22 Ağustos 2017 Salı

İSRAİL RAHATSIZ: İRAN İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİ KORKUTUCU

Bu yorumu ayrıca yorumlamaya gerek var mı?
Ve aynı yorum bize yapılması gereken ve yapılmaması gerekenleri anlatmıyor mu?

Oraj POYRAZ ( 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      
 


İSRAİL RAHATSIZ: İRAN İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİ KORKUTUCU

"Ankara-Tahran arasında adım adım ilerleyen terörle mücadele mutabakatı İsrail'i endişelendirdi. İsrail, Kürdistan devleti kurulabilmesi için Ankara ve Tahran'ın birbirinden uzaklaştırılması gerektiği görüşünde. İsrail Stratejik Araştırma Merkezi Kurucu Başkanı Martin Sherman iki ülke arasındaki işbirliğinin "Kürdistan için korkutucu olduğunu" söyledi."

22 Ağustos 2017 Salı 14:36

Tahran ve Moskova'nın Ankara seferleri Washington'da rahatsızlığa neden olmuştu. Bölge ülkelerinin işbirliği adımlarından rahatsız olan sadece Amerika değil. İsrail de gelişmelerin anbean takipçisi.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri'nin Ankara ziyaretiyle Tel Aviv'de tedirginlik de arttı. İsrail Stratejik Araştırma Merkezi Kurucu Başkanı Martin Sherman, Kürdistan'ın kurulabilmesi için iki ülkenin birbirinden uzaklaştırılması gerektiğini söyledi.

Barzani'nin 25 Eylül'de yapacağı bağımsızlık referandumunu değerlendiren Sherman, "Böyle bir devlet kurulabilmesi için İran ve Türkiye'nin bu işe karşı muhalefetlerini azaltmak gerekir." dedi.

Sherman, Türkiye ile İran arasındaki işbirliği nedeniyle iki millet arasında da gözle görülür beklenmedik bir yakınlık sağlandığını söyledi.

Analist Sherman, bir İsrail kanalına verdiği röportajda da değişen durumların fayda sağlaması ve İran ve Türkiye ilişkilerine etki etmesini ümit ettiğini belirtti.

Ankara-Tahran yakınlaşmasının Kürdistan için "korkutucu" ve "rahatsız edici" olduğunu vurguladı. İsrailli analist; "Bu durum bölgenin mevcut durumu üzerine uzun soluklu stratejik projeler yapılamayacağını İsrail'e göstermektedir." ifadelerini kullandı.

İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Bakıri'nin 3 günlük Ankara temaslarında "Kandil ve Sincar'a ortak operasyon" ele alınmış, Ankara, Tahran'ın teklifine yeşil ışık yakmıştı.

Bakıri'nin "Suriye'nin kuzeyini Suriye hükümetine bırakma konusunda Türk hükümetiyle anlaştık" açıklamaları da Washington'da tedirginliği arttırmıştı.

ulusal.com.tr

http://www.ulusal.com.tr/dunya/israil-rahatsiz-iran-ile-turkiye-arasindaki-isbirligi-korkutucu-h173724.html

 
a45UyF587661-170822211649 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2017/08/22  21:21 2  65  alelma@yahoogroups.com


 

Sursum corda!
Kalpler yukari! (cesaretlendirme amaciyla soylenir)

Latin Atasozu

Yunus Suresi nin 82.ayeti de Risale-i Nur a isaret ediyormus.
Ayetin Turkce anlami: -Ve Allah hakki, kelimeleriyle yerine getirecektir
Said-i Nursi ye gore: Bu ayetteki Kelimeler sozuyle, Risale-i Nur anlatilmak isteniyor.
Risale-i Nur butunu icindeki Sozler adli Risale nin Arapca karsiligi da Kelimelerdir Oyleyse ayetin anlami da su oluyor:
Ve Allah, kelimeleri yani Risale-i Nur la hakki yerine getirecektir

Derleyen: Osman Turkoguz
INANCLARA VE AKLA AYKIRI BIR YAKLASIM, NURCULUK.

Pluton, Mars ve NASA da ne dolaplar donuyor

23 Temmuz 2013

Ilkokuldan beri hepimizin severek takip ettigi bir gezegeni futursuzca silmeye calismak kamu vicdanini yaralar. NASA burada ileri gitmistir. Haddini ve maksadini asmistir. Boylesine bir karar utanc verici oldugu kadar gereksizdir de. Sanki en onemli sorunumuz buymus gibi, sanki butun halk Aman su Pluton gezegenlikten cikarilsa da bi rahat etsek demis gibi... Yok boyle bir sey!

Halkin ihtiyaci bu degil. Halk ekmek istiyor, as istiyor, is istiyor. Pluton u gezegenlikten cikarinca ciftcinin, esnafin yuzu mu guldu, emeklinin bogazina fazladan bir lokma mi girdi? Tamamen keyfi olan bu karar ayrica sunu da ortaya koydu: NASA da adamin varsa istedigin gok cismini gezegen, meteor yaparsin.

NASA nin tek vukuati bu degil. Bakin yillardir cesitli yildizlar kesfediyorlar. Bu yildizlar kainata, dolayisiyla hepimize ait. Ama ne acidir ki bu yildizlara isim verilirken dunyanin ortak mirasi isimler koyulmuyor, yildizi bulan astronotun adi veriliyor.

TEKSASLI YETIMIN HAKKI YENIYOR

Peki ayni astronot birden fazla yildiz bulursa ne oluyor? Hemen soyleyeyim, kedisinin, kopeginin adini, halasinin enistesinin ismini koyuyor yildiza. Helen diyor, Wilma diyor, Lessie1013 diyor. Okuyucularimizin daha net anlamasi icin soyle soyleyelim: Hayriye koyuyor yildizin adini mesela, Vildan1045 koyuyor, Haydut koyuyor. Ciddiyetsizlik diz boyu. Bilim bu kadar ayaga dusmemeli. Ayiptir!

NASA da bir yagma duzeni hukum suruyor ve birilerinin artik bunu gormesi lazim. Bakin yillardir ABD li kardeslerimizin vergileriyle ayakta duran bir kurum bu. Teksasli yetimin de hakki var burada, Harlemli oksuzun de. Peki bu NASA kuruldugundan beri kac tane adam gibi, yasanabilir gezegen buldu? Cevabinizi duyar gibiyim: Sifir. Evet, yaziyla da sifir, rakamla da sifir. Ne buldular peki? Yasamla alakasi olmayan, yamuk yumuk gereksiz gok cisimleri... Buna ragmen butun astronotlarin maasi, sigortasi, uc ayda bir cift maasi tikir tikir yatiyor. Ticket lar da cabasi.

Gezegen bulmayi da abartmiyorlar mi,sinirden duvarlari yumruklayasim geliyor.

Allah inizi severseniz, bugun herhangi birimiz bir uzay aracina atlasa, uzaya dogru soyle bir acilsa, illa bir gezegene denk gelmez mi zaten? Uzayin sonsuz oldugunu soyleyen gene NASA degil mi? Illa bulacaksin gezegen. Uzayin sonsuz olmasi astronotlarin isine geliyor tabii. Binlerce yil boyunca birbirinden luzumsuz gezegenler kesfedip maaslarini catir catir yiyebilirler. Uzay sonsuz nasil olsa, ye babam ye. Haram olsun.

