29 Ocak 2024 Pazartesi

YENİ İTTİHATÇILIĞIN ÖZNESİ… YAPISAL İRADE Mİ, KARİZMATİK İRADE Mİ?


YENİ İTTİHATÇILIĞIN ÖZNESİ… YAPISAL İRADE Mİ, KARİZMATİK İRADE Mİ?

Türkiye aydınlarının Yeni İttihatçı rejimde yaşadığımızı fark etmesi ancak Erdoğan siyaseti bıraktığında mümkün olacak gibi… O zamana dek zihniyet konforlarını bozmak istemeyecekler, hala Kemalizm altında yaşarmış gibi yapacaklar, topluma daha da yabancılaşacaklar. Sonuçta da çok muhtemelen, ya yapısal iradenin fahri militanlığına soyunacak (kendilerini kullanıma açacak), ya da etkisizleşip iyice marjinalleşecekler.

Etyen Mahçupyan

17 Ekim 2023

Yeni İttihatçılık'la ilgili son yazımı "Bundan sonrası Türk aydınlarının anlam dünyasına emanet…" diye bitirmiştim. Tipik bir Türk aydını olmasa da (daha doğrusu tipik bir Türk aydını olmadığı için) Alper Görmüş üç yazılık bir müdahalede bulundu. Koyduğu itirazi şerhi ve bakış açısını aşağıda özetleyip üzerine düşüncelerimi aktaracağım.

Ancak önce Görmüş'ün bu seriyi nasıl bitirdiğini hatırlayalım: "Dilerim Mahçupyan'ın son yazısında dediği gibi konuyu başka tartışanlar da çıkar." Ben bundan çok şüpheliyim. Birkaç kişi dışında aydın kesimin kamu önünde bu konuyu konuşması benim için sürpriz olur…

Üç nedenle: 1) İttihatçılığın birçok yönünü benimsiyoruz ama bize 'İttihatçı' denmesini istemiyoruz. Bu konuyu konuşmaya başladığımızda 'meğer biz de İttihatçıymışız' noktasına geleceğimizi seziyorsak söz konusu alana hiç girmemeyi tercih edebiliriz. 2) Yönetimin İttihatçı olmasını istemiyoruz çünkü bu durumda onunla nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz. Dolayısıyla Kemalizm bir şekilde devam ediyor varsayımına sığınmaya teşneyiz. 3) Bu rejimden geriye dönüş umudunu korumak istiyoruz. İttihatçılık tanımını koyduğumuzda bu dönüşün sanıldığından daha zor olduğunu kabullenmiş olacağız. Yani psikolojik olarak kendimizi sakınıyor, gerçekliği görmemeyi bünyemize uygun buluyoruz.

Alper Görmüş bu handikaplardan azade olduğu için benim Yeni İttihatçılık anlatımımın içindeki bir olası 'dengesizliği' tartışmaya açıyor…

Yaklaşımı özetle şöyle: 1) Temel karakteristikleri açısından 'Yeni İttihatçı' denebilecek bir rejime geçmiş durumdayız; 2) Bu rejimin önümüzdeki sürede kalıcı hale gelme ihtimali fazla ama öyle olmayabilir de… 3) Çünkü bu rejimde Erdoğan'ın rolü çok yüksek ve her an Yeni İttihatçılığı terk ederek bir başka vizyona geçebilir; 4) Yeni İttihatçılığın arka planındaki tarihsel ideolojik ve psikolojik faktörler tabii ki önemli, ama Erdoğan'ın 'şahsını' göz ardı ettiğimizde bir 'dengesizlik' (benim kelimem) doğuyor ve liderin 'kışkırtıcı' rolüne hak ettiği ağırlık verilmemiş oluyor; 5) Nitekim Erdoğan'ın yirmi yıllık iktidarında ortaya koyduğu cesur çıkışlar (AB üyeliği, 90. Maddenin kabulü, Öcalan'la görüşebileceği, çözüm süreci) bu 'şahsın' Yeni İttihatçılık dışına da çıkabileceğini hatırlatıyor.

Görmüş Erdoğan'ın Yeni İttihatçı konuma adım adım nasıl geldiğini de güzel anlatmış ve tespitlerine aynen katılıyorum. Ne var ki ben aynı süreci aşağıda farklı bir bağlama oturtacağım…

"Erdoğan, iktidarının bir aşamasında iktidarını sürdürmenin yolunun artık İslamcılıktan değil 'millîlik'ten geçtiğini gördü, bu amaçla yeni bir hikâye yazdı ve toplumun bir kesiminin zaten dinlemeye teşne olduğu bu 'hikâye'yi adım adım kuvveden fiile geçirdi, geçiriyor… 'Proje'nin sembolik başlangıç tarihi Erdoğan'ın "yerli ve millî"yi ilk kez telaffuz ettiği Eylül 2015'ti. (Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 Kasım 2015 seçimleri öncesinde, seçmenlerden 'Meclis'e 550 yerli ve millî aday göndermelerini' istedi, 20 Eylül 2015)."

"15 Temmuz (2016), üç temel siyaset üzerinde yükselen yeni bir ittifak doğurdu: Dışa 'açılma' boyutunu da kapsayan sert 'millîlik'; dozu giderek yükselen Batı karşıtlığı ('anti-emperyalizm') ve Kürt siyaseti düşmanlığı… Artık, 'her kafadan bir sesin çıkmadığı' yeni bir siyaset ve toplum düzeni oluşturmak amacıyla oluşturulan yeni bir ittifak vardı."

"15 Temmuz darbe girişimini izleyen aylarda, anlamı ve önemi ancak 'alıcı gözle' bakıldığında fark edilebilecek iki 'söylem' dikkat çekti. Bunlardan biri, Erdoğan'ın, önceki 14 yıllık iktidarı boyunca hiç telaffuz etmediği Misâk-ı Millî temalı konuşmaları, öbürü de "İslamcıların AK Parti'den tasfiyesi" tartışmalarıydı. Bunların ikisi de AK Parti'nin devletle bütünleşmesi macerasının son iki çıktısıydı."

Önce Yeni İttihatçılığın benim için bir 'algı ve anlamlandırma' çerçevesi olduğunun altını bir kez daha çizeyim. Diğer deyişle zihnimizdeki bir kaymayı, bize 'doğal ve normal' gelen bir bakışa doğru (bilinçle idrak etmeye gerek kalmadan) geçiş yapmamızı ifade ediyor. Bunun sonucu iki katmanlı…

İlk katman, Dünyada ve Türkiye'de yaşanan ideolojik ve psikolojik kırılmaların uzantısı olarak ortaya çıkan bir 'kişiselleşme', benliğini restore etme atmosferi ve arzusu. İkinci katman, bu arzunun çeşitli aktörler sayesinde iradi hale gelmesi, bir sisteme hedeflere ve politika demetine dönüşmesi.

İlk katman açısından Görmüş'le aynı çizgideyiz. Ancak ikinci katmanda bir farklılığımız var. 'Arzunun çeşitli aktörler sayesinde iradi hale gelmesi' cümlesindeki 'çeşitli aktörler' ve onların göreceli iradesine ilişkin algılarımız, haliyle farklı senaryoların üretilmesine izin veriyor.

