİR.
Şöyle der; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin, görevimle hastam arasına girmesine izin vermeyeceğime.
Bu ahlaki bir konu olmanın ötesinde aynı zamanda yasal bir sorumluluktur.
Yani bir hekim hastaları arasında böyle bir ayrım yaparsa bu yalnızca ayıplanmak kalmaz, aynı zamanda hem Tabibler Odası'nın idari soruşturmasına ve yaptırıma, hem de mağdurun şikayetine bağlı olarak TCK'nın ilgili maddelerine göre soruşturma ve yaptırıma uğrar.

İkincisi hekimlerin görevleri her zaman ve her yerde kamu görevidir.
İsterse hekim özel muayenehanesinde olsun yine de hasta reddetme hakkına sahip değildir.
Hasta reddetme hakkı, yalnızca hasta ile hekim arasında husumet geliştiyse ve karşılıklı güven yitirildiyse, aciliyet yoksa mümkündür.
Bu haldeyken bile konu bir soruşturma ve yargılama konusudur.

Üçücüsü, devlet memurlarının devletin temel değerlerine(laiklik!) sadık olmalarının önemini vurgulayan bir önemli olay daha diyorum ben.
Bu olayda anlaşılan doktor hem siyasi, hem de dini görüşlerini göz önüne alarak hasta reddetmiştir.
Anti-kahramanımız bu olayda doktor olmuş ve neyse ki, telafisi mümkün olmayan zararlar oluşmamıştır.
Bu olayda pek ala hasta acil girişime muhtaç olabilirdi, ve can kaybı da yaşanabilirdi.

Anti-kahramanımız okul müdürü, bölük komutanı, alay komutanı, ağır ceza reisi, il emniyet müdürü ve benzeri bir devlet memuru olsaydı her bir senaryo içi ayrı felaketler düşünmek mümkündü.
Esasen FETÖ darbesi ve bu darbeye giden süreçte, tek tek küçümsense ve önemsense de, bir araya gelince, çeteleştiklerin, cemaatleştiklerinde FETÖ'cu devlet memurlarının kendi meslekleri ve ihtisasları kapsamlarında ne kadar tehlikeli işler yaptıkları ortaya çıkmıştır.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      


ADI 'ÇAYAN GÜNEY' DİYE 2 5 YAŞINDAKİ BEBEĞİ MUAYENE ETMEDİ!

9 Aralık 2017 16:50

İstanbul Kartal'daki özel Avicenna Umut Hastanesi'nde Abdülkerim Karakaş adlı "doktor" annesi tarafından getirilen 2 5 yaşındaki Çayan Güney adlı bebeği muayene etmeyi reddetti.

İstanbul'un Kartal ilçesindeki özel Avicenna Umut Hastanesi'nde yaşanan ayrımcılık ve yobazlık Türkiye'deki sağlık sisteminin hangi noktada olduğunu gözler önüne serdi.

Kartal'da yaşayan Sinem-Düzgün Şirvan A. çiftinin 2 buçuk yaşındaki oğulları Çayan Güney A. ateşlendi. 8 Aralık cuma sabahı anne Sinem A. Kartal'daki özel Avicenna Umut Hastanesi'ni arayıp randevu almak istedi. Hastane santrali tarafından uzman doktor Abdülkerim Karakaş'ın asistanına aktarılan Sinem A. bir iki dakika telefonda bekletildikten sonra "Bu isimdeki bir hastaya bakamayacakları" yanıtını aldı. Nedenini soran Sinem A. 'ya "11. 30'da hastanede olabilirseniz yüz yüze söyleyebiliriz" denildi.

Sinem A. oğlu Çayan Güney'i de alarak hastaneye gitti. Bu kez de doktorların cuma namazında oldukları o nedenle beklemeleri gerektiği söylendi. Yaklaşık iki buçuk saat bekleyen Sinem A. "doktor" Abdülkerim Karakaş tarafından bir türlü kabul edilmedi.

Hasta hakları temsilcisiyle görüşen Sinem A. "Bu isimdeki hastaya bakmamak ne demek? Böyle mazeret mi olur" diye sorduğunda hasta hakları temsilcisi "Dr. Abdulkadir Karakaş çocuğunuzu muayene etmeyi kabul etmiyor ve mazeret de sunmuyor" diye yanıt aldı.