MARS TA SU OLSA NE YAZAR?

Bakin 30 yildir arastirma icin Mars a gidiyorlar. Hic utanmadan cikip Efendim cok kucuk de olsa, Mars ta su olma ihtimali var. Bak sen! Mars ta su olma ihtimali varmis. Yahu Mars ta su olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Su burada dolu var. Dunyanin dortte ucunun su oldugunu soyleyen gene siz degil misiniz? Ne diye kalkip kucucuk bir ihtimalin pesinde kosuyorsunuz?

Ayrica bulsan ne faydasi olacak? Mars ta su bulduk deyip ortaligi birbirine katarlar, bir sevinc dalgasi, heyecan olur. Hemen astronotlarin katildigi bir parti verirler. Limitsiz yerli icki... Ertesi sabah herkes sorar: Iyi guzel de, ne yapalim o suyu? Uzay mekikleriyle Keban Baraji na mi aktaralim? Sacmalik.

Eger NASA da torpille gelmemis bir yonetici olsa der ki: Arkadaslar bu Mars tan is cikmayacak, baska gezegenlere odaklanalim. Ama gorunen o ki oyle biri yok ve 500 yil arastirsan hicbir numarasi ortaya cikmayacak soguk ve gereksiz bir gezegenin pesinde insanlarin vergileri carcur ediliyor. Yaziklar olsun.

Insanlar artik gulmuyor

GECEN gun bir isyerini aradim, Ahmet Bey le gorusecem, orada mi? diye sordum. Sekreterin cevabi: Kim ariyordu? En sevmedigim, en sinir oldugum sekreter lafi bu. Yani demek istiyor ki Ahmet Bey var ama herkese yok. Mecbur ismimi soyledim. Sekreter ismimi yuksek sesle tekrarlayarak muhtemelen o an iceride olan Ahmet e mesaj gondermis oldu. Ondan gelen yanit herhalde olumsuzdu ki soyle dedi sekreter: Ahmet Bey su an toplantida yalniz. Iste o an belki de son aylarda yaptigim en iyi espriyle karsilik verdim: E Ahmet Bey toplantida yalnizsa o toplanti bitmistir zaten Telefonun obur ucunda sessizlik oldu. Hicbir tepki vermedi sekreter kiz. Son derece iyi kurgulanmis, bu kadar kaliteli bir espriye bile insanlarin gulecek hali kalmadiysa modernizmin ve teknolojinin mutluluk getirip getirmedigini hep beraber tartismaliyiz. Kavga etmeden elbette. Uygar insanlar gibi.

Tuzlalilar ne okuyacak?

TUZLA Belediyesi ogrenciler arasinda bir iyilik sampiyonasi tertip ediyor. Cocuklar 180 bin gibi rekor bir sayida kitap toplamis, Anadolu ya gonderecekler. Peki soruyorum: O kadar kitap Anadolu ya giderse Tuzlali ne okuyacak? Evlerde kitap kalmadi, bir fa$ikule muhtac hale gelindi. Bu Tuzla yi cahillestirme operasyonudur! Istiyorlar ki Tuzlali okumasin. Turkiye bu tarz kampanyalarla oyuna gelmemeli ve kitaplarina sahip cikmalidir.

http://beyinsizadam.net/
lukasaluka@gmail.com


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






ORHAN UĞUROĞLU : ERDOĞAN NEDEN RACON KESİYOR?

Demagoji; halkın isteklerine, ön yargılarına ve korkularına dayalı olarak yapılan siyaset ve destek arayışıdır. Yunanca demos (halk) ve agogos (liderlik yapmak) kelimelerinin birleşiminden türemiştir. Genellikle üstün bir hitabet ve propaganda yeteneği gerektirir. Çoğunlukla dindarlık, milliyetçilik ve solculuk gibi popüler kavramları kullanarak ve bunlara bağlılığı sömürerek yapılır. Demagoji yapan kişiye "demagog" denir.

Demagojinin kökenleri antik Yunan ve Roma medeniyetlerine dayanır.

Wikipedia.

RASİM ÖZDENÖREN : DEMAGOJİ, DEMAGOG (FELSEFE SÖZLÜĞÜ)

Demagoji kelimesi, günlük konuşma dilinde karşısında kil eri yanıltacak şekilde söz söyleme anlamını taşır. Görünüşte doğru, mantıki bakımdan eksiksiz, aslındaysa başkalarını aldatmak için söylenen sözdür. Eski dilde bu kavram için "mugalata" kelimesi kullanılırdı. Demagog'un mantık kurgusu öyle ustacadır ki, ilk anda derhal inanılır, hiç olmazsa kitleler üzerinde bu tür sözlerin yanlış yönlendirme bakımından etkisi vardır. Esasında demagojinin özünde bir kimsenin veya bir grubun duygularını kamçılayarak, gerçek dışı fakat mantıklı sözler söyleyerek onları kazanma Özelliği vardır. Ne var ki, kullanılan mantık örgüsü ne kadar güçlü olursa olsun muhteva bakımından boşluğu ve yanıltıcılığı çok geçmeden anlaşılır.

Yunanca demos (halk) ve ago (kendine çekmek) kelimelerinden meydana gelen demagoji terimini "Politika" adlı eserinde kullanan Aristo, demokrasinin, yani halk yönetimininin bozulmuş, soysuzlaşmış biçimine bu adı vermiş ve bir toplumun duygularını yanıltarak kendi çıkarını yürütme yolu olarak tanımlamıştır.

Hakikatin ekseninden saptırılması yolunun kesilmesi anlamında, günlük konuşma dilindeki demagoji ile Aristo'nun kullandığı anlamdaki demagoji arasında yakın bir ilişki vardır.

Demagoglar, hiç bir zaman yeni gerçekler söylemezler, sadece bilinen gerçeklerden yararlanarak hakikati saptırırlar. Fakat kullanılan mantık örgüsü kimi zaman çok girift olabildiğinden, demagoji yapıldığı uzunca bir süre anlaşılmayabilir. Özellikle kavram kargaşasının mevcut olduğu kültürel ortamda demagoji yoğunlaşabileceği gibi, bizzat demagojinin de kavram kargaşasına yol açacağı unutulmamalıdır.

http://www.filozof.net/Turkce/filozof-biyografi-d/541-demagoji-nedir-demagoji-aristonun-demagoji-tanimi-demagog-kimdir.html

EMRE KONGAR : DEMOKRAT LİDER DEMAGOG LİDER

ekongar@cumhuriyet.com.tr 28 Kasım 2016 Pazartesi



Demokrat lider, kriz çözer. Demagog lider, kriz yaratır.

***

Demokrat lider, gerçekçi ve akılcıdır. Demagog lider, yalancı ve duygusaldır.

***

Demokrat lider, uzlaşmadan, barıştan yanadır.

***

Demokrat lider, bütün insanlara saygılıdır. Demagog lider, sadece kendi taraftarlarını dikkate alır. (Onlara dahi saygı duymaz!).

***

Demokrat lider, ahlaklıdır. Demagog lider, ahlaksızdır.

***

Demokrat lider, seçmene hesap verir. Demagog lider, seçmene hesap vermez.

***

Demokrat lider, hukuk devletine saygılıdır. Demagog lider, hukuk devletine saygısızdır.