Yeni İttihatçılık özelinde iki aktör ve dolayısıyla iradeden söz etmek mümkün. Biri 'bürokrasi-devletçi çeper-MHP-Bahçeli' ekseni. 'Devletçi çeper'den kastım ordu, yargı, Milli Eğitim, İçişleri, MİT gibi kurumlarla dirsek temasında olan ve dolayısıyla ortak ideolojik aoraya katkıda bulunabilen (ve etkilenen) iş dünyası, akademia, medya ve 'mafyatik' örgütlenmeler. Bu geniş ağın doğal bir merkezinin, gevşek ve manevi bir hiyerarşisinin olduğunu düşünüyorum. Kendi içinde ayrışmalar barındıran ancak konjonktüre göre belirli yönelimleri hakim kılan, (kimsenin dışında kalmak istemeyeceği) bir ideolojik melezleşme hali… Gerçek iktidar pratiği üretme kabiliyeti olan bir politik sosyalleşme… (Yeni bir şey değil, yüz elli yıldır var).

İkinci aktör ve irade ise en saf haliyle bir şahsiyet: Recep Tayyip Erdoğan. Partiyi kendisine ram etmiş, yürütmede her konuda son sözü söyleyen, hatta ona sorulmadan iş yapılmasını riskli hale getiren, tabanını aracı kullanmadan istediği ideolojik noktaya taşıyabilen bir lider.

İlk aktöre 'yapısal irade', ikincisine 'karizmatik irade' diyebiliriz… Soru Yeni İttihatçılık özelinde bunlardan hangisinin daha ağır bastığı ve aralarındaki denge veya dengesizlikten hareketle nasıl bir gelecek öngörebileceğimiz.

Bu soruya iki türlü yaklaşabiliriz: Analitik ve olgusal olarak…

Analitik bakalım: Erdoğan Yeni İttihatçılığın oluşup sistemleşmesinde 'yeterli' bir aktör mü? Benim cevabım 'hayır'. Erdoğan ne kadar isterse istesin ve ne yaparsa yapsın, 'yapısal iradeyi' üretecek tanzim edecek ve yönlendirecek güce perspektife ve derinliğe sahip değil. 'Yapısal irade' ile farklı yönlere gittiği dönemde nasıl acz içinde kaldığını, sıkıştığını, zigzag çizdiğini biliyoruz.

Peki, Erdoğan Yeni İttihatçılığın oluşup sistemleşmesinde 'gerekli' bir aktör mü? Benim cevabım 'büyük ölçüde hayır'. 'Yapısal irade' yeni bir rejim yönünde karar aldığı andan itibaren 'karizmatik iradenin' rolü ikincil. Bu denli zahmetsiz bir geçiş olmayabilirdi ama eldeki siyasetçiler (ve partiler) içinden en elverişli olan kullanılırdı. Nitekim şimdi de öyle oldu. En elverişli olan yüzde 30 oyuyla Erdoğan'dı…

Aynı soruları bürokrasiden Bahçeli'ye uzanan eksen açısından da soralım: 'Yapısal irade' Yeni İttihatçılığın oluşup sistemleşmesinde 'yeterli' bir aktör mü? Cevabım 'büyük ölçüde evet'. Siyasetçiler geçici… 'Devlet' kalıcı. 'Aklın yolu' Yeni İttihatçılığı işaret ettiğinde siyasi partilerin hızla bu türden bir kayma yapacaklarını öngörebiliriz. İdeolojik olarak buna zaten hazır olduklarını unutmayalım. 'Yapısal iradenin' siyasileri ikna etmesi gerekmiyor, aşikar bir değişime davet etmesi yeterli.

'Yapısal irade' Yeni İttihatçılığın oluşup sistemleşmesinde 'gerekli' bir aktör mü? Cevabım 'kesinlikle evet'. Hiçbir siyasetçi veya siyasi parti 'devlete' rağmen bu türden bir değişimi zorlamak istemez. Vizyonu ve tabanı geniş olan bile devlet kanadını ikna etmenin, kendisine yandaş üretmenin yolunu arar. Devletin Kemalizm'de ısrar etmesi durumunda sizin herhangi bir başka ideolojiye kapı aralamanızın bile nelere yol açacağını herhalde AK Parti iktidarının ilk on yılı gösteriyor.

Toparlarsam hem yeterlilik hem gereklilik açısından yapısal irade karizmatik iradeye ağır basıyor. Eğer bir Yeni İttihatçılık analizi yapacak, son 8 yılı anlamaya çalışacaksak gözlerimizi yapısal iradeden ayırmamakta yarar var. Bu, Erdoğan'ın rolünün küçümsenmesini gerektirmiyor. Erdoğan olmasaydı söz konusu geçişin çok daha sancılı ve istikrarsız olacağı açık. Belki devlet içi ayrışmalar baskın çıkacak, şu an gündemde olmayan farklı koalisyonlar görecektik…

Böylece bugün niçin Erdoğan'ı bu denli önemsediğimizi açıklığa kavuşturabilecek olan soruya geliyoruz: Erdoğan Yeni İttihatçılığın oluşup sistemleşmesinde 'ne kadar faydalı' bir aktör? Benim cevabım 'azami ölçüde'. Erdoğan bu geçişi o denli doğal hale getirdi, ona öylesine motivasyon yükledi ve mobilize eden bir itkiye dönüştürdü ki, Yeni İttihatçılığın Erdoğan'sız halini hayal bile edemeyebiliriz.

Erdoğan sahnedeki perdenin önünde tek başına ara vermeden gösterisini sürdüren, seyirciyi avucunda tutan, izlemeye çalışanların gözlerini kamaştıran bir siyasi/ideolojik 'stand-up'çı… Bizler gösteriye takılmış durumdayız, perdenin arkasına bakacak ne sükunetimiz ne de enerjimiz var. Ama kuşkunuz olmasın, perdenin arkasında Erdoğan sonrasını düşünenler mevcut ve buna Erdoğan'ın yapabileceği hiçbir şey yok.

Görmüş Yeni İttihatçılığa giden yol taşlarının esas olarak Erdoğan tarafından döşendiğini ima ediyor. Ben aynı olaylardan hareketle tersini, o yolun esas olarak yapısal irade tarafından döşendiğini düşünüyorum. (Tabii ikimiz de bu sürecin tek taraflı olmadığının, aradaki etkileşimin nihai sonucu ürettiğinin farkındayız.)

2015 yılına dönelim ve o noktadan ileriye olgusal bir değerlendirme yapalım… 2015 yılında yapısal irade açısından durum şuydu: 1) Kemalizm güç yitirmiş, yönetme kapasitesi yıpranmış, sembolik olarak Atatürk'ün şahsına indirgenmişti; 2) Gülen cemaati (CHP ve Anayasa Mahkemesi sayesinde) yargıyı ele geçirmiş, bürokrasi genelinde tüm personel politikasına da ayrıca hakim hale gelmişti, 3) PKK çözüm sürecinden uzaklaşmış hendek savaşlarına girişmişti; 4) Haziran seçimlerinde AK Parti gerilemiş siyasi istikrar tehlikeye girmişti.