"Doktor" Abdülkerim Karakaş'a ulaşmayı başaramayan anne Sinem A. oğlu Çayan Güney'le birlikte evine döndü.

Olaydan haberdar olan baba Düzgün Şirvan A. Sağlık Bakanlığı'nı arayarak durumu anlattı ve şikayetçi oldu. O da "Sözünü ettiğiniz yer bir özel hastane bize değil hastanenin başhekimliğine şikayet edin" yanıtı aldı.

http://gazetemanifesto.com/2017/12/09/adi-cayan-guney-diye-25-yasindaki-bebegi-muayene-etmedi/


a45UyF587661-171209215651 Oraj Poyraz At Openmail oraj.poyraz@openmail.cc
2017/12/09  22:20 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



TÜRKER ERTÜRK : İSRAİL'LE BİRLİKTE SURİYE'NİN ÜZERİNE ÇULLANDIYSANIZ "KUDÜS NEREDEN ÇIKTI" DEMEYECEKSİNİZ



TÜRKER ERTÜRK : İSRAİL'LE BİRLİKTE SURİYE'NİN ÜZERİNE ÇULLANDIYSANIZ "KUDÜS NEREDEN ÇIKTI" DEMEYECEKSİNİZ



09. 12. 2017

Türkiye'yi yöneten iktidar iradesi Kudüs konusuna "mal bulmuş mağribi" gibi atladı. Amaç çok net; Kudüs üzerinden din istismarı yapmak Zarrab ve Man Adası üzerinden gelişen gündemi değiştirmek halkın dikkatini başka yöne çekmek ve rüşvet yolsuzluk kara para aklama ve bunları offshore hesap ve şirketlerde saklama suçlamalarından kaçmaktır.

Bugünkü gelişmelere bir günde gelmedik. Kudüs konusuna da! Geçmişte ne ektiyseniz bugün onu biçiyorsunuz! İktidarın "Reddediyoruz kınıyoruz diplomatik ilişkileri keseriz İslam Dünyası'nı ayağa kaldırırız kırmızı çizgimizdir" sözleri; arka planı ve derinliği olmayan yukarıda ifade etmeye çalıştığımız amaca yönelik yaygarasıdır.

ARAP BAHARINI DESTEKLEDİYSENİZ ŞAŞIRMAYACAKSINIZ!

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2005'de Başbakan iken İsrail'e ziyaret yapıyor ve Kudüs'te zamanın İsrail Başbakanı Ariel Şaron tarafından "Yahudi Milletinin ve İsrail'in başkenti Kudüs'e hoş geldiniz" sözleriyle karşılanıyor herhangi bir itiraz yapılmıyor eller sıkılıyor görüşmeler çok verimli olarak yapılıyor ve basına gülücükler içinde pozlar veriliyor. O gün İsrail'in başkenti Kudüs'e itirazınız yoktu bugün niye var? O gün öyle bugün böyle olmaz! Dış politika; kararlılık istikrarlı duruş ve tutum ister!

Eğer siz emperyalizm tarafından Ortadoğu'yu yeniden dizayn edebilmek için Atlantik üzerinde oluşturulan yüksek basınç alanından bölgeye doğru estirilen Arap Baharını "Diktatörler yıkılıyor Arap Halkları özgürleşiyor ve bölgeye demokrasi geliyor" olarak değerlendirdiyseniz; şimdi bu Kudüs işine şaşırmayacaksınız.

ODUN TAŞIDIYSANIZ NEREDEN ÇIKTI DEMEYECEKSİNİZ!

Eğer siz Mart 2011'de başlatılan ve yaklaşık olarak yedinci yılını dolduracak olan emperyalizmin Suriye'deki vekalet savaşının ateşine altı yıl odun taşıdıysanız ve İsrail'le beraber Suriye'nin üzerine çullandıysanız; "Kudüs'ün başkent olması konusu nereden çıktı?" demeyeceksiniz.

Eğer siz bölge ülkelerinin merkezi hükümetleri olan Şam Bağdat Tahran ve Moskova ile işbirliği yapmak varken emperyalizmin Türkiye dahil bölgeye tecavüz planı olan Büyük Ortadoğu Projesi'ne eş başkanlığı yaptıysanız; ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınma kararını duyunca afallamayacaksınız. Çünkü Kudüs işi Büyük Ortadoğu Projesi'nin olmazsa olmazlarındandı!