***

Demokrat lider, tutum ve davranışlarında tutarlıdır. Demagog lider, tutum ve davranışlarında tutarsızdır.

***

Demokrat lider, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını korur. Demagog lider, kendine bağımlı, taraflı yargı yaratır.

***

Demokrat lider, bağımsız medyayı korur ve geliştirir. Demagog lider, kendine bağımlı medya yaratır.

***

Demokrat lider, muhaliflerine hain muamelesi yapmaz. Demagog lider, muhaliflerine hain muamelesi yapar.

***

Demokrat lider, rüşvet ve yolsuzluklara izin vermez. Demagog lider, rüşvet ve yolsuzlukları yaygınlaştırır.

***

Allah bütün toplumları, ama özellikle de azgelişmiş ve gelişmekte olanları, demagog liderlerden korusun! Sevgili okurlarım, bir yurtdışı toplantı dolayısıyla yazılarıma bir hafta ara veriyorum. Haftaya buluşmak üzere!

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/637324/Demokrat_lider_demagog_lider.html

Abinin tespitleri kesinlikle doğru.
Erdoğanın formülü aynen böyle.

Fakat burada sorulması gerek şey şu.
Türk halkı dediğimiz insan kalabalığının hiç değilde yarısı neden bu tarz bir siyasetçiyi onaylıyor, ve seviyor.

Orhan Uğurlunun tarif ettiği politikacı tam olarak Demogog, yaptığı politikaya da demogoji deniyor.

Demek ki, Türk halkı demogog liderden hoşlanıyor.
Bu çok acı, çünkü bu bir halkın seviyesini, seciyesini anlatan bir durum.

Oraj POYRAZ ( 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA      


ORHAN UĞUROĞLU : ERDOĞAN NEDEN RACON KESİYOR?

22 Ağustos 2017



Bu soruyu değişik şekilde de sormamız da mümkün.

Bu soruların yanıtlarını aslında hepimiz günlük hatta anlık olarak yaşıyoruz hatta biliyoruz ki onları da tek tek yazayım.

– Neden hep galip geliyor?

* Çünkü takım sporlarının ana ilkesi olan "en iyi savunma hücumdur" taktiği uyguluyor.

15 yıldır tek başına iktidarda nasıl kalabildi?

* AKP üye sayısını rekor seviyeye çıkarttı.

* Teşkilatlarını sürekli aktif halde tuttu.

* Halka "sosyal yardım" adı altında yardımlar yaptı.

* İslami mesajları sürekli kullandı.

* Sağlık ve ulaşım gibi sorunlara önem verdi

* Her seçimde sandıklara ve oylarına sahip çıktı.

– Siyasi rakiplerini nasıl köşeye sıkıştırıyor?

* Rakiplerinin hatalarını anında gündeme taşıyıp en sert şekilde eleştiriyor.

* 15 Temmuz kahpe girişiminde kendisi, başbakan, bakanlar tankların önüne çıkmıyor ama muhalefeti, "kaçtı, çıkmadı" diye eleştiriyor.

* Sağ kesimin en önemli muhalefeti MHP'yi "yandaş" yapmayı başarıyor.

– Hatalarını nasıl kapatıyor?

* "Hata yaptım pişmanım, Rabbim ve milletim affetsin" diyor.

– Siyasi defolarını nasıl unutturuyor?

* "Çözüm süreci" projesi başlatıyor ama baktı ki başarısız olacak kendi projesini kendisi en ağır şekilde eleştiriyor

* Fethullah Gülen ile "Paralel Devlet" kuruyor, baktı ki başarısız olacak "darbeciler" diye en sert şekilde mücadele başlatıyor.

– Partisine tek başına nasıl hakim oluyor?

* Her il ve ilçe başkanını atıyor ve sürekli takip ediyor.

* Anketlerle partisinin zayıf yönlerini görüyor, önlem alıyor.

* Genel Başkan ve Başbakan yaptığı Ahmet Davutoğlu tek bir il yönetimine adamlarını atamaya kalkınca hemen görevden alıyor.

%51'i nasıl etkiliyor?

* "Damardan siyaset" yapıyor.

* Tüm raconu kendisi kesiyor.

* Kendisine oy veren %51 gibi düşünüyor.

* %51'in istediği gibi konuşuyor.

%49'un "nefretini" nasıl sağlıyor?

* Onları kızdıracak söylemlerde bulunuyor.

* Kızmalarını hiç umursamıyor çünkü kendi taraftarlarını sevindirdiğini biliyor.

* Politikasından, söylemlerinden vazgeçmiyor.

* Her gün medyada çok geniş şekilde yer alıyor.

– Siyasetin gündemini nasıl belirliyor?

* Türkiye'nin sorunlarının üzerine gidiyor.

* Dış politikayı %50'nin hoşuna gidecek şekilde yapıyor.

* Milliyetçilik duygularını etkilemek için Amerika'ya da Almanya'ya da meydan okuyor.

– Medyanın % 90'ınını nasıl "yandaş" yapıyor?

* El konulan medyayı yandaş iş adamlarının almasını sağlıyor

* Gezilerine sadece yandaş gazetecileri alıyor.

* Muhalefet yapan gazetecileri toplantılarına almıyor.

Özetleyecek olursak Erdoğan "tek adam" olarak şunları yapıyor.

Devleti "tek adam" olarak yönetiyor.

AKP'yi "tek adam" olarak yönetiyor.

Muhalefeti "tek adam" olarak eleştiriyor.

Medyayı "tek adam" olarak yönetiyor.

Sürekli yurt içi gezileri yapıyor, halktan kopmuyor.

Sonuç olarak Türkiye'de tek adam olan Recep Tayyip Erdoğan, "racon kesiyor" kazanıyor, CHP ise ancak seyrediyor ve kaybediyor.

http://www.ilk-kursun.com/haber/332041/erdogan-neden-racon-kesiyor/

 
a45UyF587661-170822183917 Oraj Poyraz At 0raj.p0yraz@neomailbox.net 0raj.p0yraz@neomailbox.net
2017/08/22  20:18 2  65  alelma@yahoogroups.com


 
--

In fine
Sonunda

Latin Atasozu

Anadolu direnisi bir bloftur.
Avrupa medeniyeti Anadolu yu bu zararli hasereden temizleyecektir.
Hukum galibindir.
Medeniyeti temsil eden Ingiltere gibi bir devlete itiraz etmek kustahliktir.

Nazir Riza Tevfik-1920

Medya ve siyasetciler hep bizi bolen seylerden bahseder.
Bizi birbirimizden farkli yapan seyler.
Butun toplumlarda ki yonetici siniflar hep boyle calisir.
Geri kalan insanlari bolmeye calisirlar.
Zenginler parayi alip kacmak icin alt ve orta siniflari birbirine kirdirir.
Oldukca basit birsey ve hep ise yarar.
Farkliliklara vurgu yaparlar.
Irk,din,etnik ve milli gecmis,is,gelir,egitim,sosyal statu, cinsiyet.
Birbirimizle kavga etmemiz ve onlarin bankaya gidebilmesi icin herhangi bir sey.

George Carlin


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






FATİH ERBOZ : ORDUYU KURDULAR SIRA FEDERAL BÖLGEDE...

