26 Haziran 2023 Pazartesi

SOL NAPMALI?

SOL NAPMALI?

Tamam ilk tur seçimlerde hayal ettiğimiz gibi olmadı.

Hayal kırıklığı, hüsran, isyan karışık depresyona girdik.

İlk ve en önemlisi ilk turda alınan sonuçlar kesinlikle yenilgi değildir.

CHP ve ittifakının oyları artmış, Cumhurun oyları azalmıştır.

Önümüzdeki dönemle öyle meclisi kilitleme, anayasa değişiklikleri yapma yolları kalmamıştır.

Kaldı ki, kendi kazdıkları kuyuya düştüler, RTE düşünülerek biçilen elbiseyi bu sefer KK giyecek.

Meclis KK çalıştırmazsa, meclis fesh edilir, yeniden seçim yapılır.

Devletin ve milletin, zamanı kaynakları ziyan olur, ancak geçen sürede olabilecek önemli gelişmeler şansımızı artırabilir.

İkinci olarak yaşadığımız hayal kırıklığı ile depremzedelere, AKP'nin çok oy aldığı yerlere, hatta halkın ezilenlerine yönelik gönül bağlarında ciddi bir kırılma oldu.

Eğer böyle devam ederse sahada çalışmak, sandıkları denetlemek imkansız olur.

Tepkiler nedeniyle AKP'den ve ittifakından oy koparmak gerek, bunun içinde artık düşmanlık dilini bırakmamız lazım.

KK ve CHP'nin birleştirici, barışçıl dili doğrudur.

Kaldı ki, sol her zaman altta kalanın, ezilenin, mağdur ve mazlumun tek sığınağıdır.

İktidar olmak her zaman hedeftir, ama solun mecliste dahi olması, muhalefet olarak dahi var olması çok önemlidir.

Üçüncü olarak halkın teveccühünü kazınmak adına tıpkı AKP ve benzerleri gibi CHP'nin de halk dalkavukluğuna soyunması, yalan, iftira, hile, desise gibi yöntemlere yönelmesini talep edenler var.

CHP AKP'nin kopyası olamaz, olmamalı.

AKP'de görülen temel kusurları CHP'nin temel stratejisi haline sokmak büyük hata olur.

Solun kendi misyonunu ne olursa olsun koruması şarttır.

Peki bu ülkede solun durumu nolacak?

Sol evlerde olmazsa olmaz en temel ihtiyaçlar gibidir.

Misal taş devrinde de, şimdi de evlerde her zaman bir ocak olmuştur.

Sol böyledir, temel bir ihtiyaçtır, olmasa olmaz.

İdeal olan benim açımdan elbette solun iktidar olmasıdır.

Nitekim, İskandinav demokrasilerinde sol uzun dönemlerle iktidar olabiliyor.

Herşeye karşın sol muhalefette kalsa bile çok elzem, çok yararlıdır.

Solun tamamıyla çöktüğü ülkelerde sağın halka yaşatabileceklerinin haddi hududu yoktur.

Tabanda halkın lümpenleştiği ve sol ile bağını kestiği ülkelerde ekonomik, siyasi huzur olma ihtimali yoktur.

Sol örgüt demektir, sol halkın bireyler halinde yalnız ve güçsüz kalmasının önündeki engeldir.

Bu nedenle her seçim yenilgisinde halka küsmeyi, ümitsizlik ve depresyonun içine düşmeyi de bırakmamız lazım.

Muhalefette dahi olsa solun gölgesi bile insanlara fayda sağlar.

Sol özellikle de halkın büyük sıkıntılara girdiği savaşlar, açlıklar, işsizlik ve ekonomik buhran dönemlerinde lazımdır.

Nitekim, önümüzdeki dönemde İNSANLIK TARİİHİNİN EN AĞIR EKONOMİK BUHRANI ile CUMHURİYET TARİHİNİN EN AĞIR EKOONOMİK BUHRANIN kesişim noktasında olacağız.

Bu hengamede Almanın, İngilizin, Fransızın canı bir acırsa, bizim on hatta yüz kez daha fazla canımız acıyacak.

İlk turda elde edilen sonuçları sizler kişisel olarak başarısızlık, yenilgi olarak görebilirsiniz.

Ancak, zaman durmadı, yaşam devam ediyor, sol kendi kişiliği ile Türk siyasetinde ve meclisinde yer almak zorundadır.

Burada solun kendi kimliğini koruması ve bu haliyle mecliste yerini alması çok önemlidir.

Başarısız kadroların yenilenmesi elbette demokratik bir seçenektir.

Ancak, önümüzdeki 15 günlük sürede adeta dere geçerken at değiştirmeye benzer.

Son günlerde CHP onun yapısı, kişiliği, dokusuna yönelik ağır eleştiriler vardır.

CHP halka çözüm sunmamışmış.

CHP kandini anlatamışmış.

CHP lideri RTE gibi, onun tarzında liderlik yapamamış.

CHP liderliği güçlü değilmiş.

CHP kurultay partisiymiş.

CHP yalnızca laf üretir, proje ve iş üretemezmiş.