İSRAİL UÇAKLARINA EVET DİYENİN SÖZ HAKKI YOK!

Eğer siz Türkiye'ye karşı hiçbir düşmanca tutumu olmadığı halde 24 Kasım 2015'de sınırımızın ucundan azıcık geçen Rus savaş uçağını düşürmenize ve NATO'yu Suriye'ye müdahale etmek için davet etmenize rağmen 6 Eylül 2007'de İsrail'e ait 8 F-16 savaş uçağının Türkiye hava sahasında 656 km uçmasına ve Suriye'nin Kibar'daki nükleer enerji santraline saldırmasına müsaade ettiyseniz; Kudüs konusunda söz söylemeye hakkınız yok demektir.

İktidar iradesinin Kudüs'ün İsrail'in başkenti olduğunu teyit eden o kadar çok sözü uygulamaları ve imzaları varken; bugün itiraz ediyor olmasının pratikte bir değeri yok. Çok zaman ve zemin kaybedilmiştir.

ATİNA DA KUDÜS GİBİ İSTİSMAR!

Dün (7 Aralık 2019) Atina'da Lozan üzerine söylenen sözlerin de bir karşılığı derinliği ve arka planı yoktur. Amaç istismardır ve gündemi değiştirmeye yöneliktir. Devletin aklına göre Lozan Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusudur. Atina'da devletin aklı yok sayılmıştır.

Devletin aklına göre; Gülen Cemaati Cumhuriyetimiz için tehditti ve dört dörtlük karşı devrim örgütüydü! İktidar devletin aklını yok saydı aklını temsil edenlere cemaatle birlikte operasyon yaptı demir parmaklıkların arkasına attı ve ülkemizi 15 Temmuz Darbesine taşıdı. Şimdi ise FETÖ diyor!

SALDIRANLARIN İDEOLOJİSİ HAYALİ VE BAKIŞ AÇISI

Devletin aklına göre; Suriye'nin toprak bütünlüğü ve istikrarı Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve istikrarıydı. Türkiye emperyalizmin Suriye'deki vekalet savaşına destek vermemeliydi. İktidar tarafından devletin aklı yok sayıldı aklı temsil edenlere saldırıldı ve bugün geldiğimiz yeri görüyorsunuz.

Çağdışı "Siyasal İslamcı" ideolojiye "Yeni Osmanlıcı" hayale ve mezhepsel bakış açısına sahip iktidar iradesi Libya'da Kuzey Irak'ta Rusya'da İran'da Bulgaristan'da ve daha birçok meselede devletin aklını yok saydı devletin aklını temsil edenlere emperyalizmle işbirliği yaparak saldırdı aşağılamaya çalıştı hukuk görünümlü operasyonlar yaptı ve sonuç olarak ülkemizi getirdiği yer ortada.

MİLLİ DEĞİL CÜZDAN MESELESİ!

Devletin aklı; 18 Nisan 2013'de bile Zarrab'ın yanlış işler yaptığını başlarının ağrıyacağını ve belaya gireceğini bilgi notuyla önlerine koydu! Ama yine yok saydılar! Şimdi durum ortada!

Zarrab ve Man Adası meseleleri; ülkemizin milli meselesi değil iktidarın cüzdan meselesidir. Artık iktidar ülkemizin güvenlik ve bekası için adeta yumuşak karnı olmuş ve ülkemizi şantaja açık hale getirmiştir. İktidar köşeye sıkışmış aldığı darbelerle sağlıklı düşünme yetisini kaybetmiştir!

İktidar yaptığı yanlış işlerden kurtulabilmek için Türkiye'nin arkasına saklanmakta kendisine yönelik beka sorununu milli mesele olarak takdim etmeye çalışmaktadır. Zor ama eğer becerirse Türkiye çok feci zararlar görecek!