Şimdi sadece bir yıl içinde, 2015 Ağustos- 2016 Ağustos arasında yaşananları sıralayalım: 1) AK Parti'nin (Davutoğlu Genel Başkan) MHP'ye götürdüğü koalisyon teklifi Bahçeli tarafından reddedildi; 2) AK Parti'nin CHP'ye götürdüğü koalisyon teklifi (o cenahta ikircikli karşılanmasına rağmen) Erdoğan tarafından reddedildi; 3) Erdoğan Eylül sonu yerli ve milli bir meclis çağrısında bulundu; 4) Kasım seçimlerini AK Parti farkla kazandı; 5) 2016 başı Erdoğan parti içi etik kuralların çalıştırılmasını engelledi, 6) Bahar aylarında Davutoğlu başta olmak üzere büyük bir tasfiye gerçekleştirdi; 7) Gülencilerin bürokrasiden tasfiyesine yönelik binlerce kişilik listeler hazırlandı, 8) Temmuz ortası Gülencilerin (halen karanlık noktalar, dolayısıyla ilişkiler barındıran) darbe girişimi yaşandı; 9) Ağustosta Bahçeli MHP'lilerin bilgisi dışında ve tüm AK Partililer için sürpriz niteliğinde olan cumhurbaşkanlığı sistemi önerisini yaptı.

Şimdi bu sekansın üzerine düşünelim… 1) Türkiye'nin bir fetret dönemine girme ihtimali varken, devlet hem ideolojik hem yönetimsel olarak krizdeyken, acaba Bahçeli AK Parti ile koalisyonu niçin reddetti? (Bahçeli'nin kendi ve partisinin menfaatlerini bile hiçe sayarak devletin ihtiyacına cevap veren biri olduğunu hatırlayalım…) Acaba o noktada devletin menfaati farklı bir yönü mü gösteriyordu? 2) Erdoğan 2015 Haziran yenilgisinden sonra neye güvenerek CHP ile koalisyona bu denli açık ve net şekilde direndi? 3) 2015 yazında Bahçeli ile Erdoğan arasında arabulucular üzerinden bir yeni ilişki, bir tür geleceğe yönelik sözleşmenin tohumları atılmış olabilir mi? 4) AK Parti içi tasfiye ile bürokrasiden Gülencilerin tasfiyesi tek bir siyasi hedefin alt başlıklarını oluşturuyor olabilir mi? 5) Yeni rejime geçişin meşruiyetini sağlamak üzere Gülenci darbe girişimine 'yol verilmiş' ya da 'göz kısılmış' olabilir mi? 6) Bahçeli'den cumhurbaşkanlığı sistemi teklifi geleceğini ve bunun gerektirdiği siyasi angajmanı acaba Erdoğan önceden biliyor muydu?

Tek bir yıl içinde siyaset ve bürokrasiden büyük bir tasfiye gerçekleşiyor, Erdoğan 'millileşiyor' ve ödülünü alıyor… Açıkçası bana bu süreç hiç de Erdoğan'ın dizaynı gibi gözükmüyor. Bahçeli ile Erdoğan arasında (doğrudan ya dolaylı) ilişki çok daha önceden başlamış, Erdoğan'a ona çok uygun gelen bu projede yer alması teklif edilmiş olabilir. Nihayette bu değişimin garantörlüğünü 'devlet' yapıyor. Ayrıca her iki tasfiyenin ve hatta kurulan düzenin de Erdoğan'dan çok Bahçeli ve genelde yapısal irade için avantajlı olduğu açık. Öyle olmasaydı bile Erdoğan geçici, yapısal irade kalıcı…

Sonuç olarak Yeni İttihatçılığın oluşması ve sistemleşmesinde hem analitik hem olgusal açıdan baktığımızda, ben yapısal iradenin karizmatik iradeden çok daha baskın rolde olduğunu düşünüyorum.

Nihayet bu tartışmayı kuşatan iki meseleye geldik: 1) Erdoğan'ın daha önceki cesur yönelimlerini düşünürsek, Yeni İttihatçılığın dışında bir arayışa girmesini bekleyebilir miyiz? 2) Eğer bu ihtimal varsa Yeni İttihatçılık acaba geçici bir modalite mi?

Görmüş Erdoğan'ın AB'ye yönelimini ve Kürt meselesindeki açılımcı yaklaşımlarını gündeme getiriyor. Bunlar Kemalist paradigma altında, Erdoğan ve AK Parti'nin (özellikle Batı nezdinde) kendi meşruiyetini sağlama çerçevesinde atılmış adımlar. Başarılı olduğu takdirde devlet karşısında güçleneceğini bilerek bu hamleleri yaptı. Meşruiyetin kendi bekasını garanti edebileceğini öngördü… Oysa şimdi Yeni İttihatçı paradigmadayız. Erdoğan'ın beka ve meşruiyet diye iki ayrı sorunu yok. Beka ve meşruiyet birleşmiş, Erdoğan'ı sağlam iplerle devlete bağlamış durumda. Artık kimin kimi 'bağladığının' da önemi yok. Organik bir bütünleşme var…

Kemalizm altında İslami arka plandan gelen bir siyasetçi ve partinin sorunları ile, dindarlığı millileştiren Yeni İttihatçılık altında aynı şahıs ve partinin sorunları birbirine hiç benzemiyor… Erdoğan'ın farklı ideoloji arama gibi bir niyeti, isteği, ama muhtemelen lüksü de yok. O nedenle Erdoğan'ın farklı bir çizgi tutturabileceği beklentisi bana hiç gerçekçi gelmiyor. Özellikle bu yaşta…

Dolayısıyla Yeni İttihatçılık geçici bir modalite değil. İyi de Erdoğan dışında bir alternatifi niye düşünmüyoruz? Çünkü farklı bir zihniyeti ve onun üzerinde kurgulanan yeni bir ideolojik yaklaşımı üretecek, derinleştirecek, gerçekçi hale getirecek ve toplumu bu yeni bakışa davet edecek bir muhalefet görmüyoruz. Bunun kısa zamanda oluşmasını beklemek ise şimdilik naiflik olur.

Nihayet şunu da atlamayalım: Erdoğan siyasetin dışında kaldığında sistem çoktan yerleşmiş olacak. (Anayasa er geç gelecek). Karizma ihtiyacı azalacak… Yeni İttihatçılık kendi ürettiği vasat aktörler eliyle ve yapısal iradenin çizdiği çerçeve dahilinde bilemeyeceğimiz bir süre için kalıcı olacak.

Önümüzdeki dönemde Yeni İttihatçılığın rasyonelleşmesine, konsolide olmasına, bir 'devlet duruşu' kazanmasına tanık olacağız. Muhtemelen münferit yozlaşma dinamiklerinin önü kesilmek istenecek, yeni rejimin öngörülebilirlik ve saygınlığının artması için çalışılacak. Böylece Yeni İttihatçı rejim bir çekim merkezi oluşturacak… Siyasi partiler bu yeni zemini kerteriz almak durumunda kalacak ve çok muhtemelen duruma adapte olacaklar.

Son bir söz söylemek gerekirse, Türkiye aydınlarının Yeni İttihatçı rejimde yaşadığımızı fark etmesi ancak Erdoğan siyaseti bıraktığında mümkün olacak gibi… O zamana dek zihniyet konforlarını bozmak istemeyecekler, hala Kemalizm altında yaşarmış gibi yapacaklar, topluma daha da yabancılaşacaklar. Sonuçta da çok muhtemelen, ya yapısal iradenin fahri militanlığına soyunacak (kendilerini kullanıma açacak), ya da etkisizleşip iyice marjinalleşecekler.