CHP slogan partisiymiş.

CHP parti yönetimi başarısızmış.

CHP sahada iyi çalışmamış.

CHP sandıkları iyi denetleyememiş.

CHP bürokratik, memur zihniyetindeymiş.

CHP'nin LGBTTIQ (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travesti, Transseksüel, Intersex, Queer) konuşmaları ona oy kaybetirmişmiş.

CHP'nin kadın hakları ve İstanbul sözleşmesine ilişkin söylemleri oy kaybettirmişmiş.

Bla, bla, bla.

Önerdikleri ise CHP'nin, yönetim kadrosunun, liderinin temel yönetişim, liderlik ilkelerine uygun şekilde kötü bir AKP kopyası olmasıdır.

Bu ülkede sol KENDİ ÖZÜYLE, KİŞİLİĞİYLE kendini halka sunmalıdır.

Halk şimdi tercih etmeyebilir, ancak yarın tercih edebilir.

Sol her zaman tezgahta kendi dokusuyla, kokusuyla, tadıyla yerini korumalıdır.

Gündelik siyasi anlayışa göre solun sağlaşmasını talep etmek halkı çözümsüz bırakmaktır.

Ve CHP'ye yönelik eleştirilerin hepsinin de arkası boştur.

CHP sol bir partidir, onun sağdaki rakiplerine benzer yöntemler, yönetim, liderlik ilkelerine uygun şekilde olması eşyanın tabiatına aykırıdır.

CHP'nin programı vardır.

CHP'nin ilkeleri, projeleri vardır.

Merak edenler için bu ilkeler, ülküler, projeler partinin duyurularında sürekli yer tutmaktadır.

Her seçimde CHP'nin sahada ve sandıklarda etkisi artmaktadır.

CHP elbette bir meclis partisidir, ve öyle de olmalıdır.

CHP kesinlikle lider partisi olmamalıdır.

CHP kesinlikle kurultayların, meclislerin partisi olmalıdır.

CHP kesinlikle üretici ve tüketici kooperatiflerininin partisi olmalıdır.

CHP kesinlikle Maslov'un ihtiyaçlar piramidinde en altta yer alan güvenlik ve sıcak bir çatı altında içinde yaşama, beslenme hakları gibi en temel ihtiyaçları düşünen, öngören, önlem alan bir parti olmalıdır.

CHP kesinlikle temel insan haklarına, kişi haklarına, azınlık haklarına, demokrasiye, özgürlüğe öncelik veren bir parti olmalıdır.

Şimdi beynimizi kemiren o depresif, hüsran ve isyan dolu kişilik yapısından çıkmamız ve halka gerçek bir çözüm sunduğumuzu sahada anlatmaya başlamamız lazım.

Enerjisi çok olanların sahada ev ev, mahalle mahalle, köy köy gezmeye talip olması lazım.

Eli kalem tutanların sosyal medyada anlatması lazım.

Seçim günü sandıklara sahip olma adına sandviç, kola beklemeden, kendi kendine yetebilecek şekilde partinin sandık görevlilerine, müşahitliklerine, bina sorumluluklarına, bilişim sorumluluklarına, bölge, ilçe ve il sorumluluklarına talip olmak lazım.

Evde cep telefonundan bozgunculuk yapma zamanı değildir.

İdealimiz solun iktidar olması, olmadıysa en büyük muhalefet olması, olmadı en azından meclise girebilmesi, o da olmadı, sokaklarda, basında yer tutabilmesidir.

Ne alırsak o bizim için değil, siyasi rakiplerimiz, bütün bir Türk halkı için dahi büyük kazanımdır.


Son günlerde en beğendiğim cevap Besim Timbuk'un cevabıdır.

Cüneyt Özdemir: Son seçimlerde aldığınız oylardan sonra moraliniz bozulmadı mı?

Besim Tibuk: Benim ne moralim bozulacak, halkımızın morali bozulsun.

Ben de aynı şeyi söylüyorum.

Moralinizi bozmayın.

Halkın tercihi yanlış olursa, halka acı bedel ödetecektir.


Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  


















--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Dünyada bilinen tüm tanrısal inançları inceledim ve hepsi masallara ve mitolojilere dayanıyor.\?

~Thomas Jefferson~

- - - - - - - - - - - - - - - -

GÖZDEN KAÇANLAR GERİDE KALANLARLA 2020 | Turgay Yıldız

https://www.youtube.com/watch?v=QdgIPmczXi8&t=75s


- - - - - - - - - - - - - - - -

Errare humanum est
Hata insana mahsustur.

~Latin Atasozu~

- - - - - - - - - - - - - - - -

I'm all yours

https://www.youtube.com/watch?v=z6nohiJel3o


- - - - - - - - - - - - - - - -

Buyuk Turk ordusu Dunyanin hicbir ordusunda yuregi seninkinden daha temiz ve daha saglam bir askere rastgelinmemistir.
1921.

~K.Ataturk~

- - - - - - - - - - - - - - - -

"Sana bağlı şeyleri kontrol etmekle uğraşabilecekken, kontrol edemediğin şeylerle ilgili endişelenmek niye\?"

