57 yıl önce bugün (6 Ocak 1969) ODTÜ'ye gelen ABD'nin Ankara büyükelçisi Robert Komer'in aracı devrimci öğrenciler tarafından yakıldı. Vietnam'da yapılan katliamlarda payı olan Komer'in aracını yakanlar arasında Taylan Özgür ve Sinan Cemgil vardı. Olaydan 3 gün sonra aralarında Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan'ın bulunduğu 7 kişi hakkında tutuklama kararı verildi. Tutuklama kararı sonrası 3 binden fazla öğrenci dilekçeyle kendilerinin de eyleme katıldığını bildirdi. Selam olsun bağımsızlık, demokrasi, devrim için canlarını ortaya koyanlara. Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------
Benim zaman içerisinde guruplarda yayınlamış olduğum epostalardan bir demet bulacaksınız
1 Temmuz 2026 Çarşamba
Afganistan’dan gelen haber tüm dünyanın gündemine oturdu.
Sizin yaşadığınız islam, sizin hayal ettiğiniz islam doğrusu değil. Siz hayal ediyorsunuz. İslamın bana göresi yoktur. Temel kaynaklar açıktır. Akıl bu kaynaklar hiyerarşisinde en sonda yer alır. Örneğin Hadis bilminde akla yatkın olmak önemli değildir. Önemli olan hadis gerçek midir? Rivayeti sağlam mıdır? Raviler sağlam mıdır? Bütün konu budur. Kimse peygamberin zırvalayıp zırvalamadığını yargılayamaz. Peygamber zırvaladıysa vardır bir sebebi. Bütün dinlerde nifak, ikilik vardır. Ama İslamda dört temel ayrım vardır. Bir şeriat devletinde devlet bu ayrımları denetler, uyumsuz gördüklerine yaptırım uygular. 1) Köle-özgür birey ayrımı. Müslüman köle olamaz. 2) Kafir-müslüman ayrımı. 3) Kadın-erkek ayrımı. 4) Müslümanlar takvasına göre ayrılır. İmanı, ibadeti, itikadı eksik olanlar aşağılanır. İşte İslam şeriatı bu ayrımları ayrıntılı olarak tanımlar. Bu hukuka uymayanları cezalandırır. --- Afganistan’dan gelen haber tüm dünyanın gündemine oturdu. Taliban yönetimi, dini kimlik, mezhep, cinsiyet ve sosyal statüye göre farklı cezalar öngören yeni ceza usullerini yürürlüğe koydu. Taliban yönetimi, uygulayacağı yeni ceza kanunu ile köleliği geri getirirken, kız çocuklarına eğitimi yasaklıyor. “/*Efendi”*/ ve /*“köle”*/kavramlarının kullanıldığı kanun ile ülke sınıflara bölünürken, sınıfa göre cezalar uygulanacak. Muhaliflere ise ölüm cezası var. Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------
Big brother is watching you...
Bu zaten ulusal basında da belirtilmiştir.
İki gün geçti, bu iletimden bu yana.
Yeni bir uygulama buldum.
OnionHop V2
Test edilmiş ve onaylanmıştır.
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin | : | ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamiz | : | https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
ALTINOK AİLESİ KATLİAMI 1980
ALTINOK AİLESİ KATLİAMI 1980
Bu tarihi film 26 haziran 1980 tarihinde çekilmiş.İstanbul Gaziosmanpaşa Mhp ilçe başkanı emekli binbaşı Ali Rıza Altınok, eşi ilçe kadın kolları başkanı Fahriye Altınok ve 16 yaşındaki kızları Nilgün Altınok’un cenaze töreni görüntülenmiş.Diğer kız evlat İnci Altınok o gün evde olmadığı için katliamdan sağ kurtuldu.Evde olsa oda vurulacaktı.
OLAY NASIL OLDU
Olay 25 haziran 1980 tarihinde Rami cuma mahallesi, Şeyh Abdullah sokak‘ta bulunan, 17 numaralı apartmanın, 3. katında gerçekleşti. Saat 12:45 ‘te biri kız 4 öğrenci görünümlü thkp-c terör örgütü evin kapısını çaldılar.Tıp fakültesinde okuduklarını, Kiralık ev aradıklarını söylediler. Ev halkı onları içeri davet etti. Öğlen yemek saatiydi.Buyrun beraber yemek yiyelim dedi ev sahibi.Yemekten sonra 4 azıllı katil ev halkını kurşuna dizdiler. Kaçmadan ailenin kızlarından Nilgün’ ün nişanı için yeni boyanmış duvarlarına faşist yuvalarını dağıttık yazdılar. 4 Katil olay yerinden kaçtı. Polisin yaptığı tahkikat sonrası cenazeler Şişli camiinde kılınan cenaze namazından sonra Bebek’teki Aşiyan mezarlığında binlerce ülkücünün tekbir ve gözyaşları arasında toprağa verildi.
Olayın faillerinden üçü 1981 yılında bir çatışmada “tesadüfen” ele geçirildi. Polis bir grubun İsrail başkonsolosluğuna eylem hazırlığı içinde olduğu istihbaratını almış. Gözaltına aldıkları bir kişi hücre evi ve eylemcilerle ilgili itiraflarda bulunmuş. Bunun üzerine Maltepe İnönü caddesi üzerinde bir evi kuşatan polis ile üç MLSPB’li arasında çatışma çıkmıştı. Altınok ailesinin katillerinden ikisi o çatışmada öldü. Ayşe Hülya Özzümrüt ise yaralı ele geçirildi. Katillerin onlar olduğu, parmak izi tesbiti sırasında ortaya çıktı. Evde yemek yedikleri tabakta, kaşıkta da parmak izleri bulunmuştu. Kaçarken parmak izlerini silmemişlerdi.
4. Katil Kamuran Özcan yıllar sonra bir çatışmada öldürüldü. Katliamın tek kalan katili Ayşe Hülya Zümrüt 1991 yılında Anayasa mahkemesi’nin terörle mücadele yasası’nda şartlı tahliyeye oran sınırlaması getiren maddelerinin iptali sonrasında adli kontrol şartıyla, tahliye oldu. Yani toplamda 11 yıl hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra şiir yazmaya başladı. Bir şiirini Ahmet Kaya besteleyip şarkı olarak seslendirdi. Albüm ismi Dokunma Yanarsın (1992) – Gam müzik firması Söz: A.Hülya Özzümrüt, beste Ahmet Kaya. Şarkı ismi Merhaba. Eli kanlı katil cezası yenileneceği halde sol cenabın bir anda sevgi meleği haline gelmiş maalesef adalet tecelli etmemiştir…
Şarkıda eli kanlı katil özgürlük savaşcısı olarak lanse edildi.