Bu tabloyu çizerken, şunun için söylüyorum, Türkiye er yada geç ABD'nin desteklediği Kürt gruplarla orada karşı karşıya gelecek ve çatışma olacak."

  Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin.

Bu ağır abi böyle söylemiş ve de çok doğru söylemiş.
Amerikanın silahlandırdığı ve desteklediği PKK/PYD ile şiddetli çatışmalar hazırlanmalıyız.

Amerikanın ise devreye doğrudan ve açıktan girmesini önlemek için ittifaklar yapmalı ve caydırıcı olmalıyız.
Amerikaya ve batıya vazgeçilmez olduğumuzu göstermeli ve hatırlatmalıyız.

Bu Amerika'yla olacak kaçınılmaz yüzleşmemizin en hafif seyirli senaryosudur.

Elbette bu yüzleşmeye hazırlanırken mevcut komutan kadrosunu milliyetçidir diye tasfiye etmemiz, yürütülmekte olan silahlanma projelerini savsaklamamız, yapılması gereken seferberlik hazırlıklarını önemsemeyip gözardı etmemiz asla kabul edilemez.
Kiiii, yapılmakta olan tam da budur.

Ordunun üç temel bileşeni vardır, komutan, asker ve silah.
Bunlar olmadan bir hiçtir.

Bizde görünen o ki, asker sebil gibi çok zannediliyor ki, bu büyük yanılgıdır.
Gerçekte top yekün savaşa hazır eğitimli askerimiz azdır.

Komutanlarımız ise orakla ot biçer gibi biçilmektedir.
Balyoz, Ergenekon, ve en son FETÖ derken...
Yerine sanki hemen yaban otu gibi bitecekmiş gibi.

Ordularımızın silahları ise kafa tuttuğumuz düşmanlara göre sayıca ve kalitece zayıftır.
Düşmanlarımızın tek cephede bize saldırmaları imkanı varken, bizim çok cephede hepsiyle birden savaşma ihtimalimiz çok güçlüdür.
Yapılan bolca hamaset, meydan okumalar, kent efsanelerine rağmen uzman gözüyle yapılan kıyaslamalarda ülkemizi doğrudan tehdit eden küresel güçler bir yana, bölgesel güçlerle bile baş etmekte zorlanacağımız çok açıktır.

Yarın büyük umutlarla girilen savaşların sonucunda tıpkı dünya kupası ya da Avrupa kupasındakine benzer ağır sonuçlar yaşandığında elde kalan yalnızca umut kırıklığı olmayacaktır.
Savaşların futbol maçı olmadığını, sonuçlarının da ağır olduğunu bilmek gerekir.

Osmanlı'nın hezimetleriyle dolu son üçyüz yılının tarihi karşımızda duruyor.
Yemen Harekatıyla başlayıp, Kanal ve Filistin cephesi derken, Balkan Savaşı eş zamanlı olarak Kafkasya'da derinleşen çok cepheli Osmanlı'nın yıkım savaşını hatırlamak gerekir.
Hala daha Osmanlı yıkılmadı, durakladı safsatalarını ağzından kaçıran bir genel kurmay başkanımızın olması utanç vericidir.
Tarih okumasını bilmeyene acı acı öğretir.

Oraj POYRAZ ( 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     


FATİH ERBOZ : ORDUYU KURDULAR SIRA FEDERAL BÖLGEDE...

22.08.2017 10:20

Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Kuzey Suriye'de 6 kantonu içeren 3 federal bölgenin kurulmasının hedeflendiğini söyledi.

Türkiye'nin olası müdahalesine karşı Suriye'de ABD'nin desteğiyle kurulan sözde Kürt ordusunun ardından 3 federal bölgeden oluşan Kürt yapısı da oluşturulmaya başlanacak.

Genelkurmay eski İstihbarat Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Suriye'nin kuzeyinde YPG'nin içinde olduğu bir ordunun kurulmasının ardından Kuzey Suriye Federal Bölgesi'nin de oluşturulmak istendiğini belirtti.

Pekin, "Rakka operasyonu devam ederken bir sorun çıkmaması için ABD bu orduyu kurdu zaten.

Artık hedef 3 federal bölgenin kurulması.

Bu üç federal bölge ise kendi içinde kantonlardan oluşacak.

Böyle bir planın olduğu açıkça ortaya çıktı" diye konuştu.

Türkiye'nin işte tam da bu noktada uluslararası ilişkileri kullanabilmesi gerektiğini söyleyen Pekin, "Rusya, İran ve Suriye ile bu sorunun çözümünde iş birliği yaparken aynı zamanda ABD'ye de Türkiye'yi kaybetmenin ne anlama geleceğini iyice göstermemiz gerekiyor" dedi.

Türkiye'nin içinden geçtiğimiz süreçte 3 ya da 4 eş güdümlü hamle yapmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Pekin, şunları kaydetti:

"Birincisi Esad konusundaki tutumunu değiştirmek.

İkincisi Tel Rifat Bölgesini alarak Afrin'in güney ile irtibatını kesecek.

İdlib bölgesini İran ve Rusya ile halledecek.

Yani burada İran, Rusya ve Türkiye arasında ciddi bir iş birliği olacak.

Bunun dışında yeteri kadar gücün bölgeye gönderilmesi gerekiyor.

O bölgeye yığınak yaparsanız güçlü olduğunuz anlaşılır.

Bunu karşıya göstermek zorundasınız."

Kurulması planlanan Kuzey Suriye Federal bölgesinin 3 değişik yapıdan meydana geldiğini bildiren Pekin, şöyle devam etti:

"Bunlardan bir tanesi Kamışlı bölgesi.

Kamışlı bölgesi iki ana bölgeyi hedefliyor.

Kobani ile El Cezire dediğimiz bölge.

Yani burası iki kantonu içine alıyor.

Diğer bölge Fırat bölgesi.

Burası da 2 kanton.

Bunlardan biri Cerablus.

Afrin ise 3'üncü federe bölge.

Burası da 2 kantondan oluşuyor.

Türkiye'nin işte bu konuyu çok iyi incelemesi gerekiyor.

Buna göre önlemlerini alması gerekiyor."

Bu yapının ortaya çıkmasında Rakka operasyonunun kaderinin önemli olduğuna dikkat çeken Pekin, "Küresel güçler kantonlaşmayı Rakka operasyonu bitmeden gerçekleştirmek istemiyor.

Ancak diğer yerel güçler 'Rakka operasyonu biterse bu iş olmaz, ABD bizi satar' düşüncesinde.

ABD kendilerini terk etmeyeceğini göstermek için ordu kurdu.

Onları bir şekilde halletti.

Rakka harekâtı devam ederken bu federal bölgeyi hayata geçirmek istiyorlar, meşru bir yapı olarak dünyaya ilan etmek istiyorlar" şeklinde konuştu.

İsmail Hakkı Pekin, Rakka'nın durumunun belirsizliğini koruduğunu ve yine Suriye'deki bütün aktörlerin birbirlerinin hamlelerini beklediğini aktardı.

Türkiye'nin İdlib'i mutlaka temizlemesi gerektiğini ve Afrin konusunda önlem almasının kaçınılmaz olduğunu söyleyen Pekin sözlerini şöyle tamamladı:

"Bunun nedeni ABD'nin oraya gelmesini engellemek.

Bunu yaparken İran ve Rusya'dan destek alabiliriz.