~Anonim~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Aptallar
Siz tanrıyı bilinçli bir varlık sanıyorsunuz.
Tanrı bir gücü ifade etmek için kullanılır.
Bu güç hiçbir şeyi yaratmadı, sadece işlerin yolunda gitmesine yardımcı oluyor.
Dualara cevap vermiyor, ama size bir problemi çözmeniz için yol gösterebilir.
Sizi etkileme gücü var, ama sizin adınıza karar veremez.

~Diogenes~

- - - - - - - - - - - - - - - -

ISIMSIZ..
. . . . . .
Sevilmek mi\?-oyleyse birakma yuregini
Simdiki yolundan ayrilmaya.
Oldugun herseyken simdi,
Olmadigin sey olma.
Boylece kibarligin, lutfun,
Askin guzelligin,
sonsuz bir ovgu konusu olacak yeryuzunde,
ve ask-basit bir gorev.

~Edgar Allan Poe~
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

19 Haziran 2023 Pazartesi

Çaresiz miyiz?

Sosyal medyadan alıntıdır.

Arkadaşlar durum kötü, günden güne kötüleşiyor, daha da kötüleşecek.

Bunca zamandır felaket ya da şeamet tellalı gibi karanlık tablolar yazdım durdum.
Elbette bütün bunları totomdan uydurmadım.
Bugün izlediğim ekonomi yorumcuları ise artık karamsarlığın son perdesini bana anlattı.
Bu noktada Arjantin senaryosu bizim için iyimser, Venezuela senaryosu ise makul gösteriliyor.

Halen iki büyük olumsuzluk var.
Bunlardan birisi küresel.
Ekonomistler hiç çekinmeden buna İNSANLIK TARİHİNİN EN AĞIR EKONOMİK BUHRANI diyor.
Açıkçası daha önce hiç görülmemiş, eşi emsali olmayan bir felaket anlatılıyor.
Bu buhranın ana teması küresel petro-dolar, kredi balonu.…
Henüz bu buhranın başlarındayız.
Büyük olasılıkla dip noktaya ancak bir iki yılda ulaşacığız.
Ve sonunda doların küresel ekonomiyi yönettiği günler geride kalacak.
Ya da tam tersi olacak, dünya batıya/batılı oligarklara teslim olacak.

İkinci olumsuzluk tamamıyla yerli ve millî.
Burada ana tema on yıllardır devam eden bütçe ve cari açıkların sürdürülemez oluşuyla ilgili.
Yorumcuların bu buhran için tanımı CUMHURİYET TARİHİN EN AĞIR EKONOMİK BUHRANI idi.
Yorumculara bakarsak günler kaldı.
Her an büyük döviz şokları yaşayabiriz.
Her an ithalat yapamaz duruma düşebiliriz.
Hiperenflasyonun yeni tanımlarını biz yapabiliriz.

Bu iki olumsuzluk bir arada olunca buna MÜKEMMEL FIRTINA demek iyimser olur.

İşte tabloyu böyle anlatınca beni çözümsüzlük ve umutsuzluk pompalamakla suçluyorlar.

Çözüm var mı?
Var elbette.
Ancak, sorun da tam olarak burada.
Çözümün kendisi çok acıtıcı, zorlayıcı.
Açıkçası çözüm için yapılması gerekenler halkı çok ama çok üzecek nitelikte.
Bunun daha kolay bir yolu da yok.
Benzetmek gibi olmasın ama ağır kanser hastasına kemoterapi önerdiğinizde yan etkileri göstererek itiraz edilmesi gibi bir durum var ortada.

Çözüm basit.

Öncelikle bir yıldan az kısa vadeli borçlar yapılandırılacak.
Sonra ekonominin finansanı için, açıkçası zorunlu ithalatı yapabilmek için ek olarak şakkadanak bir 40 milyar dolar gerekli, belki de altı ay sonra bir kırk daha gerekebilir.

Bu borçlar özel sektörün demek yetmiyor.
Çünkü aslında borçlar ortak bir havuzdan ödeniyor.
Ve devlet özel sektörün dövizlerini harcayıp tüketti.
Dahası özel sektörün döviz ihtiyacını karşılamak da devletin görevi.
Ve bu son günlerde Hazine gereken dövizi temin edemiyor ve bankalara döviz sattırmama çabası içinde, ve iş adamlarını Kapalıçarşıya yönlendiriyor.
Eğer aniden birkaç milyar dolarlık bir giriş olmazsa günler içinde çanak çömlek patlayabilir.

TL'de de sorun var ama, işin o tarafı kolay.
Yüksek enflasyon yaratma pahasına TL basar içeride oluşan nakit ihtiyacını karşılarsın.
Nitekim(!) önümüzdeki aylarda sanki Rusya ile savaşan bizmişiz, işgal edilen bizmişiz gibi üç haneli enflasyon rekorları kıracağız.
Bu da kaçınılmaz.

Bakın daha çareye gelmeden önce zaten çok kötü durumdayız.

Çareye geri dönelim.
Döviz için iki yer var.
Birisi New York, birisi Londra.
Her iki şartta da talepler aynı.