Türker Ertürk

Odatv. com

http://odatv. com/israille-birlikte-suriyenin-uzerine-cullandiysaniz-kudus-nereden-cikti-demeyeceksiniz-0812171200. html


a45UyF587661-171209214513 Oraj Poyraz At Neomailbox 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2017/12/09  22:20 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



III. Dünya Savaşı arifesinde TSK komutansız bırakılmaktadır.

Yapılan şey bir senelik hızlandırılmış eğitimle AKP'li militanlara subay üniforması giydirilmesinden ibarettir.
Bundan sonra her subayı aynı bilmeyin.
Harp Okullarının son yemin törenini bir gazete böyle duyurmuştu.
Artık VATANINI SEVEN SUBAY DÖNEMİ başlamış.
Cumhuriyet tarihi boyunca yetişmiş on binlerce subay vatansever değilmiş.
On yıllardır ülkenin güney doğusunda kan ve ter dökenler, Kıbrısa paraşütle atlayanlar, Koreye gidenler, hatta Osmanlı'nın girdiği bütün savaşlarda kan ve ter dökenler...

Bunlar hep vatan hainiymiş.
Şimdi AKP devşirmesi subaylar ise vatansevermiş.

AutoResizeImage.https://halkweb.com/wp-content/uploads/2017/11/tsk.jpg
Tıpkı Balkan Savaşında olduğu gibi önümüzdeki dönemde TSK personeli düşmanı bırakıp önce birbirini tenkis etmekle uğraşacaktır.

Bir senede subay yetişmez, olsa olsa üniformalı partizan yetişir.
Göreceksiniz, TSK içine  sokulan nifak on yıllarca ayıklanması zor bir problem olarak ülkenin sorunu olacaktır.
Eğer bu arada bir savaşa girersek, bu bize düşmandan daha çok zarar verecektir.
Eğer ülke barış durumunu korursa da, kıt'alarda layık olmadığı halde partizan tercihlerle subay edilmiş bu üniformalılar büyük sorunlar yaratacak ve yaşatacaktır.

Kara Harp Okulları, Askeri Liseler açılmalı.
Kesinlikle açılmalı.

Bütün bu okulların öğrenci adaylarının seçimlerinde sivil siyasilerin, cemaatleri etkin ve yetkin olması kesinlikle önlenmeli.

Devletin kurucu ideoloji bellidir. Cumhuriyetçilik,  Milliyetçilik,  Halkçılık,  Devletçilik,  Laiklik,  İnkılâpçılık...
Hukukun üstünlüğü, demokrasi, azınlıkların korunması gibi temel kavramlar hem devletin temel ilkeleri hem de devlet memurlarının seçiminde aranması gereken temel ölçüler olmalıdır.

Cemaat müridi subay, müdür, müsteşar, MİT mensubu, devlet memuru olmaz, olamaz.
Demokrasiyi tağuti düzendir diye kabul eden, iddia eden, hakimiyet Allahındır, milletin değildir diyen ve bunu savunan kişi devlet memuru olamaz.
Laiklik küfürdür, şirktir, İslama tersdir iddiası olan devlet memuru olamaz.

Elbette kağıt üstünde kalan laiklik ilkesinin Diyanet İşleri Başkanlığının ortadan kaldırılması, devletin dini kurumlara kaynak aktarmayı durdurması, devletin din eğitiminden tamamıyla çekilmesiyle gerçeklik kazandırması lazım.
Evet, hangi dine inanıyor olursa olsun, insanlar inandıkları dinin, ibadetlerinin, eğitimlerinin gerektirdiği külfetleri, masrafları bizzat üyesi oldukları cemaatler aracılığıyla üstlenmelidir.
Devlet kurumlarının, belediyelerin dini ve cemaat kurumlarına en ufak şekilde elektrik, su, doğalgaz, vergi destekleri vermesine müsaade etmemek gerekir.
Unutulmaması gereken bu ülkede Ateist, Deist, Panteist insanların da hakları vardır.
Açıkçası, lütfen herkes kendi safsatasının bedelini kendisi ödesin.
Ondan sonra isteyen Mayonez Tanrısına tapsın, isteyen Makarna Tanrısına.

İnananların ölümlerinde, doğumlarında, yaşamlarında dinle ilgili olarak yapmak ve yaşamak istedikleri nelerse, bunları ancak başkalarını dini tercihlerini belirtmeye zorlamayacak ölçüler içerisinde ve devletin işleri dışında kalan alanlarda özgürce yapmalarını sağlayacak iklim ve ortamı devletin sağlaması şarttır.