Ancak bu noktada sorun yine Afrin'e döner.

Burada ise sadece YPG yok, aynı zamanda diğer Kürt grupları da var, Rusya bunlarla görüşüyor, Türkiye de bunlarla görüşmeli.

Bir an önce önlem almalı.

Bu tabloyu çizerken, şunun için söylüyorum, Türkiye er yada geç ABD'nin desteklediği Kürt gruplarla orada karşı karşıya gelecek ve çatışma olacak."

http://www.yenicaggazetesi.com.tr/orduyu-kurdular-sira-federal-bolgede-171085h.htm

 
a45UyF587661-170822181756 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2017/08/22  19:21 2  65  alelma@yahoogroups.com


 

Bir insan hayranlik duyup sevebildigi surece sonsuza kadar genc demektir.

Pablo casals

Duveli Muazzama ile eski dostlugumuzu devam ettirseydik, degil Izmir den hicbir taraftan mahrum kalmayacaktik.
Itilaf devletlerinin itimadini mutarekeden beri cidden kazansaydik, artik bu topraklarda Ittihatci olmadigini ispat edebilseydik, daha uygun sulh sartlari elde edecektik

(ALi KEMAL, Peyami Sabah, 19.2.1920)

Yilmaz Odabasi : Marilyn ve Rabia


Marilyn Monroe, olumunun uzerinden gecen yarim yuzyila ragmen hala bir efsane.

Gayri mesru olarak dunyaya gelen ve annesini timarhanede yitiren Marilyn nin, mutsuz bir cocukluk gecirdigi ve bakimevlerinde istenmeyen bir esya gibi gorulme duygusuyla yasadikca didistigi bilinir.

Rabia yi ise, Diyarbakir da bir asiret reisi olan Haci Huseyin in kizi olmasina ragmen, aile cevresi disinda kimseler tanimaz.

Rabia, Marilyn e kiyasla, ailesiyle birlikte mutlu bir cocukluk gecirmis, bes kardesin en guzeli ve en kucugu olarak bir dedigi iki edilmemistir.

Bu iki kadinin Hollywood kokenlisi, genclik yillarindan itibaren unun doruguna cikmis, bas dondurucu bir populerlik ve servet edinmis, diledigi erkekle birlikte olup firtinali asklar yasamistir.

Rabia ise, ergenlik donemine geldiginde taliplerinden Sefer e, o yillarin torelerine uygun bicimde -baslikla- gelin edilmistir.

Marilyn, uc kez evlenip onlarca erkekle flort ederken, Rabia ise esi Sefer e varligini armagan edip, o gunden itibaren yazgisina itaatle boyun egmistir.

Daha sonra Rabia nin kocasi Sefer, bir omrun yoksullukla gecmeyecegine karar verip, birkac yil icinde Almanya dan zengin bir adam olarak donecegine Rabia yi ikna etmis ve Almanya da otomotiv sektorunde isci olarak calismaya basladiginda, Rabia ise kaynanasi ve iki cocuguyla aci dolu gunleri, yillari saymaya koyulmustur.

Marilyn, genis salonlarda onlarca erkegin iltifatlariyla suh kahkahalar atarken, Rabia ise sirret bir kaynananin bekciliginde her gun aglamayi yazgi bilmistir.

Rabia, evinin perdelerini acamaz, dis kapisinin onunu bile -bir baska erkege bakmasin diye- supuremez olmustur. Kaynanasi ve kayinlari, Rabia, Sefer i namusuyla (!) beklesin diye onu birkac gunde bir tokatlamayi da huy edinmislerdir.

Butun gazeteler Marilyn in bir narsisist oldugunu yazarken, Rabia nin ise hic secmeden, hic istemeden Diyarbakir in varoslarinda bir mazosist olabildigini kimseler bilmemistir...

Uc yil sonra Almanya dan donecegine soz vererek giden sefer, her yil sadece on bes ila yirmi gun tatile gelebilmis ve Rabia nin butun sitemlerine ragmen iki daire ve bir ekmek firini parasi biriktirmeden Diyarbakir a donemeyecegini, soyleyerek ona sadece sabir dilemistir...

Marilyn, firtinali yasamindan dolayi p$ikolojik tedavi gormeye baslarken, Rabia ise bir kaynana ve iki cocugu ile dort duvar arasinda silik ve dingin, bunaltici yillar gecirmekten giderek p$ikolojik bir vaka haline gelmistir.

Onu tedavi eden de olmamis, aradan upuzun on yil gecmis ve Sefer, iki daire, bir de ekmek firini parasi biriktirip nihayet- Almanya dan donmustur.

Kaynanasi ve kayinbiraderleri gorevlerini yapip (!) tam on yil boyunca Rabia nin yanina bir erkek sinegi bile yaklastirmayarak, onun bedenini Sefer adina bir yetkiyle korumuslardir. Bedenini korumuslardir ama, Rabia nin ruhsal durumu yillarca yasadigi intihar boguntulariyla artik paramparcadir...

Marilyn, cevresinde sohreti ve parasi icin dolasan yuzlerce insandan hangisinin gercek dost, hangisinin sevgili oldugunu kalabaligin kusatmasinda anlayamadigi icin tedavi gorurken, Rabia ise on yil suren upuzun bir yalnizlikta sadece Sefer in adini sayiklamaktan bir sizofrendir artik...

Marilyn, Saint Exupery, Dostoyevski, Miller okurken ve Miller le flort ederken, ilkokul cikisli Rabia ise Sefer i bekledigi gunlerdeki yalnizlikta cocuklarinin hikaye kitaplarini okumus, radyo programlari, haberlerden vb yerlerden Napolyon un, Gorbacov un kim olduklarini ogrenmistir.

Diyarbakir a yillar sonra donen Sefer, artik Rabia yi taniyamamaktadir; cunku Rabia, her sabah Napolyon Bonapart in selamini Gorbacov a ulastirmak uzere evden cikmakta ve Sefer in Almanya dan getirdigi fotr sapkayi giyip, dudaklarinin kiyisina bir sigara ilistirip dussel olarak kurguladigi ordulara kendince komutlar vermektedir.

Belki de kendini hep arzuladigi bir ozgurlugun kollarina boyle birakmaktadir; artik suursuzdur...
Rabia yi bir sure gozleyen Sefer, anasina, artik Rabia nin kendisine kadinlik yapamaya cagini, bu yuzden yeni bir evlilik icin genc ve guzel bir kadin bulmasini soyler. Baslik parasi fazlasiyla odenir ve kirk bes yasindaki Sefer e on yedi yaslarinda bir kiz bulunur civar koylerden; incecik, gencecik bir kiz.


Rabia, artik otuz yedi yasina gelmis ve yillarca evde oturmaktan hayli kilo almis bir delidir (!) Sefer, kucuk bir oda tutar Rabia ve cocuklarina; kendisi de genc esiyle yeni aldigi daireye cekilir. Rabia yi baglamak da bir cozum getirmez ve kaldigi evin duvarlari disinda ne varsa her seyi paramparca ederek disari, sokaklara kacar durur...

Rabia, artik Diyarbakir in muhtelif semtlerinde kah Napolyon un askerlerine komutlar verirken, kah yollarda, kaldirimlarda oturup bir basina aglarken gorulmektedir. Artik kocasi Sefer in hicbir isine yaramayan Rabia nin onuru ve delirmis yalnizligi ne kaynanasinin ne kayinbiraderlerin umurunda degildir...