1) Ekonomi ve maliyeden sorumlu bakan onların adamı olacak. Tıpkı T. Özal, Kemal Derviş gibi, belki de bir danışmanlık şirketine Mc Kinsey'e ekonomi teslim edilecek. Bir tür Duyun-u Umumiye gibi düşünün.
2) Ekonomide öncelik yapılandırılmış ve taze alınmış borçların ödeme takvimi olacak. Memurlar, emekliler, merkez ve belediyelerin yatırımları, SGK'ya aktarılan kaynaklar kısıtlanacak, sınırlanacak.
3) Yeni ekonomi yönetimi cari açıklar ve bütçe açıkları ile mücadele için sıkı para, tasarruf, daraltıcı politikalar uygulayacak.

İşte çare çare denilen şey budur.

Peki bu çarenin net sonuçları nelerdir?
✧  Kamu yatırımları durduğundan pek çok mütahitlik firması ya eleman çıkaracak, ya da toptan iflasını isteyecek.
✧  SGK yeterli kaynak bulamadığından, SGK'ya dayalı özel hastane sistemi çözülecek. Bakın burası şokomelli. İşsiz kalmaya, çok daha düşük ücretler ile kamuya dönmeye hazır olun.
✧  Daralan ekonomi nedeniyle her sektörde iflaslar domino etkisi ile başka iflasları tetikleyecek.
✧  Şu meşhur tedarik zincirindeki kırılmaların ne olduğunu tam olarak anlayacak ve öğreneceksiniz, pek çok malı bulamayacaksınız, ya da karaborsada bulacaksınız.
✧  İşsizlik artacak.
✧  Ücretlerde ve alım güçlerinde ciddi azalmalar olacak.

Peki toplum bundan nasıl etkilenecek?
✧  İşsizlik, gelir azalması, alım gücünde azalma, üç haneli enflasyon halkın fena halde canının yakacak.
✧İşte bu noktada aç kalan sokak köpekleri bizim için iyi bir örnek.
Dar zamanda varoşlarda açlar arasında alfa liderler çıkacak, bunlar çeteleşecek, mafyalaşacak.
Kendilerini mağdur, kurban, zenginleri ise zalim, haksız görecekler.
Yağma için gereken ahlaki, dini gerekçeler zaten hazır.
Malum Etile, Levent, Bağdat Caddesi insanları kafir ya...
Yüce Galaktik Liderimiz bile kolayca hedef göstermişti ya...
Artık yüksek güvenlikli sitelerinizde dahi emniyette olmayacaksınız.
✧  Büyük sosyal olaylar, marjinalleşme ve radikalleşme olacak.

Şimdi gelelim esas çareye.
Bütün bu olumsuzluklar ile baş etmek için yine de bir imkân var.
DA-YA-NIŞ-MA...
Aile, apartman, mahalle, akraba, belde, ülke dayanışmaları.
Sivil toplum örgütleri, belediyeler, ve merkezi hükümetin katkıları, önlemleri.
Hatta hiç umudum yok ama cemaatler dahi bu işten sorumludur.
Eğer pembe pembe, tombul yanaklı hocalar kenarda seyirci kalırsa sonuçları elbette olur.
Önümüzdeki dönem altta kalanın canı çıksın dönemi mi olacak, yoksa hepberaber dönemi mi olacak?
Konu budur.

Hedef Maslov'un ihtiyaçlar piramidinde en temelde yer alanları sağlamak.
Nedir bunlar?
>>>Yiyecek, barınak, su, ısınma, uyku vb.<<<<

Ülkenin her yerinde günde iki övün yemek çıkarabilen aşevleri olmalı.
Ülkenin her yerinde evsizler, barınaktan yoksun olanlar, sokağa düşmüşler için yatakhaneler, barınma yerleri olmalı.
Özellikle kadınları fuhuşa yönelmekten korumak adına ayrıca koruyucu önlemler alınmalı.

Evet, ilk çare ekonomik, ikinci çare DAYANIŞMA.

Sonraki çareler
✧  demokratik,
✧  azınlık ve insan haklarına saygılı,
✧  hukukun üstünlüğüne dayalı,
✧  etkin, yetkin ve bağımsız anayasal denetim kurumlarının yeniden  ayağa kaldırılması,
✧  ülkeyi bu günlere taşıyan cemaatler, siyasi İslam ile FİKİRSEL VE AÇIKTAN MÜCADELE.

Olay budur, çaresi de budur.
Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc )
           L2fSIJNoA0xfSNxA  


























--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Size deniz anasi takIidi yapayim mi \? Deniizz ggeeeII yavruumm geeII annecim.

~Sadece gülmece olsun diye~

- - - - - - - - - - - - - - - -

SAYIKLAYAN AGAC
. . . . . .
Guzu duymiyagorsun agac,
Artik her gunu bir iskence;
Bir hayale dalar her gece,
Basinda gok urperen bir tac.
Goz kirparken ona yildizlar,
Baharinda sanip kendini
Cagirir eski bulbullerini
Agac piril piril sayiklar.