Devlet görevlilerinin memuriyetleriyle ilgili işlerde Sünni ya da başka herhangi bir dini öğretiyi ölçü alacak şekilde telkinler, açıklamalar, dualar, beddualar, dilekler bildirmeleri önlenmeli, ve hatta cezaya tabii tutulmalıdır.

Örneğin, askerlerin yemin törenlerinde Allah, din, şehadet vurgulu Sünni-İslam öğretisine dayalı şiirler, konuşma ve marşlar rütbeli subayları yapacağı işler değildir.
O askerler emirle toplanmıştır.
Aralarında çeşitli inançlardan insanlar vardır.
Zorla toplanmış insanlara belirli bir dinin laflarını, sözlerini zorla dinletmek, amin dedirtmek zorbalıktır, ayıptır.

Ancak, ölen Müslüman'sa cenazeyi teslim alan ailesi dilediği dini ritüele göre tören yapar, gerekirse rütbeli insanlar devleti temsil etmek üzere katılabilirler.
Ancak, asla töreni idare etmezler, imamlık etmezler, aynı dindense arzu eden namazına katılır, arzu eden yalnızca dini törenleri izler, onların törendeki varlıkları yalnızca devleti temsil etmekten ibarettir.
Asker Rum, Ermeni, Yahudi, Alevi, Caferi ya da hiç akla gelmeyen bir dini inançtan olabilir.
Değişmez, sevenleri, ailesi arzu ettiği şekilde cenaze törenini devletin resmi töreninden ayrıca yapar.
Devleti temsilen birileri bu dini törene katılır.
Aynı dinden birilerini bulur da törene gönderirlerse bu da büyük incelik olur.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     




a45UyF587661-171209205705 Oraj Poyraz At Alpinaasia oraj_poyraz@alpinaasia.com
2017/12/09  21:20 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



bagimsizcumhuriyetciler@googlegroups.com,BelcikadaYasayanTurkler@yahoogroups.com,cimcime1.IdF5l4GW8OhKfvtOWEDi@blogger.com,dusunceplatformu@googlegroups.com,erzincan-kemaliye-egin-grubu@googlegroups.com,gtiecer@aol.com,H9yfBR@yahoogroups.com,ISRATURK@yahoogroups.com,



EVANGELİST NEDİR? EVANJELİST NE ANLAMA GELMEKTEDİR?

Evangelist ne demek? Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün yaptığı konuşmada ABD'nin Kudüs kararının bizim nazarımızda hiçbir hükmü geçerliliği yoktur. Kudüs bizim ilk kıblemizdir. Trump'ın Kudüs kararı provokasyon arkasında evangelistler var. " dedi. Peki Evangelizm (Evanjelist) nedir?

09. 12. 2017 - 16:33 | Güncelleme: 09. 12. 2017 - 16:41

Evangelist ne demek? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen İnovasyon ve Girişimcilik Haftası Kapanış Töreni'nde "ABD'nin Kudüs kararının bizim nazarımızda hiçbir hükmü geçerliliği yoktur. Kudüs bizim ilk kıblemizdir. Trump'ın Kudüs kararı provokasyon arkasında evangelistler var. " dedi. Peki Erodoğan'ın bahsettiği evangelist ya da evajelistler kimler?

EVANGELİST NEDİR?

Matta Markos Luka ve Yuhanna tarafından yazılmış dört kanonik incilin her birine "Evanjel" denir. Yunanca "iyi haber" ya da "genel olarak kabul edilen gerçek" anlamına gelen evangelion dan gelmektedir. Bu kelimeden türetilerek incil yazarlarına "Dört Evanjelist" denmiştir.

EVANJELİST VE EVANJELİK

Evanjelizm sözcüğü Kitab-ı Mukaddes'e dönmek veya yönelmek anlamına gelir.