Film kaynağı Reuters. Aynı cenaze töreninin farklı bir kamera ile Associated Press kameramanı tarafından çekilen bir filmide mevcuttur.
https://www.facebook.com/reel/1457548372841061
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Osmanlı kaynaklarında anlatılan olay Türk Katliamı
*Osmanlı kaynaklarında anlatılan olay Türk Katliamı* Âşıkpaşazâde’nin Tevârîh-i Âl-i Osmân’ında Rum Mehmed Paşa’nın Karaman Türkmenleri üzerine seferi: /*"Rum Mehmed Lârende’ye vardı. Lârende’nin mescitlerini ve medreselerini yakıp yıktı, babasının evi imişçesine harap eyledi. Şehrin kadınını ve gencini soydurdu, çıplak bıraktı. O çok zalimdi, elinden gelen her şeyi yaptı, Müslüman Türkmenlere bunun benzeri hakaretler yaptı. Lârende’den gidip Ereğli’ye vardı. Ereğli’nin de vilayetini ve köylerini harap ettirdi."*/ TDV İslâm Ansiklopedisi Neşrî, Cihannümâ'da ise olayı daha kısa anlatır ve Karaman ülkesinin yağmalandığını, halkın esir edildiğini ve bölgenin ağır zarara uğratıldığını bildirir. Rum Mehmed Paşa’nın sert uygulamalarına yer verir. *Kaynaklar* * Âşıkpaşazâde, Tevârîh-i Âl-i Osmân (Atsız neşri). * Neşrî, Kitâb-ı Cihannümâ. * Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi,/*"Rum Mehmed Paşa"*/ maddesi. * TDV İslâm Ansiklopedisi KilderNeşrî’nin Kitâb-ı Cihannümâ içinde Rum Mehmed Paşa ve Karaman seferiyle ilgili “/*Vilâyet yağma olundu. Ehl ü iyâli esir ettiler.”*/ “/*Konya’dan ve Lârende’den nice hâneler sürgün olunup gönderildi.”*/ - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group* : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group* : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder* : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page* : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish* : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website* : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.)* : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
Akrabalarını üniversiteye dolduran rektör, padişah gibi ferman yayınladı!
Akrabalarını üniversiteye dolduran rektör, padişah gibi ferman yayınladı!
Bismillâhirrahmânirrahîm Hamd ü senâ, gökleri direksiz yükselten, yedi iklimin mülkünü dilediğine ihsan eden, hükümdarlığı kulları arasında takdir buyuran Hazret-i Kibriyâ'yadır. Salât u selâm, âlemlere rahmet olarak gönderilen Fahr-i Kâinat Efendimiz Muhammed Mustafa'ya ve onun pâk âline ve ashâbına olsun. Bu kutlu ferman ve ulu hüküm, cihanın dört bucağında adaletin sancağını dalgalandıran; doğunun ve batının ufuklarını kılıcının parıltısıyla aydınlatan; mazlumların sığınağı, zalimlerin korkusu; denizlerin hâkimi, karaların emniyeti; şehirlerin imarcısı, yolların muhafızı; saltanatın kutbu, hilâfetin direği, İslâm'ın izzeti ve devletlerin en yücesi olan Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye'nin sahibi tarafından kaleme aldırılmıştır. Ben ki; Sultanlar Sultanı, Hakanlar Hakanı, Hükümdarlar Tacı, Allah'ın yeryüzündeki gölgesi, İki Harem-i Şerif'in hizmetkârı, Üç kıtanın sultanı, Rum diyarının, Anadolu'nun, Karaman'ın, Dulkadir'in, Diyâr-ı Bekr'in, Azerbaycan'ın, Şam'ın, Mısır'ın, Hicaz'ın, Yemen'in, Bağdat'ın, Basra'nın, Rumeli'nin, Bosna'nın, Sırbistan'ın, Arnavutluk'un, Mora'nın, Budin'in ve nice beldelerin padişahı; Akdeniz'in, Karadeniz'in ve nice denizlerin gemilerine hükmeden; Kalelerin anahtarlarını elinde tutan; Orduları zaferle yürüyen; Adalet terazisini eğriltmeyen; Fakirlerin duası, yetimlerin ümidi, düşmanların korkusu; Kılıcıyla ülkeler fetheden, kalemiyle nizâm kuran; Kutlu ecdadının şanını artıran; Tahtına gölgeler düşmeyen; Emri doğudan batıya erişen; Adı işitildiğinde dostların gönlüne güven, hasımların kalbine heybet düşüren; Yüce Osmanoğlu Hanedanı'nın hükümdarı... Bu yüce fermanım, ... diyarının kralına eriştiğinde bilinsin ki, hükümdarlık yalnız kuvvetle değil; adalet, hikmet ve ahde vefa ile ayakta durur. Nice devletler gördük ki kibirleri sebebiyle yıkılmış; nice kavimler gördük ki zulümleri sebebiyle tarih sahnesinden silinmiştir. Devlet-i Aliyye ise adalet üzere hükmettiği müddetçe Allah Teâlâ'nın yardımıyla izzet ve kudretini muhafaza etmiştir. Sen ki memleketinin kralı olup kendi ülken halkına hükmedersin. Sana düşen, dostluğun şartlarını muhafaza etmek, akdedilmiş ahidleri bozmamak ve iyi komşuluğun gereğini yerine getirmektir. Bizim katımızda söz, altından daha ağır; ahid, kaleden daha sağlamdır. Dostluğa sadakat gösterene ihsanımız erişir; eman dileyene kapımız açıktır; fakat ahdini bozanın pişmanlığı kendisine fayda vermez. Bilmiş olasın ki Devlet-i Aliyye'nin hazineleri bolluk, orduları intizam, tersaneleri hareket, kaleleri metanet içindedir. Sınırlarımızda bekleyen gazilerimiz daima uyanık; kadılarımız adaletle hükmeden; vezirlerimiz tedbir sahibi; kullarımız sadakat üzere bulunurlar. Güneş nasıl doğudan doğup batıya ulaşırsa, devletimizin nâmı da iklimden iklime erişmiştir. Şayet dostluk üzere hareket edersen, aramızdaki ticaret yolları emniyet bulur; tüccarlar huzur içinde gidip gelir; halklarımız refah görür. Lâkin fitneye meyledenlerin sözüne uyup ahid bozacak olursan, bunun neticesinden yalnız sen mesul olursun. Çünkü bizim için sulh de harp de kudretimizin eseridir; biri merhametimizin, diğeri azmimizin nişanesidir. İşbu hükm-i hümâyunum sana ulaştığında gereğini yerine getirmen, elçilerine ve memurlarına buna göre emir vermen ve cevabını geciktirmemen münasip görülmüştür. Sözümüz son sözdür. Mührümüz devletimizin şanıdır. Hükmümüz adaletimizin nişanesidir. Ve Allah, doğruların yardımcısıdır. |
👉🏻 Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, üniversiteyi "inancının gereği" akrabaları ile doldurduğunu söyledi:
• Bu üniversite her anlamda bitmişti; ben yeniden hayat verdim.
• Neredeyse her fakülteyi ben yeniledim, onardım ve ayağa kaldırdım. Kampüsün çevre düzenlemesini ben yaptırdım.