~Cahit Sitki TARANCI~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Beni derginin kicina koyanin gelir kicina korum.

~Can YUCEL~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Prıma Vera

Bu duvarlar bu ağaçlar
Bu ağaç
Ve bu duvar...
Arkadaşın dolmuşuyla gidiyoruz
Beykoz'dan doğru Üsküdar...
Böyle giderse böyle giderse bu bahar
Bu ağaçlar bu duvarı yıkacaklar...
Bu geçmişi değil, geleceği kınalı
Bu yemyeşil davarlar
Bu duvarı yıkacaklar...

~Can Yücel~

- - - - - - - - - - - - - - - -

"Başkalarının ne yaptığına veya yapmadığına dikkat etmek yerine, ne yapıp yapmadığınıza dikkat edin"Dhammapada


- - - - - - - - - - - - - - - -

YASIM ILERLEDIKCE
. . . . . .
Yasim ilerledikce daha cok anliyorum
Ne buyuk nimet oldugunu ah ey guzel gun
Bos yere uzulmekte mana yok, anliyorum
Kadrini bilmek lazim artik her acan gulun
Sukretmek turkusune daldaki her bulbulun
Yanmak da olsa artik ask ile yasiyorum

~Cahit Sitki TARANCI~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Tohum ek. vermezse toprak utansin.

~Necip Fazil~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

~Ataol Behramoğlu~
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

11 Haziran 2023 Pazar

SELCAN TAŞÇI: EMASYA, DEPREM, BALYOZ… VE BİR KRONİK İBRETSİZLİK HİKAYESİ



SELCAN TAŞÇI: EMASYA, DEPREM, BALYOZ… VE BİR KRONİK İBRETSİZLİK HİKAYESİ

Cumhuriyeti "çözdükleri" günlerdi.

Ne kadar bölücü, pusucu, kumpasçı, kan dökücü, kan emici, yediği kaba edici varsa "barışın allamesi" ne kadar "vatan…" diye başlayan bütün cümleleri ya "sağolsun" ya "gerisi teferruat" diye bitiren milliyetperver varsa da "şiddet yanlısı" ve dahi "psikopat" varsayılıyordu.

Vatanın bütünlüğü ve milletin istiklalini savunmanın, Cumhuriyet'i kuranların izinden yürüyor olmanın, vatan savunmasının adı "şiddet" olmuştu!

Dün gibi aklımda…

Dönemin, "Öcalan'ın aslında ne menem bir demokrasi havarisi", "PKK'nın aslında nasıl da yerli ve milli(!)" olduğunu anlatmakla görevli akilleri Karadeniz ziyaretindeydi.

Bartın Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı meslektaşımız sordu:

►  İlker Başbuğ terörist suçlamasıyla Silivri cezaevinde yatıyor. İmralı'da yatan Abdullah Öcalan mı terörist, İlker Başbuğ mu?

Cevap şuydu:

Ülkemiz demokratik bir süreçten geçiyor. Böyle tasfiyelerin olması gerekiyordu. Eğer bu tasfiyeler yapılmasaydı bugünlere gelemezdik. Bugün burada çözüm sürecini tartışamazdık.

Tevile gerek bırakmıyordu;

 "Milli orduya kumpas"ın sebebi Oslo'ların, Habur'ların, sonu PKK'yı, Ankara'nın göbeğinde Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırısını düzenleyecek imkana kavuşturmakla biten "Çözüm Süreci"'nin yol temizliğiydi.

Türkiye Cumhuriyeti yeniden şekillendirilirken, kimse onu korumak ve kollamayı görev bilmemeli, engel teşkil etmemeliydi.

Her anlamda.

Zira…

Türkiye, halkın gözünde "darbe" heyulasıyla meşrulaştırılmaya çalışılan o süreci yaşamamış olsaydı;

Başta Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komuta kademesi olmak üzere "bütün kaleler"in zapt edilmesi mümkün olmayacaktı.

Terfi sıralaması yerle bir edilmeyecek, 15 Temmuz'u yapanlar, 15 Temmuz'a kalkışabilme cesaretini aldıkları o makam ve mevkilere belki rüyalarında bile kavuşamayacaklardı.

Zurnanın zırt dediği yer;

Peki, 15 Temmuz olmayınca ne olmayacaktı?

AK Parti'nin bu ucube sistemi "kurtuluş" diye yutturabileceği o korku, panik, telaş zeminini bulamayacaktı.

Mesela kimse çıkıp da "fiili durumu resmileştirmek"ten dem vuramayacak; çünkü ortada "olağanüstü hal"den kaynaklı fiili bir "tek adam" düzeni bulunmayacaktı.

Dolayısıyla…

"Balyoz" lafını duyduğunuzda asker, postal, tank, palet, darbeden çok daha önce getirmeniz gereken şeyler var aklınıza…

Balyoz, TSK'ya vurulmadı, sonuçlarıyla sabit ki TSK üzerinden 1923 Cumhuriyeti'ne vuruldu.

Peki, ben niye yeniden bu defterleri açtım.