Kaçınılmaz mı? Tabii ki değil… Ama Türkiye aydınlarının zihinsel eşik atlayabilecek birikimi ve derinliği olmadığı bir yana, böyle bir istek ve niyetleri de çok zayıf. Çünkü aslında onlar da İttihatçılıktan uzak değiller. Onlar için de bu yaklaşım 'doğal ve normal'. Biraz rasyonel, biraz adil olsa, biraz 'biz aydınlara' alan açsa nesinden şikayet edeceğiz?

Fazlasıyla kötümser gelebilir ama, Türkiye'nin çoğunluğunun gerçek bir demokrasiden ürktüğünü, onun yerine yerli ve milli, bize ait, fıtratımıza uygun, yumuşak bir 'faşizmi' tercih edebileceğini düşünüyorum. Ve aydınlar da büyük çapta bu çoğunluğa dahil bence…

O nedenle Görmüş gibi insanlar çölde bir vaha misali. Bir vahadan diğerine önümüzde çok uzun bir çöl var.

https://serbestiyet.com/gunun-yazilari/yeni-ittihatciligin-oznesi-yapisal-irade-mi-karizmatik-irade-mi-145624/

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Yıkılmasın diye dağlar, Ah çekmiyorum.
Kendimi yıkıyorum, Dünyayı yıkmıyorum…

~Aziz Nesin( 1915 - 1995 )~

- - - - - - - - - - - - - - - -

EİNSTEİN ve ATEİZM
Bir Cizvit rahibin bakış açısına göre, ben elbette her zaman bir ateisttim.
(…) Tekrar tekrar söyledim, bence kişisel Tanrı anlayışı çocukçadır.
Bana bilinemezci diyebilirsiniz, ama en çok, gençliğinde dinsel prangalarla beyni yıkanmış olan ve bundan kurtulmanın içerdiği acı dolu eylemden kaynaklanan hevesle hareket eden profesyonel ateistin savaşçı ruhunu paylaşmıyorum.
Ben doğanın ve kendi varlığımıza ilişkin olarak zihinsel kavrayışımızın zayıflığına karşılık gelen alçakgönüllü bir tutum izlemeyi tercih ediyorum.
From the viewpoint of a Jesuit priest I am, of course, and have always been an atheist.
(….) I have repeatedly said that in my opinion the idea of a personal God is a childlike one.
You may call me an agnostic, but I do not share the crusading spirit of the professional atheist whose fervor is mostly due to a painful act of liberation from the fetters of religious indoctrination received in youth.
I prefer an attitude of humility corresponding to the weakness of our intellectual understanding of nature and of our own being

~Albert Einstein, to Guy H.Raner Jr., September 28, 1949; from Michael R.Gilmore, Einstein's God: Just What Did Einstein Believe About God?, Skeptic, 1997, 5(2):64.
(Cizvit bir rahibin bakışıyla ateist, kendi görüşü değil.
Ve kendisine agnostik denilebileceğini belirtiyor)~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Kadinlar nukleer bir tesis gibidir.
Kullanim klavuzunu oku ve dogru dugmeye bas !

~Hommer SIMPSON
Postmodern cagin buyuk dusunuru.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Soruya verilen cevap cogalinca dogru gizli kalir.

~Hz.Ali~

- - - - - - - - - - - - - - - -

1939

~Bin dokuz yuz otuz dokuz:
Karanliklarin icinde
Olulerle yasiyoruz.

Puslu havayi sever kurt;
Kaplamakta gokyuzunu
Kursundan agir bir bulut.

Her sey uyudugu zaman
Kiracak zincirlerini
Gecede uyanik duran

Ahmet Muhip DRANAS~

- - - - - - - - - - - - - - - -

SIMGELERDE YUZLER
. . . . . .
Bir isik ustunde gelir
Gelir o
Isirsin
Seversin yeri gogu
Uyanmis tutsaklar cagrisina dek.
Dolar da
Dolar da yuregine tohumlarin davranisi
Uzarsin
Bir anidan bir gelecege govermiscene.
Gelir de bir uykusuza su
Gelir bir orman uyanik yellerden.
Gider hele
Yildizlarin
Gider hele gollerin yalnizligi
Kalirsiniz
Yaptiklarinizla yuz yuze, cirilciplak.
Almistiniz
Vurmustunuz
Ovalar basak cogalimiyla doluydu,
Derelerde vardi bilinmez anilarin gucu
Agaclarin yemisleri sizin agirliginizdaydi,
Calmistiniz
Oldurmustunuz cunku.
Bir sorgu gunu degil anlamak gunu
Gozleriniz acilsa
Maviden
Acik kalsa agziniz kandan simdi
Sizi bagislamaz yeralti otlari bile
Almaz yilan uykulari bile duslerinizi sizin
Siz dikeysiniz, siz hamsiniz.

~Fazil Husnu DAGLARCA~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Felsefe yapmak, insanin kendini bilme merakinda en yuksek duzeyde yogunlasmasidir.

~Dusuncenin Dusunceli Sozleri~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Baskalarinin kusurunu ortmede gece gibi ol,

~MEVLANA~
. - . - . - . - . - . -
width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768




width=768


width=768



5.090.917 kb tustime_deneme_sinavi_27.pdf

828.136 kb Da_Vinci_Sifresi-Dan_Brown.epub

1.130.795 kb Buyuk_Uyanis-Oktay_Sinanoglu.epub

1.164.329 kb Milan_Kundera-Gulunesi_Asklar.el.pdf

1.491.634 kb Thomas_Mann-Aldanan_Kadin.pdf

705.614 kb Bediuzzaman_Said_Nursi-Mektubat.epub

3.502.518 kb -Eski-Turk-Destanlari-ve-Orhun-Anitlari.pdf

199.423 kb Arkadi_Boris_Strugatski-Uzayda_Piknik.epub

166.936 kb Paul_Auster-Son_Seyler_Ulkesinde.epub

184.430 kb Lev_Nikolayevic_Tolstoy-Kafkas_Tutsagi.epub

559.521 kb Bir_Psikiyatristin_Gizli_Defter-Gary_Small_Gigi_Vorgan.epub

1.961.382 kb Turgut_Uyar-Bir_Siirden.pdf

1.836.880 kb Egitim_Felsefesi.pdf

226.332 kb Cehenneme_Ovgu-Gunduz_Vassaf.epub

98.854 kb Hermann_Hesse-Knulp.epub

1.681.276 kb Albert_Camus-Dogrular.pdf

3.281.629 kb SAMANIZM-SAMANLIGIN_OGELERI.pdf

256.820 kb Dila_Hanim.mobi

145.035 kb Haldun_Taner-Gozlerimi_Kaparim_Vazifemi_Yaparim.docx

5.265.849 kb Rollo_May-Kendini_Arayan_Insan.pdf


Adam namussuzmuş.
Hem de namert.
Kendisi söyledi.
Ben söylemedim.
Ve ne kadar tuhaf.
O büyük ülkü.
Turan...
Kızıl elma.
Önce ABD Gladyosu, kontrası oldu.
Sonra Ülkücü mafya.
Sonra da AKP tetikçisi, yardakçısı oldu.
Ulan milliyetçiliğinde içine ettiniz.
43

Yüce Galaksi Başkanımız artık ağzını kapasın. Yoksa doların önünü almak imkansız olacak.
02
Özlem Zengin: "Selahattin Demirtaş'ın Öcalan'ın metnini birkaç kez okuyup kendine rehber edinmesi ve onu örnek alması lazım."
(2015)
30

Ay Em F bizden 5 milyon dolar borç istemiş...
Bu sonradan çok konuşuldu.
Öyle olmadığı da kabak gibi ortaya çıktı.
Ama adam kronik yalancı.
Hala daha aynı yalanı söylemeye devam ediyor.
13

83
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

28 Ocak 2024 Pazar

MARVEL FİLM VE DİZİLERİ SIRALAMASI: TÜM MARVEL FİLMLERİ VE DİZİLERİ KRONOLOJİK OLARAK NASIL İZLENİR?