• Üniversitemize yeni bir sistem odasını bile ben kurdurdum. Her sene çok sayıda sempozyum düzenledim.
• Sadece bununla da kalmadım; üniversitemizin görünür yüzü olan anlamsız, köhnemiş ve saçma amblemini ben değiştirdim, yenisini oluşturdum ve yürürlüğe soktum.
• Üniversitenin sloganını bile ben belirledim.
• Akademik ve idari kadro sayımız yetersizdi; bunu gördüm, YÖK’teki ve Cumhurbaşkanlığı’ndaki ağırlığımı ve etkimi kullanarak üniversitemize her sene çok sayıda kadro tahsisi yaptırdım.
• Bu kadrolara, atanmaya layık gördüğüm yüzlerce kişinin atamasını yaptım.
• Bu süreçte benim Rektörlük irademe karşı gelip bana dik başlılık eden başıbozukların hepsini YÖK Başkanımız Erol Özvar ve YÖK Başkanvekilimiz Metin Topçuoğlu ile görüşerek, durumu anlatarak, desteklerini alarak tek tek üniversiteden attım.
• Bunları yaparken, ülkemizde hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan, işe yaramaz, ahmak ve dinsiz-imansız azınlık bir güruhun yayın organı olan ODA TV, Halk TV, Yeniçağ, Sözcü gibi marjinal medya gruplarının ve bunların taşeronluğunu yapan bizim cenahtaki avanak medyanın hakkımda yaptığı haberleri çokta dikkate almadım.
• Rektörünüz olarak az zamanda çok büyük işler yaptım. Bunu emrim altında çalışan hiç kimse inkâr edemez.
• Bugüne kadar her mücadeleyi kazanmış Rektörünüz olarak üzülerek öğrendim ki; çok sevdiğim kız kardeşim Halime’min kızı, biricik yeğenim Gülizar Artuç’u İlahiyat Fakültesi’nde doktor öğretim üyesi kadrosuna atamamdan;
• Amcaoğlum Emrullah Alkıç’ı Müftülükten üniversitemize naklen geçirerek Fakülte Sekreterliği görevine yükseltmemden ve ardından Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirmemden;
• Sır küpüm ve yakın dostum Mesut Bayra ’ı MEB’de öğretmen iken üniversitemize geçirerek İdil Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Hukuk Müşaviri görevlerine atamamdan bazı haddini bilmez ahmaklar rahatsız olmuş.
• Tabii bu fitneyi yayanlar inançsız oldukları için, akrabaya sahip çıkmanın, yakın çevresine destek olmanın ve güvendiğin insanları yönetici pozisyona getirip bihakkın görev yapmalarını sağlamanın bizim inancımız gereği olduğunu bilmezler.
• Bu fitneciler, Cuma namazlarına gitmedikleri için her Cuma günü akrabaya yardım etmenin inancımız gereği olduğunu bilemezler.
• Akrabalarıma ve dostlarıma yardım etmek benim inancım gereğidir ve Rektörlük hakkımdır.
• Dirayetli bir Rektör olarak, irademle yapılan bu atamalardan rahatsız olup arkamdan dedikodu yapanları, kurduğum bu kusursuz düzeni tartışmaya açmaya çalışanları da tek tek tespit ettim.
• Yakın zamanda onların da hakkından gelip bu üniversitede barındırmayacağım, göreceksiniz.
• Bu üniversitede Rektörlük makamının otoritesini, kurduğum düzeni ve irademi yıpratmaya çalışan hiç kimseye acımadım, acımam.
• Bu gerçeği bugüne kadar kadro açıp, atamasını yapıp, cübbesini giydirdiğim kişilerden anlamanız gerekiyordu; fakat ben bir kez daha anlamayanlara göstermek istiyorum.
• Bu üniversitede, Rektörüne sadakatle şereflenenlerin akademide önünü açıyorum, ödüllendiriyorum ve hak ettikleri yerlere gelmelerini sağlıyorum.
• Bu hakikati, bugün çıktığımız Öğretim Üyesi ilanıyla bir kez daha görmenizi istiyorum.
• Bugün Resmi Gazete’de ilan ettiğimiz kadrolara aşağıda belirttiğim güvenime mazhar olan, Rektörüne sadakatte ve bağlılıkta kusur etmeyen kişileri atamaya karar verdim.
• En yakın zamanda bu arkadaşlarımızın da atamasını yapıp cübbelerini bizzat ben giydireceğim.
• Emrimdir; siz de şimdiden bu arkadaşlarımızı ziyaret edip tebrik edin.
(Fatih Ergin - Yeniçağ)
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
30 Haziran 2026 Salı
28 Şubat’ın sembol isimlerinden Nuray Canan Songür bu kez ailesiyle gündemde..
28 Şubat’ın sembol isimlerinden Nuray Canan Songür bu kez ailesiyle gündemde.. <https://www.facebook.com/reel/917790941254302> - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - */Gruba mesaj göndermek icin /* */: /* ozgur-gundem@googlegroups.com */Gruba uye olmak icin /* */: /* ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com */Grup kurucusuna yazmak icin /* */: /* 0raj.p0yraz@neomailbox.net <mailto:0raj.p0yraz@neomailbox.net> / oraj.poyraz@openmail.cc <mailto:oraj.poyraz@openmail.cc> */Grup Sayfamiz /* */: /* https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ */Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz /* */: /* http://orajpoyraz.blogspot.com/ Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc<mailto:HvLWPtIjJR8X@protonmail.com> 1 dosyayı bu e-postaya bağladım: * Facebook.mp4 <https://app.box.com/s/ndoqkfoepr6hlimn4dx2jkup7ziwxj1d> Boyut: 9,0 MB Filelink hizmeti: Box Bağlantı: https://app.box.com/s/ndoqkfoepr6hlimn4dx2jkup7ziwxj1d <https://app.box.com/s/ndoqkfoepr6hlimn4dx2jkup7ziwxj1d>
-
Facebook.mp4
Boyut: 9,0 MB
Filelink hizmeti: Box
Bağlantı: https://app.box.com/s/ndoqkfoepr6hlimn4dx2jkup7ziwxj1d
GÜNDEM KISA KISA 260630