Aslında ben değil, bazı mensupları, siyasi iktidar karşısında cüppelerinde olmayan düğmeleri ilikleme sevdasına tutulan yargı açtı.

Geçtiğimiz hafta, Yargıtay'ın, Balyoz davasında haklarında verilen beraat kararını bozduğu 7 sanık hakkında yapılan yeniden yargılama cezayla sonuçlandı.

Ve Balyoz mağdurlarının bazıları, bu defa da 'suç için anlaşmak' suçundan 8 yıla kadar hapis cezasına çarptırıldı.

Ama hangi suç?

Kumpas "Taraf"ının piyasaya sürdüğü "bavul"dan çıkan ve sahteliği hukuken de sabit dijital kurgu verilerden oluşan Balyoz Planı mı?

Hukuken hem yok, hem suç mu?

Yoksa, o sözde planın, açık etmeden, ima yoluyla konuşulduğu iddia edilen, bir tehdit senaryosu kapsamında EMASYA planlarının devreye sokulması tartışmasından "darbe hazırlığı" sonucuna varılan malum seminer mi?

Hayır, eğer öyleyse;

O seminere katılan 162 subaydan sadece 52'si Balyoz Davası'nda yargılandı…

Yargıtay, seminerde takdim yapan veya konuşan 19 kişinin tahliyesine karar verdi…

Cezası onanan 237 kişiden sadece 33'ü seminere katılmış subaylardı ve bunların 30'u çoktan emekliye ayrılmıştı…

Cezası onanan muvazzafların 94'ü Deniz Kuvvetleri, 18'i Hava Kuvvetleri, 18'i Jandarma mensubuydu; Kara Kuvvetleri'nden cezası onanan "muvazzaf" sayısı 1'di…

Hem 1 muvazzaf kara subayı ile hükümet devirebilmek biraz akıl dışı, hem de bu sayısal veriler, semineri isnat edilen ithamlardan vareste kılıyor da o bakımdan soruyorum!

Balyoz mağduru subaylardan V. Murat Tulga, geçtiğimiz cuma günü, davanın yeniden ceza konusu olmasından sonra yayınladığı feryatta, haksız ve hukuksuz şekilde cezaevinde tutuldukları günlerde yaptıkları uyarılarda nasıl haklı çıktıklarını ve Türk subayı olan muhatap edildikleri ithamların kahrını, o kahrın birçok arkadaşında nasıl ölümcül yaralar açtığını hatırlattıktan sonra sordu:

Daha nasıl anlatalım? Nasıl anlatmamız lazım?

Anlatan en ilahi, en ibretlik şekliyle anlattı da…

Sorun "anlayış" yoksunluğunda.

Yoksa…

Milletin, Adıyaman'da, Kahramanmaraş'ta, Malatya'da, Hatay'da EMASYA'nın kaldırılmış olmasının ne demek olduğunu canını, canlarını vererek öğrenmek durumunda kaldığı şu ortamda, kaşınmazdı herhalde yeniden bu yara!

⦿ https://www.yenicaggazetesi.com.tr/emasya-deprem-balyoz-ve-bir-kronik-ibretsizlik-hikayesi-647635h.htm






















--

- - - - - - - - - - - - - - - -

VAR.
. . . . . .
Agaci kiskanirim
Yemis yuklu dali var,
Bahar olsun, guz olsun
Ne guzel masali var.
Imrenirim ariya
Petek petek bali var
Kondugu ciceklerin
Pembesi var, ali var

~Cahit Sitki TARANCI~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Can Yoldaşı

Can yoldaşın olmazsa olmasın
Yalnızım diye hayıflanmayasın,
Eğilmiş üstüne gökyüzü masmavi
Bir anne şefkatine musavi.
Üç adım ötede deniz
Dosttur, ne öfkesi ne durgunluğu sebepsiz.
Bir derdin varsa açabilirsin ağaçlara
Ağac yaprak verir, sır vermez rüzgara
Ve kış yaz,
Dalda kuş eksik olmaz
Dağ başında duman
Yalnızlık nedir göreceksin
olduğun zaman.

~Cahit Sıtkı Tarancı~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Bir makinenin calismadigini ispat etmen gerektiginde kesin calisir.

~Murphy Kanunlari~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Calismadan,ne yapabilecegini kestiremezsin.

~HAMERTON~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda işini çok kolaylaştırır.

~Joseph GOEBBELS~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 358. - 389 ]

Bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider
Kazancın, yaşamasını bildiğin günler;
Saki, bırak şu yarını düşünenleri
Geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver.

- - - - - - - - - - - - - - - -

Aç Tavuk Düşünde Darı Ambarı Görür.

~TÜRK ATASÖZÜ~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Gladius legis custos
Kilic yasanin koruyucusudur. (Paris Adalet Sarayinin girisinde kazili doviz, silahli kuvvetlerin hukuk icin calismasi gerektigini anlatir)

~Latin Atasozu~

- - - - - - - - - - - - - - - -

"Bu hayattaki dertlerin yarısı çok hızlı evet demekten ve yeterince çabuk hayır dememektendir."