Evanjelist ve Evanjelik kelimeleri farklı anlamlara gelmektedir. Evanjelist sözcüğü en basit anlamıyla "Hristiyanlık bildirisini vaaz eden yayan kişi" anlamına gelir. Evanjelik sözcüğü ise daha çok Protestan Kilisesi'nin muhafazakar kesimini nitelemek için kullanılır. Evanjelikler ABD'yi kuran ve tutuculuğuyla bilinen Protestan mezhebi Puritenler'in devamıdır. Evanjelizm merkezli bu akımın mensuplarına ve zamanla liberal Protestanlar haricindeki tüm Protestanlara Evanjelik denmeye başlanmıştır (20. yüzyılın sonları 21. yüzyılın başı). Ayrıca Martin Luther reformları esnasında kurduğu kilise hareketi için bu ismi kullanmıştır. Bu nedenle Kıta Avrupası'nda Evanjelik sözcüğü Protestan veya Lutherci olarak algılanır.

EVANJELİZMİN TEMELLERİ

Evanjelizmin temelleri İngiliz George Whitefield (1715-1770) Methodizm'in kurucusu John Wesley (1703-1791) ve Amerikalı filozof ve teolog Jonathan Edwards (1703-1785) tarafından atılmıştır. Bu üç kişi Amerika'nın en büyük Protestan mezhebi olan Baptistlerin ve Metodistlerin oluşumunun temel taşlarıdırlar.

Amerika Birleşik Devletleri'nde 1820'lerde genelde Hristiyanlık inancı için kullanılan Evanjelizm 19. yüzyıldan itibaren iki ayrı koldan ilerlemeye başlamıştır. Charles G. Finney ile Amerikan halkının dönüşümünün sağlanması ile devrimcilik anlamı kazanmış diğer taraftan Playmouth Kardeşliği hareketinin kurucusu John Nelson Darby'nin öncülüğünde radikal bir dini yorumu temsil etmeye başlamıştır. Bugünkü Evanjelizm Amerika'daki Hristiyan toplumunun tutucu kanadını temsil etmektedir.

Darby'nin Muafiyetçilik akımı Kitab-ı Mukaddes ve dünya tarihini yedi çağa ve veya Tanrı'nın insanlık hakkındaki takdirini gösteren yedi bölüme ayırmaktadır.

C. I. Scofield tarafından yazılan Scofield Referans Kitab-ı Mukaddesi ile 1880 ve 1890'lı yıllarda Darby'nin Tanrı Tanrı'nın Krallığı'nı temsil eden insanlara imtiyaz vermiştir ve İsrail Kitab-ı Mukaddes'in Kıyamet zamanında önemli rol oynayacaktır öğretisi geniş kitlelerce benimsenmiştir.

Lutherci Protestanlık ile başlayan; Püritenizmle olgunlaşan; Jimmy Carter Ronald Reagan ve Baba Bush'un başkanlıkları döneminde adım adım gelişen Evanjelizm 11 Eylül'den sonra Oğul Bush ile Küresel Emperyalizmi yönlendiren esas güç haline gelmiştir.

http://www. haberturk. com/evangelist-nedir-evanjelist-ne-anlama-gelmektedir-1748310


a45UyF587661-171209201304 Oraj Poyraz At Openmail oraj.poyraz@openmail.cc
2017/12/09  21:20 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



ASKERİ OKULLAR AÇILSIN! BEŞİKTAŞ MEYDANINDA 65'İNCİ NÖBET TUTULDU



ASKERİ OKULLAR AÇILSIN! BEŞİKTAŞ MEYDANINDA 65'İNCİ NÖBET TUTULDU

"Askeri okulların açılması için başlatılan nöbet mücadelesi devam ediyor. İstanbul Beşiktaş meydanında tutulan 66'ncı nöbette "Türk Ordusu'nun kapatılan askeri okullara ihityacı olduğu" bir kez daha vurgulandı. Nöbete Cumhuriyetçi Hekimler de katıldı"

09 Aralık 2017 Cumartesi.

Türk Ordusunun bel kemiği olan Askeri Okulların yeniden açılması için başlatılan nöbet mücadelesinde 66 hafta geride kaldı.

İstanbul Beşiktaş meydanında tutulan nöbete Cumhuriyetçi Hekimler de katıldı Cumhuriyetçi Hekimler ise 3 haftayı geride bıraktı.

Cumhuriyetçi Hekimler adına Hikmet Gökçay askeri sıhhiyelerin yeniden "vatan savaşına göre" yapılandırılması gerektiğini vurguladı.