*=======================* * *📢 Halil Konakçı:* * ⭕ Arapçadan başka bir dille kılınan hiçbir namaz kabul değildir. ⭕ Türkçe ibadet olmaz! ⭕ Bu Muhammed Mustafa’nın ilke ve inkılaplarının kaidesidir. *https://x.com/durbunhaber/status/2071337275846250737* *=======================* * *Kahrol şeytan al sana bombe..* * *https://x.com/_sumeyra1_/status/2071213465922929026* *=======================* * *Mustafa Destici’den Deniz Göktaş’a:* * "Türkiye’de stand-up diye yeni bir akım başladı. Siyasi eleştiri, mizah yapabilirsiniz. Bizleri de eleştirip mizahını da yapabilirsiniz. İş adamlarının ve sporcuların da yapabilirsiniz. Günlük toplumsal olaylarla, hükümetin icraatlarıyla ve Meclis’le ilgili de yapabilirsiniz. Ama sen benim inancımla, Allah’ımla, kutsal kitabımla, benim peygamberimle ilgili mizah yapamazsın. Onu eğlence haline getiremezsin." ** *=======================* * *SİYASET BİLİMCİ DOÇ. DR. BERK ESEN:* * /*"Eğer 11 Temmuz’a kadar kurultay kararı çıkmazsa, YSK’nın partiyi seçime sokmama riski var. Temmuz ortasından itibaren derhal yeni ve yedek partilere geçiş stratejisi başlatılmalıdır!"*/ *=======================* * *Olcay Uyar: Türkiye NATO'da olmasaydı, İsrail ve GKRY NATO'ya girerdi.* * Türkiye’nin Kıbrıs Adası’nda garantörlüğünü önlemek için, Rumlar adaya *NATO* garantör olsun diye kıvırmalara başladı. *BM'*nin Kıbrıs Daimi temsilcisi, Türkler Maraş’ı, Güzelyurt’u Rumlara versin, bunun karşılığında kısmi tanınmalı federasyon olsun saçmalığına başladı. Bu arada bizler ne yapıyoruz? Turizm rakibimizde olan Yunan’ın Doğu Ege Adalarına giderek milyonlarca Euro harcıyoruz. İsrail ittifakı Yunan’dan *DOST* olmaz nokta *==========================* - - - - - - - - - - - - - a45UyF587661 - - - - - - - - - - - - - *Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group * : ozgur-gundem@googlegroups.com *Gruba üye olmak icin To join the group * : ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com *Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder * : 0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc *Grup Sayfamız Our Group Page * : https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ *Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish * : http://orajpoyraz.blogspot.com/ *Yeni web sayfam Our new website * : https://erkin.cc/ *Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) * : Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc
Yiğidin Nâğrası
Başta büyük düşünür, yüce feylosof, dünyanın gıpta ettiği, kıskandığı, bütün insanlığın hayran kaldığı stratejistlerin atası ve babası Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Abdullah Ağar, Coşkun Başbuğ, Erdoğan Karakuş, Mesut Hakkı Caşın, Mete Yara, Mete Yarar, Yesugay Aksakal gibi önemli stratejistlerin "İki saat sürmez.", "İsrail birkaç günde çöker.", "İsrail bunu yapamaz.", "ABD artık eski ABD değil.", "ABD artık Türkiye’ye hiçbir şey yaptıramaz.", "ABD bunu göze alamaz.", "Amerika Türkiye’yi durduramaz.", "Artık önümüzde kimse duramaz.", "Artık oyun kurucu biziz.", "Bölgenin tek oyun kurucusu Türkiye.", "Batı panik içinde.", "Batılı uzmanlar bile söylüyor.", "Bir gecede iş biter.", "Bir gecede...", "Dünya artık Ankara’nın etrafında şekilleniyor.", "Dünya yeni dönemde Ankara’nın etrafında şekilleniyor.", "Dünya yeni düzenini Ankara belirleyecek", "Dost düşman herkes kabul etmek zorunda", "Gerekirse aynı anda birkaç cephede operasyon yapabiliriz.", "Herkes Ankara’nın kararını bekliyor.", "Karşımızdaki ülkelerin hiçbiri tek başına bizimle baş edemez.", "Kesin kazanırız.", "Kimse Türkiye’ye karşı duramaz.", "Kimse Türkiye’yi durduramaz.", "Onların hiçbir şansı yok.", "Sahada ve masada güçlü Türkiye", "Türk savunma sanayi dünyayı geçti.", "Türkiye artık eski Türkiye değil.", "Türkiye isterse birkaç ülkeyle aynı anda savaşabilir.", "Türkiye isterse...", "Türkiye olmadan hiçbir denklem kurulamaz.", "Tek sebep Türkiye’nin yükselişi.", "Washington Ankara’nın onayı olmadan bölgede hareket edemez.", "Yunanistan birkaç saatte teslim olur.", "Yunanistan’ın hava kuvvetleri ilk gün yok edilir.", "Yunanistan’ın hiçbir şansı yok." benzeri söylemleri üzerine bu şiiri yazdım.
Yazdım derken, ben yazmadım elbette.
Yok böyle bir kabiliyet.
YZ sağolsun.
Saygılar
Oraj POYRAZ
L2fSIJNoA0xfSNxA
--------------
Yiğidin Nâğrası
Hey bre!
Dağların sırtında boran uyansa,
Kara bulut göğü demirle yansa,
Düşman orduları ufku kapatsa,
Yiğidin yüreği geri dönmez hey!
Vur davula vur!
Çalsın kösler, inlesin yayla!
At kişnesin, kılıç şakırsın!
Ölüm dedikleri bir nefeslik gölge,
Erler onun üstüne yürüsün!
Hû hey!
Bozkırdan kopmuşuz rüzgâr misali,
Alnımız ak, sözümüz keskindir.
Mertliktir ekmeğimiz, şeref suyumuz,
Namus için dökülen kanımızdır.
Hayda bre!
Bir elde sancak, bir elde kılıç,
Güneş doğar çeliğin ağzından.
Yedi iklim üstümüze çökse bile,
Korku geçmez yiğidin nazından.
Deh! Deh!
At sürün beyler, duman tütsün!
Yay gerilsin, oklar uçsun!
Ölüm bir kere gelir insana,
Şerefsiz yaşamaktansa
Bin kez ölmek yeğ olsun!
Hey yâ!
Ana doğurur er diye,
Toprak çağırır gün diye.
Yiğit dediğin dar günde belli olur,
Dost için ateşe yürür,
Yurt için canını verir.
Bre!
Çelik kırılır, dağlar aşınır,
Irmak kurur, çağlar değişir.
Fakat mert adamın adı kalır,
Kopuzlarda, destanlarda,
Oğuldan oğula erişir.
Hû hey, hû hey!
Kurt ulusun gecelerde,
Kartal dönsün tepelerde!
Biz ölümü düğün bilen
Eski erlerin soyuyuz!
Vur davula vur!
İnlesin dağlar, taşlar!
Yiğit düştü sanmayın,
Bir can gider, bin ad doğar!
Hey bre!
Hey bre!
Yiğidin yolu korkudan geçmez!
Yiğidin adı ölümle silinmez!
Yiğidin nâğrası çağları deler:
"Şeref için yaşadım,
Şeref için ölürüm!"
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
ŞUNA BAK HELE
=======================
ŞUNA BAK HELE
Hala eski değirmende gebiç peşinde;
Eşi de yok; desem zihnet, minnet eşinde,
Bir ittifak kurmuş ki leşi dişinde;
Milletle zıtlaşıyor şuna bak hele ...
Ne dediğini bilmiyor ağzı salyalı,
Beyin paketlenmiş, baktım balyalı,
Yüreğim acıyor sandım; kalbim yaralı,
Hala kumpas peşinde şuna bak hele.