Rabia, bir aksam Diyarbakir in Dagkapi semtinde SSK hastanesi bitisigindeki askeri karargah civarinda yururken, nasilsa kirmizi sapkali kizin buyukanne kiligina giren kurt tarafindan yenmek uzere oldugunu dusler. Kirmizi sapkali kizin kulubesi ise, askeri karargahin icindeki karanlik alandadir.
Rabia, arkasinda yuruduklerine inandigi Napolyon un askerlerine komut verir ve kirmizi sapkali kizi kurtarmak uzere tel orgulerle cevrili yasak alana girer...

Nobetci askere, karargaha parolasiz girmeye kalkan olursa ona vurmasi emredilmistir. Asker uyarir, bagirir, ama kirmizi sapkali kizi kurtarmaya giden Rabia, o an hicbir sey duymaz...


Nobetci askerin once bir, ardindan ik kursun Rabia nin bedenine isabet eder. Rabia, vurulup yere duserken bile hala Napolyon un askerlerine komutlar vermektedir.

Namlusundan dumanlar cikan nobetci er, onun mirildandiklarindan hicbir sey anlamaz.Askerin onun hakkinda bildigi tek sey dur ihtarina uymadigidir...
Nobetci er, siyasal gerilimin alabildigine boyutlandigi o gunlerde olaganustu hal bolgesi kapsamindaki Diyarbakir daki kisla nobetinde, aklinca kendisine verilen emre itaat etmistir(!)

Rabia, sonraki gun sahipsizler mezarligina gomulur ve o yil bazi insan haklari dernek ve kurumlarinin yilliklarinin Guneydogu daki yargisiz infaz lar listesinde adi gecer. Oysa ki olumu degil, asil Rabia nin yasami bir yargisiz infazdir...

Bu iki efsane kadin, benim kalbimde yillar yili ev sahibi gibi oturup kalmislardir ve daha kalmaktalardir. Cunku Marilyn, biricik platonik askim, Rabia ise oz teyzemdi benim...

Sevgili Marilyn, Cemal Sureya nin dedigi gibi, simdi cennette Nietzsche nin metresi olmalidir ; anamin kara gozlu bacisi Rabia ise, belki cennette bile hala Sefer i sayiklamaktadir...

Yilmaz Odabasi - Sevginin Herkesten $ikayeti Var adli kitabindan


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






AYŞENUR ARSLAN : ERDOĞAN FARKINDA MI ACABA?

Doğrusu ben de sonun başlangıcı olarak düşünüyorum.
Ve Ayşenur ARSLAN hanımın sorduğu soruya dikkat çekiyorum.
RTE nasıl ölecek?

Ülke yönetilemez halde.
Ekonomi yönetilemez halde.
Zorbalıkla, dayatmacılıkla nereye kadar?
Nasıl olacak, neyle olacak?
İzleyip göreceğiz.

Oraj POYRAZ ( 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc / oraj_poyraz@alpinaasia.com )
           L2fSIJNoA0xfSNxA     



AYŞENUR ARSLAN : ERDOĞAN FARKINDA MI ACABA?

22.04.2017 08:13



İnsan öleceğini bilir. Bilir ama idrak edemez. Doğal olarak hiç deneyimlemediği bir şeydir ölüm.

Bugünleri düşünürken aklıma geliyor bu. Bizler, 16 Nisan sonrasında yepyeni bir döneme gireceğimizi biliyorduk. Ama idrak edemiyorduk. Bence hâlâ idrak edemiyoruz. Neredeyse padişah yetkileriyle donatılmış tek adam sistemini nasıl idrak edebilirsiniz ki?

Ama aynı zamanda, Erdoğan da bu durumu eminim idrak edemiyordur. İstediği nükleer bombaya kavuştu. Butonu da elinde. Yine de patlatmaya korkuyor olmalı. Çünkü daha şimdiden içerde de dışarda da kontrolü kaybetti. Reklam boşuna demiyor "kontrolsüz güç güç değildir" diye!

Olağanüstü bir gücünüz var.

Var da, apaçık bir şaibe ile "kazanmış" görünüyorsunuz. Üstelik, kabullendiğiniz tablo bile sizin için mağlubiyetin ta kendisi. Öyle ya, büyük şehirleri kaybetmişsiniz. Yıllardır uzanıp da alamadığınız İzmir'i saymıyorum bile. Türkiye'nin bir kesitini alabileceğiniz, dolayısıyla aslında Türkiye demek olan İstanbul'u.. Başkent Ankara'yı kaybetmişsiniz. Hem de yıllardır elinizde olduğu halde. Hem de vaatlere, sadakalara doymadığınız halde.

Olağanüstü bir gücünüz var.

Oysa o güç, hapsi, kaba şiddeti ve hatta belki ölümü bile göze alıp sokağa çıkan on binlere vız geliyor. Gücünüz, o insanların karşısında hükmünü yitiriyor. Zaten çok ilginç değil mi, sizin yüzünüzden düşen bin parça ama HAYIR cephesinin heyecanı da, morali de dünden fazla. Mahallenizin en ünlü kalemlerinden Abdülkadir Selvi'nin, bundan DİP DALGA diye söz etmesi boşuna değil. Dipten gelen dalga büyüdükçe büyüyor. Muhtemelen rüyalarınıza giriyor!!

Olağanüstü bir gücünüz var.

Ama Avrupa'da, ABD'de, Rusya'da.. Daha doğrusu birkaç Arap ülkesi dışında hiçbir yerde ciddiye alınmıyor. Dünya liderleri kutlamaktan kaçınıyor. Bir zamanlar dostluk pozları verdiğiniz isimler, bugün AGİT raporundan söz ediyor. O raporu görmeden referandumu kazanmış sayılamayacağınızdan dem vuruyor.

•••

Üsküdar'ı geçtiğinizi sanıyordunuz ama AGİT deyip geçmeyecektiniz. Belki haberiniz yoktur. Tek adam olarak yönetmeye talip olduğunuz ülke, o örgütün, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın kurucu üyelerinden.

Danışmanlarınızdan, AGİT üyesi ülkelerin listesini isteyiverin bir zahmet. O da ne! Meğer adı Avrupa olsa da sadece Avrupa ülkeleri değil, ABD ve Rusya da üye değil miymiş! Hatta, Kanada'dan Avustralya'ya ve gözlemci statüsünde Japonya'ya kadar uzanan bir ağ değil miymiş!

Bu kadarını anladıktan sonra gerisini çıkartırsınız herhalde. AGİT temsilcilerinin raporunu bütün dünya, Trump bile ciddiye alır. Zaten öyle incelemeler yapıp rapor hazırlasınlar diye kurulmuştur. Siz de imzanızla onaylamışsınızdır.

Şimdi o raporu görmezden gelemezsiniz. Yok sayamazsınız. Ne de olsa, o raporun muhatabı ülkelerle aranızda askeri / ekonomik / siyasi / kültürel bağlar var.

Referandumdan sonra açıkladığınız yüzde 13 işsizlik oranı... Bir türlü düşmeyen enflasyon... Sıcak para sıkıntısı.. Sizce AGİT üyesi ülkeleri sırtınızı çevirerek bunları çözebilir misiniz!