MARVEL FİLM VE DİZİLERİ SIRALAMASI: TÜM MARVEL FİLMLERİ VE DİZİLERİ KRONOLOJİK OLARAK NASIL İZLENİR?

Marvel ve Avengers filmlerini, 2. Dünya Savaşı'nı konu alan Kaptan Amerika: İlk Yenilmez'den başlayarak, gerçekleştiği sırayla izlemek istiyorsanız, tüm MCU film ve dizilerini kronolojik sırayla, tek bir rehberde listeledik...

17 Ekim 2023

Tüm Marvel film ve dizilerini kronolojik sırayla listeledik. Ancak öncelikle, çıkış tarihine göre Marvel Sinematik Evreni'ne genel bir bakış istiyorsanız, ayrı aşamalara bölünmüş haliyle listemizi inceleyebilirsiniz.

Birinci Aşama (2008-2012)

Iron Man (2008)

The Incredible Hulk (2008)

Iron Man 2 (2010)

Thor (2011)

Captain America: The First Avenger (2011)

The Avengers (2012)

İkinci Aşama (2013-2015)

Iron Man 3 (2013)

Thor: The Dark World (2013)

Captain America: The Winter Soldier (2014)

Guardians of the Galaxy (2014)

Avengers: Age of Ultron (2015)

Ant-Man (2015)

Üçüncü Aşama (2016-2019)

Captain America: Civil War (2016)

Doctor Strange (2016)

Guardians of the Galaxy Vol. 2 (2017)

Spider-Man: Homecoming (2017)

Thor: Ragnarok (2017)

Black Panther (2018)

Avengers: Infinity War (2018)

Ant-Man and the Wasp (2018)

Captain Marvel (2019)

Avengers: Endgame (2019)

Spider-Man: Far From Home (2019)

Dördüncü Aşama (2021-2022)

Black Widow (2021)

Shang-Chi and the Legend of the Ten Rings (2021)

Eternals (2021)

Spider-Man: No Way Home (2021)

Doctor Strange in the Multiverse of Madness (2022)

Thor: Love and Thunder (2022)

Kara Panter: Sonsuza Kadar Wakanda (2022)

Beşinci Aşama (2023-2024)

Karınca Adam ve Yaban Arısı: Quantumania (2023)

Galaksinin Koruyucuları Vol. 3 (2023)

Harikalar (2023)

Kaptan Amerika: Yeni Dünya Düzeni (2024)

Yıldırımlar (2024)

Bıçak (2024)

Altıncı Aşama (2024-2026)

Deadpool 3 (2024)

Fantastik Dörtlü (2025)

Yenilmezler: Kang Hanedanı (2025)

Yenilmezler: Gizli Savaşlar (2026)

Çıkış Tarihine Göre Marvel Dizileri

WandaVision (2021)

The Falcon and the Winter Soldier (T2021)

Loki (2021)

What If...? (2021)

Hawkeye ( 2021)

Moon Knight (2022)

Ms Marvel (2022)

Spider Man İzleme Sırası

Spider-Man 1 (2002)

Spider-Man 2 (2004)

Spider-Man 3 (2007)

The Amazing Spider-Man - İnanılmaz Örümcek Adam (2012)

The Amazing Spider-Man 2 - İnanılmaz Örümcek Adam 2 (2014)

Spider-Man: Homecoming (Örümcek-Adam Eve Dönüş) 2017

Spider-Man: Into the Spider-Verse (Örümcek-Adam: Örümcek Evreninde) 2018

Spider-Man: Far From Home (Örümcek-Adam: Evden Uzakta) 2019

Spider-Man: No Way Home (Örümcek-Adam Eve Dönüş Yok) 2021

Avengers İzleme Sırası

The Avengers

Avengers: Age of Ultron

Captain America: Civil War

Avengers: Infinity War

Avengers: Endgame

https://www.chip.com.tr/makale/marvel-film-ve-dizileri-siralamasi-tum-marvel-filmleri-ve-dizileri-kronolojik-olarak-nasil-izlenir_159910.html

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

En uzun vadeli tasarruf, vadesiz tasarruftur.

~EGE CANSEN~

- - - - - - - - - - - - - - - -

ne kadar
ampul varsa beyoğlu'nda kör kütük
kirli bir sis ıslak elleriyle hepsini örtüyor
yine konyak sarısı yumuşak bir sonbahar
herkes ümitsizliğini sırtlamış evine götürüyor
ben de götürüyorum sirkeci garpalas 32
birisi neuilly'den iki uçak mektubum var

~nerdesin inge nerdesin nerede değilsin ki
Cinayet Saati

Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

Deli cafer ismail tayfur ve şaşı
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
Üçü kamarot öteki aşçıbaşı
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

Cinayeti kör bir balıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiçbiriniz orada yoktunuz

Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
On üç damla gözyaşını saydım
Allahına kitabına sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım z
Bugün ahmet benim,
ama dünkü Ahmet değil.
Bugün anka benim,
ama yemle beslenen kuşcağız değil.

Enelhak kadehiyle
bir yudum içen sızdı
Tarılık şarabından.
Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım,
ben, sultanların aradığı sultan.

Ben hâcetler kıblesiyim.
Gönlün kıblesiyim ben.
Ben cuma mescidi değilim,
insanlık mescidiyim ben.

Ben saf aynayım,
sırım dökülmemiş, paslanmamışım.
Ben kin dolu bir gönül değilim,
Sinâ dağının gönlüyüm ben.

Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum,
benim sarhoşluğumun sonu yok.
Tarhana çorbası içmem ben,
can yemeği yerim,
içerim can şerbeti.

İşte sarttı seni
bir gümüş bedenlinin özlemi.
Altın haline geldin artık.
Sen altına âşıksın,
altın benim rengime âşık.

Gönlü saf sûfiyim ben,
benim tekkem âlem,
medresem dünya benim.
Değilim abalı sûfilerden.
İster yakarış eri ol sen,
meyhane eri istersen,
bundan sanki ne çıkar?
Yok cumartesiymiş, yok cumaymış,
bence ne farkı var?

Gerçeğin tadını alan er
ne altına aldırış eder,
ne kalendar tacına bakar.
Ne tasası vardır, ne kini.