Ne söylesem kendince; esip gürlüyor,
Konuşmuyor sanki inan hırlıyor,
Belli ki köpek sahibini kolluyor,
Önüne yatıyor şuna bak hele.
Sadık desem bir sadıklığını görmedik,
Geçmişine baktık yeni karar vermedik,
Biz bu deyyusu ta! İlk baştan sevmedik,
Türk’e bey olurmuş şuna bak hele ...
Kaybolan yıllarım mefkurem oldu,
Terk ettim manyağı ülküm kurtuldu,
Bu manyak yüzünden nutkum tutuldu,
Çakallarla yürüyor şuna bak hele ..
Hacıbey ÖZBAY
Hızır OZAN
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Atatürk Napmış öyle mi?
Atatürk Napmış öyle mi? Bu belgeler, 15-Mayıs-1919’da gerçekleşen İzmir’in İşgali’nden sadece 10 gün sonrasına aittir. İşgal sırasında orada bulunan Türk havacı subayların, bölgedeki durumu ve işgalin detaylarını raporlamak üzere İstanbul’a döndüklerini ve bu raporların resmen Genelkurmay’a sunulduğunu kanıtlamaktadır. Bu raporlarda bahsi geçen subayların gözlemlerinin, o dönemde Anadolu’da başlayacak olan direnişin istihbarat altyapısına katkı sağladığı bilinmektedir. Belgeler, Türk Havacılık Tarihi ve Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç dönemi (İzmir’in işgali sonrası) açısından büyük önem taşıyan tarihi bir yazışmadır. *BELGELERİN GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİ: * Belge No: 2367 Gönderen Makam: Harbiye Nezareti (Savaş Bakanlığı) - Teknik Birlikler ve Hava Kuvvetleri Müfettişliği Yer ve Tarih: İstanbul (Dersaadet), Ahırkapı - 25-Mayıs-1919 Hazırlayan: Teknik Birlikler ve Hava Kuvvetleri Müfettişi Albay (Miralay) Esat Bey tarafından. Yüce Savaş Bakanlığı Makamına (Harbiye Nezaret-i Celilesine) İzmir hava istasyonu subaylarından olup, İzmir’in işgali sırasında İzmir ve civarında bulunmuş olan ve bu defa İstanbul’a dönmüş bulunan Yüzbaşı Mustafa ile Üsteğmen (Mülazım-ı Evvel) Nihat Efendilerin hazırladığı iki adet rapor; Bakanlık makamının görüşlerine ve incelemelerine sunulmak üzere ilişikte (ek olarak) sunulmuştur. Gereğinin yapılmasını arz ederim. Teknik Birlikler ve Hava Kuvvetleri Müfettişi Albay (Miralay) Mahmut (İmza) İzmir’in işgali sırasında yaşananları rapor eden bir havacı subayı olan Üsteğmen Nihat’ın tanıklık ettiği olayları içermektedir. Belge No: 2367 İstanbul 23.5.335 (23-Mayıs-1919) Hava Kuvvetleri (Kuva-yı Havaiye) Şubesi Müdürlüğüne Gördüklerim (Meşhûdatım) Bendeniz, İzmir Tayyare İstasyonu’na bağlı Dördüncü Tayyare Bölüğü havacılarındanım. 26-Nisan-1335 (1919) tarihinde İzmir’deki kapatılmış olan tayyare bölüklerinin muhasebe evraklarını müfettişliğe teslim etmekle görevlendirilerek istasyon komutanının emriyle gönderildim. Görevimin bitmesi üzerine, 13 Mayıs 335 tarihinde bölüğüme katılmak üzere İzmir’e hareket ettim. 14 Mayıs 335 tarihinde Bandırma’dan trene binerek hareket edip, ayın on beşinci günü öğle vakti Menemen İstasyonu’na ulaştım. Menemen Mevki Komutanı olan bir binbaşı bey tarafından Menemen İstasyonu’nda nereye gideceğim soruldu; İzmir’de durumun vahim olduğu için gitmememin daha iyi olacağını söyledi. Bu sırada İzmir’den gelen, üzerinde Yunan bayrağı bulunan bir trenle Menemen İstasyonu’nda karşılaştık. Trenin içerisinde Gözlemci Üsteğmen Bahaettin Efendi’nin emir eri Manisalı Hasan’a rastladım. Kendisi büyük zorluklarla İzmir’den Rumların elinden kurtulduğunu; subaylara, askerlere ve Türk halkına çok kötü muameleler yapıldığını, hareketimi birkaç gün ertelemem gerektiğini söyledi. Menemen İstasyonu’na indim. Menemen’de bulunan eski On İkinci Tayyare Bölüğü Komutanı Yüzbaşı Mustafa Efendi ile görüşüp, durum uygun olduğu takdirde ertesi günü İzmir’e gitmeye karar verdim. Menemen’de hükümet konağı karşısındaki kahvede otururken halktan ve memurlardan bir kısmı, Yunan askerlerinin Menemen’i işgal etmek için Çiğli İstasyonu’nu geçtiklerini söyledi. Ayrıca Menemen Kaymakamı’nın; memur, halk ve kendisiyle birlikte Yunan bayrakları ve çiçek buketleri ile istasyonda karşılamak için emir verdiğini orada konuştuğum memur söyledi. Bunun üzerine yanımda bulunan Maltepe Subay Adayı Eğitim Merkezi subaylarından Subay Vekili Naci Efendi ile birlikte yaya olarak Menemen’den Manisa’ya gittim. İki üç gün Manisa’da kaldım. Her gün istasyona bilgi almak için gidiyordum; ancak hiç yolcu bir subaya rastlayamadım. Bazı sivillerden durumun iyileştiğini ve memurların, subayların görevlerine başlamalarına müsaade edildiğini, hatta Barış Konferansı tarafından İzmir’deki Yunan işgal kuvvetlerinin tahliyesi için emir verildiğini söylediler. Bunun üzerine Mayıs’ın on sekizinci günü İzmir’e hareket ettim. İstasyonun içi Fransızların işgali altında bulunduğundan burada yolcu ve subaylar bir sorunla karşılaşmıyordu. Ancak istasyondan çıkar çıkmaz süngülü Yunan Efzun askerleri ile yerli Rum halkı tarafından durdurulup ellerimi yukarı kaldırmam konusunda uyarıldım. Üzerimi aradılar; yanımda bulunan paralarla birlikte tüm evrakımı ve gümüş tabakamı, saatimi aldılar. Kafama bir yumruk ve bir tüfek dipçiği vurarak istasyon karşısındaki Sadıkbey Oteli’nin altındaki kahveye hapsettiler. Burada daha başka subay, polis, asker ve sivil halkın tutuklu olduğunu gördüm. Subay Vekili Naci Efendi ile bizi ayırdılar. Aynı hakaretlere o da maruz kaldı. Kendileri tarafından Rumca birtakım sözlerle tehdit ediliyordum./*"Sakız ve Sisam’a niçin bomba atıyormuşsunuz?"