Evet, Türkiye'nin Batılı ülkelerle aynı yöne bakmadığını düşünüyorsunuz. Elinizden gelse, bir günde bütün bağları kopartıp İslam Cumhuriyeti bayrağını çekiverirsiniz.

Heyhat! Elinizden gelmiyor. Gelmeyecek.

Dipten gelen dalga artık bastırılamayacak.

http://www.birgun.net/haber-detay/erdogan-farkinda-mi-acaba-156498.html

 
a45UyF587661-170422151632 Oraj Poyraz oraj_poyraz@alpinaasia.com
2017/04/22  17:27 2  65  alelma@yahoogroups.com


 

Hayatta butun basarilarimi her zaman ve her iste bir ceyrek saat once harekete gecmeme borcluyum.

OSCAR WILDE

Usame ( Radiyallahu Anh ) soyle dedi : Nebi ( Sallallahu Aleyhi ve Sellem ) :
...Lakin ates ehli atese girmeye emrolunmuslardi. Ben cehennemin kapisi onunde de durdum. Oraya girenlerin cogunun kadinlar oldugunu gordum buyurdu

( Buhari - Tirmizi ) Cehennemle ilgili hadis. Sahihmis bilenler denetlesin.

Zamanimizin Paradox u

Daha yuksek binalarimiz, ama daha kisa sabrimiz var; daha genis oto yollarimiz, ama daha dar bakis acilarimiz var.

Daha cok harciyoruz, ama daha az seye sahibiz; daha fazla satin aliyoruz, ama daha az hosnut kaliyoruz.

Daha buyuk evlerimiz, ama daha kucuk ailelerimiz; daha cok ev gerecleri, ama daha az zamanimiz var.
Daha cok egitimimiz, ama daha az sagduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeligimiz var.
Daha cok uzmanimiz, ama yine de daha cok sorunumuz; daha cok ilacimiz, ama daha az sagligimiz var.

Cok fazla alkol ve sigara tuketiyoruz, cok savurganca para harciyoruz, cok az guluyoruz, cok hizli araba kullaniyor, cok cabuk kiziyoruz, cok gec saatlere kadar oturuyor, cok yorgun kalkiyoruz, cok az okuyor cok fazla TV izliyoruz ve cok ender sukrediyoruz.
Mal varliklarimizi cogalttik, ama degerlerimizi azalttik.
Cok konusuyoruz, cok az seviyoruz ve cok $ik nefret ediyoruz.

Gecimimizi saglamayi ogrendik, ama yasam kurmayi ogrenemedik.
Yasamimiza yillar kattik, ama yillara yasam katamadik.
Aya gidip gelmeyi ogrendik, ama yeni komsumuzla karsilasmak icin caddenin karsisina gecmekte sorunumuz var.
Dis Uzayi fethettik, ama ic dunyamizi edemedik.
Daha buyuk isler yaptik, ama daha iyi isler yapamadik.
Havayi temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.
Atoma hukmettik, ama onyargilarimiza edemedik.
Daha cok yaziyoruz, ama daha az ogreniyoruz.
Daha cok plan yapiyoruz, daha az sonuca variyoruz.
Kosusmayi ogrendik, ama beklemeyi ogrenemedik.
Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha cok kopya cikarmak icin daha cok bilgisayar yapiyoruz, ama git gide daha az iletisim kuruyoruz.

Zaman artik, hizli hazirlanan ve yavas sindirilen yiyeceklerin; buyuk adamlar ve kucuk karakterlerin; yuksek karlar ve sig iliskilerin zamanidir.
Gunumuz artik, iki maasin girdigi ama bosanmalarin daha cok oldugu, daha suslu evler, ama dagilmis yuvalarin oldugu gunlerdir.
Bu gunler, hizli seyahatler, kullanilip atilan cocuk bezleri, yok edilen ahlaki degerler, bir gecelik iliskiler, obez bedenler ve neselendirmekten sakinlestirmeye hatta oldurmeye kadar her seyi yapabilen haplarin oldugu gunlerdir.
Vitrinlerde her seyin sergilendigi, ama depolarda hicbir seyin olmadigi bir zamandayiz.

George Carlin


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/










BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo






YILMAZ ÖZDİL : HIRİSTİYANCI HACI



YILMAZ ÖZDİL : HIRİSTİYANCI HACI

22 Ağustos 2017



Akp el koymadan önce atv Haber'i yönetiyordum, Almanya'ya muhabir gönderip canlı yayın yaptırmıştım.

*

İsmi, Osman Kalın'dı.

81 yaşındaydı.

Hacı'ydı.

Berlin'in göbeğine, utanç duvarının dibine gecekondu dikmişti, bahçesi de bildiğin tarlaydı, telle çevirmişti, sebze meyve ekiyordu.

Hatta, biz o habere "Berlin'e ektim soğan" başlığını atmıştık.

Bahçeyi 1964 senesinde ufak ufak ilk çevirdiğinde 25 metrekareymiş, biz haber yaptığımızda yayıla yayıla 500 metrekareye ulaşmıştı.

Elektriği yoktu.

Papazı kafalamıştı, suyu kaçak olarak hemen yanıbaşındaki kiliseden alıyordu.

(Almanya'da olur mu öyle şey diyenler, lütfen internete girip baksın, canlı yayınımız, haberler, fotoğraflar, hepsi orada duruyor.)

Belediye ekipleri geldiğinde gecekonduya Türk bayrağı asıyor, mahallenin gençlerini topluyor, "bunların hepsi nazi, Türk düşmanları, din düşmanları" diye bağırarak, hadise çıkarıyordu, kazmayı kapıp saldırıyordu.

Almanlar illallah demişti.

Ölse de kurtulsak diye gün sayıyorlardı.

*

Açtık kamerayı, uzattık mikrofonu, sorduk Hacı Osman'a…

– Kime oy verdin?

– Hıristiyan Demokratlara.

– Niye?

– Elektrik, su bağlayacaklar da ondan.

– E baba, sen nasıl hacısın?

– Orasını karıştırma, önce can sonra canan, menfaat dünyası oğlum!

*

Aynen böyle demişti.

"Menfaat dünyası oğlum."

*

Unutmadan ekleyeyim, röportajı yapmak için bizden 200 euro istemişti hıristiyancı hacı… Pazarlık etmiş, 20 euroya el sıkışmıştık, cebine koymadan tek kelime konuşmamıştı.

*

Ve, hani şimdi asrın liderimiz "sakın yanlışa düşmeyin, Hıristiyan Demokratlara oy vermeyin, bunlar Türkiye düşmanıdır" filan diyor ya… Çağrı yaptığı ahali, işte budur.

*

(Almanya'daki fikri hür vicdanı hür irfanı hür, demokrasiyi özümsemiş vatandaşlarımızı tenzih ederim.)

*

Menfaatin dini imanı yoktur.

Bunu en iyi Akp bilir.

*

Angela Merkel iki kilo makarna, yarım ton avanta kömür verirse…

Tulum çıkarır hacı Osmangillerden!

http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/yilmaz-ozdil/hiristiyanci-haci-1983642/

 
a45UyF587661-170822151249 Oraj Poyraz oraj.poyraz@openmail.cc
2017/08/22  16:27 2  65  alelma@yahoogroups.com


 

Herkes ayni seyi dusunuyorsa fazla dusunulmuyor demektir.