Ey Tebriz'li hak Şems'i,
yüzünü göstermediysen sen,
yoksul çaresiz kalırdı kulun;
ne gönlü olurdu, ne dini.


Atilla İlhan~

- - - - - - - - - - - - - - - -

VATANDAŞLIK BORSASI

https://www.youtube.com/watch?v=cidAm8jElTk

- - - - - - - - - - - - - - - -

Cevrendekileri alcaltarak degil,kendini gercekten yucelterek buyuyebilirsin.

~Reich~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Midye
kabuklarında sakladım gözyaşlarımı;
Hastaydım
kırık kötümser bir öksürük yapışmıştı boğazıma
Seni unutmak gerekiyordu...

~Bahamalı martılar beni çağırdı
bir ikinci bahar gecesi.
İskele fenerlerini yollar uzak ay bedir
sırtımda gümüş hançer
yürürüm de ölemem
kan damlatır karanfil.

usulca mavi bir kar
kara geceye düşer
tutuşur fundalıklar
gelir kalbimi yakar.

gün olur belki öper
ay ışığı acıyı
o yaralı cerenler
yanık sulara iner.

yollar uzak ay bedir
sırtımda gümüş hançer
yürürüm de ölemem
kan damlatır karanfil
XXX
Kır Şarkısı

Tam otların sarardığı zamanlar
Yere yüzükoyun uzanıyorum
Toprakta bir telâş, bir telâş
Karıncalar ötedenberi dostum.

Ellerime hanım böcekleri konuyor
Ne şeker şey onlar!
Uç böcek, uç böcek diyorum
Uçuyorlar

Pan'ın teneffüsü bile
Ilık, okşamakta yüzü.
Devedikenleri, çalılık vesâire
Bir âlem bu toprakların üstü.

Tabiatla haşır neşir
Kırlarda geçen ikindi vakti.
Sakin, dinlenmiş, rahat
Bir gün daha bitti.


Behçet Necatigil~

- - - - - - - - - - - - - - - -

10 KASIM'LAR YAS DEĞİL, HESAP GÜNÜNDÜR

~Karşında saf tutmuş hain soyları,
İş bize düşüyor OĞUZ BOYLARI,
Çekin kılıçları, gerin yayları;
10 Kasım'lar yas değil, hesap günündür,
KEMAL ATATÜRK'Ü anma günündür.
*
Son ocak sönmeden yurdun üstünde,
Duracaktır TÜRK OĞLU ANT'LI sözünde,
Yasaklı olsa da hain gözünde,
10 Kasım'lar yas değil, hesap günündür,
KEMAL ATATÜRK'Ü anma günündür.
*
Tarih dediğin şey dünün, bugünün,
Şehitlik bayramın, gazilik ünün,
Mirasın TÜRK doğmak, Onunla övün,
10 Kasım'lar yas değil, hesap günündür,
KEMAL ATATÜRK'Ü anma günündür.
*
Tarihten, geçmişten ders alacaksın,
ATANIN yüzünü ak tutacaksın,
Kanın, canın pahasına vuruşacaksın,
10 Kasım'lar yas değil, hesap günündür,
KEMAL ATATÜRK'Ü anma günündür.
*
Hainler göz dikmiş ANAYURDUNA,
Bu isyan, kahpelik ilk değil sana,
Layık olmak istesen SOYAK ATANA,
10 Kasım'lar yas değil, hesap günündür,
KEMAL ATATÜRK'Ü anma günündür.

İrfan Konur Türkoğuz ~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Anasina bak kizini al, kenarina bak bezini al.
Bes parmagin besi birbirine benzemez

~Atalarımızın çelişkili sözleri~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Çağlar boyunca, güçlü zayıfı ezdi;
kurnaz ve kalpsiz, aptal ve masum olanları tuzağa düşürdü ve köleleştirdi, ve insanlık tarihinde, hiçbir yerde, hiçbir Tanrı ezilenlerin yardımına koşmadı.

~Robert Ingersoll~
. - . - . - . - . - . -
width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768



512.009 kb R._A._Salvatore-Unutulmus_Diyarlar-02-Kara_Elf_Uclemesi-2-Surgun.epub

635.679 kb Carlos_Fuentes-Dogmamis_Kristof.epub

2.206.664 kb Jean-Claude_Carriere-Akil_Defteri.pdf

489.587 kb Clive_Cussler-Kiskac.epub

526.819 kb Deniz_Kadar_Ac-Wilbur_Smith.mobi

1.937.601 kb ELS_13.pdf

1.218.364 kb Sosyolojik_Izlekte_Tiyatro-Seyirci_Iliskisi_Ornek_Bir_Calisma_Olarak_Semaver_Kumpanya.pdf

141.094 kb Arthur_Schopenhauer-Eristik_Diyalektik.epub

3.388.453 kb Ra_Bilgileri_4-Elkins_Rueckert_McCarty.epub

7.035.365 kb Ephraim_Kishon-Tarla_Kusuydu_Juliet.pdf

639.727 kb EXCEL_FORMULLERI.doc

5.347.549 kb Sculptures.pdf

602.973 kb OEGCA_Test10.pdf

870.907 kb Alev_Alatli-Batiya_Yon_Veren_Metinler_cilt_1.epub

157.564 kb Yerdeniz_buyucusu-Ursula_KLe_Guin_Cigdem_Erkal_Ipek.epub

239.869 kb Knut_Hamsun-Dunya_Nimeti_2.epub

263.121 kb G.S._Kaufmann-Erkekler_de_Iskambili_Kadinlar_Gibi_Oynasaydi.pdf

6.187.075 kb Eugene_Ionesco-Toplu_Oyunlari-4.pdf

419.840 kb William_Shakespeare-Venedik_Taciri.doc

905.598 kb Muzaffer_Ramazanoglu-Gilgamis_Destani.epub


80

Eller aya biz yaya.
Bakın ablanın merak ettiği konu neymiş?
Oysa şurada iki gün önce ABD Mars'a uzay aracı indirdi, ve NASA genel müdürü ortaokul öğrencilerinin popüler bilim sorularına cevap verdi.
26
60

Polis akademisinde polis adaylarına Allah, Muhammed, Kur'an, kitap, ezan üzerine yemin.
Peki bu aslan parçalarının hepsi de Müslüman mı?
Deist, Ateist, Panteist, Agnostik biri olamaz mı?
Ya da belki de Alevi olanlar da vardır?
Mecbur mu insanlar size dinlerini açıklamaya?
Mecbur mu insanlar size yalan söylemeye?
Ayıptır yahu...
Zorbalıktır!..
Dayatmacılıktır!...
22

Melih Balu konuşuyor.
Torpil ne kadar kötü birşeymiş.
Onu anlatıyor.
Yerseniz..
15
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/

27 Ocak 2024 Cumartesi

MEB KARARI: BÜTÜN ÖĞRETMENLERE ZORUNLU DİN DERSİ




MEB KARARI: BÜTÜN ÖĞRETMENLERE ZORUNLU DİN DERSİ

MEB'in aldığı karara göre; ilk ara tatilde yapılacak mesleki eğitimlere din dersi de eklendi. Yeni uygulama ile birlikte din eğitimine bütün öğretmenlerin katılması zorunlu tutulacak.