Gökçay sıhhiyelerin ordu için önemli olduğunu belirtti mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu Yönetim Kurulu üyesi Hıdır Hokka'nın gündeminde Kudüs de vardı.

ulusal. com. Tr

https://www.ulusal.com.tr/gundem/askeri-okullar-acilsin-besiktas-meydaninda-65-inci-nobet-tutuldu-h183760.html


a45UyF587661-171209200822 Oraj Poyraz At Alpinaasia oraj_poyraz@alpinaasia.com
2017/12/08  22:20 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com

 



TRUMP: ÖDEME YAPMAYAN NATO ÜLKELERİNİ RUSYA'YA KARŞI KORUMAYACAĞIZ

Dünyada her ülkenin başına bir Recep Tayyip ERDOĞAN(RTE) türevinin gelmesi acaba bir tesadüf olabilir mi?
Amerika'da Amerikan tarzı bir RTE, Fransa'da Fransız tarzı bir RTE ve her yerde buna benzer...
Bence dünyanın başı belada.
Bütün dünya halklarının böylesi liderler peşine takılması küresel bir felaket işareti olmalı.

İlginç bir etkileşim süreci, Avrupa'nın en nadide, en güzide halkları dahi Erdoğan örneğine bakara, ona öykünerek, onun gibi hoyrat, kaba saba, onun gibi dağdan taze inmiş tipleri politika sahnesinde başrol oyuncu yapıyor.
Sanki dünya vatandaşları bir realite programında kimin lideri daha çok küfreder, daha hoyrat olur, daha uzağa işer onun yarışmasını izliyormuş gibi geldi bana.

Kürese oligarklar da oynattıkları demokrasi tiyatrosunda halka ve politika mizansenine böyle bir kurgu sunuyorlar sanki bütün dünyada.
Sanki küresel bir nihlizm dalgası gibi.
Yansın bitsin bu dünya havası giderek yayılıyor.

Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     



TRUMP: ÖDEME YAPMAYAN NATO ÜLKELERİNİ RUSYA'YA KARŞI KORUMAYACAĞIZ

12-09-2017

ABD Başkanı Donald Trump NATO'da aidatlarını ödemeyen ülkeleri 'Rusya'ya karşı' korumayacaklarını belirtti.

Trump Florida Eyaleti'nde destekçilerine yaptığı konuşmada bu yıl NATO ziyareti sırasında ittifak üyelerinin ödeme yapması gerektiğini doğrudan ortaya koyduğunu söyleyerek "Aksi takdirde örgütte yerleri yok" dedi.

nato ile ilgili görsel sonucu

'BİZ ÖDEME YAPMAYAN BİR ÜLKE İÇİN 3. DÜNYA SAVAŞI'NA MI GİRECEĞİZ?'

Trump sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu yüzden basında sert eleştiriye maruz kaldım. Donald Trump'ın müttefiklerimize kaba davrandığını yazdılar. Oysa kaba olan bu ülkeler çünkü ödemelerini yapmıyor. Örneğin ödeme yapmayan bir ülke var. Bu ülkenin şimdi kiminle flört yaptığını biliyor musunuz? Rusya ile. Bu ülke aidatını ödemiyor saldırgan hale geliyor. Biz ödeme yapmayan bir ülke için Üçüncü Dünya Savaşı'na mı gireceğiz?"

'MERKEL'E 'BİZE BİRAZ DAHA PARA VERİN DEDİM'

Ayrıca Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşmesini tarif eden Trump şu ifadelerini kullandı:

"Biz onları koruyoruz. Almanya'da 40. 000 askerimiz var. Bunu kimse bilmiyor. Ben ona (Merkel'e) dedim ki 'Biraz daha para verin bize'. O da bana 'Donald bu Alman halkının hoşuna gitmez' dedi. Ben de ona 'Biliyor musun bu da Amerikan halkının hoşuna gitmez' dedim".

http://www. turkishny. com/headline-news/2-headline-news/259418-trump-odeme-yapmayan-nato-ulkelerini-rusyaya-karsi-korumayacagiz


a45UyF587661-171209172349 Oraj Poyraz At Openmail oraj.poyraz@openmail.cc
2017/12/08  22:20 2  65  AtaturkMilliyetcileri@googlegroups.com