Walter Lipmann

Tevbe Suresi 5.Ayet:

Musrikleri buldugunuz yerde oldurun.

Kur an-i Kerim in bazi ayetlerine iliskin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlis tercume edilmis!
2- Bu ayetler yanlis anlasilmaya musait yani herkes anlayamaz!
3- Bu ayetler zaman asimina ugradi yani bugun gecersiz!
4- Bu ayetler cag disi yani Islam da reform yapilmasi lazim!
5- Bu ayetlere iman etmek imkansiz ama yine de ben bir muslumanim!

Mazeretlerin Cevaplari:

1- Diyanet Vakfi Meali ni, konularinda uzman Ilahiyatci Heyet hazirladi. En cok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlis tercume yapmasi imkansiz. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
2- Kur an-i Kerim i herkesin anlayabilecegine dair ayetler var* ve zaten bu sebeple indirilmis . Tersi ise adaletsizlik olur cunku herkesin anlayamayacagi ve yanlis anlasilmaya musait bir kutsal kitap gondermek Allah a yakismaz. Bir sakinca da sudur; Muslumanlara siz Kur an i anlamazsiniz, sadece biz anlariz diyen ruhban sinifi olusur ki Islam da ruhbanlik haramdir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
3- Kur an in, kiyamete kadar , cihansumul(evrensel) yani her zaman ve her yerde hukmunun gecerli olduguna inanmak farzdir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
4- Allah 21. yuzyilin hayat sartlarini ve yasam bicimini ezelden beri bildigine gore Allah in bu durumu hesaba katmadigi ni iddia etmek Allah a karsi cok buyuk bir iftiradir. Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adi Musluman degil Kafir dir.** Hal boyle iken bu mazeret gecersizdir.

*Bakiniz: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide Suresi 15. Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakiniz: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.

Levent ERTURK : BIR AFRIKA YARATILIS OYKUSU - TANRI BUMBA

levbaba@yahoo.com

Bir Orta Afrika halki olan Boshongo kabilesinin yaratilis miti. Boshongolar, Tanri ya Bumba derler.

***

Baslangicta, karanliklar icinde, sudan baska hicbir sey yoktu. Ve Bumba yalnizdi.

Bir gun Bumba, karninda cok siddetli bir aci hissetti. Ogurdu, zorlandi, kasildi ve sonra Gunes i kustu. Boylece her yeri i$ik kapladi. Gunes in isinlari suyu kurutmaya basladi, ta ki Dunya nin kara uclari gorunene kadar. Siyah kumsallar ve kayaliklar gorulebiliyordu. Fakat yasayan hicbir sey yoktu.

Bumba, Ay i ve yildizlari kustu, simdi gecenin de kendi isigi vardi.

Fakat Bumba nin hala karni agriyordu. Bir kere daha ogurdu ve ortaya dokuz tane canli cikti: Koy Bumba isimli bir leopar, sorguclu kartal Pongo Bumba, timsah Ganda Bumba, ve Yo isimli kucuk bir balik, sonra, yasli kaplumbaga Kono Bumba; ve leopar kadar hizli hareket eden, olumcul, guzel Simsek Tsetse; sonra beyaz balikcil Nyanyi Bumba, ayrica bir bocek, ve Budi isminde bir keci.

Bunlarin hepsinden sonra insanlar geldi. Bir suru insan vardi, fakat sadece bir tanesi Bumba gibi beyazdi. Onun adi Yoko Lima idi.

Ortaya cikan yaratiklar diger yaratiklari dogurmaya basladi. Balikcil butun kuslari yaratti, caylak haric. Timsah ise yilan ve iguanayi yaratti. Keci, butun boynuzlu yaratiklari olusturdu. Kucuk balik Yo, tum denizler ve sulardaki baliklari yaratti. Bocekten diger bocekler cikti. Yilanlar kivrilarak cekirgeleri ortaya cikardilar ve iguana boynuzu olmayan tum hayvanlari cikardi.

Sonra, Bumba nin uc oglu dunyanin geri kalanini bitireceklerini soylediler. Ilk oglu Nyonye Ngana beyaz karincalari yaratti fakat gorevini bitirebilecek kadar guclu degildi, bu yuzden oldu. Yine de karincalar hayattan ve varolmaktan mutlu olarak topragin derinliklerine indiler, corak topraklari kapladilar ve yaraticilarini onurlandirdilar.

Ikinci ogul, Chonganda, muhtesem agaclarin, otlarin, ciceklerin, bitkilerin fiskirdigi yesil bir alan yaratti. Ucuncu ogul, Chedi Bumba, farkli bir seyler yapmak istedi, fakat tum cabalarina ragmen Kite isimli bir kustan baska sey yaratamadi.

Butun bu yaratiklar icinde sadece Simsek Tsetse sorun cikariyordu. Basa o kadar cok bela olmaya basladi ki sonunda Bumba onu gokyuzune kovaladi. Insanlar atesi bilmiyorlardi, Bumba onlara agaclardan nasil ates cikarilacagini ogretti. Onlara, her agacin icinde ates bulunur dedi ve sonra agaci delip atesi nasil ozgurluge kavusturacaklarini anlatti. Bugun bile, bazen Simsek Tsetse yeryuzune sicrar ve etrafa zarar verir.

Sonunda, butun yaratma isleri bittiginde, Bumba baris icindeki koylere yurudu ve insanlara dedi ki: Bu mucizelere sahip cikin. Onlar size aittir.

Boylece Bumba, yaraticimiz ve ilk atamiz, her gun gorup kullandigimiz tum mucizeleri yaratti ve insanlarla diger yaratiklar arasindaki barisi sagladi.

***

Kaynak:

Maria Leach, Baslangic, dunyanin her yerinden yaratilis mitleri, Boshongo kabilesi bolumu (The Beginning, New York, 1956, pp.145-6; translated and adapted from E. Torday and J. A Joyce, Les Boshongo, pp.2)

Tercume: Levent Erturk
https://leventerturk1961.wordpress.com/2015/08/26/bir-afrika-yaratilis-oykusu-tanri-bumba/

- - - - - -

Saygi deger insanlar;

Afrika halklarindan Boshongo kabilesinin yaratilis inancini anlattigim yazima dileyenler blogumdan ulasabilirler.

Not:Bu tur mitlerdeki tanrilara tapmiyorum.
Sadece okumayi ve farkli seyler ogrenmeyi seven bir insanim.
Lutfen kimse,sen bunlara mi tapiyorsun seklinde sorular sormasin.
Aslinda bunubelirtmem gereksiz, fakat ne yazik ki bazi gruplarda okuduklarini anlamaktan aciz insanlar bulunuyor.
Boyle bir hatirlatmada bulundugum icin hepinizden ozur dilerim.

Levent Erturk.

- - - - - -

Ayni uyariyi ben de tekrar edeyim.
Idrak yollari tikanmis cok insan var maalesef

Oraj POYRAZ


Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur_gundem@yahoogroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur_gundem-subscribe@yahoogroups.com
Gruptan ayrilmak icin : ozgur_gundem-unsubscribe@yahoogroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : ozgur_gundem-owner@yahoogroups.com
Grup Sayfamiz : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/

BitCoin URL: 16496HKpgEEpx1d6t688HiXXdJP5jdA9xo