Osman ÇAKLI

İSTANBUL – Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bu yılın ilk ara tatili olan 11-17 Kasım'da yeni bir düzenleme hayata geçirecek. Uygulamayla 81 ildeki bütün öğretmenlerin katılımının zorunlu tutulduğu din dersi eğitimi verilecek. Ara tatilin haftalık çizelgesinde yapılması planlanan eğitimin içeriği "Temel Eğitim ve Ortaöğretim Kurumlarında Din Dersi ve Öğretimi" olarak açıklandı.

BÜTÜN ÖĞRETMENLERİN KATILMASI ZORUNLU

Türkiye tarihi boyunca öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim programlarında ilk defa hangi branştan olursa olsun tüm öğretmenlere din eğitimi ve öğretimi eğitimi düzenlenecek. Katılımın zorunlu tutulduğu eğitimi ise Din Öğretimi Genel Müdürü Ahmet İşleyen verecek. Karar, henüz öğretmenlere tebliğ edilmedi.

whatsapp-image-2023-10-16-at-15-28-56.jpegMEB tarihinde bir ilkin gerçekleştiğini anlatan Eğitimci Feray Aytekin Aydoğan, "Öğretmenler yıl içerisinde bir takım hizmet içi eğitim çalışmalarına katılıyorlar. Ara tatiller, yaz tatilinin başı ve sonunda gerçekleşen bir takım akademik seminerler oluyor. Bu eğitimlere örneğin, fizik ile ilgiliyse fizik öğretmenleri katılıyordu. Buna dair de başlıklar oluyordu. Yeni uygulama ile ilk defa bütün öğretmenlere dini eğitim verilecek" ifadelerini kullandı.

'SİYASAL İSLAMIN İNŞAASI EĞİTİM ÜZERİNDEN YAPILIYOR'

Programı Din Eğitim Genel Müdürlüğü'nün oluşturduğunu belirten Aydoğan, karar her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınmış olsa da Din Eğitimi Genel Müdürlüğü fiilen özerk bir yapıya dönüştü" dedi.

2012 yılında eğitimdeki 4+4+4 döneminde AKP sözcüleri tarafından "Elimize tüm okulları imam hatipleştirmek için tarihi bir fırsat geçti" açıklamasını hatırlatan Aydoğan, bunun en somut örneklerinin yaşandığına dikkat çekti:

"Binlerce okulumuzda laboratuvar, kütüphane yokken tüm eğitim kademelerinde mescidin zorunlu hale getirilmesi, karma eğitimin fiilen ve hukuken adım adım yok edilmesi, 80 darbesinin ürünü olan zorunlu din derslerinin 'seçmeli' adı altında fiilen sayısının artırılması ve son uygulamalar Siyasal İslam rejiminin inşasının hızlanacağını gösteriyor."

'DİN ÖĞRETİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖZERK OLDU'

Atılan her adımın hem öğrencilerin laik, kamusal eğitim hakkını hem de öğretmenlik mesleğini hedef aldığını söyleyen Aydoğan, "MEB'e bağlı bir müdürlük olan Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bir yandan uzun yıllardan itibaren atılan adımlarla özerkleşmiş bir yapı haline getiriliyor. Hatta MEB' in yerini alıyor. Tüm okullar, okul türleri ve tüm öğretmenler Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'ne bağımlı hale getiriliyor" ifadelerini kullandı.

EĞİTİMDE TARTIŞMALI KARARLAR

Milli Eğitim Bakanı (MEB) Yusuf Tekin'in beyaz önlük, ÇEDES protokolü, karma eğitim uygulaması hakkındaki ifadeleri kamuoyunda tepkiye neden olmuştu. Bakan Tekin, beyaz önlük uygulamasının okullarda teşvik edileceğini söylerken, karma eğitimle ilgili de şunları kaydetmişti: "Gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz, veli isterse çocuğunu kız okullarına gönderebilmeli, isterse erkeklerin gittiği okullara gönderebilmeli."

ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesinin önünü açan MEB birkaç önce yayımladığı yeni yönetmelikle okul öncesi eğitim kurumlarında mescidi zorunlu hale getirdi.

Bahse konu yönetmelikte "Yatılı bölge ortaokullarının pansiyon kısımlarında ibadethane açılır. Okulöncesi eğitim ve ilköğretim kurumlarında talep edilmesi halinde ibadet ihtiyaçlarını karşılayacak uygun mekân ayrılabilir" maddesi "Okulöncesi eğitim ve ilköğretim kurumları ile yatılı bölge ortaokullarının pansiyon kısımlarında ibadet ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla doğal aydınlatmalı uygun mekânda mescit açılır" şeklinde değiştirildi.

https://artigercek.com/guncel/meb-karari-butun-ogretmenlere-zorunlu-din-dersi-269092h

--

- - - - - - - - - - - - - - - -

Bakara Suresi 85.Ayet:

Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık;
kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir.

Kur'an-ı Kerim'in bazı ayetlerine ilişkin mazeretler:
1- Bu ayetler yanlış tercüme edilmiş
2- Bu ayetler yanlış anlaşılmaya müsait yani herkes anlayamaz
3- Bu ayetler zaman aşımına uğradı yani bugün geçersiz
4- Bu ayetler çağ dışı yani İslam'da reform yapılması lazım
5- Bu ayetlere iman etmek imkansız ama yine de ben bir müslümanım

Mazeretlerin Cevapları:

1- Diyanet Vakfı Meali'ni, konularında uzman 'İlahiyatçı Heyet' hazırladı. En çok itibar edilen meal. Heyetteki herkesin yanlış tercüme yapması imkansız. Hal böyle iken bu mazeret geçersizdir.
2- Kur'an-ı Kerim'i herkesin anlayabileceğine dair ayetler var* ve zaten bu sebeple 'indirilmiş'. Tersi ise adaletsizlik olur çünkü herkesin anlayamayacağı ve yanlış anlaşılmaya müsait bir kutsal kitap göndermek Allah'a yakışmaz. Bir sakınca da şudur; Müslümanlara siz Kur'an'ı anlamazsınız, sadece biz anlarız diyen 'ruhban sınıfı' oluşur ki İslam'da ruhbanlık haramdır. Hal böyle iken bu mazeret geçersizdir.
3- Kur'an'ın, kıyamete kadar, 'cihanşümul(evrensel)' yani her zaman ve her yerde hükmünün geçerli olduğuna inanmak farzdır. Hal böyle iken bu mazeret geçersizdir.
4- Allah 21. yüzyılın hayat şartlarını ve yaşam biçimini ezelden beri bildiğine göre Allah'ın bu durumu hesaba katmadığını iddia etmek Allah'a karşı çok büyük bir iftiradır. Hal böyle iken bu mazeret geçersizdir.
5- Bu ayetlere iman etmeyenin adı Müslüman değil Kafirdir.** Hal böyle iken bu mazeret geçersizdir.

*Bakınız: Nahl Suresi 89. Ayet, Enam Suresi 38. Ayet, Maide Suresi 15. Ayet, Hac Suresi 16. Ayet.
**Bakınız: Bakara Suresi 85. Ayet ve Maide Suresi 44. Ayet.