~Josh Billings~
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

AYTUNÇ ERKİN: BEYKOZ’DAKİ HİZBULLAH OPERASYONUNU YÖNETEN EMNİYET MÜDÜRÜ NİYAZİ PALABIYIK İLK KEZ KONUŞTU VE İSYAN ETTİ

AYTUNÇ ERKİN: BEYKOZ'DAKİ HİZBULLAH OPERASYONUNU YÖNETEN EMNİYET MÜDÜRÜ NİYAZİ PALABIYIK İLK KEZ KONUŞTU VE İSYAN ETTİ

Bazı operasyon­ların isimsiz kahra­manları vardır. Yıllar sonra ortaya çıkar! Emekli olduktan sonra bir köyde, torunlarıyla yaşama­ya başlamıştır ve sessiz sedasız yaşananları izler. O isimsiz kahramanı anlata­cağım ve elle tutulur hale getireceğim.

Önce 1992 yılının Aralık ayına uzanalım. Emniyet Genel Müdürlüğü İs­tihbarat Başkanlığı'nın hazırladığı "Hizbullah Raporu"ndaki tespitle başlayalım:

"… 1991 yılı Mayıs ayın­dan itibaren Güneydoğu Anadolu Bölgemizin bazı il ve ilçelerinde PKK ile kamuoyunda Hizbullah­çılar olarak adlandırılan grubun adam öldürme, bombalama, kundak­lama, darp ve silahlı saldırı şeklinde cereyan eden karşılıklı çatışma­lar sürmektedir." Bu raporla birlikte Hizbullah artık bilinir ve görünür oldu! Hem devlette hem de kamuoyunda.

Şimdi gelelim o isimsiz kahramana…

Niyazi Palabıyık… Emniyet istihbaratta önemli görevlerde bulundu. 17 Ocak 2000'de İstanbul/ Beykoz'da Hizbul­lah lideri Hüseyin Velioğlu'na yapılan operasyonu yönetti ve suskunluğunu SÖZCÜ'ye bozdu. 2000 yılında, İstihba­rat Şube Müdürlüğü'nden Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı olan Niyazi Palabıyık adım adım hücre evi baskınını anlattı.

PKK BAŞ PARMAKSA İŞARET PARMAĞI DA HİZBULLAH

"… Hizbullah'ın ismi 1990'lı yıllarda duyuldu. Süreç ilk etapta, PKK'lı bilinen insanları satırla öldürmeleriyle başladı. Diyarbakır, Batman ve Mar­din'de en çok görülüyor. Bir insanın el uzvuna bakın.

Elden sonra parmaklar gelir. PKK baş parmak­sa işaret parmağı da Hizbullah! Bunların temel amacı Kürtçülük üzerin­den devlet kurmak. PKK, Marksist-Leninist temellere dayanıp dini inancı reddet­ti, Hizbullah dini inancı öne aldı. Bu yüzden PKK'yla mücadele başlıyor.

Niyazi Palabıyık

MOBİL EYLEMLER

Hizbullah'ın eylemleri daha önce yöreseldi… Bat­man, Diyarbakır, Mardin ölçekliyken daha sonra PKK'nın yoğun olduğu illere taşındı. 1991-1996 arasında Mersin'de istihbaratta görev­liydim. İlk mobil eylemlerini Adana, Mersin'de yaptı. Örneğin beş mobil eylem timi kurmuş, ikişer kişiden oluşuyor, 10 kişi. Mersin'de bunlardan altısını yakaladık. Örgüte ilk vakıfi­yetim orada başladı.

PUSULAYLA HABERLEŞME

Daha sonra görev yerim İzmir oldu. Konca Kuriş isimli bir araştırmacı-yazar vardı. Kuriş, 16 Temmuz 1998'de ortadan kayboldu. Ben 1998'in Şubat ayında İstanbul'da göreve başla­dım. Çok vahşi bir örgüt bu! Yaptığı eylemi duyamı­yorsunuz PKK gibi. Hemen üstlenmiyorlar. İnsanlar ortadan kayboluyor. Haber yok vs… 2000 yılına kadar Türkiye genelinde eylem­ler oldu. Yaklaşık 1.5 yıl boyunca Hizbullah'la ilgili çalışma yaptık. Elle tutulur, gözle görülür bilgilere ihtiyacımız vardı ve bulduk. Zor bulduk! Çünkü; tele­fon trafiği yok, elekt­ronik haberleşmeyi çok kullanmıyorlar, pusulalar şeklinde haber­leşiyorlardı. Fiziki takipleri yaptık… Hiç ummadığımız şekilde bazı bilgilere ulaştık.