*/ diye birtakım sözler söyleyip küfrettiklerini anladım. Orada kahvenin içinde bulunanlardan bazıları bize karşı niyetlerin kötü olduğunu, mümkünse kaçmamız gerektiğini söylediler. Otelin düzenini daha önce kaldığım için biliyordum. Bitişiğinde bulunan lokantaya kahvenin içinden geçiliyordu. Kahve içindeki nöbetçi hem bize hem de diğer tutuklu olanlara nezaret ediyordu. Subay ve askerleri burada aradıktan sonra döverek, aşağılayarak, kalpaklarını ve üniformalarını çiğneyerek bir kısmını kışlaya, bir kısmını da Averof ve Patris zırhlılarına hapsediyorlarmış. Bunun üzerine uygun bir fırsattan istifade ederek lokantanın penceresinden adı geçen Naci Efendi ile atlayarak firar edip karanlıktan faydalanarak Basmane İstasyonu’na Kemer tarafından girdik ve bir yük vagonunun içine saklandık. Sabaha karşı Bandırma’ya gidecek olan yolcular gelmeye başladılar. İsmini hatırlayamadığım bir kişi tarafından olayı anlatmam üzerine yolculardan bir sivil palto ile birer fes getirdiler. Bunları giyip yolcu vagonuna girdik, biletimizi de kendileri aldılar. Bu şekilde Bandırma’ya ulaştık. Merkez Komutanlığı tarafından işlemlerimiz yapılarak İstanbul’a geldik. Gördüklerim bundan ibarettir. Duyduklarım (Mesmûatım) Birçok kişiden işittiğime göre; subay ve askerler çok kötü muamelelere maruz kalmış. Esas meseleyi ayrıntılarıyla Harbiye Nezareti Levazım-ı Umumiye İkinci Şubesi’nde Tabur Katibi Mehmet Emin Efendi’den öğrendim. Kendisi de bizimle beraber geldi, şu an İstanbul’dadır. Subay ve erler, komutanlar, yüksek rütbeliler tamamen darp edilerek; kalpaklar ve üniformalar parçalanmış, birçoğu şehit ve yaralı düşmüştür. Yunan askerlerinden daha ziyade yerli Rumlar tarafından tecavüz (saldırı) olmuş, sokaklarda bulunan halk ve subaylar, olay esnasında ya kurşun ile veya süngü ile şehit veya yaralanmış. Subaylar toplu olarak Yunan neferleri tarafından Kordon’dan vapura götürülürken, balkonlardan, pencerelerden, sokaklardan Yunan yerlileri tarafından üzerlerine ateş edilerek, bir kısmı da bu suretle yaralanmış ve şehit edilmiş. Müslüman evleri ve dükkânlarından bir kısmı, bilhassa subay evlerinden ekserisi yağma edilmiş, kışla da tamamen yağma edildiği gibi evrak namına da hiçbir şey kalmamış. İşgal günü telgraf hatları da katedilmiş (kesilmiş) ve Seydiköy ile civarındaki Rumlar, uçak hangarlarına ve civarındaki kışlaya taarruz edip uçakları parçalamışlar. Orada ele geçirilen subay ve erleri şehit etmişler. Cuma Ovası ve mücavir (komşu) mahallelerde de aynı hal vaki olmuş. Hatta Vali İzzet Bey ile Kolordu Komutanı Nadir Paşa Hazretleri de darp ve tahkir edilmiş (dövülmüş ve aşağılanmış). Yukarıda arz ettiğim Tabur Katibi Mehmet Emin Efendi’den şehit edilen ve yaralı düşen ve kayıp olan subayların esamisini (isimlerini) aldım. Adı geçenin de fena halde darp edilip, üzerinde mevcut parası da gasp edilmiş. İzmir’de tokat, sopa yemeyen bir subay mevcut değilmiş. İzmir Uçak İstasyonu Halit Bey’in hanesinde bulunan ve istasyona bağlı bulunan Marangoz Sabri Efendi de iki gün önce İstanbul’a geldi. Kendisinden de öğrendiklerimi arz ediyorum. Vaka günü İstasyon Komutanı Halit Bey’in hanesinde imiş. Halit Bey’in hanesindeki hizmetçi bir Rum kadını tarafından Yunan askerlerine ihbar edilmiş. Süngülü askerler ve ahali gelerek, döve döve Halit Bey’i ve hanesinde Uçakçı Behçet Efendi’yi de döverek, ailelerini de bir çok hakaretlere maruz bırakarak evden dışarıya atmışlar ve evin içerisinde mevcut bulunan eşyayı tamamen yağma etmişler. Marangoz Sabri Efendi’yi de sıkıştırarak ve paraların nerede olduğunu söylemesi için kesmek için yatırırlar, boynunda bugün kasaturanın çizgisi mevcuttur. Bizzat gördüğüm gibi Yüzbaşı Mustafa Efendi de gördü. Halit Bey’i ve Behçet Efendi’yi döverek kışlaya götürüp hapsetmişler ve marangoz Sabri’yi de dövdükten sonra hapsetmişler ve bilahare tahliye etmişler, hatta Tabur Katibi Mehmet Emin Efendi’den işittiğime göre uçakçılardan birisinin ailesinin namusuna tecavüz ettikleri gibi, dört beş yaşlarında bulunan kerimesinin (kızının) bile iffetini ihlal ettiklerini söyledi. Arkadaşlardan Osman Tayyar Efendi, İbrahim Hakkı Efendi, Zabıt Uçakçısı Sabri Efendi’nin kayıp olduğunu Mehmet Emin Efendi’den aldığım listede gördüm. Maruzatım bundan ibarettir. İzmir 4. Bölük Uçakçısı Mülazım-ı evvel (Üsteğmen) İmza (Nihat) 1376 5.5.35 (5 Mayıs 1919) Bahri tayyarecilerinden (deniz uçakçılarından) siyahi iki tayyareci vardır, birisinin cesedinin denizden çıkarıldığını haber aldım. Arkadaşlardan Yüzbaşı Mustafa Efendi ve Rasit Mülazım-ı evvel İhsan Efendi de beraber geldiler. Kendilerinin paraları gasp edilerek tahkikata maruz kalmışlardır. Şehit ve yaralı ve kayıp olan zabitanın (subayların) esamisini (isimlerini) yarın takdim edeceğim maruzdur. */"ATATÜRK NE YAPTI Kİ " /ÖYLE Mİ! ? * *KAYNAK: * T.C. Milli Savunma Bakanlığı Arşiv ve Askeri Tarih Daire başkanlığı Askeri Tarih Belgeleri Dergisi Ocak 1992 sayı: 93 Oraj POYRAZ(0raj.p0yraz@neomailbox.net) L2fSIJNoA0xfSNxA ------------------------------------------------------------------------
Donanmada Sayısal Gurur ve Stratejik Gerçekler
Gemi Çok Ama Kurmay Aklı Nerede? Gurur mu Gaflet mi? İşte Gerçek!