- - - - - - - - - - - - - - - -

Ömer Hayyam Bütün Dörtlükler [ 372. - 389 ]

~Madem ben kervansarayda kalıcı değilim,
Şarapsız güzelsiz yaşamak hatadır derim
Dünya muhdes mi kadim mi diye tartışmak boş:
Ben gittikten sonra ha muhdes olmuş ha kadim!

ŞARAB: Arapça, içecek şey, anlamında bir kelime. Aşk ve mahabbet anlamına kullanılır. Coşkun aşk halleri ki, bu durumdaki kişi aşkta sadakat imtihanından geçer. Kemale erenlerin hali budur. Bu kelimeyle ilgili bazı deyimler şunlardır:
Şaraphane : Melekût âlemi, kâmil arifin iç dünyası.
Şarab-ı Puhte: Yıllanmış, kıvamını bulmuş şarap. Her türlü kayıttan, sınırlamadan kurtulmuş saf ve mücerred zevk.
Şarab-ı ham : Çiğ şarap. Dünyevî zevk ile karışık hayat.
Şarap-ı Tevhîd : Allahın zâtında mahvolup, her türlü maddî bağdan kurtulma.
İki türlü şarap vardır: Biri maddî, dünyevi, alkol ihtiva eden içilmesi haram olan içki, ki bu insanı içince sarhoş eder. Diğer şarap ise, aşk şarabıdır. Allahı sevmekten kaynaklanan zevkin sonucu olarak ortaya çıkan bir tür mestlik, melankoli hâli. Sûfîler bu bakımdan, içmeden sarhoş olanlardır, diye tanımlanır. Marifet, içmeden, manâ sarhoşu olmaktadır. Her iki sarhoşta ortak bazı özellikler vardır. Bunlardan biri, her ikisi için dış âlemin bir anlamı yoktur; sarhoşluk, her iki grubu dış dünya ile alakalı bir takım ilgilerden kesmiştir, ikisi arasındaki pek çok farktan bir diğeri de, şudur: : Mânâ sarhoşunda, karaciğerden kaynaklandığı söylenen bir tür iç hararet, maddî şarab içende bulunmaz.~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Sadece kendine güven, o zaman nasıl yaşayacağını bileceksin.

~Goethe~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Cok yasayanin omru, dostlarina aglamakla gecirecektir.

~Hz.Ali~

- - - - - - - - - - - - - - - -

EVADOKSIYA
. .
Inkar etmiyorum ki
Opmesine optum Evadoksiyayi
Hem de Zeyrek yokusunda optum
Sinemaya da goturdum
Fakat ben o zaman
Deli gibi seviyordum onu
Sanirsam, o da beni seviyordu
Sevmese islik calar miydi
Saat ondan sonra
Cabuk gel diye

- - - - - - - - - - - - - - - -

Nerede ordu varsa orada dikenler ve çalılar biter.
Büyük bir savaştan sonra yıllarca yokluk çekilir.
Güzel silahlar kötülük araçlarıdır.
İnsanlar onlardan hoşlanmaz.
Silahlar kötülüğü çağrıştırır.
Silah ancak çaresiz kalınca kullanılır.

Lao Tzu: Lao sözcüğü Çince yaşlı , Tzu (Zi) ise üstat, bilge anlamına geliyor.
Yaşlı Bilge anlamındaki Lao Tzu, MÖ 6. yy. 'da yaşıyor ve Tao Düşüncesinin kurucusu olarak kabul ediliyor.

~Lao Tzu, Tao Te Çhing (İş Bankası Kültür Yayınları, 2016)~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Inkilap, Turk ulusunun son asirlarda geri birakilmis kurumlarini yikarak yerlerine, ulusun en yuksek uygarlik duzeyine ilerlemesini saglayacak yeni kurumlar koymaktir.

~K.Ataturk~

- - - - - - - - - - - - - - - -

Insanlarin adlarini animsa…

~Anonim Nasihat~
. - . - . - . - . - . -
width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768


width=768



251.106 kb Clive_Cussler-Buzdagi.epub

815.699 kb Tekin_Ertug-Fotograf_Ustalari_1.epub

7.932.423 kb Andre_Clot-Fatih_Sultan_Mehmet.pdf

446.464 kb Tennessee_Williams-Baby_Doll.doc

75.674 kb Gevheri-Siirleri.pdf

505.856 kb ESER-YAZAR_SOZLUGU.doc

39.629 kb Turkiye_de_Yersekilleri_ve_Etkisi.pdf

951.683 kb Patrick_Ruthfuss-Kralkatili_Guncesi_1._Gun-Ruzgarin_Adi.epub

5.587.145 kb Mircea_Eliade-Dinler_Tarihine_Giris.pdf

5.422.039 kb tu5-Kelimelerin_Listesi.pdf

1.712.035 kb Matlab-Diferansiyel-Denklemler.pdf

1.143.476 kb Dogan_Yurdakul-Abi_Kabadayilar_Mafya_ve_Derin_Devlet.epub

4.576.388 kb Karekok_Yayinlari-LYS_1_12_Cozumlu_Deneme.pdf

2.692.597 kb ELS_15.pdf

126.889 kb Dersim-Ugur_Mumcu.epub

890.534 kb Sunen-i_Nesai-Ebu_Abdullah_En-Nesei.epub

251.535 kb Korku_ve_Titreme-S.Kierkegaard.epub

1.524.958 kb Behcet_Aysan-Duello.pdf

485.316 kb Ates_Kadehi.epub

598.615 kb Alexandre_Dumas-Uc_Silahsorler.epub


73

86

Adam namussuzmuş.
Hem de namert.
Kendisi söyledi.
Ben söylemedim.
Ve ne kadar tuhaf.
O büyük ülkü.
Turan...
Kızıl elma.
Önce ABD Gladyosu, kontrası oldu.
Sonra Ülkücü mafya.
Sonra da AKP tetikçisi, yardakçısı oldu.
Ulan milliyetçiliğinde içine ettiniz.
43

Megalomanik hazeyanları pompalayanlar var elbette. Tam bir şeyh mi uçar, mürit mi uçurur durumu.
03

84
OrajKalip

- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -

Grup eposta komutlari ve adresleri :
Gruba mesaj gondermek icin : ozgur-gundem@googlegroups.com
Gruba uye olmak icin : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com
Grup kurucusuna yazmak icin : 0raj.p0yraz@neomailbox.net  /  oraj.poyraz@openmail.cc
Grup Sayfamiz : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz : http://orajpoyraz.blogspot.com/
Özgürlük adam, henüz yeni kurdum.

Siyasi iktidarın sürekli yasakladığı, polisiye önlemler ile gizlemeye çalıştığı şeyleri burada biriktireceğim.

Videolar, resimler, makaleler falan.
:
http://insulaelibertatis.com/
Eposta adresleri
(Derdiniz varsa buradan ulaşın.)
:
0raj.p0yraz@neomailbox.net
oraj.poyraz@openmail.cc
HvLWPtIjJR8X@protonmail.com
0PjukdvspdUh@mail2tor.com
Tor ağı üzerindeki web siteleri
Darkweb diye bilinir, TorBrowser kullancaksınız.
:
http://45m2jpfwn6ydfrqyhw5jbqszyip45pvi6m2cyo3722wyhur6yuitgbyd.onion/
http://kbq4ghhydumvhgvwkccbad5g7ae2yho6a4llxuy2z4oa6dox6gjtngad.onion/