180 BİN SAYFA DOKÜMAN

Beykoz'daki hücre evini bulduk ve 17 Ocak 2000'de düğmeye bas­tık. Öncesinde emniyette toplantı yaptık. 'Burada bir hücre evi var, örgütün beyin kadrosu burada ve silahlı çatışma yaşanacak' dedikten sonra operasyona başladık. Çatış­ma oldu ve Ve­lioğlu öldürüldü. Üst düzey bir isim var; Edip Gümüş. Bu ismi aklınızda tutun. Gümüş, siyasi kanat sorumlusu, askeri kanat sorumlu­su da Cemal Tutar'dı. Bunları canlı yakaladık, Hüseyin Velioğlu öldürüldü. En önemlisi bilgisayarlar­dı ve onları topladım. Çünkü hepsini kurşunlamıştı Velioğlu. O bilgisayar­lardan 180 bin sayfa doküman çıkarttım. Hizbullah'ın Beykoz'daki evinden elde ettiğim dokümanları ben özel kuryelerle 43 ile gönderdim. Bunlardan en önemlisi Diyarbakır, Batman, Mardin'di. Bir o kadar da Gaziantep, Ada­na, Ankara var. Saydığım yerlerin hepsinde öldürülüp gömülmüş insanlara ulaştık. Mezar evler çıktı. Konca Kuriş'in cesedi Konya'da bulundu. Hücre evinden bu­lunan belgelerle Hizbullah bitme noktasına gelmişse bunun kilidi Beykoz operas­yonudur.

Edip Gümüş… 4 Ocak 2011'de tahliye edildi, yurtdışına kaçtı.

İŞKENCEYLE ÖLDÜRÜLENLERİN KAMERA KAYITLARI ADLİ MAKAMLARDA, BAKSINLAR

"… Edip Gümüş'ü aklı­nızda tutun dedim. Siyasi kanat sorumlusu. Ele geçen bilgilerden sonra Gümüş ve Cemal Tutar cezaevine konuldu. Bu Edip Gümüş ne hikmet­se bakın ne hikmetse diyorum bu iktidar döne­minde 2011'de saldılar. Gümüş kim? 250 insanın katili! Bunu neden söyle­dim? O evde bulduğumuz kayıtlar var, tellerle, işken­celerle insanlar öldürüldü. Biz valizler dolusu kamera kayıtlarını adli makamlara teslim ettik. Yarın bir gün bu kayıtları bulamadık der­lerse… Sadettin Tantan Bey orada, izlediler! Kimse kayıt yok deme­sin. Edip Gümüş… 250 kişinin katili. Hepsini mi konuşturdun, hayır. Ama elde edilen gö­rüntülü, diğer ifadelerle desteklenmiş cinayetler var. Uydurmuyorum. Desteksiz konuşmuyorum! Allah'tan korkmak lazım. Gümüş nasıl oluyor da 11 yıl sonra çıkıyor?

30 Mayıs 2000

PALABIYIK: ÇAKICI VE AKBİL OPERASYONUNUN MERKEZİNDEYDİ

Niyazi Palabıyık, Hiz­bullah başta olmak üzere sayısız operasyona imza attı. Bunlardan birisi de Alaattin Çakıcı'nın Türki­ye'ye getirilmesiydi. Yine AKP kadrolarını yakından ilgilendiren AKBİL operas­yonunun merkezindeydi. 2003 yılında İçişleri Baka­nı Abdülkadir Aksu tarafın­dan merkeze alındı ve aktif görev verilmedi. 2015'te de emekli oldu. Emekli edildikten sonra Ankara'ya gitti ve "FETÖ'cülerle beni aynı anda nasıl emekli edersiniz" diye isyan etti.

⦿ https://www.sozcu.com.tr/2023/yazarlar/aytunc-erkin/beykozdaki-hizbullah-operasyonunu-yoneten-emniyet-muduru-niyazi-palabiyik-ilk-kez-konustu-ve-isyan-etti-7637357/


















--

- - - - - - - - - - - - - - - -

"Bu kablosuz müzik kutusunun hayal edilebilir hiçbir ticari değeri bulunmamaktadır. Kim spesifik birine gönderilmemiş bir mesajı dinlemek ister ki?"

~(1921, ticari radyo ve televizyonların öncüsü David Sarnoff'un iş arkadaşlarının radyoyla ilgili yatırımı üzerine yorumları)~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Senden cok fazla veya cok az parasi olanlarla para konusma

~Anonim Nasihat~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ars est celare artem
Gercek sanat sanati gizli tutabilmektir

~Latince Atasozleri~

- - - - - - - - - - - - - - - -

"Ne olduğuna bakmaktan kaçının ve ne olacağına bakın."

~Marsha Petrie Sue~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Bu vatan, cocuklarimiz ve torunlarimiz icin cennet yapilmaya layiktir.

~K.Ataturk~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Yalanlamak ve reddetmek icin okuma Konusmak ve nutuk cekmek icin de okuma.

~FRANCIS BACON~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Insanlarla hayvanlar arasindaki bir fark da sudur : Insanlar hayal (gaye,ideal) icin, hayvanlar ise gercek icin (pesin menfaat) carpisirlar.

~GUSTAVE LE BON~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Devlet ne kadar cok yozlasmissa, o kadar cok kanun olur.

~Tacitus~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Her dindar Hindu kendi dinini tıpkı senin kendi dinini kucakladığın gibi kucaklıyor. Ama yine de sen onları inandırıcı bulmuyorsun. Akşamları uyurken huzursuz olup, öldüğünde onun cehenneminde uyanabileceğini düşünmüyor musun\?

OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/