Sadi ÖZGÜL
Haz 29
Sokaktaki vatandaşın helal vergileriyle alınan gemilerin bugün Ankara koridorlarında yalnızca birer sayı olarak görülmesi haksızlık olmaz mı?
Emekli bir general televizyonda “125 gemimiz var” diye övünürken, iddiasının gerçek askeri güç mü yoksa büyük yanılsama mı olduğu sorusu cevapsız kalıyor. Eğer kurmay zekâ yerini boş özgüvene bırakmışsa, TSK şanlı prestijini masada kaybedebilir. Hamaset karın doyurmaz; stratejik körlük ise orduyu her geçen gün koca demir yığınına çevirme riskini artırır.
Milli Savunma Bakanlığı liyakat yerine boş sloganlara teslim olursa, askeri deha etkisizleşir ve yerini rütbeli kibrin yıkıcı bedelleri alır. Gerçek güç, düşmanı küçümsemekte değil, eldeki teknolojiyi doğru kullanmaktadır.
Kendi Kıyında Aslan Kesilip Aç Denizde Motor Susturmak
ABD Deniz Kuvvetleri Florida’dan kalkıp 10 bin mil ötede operasyon yaparken biz, Akdeniz’in kıyısında devriye gezmeyi başarı sayıyoruz. Oysa donanmanın motoru açık denizde susacaksa o güçten fayda beklenemez; çünkü gerçek menzil, gemi sayısıyla değil, ikmalsiz çatışma süresiyle ölçülür.
Lojistik derinliği olmayan her filo, ana üssünden uzaklaştığında düşman için kolay av haline gelir ve kıyı muhafızlığından öteye gidemez. Donanma, Marmara’daki sularda ve limanlarında değil, engin denizlerde hayatta kalabildiği sürece caydırıcıdır. Lojistikten yoksun her harekât planı, personelini geri dönemeyecek tabutlara hapsetmek gibidir; denizin ortasında iplerini elinde tutamayan her güç için son, kaçınılmaz hezimettir.
Sayıların Gizlediği Dehşet ve Paslı Demirlerin Akıbeti
Halkın göğsünü kabartan 125 sayısı, modern Arleigh Burke sınıfı ABD muhribi karşısında anlamını yitirebilir. Tek bir ABD gemisinin radar kapasitesi, onlarca eski gemimizi saniyeler içinde etkisiz hale getirebilirken, algoritma savaşında demir yığınına dönüşmüş platformların şansı olmayacaktır. Ağ merkezli komuta yapısı olmadan gemiler yalnızca hedef listesini büyütür ve teknolojik intiharı beraberinde getirir.
Gerçek güç, parça sayısında değil, birimlerin iletişim hızındadır. Modern füzeler karşısında hedef olmaktan öteye geçemeyiz; teknolojik fark kapanmadıkça yapılan her kıyaslama halkı oyalayan illüzyon olarak kalacaktır. Sensör avcılarının dolaştığı sahada paslı gövdelerle savunma yapmak imkânsızdır.
Milli Sanayisinin Gizli Prangası ve Yabancı Yürekler
ASELSAN ve TUSAŞ ile yakalanan ivme gurur verici olsa da, geminin gövdesi yerli iken motorunun hâlâ Alman malı veya başka bir ülkenin olması düşündürücüdür. Füzelerin çoğu ABD’den, çipler Tayvan’dan geliyorsa, dost bildiğiniz darbe sandığınızdan çok daha sert olabilir. Kendi işlemcisini üretemeyen her ülke küresel tedarik zincirine mahkûmdur ve tasarıma yapılan makyaj gerçek bağımsızlık sağlamaz.
Savunma sanayimiz dev montaj atölyesine dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Yerli platformlara sızan yabancı parçalar, kritik anda işlevini yitirecek birer Truva atıdır. Bu zincirler kırılmadıkça milli savunma hikayesi pamuk ipliğine bağlı kalacak, ambargoların gölgesinde hayal olarak kalacaktır. Kendi kalbinizi üretmeden atılan her adım ise yabancı güçlerin lütfuna bağımlılıktan öteye geçemez.
Cebinde Para ve Ruhunda Adalet Olmayan Ordu
Ordunun gerçek gücü gemi tonajında değil, o güvertede görev yapan yiğitlerin sarsılmaz moralinde yatar. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, askeri personeli yoksulluk sınırının altına itmişse, ciddi güvenlik açığının başladığını gösterir. Evine ekmek götürme derdine düşen bir asker, cephede nasıl savaşma azmi gösterebilir?
Milli Savunma Üniversitesi liyakati terk edip belirsizlik ve kayırmacılığa teslim olursa, geleceğin komuta kademesi temelden çöker. Askeri güç, ancak toplumun refahıyla sürdürülebilir; cebinde parası olmayan ordunun en gelişmiş silahı bile anlamını yitirir. Savunma bütçesi öncelikle insan onuruna yatırım yapmalıdır, aksi takdirde ekonomi çökerken övünülen kalkan da paramparça olur. Adaletin olmadığı yerde disiplin, disiplinin olmadığı yerde ise zafer asla mümkün değildir.
Pragmatik Kurtuluş Planı ve Jeopolitik Yansımalar
Siyasal irade, orduyu iç siyasetin aracı olmaktan çıkarıp rasyonel devlet aklına yönlendirmelidir. Ege ve Doğu Akdeniz’de yalnızlaşmamak için hamaset yerine otonom teknoloji ve güçlü ekonomiyle sahada etkinlik gösterilmelidir. Öncelikle motor bağımlılığını bitirecek ulusal güç grubu projeleri desteklenmeli, personel onur seviyesine yükseltilerek liyakat sistemi yeniden kurulmalıdır.
Batı bloğuyla teknolojik bağları koparmadan milli otonomiyi inşa edecek esnek diplomasi şarttır. Aksi takdirde Ankara, yalnızca slogan atan başkent olarak kalacak ve stratejik tecrit içinde askeri stres testinde kırılacaktır. Beka; bağırmakla ve hamasetle değil, içeride adaletin ve dışarıda gerçek caydırıcılığın sağlanmasıyla korunur. Türkiye’nin çıkış yolu, masada pragmatizmden, sahada ise tam bağımsız yerli üretimden geçmektedir.
SADİ ÖZGÜL
© 2026 Sadi ÖZGÜL
548 Market Street PMB 72296, San Francisco, CA 94104
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |
Donanmada Sayısal Gurur ve Stratejik Gerçekler
Donanmada Sayısal Gurur ve Stratejik Gerçekler
Sadi ÖZGÜL
Haz 29
Sokaktaki vatandaşın helal vergileriyle alınan gemilerin bugün Ankara koridorlarında yalnızca birer sayı olarak görülmesi haksızlık olmaz mı?
Emekli bir general televizyonda “125 gemimiz var” diye övünürken, iddiasının gerçek askeri güç mü yoksa büyük yanılsama mı olduğu sorusu cevapsız kalıyor. Eğer kurmay zekâ yerini boş özgüvene bırakmışsa, TSK şanlı prestijini masada kaybedebilir. Hamaset karın doyurmaz; stratejik körlük ise orduyu her geçen gün koca demir yığınına çevirme riskini artırır.
Milli Savunma Bakanlığı liyakat yerine boş sloganlara teslim olursa, askeri deha etkisizleşir ve yerini rütbeli kibrin yıkıcı bedelleri alır. Gerçek güç, düşmanı küçümsemekte değil, eldeki teknolojiyi doğru kullanmaktadır.
Kendi Kıyında Aslan Kesilip Aç Denizde Motor Susturmak
ABD Deniz Kuvvetleri Florida’dan kalkıp 10 bin mil ötede operasyon yaparken biz, Akdeniz’in kıyısında devriye gezmeyi başarı sayıyoruz. Oysa donanmanın motoru açık denizde susacaksa o güçten fayda beklenemez; çünkü gerçek menzil, gemi sayısıyla değil, ikmalsiz çatışma süresiyle ölçülür.
Lojistik derinliği olmayan her filo, ana üssünden uzaklaştığında düşman için kolay av haline gelir ve kıyı muhafızlığından öteye gidemez. Donanma, Marmara’daki sularda ve limanlarında değil, engin denizlerde hayatta kalabildiği sürece caydırıcıdır. Lojistikten yoksun her harekât planı, personelini geri dönemeyecek tabutlara hapsetmek gibidir; denizin ortasında iplerini elinde tutamayan her güç için son, kaçınılmaz hezimettir.
Sayıların Gizlediği Dehşet ve Paslı Demirlerin Akıbeti
Halkın göğsünü kabartan 125 sayısı, modern Arleigh Burke sınıfı ABD muhribi karşısında anlamını yitirebilir. Tek bir ABD gemisinin radar kapasitesi, onlarca eski gemimizi saniyeler içinde etkisiz hale getirebilirken, algoritma savaşında demir yığınına dönüşmüş platformların şansı olmayacaktır. Ağ merkezli komuta yapısı olmadan gemiler yalnızca hedef listesini büyütür ve teknolojik intiharı beraberinde getirir.
Gerçek güç, parça sayısında değil, birimlerin iletişim hızındadır. Modern füzeler karşısında hedef olmaktan öteye geçemeyiz; teknolojik fark kapanmadıkça yapılan her kıyaslama halkı oyalayan illüzyon olarak kalacaktır. Sensör avcılarının dolaştığı sahada paslı gövdelerle savunma yapmak imkânsızdır.
Milli Sanayisinin Gizli Prangası ve Yabancı Yürekler
ASELSAN ve TUSAŞ ile yakalanan ivme gurur verici olsa da, geminin gövdesi yerli iken motorunun hâlâ Alman malı veya başka bir ülkenin olması düşündürücüdür. Füzelerin çoğu ABD’den, çipler Tayvan’dan geliyorsa, dost bildiğiniz darbe sandığınızdan çok daha sert olabilir. Kendi işlemcisini üretemeyen her ülke küresel tedarik zincirine mahkûmdur ve tasarıma yapılan makyaj gerçek bağımsızlık sağlamaz.
Savunma sanayimiz dev montaj atölyesine dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Yerli platformlara sızan yabancı parçalar, kritik anda işlevini yitirecek birer Truva atıdır. Bu zincirler kırılmadıkça milli savunma hikayesi pamuk ipliğine bağlı kalacak, ambargoların gölgesinde hayal olarak kalacaktır. Kendi kalbinizi üretmeden atılan her adım ise yabancı güçlerin lütfuna bağımlılıktan öteye geçemez.
Cebinde Para ve Ruhunda Adalet Olmayan Ordu
Ordunun gerçek gücü gemi tonajında değil, o güvertede görev yapan yiğitlerin sarsılmaz moralinde yatar. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, askeri personeli yoksulluk sınırının altına itmişse, ciddi güvenlik açığının başladığını gösterir. Evine ekmek götürme derdine düşen bir asker, cephede nasıl savaşma azmi gösterebilir?
Milli Savunma Üniversitesi liyakati terk edip belirsizlik ve kayırmacılığa teslim olursa, geleceğin komuta kademesi temelden çöker. Askeri güç, ancak toplumun refahıyla sürdürülebilir; cebinde parası olmayan ordunun en gelişmiş silahı bile anlamını yitirir. Savunma bütçesi öncelikle insan onuruna yatırım yapmalıdır, aksi takdirde ekonomi çökerken övünülen kalkan da paramparça olur. Adaletin olmadığı yerde disiplin, disiplinin olmadığı yerde ise zafer asla mümkün değildir.
Pragmatik Kurtuluş Planı ve Jeopolitik Yansımalar
Siyasal irade, orduyu iç siyasetin aracı olmaktan çıkarıp rasyonel devlet aklına yönlendirmelidir. Ege ve Doğu Akdeniz’de yalnızlaşmamak için hamaset yerine otonom teknoloji ve güçlü ekonomiyle sahada etkinlik gösterilmelidir. Öncelikle motor bağımlılığını bitirecek ulusal güç grubu projeleri desteklenmeli, personel onur seviyesine yükseltilerek liyakat sistemi yeniden kurulmalıdır.
Batı bloğuyla teknolojik bağları koparmadan milli otonomiyi inşa edecek esnek diplomasi şarttır. Aksi takdirde Ankara, yalnızca slogan atan başkent olarak kalacak ve stratejik tecrit içinde askeri stres testinde kırılacaktır. Beka; bağırmakla ve hamasetle değil, içeride adaletin ve dışarıda gerçek caydırıcılığın sağlanmasıyla korunur. Türkiye’nin çıkış yolu, masada pragmatizmden, sahada ise tam bağımsız yerli üretimden geçmektedir.
SADİ ÖZGÜL
© 2026 Sadi ÖZGÜL
548 Market Street PMB 72296, San Francisco, CA 94104
- - - - - - - - - - - - -
a45UyF587661
- - - - - - - - - - - - -
| Gruba mesaj göndermek icin To send a message to the group |
: |
ozgur-gundem@googlegroups.com |
| Gruba üye olmak icin To join the group |
: |
ozgur-gundem+subscribe@googlegroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak için To write to the group founder |
: |
0raj.p0yraz@neomailbox.net / oraj.poyraz@openmail.cc |
| Grup Sayfamız Our Group Page |
: |
https://groups.google.com/g/ozgur-gundem/ |
| Arzu ederseniz bloğuma da göz atabilirsiniz You can also check out my blog if you wish |
: |
http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
| Yeni web sayfam Our new website |
: |
https://erkin.cc/ |
| Eposta adresleri (Derdiniz varsa buradan ulaşın.) Email addresses (Contact us here if you have any problems.) |
: |
Oraj.Poyraz@erkin.cc 0raj.p0yraz@neomailbox.net oraj.poyraz@openmail.cc |